Kadınlar Dünya Kupası Öncesi Silahlı Saldırı: 2 Ölü

FIFA (Uluslararası Birlik Futbolu Federasyonu) Kadınlar Dünya Kupası’nın başlamasına saatler kala Yeni Zelanda’nın Auckland şehir merkezindeki yüksek katlı şantiyeyi basan silahlı bir kişi, işçilere ateş ederek iki kişiyi öldürdü.

Silahlı saldırı da dört sivilde yaralandı. Saldırgan, bir polis memurunun yaralandığı çatışmanın ardından ölü ele geçirildi. Çatışma, Norveç Takımı ve diğer futbol takımlarının kaldığı otellerin yakınında meydana geldi.

Yeni Zelanda Başbakanı Chris Hipkins saldırının bir terör olayı olarak değerlendirilmediğini belirtti ve turnuvanın planlandığı gibi başlayacağını ifade etti.

Hipkins, polisin tehdidi etkisiz hale getirdiğine dair halka güvence verdi ve devam eden herhangi bir risk olmadığını vurguladı. Başbakan, saldırının arkasında herhangi bir siyasi ya da ideolojik motivasyonun tespit edilmediğini belirtti.

Hipkins ayrıca “açılan ateşe ve doğrudan tehlikeye koşan Yeni Zelanda Polisi’nin cesur erkek ve kadınlarına” teşekkür etti.

Polis Komiseri Andrew Coster, silahlı saldırganın daha önce şantiyede çalışmış 24 yaşında bir genç olduğunu ve saldırıyı gerçekleştirme motivasyonunun şantiyedeki işiyle bağlantılı göründüğünü söyledi.

Coster, silahlı saldırganın aile içi şiddet geçmişi olduğunu ve ev hapsi cezası aldığını ancak Queen Street’in alt kısmındaki şantiyede çalışmak için muafiyeti olduğunu söyledi.

Silahlı saldırgan sabah 7:20 sularında ateş etmeye başladı. Coster, birçok işçi kaçarken ya da saklanırken saldırganın bina içinde dolaşarak insanlara ateş ettiğini söyledi.

Coster, silahlı saldırganın daha sonra üçüncü kattaki bir asansör boşluğuna barikat kurduğunu, özel harekat polislerinin üst ve alt katları emniyete aldıktan sonra saldırganla çatışmaya girdiğini söyledi.

Coster, “Saldırgan polise ateş ederek bir memuru yaraladı,” dedi. “Karşılıklı ateş açıldı ve saldırgan daha sonra ölü bulundu.”

Coster, silahlı saldırganın polis tarafından mı vurulduğunun yoksa kendisinin mi intihar ettiğinin henüz netlik kazanmadığını söyledi. Saldırganın silah ruhsatı olmadığını ve bu nedenle silah bulundurmaması gerektiğini söyledi.

Belediye Başkanı Wayne Brown da tüm FIFA personeli ve futbol takımlarının güvende olduğunu belirtti. Spor Bakanı Grant Robertson ise güvenlik için ek polis güçlerinin görev yapacağını belirtti.

Yeni Zelanda 2019 yılında, bir silahlı saldırganın Christchurch kentindeki iki camide 51 kişiyi katletmesinden haftalar sonra, ülkenin en kötü toplu katliamında saldırı silahlarını yasakladı.

Bunu takip eden bir geri alım programıyla silah sahipleri 50.000’den fazla AR-15 tarzı tüfeği ve diğer saldırı silahlarını polise teslim etti.

Kadınlar Dünya Kupası’nın açılış maçı Türkiye saatiyle 10:00’da Yeni Zelanda ve Norveç arasında oynanacak.

Paylaşın

Tahıl Koridoru Anlaşması: Rusya’dan BM’ye Üç Ay Süre

Bu gece yarısından itibaren Karadeniz’de Ukrayna’ya doğru giden tüm gemilerin potansiyel askerî hedef sayılacağını bildiren Rusya, Tahıl Koridoru Anlaşması’nın koşullarını yerine getirilmesi için Birleşmiş Milletlere (BM) üç ay süre verdi.

Türkiye ve BM’nin Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı imzaladığı anlaşma, Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ihracatını düzenlerken, Rusya ile imzalanan diğer anlaşma, Rus tahıl ve gübre ihracatının Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan etkilenmemesini güvence altına alıyordu. Rusya, bu konuda yeterli adımların atılmadığı gerekçesiyle daha önce de defalarca anlaşmayı uzatmama tehdidinde bulunmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, Rus tahıl ve gübresinin ihracatıyla ilgili anlaşmanın uygulanması ve Rusya’nın masaya dönmesi için topun BM’de olduğunu belirterek “Rusya-BM memorandumu, aynen alıntılıyorum, üç yıllığına yürürlükte kalacaktır. Taraflardan birinin anlaşmadan çekilmek istemesi durumunda üç ay önceden bildirimde bulunması gerekmektedir. Biz şu an bu bildirimde bulunmuş oluyoruz” diye konuştu.

Buna göre BM’nin somut sonuçlar ortaya koymak için üç ay süresi bulunduğunu belirten Zaharova, “Dolayısıyla BM Sekreterliği’ndekiler mikrofonlara koşmasınlar, bu üç ayı somut sonuçlara ulaşmak için kullansınlar. Somut sonuçlar çıkarsa bu kapsamlı konuda görüşmelere geri döneriz” ifadelerini kullandı.

Rusya ayrıca, Tahıl Koridoru Anlaşması ile ilgili yaşanan gerginliğin ardından Karadeniz’de Ukrayna yönüne gitmekte olan yük gemilerini potansiyel askerî hedef olarak göreceğini bildirdi.

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “20 Temmuz Moskova saatiyle gece yarısı saat 00.00’dan itibaren Karadeniz’de, Ukrayna limanlarına doğru seyretmekte olan tüm gemiler, potansiyel askerî kargo taşıyıcısı olarak değerlendirilecektir. Bu gemilerin bayrak devletleri, Kiev rejimi yanında Ukrayna ihtilafına taraf olmuş sayılacaktır” ifadesine yer verildi. Karadeniz’in kuzeydoğu ve güneydoğu kesimlerindeki uluslararası karasuları, seferler açısından “geçici olarak tehlikeli” ilan edildi.

Rusya Pazartesi günü, Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda geçen yıl Temmuz ayında İstanbul’da imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşmasını, Rusya’ya yönelik taahhütlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle askıya almıştı. Türkiye ve BM’nin Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı imzaladığı anlaşma, Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ihracatını düzenlerken Rusya ile imzalanan diğer anlaşma, Rus tahıl ve gübre ihracatının Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan etkilenmemesini güvence altına alıyordu. Rusya, bu konuda yeterli adımların atılmadığı gerekçesiyle daha önce de defalarca anlaşmayı uzatmama tehdidinde bulunmuştu.

Ukrayna’dan devriye çağrısı

Ukrayna ise Türkiye’nin boğazlardan geçişlere izin vermesi durumunda anlaşmanın Rusya’sız da devam ettirilebileceğini savunmuş, ayrıca Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelere yük gemilerinin güvenliğini sağlama çağrısı yapmıştı. Rusya ise Ukrayna’yı, Karadeniz tahıl koridorunu askerî amaçlarla suistimal etmekle suçluyor.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Türkiye, Bulgaristan gibi bölgeyle irtibatlı ülkeleri içerecek bir askerî devriye oluşturmak için” BM tarafından görevlendirme yapılması önerisini gündeme getirdi.

“Batı anlaşmayı siyasi şantaj aracına dönüştürdü”

Karadeniz’de gerilim artarken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batılı ülkeleri, tahıl anlaşmasını siyasi amaçlarına alet etmekle suçladı. Putin, “Batı, gerçekten ihtiyacı olan ülkelere yardım etmek yerine anlaşmayı siyasi şantaj için kullandı, anlaşmayı küresel tahıl pazarındaki çokuluslu şirketler ve spekülatörleri zenginleştirmeye yönelik bir araca dönüştürdü” suçlamasında bulundu.

Tahıl anlaşmasının mevcut haliyle tüm anlamını yitirdiğini belirten Putin, Rusya’nın taleplerinin bütünüyle karşılanması durumunda tahıl anlaşmasına geri dönmeyi düşüneceklerini de sözlerine ekledi. Rusya’nın öncelikli talepleri arasında, tarım ürünleri ihracatında faaliyet gösteren Rus bankalarının SWIFT ödeme sistemine erişiminin sağlanması bulunuyor.

60 bin ton tahıl harap oldu

Rusya’nın, Ukrayna’nın liman kenti Odessa’ya Pazartesi başlattığı hava saldırıları Salı gecesi de sürdü. Çok sayıda füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) düzenlenen saldırılarda Ukrayna verilerine göre 60 bin tondan fazla tahıl harap oldu.

Ukrayna Tarım Bakanı Mykola Solskyi, saldırılarda Odessa ve Çornomorsk limanlarındaki tahıl depoları ve altyapının kasıtlı olarak hedef alındığını kaydetti. Solskyi, Salı gecesi Odessa yakınındaki Çornomorsk limanında ihracat için depolanan 60 bin tonluk tahılın harap olduğunu belirterek altyapıda meydana gelen hasarın tamamen giderilmesinin en az bir yıl alacağını söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı ise saldırıların hedefini cephane depoları ve askeri tesisler olarak açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de, Odessa’ya saldırıların tahıl anlaşmasının askıya alınmasıyla bağlantılı olduğunu savunarak Rusya’nın tahıl anlaşması altyapısını kasıtlı bir şekilde hedef aldığını savundu. Zelenskiy, “Her Rus füzesi sadece Ukrayna değil, dünyada normal ve güvenli bir yaşam sürdürmek isteyen herkes için bir darbedir” dedi.

Rusya ise Odessa’ya saldırıların, 2014’te ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nı Rus ana karasına bağlayan köprüye düzenlenen saldırıya misilleme amacı taşıdığını bildirmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore İki Balistik Füze Daha Fırlattı

ABD’ye ait askeri denizaltının Güney Kore’ye demirlemesinden saatler sonra Kuzey Kore, iki balistik füze fırlattı. Japonya, ilk füzenin 50 km irtifaya ulaştığını ve 550 km menzil kat ettiğini, ikincisinin ise 50 km kadar yükseğe çıkarak 600 km uçtuğunu duyurdu.

Son fırlatma, Kuzey Kore’nin en son Hwasong-18 kıtalararası balistik füze denemesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Pyongyang yönetimi önceki denemeyle ilgili “ABD ve diğer düşmanlara karşı bir uyarı” şeklinde açıklama yapmıştı.

ABD’ye ait bir balistik füze denizaltısının Güney Kore’ye ait limana ulaşmasından birkaç saat sonra Kuzey Kore iki balistik füze denemesinde bulundu. Kuzey Kore’nin füze fırlattığına dair bilgi Japonya ve Güney Kore orduları tarafından duyuruldu.

Ohio sınıfı nükleer silahlı bir balistik füze denizaltısı olan USS Kentucky, ülkenin güneydoğusundaki Busan limanına yanaştı.

Denizaltının gelişi ABD ile Güney Kore’nin, Kuzey Kore’ye karşı askeri işbirliğini geliştirdiğibir döneme rastlıyor. İki ülkenin işbirliği kapsamında 40 yıl sonra ilk kez bir ABD denizaltısı Güney Kore sularına demirlemiş oldu. Washington ve Seul, Kuzey Kore ile bir nükleer savaş durumunda karşı ülkeye nasıl karşılık verileceğine dair koordinasyonlara başlamıştı.

Denizaltına çıkan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, denizaltının gelişinin ittifakın ABD’nin stratejik varlıklarını konuşlandırma ve nükleer koruma sağlaması yönündeki kapasitesini vurguladığını söyledi.

Yoon yaptığı konuşmada, “Kuzey Kore’nin nükleer bir provokasyon düşünmesini imkansız hale getireceğiz. Eğer böyle bir şey yaparsa bunun rejiminin sonu olacağı konusunda açıkça uyardık” dedi.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore tarafından ateşlenen her iki füzenin de Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü açıkladı.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Pyongyang yönetimine bu tür fırlatmaları durdurma çağrısında bulundu. Güney Kore ordusundan yapılan açıklamada, “Kuzey Kore’nin art arda balistik füze fırlatmasını, Kore Yarımadası’nın ve uluslararası toplumun barış ve istikrarına zarar veren ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olan ciddi provokatif eylemler olarak şiddetle kınıyoruz” denildi.

ABD ordusu füze fırlatmalarından haberdar olduğunu ve müttefikleri ve ortaklarıyla yakın istişare halinde olduğunu bildirdi.

ABD Hint-Pasifik Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada fırlatılan füzelerin ABD ya da müttefikleri için acil bir tehdit oluşturmadığı ancak bu olayların Kuzey Kore’nin yasadışı silah programının istikrarı bozucu etkisinin altını çizdiği belirtildi.

Japonya Savunma Bakanı Yasukazu Hamada gazetecilere yaptığı açıklamada, ilk füzenin 50 km irtifaya ulaştığını ve 550 km menzil kat ettiğini, ikincisinin ise 50 km kadar yükseğe çıkarak 600 km uçtuğunu söyledi. Hamada, Japonya’nın Kuzey Kore’yi diplomatik kanallar aracılığıyla protesto ettiğini söyledi.

Son fırlatma, Kuzey Kore’nin en son Hwasong-18 kıtalararası balistik füze denemesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Pyongyang yönetimi önceki denemeyle ilgili “ABD ve diğer düşmanlara karşı bir uyarı” şeklinde açıklama yapmıştı.

Kuzey Kore’ye kaçan ABD askeri

Diğer yandan disiplin cezasıyla karşı karşıya olan Güney Kore’deki bir ABD askerinin yasadışı şekilde Kuzey Kore geçmesiyle ayrı bir kriz yaşanıyor. ABD Ordusu askerin kimliğini 2021 yılında birliğe er Travis T. King olarak açıkladı.

ABD Savunma Bakan Lloyd Austin, askerin salı günü iki Kore arasındaki sınırda bulunan Ortak Güvenlik Bölgesi’nde oryantasyon turundayken “kasıtlı olarak ve yetkisiz bir şekilde” Kuzey Kore’ye geçtiğini söyledi. Askerin akıbetini belirlemeye çalışan ABD’li yetkililer King’in Kuzey Kore’nin gözetimi altında olduğuna inandıklarını belirtti.

Seul’deki Ewha Üniversitesi profesörlerinden Leif-Eric Easley, “Kuzey Kore’nin son balistik füze ateşlemesinin muhtemelen bir Amerikan askerinin sınırı geçmesiyle ilgisi yok, ancak böyle bir olay da sorunların çözümüne yardımcı olmuyor” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

WMO’dan “Aşırı Sıcak” Uyarısı: Kalp Krizi Ve Ölüm Riskini Tetikliyor

Sıcak havalar nedeniyle artan kalp krizi riski konusunda uyarı yapan Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), sıradışı seyreden hava sıcaklıklarının kalp krizi kaynaklı ölüm riskini arttırdığını bildirdi.

WMO tarafından yapılan açıklamada “Etkisini hissettiren sıcak hava dalgasıyla birlikte Kuzey Amerika, Asya ve Kuzey Afrika’da hava sıcaklıkları uzun süre 40 derecenin üzerinde seyredecek. Çoğunlukla gündüz maksimum seviyeye ulaşan sıcaklıklara odaklanılıyor ancak gece yüksek seyreden sıcaklıklar özellikle yaşlılar ve çocuklar için risk oluşturuyor” denildi.

Uzmanlar ise mevcut hava sıcaklıklarının daha da artabileceğini, Avrupa’da etkili olan ve Türkiye’yi de vuran sıcak hava dalgasının etkisini daha da arttırabileceğini belirtiyorlar.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), kuzey yarımkürede görülen aşırı sıcak hava dalgalarının bu hafta içinde yeni sıcaklık rekorlarına yol açacağını duyurdu. Örgüt, Kuzey Amerika, Asya, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de bu hafta sıcaklığın, pek çok yerde 40 derecenin üzerinde seyredeceğini, bunun nedeninin de sıcak hava dalgalarının artması olduğunu açıkladı.

WMO, önümüzdeki günlerde, gündüz sıcaklıklarının yanı sıra, geceleri ölçülen sıcaklıklarda da yeni rekorlar kırılabileceği uyarısında bulunarak, bu nedenle kalp krizi riskinin ve can kayıplarının artabileceğine dikkat çekiyor.

Asıl riskin gece düşmeyen hava sıcaklığı olduğunu, bunun da insan sağlığı için en büyük tehlikeyi beraberinde getirdiğini vurgulayan WMO, özellikle de risk grubu diye adlandırılan kesimler için, geceleri yüksek seyreden sıcaklıkların büyük risk oluşturduğuna işaret ediyor. Bunun nedeninin de vücudun gece de dinlenememesi ve kendini yenileyememesi olduğu belirtiliyor.

WMO uzmanlarının basın mensuplarıyla düzenlediği toplantıda ayrıca şu dönem Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgalarının gelecekte daha da artacağı öngörüsü paylaşıldı. WMO’nun aşırı sıcaklıkla ilgili araştırmacıları arasında yer alan John Nairn’e göre dünya artık giderek daha da artan sıcak hava dalgalarına hazır olmalı; zira sıcak hava dalgaları sadece artmakla kalmayacak, yaşanan bu dalgalardaki yoğunluk da artış gösterecek.

WMO uzmanı Nairn, 1980’lerden beri kuzey yarımkürede meydana gelen aşırı sıcak hava dalgalarının altı kat arttığını da vurgulayarak, bu durumun insan sağlığını ve yaşam alanını çok ciddi bir şekilde tehdit ettiğini ifade etti.

Güncel bir araştırmaya göre geçen yıl sadece Avrupa’da aşırı sıcaklarla bağlantılı sağlık sorunları yüzünden 61 bin kişi hayatını kaybetti. Sıcak hava dalgaları insan ve hayvan sağlığı kadar, sebebiyet verdiği orman yangınları nedeniyle çevre açısından da en önemli tehditlerinden birini oluşturuyor.

Paylaşın

Kadın, Arkadaşıyla Kahve İçerken Göktaşı Çarptı

Fransa’da 6 Temmuz günü inanılmaz derecede sıra dışı bir olay meydana geldi. Kimliği henüz açıklanmayan bir kadına, terasta bir arkadaşıyla kahve içerken göktaşı çarptı.

Fransız gazetesi Les Dernières Nouvelles d’Alsace’ye göre, söz konusu kişi son derece nadir yaşanan bu olaydan sağ kurtulan ilk kişi olabilir.

Gazeteye verdiği röportajda kadın, “Yanımızdaki çatıdan büyük bir ‘boom’ sesi geldiğini duydum. Bir saniye sonra kaburgalarımda bir şok dalgası hissettim. Önce hayvanlardan, özellikle de yarasadan şüphelendim” diye konuştu.

Bazı hesaplamalara göre, bir insana meteorit çarpma olasılığı kabaca büyük piyangoyu iki kez kazanma veya yazı tura atıp arka arkaya 44 kez tura gelme olasılığına eşit.

NASA her gün kabaca 48 tonluk göktaşının Dünya’ya indiğini tahmin etse de bunların çok büyük kısmı insansız bölgelere veya denizlere düşüyor.

Kadına çarpan gizemli nesneyi inceleyen jeolog Thierry Rebmann, cismin demir ve silikon karışımından oluştuğunu tespit etti. Bu da nesnenin gerçekten bir göktaşı olma ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Rebmann, “Ilıman ortamlarda onları bulmak çok zordur” dedi: Çünkü bu ortamlarda diğer elementlerle birleşirler. Öte yandan çöl ortamında onları daha kolay buluruz.

İnsanlara göktaşlarının çarptığına dair çok az sayıda tarihi kayıt var.

1954’te ABD’de bir kadına 9 kiloluk göktaşı çarptığı biliniyor. Bu göktaşı evin tavanını delerek kadının üzerine düşmüştü. Bu olay, göktaşının bir insana çarptığı, doğrulanmış tek vaka diye de anılıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda 9 Bin 287 Sivil Hayatını Kaybetti

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda 9 bin 287 sivilin hayatını kaybettiği, 16 bin 384 kişinin de yaralandığı açıklandı. Savaşta çocukların en fazla etkilenen grup arasında yer aldığını ifade edilirken, 537 çocuğun öldürüldüğü bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen Ukrayna oturumunda, katılımcılar Rusya’ya savaşı sonlandırma ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na dönme çağrısı yaptı.

BM Siyasi ve Barış İnşası İşlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, burada yaptığı konuşmada, Rusya’nın Ukrayna savaşının üzerinden 500 gün geçtiğini, bu dönemin Ukrayna halkı için ” cehennem” gibi olduğunu söyledi.

DiCarlo, savaşın başlangıcından bu yana teyit edilen bilgilerin 9 bin 287 sivilin hayatını kaybettiğini, 16 bin 384 kişinin ise yaralandığını gösterdiğini belirtti.

Çocukların en fazla etkilenen grup arasında yer aldığını ifade eden DiCarlo, 537 çocuğun öldürüldüğünü bildirildi.

DiCarlo, bu yıl 79 ülkeden yaklaşık 345 milyon kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağının öngörüldüğünü kaydedilerek, “Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması 33 milyon ton gıdanın ihracatını sağladı. Küresel gıda fiyatlarını düşürdü.” açıklamasında bulundu.

BM ve Rusya arasındaki mutabakat zaptının da somut sonuçlar verdiğini aktaran DiCarlo, BM’nin çabalarını sürdürmeye devam edeceğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly ise Rus kamplarında yaklaşık 19 bin Ukraynalı çocuğun bulunduğunu belirterek, “Rusya Ukrayna’nın kimliğini ve kültürel tarihini çocukları savaş aracı olarak kullanarak silmek istiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünya izliyor ve Rusya sorumlu tutulacaktır.” vurgusunda bulunan Cleverly, savaşın sadece Ukrayna halkını değil, tüm dünyadaki muhtaç toplumlara zarar verdiğini kaydetti.

Cleverly, “Rusya’ya masaya dönme ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı sonsuz olarak uzatma ve tam olarak uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Rusya’nın faaliyetlerinin “yemeği insanların ağzından aldığını” belirten Cleverly, savaşın bir 500 gün daha sürmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Zelenskiy BM Genel Sekreteri Guterresile görüştü

Öte yandan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı telefonda görüştü.

Zelenskiy, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Guterres ile telefon görüşmesi yaptığını bildirdi.

Guterres ile görüşmesinde Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı ele aldıklarını belirten Zelenskiy, “Rusya’nın küresel gıda piyasasını istikrarsızlaşmaya çalıştığını ve Ukrayna’nın gıda ürünlerine bağlı çeşitli ülkelerdeki 400 milyon kişinin hayatını tehlikeye attığını” savundu.

Zelenskiy, “Tahıl anlaşmasının sürdürülmesi gerekiyor. Guterres ile gıda güvenliği ve Karadeniz’de gıda yollarının sağlanması amacıyla sorumlu devletlerle de birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık” dedi.

Tahıl anlaşması

Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM arasında 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da tahıl sevkiyatı anlaşması imzalanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nın durdurulduğunu belirterek, ilgili şartlar uygulandığında Rusya’nın anlaşmaya geri döneceğini dün bildirmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da söz konusu anlaşmaya, Batı’nın Rus gıda ve gübresine yaptırım uygulamaktan vazgeçmesi halinde döneceklerini açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Türkiye ile BM’ye Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı Rusya’sız sürdürme teklifini içeren mektup gönderdiğini belirterek, “Ukrayna, BM ve Türkiye, birlikte gıda koridorunun çalışmasını ve gemilerin denetlenmesini sağlayabilir.” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Tahıl Koridoru Anlaşması: Rusya Çekildi

Mevcut şartlarda anlaşmaya katılımlarını durdurduklarını, gerekli koşullar sağlanırsa anlaşmaya geri döneceklerini söyleyen Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, “Anlaşma bugün itibariyle artık yoktur” dedi.

Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğundan varılan anlaşma, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle limanlarda abluka altında olan Ukrayna tahılının güvenli bir şekilde ihraç edilmesini sağlayarak küresel gıda krizini hafifletmeyi amaçlıyordu.

RIA haber ajansı Kremlin’in kararını Türkiye, Ukrayna ve BM’ye bildirdiğini kaydetti.

Anlaşma Rusya’nın Ukrayna işgalinin neden olduğu küresel gıda krizini önlemek için Birleşmiş Milletler ve Türkiye arabuluculuğunda geçen yıl Temmuz ayında imzalanmıştı. Anlaşmayla, çatışmalar nedeniyle Karadeniz üzerinden Ukrayna tahılının dünya piyasalarına güvenli şekilde taşınmasına yeniden başlanması hedefleniyordu.

Birçok kez uzatılmış olan anlaşmanın süresi bugün doluyor. Rusya aylardır anlaşmayı bir kez daha uzatması için gerekli koşulların yerine getirilmediğini kaydediyor.

Rusya, anlaşma kapsamında sözü verilen kendi tahıl ve gübresini ihraç etmesini sağlayacak adımların atılmadığını söylüyor.

Rusya’nın gıda ve gübre ihracatı Batı’nın Ukrayna savaşı nedeniyle uyguladığı yaptırımlardan muaf olsa da Moskova ödeme, lojistik ve sigorta kısıtlamalarının ihracat önünde engel oluşturduğunu belirtiyor.

Moskova’nın temel taleplerinden biri Rus Tarım Bankası Rosselkhozbank’ın SWIFT sistemine yeniden bağlanmasıydı. Banka AB tarafından 2022 yılının Haziran ayında Rusya’nın işgali yüzünden sistemden çıkartılmıştı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen hafta Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazarak Karadeniz’den tahıl ihracatına birkaç ay daha izin vererek AB’ye Rosselkhozbank’ın şubesini SWIFT’e bağlamak için zaman tanımasını istediğini aktarmıştı.

Rusya bugün Ukrayna’yı gece saatlerinde Kırım köprüsüne deniz drone’larıyla saldırarak iki kişiyi öldürmekle suçladı.

Erdoğan: Dostum Putin’in…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Körfez ülkelerine ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin temennisinin anlaşmanın devam etmesi olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Diplomatik gayretlerimizi yoğunlaştırdık. Bugün yapılan açıklamaya rağmen dostum Putin’in bu insani köprünün devamını istediğine inanıyorum. Bu arada Dışişleri Bakanım muhatabıyla görüşmelerini yapacak. Ben de seyahatten döner dönmez Sayın Putin ile görüşeceğim. Kendisiyle Ağustos ayında Türkiye’de bir araya geldiğimizde tüm bu hususları konuşacağız” dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca Rus tahıl ve gübresinin sevkinin önünün açılması için nasıl hareket edilmesi gerektiğini de istişare edeceğiz…Temenni ediyorum ki bir mesafe alırız ve aralık vermeden yolumuza devam ederiz. Belki Ağustos ayını beklemeden Sayın Putin ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek adımlarımızı atarız.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin kendi gıda ihracatı ve diğer önemli düzenlemelerin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik sözlerin tutulmadığını söylemiş ve anlaşmadan çekilebileceklerinin sinyalini vermişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Cuma günü Putin ile telefon görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, anlaşmanın yeniden uzatılacağına inandığını söylemişti.

Paylaşın

Ukrayna, Karşı Taarruz Harekatında Taktik Değiştirdi

Rusya’ya karşı başlatılan taarruzda verilen zararlar nedeniyle Ukrayna ordusunun taktik değiştirdiği top ve uzun menzilli füzelerle saldırılar düzenlediği ifade ediliyor.

Ukrayna’nın başlattığı karşı taarruz harekatının ilk iki haftasında sahaya sürdüğü silahların yüzde 20’sini kaybettiği, taktik değişiklikten sonra, kaybın yüzde 10 seviyelerine düştüğü belirtiliyor.

Yaklaşık 1 ay önce karşı taarruz harekatına başlayan Ukrayna ordusunun hızını azaltan en önemli faktörlerden birinin Rus güçleri tarafından döşenen mayın tarlaları olduğu belirtiliyor.

ABD merkezli New York Times gazetesi, Ukrayna ordusunun başlattığı karşı taarruz harekatının ilk iki haftasında sahaya sürdüğü silahların yüzde 20’sini kaybettiğini öne sürdü.

Amerikalı ve Avrupalı yetkililere dayandırılan habere göre, Ukrayna ordusunun kaybettiği silahların içinde Batı ülkelerinden gelen tanklar ve zırhlı personel taşıyıcıları da bulunuyor.

Gazete NATO tarafından eğitilen 47. Mekanize Birliği’nin elindeki 99 Bradley zırhlı muharebe aracının yüzde 30’unu iki haftada kaybettiğini, 33. Mekanize Birliği’ninse elindeki Almanya yapımı Leopard tanklarının üçte birini bir hafta içinde kaybettiğini yazdı.

Verilen zararlar nedeniyle Ukrayna ordusunun taktik değiştirdiği ve Rus güçlerine top ve uzun menzilli füzelerle saldırılar düzenlediği ifade edilirken, ilerleyen haftalarda kaybın yüzde 10 seviyelerine düştüğü belirtildi.

Rus savunma hattı nedeniyle Ukrayna ordusunun yaklaşık 100 kilometrelik ilerleme hedefinin sadece 8 kilometresini kat edebildiği ifade edildi.

Ukrayna ordusunun güney cephesinde yürüttüğü taarruz harekatında denize ulaşarak Rus güçlerini ikiye bölmeyi planladığı biliniyor.

Bir Ukrayna askeri bağlı olduğu birliğe ait droneların Velika Novosilka kasabasının güneyinde topçu ateşine yakalanan Batı yapımı zırhlı araçları görüntülediğini söyledi.

İsminin Igor olduğunu söyleyen asker, “Hepsi yandı. Herkes bir ilerleme olmasını umuyor” diye konuştu.

Mayın tarlaları yavaşlatıyor

Yaklaşık 1 ay önce karşı taarruz harekatına başlayan Ukrayna ordusunun hızını azaltan en önemli faktörlerden birinin Rus güçleri tarafından döşenen mayın tarlaları olduğu belirtiliyor.

Konuyu gündeme taşıyan Washington Post gazetesi, ülkenin doğusunda ve güneyinde yürütülen harekat öncesi sürecin uzun tutulması nedeniyle Rus ordusunun savunma hazırlıkları için yeterli zamanı bulduğunu ve elinde tuttuğu bölgelerin 5-15 kilometre önlerine kadar anti-tank, anti-personel mayınları ve tuzak telleri döşediğini bildirdi.

Mayın tarlalarının sıklığı nedeniyle Kiev güçlerinin strateji değiştirdiği ve zırhlı araçları geride bırakarak yürüyerek ilerlemeye başladığı kaydedildi.

Konuyla ilgili konuşan Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujni, “Artık sadece zırhlı bir tankla hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü mayın tarlası çok derin. Er ya da geç durdurulup, yoğun ateşle imha edilir” ifadelerini kullandı.

Zalujni durumu aşabilmek için uzaktan mayın temizleyecek cihazlara ve F-16 benzeri modern savaş uçaklarına ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Gazete Ukrayna’nın mayın tarlalarıyla mücadelesinin tanklar ve zırhlı araçların zayıflıklarını da ortaya çıkardığını belirtti. Taarruz için kilit önemde olduğu iddia edilen Bradley zırhlı muharebe araçları ve Leopard tanklarının da bu durumdan mustarip olduğunu yazdı.

Ukrayna ordusunun, isabet almasına rağmen bu araçları övdüğü belirtilen haberde, Bradley ve Leopardların içinde bulunan birçok askerin mayın patlamalarını hafif yaralanmalarla atlattığına dikkat çekildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İran’da Başörtüsü Takmayanlara Yönelik Yeni Uygulama

Başörtüsü takmayanlara yönelik yeni uygulamaların yürürlüğe gireceğini duyuran İran Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, “Başörtüsü kuralını ısrarla ihlal edenlere karşı ülke genelinde arabalı ve yaya devriyeler kurulacak” dedi ve ekledi:

“Polis tarafından bu kişiler uyarılacak. Uyarıların dikkate alınmaması durumunda söz konusu kişiler adli makamlara sevk edilecek.”

İran’da geçen yıl eylül ayında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına almasının ardından hayatını kaybetmesiyle ülke genelinde gösteriler başlamıştı. Protestolar sırasında 1979’dan bu yana uygulanan başörtü yasasının esnetilmesi talepleri yeniden gündeme gelmişti.

İran’da geçtiğimiz aralık ayında feshedildiği söylenen ahlak polisi uygulaması geri geliyor.

İranlı yetkililer kadınları kamusal alanlarda başörtüsü takmaya zorlamak için yeni bir kampanya başlatırken Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, ahlak polisinin kadınları önce uyarmaya sonra da gözaltına almaya başlayacağını duyurdu.

Tahran sokaklarında da erkek ve kadın ahlak polisi ekiplerinin işaretli araçlarla devriye gezdiği görüldü.

Geçen yıl eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Emini ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmişti. Ardından ülke çapında geniş çaplı protestolar patlak vermişti.

Bu süreçte ahlak polisi büyük oranda devriyelerini sonlandırmış, aralık ayında da tamamen feshedildiği açıklanmıştı.

Sert bir şekilde bastırılan protestolar, bu yıl başından itibaren kademeli olarak azalmıştı. Polisin müdahalesi sırasında 500’den fazla protestocu hayatını kaybetmiş 20 bin kişi de gözaltına alınmıştı.

İran’ın dini liderleri, başörtüsünü İslami devrimin en önemli ayaklarından biri olarak görüyor. Farklı kıyafetleri ise ‘Batının bozguncu etkisi’ olduğunu savunuyor.

Başörtüsü takmama, geçen yıl başlayan ve kadınların ön plana çıktığı protestolarda sembol haline gelmişti. Başörtüsü karşıtı gösteriler kısa sürede rejim karşıtlığına dönüşmüş, yöneticiler de protestoları dış güçlerin provokasyonu olarak tanımlamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’de 181 Günde 28 Toplu Saldırı: 140 Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1 Ocak ve 30 Haziran tarihleri arasında, yani 181 günde yaşanan 28 toplu saldırıda 140 kişi hayatını kaybetti. 24 saat içinde, saldırgan hariç dört ya da daha fazla kişinin öldürüldüğü saldırılar, toplu katliam olarak değerlendiriliyor.

Bazı uzmanlar toplu katliamlardaki artışı silah sahibi olanların sayısındaki artışa bağlıyor. Toplu silahlı katliamlar, Amerika’da bireysel silahlanma yasalarında bazı reform girişimlerine yol açsa da bu çabalar her zaman başarılı olmuyor.

Daha önce görülmemiş düzeyde silah şiddetine rağmen, ABD’de silah lobisinin en önemli temsilcisi sayılan Ulusal Tüfek Birliği ise (NRA) AR-15 dahil, ateşli silahlarda yasal düzenlemelere şiddetle karşı çıkıyor.

Bireysel silahlanma sorunun kronikleştiği Amerika, 2006’dan bu yana an kanlı altı ayını geride bıraktı. 1 Ocak-30 Haziran arasında 28 toplu katliam yaşandı.

Associated Press ve USA Today’in Northeastern Üniversitesi ile birlikte oluşturduğu ve silah şiddetini 2006’dan bu yana takip eden veri tabanına göre, Amerika o zamandan bu yana en kanlı altı ayını yaşadı.

Veri tabanına göre 1 Ocak ve 30 Haziran tarihleri arasında, yani 181 günde yaşanan 28 toplu saldırıdan biri hariç hepsinde silah kullanıldı. Altı ay içinde düzenlenen saldırılarda 140 kişi hayatını kaybetti.

24 saat içinde, saldırgan hariç dört ya da daha fazla kişinin öldürüldüğü saldırılar, toplu katliam olarak değerlendiriliyor.

Northeastern Üniversitesi’nden kriminoloji uzmanı James Alan Fox, “Eskiden bir yıl içinde 20-30 silahlı saldırı oldu derdik. Yılın yarısında 28 saldırı sarsıcı bir istatistik” diyor.

27 Mart’ta Tennessee eyaletinin Nashville kentinde özel bir okulda eski bir öğrencinin düzenlediği saldırı sırasında üç çocuğu sınıfta bulunan Brent Leatherwood, “Ailenizin bu şekilde bir istatistiğin parçası olacağı insanın aklına hiç gelmiyor” sözleriyle hislerini anlatıyor.

Silahlanmaya ilişkin yasaları güçlendirmeyen Tennessee eyaletinde yaşayan Cumhuriyetçi Leatherwood, yakın çevresini etkileyen saldırının şokunun ardından, şiddet eğilimi olan kişilerin elinden silahların alınması için bir şeylerin yapılması gerektiğini düşünüyor.

Saldırılardaki artışın sebebi ne?

Bazı uzmanlar toplu katliamlardaki artışı silah sahibi olanların sayısındaki artışa bağlıyor. Toplu silahlı katliamlar, Amerika’da bireysel silahlanma yasalarında bazı reform girişimlerine yol açsa da bu çabalar her zaman başarılı olmuyor.

Cumhuriyetçi Partili Tennessee Valisi Bill Lee, Nashville’deki okul saldırısının ardından eyalet meclisine ateşli silahların kendilerine ya da başkalarına zarar verme eğilimi olan kişilerden uzak tutulması için bir yasa çıkarılması çağrısında bulundu.

Ancak Tennessee eyaletinde böyle bir yasayı meclisten geçirmek çok zor. Cumhuriyetçiler’in çoğunlukta olduğu eyalet meclisi silah denetimi konusunu ele almadan tatile girdi. Vali Lee, Ağustos ayı için özel bir oturum planlamak zorunda kaldı.

Tennessee Cumhuriyetçi Partisi’nin eski icra direktörlerinden olan Brent Leatherwood, eyalet meclisi temsilcilerine mektup yazarak Vali Lee’nin yasa teklifini kabul etmeleri çağrısında bulundu.

Nashville saldırısını zanlısı saldırıda AR-15 tipi saldırı tüfeği dahil üç silah kullanmıştı.

Daha önce görülmemiş düzeyde silah şiddetine rağmen, ABD’de silah lobisinin en önemli temsilcisi sayılan Ulusal Tüfek Birliği ise (NRA) AR-15 dahil, ateşli silahlarda yasal düzenlemelere şiddetle karşı çıkıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın