Okumak Beyni Nasıl Değiştirir?

Okumanın kelime dağarcığını geliştirdiğini, bakış açısını genişlettiğini, yeni fikirlerle tanıştırdığını ve özgüveni artırdığını hepimiz biliyoruz. Okumak, herkesin benimsemesi ve hayat boyu devam etmesi gereken önemli bir alışkanlıktır.

Haber Merkezi / Okumak, başarının anahtarı olarak kabul edilmektedir. Nörobilime göre, okumak sadece beyni bilgi ile doldurmakla kalmaz, aynı zamanda beynin daha iyi çalışmasını sağlar. Düzenli okuma, beynin düşünme biçimini yeniden şekillendirebilir.

Çocukken, dünya hakkında yeni şeyler okumak ve öğrenmekle daha aktif olarak ilgilenilir. Ancak eğitim süreci tamamladıktan ve kariyer hedefleri devam ederken, okuma konusunda daha pasif hale gelir ve okuma alışkanlığı azalmaya ve çoğu durumda bitme noktasına gelir. Okumak her yaştan insan için gereklidir. Günlük 30 dakika dahi ilgini çeken şeyleri okumak bile birçok şeyi farklı görmek için yeterlidir. Bunun nedeni, okumanın kısa ve uzun vadeli birçok faydasının olmasıdır. Bu, aynı zamanda bir tür zihinsel egzersizdir. Fiziksel bir egzersiz kadar hayatidir.

Bu konuda araştırma yapan bilim insanları, okumanın temelde bir empati çalışması olduğu konusunda hemfikir. Okumak, farklı bakış açılarını anlamaya yardımcı olur ve bu nedenle duygusal katsayıyı (EQ) artırır. Bilim insanları, okumanın etkisini anlamak için yaptıkları çalışmalarda, okumanın beyin dalgaları üzerindeki etkilerini gördü. Örneğin, okunan kitaptaki karakter egzersiz yapıyorsa, okuyan kişi, sanki spor salonunda terliyormuş gibi beynin o alanı aktif hale gelecektir. Başka bir araştırma, yaşamı sorgulamaya neden olan kitapların, karmaşık fikirleri üzerine kolayca odaklanmaya ve kavramaya yardımcı olduğunu öne sürmektedir. Ayrıca okuma, alternatif yollar hayal etme, ayrıntıları, sahneleri hatırlama ve karmaşık problemler üzerinde düşünme yeteneğini güçlendirir.

Okunmazsa ne olur?

Öncelikle okumadan bilgi edinilemez, kelime dağarcığı kısıtlı olur ve muhakeme etme kapasitesi de azalır. Buna ek olarak, motive olma ve empati kurma yeteneği de zamanla kaybolacaktır. İkincisi, okumamak, zihinsel egzersiz yapmamak anlamına gelir ve bu yaşlılık zihinsel sorunlarına yatkın hale getirir. Bilim insanları, okuma ve problem çözme oyunlarının yaşlı yetişkinlerde hafıza kaybını önlemeye, stres riskini azaltmaya ve farklı demans türlerini önlemeye yardımcı olabileceğini defalarca kanıtladılar.

Okuma, günlük rutinin bir parçası olması gereken bir tür zihinsel aktivitedir. Yatmadan önce en az 30 dakika kitap okumayı alışkanlık haline getirilmeli. Ne okursa okunsun, kurgusal, kurgusal olmayan, mitolojik ya da politik fark etmez, yeter ki okuma alışkanlığından vazgeçilmesin.

Paylaşın

Hava Kirliliği Genel Sağlığı Nasıl Etkiliyor?

Hava kirliliğinin artması, son zamanlarda önemli bir çevre ve sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Havayı kirleten maddeler sadece ciğerlerimize zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda vücudumuzun diğer kısımlarına da ciddi şekilde zarar verirler.

Haber Merkezi / Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, küresel nüfusun yüzde 90’ından fazlası, akciğer sağlığına zarar verebilecek zararlı gazlar ve parçacıklar içeren kirli havada nefes alıp vermeekte.

Havayı soluduğumuzda, solunum yollarımızı tahriş edebilecek ve nefes darlığına, öksürüğe, hırıltılı solunuma, astım ataklarına ve göğüs ağrısına neden olabilecek küçük, zararlı parçacıklara maruz kalırız.

Bu durum zamanla, kalbimizi, beynimizi, cildimizi ve diğer hayati organlarımızı etkileyen başka sağlık sorunlarının gelişmesine neden olabilir.

WHO’ya göre, kalp durması ve kalp krizi gibi kalp rahatsızlıkları dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Uzmanlar, hava kirliliği ile kalbe kan, oksijen ve besin sağlayan koroner arterlerde oluşan plak arasında doğrudan bir ilişki olduğuna inanıyor.

Havayı kirleten maddeleri soluduğunuzda, partikül madde kan dolaşımında emilir ve daha sonra vücudun çeşitli organlarına gider. Kirli havada nefes aldığınızda, bağışıklık sistemi, havayı kirleten maddelerin bakteri olduğunu düşünür ve sizi kalp krizlerine daha yatkın hale getiren bir tepkiyi tetikler.

Felç, bunama ve bozulmuş bilişsel yetenekler gibi nörolojik durumlar hava kirliliği ile ilişkilendirilmiş durumdadır. Son araştırmalar, kirli havanın aslında beyin fonksiyonlarını etkileyebileceğini öne sürmektedir. Bazı araştırmalar, yüksek düzeyde hava kirliliğinin çocukların bilişsel yeteneklerine zarar verebileceğini, yetişkinlerin bilişsel gerileme riskini artırabileceğini ve hatta muhtemelen depresyona katkıda bulunabileceğini iddia etmektedir.

Havayı kirleten maddelere tekrar ve tekrar maruz kalmak cildinize de zarar verebilir. Hava kirliliğinin, çocuklarda akne, kırışıklık ve egzamaya yol açan oksidatif stresi tetiklediğine inanılıyor.

Hava kirliliği söz konusu olduğunda, gözleriniz de buna karşı savunmasız olabilir. Özellikle gözleriniz ozon (O3) ve nitrojen dioksite (NO2) maruz kaldığında konjonktivitlere de yol açabilir. Kontakt lens kullananlar bu tür komplikasyonlara daha yatkındır.

Hava kirliliğinin şiddetli olduğu bir zamanda, maske takmak ve uygun hijyeni sağlamak son derece önemlidir.

Paylaşın

Hava Kirliliği Zattüre Riskini Artırabilir Mi?

Metropol kentlerde özellikle kış aylarında artan hava kirliliği sağlığı her açıdan kötü etkilemeye devam ediyor. Sadece dışarıdaki hava kirliliği değil, iç mekan hava kirliliği de aynı derecede önemli bir sorundur. Her iki faktör de zatürre gibi tehdit edici durumlar da dahil olmak üzere önceden var olan solunum yolları sorunlarının ağırlaşmasına neden olmaktadır.

Haber Merkezi / Hava kirliliği, sağlıklı bir bireyin dahi astım gibi belirtiler yaşamasına neden olabilecek büyük bir sorun olsa da, zattüre, hava kirliliği tarafından ağırlaşan bir hastalık olabilir. Havada bulunan kirleticiler akciğerlerdeki iltihaplanma seviyesini artırabilir ve zamanında tedavi edilmezse ciddi sonuçlara neden olabilir.

Zattüre nedir?

Zattüre, akciğerlerin birinde veya her ikisinde bulunan hava keselerinin (alveoller) iltihaplandığı ve sıvı ile dolduğu enfeksiyonal bir durumdur. Alveoller, akciğerlerdeki temel işlev birimidir. Hava keselerinde yaygın bir iltihaplanma olduğunda, solunum komplikasyonlarına neden olabilir ve bir kişinin nefes almasını veya temel solunum fonksiyonlarını gerçekleştirmesi dahi çok zorlaşabilir. Zattüre, solunum komplikasyonları olan kişiler, küçük çocuklar veya yaşlılar (65 yaş üstü) için hayati tehlike oluşturabilir.

Zattürenin genellikle virüsler, bakteriler veya mantarlardan kaynaklandığı söylense de, bir kişinin havadaki patojenlerle kirlenmiş bir yüzeyle temas etmesi durumunda da ortaya çıkabilir ve son derece bulaşıcı hale gelebilir.

Zattüre, şüphesiz, hava kirliliği seviyeleri alevlendiğinde büyük bir sorun haline gelebilecek riskli bir solunum yolu enfeksiyonudur. Bilim insanları, hava kirliliğinin, ister içeride ister dışarıda olsun, zattüre ve diğer ciddi solunum problemleri riskini iki katına çıkardığını ve ayrıca ölüm riskini artırdığını söylemektedirler.

Zatürre, hastaneye yatış ve ölüm oranları aşağıdaki gruplar için daha yüksek olma eğilimindedir:

  • 5 yaşından küçük çocuklar
  • 65 yaşından büyükler
  • Hamile kadın
  • Ciddi solunum yolu komplikasyonlarından muzdarip olanlar

Belirtileri;

Enfeksiyon evresine bağlı olarak, zatürre genellikle hafif başlayabilir, kalıcı semptomlar gösterebilir. Solunum güçlükleri, göğüs tıkanıklığı, boğaz tahrişi dışında, aşağıdaki belirtiler dikkate alınmalıdır:

  • Ateş, titreme
  • Balgam eşliğinde öksürük
  • Nefes darlığı ve zorluklar
  • Nefes almak veya öksürmekle kötüleşen göğüs ağrısı
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Tükenmişlik
  • Hızlı nefes alma veya hırıltı (çoğunlukla küçük çocuklarda)

Dikkat edilmesi gerekenler;

İster daha önce solunum hastalıklarıyla hiç karşılaşmamış biri olun, ister akciğer veya solunum bozuklukları öyküsü olan biri olun, kirli hava nefes almanızı zorlaştırmaz, aynı zamanda sağlığın bozulmasına neden olur. Bu nedenle, hava kirliliğinin sağlık üzerindeki tüm etkilerini azaltmak için önlemlerin eksiksiz olarak alınması önemlidir:

  • Dışarı çıkarken mutlaka maske (üç katlı bez maske veya N95) kullandığınızdan emin olun
  • İç mekan havalandırmasına dikkat edin
  • Grip zatürrenin bir numaralı nedeni olduğundan, riskleri minimumda tutmak için grip aşısı yaptırın
  • Aktif veya pasif sigaradan uzak durun
  • Bağışıklığınızı artırın
Paylaşın

Beslenmenize Eklemeniz Gereken 6 Süper Besin

Vücudu oluşturan organların ihtiyaç duyduğu belirli gıdalar vardır ve bir de tüm vücudumuz için faydalı olan vitaminlerle dolu süper gıdalar vardır. Genel sağlığımızı etkileyen bu gıdalar çeşitli şekillerde tüketilebilir.

Haber Merkezi / Beslenmenize mutlaka eklemeniz gereken 6 süper gıdayı sizler için derledik. Şimdi beslenmenize ekleyin, yıllar sonra bize teşekkür edin!

Keten tohumu

Boyutlarına aldanmayın, bu küçük kahverengi tohumlar besinlerle doludur. Yüksek oranda Omega-3 yağ asidi nedeniyle vücudun doğal yağ üretimini artırır ve cildin nemli kalmasına yardımcı olur. Ayrıca, kilo kaybını kolaylaştıran harika bir süper besindir. Buna ek olarak, kolesterol içermezler, bu nedenle kalbiniz için son derece faydalıdır.

Hindistan cevizi

Hindistan cevizi yağı süper yiyeceklerin tanrısıdır. Hindistan cevizi yağı söz konusu olduğunda hiçbir şey yanına yaklaşamaz. Akla gelebilecek her şey için kullanılabilir. Vitamin, mineral ve lif bakımından zengin olan bu ürünü mutlaka beslenmenize eklemelisiniz.

Papaya

Bu meyve, beslenmenize ekleyebileceğiniz başka bir süper besindir. Yüksek papain içeriği ile cilt bakım ürünlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Papaya, A, C ve E vitaminleri açısından zengindir, bu da papayaların diyabetik kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcı olduğu anlamına gelir. Papaya suyu, döngüyü normalleştirmeye yardımcı olabileceğinden, düzensiz döngüsü olan kadınlar için harikadır.

Kinoa

Cildinizin ihtiyaç duyduğu ‘güzellik kaynağı’. Kinoa, hem kolajen üretimine yardımcı olur hem de cildi daha elastik ve sağlıklı hale getirir, cildinizin kırışıklıklar, yaşlılık lekeleri vb. gibi yaşlanma belirtileriyle savaşmasına yardımcı olur. Bir başka önemli faydası da sivilcelerle savaşa yardımcı olan sebum düzenleyici özelliğidir.

Aloe Vera

Hindistan cevizi kadar şaşırtıcı olan Aloe Vera, çok amaçlı gıdaların kralıdır. Bitkinin iç kısmından çıkarılan jel bir sağlık iksiridir. Cilt sorunları, akne, yara izi ve güneş yanığı tedavisi için üretilen ürünlerde kullanılır. Aloe Vera jeli, cildin dokusunu iyileştirmek ve yaşlanmayı yavaşlatmak için bağımsız bir ürün olarak bile kullanılabilir. Aloe Vera suyunun içilmesi kabızlık ve mide ekşimesinin tedavisine yardımcı olur. Ayrıca temiz cilt ile birlikte sindirime fayda sağlar.

Zeytinyağı

Zeytinyağının yerini hiçbir şey tutamaz. Kan şekeri seviyesini yönetmeye, kolesterol, kalp, göğüs veya sindirim sorunları riskini azaltmaya yardımcı olması için beslenmenize mutlaka sızma zeytinyağı ekleyin. Sadece yemeğinize sağlıklı bir lezzet katmakla kalmaz, güzellik rutininizin bir parçası olarak da kullanılabilir. Ayrıca, nemlendirici özelliklerin yanı sıra yaşlanma karşıtı antioksidanlarla doludur.

Paylaşın

Sirtfood Diyeti Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!

Güzel sesiyle milyonları etkilemeyi başaran Adale, son fotoğraflarında fit ve formda görünümü ile de hayranlarını mest etmektedir. 32 yaşındaki şarkıcının, fit ve formda görünüşünün arkasındaki başarının akıllıca yemek yemek olduğunu söylesek?

Haber Merkezi / Adele, sağlıklı ve fit görünüşünü ‘sirtfood diyeti’ne borçlu. Peki Sirtfood diyeti nedir? Ayrınyılar için okumaya devam edin.

Dünyayı çılgına çeviren en son diyet trendi sirtfood diyeti, kilo alımıyla savaşmak için bilimsel bir yaklaşım izliyor. Diyet, sirtuinler olarak bilinen ve vücuttaki belirli protein zincirlerini aktive ederek çalışan bazı özel gıdalar olan ‘sirtfood’ların kullanımıyla yapılıyor.

Bilime göre, bu antioksidan maddeler, yaşlanmayı yavaşlatmaya, metabolizmayı hızlandırmaya, vücudun iltihaplanmasını önleyen ve böylece yağ kaybına yardımcı olan koruyucular görevi üstleniyor. Araştırmalar, sirtfood diyetinin bir haftadan kısa bir sürede 3 kilo vermeye yardımcı olabileceğini bulmuştur.

ADELE

Sirtfood diyet planı kulağa ne kadar karmaşık ve bilimsel gelse de, bu diyet mutfağınızdaki en yaygın malzemelerin yanına bazı lezzetli yiyecekleri dahil ederek yapılmaktadır. Bu planda izin verilen bazı yaygın yiyecekler arasında portakal, bitter çikolata, maydanoz, zerdeçal, lahana ve hatta kırmızı şarap bulunmaktadır.

Diyet, kilo vermede bir haftalık kısıtlayıcı bir strateji sürdürmeye odaklanır. İlk üç gün kalori alımınızı 1000 kcal ile sınırlamanızı sağlarken. Kalan günlerde kalori alımınızı 1500 kcal’a çıkarmanıza ve günde iki öğün yemek yemenize izin verilir. Diyet kalori alımınızı kısıtladığı ve diğer gerekli besinlerden sizi mahrum bıraktığı için uzun vadeli, sürdürülebilir bir diyet planı değildir.

Paylaşın

Kilo Vermeye Çalışırken Kahvaltıda İçebileceğiniz En İyi 5 İçecek

Kilonuzu korumaya veya kilo vermeye çalışırken, sabah ilk iş olarak ne yediğiniz ve içtiğinize çok dikkat etmeniz gerekir. Yedikleriniz ve içtikleriniz (su dışında) bir miktar kalori içerir. Kahvaltıda düşük kalorili ve besleyici bir içecek almak metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ yakma sürecine yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Hepimizin sabahları içmeyi sevdiğimiz favori bir içeceği olsa da, kilo vermeye odaklandığınızda daha iyi olan bazı içecekleri burada bulabilirsiniz.

Kahve

Kahve çoğu insanın sabahları favori içeceğidir ve dürüst olmak gerekirse, dikkatli bir şekilde hazırladığınız sürece güne bir fincan kahveyle başlamakta yanlış bir şey yoktur. Kilo kaybı söz konusu olduğunda, sadece şekersiz sade kahve tüketilmeli.

Kahveye şeker ve süt eklemek, günlük diyet planınızı mahvedebilecek kalori almak demektir. Ayrıca günlük kahve tüketimini 2 fincan ile sınırlayın. Aksi takdirde uykusuzluk, dehidrasyon ve şişkinlik gibi aşırı kafein alımının yan etkileriyle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

Yeşil çay

Yeşil çayı tüketmek için birçok neden vardır. Araştırmalar, yeşil çayın yağ yakma sürecini hızlandırabileceğini ve egzersiz yaparken performansınızı artırabileceğini gösteriyor. Bu içeceğin ana bileşeni, sağlığa bir çok açıdan faydalı kateşinlerdir. Ayrıca ebegümeci çayı, oolong çayı gibi başka bitki çaylarını da deneyebilirsiniz.

İnfüze su

Sabahları içilebilecek bir diğer en iyi içecek de demlenmiş sudur. Demlenmiş su durumunda denenecek çok fazla içecek vardır. Limon, nane, tarçın veya elma deneyebilirsiniz. Tu gıda ürünlerinin yağ yakıcı özellikleri vardır. Ayrıca bağışıklığınızı güçlendirmeye, sizi daha uzun süre tok tutmaya ve dehidrasyonu önlemeye yardımcı olabilirler.

Sebze veya meyve suyu

Bir bardak sıkılmış taze meyve veya sebze suyu size bol miktarda kalori sağlayabilir. Meyve veya sebze sularının kalorisi düşüktür ve metabolizmayı hızlandırabilir. Sabahları bir bardak meyve veya sebze suyu, yağ yakma sürecini hızlandırmaya ve bir sonraki öğüne kadar tok kalmanıza yardımcı olabilir.

Bir bardak smoothie

Bazı meyve ve kuruyemişlerle yapılan bir bardak smoothie başlı başına eksiksiz bir kahvaltı olabilir. Süt, meyve ve kuruyemişlerin sağlık faydasını sağlar. Bir bardak smoothieniz varsa, sağlıklı bir kilo kaybı için gerekli tüm besin maddelerini alabilirsiniz demektir. Egzersiz yapıyorsanız, protein alımınızı artırmak için protein tozu da ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

Çocukları Diyabet Riskinden Korumak İçin Yapılması Gerekenler

Yapılacak basit yaşam tarzı değişiklikleri, tip 2 diyabetin başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Obezite, yüksek kolesterol veya ailede diyabet öyküsü nedeniyle yüksek risk altındaysanız, önlemeye yönelik adımlar daha da önemlidir.

Haber Merkezi / Günümüzde diyabet sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da yaygın bir durumdur. Ebeveynler, çocuklarda bu durumun gelişmesini önlemek için birçok şey yapabilir. İşte atabileceğiniz bazı basit adımlar:

Hareketli olmak

Bu günlerde çocuklar çoğu zaman ekrana yapıştırılıyor. Çocuğunuzla yürüyüşe çıkın, top oynayın, onların sevdikleri fiziksel aktiviteleri yapın. Çocukların her gün en az 60 dakika fiziksel aktiviteye ihtiyacı vardır, bunu unutmayın.

Kilo yönetimi

Çocuğunuz fazla kiloluysa, kilo vermek diyabet riskini azaltmasına yardımcı olabilir. Onunla konuşun ve kilo vermenin sağlığını korumak için neden önemli olduğunu anlamasını sağlayın.

Şekeri azaltın

Çocuklar şekerli yiyecekleri sever. Ancak buna dikkat etmeli ve şeker tüketimini sınırlandırmalısınız. 

Sağlıklı atıştırmalıklar

Çocuklara erken yaşlardan itibaren meyve, kepekli tahıllar vermeye odaklanın. Her seferinde bir yiyeceği tanıttığınızda çocuğunuz, daha sağlıklı atıştırmalıklara yönelecektir.

Ekran süresini sınırlayın

Çok fazla ekran süresi göz sorunlarına, uyku sorunlarına ve daha az fiziksel aktiviteye neden olabilir.

Akşam yemeğini zamanında yiyin

Aslında, tüm öğünleri doğru zamanda yemek, kan şekerini kontrol altında tutmanın harika bir yoludur. Yemek yerken televizyonu kapalı tutun ve dikkati başka herhangi bir şekilde dağıtmaktan kaçının.

Paylaşın

Çok Fazla Portakal Tüketmek Yan Etkilere Neden Olabilir Mi?

Herkesin favori meyvelerinden biri olan Portakal’ın mevsimi geldi çattı. Keskin tadıyla harika bir atıştırmalık olan portakal, aynı zamanda sağlığa faydalarıyla da bilinen bir meyvedir. Portakal, bağışıklık sistemini güçlendiren bol miktarda C vitamini içermektedir.

Haber Merkezi / Ancak çok fazla portakal tüketmek herhangi bir yan etkiye neden olabilir mi? Elbette, olabilir.

100 gram portakal 47 gram kalori, 87 gram su, 0.9 gram protein, 11.8 gram karbonhidrat, 9.4 gram şeker, 2.4 gram lif ve C vitamininin günlük değerinin yüzde 76’sını içerir. Besinler açısından yoğun bir şekilde zengindir ancak makul miktarlarda tüketilmelidir.

Çok fazla portakal tüketmenin yan etkileri neler?

Her gün 4-5 portakal yemeye başlarsanız, aşırı lif tüketimine yol açabilir. Bu, mide rahatsızlığına, kramplara, ishale, şişkinliğe ve mide bulantısına neden olabilir. Aşırı C vitamini alımı, araştırmalara göre mide ekşimesi, kusma, uykusuzluk ve kalp krizine neden olabilir.

Bir günde kaç portakal yemelisiniz?

Portakal doğası gereği asidiktir ve gastroözofageal reflü hastalığından (GERD) muzdarip kişilerde midede tahrişe neden olabilir. GERD olan kişiler portakal tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Bazı ciddi durumlarda, kusma ve mide ekşimesine yol açabilir. Potasyum seviyesi yüksek olan kişiler de portakal tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Portakallar düşük potasyum seviyelerine sahiptir, ancak vücutta zaten çok fazla potasyum varsa, hiperkalemi adı verilen potansiyel olarak ciddi bir duruma neden olabilir. Günde en fazla 1-2 portakal tüketilmelidir.

Paylaşın

Obsesif Aşk Bozukluğu Yaşadığınıza Dair İşaretler

Aşık olmak ile birine takıntılı olmak iki  farklı şeydir. Takıntılı olmak, karşınızdaki için korkutucu ve boğucu olabilir ve bu durum, sizin terapiye ihtiyacınız olduğunuzu da gösteren bir işarettir de.

Haber Merkezi / Bir tür obsesif kompülsif bozukluk olarak bilinen takıntılı aşk, bireyin bir kişiye takıntılı olması durumudur. İşte obsesif aşk bozukluğunu tespit etmek için takip etmeniz gereken bazı önemli işaretler.

Sürekli onu düşünmek

Ne yapıyor olursanız olun, çalışırken, televizyon izlerken, yemek yaparken, yemek yerken, hatta duş bile alırken onu düşünme durumu.

Sahiplenme

Biraz sahiplenmek, sahiplenilmek iyidir ve doğaldır. Ama karşınızdaki kişinin en yakın arkadaşları ya da ailesiyle vakit geçirmesinden bile hoşlanmıyorsanız, obsesif aşk bozukluğu yaşıyorsunuz demektir. Geri çekilme vakti!

Sürekli iletişim kurma isteği

Size sürekli mesaj atıyorsa, sizi arıyorsa, e-posta gönderiyorsa vb. anlarsınız. Sürekli iletişim halinde olma ihtiyacı normal değildir.

Unutulan dünya

Kişi birine takıntılıysa, etrafındaki herkesi unutmaya eğilimlidir. Çevresindekilerle, arkadaşları ve ailesi ile iletişim kurmazlar. Düzenli günler artık düzenli değildir.

Kontrol etme isteği

Nereye gidiyorsun? O kim? Neden telefonda bu kadar uzun konuştun? Kız arkadaşının evine gitmeye ne gerek var (veya erkek arkadaşının)? Onunla neden bu kadar sık ​​karşılaşıyorsunuz (aynı cinsiyetten ve sadece arkadaş olsanız bile)? Bu sorular sorulduğunda, kırmızı bayrak yukarı çıkmalı!

Paylaşın

Erkeklerde Meme Kanseri, Dikkat Edilmesi Gereken İşaretler

Hepimiz, kadınlarda meme kanseri risklerinin farkındayken, erkeklerde meme kanseri olasılıklarını genellikle ihmal ederiz. Nadir olmasına rağmen, erkeklerde meme kanseri gelişebilir. Klinik kanıtlar, tüm meme kanserlerinin yüzde 1’inden daha azının erkeklerde meydana geldiğini göstermektedir.

Haber Merkezi / Bu nedenle, zayıf bir ihtimal olsa bile, kişinin bu olasılığı göz ardı etmemesi gerekir. Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Çoğu meme kanserinin 50 yaşından sonra ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Bununla birlikte, düzenli meme taramaları, olası kanseri riskini tespit etmenin en etkili yolu olabilir.

Erkeklerde meme kanserinin birçok belirtisi vardır. Aşağıda erkek meme kanserinin yaygın semptomlarından bazıları verilmiştir.

– Bir memede ağrısız bir yumru

– Meme başı çekme, ülserasyon ve akıntı

– Göğüste çukurlaşma

– Meme veya meme ucu cildinde renk değişikliği

Yukarıda belirtilen belirtiler meme kanserinin erken uyarı işaretleri olsa da kanserin yayıldığını söyleyebilecek bazı işaretler de vardır. Lenf düğümlerinde şişme, meme ağrısı ve kemik ağrısı…

Erkeklerde teşhis edilebilen üç tip meme kanseri vardır;

– İnvaziv duktal karsinom: Bu tip meme kanseri kanallarda başlar ve daha sonra meme dokularının diğer kısımlarına yayılır.

– İnvaziv lobüler karsinom: Kanser hücreleri lobüllerde başlar ve daha sonra yakın meme dokularına yayılır.

– Duktal karsinoma in situ (DCIS): Bu, yalnızca kanalların astarında olduğu ve diğer meme dokularına yayılmadıkları için invaziv meme kanserine yol açabilir.

Erkeklerde ve kadınlarda meme kanserleri, mamografi, ultrason, meme başı akıntı testi veya biyopsi yardımı ile teşhis edilebilir. Memenin düzenli olarak muayenesi de tanıya yardımcı olabilir.

Meme kanseri de genetik mutasyonların bir sonucu olabilir. Aile meme kanseri öyküsü, bir erkeğin aynı durumu geliştirme riskini artırabilir. Anormal BRCA1 veya BRCA2 genlerini miras alan erkeklerde, erkek meme kanseri riski daha yüksek olabilir. Ancak erkeklerde meme kanserine yol açabilecek tek faktör genetik mutasyonlar değildir.

Kanserin boyutuna bağlı olarak, doktorun çeşitli tedaviler önermesi muhtemeldir. Cerrahi, kemoterapi, radyasyon tedavisi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedavi, meme kanseri için mevcut tedavilerden bazılarıdır.

Paylaşın