Şifreli Sayıların Arkasına Gizlenen Tehlike: Katkı Maddeleri

Hazır gıdalara olan talebin artmasıyla birlikte gıdaya raf ömrünü uzatmak ve lezzetini artırmak için eklenen katkı maddelerinin sayısında da artış aynı oranda görülmektedir. Tüm paketlenmiş gıdaların yüzde 85’inden fazlası katkı maddeleri içerir; ürünün tadını daha iyi yapmak, daha güzel görünmesini sağlamak ve daha uzun süre dayanması için kullanılan kimyasallar! 

Haber Merkezi / Telaffuz edilemeyen isimlerin ve şifreli sayıların arkasına gizlenmiş bu kimyasallar kanser, diyabet, kalp hastalığı, obezite ve hatta DEHB ile bağlantılıdır. Bazıları o kadar zararlı ki bir çok ülkede yasaklanmış durumda. İşte dikkat etmeniz ve içeriğinde bu maddelerin olduğu yiyecekleri tüketmekten kaçınmanız gereken bazı yaygın gıda katkı maddeleri.

Hidrojenlenmiş yağlar

Sadece kötü kolesterolü (LDL) yükseltip iltihaplanmaya neden olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp krizi, kanser, alzheimer, diyabet ve obezite riskini de önemli ölçüde artırırlar. ‘Hidrojenlenmiş’ ile başlayan katı yağ ve margarin gibi bileşenlere dikkat edin.

Yapay renklendiriciler

Araştırmalar sonuçları, bazı yapay boyaların, hiperaktivite, ADD ve DEHB ile güçlü bağlantıları olduğunu ortaya koymuş durumda. American Chemical Society, bunlardan bazılarının kömür katranından elde edildiğini, diğerlerinin ise benzidin gibi kanserojenler içerdiğini söylüyor. Paketlerin üzerinde yazılan isimler kulağa zararsız gelebilir ancak yapay renklendiriciler, bazı ciddi yan etkiler ve hatta organ rahatsızlıkları ile ilişkilendirilmiştir. Birçok ülke, bunların, bebek, çocuk ve hatta evcil hayvan mamalarında kullanılmasını yasaklamıştır.

Antioksidanlar

Antioksidanların, hücreleri serbest radikallerden koruyan arzu edilen maddeler olduğunu düşünüyorsanız, yanılmıyorsunuz. Bununla birlikte, antioksidanlar yağlar ve katı yağların bozulmasını önlemek için gıdalarda da kullanılırlar.

ABD Sağlık ve İnsan Departmanına göre, bütillenmiş hidroksiyanisole (E320) gibi bazı antioksidanların insanlarda kanserojen etkisine sahip olduğu tahmin edilmekte. Yine, propyl gallate hayvan çalışmalarında tümörlerle ilişkilendirilmiştir. TBHQ (E319) gibi diğerleri ise yüksek dozlarda (5g veya daha fazla) alındığında ölümcül olabilir. Bu ve buna benzer antioksidanlar bazı ülkelerde yasaklanmıştır.

Potasyum bromat

Bir dahaki sefere ‘ekmek veya hamur güçlendirici’ gördüğünüzde, potasyum bromatın kullanılıp kullanılmadığını iki kez kontrol edin. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı, potasyum bromatı olası bir kanserojen olarak sınıflandırır. Üstelik AB, İngiltere ve Kanada bu katkı maddesini yasaklamış durumda.

Yapay tatlandırıcılar

Yapay tatlandırıcılar kalorisiz olabilir ancak obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabete neden olabilir! En yaygın kullanılan tatlandırıcılardan ikisi olan asesülfam-k, aspartam ve kanser arasında bağlantı bulunmuştur. Hayvanlar üzerinde yapılan bir kaç araştırma sukralozun da bağırsak dostu bakterileri yok ettiğini göstermiştir. Diğer tatlandırıcıların olumsuz etkileri ise, aşırı yeme, artan göbek bölgesi yağı ve değişmiş metabolizma.

Her sağlıksız katkı maddesinin birkaç güvenli alternatif vardır. Yani ger sağlıksız ürün için daha iyi bir seçim var. Alışveriş yaparken yapmanız gereken paketi ters çevirmek ve önce malzemeleri okumaktır. Ürünün herhangi bir bileşeninden şüpheleniyorsanız, bunun sizin için doğru seçim olmadığını bilirsiniz. Süreci kolaylaştırmak için potansiyel kanserojenleri, yasaklanmış kimyasalları ve tehlikeli toksinleri belirleyen ve daha iyi, daha sağlıklı, daha lezzetli alternatif önerilerini araştırın.

Paylaşın

Şınavda Ustalaşmak İçin 8 Altın Kural

Şınav, her fitness tutkunu için önemli bir egzersiz şeklidir. Şınav çekmek, vücudunu mükemmel bir şekle sokmaya çalışan herkes için bir zorunluluktur. Bu tek hareket, doğru şekilde yapmanız koşuluyla tüm vücudunuzu güçlendirebilir.

Haber Merkezi / Ancak, özellikle yeni başlayan biriyseniz, şınav çekmek gerçekten zordur. Çoğu kişi, bu tür bir egzersize karşı sevgi ve nefret türünde bir ilişki yaşar, ancak ustalaşma hissi şaşırtıcı bir mutluluk verir. Mükemmel bir şınav çekmekte zorlanıyorsanız, işte uymanız gereken bazı temel kurallar:

Kaliteye odaklanın

Bir seferde kaç tane şınav çektiğiniz önemli değil, doğru şekilde yapıp yapmadığınız önemlidir. Unutmayın nitelik nicelikten daha önemlidir. Yanlış şınav yapmak sizi yaralanma riskine sokabilir ve size hiçbir şekilde faydası olmaz. Bu egzersiz şeklini yaparken duruşunuza dikkat edin.

Kalçalarınızı yukarı kaldırmayın

Şınav çekerken kalçalarınızı yukarı kaldırmayın. Bunu yapmak göbek kaslarını serbest bırakacaktır. Sırtınızı düz bir çizgide tutun ve egzersizi yaparken karın kaslarınızı çalıştırın. Kalçalarınızı yukarı hareket ettirmek omuzlarınıza çok fazla baskı uygulayacaktır.

Yerden başlayın

Şınavınıza her zaman yerden başlayın. Bu egzersizi yaparken dayanıklılığı artırmak için omurganızı düz tutun ve göbeğinizi kullanın.

Kollarınız omuz genişliğinden daha fazla aralıklı olmalıdır 

Şınav yapmaya yeni başladıysanız, basit bir şınav şekline bağlı kalmak daha iyidir. Elinizi omuz genişliğinden daha fazla açık olacak şekilde yere koyun. Başparmaklarınız ve koltuk altlarınız, aşağıdayken yanlardan 45 derecelik bir açıyla dirseklerinizle aynı hizada olmalıdır.

Başınızı düşürmeyin

Başınız vücudunuzla aynı hizada olmalıdır. Bu sizi herhangi bir yaralanmadan koruyacaktır. Çenenizin alttan yere çarpmasını önler.

Tam tekrar yapın

Yere tamamen geldiğinizden emin olun. Her aşağı indiğinizde göğsünüz zemini fırçalıyor olmalı.

Kollarınız düz olana kadar yükselin

Kollarınız düz olana kadar yükselin. Yukarı çıkarken dirseklerinizin bükülmediğinden emin olun.

Varyasyonları denemek için acele etmeyin

Yeni başlayan biriyseniz, bir varyasyonu denemek için acele etmeyin. İlk önce, temel bilgilerde uzmanlaşın ve ardından varyasyonlara gidin.

Paylaşın

Bebek Sahibi Olmak İçin İdeal Bir Yaş Var Mı?

Ne zaman bebek sahibi olunacağı, herkesin evlendikten veya yetişkinliğe girdikten sonra düşündüğü sorudur. Cevap herkes için farklıdır. Kariyer, gelecek planlaması, zaman ve en önemlisi yaş ve sağlık, bebek sahibi olmak için karar vermede önemli faktörlerden bazılarıdır.

Haber Merkezi / Çoğu kadın 20’li yaşlarında bebek sahibi olmayı planlasa da, gerçek şu ki birey hiçbir zaman bebek sahibi olmaya tam olarak hazır değildir. Soru şu: Hamile kalmak ve bebek sahibi olmak için ideal bir yaş var mı?

Hiçbir yaş mükemmel değildir, ancak gerçek şu ki, bir kadın hamile kalmaya çalışıyorsa, bazı yaşlar diğerlerine kıyasla daha iyidir. Austin’deki Texas Üniversitesi’nden bir sosyoloğa göre, ergenlik çağının başları veya yirmili yaşların sonu, biyolojik olarak hamile kalmak için en iyi yaşlardır. Çünkü vücudun üreme sistemi ve diğer tüm sistemler zirvededir.

Bir kadın adet gördüğü süre boyunca hamile kalabilir, ancak doğurganlığı 32 yaşında azalmaya başlar ve 37 yaşına geldiğinde bu süreç hızlanır. Ergenlik, bir kadının biyolojik olarak en doğurgan olduğu zamandır. hamile kalmak için en iyi yaştır. Ama hazır olan sadece kadının bedenidir, geri kalanı değil. Yirmili yaşların sonları, daha olgun olduğu için bir kadının hamile kalması için en uygun yaş olabilir.

Yeni yapılan bir araştırma, 30’lu yaşların sonundaki kadınların, 20’li yaşların başındaki kadınlara kıyasla, en doğurgan günlerinde bile hamile kalma şanslarının yüzde 50 daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Bazıları için 30’lu yaşlarda gebe kalmak kolaydır, ancak ölü doğum ve down sendromlu bir bebeğe sahip olma riski daha fazladır. Ayrıca, geç gebe kalan kadınlarda preeklampsi, gestasyonel diyabet ve erken doğum gibi sorunlar daha sık ​​görülür.

Ancak teknolojideki ilerlemelerle, daha yaşlı olsanız bile sağlıklı bir hamilelik ve sağlıklı bir bebeğe sahip olmak artık çok kolay. 30 yaşından sonra çocuk sahibi olmanın bir yararı, bu çocukların daha genç annelerden doğanlara kıyasla daha iyi bilişsel becerilere sahip olmalarıdır. Bu durum, çocukların daha akıllı olmasının ardındaki bir faktör olabilir.

30 yaşından sonra çocuk sahibi olmayı seçmek kesinlikle iyidir. Akılda tutulması gereken tek şey, karşılaşmanız gerekebilecek olası komplikasyondur. Bunları bilmek işleri daha iyi hale getirmese de, en azından kadını gelecek sorunlara hazırlar ve böylece mücadelesini biraz daha kolaylaştırır.

50 yaşında çocuk sahibi olmak! Bu mümkün mü?

Araştırmalar, bir kadının menopoz aşamasına ulaşana kadar bebek sahibi olmak için asla çok yaşlı olmadığını söylüyor. Yani 50 yaşında olsanız bile çocuk sahibi olmanız mümkündür.

Teknolojideki gelişmeler 40’lı hatta 50’li yaşlardaki kadınların anne olmalarını mümkün kılmıştır. Bu yaşta hamile kalmak şaka değil, tüp bebek veya donör yumurta yardımı ile hamile kalınabilir. Bunun için rahminizin bebeği taşıyacak kadar sağlıklı ve güçlü olması yeterlidir.

Bebek sahibi olmak kadının hayatında önemli bir değişiklik getirir, bu nedenle kadının bunu düşünmesi ve kendisi için en iyi zamanın ne olduğunu görmesi çok önemlidir. Ancak, vücudunuz ve komplikasyonlarınız hakkında bilgi sahibi olmak kesinlikle yardımcı olabilir.

Paylaşın

Alışveriş Bozukluklarının Tedavisinde ‘İlk Adım’

Aşırı veya kontrolsüz satın alma veya alışveriş oldukça yaygın ve büyüyen bir sorundur, ancak bu önemli psikolojik ve sosyal sorunun kapsamını ve etkilerini ölçmekteki sorunlar devam etmektedir. Satın Alma-Alışveriş Bozukluğu resmi olarak ayrı bir tanı olarak kabul edilmedi, ancak bir araştırma ekibi ölçülebilir bir aşırı satın alma ölçeği geliştirdi.

Haber Merkezi / Flinders Üniversitesi’nden Profesör Mike Kyrios ve Dr Dan Fassnacht liderliğindeki bir araştırma ekibi, ölçülebilir bir aşırı satın alma ölçeği uygulayabilen tanı kriterleri geliştirdi.

Profesör Kyrios, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Aşırı Satın Alma Derecelendirme Ölçeği’nin Satın Alma-Alışveriş Bozukluğunun ciddiyetini ölçmede önemli bir ilk adımı oluşturduğunu vurgulayarak, “Önerilen tanı kriterlerine dayanan aşırı satın alma veya alışverişin ciddiyetini değerlendirmek için hiçbir önlem yoktur ve bu, devam eden araştırma çabalarını sınırlandırmaktaydı” dedi.

Kadınların ve gençlerin daha yüksek aşırı satın alma eğiliminde olduğunu belirten Kyrios, açıklamasının devamında şunları ifade etti;

“Eksiklikleri gidermek için kullandığımız bir strateji”

“Satın alma, kendimizde gördüğümüz eksiklikleri gidermek için kullandığımız bir strateji gibi görünüyor. Kendi değerlerinden daha emin olmayanların aşırı satın alma veya alışverişe yenik düşmeleri ve ilgili yararsız inançlar geliştirmeleri daha olası”

“Bir dereceye kadar açıklıyor”

Satın almanın faydaları hakkında güçlü inançlara sahip olmanın aşırı satın alma ciddiyetinin önemli göstergeleri olduğunu açıklayan Dr. Dan Fassnacht ise, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir nesneyi satın almanın duygusal güvenliğe yol açacağına veya nesneyi satın almamanın fırsat kaybına yol açacağına dair güçlü inançlar, insanların neden satın alma dürtülerini kontrol edemediklerini bir dereceye kadar açıklıyor” ifadelerini kullandı.

Araştırma grubu, bulguların aşırı satın alma tedavilerinin geliştirilmesi için önemli etkileri olduğunu düşünüyor.

Paylaşın

Diyabet İçin Vegan Diyeti: Avantajları Ve Dezavantajları

Sağlıklı bir diyet diyabetin yönetiminde önemli bir rol oynar. Diyebetiniz varsa, vegan bir diyetin bu rahatsızlığı yönetmenize yardımcı olup olmayacağını merak ediyor olabilirsiniz. Eğer vegan diyetiyle ilgileniyorsanız, başarılı olmak için nasıl yemek planlayacağınızı, alışveriş yapacağınızı ve kendi kendinizi nasıl izleyeceğiniz çok önemlidir.

Haber Merkezi / Vegan diyeti, diyabeti kontrol altına almada yardımcı olabilecek tek diyet olmasa da, durumu kontrol altında tutmak için iyi bir diyettir. İşte, diyabet için vegan diyeti, avantajları ve dezavantajları ve diyette nasıl başarılı olunacağı konusunda 3 günlük örnek bir yemek planı.

Vegan diyeti nedir ve nasıl yapılır?

Vegan diyeti, et, süt ve hayvansal ürünlerden tamamen arındırılmış bir diyet türüdür. Onun için, tüm beslenme ihtiyaçlarınızı karşıladığınızdan emin olmak için dikkatli bir planlama gerektirir.

Genel olarak, karbonhidratlar kan şekeri düzeylerini protein ve yağdan daha fazla etkilediğinden, diyabetli kişilerin karbonhidrat alımlarını gün boyunca tutarlı tutmaları gerekir.

Yemekler ve atıştırmalıklar, karbonhidrat, protein ve sağlıklı yağ ile dengelenmelidir, çünkü öğününüze karbonhidrat olmayan yiyecekleri dahil etmek, karbonhidratların kan şekeriniz üzerindeki etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Diyabet için vegan bir diyet uyguluyorsanız, yemek ve atıştırmalık hazırlamak için kullanabileceğiniz bazı karbonhidrat, protein ve yağ örnekleri;

  • Karbonhidratlar; Tam tahıllı un (ekmek, makarna), pirinç, patates, yulaf, irmik, kinoa, meyve (taze, dondurulmuş veya şekersiz konserve), mısır
  • Proteinler; Soya fasulyesi ve soya fasulyesi ürünleri, fasulye, mercimek, bezelye, yer fıstığı, ağaç kuruyemişleri, fındık ezmesi, tohumlar
  • Yağlar; Zeytinyağı, avokado yağı, avokado, fındık ve tohumlar, hindistancevizi, bitki bazlı sürülebilir ürünler

Ek olarak, bir tür sindirilemeyen karbonhidrat olan lif, çoğu bitki bazlı gıdada bulunur. Lif, bu gıdaların daha doyurucu olmasına ve ayrıca kan şekeri etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Sahip olduğunuz diyabet tipine, fiziksel aktivite seviyenize, yaşınıza, cinsiyetinize ve diğer bazı faktörlere bağlı olarak, bir diyetisyen, her öğünde ihtiyacınız olan en uygun karbonhidrat miktarını belirlemenize yardımcı olabilir.

Avantajları;

Bir vegan diyetinin diyabet için potansiyel avantajları, kan şekeri yönetimi, insülin duyarlılığı ve kilo yönetimini içerir.

  • Kan şekeri yönetimi; Araştırmalar, vegan bir diyetin geleneksel bir diyete göre biraz daha iyi kan şekeri yönetimi ile sonuçlandığını ortaya koymaktadır
  • İnsülin hassasiyeti; İnsülin, normal glikoz seviyelerini korumaya yardımcı olan anahtar hormondur. Araştırmalar, hayvan proteinlerinin insülin direncinin gelişimine bitki proteinlerinden daha güçlü bir şekilde katkıda bulunabileceğini öne sürüyor
  • Kilo yönetimi; Vegan beslenme, tip 2 diyabetli kişilerin kilolarını kontrol etmelerine yardımcı olarak faydalı olabilir. Kilo vermek, insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir ve vegan diyetler, yağ ve kalorilerde omnivor diyetlerden daha düşük olma eğilimindedir, bu da kilo vermeyi kolaylaştırabilir

Dezavantajları;

Genel olarak vegan diyetinin diyabetli insanlar içi bazı potansiyel dezavantajları vardır. Dikkatli bir planlama ile bu olumsuzluklar önlenebilir.

Besin eksiklikleri; Vegan diyeti yapanlar, özellikle B12 vitamini, B6 vitamini, demir, kalsiyum, omega-3 yağları, iyot ve çinko eksiklikleri olmak üzere diğer insanlara göre belirli besin eksiklikleri riski altındadır. Bununla birlikte, tüm bu besin maddelerini, diyetinize bu besinlerin iyi kaynakları olan bitki bazlı gıdaları takviye ederek aşabilirsiniz.

İşte bu besinlerin vegan kaynaklarına bazı örnekler;

  • B12 Vitamini; Güçlendirilmiş besin mayası, güçlendirilmiş tahıllar
  • B6 Vitamini; Nohut, patates, muz, güçlendirilmiş tahıllar
  • Demir; Zenginleştirilmiş tahıllar, beyaz fasulye, bitter çikolata, mercimek, ıspanak, tofu
  • Kalsiyum; Zenginleştirilmiş portakal suyu, tofu, güçlendirilmiş tahıllar, şalgam yeşillikleri, lahana
  • Omega-3 yağları; Chia tohumları, keten tohumları, kanola yağı, soya fasulyesi yağı
  • İyot; Deniz yosunu, iyotlu tuz, soya sütü, badem sütü
  • Çinko; Güçlendirilmiş tahıl, kabak çekirdeği, kaju fıstığı, nohut, badem, barbunya fasulyesi

Yetersiz protein; Vegan diyeti yapanların optimal sağlığı korumak için yeterli protein ve doğru amino asit çeşitliliğini almaları da zor olabilir. Protein, yeni vücut dokuları oluşturmak için gereklidir ve amino asitler sağlığınızda çeşitli roller oynar.

Vegan protein kaynakları şunlardır;

  • Soya; Tofu, tempeh, soya fıstığı, siyah soya fasulyesi, soya sütü
  • Baklagiller; Nohut, siyah fasulye, barbunya, yer fıstığı, fıstık ezmesi, mercimek, bezelye
  • Kuruyemişler; Badem, fındık, macadamia fıstığı, fındık yağı, fındık sütü
  • Tohumlar: Chia tohumu, keten tohumu, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği, ayçiçek yağı
  • Tahıllar: Kinoa, yulaf, teff, amaranth
  • Protein tozları; Bezelye proteini, soya proteini

Aşırı karbonhidrat; Özellikle diyabetli insanları etkileyebilecek vegan diyetinin son bir dezavantajı, kan şekeri seviyenizi etkileyebilecek karbonhidratlarda aşırıya kaçmanın kolay olmasıdır. Bitkisel gıdalar hayvansal gıdalardan daha fazla karbonhidrat içerir, bu nedenle vegan beslenme doğal olarak omnivor beslenmeye göre daha fazla karbonhidrat içerir. Karbonhidratlar bir bütün olarak sağlıksız değildir ve kesinlikle diyabet için sağlıklı bir diyetin parçası olabilir, ancak sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumak için alımınızı sınırlı hale getirmek önemlidir. Sizin için en uygun karbonhidrat miktarı hakkında sağlık danışmanınızla konuşun.

İşte diyabet için üç günlük vegan yemek planı;

1.gün

  • Kahvaltı; Taze meyveli yumurtasız Fransız tostu
  • Atıştırmalık; Havuç ve kereviz ile humus
  • Öğle yemeği; Pirinç, tempeh ve sebze kasesi
  • Atıştırmalık; Fırında pişmiş çıtır lahana cipsleri ve kavrulmuş badem
  • Akşam yemeği; Nohut ve patates
  • Atıştırmalık; Çikolatalı badem ezmesi protein topları

2. gün

  • Kahvaltı; Vişne çikolatalı hindistan cevizi sütü chia pudingi
  • Atıştırmalık; Taze meyve ve ayçiçeği tohumu ile hindistan cevizi yoğurdu
  • Öğle yemeği; Fıstık miso soslu gökkuşağı kinoa salatası
  • Atıştırmalık; Çıtır kavrulmuş nohut
  • Akşam Yemeği: İtalyan usulü siyah fasulye köftesi
  • Atıştırmalık; Fıstık ezmesi proteinli kupa kek

3 gün

  • Kahvaltı; Nihai yüksek proteinli kahvaltı burritoları
  • Atıştırmalık; Vanilyalı chai latte smoothie
  • Öğle yemeği; En iyi vegan simit sandviçi
  • Atıştırmalık; Guacamole ve mini tatlı biber
  • Akşam yemeği; Brokoli ve edamame ile spagetti, tavada kızartma kabak
  • Atıştırmalık; Fıstık ezmeli muzlu kek
Paylaşın

Kilo Vermeye Çalışıyorsanız, Bu 3 Şeyi Unutmayın

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını, son 1,5 yıldır hayatımızda yarattığı yıkımın yanı sıra birçok farklı sorunu da beraberinde getirdi. Salgının neden olduğu en büyük sorunlardan biri, hepimizin fazladan kilo almasıdır.

Haber Merkezi / Bu ekstra kiloyu kaybetmek göz korkutucu bir görev olabilir. Sorun, kilo verirken çoğu insanın sadece forma girmeye odaklanmasından kaynaklanır, bu da birçok sağlık sorununa yol açabilir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için hatırlamanız gereken üç şey var.

Yeterli miktarda su tüketmek

Kilo vermeye çalışsanız da çalışmasanız da, vücudunuzu susuz bırakmamak çok önemlidir. Su genellikle açlığı bastırır (burada normal koşularda aç kalmaktan bahsediliyor), bu nedenle yeterli su tüketmek sizi aşırı yemek yemekten alıkoyar ve böylece kilo vermenize yardımcı olur. Uzmanlar günde en az 2,5 litre su içilmesi gerektiğini söylüyor.

Beslenmenize meyveleri ekleyin

Kilo vermeye çalışırken genellikle rafine şekeri kesmeniz önerilir. Meyveler, gün boyu ihtiyacınız olan enerjiyi sağlayacak doğal şekere sahiptir. Hem tok kalmak hem de enerji ihtiyacınızı karşılamak için meyve tüketiminizi maksimum orana çıkarın.

Daha fazla hareket edin

Vücut için her hareket önemlidir. Uzun süre oturmak, bazı ölümcül hastalıklara yakalanma riskinizi de artırır. Her gün bir saat özel bir antrenman yapıyor olsanız bile, gün boyu aktif kalmanız önerilir. Merdiven çıkmak, kısa yürüyüşler yapmak veya telefonda konuşurken yürümek, metabolizmanızı hızlandırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.

Paylaşın

Düz Bir Göbek İçin 7 Egzersiz

İster kabul edelim ister kabul etmeyelim, çoğu insan spor yolculuğuna karın bölgesinde biriken yağları azaltmak için başlar. Düz bir karın, çekici görünmenin yanı sıra güveni de artırır. Karın bölgesinin sıkılaştırmasının bir başka faydası da orta bölgede viseral yağ birikimine bağlı olarak gelişebilecek kronik hastalıklar riskini de azaltır.

Haber Merkezi / Gerçek şu ki, özellikle vücudun bu kısmından yağ kaybetmek o kadar kolay değil. Araştırmalara göre, düzenli egzersiz yapmaya başlanılsa da en son yağ kaybedilen bölge karın bölgesi. İşte düz bir karın elde etmeye yardımcı olacak, karın bölgesindeki farklı kas gruplarını hedef alan 7 egzersiz.

L-Oturmak;

1. adım: Avuç içleriniz yanlarınızda ve bacaklarınızı öne doğru uzatarak yere oturun. Bacaklarınızı düz ve birbirine yakın tutun.

2. adım: Uyluklarınızı sıkın ve vücudunuzu ellerinizle dengelerken vücudunuzu yukarı kaldırmaya çalışın.

3. adım: Dengeyi korumak için gövdenizi hafifçe öne doğru eğebilirsiniz.

4. adım: Bu pozisyonu birkaç saniye tutun ve ardından başlangıç ​​pozisyonuna geri dönün.

V-Up;

1. adım: Ellerinizi başınızın üzerine uzatarak sırt üstü yatın. Ellerinizi kulaklarınıza yakın tutun.

2. adım: Her iki bacağınızı da 90 derecelik açıyla tavana doğru kaldırın. Aynı zamanda kollarınızı yerden düz bir şekilde kaldırın.

3. adım: Hem elleriniz hem de bacaklarınız vücudunuza dik olmalıdır.

4. adım: Bir süre bu pozisyonda kalın, ardından yavaşça başlangıç ​​noktasına geri dönün.

Ayı Sürünmesi (Taraması);

1. adım: Kalçalarınız dizlerinizin altında ve elleriniz omuzlarınızın altında olacak şekilde dört ayak üzerine gelerek başlayın. Bacaklarınız kalça genişliğinde ve kollarınız omuz genişliğinde açık olmalıdır.

2. adım: Sırtınızı kaldırmadan dizlerinizi hafifçe kaldırın.

3. adım: Sol eliniz ve sağ bacağınız ile bir adım ileri gidin ve ardından ilerlemek için aynısını alternatif taraflarla tekrarlayın.

Havada Çember;

1. adım: Ayaklarınız kalça genişliğinde açık olacak şekilde düz durun ve iki elinizle başınızın üstünde bir sağlık topu veya dambıl tutun.

2. adım: Omurganızı nötr ve dengenizi korurken topu bir daire içinde hareket ettirin (sol taraftan başlayarak).

3. adım: Sekiz kez daire çizin, ardından diğer tarafta da aynısını yapın.

Ayakta Eğik Crunch;

1. adım: Bacaklarınız kalça genişliğinde olacak şekilde düz durun ve ellerinizi başınızın arkasına koyun.

2. adım: Ağırlığınızı sol bacağınıza verin, ardından dizinizi sol dirseğinize doğru (çapraz olarak) getirerek sağ bacağınızı kırın.

3. adım: Başlangıç ​​noktasına dönmek için sağ bacağınızı indirin.

4. adım: Aynı işlemi diğer taraf için de tekrarlayın.

Dambılla Yan Bükme;

1. adım: Her iki elinizde birer dambıl ile yerde düz durun.

2. adım: Nefes alın, dambılı zemine doğru hareket ettirmek için gövdenizi belinizden sağa doğru bükün.

3. adım: Dizlerinizi bükmeden mümkün olduğunca yana doğru bükün.

4. adım: Duraklatın, ardından başlangıç ​​pozisyonuna dönün.

5. adım: Aynısını diğer elinizle tekrarlayın.

Bacak Kaldırma – Yan Tahta;

1. adım: Sağ tarafınıza yatın ve vücut ağırlığınızı sağ ön kolunuz ve sağ ayağınız üzerinde dengeleyin.

2. adım: Omuzlardan ayak parmaklarına kadar düz bir çizgi oluşturmak için kalçalarınızı havaya kaldırın.

3. adım: Gövdenizi sabit tutarak sol bacağınızı dizinizi bükmeden kaldırın.

4. adım: Sol bacağınızı başlangıç ​​noktasına geri getirin. Bu egzersizi yaparken kalçanızı düşürmemeye çalışın.

Paylaşın

Metabolizmanızı Yavaşlatan Altı Kötü Alışkanlık

Sağlıklı ve aktif bir metabolizma, daha fazla kalori yakmanızı sağlayarak kilo vermenizi sağlar. Metabolizma hızınız yaktığınız kalori miktarını belirler, ayrıca kan şekeri, kolesterol, trigliserit ve tansiyon seviyenize dikkat ederek vücuttaki dengenin korunmasına yardımcı olur.

Haber Merkezi / Hepimiz metabolizmayı hızlandırmanın çeşitli yollarını biliyor olsak da bilmediğimiz şey, metabolizmanızı yavaşlatacak basit şeyler/alışkanlıklar. İşte metabolizmanızı yavaşlatabilecek altı kötü alışkanlık;

Çok az yemek;

Birçok insan, daha az kalori almanın kilo vermelerine yardımcı olacağı konusunda yaygın bir yanılgıya sahip. Ancak az kalori alımının metabolizmayı yavaşlatabileceğini bilmek sizi şaşırtacaktır. Kilo vermek için kişinin kalori açığı oluşturması (yakabileceklerinden daha az kalori tüketmesi) gerekse de, çok az kalori almak geri tepebilir; vücudunuz yiyeceğin kıt olduğunu algılar ve kalori yakma hızını düşürür.

Hareketsiz yaşam tarzı;

Hareketsiz bir yaşam tarzı sürmek, her gün yaktığınız kalori sayısında önemli bir azalmaya yol açabilir. Ayakta durmak, temizlik yapmak, merdiven çıkmak, yemek pişirmek gibi her fiziksel aktivite kalori yakmanıza yardımcı olabilir. Bu tür aktiviteye egzersiz dışı aktivite termojenezi denir.

Protein;

Sağlıklı bir kilo kaybı için yeterli protein tüketmek önemlidir. Protein sizi daha uzun süre tok tutar ve vücudunuzun kalori yakma hızını artırır. Yiyecekleri sindirdiğinizde, yiyeceklerin termik etkisi olarak adlandırılan metabolizmada bir artış olur.

Dolayısıyla proteinin termik etkisi, yağ veya karbonhidrattan çok daha fazladır. Sadece protein yemek, metabolizmanızı yüzde 20-30 oranında artırırken, karbonhidratlar için yüzde 5-10 ve yağlar için yüzde 3 veya daha az artış gösterir.

Yeterince uyumamak;

Yeterli uyku almak genel sağlığı korumak için çok önemlidir. Daha az saat uyumak, kalp hastalığı, diyabet ve depresyon gibi hastalık riskinizi artırabilir. Yetersiz uyku ayrıca metabolizma hızınızı düşürebilir ve kilo almanızı artırabilir. Zamanında uyumamak da uyku döngünüzü bozabilir ve vücudunuzun sirkadiyen ritmini bozabilir.

Çok fazla rafine karbonhidrat tüketmek;

Rafine karbonhidratlar karmaşık karbonhidratlardan çok farklıdır. Kolayca sindirilirler ve kan şekeri seviyesinin yükselmesine neden olurlar, vücudunuz onları parçalamak için daha az enerji kullanır. Bu nedenle, çok fazla karbonhidrat tüketmek, vücudunuzun daha fazla çalışmasına ve kalori yakmanıza yardımcı olan tam tahıllara kıyasla metabolizmanızı yavaşlatır.

Sıkı diyetleri takip etmek;

Sıkı diyetleri takip etmek, özellikle egzersiz yaparken vücudunuzu temel günlük işleri yapmak için enerji tasarrufu yapmaya zorlar. Vücudunuz bu kalorilere yapışıp kilo vermeyi zorlaştırdığı için bu sıkı diyetler istediğiniz sonucu vermeyebilir.

Paylaşın

Sağlıklı Kilo Nasıl Alınır?

Birçoğumuz nasıl kilo verilir diye kaygılanırken, nasıl kilo alınır diye kafa yoran insanlar da var. Zayıf insanlar için hızlı kilo almak için yağlı yiyecekler yemeye başlamak çok kolaydır, ancak bu sağlıksız ve tehlikeli bir yoldur. 

Haber Merkezi / Uzmanlar, aynı şeyi elde etmek için dengeli bir diyet izlemesi gerektiğini öneriyorlar. İşte, sağlıklı kilo almanızı sağlayabilecek birkaç ipucu;

1. Sık sık yiyin; Sağlıklı kilo almanın ilk adımlarından biri her üç saatte bir yemek yemektir. Çok uzun süre yemek yemezseniz, metabolik olarak yavaşlamaya başlarsınız, birkaç saatte bir yemek yediğinizde, daha fazla kalori alırsınız ve vücudunuzun yağsız vücut kütlesini kaybetmesini önlersiniz

2. Çeşitliliğe gidin; Her öğün ve ara öğünde en az üç farklı besin tüketin. Muhtemelen bir protein, nişasta ve bir meyve ya da sebze yiyorsunuzdur. Ancak atıştırmalıkları yerken de en az üç farklı besin aldığınızdan emin olun.

3. Yüksek kalorili yiyecekleri seçin; Yüksek kalorili yiyecekleri düşündüğümüzde, yağ düşünürüz. Yağ, aynı miktarda protein veya karbonhidrattan iki kat daha fazla kaloriye sahiptir. Ancak esas olarak bitkisel yağlar, kabuklu yemişler, tohumlar, zeytinler ve avokadolarda bulunan doymamış, kalp-sağlığı için iyi olan yağları tercih edin. Doymuş yağlardan kaçının. Kalori açısından zengin, kilo aldıran yiyecekler için iyi seçenekler arasında fındık, tohum, fıstık ezmesi ve badem ezmesi gibi fındık ezmesi de bulunur.

4. Bol sıvı tüketin; 100 meyve suları ve smoothieler içmek vitamin ve minerallerle birlikte kalori sağlayabilir. Yüzde 1 ila yüzde 2 süt veya az yağlı yoğurt, çilek veya muz ve fıstık ezmesi ile bir smoothie yapın. Kalorileri ve protein içeriğini artırmak için bir veya iki yemek kaşığı protein tozu veya sade peynir altı suyu tozu ekleyebilirsiniz.

5. Yatmadan önce yemek yiyin; Sağlıklı bir atıştırmalık veya geç akşam yemeği yiyin. Gece vücudumuz gerçekten aktiftir. Hücrelerimiz yenileniyor, onarılıyor ve iyileşiyor. Yatmadan önce bir şeyler atıştırarak vücudunuzun gün içinde aldığınız kaloriyi çekmesine izin vermiş olursunuz.

6. Yeterince uyuyun; Vücudunuzun, yiyecekleri yağa dönüştürmek yerine kas inşaa etmesi ve sağlıklı bir şekilde depolaması için zamana sahip olması gerekiyor.

7. Aktif olun; Aktif olmak, sağlıklı kilo alımını sağlamaya yardımcı olan kas dokusunu oluşturur. Haftada en az iki ila üç gün direnç antrenmanı yapmalısınız. Her kas grubu için en az bir ila iki kuvvet antrenmanı yaptığınızdan emin olun.  Koşma, bisiklete binme veya yüzme gibi kardiyovasküler egzersizleri ihmal etmeyin çünkü kalp de çalıştırılması gereken bir kastı.

8. Protein delisi olun; Vücut ağırlığının kilogramı başına 1.5 gram protein yemelisiniz. Her öğünde bir çeşit protein aldığınızdan emin olun. Kilo almanıza yardımcı olacak sağlıklı, protein açısından zengin yiyecekler arasında az yağlı süt ürünleri, yağsız etler ve kuruyemişler veya tohumlar bulunur.

9. Karbonhidratlara evet deyin; Karbonhidratlar, kilo alımına yardımcı olabilecek başka bir besin grubudur. Kas kütlesi oluşturmak istiyorsanız, ekstra proteini kullanmak için yeterince nişasta veya karbonhidrat yemelisiniz. Nişastalar veya karbonhidratlar kaslarda depolanır ve vücut dokusu oluşturmak için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sağlarlar. Kas inşa etmek istiyorsanız, süreci beslemek için yeterli karbonhidrata ihtiyacınız var.

10. Bir yemek günlüğü tutun; Bu strateji, kilo almaya çalışırken gerçekten yardımcı olabilir. Kilo alması gereken insanlar genellikle ne kadar kalori aldıklarını fark etmezler. Neyi ve ne sıklıkta içtiğinizi ve yediğinizi takip edin. Kilo almadıysanız, daha fazla yiyecek veya sıvıyı nereye sığdıracağınızı bulmak için yiyecek günlüğünüzü kullanabilirsiniz.

Kilo almak zor olabilir. Yağ yerine yağsız kas kütlesi oluşturmaya odaklanırsanız, sağlıklı bir şekilde kilo alabilirsiniz.

Paylaşın

Spor Öncesi Ve Sonrası Cilt Bakımı!

Sporun sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmanın önemli yollarından biri olduğunu biliyor muydunuz? Spor kadar, spor öncesi ve sonrası cilt bakım rutininizi doğru şekilde takip etmelisiniz. Bir cilt bakımı rutini izlemiyorsanız, spor salonuna gitmek, cildinizde en iyi sonucu vermeyecektir.

Haber Merkezi / Evet, terleme normaldir ve parlak ve sağlıklı bir cilde ulaşmanın neredeyse tek yoludur. Ancak bu, yalnızca belirli bir cilt bakımı rutini uyguladığınızda elde edilebileceğiniz bir sonuç.

Cildinizin parlak ve sağlıklı görünmesi için spor öncesi ve sonrası izlemeniz gereken birkaç ipucunu sizler için derledik.

Spor öncesi cilt bakımı

Spor öncesi makyaj yapmak en büyük hatalardan bir tanesi. Spora başlamadan önce makyajınızı mutlaka çıkarın, çünkü makyaj için kullandığınız malzemeler cilt gözeneklerinizi ve ter bezlerinizi tıkayarak cildinizin nefes almasını zorlaştıracaktır. Bu nedenle, spora başlamadan önce cildinizdeki tüm makyaj malzemelerini silmenizi öneririz.

Cildinizdeki tüm makyaj malzemelerini çıkardıktan sonra, cildinizi UV ışınlarından korumak için en sevdiğiniz nemlendiriciyi ve güneş kremini sürmeni tavsiye ederiz.

Terlemeyi Önleyici roll-on uygulamak; Spor yaparken terleme çok yaygın bir olgudur. Koltuk altlarınıza ter önleyici bir roll-on uygulayarak koltuk altlarınızın bakteriler ve mikropları için en önemli yaşam yeri haline gelmesini önlemiş olursunuz.

Açık saçla spor yapmayın; Saçınız kısa olsa bile her zaman düzgün bir şekilde toplayın. Aksi takdirde saç ürünleri terle birleştiğinde gözenekleri tıkar ve alında sivilcelere neden olur.

Spor salonunda herhangi bir ekipmanı kullanmadan önce daima dezenfektan, kendi temiz havlunuzu kullanın. Spor sırasında yüzünüze dokunmayın çünkü elleriniz kirlidir ve bakteriyel enfeksiyon kapabilir. Bu nedenle, egzersiz yaparken ellerinizi yüzünüzden uzak tutun.

Spor sonrası cilt bakımı

Spordan sonra cildinizi temizlemek antrenman öncesi kadar önemlidir. Spordan sonra terli yüzle dinlenmek, cildinizde bakteri oluşmasını sağlayabilir. Bu nedenle spor sonrası hemen bir duş alın.

Saçlarınızı hafif şampuanla yıkayın ve saçınızı kurutmak için fön makinesi yerine havlu kullanın. Duştan sonra cildinize serum uygulayın ve nemlendirici jel ile nemlendirin. Umarız bu kolay ve hızlı ipuçları, en zorlu spor günlerinizde bile cildinizin temiz, parlak ve sağlıklı kalmasına yardımcı olur.

Paylaşın