Kalp Krizi Gençlerde Neden Bu Kadar Yaygınlaştı?

Kalp krizi, kalp durması ve diğer kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor, ancak genç nüfus arasında kardiyovasküler problemi son zamanlarda oldukça artmış durumda. Doktorlar ve tıp uzmanları bu duruma henüz kesin cevaplar bulamamış olsalar da, buna yol açabilecek birkaç faktör üzerinde duruyorlar.

Haber Merkezi / Kalp krizi veya miyokard enfarktüsü, atardamarlarda oluşan bir tıkanıklık sonrası kalbe giden kan akışının engellenmesi sonucu oluşur. Kalp krizlerinin çoğu ölümcül olabilir, bu nedenle ortaya çıktıklarında acil tıbbi bakıma ihtiyaç vardır.

Gençlerde kalp krizine ne yol açar?

Kardiyovasküler hastalıklar çok eski zamanlardan beri var olmuştur. Son zamanlarda teşhis edilen veya keşfedilen bir şey değil. Bununla birlikte, yaşlı nüfusu ve önceden kalp rahatsızlığı olanları hedef alan kalp hastalıkları, genç nüfusu da etkilemenin bir yolunu bulmuş gibi gözüküyor. Bu durum endişeleri arttırdı.

Uzmanlara göre temel nedenler;

  • Bilinçsizce yapılan spor
  • Sağlıksız beslenme

Egzersiz ve sağlıklı beslenme yeterli mi? Yoksa genetik faktörler rol oynuyor mu?

Sağlıklı bir yaşam tarzının kardiyovasküler hastalıkları engelleyebileceğine ve ayrıca diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve hiperglisemi gibi diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltabileceğine şüphe yoktur. Düzenli egzersiz ve sağlıklı bir beslenme, hastalıkları uzak tutmada kesinlikle hayati bir rol oyuyor.

Bununla birlikte, genç nüfus içerisinde artan kalp hastalıkları, göründüğünden daha fazlasının olduğunu düşündürüyor. Kardiyovasküler hastalığı tamamen önlemek için yapılabilecek pek bir şey yoktur, ancak risk faktörleri hafifletilebilir.

Stres ve kaygı;

Kardiyovasküler hastalıklar genellikle stres ve kaygı ile ilişkilendirilmiştir. Araştırmalar, uzun süreli stresten kaynaklanan yüksek kortizol düzeylerinin, bir kişiyi yüksek kan kolesterolü, trigliserit, kan şekerine daha yatkın hale getirebileceğini ve hipertansiyon riskini artırabileceğini ileri sürmektedir. Uzmanlara göre, bunlar kalp hastalığı için yaygın risk faktörleridir.

Günümüz toplumunda gençler çok fazla strese sahipler; iş ve eğitim stresi, yaşam tarzı ile ilişkili stres. Ayrıca, sigara ve alkol tüketimi, sağlıksız beslenme alışkanlıklarını da bu duruma olumsuz katkı sağlayan faktörler arasında sayabiliriz.

Önleyici tedbirler;

Önlemek tedaviye ihtiyaç duymaktan daha iyidir. Bunun için yapabilecekleriniz var;

  • Hareketsiz yaşam tarzı değiştirin, mutlaka egzersiz ve yürüyüş yapın
  • Şeker tüketimini azaltın veya sınırlayın
  • Sağlıksız yağlardan uzak durun
  • Sigara ve alkolü bırakın
  • Sağlıklı yiyecekler tüketin
  • Düzenli ve yeterli uyuyun
Paylaşın

Göz Yorgunluğu Nedir Ve Nasıl Giderilir?

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını, yalnızca biz çalışanlar için değil, çocuklar için de ekran başında geçirilen sürenin artmasına neden oldu. Uzun süre yoğun bir şekilde ekrana odaklanmak, uzun süre araba kullanmak, uzun süre yazı yazmak, okumak gibi detaylı çalışmalar göz yorgunluğuna neden olabilir.

Haber Merkezi / Yoğun odak, sık sık göz kırpmadığınız anlamına gelir. Dijital ekranlar göz kırpmanızı azaltabilir ve göz bebeklerinizi kuru ve tahriş edebilir. Bu, herhangi bir şeye çok uzun süre odaklandığınızda gözlerinizin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğu anlamına gelir.

Göz yorgunluğunun belirtileri;

Gözlerinizin ne zaman yorulduğunu anlamak kolay değildir. Gözleriniz sulanabilir, görüş bulanıklaşabilir, gözleriniz yanabilir veya kaşınabilir veya ışığa karşı ekstra hassasiyet hissedebilirsiniz. Tüm bu belirtiler, gözlerinizin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğunu gösterebilir.

Göz yorgunluğu nasıl önlenir?

– Bilgisayarınızda ve telefonlarınızda yazı  boyutunu artırın. Ekrandaki parlama ve yansıma gözleri daha fazla zorlayabilir. Yazı tipini artırmak yardımcı olabilir.

– Ekranı, gözleriniz biraz aşağı bakacak şekilde ayarlayın.

– Ekranın parlaklığını azaltın ve arada göz kırpmayı unutmayın. Göz kırpmanızı hatırlatmak için telefona bir alarm veya ekranınızın yanına bir not koyabilirsiniz.

– 20-20-20 kuralına uyun. Her 20 dakikada bir, 20 metre uzaktaki bir cisme en az 20 saniye bakın. Bu, gözlerinize çok gerekli olan molayı verecektir.

Göz yorgunluğunu gidermenin yolları;

– Kendinizi daha iyi hissetmeye başlayana kadar herhangi bir ekrana bakmayı bırakın.

– Yılda bir kez göz muayenenizi yaptırın.

– Göz yorgunluğu, miyopi gibi altta yatan göz problemlerinden dolayı kötüleşebilir.

 

Paylaşın

Yatağınızın Sırt Ağrısına Neden Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Sırt ağrısı, çeşitli nedenlerden kaynaklanan yaygın bir sorundur. Uzun saatler oturmak, kötü duruş, çok fazla cep telefonu kullanmak, yattığınız yatak gibi her şey sırt ağrısına neden olabilir.

Haber Merkezi / Sırt ağrısının altında yatan neden, doğal olmayan bir pozisyonda uzun süre durmak veya yatmak nedeniyle omurgaya uygulanan baskıdır. Sırt ağrısı, belinizde ağrı, boynunuzda tutukluk, bacaklarınızda ve ayaklarınızda uyuşma şeklinde kendini gösterebilir.

Ancak sırt ağrınızın önemli bir nedeni, üzerinde uyuduğunuz yatak olabilir. Sırt ağrınızın nedeninin yatağınız olup olmadığını buradan öğrenebilirsiniz.

Çok sert ve çok yumuşak yatak, kalktıktan hemen sonra rahatsızlığa ve kronik sırt ağrısına neden olabilir.

Yataktan kalktıktan hemen sonra veya kalktıktan 10 ila 30 dakika arası ağrıyı hissediyorsanız ve biraz yürüdükten veya esnedikten sonra daha iyi hissediyorsanız, bunun suçlusu yatağınızdır.

Uyurken sürekli huzursuzluk yaşıyorsanız ve eklemlerde artan baskı ile birlikte bütün gece sağa sola dönüp duruyorsanız. Yatağınızı değiştirmeniz gerekebilir.

Orta yumuşak ile orta sert yatak, daha yumuşak ve daha sert yataklara kıyasla sırt ağrısı olasılığını azaltır. Yatak, tüm vücudu, özellikle omurganızın ve kemerinizin hizasını desteklemelidir. Sert bir yatak omurganıza baskı yapar, yumuşaksa omurganızı desteklemez.

Yeni yatak almak

Yeni bir yatağa geçtiğinizde vücudunuz yattığınız yatağa alıştığı için sırtınız da bir geçiş sürecinden geçer. Bu nedenle, yeni yatağınız daha sağlıklı olsa bile, omurganızı nötr konuma getirmek zaman aldığından, bu durum sırt ağrısına neden olabilir.

Yeni yatağa alışmak zaman alır, çünkü ilk başta yaylar ve köpükler serttir ve yavaş yavaş yumuşar ve omurganızın konumuna göre hizalanır. Geçiş dönemi 21 gün kadar sürebilir ve sonunda kendinizi daha iyi hissetmeye başlarsınız.

Yeni bir yatak satın almak için ipuçları;

  • Satın almadan önce deneyin
  • İade ve deneme süresinden emin olun
  • Gerçek müşterilerden gelen yorumları okuyun
  • Omurga ile ilgili herhangi bir sorununuz varsa sağlık uzmanınıza danışın
Paylaşın

Kalbinizin Acı Çektiğine Dair Uyarı İşaretleri

Tarihsel süreç içerisinde, ileri teknolojinin ve gelişmiş tesislerin ortaya çıkmasıyla, kalp rahatsızlıklarını tanımlamanın ve yönetmenin yolları hakkında daha bilinçli ve daha bilgili hale geldik. Kalp durması ve kalp krizi, en yaygın ancak ölümcül kalp komplikasyonlarından bazılarıdır.

Haber Merkezi / Bununla birlikte, ne zaman harekete geçeceğimizi bilmemiz son derece önemlidir. İşte dikkat etmeniz gereken bazı uyarı işaretleri.

Aşırı kaygı ve kalp çarpıntısı;

Kalp rahatsızlıkları olan kişiler anksiyete nöbetleri ve kalp çarpıntısı yaşayabilirler. Araştırmalar, hayatlarının çok erken dönemlerinden itibaren aşırı kaygı problemi olan kişilerin, kalp hastalığına daha yatkın olduğunu göstermiştir.

Anksiyete, stresli bir yaşam tarzının veya zihinsel sağlık bozukluklarının bir sonucu olabilir. Düzensiz kalp atış hızına sahip kişilerin genellikle kalp komplikasyonları riski altında olma olasılığı daha yüksektir.

Kola doğru yayılan ağrı;

Birçok insan, kalp krizi geçirmeden önce, göğsün merkezinde birkaç dakikadan fazla süren ağrı ve rahatsızlık bildirmiştir. Sol kol ağrısı, kalp krizinin en sık görülen semptomlarından biridir.

Mide bulantısı ve iştah kaybı;

Hazımsızlık, karın ağrısı, mide bulantısı ve iştahsızlık sorunları kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Bu semptomlar yaygın gastrointestinal rahatsızlıklar gibi görünse de, dikkatli olunmalı ve dikkat edilmelidir.

Baş dönmesi veya bilinçsiz düşme hissi;

Kalp, kanı iyi pompalamadığında ve beyne giden kan azaldığında, baş dönmesi ve bilinç kaybı olabilir. Böyle bir durum yaşadığınızda, doktorunuzla iletişime geçmeniz ve kalbinizi muayene ettirmeniz önemlidir.

Ciltteki renk değişimi;

Cildiniz ayrıca kalbinizin ne kadar iyi çalıştığı hakkında çok şey ortaya koyabilir. Kalbinizin yeterince kan pompalamaması durumunda ciltte renk değişimleri olabilir. En sık görülen belirti olmasa da, ciltteki renk değişiminin kaynağını ayırt etmek için doktorunuza başvurun.

Paylaşın

Hamilelik Sonrası Kilo Verme: İşte Bilmeniz Gereken Her Şey

Hamilelik öncesi görünüme geri dönmek ve o eski kıyafetlerin içine sığmak istemeyen anne yoktur. 9 ayda aldığınız kiloları vermeniz kesinlikle zaman alsa da imkansız değil. Hamilelik sonrası kilo vermenin güvenli yollarını hevesle arayan annelerden biriyseniz, bunun için doğru yerdesiniz.

Haber Merkezi / Bebeğin ağırlığı, amniyotik sıvı ve plasenta da dahil olmak üzere yaklaşık beş ila altı kilo ağırlık, bebek doğar doğmaz hemen kaybedilir. Peki ya diğer kilolar, işte hamilelik sonrası fazla kilolardan kurtulmanıza yardımcı olacak beş basit ipucu;

Emzirme;

Emzirmenin kilo vermenize yardımcı olup olmayacağı konusundaki tartışmalar hala devam ediyor. Fakat, emzirmenin daha hızlı kilo vermenize yardımcı olabileceğini ortaya koyan çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Kesin olan şey, emzirmenin kalori yakmasıdır (günde yaklaşık 300), bu da kilo vermenize yardımcı olabilir. Ayrıca emzirmek bebeğinizin sağlığı için de iyidir.

Dengeli beslenme;

Yeni anne olmanın stresini yaşarken, istekleriniz kilo almanıza neden olabilir. Hamilelik öncesi yaptığınız gibi sağlıklı beslenmek kilo vermenizin temel kuraldır. Dengeli beslenme ve öğünler arasında sağlıklı atıştırmalıklar, sizi gün boyunca hareketli kılacak enerjiyi verebilir.

Besinlerle dolu tabaklar;

Özellikle bebeğinizi emziriyorsanız, vücudunuzun hamilelik sonrası maksimum beslenmeye ihtiyacı vardır. Besinlerle dolu, daha az kalori ve yağ içeren yiyecekleri seçin. Balık, yoğurt, yağsız et, tavuk gibi, bunlar omega 3, lif ve protein açısından zengin besinlerdir. Bunlar vücudunuzun çok ihtiyaç duyulan beslenmeyi sağlayacaktır.

Susuz kalmayın;

Hamilelik öncesi veya hamilelik sonrası olsun, susuz kalmamak her zaman çok önemlidir. Çalışmalar, vücudun yeterli suya sahip olduğunda, metabolizmanın hızlandığını ortaya koymuştur. Yeterli su içip içmediğinizi anlamanın bir yolu, idrarınızın rengidir. İdrarınız nispeten berraksa ve her iki-üç saatte bir gidiyorsanız, susuz değilsiniz demektir.

Hareket edin;

Ya hamilelik sonrası kilo vermek ya da genel olarak kilo vermek, sağlıklı bir beslenme ve düzenli bir egzersiz, uzun vadede ekstra kilo vermenin kesin anahtarıdır. Düzenli egzersiz yapamıyorsanız, daha fazla hareket edin. Kilo vermek için kısa yürüyüşler ve basit esneme hareketleri yapın.

 

Paylaşın

Formsuz Olduğunuzu Gösteren 6 İşaret

Pandemi, fiziksel ve zihinsel sağlığımızı kesinlikle etkiledi. Bazı insanlar bu dönemde zamanını çalışarak, egzersiz yaparak, sağlıklı beslenerek harcarken, bazı insanlarda tam tersini yönde davranışlar ortaya koydu. 

Haber Merkezi / İster çok kilo almış olun, ister kendiniz gibi hissetmiyor olun, bunların hepsi yeni bir başlangıç yapmanız gerektiğini gösterebilir.

Egzersiz yapmaktan sağlıklı beslenmeye kadar, tüm bunlar vücudunuzda ve zihninizde olumlu değişiklikler yapabilir. Ancak, önce değiştirmeniz gerekip gerekmediğini belirlemeniz gerekir. İşte o işaretlerden bazıları;

En ufak bir harekette nefesiniz kesiliyor;

Zinde ve sağlıklı bir insan asansör yerine genellikle merdivenleri kullanmayı tercih eder. Aksine, en ufak bir harekette nefes kalacağını bilenler asansöre binmeyi, merdiven kullanmaya tercih ederler; bu büyük bir sorun. Daha hareketli olmanın, egzersiz yapmanın ve sağlıklı beslemenin zamanı gelmiş demektir.

Kalp atış hızı;

Nefesinizin yanı sıra, kalp atış hızınız da size ne kadar formda olduğunuzu söyleyebilir. Hareket etmediğinizde veya dinlenirken bile nabzınızın yüksek olduğunu fark ederseniz, bu durum, vücudunuzun bir şeylere tepki geliştirdiğini gösterir.

Yaralanmaya daha yatkınsın;

Vücudunuz zayıf olduğunda veya formsuz olduğunda, yaralanmalara daha yatkın hale gelirsiniz. Sırtınızda, boyun bölgesinde, omuzlarınızda veya vücudunuzun herhangi bir yerinde sık sık ağrılar yaşamaya başlarsınız. Bu ihmal edilmeyecek kadar önemli bir durum, hemen düzenli egzersiz yapmaya başlamalısınız. Bu aynı zamanda kaslarınızı güçlendirmeye ve sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardımcı olacaktır.

Uykusuz geceler;

Yeterince hareket etmemek, sağlıksız beslenme ve stres,  uyku kalitenizi etkileyebilir. Bu, aynı zamanda vücudunuzu en iyi şeyden mahrum bıraktığınız anlamına gelir. Uyku problemi devam ederse vücudunuz kronik sağlık risklerine maruz kalabilir. 

Sağlıksız yiyeceklere için can atıyorsun;

Hareketsiz bir yaşam tarzı sürdürdüğünüzde sağlıksız yiyeceklere başvurabilirsiniz. Abur cubur için açıklanamayan istek, sağlığınız için çok zararlı olabilir. Uzmanlara göre, hareketsiz kalmak, ghrelin adı verilen ve sürekli aç hissetmenize neden olan bir hormonu tetikleyebilir.

Obez olmak;

Formda olmamanın kesin göstergelerinden biri obez olmaktır. Doktorunuz fazla kilolu olduğunuzu söylediyse, sağlıksız ve formsuz olma ihtimaliniz yüksektir. Obez olmak sizi çeşitli hastalıklara yakalanma riskine sokar ve ayrıca günlük fonksiyonlarınızı engeller. Uzun vadede bir sorun haline gelebilse de, egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kontrol altına alınabilir.

 

Paylaşın

Tek Bir Sosisli Sandviç Ömrünüzü 36 Dakika Kısaltabilir!

Michigan Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırmaya göre, tek bir sosisli sandviç, yüksek oranda işlenmiş gıdaların kötü etkileri nedeniyle hayatınızdan 36 dakika alabilir. Öte yandan, aynı araştırma, meyveler, kuruyemişler, baklagiller ve nişastalı olmayan sebzeler gibi yiyeceklerin, her lokması ile ömrünüze değerli anlar kattığını ortaya koydu.

Haber Merkezi / Michigan Üniversitesi’nde çevre sağlığı bilimleri profesörü Olivier Jolliet liderliğindeki bilim insanları, Amerikalıların tükettiği 5 bin 853 gıdayı analiz ettiler ve tek bir standart ölçü kullanarak ne kadar sağlıklı veya sağlıksız olduklarını karşılaştırdılar: yaşam süremize eklenen veya ömrümüzden çıkarılan zaman.

Örneğin, bir gram işlenmiş et için ömrünüzden 0.45 dakikanın kısaldığı, tersine, meyvenin gramı başına, ömrünüze 0.1 dakika eklendiği varsayıldı.

Bir porsiyon yemek başına kazanılan veya kaybedilen sağlıklı yaşam dakikaları, Sağlık Beslenme İndeksi (HENI) ile ölçülmektedir. HENI, 15 beslenme faktörünü dikkate almaktadır; süt, kabuklu yemişler, tohumlar, meyveler, kalsiyum, deniz ürünlerinden elde edilen omega-3 yağ asitleri, lifler ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren gıdalar, işlenmiş et, kırmızı et, trans yağ asitleri içeren gıdalar, şekerli içecekler ve sodyum.

Bilim insanları, HENI’yi kullanarak, yüksek oranda işlenmiş et, sodyum ve trans yağ asitleri içeriği göz önüne alındığında, kırmızı etli sosisli sandviçin hayatınızdan 36 dakika çaldığını hesapladılar.

Hayatınızı kısaltabilecek diğer popüler işlenmiş yiyecekler arasında pastırma (porsiyon başına 6 dakika 30 saniye), pizza (7 dakika ve 8 saniye) ve duble çizburger (8 dakika ve 8 saniye) bulunur. Ömrünüzü artıran yiyecekler arasında somon (porsiyon başına 13 dakika ve 5 saniye), muz (13 dakika ve 30 saniye) ve avokado (2 dakika ve 8 saniye) bulunur.

Fıstık ezmeli ve jöleli sandviç, sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından zengin fındık ezmesi sayesinde şaşırtıcı bir şekilde ömrünüze 33 dakika 6 saniye katar. Deniz ürünleri, yaklaşık 10 dakikadan yaklaşık 70 dakikaya kadar değişir.

Araştırmadaki amaç, tüketicilerin beslenmeleri için daha sağlıklı seçimler yapmalarına yardımcı olacak bir kılavuz görevi görmektir.

Paylaşın

Kadınların Gözden Kaçırdığı 6 Erken Tiroid Uyarısı

Aşırı yorgunluk, saç dökülmesi, adet düzensizliği mi yaşıyorsunuz? Yoksa kendinizi endişeli, terli ve aç mı hissediyorsunuz? Bunlar, farklı yaşlardaki kadınlar tarafından yaşanabilecek bazı yaygın semptomlar olsa da, tiroid bezinizle ilgi bir olumsuz durum varsa, semptomların çok daha belirgin hale gelme olasılığı vardır.

Haber Merkezi / Tiroid bezi önemli bir hormon düzenleyicidir. Dünya çapında her 8 kadından 1’i tiroid kökenli bir rahatsızlık yaşamaktadır.

Vücudun diğer organları gibi,  tiroid fonksiyonunu da kontrol etmek ve düzenlemek oldukça önemlidir. Boynumuzun önünde duran kelebek şeklinde bir organ olan tiroid organı, kilo verme, metabolizma hızı, enerji gibi hayati fonksiyonları düzenleyen triyodotironin (T3) ve tiroksinden (T4) önemli hormonların üretiminden sorumlu bir organdır.

Unutulmaması gereken nokta, tiroidin vücuttaki diğer tüm organları etkileyebilecek kadar etkili bir organ olduğu ve özellikle farkında olmadığınızda semptomları ayırt etmenin giderek zorlaşabileceğidir. Bu nedenle, kadınlar daha dikkatli bir şekilde uyarı işaretleri ve semptomları aramalı ve doğru bakımı yapmalıdır.

Bu açıklamalardan sonra, özellikle dikkat edilmesi gereken bazı yaygın belirtileri sizler için listeledik;

Açıklanamayan kilo kaybı veya artışı;

Tiroid seviyelerinin genel metabolizmanız üzerinde büyük etkisi vardır ve kilonuzu da kontrol altında tutar. Kilo vermenin veya kilo almanın birçok nedeni olsa da, kilonuzda ani veya açıklanamayan değişiklikler yaşıyorsanız, muhtemelen önce tiroidinizi kontrol ettirmeniz gerekebilir. Düşük tiroid hormon seviyeleri kilo alımına neden olabilirken, aşırı aktif bir tiroid aşırı hızlanma yapabilir ve beklenmedik bir şekilde kilo vermenize neden olabilir. Hipotiroidizme bağlı kilo kaybı, kadınlarda en sık görülen değişikliklerden biridir.

Boyun çevresindeki cilt kıvrımlarının koyulaşması;

Gözden kaçabilecek tiroid bozukluğunun yaygın bir erken belirtisi, boynunuzun etrafındaki derinin koyulaşmasıdır. Araştırmalar, boyun çevresindeki cilt kıvrımlarının koyulaşmasının genellikle hormonal yükselmeler nedeniyle olduğu bulmuştur. Ayrıca, tiroid organı cilt ve saç sağlığını korumaktan sorumludur. T3 ve T4 seviyelerinin bozulması ayrıca kuru cilt, kaşıntılı kafa derisi, yağlı cilt gibi sorunlara veya tırnaklarda kırılganlığa neden olabilir.

Yorgunluk ve zayıflık;

Yorgun hissetmek genellikle yaşlanma ve günlük stres belirtileri olarak kabul edilir. Düzensiz ve kronik yorgunluk ve bitkinlik hissi, altta yatan bir tiroid sorununun sonucu olabilir. Tiroid bezimiz metabolik işlevi önemli ölçüde etkilediğinden, yetersiz çalışan bir tiroid metabolik bir yavaşlamaya neden olabilir ve sizi düzenli olarak daha da yorgun ve uyuşuk hale getirebilir. Benzer şekilde, aşırı aktif bir troid bezi olanlar için metabolik fonksiyon potansiyel olarak alevlenebilir ve enerji kaybına neden olabilir. Tiroid ile ilişkili yorgunluk ve halsizlik ayrıca kalp çarpıntısına, kas güçsüzlüğüne ve titremelere neden olabilir.

Uyku kalitesi düşebilir;

İşte altta yatan bir tiroid sorunundan şüphelenmek için başka bir işaret; uyku güçlükleri. Bir tiroid fonksiyon bozukluğu uykunuzu çok kötü etkileyebilir. Aşırı aktif, yüksek işlevli bir tiroid ruh halinizi, sinir sisteminizi ve kaslarınızı etkileyebilir, buda iyi bir gece uykusu çekmeyi zorlaştırabilir. Ayrıca, düşük aktif tiroid, düşük kaliteli uyku ile ilişkilendirilmiştir.

Anksiyete, sinirlilik ve beyin sisi;

Zihinsel sağlığı zayıflatan veya kötüleştiren herhangi bir belirti asla hafife alınmamalıdır. Pek çok sağlık durumu nispeten ruh hali dalgalanmaları ve stresle bağlantılı olsa da, tiroidden muzdarip kadınların anksiyete sorunları, sinirlilik, titreme, sinirlilik, yoğun ruh hali değişimlerinin yanı sıra beyin sisi yaşama riskinin daha yüksek olduğu söyleniyor.

Adet düzensizlikleri ve değişiklikleri;

Kadınlarda, her türlü adet değişiklikleri veya düzensizlikleri öncelikle PCOS veya kısırlık sorunlarının uyarı işareti olarak alınır. Ancak, durum her zaman böyle olamaz. Tiroid seviyelerinin bozulması da birçok periyodik değişikliğe neden olabilir ve tiroid üreme sisteminizi doğrudan kontrol ettiği için düzenli adet akışını etkileyebilir. Çok düşük veya yüksek tiroid hormon seviyeleri, yaşlı kadınlarda (35 yaş üstü) adet dönemlerini hafif, ağır veya yetersiz yapabilirken, aynı zamanda adetlerin uzun süre durmasına veya erken menopoza neden olabilir. Bu nedenle, herhangi bir değişiklik en erken dikkate alınmalıdır.

 

Paylaşın

Şifreli Sayıların Arkasına Gizlenen Tehlike: Katkı Maddeleri

Hazır gıdalara olan talebin artmasıyla birlikte gıdaya raf ömrünü uzatmak ve lezzetini artırmak için eklenen katkı maddelerinin sayısında da artış aynı oranda görülmektedir. Tüm paketlenmiş gıdaların yüzde 85’inden fazlası katkı maddeleri içerir; ürünün tadını daha iyi yapmak, daha güzel görünmesini sağlamak ve daha uzun süre dayanması için kullanılan kimyasallar! 

Haber Merkezi / Telaffuz edilemeyen isimlerin ve şifreli sayıların arkasına gizlenmiş bu kimyasallar kanser, diyabet, kalp hastalığı, obezite ve hatta DEHB ile bağlantılıdır. Bazıları o kadar zararlı ki bir çok ülkede yasaklanmış durumda. İşte dikkat etmeniz ve içeriğinde bu maddelerin olduğu yiyecekleri tüketmekten kaçınmanız gereken bazı yaygın gıda katkı maddeleri.

Hidrojenlenmiş yağlar

Sadece kötü kolesterolü (LDL) yükseltip iltihaplanmaya neden olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp krizi, kanser, alzheimer, diyabet ve obezite riskini de önemli ölçüde artırırlar. ‘Hidrojenlenmiş’ ile başlayan katı yağ ve margarin gibi bileşenlere dikkat edin.

Yapay renklendiriciler

Araştırmalar sonuçları, bazı yapay boyaların, hiperaktivite, ADD ve DEHB ile güçlü bağlantıları olduğunu ortaya koymuş durumda. American Chemical Society, bunlardan bazılarının kömür katranından elde edildiğini, diğerlerinin ise benzidin gibi kanserojenler içerdiğini söylüyor. Paketlerin üzerinde yazılan isimler kulağa zararsız gelebilir ancak yapay renklendiriciler, bazı ciddi yan etkiler ve hatta organ rahatsızlıkları ile ilişkilendirilmiştir. Birçok ülke, bunların, bebek, çocuk ve hatta evcil hayvan mamalarında kullanılmasını yasaklamıştır.

Antioksidanlar

Antioksidanların, hücreleri serbest radikallerden koruyan arzu edilen maddeler olduğunu düşünüyorsanız, yanılmıyorsunuz. Bununla birlikte, antioksidanlar yağlar ve katı yağların bozulmasını önlemek için gıdalarda da kullanılırlar.

ABD Sağlık ve İnsan Departmanına göre, bütillenmiş hidroksiyanisole (E320) gibi bazı antioksidanların insanlarda kanserojen etkisine sahip olduğu tahmin edilmekte. Yine, propyl gallate hayvan çalışmalarında tümörlerle ilişkilendirilmiştir. TBHQ (E319) gibi diğerleri ise yüksek dozlarda (5g veya daha fazla) alındığında ölümcül olabilir. Bu ve buna benzer antioksidanlar bazı ülkelerde yasaklanmıştır.

Potasyum bromat

Bir dahaki sefere ‘ekmek veya hamur güçlendirici’ gördüğünüzde, potasyum bromatın kullanılıp kullanılmadığını iki kez kontrol edin. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı, potasyum bromatı olası bir kanserojen olarak sınıflandırır. Üstelik AB, İngiltere ve Kanada bu katkı maddesini yasaklamış durumda.

Yapay tatlandırıcılar

Yapay tatlandırıcılar kalorisiz olabilir ancak obezite, metabolik sendrom ve tip 2 diyabete neden olabilir! En yaygın kullanılan tatlandırıcılardan ikisi olan asesülfam-k, aspartam ve kanser arasında bağlantı bulunmuştur. Hayvanlar üzerinde yapılan bir kaç araştırma sukralozun da bağırsak dostu bakterileri yok ettiğini göstermiştir. Diğer tatlandırıcıların olumsuz etkileri ise, aşırı yeme, artan göbek bölgesi yağı ve değişmiş metabolizma.

Her sağlıksız katkı maddesinin birkaç güvenli alternatif vardır. Yani ger sağlıksız ürün için daha iyi bir seçim var. Alışveriş yaparken yapmanız gereken paketi ters çevirmek ve önce malzemeleri okumaktır. Ürünün herhangi bir bileşeninden şüpheleniyorsanız, bunun sizin için doğru seçim olmadığını bilirsiniz. Süreci kolaylaştırmak için potansiyel kanserojenleri, yasaklanmış kimyasalları ve tehlikeli toksinleri belirleyen ve daha iyi, daha sağlıklı, daha lezzetli alternatif önerilerini araştırın.

Paylaşın

Şınavda Ustalaşmak İçin 8 Altın Kural

Şınav, her fitness tutkunu için önemli bir egzersiz şeklidir. Şınav çekmek, vücudunu mükemmel bir şekle sokmaya çalışan herkes için bir zorunluluktur. Bu tek hareket, doğru şekilde yapmanız koşuluyla tüm vücudunuzu güçlendirebilir.

Haber Merkezi / Ancak, özellikle yeni başlayan biriyseniz, şınav çekmek gerçekten zordur. Çoğu kişi, bu tür bir egzersize karşı sevgi ve nefret türünde bir ilişki yaşar, ancak ustalaşma hissi şaşırtıcı bir mutluluk verir. Mükemmel bir şınav çekmekte zorlanıyorsanız, işte uymanız gereken bazı temel kurallar:

Kaliteye odaklanın

Bir seferde kaç tane şınav çektiğiniz önemli değil, doğru şekilde yapıp yapmadığınız önemlidir. Unutmayın nitelik nicelikten daha önemlidir. Yanlış şınav yapmak sizi yaralanma riskine sokabilir ve size hiçbir şekilde faydası olmaz. Bu egzersiz şeklini yaparken duruşunuza dikkat edin.

Kalçalarınızı yukarı kaldırmayın

Şınav çekerken kalçalarınızı yukarı kaldırmayın. Bunu yapmak göbek kaslarını serbest bırakacaktır. Sırtınızı düz bir çizgide tutun ve egzersizi yaparken karın kaslarınızı çalıştırın. Kalçalarınızı yukarı hareket ettirmek omuzlarınıza çok fazla baskı uygulayacaktır.

Yerden başlayın

Şınavınıza her zaman yerden başlayın. Bu egzersizi yaparken dayanıklılığı artırmak için omurganızı düz tutun ve göbeğinizi kullanın.

Kollarınız omuz genişliğinden daha fazla aralıklı olmalıdır 

Şınav yapmaya yeni başladıysanız, basit bir şınav şekline bağlı kalmak daha iyidir. Elinizi omuz genişliğinden daha fazla açık olacak şekilde yere koyun. Başparmaklarınız ve koltuk altlarınız, aşağıdayken yanlardan 45 derecelik bir açıyla dirseklerinizle aynı hizada olmalıdır.

Başınızı düşürmeyin

Başınız vücudunuzla aynı hizada olmalıdır. Bu sizi herhangi bir yaralanmadan koruyacaktır. Çenenizin alttan yere çarpmasını önler.

Tam tekrar yapın

Yere tamamen geldiğinizden emin olun. Her aşağı indiğinizde göğsünüz zemini fırçalıyor olmalı.

Kollarınız düz olana kadar yükselin

Kollarınız düz olana kadar yükselin. Yukarı çıkarken dirseklerinizin bükülmediğinden emin olun.

Varyasyonları denemek için acele etmeyin

Yeni başlayan biriyseniz, bir varyasyonu denemek için acele etmeyin. İlk önce, temel bilgilerde uzmanlaşın ve ardından varyasyonlara gidin.

Paylaşın