Metabolizma Hızı Hangi Yaşta Azalmaya Başlar?

Kilo kaybı söz konusu olduğunda, metabolizma hızı kalori yakmada çok önemli bir rol oynar. Metabolizma hızı ne kadar yüksek olursa, o kadar fazla kalori yakarsınız ve kilo vermeniz daha hızlı olur. Sağlıklı beslenerek, egzersiz yaparak ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları uygulayarak metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz ancak yaşınız gibi kontrol edemediğiniz bazı faktörler var. 

Haber Merkezi / Metabolizma hızı yaşla birlikte azalır, bu nedenle yaşlı yetişkinlerin kilo vermesi zorlaşır. Kişinin kilo alma korkusu olmadan istediği her şeyi yiyebildiği gençlik yıllarında metabolizma hızının zirvede olduğuna inanılır. 30’lu ve 40’lı yaşlarda orta yaşa ulaştıklarında, metabolizma hızı azalmaya başlar ve kiloyu korumak zorlaşır. Bu teoriye aykırı olarak, yeni bir çalışma, metabolizmamızın çok daha sonra azalmaya başladığını öne sürüyor.

Duke Üniversitesi’nden bilim insanları, 6.600’den fazla kişinin yaktığı ortalama kaloriyi analiz etti. Araştırma dünya çapında yaklaşık 29 ülkede 1 haftadan 95 yaşına kadar olan kişiler üzerinde gerçekleştirildi. Bu çalışmanın amacı, insan vücudunun yaşam süresi boyunca nasıl değiştiğini anlamaktı.

Araştırma, bebeklerin ve küçük çocukların bir günde en yüksek miktarda kalori yaktığını açıkça gösterdi. En yüksek metabolik hıza sahipler. Araştırmacılar, bebeklerin enerji tüketiminin birinci doğum gününden sonra arttığını ve vücut ölçülerine göre yetişkinlerden yüzde 50 daha hızlı kalori yakmaya başladıklarını keşfettiler.

Ergenlik döneminde, genel metabolizma, ergenlik öncesine göre yüzde 3 yavaşlar. Tekrar hızlandığında 20 yaşına kadar aynı kalır. Bu aşamada günlük kalori alımında ciddi bir değişiklik olmadığı için araştırmacılar sonuca şaşırdılar. Ergenlik ve menopoz nedeniyle metabolizma hızında bir artış bekliyorlardı, ancak durum böyle değildi.

Araştırmanın bulguları, orta yaştaki insanların kesinlikle kilo aldıklarını ve kilo vermelerinin daha zor olduğunu, ancak bunun arkasındaki gerçek nedenin yavaş metabolizma olmadığını gösteriyor. 20’li yıllardan 50’li yıllara kadar enerji harcamasının en istikrarlı olduğu ortaya çıktı. Hamilelik sırasında bile günlük yakılan kalori miktarında önemli bir değişiklik olmaz.

60’a ulaştıktan sonra metabolizmanız aslında yavaşlamaya başlar. 90’a gelene kadar yılda yüzde 1 oranında azalır. Bir kişi 90 yaşına geldiğinde yaklaşık yüzde 25 daha az kalori yakar. orta yaşlarında yaptıklarından daha fazla. Araştırmacılar bunun kas kütlesi kaybından kaynaklanabileceğine inanıyor. Metabolizmanızın kilo verme süreci üzerinde bir etkisi yok. Kilo almanızda yaşam tarzınız ve altta yatan hastalığınız rol oynayabilir.

Paylaşın

Yalnız Mutlu Olmanın Yedi Yolu

Bazı insanlar kendi kendine vakit geçirmeyi severken, bazı insanlar için bu en korkunç şeydir. Bu tip insanlar yalnız kalmaktan hoşlanmazlar ve çoğu zaman bu durumdan kaçınmanın yollarını ararlar. Bu sorun dışa dönük insanlarda ve içe dönük insanlara kıyasla daha yaygındır.

Haber Merkezi / Dışa dönük insanlar oldukça sosyaldir ve insanlar birlikte olmayı severler. Bu yüzden onlar için tek başına kalmak çok zordur.

Yalnız olman yalnız olduğun anlamına gelmez. Yalnız olmakla ilgili görüşünüz ne olursa olsun, bazen kalabalıklarda olmaktan daha iyidir. Kendinizi daha iyi tanımak, ruh sağlığınızı iyileştirmek ve kendinizle iyi bir ilişki kurmak için bu bir fırsattır. Burada size yalnız mutlu olmanın yedi yolunu anlatacağız.

Yeni bir şeyler öğrenin;

Çoğu insan yalnız kalmaktan nefret eder çünkü boş zamanlarında ne yapacaklarını bilemezler. Vakit geçirmenin en iyi yolu, yeni bir aktiviteye katılmak veya bir hobi edinmektir; okumak, resim yapmak, dans etmek… Sevdiğiniz ve keyif aldığınız şeylere zaman ayırın. Bu, kendinizle daha iyi bir şekilde bağlantı kurmanıza yardımcı olacaktır.

Kendinizi kıyaslamaktan kaçının;

Mutsuzluğun nedenlerinden biri karşılaştırmadır. Arkadaşlarınızı ve aile üyelerinizi sosyal medyada takip etmek ve hayatınızı onlarınkiyle karşılaştırmak sadece hayal kırıklığına yol açacaktır. Her bireyin farklı olduğunu anlamanız gerekli. Sosyal medyada mutlu fotoğraflar gördüğünüzde onların gerçekten mutlu olduğu anlamına gelmez. Bu yanılsamadan kaçının ve mutluluğunuzu onlarla ölçmemeye çalışın.

Sosyal medyaya ara verin;

Sosyal medyanın şu anda bir nimet olduğu kanıtlandı. Aslında, sadece bir düğmeye tıklayarak diğer kıtada oturan insanlarla bağlantı kurabileceğiniz kadar dünyayı küçülttü. Ancak bu aynı zamanda insanlar arasında kaygı ve stres seviyelerine de yol açtı. Mutlu kalmak ve kendinizle kaliteli zaman geçirmek istiyorsanız zaman zaman sosyal medyaya ara verin.

Kendinizi şımartın;

Yoğun hayatımızla uğraşırken kendimize pek vakit ayıramıyoruz. Kendinize zaman ayırmak ve kendinizi şımartmak rahatlamanıza ve gençleşmenize yardımcı olabilir. Bir spa seansına gidin veya en sevdiğiniz restoranda doyurucu bir sabah kahvaltısı yapın. Zaman zaman günlük yoğun programınıza ara vermek, mutlu kalmanın en iyi yollarından biridir.

Her zaman aktif kalmaya çalışın;

Düzenli egzersizin önemini genellikle hafife alıyoruz, ancak bu, sağlıklı olduğu kadar mutlu kalmanıza da yardımcı olan önemli faaliyetlerden biridir. Egzersiz yapmak, beyninizde sizi daha mutlu hissettirebilecek endorfinleri, nörotransmitterleri serbest bırakmaya yardımcı olur. Gün boyunca fiziksel olarak aktif kalmak özgüven kazanmanıza yardımcı olabilir.

Doğayla biraz zaman geçirin;

Bu kulağa çok tipik gelebilir, ancak doğayla biraz zaman geçirmek mutlu kalmanın en iyi yollarından biridir. İster parkta yürüyüşe çıkın, ister bisikletinizle uzun bir gezintiye çıkın, sizi doğaya yaklaştıran her türlü aktivite sizin için iyidir. Doğayla biraz zaman geçirmek, depresyon belirtilerini iyileştirmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olur.

Minnettar olun;

Araştırmalar , minnettarlığı ifade etmenin mutluluğu ve umudu artırabileceğini gösteriyor. Hayatınızda gerçekten takdir ettiğiniz ve minnettar olduğunuz şeylerin bir listesini hazırlamak için biraz zaman ayırın. Kendinizi kötü hissettiğinizde listeye bir göz atın ve sahip olduğunuz her şeyi kendinize hatırlatın.

Paylaşın

Siyah Noktalardan Sonsuza Kadar Kurtulmanın Beş Kolay Yolu

Siyah noktalar cildinize yeterince iyi bakmadığınız zaman oluşur. Cildinizi pul pul dökmediğinizde veya düzenli bir yüz bakımı uygulamadığınızda, cilt gözenekleriniz ölü cilt hücrelerinin birikmesi, kir ve yabancı maddeler nedeniyle tıkanır ve siyah nokta dediğimiz yumrular oluşur.

Haber Merkezi / Üzülmeyin; Siyah noktalar ne kadar can sıkıcı olsa da, onlardan kalıcı olarak kurtulmanın hızlı yolları var. Cildinizin sağlıklı ve siyah noktalardan arınmasını ve öyle kalmasını sağlamak için beş kolay yolu listeledik.

1. Yüzünüzü günde iki kez yıkayın;

Yüzünüzü iki kez (bir kez sabah ve bir kez de gece yatağa girmeden önce) yıkamak, siyah noktalardan kurtulmanıza büyük ölçüde yardımcı olabilir.

2. Haftada en az bir peeling yapın;

Siyah noktalardan kurtulmak söz konusu olduğunda peeling kesinlikle gereklidir. Haftada en az bir kez cildinizi pul pul dökmezseniz, ölü deri hücreleri birikerek cildinizdeki gözenekleri tıkayarak daha fazla siyah nokta oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle, cildinizi derinlemesine temizlemek ve pul pul dökmek için haftada bir zamanınız varsa iki kez peeling yapmalısınız.

3. Kil maskesi yapın;

Kil maskeleri cildinizdeki gözenekleri açmak, fazla yağı ve kiri temizlemek için harika bir yoldur, bu da siyah noktaların temizlenmesine yardımcı olur. Sadece madeni para büyüklüğünde bir miktar kil maskesini avucunuza alın ve kuru cildinize uygulayın; hafifçe masaj yapmadan ve ılık suyla yıkamadan önce 10 dakika bekletin.

Kil maskelşerinin formülündeki yeşil çay özleri, gliserin ve kaolin ve bentonit kili cildinizdeki kiri ve kirleri emmeye yardımcı olur. Gözeneklerinizi sıkılaştırır, donukluğu giderir ve cildinizi nemlendirerek mat görünümlü, temizlenmiş ve tazelenmiş bir görünüm kazandırır. Kil maskesini haftada iki kez kullanın ve siyah noktalara elveda deyin.

4. Makyajınızı her zaman çıkarın;

Siyah noktalardan kurtulmanın basit bir yolu, günün sonunda makyajınızı çıkardığınızdan emin olmaktır. Gece boyunca bırakılırsa, makyajınız gözeneklerinizi tıkayabilir ve daha fazla siyah nokta oluşmasına neden olabilir.

5. Kağıt maskesi uygulayın;

Kağıt maskeler cildinizi besler ve yüzünüzdeki kirleri yok eder. Bu nedenle haftada bir veya iki kez kağıt maskelere başvurmak cildinizin sağlıklı kalmasına yardımcı olabilir ve ayrıca siyah noktaları uzak tutabilir.

Paylaşın

Daha Sağlıklı Gözler İçin 8 Besin

Görme yeteneğiniz beş duyunuzdan muhtemelen en önemlisidir. Göz sağlığı genel sağlıkla el ele gider, ancak birkaç besin maddesi gözleriniz için özellikle çok önemlidir. Bu besinler göz fonksiyonunun korunmasına yardımcı olur.

Haber Merkezi / Ayrıca bu besinler gözlerinizi zararlı ışığa karşı korur ve yaşa bağlı dejeneratif hastalıkların gelişimini azaltır. İşte gözlerinize fayda sağlayan 8 besin.

1. A vitamini;

A vitamini eksikliği dünyadaki körlüğün en yaygın nedenlerinden biridir. Bu vitamin, gözlerinizin fotoreseptörler olarak da bilinen ışık algılayan hücrelerini korumak için gereklidir.

Yeterince A vitamini tüketmiyorsanız, eksikliğinizin şiddetine bağlı olarak gece körlüğü, kuru gözler ve hatta daha ciddi durumlarla karşılaşabilirsiniz.

A vitamini sadece hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunur. En zengin A vitamini kaynakları arasında karaciğer, yumurta sarısı ve süt ürünleri bulunur.

Bununla birlikte, bazı meyve ve sebzelerde yüksek miktarda bulunan provitamin A karotenoidleri adı verilen antioksidan bitki bileşiklerinden de A vitamini alabilirsiniz.

Provitamin A karotenoidleri, insanların ortalama A vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu karşılar. Bunların en etkilisi, lahana, ıspanak ve havuçta yüksek miktarda bulunan beta-karotendir.

2 ve 3) Lutein ve Zeaksantin;

Lutein ve zeaksantin, maküler pigmentler olarak bilinen sarı karotenoid antioksidanlardır. Göz kürenizin arka duvarındaki ışığa duyarlı hücrelerin bir tabakası olan retinanızın orta kısmı olan makulada yoğunlaşırlar.

Lutein ve zeaksantin, doğal bir güneş kremi işlevi görür. Gözlerinizi zararlı mavi ışığa karşı korumada merkezi bir rol oynadıkları düşünülmektedir. Çalışmalar, lutein ve zeaksantin alımının retinanızdaki seviyeleriyle orantılı olduğunu göstermektedir.

Lutein ve zeaksantin genellikle gıdalarda birlikte bulunur. Ispanak, pazı, lahana, maydanoz, antep fıstığı ve yeşil bezelye en iyi kaynaklar arasındadır. Dahası, yumurta sarısı, tatlı mısır ve kırmızı üzüm de lutein ve zeaksantin bakımından yüksek olabilir.

Aslında, yumurta sarısı, yüksek yağ içeriği nedeniyle en iyi kaynaklardan biri olarak kabul edilir. Karotenoidler yağ ile yenildiğinde daha iyi emilir, bu nedenle yapraklı sebze salatanıza biraz avokado veya sağlıklı yağlar eklemek en iyisidir.

4. Omega-3 Yağ Asitleri;

Uzun zincirli omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA göz sağlığı için önemlidir. DHA, göz fonksiyonunun korunmasına yardımcı olabileceği retinada yüksek miktarlarda bulunur. Bebeklik döneminde beyin ve göz gelişimi için de önemlidir. Bu nedenle, DHA eksikliği özellikle çocuklarda görmeyi bozabilir.

Kanıtlar ayrıca omega-3 takviyeleri almanın kuru göz hastalığı olanlara fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Göz kuruluğu olan kişilerde yapılan bir araştırma, üç ay boyunca günlük EPA ve DHA takviyesi almanın gözyaşı sıvısı oluşumunu artırarak kuru göz semptomlarını önemli ölçüde azalttığını ortaya koymuştur.

Omega-3 yağ asitleri ayrıca diğer göz hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Diyabetli orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerde yapılan bir araştırma, günde en az 500 mg uzun zincirli omega-3 almanın diyabetik retinopati riskini azaltabileceği bulundu.

Aksine, omega-3 yağ asitleri AMD için etkili bir tedavi değildir. EPA ve DHA’nın en iyi beslenme kaynağı yağlı balıklardır. Ek olarak, balık veya mikroalglerden elde edilen omega-3 takviyeleri yaygın olarak bulunur.

5. Gama-Linolenik Asit;

Gama-linolenik asit (GLA), modern diyette küçük miktarlarda bulunan bir omega-6 yağ asididir. Diğer birçok omega-6 yağ asidinin aksine, GLA’nın anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu görülmektedir.

GLA’nın en zengin kaynakları, çuha çiçeği yağı ve yıldız çiçeği yağıdır. Bazı kanıtlar, çuha çiçeği yağı almanın kuru göz hastalığının semptomlarını azaltabileceğini düşündürmektedir.

Bir randomize kontrollü çalışma, kuru gözlü kadınlara 300 mg GLA ile günlük bir çuha çiçeği yağı dozu verdi. Çalışma, semptomlarının 6 aylık bir süre içinde düzeldiğini kaydetti.

6. C vitamini;

Gözleriniz yüksek miktarda antioksidan gerektirir, diğer birçok organdan daha fazla. Göz sağlığındaki rolüne ilişkin kontrollü çalışmalar eksik olsa da, antioksidan C vitamininin özellikle önemli olduğu görülmektedir.

C vitamini konsantrasyonu, gözün sulu mizahında diğer vücut sıvılarından daha yüksektir. Sulu mizah, gözünüzün en dış kısmını dolduran sıvıdır. Sulu mizahtaki C vitamini seviyeleri, diyet alımı ile doğru orantılıdır. Başka bir deyişle, takviye alarak veya C vitamini yönünden zengin besinler yiyerek konsantrasyonunu artırabilirsiniz.

Gözlemsel çalışmalar, kataraktı olan kişilerin düşük bir antioksidan durumuna sahip olma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, C vitamini takviyesi alan kişilerin katarakt olma olasılığının daha düşük olduğunu belirtiyorlar.

C vitamini gözlerinizde koruyucu bir rol oynuyor gibi görünse de, takviyelerin eksik olmayanlar için ek faydalar sağlayıp sağlamadığı açık değildir. Biber, narenciye, guava , lahana ve brokoli dahil olmak üzere birçok meyve ve sebzede yüksek miktarda C vitamini bulunur.

7. E Vitamini;

E Vitamini, yağ asitlerini zararlı oksidasyondan koruyan yağda çözünen bir antioksidan grubudur. Retinanız yüksek konsantrasyonda yağ asitlerine sahip olduğundan, optimal göz sağlığı için yeterli E vitamini alımı önemlidir.

Şiddetli E vitamini eksikliği retina dejenerasyonuna ve körlüğe yol açabilse de, zaten diyetinizden yeterince alıyorsanız, takviyelerin herhangi bir ek fayda sağlayıp sağlamadığı açık değildir. Bir analiz, günde 7 mg’dan fazla E vitamini tüketmenin yaşa bağlı katarakt riskinizi yüzde 6 oranında azaltabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık, randomize kontrollü çalışmalar, E vitamini takviyelerinin katarakt ilerlemesini yavaşlatmadığını veya önlemediğini göstermektedir. E vitamininin en iyi besin kaynakları arasında badem, ayçiçeği çekirdeği ve keten tohumu yağı gibi bitkisel yağlar bulunur.

8. Çinko;

Gözleriniz yüksek düzeyde çinko içerir. Çinko, bir antioksidan olarak işlev gören süperoksit dismutaz da dahil olmak üzere birçok temel enzimin bir parçasıdır.

Ayrıca retinanızda görsel pigmentlerin oluşumunda rol oynuyor gibi görünüyor. Bu nedenle çinko eksikliği gece körlüğüne neden olabilir.

Bir çalışmada, erken makula dejenerasyonu olan yaşlı yetişkinlere çinko takviyesi verildi. Maküler bozulmaları yavaşladı ve görsel keskinliklerini plasebo alanlara göre daha iyi korudular.

Bununla birlikte, güçlü sonuçlara varılmadan önce daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Doğal beslenmede çinko kaynakları arasında istiridye, et, kabak çekirdeği ve yer fıstığı bulunur.

Paylaşın

Donuk ve Yorgun Cildi Canlandırmanın Yolları

Cildinizin son zamanlarda donuk ve yorgun göründüğünü fark ettiyseniz, daha iyi bir cilt bakımı rutini uygulamaya başlamanın zamanı gelmiş demektir. Cildiniz için her gün birkaç dakika ayırmanız ve iyi bir cilt bakımı rutini ile kendinizi şımartmanız gerektiğini biliyorsunuz. 

Haber Merkezi / Size avantajlı bir başlangıç ​​yapmak için, donuk ve yorgun cildinizi canlandırmaya yardımcı olacak mükemmel cilt bakım rutini haritasını çıkardık. Öyleyse okumaya devam edin…

Cildinizi günde iki kez temizleyin;

Ciltte tortu ve kullandığınız kozmetik ürünlerin birikimini ortadan kaldırmak için yüzünüzü günde iki kez yıkamanız çok önemli. Ancak cildinizdeki doğal yağları sıyırıp donuk ve kuru bırakabilecek sert temizleyicilerden uzak durmalısınız. Yapmanız gereken şey, cildi kurutmadan kirlerden kurtulacak hafif bir yüz yıkamadır.

Haftada en az 1-2 kez peeling yapın;

Peeling, ölü deriyi ve günlük yaşamın ve kullandığınız kozmetiklerin cildinizde bıraktığı kir birikimini giderir, cildinizdeki gözenekleri açarak alttaki parlak cildi ortaya çıkarır. Ayrıca cilt bakım ürünlerinin cildin daha derinlerine nüfuz etmesine yardımcı olur. Bu yüzden yüzünüze haftada 1-2 kez peeling yapmak çok önemlidir. 

Kağıt maskesi kullanın;

Kağıt maskeleri kim sevmez? Güçlü bileşenlerle doludurlar. Cildi beslemek, yumuşak ve parlak hale getirmek için harikadırlar. Ayrıca kağıt maskeler parabenler ve alkol gibi kötü maddeler içermezler.

C Vitamini serumu;

Serumlar cildinizin en iyi arkadaşlarıdır! Belirli cilt endişelerini gideren güçlü bileşenlerle yüklüdürler. Donuk ve yorgun bir ciltle mücadele söz konusu olduğunda, C vitamini serumu kullanmanız gerekli. C vitamini serumu bunun dışında yaşlanma, kirlilik ve güneş hasarı gibi çeşitli cilt problemlerini de çözerek size daha parlak, pürüzsüz  bir cilt bırakır.

Cildinizi nemlendirin, nemlendirin, nemlendirin;

Cildinizi nemlendirmekten çekinmeyin hanımlar! Cildinizi daha da yağlı hale getirebileceğini düşünerek bir nemlendirici kullanmaktan şüpheleniyorsanız, anlıyoruz. Ancak bu adımı tamamen atlamak yerine, tek yapmanız gereken cildinizi yapışkan hissettirmeden besleyecek hafif bir formüle sahip sahip nemlendiriciler kullanmak.

Güneş kremi;

Bu adımı şöyle anlayalım. Yukarıdaki tüm adımları doğru bir şekilde yaptını ve cildinize azami özeni gösterdiniz, ancak daha sonra bir güneş kremi sürmeyi atladığınızda (içeride veya dışarıda olmanıza bakılmaksızın), ilk adıma geri dönersiniz! Bu yüzden nemlendiriciden sonra ve makyaj yapmadan önce yüzünüze ve boynunuza mutlaka güneş kremi uygulayın.

Paylaşın

Pirinç Suyu Saç Uzatır Mı? İşte Cevabı

Daha uzun, daha güçlü ve daha parlak saçların sırrı mutfak dolabınızda olabilir. Pirinç suyunun saç bakım ürünü olarak kullanılması Asya kültüründe yüzyıllar öncesine dayanıyor. Peki, bir pirinç suyu durulaması size gerçekten seveceğiniz bukleler verecek mi? 

Haber Merkezi / Pirinç suyu, pirincin suda ıslatıldığında veya pişirildiğinde oluşan nişastalı sıvısıdır. Pirinci dünyanın en önemli besin kaynaklarından biri yapan besin maddelerinin çoğunu barındırıyor olmasıdır. Bunlardan biride inositol olarak bilinen bir antioksidandır.

Pirinç suyu ayrıca şu maddeler yönünden de zengindir;

B vitamini
E vitamini
Lif
Magnezyum
Manganez
Çinko

Pirinç suyunun saça faydaları;

Pirinç suyunun faydaları listesi Rapunzel’in masalsı tüyleri kadar uzundur. Pirinç suyunu kullananlar, zahmetli karışıklıkları minimumda tutarken saçınızı daha parlak ve daha güçlü hale getirebileceğini söylüyor.

Efsaneye göre, pirinç suyunun Japonya’nın Heian döneminde imparatorluk sarayındaki kadınların zemine kadar saç uzatmasına yardımcı olduğu söylenir; uzun buklelere kurokami denir.

Ve bugün Çin’de pirinç suyu, Huangluo kasabasını Guinness Rekorlar Kitabı’na “Dünyanın En Uzun Saçlı Köyü” olarak kazandıranda bu bakımın olduğu söyleniyor.

Peki pirinç suyu gerçekten o kadar güçlü mü?

Saçınızda pirinç suyu kullanmanın çok fazla potansiyel faydası var gibi görünüyor. Ama bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey değil.

Pirinç suyunun saça yan etkileri;

Saçınıza pirinç suyu kullanma konusunda endişelenmeniz için çok az neden var. İçinde hiçbir zararlı kimyasal veya katkı maddesi olmamasından, yan etkileri riskini sınırlıyor. Bununla birlikte, kafa derisi iltihabı yaptığına dair şikayetler olmuştur.

Pirinç suyu yapmanın yolları;

Pirinç suyu yapmanın üç ana yolu vardır;

30 dakika ila iki saat süren kısa bir ıslatma
Pirinç-su karışımını kaynatmak
Suyu fermente etmek için bir gün veya daha uzun süre ıslatmak

En kısa seçenek size en iyi pirinç suyu sunmaktadır. Kaynatma işleminin bazı besin maddelerini azaltabileceği, uzun süre ıslatmanın ise karışımınızda bakteri oluşturabileceği belirtiliyor.

Pirinç suyu yaptıktan sonra pirinci yiyebilir misin?

Pirinç suyunu yaptıktan sonra o kadar pirinci atmanız için hiçbir neden yoktur. İşlemdeki hiçbir şey pirinci yenmez yapmaz.

Dikkat! Metin bilgilendirme amaçlıdır. Sorununuz için mutlaka doktorunuza başvurunuz…

Paylaşın

Menopoz cildi ve saçı nasıl etkiler?

Menopoza boşuna “değişim” demiyorlar. Bir kadının son adet döneminden 12 ay sonra başlayan bu yaşam dönemi, vücuttaki değişiklikleri tetikler. Bu değişikliklerden bazılarını memnuniyetle karşılayabilirsiniz ama diğerleri o kadar eğlenceli olmayabilir.

Haber Merkezi / Örneğin, menopozdan sonra cilt ve saçınızdaki değişimi ele alalım. Makalemizde menopoz, dönemleriniz bittikten sonra cildinizin ve saçınızın nasıl farklı görünebileceğini ve bu konuda neler yapabileceğinizi ele aldık.

Östrojen saçı ve cildi nasıl etkiler?

Menopoz sonrası saçınızda ve cildinizde değişiklikler görüyorsanız, bu durum genellikle östrojen hormonunun hızla düşmesinden kaynaklanmaktadır.

Östrojen ciltte su tutulmasını ve dolgunluğu destekler. Östrojen düştüğünde, cildin nemli kalmasına yardımcı olan bazı molekülleri kaybedersiniz. Östrojen ayrıca saç büyümesine ve dolgunluğuna da katkıda bulunur. Onsuz, saçlarınız daha ince hale gelebilir.

Yaygın menopoz cilt ve saç değişiklikleri;

Menopoz sonrası insanların ciltlerinde ve saçlarında bekleyebilecekleri en yaygın değişiklikler şunlardır?

Cildin gençliğini kaybetmesi;

Kolajen, vücudun dokularını bir arada tutan bir proteindir. Östrojen düştüğünde cildinizin kolajen üretimi de azalır. Kollajen kaybı, cildin gençliğini kaybetmesi anlamına gelir.

Bu sorunla mücadele etmek için birçok insan kolajen takviyeleri alır veya kemik suyu gibi yüksek kolajenli gıdalar tüketir.

Evde basit bir yüz masajı ile kolajen kaybıyla savaşmaya yardımcı olabilirsiniz. En sevdiğiniz nemlendiriciyi veya yüz yağınızı almanızı ve her gece kendinize yüz masajı yapmanızı öneririz. Masaj hareketi cildinizin kolajen üretimini uyadırır.

Kuruluk, pul pul dökülme ve kaşıntı;

Menopoz sonrası cilt kuruluğunu evde bakım rutini ile giderebilirsiniz;

  • Cildi nazikçe temizleyin; Cildiniz kuru olsa bile, makyajı ve günlük kiri çıkarmak için cildinizi her gün temizleyin. Ancak yüzünüz yağlı değilse köpüren temizleyici kullanmayın. Hassas ciltler için tasarlanmış, köpürmeyen, nazik bir temizleyici kullanın.
  • Cildinizi günlük nemlendirin; Menopoz sonrası birçok kadın cildinin nemini yükseltmesi gerekir. Hyaluronik asit içeren nemlendiriciler cildi nemli tutmakta daha iyidir. Antioksidan içeren kremler de yardımcı olabilir.
  • Tahriş edici maddelerden kaçının; Cildinizi kötüleştiren maddelerle cilt sorunlarını daha da kötüleştirmek istemezsiniz. Koku, renk ve alkol içeren ürünlerden kaçının.
  • Sıcak değil, ılık duş alın; Duşunuzu kısa ılık suyla yapın. Sıcak suyla duş olmak cildinizi doğal yağlarından arındırır ve kurumasına neden olur. Duştan çıktıktan sonra hafif kurulanın ve hemen sonra nemlendirici kullanın.

Kızarıklık görürseniz, doktorunuza görünün. Bir dermatolog, egzama, rosacea veya alerjik reaksiyonlar gibi sorunları ekarte edebilir ve bir çözüm bulmanıza yardımcı olabilir.

Lekeler;

Bazen yaşlılık lekeleri olarak adlandırılan bu sinir bozucu koyu lekeler genellikle menopozdan sonra ortaya çıkar ve evde tedavi edilmesi zordur. Lekeleri gidermek için bir doktora görünmelisiniz.

İstenmeyen tüyler;

Hormonlar değiştikçe, üst dudakta veya çenede kıl fark edebilirsiniz. Cımbız, ağda, tüy dökücü kremler tekrar büyüyene kadar sizi kurtulacaktır.

Elektroliz kalıcı bir epilasyon çözümüdür. Kıl köklerindeki büyüme hücrelerini yok eder, böylece kıllar tekrar büyüyemezler.

Lazer epilasyon yüzdeki istenmeyen tüylerden sizi kurtulabilir; ancak bir uyarı; istenmeyen tüyleriniz hafifse lazer işe yaramaz.

Menopoz sonrası sivilceler;

Ne yazık ki menopoz sivilcelerin bittiği anlamına gelmiyor. Bazı kadınlar hayatları boyunca sivilce yaşarken, diğerleri menopozdan sonra östrojen seviyeleri düştüğünde daha fazla sivilce sorunu yaşarlar. Sorunun çözümü için doktorunuza başvurabilirsiniz.

Saç dökülmesi ve incelmesi;

Östrojen saç büyümesini, yoğunluğunu ve dolgunluğunu destekler. Menopoz sırasında insanlar saçlarının inceldiğini, daha az dolduğunu veya daha fazla döküldüğünü fark edebilir.

Saç büyümesi için saç deriniz kuruysa, nazik, nemlendirici şampuanlar kullanın ve daha az sıklıkta yıkayın. Ancak saç deriniz yağlıysa, her gün şampuanla yıkamak isteyebilirsiniz. Bu kişiden kişiye değişir.

Son olarak, bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz doktorunuza başvurun;

  • Kafa derisinde belirgin daire şeklinde kel noktalar
  • Kaşıntı, yanma veya ağrı ile ortaya çıkan saç dökülmesi
  • Saç çizgisinde sivilce benzeri şişlikler
  • Saçlar kümeler halinde çıkıyorsa
  • Döküntü

Güneşten korunma şart;

Ne olursa olsun, güneş kremi arkadaşınızdır. Tüm yıl boyunca her gün sürmeye çalışın. Güneşten korunma yaşlanma belirtilerini önleyebilir ve cilt kanserini önleyebilir. SPF 30 veya daha yüksek geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanın. Beğendiğiniz birini seçin, böylece her sabah uygulamanız daha olası olacaktır.

Kendinize iyi bakın;

Zaman ve hormon değişiklikleri cildimize ve saçımıza yaptıklarından hoşlanmayabiliriz. Ancak yaşam düzeyini en üst düzeye çıkarma gücünüz var. Sağlıklı beslenin, düzenli egzersiz yapın, sigara içmeyin ve düzenli olarak doktorunuza görünün.

Paylaşın

Güneş yanığı nasıl tedavi edilir?

Güneş kremi ve giysilerden oluşan koruma olmadan çok fazla güneş ışınlarına maruz kaldığınızda cildiniz yanabilir. Yanan cildi iyileştirmeye ve yatıştırmaya yardımcı olmak için, güneş yanığını fark ettiğiniz andan itibaren tedavi etmeye başlamanız önemlidir.

Haber Merkezi / Yapmanız gereken ilk şey güneşten kaçınmak, kapalı bir ortama girmektir. İçeri girdikten sonra, dermatologların önerdiği ipuçları rahatsızlığı gidermeye yardımcı olabilir:

  • Ağrıyı hafifletmek için sık sık soğuk banyo veya duş alın. Küvetten veya duştan çıkar çıkmaz kendinizi nazikçe kurulayın, ancak cildinizi biraz nemli bırakın. Ardından bir nemlendirici uygulayın. Bu, kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Güneşten yanmış cildi yatıştırmaya yardımcı olması için aloe vera veya soya içeren bir nemlendirici kullanmayı tercih edin. Belirli bir bölge özellikle yanmışsa, bir hidrokortizon kremi uygulamak isteyebilirsiniz.
  • Şişliği, kızarıklığı ve rahatsızlığı azaltmak için aspirin almayı düşünün.
  • Bolca su için; Güneş yanığı, sıvıyı cildin yüzeyine çeker ve vücudun geri kalanında su azalır. Güneş yanığı olduğunuzda fazladan su içmek dehidrasyonu önlemeye yardımcı olur.

  • Cildiniz kabarırsa, kabarcıkların iyileşmesine izin verin. Kabarık cilt, ikinci derece güneş yanığı olduğu anlamına gelir. Cildinizin iyileşmesine ve sizi enfeksiyondan korumasına yardımcı olmak için kabarcıklar oluştuğundan kabarcıkları patlatmamalısınız.
  • İyileşirken güneşten yanmış cildi korumak için ekstra özen gösterin. Dışarıdayken cildinizi kapatan giysiler giyin. Sıkı dokunmuş kumaşlar en iyi sonucu verir; kumaşı parlak bir ışığa tuttuğunuzda, gelen ışığı görmemelisiniz.

Geçici bir durum gibi görünse de, cildin güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına çok fazla maruz kalmasının bir sonucu olan güneş yanığı, cilde uzun süreli hasar verebilir. Bu hasar, kişinin cilt kanserine yakalanma riskini artırarak cildi güneşten korumayı kritik hale getirir.

Güneş yanığınız hakkında sorularınız için veya cildinizi güneşten nasıl daha iyi koruyacağınızı öğrenmek için bir dermatologla görüşebilirsiniz.

Paylaşın

Uyku Maskesinin Güzelliğe Faydaları

Cilt bakımı birçokları için her zaman karmaşık ve zor olmuştur. Cilt yapısının inceliklerini anlamak, o cilt tipini hedefleyen ürünleri satın almak ve sonuçların ortaya çıkması için uzun süre beklemekle başlar.

Haber Merkezi / Cilt bakımı rutini her zaman 8 veya 12 adımlık uzun bir temizlik, tonlama, nemlendirme, güneş kremi ve daha fazlasını içeren bir ritüel olmak zorunda değildir.

Piyasadaki minimalist cilt bakımı rutinleri bile 5 aşamalıdır. Neyse ki basitleştirilmiş aynı sonuçlara tek adımda ulaşabileceğiniz çözümlerde mevcuttur; uyku maskesi

Cildimiz, bedenimizi gün içerisinde UV ışınlarından, kirlilikten, stresten, asidik ortamdan vb. korunmak için çalışır. Geceleri ise vücudunuzun iyileşeceği ve siz uyurken kendini onaracağı onarım moduna geçer.

Uyku maskeleri cilde nasıl fayda sağlar?

Gece uyku maskeleri, yatmadan hemen önce uygulanır ve gece boyunca kalır. Taze ve gençleşmiş bir cilt ile güne başlarsın.

Cildi nemlendirir

Cilt yaşla birlikte nemini kaybeder. Uyku maskesi, aktif bileşenlerle cildi nemlendirir ve mineraller, vitaminler ve cildi güçlendiren bileşenlerle yatıştırır.

Uyku maskesi siz uyurken cildinizin kurumasını engeller ve ayrıca kir ve diğer kirleticilerin gözeneklere girmesini önlemeye yardımcı olur.

Cildi canlandırır

Uyku maskesi hücre yenilenmesinde katalizör görevi görür ve yaşlanma belirtilerini yavaşlatarak cildin ihtiyaç duyduğu beslenmeyi sağlar. Aktif bileşenlerin tam potansiyelleriyle çalışması için ekstra zaman verir ve daha derin bir uyku için yüzü rahatlatır.

Uyku maskesi cildin mikrobiyomunu dengede tutmaya yardımcı olur. Sağlıklı bir cilt için dengeli bir mikrobiyom şarttır. Uyku maskesi, cilt mikrobiyomunu dengeleyerek cildinizi gençleştirebilir, onarabilir ve koruyabilir.

Araştırmalar, prebiyotikler içeren cilt bakımının, cildin bağışıklığını iyileştirmek için sağlıklı mikropların yenilenmesine yardımcı olduğunu gösteriyor.

Ek olarak, uyku maskesinde kullanılan benzersiz lipozomal teknoloji, cilde özdeş moleküllerin en kısa sürede verilmesine yardımcı olur. Lipozomlar, formülasyonun doğru yerde ve zamanda korunmasına, taşınmasına ve serbest bırakılmasına yardımcı olur.

Gece cilt bakımı, cildinize sunabileceğiniz en iyi besindir. Öyleyse kendinizi şımartın! Uyku maskenizi takın ve sağlıklı bir cilde uyanın.

Paylaşın

Beyaz çikolata kilo vermenize yardımcı olabilir mi?

Genellikle formda kalmak ve kalorilerimizi yönetmek için sütlü beyaz çikolatayı bırakıp bitter çikolataları tercih ediyoruz, ancak bir araştırmanın beyaz çikolataların etkili bir şekilde kilo vermenize yardımcı olabileceğini ortaya koyduğunu öğrenince şaşıracaksınız.

Haber Merkezi / Bu inanılmaz görünebilir, ancak yakın tarihli bir araştırma, günün belirli bir saatinde sütlü beyaz çikolata yemenin vücut yağlarının yakılmasına yardımcı olabileceğini ortaya koydu. İşte sütlü beyaz çikolatalar ve bunların yağ kaybıyla bağlantısı hakkında bilmeniz gereken her şey.

Günün farklı saatlerinde sütlü beyaz çikolata tüketmenin etkilerini bulmak için yapılan araştırma sabah veya gece 100 gr sütlü beyaz çikolata tüketen menopoz sonrası 19 kadın üzerinde denendi.

Araştırma, sabahları dar bir zaman aralığında yoğun miktarda sütlü beyaz çikolata yemenin vücudun yağ yakmasına ve kan şekeri düzeylerini düşürmesine yardımcı olabileceğini ortaya koydu.

FASEB Dergisi’nde yayınlanan çalışma, sabahları (uyanma saatinden sonraki bir saat içinde) veya geceleri (yatmadan bir saat önce) 100 g sütlü beyaz çikolata tüketen menopoz sonrası 19 kadın üzerinde rastgele, kontrollü ve çapraz bir deneme şeklinde gerçekleştirildi. Araştırmada araştırmacılar kilo alımını ve diğer birçok önlemi çikolata alımıyla karşılaştırdılar.

Bilim insanları, araştırma sonucuna ilişkin şunları ortaya koydu;

  • Sabah veya gece çikolata alımı kilo alımına neden olmadı
  • Sabahları veya akşamları çikolata yemek, açlığı ve iştahı, mikrobiyota kompozisyonunu, uykuyu ve daha fazlasını etkileyebilir
  • Sabah saatlerinde yüksek miktarda çikolata alımı, yağ yakmaya ve kan şekeri düzeylerini düşürmeye yardımcı olabilir
  • Akşam/gece çikolatası, ertesi sabah dinlenme ve egzersiz metabolizmasını değiştirdi

“Enerji alımını azaltıyor”

Araştırmada yer alan bilim insanlarından Scheer, araştırma sonucuna ilişkin yaptığı değerlendirmede “Bulgularımız, yalnızca ‘ne’ değil, aynı zamanda ‘ne zaman’ yediğimizin de vücut ağırlığının düzenlenmesinde yer alan fizyolojik mekanizmaları etkileyebileceğini vurguluyor” dedi.

Araştırmada yer alan bir diğer bilim insanı Garaulet ise, araştırma sonucuna ilişkin yaptığı yorumda “Gönüllülerimiz, artan kalori alımına rağmen kilo almadılar. Sonuçlarımız, önceki çalışmalarda gösterilen açlık, iştah ve tatlı isteğinde gözlemlenen azalma ile tutarlı olarak, çikolatanın ad libitum enerji alımını azalttığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Frank AJL Scheer, Doktora, Yüksek Lisans, Sinirbilimci ve Marta Garaulet, Doktora, Misafir Bilim Adamı, Uyku ve Sirkadiyen Bozukluklar Bölümü, Brigham ve Kadın Hastanesi Tıp ve Nöroloji Bölümleri. Drs Scheer ve Garaulet, çalışmada yer alan bilim insanlarıdır.

Paylaşın