2022 Yılında Türkiye’de 334 Kadın Öldürüldü

2022 yılında 334 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 245 kadının ise şüpheli şekilde öldüğü tespit edildi. 2021 yılında 280 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 217 kadının ise şüpheli şekilde öldüğü tespit edilmişti.

Haber Merkezi / 2008 yılından bu yana kadın cinayetlerinin azaldığı tek sene İstanbul Sözleşmesi’ne imza atıldığı 2011 yılı oldu.

Kadın cinayetlerinin 2008 yılından itibaren verisini kayıt altına alan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2022 Yıllık Veri Raporu açıkladı. Rapora göre 2022 yılında, 334 kadın cinayeti, 245 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

Raporda, 2022 yılında 23 kadının öldürüldüğü anda fail hakkında tedbir kararları olmasına rağmen korunamadığı ve öldürüldüğünde tedbir kararı olan kadınların ise yüzde 50’sinin boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisi yer aldı.

Kadınlar öldürülürken, buna engel olmak isteyen yakınlarının da hedef alındığına dikkat çeken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bu yıl 34 olayda kadınların yanında yakınlarının da öldürüldüğünü, 24 olayda ise kadınların yakınlarının yaralandığını belirtiyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu yayımladığı raporda, ‘’Verilerimize göre bu yıl yaşanan kadın cinayetlerinden yüzde 14’ünde faillerin adli sicili kayıtlarının olduğunu görüyoruz. Bu oran geçen yıl ise yüzde 9’du. İktidarın ‘kadına yönelik şiddete sıfır tolerans’ sözünün ne kadar altı boş bir vaatten ibaret olduğu apaçık ortada’’ diyor.

Raporda, 2022 yılında adli sicil kaydı olan faillerin yüzde 60’ının ateşli silahla kadınları öldürdüğü belirtiliyor.

İllere göre 2022 yılı kadın cinayetinin en çok işlendiği il ise İstanbul. İstanbul’da 2022 yılında 54, İzmir 26, Ankara’da 23 kadın cinayeti işlendi.

Yıl boyunca neredeyse her gün 1 kadın cinayeti işlendiğine dikkat çeken platform, 2022 yılında kadınların çoğunlukla evlerinde öldürüldüğünü belirtiyor. Rapora göre, 2022’de öldürülen kadınların 209’u evinde, 46’sı sokak ortasında, 16’sı iş yerinde öldürüldü.

2022 yılında öldürülen 334 kadının 154’ü evli olduğu erkek, 35’i birlikte olduğu erkek, 27’si eskiden birlikte olduğu erkek, 26’sı akrabası, 19’u eskiden evli olduğu erkek, 19’u tanıdık birisi, 17’si babası, 10’u oğlu, 6’sı kardeşi, 4’ü tanımadığı biri, 1’i kendisini bir süredir takip eden erkek, 1’i hastası, 1’i işvereni, 1’i üvey babası tarafından öldürüldü. 13 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu tespit edilemedi.

“Türkiye’nin taraf olduğu Lanzarote Sözleşmesi’ni uygulamıyor”

Raporda, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun İsmailağa Cemaati’nde patlak veren cinsel istismar olayına ilişkin açıklamalar da yer aldı:

‘’Yılın son ayında ise İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını isteyen İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken Kadir İstekli ile evlendirdiği ve H.K.G’nin yıllarca süren cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı. H.K.G., bir radyo programından edindiği bilgilerle yaşadıklarının bir istismar olduğunu öğrendi ve tüm engellemelere rağmen hakları için mücadele etmeye başladı. Bu durum kadınların mücadelesinin ne denli hayati bir öneme sahip olduğunun göstergesidir.

Peki çocuk istismarını önlemesi gerekenler ne yaptı? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetin “siyaset üstü” bir mesele olduğunu iddia ederek ihmallerinin ve yerine getiremedikleri sorumlulukların üstünü örtmeye çalıştı. Anayasa mahkemesi çocuk istismarında somut delil arayan yasa teklifinin iptali başvurusunu “oy birliğiyle” reddetti. Yetkililer Türkiye’nin taraf olduğu Lanzarote Sözleşmesi’ni uygulamıyor ve çocuklar, istismar karşısında devlet tarafından yalnız bırakılıyor’’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu yeni anayasa teklifini eleştirerek, ‘’AKP iktidarı “ailenin korunması” bahanesiyle hazırladığı, LGBTIQ+lara “sapkın” diyerek hedef gösteren bir anayasa değişikliği teklifini mecliste sundu. Bu değişiklik teklifi yalnızca kadın ve erkek olmak üzere iki farklı cinsiyetin evlilik birlikteliğini oluşturabileceğini ifade ediyor’’ dedi ve ekledi:

‘’Sene boyunca İstanbul, İzmir ve çeşitli illerde yapılan LGBTİQ+ karşıtı mitingler, trans kadınlara karşı işlenen nefret cinayetleri gibi birçok alanda LGBTİQ+lara ve haklarına saldırılar düzenlenmesine göz yuman siyasi iktidarı gördük. Toplumun gerisinde kalan, eşitsizliğe uğrayan kesimleri görmezden gelen, meşruiyetini kaybetmiş bir iktidar anayasa yapamaz. Toplumun özneleriyle, beraber tartışarak; eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasayı biz yapacağız’’.

Türkiye’de 20 Yılda 15 Yaş Altı 23 Bin Çocuk Anne Oldu

2002-2022 yıllarında ağırlıklı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’de son 20 yılda 23 bin 735 çocuğun imam nikâhıyla evlendirildiği, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile doğum yaptıkları hastane kayıtlarına göre anne oldukları ve bunların tamamının 15 yaşın altında oldukları tespit edildi.

12-15 yaş aralığında anne olan çocukların, ya okul okurken okuldan alındıkları veya kırsal bölgede yaşadıkları için hiç okula gitmedikleri, mevsimlik işçi olarak aileleriyle birlikte tarlalarla ırgatlık yaptıkları ifade edildi. Çocuk gelinlerin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görücü usulü berdel veya ikinci eş olarak kuma gittikleri, hastanede doğum yapmış oldukları için bu rakamların tespit edildiği, kayıt dışı gerçekleşen doğumlarda yaş oranının tespit edilemediği öğrenildi.

Kendisinden 29 yaş büyük kişiyle ‘imam nikahıyla’ evlendirilen 6 yaşındaki çocuk ile 8 yıl önce ‘intihar etti’ denilen ancak geçtiğimiz günlerde kayınpederi Tahir Atak tarafından öldürüldüğü belirlenen 13 yaşındaki Kader Ertem cinayeti bu konuda yaşanan acı gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile paylaştığı istatistikler dikkat çekti.

Sözcü’den Özgür Cebe’nin haberine göre, 2002-2022 yıllarında ağırlıklı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’de son 20 yılda 23 bin 735 çocuğun imam nikâhıyla evlendirildiği, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile doğum yaptıkları hastane kayıtlarına göre anne oldukları ve bunların tamamının 15 yaşın altında oldukları tespit edildi.

Berdel ya da ikinci el olarak kuma gidiyorlar

12-15 yaş aralığında anne olan çocukların, ya okul okurken okuldan alındıkları veya kırsal bölgede yaşadıkları için hiç okula gitmedikleri, mevsimlik işçi olarak aileleriyle birlikte tarlalarla ırgatlık yaptıkları ifade edildi. Çocuk gelinlerin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görücü usulü berdel veya ikinci eş olarak kuma gittikleri, hastanede doğum yapmış oldukları için bu rakamların tespit edildiği, kayıt dışı gerçekleşen doğumlarda yaş oranının tespit edilemediği öğrenildi.

Kendi akranları okulda oyun oynarken, onlar anne ve eş olmanın ağır yükü altında ezilen çocuk gelinler, kırsal bölgede zaman zaman girdikleri psikolojik bunalım ve ağır depresyon sonucu intihar ettikleri, ya da gördükleri şiddet karşısında baba evine geri gönderildikleri veya eş, ya da aileleri tarafından can güvenlikleri olmadığı için devlet korumasına alınarak sığınma evine yerleştirildikleri bildirildi.

Yüzde 67 Doğu ve Güneydoğu

Çocuk gelinlerin 20’li yaşlara geldiklerinde 4-5 çocuk annesi oldukları tespit edilirken, çocuk yaşta evliliklerin Türkiye ortalamasına bakıldığında yüzde 67’sinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde olduğu, bunu sırasıyla Karadeniz ve İç Anadolu bölgesinin izlediği belirlendi. Çocukların biyolojik, fizyolojik gelişimini tamamlamadan çocuk yaşta evlendirilmelerinin ciddi sakıncaları da olduğuna vurgu yapan uzmanlar, gebelik dönemlerinde zehirlenerek çocuğun da karnındaki bebeğin de ölümle sonuçlandığı onlarca vakaların kayıtlara geçtiği bildirildi. Gebelik zehirlenmelerinin çocuk gelinlerde yetişkinlere oranla daha fazla görüldüğü, bu nedenle kadınlar için en ideal annelik yaşının 24-28 arası olduğunun altı çiziliyor.

Kırsal bölgede kayıt dışı olanlar da var

20 yaş öncesi gebeliklerin özellikle anne adayının yaşamını ciddi tehlike altına soktuğu ifade ediliyor. Özellikle kırsal bölgede çocuk gelinlerin doğum nedeniyle adli yönden işlem görmemek için evde köy veya mahalledeki kadınların yardımıyla eski usül yöntemlerle doğuma zorlandıkları, bu durumun da çoğu zaman çocuğun da bebeğin de ölümüyle sonuçlandığı belirtiliyor. Erken yaşta evliliklerin ömür boyu psikolojik travmalar başta olmak üzere psikosomatik rahatsızlıklara yol açtığı kaydedildi.

İstanbul’da Yaşayan Her Beş Kadından Biri, Çocuk Yaşında Evlendirilmiş

İPA’nın raporuna göre, İstanbul’da yaşayan her beş ev kadınından biri 18 yaşından önce evlendirildi. Genç kadınlarda erken evlilik oranı belirgin şekilde düşerken, eğitim düzeyi artıyor. Evli olan ev kadınlarının yüzde 64’ünün en az 11 yıldır evli olduğu görülürken, evli kadınlar genellikle çekirdek aile hâlinde yaşadıkları için çocuk bakım yüküyle baş etmede hane içerisinde daha yalnız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kuruluşu İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) yaptığı araştırmaya göre, kentte yaşayan her 5 ev kadından biri 18 yaşından önce evlendirildi. Çoğunluğu “kıt kanaat” geçindiğini belirten ev kadınlarının en çok kaygı duydukları konu ise sağlık. Araştırmaya katılan kadınların yarısından fazlası, yaşadıkları yere göre henüz İstanbul’un diğer yakasını görmemiş. Kadınlar genelde ailenin ihtiyaçlarını karşılamak için dışarı çıkıyor ve evin çevresinden uzaklaşmıyor.

İPA’dan yapılan açıklamaya göre İstanbul’daki ev kadınlarının yaşam koşulları, beklentileri ve ihtiyaçlarını tespit etmek amacıyla yapılan araştırmada, kenti çeşitli semtlerinde yaşayan ve farklı sosyoekonomik grupları temsil eden ev kadınlarıyla görüşüldü. 2 bin üzerinde ev kadınıyla yüz yüze yapılan araştırma kapsamında İstanbul’daki ev kadınlarının sosyodemografik özellikleri, gündelik yaşamları, beklentileri ve siyasete bakışları dört ana başlık altında ele alındı.

“Refah, Çalışma ve Sosyal Güvence”, “Bakım, Ev İçi Sorumluluklar ve Gündelik Hayat”, “Toplumsal ve Kamusal Yaşama Katılım” ve “Hayaller, Beklentiler ve Kaygılar” başlıklı temalardan oluşan raporda, kadınların ev ve kent deneyimleri, ihtiyaçları, hayalleri ve siyasetten beklentileri analiz edildi.

Geçinemiyorlar

İPA’nın araştırmasına göre, herhangi bir işte çalışmayan kadınların yüzde 87’si evli ve yüzde 70’i ihtiyaçları için eşlerinden “harçlık” alıyor. Çoğunluğun “kıt kanaat” geçindiğini belirten ev kadınlarının en çok kaygı duydukları konu ise sağlık.

Araştırmaya katılan kadınların yüzde 54’ü yaşadıkları yere göre henüz İstanbul’un diğer yakasını görmemiş. Kadınlar genelde ailenin ihtiyaçlarını karşılamak için dışarı çıkıyor ve evin çevresinden uzaklaşmıyor.

İstanbul’da ev kadınlarının yalnızca yüzde 32’si İstanbul doğumlu ve her beş ev kadınından biri 18 yaşından önce evlendirildi. Genç kadınlarda erken evlilik oranı belirgin şekilde düşerken, eğitim düzeyi artıyor. İstanbul’da araştırmaya katılan ve evli olan ev kadınlarının yüzde 64’ünün en az 11 yıldır evli olduğu görülüyor. Rapora göre, evli kadınlar genellikle çekirdek aile hâlinde yaşadıkları için çocuk bakım yüküyle baş etmede hane içerisinde daha yalnız.

Çalışma hayatlarıyla ilgili konularda, her iki ev kadınından birinin daha önce hiç ücretli çalışma deneyimi olmadığı ortaya çıktı. Rapora göre ev kadınlarının yüzde 35’inin ücretli çalışma deneyimi olsa da yüzde 30’u doğumdan sonra, yüzde 27’si ise evlilikten sonra işi bırakmış. Kısacası, evlilik ve annelik neredeyse her üç kadından birini iş hayatından uzaklaştırarak ev kadını yapmış. Boşanmış kadınlar sosyal güvence bakımından evli kadınlara ve eşi vefat etmiş kadınlara kıyasla daha kırılgan. Boşanmış kadınlarda sigortalı olmayanların oranı yüzde 22’ken, evli kadınlarda bu oran yüzde 19’a, eşi vefat etmiş kadınlardaysa yüzde 13’e düşüyor. Sosyal güvenceye sahip kadınların yüzde 73’ünün eşi üzerinden, yüzde 11’ininse işinden dolayı sigortalı olması ise oldukça çarpıcı bir bulgu. Ev kadınlarının sosyal güvenceye erişimi büyük oranda eşlerinin işgücü piyasasındaki statüsüne bağlı. Evli kadınların yüzde 77’si, eşi vefat etmiş kadınların ise yüzde 61’i eşi üzerinden sigortalı. İşinden dolayı sigortalanma yüzde 25 oranla en fazla boşanmış kadınlarda görülüyor. Dolayısıyla, emekli ev kadınları içerisindeki sosyal güvenceye ulaşmam şansı olmuş en kalabalık grubun boşanmış kadınlar olduğunu söylemek mümkün.

Rapora göre, İstanbul’daki ev kadınlarının en fazla yararlandığı İBB hizmetleri, Anne Kart ve Halk Süt. Kadınların yararlandığı diğer sosyal destekler çeşitli kamu kurumlarının sağladığı gıda kartları, dul maaşı, süt ve doğum ödeneği, engelli maaşı, engelli bakım aylığı ile birlikte kaymakamlıkların sağladığı kömür ve erzak paketleri.

Kasım Ayında En Az 28 Kadın Öldürüldü

Kasım ayında en az 28 kadın öldürüldü, en az 53 kadın şiddete maruz kaldı, en az dört kız ve oğlan çocuğu istismar edildi, en az dokuz kadın tacize uğradı, basına yansıyan verilere göre en az bir kadına da tecavüz edildi.

18 kadın ateşli silahlarla, altı kadın kesici aletle, üç kadın boğularak öldürüldü. Bir kadının nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Bianet’ten Evrim Kepenek’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Kasım’da en az 28 kadını öldürdü. Kasım’da basına yansıyan çocuk cinayeti olmadı. Basına yansımaması olmadığı anlamına gelmiyor.

Kasım’da en az 12 kadının ölümü basına “şüpheli” (Denizli (1), Van (1), Çorum (1), Manisa (1), Kayseri (2), Trabzon (1), Sakarya (1), Ordu (1), Aydın (1), Antalya (1), Elazığ (1) ölüm olarak yansıdı.

Erkekler, en az 53 kadına şiddet uyguladı, en az dört kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az dokuz kadını taciz etti, Erkekler, basına yansıyan verilere göre en az bir kadına tecavüz etti.

İstanbul ve Van’da iki kadının ölümü basına “faili meçhul cinayet” olarak yansıdı. Şırnak’ta erkekler, bir kadını öldürmekle tehdit etti.

Cinayet

Erkekler, Kasım’da en az 28 kadını öldürdü; geçen yıl aynı ayda bu sayı 34 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az iki erkeği de öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü iki kadın Irak, biri Suriye, iki kadın da Özbekistan göçmeniydi.

Erkekler, en az altı kadını koruma kararına rağmen öldürdü.

Erkeklerin 18 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler sekiz kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Erkekler bir kadını “yemek yapmadığı” bir kadını da “cin çıkarıyorum” diyerek öldürdü. Erkeklerin 18 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

20 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, iki kadını babası, bir kadını damadı öldürdü. Beş kadını öldüren erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 18 kadını ev içinde, dokuz kadını işyeri, araç, sokak gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

Erkekler, 18 kadını ateşli silahlarla, altı kadını kesici aletle, üç kadını boğarak öldürdü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Cinsel Saldırı / Tecavüz

Erkekler, Kasım 2022’de en az bir kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı iki idi.

Erkekler, bir kadına ev içinde tecavüz etti. Basına yansıdığı kadarıyla bir kadına, akrabası tecavüz etti. Kadın, zihinsel engelleydi.

Kasım 2022’de erkekler en az dokuz kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay, bu sayı 16 idi.

Erkekler, dokuz kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Kadınlardan biri Azerbaycan göçmeniydi.

Erkekler dokuz kadını ev dışı alanlarda iki kadını ev içinde taciz etti.

İki kadını kurye, bir kadını iş arkadaşı, bir kadını gazeteci, bir kadını da savcı taciz etti.  Dört kadını taciz eden erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Kasım’da en az dört kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 11 idi.

Bir çocuğu öğretmeni, iki çocuğu kuran kursu öğretmeni istismar etti. Bir çocuğu istismar eden dört fail erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, dört çocuğu da okul, kuran kursu gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Kasım’da 53 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 62 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az dokuz kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 12 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı. Erkeklerin şiddet uyguladığı bir kadın Arabistanlı bir kadın da Suriyeliydi.

En az 41 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Bir kadını taksi şoförü, altı kadını da akrabaları yaraladı. Beş kadını yaralayan dört erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, en az 16 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Erkeklerin 37 kadına şiddet uygulama “bahanesi“ basına yansımadı.

Erkekler, 30 kadını darp ederek, üç kadını yakarak, 12 kadını ateşli silahlarla, altı kadını da kesici aletle yaraladı. Erkeklerin iki kadına nasıl şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Erkekler, 18 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda, 30 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin beş kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Kasım’da basına yansıyan seks işçiliğine zorlama haberi yoktu. Basına yansımaması, bu şiddet türünün işlenmediği anlamına gelmez.

2021 Yılında En Az 45 Bin Kadın Aile Üyesi Tarafından Öldürüldü

Birleşmiş Milletler (BM), 25 Kasım BM Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi açıkladığı raporda, 2021’de tahminen 81 bin 100 kadın ve kız çocuğu kasıtlı olarak öldürüldüğü, öldürülen kadınların en az 45 bin kadın ve kız çocuğunun, eşleri ya da aile üyeleri tarafından öldürüldüğünü vurguladı.

BM, toplumsal cinsiyet eşitliği lehine politikaların uygulamaya konulması, kadın hakları örgütlerine yatırım yapılması ve “önleme için yeterli kaynak ayrılması” dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi için siyasi kararlılık çağrısında bulundu.

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ve BM Kadın Birimi (UN Women), bu rakamın her saat beşten fazla kadın ya da kız çocuğunun ailelerinden biri tarafından öldürüldüğü anlamına geldiğini belirtti.

25 Kasım BM Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde açıklanan raporda, kadın cinayetlerine ilişkin bulguların “endişe verici derecede yüksek” olmasına rağmen, gerçek rakamların çok daha fazla olabileceği vurgulandı.

“Ev güvenli bir yer değil”

BM’ye göre 2021’de tahminen 81 bin 100 kadın ve kız çocuğu kasıtlı olarak öldürüldü. BM raporunda “Geçen yıl kasıtlı olarak öldürülen tüm kadın ve kız çocuklarının yaklaşık yüzde 56’sı yakın partnerleri veya diğer aile üyeleri tarafından öldürüldü… Bu da evin birçok kadın ve kız çocuğu için güvenli bir yer olmadığını gösteriyor” ifadeleri yer aldı.

Rapor, erkeklerin ve erkek çocuklarının öldürülme olasılığının çok daha yüksek olduğunu ve tüm kurbanların yüzde 81’ini erkeklerin oluşturduğunu ortaya koyuyor. Ancak rapordaki bulgular kadın ve kız çocuklarının özellikle kendi evlerinde cinsiyete dayalı şiddetten etkilendiğini gösterdi.

Rapora göre 2021 yılında en fazla kadın cinayeti 17 bin 800 kurbanla Asya’da kaydedildi. BM raporuna göre, kadın ve kız çocuklarına yönelik aile içi şiddet söz konusu olduğunda Afrika, kaydedilen 17 bin 200 kurbanla en ölümcül ikinci kıta oldu.

“Çok az ilerleme var”

BM açıklamasında “Mevcut kanıtlar, kadın ve kız çocuklarına yönelik toplumsal cinsiyete bağlı cinayetlerin önlenmesi konusunda çok az ilerleme kaydedildiğini gösteriyor” denildi.

Rapora göre, Avrupa’dan elde edilen veriler son on yılda kadın ve kız çocuklarına yönelik aile içi cinayetlerde yüzde 19’luk bir düşüş olduğunu gösterirken, Amerika kıtasında aynı dönemde ortalama yüzde 6’lık bir düşüş görüldü.

Covid-19’un etkisi

Raporda, Kovid 19 nedeniyle getirilen sokağa çıkma kısıtlamaların 2020’de Kuzey Amerika’da kadın ve kız çocukları için “özellikle ölümcül” bir yıla katkıda bulunan bir faktör olduğu belirtildi.

Koronavirüs pandemisinin başlangıcında kaydedilen kadın cinayetlerinin, “2015’ten bu yana gözlemlenen tüm yıllık değişimlerden daha büyük olduğu” belirtilen ilgili raporda, veri eksikliği nedeniyle Afrika, Asya ve Okyanusya’da zaman içindeki eğilimlerin belirlenemediği aktarıldı.

BM, toplumsal cinsiyet eşitliği lehine politikaların uygulamaya konulması, kadın hakları örgütlerine yatırım yapılması ve “önleme için yeterli kaynak ayrılması” dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi için siyasi kararlılık çağrısında bulundu.

326 Günde En Az 296 Kadın Öldürüldü

1 Ocak 2022- 23 Kasım 2022 dönemindeki 326 günde, en az 296 kadın öldürüldü. 218 kadını kocası, sevgilisi olan erkekler öldürdü. 23 kadını baba, abi, oğul gibi yakın erkekler, sekiz kadını damadı, beş kadını komşusu, 16 kadını akrabası, bir kadını hırsız, bir kadını hasta, bir kadını işvereni, iki kadını arkadaşı öldürdü.

bianet’ten Evrim Kepenek’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler, Türkiye’nin birçok ilinde, 1 Ocak 2022- 23 Kasım 2022 dönemindeki 326 günde, en az 296 kadını öldürdü.

Erkeklerin öldürdüğü 17 kadın Türkiye’ye göç eden kadınlardı. 1 Ocak 2022- 23 Kasım 2022 dönemindeki 326 günde en az 169 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Kadınları kim öldürdü?

218 kadını kocası, sevgilisi olan erkekler öldürdü. 23 kadını baba, abi, oğul gibi yakın erkekler, sekiz kadını damadı, beş kadını komşusu, 16 kadını akrabası, bir kadını hırsız, bir kadını hasta, bir kadını işvereni, iki kadını arkadaşı öldürdü.

Erkekler kadınları nasıl öldürdü?

Erkekler, 176 kadını ateşli silahla, 76 kadını kesici aletle, 21 kadını boğarak öldürdü. Erkekler, 10 kadını darp ederek, iki kadını balkondan atarak, iki kadını işkence ederek, bir kadını yakarak, bir kadını da zehirleyerek öldürdü. Erkeklerin yedi kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Erkekler kadınları nerede öldürdü?

Yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlenen haberlere göre; erkekler, 189 kadını ev içinde, 88 kadını sokak, ormanlık alan, iş yeri gibi ev dışındaki alanlarda öldürdü. Erkeklerin 20 kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

1 Ocak-23 Kasım 2022 arasındaki erkek şiddeti sonucu gerçekleşen cinayetlere dair öne çıkan detaylar…

Ocak

Kadınları öldürenlerden biri özel güvenlik görevlisiydi.

Şubat

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Ukraynalıydı. Bir kadın da zihinsel engelliydi. Erkekler en az üç kadını “koruma” veya “uzaklaştırma” kararına rağmen öldürdü.

Mart

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Türkmenistan, biri Afganistan biri de Kırgızistan’lıydı. Erkekler en az altı kadını “koruma” veya “uzaklaştırma” kararına rağmen öldürdü.

Nisan

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Azerbaycan, bir kadın da Özbekistan vatandaşıydı. Üç erkek, üç kadını hapishaneden izinli çıkarak öldürdü. Erkekler en az yedi kadını “koruma” veya “uzaklaştırma” kararına rağmen öldürdü.

Mayıs

Mayıs’ta öldürün kadınlardan biri trans kadındı. Kadınları öldüren erkeklerden biri, güvenlik görevlisiydi.

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Suriyeli, bir kadın da Afganistan vatandaşıydı. Erkekler en az beş kadını “koruma” veya “uzaklaştırma” kararına rağmen öldürdü. İki kadın şiddete karşı korunma istemişti, talebi karşılanmadığı için öldürüldü.

Haziran

Kadınları öldüren erkeklerden biri polis biri de astsubaydı. En az üç kadın koruma kararı rağmen öldürdü. Öldürülen kadınlardan biri Kırgızistan yurttaşıydı.

Temmuz

En az beş kadın koruma kararı rağmen öldürdü. Öldürülen kadınlardan biri Özbekistanlıydı.

Ağustos

En az altı kadın koruma kararı rağmen öldürdü. Öldürülen kadınlardan biri Suriyeli, iki kadın da Gürcistanlıydı.

Eylül

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Estonyalı biri de Rusyalıydı. En az üç kadın koruma kararı rağmen öldürdü.

Ekim

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Afganistanlıydı. Erkekler, en az dört kadını koruma kararına rağmen öldürdü.

Türkiye’de 10 Ayda 275 Kadın Öldürüldü

Kadına karşı şiddet bitmiyor… 2022 yılının neredeyse her gün en az bir kadın cinayeti işlendi. Ekim ayında 34 kadın erkekler tarafından öldürülürken, yılın ilk 10 ayında 275 kadın erkekler tarafından katledildi. 

Haber Merkezi / Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ekim ayı verilerini paylaştı. Buna göre ekim ayında 34 kadın erkekler tarafından katledildi. Yılın ilk 10 ayında 275 kadın erkekler tarafından katledildi. Her gün en az bir kadın cinayeti meydana gelirken 2021 Ekim’e göre bu senenin aynı ayında kadın cinayetlerinde yüzde 88 artış gerçekleşti.

34 kadının 20’sinin ateşli silahlarla öldürülmesi kontrolsüz bireysel silahlanmanın geldiği boyutu gözler önüne serdi. KCDP’nin verilerine göre;

•Erkeklerin cinayet bahanesinde ilk sırayı evlenmeyi-ilişkiyi reddetme yer aldı.
•Geçen ay 18 kadın evli olduğu erkek tarafından hayattan koparıldı.
•Kadınların 20’si evinde, 7’si sokakta öldürüldü.

26 şüpheli ölüm

Ekim ayında 26 şüpheli kadın ölümü meydana gelirken platformdan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek gerçekleri çarpıtıyor” ifadeleri yer aldı.

Kadınların devlet tarafından korunmadığını vurgulanan açıklamada, “Kadınlar, kendilerini koruması için devlete başvuruyor fakat yetkililer görevlerini yerine getirmiyor. 2022 yılında öldürülen kadınların yüzde 7’si (19 kadın) failleri hakkında uzaklaştırma kararı aldığı halde katledildi” denildi.

Kadınlar kimler tarafından öldürüldü?

Ekim ayında öldürülen 34 kadının 18’i evli olduğu erkek, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 2’si birlikte olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 2’si akrabası, 2’si babası, 1’i kardeşi, 6’sı tanıdığı kişiler tarafından, 1’i tanımadığı biri tarafından tarafından öldürülmüştür. Bu ay kadınların yüzde 53’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

Kadınlar en çok evlerinde öldürüldü

Kadınların 20’si evinde, 7’si sokakta, 2’si işyerinde, 1’i  arazide, 1’i otelde, 1’i eğlence mekanında, 1’i yol üzerinde otomobilinin önü kesilerek öldürülmüştür. 1 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir.  Bu ay öldürülen kadınların yüzde 59’u evlerinde öldürüldü.

Kadınlar en çok ateşli silahlar ile öldürüldü

Bu ay öldürülen kadınların 20’si ateşli silahlarla, 9’u kesici aletlerle, 1’i boğularak, 1’i darp edilerek, 1’i yüksekten düşerek, 1’i zehirlenerek, 1’i ise çekiçle öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 59’u ateşli silahla öldürüldü.

İstanbul Barosu’nun İlk Kadın Başkanı ‘Filiz Saraç’ Oldu

Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan İstanbul Barosu 52’nci Genel Kurulu sona erdi. Seçimi, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adayı Avukat Filiz Saraç kazandı. Böylece, Filiz Saraç, 144 yıllık İstanbul Barosu’na ilk kez bir kadın başkanı oldu.

Seçimlerin ardından konuşma yapan Filiz Saraç, “Bana bu onuru yaşatan bütün meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. İstanbul Barosu 144 yıllık tarihiyle hak mücadelesinin simgesidir. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına girerken, 144 yıllık baromuzun ilk kadın başkanı olmanın onuru yaşatan İstanbul Baro’muza teşekkür ediyorum. Atatürk ve Cumhuriyetin kazanımları sayesinde bugün bu onuru yaşıyorum. Huzurunda saygıyla eğiliyorum” dedi.

Filiz Saraç kimdir?

1968 yılında Trabzon’da doğan Av. Filiz Saraç 1988’de Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Kamu Hukuku Dalında yüksek lisans yaptı. 32 yıldır kesintisiz olarak serbest avukatlık yapan yeni İstanbul Barosu başkanı, İngiltere’de MBA işletme hazırlık eğitimini tamamladı. 1996 yılında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’na seçildi.

İstanbul Barosu 125. yıl Belgeseli’ni hazırlayan ekibin başkanlığını yaptı. 2004-2006 döneminde, İstanbul Barosu başkan yardımcısı olarak görev aldı. 6 yıl süreyle Yeditepe Üniversitesi’nde ders verdi. 2006’dan bu yana Türkiye Barolar Birliği delegesi ve TBB eğitim danışma kurulu üyesi olarak görev yaptı.

İstanbul Barosu seçimi

Dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu başkanlık seçimleri bugün Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı. 56 bin avukatın kayıtlı olduğu baro seçimleri için saat 09.00’da oy verme işlemi başladı. Seçimler saat 17.00 itibariyle sona erdi. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adayı Filiz Saraç, 7 bin 96 oyla baronun yeni başkanı oldu. Böylece 144 yıllık İstanbul Barosu’na ilk kez bir kadın başkan seçildi.

Başkanlık için yarışan isimler

  • Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adayı Filiz Sara
  • İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Önce Avukat Grubu’nun adayı Avukat Elif Görgülü
  • Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu Yükseliş Hareketi adayı olan Hasan Kılıç
  • Bağımsız Avukatlar Grubu’nun adayı Gülden Sönmez
  • Avukat Hakları Grubu’nun adayı Mustafa Gökhan Ahi
  • Avukat Mert Er Karagülle
  • Milliyetçi Avukatlar Grubu adına Hakan Çatak
  • İstanbul Avukatlar Birliği adına Metin Uracin
  • Genç Hukuk Hareketi’nden Türkan Kara

Eylül Ayında En Az 26 Kadın Öldürüldü

Erkekler, eylül ayında en az 26 kadını ve iki çocuğu öldürdü. Erkekler, en az 71 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 16 kadını taciz etti, iki kadını da seks işçiliğine zorladı. Erkekler, eylülde üç kadına da tecavüz etti.

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Eylül’de en az 26 kadını ve iki çocuğu öldürdü.

Eylül’de en az 13 kadının ölümü basına “şüpheli” (Antalya (1), Balıkesir (1), Bursa (1), Çorum (1),  İstanbul (1), İzmir (1), Malatya (1), Ordu (1), Sivas(1), Zonguldak (4) ölüm olarak yansıdı.

Erkekler, en az 71 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 16 kadını taciz etti, iki kadını da seks işçiliğine zorladı. Erkekler, Eylül’de üç kadına da tecavüz etti.

Hatay’da Suriyeli bir çocuk öldürüldü. Failleri bulunamadı. Ankara’da bir çocuğun ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Mersin’de kocası Suriyeli bir kadını intihara sürükledi.

Cinayet

Erkekler, Eylül’de en az 26 kadını öldürdü; geçen yıl da bu sayı 26 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az altı erkeği de öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Estonyalı biri de Rusyalıydı.

En az üç kadın koruma kararı rağmen öldürdü.

Erkeklerin 10 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler 16 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü.

21 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, iki kadını oğlu, üç kadını da akrabası erkekler öldürdü.

Erkekler, 18 kadını ev içinde, altı kadını işyeri, otel odası, ormanlık alan, sokak, hastane gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin iki kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

Erkekler, 13 kadını ateşli silahlarla, sekiz kadını kesici aletle, beş kadını darp ederek öldürdü.

Çocuğa Şiddet-Çocuk Cinayeti

Erkekler, Eylül’de iki çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay sayı dört idi.

Bir çocuğu babası, bir çocuğu annesi ve sevgilisi öldürdü.

Erkekler bir çocuğu ateşli silahlarla öldürdü. Erkeklerin bir çocuğu nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Cinsel Saldırı /Tecavüz

Erkekler, Eylül 2020’de en az üç kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı beş idi.

Erkekler üç kadına ev içinde tecavüz etti.

Bir kadına tecavüz eden iki erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı, bir kadına emlakçı, bir kadına da akrabası erkek tecavüz etti.

Taciz

Eylül 2022’de erkekler en az 16 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı 10 idi.

Erkekler, yedi kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Erkekler 9 kadının da fotoğrafını/ videosunu çekerek taciz etti.

Erkekler 16 kadını ev dışı alanlarla taciz etti.

Bir kadını eski sevgilisi, bir kadını taksici, bir kadını eski kocası, bir kadını sağlık çalışanı, bir kadını öğretmen meslektaşı, 10 kadını da yakınlık derecesi basına yansımayan dört erkek taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Eylül’de en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 13 idi.

Bir çocuğu “sevgilisi” olduğunu iddia eden bir erkek, bir çocuğu babası, bir çocuğu şoför, bir çocuğu iki akrabası, bir çocuğu da öğretmeni istismar etti. Yedi çocuğu istismar eden yedi erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler çocukları ev dışı alanlarda istismar etti.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Eylül’de 71 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 65 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az 12 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 13 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

En az 49 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Beş kadına abi, oğlu ve babası gibi aile üyeleri şiddet uygularken, sekiz kadına şiddet uygulayan 11 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Dokuz kadına en az 10 polis şiddet uyguladı.

Erkekler en az 16 kadına ayrılmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Erkekler, bir kadına “ırkçı saikle” saldırdı, dokuz kadına “toplumsal olaylar” sırasında şiddet uyguladı. Erkekler bir kadına da “telofonda konuştuğu” için şiddet uyguladı. Erkeklerin 44 kadına şiddet uygulama “bahanesi” basına yansımadı.

Erkekler, 50 kadını darp ederek yaraladı, iki kadını yaktı. 10 kadını ateşli silahlarla yaralayan erkekler, dokuz kadını da gözaltına aldı.

Erkekler, 30 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda,  28 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin 13 kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Erkekler, Eylül’de en az iki kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 78 idi. Seks işçiliğine zorlanan kadınlar Türkiye vatandaşı değildi.

(Kaynak: Bianet / Evrim Kepenek)

Kamuda İstihdam Edilenlerin Sadece Yüzde 25’i Kadın

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel-İş’in Emek Araştırma Dairesi (EMAR) her yıl düzenli olarak hazırladığı “Kamuda ve Genel İşler İşkolunda İstihdam” raporunun bir yenisini yayımladı.

Kamuda ve genel işler işkolunda istihdam verileri ile kamu harcamalarının, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle karşılaştırıldığı rapora göre Türkiye’de kamu harcamalarının oranı, OECD ortalamasının çok altında ve Avrupa ülkeleri içinde ise son sıralarda.

OECD ortalamasına göre GSYH içinde genel kamu harcamalarının oranı yüzde 48,47. Fransa’da yüzde 59,4, Yunanistan’da yüzde 56,8, İtalya’da yüzde 55,5, Almanya’da yüzde 51,4 ve İspanya’da yüzde 50,6 kadar. Türkiye’de ise bu oran yüzde 35,88.

Kamuda sosyal harcamalara yeterli pay ayrılmıyor

Rapora göre eğitim, sağlık ve sosyal korumalardan oluşan kamu kesimi sosyal harcamalarına GSYH’den ayrılan payın düşmüş durumda. 2021’da kamu kesimi sosyal harcamalarına GSYH’dan ayrılan pay yüzde 15,9 oldu ve 2017 seviyesine düştü.

2018’de yüzde 16,3, 2019’da yüzde 17,1 oranındaydı. 2020’de ise pandeminin de etkisiyle kamunun sosyal harcamaları biraz daha artış eğiliminde olsa da, 2021’de yaklaşık 2 puan düştü ve yüzde 15,9’a geriledi.

Kamu istihdamı OECD ortalamasının 4 puan altında

Yine rapora göre Türkiye’de toplam istihdam içinde kamu istihdamının oranı, OECD ortalamasının 4 puan altında.

OECD üye ülkelerin ortalamasında toplam istihdam içinde kamu istihdamının oranı yüzde 18,45 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 14,5.

Fransa (yüzde 21,5) ve Macaristan’da (yüzde 21,5) toplam istihdam içinde kamu istihdamı oranı OECD ortalamasının üstünde, diğer Avrupa ülkelerinde ise altında.

Kamuda istihdamın sadece yüzde 25’i kadın

OECD’ye üye ülkelerin ortalamasında kadınların toplam istihdam içindeki oranı yüzde 45,40 oranında. Kamu sektöründe istihdam oranı ise yüzde 57,8.

Birçok ülkede de kamuda kadın istihdamı, toplam istihdamdan fazla. İngiltere, Fransa, Macaristan ve Portekiz’de toplam istihdam içinde kadın istihdam oranı yüzde 40 iken kamuda kadın istihdam oranı yüzde 60’ın üzerinde.

Ancak Türkiye’de kadınların istihdama katılımı, OECD ve Avrupa ülkelerinin çoğundan az. Türkiye’de kadınların toplam istihdam içindeki oranı yüzde 26,6 iken kamu istihdamında kadın oranı yüzde 25.

Her 10 kişiden 8’i özel sektörde, 2’si kamuda çalışıyor

Rapora göre Türkiye’de kamu istihdamının artış eğiliminde. Ancak buna karşın toplam istihdamın yalnızca yüzde 16,8’ini oluşturuyor. Özel sektör istihdamı ise yüzde 83,2.

Kamu istihdamında en fazla artış “sözleşmeli personelde”

Öte yandan kamuda en güvenceli istihdam biçimi olan “memurluğun” yerini “sürekli işçilik” ve “sözleşmeli personel” alıyor.

2015’te kamu istihdamının yüzde 82’sini memurluk, yüzde 4,2’sini sözleşmeli personel istihdamı oluştururken; 2021’de kamu istihdamında memur oranı yüzde 61,5’e geriledi, sözleşmeli personel istihdam oranı ise 6,6 puan artarak yüzde 10,8’e yükseldi.

2022’nin ilk çeyreğinde ise memurluk yüzde 61’e düşerken sözleşmeli personel istihdamı 11,5’e çıktı.

Sürekli işçilikte ise yüzde 9,3’ten yüzde 24,4’e yükselmiş durumda. Raporda kamu istihdamında sürekli işçiliğin artışının en önemli nedeni olarak 2017’de çıkarılan 696 sayılı KHK düzenlemesi gösterildi.

Bu düzenlemeyle personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihaleleri ve taşeron firmalarda çalışan işçiler, merkezi idarelerde sürekli işçi kadrosuna; belediyelerde çalışan taşeron işçiler ise, belediye şirketlerine geçirildi.

(Kaynak: Bianet)