İran’dan İsrail’e Misilleme Uyarısı: Tepkimiz Daha Büyük Olur

İran devlet televizyonuna konuşan İran Genelkurmay Başkanı General Muhammed Bagheri, İsrail’in karşılık vermesi halinde Tahran’ın “çok daha büyük” bir karşılık vereceğini belirtti.

Haber Merkezi / İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise, İsrail’i “pervasız” bir misillemeye karşı uyardı. Reisi, İsrail’in veya müttefiklerinin “pervasız bir eylemde” bulunması halinde, “kararlı ve çok daha güçlü bir yanıtla” karşılaşacaklarını belirtti.

İran Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada İran Devrim Muhafızları’nın İsrail’e “bir ders verdiği” kaydedilirken, “İslam Devrimi’nin güçlü ve bilge liderinin samimi bir vaadi olan saldırganın cezalandırılması gerçekleşmiştir” denildi.

İran ayrıca, Washington’ın İsrail’in misillemesine yardımcı olması durumunda, bölgedeki ABD üslerinin hedef alınacağını kaydetti.

İran’ın BM Misyonu, BM Sözleşmesi’nin öz savunmayla ilgili 51. maddesine atıf yapmış ve “İsrail’e yapılan saldırı sonrası konunun kapandığını” belirtmiş ve İsrail’i “bir başka hata” yapmaması konusunda uyarmıştı.

“Komşularımızı bilgilendirdik”

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da katıldığı bir basın toplantısında İran’ın İsrail’e misilleme saldırısında bulunacağı konusunda komşu ülkelere bilgi verildiğini açıkladı.

Abdullahiyan, “Operasyonlarımızdan 72 saat önce bölgedeki dostlarımız ve komşularımızı İran’ın İsrail’e yönelik kararlı, meşru ve vazgeçilmez yanıtı konusunda bilgilendirdik” dedi.

Abdullahiyan ayrıca İran’ın ABD’ye de İsrail’e yönelik saldırılarının “sınırlı” ve meşru müdafaa amaçlı olacağı yönünde bilgi verdiğini söyledi.

İsrail, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2’si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail’in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran’ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İsrail’den İran’a saldırı yanıtı

İsrail Savaş Kabinesi, İran’ın gerçekleştirdiği İHA ve füze saldırılara nasıl yanıt verileceğini görüşmek üzere bir araya geldi. İsrail savaş kabinesi üyesi Benny Gantz, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, “İran’a bizim belirlediğimiz zaman diliminde karşılık vereceğiz” dedi.

İsrail Savunma ve Dışişleri Bakanları geçen hafta İran’ın İsrail’e saldırması halde, İsrail’in İran topraklarını vuracağı uyarısı yapmıştı.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında İran’ın İsrail’e yönelik saldırısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hagari, İran’ın gerçekleştirdiği saldırıda 300’den fazla füze ve İHA kullanıldığını ve bunların yüzde 99’unun etkisiz hale getirildiğini ileri sürdü.

Paylaşın

BM, NATO Ve AB’den İran’a Kınama

Birleşmiş Milletler (AB) ve Avrupa Birliği (AB), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) İran’ın dün gece İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği hava saldırılarını kınadı. 

Haber Merkezi / Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin, İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarını kınadığını açıkladı.

Borrell, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “AB, İran’ın İsrail’e kabul edilemez saldırısını şiddetle kınıyor. Bu benzeri görülmemiş bir gerilim, bölgesel güvenliğe yönelik ciddi bir tehdittir” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (AB) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise yaptığı yazılı açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti’nin İsrail’e yönelik kapsamlı saldırısıyla ortaya çıkan ciddi gerilimi şiddetle kınıyorum. Bu düşmanlıkların derhal son bulması çağrısında bulunuyorum” dedi.

Son saldırılarla Ortadoğu’daki gerilimin bölgeye yayılmasının ciddi bir tehlike olduğuna işaret eden Guterres, “Tüm taraflara, Ortadoğu’da birçok cephede askeri karşılaşmalara yol açabilecek herhangi bir adımdan sakınmaları için sükûnet çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekreteri, ne Ortadoğu’nun ne de dünyanın yeni bir savaşı kaldırabileceğini sözlerine ekledi. BM Güvenlik Konseyi bugün İsrail’in talebiyle acil toplanacak.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) İran’ın İsrail’e yönelik saldırısını bölgesel gerilimin “tırmanması” olarak niteleyerek kınadı ve tüm taraflara itidal çağrısında bulundu.

NATO Sözcüsü Farah Dakhlallah yaptığı açıklamada “İran’ın gece boyunca tırmandırdığı gerilimi kınıyor, itidal çağrısında bulunuyor ve gelişmeleri yakından izliyoruz. Ortadoğu’daki çatışmanın kontrolden çıkmaması hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

İran’dan ABD ve İsrail’e uyarı

İran ise, İsrail’in misilleme yapması durumunda daha büyük bir saldırıyla karşı karşıya kalacağını belirtti ve Amerika’nın da buna destek vermesi halinde ABD üslerinin hedef alınacağını kaydetti.

Tümgeneral Muhammed Bagheri devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “İsrail’in İran’a misilleme yapması halinde tepkimiz bu geceki askeri harekattan çok daha büyük olacak” dedi.

Bagheri, Tahran’ın İsviçre aracılığıyla Washington’ı da uyardığını, İran’a karşı herhangi bir misillemenin ABD tarafından desteklenmesi halinde Amerika’nın bölgedeki üslerinin de hedef alınacağını ilettiklerini kaydetti.

Bagheri, İran’ın saldırısının iki İsrail askeri üssünü başarılı bir şekilde hedef aldığını da belirtti ve “Operasyonlarımız sona erdi ve onları sürdürmeye niyetimiz yok” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami de Tahran’ın, İsrail’in çıkarlarına, varlıklarına, yetkililerine veya vatandaşlarına yönelik herhangi bir saldırısının kendi topraklarından karşılık verileceği yeni bir denkleme girdiğini söyledi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 33 Bin 729’a Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 191. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 43 artarak 33 bin 729’a yükseldi. 

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 62 artarak 76 bin 371’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 250’den fazla kişi de rehin alınmıştı. İsrail’e göre rehinelerden 34’ü yaşamını yitirdi, 130’u ise hala Gazze’de.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde çözüm çabalarında ve müzakerelerde ilerleme kaydedilmeye çalışılıyor. Hamas İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekileceğine dair yazılı bir taahhüt talep etti.

Hamas dün yaptığı açıklamada, altı haftalık ateşkes önerisine cevabını Mısırlı ve Katarlı arabuluculara sunduğunu bildirdi.

Hamas, kalıcı ateşkes, İsrail ordusunun Gazze’nin tüm bölgelerinden çekilmesi, yerlerinden edilen insanların evlerine dönmesi, yardım akışının yoğunlaştırılması ve yeniden inşanın başlaması taleplerine hâlâ bağlı olduğunu söyledi.

Hamas, “İki taraf arasında ciddi bir esir değişimine ilişkin bir anlaşmaya varmaya hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” dedi.

İsrail ise bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada Hamas’ın, geçen hafta sunulan son anlaşma teklifini reddettiğini bildirdi. Başbakan Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada Hamas’ın, elindeki yaklaşık 40 rehinenin serbest bırakılmasını da içeren geçici ateşkes önerisini geri çevirdiğini savundu.

Söz konusu öneri bir hafta önce arabulucular Katar, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından Hamas’a sunulmuştu.

İsrail’den yapılan açıklamada İsrail’in müzakerelerde esneklik gösterdiği belirtildi. Hamas lideri Yehya Sinwar’ın “İran’la yaşanan gerginlikten faydalanmaya devam ettiği” ve daha geniş çaplı bir bölgesel tırmanış peşinde olduğu iddia edildi.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

Türkiye’de Her Gün 5 İşçi Çalışırken Hayatını Kaybediyor

2024 yılının ilk üç ayında en az 425 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Başka bir ifadeyle 2024 yılının ilk üç ayında her gün ‘en az’ 5 işçi iş kazalarında hayatın kaybetti.

Haber Merkezi / Hayatını kaybedenlerin 16’sı çocuk işçilerdi. 4’ü 14 yaş ve altında, 12’i de 15-17 yaş aralığında çocuk/genç işçilerdi. 18-29 yaş arası 84 işçi, 30-49 yaş arası 178 işçi, 50-64 yaş arası 105 işçi, 65 yaş ve üstü de 22 işçi hayatını kaybetti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), ocak – şubat – mart ayına dair iş cinayetleri verilerini açıkladı.

İSİG Meclisi’nin paylaştığı verilere göre yılın ilk üç ayında en az 425 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Ocak’ta 161, Şubat’ta 149 ve Mart’ta 115 işçi öldü. Her gün ‘en az’ 5 işçi iş kazalarında hayatından oldu. Ölenlerin 177’si sanayi, 105 inşaat, 105’i hizmet ve 38’i de tarım sektöründe çalışıyordu.

Hayatını kaybedenlerin 16’sı çocuk işçilerdi. 4’ü 14 yaş ve altında, 12’i de 15-17 yaş aralığında çocuk/genç işçilerdi. 18-29 yaş arası 84 işçi, 30-49 yaş arası 178 işçi, 50-64 yaş arası 105 işçi, 65 yaş ve üstü de 22 işçi hayatını kaybetti. İSİG Meclisi 20 işçinin ise yaşını belirleyemedi.

Üç ayda iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 105 işçi; Taşımacılık işkolunda 58 işçi; Tarım, Orman işkolunda 38 emekçi (18 işçi ve 20 çiftçi); Metal işkolunda 31 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 27 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 27 işçi; Madencilik işkolunda 24 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 24 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 16 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 10 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 9 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 8 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 8 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 6 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Enerji işkolunda 4 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 18 işçi.

Üç ayda ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 4 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 12 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 84 işçi, 30-49 yaş arası 178 işçi, 50-64 yaş arası 105 işçi, 65 yaş ve üstü 22 işçi, yaşını bilmediğimiz 20 işçi.

Üç ayda iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Ezilme, Göçük nedeniyle 82 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 79 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 77 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 61 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 22 işçi; İntihar nedeniyle 21 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 20 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 14 işçi; Şiddet nedeniyle 11 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 9 işçi; diğer nedenlerden dolayı 29 işçi.

Not: İSİG Meclisi, iş kazalarını, iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

İran’dan İsrail’e İHA Ve Füze Saldırısı

İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına düzenlenen hava saldırısının yankıları sürerken, İsrail devlet televizyonu, İran’ın İsrail’e onlarca İHA ile saldırı başlattığını duyurdu.

Haber Merkezi / İsrail Ordusu ise, İran’ın İsrail’e yönelik insansız hava aracı ile saldırı başlattığını ve İsrail’in hava savunma sisteminin saldırıya karşı hazır durumda olduğunu açıkladı.

İsrail Ordusu, İran’a ait insansız hava araçlarının İsrail’e ulaşmasının saatler alacağını ve tehlike oluşması muhtemel bölgelerde sirenler çalacağını bildirdi.

Beyaz Saray’dan saldırıyla ilgili yapılan açıklamada “İran, İsrail’e hava saldırısı başlattı. İsrail’in güvenliğine desteğimiz tam. ABD, İran’dan gelen tehditlere karşı İsrail’in savunmasını destekleyecek.” ifadeleri kullanıldı.

İran Devrim Muhafızları ise İsrail’e insansız hava araçları ve füzelerle kapsamlı bir saldırı başlatıldığını açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’in İran’dan gelecek doğrudan bir saldırıya hazır olduğunu ve aynı şekilde karşılık vereceğini söyledi.

Netanyahu, “Son yıllarda ve hatta son haftalarda İsrail, İran’dan gelebilecek doğrudan bir saldırı ihtimaline karşı hazırlık yapmaktadır. Savunma sistemlerimiz konuşlandırıldı ve hem savunmada hem de saldırıda her türlü senaryoya hazırlıklıyız. İsrail devleti güçlüdür, IDF güçlüdür, halk güçlüdür” dedi.

ABD, İngiltere, Fransa’nın yanı sıra birçok ülkenin İsrail’in yanında durduğunu belirten Netanyahu, “Net bir ilke belirledim. Kim bize zarar verirse, biz de onlara zarar vereceğiz. Kendimizi her türlü tehdide karşı savunacağız ve bunu sakince, kararlılıkla yapacağız” ifadelerini kullandı.

İsrail vatandaşlarına da seslenen Netanyahu, “Siz İsrail vatandaşlarının da sükunetinizi koruduğunuzu biliyorum. Sizleri İç Cephe Komutanlığı’nın direktiflerini dinlemeye davet ediyorum. Birlikte ayaktayız ve Tanrı’nın yardımıyla tüm düşmanlarımızın üstesinden geleceğiz” şeklinde konuştu.

İsrail’in konsolosluk binasına düzenlediği saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan ikisi general rütbesinde 7 kişinin yanı sıra 6 Suriye yurttaşı hayatını kaybetmişti.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 2 Nisan’daki açıklamasında İsrail’e karşı misillemenin meşru müdafaa haline geldiğini savunarak “Gerekli karşılığı vereceğiz. Onları cezalandıracağız” demişti.

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, dünkü toplantısında yaptığı açıklamada, tüm olasılıklara karşı tedbir aldıklarını belirterek “Savunmanın yanı sıra saldırıya geçmeye de hazırız” ifadelerini kullanmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden da dünkü açıklamasında saldırının “her an” gerçekleşebileceğine dikkat çekerek açık uyarıda bulunmuştu. Biden, İsrail’e desteklerinin “sarsılmaz” olduğunu da söylemişti.

Diğer yandan İsrail’in iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in eski direktörü Nadav Argaman, ülkenin içinde bulunduğu kaotik durumdan Netanyahu’yu sorumlu tutmuştu.

2016-2021’de Şin Bet’i yöneten Argaman, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan savaşın Netanyahu’nun yürüttüğü politikaların sonucu olduğunu savunarak şunları söylemişti:

“Netanyahu, İsrail’in başbakanı olmaya uygun değil. Muazzam bir başarısızlıktan sorumludur. Bu büyüklükteki bir başarısızlığın sorumluluğunu üstlenmeyen biri Yahudi halkının lideri olmaya uygun değildir.”

Gazze’de can kaybı 33 bin 686’ya yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 190. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 52 artarak 33 bin 686’ya yükseldi. Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 95 artarak 76 bin 309’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 250’den fazla kişi de rehin alınmıştı. İsrail’e göre rehinelerden 34’ü yaşamını yitirdi, 130’u ise hala Gazze’de.

Paylaşın

AK Parti Döneminde 2 Trilyon Liralık Özelleştirme Yapıldı

AK Parti’nin iktidarda olduğu 21 yılda toplam 2 trilyon liralık özelleştirme yapıldı. Özelleştirme İdaresi verilerine göre 2003 – 2024 tarihleri arasında iktidar, devlete ait 5 binden fazla taşınmazı özel mülkiyete devretti.

BirGün’ün derlediği verilere göre, AK Parti’nin Kasım 2002’de iktidara gelmesinden bugüne kamuya ait fabrikalar, tesisler, araziler, oteller, limanlar, enerji üretim ve dağıtım şirketleri bir bir satıldı.

Cumhuriyetin kazanımlarının çok büyük bir bölümü son 21 yılda toplam 2 trilyon lira bedelle kamunun malı olmaktan çıktı, yerli ve yabancı şirketlerin eline geçti. Hisse satışından 1 trilyon 248 milyar lira, tesis ve işletmelerin tümüyle devrinden 550 milyar lira gelir elde eden iktidar satacak kuruluş kalmayınca gayrimenkul ticaretine başladı.

Devlete ait otel ve sosyal tesisleri 20,8 milyar liraya elden çıkartıldı. Arsa, tarla, fabrika arazisi gibi mülklerin satışından 21 yılda yaklaşık 147 milyar lira elde edildi. Özelleştirme İdaresi verilerinden yaptığı hesaplamaya göre 2003- Mart 2024 tarihleri arasında iktidar, devlete ait 5 binden fazla taşınmazı özel mülkiyete devretti.

Ekonomik krizin derinleştiği 2021 yılından itibaren gayrimenkul satışı hız kazandı. 2020 yılında 22 milyon dolar olan arazi satışı, 2021’de 187 milyon dolara, 2022’de 441 milyon dolara çıktı. Seçim yılı olan 2023’te satışlar 179 milyon dolarda kaldı.

Bu arada Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, 47 ilde, 826 muhtelif arsayı, satışa çıkardı. Açık artırmalar 24-25-26 Nisan günleri saat 10:30’da yapılacak. Bakanlık, peşin ödemelerde yüzde 20 indirim yapacağını duyurdu.

Paylaşın

Taraftar İstifaya Çağırmıştı: Beşiktaş’ta Fernando Santos İle Yollar Ayrıldı

Beşiktaş’ta Şenol Güneş, Burak Yılmaz ve Rıza Çalımbay’dan sonra Fernando Santos ile de yollar ayrıldı. Beşiktaş, Santos yönetiminde çıktığı 13 lig maçında sadece 4 galibiyet alabilirken toplamda 16 puan elde etti.

Haber Merkezi / Beşiktaş, Serdar Topraktepe’nin sezon sonuna dek takımın başında Teknik Sorumlu olarak görev alacağını duyurdu.

Beşiktaş’tan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Teknik Direktör Fernando Santos’la yollarımızı ayırmış bulunmaktayız. Santos’a hizmetlerinden dolayı teşekkür eder, bundan sonraki hayatında başarılar dileriz. Futbol A Takımımızın Teknik Sorumluluğunu sezon sonuna kadar Serdar Topraktepe yapacaktır.”

Santos, mücadelenin ardından taraftarın istifa çağrısına ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkçe bilmediğim için taraftarın tezahüratlarını anladığımı söyleyemem. Bunlar futbolun içinde var. Sonuçlar kötü olunca taraftar da doğal olarak ortaya tepki koyuyor. Son üç maçımıza baktığınızda şanssızlık yaşadık. Taraftarımızın verdiği tepki doğru diyebilirim” dedi.

Sezona Şenol Güneş’le başlayan Beşiktaş’ta tecrübeli çalıştırıcıdan sonra kısa bir süre Burak Yılmaz ve Rıza Çalımbay görev yapmıştı. Beşiktaş’ta Ahmet Nur Çebi’den sonra başkanlığa Hasan Arat’ın gelmesinin ardından Çalımbay ile yollar ayrılmış; Ocak 2024’te Fernando Santos teknik direktörlüğe getirilmişti. Beşiktaş, Fernando Santos yönetiminde çıktığı 13 lig maçında sadece 4 galibiyet alabilirken toplamda 16 puan elde etti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 33 Bin 686’ya Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 190. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 52 artarak 33 bin 686’ya yükseldi. 

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 95 artarak 76 bin 309’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 250’den fazla kişi de rehin alınmıştı. İsrail’e göre rehinelerden 34’ü yaşamını yitirdi, 130’u ise hala Gazze’de.

Öte yandan Gazze’de görev yapan BM insani yardım koordinatörü Jamie McGoldrick Kudüs’ten yaptığı açıklamada, “İnsanlar ihtiyaç duyduklarından çok daha az suya ulaşıyorlar ve sonuç olarak güvenli ve temiz su eksikliği ve sanitasyon sistemlerinin bozulması nedeniyle su kaynaklı hastalıklar ortaya çıktı.” şeklinde konuştu.

Üç aylık görev süresinin sonunda Gazze’ye yaptığı son ziyaret sonrası konuşan McGoldrick, “Önümüzdeki aylarda, şu anda insanların kalabalık olduğu bölgelere nasıl daha iyi su tedarik edebileceğimizin yolunu bulmalıyız.” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, kirli su ve hijyen eksikliği kolera, ishal, dizanteri ve hepatit A gibi hastalıklara neden oluyor.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

“İYİ Parti’de Kurultay Öncesi İki Grup Oluştu” İddiası

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de genel başkanlık seçiminin de olacağı olağanüstü kurultay öncesi iki ayrı grup oluştu.

İYİ Parti’de 27 Nisan’daki kurultay öncesinde parti içindeki yarışta genel başkan Meral Akşener’i destekleyen ekip ile genel başkanın değişmesi gerektiğini savunan ekip arasında tansiyon yükseldi.

Partinin TBMM Grup Başkanı Koray Aydın ve Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, önceki gün Akşener’e, “Seçimli olağanüstü kurultay kararının arkasında dur” çağrısını yaparken, Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, partide “Akşener’in görevine devam etmesi” gerektiğini savunan ekip ise “Akşener’i ikna turlarına başladı.”

Meral Akşener’in partinin başında kalmasını isteyen ekipte Genel Başkan Yardımcısı Ünzile Yüksel, Aydın Milletvekili Ömer Karakaş ve Muğla Milletvekili ve İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Metin Ergun’un yer aldığı belirtiliyor.

Meral Akşener’in kalmasından milletvekillerinden gelen paylaşımlar üzerine, partide “değişimi” savunan ekipte ise “seçimli olağanüstü kurultayın gerçekleşmemesi durumunda parti teşkilatlarının üyelerinin değişebileceği” endişesi yaşanıyor.

Kurultayın iptal edilmesi halinde teşkilatlardaki üye yapısının “Akşener’i destekleyen isimlerden oluşabileceğine” dikkat çekiliyor. “Olağanüstü kurultay gerçekleşmezse, teşkilatlar Akşener’i destekleyen isimlerden oluşur ise demokratik bir kurultaydan söz edilemez” görüşleri dillendiriliyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Papa Fransuva’ya Filistin Mektubu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katoliklerin ruhani lideri Papa Fransuva’ya gönderdiği Filistin mektubunda, “Öldürmenin tüm Semavi dinlerce haram kılındığı bilincine sahip olan insanlık, Gazze’de uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun çiğnenmesine daha fazla müsaade etmemelidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, okullar, camiler, kiliselerin bilerek bombalanması karşısında sesini yükseltmelidir. Filistin-İsrail meselesi adil bir çözüme kavuşturulmadan, Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrarın tesisi mümkün değildir. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin vücut bulması ve uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak küresel sistemdeki yerini alması şarttır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katoliklerin Ruhani Lideri Papa Fransuva’ya Filistin mektubu gönderdi. Erdoğan, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye, insani diplomasi şiarıyla Kırım’ın yasadışı ilhakının gerçekleştiği 2014 yılından bu yana Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklerken, Filistinli masum sivillerin yaşam hakkının ve haklı davasının savunulmasında da en ön sıralarda yer almış, almaya da devam etmektedir.

Türkiye, 7 Ekim 2023 tarihinden beri gönderdiği 45 bin tona yakın insani malzemeyle Gazze’ye en fazla yardım sağlayan ikinci ülke konumuna gelmiştir. Aralarında Hristiyanların da bulunduğu, 450 refakatçinin eşliğinde, 429 Gazzeli hasta ve yaralının tedavisi de ülkemizde sürdürülmektedir.

Öldürmenin tüm Semavi dinlerce haram kılındığı bilincine sahip olan insanlık, Gazze’de uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun çiğnenmesine daha fazla müsaade etmemelidir. Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, okullar, camiler, kiliselerin bilerek bombalanması karşısında sesini yükseltmelidir.

Filistin-İsrail meselesi adil bir çözüme kavuşturulmadan, Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrarın tesisi mümkün değildir. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin vücut bulması ve uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak küresel sistemdeki yerini alması şarttır.

İnsani yardımların ulaştırılamaması nedeniyle açlıktan ölümlerin baş gösterdiği Gazze’de mübarek Ramazan ayında dahi ayrım gözetmeksizin devam eden İsrail saldırıları ve üçüncü yılına giren Ukrayna Savaşı’nın küresel etkileri başta olmak üzere, karşı karşıya bulunduğumuz meydan okumalar, uluslararası toplumun iş birliği ve eşgüdüm içinde hareket etmesini gerekli kılmaktadır.

Dünya çapında yayılan İslam karşıtlığı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi son dönemde toplumlararası barış ve istikrarı tehdit eden eğilimler de akılda bulundurulduğunda dünyamız, kapsayıcı ve akılcı siyasete, her koşulda bütün taraflarla diyalog kurabilen aktörlere, tarihte hiç olmadığı kadar ihtiyaç duymaktadır.

Bu anlayış çerçevesinde, ortak insani değerlerimiz ve dünya barışına hizmet etme gayemiz temelinde, barış içinde bir arada yaşama ve karşılıklı anlayış kültürünü yaygınlaştırmak üzere, Vatikan’la diyalog ve iş birliğimizi daha da geliştirmekte kararlıyız.”

Paylaşın