Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 33 Bin 797’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 192. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısı sayısı son 24 saatte 68 artarak 33 bin 797’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte94 artarak 76 bin 465’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 250’den fazla kişi de rehin alınmıştı. İsrail’e göre rehinelerden 34’ü yaşamını yitirdi, 130’u ise hala Gazze’de.

İsrail’in yedi aydır devam eden saldırılarından sonra Gazze’nin merkezine sığınan yüzlerce Filistinli aile, savaşın yıktığı kentin izole edilmiş kuzey kısmına geri dönmeye çalışıyor.

Sağlık görevlileri ve bölge sakinleri, İsrail güçlerinin Gazze’nin güneyinden kuzey bölgelerine geri dönmeye çalışan onlarca kişiye ateş açması sonucu Filistinli bir kadının öldüğünü ve 23 kişinin de yaralandığını aktardı.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının ardından İsrail’in Gazze şehrini de kapsayan işgalinin ilk hedefi Gazze’nin kuzeyi oldu.

İsrail ordusu, şeridin kuzey yarısını kapattı ve yüz binlerce Filistinliyi kuzeydeki evlerini terk edip Gazze’nin güney bölgelerine gitmeye zorladı.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

DİSK-AR Duyurdu: İşsiz Sayısı 9 Milyon 634 Bin

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı Şubat 2024’te 9 milyon 634 bin kişi olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre pandemi öncesinde, 2020 Şubat’ta yüzde 12,6 olan dar tanımlı işsizlik Şubat 2024’te yüzde 8,7 olarak gerçekleşti. Ancak aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik yüzde 20,6’dan yüzde 24,5’e yükseldi. Son 1 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 811 bin artarak 8,8 milyondan 9,6 milyona yükseldi. Kovid-19 salgını sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 3,9 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 2 milyon 553 bin kişi arttı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Nisan 2024 İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler şöyle:

TÜİK’in Şubat 2024 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA)sonuçları 15 Nisan 2024’te yayımlandı. Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,7 mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı (âtıl işgücü) ise yüzde 24,5 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK’e göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde dar tanımlı işsiz sayısı (mevsim etkisinden arındırılmış) 2024 Şubat ayında 3 milyon 78 bin oldu.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Şubat 2024’te 9 milyon 634 bin kişi olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre pandemi öncesinde, 2020 Şubat’ta yüzde 12,6 olan dar tanımlı işsizlik Şubat 2024’te yüzde 8,7 olarak gerçekleşti.

Ancak aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 20,6’dan yüzde 24,5’e yükseldi. Son 1 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 811 bin artarak 8,8 milyondan 9,6 milyona yükseldi. Covid-19 salgını sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 3,9 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 2 milyon 553 bin kişi arttı.

TÜİK tarafından yayımlanan HİA verilerine göre Şubat 2024’te geniş tanımlı işsizlikte (âtıl işgücü) artış devam etti. Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 811 bin, son 10 yılda (2014-2024 arası) ise 4 milyon 80 bin kişi arttı. Böylece son 10 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 1,7 katına çıktı. Şubat 2014’te 5,6 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı Şubat 2023’te 8,8 milyon ve Şubat 2024’te ise 9,6 milyon olarak gerçekleşti.

Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın sebebi zamana bağlı eksik istihdam ve ümitsizişsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, iş arayan ancak hemen çalışmaya başlayamayacak olanları kapsayan potansiyel işgücü sayısındaki artıştır. Atıl işgücündeki yükselişin temel sebebi ise zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısında ciddi artıştır.

Potansiyel işgücü sayısı son bir yılda 580 bin kişi artarak 3,3 milyondan 3,8 milyona yükseldi. Potansiyel işgücündeki artış on yıllık dönemde yaklaşık 1 milyon 657 bin kişi oldu. Zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki artış ise çok daha çarpıcı oldu. Haftalık 45 saatten daha az çalışan ve imkanı olması durumunda daha çok çalışmayı isteyenleri kapsayan zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 2,1 milyondan 2,7 milyona yükselerek 611 bin kişi arttı.

Zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son on yılda ise 2 milyon 21 bin kişi arttı. Zamana bağlı eksik istihdamdaki bu artışın sebebi yüksek enflasyon ile geçim zorluğu yaşayanların çalışma süresini artırarak daha fazla ücret elde etmek istemeleri olabilir.

TÜİK’e göre dar tanımlı işsizlik düşerken öte tandan birçok işsizlik türü yükselmeye devam ediyor. Şubat 2024 döneminde mevsim etkisinden arındırılmış (MEA) dar tanımlı işsizlik (işsizlik 1) yüzde 8,7 olarak açıklanırken zamana bağlı eksik istihdam ile işsizlerin bütünleşik oranı (işsizlik 2) yüzde 16,3; işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı (işsizlik 3) yüzde 17,6 ve âtıl işgücü oranı (işsizlik 4, geniş tanımlı işsizlik) ise yüzde 24,5 olarak açıklandı.

Kadın işsizliği önemli toplumsal cinsiyet eşitsizliği göstergesi olmaya devam ediyor. Kadınların istihdama erişimi önemli kısıtlılıklar içeriyor. Türkiye’de bir yandan kadınların istihdama katılma oranları erkeklere göre oldukça düşük seyrederken öte yandan Türkiye’de kadın işsizliği erkeklere kıyasla oldukça yüksek seyretmeye devam ediyor.

TÜİK tarafından açıklanan dört ayrı işsizlik türünde de kadın işsizliği erkek işsizliğinden oldukça yüksek seyrediyor.  Şubat 2024’te mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,3 iken kadınlarda yüzde 11,3 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik (âtıl işgücü) erkeklerde yüzde 19,6, kadınlarda ise yüzde 32,9 olarak hesaplandı. Geniş tanımlı kadın işsizliği ile geniş tanımlı erkek işsizliği arasındaki fark yaklaşık 13,3 puandır.

Şubat 2024’te zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 14,7 iken kadınlarda yüzde 19,5’dir. İşsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 12,6 iken kadınlarda yüzde 26,1 seviyesindedir.

Şubat 2024 itibarıyla kadınlarda mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 374 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 4 milyon 809 bindir. Erkeklerde ise dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 703 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 4 milyon 825 bindir.

Şubat 2024’te mevsim etkisinden arındırılmış HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 32,9 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olmaya devam ediyor. İkinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 24,5 ile geniş tanımlı işsizliktir. Şubat 2024’te üçüncü en yüksek işsizlik kategorisi ise yüzde 19,6 ile genç kadın işsizliği oldu.

TÜİK’in resmi dar tanımlı işsizlerin ezici çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor.

Şubat 2024’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 78 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Şubat 2024 İşsizlik Sigortası Bültenleri verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 402 bin civarındadır. Böylece Şubat 2024’te resmi işsizlerin sadece yüzde 13,1’i işsizlik ödeneği alabildi. 2,5 milyonu aşkın işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yüzde 86,9’unun işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.

Geniş tanımlı işsizlik oranı ile dar tanımlı işsizlik oranı arasındaki puan farkı açılma eğilimini sürdürüyor. Zamana bağlı eksik istihdamda artış ve iş bulma ümidinin kaybedilmesine paralel olarak geniş tanımlı işsizlik oranı artıyor ve dar tanımlı işsizlik ile arasındaki makas açılıyor. Örneğin, Ocak 2019’da dar tanımlı işsizlik yüzde 13,6 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 19,7 olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde geniş tanımlı işsizlik dar tanımlı işsizlikten 6,1 puan yüksekti.

Şubat 2024’te ise dar tanımlı işsizlik yüzde 24,5 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 8,7 olarak gerçekleşti. Dar ve geniş işsizlik arasındaki fark bu dönemde 15,8 puan oldu. Dar ve geniş işsizlik arasındaki makasın bu denli açılmasının en önemli nedeni zamana bağlı eksik istihdam sayısı, ümidini kaybedenlerin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve iş arayıp işbaşı yapamayacak olanların sayısındaki artıştır. Böylece dar tanımlı işsizlik sınırlı kalırken geniş tanımlı işsizlik arasındaki fark açılmaktadır.

Paylaşın

Organize Pnömoni Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Organize pnömoni (OP), grip benzeri hastalığın yanı sıra öksürük ve egzersiz aktiviteleriyle nefes darlığı gibi klinik semptomlarla karakterize, nadir görülen bir inflamatuar akciğer hastalığıdır. Nadiren hırıltı ve hemoptizi (öksürürken kan gelmesi) görülebilir.

Haber Merkezi / OP, alveol kanallarının yanı sıra alveol adı verilen akciğerlerin küçük küresel birimlerini dolduran organize inflamatuar doku girdaplarını ifade eder. OP’li bireylerde bronşiyollerde ve alveolar akciğer küresel birimlerinde aynı anda inflamasyon görülür, bu da onu diğer benzer inflamatuar akciğer bozukluklarından ayırır. Her ne kadar pnömoni terimi kullanılsa da OP bir enfeksiyon değildir. Küçük hava yollarının skarlaşması ve daralması anlamına gelen obliteratif bronşiyolitten farklı bir hastalıktır.

OP’nin bilinen birkaç farklı nedeni tanımlanmıştır, ancak çoğu vaka bilinen bir nedenden dolayı (idiyopatik) ortaya çıkar. İdiyopatik organize pnömoni aynı zamanda kriptojenik organize pnömoni (COP) olarak da adlandırılabilir.

Bu durumdan etkilenen bazı kişilerin tedaviye ihtiyacı yoktur. Tedavi gerektiğinde prednizon gibi kortikosteroidler en çok kullanılan ilaçlardır. Semptomlarda düzelme olmazsa başka tedaviye ihtiyaç duyulabilir. Bronşiolitis obliterans organize pnömoni (BOOP) olarak ilk tanımlandığı 1980 yılından bu yana OP farklı isimlerle anılmaktadır.

Organize pnömoni belirtileri, spesifik tipe bağlı olarak kişiden kişiye değişir. Örneğin, idiyopatik OP’li kişilerde grip benzeri bir hastalık görülürken, altta yatan bir bağ dokusu bozukluğuyla ilişkili OP’li kişilerde öksürük veya nefes darlığı görülür. Fokal OP gibi OP’li bazı bireylerde belirgin semptomlar olmayabilirken, diğerlerinde akut, hızlı ilerleyen OP’de olduğu gibi ciddi solunum sıkıntısı olabilir.

Semptomlar genellikle birkaç hafta veya ay içinde yavaş yavaş gelişir. En sık görülen semptom kalıcı, verimsiz bir öksürüktür. Etkilenen bazı bireylerde boğaz ağrısı, genel sağlıksızlık hissi (halsizlik), kilo kaybı ve yorgunluk ile karakterize edilen grip benzeri bir hastalık gelişir. Sonunda, özellikle efor gerektiren faaliyetlerden dolayı nefes darlığı gelişebilir. Nefes darlığı ve öksürük giderek kötüleşebilir.

OP’li bireylerde akciğerde fizik muayenede açıkça görülen küçük çatırtı veya tıkırtı sesleri (çatırtılar veya raller) gelişebilir. Nadir durumlarda, etkilenen bireylerde göğüs ağrısı, eklem ağrısı (artralji), gece terlemesi veya öksürmede kan (hemoptizi) görülebilir. Sadece birkaç gün içinde semptomların başlangıcından akut solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilen, hızla ilerleyen bir OP formu mevcuttur. Bu OP formu altta yatan bir fibrotik süreçle ilişkili olabilir.

Çoğu durumda OP’nin nedeni bilinmemektedir ve idiyopatik OP olarak adlandırılmaktadır. OP’nin nedenleri arasında radyasyon tedavisi; belirli dumanlara veya kimyasallara maruz kalma, kuşlara maruz kalma, solunum yolu enfeksiyonları sonrası, organ nakli sonrası; ve 35’ten fazla ilaçtan. OP ile ilişkili sistemik bozukluklar arasında bağ dokusu hastalıkları, immünolojik bozukluklar ve inflamatuar bağırsak hastalığı yer alır.

Organize pnömoninin ayrıca akciğer apsesi, akciğer kanseri ve lenfoma ile ilişkili olduğu da görülmüştür. Daha da önemlisi, OP lezyonu, idiyopatik pulmoner fibrozis (İPF) olan bireylerde eşlik eden bir patolojik bulgu olarak görülmektedir ve bu durumlarda birincil patolojik bozukluk İPF, ikincil süreç ise OP’dir.

OP tanısı, klinik değerlendirme, ayrıntılı hasta öyküsü, karakteristik bulguların tanımlanması ve röntgen çalışmaları, özellikle yüksek çözünürlüklü göğüs bilgisayarlı tomografisi (YRBT), solunum fonksiyon çalışmaları gibi özel testlere dayanarak konulabilir. difüzyon kapasitesi testi ve sıklıkla mikroskobik doku analizi için akciğer biyopsisi. Akciğer biyopsisi nadiren geleneksel transbronşiyal biyopsi, daha yeni olan ve daha büyük bir doku parçasını kurtaran transbronşiyal kriyobiyopsi veya seçilmiş vakalarda açık akciğer biyopsisi yoluyla yapılabilir.

YÇBT taraması genellikle göğüs duvarı boyunca üçgenin tabanı ile üçgen şeklinde olan “buzlu cam” yoğunluklarını gösterir ve buzlu cam opasitelerinde solunum yolları sıklıkla görülebilir. Hava tüpleri veya bronşlar boyunca inflamasyonun yanı sıra bazen malignite ile karıştırılan tek noktalar veya nodüller veya YRBT’de merkezi koyu alanlar ile inflamasyon alanları olan ‘atoll’ lekeleri olarak adlandırılan diğer daha az yaygın bulgular da vardır.

Bazı hastalarda OP semptomları, özellikle de meme radyasyonu sonrası tipte olmak üzere, tedavi olmaksızın çözülebilir. Semptom göstermeyen veya hastalığı ilerlemeyen bireyler gibi hafif vakalarda süreç takip edilip gerekirse daha sonra tedavi edilebilmektedir. OP’li birçok kişi, genellikle prednizon formundaki anti-inflamatuar, kortikosteroid ilaçla tedaviye ihtiyaç duyar. Bu terapi sıklıkla semptomların günler veya haftalar içinde çözülmesiyle dramatik iyileşmeyle sonuçlanır.

Bazı kişilerde doz azaltıldığında OP tekrarlayabilir ancak OP ek bir tedaviye yanıt verecektir. Hafif hastalığı olan hastalarda bir antibiyotik olan klaritromisinin kullanımının rolü vardır. Klaritromisinin antiinflamatuar etkisi vardır ve enfeksiyon tedavisinde kullanılmaz. Radyasyonun neden olduğu organize pnömoniyi tedavi etmek için 12 hafta boyunca prednizona ek olarak klaritromisinin kullanıldığı yakın tarihli bir çalışma, 24 hafta boyunca tek başına prednizona göre hiçbir avantaj göstermedi.

Hızlı ilerleyen OP formu intravenöz kortikosteroid ilaçla ve bazen siklofosfamid (Cytoxan) ile tedavi edilir. İkincil OP’li bireyler altta yatan durumun tedavi edilmesinden sonra iyileşebilir. Ek tedavi semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

Ornitin Transkarbamilaz Eksikliği Nedir? Bilinmesi Gerekenler

Ornitin transkarbamilaz (OTC) eksikliği, ornitin transkarbamilaz (OTC) enziminin tam veya kısmi eksikliği ile karakterize, nadir görülen X’e bağlı bir genetik hastalıktır. OTC, üre döngüsü olarak bilinen bir süreç olan nitrojenin vücutta parçalanması ve uzaklaştırılmasında rol oynayan altı enzimden biridir.

Haber Merkezi / OTC enziminin eksikliği, kanda amonyak (hiperamonyemi) şeklinde aşırı nitrojen birikmesine neden olur. Bir nörotoksin olan fazla amonyak, kan yoluyla merkezi sinir sistemine gider ve OTC eksikliği ile ilişkili semptomlara ve fiziksel bulgulara neden olur. Semptomlar kusma, yemeyi reddetme, ilerleyici uyuşukluk ve komayı içerir.

OTC eksikliğinin ciddiyeti ve başlangıç ​​yaşı, aynı aile içinde bile kişiden kişiye değişir. Bozukluğun ciddi bir şekli bazı bebekleri, özellikle de erkekleri, doğumdan kısa bir süre sonra (yenidoğan dönemi) etkiler. Bozukluğun daha hafif bir şekli bazı çocukları daha sonraki bebeklik döneminde etkiler. Hem erkekler hem de kadınlar çocukluk döneminde OTC eksikliği belirtileri geliştirebilir. Taşıyıcı dişilerin çoğu sağlıklıdır ancak protein alımının ardından şiddetli baş ağrılarına yatkın olabilirler.

Bozukluğun hafif formlarına sahip çocuklar ve yetişkinler yalnızca kısmi bir OTC enzim eksikliğine sahip olabilir ve bu nedenle diyette proteine ​​karşı daha fazla tolerans olabilir. Bozukluğun şiddetli formuna sahip erkek bebeklerde genellikle OTC enziminin tamamen eksikliği görülür.

OTC eksikliğinin ciddi formu, etkilenen bazı erkeklerde doğumdan sonraki 24 saat ila birkaç gün arasında, genellikle proteinle beslenmeyi takiben ortaya çıkar. İlk belirtiler arasında yemeyi reddetme, yetersiz emme, kusma, ilerleyici uyuşukluk ve sinirlilik sayılabilir. Bozukluk, nöbetleri, kas tonusunun azalmasını (hipotoni), karaciğer büyümesini (hepatomegali) ve solunum anormalliklerini içerecek şekilde hızla ilerleyebilir. Etkilenen bebekler ve çocuklarda beyinde sıvı birikimi (ödem) de görülebilir.

Tedavi edilmezse, şiddetli OTC eksikliği olan bebekler komaya girebilir ve potansiyel olarak zihinsel engellilik, gelişimsel gecikmeler ve serebral palsi gibi nörolojik anormallikler geliştirebilir. Bebek hiperamonyemi komada ne kadar uzun süre kalırsa, nörolojik anormalliklerin gelişme şansı da o kadar artar. Çoğu durumda, bebek hiperamonyemi komada ne kadar uzun süre kalırsa, bu nörolojik anormallikler o kadar şiddetli hale gelir. Tedavi edilmezse hiperamonemik koma hayatı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilir.

Bazı bebeklerde ve çocuklarda OTC eksikliğinin daha hafif bir formu olabilir. Bu bebekler ve çocuklar, yaşamlarının ilerleyen dönemlerine kadar OTC eksikliği belirtileri göstermeyebilir. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde OTC eksikliği gelişen çocuklar sıklıkla bu bozukluğu bir hastalık dönemi sırasında gösterirler ve o sırada hiperammonemi ile başvururlar. Bu bölümler, sağlıklı yaşam dönemleri arasında dönüşümlü olarak tekrarlanabilir.

Hiperamonyemi atağı sırasında etkilenen çocuklar kusma, uyuşukluk ve sinirlilik yaşayabilir. Ek semptomlar arasında kafa karışıklığı veya deliryum, hiperaktivite, kendini ısırma gibi kendine zarar verme ve istemli hareketleri koordine etme yeteneğinde bozulma (ataksi) yer alabilir. Tedavi edilmezse hiperamonyemi atağı komaya ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara ilerleyebilir.

OTC eksikliği yetişkinliğe kadar belirgin olmayabilir. OTC eksikliği olan yetişkinlerde migren görülebilir; mide bulantısı; kelime oluşturmada zorluk (dizartri); istemli hareketleri koordine etme yeteneğinin bozulması (ataksi); bilinç bulanıklığı, konfüzyon; halüsinasyonlar; ve bulanık görüş.

OTC eksikliği X’e bağlı bir genetik durum olarak kalıtsaldır. X’e bağlı genetik bozukluklar, X kromozomu üzerindeki anormal bir genin neden olduğu ve çoğunlukla erkeklerde görülen durumlardır. X kromozomlarından birinde kusurlu bir gen bulunan dişiler bu bozukluğun taşıyıcılarıdır. Taşıyıcı dişiler genellikle semptom göstermezler çünkü dişilerde iki X kromozomu vardır ve yalnızca biri kusurlu geni taşır.

Bununla birlikte, OTC geninin kadın taşıyıcılarının yaklaşık %20’si semptomatiktir. Erkeklerde annelerinden miras alınan bir X kromozomu vardır ve eğer bir erkek kusurlu bir gen içeren bir X kromozomunu miras alırsa hastalığa yakalanır. OTC eksikliği olan birçok erkekte, anneden miras alınan bir mutasyonun aksine, yeni bir mutasyonun sonucu olarak anormal bir OTC geni bulunur.

X’e bağlı bir bozukluğun kadın taşıyıcıları, her hamilelikte kendileri gibi taşıyıcı bir kız çocuğuna sahip olma şansına %25, taşıyıcı olmayan bir kız çocuğuna sahip olma şansına %25, hastalıktan etkilenen bir oğula sahip olma şansına ve %25 şansa sahiptir. Etkilenmemiş bir oğul sahibi olma şansı %25. X’e bağlı bozuklukları olan bir erkek üreyebilirse, kusurlu geni taşıyıcı olacak tüm kızlarına aktaracaktır. Bir erkek, X’e bağlı bir geni oğullarına aktaramaz çünkü erkekler, erkek yavrularına her zaman X kromozomu yerine Y kromozomunu aktarır.

Kusma, ilerleyici uyuşukluk ve sinirlilik ile karakterize teşhis edilmemiş bir hastalığı olan herhangi bir yenidoğanda OTC eksikliği tanısı düşünülmelidir.

Kan testleri, üre döngüsü bozukluklarının karakteristik bulgusu olan kandaki aşırı miktarda amonyağı ortaya çıkarabilir. Bununla birlikte, kandaki yüksek amonyak seviyeleri, organik asitemiler, konjenital laktik asidoz ve yağ asidi oksidasyon bozuklukları gibi diğer bozuklukları da karakterize edebilir. Üre döngüsü bozuklukları, idrarın yüksek seviyelerde organik asitler açısından incelenmesi ve plazma amino asitleri ve plazma açilkarnitinlerindeki değişikliklerin incelenmesi yoluyla bu bozukluklardan ayırt edilebilir.

Kan plazması ve idrarın incelenmesi, OTC eksikliğini diğer üre döngüsü bozukluklarından ayırmak için kullanılır. OTC eksikliği olan bireylerin kanında genellikle düşük düzeyde sitrülin ve yüksek glutamin bulunurken, idrarda yüksek düzeyde orotik asit bulunur. Nadir durumlarda, OTC eksikliği, yetersiz enzim aktivitesinin görülebileceği karaciğer, duodenum ve rektumdan cerrahi olarak çıkarılması (biyopsi) ve doku örneklerinin mikroskobik incelenmesiyle tespit edilebilir.

Tanıyı doğrulamak için DNA genetik testi mevcuttur. OTC genindeki mutasyonlar, belgelenmiş enzim eksikliği olan bireylerin yaklaşık %80’inde tanımlanmıştır. Etkilenen bir aile üyesinde hastalığa neden olan mutasyonun tanımlanması durumunda taşıyıcı testi ve OTC eksikliğinin doğum öncesi tanısı mümkündür. OTC eksikliği için yenidoğan taraması şu anda rutin olarak mevcut değildir.

OTC eksikliği olan bir bireyin tedavisi, uzmanlardan oluşan bir ekibin koordineli çabalarını gerektirebilir. Metabolik bozukluklara aşina olan çocuk doktorları, nörologlar, genetikçiler, diyetisyenler ve hekimlerin tedaviye kapsamlı bir yaklaşım sağlamak için birlikte çalışmaları gerekebilir. Gelişimsel engelli çocukları tedavi etmek için mesleki, konuşma dili ve fizyoterapistlere ihtiyaç duyulabilir.

OTC eksikliğinin tedavisi, aşırı amonyak oluşumunun önlenmesini veya hiperamonyemi atağı sırasında aşırı amonyağın giderilmesini amaçlamaktadır. OTC eksikliği için uzun süreli tedavi, diyet kısıtlamalarını ve azotun vücuttan dönüştürülmesi ve vücuttan atılmasına yönelik alternatif yöntemlerin uyarılmasını (alternatif yol tedavisi) birleştirir.

OTC eksikliği olan bireylerde diyet kısıtlamaları, aşırı amonyak gelişimini önlemek için protein alım miktarını sınırlamayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte, etkilenen bir bebeğin uygun büyümeyi sağlamak için yeterli miktarda protein alması gerekir. OTC eksikliği olan bebekler, esansiyel amino asitlerle desteklenen düşük proteinli, yüksek kalorili bir diyete yerleştirilir.

Anne sütü veya inek sütü formülü gibi biyolojik değeri yüksek doğal bir protein, esansiyel bir amino asit formülü (örneğin, UCD Anamix Junior, Nutricia; Cyclinex, Abbott; WN1, Mead Johnson; veya UCD Trio, Vitaflo) ve protein içermeyen kalori takviyesi sıklıkla kullanılır (örneğin, Pro-Phree, Abbott, PFD, Mead Johnson,). Esansiyel amino asit takviyeleri de kullanılabilir (EAA karışımı, Nutricia; EAA takviyesi Vitaflo).

Diyet kısıtlamalarına ek olarak, OTC eksikliği olan kişiler nitrojenin vücuttan uzaklaştırılmasını uyaran ilaçlarla tedavi edilir. Bu ilaçlar nitrojen atıklarının dönüştürülmesi ve uzaklaştırılmasında üre döngüsüne alternatif bir yöntem sağlar. Bu ilaçlar birçok hasta için tatsızdır ve genellikle karın duvarından mideye yerleştirilen bir tüp (gastrostomi tüpü) veya burun yoluyla mideye ulaşan dar bir tüp (nazogastrik tüp) yoluyla uygulanır.

Hyperion Therapeutics tarafından üretilen yetim ilaç sodyum fenilbütirat (Bufenil), OTC eksikliğinde kronik hiperamonyeminin tedavisi için Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylandı. 2013 yılında, yine Hyperion Therapeutics tarafından üretilen yeni bir ilaç olan gliserol fenilgutirat (Ravicti), üre döngüsü bozuklukları olan hastalarda kronik hiperamonyeminin tedavisi için FDA tarafından onaylandı. Valeant Pharmaceuticals tarafından üretilen Ammonul (sodyum fenilasetat ve sodyum benzoat), üre döngüsü bozukluğu olan hastalarda akut hiperamonyeminin tedavisi için FDA onaylı tek yardımcı tedavidir.

OTC eksikliği olan kişiler, normal protein sentezi oranını korumak için gerekli olan arginin veya onun öncüsü sitrülin tedavisinden fayda görür. OTC eksikliğinin tedavisinde birden fazla vitamin ve kalsiyum takviyesi de kullanılabilir.

Bireylerde aşırı yüksek amonyak düzeyleri (şiddetli hiperamonyemi atağı) görüldüğünde acil tedavi gereklidir. Hızlı tedavi hiperammonemik komayı ve buna bağlı nörolojik semptomları önleyebilir. Bununla birlikte, bazı bireylerde, özellikle de tam enzim eksikliği olanlarda, acil tedavi, tekrarlayan hiperammonemi ataklarını ve potansiyel ciddi komplikasyonların gelişmesini önlemeyecektir.

Kusmaya ve artan uyuşukluğa ilerleyen hiperammonemik ataklarda agresif tedaviye ihtiyaç vardır. Etkilenen kişiler hastaneye yatırılabilir ve protein 24 saat boyunca diyetten tamamen çıkarılabilir. Etkilenen bireyler ayrıca intravenöz arjinin uygulaması ve sodyum benzoat ve sodyum fenilasetat kombinasyonu ile tedavi görebilir. Protein olmayan kaloriler ayrıca glikoz veya lipitler (yağ) olarak da sağlanabilir.

İyileşmenin olmadığı veya hiperamonyemi komasının geliştiği durumlarda, etkilenen kişinin kanının bir makineden filtrelenerek (hemodiyaliz) atıkların uzaklaştırılması gerekli olabilir. Hemodiyaliz aynı zamanda hiperammonemik koma sırasında ilk kez OTC eksikliği tanısı konulan bebekleri, çocukları ve yetişkinleri tedavi etmek için de kullanılır.

Paylaşın

Orokraniodigital Sendrom Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Orokraniodigital sendrom, baş ve yüzde (kraniyofasiyal bölge) ve el ve ayak parmaklarında (parmaklar) çok sayıda malformasyonla karakterize, son derece nadir görülen kalıtsal bir hastalıktır.

Haber Merkezi / Başlıca özellikleri arasında üst dudakta (yarık dudak) ve/veya ağzın iç üst kısmında (yarık damak) dikey bir oyuk, anormal derecede küçük bir kafa (mikrosefali), geniş aralıklı gözler (oküler hipertelorizm), uygunsuz gelişim (yarık damak) sayılabilir. başparmak ve/veya ayak parmaklarında hipoplazi) ve/veya ayak parmaklarında perdelenme (sindaktili).

Bazı durumlarda belirli iskelet kemiklerinde malformasyonlar da mevcut olabilir. Vakaların çoğunda zeka geriliği ortaya çıkmıştır. Orokraniodigital sendrom, otozomal resesif bir genetik özellik olarak kalıtsal olabilir.

Çoğu durumda, orokraniodigital sendrom yarık dudak ve/veya damak, ağız ve/veya dudaklarda doğumda fark edilen malformasyonlar (konjenital) ile karakterize edilir. Yarık, ağzın (damak) veya dudakların iç kısmında, üst kısmında veya her ikisinde tamamlanmamış bir kapanma veya oluktur. Yarıklar çok az fark edilebilir (gizli) olabilir veya ciddi şekil bozukluklarına neden olarak konuşma güçlüğüne yol açabilir.

Yarık dudak ve damak malformasyonlarının birkaç çeşidi vardır. En şiddetli yarık türleri dudakları, diş etlerini ve damaktaki bazı dokuları (sert ve yumuşak damaklar) içerir. Daha az şiddetli yarıklar bu yapılardan yalnızca birini içerebilir. Yarıklar dudakların ve/veya damağın bir (tek taraflı) veya her iki tarafında (iki taraflı) oluşabilir.

Orokraniodigital sendromun diğer birincil semptomları arasında anormal derecede küçük bir kafa (mikrosefali), geniş aralıklı gözler (oküler hipertelorizm), yukarı doğru eğimli kaşlar ve/veya başparmak ve/veya ayak parmaklarını etkileyen anormallikler yer alabilir. Bu anormallikler, başparmakların uygunsuz gelişimini (hipoplazi) veya yokluğunu (agenezi); ayak parmaklarında dokuma (sindaktili olarak); sert başparmaklar; ve/veya başparmakların normalden aşağıda veya yukarıda olması.

Bazı durumlarda, etkilenen bebeklerde düşük doğum ağırlığı ve/veya böbreklerin tabandan birleşmesi (at nalı böbrekleri) de görülebilir. Üst kolun başparmak tarafındaki kemik (yarıçap) anormal derecede kısa veya yerinden çıkmış (çıkık) olabilir. Ek olarak, etkilenen bireylerde hareket kabiliyetini sınırlayabilen (kol ekstansiyonu) ve/veya omurgada, kaburgalarda ve/veya ellerdeki bazı kemiklerde (karpal kemikler) küçük malformasyonlara neden olabilecek anormal şekilli dirsekler bulunabilir. Vakaların çoğunda zeka geriliği de ortaya çıkabilir.

Orokraniodigital sendromun otozomal resesif bir genetik özellik olarak kalıtsal olduğu düşünülmektedir. Ancak otozomal dominant kalıtım henüz dışlanmamıştır.

Klasik genetik hastalıklar da dahil olmak üzere insan özellikleri, biri babadan, diğeri anneden alınan iki genin etkileşiminin ürünüdür. Resesif bozukluklarda, kişi her iki ebeveynden de aynı özellik için aynı kusurlu geni miras almadıkça bu durum ortaya çıkmaz. Bir kişi hastalık için bir normal gen ve bir de hastalık geni alırsa, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır, ancak genellikle semptom göstermeyecektir.

Her ikisi de resesif hastalık taşıyıcısı olan bir çiftin çocuklarına hastalığın bulaşma riski yüzde 25’tir. Çocuklarının yüzde ellisi hastalığın taşıyıcısı olma riski taşıyor ancak genellikle hastalığın belirtilerini göstermiyor. Çocuklarının yüzde yirmi beşi, her iki ebeveynden birer tane olmak üzere normal genlerin her ikisini de alabilir ve genetik olarak normal olacaktır (söz konusu özellik için). Risk her hamilelikte aynıdır.

Orokraniodigital Sendrom genellikle doğumdan kısa bir süre sonra (yenidoğan dönemi) kapsamlı bir klinik değerlendirmeye dayanarak teşhis edilir. Bu bozukluğun tedavisi, her bir vakanın özelliklerine ve ciddiyetine bağlıdır. Cerrahi, bu bozuklukla ilişkili bazı kraniyofasiyal deformiteleri düzeltebilir.

Örneğin dudak yarığı olan bebeklerin ameliyata ihtiyacı olabilir; Bazı durumlarda çocuğun yaşı büyüdüğünde ek ameliyat gerekebilir. Yarık damak da cerrahi olarak onarılabilir. Bazı durumlarda Orokraniodigital Sendroma bağlı el ve/veya ayak malformasyonları da cerrahi olarak düzeltilebilir.

Genetik danışmanlık etkilenen bireyler ve aileleri için faydalı olacaktır. Bu bozukluğu olan bebekler ve çocuklar için bir ekip yaklaşımı faydalı olabilir ve özel sosyal, eğitimsel ve tıbbi hizmetleri içerebilir. Diğer tedaviler semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

İYİ Partili Dervişoğlu: AK Parti Yönetimine Karşıyız

İYİ Parti’de Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan Müsavat Dervişoğlu, “Biz ileri demokrasiden, hukukun üstünlüğünden liyakatten doğanda ve yeşilden, Türkiye’den yanayız” dedi ve ekledi:

“Dolayısıyla tek adam rejimine antidemokratik her türlü uygulamaya, yasaklara karşıyız. Tüm bunları içinde bulunduran AK Parti yönetimine karşıyız.”

Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Akşener’in İYİ Parti genel başkanlığını sürdürmesine” yönelik açıklamasına “İYİ Parti’ye kimse istikamet çizemez” ifadeleri ile yanıt verdi. Dervişoğlu, AKP’nin Anayasa değişikliği çalışmalarına ise karşı olduklarını belirterek “Bu ülkeyi tek adam rejiminin kölesi olmaktan kurtaracağız. Bu rejimi güçlendirecek hiçbir düzenlemeye de müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Müsavat Dervişoğlu, delegelere 27 Nisan’da yapılacak olağanüstü kurultayda oy kullanmaları yönünde çağrıda bulundu.

İYİ Parti’de Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları söyledi: “Cesaret herkes korkup sindiğinde meydanlar çıkıp konuşabilmektir. Kararlılık direnmek mücadele etmek zulme ve iftiralara boyun eğmemektir. Erdem, sözünün eri olabilmek, geçişi menfaatlere göre değil ilkelere göre hareket edebilmektir.

Siyasetin korku ve suskunluk ikliminde cesaretle konuşan, doğru bildiği yolda iftiralarla boğuşan, hatayı boyunca rüzgârın istikametine göre milletinin menfaatlerine göre mücadele ederek İyi Parti’yi kuran Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener’e gösterdiği büyük fedakarlıklar için teşekkürlerimi arz ederim.

Bizler Sayın Akşener’in siyasi önderliğinde İyi Parti’yi kuran, iktidarın iktidar olmaya muhalefetin de muhalefette kalmaya alıştığı bir dönemde dayatılan tek adam rejimi, ne rağmen Türk milletinin önüne iktidara alternatif olacak bir seçeneği ortaya koyan bir siyasi hareketin temsilcileriyiz.

Partimiz dışındaki iradelere partimizi teslim etmemiz mümkün değildir, bizden beklenemez. İyi Parti rant ve sermaye gruplarınca dizayn ediliş bir parti değildir. İyi Parti okyanus ötesinden, kıta avrupasından yahut Avrasya’dan icazet alınarak kurulmuş bir parti de değildir. Bu siyasi hareketi oluşturan Türk milletinin ta kendisidir. Bu parti birilerinin arka bahçesi ve oyun sahası değil Türk milletinin cesur evlatları tarafından fedakarca verilen büyük bir mücadelenin eseridir.

Herkes iyi bilsin ki iktidar olmaya talibiz. Kurulduğu günden itibaren televizyonlarda ve sosyal medyada partimize konum ve ideoloji izafet etmeye çalışanlar ve partimizi her gün gıyabında yargılayanlar iyi bilsinler ki İyi Parti’nin siyasi pozisyonu son derece açık ve nettir. Milliyetçiyiz, demokratız, kalkınmacıyız, makulüz, kapsayıcıyız. Tek adam rejiminin keyfi ve baskıcı kararları altında ezilen bir ülke değil özgürlükçü ve demokratik bir memleket tasavvur ediyoruz. Adaletin askıya alındığı ve üstünlerin hukukunun geçerli olduğu değil hukukun üstünlüğünü esas alan bir Türkiye arzuluyoruz.

Kurultay süreciyle birlikte partimizin merkezden kopacağı, belli bir ideolojik kalıbın içine girerek radikalleşeceğine dair mesnetsiz açıklamaların tamamını reddediyoruz. Bunlar İyi Parti’yi marjinalleştirme çabası içine giren art niyetli çevrelerin tezviratlarıdır. İyi Parti milliyetçi aynı zamanda demokrat ve kalkınmacı umdeleriyle Atatürk’ün kurduğu milli devletin temel ilkelerine bağlı bir siyasi parti olarak esasen merkezin ta kendisidir.

İyi Parti’nin temsil ettiği merkez, memleketimizdeki tüm vatanseverleri kucaklayan Türkiye’nin makul aklıdır. İyi Parti Türkiye’nin sağduyusudur. Partimiz medyada her fırsatta çıkıp siyasi hareketimize son kullanma tarihi belirleme hevesinde olanların heveslerini kursaklarında bırakacak, kutuplaştırma politikaları ile ayrıştırılmaya çalışılan milletimizi yeni bir kalkınma ülküsüne taşıma kararlılığını sonuna kadar sergileyecektir.

Türkiye’yi uzun yıllardır içinde bulunduğu ekonomik çöküşe bürokratik ve demografik krize sürükleyen bu ucube tek adam rejimi ve onun anayasal çerçevesi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemidir. İyi Parti olarak biz diyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kişinin aklına ve heveslerine asla terk edilemez.

AKP hükümetleri milletimizin evlatlarına kaliteli bir eğitim ile parlak bir gelecek vermek yerine cehaleti örgütlemekle meşguldür. AKP hükümetleri refah ve zenginliği üretip hakça paylaşmak yerine yoksulluğu yönetmekle meşguldür. Ortalama 20 milyon vatandaşımızın sosyal yardımla geçinebildiği, 16 milyon vatandaşımızın destek almadan elektrik faturasını dahi ödeyemediği, 8 milyon kişinin yalnız kömür yardımıyla ısınabildiği bir memlekette siz iktidar olarak hangi yüzle hangi Türkiye Yüzyılı’ndan bahsediyorsunuz?

“Keşke siz geçen yüzyılda kalmış olsaydınız”

Bu koşullarda hükümete söylenecek tek söz var: Keşke siz geçen yüzyılda kalmış olsaydınız. Biz ileri demokrasiden, hukukun üstünlüğünden liyakatten doğanda ve yeşilden, Türkiye’den yanayız. Dolayısıyla tek adam rejimine antidemokratik her türlü uygulamaya, yasaklara karşıyız. Tüm bunları içinde bulunduran AK Parti yönetim anlayışına karşıyız.

31 Mart 2024 seçim sonuçları ve bu sonuçlar çerçevesinde 22 yıl sonra AKP’nin ikinci parti, 47 yıl sonra CHP’nin birinci parti olması Türkiye ve dünyadaki değişim dalgasının sosyolojik ve siyasal neticelerinin bir parçasıdır. 27 Nisan kurultayında üst kurul delegelerimizin teveccühüyle İyi Parti genel başkanı olduğum takdirde yeni oluşturacağımız kadrolarla partimizin içinde bulunduğu siyasi şartların muhakemesini yapacağız önce Türk milletinin sonra ise partimizin çıkarları için en doğru stratejiyi belirleyerek birinci günden itibaren çalışmalara başlayacağız.

“İyi Parti’ye hiç kimse istikamet çizemez”

Olağanüstü kurultay kararı yalnızca İyi Parti’nin uhdesindedir, sadece İyi Parti’nin kurumsal kimliğini bağlar. Başka siyasi partilerin İyi Parti’nin olağanüstü kurultayına müdahil olma girişimleri siyasi etik ve nezakete uygun olmadığı gibi İyi Parti’nin cesur mensupları tarafından da kabul edilebilir değildir. İyi Parti’ye hiç kimse istikamet çizemez. Siyasi ikbalini partimizin dışındaki siyaset merkezlerinden gelecek kuvvete bağlayanlar iyi bilsinler ki bu çatı altında İyi Parti’nin kendi iradesinin üzerinde bir irade yoktur.

Türkiye’de mevcut rejimi tahkim edebilecek bir anayasa değişikliğini gündeme taşıyabilme çalışmalarına şahit oluyoruz. İyi Parti tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir değişikliğe olur vermeyecektir. Bu ülkeyi tek adam rejiminin kölesi olmaktan çıkarmak için  gerekli mücadeleyi vereceğiz.

Bütün dava arkadaşlarımın ortak bir irade ile önümüzdeki dönem kongreye hazırlanmasını ve siyaseten talep ve beklentisi olan dava arkadaşlarımın da önünün açılmasından yanayım. Hani diyorlar ya bir abi formülü. İyi Parti gemisini salim bir limana getirebilme formülü bulunmalı diye. İyi Parti gemisini salim bir limana götürmeye de talibim. İyi Parti’deki dava arkadaşlarımı kucaklamaya, onların siyaseten önünü açmaya da talibim. İyi Parti’yi kurda kuşa yem ettirmeyeceğiz.”

Paylaşın

Benzin Fiyatları, Avrupa’da Yüzde 1,5 Türkiye’de Yüzde 113 Arttı

2023 yılı nisan ayında 21.32 lira olan benzinin litre fiyatı, 2024 yılı nisan ayında yüzde 113’lük artışla 43.56 liraya çıktı. 2023 yılı nisan ayında 20.37 lira olan motorinin litre fiyatı ise yüzde 106’lık artışla 2024 yılı nisan ayında 42.1 lira oldu.

2024 şubat ayında 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde ortalama motorin fiyatı litre başına 1.696 euro oldu. Bu ülkelerde fiyatların 2023 yılından bu yana ortalama yüzde 4’ün üzerinde düştüğü görüldü. AB ülkelerinde ortalama 95 oktan benzin fiyatı da 14 ayda yüzde 1.5 arttı.

Avrupalılar 1 litre benzini geçen yıla kıyasla yüzde 1.5 oranında daha pahalı alırken Türkiye’de benzine bir yılda yüzde 113 zam yapıldı. İktidarın Mayıs 2023 seçimlerinden sonra devreye aldığı vergi ve zamlar ile döviz kurlarındaki yükseliş, akaryakıtta fiyat artışlarını beraberinde getirdi.

Sözcü gazetesinin haberine göre; temmuz ayında akaryakıtın nispi Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarı benzinde 2.52 TL’den 7.53 TL’ye, motorinde de 2.05 TL’den 7.06 TL’ye yükseltildi. Ocak 2024’te ise ÖTV tutarları litre başına benzinde 9.45 TL, motorinde de 8.86 TL oldu.

Üst üste gelen zamların ardından Nisan 2023’te 21.32 TL olan benzinin litre fiyatı, bu ay yüzde 113’lük artışla 43.56 TL’ye çıktı. Nisan 2023’te 20.37 TL olan motorinin litre fiyatı ise yüzde 106’lık artışla bu ay 42.1 TL oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun verilerine göre Şubat 2024’te 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde ortalama motorin fiyatı litre başına 1.696 Euro oldu. Bu ülkelerde fiyatların 2023’ten bu yana ortalama yüzde 4’ün üzerinde düştüğü görüldü. AB ülkelerinde ortalama 95 oktan benzin fiyatı da 14 ayda yüzde 1.5 arttı.

Paylaşın

AK Parti’de “Parlamenter Sistem” Gündeme Gelebilir

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ağır bir yenilgi alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti), tabanının geri dönüş eğilimine girmemesi durumunda parlamenter sistem önerisinin gündeme gelebileceği varsayılıyor.

Öte yandan CHP’de, partisini girdiği ilk seçimde birinci yapan ve önemli illeri kazanmış bir genel başkan var. Üstelik yaşı siyasetin ortalamasını epeyce aşağı çekiyor. Partisinin ve kendisinin siyasi geleceğini ateşe atacağını kimse düşünmüyor.

Yerel seçimler, CHP’nin birinci parti olmasıyla kulislerde, Erdoğan’ın genel seçimler dönük yapabileceği olası hamleler konuşuluyor. Yeniden aday olmanın çok zorlama olacağının görülmesi ve tepkilerin dinmemesi durumunda parlamenter sistem önerisinin gündeme gelebileceği varsayılıyor.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in kulislerden aktardığı haberinin ilgili bölümü şöyle: “AKP genel, CHP yerelde iktidar konumunda. Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili ciddi açmazları var. Son beş yılda, Atatürk sonrası liderlerin hastalığına yakalanmış gibi duruyor: Ekonomiyi çökerterek iktidardan gitme.

Erdoğan, bu konuda Mehmet Şimşek’in varlığına karşın çaresiz. Acı reçeteyi en az 2-3 yıl kana kana içecek Türk seçmeni yeniden Erdoğan’a dümeni kırar mı? Ya da CHP, ülkeyi yönetebileceğinin işaretlerini nasıl verecek? Soruların yanıtlarını en erken 2025’in yaz başında alabileceğiz. Çünkü CHP, yerel iktidarlarında neler yaptığının ilk karnesini alacak. Ama unutmamak lazım ki CHP, yerel yönetimlerde artık bir noktaya geldi.

’94 sendromunu’, 20 yılı aşan AKP iktidarının ardından akıldan çıkarmamak iyi bir denetleyici olabilir. Ayrıca CHP’de, partisini girdiği ilk seçimde birinci yapan ve önemli illeri kazanmış bir genel başkan var. Üstelik yaşı siyasetin ortalamasını epeyce aşağı çekiyor. Partisinin ve kendisinin siyasi geleceğini ateşe atacağını kimse düşünmüyor. Önümüzdeki bir yıllık uygulama önemli olacak.”

Paylaşın

Otomobil Fiyatları Beş Yılda Yüzde 900 Arttı

2019 yılında 100 bin lira olan bir otomobilin ortalama fiyatı 2024 yılında 1 milyon lirayı aştı. Böylece otomobil fiyatları 5 yılda yüzde 900 seviyesinde artış gösterdi.

Bu dönem aralığında asgari ücret sadece yüzde 500 seviyesinde arttı. 5 yılda gram altınla aynı seviyede değer kazanan sıfır otomobiller bu yüzden yatırım aracına döndü.

Türkiye’de otomobil pazarı yüksek vergi sistemi ve kur ile tüketici nezdinde zor günler yaşıyor. İlk çeyrekte pazar beklentilerin üzerinde seyretse de sektör temsilcileri nisan sonrasında ilk 3 aydaki iştahın olmayacağını kaydediyor.

Özellikle matrah dilimlerinin güncellenmemesi yüzde 45-50-60-70 özel tüketim vergisi (ÖTV) oranlarının anlamsız kalmasına neden oldu. Sıfır araçta başlangıç fiyatları neredeyse birkaç model dışında artık 1 milyon lira seviyesinde.

Karar’dan Ali Yıldırım‘ın haberine göre, düşük vergi dilimindeki modellerin satış payı arttı. Örneğin; 1.5 milyon liralık Fiat Egea’yı alan da 3 milyon liralık Mercedes C Serisi’ni alan da aynı vergiyi yani yüzde 80’i ödüyor. Sektör temsilcileri de aradaki bu uçurum için bir an evvel önlem alınması gerektiğini ifade ediyor. Gelinen noktada artık tüketiciler de otomobil alırken vergisi düşük segmentleri tercih etmeye başlıyor.

Bu yılın ilk çeyreğindeki canlılığa rağmen pazarın (233 bin 389 otomobil) yüzde 88,6’sını A, B ve C segmenti araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 133 bin 712 adetle en büyük pastayı (yüzde 57,3) aldı. B segmenti ise 71 bin 917 adetle yüzde 30,8 paya sahip oldu. Pazarın yüzde 11,4’lük kısmını da vergi dilimleri daha yüksek olan D, E ve F segmentinden ortaya çıktı.

Çok değil pandemiden önce 2019 yılında yine yılın ilk çeyreğinde vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentindeki araçlar yüzde 84,9 pay almıştı. Segmentlerdeki daralma da dikkat çekti. Segmentlere göre değerlendirildiğinde, en yüksek satış adetine yüzde 61,4 pay alan C (42 bin 243 adet) segmenti ve ardından yüzde 23,3 pay ile B (16 bin 43 adet) segmenti ulaştı.

Milyonluk pazara ulaşılan 2016 yılında da yine pazarın en büyük kısmını yüzde 81,5 ile A, B ve C segmenti alıyordu. Segmentlere göre değerlendirildiğinde, en yüksek satış adetine yüzde 49,39 pay alan C (63 bin 175 adet) segmenti ve ardından yüzde 31,73 pay ile B (40 bin 586 adet) segmenti gördü. Bu süreçte vergiyle birlikte artan fiyatlar ve kredi çıkmazı bu segmentlere olan ilgiyi mecburi olarak arttırdı. Fiyatlar arttıkça vergi oranları düşük modeller daha çok tercih edildi.

Otomobil fiyatları son 5 yılda müthiş bir patlama yaşadı. Pandemi öncesinde sakin seyreden fiyatlar bulunurluk sorunları, artan kur ve vergi matrah dilimlerinin daralmasıyla birlikte deyim yerindeyse uçuşa geçti. Yani otomobil 5 yılda uçtu gitti. 2019 yılında yaklaşık 100 bin lira olan bir otomobilin fiyatı aradan geçen 5 yılda 1 milyon liraya yaklaştı. Yüzde 900’lük fiyat artışı görüldü.

Fiyatlar bu hızla yükselince C’ye binenler B’ye B’ye binenler de A’ya binmeye başladı. 2019 yılında C sınıfı bir otomobili tercih edenlerin oranı yüzde 61,4 seviyesindeyken, 2024’ün ilk çeyreğinde (aynı dönem) artan model sayısına rağmen yüzde 57,3’e kadar düştü. 2019’da yüzde 23,3 olan B segmenti payı da 2024’te yüzde 30,8’e çıktı. Yüzde 0,2 olan A segmetinin payı da 5 yıl sonra yüzde 0,5’e çıktı.

Gelinen 8-9 yıllık süreçte artık otomobil tercihleri de değişti. 2016 yılında en çok tercih edilen araç tipinin başında sedan otomobiller geliyordu. 2019’da da bu değişmedi. Fakat birkaç yıl önce sedan gövde tipinin yerini SUV’ler aldı. 2016 yılı Mart sonu otomobil pazarı kasa tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen gövde tipi yine sedan otomobiller (yüzde 48,78 pay, 62 bin 398 adet) oldu. Sedan otomobilleri, yüzde 29,50 pay ve 37 bin 731 adet satış ile HB ve yüzde 16,01 pay ve 20 bin 481 adet satış ile SUV otomobiller takip etti.

2019 Mart ayı sonunda otomobil pazarı kasa tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen gövde tipi yine sedan otomobillerdi. Yüzde 51,7 pay alarak 35 bin 554 adede ulaşan sedanları yüzde 23,0 pay ve 15 bin 830 adet satış ile SUV ve yüzde 21,0 pay ve 14 bin 423 adet satış ile HB otomobiller takip etti. 5 yıl önce SUV satışları HB otomobilleri geçti. 2024’e geldiğimizde de birkaç yıl önce değişen karoser kültürümüz SUV’a iyice yerleşti. SUV otomobiller yılın ilk çeyreğinde yüzde 51,7 pay alarak 120 bin 699 adede ulaştı. Onları yüzde 28,5 payla sedan yüzde 18,1 payla HB otomobiller izledi.

Fiyatlar 5 yılda fırladı

Pandemiden önce 2019 yılında da sıfır araç fiyatları oldukça sabit seyrediyordu. Fakat gelinen 5 yılda sıfır araç fiyatları adeta patlama yaşadı. Kurdaki artış fiyatları etkiledi. Fiyatlar vergi çarpanıyla büyüdü. Yokluğu fırsat bilen birçok bayi bu süreçte fiyatları şişirdi. Markalar da onlardan aşağı kalmadı. 2019’da 100 bin lira olan bir otomobilin ortalama fiyatı 2024’te 1 milyon lirayı aştı. Böylece fiyatlar 5 yılda yüzde 900 seviyesinde artış gösterdi. Bu dönem aralığında asgari ücret sadece yüzde 500 seviyesinde arttı.

5 yılda gram altınla aynı seviyede değer kazanan sıfır otomobiller bu yüzden yatırım aracına döndü. Bugün bakıldığında A segmenti bir otomobilin ortalama fiyatı hemen hemen 900 bin TL – 1 milyon lira seviyesinde. B segmentine bakacak olursak ortalama fiyatlar 1.5 milyon liraya kadar çıkıyor. C segmentinde ise skala oldukça geniş. Yaklaşık 2 milyon liraya beklentileri karşılaya bilen bir C segmenti otomobil alınıyor.

Türkiye’de yılların yakıt desteği olarak kabul edilen LPG’li araç satışları bile önceki yıllara göre gerileme kaydetti. 2019 yılının ilk çeyreğinde LPG’nin toplam payı yüzde 3,3 iken 2024’te bu pay yüzde 0,9’a kadar geriledi. Elektrikli araçların payı da aynı dönem aralığında yüzde 0,6’dan yüzde 7,1’e kadar çıktı. Artık dizel motorun da devri yavaş yavaş sona erdi. Özellikle otomobillerde hızlı bir değişime uğrayan dizel otomobil payında pastadaki pay 5 yılda yüzde 54,3’ten yüzde 10,8’e kadar düştü. Benzinli otomobilin yüzde 39 seviyesindeki payı da bu çeyrekte 5 yıl öncesine göre yüzde 67’ye dayandı.

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Yenilgisi İçin Dört Ayrı Komisyon Kuruldu

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ağır bir yenilgi alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti), yenilginin nedenini araştırmak için 4 ayrı komisyon kuruldu.

Komisyonların hazırlayacağı raporlar, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, seçim sonuçlarını değerlendirmek için kurulan komisyonlarda bir bakan, bir genel başkan yardımcısı ve bir akademisyen yer alıyor.

Strateji heyetiyle irtibatlı olarak çalışacak olan komisyonları Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) koordine edecek.

Nerede yanlışlar yapıldığı, seçim yenilgisinin sebepleri detaylı bir şekilde masaya yatırılacak.

Sandığa gitmeyen seçmenin hangi sebeplerle sandığa gitmediği, oy tercihini değiştiren seçmenlerin hangi sebeple tercih değişikliği yaptığı araştırılıyor.

Hazırlanan raporlara göre hangi bölgede nasıl bir yol izleneceği, teşkilatta değişiklik yapılacak ise nasıl bir değişiklik yapılacağı belirlenecek.

Hazırlanacak detaylı raporlar AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak.

Paylaşın