Siyasette Normalleşme: Erdoğan’dan Özel’e İade-i Ziyaret

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatında ikinci kez Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş eşlik etti.

Haber Merkezi / Erdoğan’ı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi önünde genel başkan Özgür Özel ve CHP Milletvekili Namık Tan karşıladı. Erdoğan ve Özel, Genel Merkez önünde tokalaşarak, basın mensuplarına poz verdi ve basın mensuplarını selamladı.

Erdoğan ve Özel karşılamanın ardından Genel Merkez’deki başkanlık makamına çıktı. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşme sonrası iki lider açıklama yapmadı.

CHP Genel Merkezinin önündeki bayraklar arasına, Erdoğan’ın ziyareti dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı forslu bayrak da asıldı.

Erdoğan, en son 10 Temmuz 2006’da başbakanken, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı beraberindeki bakanların da bulunduğu kalabalık bir heyetle ziyaret etmiş, iki lider görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada “siyaset konuşmadıklarını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

Meteoroloji Uyardı: Sıcaklıklar 45 Dereceyi Bulacak

Ülkenin batısında 45 dereceyi bulacak sıcaklıklara karşı vatandaşları uyaran MGM’ye göre, Akdeniz, Ege, İç Anadolu, Marmara ve Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde sıcaklıklar mevsim normallerinin 8 ila 12 derece üzerinde olacak.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ülkenin batısında 45 dereceyi bulacak sıcaklıklara karşı vatandaşları uyardı. Özellikle sıcaklığın en etkili olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında yaşlı, hasta, hamile ve çocukların güneş altında uzun süre kalmaması gerektiği vurgulandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı (AKOM) da hava sıcaklığı konusunda uyarıda bulundu. AKOM’dan yapılan açıklamada, İstanbul ve ülkenin batısı ile güney bölgelerinin, Afrika ve Basra kökenli hava dalgalarının etkisi altına girdiği belirtildi.

Bugünden itibaren sıcaklıkların 35 derecenin üzerine çıkmasının beklendiği bildirilen açıklamada, bunaltıcı havanın hafta boyunca süreceğinin tahmin edildiği aktarıldı. Açıklamada, sıcak ve kuru havaya işaret edilerek, orman yangını riskinin de arttığı uyarısı yapıldı.

Üç büyük kentte üç gün boyunca yağış görülmeyecek. Ankara’da sıcaklıklar mevsim normallerinin 8-9 derece üzerinde olacak. İstanbul’da ise sıcaklıklar bugün 32 derece, çarşamba ve perşembeyse 34 derece olacak. İzmir’de de bugün 38, çarşamba ve perşembe günü 40 derece sıcaklık görülecek.

Antalya’da hava sıcaklıkları hafta sonuna kadar daha da artarak mevsim normallerinin 8 ila 12 derece üzerinde seyredecek. Antalya Valiliği de beklenen sıcaklıklara karşı yaşlıları, çocukları, kronik rahatsızlığı olanları günün en sıcak saatleri 11.00-16.00 arasında dışarı çıkmamaları konusunda uyardı.

Önümüzdeki haftanın en yüksek hava sıcaklıkları İzmir’de 12 ve 13 Haziran’da 40 derece, Manisa’da 12 Haziran’da 45 derece, Aydın’da da 13 Haziran’da 45 derece olarak görülecek. Balıkesir’de 12 Haziran’da hava sıcaklığının 42 derece olması beklenirken Çanakkale’de en sıcak günün 36 derece ile 14 Haziran olacağı tahmin ediliyor.

Paylaşın

Gazze’de Acil Ateşkes Öngören Plan Kabul Edildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı ve 3 aşamada Gazze’de çatışmaların kalıcı olarak bitirilmesini öngören planı kabul etti.

Haber Merkezi / Planda uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına uygun olarak, “iki demokratik devlet olan İsrail ve Filistin’in güvenli ve tanınmış sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşadığı iki devletli bir çözüm vizyonuna ulaşma yönündeki sarsılmaz kararlılığı” vurgulanıyor. Gazze Şeridi’nin Batı Şeria ile Filistin Yönetimi altında birleştirilmesinin önemi vurgulanıyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 40 artarak 37 bin 124’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 218 artarak 84 bin 712’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de kademeli ateşkes öngören karar tasarısını kabul etti. ABD’nin sunduğu plana BMGK’nın 14 üyesi “evet” derken, Rusya “çekimser” kaldı. Oylama, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın İsrail’de temaslarını sürdürdüğü sırada yapıldı.

ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Mayıs’ta “İsrail kabul etti” diyerek sürpriz şekilde açıkladığı ancak şu ana kadar İsrail’den net bir yanıt gelmeyen plan, 3 aşamada Gazze’de çatışmaların kalıcı olarak bitirilmesini hedefliyor.

Buna göre ilk aşamada altı hafta süreyle derhal ve tam bir ateşkes ilan edilecek. Bu sürede İsrail ordusu nüfus bulunan yerlerden çekilirken; Hamas elindeki kadın, yaşlı ve yaralı esirleri serbest bırakacak. Karşılığında İsrail’de tutuklu Filistinliler salıverilecek. Ayrıca çatışmaların durmasıyla bölgeye daha fazla insani yardım da taşınabilecek.

Plan ikinci adımda, Hamas’ın elindeki esirlerin tamamını serbest bırakmasını ve İsrail askerinin Gazze’nin tamamından çekilmesini talep ediyor. Son olarak ise Gazze’nin yeniden inşası gündeme gelecek.

“Çatışmalar bugün durabilir”

ABD, Hamas’ın BM Güvenlik Konseyi’nin de onayladığı ateşkesi sürecini kabul etmesi halinde çatışmaların bugün sona erebileceğini vurguladı. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen karar tasarısının ardından konsey üyelerine hitaben yaptığı teşekkür konuşmasında, “Bugün barışa oy verdik” dedi.

Güvenlik Konseyi’nin tasarıyı kabul ederek Hamas’a açık bir mesaj gönderdiğini belirten Thomas-Greenfield, “İsrail zaten bu anlaşmayı kabul etti. Eğer Hamas da aynısını yaparsa çatışmalar bugün durabilir. . Hamas artık uluslararası toplumun birlik içinde olduğunu görebiliyor” dedi.

Thomas-Greenfield, uluslararası toplumun, Gazze’nin yeniden yapılanmasına, Filistinli sivillerin durumlarının iyileşmesine ve 8 aydır esaret altında olan rehinelerin ailelerine kavuşmalarına yardımcı olacak bir anlaşmanın arkasında birleştiğini belirterek, “Ateşkes anlaşması düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesine, herkes için daha iyi bir geleceğe giden yolu açacak. Artık farklı bir rota çizme fırsatı var. Hamas’ın bunu anlaması gerekiyor” diye konuştu.

ABD’nin, Hamas’ın anlaşmayı kabul etmesi durumunda İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaya da yardımcı olacağını taahhüt ettiğini kaydeden Thomas-Greenfield, “Bugün, İsrailli ve Filistinliler’in uluslararası hukukla ilgili BM kararlarına uygun, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde, yan yana barış içinde yaşadığı, yeniden canlandırılmış bir barış ortamının sağlandığı iki devlet vizyonuna olan bağlılığımızı da yeniden teyit etmiş olduk” ifadesini kullandı.

Oylamada tek “çekimser” kalan ülke olan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise yaptığı açıklamada, İsrail’in spesifik olarak neyi kabul ettiğini sorguladı ve Güvenlik Konseyi’nin “belirsiz parametrelere” sahip anlaşmalara imza atmaması gerektiğini söyledi. Nebenzia, “Tasarısı bloke etmek istemedik çünkü anladığımız kadarıyla Arap dünyası tarafından destekleniyor” dedi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de, karardan duyduğu memnuniyeti belirtti ve kararın derhal uygulanması için çağrıda bulundu. Açıklamasında Borrell, AB’nin iki devletli çözüme dayanan kalıcı ve sürdürülebilir bir barışa yönelik siyasi sürecin yeniden canlandırılmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu vurguladı. Borrell ayrıca, Gazze’nin yeniden inşasıyla ilgili uluslararası çabalara AB olarak tam destek mesajı verdi.

BMGK’nın Gazze sınavı

ABD’nin teklifiyle BMGK’dan geçen karar, sekiz ay önce savaş başladığından beri yapılan 11’inci Gazze konulu oylama oldu. Bu tekliflerden sadece 4’ü kabul edildi. İnsani yardıma odaklanan ilk iki metinden sonra “ateşkes” talep eden ilk metin ancak Mart sonunda, ramazan süresince uygulanmak üzere kabul edilebildi, bu oylamada ABD veto yetkisini kullanmayarak çekimser kaldı. Uzun süre içinde “ateşkes” ifadesi geçen planları veto eden ABD, bunun yerine çatışmalara “insani ara” verilmesini öneriyordu.

Uluslararası hukuk karşısında bağlayıcılığı olsa da BMGK kararlarının hiçbirinin sahadaki gerçekliğe görünür bir etkisi olmadı. ABD ve Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer alan Hamas’ın, 7 Ekim’deki kanlı baskınıyla başlayan savaşta 37 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi.

Paylaşın

Bahçeli, Kayyım Üzerinden Özgür Özel’i Hedef Aldı

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, CHP Lideri Özgür Özel’i kayyım üzerinden hedef alarak, “Otuza yakın örgüt üyesi başkan koltuğunda oturuyor. CHP, Demlenmiş ve Atatürk ile yollarını çoktan ayırmıştır” dedi ve ekledi:

“Özgür Bey kavga istediğimizi söyleyip duruyor bizim böyle bir niyetimiz yoktur. Şayet kavga edeceksek Özgür Bey rahat olsun o bizim klasmanımızda da kalitemizde de ağırlığımızda da değildir. Özel işine baksın. Bizim meselemiz maşalarla değil tutan ellerledir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Gizli amaçların iç yüzüne ışık tutup oyunları bozacak cesaret ve zekaya sahip olmalıyız. Macerayı akımlara kapılmaktan özenle sakınmalıyız. Kulis bilgisi diye servis edilen dedikoduları, yalan rüzgarlarını, özellikle sayın Cumhurbaşkanımızın görüşmelerinin çarpıtılmasını ibretle takip ediyoruz.

Sayın cumhurbaşkanımız doğal olarak herkesle görüşebilir, dinleyebilir, bizce mahsuru yoktur. Mahsurlu olan taraf aslı olmayan söylentileri, gemi azıya alması, fitnenin kamçılanmasıdır. Kaynayan dedikodu kazanının basıncını düşürmek alternatif yol olarak değerlendirilmeli. Maşayı değil tutan ve tutturan elleri de görmeliyiz.”

Suriye: Suriye’nin parçalanmasını esas alan emperyalist bir proje devrededir. Bölge ülkeleri kuskun, küresel vandallık küstah ve hareketlidir. Türk millerinden öç almak için kuyruğa giren yerli ve yabancı mihraklar şirret kampanyalarını şu günlerde hızlandırmışlardır. Herkesi uyarıyorum, asıl hedef Türkiye’mizdir! Milli güvenliğimiz tehdit ve tehlikelerle sınanmaktadır.

Suriye Arap Cumhuriyeti üzerinde ameliyata girişmek, idari yapısıyla oynamak, bölücü terör örgütüne meşruiyet zemini kurmak için sözde demokratik manevralar yapmak Türkiye için haklı operasyon nedenidir. Böylesi bir hıyanete seyirci kalmak Türk vatanını felakete sürüklemekle eş değerdir.”

Suriye’nin veya Irak’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Dişimizi, yumruğumuzu sıkıyoruz, Türk milletinin güvenliğini, milli bekayı müdafaa gayesiyle her mücadeleye hazır ve kararlı olduğumuzu azimle beyan ediyoruz.”

Kayyım: DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı’nın hukuk sınırları kapsamında görevden el çektirilmesi ardından geçtiğimiz çarşamba günü silahlı terör örgütünü yönetmek suçundan 19 yıl 6 ay hüküm alarak tutuklanması, Türk devlet ve hukuk onurunun şaşmaz hükmüdür. DEM’in hedefi yöre insanına hizmet etmek değildir. DEM’in hedefi derdimize deva, ihtiyaçlarına çare olmak değildir. DEM’li belediyelerin hemen hepsinde paralel yönetim, PKK’nın sözde komiserleri vasıtasıyla ağırlığı ve gölgesi altındadır.”

Otuza yakın örgüt üyesi başkan koltuğunda oturuyor. CHP, Demlenmiş ve Atatürk ile yollarını çoktan ayırmıştır. Özgür Bey kavga istediğimizi söyleyip duruyor bizim böyle bir niyetimiz yoktur. Şayet kavga edeceksek Özgür Bey rahat olsun o bizim klasmanımızda da kalitemizde de ağırlığımızda da değildir. Özel işine baksın. Bizim meselemiz maşalarla değil tutan ellerledir.

DEM’in Mardin milletvekili TBMM’de açıkça ‘Kürdistan’da işgalcisiniz düşmanlığınızın altında kalacaksınız. Kürtleri vatandaş saymıyorsunuz. Halkımızı direnişe davet ediyoruz.’ dedi. Sanıyorum bu insana benzeyen canlı fazla yürek yemiş. Bu milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılarak adalet önünde hesap vermesi acil ihtiyaçtır.

Avrupa Parlamentosu seçimleri: Avrupa’nın siyasal yapısında ciddi değişimler ortaya çıkmıştır. Bizi ilgilendiren yanı Türkiye-AB ilişkilerini etkilenmesi. İlişkilerimizin ilerlemediği ortadadır. Özellikle terörle mücadeledeki yaklaşımı her şeyi ortaya koymaktadır. Göç ve sığınmacılara kapıları örten bir siyasi ortam söz konusu oldu.

Üçüncü Dünya Savaşı söylemlerinin güçlenmesi. Şüphesiz demokratik tercihlere yansımaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya konulan dünya nizamı çatırdamaktadır. İsrail Gazze’de soykırım yaparken sözde medeni ülkelerin desteği artık taşınamayacak bir yüktür.

Paylaşın

Cevdet Yılmaz “Tek Haneli Enflasyon” İçin Tarih Verdi: 2026

Enflasyona ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Enflasyon yıl sonunda yüzde 38’ler seviyesine gelecek. 2026’da ise yüzde 10’un altına düşecek şekilde programımızı yaptık. 2026’da tek haneli rakamları yakalayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen’e gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yılmaz’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

Ekonomi: Bu 1 yılda ekonomik ve sosyal politikalar öncelikliydi. İstihdamı artırma ve diğer taraftan enflasyondu. İkinci önemli başlığımız ise depremdi. Depremin yaralarını sarmanın peşindeyiz. Dış politikada Gazze gündemdeydi. Yoğun geçen bir yıl oldu.

Ekonomide o günün ihtiyaçlarına göre politika yaparsınız. Pandemi sonrası süreçten Türkiye en hızlı çıkış yapan ülke oldu. Reel tarafı hızlı olarak toparladık. Depremin etkileriyle tabii önemli bir bütçe ve cari açığımız vardı. Türkiye son 1 yılda bu riskleri bertaraf attı. İki tarafta da güçlü hale geldik, enflasyonla mücadele için geçiş sürecini tamamlamış olduk.

Yıl sonunda 5,2 ile yılı kapattık. Bundan depremi harcamalarını çıkardığımızda 1,6 bütçe açığı ile kapattık. Bu yıl için 6,4 öngörüyoruz.

Enflasyonla mücadelede geçiş döneminde zeminde güçlendiren adımlar attık. Mayıs’tan sonra düşüş başlayacak dedik. Temmuz-Ağustos-Eylül’de devam edecek düşüş süreci. Enflasyon yıl sonunda yüzde 38’ler seviyesine gelecek. 2026’da ise yüzde 10’un altına düşecek şekilde programımızı yaptık. 2026’da tek haneli rakamları yakalayacağız.

3 yıla yayılan bir planımız var. Tüketim ağırlıklı değil, üretim ağırlıklı büyümeyi öngörüyoruz. Bir taraftan enflasyonla mücadele ederken bir taraftan büyümeyi hedefliyoruz. Bu kolay bir şey değil. 3 yıllık bir perfpektifte bir taraftan enflasyonu düşürecek bir taraftan istikrarlı bir şekilde büyüyecek. Kısa vadede enflasyon ile büyüme arasında tartışmalar yapabilirsiniz. Ama en sağlıklı büyüme fiyat istikrarıdır. Orta vadede bu iki hedefte bir çelişki görmüyoruz.

İlk çeyrekte 5,7 oranlık bir büyüme yakaladık. İhracat büyümeye 5 çeyrek sonra katkı sağlamaya başladı. 5 dönem sonra ihracat pozitife geçmiş durumda. Bu da politikalarımız sonuç verdiğini gösteriyor.

OVP seviyesinde yıl sonunda yüzde 4’lük bir büyüme bekleniyor. Döviz ihtiyacımız da azaldı. Seçim öncesi spekülatif bir hava oluşturulmuştu. Nitekim seçim sonrası 60 milyar doların üzerinde Merkez Bankası’nın rezervlerinde bir artış gerçekleşti. Piyasada çok güçlü bir toparlanma var.

KKM zaten başından itibaren geçici bir düzenlemeydi. Görevini yaptı, artık adım adım oradan çıkıyoruz.

Bizim yapacağımız vergi düzenlemeleri enflasyonu artırıcı değil, kayıt dışılığı azaltacak bir teklif barındırıyor. Çok spekülatifler görüyoruz sosyal medyada. Yetkililer açıklanmadan söylentilere itibar edilmemeli. Borsada yapılan işlemler üzerinden cüzi bir miktar alma tartışmaları yapılıyor. Borsada kazançlar üzerinden bir vergi yok. Sadece 10 binde 1’ler olur mu bunun tartışması var işlem ücreti olarak.

Yeni anayasa: Mevcut anayasımız darbe sonrası bir dönemde hazırlık, vesayetçi bir anlayış var. Birçok madde değiştirildi ama ideal bir anayasamız da yok. Türkiye artık sivil iradeyle oluşmuş bir anayasaya ihtiyacı var diye inanıyoruz. Diğer partilerle bir süreç yürütülüyor. Ümit ediyoruz toplum karşılığı da olarak bu süreç tamamlanır. İnşallah hep birlikte başarırız.

Siyasette yumuşama: Olumlu bir gelişme bu. Mutlaka farklılık olacak. Demokrasi böyle bir şey. Üslup ve usül çok önemli. Siyasette rekabet edelim ama saygımızı koruyalım. İçerik olarak baktığımızda da milli meselelerimiz var bizim. Burada tüm partilerin ortak bir duruş sergilemesi önemli.

Bizim Türkiye Yüzyılı Vizyonu’muz var. Orada en temel başlıklardan biri Huzurun Yüzyılı. Bir taraftan terörle, bir taraftan çetelerle mücadele. Şimdi daha çok içerde insanımız huzurunu bozan çetelere karşı bir mücadele var. Bu yeni bir şey değil. Öteden beri bir mücadelemiz var. Güvenlik konusunda tavizsiz bir şekilde çabalarımızı sürdüreceğiz.

İsrail’le ticaret: Ticarette biliyorsunuz bütün dünyaya öncülük yaptı Türkiye. Başka ülkelere örnek olmasını temenni ediyoruz. Dolayısıyla Türkiye diplaside, yaptırımlarda, hukiki alanlarda Filistin’in yanında mücadele ediyor.

F-16: Maalesef ABD ile çok çeşitli tartışmalar yaşadık. Terör örgütleri ile mesafe konusunda arzu edilen noktada değiliz. Ama ABD ile Türkiye’nin ortak menfaatleri var. Bir takım lobilerin iki ülkenin arasını açmasına müsaade etmemeleri lazım. Şimdi farklı bir hava oluşmuş durumda. F-16 ve bazı unsurlar bunun parçası. İsveç’in NATO’ya üye olması sonucunda bazı kısıtlamalar kalkmış oldu. Ümit ediyoruz bu süreç diğer alanlarda da olumlu süreç yaratsın.

Depreme hazırlık: Deprem en temel önceliklerimizden biri oldu. Depremin yaralarını sarmak. Tarihimiz en büyük afetini yaşadık. Yoğun bir inşa ve ihya faaliyeti devam ediyor. He ray 10-15 bin konutun teslimi devam ediyor. Yıl sonunda 200 bin konutu hak sahiplerine vermiş olacağız. Altyapıda da tahribat var. Orada da çalışmalarımız devam ediyor. 2 yılda 2 trilyon TL boyutunda kaynağı buna ayırmış durumdayız.

Kentsel dönüşümde 2.3 milyon konutumuzu dönüştürdük. Yeni bir kanun kurduk, yeni bir başkanlık kurduk kentsel dönüşümle ilgili. Çabamızı yoğun bir şekilde sürdüreceğiz.

Paylaşın

Türkiye, Hazırlık Maçında Polonya’ya Kaybetti

2024 Avrupa Şampiyonası için geri sayıma geçen A Milli Futbol Takımı, 31 yıl sonra hazırlık maçında karşılaştığı Polonya’ya 2-1 mağlup oldu. A Milli Futbol Takımı, 4 hazırlık maçında 3 mağlubiyet 1 beraberlik aldı.

Haber Merkezi / Başkent Varşova’daki PGE Narodowy Stadı’nda oynanan müsabakada Polonya’nın gollerini 12. dakikada Świderski ve 90. dakikada Zalewski kaydetti. Türkiye’nin golünü ise 77. dakikada Barış Alper Yılmaz attı.

Türkiye ile Polonya, bu müsabakayla tarihlerinde 18. kez karşı karşıya geldi. Türkiye, geride kalan 18 müsabakada, 3 galibiyet elde ederken, 3 maç berabere bitti, Polonya ise 12 kez galip geldi.

Türkiye, EURO 2024’te ilk maçını 18 Haziran’da Gürcistan ile oynayacak. Polonya ise 16 Haziran’da Hollanda ile karşı karşıya gelecek.

Karşılaşmadan dakikalar:

8. dakikada İrfan Can Kahveci’nin pasıyla ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Kerem Aktürkoğlu uzak köşeye doğru vuruşunu yaptı, top yandan auta çıktı. 12. dakikada ceza sahasında topu kapan Lewandowski, boş pozisyondaki Swiderski’ye pasını attı. Swiderski yakın mesafeden ayak içiyle meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0.

17. dakikada sağ kanatta topla buluşan Frankowski sağ ayağıyla ortaladı, kale sahasında bulunan Hakan Çalhanoğlu, topu ayağıyla kornere çeldi. 19. dakikada Hakan’ın savunma arkasına gönderdiği pasa hareketlenen Kerem, ceza sahasına girdi. Kerem’in sağ çaprazdan şutunda, meşin yuvarlak kaleci Szczesny’den döndü

25. dakikada İrfan Can Kahveci’nin pasına hareketlenen Hakan Çalhanoğlu ceza sahası içi sağ çaprazından gelişine vurdu, yerden giden top direğin yanından dışarı gitti. 37. dakikada Orkun Kökçü, sağ çaprazdan kaleyi düşündü. Orkun Kökçü’nün ceza sahası dışından şutunda top auta gitti.

45. dakikada Kerem Aktürkoğlu, vuruşunu yaptı, kaleci Szczesny topu çıkardı. Pozisyonun ardından ofsayt bayrağı kaldırıldı. 55. dakikada Polonya savunmasının arkasına attığı topu kapan Barış Alper, ceza sahasına girdi, vuruşunda kaleci Szczesny meşin yuvarlağı son anda kornere çeldi.

63. dakikada Arda Güler ceza sahası dışı sağ çaprazından vuruşunu yaptı, kaleci Szczesny topu çıkardı. 67. dakikada sol kanattan hızlı gelişen Polonya atağında, Szymanski, sağ kanattan ceza sahasına hareketlenen Urbanski’ye pasını attı. Urbanski, kaleciyle karşı karşıya kaldı, şutunda Mert ayaklarıyla gole izin vermedi.

73. dakikada ceza sahasında topla buluşan Arda Güler vuruşunu yaptı, top savunmadan sekti. Ardından Arda sağ çaprazdan bir kez daha vurdu, meşin yuvarlak yine savunmaya takıldı. 77. dakikada sağ kanattan gelişen atakta, Kenan’dan pası alan Barış Alper’in Polonya ceza sahası ön çizgisi üzerinden dönerek şutunda, meşin yuvarlak köşeden ağlarla buluştu: 1-1.

79. dakikada Polonya kalecisi kalesini terk ettiği pozisyonda Kerem Aktürkoğlu topu önünde buldu. Kerem Aktürkoğlu’nun taç çizgisinden yaptığı vuruşta top üst direkten auta gitti. 90. dakikada savunmada topu kapan Zalewski, sol kanattan ceza sahasına girip, açısını düzeltti, köşeye çektiği şutta meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-1.

Stat: PGE Narodowy

Hakemler: Balazs Berke, Vencel Toth, Balazs Szert (Macaristan)

Polonya: Szczesny, Bednarek, Dawidowicz (Dk. 46 Salamon), Kiwior, Frankowski, Piotrowski (Dk. 46 Sebastian Szymanski), Slisz (Dk. 78 Damian Szymanski), Zielinski (Dk. 46 Moder), Zalewski, Swiderski (Dk. 19 Piatek), Lewandowski (Dk. 33 Urbanski)

Türkiye: Mert Günok, Kaan Ayhan (Dk. 61 Merih Demiral), Samet Akaydın, Abdülkerim Bardakcı, Mert Müldür, Salih Özcan (Dk. 61 Okay Yokuşlu), Hakan Çalhanoğlu (Dk. 71 Kenan Yıldız), İrfan Can Kahveci (Dk. 46 Arda Güler), Orkun Kökcü, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 83 Cenk Tosun), Semih Kılıçsoy (Dk. 46 Barış Alper Yılmaz)

Goller: Dk. 12 Swiderski, Dk. 90 Zalewski (Polonya), Dk. 77 Barış Alper Yılmaz (Türkiye)

Paylaşın

CHP’den “Kayyım” Açıklaması: Belediyelere Çökme Projesi

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin, “AKP seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Ankara’da silahlı saldırıda öldürülen eski Ülkücü Ocakları Genel Başkanı Ayşe Ateş’in bugün CHP’ye yaptığı ziyaret ve Erdoğan – Özel görüşmesine ilişkin soruya Yücel, şu yanıtı verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın Genel Başkanımızla yapacağı görüşme iade-i ziyaret. Şunu görüşürler bunu görüşürler gibi yorum yapmak istemem ama bu diyaloğun temel amaçlarından birisi ülkenin normalleşmesi, ülkenin hukuk sisteminin yeniden olması gerektiği gibi ölçüte ve ayara gelmesi. Dolayısıyla Türkiye’yi bu kadar yakından ilgilendiren bir davanın konuşulması da mümkün olabilir.”

Yücel basın toplantısında ise gündemi değerlendirdi. Ayhan Bora Kaplan davasına ilişkin MASAK raporunu değerlendiren Yücel, şunları söyledi: “Soruşturma için hazırlanan MASAK raporunun içerdiği bilgiler skandal niteliğinde… Esnafa, KOBİ’lere kredi vermek amacıyla kurulan, adında halk olan Halkbank, verdiği kredilerle Ayhan Bora Kaplan’ı mafya lideri olma yolunda destekleyen bir banka olarak tarihe geçmiştir. Halkbank, Ayhan Bora Kaplan’ın kurmuş olduğu çeşitli paravan şirketlere 2020-2021-2022 yılında 550 milyon TL kredi vermiş. Bugünkü döviz kuru üzerinden güncellersek yaklaşık 1 milyar 550 milyon lira…

Bu krediler için teminat alınmış mıdır? Krediler geri ödenmiş midir? Tasarruf tasarruf diye halkın ümüğüne çöken Mehmet Şimşek’e sesleniyoruz. Emeklinin, asgari ücretlinin, memurun, çiftçinin, esnafın cebindeki üç kuruşa göz dikeceğine önce kamu bankalarının verdiği kredileri tahsil edin. Demirören’e, Ayhan Bora Kaplan’a, yandaşlara kullandırılan ballı kaymaklı kredilerin ödemelerini tahsil edip, halka bir nebze nefes aldırabilecekken, MASAK raporuna yansıyan Halkbank’ın çete liderine kredi verdiği haberine yayın yasağı getiriyorsunuz.”

31 Mart yerel seçim sonuçlarının AKP’ye ve Cumhur İttifakı’na çok önemli mesajlar verdiğini kaydeden Yücel, şöyle devam etti: “Ama hala bu mesajları almakta, idrak etmekte direndiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta, Genel Başkan Yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ile birlikte Hakkari’deydik. Hakkâri halkının iradesi gasp edildi. Yapılan işlem kanuna uygun olabilir ama hangi kanuna? Darbe kanununa… Hangi dönemin hukukuna? OHAL döneminin hukukuna… Bakın kimse soruşturulamaz ya da kovuşturulamaz değildir.

Elbette devam eden bir yargı süreci olabilir… Ciddi deliller olabilir… Belediye Başkanıyla ilgili hukuki süreç ayrı bir mesele, Hakkari halkının iradesinin gasp edilmesi ayrı bir mesele… Bir kere önce şunu sormak lazım, bu adam aday olduğunda, eğer yasal bir engel varsa YSK adaylığı neden kabul etti? Eğer adaylığa engel bir hali yok ise, o zaman belediye başkanı seçildikten 2 ay sonra yerine neden kayyum atandı? 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra çıkarılan 674 sayılı KHK ile değişik Belediye Kanunu’nun 45. maddesinden önce belediye başkanı şayet tutuklanır ve fiilen görevini yerine getiremez ise veya görevden uzaklaştırılırsa; yerine belediye meclis üyeleri içerisinden bir belediye başkan vekili seçilirdi.

Ancak AKP iktidarı ne yaptı; Belediye Kanunu’nun 45. maddesini OHAL döneminde değiştirerek, kendine konforlu bir alan açtı ve seçimle, sandıkla, demokrasiyle kazanamadığı belediyelere kayyum atama yöntemiyle çökmeyi tercih etti. Bakın buradan ilan ediyoruz: Kayyum atamaları, kayyum uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir.

Şimdi birkaç örnekle neden ‘kayyım uygulamaları AKP’nin belediyelere çökme projesidir’ diyoruz, bunu somut hale getirelim, Silopi Belediyesi’ne 2016 tarihinde atanan kayyum, belediyeye ait değerli arsaları farklı tarihlerde piyasa değerinin çok altında AKP ilçe yöneticileri ve akrabalarına peşkeş çekti. Belgeleriyle ispat edildi. Gelelim bir başka örneğe, AKP’li bir belediye meclis üyesi, Halfeti Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişinin borçsuz belediyeyi 2 yıl içerisinde 20 milyon TL borçlandırdığını ifade etti.

Bir başka örnek; AKP Artuklu İlçe Başkanı, Artuklu Belediyesi’ne kayyum olarak atanan kişi için ‘Artuklu Belediyesi’ne 600 milyon TL harcandı. Bu para nereye harcandı? İçim acıyor’ diyerek kayyum politikalarını eleştirdi. Kayyum uygulamalarındaki usulsüzlükler Sayıştay raporlarına da yansıdı. Gelin, TBMM’de temsil edilen tüm partilerin uzlaşısıyla, darbe döneminin ürünü olan Belediye Kanunu’nun 45. maddesini değiştirelim ve demokrasiye aykırı, Anayasa’ya aykırı, halkın iradesini gasp eden ve kayyum uygulamasına son verelim.

“Cumhurbaşkanına hakaret diye suç olamaz”

Biz normalleşelim, demokratikleşelim dedikçe ülkede tuhaf şeyler oluyor. Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Tatvan Belediye Başkanı Mümin Erol hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma başlattı. Ortada hakaret yok, herhangi bir söylem yok…. Neymiş, belediye başkanı Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafını indirmiş. Güler misin ağlar mısın?

Cumhurbaşkanının duvarda asılı portresini indirdi diye bir belediye başkanı hakkında soruşturma açan savcının ya aklından zoru vardır, ya da hukuk bilmiyordur. Cumhurbaşkanının böyle abuk sabuk soruşturmalardan oluşan bir koruma kalkanına ihtiyacı olmadığı gibi, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu, demokrasinin tüm kurullarıyla, kurallarıyla ve gelenekleriyle işler halde olduğu bir ülkede ‘cumhurbaşkanına hakaret’ diye bir suç olmaz.”

Paylaşın

Mars’taki Yaşam Arayışları Boşa Mı Çıkacak?

Geçmişte yaşam için uygun koşulların var olduğuna veya olmuş olduğuna dair kanıtların arandığı Kızıl Gezegen’de (Mars) bulunan suyun farklı bir açıklaması olabilir.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Bilim insanları Mars’ın güney kutbundaki buz tabakasının altında sıvı halde su bulunmasının pek mümkün görünmediğini öne sürdü.

Kızıl Gezegen’in yüzeyinde milyonlarca yıl önce su olduğu tahmin ediliyor. Ancak gezegen artık yüzeyinde sıvı halde su barındıracak durumda olmadığından gökbilimciler yerin altındaki işaretleri arıyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın uzay aracı Mars Express’in 2018’de Mars’ın güney kutbundaki buz tabakasına gönderdiği radar sinyalinin güçlü bir şekilde geri yansıması, yüzeyin altında su olduğuna dair teorileri desteklemişti.

Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar buz yüzeyindeki desenleri inceleyerek bunların buzul altı gölüne işaret ediyor olabileceği sonucuna varmıştı.

Bir gökcismindeki sıvı suyun varlığı mikroorganizmaların, yani yaşamın mevcut olabileceğinin güçlü bir göstergesi kabul ediliyor.

Fakat ABD’deki Cornell Üniversitesi’nden bilim insanlarına göre Mars Express’in bulgularının farklı bir şekilde açıklanması mümkün.

Bilgisayar simülasyonlarından yararlanan ekip, su buzundaki küçük değişimlerin radar dalgalarında parazite yol açarak sıvı su izlenimi veren yansımalar üretebileceğini buldu.

Science Advances adlı hakemli dergide 7 Haziran’da yayımlanan çalışmanın başyazarı Daniel Lalich “Aşağıda sıvı su bulunmasının imkansız olduğunu söyleyemem fakat aynı gözlemi o kadar ileriye gitmeden, orada zaten var olduğunu bildiğimiz mekanizma ve maddeleri kullanarak yapmanın çok daha basit yolları olduğunu gösteriyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Sadece şans eseri bir şekilde radarda gözlemlenen sinyalin aynısı yaratılabilir.

Mars’ın iki kutbunda tıpkı Dünya gibi kalın bir buz tabakası var. Mars Express’in gözlemlerini inceleyen bilim insanları, güney kutbundaki tabakanın neredeyse 1,5 kilometre altında başlayan yaklaşık 20 kilometre genişlikte bir göl olabileceği sonucuna varmıştı.

Bu su kütlesinin, Antarktika’daki buz yüzeyinin 4 kilometre kadar altındaki Vostok Gölü’ne benzediği öne sürülüyor.

Öte yandan yeni araştırmayı yürüten ekip, parlak radar yansımaları Dünya’da buzul altı gölün belirtisi olsa da Mars’taki sıcaklık ve basınç koşullarının çok farklı olduğunu söylüyor.

Lalich, “Yüzeyin biraz yakınında bile sıvı su olabileceği fikri gerçekten heyecan verici olurdu” diyerek ekliyor: Ama ben orada böyle bir şey olduğunu sanmıyorum.

Telegraph’ın aktardığı üzere Cambridge Üniversitesi’ndeki araştırmacılar yeni çalışmayı henüz incelemedi fakat gözlemlerinin, radardaki bozulmayla açıklanamayacağını düşünüyor.

Paylaşın

Şimşek’ten “Cari Açık” Yorumu: Bayram Etkisiyle…

Nisan ayı ödemeler dengesine ilişkin değerlendirmede bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bayram etkisiyle artan dış ticaret açığı nedeniyle yıllık cari açığın nisanda 31,5 milyar dolara sınırlı yükseldiğini söyledi.

Haber Merkezi / Nisan ayında cari işlemler hesabı 5 milyar 285 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 497 milyon doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 7 milyar 649 milyon dolar oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından nisan ayı ödemeler dengesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Bayram etkisiyle artan dış ticaret açığı nedeniyle yıllık cari açık nisanda 31,5 milyar dolara sınırlı yükseldi. Dış finansman girişlerindeki olumlu seyir devam etti. Geçen yılın ilk dört ayında portföy yatırımlarında 1,5 milyar dolar net çıkış, bu yılın aynı döneminde ise 5,8 milyar dolar net giriş oldu.

Orta-uzun vadeli tahvil dahil dış borç çevirme oranları aynı dönemde bankacılık sektörü için yüzde 90’dan yüzde 158’e, banka dışı özel sektör için ise yüzde 72’den yüzde 116’ya yükseldi. Programımız kapsamında attığımız adımlarla uluslararası doğrudan yatırımlarda da artış bekliyoruz. Yılın kalanında cari açığın 24-27 milyar dolar aralığında seyretmesini ve yıl sonunda OVP tahmini olan 34,7 milyar doların oldukça altında gerçekleşmesini öngörüyoruz.”

Cari dengede 5,3 milyar dolar açık

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Nisan 2024 raporunu açıkladı. Buna göre; Nisan ayında cari işlemler hesabı 5 milyar 285 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 497 milyon doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 7 milyar 649 milyon dolar oldu.

Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 3 milyar 110 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2 milyar 548 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 1 milyar 355 milyon dolar net çıkış ve 609 milyon dolar net giriş kaydedildi.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 856 milyon dolar oldu. Portföy yatırımları 2 milyar 023 milyon dolar tutarında net giriş kaydedildi. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 360 milyon dolar net alış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 1 milyar 387 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak; bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 758 milyon ve 500 milyon dola net borçlanma gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 3 milyar 298 milyon doları net artış kaydedildi.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 358 milyon dolar net artış ve Türk lirası cinsinden 1 milyar 246 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 1 milyar 604 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 892 milyon dolar, 52 milyon dolar ve 140 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 2 milyar 392 milyon dolar net azalış oldu.

Paylaşın

Standard & Poor’s’dan Türkiye’ye “Sıcak Para” Uyarısı

Türkiye’ye yönelik sıcak para uyarısı yapan Standard & Poor’s Global Kıdemli Direktörü Frank Gill, “2024 için çok güçlü portföy girişleri göreceğimizi düşünüyorum. Mayıs ayı boyunca ve hatta geçen hafta boyunca gerçekten çok önemli girişler oldu. Ancak 2025 yılında küresel piyasa koşullarına bağlı olarak, paraların Türkiye’yi de hızla terk edebileceğini düşünüyorum” dedi ve ekledi:

“Bence bu para gidecek. Bu yüzden de Türkiye kalıcı ve doğrudan yatırımı çekmeli ve sermayeyi yeniden temel alarak inşa etmeli. Türkiye’nin avantajlarına yatırım yapılmalı. Genç bir nüfusa sahip, dirençli bir ekonomi. AB ile özel bir gümrük anlaşması var. Dolayısıyla Türkiye’ye daha fazla doğrudan yatırım yapılmasını görmek güzel olurdu.”

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) Global Kıdemli Direktörü Frank Gill, CNBC-e’den Alara Akgün’e Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bir not artışı olması için Türkiye’nin net rezervlerine bakacağınızı söylemiştiniz. Net rezervler mayıs sonu itibarıyla ilk kez artıya döndü. Şimşek de eksi rezervin gündemden kalktığı mesajını verdi. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kredi notunuzun görünümü pozitif. Türkiye’nin B+ olan notunu yıl sonundan önce gözden geçireceğiz. Üçte bir olasılıkla yükselebilir. Türkiye’nin rezerv birikimini ve cari açığındaki trendi izliyoruz. 2023’te bütçe açığı oldukça büyüktü. Ancak bu yıl sonuna doğru bunun yaklaşık olarak bir puan kadar düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu süreç ayrıca altın talebine de bağlı. Piyasa, para politikasına ve yüksek seviyede kalan enflasyonun gelişimine son derece duyarlı olacak.

Bir sonraki değerlendirmeniz 1 Kasım 2024’te. O tarihe kadar rezervlerde görmek istediğiniz bir seviye var mı?

Dikkate aldığımız bir konu da kısa vadeli dış borçların brüt rezervi karşılama oranıdır. Kısa vadeli dış borçları 200 milyar dolar olarak tahmin ettik. Brüt rezervler halen bunun yüzde yüzünü karşılamıyor. Örneğin bu, IMF’nin dikkate aldığı bir ölçüt ve bu karşılama oranına ulaşmak için daha fazla rezerv birikimine ulaşmamız gerekecektir. Ancak genel olarak, rezervlerdeki trendin olumlu olduğunu düşünüyorum. Yani, sonuç olarak, belki de Türkiye’nin kendi rezervlerini, iç bankalardan alınan borçlar veya yurt dışı yerleşiklerden alınan swaplar yerine yurt içinde biriktirmesi gerekecek. Ama görünüm pozitif.

Not artışına yönelik kurum açıklamasında, politika yapıcıların, cari açığın daraldığı ve dolarizasyonun tersine döndüğü ortamda enflasyonu düşürmeyi ve liraya olan güveni yeniden tesis etmeyi başarması halinde Türkiye’nin kredi notunun yükseltilebileceği ifade edilmişti. Bu parametrelerde ilerleme var mı? Bu yıl ikinci bir not artışı görür müyüz?

Dediğim gibi, bu yıl sonuna kadar daha fazla bir iyileşme olasılığının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Politika faizinin yüzde 50’ye çıkması, birikimlerinizi TL’ye kaydırmayı oldukça cazip kılıyor. Böylelikle döviz mevduatlarının TL’ye kaydırılması eğilimini görüyoruz. Sanırım zorluk daha çok 2025’te olacak çünkü döviz kurundaki artış enflasyonun altında. Bu da giyim, tekstil gibi önemli ihracat sektörlerinin rekabet gücünü gerçekten olumsuz etkilemeye başlayabilir, ayrıca turizmi de bir dereceye kadar etkiler. Şu anda döviz kuru, enflasyonun düşmesindeki referans noktası. Mevcut politika veya strateji, döviz kurunun reel anlamda oldukça güçlü tutulması gibi görünüyor. Bu da rekabet gücünü etkileyebilir.

Teoride, bu, sadece hükümetin değil, şirketlerin de borçlanma maliyetinin sürekli olarak düşmesi gerektiği anlamına gelmelidir. Türkiye’nin yerel piyasalarına yabancı ilgisinin arttığını görüyoruz. Şirket tahvili piyasasında aşağı yönlü faiz eğrisi var. Bu da şirketlere daha uzun vadeli ve daha düşük faizli borçlanma fırsatı verebilir. Ancak bu paranın çoğu oldukça spekülatif para. Yabancılar, Türkiye’ye taşıma oranı çok çekici olduğu için geliyor. Bu durum, 2025’te sonlanabilir ve yabancı çıkabilir. Önemli olan içeri giren paranın kalıcı olması… Sanırım bu büyük bir zorluk. Daha fazla doğrudan yatırımı nasıl çekersiniz? Bu, gelecekteki kredi notunu etkileyebilir.

Türkiye’nin hazirandan itibaren dezenflasyon sürecine girmesi bekleniyor. Sizce enflasyonda kalıcı düşüş için bu bir başlangıç mı? Yoksa enflasyonda dalgalanma görebilir miyiz? Merkez Bankası yıl sonu hedefini 38 olarak açıklamıştı. Gerçekçi mi? Yüzde 55,8 olan tahmininizi revize edecek misiniz?

Bizim bu yıl için ortalama enflasyon tahminimiz, yanılmıyorsam, evet, yüzde 56 ile 57 arasında. Biz, bu yıl için ortalama olarak yüzde 57’ye bakıyoruz. Gelecek yılın ortalama tahmini ise yüzde 28. Yani enflasyonda çok yavaş ve karmaşık bir düşüş süreci yaşanabilir. Tek haneli enflasyonu 2027 sonuna kadar görmüyoruz. Bu da üç yıl uzakta ve açıkçası, dünya komplike bir yer.

Türkiye başka bir dış şok da alabilir. Bunun yanı sıra diğer izlediğimiz şey elbette gelir politikası. Asgari ücret politikası çünkü bu enflasyon için oldukça kritik. Yani, varsayılan olarak, 2024’te başka bir asgari ücret ayarlaması olmazsa, enflasyon daha hızlı düşebilir. Ancak aynı zamanda, 2025’te alınan ücret ayarlama kararlarına da bağlı olacaktır.

Faiz politikasında erken indirim riski görüyor musunuz?

Yani, bunun büyük ölçüde tasarrufların dolarizasyon eğilimleri ve açıkça enflasyon trendlerine bağlı olacağını düşünüyorum. Ancak belki Merkez Bankası’nın 2025’in başlarında faizleri düşürmeyi düşünebileceğini bir fırsat görebilirsiniz. Bana göre, 2024’te bu çok olası görünmüyor. Tabii, enflasyonda ciddi bir düşüş yaşanmadığı sürece.

Fatih Karahan’ın Merkez Bankası Başkanı olmasının üzerinden 4 ay geçti. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve kredibilitesi yeniden tesis edildiğini düşünüyor musunuz?

Bu durumu ölçmenin bir yolu, sadece faiz politikasına bakmak olabilir ve faiz oranları geçen yazdan bu yana oldukça keskin bir şekilde artırıldı. Seçimlerden önce faiz artışı yaşandı ve bence bu Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmek için gerekeni yapacağına dair güçlü bir sinyaldir. Bu, açıkça olumlu bir işaret. Ancak şu anda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Başkanı olmak kolay bir iş değil.

Türk tahvillerine yoğun talep var. Türkiye’ye sıcak para girişi sizce devam edecek mi? Olası bir geri çekilmede kurda ani bir şok riski gündeme gelir mi?

Bu nedenle, portföy girişleri açısından görünüm, özellikle gecelik piyasaya ve yerel piyasada çok iyi görünüyor. 2024 için çok güçlü portföy girişleri göreceğimizi düşünüyorum. Mayıs ayı boyunca ve hatta geçen hafta boyunca gerçekten çok önemli girişler oldu. Ancak 2025 yılında küresel piyasa koşullarına bağlı olarak, paraların Türkiye’yi de hızla terk edebileceğini düşünüyorum. Yetki alanımızda olan başka bölgelerdeki gibi, örneğin Mısır. Mısır’da yaşanılan şuydu: 2020-2021’de önemli portföy girişleri görülmüştü. 2022’de ise bazı büyük çıkışlar olmuştu. Benzer şekilde Türkiye’de de böyle bir durum yaşanabilir. Bence bu para gidecek. Bu yüzden de Türkiye kalıcı ve doğrudan yatırımı çekmeli ve sermayeyi yeniden temel alarak inşa etmeli. Türkiye’nin avantajlarına yatırım yapılmalı. Genç bir nüfusa sahip, dirençli bir ekonomi. AB ile özel bir gümrük anlaşması var. Dolayısıyla Türkiye’ye daha fazla doğrudan yatırım yapılmasını görmek güzel olurdu.’

Türkiye’nin gri listeden çıkması gündemde. Doğrudan yatırımlarda canlanma olur mu?

Eğer Türkiye gri listeden çıkarılırsa, bunun yardımcı olacağını düşünüyorum. Doğrudan yatırım yapan yabancı yatırımcılar çok dikkatli ve çok temkinli davranıyor. Bu yüzden Türk piyasasına milyarlarca dolar yatırım yapma kararı almaları uzun sürebiliyor. Bu nedenle, faiz oranlarının ve döviz kurlarının volatilitesine, işgücü maliyetine ve sadece iç piyasanın görünümüne de bakacaklarını düşünüyorum. Ancak Türkiye’de yatırım yapma fırsatları da var. Ve enflasyonu düşüren yönetim adımları ile sanırım daha fazla doğrudan yabancı yatırımcı göreceğimizi düşünüyoruz.

“Dolar yılı 32,5 seviyesinde tamamlar”

Son dönemde dolar/TL’de nispeten bir sakinleşme yaşanıyor. Bu suni mi sizce yoksa dolar/TL’de yukarı yönlü riskler durdu mu? Yıl sonunda dolar/TL öngörünüz nedir?

Yani, TL’nin dolar karşısında 2024’te oldukça istikrarlı olacağını düşünüyoruz. Yıl sonunda 32,5 seviyesinde sonlanabilir ve şu anki seviyeye oldukça yakın. Bunun bir numaralı nedeni, haziran ve eylül aylarındaki turizm sezonu ile güçlü bir döviz girişinin olması. Asıl soru, doların çıkacağı zamanlarda ne olacak? Yılın sonuna doğru normalde, daha yüksek döviz çıkışları ve enerji ithalatı için daha fazla döviz talebi olur. Bu nedenle, yıl sonunda biraz daha fazla volatilite olabileceğini hissediyorum. Ancak hala portföy girişlerinin çok güçlü olduğunu izliyoruz. Merkez Bankası aslında dolar alıyor, dolar satmıyor. Bu nedenle, 2024 için durum iyi görünüyor. 2025 ise daha büyük bir ayarın yapılıp yapılmayacağı sorusunu akıllara getiriyor. Çünkü 2025 yılı zor geçebilir ve özellikle ihracatçılar için bazı sektörlerin kar marjları oldukça sıkıntıya düşebilir.

Paylaşın