Mehmet Şimşek’e Göre Ekonomi İyiye Gidiyor!

Ekonomiye ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, “Borçlanma faiz oranlarımız düşüyor. Programımız sayesinde ülkemize yatırımcı ilgisi artmaya ve CDS risk primimiz gerilemeye devam ediyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dezenflasyon sürecinde daha da iyileşecek makro göstergelerimizle birlikte borçlanma maliyetlerimiz düşüşünü sürdürecek ve kamu maliyesindeki olumlu görünüm güçlenecektir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından ekonomiye dair açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında, borçlanma faiz oranlarının düşüşe geçtiğini ve yatırımcı ilgisinin artmakta olduğunu belirten Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı.

“Borçlanma faiz oranlarımız düşüyor. Programımız sayesinde ülkemize yatırımcı ilgisi artmaya ve CDS risk primimiz gerilemeye devam ediyor. Azalan risk primi ve gerileyen enflasyon beklentileriyle hazine tahvil faizleri düşüyor.

2 yıl vadeli TL cinsi gösterge tahvilin faizi marta göre yaklaşık 1000 baz puan geriledi. 5 ve 10 yıl vadeli dolar cinsi tahvillerin faizi ise nisandan bu yana yaklaşık 50 baz puan düştü.

Dezenflasyon sürecinde daha da iyileşecek makro göstergelerimizle birlikte borçlanma maliyetlerimiz düşüşünü sürdürecek ve kamu maliyesindeki olumlu görünüm güçlenecektir.”

Paylaşın

Fitch’ten Türkiye’ye “Sıkı Para Politikası Sürdürülmeli” Tavsiyesi

Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendir Fitch Ratings Türkiye Analisti Erich Arispe Morales, “Merkez Bankası’nın sıkı politika duruşunu sürdürmekte kararlı olduğunu düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“TCMB’nin ana politika faizini sadece yıl sonunda 250 baz puan indirmesini bekliyoruz. Politika yapıcıların önündeki zorluk, enflasyonu benzer ülkelerle karşılaştırılabilir seviyelere indirmek için genel olarak sıkı bir politika duruşunu uzun bir süre devam ettirmektir.”

Fitch Ratings Türkiye Analisti Erich Arispe Morales, Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendirdi. CNBC-e’ye konuşan Morales şunları şöyledi:

“Hükümetin politika kararları, vergi ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, tavsiyede bulunmuyoruz. Maliye politikasına ilişkin mevcut odak noktamız, geçen ay açıklanan harcama kısıtlama tedbirlerinin ve potansiyel gelir tedbirlerinin merkezi yönetim açığını ne ölçüde düşüreceği ve Merkez Bankası’nın daha sıkı politika duruşuyla tutarlılığı artırarak enflasyonu kontrol altına alma hedefini ne ölçüde destekleyeceğidir.

Kredi rating derecelendirme perspektifimizden bakıldığında kamu maliyesi, düşük borç seviyeleri (GSYH’nin %30’u), güçlü gelir tabanı, yönetilebilir borç amortismanları ve iyileşen finansman koşulları sayesinde emsallerine göre güçlü kalmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin makroekonomik senaryosuna ilişkin Haziran güncellememizde, iç talebin dirençli seyri ve özellikle Nisan ayında gözlenen beklenenden güçlü enflasyon ivmesi nedeniyle Mart ayında %40 olan 24 yıl sonu enflasyon tahminimizi %43’e yükselttik. Haziran ayındaki para politikası kararında da vurgulandığı üzere, Merkez Bankası’nın sıkı politika duruşunu sürdürmekte kararlı olduğunu düşünüyoruz.

Sonuç olarak, TCMB’nin ana politika faizini sadece yıl sonunda 250 baz puan indirmesini bekliyoruz. Politika yapıcıların önündeki zorluk, enflasyonu benzer ülkelerle karşılaştırılabilir seviyelere indirmek için genel olarak sıkı bir politika duruşunu uzun bir süre devam ettirmektir.”

TL cazibesini artırdı

Öte yandan HSBC Stratejistleri Myrat Toprak ve Charlotte Ong tarafından kaleme alınan raporda enflasyondaki yavaşlamanın TL’nin cazibesini artırdığı belirtildi.

Haziran enflasyonunun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türk Lirası için pozitif olduğunu kaydeden stratejistler “Para politikası ve kredibilite perspektifinden bakılınca Haziran enflasyon verisi oldukça olumlu” değerlendirmesini yaptı.

Verinin Türk Lirası için de olumlu olduğu belirtilen raporda TCMB anketinde yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 43,5 olduğu hatırlatılarak “Enflasyon beklentilerinde olası aşağı yönlü revizyonla birlikte ileriye dönük reel faizlerin yükselmesi ve liranın cazibesinin daha da artması muhtemel” ifadesine yer verildi.

Raporun sonuç kısmında ise şu ifadeler yer aldı; “Haziran ayında olduğu gibi aylık enflasyonda ılımlı artış gelecek aylarda da sürerse reel faiz dinamikleri de iyileşmeye devam edecek. Yılın ikinci yarısında politika yapıcılar Dolar / TL’nin stabil seyretmesinden yana da olsa da lira reel anamda daha ılımlı biçimde değerlenebilir.”

Paylaşın

Erdoğan Astana’da: İsrail’in Durdurulması Lazım

Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuşan Erdoğan, “16 binden fazla masum çocuğun altında can verdiği yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır. Gazze’deki yıkıma son verilmesi için İsrail’in durdurulması lazım” dedi ve ekledi:

“İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım, bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor… Karamsarlığa kapılmadan küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler var. Türkiye olarak güçlünün haklı olduğu değil haklının güçlü olduğu, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz.

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Amacımız, insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir… Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20’inci iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Astana’da Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

Aziz kardeşim Tokoyev’e nazik davetleri için teşekkür ediyorum. Zirve için belirlenen “Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Arayışı’nda Çok Taraflı Diyalogun Güçlendirilmesi” teması son derece isabetli olmuştur. Kural temelli uluslararası sistemin sütunlarının sarsılmakta olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Terörizm, İslam ve yabancı düşmanlığı, düzensiz göç, iklim değişikliği, enerji ve gıda güvenliği ile tedarik zincirlerindeki aksamalar gibi meydan okumalar, yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddetini artırıyor. Bunun en son ve acı örneği hepimizin gözleri önünde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında sergilenmektedir.

16 binden fazla masum çocuğun altında can verdiği yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır. Gazze’deki yıkıma son verilmesi için İsrail’in durdurulması lazım. İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım, bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor.

Karamsarlığa kapılmadan küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler var. Türkiye olarak güçlünün haklı olduğu değil haklının güçlü olduğu, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz. Amacımız, insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir.

Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20’inci iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı.

Türkiye terörün kanlı yüzünü çok iyi tanıyan bir ülkedir. Terörizmin farklı biçimleri ile 40 yıldır mücadele ediyoruz. Terörle mücadele tecrübemiz uluslararası işbirliğinin elzem olduğunu gösteriyor. 4 milyondan fazla yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapıyoruz. Uluslararası toplumunda sorumluluk bilinci ile hareket etmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Yeniden Asya girişimimizle Asya ile ilişkilerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

“Asya ile yakınlaşmak istiyoruz”

Erdoğan, Astana’daki temasları kapsamında, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Zirvenin yapıldığı Bağımsızlık Sarayı’ndaki görüşme, basına kapalı gerçekleştirildi. Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yer aldı.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Erdoğan, şunları ifade etti: “Yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddeti artıyor. Bunun en önemli örneği Gazze’de. Yaklaşık 40 bin masum hayatını kaybetti. Bu yıkımın önlenmesi için İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesin ilan edilmesi gerekiyor.

İsrail üzerinde uluslararası baskıların artması lazım. Küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıran, barış, güvenlik, refah üreten uluslararası bir sistemin kurulması için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz… Bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmek istiyoruz.

Türkiye, terörizmin PKK, PYD, FETÖ gibi yüzleriyle 40 yıldır mücadele ediyor. Bu kapsamda Şangay İşbirliği Teşkilatı’yla koordinasyonumuzu daha çok güçlendirmeye hazırız. Türkiye olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler de dahil olmak üzere 4 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz.

İnsani yardımlar bu sorunlarda temel araçlardan biri. Uluslararası toplumun ilkeli bir mensubu olarak, Türkiye önemli bir güç çarpanıdır. Asya ile ilişkilerimiz her alanda yarar ekseninde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu teşkilatla ilişkilerimizi geliştirmeye önem veriyoruz.”

Paylaşın

Brüt Rezervlerde Bir Hafta 4,7 Milyar Dolarlık Erime

28 haziran ile biten haftada Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri 142,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın bir önceki hafta brüt rezervleri 147,6 milyar dolar düzeyindeydi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan, yurt dışında yerleşik kişiler piyasa fiyatı ve kur hareketlerinden arındırılmış verilerle yurt dışında yerleşikler 679,5 milyon dolarlık tahvil sattı. Söz konusu miktar 26 Mart 2021 tarihinden itibaren en büyük çıkış olarak kaydedilirken seçimden sonra tahvilde görülen ilk çıkış oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlar 28 Haziran haftasında 18,3 milyar TL düşüş kaydetti. Son düşüşle birlikte kur korumalı mevduatların büyüklüğü 2 trilyon 14 milyar TL oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 28 haziran ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Açıklanan verilere göre, bankanın brüt rezervleri 142,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın bir önceki hafta brüt rezervleri 147,6 milyar dolar düzeyindeydi.

Aynı haftada net rezervlerde de gerileme gözlemlendi. Verilere göre, ilgili haftada net rezervler 39,4 milyar dolar oldu. Net rezervler önceki haftada 44,85 milyar dolar seviyesindeydi. Swap hariç net rezervler ise aynı haftada 12,7 milyar dolardan 11,6 milyar dolara düştü.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan, yurt dışında yerleşik kişiler piyasa fiyatı ve kur hareketlerinden arındırılmış verilerle yurt dışında yerleşikler 679,5 milyon dolarlık tahvil sattı. Söz konusu miktar 26 Mart 2021 tarihinden itibaren en büyük çıkış olarak kaydedilirken seçimden sonra tahvilde görülen ilk çıkış oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlar 28 Haziran haftasında 18,3 milyar TL düşüş kaydetti. Son düşüşle birlikte kur korumalı mevduatların büyüklüğü 2 trilyon 14 milyar TL oldu.

Kur korumalı mevduatlarda son olarak şirketlere yönelik vergi avantajının bitmesiyle gerilemenin devamı da bekleniyor. Yeni bir karar alınmadığı takdirde kur korumalı mevduat (KKM) ve katılım hesaplarına uygulanan kurumlar vergisi istisnası 1 Temmuz itibarıyla sona erdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Döviz cinsinden kur korumalı mevduatta şirketlerin vergi avantajının Temmuzda yenilenmeyeceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Özel Ve Özdağ’dan Ortak Açıklama: Sığınmacılar Vurgusu

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, Kayseri’de yaşanan gerilime ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, “Bugün Türkiye’nin çözmesi gereken bir sığınmacı sorunu var” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Zafer Partisi heyetinde, Zafer Partisi Genel Sekreteri Cezmi Polat, Zafer Partisi Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu, Zafer Partisi Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Murat Yıldız, Zafer Partisi Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan yer aldı.

CHP lideri Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftci, Gamze Taşcıer ve Aylin Nazlıaka eşlik etti.

Özgür Özel ve Ümit Özdağ, görüşmenin ardından kameraların karşısına geçerek açıklama yaptı. Özel, sığınmacılarla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin düzensiz göç, kaçak göçmen sorunu vardır ve bu sorunun çözülmesi için CHP olarak en kuvvetli inisiyatifi alacağımızı bu seçim süreci bittikten sonra söyledik. Zamanında ‘Esad’la görüşün’ dediğimizde bize dediğini bırakmayanlar şimdi tekrar ‘tatil yapabiliriz’ noktasına geldiler. Ben Beşar Esad’la görüşmenin sağlanması, Suriye’nin istikrara kavuşması ve sığınmacıların her birisinin AB’nin de elini taşın altına sokarak gitmesini tüm muhataplarımızla görüşüyoruz.

Yarın Başbağlar’dan sonra Bükreş’e uçacağım. Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi ve Sosyalist Enternasyonel’de birlikte çalıştığımız liderlerin her birisine daha önce büyükelçilerine söylediğim ve bir yemekte ifade ettiğim konuyu bu sefer Sosyalist Entarnasyonel marjında bir kez daha bu sorunun çözümüne ilişkin olarak siyasi irade ve kararlılığımızı ifade etmek durumundayım.

Bunun yanında sayın genel başkanımızın yasama faaliyetleri noktasında, maalesef biz çok isteriz biz tüm siyasi partilerin mecliste temsil ediliyor olmasını. Bununla ilgili de “Türkiye vekilliği” olmak üzere önerilerimiz var. Yüzde kaç alırsa oy en az o kadar milletvekiliyle, 100 milletvekilinin partilerin genel oyu üzerinden belirlenmesi ve seçim barajlarının temsiliyete engel olmaması yönünde. Zaten sıfır barajı savunan tüm partilerin eşit bir şekilde hazine yardımından istifade etmesi gerektiğini savunan bir siyasi partiyiz

Özdağ, Milli Takım futbolcusu Merih Demiral’in galibiyet sonrası yaptığı Bozkurt işaretine ilişkin olarak, “Bu Türk milletinin 2 bin yıldan beri işareti. Bozkurtla karşılaşanlar birbirlerine Türk olduklarını göstermek için Bozkurt yaparlar. Herhangi bir siyasi partiyle ilgisi yok. Bence Alman devletinin bozkurt yapanlarla değil, Hitler işareti yapanlarla uğraşması daha isabetli olur” dedi.

Özgür Özel de, “Gol sevincini yaşarken kullandığı bu işaretten dolayı böyle bir soruşturmayı doğru bulmadığımızı dün de ifade ettik. Ama bu tartışmayı köpürtmek, büyütmek ve bir siyasi çekişme noktasına getirmeye çalışmak başta Milli Takım’a zarar verir, herkesin bu konuda duyarlı davranması gerekiyor.

Bu işaret konusunda özgürlükçü olmak lazım sıkıntı yok ama bundan birkaç yıl önce bir genç futbolcumuz bu sefer zafer işareti yapınca bugün bu işaretin özgürlüğünü savunanlar tarafından linç edilmişlerdi. Onları kendi tutarlılıkları açısından kendilerini sorgulamaya davet etmek lazım. Yoksa futbolcumuzun yaptığı işaretten ziyade oynadığı güzel futbol hepimize yaşattığı gurur yönünden değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Tekrarlayan Polikondrit Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Tekrarlayan polikondrit, vücuttaki kıkırdakların tekrarlayan iltihabı ile karakterize nadir görülen bir dejeneratif hastalıktır. Kıkırdağın bozulması, kıkırdağın bulunduğu vücudun herhangi bir yerini etkileyebilir.

Haber Merkezi / Kulaklar, gırtlak ve trakea “gevşek” hale gelebilir ve burun köprüsü “eyer burun” şekline çökebilir. Aort kalp kapağı da etkilenebilir.

Tekrarlayan polikondritin belirtileri genellikle bir veya iki kulağın kıkırdağında ani ağrı, hassasiyet ve şişlik başlangıcıyla başlar. Bu iltihap dış kulağın etli kısmına yayılarak daralmasına neden olabilir. Ataklar azalmadan önce birkaç günden haftalara kadar sürebilir. Orta kulak iltihabı östaki borusunun tıkanmasına neden olabilir. Tekrarlayan ataklar işitme kaybına yol açabilir.

Nazal kondrit, burun köprüsündeki kıkırdakların çökmesi sonucu, eyer burun deformitesi, burun tıkanıklığı veya dolgunluk ve kabuklanma ile kendini gösterebilir. Hem büyük hem de küçük eklemlerde iltihaplanma meydana gelebilir. Ağrı ve şişliğin klasik semptomları artrit semptomlarına benzerdir.

Gırtlak kıkırdağı ve bronşların etkilenmesi nefes alma ve konuşmada zorluk yaratabilir. Kalp kapakçıklarında anormallikler görülebilir. Tekrarlayan polikondrit böbrek iltihabına ve fonksiyon bozukluğuna da neden olabilir.

Tekrarlayan polikondritin kesin nedeni bilinmemektedir. Bir otoimmün hastalık olduğu düşünülmektedir. Otoimmün bozukluklar, vücudun “yabancı” veya istilacı organizmalara (örneğin, antikorlar) karşı doğal savunmalarının bilinmeyen nedenlerle sağlıklı dokuya saldırmaya başlamasıyla oluşur.

Bazı vakalar, kan hücreleri (serum antikorları), bir tiroid proteini (tiroglobulin), organ duvarı (parietal) hücreleri, adrenal hücreler veya tiroid tarafından anormal reaksiyonlarla ilişkilendirilebilir. Tekrarlayan polikondritin semptomları, otoantikorlar insan kıkırdağına saldırdığında ortaya çıkabilir.

Bazı araştırmacılar, tekrarlayan polikondritin, ciltte ve bağ dokusunda bulunan normal bir madde olan tip II kolajene karşı oluşan immünolojik duyarlılıktan kaynaklanabileceğini düşünmektedir.

Tekrarlayan polikondritin tedavisi genellikle kortikosteroid ilaçların (örneğin prednizon), aspirinin ve dapson ve/veya kolşisin gibi steroid olmayan anti-inflamatuar bileşiklerin uygulanmasını içerir.

Aşırı durumlarda, siklofosfamid, 6-merkaptopurin ve azatioprin gibi bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar önerilebilir. En şiddetli vakalarda kalp kapakçıklarının değiştirilmesi veya çökmüş hava yolları için solunum tüpü takılması (trakeotomi) gerekebilir.

Paylaşın

Bilateral Renal Agenezis Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Bilateral Renal Agenezis, doğumda her iki böbreğin de yokluğudur. Fetüste böbreklerin gelişmemesiyle karakterize genetik bir bozukluktur. Böbreklerin bu yokluğu, hamile bir kadında amniyon sıvısının eksikliğine neden olur.

Haber Merkezi / Normalde amniyon sıvısı, gelişmekte olan fetüs için bir yastık görevi görür. Bu sıvının miktarı yetersiz olduğunda, fetüsün sıkışması meydana gelebilir ve bu da bebeğin daha fazla malformasyonuna neden olabilir.

Bu bozukluk, özellikle bir böbreğin yokluğu (tek taraflı renal agenezi) olan bir ebeveynden doğan bebeklerde daha yaygındır. Çalışmalar, tek taraflı renal agenezi ve bilateral renal agenezi’nin genetik olarak ilişkili olduğunu kanıtlamıştır.

İki taraflı böbrek agenezisi, bir bebekte böbreklerin ve idrarın olmamasıyla karakterizedir. Yüz genellikle geniş aralıklı gözlerden; “papağan gagası” burundan; geri çekilmiş çeneden ve kıkırdak eksikliği olan büyük, alçak kulaklardan oluşur.

Diğer semptomlar arasında aşırı ve susuz cilt, her gözün köşesinde belirgin bir kıvrım, daha büyük bir bebeğin yüz ifadesi ve el ve ayaklarda deformiteler yer alabilir.

Prematüre doğum, makat doğum ve orantısız düşük doğum ağırlığı genellikle bilateral renal agenezi ile ilişkilidir. Bebekte ayrıca kızlarda uterus ve üst vajinanın yokluğu veya erkeklerde seminal veziküllerin ve spermatik kanalın yokluğu gibi birden fazla malformasyon da olabilir.

Rektum, özofagus ve duodenumun yokluğu gibi gastrointestinal malformasyonlar da görülebilir. Semptomlar ayrıca yalnızca tek bir göbek arterinin varlığını ve vücudun alt kısmında ve alt ekstremitelerde büyük deformiteleri içerebilir.

Bilateral renal agenezis otozomal dominant genetik bir bozukluktur. Klasik genetik hastalıklar da dahil olmak üzere insan özellikleri, biri babadan diğeri anneden alınan iki genin etkileşiminin ürünüdür.

Dominant bozukluklarda, hastalık geninin tek bir kopyası (anneden veya babadan alınan) diğer normal geni “baskınlaştırarak” ifade edilir ve hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Hastalığın etkilenen ebeveynden yavruya geçme riski, ortaya çıkan çocuğun cinsiyetinden bağımsız olarak her gebelik için %50’dir.

Bilateral böbrek agenezi, en azından bir ebeveynde böbrek malformasyonu veya böbrek yokluğu (unilateral böbrek agenezi) olduğunda ortaya çıkma eğilimindedir. Bilateral böbrek agenezisi tedavisi semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

Böbrek Hücreli Karsinom Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Renal hücreli karsinom, bir böbrek kanseri türüdür. Renal hücreli karsinomlu bazı hastalarda semptom görülmez (asemptomatik). Semptomlar mevcut olduğunda, idrarda kan; kahverengi veya pas renginde idrar; karın ağrısı; kilo kaybı; erkek bir hastada bir testisin büyümesi veya testiste varisli damarlar (varikosel); ateş; zayıf, yetersiz beslenmiş görünüm; görme bozuklukları; ve yüksek kan basıncı görülebilir. Sendromun en yaygın özelliği idrarda kan bulunmasıdır (hematüri).

Haber Merkezi / Renal hücreli karsinom, nadir de olsa, yetişkinlerde bulunan en yaygın böbrek kanseri türüdür. Genellikle bir şeylerin ters gittiğinin ilk işareti idrarda kan görülmesidir. Diğer belirtiler arasında yan ağrısı ve muayene eden doktor tarafından hissedilebilen karın kitlesi yer alabilir. Renal hücreli karsinomun diğer belirtileri arasında yüksek tansiyon (hipertansiyon), anemi, anormal karaciğer fonksiyonu ve ateş yer alabilir. Bazen belirtiler kanser vücudun başka bir yerine, genellikle lenf düğümlerine, akciğerlere veya uzun kemiklere yayılana kadar ortaya çıkmaz.

En yaygın tanı yöntemi BT taramaları veya sonografi kullanımıdır. Hastalığın erken evrelerde teşhis edilmesi, hızlı tedavinin başlayabilmesi için çok önemlidir. Evreleme, kanserin yayılıp yayılmadığını ve nereye yayıldığını belirlemek için çok önemli bir sistemdir. Evreleme 1’den 4’e doğru ilerler:

Evre 1, tümör böbrek dokularıyla sınırlı olduğunda ortaya çıkar; Evre 2, tümör böbreğin yağ veya böbrek üstü dokularını içerdiğinde ortaya çıkar; Evre 3, böbreğin damarlarında veya vena kavasında tümör olduğunda, tümör bölgesel böbrek düğümlerine yayıldığında veya tümör lenf düğümlerini ve böbrek damarlarını veya vena kavasını tuttuğunda ortaya çıkar; Evre 4, tümör diğer organlara (karaciğer, kolon, pankreas veya mide) yayıldığında veya vücuttaki uzak bölgelere yayıldığında ortaya çıkar.

Renal hücreli karsinomun kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak sigara içme geçmişi bu hastalığın gelişme riskini artırır. Von Hippel-Lindau hastalığı, at nalı böbrek, erişkin polikistik böbrek hastalığı ve böbrek yetmezliği olan hastalar da renal hücreli karsinom geliştirmeye daha yatkındır.

Son araştırmalar, kromozom 3’ün kısa kolundaki iki genin (yani, PRC ve TFE 3) bu belirli kötü huylu tümör türünün gelişiminde rol oynayabileceğini öne sürüyor. Bu böbrek kanseri türü aynı ailenin birkaç üyesinde gelişmiştir ve bilim insanlarını hastalığın genetik bir formu veya belki de renal hücreli karsinom geliştirmeye yönelik genetik bir yatkınlık olabileceğine inandırmıştır. Ancak, hastalığın tam olarak nasıl kalıtıldığı hala bilinmemektedir. VHL olarak bilinen başka bir gen de böbrek kanseriyle ilişkilendirilmiştir. Böbrek hücreli karsinom akciğerlere ve diğer organlara kolayca yayılır (metastaz yapar).

Renal hücreli karsinomun tanısında genellikle bilgisayarlı tomografi (BT) ve abdominal ultrasonografi (USG) olmak üzere görüntüleme çalışmaları kullanılır. Kan ve idrar testleri de yardımcı olabilir. Sorafenib (Nexavar) ilacı, 2005 yılında ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından ileri böbrek hücreli karsinomun tedavisi için onaylandı. Nexavar, Onyx Pharmaceuticals ve Bayer Pharmaceutical Corporation ortaklığıyla geliştirildi.

Böbrek kanseri tedavisi genellikle böbreğin tamamının veya bir kısmının cerrahi olarak çıkarılmasını (nefrektomi) içerir. Bu ayrıca mesanenin veya çevreleyen dokuların çıkarılmasını da içerebilir. Hormon tedavileri bazı durumlarda tümörün büyümesini azaltabilir. Kemoterapi de kullanılabilir.

Proleukin (interleukin-2 [IL-2]) 1992 yılında FDA tarafından renal hücreli karsinomun tedavisi için onaylanmıştır. İlaç, genellikle kanserin yayılmış olabileceği (metastatik) bölgelerdeki tümör büyümesini yavaşlatmak için ameliyattan (nefrektomi) sonra verilen bir anti-tümör ajanıdır. Afinitor® (everolimus) tabletleri, 2009 yılında ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından Sutent® (sunitinib) veya Nexavar® (sorafenib) tedavisi başarısız olduktan sonra ileri böbrek hücreli karsinomlu (RCC) hastalar için onaylandı.

Paylaşın

Rusya Ve Çin’den Batı’ya Karşı İttifak Çağrısı

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) üyelerini, “soğuk savaş mantığıyla hareket ediyorlar” diye eleştirdiği Batı ülkelerine karşı, “birleşmeye ve dış müdahalelere direnmeye” çağırdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Avrasya’da yeni bir “iş birliği mimarisi” kurma önerisini yineleyerek, bunun “modası geçmiş ve sadece belirli devletlere fayda sağlayan” Avrupa-Atlantik merkezli sisteme alternatif oluşturacağını belirtti.

Belarus’un katılmasıyla üye sayısı 10’a çıkan Şanghay İş Birliği Örgütü’nün (ŞİÖ) Kazakistan’ın başkenti Astana’da devam eden toplantıları sona erdi. Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Pakistan’ın da aralarında bulunduğu üye ülke liderleri, burada yaptıkları konuşmalarda iş birliğini artırma niyetlerini tekrar etti.

Zirvenin ikinci ve son gününde konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ŞİÖ üyelerini, “soğuk savaş mantığıyla hareket ediyorlar” diye eleştirdiği Batı ülkelerine karşı, “birleşmeye ve dış müdahalelere direnmeye” çağırdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Avrasya’da yeni bir “iş birliği mimarisi” kurma önerisini yineleyerek, bunun “modası geçmiş ve sadece belirli devletlere fayda sağlayan” Avrupa-Atlantik merkezli sisteme alternatif oluşturacağını belirtti.

Ukrayna Savaşı’nın sorumluluğu ile ilgili olarak bir kez daha Batıyı suçlayan Putin, Kiev ve Batı’nın, Moskova’nın koşullarında masaya oturmayı kabul etmesi halinde çatışmaları durdurmaya hazır olduğunu dile getirdi. Putin ayrıca ŞİÖ ortakları arasında dolar yerine yerel parayla ticaretin yaygınlaştığını ifade ederek, bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rus lider ayrıca, grup olarak yeni bir ödeme sistemi geliştirilmesini de önerdi.

Rusya, Ukrayna Savaşı sebebiyle Batı’nın uyguladığı yaptırımlardan dolayı, küresel ödeme yöntemi olan SWIFT mekanizmasının dışında bırakılmış durumda.

Vladimir Putin konuşmasında, ŞİÖ ve benzer oluşumlara işaret ederek, “Çok kutuplu bir dünya gerçeğe döndü. Giderek daha fazla ülke adil bir düzeni destekliyor ve kendi geleneksel değerlerini savunuyor” dedi.

Erdoğan, Putin ve Şi ile görüştü

Türkiye üyesi olmadığı ŞİÖ toplantılarına “diyalog partneri” olarak katılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Astana temasları kapsamında bugün Çin lideri Şi Cinping ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile bir araya geldi.

Erdoğan dün de Rusya lideri Putin ile ikili görüşme gerçekleştirmiş, toplantıda Suriye ve Ukrayna konularının ele alındığı açıklanmıştı. Astana’daki zirvenin tamamlanmasıyla ŞİÖ dönem başkanlığı Kazakistan’dan Çin’e geçti.

Bu arada Astana’daki zirveye katılmayan Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin 8-9 Temmuz’da Rusya’nın başkenti Moskova’yı ziyaret edeceği açıklandı. Daha önce duyurulan söz konusu ziyaretin tarihi bugüne dek net değildi.

Bölgesel rakipler olan Çin ve Hindistan, Batı yaptırımlarının ardından Rus petrolünün en büyük alıcıları haline geldi. Aynı zamanda ABD ile de yakın ilişkileri bulunan Hindistan, şu ana kadar Rusya’yı Ukrayna işgalinden ötürü kınamaktan kaçındı.

Moskova’ya son ziyaretini 2015 yılında yapan Modi, 2019 yılında Rusya’nın doğusundaki Vladivostok şehrinde resmi temaslarda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

6 Ayda 205 Kadın Erkekler Tarafından Öldürüldü

2024 yılının ilk 6 ayında 205 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2021 yılının ilk 6 ayında 131, 2022 yılının ilk 6 ayında 164, 2023 yılının ilk 6 ayında 147 kadın erkekler tarafından öldürülmüştü.

Haber Merkezi / 205 kadından 65’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 12’si ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesi ile, 13’ü diğer bahanelerle öldürüldü.

Öldürülen 205 kadının 86’sı evli olduğu erkek, 22’si birlikte olduğu erkek, 20’si eskiden evli olduğu erkek, 19’u babası, 15’i tanıdığı biri, 11’i eskiden birlikte olduğu erkek, 10’u akrabası, 9’u oğlu, 4’ü tanımadığı biri, 3’ü kardeşi tarafından öldürülmüştür. 5 kadının failinin yakınlığı tespit edilemedi.

Kadınların 117’si evinde, 46’sı sokakta, 7’si arabada, 5’i ıssız yerde, 4’ü işyerinde, 4’ü kamusal alanda, 3’ü otelde, 3’ü arazide, 2’si eğlence mekanında, 2’si bunların dışında bir yerde öldürülmüştür. 12 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 2024 yılının ilk 6 ayında kadın cinayetleri raporunu açıkladı. Buna göre; 2024 yılının ilk 6 ayında 205 kadın cinayeti işlendi, 117 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 205 kadından 65’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 12’si ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesi ile, 13’ü diğer bahanelerle öldürüldü. 114’ünün ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Öldürülen 205 kadının 86’sı evli olduğu erkek, 22’si birlikte olduğu erkek, 20’si eskiden evli olduğu erkek, 19’u babası, 15’i tanıdığı biri, 11’i eskiden birlikte olduğu erkek, 10’u akrabası, 9’u oğlu, 4’ü tanımadığı biri, 3’ü kardeşi tarafından öldürülmüştür. 5 kadının failinin yakınlığı tespit edilemedi.

Kadınların 117’si evinde, 46’sı sokakta, 7’si arabada, 5’i ıssız yerde, 4’ü işyerinde, 4’ü kamusal alanda, 3’ü otelde, 3’ü arazide, 2’si eğlence mekanında, 2’si bunların dışında bir yerde öldürülmüştür. 12 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilemedi.

Öldürülen kadınların 120’si ateşli silahlarla, 64’ü kesici aletle, 11’i boğularak, 3’ü boğularak, 2’si yakılarak, 1’i yüksekten atılarak öldürüldü. 4 kadının öldürülme şekli bilgisi tespit edilemedi.

Paylaşın