Kıyafet Seçmekte Zorlanıyor Musunuz? Beş İpucu

Hayat çoğu zaman bitmeyen bir kararlar dizisi gibi hissedilebilir. Herhangi bir sabah, kendinizi gardırobunuza bakarken, giyinmek için gereken kararların genişliği karşısında donmuş bir halde bulabilirsiniz.

Haber Merkezi / Sonra gardırobunuzdaki pantolonları, ayakkabıları ve ceketleri birbiriyle eşleştiriyorsunuz. Karar verme sürecinizi kolaylaştırmanıza ve güne güvenle başlamanıza yardımcı olacak beş ipucu:

Önceden planlayın:  Kıyafet kaygısıyla mücadele etmenin en etkili yollarından biri giyilecek kıyafetlerin önceden planlanmasıdır. Bu yaklaşım size değerli dakikalar kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda giyeceğiniz kıyafetleri görme fırsatı da verir.

Kapsül gardırop oluşturun: Kapsül gardırop, çok yönlü parçalardan oluşan sınırlı bir seçkiden oluşur. Bu strateji, nicelikten çok niteliğe odaklanmanızı teşvik ederek, fazla düşünmeden şık kıyafetler bir araya getirmenizi kolaylaştırır.

Vücudunuzun şeklini ve stilini anlayın: Vücut şeklini bilmek, kıyafet seçimleri yapmak için çok önemlidir. Üzerinizde neyin yakıştığını anladığınızda, seçenekleri hızla eleyebileceksiniz.

Kıyafet formüllerini kullan: Kıyafet formülleri, birlikte iyi göründüğünü bildiğiniz giyim kombinasyonlarıdır. Örneğin, klasik bir kıyafet formülü “blazer, bluz ve özel dikim pantolon” veya “gündelik elbise, kot ceket ve bilekte bot” olabilir.

Aklınızda birkaç temel kıyafet formülü olması, seçimlerinizi sorgulamadan hızlı şekilde iyi bir görünüm oluşturmanıza yardımcı olabilir. 

Dolabınızı düzenleyin: Bazen gardırop kararsızlığı, sadece çok fazla dağınıklığın bir sonucudur. Dağınık bir gardırop, neye sahip olduğunuzu görmeyi zorlaştırabilir ve kararsızlığa yol açabilir.

Gardırobunuzu düzenlemek, artık uymayan, modası geçmiş veya sizi iyi hissettirmeyen eşyalardan kurtulmak için zaman ayırın. Giysilerinizi kategoriye, renge veya mevsime göre düzenleyin, böylece ihtiyacınız olanı kolayca bulabilirsiniz.

Düzenli, iyi organize edilmiş bir gardırop, karar verme sürecini daha hızlı ve daha keyifli hale getirebilir.

Paylaşın

Duygusal Aldatma Nedir? Sekiz Belirtisi

Duygusal aldatma, bir kişinin ilişkisi olduğu kişinin dışında biriyle, duygusal bir bağ kurması olarak tanımlanabilir. Bu tür aldatma, fiziksel etkileşimlerden daha çok duygusal etkileşimlerle ilgilidir.

Haber Merkezi / Duygusal aldatmanın belirtilerini sıralamadan önce nedenleri sıralamakta fayda var:

İlişkide tatminsizlik,
İlişkide çatışma,
Güvensizlik,
Dışa dönük kişilik,
Stres,
Duygusal yakınlık talebi,
Partnere kızmak.

Duygusal aldatmanın belirtilerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:

Artan gizlilik: Siz ve partneriniz arasında gizlilik ve mahremiyet konusunda artış varsa, bu bir şeylerin yolunda olmadığının sinyalini verir: Telefonun daha fazla korunmaya alınması veya  bilgisayar şifrelerinin açıklama yapılmadan değiştirmesi gibi…

Sosyal medyada harcanan zaman: Partnerinizin sosyal medyayı ne kadar kullandığını takip etmek, partnerinizin duyguları hakkında ipuçları verebilir. Eğer, partneriniz daha önce olmadığı kadar sosyal medyada zaman harcıyorsa, bu başka bir duygusal ilişkiye yatırım yaptığı anlamına gelebilir.

Belirli bir kişinin sıkça anılması: Partneriniz, belirli bir kişiden sık sık bahsetmeye başladığında, özellikle aşırı samimi, bu duygusal aldatmanın bir işareti olabilir.

Savunmacı davranışlar: Savunmacı davranış duygusal aldatmaya işaret edebilir. Bu, siz ve partneriniz arasında duygusal mesafeyi artırabilir ve açık iletişimi engelleyebilir.

Duygusal geri çekilme: Duygusal geri çekilme, duygusal aldatmanın yaygın bir işaretidir. Duygusal geri çekilme, siz ve partneriniz arasındaki bağın aşınmasına işaret eder.

Yakınlık eksikliği: Yakınlık eksikliği duygusal aldatmanın başka bir işareti olabilir.

Duygusal mesafe: Duygusal mesafe, partnerinizin duygusal enerjisini ve dikkatini sizin dışında birine yönelttiğinde ortaya çıkar.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Siyasetin Hala İçindeyim” Mesajı

“Tekrar genel başkan adayı olacak mısınız?” sorusuna yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben parlamentoya girdiğimde genel başkan olma düşüncem yoktu. Delegeler istediği için oldum” dedi ve ekledi:

“Delegeler derse ki ‘Gelmen lazım arkadaş’, görev verirlerse o zaman düşünürüm. Genel başkanlığın sorumluluğu fazladır, kolay değildir. Genel başkan tartışmalarının dışında kalmak istiyorum. Partinin delegeleri vardır. Parti kendi geleceğini belirleyecektir.”

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekol TV’de Armağan Çağlayan’a gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özel bir suçlama getirmek istemiyorum. Ama 6 lider beraber yola çıktıysa ve oy birliği ile karar alacağız diye konuştuysak, liderlerin sözlerini tutması gerekiyordu. Ama bu olmadı. Anketler kazanacağımızı söylüyordu. Ama süreç benim de düşünmediğim şekilde ciddi bir sürece uğradı.

Çok büyük saldırılara muhatap oldum. Ama saldırılara karşı “Ne derseniz deyin biz buradayız” mesajı vermek istedim. Benim kişisel kararımdı. Reklamcıların değil.

Biz muhalefetiz. Ne demek normalleşme? Gerekirse masaya elinizi vuracaksınız. Biz gidip Erdoğan’a yalvardık mı? Emekliye ikramiyeyi mücadele ederek aldık. Biz gidip de Erdoğan’a “Beyefendi 3600 ek gösterge verir misiniz?” diye ricada mı bulunduk? EYT’liler için ricada mı bulunduk? STK ayrı ana muhalefet partisi ayrıdır.

Yasalar bizi muhalefet partisi olarak tanımlıyor. Neyin yumuşaması? ülke ateş çemberinde değil mi? Buyrun bakın. Emekliye sorun “Geçinebiliyor mu?” diye. İnsanın hakkını arama mücadelesi bir hak mücadelesidir. Bu mücadeleyi verirseniz siz siyasal olarak görevinizi yapmış olursunuz. Yaptıracaksın, siyaset budur. Rica ederek değil.

Onların evlatları askerlik yapmadı, benim evladım gitti yaptı. Ama ben vatan hainiyim onlara göre. AK Parti’li seçmenlerimize seslenmek istiyorum. Adaletin gelmesini ne zamana kadar bekleyeceksiniz?

Fakirin boğazını sıkarak, işçinin, çiftçinin boğazını sıkarak önlem alıyorsunuz. Bu üreticinin üretmemesi demektir. Bursa’da domates üreticileri eylem yapıyorsa bu ne demektir? Sözleşme olmasına rağmen domates üreticisi malını satamıyor. İktidar kanadından ses çıkıyor mu? Hayır. Mercimekten buğdaya kadar dışardan geliyor. Bunların yatacak yeri var mı?

Doğrudan Erdoğan’dan gelen görüşme talebi yok. Ama olursa kabul etmeyeceğimi söyledim. Bu teklif birisi aracılığı ile geldi. Doğru bulmadım ve görüşmeyeceğimi ifade ettim… Bu süreçte o kadar çok yalan haberle karşılaştım ki. Bu insanlar bu yalan haberleri nasıl bu kadar uydurabiliyor? Çürüme başlayınca toplumun her kesimine yansıyor. Devletteki çürüme Türkiye’nin büyümesinin önündeki en büyük engeldir.

Düşünün 2 milyon dolarlık yolsuzluktan söz ediliyordu. Meclis Genel Kuruluna girerken kahramanlar gibi duruyor. Ya insanda utanma olur. Ar damarı çatlayınca böyle olur.

Yolsuzluk yapanların en üstünde tutulduğu bir sürece girdik. Hatta bir ilahiyatçı devletin yüzde 10 alabileceğini söylüyor. Kim daha çok çalarsa ona “Oh malı götürdü” deniyor. Bunları yaratan iktidardır. Dini alet ederek buraya kadar getirdi. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yolsuzluk, hırsızlık yaptığınız zaman “Helal olsun malı götürdü” şeklinde yorumlanıyor. Türkiye’nin burdan çıkması lazım. Çıkmazsa önümüzde büyük felaket var demektir.

Alt gelir grubundan toplanan paralar üst gruptaki bir avuç zengine gidiyor. “Nas var, faiz verdirmem” diyen adam şimdi dünyanın en yüksek faizini veriyor. Bunlarda din iman yok. Bunlar bir avuç çeteye çalışıyor. Devleti soyulacak organ gibi görürseniz olmaz. Kemal Tahir “Devlet Ana” der. Devlet, topluma hizmet eden organdır. Bunlar mal varlıklarının tamamını da yurt dışına götürüyor. Bu devleti soyduran zat sarayda oturan adam. Sarayda keyfi yerinde. Açlığı, yoksulluğu unuttu. Orada öyle bir şey yok.

Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret etmek, yazmak çok kolay, ‘Şunun bunun adamı’ demek çok kolay. Kılıçdaroğlu kimden bir kuruş aldı mı? Çoluğu çocuğa ile bu ülkede ne yaptı? Ben hiçbir zaman birilerine güzelleme de yapmadım. Doğruysa doğru deriz. Ben herkesi gayet iyi bilirim.

Dünyanın hangi parlamentosunda rüşvetçileri koruyan yasa çıkar? Bizden çıktı. Yolsuzluğa kol kanat geren bir parlamento vatandaşın hakkını korur mu? Hırsızın hakkını koruyorsunuz, çöp toplayan vatandaşın hakkını korumuyorsunuz. Sonra “Gazi Meclisi” diyorsunuz. Hayır değilsiniz.

Darbe hukukundan arınmayan bir devlet gerçek anlamda bir demokrasiyi yaşatamaz. 15 Temmuz’da da sivil darbe oldu. Her 15 Temmuz’da 10’ar dakika konuşma yapardık. Ama Erdoğan benim konuşmamı istemedi. Çünkü gerçekleri anlatıyordum. 15 Temmuz’un gerçekleri henüz aydınlatılmadı.

Devletin sahte videolar üretmesi ne demektir? Başkaları veya bir parti yapabilir. Ama bunu devlet yaparsa olmaz. Devletin organları bunu yaparsa olmaz. Erdoğan, “Montaj” vs diye geçiştiriyor. “Burada yasa dışılık var” deyip üzerine gitmiyor. Çünkü talimatı veren o.

Ona bir şey diyen olunca herkese talimat veriyor. Savcı, hakim herkes seferber olup insanlar gece evinden alınıyor. Bir kişi sahte videolar yaparak Cumhurbaşkanı olursa ne olur? Ahlaki açıdan meşruiyeti yoksa o konumda da meşruiyeti yoktur… Saray ve şürekasının ahlaki nerede? Beyefendinin görevi ahlakı yozlaştırmak. Bunu biliyoruz. Sahtekarlık yapıldığını kendisi de söylüyor. Allah söyletiyor.

Tekrar aday olacak mı?

Ben parlamentoya girdiğimde genel başkan olma düşüncem yoktu. Delegeler istediği için oldum. Delegeler derse ki ‘Gelmen lazım arkadaş’, görev verirlerse o zaman düşünürüm. Genel başkanlığın sorumluluğu fazladır, kolay değildir. Genel başkan tartışmalarının dışında kalmak istiyorum. Partinin delegeleri vardır. Parti kendi geleceğini belirleyecektir.”

Paylaşın

Türkiye’de Her Dört Çocuktan Biri Yoksul

22 milyon 206 bin çocuk bulunduğu Türkiye’de 5,4 milyon çocuk Aile Destek Programı’ndan yararlanıyor. Başka bir ifadeyle çocukların yüzde 25’i, yani her 4 çocuktan 1’i yoksulluk yaşıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’tan çocuk yoksulluğuna ilişkin itiraf niteliğinde açıklamalar geldi. Göktaş, yoksul olduğu gerekçesiyle Aile Destek Programı’ndan yararlanan 2,2 milyon hanedeki toplam çocuk sayısının 5,4 milyon olduğunu açıkladı. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 22 milyon 206 bin çocuk bulunuyor. Çocukların yüzde 25’i, yani her 4 çocuktan 1’i yoksulluk yaşıyor.

Mahinur Özdemir Göktaş, “Aile Desteği kapsamında yaklaşık 3,2 milyon hanemize 2,9 milyar TL, Çocuk Desteği kapsamında yaklaşık 2,2 milyon hanemize 5,4 milyon çocuk için yaklaşık 900 milyon TL, toplamda yaklaşık 3,8 milyar TL ödeme yapacağız” dedi.

2022 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tanıtılan Türkiye Aile Destek Programı’nda başlangıçta 2.5 milyon hane vardı. Hane sayısı bu yılın temmuz ayında 3.2 milyona yükseldi. Türkiye Aile Destek Programı bu yıl genişletilerek çocuk desteği de eklendi. Hak sahibi hanelerde bulunan çocuk sayısına göre, aylık 350 TL ile 650 TL arasında ödeme yapıldı.

Bakanlığın “Ailesinin yanında bakımı sağlanamayan ve yaşamlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken ailelerin çocukları” için yapılan Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) yararlanan çocuk sayısı da yıldan yıla arttı. 2020’de 129 bin 422 çocuk SED hizmetinden yararlanıyordu. 2023 yılı sonu itibarıyla 164 bin 995’e çıktı. 2024 yılı haziran sonunda sayı 171 bin 895’e yükseldi.

Paylaşın

Beşiktaş, Süper Lig’e Galibiyetle Başladı

Süper Lig’in ilk hafta maçında Samsunspor ile Beşiktaş, Samsun Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Beşiktaş, sahadan 2 – 0 galip ayrılarak, lige 3 puan ile başladı.

Haber Merkezi / Hakem Ali Şansalan’ın yönettiği karşılaşmada Beşiktaş’ın gollerini 31. dakikada Rafa Silva ve 36. dakikada Gabriel Paulista kaydetti.

Karşılaşmadan dakikalar

6. dakikada ani gelişen atakta Zeki Yavru’nun uzun pasında Moundilmadji, kaleci Mert Günok ile karşı karşıya kaldı. Çadlı oyuncu kaleci Günok’u geçerek boş ağlara topu gönderdi. Hakem Ali Şansalan, golü ofsayt gerekçesi ile iptal etti. 26. dakikada Samsunspor’un atağında ceza saha içindeki Holse’nin pasına Ntcham gelişine sert vurdu, kaleci Mert Günok kale çizgisi üzerinde topu yatarak kontrol etti.

31. dakikada Semih Kılıçsoy’un ara pasına hareketlenen Rafa Silva, ceza sahası içine girer girmez iki oyuncunun arasından, kaleci Okan Kocuk’un yanından topu ağlarla buluşturdu (1-0). 35. dakika Beşiktaş’ın atağında sağ kanattan Masuaku’nun ortasına altı pas içinde iyi yükselen Paulista, topu kafayla ağlara gönderdi (2-0).

56. dakikada ceza sahası sol çaprazında topa buluşan Masuaku’nun vuruşu direğin solundan az farkla auta gitti. 59. dakikada çalımlarla ceza sahasına kadar ilerleyen Bola’nun şutunda top direkten oyun alanına geri döndü. 65. dakikada Holse’nin içeri çevirdiği topta Marius’un volesi üstten auta çıktı.

77. dakikada Zeki’nin kullandığı serbest vuruşa kafasıyla dokunan Drongelen’in şutunu kaleci Mert güçlükle kurtardı. 85. dakikada Dimata’nın ayağını uzatan Ercan’ın şutunda top direğin sağından az farkla auta çıktı. 90+4. dakikada defansın arkasına atılan topa iyi hareketlenen Gedson’un şutunda top direğin sağından az fakla auta çıktı.

Stat: Samsun

Hakemler: Ali Şansalan, Murat Tuğberk Curbay, Hakan Yemişken

Samsunspor: Okan Kocuk, Zeki Yavru, Lubo Satka (Bedirhan dk. 86), Rick van Drongelen, Marc Bola, Ait Bennasser, Kingsley Schindler (Dimata dk.62), Oliver Ntcham, Carlo Holse (Soner A. dk. 74), Arbnor Muja (Laura dk. 62), Marius Mouandilmadji (Ercan dk. 74)

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista (Necip dk. 46), Omar Colley, Arhur Masuaku, Al Musrati, Gedson Fernandes, Milot Rashica (Onur dk. 89), Rafa Silva (Emirhan dk. 79), Semih Kılıçsoy (Onana dk. 71), Ciro Immobile (Muleka dk. 79)

Goller: Rafa Silva (dk. 31), Paulista (dk. 36) (Beşiktaş)

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: AKP, Türkiye Halklarının Başına Beladır

Partisinin “Ekmek ve Adalet Buluşmaları”nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “AKP gerçekten bu toprakların; Denizlerin, Mahirlerin, Mazlumların yaratmış olduğu direniş mevzisi olan Türkiye halklarının başına beladır. Bunlar gitmeden işçi ve emekçinin belini düzeltme, rahat yaşama şansı yoktur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Önümüzdeki günlerde bu savaş, sömürü ve sermaye sistemine hep birlikte dur dememiz gerekiyor. Kürtler anadilini konuşmasın, statü sahibi olmasın diye bu ülke 40 yılda 3 trilyon dolar para harcadı. 3 trilyon dolar demek; Türkiye’nin dünya ekonomisi içerisinde ilk 5’e girmesi demektir, işsizliğin ve yoksulluğun ortadan kalkması demektir, geçim sıkıntısının olmaması demektir. Ama onlar işçi ve emekçiyi düşünmüyorlar. Tek dertleri var: Kürtler anadilini konuşmasın, statü elde etmesin, kendi kimliğini ve kültürünü yaşatmasın. Hakkımızı almak istiyorsak savaşa, Saray’a, sermayeye harcanan bu bütçeye karşı çıkmamız, bu savaş düzeni karşısında hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ekmek ve Adalet Buluşmaları kapsamında Kocaeli’de işçi ve emekçilerle bir araya geldi. Toplantıda bir konuşma yapan Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:

“Tuzla, Gebze, Yalova ve İzmit’in dört bir yanından buraya gelen işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, halklarımızı saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Sadece Kürt’ü değil aynı zamanda emekçiyi inkar eden, hakkını ve hukukunu yok sayan bu sistem karşısında yılmadan greve giden Mersen işçisi arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Onların direnişlerini selamlıyor, başarılar diliyorum.

İzmit bir işçi ve emekçi havzasıdır. İzmit Türkiye’de emekçilerin aynasıdır. Türkiye’de eğer emeğin gündemi nedir, emek hangi haldedir, emek vermiş olduğu çalışmanın karşılığını alabiliyor mu, emeğin hakkı var mı diye bakacaksanız İzmit’e bakmanız lazım. İzmit’te Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi büyük bir emek sömürüsü var. Emekçiler ve işçiler yok sayılıyor, güvencesiz çalıştırılıyor, sendika kurmaları engelleniyor. İşçileri görmeyen, ne yaşadıklarını bilmeyen, bilse dahi bunun için kılını kıpırdatmayan işçi düşmanı, Kürt düşmanı, halklar düşmanı bir iktidarla karşı karşıyayız. 22 yılda AKP-MHP iktidarı ne yaptı? Ciddi bir ekonomik kriz yarattı; işçileri, emekçileri büyük bir krizle ve kaosla karşı karşıya bıraktı. 22 yıldır emeği sömürdükçe sömürüyor.

Emeğin hakkını sermayedarlara peşkeş çekmeye devam ediyor. Ne oldu 22 yıl içinde? Yoksullaştık, emeğimizin karşılığını alamıyoruz. 17 bin lira asgari ücrete mahkum edildiğimiz, 12 bin lira emekli maaşıyla geçinmek zorunda kaldığımız bir Türkiye’de AKP iktidarı döneminde sermaye karına kar katıyor. İşçiler emeğinin karşılığını almıyor ama AKP iktidarı döneminde sermaye yüzde 500 oranında kar elde ediyor. Onun için diyoruz ki AKP işçi, emekçi düşmanıdır. “AKP nedir?” diye sorarlarsa; AKP’nin sermaye dostu, yandaş dostu, emekçi düşmanı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.

Sadece geçen Haziran ayında 137 işçi emekçi arkadaşımız güvenli koşullarda çalışmadıkları için iş kazalarında yaşamını yitirdi. Kendileri gitti, aileleri perperişan kaldı. Çocukları ekmeğe muhtaç kaldı. 6 ayda 878 işçi, Haziran ayında 137 işçi yaşamını yitirdi. 22 yıldır AKP iktidardır ve bu 22 yılda 40 bin işçi çalışırken yaşamını yitirdi. 40 bin ancak savaşlarda yaşanabilecek bir kayıptır. Ama bu iktidar işçi dostu olmadığı için, sermayeyi koruyup kolladığı için, yoksul Kürt ve Türk çocukları iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için inşaattan düşürüyor, zehirleniyor. Bu 40 bin insanımız yaşamını yitirdi ama tek bir sermayedar hesap vermedi. İktidar iş kazalarında yaşamını yitirenler için fıtrattır diyor. İşte biz DEM Parti olarak işçinin ölümüne fıtrat diyenlerin karşısındayız, biz DEM Parti olarak Mersen işçilerinin yanındayız.

Bu sömürü çarkı ve düzeni karşısında emeğini arayan, demokrasi isteyen, insanca yaşam mücadelesi veren emekçi ve işçilerin yanındayız. DEM Parti olarak başta Meclis olmak üzere tarlalarda, sokaklarda, fabrikalarda nerede bir işçi direnişi varsa oradayız. Nerede işçiler, emekçiler, KHK’liler ve kadınlar emeğinin karşılığını arıyorsa oradayız. Halklarımız nerede direniyorsa DEM Parti oradadır. AKP sermaye dostu ise biz işçilerin, emekçilerin dostuyuz. AKP sermaye ile yol arkadaşlığı yapıyorsa, bizim yol arkadaşlarımız işçilerdir, emekçilerdir, emeklilerdir. Bu böyle olmaya devam edecektir. Bizim partimizin mayasında emek vardır. Emek bizim mücadele gerekçelerimizden biridir. DEM Parti’nin olduğu her yerde emek savunusu vardır.

22 yılda Türkiye’yi sermayeye cennet yaptılar. Ama 22 yılda Türkiye’yi işçi ve emekçiler için cehenneme çevirdiler. İşçiler, emekçiler çocuklarına yiyecek götürmek için bazı geceler uyumuyor. 17 bin liralık asgari ücretle yaşanılan, kiranın en düşüğünün 15-20 bin olduğu bir ülkede işçilerin ve emekçilerin nasıl çabalayıp didindiklerini siz bilirsiniz. Çünkü hep birlikte yaşıyorsunuz. Nazım Hikmet, “Gündüzleri sömürülmeyen, geceleri aç yatağa girilmeyen günler için mücadele ediyoruz” diyordu.

DEM Parti olarak, işçilerin ve emekçilerin sömürülmediği demokratik bir Türkiye mücadelesini daha büyük bir kararlılıkla devam ettireceğiz. Kürt emekçiler ile Türkiye’deki emekçiler bir araya gelmedikçe bu sermaye dostları iktidarlarına devam edecektir. 31 Mart’ta Türkiye’deki emekçiler, yoksullar ilk defa bir araya geldiler, aynı duyguyu taşıdılar. 31 Mart’ta bu sermaye düzeni kaybetti. Birlikte omuz omuza mücadelemizden sonra da AKP-MHP iktidarı önümüzdeki dönem daha büyük kaybetmeye mahkumdur.

“Adalete ve ekmeğe ulaşmak için mücadele etmemiz gerekiyor”

İşçiler uzun çalışma sürelerine mahkum ediliyor. Güvence yok, sigorta yok. Bu havzada çalışan işçilerin yüzde 90’ı taşeron işçisidir. Dünyanın hiçbir yerinde çalışan işçilerin yüzde 90’ı taşeron işçisi değildir. Taşeron düzenini getiren de bu işçi düşmanı iktidardır. Taşeron sistemi demek sermayenin daha fazla kazanması, işçi ve emekçinin daha az ücret alması demektir; sendika hakkının yok sayılması, güvencesiz çalışma demektir. Onun için DEM Parti olarak önümüzdeki günlerde bu taşeron sistemi karşısında da güçlü bir mücadele yürüteceğiz. Adalet yoksa ekmek yok. Adalete ulaşmak için, ekmeğe ulaşmak için mücadele etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin yüzde 80’i emekçidir, yoksuldur, ezilendir ama Türkiye’nin kaymağını yiyen yüzde 10 Türkiye’nin 80-90’ını yönetiyor.

Bu tablo karşısında kendimizi sorgulamalıyız. Bu kadar çoğunlukta olmamıza rağmen 17 bin lira asgari ücretle çalışıyorsak, suçun büyüğü iktidarındır ama birazı da bizimdir. Bu sömürü düzenine karşı fabrikalarda, sokaklarda, caddelerde hep birlikte Kürt, Türk, Arap demeden bir araya gelip omuz omuza mücadele edebilirsek; çocuklarımız için daha iyi bir Türkiye, geleceği olan bir Türkiye, umudu olan gençlerin yaşadığı bir Türkiye olabilir. Sermaye vahşidir. Sermayede vicdan yoktur, sermayede ayıp yoktur. Sermaye daha fazla karına kar katmaya çalışır, cebimizde olanı daha fazla almaya çalışır. Onun için bu sermaye düzenine, bu sömürü düzenine, savaş düzenine karşı mücadele boynumuzun borcudur.

Saray’ın bir dakikalık gideri ne kadar? 3 tane emekli maaşı kadar. Saray’ın bir saatlik masrafı 180 tane emeklinin maaşı kadar. 365 günde Saray ne kadar masraf ediyor? Saray’a tasarruf yok, Saray’da bütçeyi kısmak yok ama emekçiye 17 bin lira ila geçinin diyorlar. Çocuklarına şatafat, çocuklarına gelecek ama emekçilere ve yoksullara baskı, zor, zulüm ve taşeron sistemi. İşte Mersen işçilerinin bundan dolayı desteklenmesi gerekiyor. Mersenleri çoğaltabilirsek, bu sömürü düzenine karşı örgütlü ve güçlü mücadeleler ortaya koyabilirsek emeğimizin hakkını alabiliriz, alın terimizin hakkını alabiliriz. 17 bin liraya razı olursak, 12 bin 500 lirayla geçinmek için didinirsek vallahi AKP iktidarı yıllarca devam eder ve bu sömürü düzeni bizi ezdiği gibi çocuklarımızı, torunlarımızı da ezmeye devam eder.

“Hakkımızı TÜİK’e helal etmiyoruz”

Dün Ankara’da bir emekçi tişört giymişti; önünde “AKP’ye hakkımı helal etmiyorum”, arkasında da “TÜİK elini cebimden çek” yazıyordu. İşte o emekçinin tişörtüne yazdığı slogan milyonların sloganıdır. Hakkımızı bu iktidara helal etmiyoruz. Hakkımızı sermayenin dostu olan, sermaye düzenine rant taşıyan bu iktidara helal etmiyoruz. Hakkımızı 3 kuruş daha az maaş alalım diye enflasyon rakamı ile oynayan TÜİK’e helal etmiyoruz, etmeyeceğiz.

12 Eylül Darbesi olduğunda TUSİAD Genel Başkanı Halit Narin şunu söylemişti işçilere: “Şimdiye kadar siz güldünüz, bundan sonra gülme sırası bizde.” Yani ne demek istemişti? Darbe işçileri ezmek için yapıldı. Sermayeyi koruyup kollamak ve zenginleştirmek için yapıldı. Peki, Recep Tayyip Erdoğan ne dedi? “Bizimle birlikte grev denilen olaylar ortadan kalktı”. 12 Eylül mantığı ile 22 yıllık AKP-MHP iktidarının mantığı aynıdır. Grev olmayacak, işçinin ve emekçinin maaşı kısılacak. İşçi ve emekçilere tasarruf tedbirleri uygulanacak ama sermayeye vergi muafiyeti ve teşvikler verilecek. AKP’nin bir milletvekili çıkıp itiraf etti, “Birçok büyük şirketten vergi almıyormuşuz” dedi. Çocuk mamasından vergi almasını biliyorlar, çocuk bezinden vergi almasını biliyorlar ama kaymaklı büyük rant ihaleleri alan sermayeden vergi almıyorlar.

AKP gerçekten bu toprakların; Denizlerin, Mahirlerin, Mazlumların yaratmış olduğu direniş mevzisi olan Türkiye halklarının başına beladır. Bunlar gitmeden işçi ve emekçinin belini düzeltme, rahat yaşama şansı yoktur. Önümüzdeki günlerde bu savaş, sömürü ve sermaye sistemine hep birlikte dur dememiz gerekiyor. Kürtler anadilini konuşmasın, statü sahibi olmasın diye bu ülke 40 yılda 3 trilyon dolar para harcadı. 3 trilyon dolar demek; Türkiye’nin dünya ekonomisi içerisinde ilk 5’e girmesi demektir, işsizliğin ve yoksulluğun ortadan kalkması demektir, geçim sıkıntısının olmaması demektir. Ama onlar işçi ve emekçiyi düşünmüyorlar. Tek dertleri var: Kürtler anadilini konuşmasın, statü elde etmesin, kendi kimliğini ve kültürünü yaşatmasın.

Hakkımızı almak istiyorsak savaşa, Saray’a, sermayeye harcanan bu bütçeye karşı çıkmamız, bu savaş düzeni karşısında hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Diyarbakır’da insanların halay çektiği için tutuklanmasına ses çıkarmadığımız müddetçe bizim Mersen işçilerimiz daha çok grev yapmak zorunda kalacak. Demokrasi sadece Gebze’de kurulmaz, demokrasi sadece Tuzla’da, Kocaeli’de kurulmaz. İşçiler sadece haklarını fabrikalarda almaz. Alsa bile Türkiye’deki kanayan yara kanamaya devam edecektir.

O nedenle hakkımız, hukukumuz ve geleceğimiz için savaşa karşı çıkacağız. Kürtler anadilini konuşmasın diye harcanan 3 trilyonluk bütçenin emekçiye, yoksula, Alevi’ye, Kürt’e, Arap’a, gence harcanması için birlikte mücadele etmemiz artık bir zorunluluktur. Birlikte mücadele etmediğimiz sürece 5’li çeteler büyüyecektir. Birlikte mücadele etmediğimiz müddetçe hakkımız, hukukumuz, grev hakkımız, güvenceli çalışma hakkımız gasp edilmeye devam edecektir.

Biz burada durmayacağız. Kızıltepe’den başladık, ekmek ve adalet mücadelesini her yere götürüyoruz. Kızıltepe’deydik, Hatay’daydık, Ankara’daydık. Yarın Karadeniz’de olacağız, İstanbul’da olacağız. Türkiye emekçileri ve yoksullarıyla, tarımla ve hayvancılıkla geçinenlerle buluşmaya devam edeceğiz. Ekmek ve Adalet Kampanyamız kadar hiçbir kampanyamız bu hükümeti korkutmadı. Çünkü ekmek ve adalet sadece Kürtlerin ihtiyaç duyduğu bir şey değil. Karadenizli de Tekirdağlı da ekmeğe ve adalete ihtiyaç duyuyor. Cezaevlerinde yatan KHK’liler de ekmek ve adalete ihtiyaç duyuyor. Onun için Ekmek ve Adalet Kampanyasına nerede olursa olsun sahip çıkmanızı bekliyoruz. Ekmek ve adalet talebini iktidarın duyabileceği şekilde büyütmeye katkı sunmanızı bekliyoruz.

İşçi sağlığı ve güvenliği, taşeron işçilerin durumu, güvencesiz çalıştırılma, iş kazaları, ücretlerin insanca yaşanacak bir seviyeye çekilmesi ve grev ve toplu sözleşme hakkı için bugün olduğu gibi bugünden sonra da bu çalışmayı Türkiye’nin dört bir yanına yayacağız. Bu buluşmalarla Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Meclis’te de iktidarın bu yalan yanlış politikalarını teşhir edeceğiz ve halkların önümüzdeki günlerde daha güçlü bir şekilde bu zulüm ve savaş düzeni karşısında ayakta durması için büyük bir çaba içerisinde olacağız. Sizleri saygıyla selamlıyorum.”

Paylaşın

Kilo Vermek İçin En İyi 7 Egzersiz

Kilo vermek için dikkate alınması gereken iki önemli faktör egzersiz ve beslenmedir, ikisi arasındaki denge de çok önemlidir. Haftada en az iki kez ağırlık çalışmasıyla birlikte kardiyo egzersizi ve kalori açığı diyeti, kas kütlesini kaybetmeden kilo vermenin harika bir yoludur.

Haber Merkezi / Ayrıca, sabah egzersiz yapılırsa daha fazla fayda sağlanır çünkü vücudun içindeki endojen steroid salgısı sabah daha fazladır ve bu da kilo kaybına ve kas oluşumuna yardımcı olur.

İşte bu noktada uygulayabileceğiniz, kendinizi daha güçlü, daha formda ve daha sağlıklı hale getirebileceğiniz en iyi ve popüler 7 egzersiz önermek istiyoruz:

Aerobik egzersizler: Yürümek en iyi kilo verme egzersizlerinden biri olarak kabul edilir. Hızlı bir tempoda yürümek kalori yakmak için harika bir egzersizdir. Koşu ise, kilo verme egzersizlerinin kralı olarak kabul edilir.

İp atlama: İp atlama egzersizi tüm vücudunuzu çalıştırarak kas gücünüzü ve metabolizma hızınızı artırmanıza, kısa sürede çok miktarda kalori yakmanıza yardımcı olur. Düzenli olarak yapılan ip atlama egzersizi ayrıca, depresyon ve kaygıyı gibi zihinsel durumları da hafifletmeye yardımcı olabilir.

Plank egzersizi: Plank pozu veya plank egzersizi, en etkili tüm vücut egzersizlerinden biridir. Plank egzersizinin en büyük avantajı, vücuttaki ana kas gruplarının çoğunu hedeflemesidir. Göbek, omuz, kol, göğüs, sırt ve kalça kaslarınızı güçlendirir. Bu faydalarının yanı sıra, plank egzersizleri vücuttaki fazla yağları ve kalorileri hızla yakmaya yardımcı olur.

Şınav: Şınav en popüler egzersizlerden biridir ve her zaman, her yerde ve herkes tarafından yapılabilen bir egzersizdir. Şınav egzersizi göğüs, omuz, sırt, pazı ve triseps kaslara odaklanır.

Squat (çömelme) egzersizleri: Squat egzersizleri kas güçlendirme egzersizleri olarak bilinir. Bu egzersizin temel amacı vücudun alt kısmını geliştirmektir. Squatlar kalori yakmaya ve vücudun alt kısmında yağ birikmesini önlemeye yardımcı olur.

Lunges egzersizleri: Lunges egzersizleri, alt vücudu güçlendiren ve tonlandıran, genel zindeliği ve atletik performansı geliştiren popüler bir güç antrenmanı egzersizidir. Lunges esas olarak sırtı, kalçaları ve bacakları güçlendirmeye odaklanır.

Yoga: 5000 yıllık bir transkripsiyon olan yoga, etkili bir kilo verme terapisi olduğunu kanıtlamıştır. Rishiler ve Brahmanlar tarafından geliştirildiğine inanılan yoganın 5 temel prensibi vardır: Egzersiz, beslenme, nefes, rahatlama ve meditasyon.

Paylaşın

Thinspo Nedir? Bu Zararlı Sosyal Medya Trendini Durdurmanın Yolları

Son dönemde tartışmaların odağında yer alan “sosyal medya” sık sık farklı trendlere neden oluyor. Bu trendlerden biri de ‘thinspiration’ın kısaltması olan “Thinspo”.

Haber Merkezi / Thinspo içerikleri genellikle aşırı zayıflığı yücelten ve kısıtlayıcı diyet, aşırı egzersiz veya açlık gibi tehlikeli davranışları teşvik eden görseller, alıntılar ve hikayeler içerir.

Thinspo neden zararlıdır?

Gerçekçi olmayan vücut standartları: Thinspo gerçekçi olmayan ve genellikle sağlıksız bir vücut idealini teşvik eder. Bireyleri sağlıklı olmayan aşırı kilo verme yöntemlerine yönlendirebilir.

Sağlıksız davranışları teşvik edebilir: Bu eğilim, anoreksiya ve bulimia gibi yeme bozuklukları da dahil olmak üzere tehlikeli davranışları normalleştirebilir ve teşvik edebilir.

Zihinsel sağlığı üzerindeki etkisi: Thinspo içeriğine maruz kalmak, öz saygıyı ve beden imajını olumsuz etkileyebilir, yetersizlik, depresyon ve kaygı hislerinin artmasına yol açabilir.

Genel sağlığın bozulması: Thinspo zayıflığı sağlıkla eş tutuyor. Sağlık, yalnızca vücut ölçüsüyle değil, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve ruhsal iyilik hali gibi bir dizi faktörle belirlenir.

Thinspo trendini durdurmanın yolları:

Bedeni olumlama: Beden olumlama, dar güzellik standartlarına bağlı kalmaktan ziyade kendini kabul etmeye ve sağlığa odaklanır.

Sağlıklı uygulamalar: Sadece görünüme odaklanmak yerine sağlığa bütünsel bir yaklaşımla bakma.

Zararlı içeriğin bildirilmesi: Bu tip içeriklerle karşılaşma durumunda, yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için içeriğin bulunduğu platforma bildirlmesi.

Destek: Bedensel sorunlar için bir sağlık uzmanından destek alınması daha faydalı olabilir.

Paylaşın

CHP’de Seçimli Kurultay İddiası: Amaç Kılıçdaroğlu’nu Yıpratmak

CHP’nin eylül ayında yapacağı tüzük kurultayının önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yakınındaki partililer tarafından seçimli kurultaya dönüşmesi için hazırlık yapıldığı iddiaları geçtiğimiz haftanın öne çıkan tartışmalarından biri oldu.

Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklar bu iddiayı reddederken bir partili, “Böyle bir girişim de böyle bir düşünce de yok. Yeni parti yönetiminin bir kredisi vardır. Bu kredi bitmemiştir. Bize düşen bu süreçte eksik, yanlış gördüğümüz konularda uyarmaktır. Bu da partili kimliğin gereğidir. Ancak kimi kanallardan sürekli gerçek dışı iddialar gündeme getiriliyor. Burada amaç ancak Kılıçdaroğlu’nu yıpratmak olabilir. Bu doğru bir tutum değil” dedi.

CHP 6-9 Eylül’de tüzük kurultayına hazırlanıyor. “Değişim” iddiasıyla göreve gelen yeni yönetim, önseçim ve dönem sınırlaması vaadinde bulunmuştu. Parti içi muhalifler yeni yönetimin bu iki konuda “samimiyet testine gireceğini” belirtiyor.

Kulislerde genel başkana verilen merkez yoklaması ile milletvekili belirleme hakkının tamamen kaldırılmayacağı ama biraz daha sınırlanabileceği konuşuluyor. Uzun dönem görev yapan yöneticilerin de 3 dönemle sınırlanabileceği, genel başkan için bunun belki biraz daha fazla olabileceği ifade ediliyor. Muhaliflere göre ise bir dönem MYK ve Parti Meclis’inde görev yapmış isimlerin mutlaka önseçime gireceği bir düzenleme yapılması gerekiyor.

Yine Gölge Kabine’de görev yapanların kesinlikle milletvekili adayı olmaması gerektiği savunuluyor. Tüzük kurultayıyla ilgili parti kulislerinde konuşulan bir başka öneri ise Önder Sav’ın ardından kaldırılan güçlü genel sekreterliğe yeniden geri dönülmesi. Bazı partililer bu konuda bir öneri getirilebileceğini söylüyor.

CHP’nin eylül ayında yapacağı tüzük kurultayının önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yakınındaki partililer tarafından seçimli kurultaya dönüşmesi için hazırlık yapıldığı iddiaları geçtiğimiz haftanın öne çıkan tartışmalarından biri oldu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklar bu iddiayı reddederken bir partili, “Böyle bir girişim de böyle bir düşünce de yok. Yeni parti yönetiminin bir kredisi vardır. Bu kredi bitmemiştir. Bize düşen bu süreçte eksik, yanlış gördüğümüz konularda uyarmaktır. Bu da partili kimliğin gereğidir. Ancak kimi kanallardan sürekli gerçek dışı iddialar gündeme getiriliyor. Burada amaç ancak Kılıçdaroğlu’nu yıpratmak olabilir. Bu doğru bir tutum değil” dedi.

Paylaşın

Paris 2024: Türkiye, Olimpiyatlarda 40 Yıl Sonra Altın Madalya Kazanamadı

Paris Olimpiyatları’nı üç gümüş ve beş bronz madalya kazanan Türkiye, madalya kazanan 90 ülke ve Mülteci Olimpiyat Takımı’nın yer aldığı sıralamada 64’üncü oldu.

Madalya tablosunda liderlik Çin’de. Çin, şu ana kadar 40 altın, 27 gümüş, 24 bronz madalya kazandı. ABD’nin 38 altın, 44 gümüş ve 43 bronz madalyası bulunuyor. Paris Olimpiyatları’nda 20 altın, 12 gümüş ve 13 bronz madalya kazanan Japonya ise tabloda üçüncü sırada.

Paris 2024 Olimpiyat Oyunları bugün kapanış törenin ardından sona eriyor. Türkiye, Paris Olimpiyatları’nı üç gümüş ve beş bronz madalya kazanarak tamamladı. Türkiye, 1984 Los Angeles Olimpiyatları’ndan sonra ilk kez bir Yaz Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanamadı.

Türkiye, madalya kazanan 90 ülke ve Mülteci Olimpiyat Takımı’nın yer aldığı sıralamada 64’üncü oldu.

Madalya tablosunda liderlik Çin’de. Çin, şu ana kadar 40 altın, 27 gümüş, 24 bronz madalya kazandı. ABD’nin 38 altın, 44 gümüş ve 43 bronz madalyası bulunuyor. ABD’nin toplamda 125, Çin’inse 91 madalyası var. Ancak ABD altın madalya sayısında Çin’in gerisinde olduğu için madalya tablosunda ikinci sırada yer alıyor.

Paris Olimpiyatları’nda 20 altın, 12 gümüş ve 13 bronz madalya kazanan Japonya ise tabloda üçüncü sırada. Bu ülkeyi 18 altın, 19 gümüş ve 16 bronzla Avustralya; 16 altın, 25 gümüş ve 22 bronzla da Fransa takip ediyor.

Türkiye’ye en fazla madalyayı kadın boksörler getirdi

Türkiye, Paris Olimpiyatları’nda en fazla madalyayı kadınlar boks kategorisinde kazandı. Hatice Akbaş ve Buse Naz Çakıroğlu final maçlarında kaybederek gümüş madalya, Esra Yıldız Kahraman ise üçüncülük maçını kazanarak bronz madalya aldı.

Atıcılık branşında Şevval İlayda Tarhan ve Yusuf Dikeç’ten oluşan karma 10 metre havalı tabanca takımı yarı finalde Sırbistan’a yenilerek gümüş madalya kazandı.

2020 Tokyo Olimpiyatları’nın şampiyonu Mete Gazoz, Paris Olimpiyatları’nda takım yarışlarında bronz madalya kazandı. Gazoz, Ulaş Berkim Tümer ve Abdullah Yıldırmış’tan oluşan erkekler okçuluk takımı bronz madalya aldı.

Türkiye, Olimpiyat Oyunları tarihinde en başarılı olduğu spor branşı güreşte bu yıl iki bronz kazandı. Kadınlar 68 kilogramda Buse Tosun Çavuşoğlu, erkekler 125 kilogramda Taha Akgül bronz madalya aldı. Taekwondo branşında Nafia Kuş Aydın kadınlar 67 kilogramda bronz madalya kazandı.

Filenin Sultanları tarihinde ilk defa yarı finale kaldığı Olimpiyatlar’da İtalya’ya yenilerek final şansını kaybetti ve üçüncülük maçında Brezilya’ya yenilerek dördüncü oldu. Yüzme branşında Türkiye’yi Olimpiyat Oyunları tarihinde ilk kez finalde temsil eden 16 yaşındaki atlet Kuzey Tunçelli, 14.41.22’lik derecesiyle beşinci oldu ve kendisine ait olan dünya gençler rekorunu geliştirdi.

Türkiye, Tokyo 2020 Olimpiyatları’nda iki altın, iki gümüş ve dokuz bronz madalya kazanmıştı. Türkiye, pandemi nedeniyle 2021’de düzenlenen Tokyo Olimpiyatlar’ında madalya sıralamasında 20’inci olmuştu.

İlk kez Londra 1908’de temsil edilen Türkiye, Paris Olimpiyatları’na kadar 41 altın, 27 gümüş ve 36 bronz madalya toplamıştı. Türkiye bu Olimpiyatlar’da aldığı sekiz madalyayla Olimpiyat tarihinde kazandığı madalya sayısını 112’ye çıkardı.

Paris Olimpiyatları’nda atıcılık 10 metre havalı tabanca karma kategorisinde mücadele veren Şevval İlayda Tarhan ve Yusuf Dikeç, Türkiye’nin Olimpiyat tarihinde atıcılık branşındaki ilk madalyasını kazandı. Atıcılık, Türkiye’nin Yaz Olimpiyatları tarihi boyunca madalya kazandığı 10’uncu spor dalı oldu.

Milli atıcı Yusuf Dikeç, final müsabakasında ekipman kullanmadan ve tek eli cebinde atış yapması nedeniyle Olimpiyatlar’ın simgelerinden biri hâline geldi. Dünya çapında sosyal medyanın gündemine oturan Dikeç’in atış stilini, Olimpiyatlar’ın geri kalanında sporcular sevinç gösterisi olarak kullandı.

Dünya rekoru kıran sırıkla atlamacı Armand Duplantis, kadınlar sırıkla atlamada Nina Kennedy ve erkekler disk atmada Roje Stona sevincini Yusuf Dikeç’in duruşunu taklit ederek yaşayan isimler arasındaydı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın