Hacıosmanoğlu’ndan “Yabancı Kuralı” Açıklaması: Tekrar Ele Alınacak

Katıldığı bir etkinlikte açıklamalarda bulunan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolda dışa bağımlılığı azaltmak için genç oyuncu üretmek zorunda olduklarını belirterek yabancı oyuncu kuralının tekrar ele alınacağını ifade etti.

İstanbul Başakşehir Futbol Kulübünün Futbol Akademisi tesisleri ve Kupa Meydanı’nın açılışı yapıldı. Açılışta konuşan TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, getirilen kuralların kalıcı olması ve yabancı oyuncu transferlerinde dikkatli olunması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Dışa bağımlılığı azaltmak için üretmek zorundayız. Ürettiğiniz zaman güçlü olursunuz. Tükettiğiniz zaman her geçen gün zayıflarsınız. Amatörden başlayarak 1. Lig, 2. Lig, 3. Lig’e ve altyapılara önem vererek üreten takımlar haline getirmemiz lazım. BAL liginde bile 30 yaşın üzerinde transfer yapılıyor. Amatör liginde yabancı oyuncu oynuyor. Bunu bizim gençlerimize hakaret olarak düşünüyorum, buna el atmalıyız. Amatörde değil, 1. Lig, 2. Lig, 3. Lig’de şahsi düşüncem yabancı oyuncu olmaması lazım. Süper Lig’de de biliyorsunuz kurallar koyuyoruz. Ancak maç oynanırken kuralları değiştiriyoruz. Yabancı sınırı koyuyoruz, bir sene sonra değiştiriyoruz. Orta akılla profesyonellerimiz çalışacak, bir kural belirlenecek ve o kural bize Cenab-ı Allah burada ne kadar süre verdiyse o süre zarfında bir daha değişmeyecek.

Paralar bu milletin paraları. Kulüplerimizden çıkıyor ama milli sermaye. Oyuncuları alıyoruz, bazen çok şöhretli oluyor, çok para veriyoruz. Uyum sağlamıyor, 6 ay sonra ‘gidiyorum’ diyor. 3 senelik yaptığın sözleşmenin parasını veriyorsun, gönderiyorsun. Süper Lig’de yaş ve milli sınırı gibi kriter koymak lazım. Artık Avrupa’da işi bitmiş futbolcuları burada gündem yapmak için bu milletin paralarını çarçur etmememiz lazım. Burada Sayın Cumhurbaşkanım, hem Spor Bakanlığına hem de Milli Eğitim Bakanlığına iş düşüyor. Biliyorsunuz Alman futbolu dibe vurmuştu. Ülke olarak bir hamle başlattılar. 900 milyon avronun üzerinde bir bütçe ayırdılar. Okullardan başladılar üretimi artırma hamlelerine, 5 sene sonra Brezilya’da dünya şampiyonu oldular.

“Türk futbolunun marka değerini…”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a futbola verdiği destek için teşekkür eden Hacıosmanoğlu, “Çocukken Avrupa maçlarını seyrederdik. Zemine bakardık, evin halısından daha güzeldi. Sayın Cumhurbaşkanımızın 20 yıllık döneminde hemen hemen her ilimizde Avrupa standartlarına göre statlar yapılmış. Bazıları siyaset yapıyorum diye beni eleştirdi. Bu hizmeti kim yapıyorsa başımızın üzerinde taşırız. Önce futbol ailesi olarak sonra da bu konuya ortak olacak bakanlıklarımızla beraber ortak çalışıp ilkelerimizi belirleyip Türk futbolunun marka değerini layık olduğu yere taşımak zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Berrak Rüya Nasıl Görülür? Beş İpucu

Berrak rüya, rüya gören kişinin rüyada olduğunun farkına varmasıyla gerçekleşir. Berrak rüya görenler, rüya durumlarının bilincindedir ve rüyalarındaki eylemleri kontrol edebilir, ortamı değiştirebilir.

Haber Merkezi / Berrak rüyaların çoğu, hızlı göz hareketi (REM) uykusu sırasında, yani prefrontal korteksteki beyin aktivitesinin arttığı ancak kasların çoğunlukla felç olduğu uyku döngüsü aşaması sırasında gerçekleşir.

Berrak rüya zararlı mıdır?
Berrak rüya görmek genellikle güvenlidir ve hatta motor becerileri güçlendirmeye, kaygıyı hafifletmeye, yaratıcılığı geliştirmeye ve uygun rehberlikle PTSD gibi rahatsızlıkları tedavi etmeye bile yardımcı olabilir.

Berrak rüya görmenin bazı riskleri de vardır. Berrak rüya indüksiyon teknikleri, bazen uyku döngüsünü kesmeyi gerektirebilir, bu da depresyon gibi mevcut zihinsel sağlığı durumlarını kötüleştirebilir.

Berrak rüya nasıl görülür?

Sağlıklı uyku: Günlük yaşamınıza uygun bir uyku programı oluşturun ve programa sadık kalın. Uyku ortamınızı serin ve karanlık tutun. Akşamları kafein ve alkol almaktan kaçının. Yatmadan en az otuz dakika önce cep telefonu, bilgisayar ve televizyon gibi cihazları kullanmayı bırakın.

Rüya günlüğü: Berrak rüya görmek, kendi düşüncelerinizin farkında olmak olan meta biliş gerektirir. Rüya günlüğü tutmak, öz farkındalığı geliştirmenin harika bir yoludur. Sehpanızda bir not defteri ve kalem bulundurun ve her uyandığınızda rüyalarınızdan hatırladıklarınızı yazmaya çalışın.

Bir gerçeklik testi sistemi geliştirin: Bu teknik ile amaçlanan, meta bilişi (kendi düşüncelerinizin farkındalığı) artırmak ve gerçek hayatınız ile rüyalarınız arasında ayrım yapmaya alışmaktır. Yaygın gerçeklik kontrolü teknikleri arasında, düzensizlikler için aynaya bakmak, zamanın normal şekilde ilerleyip ilerlemediğini görmek için saati kontrol etmek ve sağlıklı olup olmadığınızı belirlemek için işaret parmağınızı avucunuza bastırmak yer alır.

Berrak rüyaların anımsatıcı indüksiyonuyla deney yapın: Berrak rüyaların anımsatıcı indüksiyonu (MILD) tekniğini deneyin. Uykuya dalarken, dikkatinizi, hatırladığınız yakın tarihli bir rüyaya odaklayın ve aynı rüyaya geri dönmeye çalışın. MILD tekniğinin amacı, aynı rüyaya geri dönmek, rüya durumunuzun gerçek dışı özelliklerini fark etmek ve kendinizi berrak bir rüyaya sokmaktır.

Uyanıp yatağa girme tekniğini deneyin: WBTB (Wack Back To Bed / Uyan Ve Yatağa Dön) tekniği, uyandıktan sonra tekrar REM uykusuna döndüğünüzde, bilincinizi aktif tutmayı amaçlar. Yöntem işe yararsa, bilinciniz, bedeniniz REM uykusuna geri döndüğünde bile aktif kalacaktır.

WBTB tekniği, 4 – 6 saat arasında uyuduktan sonra uyanıp bir kaç dakika bekledikten sonra tekrar uyumak üzerine kuruludur.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Olası Erdoğan – Esad Görüşmesine İlişkin Açıklama

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, olası Erdoğan – Esad görüşmesine ilişkin, “Biz, Türkiye ve Suriye arasındaki resmi ilişkilerin iki ülkenin toprak bütünlüğünün, birliğinin ve egemenliğinin karşılıklı olarak tanınması temelinde normalleşmesinden yanayız” dedi.

Bogdanov, Erdoğan ile Esad arasındaki olası görüşmenin organizasyonu için ciddi hazırlık yapılması gerektiğini ve Moskova’nın bu tür müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, Türkiye – Suriye ilişkilerine değindi.

Bogdanov, konuya ilişkin, “Liderler buluşsaydı çok iyi olurdu, ancak böyle bir görüşme için ciddi hazırlığa ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Moskova’da bu tür görüşmeleri, üçlü görüşmeleri, yani doğrudan ilgili tarafların, Şam ve Ankara’nın resmi temsilcilerinin yer aldığı görüşmeleri gerçekleştirmeye her zaman hazırız” dedi.

Rusya’nın Şam ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesi konusunda İran ve Irak’la da temas halinde olduğunu anlatan Bogdanov, zira bu ülkelerin de Suriye’deki ve Suriye çevresindeki genel duruma olumlu yansıyacak bu normalleşmenin gerçekleşmesine ilgi duyduklarını aktardı.

Bogdanov, Rusya’nın olası Erdoğan – Esad görüşmesi için ev sahipliği önerisinde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine de, bu konuda bilgisi olmadığını söyleyerek “Biz, Türkiye ve Suriye arasındaki resmi ilişkilerin iki ülkenin toprak bütünlüğünün, birliğinin ve egemenliğinin karşılıklı olarak tanınması temelinde normalleşmesinden yanayız” diye ekledi.

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Paylaşın

Bülent Arınç’tan Can Atalay Çıkışı: Vekilliği Önünde Hiçbir Engel Kalmamıştır

Bülent Arınç, Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesini yok hükmünde sayan Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a dikkat çeken bir çağrıda bulundu. 

Haber Merkezi / Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliklerinin iadesi örneklerine işaret eden Arınç, “Sayın Numan Kurtulmuş, (…) Bugün önemli bir kararla karşı karşıyasınız. Bana düşen sizi dostça ikaz ederek Sayın Can Atalay’ı meclise davet edip ant içmesini temin etmenizdir” dedi ve ekledi:

“Bu kişi seçildi, mazbatasını aldı. Meclise geldi, meclis komisyonlarına seçildi fakat ant içmesi mümkün olmadı. Şu anda yasama görevine katılamıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu kadar kesin ve kati kararlarına karşı direnmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.”

AYM geçen hafta aldığı kararda, TİP Milletvekili Atalay’ın TBMM Genel Kurulunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak milletvekilliğinin düşürülmesi ile fiili (de facto) bir durum oluşturulduğuna hükmetmiş ve “Bu fiili durum hakkında Anayasa Mahkemesi’nce karar verilmesi mümkün değildir” ifadesini kullanmıştı. Mahkeme, “Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmişti.

CHP 2 Şubat tarihinde Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali için AYM’ye başvuruda bulunmuştu.

Muhalefet partileri bugün Can Atalay’ın durumunun görüşülmesi için TBMM’yi 16 Ağustos’ta olağanüstü toplantıya çağıran bir ortak önerge vermişti. CHP, DEM Parti, TİP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Emek Partisi ve Saadet Partisi’nin düzenlediği ortak basın toplantısında “Bu ayıbın Türkiye üzerinden derhal kaldırılması gerek” mesajına vurgu yapmıştı.

AK Parti’nin kurucularından ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, sosyal medya hesabı üzerinden, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a ‘Can Atalay’ için dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Arınç, çağrısında şu ifadeleri kullandı:

“Anayasa hükümleri gayet açıktır ve bu anayasa bugün uygulanmak üzere yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarıyla ilgili bu kurumların verdikleri kararları uygulamak mecburiyeti de hemen hemen ilgili her maddesinde yazılıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız 10 yıldan beri Cumhurbaşkanlığı görevinde. 2014 yılından bu yana bu anayasaya göre seçiliyor, bu anayasaya göre ant içiyor ve bu anayasaya göre YÖK ve HSK üyelerini atıyor, yargıtay başsavcısını ve Anayasa Mahkemesi üyelerini seçiyor.

Anayasada kendine tanınan bütün hak ve yetkileri kullanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar biz hem 90. madde hem 148’den 153. maddelerine kadar Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına, AİHM kararlarına uymayı kendimize bir vecibe biliyorduk.

Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin defaatle verdiği kararlar ortada; ki en son 10’a 4 bir karar vermiş görünüyor ve o 4 üyenin de esastan bir itirazları yok, usulden itirazları var. Durum böyle iken Can Atalay’ın tekrar milletvekili olabilmesi için önünde hiçbir engel kalmamıştır. Bunun uygulanması gerekir. Çünkü bu anayasaya göre bu kararlar uygulanmalıdır.

Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu konularında mevcut olan düşüncelerim bugün de aynen devam ediyor. Bu yüzden Sayın TBMM başkanımıza seslenmek istiyorum. Sayın Numan Kurtulmuş, değerli meclis başkanımız; sizi geçmişten bu yana tanır, sever ve takdir ederim. Sizinle birlikte siyaset yaptık. Siz ayrıca iki siyasi partinin genel başkanlığı da yaptınız.

Aileniz, ilmî birikiminiz, taşıdığınız unvan, örnek bir aile olmanız ve meclisimizi de bugüne kadar onurlu bir şekilde temsil etmeniz konusunda sizleri her zaman takdir ettim. Bugün önemli bir kararla karşı karşıyasınız. Bana düşen sizi dostça ikaz ederek Sayın Can Atalay’ı meclise davet edip ant içmesini temin etmenizdir. Bu kişi seçildi, mazbatasını aldı. Meclise geldi, meclis komisyonlarına seçildi fakat ant içmesi mümkün olmadı.

Şu anda yasama görevine katılamıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu kadar kesin ve kati kararlarına karşı direnmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.

Hatırlayacaksınız, 2013 yılında Başbakan Yardımcılığım döneminde Kemal Aktaş isimli HDP’li bir milletvekili 1 yıl 8 aylık mahkumiyetinin kesinleşmesi karşısında mecliste ceza hükmü okunacak ve milletvekilliği sona erecekti. Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesine göre Nevruz’da yaptığı bir konuşma vesilesi ile bu cezayı almıştı. Söz konusu konuşmada da AİHM kararlarına göre hiçbir suç unsuru yoktu.

Dolayısıyla Sayın Başbakanımızın görüş ve talimatlarını alarak kendi aramızda bu kanunun ilgili maddesini, “Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi…” şeklinde AİHM kararlarına uygun olarak değiştirdik. Kemal Aktaş’ın kararının TBMM’de okunmasını da Sayın Cemil Çiçek’ten rica ederek 4-5 ay geciktirdik. Sayın Başbakanımızın çok doğru bir kararı ile bu madde değiştirildi ve o günden bugüne de yürürlükte kaldı.

Geçmişte bir milletvekilliğinin düşürülmesine bu şekilde karşı çıkmışken bugün neredeyse rutin bir olay gibi milletvekilliklerinin düşürülmesi vesilesiyle siyaset kurumunun zedelendiğini, siyasetçinin yıprandığını ve bu kurumun çok büyük yara aldığını düşünmekteyim.

Sayın TBMM Başkanım; lütfen kendi iradenizle, hukuk düşüncenizle, siyasî birikiminizle bu işi daha fazla uzatmadan çözüme kavuşturalım. Bu onurlu işi bir başkasına havale etmeyelim.

Unutmayalım ki sizin de çok değer verdiğinizi bildiğim Or. Prof. Ali Fuat Başgil’in şu sözlerini hatırlatmakta fayda görüyorum: “En iyi anayasa uygulanan anayasadır, en kötü anayasa uygulanmayan anayasadır.”

Paylaşın

Galatasaray, Süper Lig’e Üç Puanla Başladı

Süper Lig’in ilk hafta maçında Galatasaray ile Hatayspor, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Turgut Doman’ın yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 2 – 1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 80. dakikada Mauro Icardi ve 90. dakikada Michy Batshuayi, Hatayspor’un tek golünü ise  52. dakikada Joelson Mendes kaydetti.

Galatasaray, bu galibiyet ile Süper Lig’e 3 puanla başladı.

52. dakikada Strandberg’in kafayla ileriye oynadığı topu kontreol eden Rui Pedro, sol çaprazdan ceza sahasına girdi. Pedro, kaleci Muslera’yı çalımlamak isterken yerde kalırken, boşta kalan topu Joelson Fernandes ağlara gönderdi: 0-1

80. dakikada Barış Alper’in attığı ara pası sonrası Icardi, ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluştu. Bu pas sonrası Kilama’nın Arjantinli oyuncuya yaptığı müdahalede hakem penaltı noktasını gösterdi. Icardi’nin penaltıdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak fileleri sarstı: 1-1

90. dakikada Berkan Kutlu’nun ceza sahası içi sol çaprazından altıpas çizgisine gönderdiği meşin yuvarlağa Hatayspor savunması müdahale etti. Seken topu önünde bulan Torreira, altıpasın içine doğru meşin yuvarlağı çevirdi. Bu noktada topa kafa vuran Batshuayi, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Turgut Doman, Kerem Ersoy, Candaş Erbil

Galatasaray: Fernando Muslera, Leo Dubois (Michy Batshuayi dk. 70), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Derrick Köhn (Berkan Kutlu dk. 87), Lucas Torreira, Kerem Demirbay (Gabriel Sara dk. 57), Hakim Ziyech (Yunus Akgün dk. 87), Dries Mertens (Kerem Aktürkoğlu dk. 70), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi.

Hatayspor: Erce Kardeşler, Kamil Ahmet Çörekçi, Guy-Marcelin Kilama, Recep Burak Yılmaz, Cemali Sertel, Chandrel Massanga, Lamine Diack, Rui Pedro (Armin Hodzic dk. 84), Funsho Bamgboye (Rigoberto Rivas dk. 66), Joelson Fernandes (Jonathan Okoronkwo dk. 87), Carlos Strandberg.

Goller: Joelson Fernandes (dk. 52) (Hatayspor), Mauro Icardi (dk. 80 pen.), Michy Batshuayi (dk. 90) (Galatasaray)

Paylaşın

MHP’den CHP’ye “Can Atalay” Tepkisi

TBMM’de Can Atalay için yapılacak ‘Olağanüstü Toplantı Çağrısı’na ilişkin açıklamalarda bulunan MHP’li Semih Yalçın, CHP’yi eleştirerek, “CHP; boş tenekenin çok ses çıkardığı gibi, beyhude işlerle uğraşıp kavga çıkarmayı siyaset yöntemi hâline getirmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP; hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni siyasi emellerine vasıta kılmaya cüret etmekte, hem de kamuoyunu gürültüye boğarak ülkemize vakit kaybettirmektedir. Ayrıca terörizme gönüllü hizmet veren bir kişi için olağanüstü toplantı daveti, yüce parlamentomuzun mehabetine yakışmamaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Dem’lenmiş CHP’nin siyasi ayak oyunlarına gelmeyeceğiz.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, TBMM’de Can Atalay için yapılacak ‘Olağanüstü Toplantı Çağrısı’yla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere TBMM, Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesince verilen kararın görüşülmeye açılması için CHP tarafından 16 Ağustos günü saat 14.00’te olağanüstü toplantıya çağırılmıştır. Bir milli güvenlik sorunu olarak gördüğümüz Anayasa Mahkemesi kararları hakkında partimizin görüşü daima açık ve net olmuş; verilen kararlar Türk hukuk sistemine sürülmüş kara bir leke olarak görülmüştür. Anayasa Mahkemesi yetki alanının dışına çıkarak TBMM’ye ve diğer yüksek yargıya parmak sallamaya devam etmektedir.

Bizce teröriste hak ihlali kararı veren bir mahkeme Türk milletinin mahkemesi olamaz, bunun adına da adalet denilemez. Üstelik Türkiye’nin bunca önemli meselesi varken, gerek Rusya-Ukrayna çatışması ve gerekse İsrail’in hem Filistinlilere hem bölge ülkelerine yönelik alçakça saldırıları sürerken, bu yüzden bütün Ortadoğu ve hatta dünya diken üstündeyken, Can Atalay gibi bir vatan haininin durumuyla Türkiye’nin gündemini işgal etmek, fevkalade abestir ve yanlıştır. CHP, bir bardak suda fırtına koparmaya çalışmaktadır.

CHP; boş tenekenin çok ses çıkardığı gibi, beyhude işlerle uğraşıp kavga çıkarmayı siyaset yöntemi hâline getirmiştir. CHP; hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni siyasi emellerine vasıta kılmaya cüret etmekte, hem de kamuoyunu gürültüye boğarak ülkemize vakit kaybettirmektedir. Ayrıca terörizme gönüllü hizmet veren bir kişi için olağanüstü toplantı daveti, yüce parlamentomuzun mehabetine yakışmamaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Dem’lenmiş CHP’nin siyasi ayak oyunlarına gelmeyeceğiz. Her ne kadar TBMM başkanlığı toplantı çağrısına henüz cevap vermemiş olsa da Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu maksatlı ve kötü niyetli olağanüstü toplantı çağrısına itibar etmeyeceğiz ve 50 milletvekilimizle birlikte toplantıya katılmayacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Paylaşın

İktidardan “Instagram” Açıklaması: Bir Noktaya Kadar Geldik

Erişim engeli getirilen Instagram’a ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Dün arkadaşlar tekrar değerlendirdi, bir noktaya kadar geldik. Biz de gerçekten bir an önce çözelim istiyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Uraloğlu, erişim engeli getirilen Roblox ile ilgili ise “Bir çocuk oyun portalının engellenmesiyle ilgili Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin aldığı karar gereğini biz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olarak yapmak noktasındaydık. Biz orada sadece kararı uygulama noktasında olduk” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, oyun platformu Roblox’un ve sosyal medya platformu Instagram’ın erişime kapatılmasına ilişkin açıklama yaptı. Instagram’a ilişkin görüşmelerin sürdüğünü açıklayan Abdulkadir Uraloğlu, “Dün arkadaşlar tekrar değerlendirdi, bir noktaya kadar geldik. Biz de gerçekten bir an önce çözelim istiyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, erişim engeli getirilen Roblox ile ilgili ise “Bir çocuk oyun portalının engellenmesiyle ilgili Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin aldığı karar gereğini biz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olarak yapmak noktasındaydık. Biz orada sadece kararı uygulama noktasında olduk” ifadelerini kullandı.

“Dijital faşizme hep birlikte dur demeliyiz”

Gün içerisinde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’de konuya ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Yusuf Tekin açıklamalarında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Günümüz dijital çağında, çocuklarımızın güvenliği ve sağlıklı gelişimi her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Okullarımızın, öğretmenlerimizin ve eğitim öğretim ortamlarımızın yanında bilhassa sosyal medya mecraları da evlatlarımızın gelişiminde etkilidir.

Bakanlık olarak, çocuklarımızın dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunması ve dijital bağımlılığın önüne geçilmesi için çeşitli önlemler almaktayız.

Son yıllarda, sosyal medya platformları ve çevrim içi oyunlar, çocuklarımızın zamanının büyük bir kısmını almaktadır. Bu platformlar, öğrencilerimizin sosyal, akademik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek içeriklere ev sahipliği yapabilmektedir. Özellikle Instagram ve Roblox gibi popüler platformlar, çocuklarımızın dijital bağımlılığa sürüklenmesine ve dijital faşizm olarak adlandırabileceğimiz kontrolsüz içeriklerle karşılaşmasına neden olabilmektedir.

Hiç kuşku yok ki, dijital medya platformlarının evrensel hukuka, iç hukuka ve geleceğe dair sorumluluklarımıza saygı duyması elzemdir. Unutmayalım ki, evlatlarımızı sosyal medya araçlarının #DijitalFaşizm’inden korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. DijitalFaşizme hep birlikte dur demeliyiz!”

Paylaşın

“Zorlu Enerji, İsrail’e ‘Ucuz Elektrik’ Sağlıyor” İddiası

Zorlu Enerji’nin yüzde 25 hissesine sahip olduğu Dorad Energy’nin yönetim kurulu, İsrail ordusuna enerji sağlanması yönündeki sözleşmeyi oy birliği ile yenileme kararı aldı.

Konuya dair İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, şirket ile 2004 yılında uzun dönemli bir anlaşma yapıldığı hatırlatılarak sözleşmenin yenilenmesinden ziyade bir fiyat güncellemesine gidildiği belirtildi.

Kudüs merkezli Jerusalem Post gazetesinin haberine göre; Zorlu temsilcilerinin de yer aldığı Dorad Energy Yönetim Kurulu Temmuz ayında yaptıkları toplantıda İsrail ordusuna enerji sağlanması yönündeki sözleşmeyi oy birliği ile yenileme kararı aldı.

Konuya dair İsrail Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada ise şirket ile 2004’te uzun dönemli bir anlaşma yapıldığı hatırlatılarak sözleşmenin yenilenmesinden ziyade bir fiyat güncellemesine gidildiği belirtildi. Bakanlığa göre şirket artık İsrail ordusuna daha ucuza enerji sağlıyor.

Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan bilgiye göre Zorlu Holding iştirakı Zorlu Enerji, Dorad Energy’nin yüzde 25 hissedarı konumunda.

Türkiye Nisan ayında 54 ürün grubunda İsrail’e ihracat kısıtlaması getirmiş, bunu Mayıs ayında topyekûn ticaret yasağı izlemişti. O dönem Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptığı bir konuşmada, “2 Mayıs itibarıyla Türkiye’den İsrail’e ihracat ve ithalat anlamında herhangi bir ticaret yapılmamaktadır. Filistin’le ticaretimiz açıktır. İsrail, Türkiye’nin bu kararından sonra, gerek enflasyon artışı, gerekse hızlı şekilde mal bulamama gibi ciddi sıkıntılar çekti” demişti.

Mayıs sonunda Zorlu Enerji her birine yüzde 42,15 ile ortak olduğu İsrailli Ezotech, Solad ve Adnit şirketlerindeki hisselerini satma kararı aldığını açıklamıştı. Zorlu “yenilenebilir enerji projelerine odaklanmak amacıyla” bu yönde adım attığını açıklarken Dorad’daki paylarına ilişkin bir adım atmamıştı.

TOGG’un ortakları arasında

Jerusalem Post haberinde “İsrail ve Türkiye arasındaki karşılıklı sert açıklamalara rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın iş adamı İsrail ordusuna elektrik sağlıyor, Savunma Bakanlığı fonları bir Türk şirketine gidiyor” ifadeleri yer aldı. Ayrıca İsrail basınında ülkenin en büyük enerji santrallerinden birinin Türkiye ortaklı olması “yaşanabilecek stratejik riskler” bağlamında sorgulandı.

Hukuki olarak bir İsrail şirketi olan Dorad Energy’nin büyük ortağı da İsrail devleti.

Halihazırda Sektör Başkanı unvanıyla şirket üst yönetiminde bulunan dönemin Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, Aşkelon’da kurulu santralin açıldığı 2014 yılında “İsrail’in enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 6’sını şu anda tek başımıza karşılayabilecek durumdayız” demişti.

Zorlu Holding, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önemsediği yerli otomobil TOGG projesinin de ortakları arasında.

Zorlu Enerji’den açıklama

Zorlu Enerji Grubu, Gazze sınırına 7 kilometre uzaklıkta faaliyet yürüten Dorad Doğal Gaz Santralini portföylerinden çıkarmak üzere çalışmalarını sürdürdüklerini duyurdu. Zorlu Enerji’nin yüzde 25 hissesinin olduğu Dorad Gaz Santrali’nde “hiçbir karar alma ve aldırma” yetkisinin olmadığı vurgulanan açıklaması şöyle:

“İsrail kanunları uyarınca yönetilen Santralde, diğer ortakların çoğunluk oluşturarak aldığı herhangi bir karar üzerinde de etkili olmamız mümkün olmamaktadır. Ashdod ve Ramat Negev Doğal Gaz Santrallerinde gerçekleştirdiğimiz devirler gibi Dorad Santralindeki hisselerimizi de yatırımcılarımız başta olmak üzere tüm paydaşlarımızı gözeterek portföyümüzden en kısa sürede çıkarmak üzere çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Gelişmeleri eksiksiz ve zamanında kamuoyu ile paylaşacağız.

Otuz yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren ve ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma planlarına enerji sektörü gibi stratejik bir alanda hizmet eden şirketimize ve grubumuzun diğer şirketlerine yönelik itham ve yorumların bu çerçevede sağduyuyla değerlendirilmesini arzu ediyoruz. Özellikle sivil ve masum insanların yaşadıklarından dolayı tüm ülkemiz gibi son derece üzüntü duyuyor, bir an önce barışa kavuşulmasını gönülden diliyoruz.”

Paylaşın

Minimalist Mimari Nedir? Dört Temel Özelliği

Minimalist mimari, faydayı önceliklendiren bir yapı tasarımı biçimidir. Bu ekolün mimarları, hemen hemen her tür süslemenin bir tür aşırılık olduğunu düşünürler.

Haber Merkezi / Bu ekolün mimarları, sadelik temelinde aile evleri, müzeler, gökdelenler ve diğer bina türlerini tasarlamak için çabalarlar.

Minimalist mimari, geleneksel mimariden olduğu kadar modern mimariden de çok şeyalır.

Minimalist mimarinin özellikleri:

Faydaya vurgu: Minimalist yapı tasarımı, belirli bir amaç olmaksızın her şeyi kaldırabilecek yapı fikirleri etrafında döner. Bu nedenle, minimalist mimarinin her bir öğesi genellikle faydacı bir işlevi veya amacı yerine getirir.

Süsleme eksikliği: Minimalist yapıların dış cepheleri genellikle düzdür ve az sayıda farklı malzeme kullanılır. Minimalist yapıların iç tasarım öğeleri de seyrektir. Minimalist yapılar bazı iç dekorasyon öğelerine sahip olsalar da, bunlar genellikle yapının genel mimarisi kadar basittir.

Açık alan: Minimalist mimarlar, yapılarda mümkün olduğunca boş alanı ön plana çıkarırlar. Bu, aynı zamanda orta çağ modern mimarisinin bazı temel özellikleriyle de ilgilidir.

Basit geometrik formlar: Minimalist mimari neredeyse hem içeride hem dışarıda her cephede temiz çizgilere sahiptir. Çatılar genellikle düzdür, iç mekanlar basit geometrik formlara odaklanır ve düz çizgiler tasarımın hemen hemen her diğer öğesinin temelini oluşturur.

Minimalist mimarinin 5 önemli örneği:

Barselona Pavyon: İspanya’nın başkenti Madrid’de yer alan Barselona Pavyonu, açık alan iç mekanı, düz çatıyı ve uzun pencereleri bir araya getiren minimalist bir şaheser. Yapının mimarı Ludwig Mies van der Rohe’nin “daha azı daha fazladır” ifadesi, onlarca yıldır minimalist mimarlara ilham veriyor.

Barragan Evi: Mexico City’nin batısında yer alan Barragan Evi, 1948 yılında inşa edilmiştir. Mimarı Luis Barragan’ın bu dönemdeki tasarım stilini yansıtır ve Barragan ölümüne kadar burada ikamet etmiştir. 1994 yılında Barragan’ın evi, Jalisco yönetimi ve Arquitectura Tapatía Luis Barragan Vakfı tarafından işletilen bir müzeye dönüştürülmüştür.

Modern Meksika mimarisinin en etkili ve temsilci örneklerinden biri olduğu için 2004 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak belirlenmiştir.

Chichu Sanat Müzesi: Japonya’nın Kagawa Eyaletindeki Naoshima adasının güney kısmına doğrudan inşa edilen Chichu Sanat Müzesi, minimalizmi daha da üst bir seviyeye taşıyor. Mimar Tadao Ando tarafından tasarlanmış ve 18 Temmuz 2004’te halka açılmıştır.

Küçük Ev: Japonya’nın Tokyo kentinde yer alan “Küçük Ev” minimalist tasarımın tüm öğelerini içeriyor.

St. Moritz Kilisesi: Almanya’nın Augsburg kentinde yer alan St. Moritz Kilisesi, mimar John Pawson tarafından minimalist mimari çizgileri kullanılarak yeniden dekore edildi.

Paylaşın

Maksimalist Moda Nedir? Dört Özelliği

Parlak renkler, cesur desenler, büyük aksesuarlar, karmaşık detaylar ve göz alıcı tasarımlar içeren maksimalist moda, abartıyı ve gösterişi ifade eden bir moda akımıdır.

Haber Merkezi / Minimalist moda ise maksimalist modanın aksine, sadeliği, işlevselliği, nötr veya monokrom tonları ve temiz çizgileri tercih eder.

Maksimalist moda trendleri, 1970’lerin disko ihtişamından 1980’lerin büyük silüetlerine kadar çeşitli moda dönemlerini kapsar.

Maksimalist modanın 5 özelliği:

Aksesuarlar: Tüylü şapkalar, iri takılar ve renkli çantalar gibi iddialı aksesuarlar maksimalist bir kıyafeti tamamlar ve biraz drama katar.

Renkler: Maksimalist moda, renk patlamasını veya birkaç tamamlayıcı ya da zıt rengi içerebilir.

Desenler: Maksimalist moda, cesur baskılar ve karmaşık tasarımlar içerir. Farklı desenleri karıştırmak ve eşleştirmek maksimalist stilde yaygın bir faktördür.

Silüetler: Maksimalist stilde standart bir silüet yoktur.

Dokular: Maksimalist moda, sıklıkla kadife, dantel, deri, saten ve ipek gibi farklı dokulara sahip farklı kumaş türlerini bir araya getirir.

Maksimalist stil için 4 ipucu:

Kıyafetinizin unsurlarını dengeleyin: İnce maksimalist bir görünüm için farklı unsurları dengeleyin. Büyük fırfırlı bir etek veya bol pantolon gibi iddialı bir parçayı dar bir üstle eşleştirin. Ayrıca nötr bir renk giyerek büyük bir silüeti veya aksesuarı dengeleyebilirsiniz. Örneğin, düz renkli bir elbiseyi büyük iddialı kolye, küpeler ve bileziklerle aksesuarlandırın.

Tamamlayıcı veya zıt renkler seçin: Maksimalist bir kıyafeti koordine ederken, hangi renklerin tamamlayıcı ve zıt olduğunu bilmeniz önemlidir. Tutarlı bir görünüm oluşturmak için tamamlayıcı renklerde ve farklı dokularda giyim ürünleri seçebilirsiniz. Ayrıca, cesur bir kontrast için renk çarkında birbirinin zıttı olan renklerde aksesuarlar da tercih edebilirsiniz.

Görünümünüzü katmanlandırın: Maksimalist kıyafetinizi, kıyafetin tabanından başlayarak katman katman oluşturun. Örneğin, basit bir tişörtü renkli altlarla, desenli bir blazerle ve birden fazla kolyeyle katmanlayarak cesur bir kıyafet yaratabilirsiniz.

Tarzınızı bulmak için karıştırın ve eşleştirin: Maksimalizm, bireyselliğinizi ve kişisel tarzınızı ifade etmekle ilgilidir. Sevdiğiniz parçaları giyin ve yeni görünümler yaratmak için bunları diğer giyim parçaları ve aksesuarlarla karıştırın ve eşleştirin.

Maksimalist bir gardırop oluşturmak, sürdürülebilirliği uygulama fırsatıdır; ikinci el mağazalarında tekrar tekrar giyebileceğiniz retro giyim ürünleri bulabilirsiniz.

Paylaşın