“Wow Sinyali”nin Gizemi Çözüldü: Aslında…

15 Ağustos 1977 tarihinde Ohio’daki SETI (Dünya Dışı Zeka Araştırması) projesinde çalışan gökbilimci Jerry Ehman, uzaydan gelen 72 saniyelik bir sinyal tespit etti. Sinyal “Wow Sinyali” olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / SETI 1970’lerin sonlarında NASA’nın Ames Araştırma Merkezi ve Kaliforniya’daki NAS Laboratuvarı’nda kuruldu. SETI’nin kuruluş amacı yıldızları incelemek ve uzaydan gelen akıllı sinyalleri tespit etmeye çalışmaktı. NASA, yaklaşık yirmi yıl sonra bu projeden ayrıldı.

“Wow Sinyali”, 1420.4056 MHz frekansında yetmiş iki saniye sürdü. Jerry Ehman, bilgisayar çıktısına “Wow (Vay canına!)” karaladı ve sinyali bu unutulmaz ismiyle kayıtlara geçti. “Wow Sinyali” çok dar bir frekans bandında (10 kHz’den az) gözlemlendi ve analizler, sinyalin güneş sistemimizin dışından kaynaklandığını doğruladı.

“Wow Sinyali”nin ilgi çekici yönlerinden biri de, nötr hidrojen hattına denk gelen 1420.4056 MHz frekansında ortaya çıkmış olmasıdır. Jerry Ehman’ın dediği gibi, evrendeki hidrojen bolluğu göz önüne alındığında, uzaylıların iletişim için bu frekansı kullanmasının daha mantıklı olacağıdır.

“Wow Sinyali”, yıllar boyunca dünya dışı yaşamın muammalı bir kanıtı olarak adından söz ettirdi. Ancak son araştırmalar, “Wow Sinyali”nin kökeni konusunda şüphe uyandırıyor. Arecibo’daki Porto Riko Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir araştırma, sinyalin uzaylı bir iletim yerine doğal bir fenomenin sonucu olabileceğini öne sürüyor.

Araştırmacılar, “Wow Sinyali”nin muhtemelen çökmüş bir yıldız ile soğuk hidrojen bulutu arasındaki nadir bir hizalanma sonucu oluşan güçlü bir doğal lazer veya maser (atomların, dışarıdan uyarılması neticesinde dışarıya salınan radyasyon yardımı ile elde edilen, genliği yükseltilmiş elektromanyetik dalga) tarafından meydana geldiğini öne sürüyorlar.

Bu maser, özellikle magnetar olarak bilinen bir nötron yıldızının hidrojen bulutuyla çarpışması sonucu oluşan yoğun enerji tarafından tetiklenmiş olabilir. Bu etkileşim, “Wow Sinyali”ne benzeyen 1420 MHz frekansında güçlü bir mikrodalga enerjisi patlaması üretebilir.

Bilim insanları, Arecibo Gözlemevi’nin Kırmızı Cüce Yıldızlar Radyo Emisyonları (REDS) projesinden gelen verilerde benzer, ancak daha cılız bir dizi sinyal tespit ettikten sonra bu sonuca vardılar. Özellikle, kırmızı cüce yıldız Teegarden’s Star’dan gelen sinyaller, “Wow Sinyali”nin olası doğal kökenlerine dair önemli öngörüler sağladı.

Dünya’dan sadece 12,5 ışık yılı uzaklıktaki Teegarden Yıldızı, soğuk atomik hidrojen bulutlarıyla çevrilidir. Yıldızın yoğun ışıkları bu hidrojen bulutlarına çarptığında, “Wow Sinyali”ne benzer bir maser patlaması üretebilir.

Araştırmacılar, “Wow Sinyali”nin bir magnetarın bir hidrojen bulutuyla hizalanmasıyla oluşan daha da güçlü bir maser patlaması olabileceğini öne sürüyorlar. Böyle bir hizalanmanın nadir olarak gerçekleştiği göz önüne alındığında, sinyalin neden bir daha tespit edilemediğini de açıklıyor.

Paylaşın

“İmamoğlu, CHP Genel Başkanlığı İçin Hazırlanıyor” İddiası

Ekrem İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanlığı için adım atmaya hazırlandığı öne sürüldü. İmamoğlu’nun partinin şu andaki lideri olan Özgür Özel’in attığı kimi siyasi adımlardan da hoşnutsuz olduğu iddia edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığı için adım atmaya hazırlandığı bilgisi kulislerde gündem oldu. T24 yazarı Murat Sabuncu, “Bir CHP dört portre” başlıklı yazı dizisinde bugün Ekrem İmamoğlu hakkındaki kulis bilgilerini aktardı.

Genel başkan adaylığı için yakın çalışma ekibi ile harekete geçtiği belirtilen Ekrem İmamoğlu’nun, Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı destek verdiği Özgür Özel’in bazı adımlarından hoşlanmadığı da kulislerde dile getiriliyor. Murat Sabuncu’nun “Bir CHP dört portre | Ekrem İmamoğlu CHP Genel Başkanı olmak için harekete geçebilir” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Bir süredir İmamoğlu yakın çalışma ekibi ile CHP genel başkanı olma daha doğrusu adaylığını koyma konusunda adım atmayı tartışıyor. Bunun hem partiye hem kendisine nasıl bir siyasi gelecek oluşturacağına dair değişik çalışmalar yapılıyor. Hatta konuşulan konulardan birinin de İmamoğlu’na dair siyasi yasak getirecek yargı kararının ana muhalefet partisinin lideri olduğu takdirde kolayca alınamayabileceği olduğunu söyleyebilirim. Ya da böyle bir karar alınsa bile ‘bu kararı aldıranlarla mücadele’ yönteminin daha farklı olabileceği de belirtiliyor. (…)

Tabii burada ortaya çıkan soru şu: Genel başkan olmasında büyük destek olduğu Özgür Özel’in daha bir yılı dolmadı. (Seçilme tarihi: 38. Olağan kurultay 5 Kasım 2023.) Adaylık konusunda acele etmeyecek dense de bu ne zaman olacak? Ya da bunun parti içinde konuşulmaya başlaması nasıl bir etki yaratacak? Kendisinin adaylığını nasıl açıklayacak, nasıl gerekçelendirecek? Ya da Özel ile anlaşarak mı yoksa yarışarak mı bu yola çıkacak?”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İran’dan İsrail’e “Misilleme Ölçülü Olacak” Mesajı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hamas lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin ülkesinin misilleme planlarına bir kez daha değinerek, “ölçülü ve iyi hesaplanmış olacak” dedi.

Haber Merkezi / Abbas Erakçi, ayrıca “Biz bölgesel tırmanıştan korkmuyoruz ancak İsrail’in aksine onun peşinde de değiliz” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında hafta sonu yaşanan karşılıklı saldırıların ardından, bölgede yeni hafta gergin ama nispeten daha sakin başlarken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesinin 31 Temmuz’da Tahran’da Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından İsrail’e karşı misilleme yapmayı planladığını belirterek, bunun “ölçülü ve iyi hesaplanmış” olacağını duyurdu.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile yaptığı telefon görüşmesinde de konuyu belirttiğini ifade eden Abbas Erakçi, “Biz bölgesel tırmanıştan korkmuyoruz ancak İsrail’in aksine onun peşinde de değiliz” ifadelerini kullandı.

İsrail, Tahran’da İran cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan için düzenlenen yemin törenine katıldıktan saatler sonra öldürülen İsmail Haniyeh’in suikastına karıştığını ne doğruladı ne de yalanladı. İran ve Hamas, Haniyeh’in öldürülmesinden İsrail’i sorumlu tuttu misilleme yapmaya yemin etti.

Tahran, nisan ayında, İsrail tarafından Şam’daki İran konsolosluk binasının hedef alınması sonrası, İsrail’e karşı füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlemişti.

Hizbullah’ın İsrail topraklarına yönelik geniş kapsamlı füze saldırısı ve sonrasında İsrail’in Lübnan’da Hizbullah hedeflerini vurmasının ardından, bölgedeki güçlerden şiddet sarmalının büyümemesi için temkinli açıklamalar yapıldı.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, örgütün üst düzey komutanı Fuat Şükür’ün geçen ay öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirdiği yaylım ateşinin “planlandığı gibi” tamamlandığını söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Bakanlar Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada “Hizbullah’a sarsıcı ve ezici darbeler vuruyoruz. Bu, kuzeydeki durumu değiştirme ve halkımızı güvenli bir şekilde evlerine döndürme yolunda atılmış bir başka adım. Ve tekrar ediyorum, bu son sözümüz değil” dedi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 71 artarak 40 bin 405’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 112 artarak 93 bin 468’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Diyabet, Kalp Krizi Riskini Artırır Mı?

Diyabet, koroner arter hastalığının eşdeğeri olarak tanımlanmıştır. Eğer diyabet hastasıysanız, bunu önlemek için agresif önlem veya önlemler almazsanız, gelecekte kalp krizi geçirme olasılığınız daha yüksektir.

Haber Merkezi / Diyabet, atardamarlarımızı kaplayan hücrelere zarar vererek iltihaplanma ve kolesterol plaklarının oluşumuna yol açar. Diyabet ayrıca, böbreklere zarar vererek yüksek tansiyon oluşumuna yol açar ve bu da atardamarlarda plak oluşumunu daha da teşvik eder.

Kalbe kan sağlayan koroner atardamarlardaki bu plaklar, kalp krizi, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile sonuçlanan tıkanıklıklara neden olur. Bacak atardamarlarındaki bu tıkanıklıklar, yürürken ağrıya, iyileşmeyen yaralara ve hatta ampütasyona yol açar. Diyabet kaynaklı yüksek kan şekeri, nöropatiye veya sinir hasarına da neden olur.

Diyabet hastası bir kişinin nefes darlığı, mide bulantısı veya ani kusma, baş dönmesi ve terleme gibi atipik semptomlar yaşama olasılığı daha yüksektir. Eğer diyabet hastasıysanız ve bu belirtileri fark ettiğiniz anda hemen acil servise gitmelisiniz.

İyi haber şu ki, kan şekerinin ve diğer risk faktörlerinin dikkatli yönetimiyle kalp krizi riski kontrol altına alınabilir. Diyabeti kontrol altına almak için atabileceğiniz bazı adımlar:

Araştırmalar, beslenme ve egzersizin diyabetli kişilerin yaşamlarını uzatmada en önemli faktörler olduğunu göstermiştir. Egzersiz, kan şekerinizi kontrol altında tutmanıza, kan basıncınızı ve kolesterolünüzü düşürmenize ve ilaçlara olan bağımlılığınızı azaltmanıza yardımcı olur.

Ayrıca, diyabet yönetimini iyileştirmek için yapabileceğiniz her şey, kalp ve damar hastalığı riskinizi azaltmanıza da yardımcı olacaktır. Bunlar:

Lif oranı yüksek, doymuş yağ, kolesterol ve trans yağ oranı düşük, kalp sağlığına uygun bir beslenme alışkanlığı edinin,
Haftada beş veya daha fazla gün en az 30 dakika egzersiz yapın,
Kilo verin,
Eğer sigara içiyor, alkol alıyorsanız, ikisini de bırakın,
Doktorunuza günlük aspirin alıp almamanız gerektiğini sorun,
Tüm ilaçlarınızı doktorunuzun talimatlarına göre alın.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Yönelik “Büyük” Hava Saldırısı

Rusya, Ukrayna’nın enerji altyapısını İnsansız Hava Aracı (İHA) ve füzelerle vurdu. Bu, Rusya’nın haftalardır gerçekleştirdiği en büyük hava saldırısı olarak kayıtlara geçti. 

Gece yarısı başlayan ve gün ağardıktan sonra da devam eden saldırılarda, en az üç kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri’ne göre, çok sayıda Rus insansız hava aracı grubu ve ardından çok sayıda seyir ve balistik füze, Ukrayna’nın doğu, kuzey, güney ve orta bölgelerine yöneldi.

Başkent Kiev’de patlama sesleri duyuldu. Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, saldırı nedeniyle kentteki elektrik ve su kaynaklarının kesintiye uğradığını söyledi.

Yaylım ateşinin ardından şehir yönetimi, enerji kesintileri sırasında insanların cihazlarını şarj edebilecekleri ve içecek alabilecekleri sığınak tipi yerler olan “yenilmezlik noktaları” açmayı planladığını duyurdu. Bu tür noktalar Ukrayna’da ilk kez 2022 sonbaharında, Rusya’nın ülkenin enerji altyapısını haftalık barajlarla hedef aldığı dönemde açılmıştı.

Ukrayna’nın batısındaki Lutsk’un belediye başkanı Ihor Polishchuk, çok katlı bir konut binasının ve belirtilmeyen bir altyapı nesnesinin vurulduğunu ve bir kişinin öldüğünü söyledi.

Dnipropetrovsk Bölge Başkanı Serhii Lysak da, saldırının birden fazla yangına yol açtığı, bir düzine evin hasar gördüğü ve iki evin tamamen yıkıldığı bölgesinde bir kişinin öldüğünü kaydetti. Lysak, bir kişinin enkaz altından kurtarıldığını ekledi.

Güneydoğuda kısmen işgal altındaki Zaporijya Bölgesi Başkanı Ivan Fedorov de bir kişinin öldüğünü söyledi. Fedorov’a göre bir altyapı tesisi isabet aldı ve alev aldı.

Güneydeki Mykolaiv bölgesinde ise Bölge Başkanı Vitalii Kim üç kişinin yaralandığını bildirdi. Kim ayrıca bölge sakinlerini bölgedeki “yenilmezlik noktalarını” kullanmaya çağırdı.

Bölge Başkanı Ruslan Kravchenko, dış Kiev bölgesinde, belirtilmemiş altyapı nesnelerini ve konutları vuran bir saldırıda bir kişinin yaralandığını söyledi.

Ukrayna’nın özel enerji şirketi DTEK, internet üzerinden yaptığı açıklamada “ülke genelindeki enerji çalışanlarının Ukraynalılar’ın evlerini yeniden aydınlığa kavuşturmak için 7/24 çalıştığını” söyleyerek acil durum kesintileri başlattı.

Komşu Polonya’da ordu, saldırı sonucunda Polonya ve NATO hava savunma sistemlerinin ülkenin doğu kesiminde aktif hale getirildiğini söyledi.

Bu arada Rus yetkililer gece boyunca ve sabah Ukrayna’ya ait bir insansız hava aracının saldırdığını bildirdi.

Rusya’nın merkez bölgesi Saratov’da dronların iki şehirdeki konutları vurması sonucu dört kişi yaralandı. Yerel yetkililer, bir insansız hava aracının Saratov kentinde yüksek bir konuta çarptığını, bir diğerinin de daha önce saldırıya uğrayan bir askeri havaalanına ev sahipliği yapan Engels kentinde bir konuta çarptığını söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı gece ve sabah saatlerinde Rusya’nın orta kesimlerindeki Saratov ve Yaroslavl bölgeleri de dahil olmak üzere sekiz Rus bölgesi üzerinde toplam 22 Ukrayna insansız hava aracının yakalandığını açıkladı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Ahlaki Değerler Mevsimlere Göre Değişir Mi?

Yapılan yeni bir araştırma, ahlaki değerlere olan inancın mevsimsel olarak değiştiğini, sadakat, otorite ve saflık gibi değerlerin ilkbahar ve sonbaharda daha güçlü bir şekilde ortaya çıktığını ortaya koydu.

Araştırmanın başyazarı Ian Hohm, “Bu benim için kesinlikle şaşırtıcıydı” dedi ve ekledi: “Çünkü bu bir davranış değil ve geçici bir duygu da değil. İnsanların neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair karar verme biçimlerinin temel bir parçası.”

Kanada’nın prestijli eğitim ve araştırma kurumlarından British Columbia Üniversitesi’ndeki bilim insanları, yeni bir çalışmada, ahlaki değerlerin mevsimlere göre dalgalandığını tespit etti.

Hakemli bilimsel dergi PNAS’ta yayımlanan çalışmada ABD’de 10 yıl boyunca 230.000’den fazla kişinin katıldığı anket sonuçları değerlenderildi. Bu anketler, insanların ahlaki değerlerindeki olası değişimleri ölçmeye yönelik sorular içeriyordu.

Bulgular, insanların saflık, sadakat ve otoriteye saygı gibi belirli değerleri yaz ve kışa kıyasla ilkbahar ve sonbaharda daha güçlü bir şekilde benimsediğini gösterdi. Bu da mevsimlerin hukuk, siyaset ve hatta sağlık gibi çeşitli politika alanlarında etkileri olabileceğini gösteriyor.

Üstelik benzer sonuçlar Kanada ve Avustralya’dan alınan daha küçük veri örneklerinde de ortaya çıktı.

İnsanların ruh halinin mevsimlere göre dalgalandığı daha önce birçok bilimsel araştırmayla belgelenmişti. Ancak ahlaki yargılarının da değişim göstermesi beklenmiyordu.

British Columbia Üniversitesi’nden başyazar Ian Hohm, Vox’a verdiği röportajda “Bu benim için kesinlikle şaşırtıcıydı” dedi:

“Çünkü bu bir davranış değil ve geçici bir duygu da değil. İnsanların neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair karar verme biçimlerinin temel bir parçası.”

Ayrıca bulgular bazı önemli soruları da gündeme getiriyor. Bunların başında “İnsanlar neden ahlaki değerleri ilkbahar ve sonbaharda daha çok benimsiyor?” sorusu geliyor.

Öte yandan araştırma ekibi, ilkbahar ve sonbaharda insanlarda kaygının da zirveye çıktığını hatırlatıyor. Ekip 90.000’den fazla anket yanıtını analiz ettiklerinde bu eğilimi fark etti.

Buradan hareketle, ilkbahar ve sonbaharda kaygı seviyelerinin yükselmesinin, insanların sosyal gruplarına ve geleneklerine daha fazla bağlanmasına neden olduğu varsayılıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Cildinizin Gerçekten İhtiyacı Olan Nedir? Altı İpucu

Hiç kendinizi bir cilt bakımı reyonunda, çok sayıda ürüne bakarken ve hangisini seçeceğinizi merak ederken buldunuz mu? Hangi ürünlerin cildiniz için gerekli olduğuna nasıl karar veriyorsunuz? Peki günlük cilt bakımı rutini fark yaratır mı? 

Haber Merkezi / Cilt bakımı rutinleri, hedeflerinize bağlı olarak basit veya karmaşık olabilir. Bazıları için, temizleme, nemlendirici ve güneş kremi içeren tutarlı bir cilt bakımı rutini, genel cilt sağlığı için ihtiyaç duydukları tek şey olabilir.

Bazıları için ise, yaşlanma ve cilt hasarının belirtilerini yavaşlatmak için daha agresif bir yaklaşım isteyebilir. Bu, cildinizin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu bulmanızla ilgilidir.

Cilt sağlığınızı tetikleyen faktörler:

Toz ve kirlilik: Kalabalık bir şehirde yaşıyorsanız veya sürekli kirliliğe maruz kalıyorsanız, cilt sağlığınız tehlikede olabilir. Toz ve kirlilik cildinizdeki gözenekleri tıkayabilir ve cildinizin görünümünü donuklaştırabilir. Ayrıca akne alevlenmelerine de neden olabilir.

Güneş ışığı: Güneş ışığından uzak kalmak çoğu zaman zor olabilir. Cildinizi kapatarak veya sadece gölgede kalarak, Güneş ışığıyla saklambaç oynamanız gerekebilir. Güneş’in ultraviyole ışınlarına sürekli maruz kalmak erken cilt yaşlanmasına yol açabilir.

Kötü beslenme: Ne yiyeceğinizi seçerken yaptığınız yanlış seçimler cildinizin sağlığını bozabilir. Gereğinden fazla karbonhidrat, kafein, sodyum ve şeker tüketmek, sivilce patlamasına ve cildinizin doğal ışıltısının kaybolmasına neden olabilir.

Düzensiz uyku: Uyku yoksunluğu vücudunuzu daha fazla kortizol (stres hormonu) üretmeye zorlar. Kortizol seviyesi arttığında, cilt iltihabı yaşayabilirsiniz, bu da gözlerinizin etrafında koyu halkalar ve şişkinliklere neden olabilir.

Sağlıklı bir cilde sahip olmanın etkili yolları:

Uygun temizlik: Söylemeye gerek yok, doğru cilt temizliği cildinizi şımartmanın en temel ve önemli adımıdır. Sabah gözlerinizi açar açmaz, nazik bir yüz yıkama jelini köpürtün ve en az 45 saniye boyunca dairesel hareketlerle cildinize uygulayın. Bu, ölü hücreleri çıkarır ve cilt gözeneklerinizi açar.

Sağlıklı beslenme: Vücudunuzun ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak, önünüze çıkan her şeyi tüketmeniz anlamına gelmez. Araştırmalara göre, cilt hücreleri her 30 günde bir yenilenir. Bu, tam olarak yediğiniz şey olduğunuzu gösterir. Sağlıklı beslenme, mükemmel bir cilt elde etmenize yardımcı olabilir.

Yaşam tarzı alışkanlıkları: Sigara içiyor ve alkol alıyorsanız, bu cildinizin sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir, sağlıklı ve parlak bir cilt için, bırakmayı deneyin.

Yeterli su. Çocukluğunuzdan beri bunu çok sık duymuş olmalısınız, günlük vücudunuzun ihtiyacı olduğu kadar su için. Su, cildinizi içeriden canlandırır ve yüzünüzdeki ışıltıyı ortaya çıkarır.

Güneşten korunma: Sağlıklı ve parlak bir cilt söz konusu olduğunda güneş kremini nasıl unutabiliriz? UV ışınlarına karşı en iyi koruyucudur. Her gün SPF 30 veya 50+ güneş kremi uygulayın.

Sağlıklı uyku: Bu muhtemelen uyulması en zahmetsiz ipucu. Tek yapmanız gereken uyku programınızı düzenlemek. Kortizol seviyesini dengelemek için ortalama 8 saatlik derin uyku yeterlidir.

Paylaşın

Beslenme Çantaları Aileleri Zorlayacak: Yüzde 102 Zamlandı

CHP Milletvekili Mahir Polat, “Türkiye’de her 4 çocuktan biri okula aç gidiyor. Geçen yıla göre öğrencilerin beslenme çantasına konulan ürünlerin fiyatları en az iki kat arttı” dedi.

Mahir Polat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her fırsatta 3 çocuk tavsiyesi verdiğini ancak çocuk desteğinin 300 lirada kaldığını da hatırlattı.

İlk ve ortaöğretim kurumlarındaki 21 milyon öğrenci, 9 Eylül’de yeni eğitim öğretim dönemine başlayacak. Ancak çocukların beslenme çantasını doldurabilmek geçen yıla göre, yüzde 102 daha pahalı olacak. Geçen yıl 330 TL’ye dolan beslenme çantası için bu yıl en az 669 TL’ye ihtiyaç olacak.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre, CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, beslenme çantasında olması gereken ürünlerin fiyatının 1 yılda en az yüzde 42 arttığını hesapladı.

Çocuğunun çantasına 1 adet muz koymak isteyen bir veli, geçen yıla kıyasla yüzde 81.82 daha fazla ödeyerek 20 TL’lik harcama yapması gerekiyor. Elmanın fiyatı ise 1 yılda yüzde 66.67 arttı

Beslenme çantasındaki peynir 1 yılda yüzde 79.31, süt yüzde 72.19, yumurta yüzde 62.50, zeytin de yüzde 59.68 zamlandı. Geçtiğimiz yıl 199 TL olan beslenme çantasının bu yılki fiyatı yüzde 126 artarak 450 TL’ye ulaştı. Böylece bir beslenme çantasını doldurabilmek için yapılacak harcama yıla göre yüzde 102.73 zamlanarak 330 TL’den 669 TL’ye ulaştı.

Mahir Polat, iktidarın ailelere destek bir yana 5 milyon öğrenciye öğlen yemeği desteğini kestiğini de hatırlatarak “Artık beslenme çantası da lüks oldu” diye konuştu.

Gıda enflasyonuna dikkat çeken CHP’li Milletvekili Mahir Polat, “Türkiye’de her 4 çocuktan biri okula aç gidiyor. Geçen yıla göre öğrencilerin beslenme çantasına konulan ürünlerin fiyatları en az iki kat arttı. Bugün bir öğrencinin sadece beslenme maliyeti aylık 1.500 TL’yi bulurken 2 çocuğu olan bir asgari ücretli bu giderleri nasıl karşılayabilir” diye sordu.

Polat, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın her fırsatta 3 çocuk tavsiyesi verdiğini ancak çocuk desteğinin 300 lirada kaldığını da hatırlattı.

Paylaşın

Vücuttaki İltihabı Azaltmak İçin 5 Beslenme İpucu

İltihaplanma, normal bir durumda, vücudun geçici bir tepkisidir. Ancak bazı durumlarda kronik iltihaplanma meydana gelebilir ve bu, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Haber Merkezi / Kronik iltihaplanma, diyabet, kalp hastalığı ve otoimmün bozukluklar dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının bir faktörüdür.

İltihap önleyici bir beslenme alışkanlığı edinme semptomları yönetmeye yardımcı olabilir.

İltihap önleyici gıdalar: Beslenmeye iltihap önleyici özellikler açısından zengin yiyecekleri dahil etmek çok önemlidir. Bu yiyecekler vücuttaki iltihaplı tepkileri azaltmaya yardımcı olur. Bu gıdalardan bazıları:

Omega-3 yağ asitleri (somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklarda bulunur)
Yapraklı yeşillikler (ıspanak, kara lahana ve kara lahana)
Meyveler

Bu gıdalar iltihabı azaltmaya yardımcı olan antioksidanlarla doludur.

Tam tahıllar: Tam tahılların, kanda iltihabın bir belirtisi olan C-reaktif protein (CRP) seviyesini düşürdüğü bilinmektedir. Rafine karbonhidratları aşağıdaki gibi tam tahıllarla değiştirilmeli:

Kahverengi pirinç,
Tam buğday,
Yulaf,
Kinoa,
Karabuğday,
Darı.

Bu tahıllar sindirimin düzenli olmasını ve vücudun daha az iltihaplanmasını sağlar.

İşlenmiş gıdalar ve şekerin azaltılması: İşlenmiş gıdalar ve şekerler kan şekeri seviyesini yükseltebilir ve iltihaplı tepkilere yol açabilir. Şekerli içecekler, rafine karbonhidratlar ve kızarmış yiyeceklerin tüketiminin azaltılması genel sağlık açısından oldukça faydalıdır.

Sağlıklı yağları: Tüm yağlardan kaçınmaya gerek olmasa da avokado, kuruyemiş, çekirdek ve zeytinyağında bulunan sağlıklı yağlar genel sağlık açısından oldukça faydalıdır ve vücuttaki iltihabı azaltabilir.

Bol su: Vücudu oluşturan her hücrenin sağlığını korumak için su olmazsa olmazdır. Sus içeren bitki çayları gibi diğer sıvıları da tüketilebilir.

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş’tan Erdoğan’a Sert Yanıt

Erdoğan’ın Ahlat’taki konuşmasına ilişkin açıklamalarda bulunan TİP Lideri Erkan Baş, “Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki tek ayak üstünde bin tane yalan söyleyenler iktidar olmuşlar. Utanmadan bizleri suçluyorlar. Utanmadan Anayasa’nın ilgili maddelerini ayaklar altına alıyorlar. Anayasa Mahkemesi kararlarını ayaklar altına alıyorlar” dedi ve ekledi:

“Buna karşı hak mücadelesi veren, buna karşı adalet mücadelesi veren, buna karşı halkla birlikte direnen milletvekillerimizi hem cezaevinde esir tutuyorlar, bunu başaramadıkları zaman da çeşitli küfürlerle, hakaretlerle, hedef göstererek yine zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorlar. Bakın herkesin gözünün içine bakarak söylüyorum. Biz bütün siyasi hayatımız boyunca bırakın siyasi hayatımızı bütün hayatımız boyunca neye inanıyorsak sayımızın azlığına düşmanın çokluğuna bakmadan doğru bildiğimizi her yerde her zaman söylemekten yarım adım geri atmayan insanlarız.”

Erkan Baş, açıklamasının devamında, “Siz en güçlü olduğunuz zamanda parayla, pulla halkı teslim almayı, esir almaya, insanların canını almaya ve bunun üzerini örtmeye çalıştığınız bir anda sadece onurumuzla, haysiyetimizle sizin karşınıza dikildiğimiz için bu kuyruk acısını yaşadığınızı biliyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Manisa’nın Soma ilçesinde Madenci Anıtı’nı ziyaret etti. Baş, burada yaptığı konuşmada Can Atalay için TBMM’nin olağanüstü toplantısında çıkan kavgayla ilgili AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bitlis Ahlat’ta yaptığı konuşmadaki sözlerine tepki gösterdi.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Erkan Baş şöyle konuştu: “Soma, AKP döneminde işçi katliamlarının, iş cinayetlerinin en sembolik yerlerinden bir tanesi. Bizim şu anda Silivri Cezaevi’nde esir tutulan Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın emekçilerle, emekçilerin aileleriyle, eşleriyle, çocuklarıyla beraber bu iş cinayetleri düzenine karşı işçi canını en ucuz maliyet kalemi olarak gören bu sermaye düzeninin anlayışına karşı yıllar boyu hem unutturmamak hem faillerden hesap sormak için kararlı bir mücadele verdikleri bir ilçemiz. Aynı zamanda işçi sınıf ile sermayenin, parayla insanın adalet mücadelesinin simge yerlerinden bir tanesi. Bugün buraya hem geçen hafta cezaevinde ziyaret ettiğim sevgili Can’ın selamını getirmek için geldik. Hem de o mücadelenin bit süren ve takipçisi olduğumuz bir kavga olduğunu göstermek için geldim.

Gerçekten acı bir tesadüf. Ben Soma yolundayken Tayyip Erdoğan’ın yine aynı kötücül dille, yine aynılaştırıcı dille bizleri hedef gösterdiği, bizleri düşmanlaştırdığı seçilmiş milletvekillerine hakaretler ettiği bir konuşmasına şahit oldum. Kısmet Soma’dan yanıt vermekmiş. Ben burada Somalı emekçilerle, Soma’dan şunu sormak istiyorum; bizi provokatörlükle suçlayanlar, diğer muhalefet partilerini provokatörlere sahip çıkmakla suçlayanlar. Bakın, Soma’yı hatırlıyor musunuz? Soma’da sizin müşaviriniz burada halka tekme atarak hayatını kaybeden madencilerin ailelerini yere düşürüp tekmeleyerek provokatörlük yaptığını hatırlıyor musunuz?

Peki o provokatörün şimdi nerede olduğunu biliyor musunuz? O provokatöre kimin sahip çıktığını biliyor musunuz? Soma’da bütün emekçilere hangi siyasi partiye üye olmuş olursa olsun, hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun, Soma madenlerinde hayatını kaybeden işçilere, emekçilere, yoksullara, Soma halkına soralım bakalım. Onların en zor günlerinde yanlarında olan hak mücadelesinde olanlar kimlerdi? O günlerde bu cinayetin üzerini örtmek için, yandaş patronları kurtarmak için her türlü provokasyona başvuranlar kimlerdi? O provokatörler kol kanat gerenler kimlerdir?

“Tek ayak üstünde bin tane yalan söyleyenler”

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki tek ayak üstünde bin tane yalan söyleyenler iktidar olmuşlar. Utanmadan bizleri suçluyorlar. Utanmadan Anayasa’nın ilgili maddelerini ayaklar altına alıyorlar. Anayasa Mahkemesi kararlarını ayaklar altına alıyorlar. Buna karşı hak mücadelesi veren, buna karşı adalet mücadelesi veren, buna karşı halkla birlikte direnen milletvekillerimizi hem cezaevinde esir tutuyorlar, bunu başaramadıkları zaman da çeşitli küfürlerle, hakaretlerle, hedef göstererek yine zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorlar.

Bakın herkesin gözünün içine bakarak söylüyorum. Biz bütün siyasi hayatımız boyunca bırakın siyasi hayatımızı bütün hayatımız boyunca neye inanıyorsak sayımızın azlığına düşmanın çokluğuna bakmadan doğru bildiğimizi her yerde her zaman söylemekten yarım adım geri atmayan insanlarız. Siz en güçlü olduğunuz zamanda parayla, pulla halkı teslim almayı, esir almaya, insanların canını almaya ve bunun üzerini örtmeye çalıştığınız bir anda sadece onurumuzla, haysiyetimizle sizin karşınıza dikildiğimiz için bu kuyruk acısını yaşadığınızı biliyorum.

Bugün Can Atalay’ı cezaevinde tutma nedenlerinizden en önemlilerinden bir tanesinin burada Soma’da bu emekçileri yalnız bırakmamak olduğunu biliyorum. O yüzden Soma’da bu mücadeleyi devam ettirdiğimizi gösterebilmek için, ‘Siz bizi dört duvar arasına atabilirsiniz ama mücadelemizi engelleyemezsiniz’ demek için geldiğimiz bu Soma’dan o söylediğiniz sözlerin hepsini size iade ederken bütün yurttaşlarımızdan şunu istiyorum.

Hem burada bizi dinleyen yurttaşlarımızdan hem televizyonları başında sesimizin ulaştığı kim varsa lütfen ilgili gün yani Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen milletvekilliğinin iade edilmemesinin tartışılması için meclisi toplantıya çağırdığımız gün, 16 Ağustos günü Meclis tutanaklarını okuyun. Bütün yurttaşlarımızdan rica ediyorum. Meclis sitesinde bu tutanaklar var. Hani diyorlar ya hakaret ettiler. Kötücül dil kullandılar. Bizim milletvekilimizin Ahmet Şık’ın söylediği ilk cümle şudur; merhaba diyerek konuşmasına başlıyor. Burada çok uzun konuşmaya gerek yok. Sizin hiç utanmanız yok diyor.

Tekrar ediyorum sizin hiç utanmanız yok. ‘Sizin hiç utanmanız yok’ cümlesinden sonra hakaretler yağmaya başlıyor. Biz başkaları nasıl muhalefet yapar ona karışmıyoruz. Ama bizim muhalefet anlayışımız şudur; açıkça ilan ediyoruz. Nasıl muamele ederseniz aynısını görürsünüz. Sizin karşınızda sopayı kaldırdığınız zaman sıraya geçecek insanlar yok. Siz bugün kalabalığınıza, gücünüz güvenip her tür baskıyla, şiddetle insanları sindirebileceğinizi sanıyorsanız, biz yanıldığınızı göstermek için oradayız. ‘Sizin utanmanız yok’ cümlesinden sonra ne söyledilerse onun karşılığını aldılar.

Bizim hakaret ettiğimiz, bizim kötü bir dil kullandığımız külliyen yalandır ispatı da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tutanaklarıdır. Ama hırsız yakalanmıştır değerli yurttaşlar. Can’ın haksız biçimde cezaevinde olduğunu onlar da biliyor. Çan’ın milletvekili olabileceğine Yüksek Seçim Kurulu’nun karar verdiğini ve böyle aday olduğunu onlar da biliyor. Can’ın Hatay halkının oylarıyla anasının ak sütü gibi helal oylarıyla seçildiğini onlar da biliyor. Can’ın Hatay halkı tarafından işledikleri cinayetlerin hesabı sorulsun diye tıpkı Soma’da olduğu gibi Hatay halkına da sahip çıksın diye seçildiğini onlar da biliyor.

Can’ın Anayasa Mahkemesi kararıyla serbest kalması gerektiğini onlar da biliyor ve bütün bunlar konuşulmasın, duyulmasın diye Meclis’i toplamamak için ellerinden geleni yaptıklarını da hep beraber gördük. Dikkat edin. Meclisi olağanüstü toplantıya çağırıyoruz. AKP’li milletvekilleri Meclis’te bekliyorlar. İnşallah diyorlar toplayamazlar. Toplayamazlarsa bu mesele unutulur gider. Ama bunu da teşekkür ediyorum.

Bütün muhalefet partileri bu haklı davamızda yan yana durduk ve meclis toplantısı Numan Kurtulmuş istediği için değil, biz orada olduğumuz için, meclis toplantısı AKP’lilerin engellemeye çalışmasına rağmen muhalefet hep beraber durduğu için gerçekleşti ve onlar tam anlamıyla Yaptıkları sahtekarlıklar gün yüzüne çıkınca panikle, bildikleri tek şeyi yaptılar. Bizi baskıyla, şiddetle, zorla, sopayla susturmaya çalıştılar. Ama başaramadılar ve başaramayınca da şimdi bütün gerçekleri ters yüz edip, ayak üstünde bin yalan söyleyip halkı kandırmaya, yine insanlarımızı birbirlerine düşmanlaştırmaya çalışıyorlar.”

Paylaşın