Doomscrolling Nedir Ve Nasıl Etkiler?

Dünya genelinde yaklaşık 5 milyar sosyal medya kullanıcısı var! Evet, doğru okudunuz. Sosyal medya, her yaştan insan için en etkili iletişim yöntemlerinden biri haline gelmiş durumda.

Haber Merkezi / Sosyal medyanın avantajları olmasına rağmen kaçınılmaz olarak dezavantajları da var. Bunlardan biri de doomscrolling.

Kendinizi sosyal ağlarda sürekli olarak olumsuz haberler, makaleler, paylaşımlar veya gönderiler okurken mi buluyorsunuz? Buna doomscrolling denir.

Doomscrolling terimi henüz resmi olarak Türkçeye çevrilmemiş olmasına rağmen, dilimizde kötü haber bağımlılığı, uzun saatler negatif haber okuma eğilimi ve felaket kaydırması gibi kullanımları mevcuttur.

Doomscrollingin etkileri nelerdir?

Artan stres ve kaygı: Sürekli olarak olumsuz haberlere maruz kalmak, özellikle haber devam eden bir krizle ilgiliyse, kaygı, stres ve çaresizlik duygularını tetikleyebilir.

Uyku bozuklukları: Gece geç saatlerde sosyal medyada gezinmek uyku kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.

Zaman kaybı: Doomscrolling, daha üretken veya keyifli aktivitelere harcanabilecek değerli zamanı sizden çalabilir.

Depresyon: Olumsuz haberlere sürekli maruz kalmak umutsuzluk, çaresizlik ve depresyon duygularına yol açabilir.

Fiziksel sağlık sorunları: Kötü içerikler aynı zamanda baş ağrısı, göz yorgunluğu ve boyun ağrısı gibi fiziksel sağlık sorunlarına da yol açabilir.

Doomscrollinginden korunmak için birkaç ipucu:

Zaman sınırları belirleyin: Her gün sosyal medya için belirli bir zaman sınırı belirleyin ve buna uyun.

Güvenilir kaynakları seçin: Takip ettiğiniz kaynaklar konusunda seçici olun. Doğru bilgi sağlayan saygın kaynakları seçin.

Mola verin: Özellikle bunalmış veya endişeli hissettiğiniz zamanlarda mola verin.

Öz farkındalığınızı geliştirin: Sosyal medyanın sizi nasıl etkilediğinin farkında olun. Belirli konuların veya içeriklerin olumsuz duyguları tetiklediğini fark ederseniz, tüketim alışkanlıklarınızı yeniden değerlendirin.

Sınırlar oluşturun: Sosyal medya tüketimi için sınırlar koyun.

Başkalarıyla bağlantı kurun: Arkadaşlarınız ve ailenizle sanal olarak bağlantı kurun.

Paylaşın

Mühendislik Harikaları: En Etkileyici 10 Antik Su Kemeri

Su kemeri (aqueduct) kelimesi, Latince su anlamına gelen “aqua” ve yönlendirmek anlamına gelen “ducere” kelimelerinden türemiştir. Su kemeri, bir yerden başka bir yere su taşımak için kullanılan bir kanal, tünel veya hendek gibi yapay bir yapı olarak tanımlanabilir.

Haber Merkezi / Su kemerleri sadece antik su kanallarından ibaret değildir; insan yaratıcılığının, dayanıklılığının ve ilerlemesinin kalıcı sembolleridir. Su kemerleri ayrıca, yapıldıkları dönemin teknolojik ilerlemelerini ve mimari parlaklığını vurgular.

Bu listede yer alan her su kemeri, onları inşa eden medeniyetlerin kültürel, ekonomik ve mühendislik başarılarını yansıtır:

Pont du Gard (Fransa): MS 1. yüzyılda inşa edilen Pont du Gard, Güney Fransa’da Gardon Nehri’nin üzerinde yer almaktadır. 49 metre yüksekliğinde ve 275 metre uzunluğunda olan bu su kemeri, Roma kolonisi Nemausus’a (günümüzde Nîmes) su sağlayan üç katlı bir yapıdır. Harç kullanılmadan yapılan yapı, Roma mühendislerinin kullandığı gelişmiş teknikleri göstermektedir.

Segovia Su Kemeri (İspanya): Segovia Su Kemeri, Roma mühendisliğinin bir diğer dikkat çekici örneğidir. MS 1. yüzyıl civarında inşa edilen kemer, Frio Nehri’nden Segovia şehrine su getirmek için inşaa edilmiştir. En etkileyici bölümü olan iki katlı kemerli köprü, 167 kemerden oluşur ve 28 metre yüksekliğe ulaşır. Su kemeri, granit blokların hassas bir şekilde kesilmesi ve yerleştirilmesine dayanarak harç kullanılmadan inşaa edilmiştir.

Aqua Claudia (İtalya): Anio Novus gibi, yapımına MS 38’de İmparator Caligula döneminde başlanmış ve MS 52’de İmparator Claudius döneminde tamamlanmıştır. Aqua Anio Vetus; Aqua Anio Novus ve Aqua Marcia ile birlikte Roma’nın dört büyük su kemerinden biri olarak kabul edilir.

Valens Su kemeri (İstanbul): Bozdoğan Kemeri ya da başka adı ile Valens Su kemeri, Romalılar tarafından İstanbul’da yaptırılan su kemeri. Roma imparatoru Valens tarafından 4. yüzyılın sonlarında tamamlandı. Farklı dönemlerde Osmanlı Sultanları tarafından restore ettirilen su kemeri, şehrin önemli tarihî eserlerinden birisidir. Orta Çağ’da, kentin su ihtiyacını karşılayan su kemerlerinin en önemlilerindendir.

Padre Tambleque Su Kemeri (Meksika): Padre Tembleque Su Kemeri veya Zempoala Su Kemeri, Meksika Eyaleti’ndeki Zempoala, Hidalgo ve Otumba kasabaları arasında yer alan bir Meksika su kemeridir.

İlk olarak 1553 ve 1570 yılları arasında Zempoala’nın hemen doğusunda bulunan Tecajete yanardağından başlayıp Otumba’da sona eren 45 km uzunluğu ile inşa edilmişti. Çoğunlukla yer seviyesinden geçen su sistemi, bazı noktalarda vadi üzerindeki su kemerlerinden, bazı noktalarda da tünellerden oluşmaktadır. Su taşıma sisteminde üç su kemeri bulunur: birincisi 46 kemerli, ikincisi 13 kemerli ve üçüncüsü ise 67 kemerlidir.

Pontcysyllte Su Kemeri (Galler): Pontcysyllte Su kemeri, Galler’in kuzey doğu kesiminde bulunan Wrexham vilayetindeki Dee Nehri’nin üzerinden Llangollen Canal’ını taşıyan gezilebilir bir kemerdir.

Yapımı 1805 yılında tamamlanan kemer, Birleşik Krallık’ın en uzun ve en yüksek su kemeri olmakla beraber yine Birleşik Krallık’ın Tarihi Mekanlar sıralamasında 1. Sınıf[1]’ta yer alır. Ayrıca UNESCO Dünya Mirası listesi listesinde de yer almaktadır.

Galermi Su Kemeri (İtalya): Galermi Su Kemeri, İtalya’nın Sicilya kentinde bulunan antik bir harikadır. MÖ beşinci yüzyılda Yunanlılar tarafından inşa edilen bu kemer, hala var olan bilinen en eski su kemerlerinden biridir. Su kemeri, yakındaki dağlardan antik Siraküza şehrine su sağlamak için inşa edilmiştir.

Galermi Su Kemeri, yaklaşık 40 kilometre uzunluğundadır ve tüneller ile açık kanalların bir kombinasyonunu içerir.

Les Ferreres Su Kemeri (İspanya): Pont del Diable (Şeytan Köprüsü) olarak da bilinen Les Ferreres Su Kemeri, İspanya’daki Roma mühendisliğinin bir diğer olağanüstü örneğidir. MS 1. yüzyılda inşa edilen kemer, antik Tarraco şehrine (günümüzde Tarragona) su sağlamıştır. Su kemeri 217 metre uzunluğundadır ve 27 metre yüksekliğindedir ve iki sıra kemere sahiptir.

Efes Su Kemeri (İzmir): Roma İmparatorluğu’nun en önemli şehirlerinden biri olan antik Efes şehrine, karmaşık bir su kemerleri sistemiyle su sağlanıyordu. Bunlardan en dikkat çekeni, MS 1. yüzyılda inşa edilen su kemeridir.

Luynes Su Kemeri (Fransa): Fransa’nın Loire Vadisi’nde yer alan ve Roma döneminde inşa edilen Luynes Su Kemeri, gözden kaçan bir mücevherdir. Antik Luynes şehrine (eskiden Lugdunum olarak bilinir) su sağlamak için inşa edilen su kemeri, Roma’nın hidrolik mühendisliğindeki ustalığını yansıtan bir dizi kemere sahiptir.

Paylaşın

Kemer Sıkmaya Devam: Çaya Yüzde 18 Zam

ÇAYKUR, çay fiyatlarına ortalama yüzde 18 oranında zam yaptı. ÇAYKUR’un önümüzdeki dönemde kuru çay fiyatlarına kademeli olarak yeniden zam yapabileceği ifade ediyor.

Haber Merkezi / Yüksek enflasyon verileri gıda fiyatlarını etkilemeye devam ederken, bir zam haberi de ÇAYKUR’dan (Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü) geldi.

TBYD Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “7 Eylül 2024 tarihi itibariyle ÇAYKUR çay grubuna yüzde 18 zam geldi” ifadelerini kullandı.

ÇAYKUR’un en çok tüketilen üç çay markası Tiryaki, Rize Turist ve Filiz olarak biliniyor. Zamdan sonra, 1 kilogram tiryaki çayının tavsiye edilen satış fiyatı 262 TL’ye çıktı. Turist çayının kiloluk paketi 268 TL olurken filiz çayının kilogramlık paketi 282 TL’ye çıktı.

Sektör paydaşları, yaş çay alım fiyatını destek primi dahil yüzde 18 artıran ÇAYKUR’un önümüzdeki dönemde kuru çay fiyatlarına kademeli olarak yeniden zam yapabileceğini ifade ediyor.

Çaykur bu yıl mayıs ve temmuz aylarında çay fiyatlarına zam yapmıştı. Mayıs ayı başında yaş çay alım fiyatına destekleme bedeli dahil yüzde 68 zam yapılmasının ardından temmuz ayında yüzde 24 zam gelmişti.

Paylaşın

ABD, 2026 Yılı Sonuna Kadar Irak’tan Çekiliyor

ABD öncülüğündeki askeri koalisyon birliklerinin, 2026 yılı sonuna kadar Irak’tan çekileceği açıklandı. 80’den fazla ülkeden oluşan koalisyonun bir parçası olan ABD’nin, Irak’ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor.

Haber Merkezi / ABD öncülüğündeki askeri koalisyon, 2014 yılında Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştu.

ABD ve Irak’ın, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin, Irak’tan çekilmesi konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Anlaşmaya göre, askerinin bir bölümü Eylül 2025’e, geri kalanının ise 2026 yılı sonuna kadar çekilecek. Anlaşmanın, bu ay açıklanabileceği ifade edilirken, ABD ile Irak’ın bazı ABD askerlerinin Irak’ta kalmasını sağlayabilecek yeni bir danışma ilişkisi kurmayı da hedeflediği duyuruldu.

Irak Başbakanı’nın Dış İlişkiler Danışmanı Ferhad Alaaddin, koalisyon güçlerinin azaltılmasına ilişkin Washington ile yapılan teknik görüşmelerin tamamlandığını söyledi. Alaaddin, “Irak ile uluslararası koalisyon üyeleri arasındaki ilişkiyi, askeri, güvenlik, ekonomik ve kültürel alanlardaki ikili ilişkilere odaklanarak yeni bir düzeye taşımanın eşiğindeyiz” dedi.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, daha önce verdiği bir demeçte radikal gruplarla mücadele için ABD liderliğindeki koalisyonun Irak’ta bulunmasına artık gerek kalmadığını belirterek koalisyon güçlerinin ayrılmasının Irak’ın askeri kabiliyetlerini zayıflatacağından endişe duymadığını dile getirmişti.

ABD’li bir yetkili, iki yıllık sürenin Washington’a, olası bölgesel gelişmelere göre asker azaltma stratejisini ayarlaması için “nefes alma fırsatı” sağladığını belirtti.

80’den fazla ülkeden oluşan koalisyonun bir parçası olan ABD’nin, Irak’ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor. Bu koalisyon, 2014 yılında Irak ve Suriye’de Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştu.

2023 yılı ekim ayında İsrail – Filistin savaşının başlamasının ardından Suriye ve Irak’ta bulunan ABD güçlerine İran destekli milislerin saldırıların artmasının ardından, Washington ve Bağdat, ocak ayında koalisyonun geleceği hakkında görüşmeler yapmaya başlamıştı.

Paylaşın

TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP’nin Can Atalay Başvurusunu Reddetti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılmayacağı” gerekçesiyle CHP’nin Can Atalay başvurusunu reddettiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen tahliye edilmemesine tepkiler gelmeye devam ederken, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un toplantı çağrısını reddettiğini açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Can Atalay için Meclis’i 10 Eylül Salı günü saat 14.00’te tekrar olağanüstü toplantıya çağırmıştı.

Ali Mahir Başarır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi’nin Hatay Milletvekili Can Atalay kararı üzerine yapmış olduğumuz olağanüstü toplantı çağrımızı reddetti. Bu; Meclis’in itibarına da, milletvekili haklarına da, ülkemiz ve Meclis’imizin tarihine de bir hakarettir! Bu kararı kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş’un reddetme gerekçesinin ise Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılması olduğu belirtildi.

Numan Kurtulmuş, Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürülmesine yönelik tutumuna ilişkin eleştirilere, “Bizim prosedürlerimiz içerisinde Anayasa Mahkemesi’nin bize yazdığı bir metin yok. Dolayısıyla biz Anayasa Mahkemesinin hangi kararını okutacağız?

Bana birisi ‘TBMM Başkanı yazı yazmış ve falanca mahkemenin verdiği yargı kararını ortadan kaldırmış’ diye bir yol söylesin. TBMM olarak her şeyi yapabiliriz. İsterse yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebilir, Anayasa değişikliği yapar, yasamanın böyle bir gücü var ama yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok” şeklinde yanıt vermişti.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Sürdürülebilir Kalkınma” Vurgusu

Sosyalist Enternasyonal komite toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz herkes için bir sürdürülebilir kalkınma ve herkes için belli bir ekonomik düzeyi erişme ile sağlık hakkının hep birlikte tartışmalıyız. Dünyada ülkeden ülkeye yayılan tek virüs kovid değil. Maalesef aşırı sağcılık, faşizm ve 80 yıl öncesinde bıraktığımız sapkın düşünceler adeta bir virüs gibi ve belki de kovidden daha hızlı bütün dünyaya yayılmaya başladı” dedi ve ekledi:

“Aşırı sağ gibi tehditler sadece kendi başlarına riskler oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda birbirini besleyerek dünya çapında, bağlantılı ve karmaşık bir risk ortamı yaratıyor. Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var. Hastalık, virüs en sağda olduğuna göre buna çarenin ve antitezin soldan üretilmesi kadar doğal bir şey yok”

Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama bunu yaparken eğer biz kendi tanımlamamızı doğru konumlamazsak, yeterince tartışmazsak, önerilerimizle, dilimizle bir başka kutup yaratmaya kalkarsak bu sefer merkezdekilerin daha sağa gitmesi ya da aşırı sağcıların merkeze yerleşmesi gibi çok daha büyük sekonder bir tehlikeyi, sekonder bir riski kendi başımıza dert etmiş duruma geliriz. Onun için ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara ATO Congresium’da düzenlenen CHP İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda, ‘Küresel ve Yerel Sorunlara İlerici Çözümler’ başlıklı Sosyalist Enternasyonal komite toplantısına başkanlık etti.

Özel, burada yaptığı konuşmada, “Hepiniz Ankara’ya hoş geldiniz, Türkiye’nin başkentine hoş geldiniz. Sizleri burada ağırlamak hem benim adıma hem de Cumhuriyet Halk Partisi adına büyük bir onur. Türkiye’nin başkentindesiniz. Dün ve bugünkü programınızdan haberdarım, mutlaka tarihi geçmişi hakkında da bilginiz var. Kurtuluş Savaşı sırasında bir köylü, partimizin kurucusu ve bu toprakların görmüş olduğu en büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul gibi 4 büyük imparatorluğa başkentlik etmiş,

bütün dünyanın tanıdığı, ortasından deniz geçen, 2 kıtayı birleştiren bir başkent yerine Ankara’yı başkent seçti çünkü hem buranın stratejik olarak askeri stratejisi açısından ele geçirilmesi daha güç bir konum olduğunu biliyordu ama daha sonra yaptığı kendi değerlendirmelerinde bu fikrin sadece toplamda beşte birine denk geldiğini, esas olarak kendisinin Ankara gibi bir yeri başkent seçmenin kalkınmayı, bürokrasiyi ve ülkenin kalbini ülkenin ortasına taşıyarak buradan bir kalkınmayı Anadolu’ya yaymayı hedeflediğini söyledi ki tahmin ediyorum gezdiğiniz Ankara, Atatürk’ün ne doğru bir karar verdiğini sizlere gösteriyor” dedi.

Özgür Özel şunları söyledi: “Biz herkes için bir sürdürülebilir kalkınma ve herkes için belli bir ekonomik düzeyi erişme ile sağlık hakkının hep birlikte tartışmalıyız. Dünyada ülkeden ülkeye yayılan tek virüs kovid değil. Maalesef aşırı sağcılık, faşizm ve 80 yıl öncesinde bıraktığımız sapkın düşünceler adeta bir virüs gibi ve belki de kovidden daha hızlı bütün dünyaya yayılmaya başladı. Aşırı sağ gibi tehditler sadece kendi başlarına riskler oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda birbirini besleyerek dünya çapında, bağlantılı ve karmaşık bir risk ortamı yaratıyor. Bu zorlukları aşabilmek için artık küresel bir dayanışmaya ve ortak çözüm arayışlarına her zamankinden çok ihtiyaç var.

Hastalık, virüs en sağda olduğuna göre buna çarenin ve antitezin soldan üretilmesi kadar doğal bir şey yok. Ama bunu yaparken eğer biz kendi tanımlamamızı doğru konumlamazsak, yeterince tartışmazsak, önerilerimizle, dilimizle bir başka kutup yaratmaya kalkarsak bu sefer merkezdekilerin daha sağa gitmesi ya da aşırı sağcıların merkeze yerleşmesi gibi çok daha büyük sekonder bir tehlikeyi, sekonder bir riski kendi başımıza dert etmiş duruma geliriz. Onun için ezbere söylemlerle değil enine boyuna düşünerek, taşınarak, tartışarak ve en doğrusunu hep birlikte uygulayarak dünyayı bir kez daha bu sıkıntılardan sosyal demokratların, solcuların, sosyalistlerin kurtaracağına yürekten inanıyorum.

Birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında tam da bu noktadan Gazze’de neredeyse bir yıldır devam eden katliamın durması, öncelikli olarak oradaki sivillerin gördüğü zulmün sona ermesi, çocuk ve kadın katliamının durdurulmasıyla ilgili hepimizin savunduğumuz ortak değerler üzerinden aynı doğruları savunması ve hepimizin üzerine düşeni bir an önce yapması gerekiyor. Gazze’deki olaylar, Lübnan, Yemen, Irak, İran, Suriye gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde gerilimi tırmandırma potansiyeline sahiptir.

“Çalışanlar, işsizler, özellikle gençler gelecekleri konusunda endişeli”

Bu hem yurtta barış dünyada barış diyen partimin yurt içindeki, Türkiye’deki en büyük kaygısıdır hem de sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı hep birlikte savunan ve barışı bütün küre için savunan bizler için çok önemli bir ödevdir. Yükselen jeopolitik gerilimler ve sıcak çatışmalar yanında küreselleşme sürecinin kaybedenleri olarak göreceğimiz artan gelir dağılımı bozukluğundan muzdarip geleceğe dair umudunu kaybetmiş kitlelerin sayısı da artmaktadır. Dünyanın her yerinde çalışanlar, işsizler, özellikle gençler gelecekleri konusunda endişelidirler.

Eşitsizlik hem gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hem de bütün dünyada gelişmiş ülkeler dahil ülke içinde azalmamakta maalesef artmaktadır. Konut krizinden genç işsizliğine, bazen yangın, bazen sel olarak kendini gösteren iklim temelli sorunların göç krizine dek dünyadaki pek çok sorunu tetiklediğini görmek durumundayız. Bu durumun göçmen karşıtı, milliyetçi ve bazen nefret söylemiyle beslenen yeni bir aşırı sağ ideolojinin dünyanın pek çok bölgesinde güç kazanmasına zemin hazırladığının bir kez daha altını çizmek isterim. Yükselen İslamofobi, kutuplaşma ve dezenformasyon, topluluklar arası çatışma riskini uzun zamandır hiç görmediğimiz düzeyde arttırıyor ve aşırı sağ akımları güçlendiriyor.

Değerli dostlar, sevgili yoldaşlar, yükselen aşırı sağ akımlarla otoriter eğilimler tarihin sayfalarına gömüldüğünü düşündüğümüz zararlı ideolojileri yeniden canlandırıyor. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, aşırı sağın dezenformasyon ve sahte tezleriyle mücadele etmeli, yükselen otoriterliği ve aşırı sağ ideolojileri bir çözüm olarak gören ve kendini çaresiz hisseden insanlara daha iyi bir seçeneğin var olduğunu anlatmalıyız. Bunların farkında olan bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi, iktidara geldiği zaman bu küresel sorunların çözümü için hareket edecek ve içeride seçmenle yeni bir alternatif sunarken dışarıda da çok taraflı diplomasi ve işbirliğiyle karşılıklı kazan – kazan politikaları geliştirerek karşısına çıkan küresel sorunlarla mücadele etmenin yöntemlerini arayacaktır.”

(Kaynak: chp.org.tr)

Paylaşın

2024 Paris Paralimpik Oyunları: Türkiye’den Madalya Rekoru

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen 17. Paralimpik Oyunları’nda, Türkiye 6 altın, 10 gümüş ve 12 bronz madalya kazandı. Türkiye, böylece kendi rekorunu egale etti.

Fransa’nın başkenti Paris’te 28 Ağustos’taki açılış töreniyle başlayan ve bugün kapanış töreniyle sona erecek olan organizasyonda Türkiye, tarihi başarı elde etti. Oyunların son gününde karşılaşması olmayan milli sporcular, organizasyonu 6 altın, 10 gümüş ve 12 bronz madalyayla tamamladı.

Türkiye, madalya klasmanında son gün itibarıyla 23’üncü sırada yer alıyor. Klasmanın ilk sırasında, şu ana dek 94 altın, 75 gümüş ve 50 bronz madalya kazanan Çin yer alıyor. Toplamda 219 madalyası bulunan Çin’i 48 altın, 43 gümüş ve 31 bronzla Büyük Britanya takip ediyor. Büyük Britanya’nın toplam madalya sayısı 121. Toplamda 104 madalyası bulunan ABD ise 36 altın, 41 gümüş ve 27 bronzla üçüncü sırada.

Türkiye adına madalya kazanan sporcular ve branşları:

Golbol: Golbol Kadın Milli Takımı Altın
Para okçuluk: Öznur Cüre Girdi (Kadınlar makaralı yay) Altın
Para yüzme: Umut Ünlü (50 metre serbest S3) Altın
Para yüzme: Umut Ünlü (200 metre serbest S3) Altın

Para tekvando: Mahmut Bozteke (Erkekler K44 63 kilo) Altın
Para judo: İbrahim Bölükbaşı (Erkekler +90 kilo J2) Altın
Para okçuluk: Sadık Savaş-Merve Nur Eroğlu (Klasik yay karışık takım) Gümüş
Para atletizm: Aysel Önder (Kadınlar 400 metre T20) Gümüş

Para atletizm: Muhammet Khalvandi (Erkekler cirit atma F57) Gümüş
Para halter: Abdullah Kayapınar (Erkekler 49 kilo) Gümüş
Para halter: Besra Duman (Kadınlar 55 kilo) Gümüş
Para masa tenisi: Kübra Korkut (Kadınlar S7) Gümüş

Para tekvando: Alican Özcan (Erkekler K44 58 kilo) Gümüş
Para tekvando: Fatih Çelik (Erkekler K44 70 kşilo) Gümüş
Para tekvando: Gamze Gürdal (Kadınlar K44 57 kilo) Gümüş
Para atıcılık: Aysel Özgan (Kadınlar P2 10 metre havalı tabanca SH 1) Gümüş

Para atletizm: Fatma Damla Altın (Kadınlar uzun atlama T20) Bronz
Para judo: Ecem Taşın Çavdar (Kadınlar 48 kilo J1) Bronz
Para judo: Cahide Eke (Kadınlar 48 kilo J2) Bronz
Para judo: Nazan Akın Güneş (Kadınlar +70 kilo J1) Bronz

Para halter: Nazmiye Muratlı (Kadınlar 45 kilo) Bronz
Para halter: Sibel Çam (Kadınlar 73 kilo) Bronz
Para yüzme: Sevilay Öztürk (Kadınlar 50 metre kelebek S5) Bronz
Para masa tenisi: Ali Öztürk (Erkekler Sınıf 5) Bronz

Para masa tenisi: Abdullah Öztürk-Nesim Turan (Erkekler Sınıf 4 çiftler) Bronz
Para masa tenisi: Ebru Acer (Kadınlar Sınıf 11) Bronz
Para tekvando: Meryem Betül Çavdar (Kadınlar K44 52 kilo) Bronz
Tekerlekli sandalye eskrim: Hakan Akkaya (Erkekler epe A kategorisi) Bronz

Türkiye’nin madalya geçmişi

2004 Atina Para atıcılık Muharrem Korhan Yamaç Altın
2004 Atina Para atıcılık Muharrem Korhan Yamaç Bronz
2008 Pekin Para okçuluk Gizem Girişmen Altın
2008 Pekin Para masa tenisi Neslihan Kavas Bronz

2012 Londra Para halter Nazmiye Muslu Muratlı Altın
2012 Londra Para halter Çiğdem Dede Gümüş
2012 Londra Para atıcılık Muharrem Korhan Yamaç Gümüş
2012 Londra Para judo Nazan Akın Güneş Gümüş

2012 Londra Para masa tenisi Neslihan Kavas Gümüş
2012 Londra Para masa tenisi Ümran Ertiş-Neslihan Kavas-Kübra Öçsoy (Kadınlar takım) Gümüş
2012 Londra Para okçuluk Doğan Hancı Bronz
2012 Londra Golbol Erkek Milli Takımı Bronz

2012 Londra Para judo Duygu Çete Bronz
2012 Londra Para halter Özlem Becerikli Bronz
2016 Rio Para halter Nazmiye Muslu Muratlı Altın
2016 Rio Golbol Kadın Milli Takımı Altın

2016 Rio Para masa tenisi Abdullah Öztürk Altın
2016 Rio Para masa tenisi Kübra Korkut Gümüş
2016 Rio Para judo Ecem Taşın Bronz
2016 Rio Para atıcılık Ayşegül Pehlivanlar Bronz

2016 Rio Para judo Mesme Taşbağ Bronz
2016 Rio Para atletizm Semih Deniz Bronz
2016 Rio Para masa tenisi Abdullah Öztürk-Nesim Turan-Ali Öztürk (Erkekler takım) Bronz
2020 Tokyo Para masa tenisi Abdullah Öztürk Altın

2020 Tokyo Golbol Kadın Milli Takımı Altın
2020 Tokyo Para okçuluk Öznur Cüre-Bülent Korkmaz (Makaralı yay karışık takım) Gümüş
2020 Tokyo Para okçuluk Nihat Türkmenoğlu Gümüş
2020 Tokyo Para atıcılık Ayşegül Pehlivanlar Gümüş

2020 Tokyo Para tekvando Meryem Betül Çavdar Gümüş
2020 Tokyo Para masa tenisi Nesim Turan Bronz
2020 Tokyo Para masa tenisi Ali Öztürk Bronz
2020 Tokyo Para masa tenisi Kübra Korkut Bronz

2020 Tokyo Para judo Recep Çiftçi Bronz
2020 Tokyo Para judo Zeynep Çelik Bronz
2020 Tokyo Para halter Besra Duman Bronz
2020 Tokyo Para tekvando Mahmut Bozteke Bronz

2020 Tokyo Para yüzme Sevilay Öztürk Bronz
2020 Tokyo Para okçuluk Bahattin Hekimoğlu Bronz

Paylaşın

“Yeni Emeklilik Sistemi”nin Ayrıntıları Belli Oldu

Emeklilerin ekonomik durumu her geçen gün daha da kötüye giderken, iktidar, emeklilerin gelirini artırmak amacıyla harekete geçti. İktidar, 2025’in dördüncü çeyreğinde Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ni (TES) uygulamaya koyacak.

Ekonomide üç yıllık dönemi kapsayan yeni Orta Vadeli Programı’na (OVP) göre, Otomatik Katılım Sistemi’nin ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) kurulacak.

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberine göre, yeni kıdem tazminatı sistemi olan TES, emeklilikteki gelir kaybını telafi etme üzerine kurulu bir yapı olacak. 2025 yılının 4. çeyreğinde yasal düzenlemeler hayata geçirilecek.

Habere göre, çalışma dönemindeki yaşam standartlarını koruyacak, ek emeklilik geliri oluşturacak ve hane halkının daha fazla tasarruf yapabilmesine fırsat verecek bir çalışma olarak kurgulanan TES ile hem sosyal güvenlik sisteminden hem de tamamlayıcı emeklilik sisteminden emeklilik maaşı alınabilecek.

TES ile birlikte çalışan, işveren ve devlet tarafından çalışanın bireysel hesabına nakdi katkılar yapılacak. Çalışanın brüt maaşından yapılan kesintiye ek olarak işverenin de belli bir oranda çalışanın sözleşmesine katkı sağlamasının planda olması bekleniyor.

Ayrıca işverene, yapacağı katkı için devlet tarafından bir destek verilmesi öngörülüyor. Bu açıdan bir ikinci basamak emeklilik sistemi olarak tanımlanıyor.

Bir hesaplama örneğine göre, çalışanın maaşından 500 TL kesildiği takdirde işverenden de 500 TL destek yatırılacak. Buna ek olarak devlet de katkı sağlayacak ve toplam tutar işçinin sözleşmesine aktarılacak.

TES taslağında, işverenler her ay çalışanlara maaşlarının yüzde 8.33’ünü tazminat olarak ödeyecek. Bu tutar, çalışanın kişisel hesabında toplanacak ve emeklilikte kullanılacak.

Yeni sistem kimleri kapsayacak?

TES’in, 4/A’lı işçi statüsünde çalışanlarla, 4/C memur statüsünde çalışanları kapsaması planlanıyor. 4/B statüsünü (Bağ- Kur) ise kapsamayacağı öngörülüyor. Tamamlayıcı emeklilik sisteminde çıkışlar bazı şartlara bağlanacak.

Sadece yalnızca emeklilik için gerekli şart ve koşulları yerine getirenlerin sistemden çıkabileceği yönünde düzenleme yapılacağı ifade ediliyor.

TES ile beraber kıdem tazminatı, işten ayrılma durumunda alınamayacak. Çalışanlar, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi içerisinde kıdem tazminatlarını emeklilik döneminde alabilecekler.

TES’te yer alacak katılımcılar, 60 yaşına kadar işten ayrılma durumunda bir defaya mahsus olmak üzere kıdem tazminatının belirli bir oranını alabilecek. Kıdem tazminatının kalan kısmını ise 60 yaşına geldiği ve emeklilik şartlarını yerine getirdiği zaman alabilecek.

Tasarruf bilincinin ve finansal araç yetkinliğinin artırılması amacıyla bireysel emeklilik ve otomatik katılım sistemini geliştirici düzenlemeler hayata geçirilecek. Otomatik Katılım Sistemi’nin işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulacak.

Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki standart emeklilik yatırım fonları, katılımcıların birikimleri için daha fazla katma değer üretecek şekilde yeniden tasarlanacak.

OKS katılımcılarına BES’te yer alan emeklilik fonlarına erişim imkânı tanınacak, kesintilerin sadeleştirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılacak ve bu kapsamda sistemin cazibesi artırılarak fon tutarı ve katılımcı sayısında artış sağlanacak.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Sisi” Hatırlatması

İmamoğlu, Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile arasının düzelmesine de göndermede bulunarak, “2019’da bana ne demişlerdi? Sisi. Sisi katildi değil mi, benim adım da Sisi idi. Şimdi ne oldu? ‘Kardeşim’. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi” dedi.

Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bilecik Belediyesi’ni ziyaret etti.

Bilecik’te Bozüyük Kurtuluş Savaşı Anı Evi Seyir Terası açılışında konuşan Ekrem İmamoğlu, “2019’da bana ne demişlerdi? Sisi katildi değil mi, benim de adım Sisi idi. Şimdi ne oldu? Kardeşim. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi” diyerek Erdoğan’a gönderme yaptı. İmamoğlu, Erdoğan’ın teğmenleri hedef alan açıklamalarına da tepki gösterdi.

ANKA’nın aktardığına göre, belediye ziyaretinin Atatürk Parkı’nda açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz. Bizim gibi seçilmiş arkadaşlar aynı zamanda bu ülkemizi geren, milletimizi sıkıntıya düşüren, çocukları, gençleri geleceğiyle ilgili, eğitimiyle ilgili, emeklilerimizi ekonomik sıkıntılarıyla ilgili milletimizin itibarlı, huzurlu ve güvende hissetmesiyle ilgili bir çok konu var… Bu konuların aşılması bu dönemde bu yeni yüzyılda çok özel bir dönemi hep beraber yaşamak ve yaşatmakla yükümlü yöneticileriz. Bu konuda gece gündüz çalışacağız” dedi.

İmamoğlu’nu Bilecik Belediyesi önünde Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve CHP’liler karşıladı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da İmamoğlu’nun ziyaretine eşlik etti.

İmamoğlu’nun açıklamalarından başlıklar şöyle: “Depremle çok yoğun mücadelemiz söz konusu. Bilecik sağlam bir zemine sahip. Çok yoğun depremle mücadelemiz söz konusu. Bilecik hem sağlam bir zemine sahip hem de depremden çok çok az etkilenmesi muhtemel güvenli illerimizden bir tanesidir. Bu bağlamda çok tedbir almamız lazım. Bölgemiz büyük bir deprem yaşadığında bir kısım ihtiyaçlarımızı sağlamakla ilgili Bilecik hassas bir stratejik öneme sahip olduğunu biliyoruz. Bu yönde çalışıyoruz.

“Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz”

Bütün Türkiye’nin her yeri önemli. Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz. Bizim gibi seçilmiş arkadaşlar aynı zamanda bu ülkemizi geren, milletimizi sıkıntıya düşüren, çocukları, gençleri geleceğiyle ilgili, eğitimiyle ilgili, emeklilerimizi ekonomik sıkıntılarıyla ilgili milletimizin itibarlı, huzurlu ve güvende hissetmesiyle ilgili birçok konu var. Bu konuların aşılması bu dönemde bu yeni yüzyılda çok özel bir dönemi hep beraber yaşamak ve yaşatmakla yükümlü yöneticileriz. Bu konuda gece gündüz çalışacağız.

Amasız, fakatsız 86 milyon insanımızı eşit görerek Türkiyemize güçlü dönemi sağlamak adına milletimizin bütün evlatlarıyla birlikte çalışarak, siyasi ayrım yapmadan, insanlarımızı ayrıştırmadan, insanlarımızı birleştirerek, bu cennet vatanın bireyi olduklarını ve onlara değerli olduklarını hissettirerek yeni bir döneme hazırlamanın sorumlu insanlarıyız biz. Çünkü millet bize yetki verdi. Dedi ki ‘siz sorumlusunuz, çok çalışın ve bizim geleceğimizi teminat altına alın.’ Bu konuda çok hassas çalışacağız.”

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla yaptıkları yeminle gündemde olan teğmenlere ilişkin konuşan İBB Başkanı “Kendi partilerinde dahi uzlaşamadıkları bir konuda bu kadar sert bu kadar toleranssız bir tavır takınılmasını anlamak mümkün değil” dedi.

İmamoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’e saygısını dile getirmenin bunun altından iş aramanın çabası ne? Bilmeyene söyleyelim 86 milyonun ortak değeridir Mustafa Kemal Atatürk” ifadelerinin kullandı.

İmamoğlu, Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile arasının düzelmesine de göndermede bulunarak şunları söyledi: “Bu millet sizin yargılarınızın kararlarınızın ne kadar sık değiştiğini de biliyor. 2019’da bana ne demişlerdi? Sisi. Sisi katildi değil mi, benim adım da Sisi idi. Şimdi ne oldu? ‘Kardeşim’. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi.”

Paylaşın

Fitch Ratings, Türkiye’nin Kredi Notunu “BB-“ye Yükseltti

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe artırarak BB-‘ye yükseltti, görünümü ise pozitiften durağana çekti.

Fitch Ratings, mart ayında Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, not görünümünü de “durağan”dan “pozitif”e çıkarmıştı.

Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesini açıkladı. BloomberHT’nin aktardığına göre; Fitch, Türkiye’nin kredi notunu bir kademe artırarak BB-‘ye yükseltti, görünümü pozitiften durağana çekti.

Azalan dolarizasyon ve Döviz talebi, sermaye girişleri gibi etkilerle rezervlerin 149 milyar dolara, net rezervlerin de 41 milyar dolara yükseldiği ifade edilen raporda rezerv kompozisyonunun güçlendiği belirtildi.

Pozitif reel faiz oranları, düşük cari açık ve kur korumalı mevduatlardaki düzenli ve kademeli düşüşün dış tamponlardaki iyileşmeyi destekleyeceği belirtildi. Rezervlerin bu yıl sonunda 158 milyar dolara, 2025 sonunda 165 milyar dolara çıkacağı öngörüldü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 50’ye yükselttiği hatırlatılarak parasal sıkılaşmanın TL’de reel değerlenmeye neden olduğu, bunun da hükümetin dezenflasyon stratejisi için önemli olduğu vurgulandı.

Notta “Fitch sıkı bir parasal politika duruşunun öngörülen mali konsolidasyon ve ihtiyatlı asgari ücret ayarlamalarıyla birleştirilmesinin enflasyonda önemli bir düşüşü destekleyeceğine ve iyileştirilmiş dış likidite tamponlarının, düşük cari açıkların ve azaltılmış dolarizasyonun sürdürülmesine yardımcı olacağına dair daha fazla güven duyuyor” değerlendirmesini yaptı. Kurum ilk faiz indirimini 2025’in başında bekliyor.

Kurum enflasyonun yıl sonunda yüzde 43 olacağı tahminini paylaştı. 2025’te enflasyonun ortalama yüzde 31’e düşeceği, yıl sonu tahmininin yüzde 21 olduğu belirtildi. Büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 3,5, 2025 için yüzde 2,8 oldu.

Cari açığın bu yıl Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) yüzde 1,9’una gerilemesinin ve 2025-2026’da ortalama yüzde 1,7 olmasının tahmin edildiği kaydedildi. Erken faiz indiriminin veya ortodoks politikadan dönüşün enflasyonist baskıları artıracağı ve not üzerinde olumsuz etkisi olacağı ifade edildi.

ABD ve AB ile ilişkilerin iyileştiği ancak Gazze ve Ukrayna risklerinden kaynaklanan jeopolitik zorlukların volatil ortama yol açtığı ancak bu durumun kredi notunu etkilemeyeceği belirtildi.

Fitch, en son 8 Mart 2024’te Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya, görünümü ise “durağan”dan “pozitif”e yükseltmişti.

Diğer bir derecelendirme kuruluşu Moody’s, Temmuz’da Türkiye’nin kredi notunu 2 kademe yükselterek “B3″ten “B1″e çekmiş, kredi notu görünümünü “pozitif” olarak korumuştu. Derecelendirme kuruluşu S&P ise Mayıs yerel seçimlerinin ardından Türkiye’nin kredi notunu B’den B+’ya yükseltmişti.

Paylaşın