Ekrem İmamoğlu: Milletimiz Çözüm Arıyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Milletimizle birlikte el sıkıştık. Milletimiz bizi 31 Mart’ta Türkiye’nin birinci partisi yaptı. Niçin yaptı? Ekonomide, adalette, eğitimde birçok konuda ülkemizi çok zor duruma düşüren politikaların sorumlusunun bugünün iktidarı olduğunu vatandaşımız biliyor, çözüm arıyor, çare arıyor ve çözüm ve çare arayışında da 31 Mart’ta bu ülkenin neredeyse yüzde 65’ine yakın nüfusunun yaşadığı yerlerin yönetimini bize veriyor” dedi ve ekledi:

“Bu demek oluyor ki vatandaşımız farkında bizimle el sıkıştı ve bize bu yetkiyi verdi. Cennet vatanımızın güzidesi en üst seviyede temsilini sağlayan İstanbul’umuza ikinci dönem kazandıran nefer gibi çalışan dostlarımızın bir bölümü dava arkadaşlarımızın bir bölümü burada. O dönem yürüttüğümüz politikaları ve propagandayı hatırlıyorsunuz ki evet biz bunları anlattık vaatlerimizde bulunduk ve milletimiz bizi seçti. Yani dedi ki Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi dedi. Bu kadar net.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşunun 101. yılı töreni kapsamında parti temsilcileri İstanbul’da tören düzenledi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin kuruluşunun 101’nci yıl dönümü dolayısıyla Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda gerçekleştirilen resmi törene katıldı. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği törene İmamoğlu’nun yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün, İBB Meclis Başkanvekili Nuri Aslan, İBB CHP Meclis Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Anıta çelenk bırakma, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konuşan İmamoğlu, “Partimizin kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Gerçekten dünyada başka bir örneği olmayan ve kurtuluş mücadelesi esnasında bir partinin demokrasi adına halkın iradesinin organize olması adına kurulmuş olması dünyada görülmemiş bir örnek. Böylesi kıymetli bir örneği ve aynı zamanda net olarak ifade edeyim. Demokrasiyi en uygulamalı bir biçimde dünyaya gösteren ve hissettiren bir kurucu önderimizin varlığı belki de en bizi en özel kılan durumdur. Bu yönüyle kurucumuz olan ve Kurtuluş Savaşı’na liderlik yapan ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hepinizin huzurunda minnet duygularımı iletmek istiyorum. 101, dile kolay bir asır geçti ve Cumhuriyet Halk Partisi dimdik ayakta” dedi.

“Sadece halkın hizmetinde olan partimiz aynı zamanda Cumhuriyet’in, demokrasinin, laikliğin, hukuk devleti ve sosyal adaletin öncüsü ve savunucusu olarak ülkemize hizmet etmeye devam ediyor” diyen İmamoğlu, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında halkımızın bizden çok büyük beklentileri olduğunu bütün Cumhuriyet Halk Partisi üyelerini bilmesi şarttır. Hep birlikte ülkemizi yeniden demokrasiye, adalete ve refaha kavuşturmak görevimizdir.

Herkesin özgür ve eşit dayanışma ve kardeşlik içerisinde yaşadığı güçlü bir ülkeyi inşa edebilmek Cumhuriyet Halk Partililerin bu yüzyılın başlangıcında düşen en önemli görevler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda Cumhuriyet Halk Partili olmanın büyük sorumluluğuyla, büyük onuruyla, Türkiye’yi birleştirip bütünleştiren siyaset anlayışıyla Atatürk’ten aldığı güç ve ilhamla ülkemizin geleceğini halkla birlikte halkımız için şekillendirecek ve Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine hep birlikte taşıyacağız” ifadelerini kullandı.

Partililere seslenen İmamoğlu, CHP’nin kapılarını 86 milyona açmalarını isteyerek, “Bu inançla buradayız ve partimizin 101. kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Sevgili dostlarım, değerli dava arkadaşlarım biz bu çağda, bu yılda partide görev yapmanın aslında ne denli büyük bir sorumluluk olduğunun farkında olan insanlarız. Ben öyle hissediyorum. Ben diyorum ki belki de partimiz tarihinde kuruluş, kurtuluş döneminin sonrasında en önemli süreçte siyaset görevi içerisinde olan kişileriz. Bu bağlamda özenli bir tutumu ve tavrı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapılarını ardına kadar 86 milyon insanımıza milletin evlatlarına açınız. Davetkar ve insanların gelip Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletimizin geleceği için siyaset yapmaya davet ediniz. Bu milletin kurtuluşu ve gerçekten bu milletin yeni bir Cumhuriyetin kuruluşu döneminde muhtaç olduğu Cumhuriyet Halk Partisi anlayışına bu dönemde de yeni ihtiyaçları ve onları karşılayacak düşünceye ihtiyaç duyduğunu ve bu süreçte de yine halkla birlikte hareket edersek başarıya ulaşacağımızı bilmenizi isterim” dedi.

“Türkiye’de sistemi kısırlaştıran ve rejimi sadece tek kişilik bir otoriteye dönüştüren bir anlayışa karşı yeniden güçlü bir demokrasiyi, güçlü bir hukuk devletini inşa etmek istiyorsak milletimizin her kesimini içimize katarak, davet ederek bu anlayışla birlikte mücadelenin bir parçası yapmayı sağlamakla yükümlüyüz” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle ve özellikle ülkemizin pırlanta gençlerini ve hanımefendileri Cumhuriyet Halk Partisi’ne davet ediyoruz. Gelin hep birlikte ikinci yüzyılı inşa edelim. Dünyanın en misafirperver partilileri gibi gelen bütün halkımızı karşılayın. Ama kapıdan içeri girip üye olduktan sonra onların sizinle eşit birer ev sahibi olduğunu onlara hissettirin. Ve partimizin emin olun ki partimizin bu kapsayıcılığıyla birlikte yapmamız gereken bir şeyi daha hatırlatmak isterim. O da bugünün durumundan şikayet etmek ya da bugünün sıkıntılarını anlatmak ya da bugünün sıkıntılarının sorumlularını milletimize ifade etmek görevimiz bitmiştir çünkü bu görevi yerine getirdik.

Milletimizle birlikte el sıkıştık. Milletimiz bizi 31 Mart’ta Türkiye’nin birinci partisi yaptı. Niçin yaptı? Ekonomide, adalette, eğitimde birçok konuda ülkemizi çok zor duruma düşüren politikaların sorumlusunun bugünün iktidarı olduğunu vatandaşımız biliyor, çözüm arıyor, çare arıyor ve çözüm ve çare arayışında da 31 Mart’ta bu ülkenin neredeyse yüzde 65’ine yakın nüfusunun yaşadığı yerlerin yönetimini bize veriyor. Bu demek oluyor ki vatandaşımız farkında bizimle el sıkıştı ve bize bu yetkiyi verdi. Cennet vatanımızın güzidesi en üst seviyede temsilini sağlayan İstanbul’umuza ikinci dönem kazandıran nefer gibi çalışan dostlarımızın bir bölümü dava arkadaşlarımızın bir bölümü burada. O dönem yürüttüğümüz politikaları ve propagandayı hatırlıyorsunuz ki evet biz bunları anlattık vaatlerimizde bulunduk ve milletimiz bizi seçti. Yani dedi ki Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi dedi. Bu kadar net.

“Milletimiz bizden çözüm istiyor”

Şimdi ise milletimiz bizden çözüm maddelerini istiyor. Her konuda endüstride, sanayide, tarımda, eğitimde, adalette, dış politikada, kalkınmada, gençlik politikalarında, haksızlığın ve hukuksuzluğun olmadığı bir ülke var etme konusundaki prensiplerde bugünkü rejimi nasıl değiştirip Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni daha işlevli hale nasıl getireceğimizi, milletin istediğinin olduğunu iddia eden değil milletin olduğunun istediğini net olarak ifade eden ve kanıtlayan bir anlayışı milletimize anlatmamız gereken bir dönemdeyiz.

O bakımdan dün itibarıyla başlatılan parti programı sürecini çok önemsiyorum. Parti programının 8-10 ay içerisinde tamamlanırken de sadece Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin ya da sevenlerinin değil aynı zamanda milletimizi temsil eden bütün kurum kuruluşlarının, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla beraber yazılacak yeni programı hep birlikte oluşturmak ve onu da milletimize tane tane kelime kelime anlatmakla yükümlü olduğumuz bir döneme giriş yaptık.

Sevgili dostlarım işte tam da bu kapsamda büyüyelim milletimizi kucaklayalım. Değil bir buçuk milyon 15 milyon üyesi olan kocaman bir siyasi partiyi sadece ülke demokrasisine değil dünya demokrasi tarihine geçecek büyük bir halkçı devrimi büyük bir icraatçı devrimi, büyük bir kalkınmacı devrimi Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bütün ülkemize, bütün milletimize, bütün dünyamıza hep birlikte gösterelim.

Ben bugünkü sorumluluğumuzun bu olduğunu iddia ediyorum. Geçmişte sizi meşgul eden bir kısım parti içi hususları zihninizden silin. Geçmişte sizleri meşgul edip çokça müzakerelerini yaptığınız tartışmaları silin atın, mevzu başkadır, süreç başkadır, milletimiz hizmet bekliyor. Her attığınız adımın, her söylediğiniz sözün bizi iktidara da bir adım yaklaştırıyor mu ya da bir adım uzaklaştırıyor mu diye düşünerek atmanızı tavsiye ediyorum.

Ben bu duygularla, bu iktidar yolculuğunun en çalışkan neferi olacağıma hepinize söz veriyorum. Bu bağlamda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere hizmeti geçmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten saygıdeğer Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar geçmiş dönem görev yapmış bütün genel başkanlarımızı saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyorum. Bu yolculukta sürecimize liderlik eden çok kıymetli Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e başarılar diliyorum. İşte tam da bu duygu ve bütünleşmeyle birlikte Cumhuriyet Halk Partililere inşallah önümüzdeki süreçte milyonlarca Cumhuriyet Halk Partili olacak yeni üyelerimize ve tabii ki milletimize nice güzel yüzyıllar diliyorum. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın demokrasi, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Elbette onunla birlikte de Cumhuriyet Halk Partisi…”

Paylaşın

Gazze’de 625 Bin Çocuk Dersbaşı Yapamadı

Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNRWA), Gazze Şeridi’nde yaşayan 625 binden fazla çocuğun sekiz aydan uzun bir süredir okuldan uzak kaldığını bildirdi.

Gazze Medya Ofisi ise geçen hafta, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle en az 800 bin öğrencinin eğitimden mahrum kaldığını duyurmuştu.

Medya Ofisi ayrıca, Gazze’deki eğitim tesislerinin yüzde 85’inin şu anda faaliyet gösteremez durumda olduğunu, bu durumun çatışmalar sona erdiğinde eğitim faaliyetlerinin yeniden başlatılması çabalarını önemli ölçüde engelleyebileceğini vurguladı.

Filistin Eğitim Bakanlığı da, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında en az 10 bin çocuk öğrencinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Gazze Şeridi’nde normal takvime göre bugün yüzbinlerce öğrenci dersbaşı yapacaktı ancak savaş nedeniyle eğitim başlayamıyor.

Pazartesi günü sezonun ilk ders zilinin çalması gereken saatlerde çocukların çoğu çamur içindeki derme çatma çadırlarda oturuyor veya yardım kuruluşlarının mutfakları önünde yiyecek sırasında bekliyordu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) sözcüsü Tess Ingram eğitimden uzak kalınan süre uzadıkça Gazzelilerin geleceğine olan olumsuz etkisinin de büyüdüğünü söyledi. Özellikle küçük çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Ingram, “Çocuğun okuldan uzak geçirdiği süre uzadıkça eğitimi tamamen bırakma ve bir daha okula dönmeme riski artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze’de yaklaşık 625 bin çocuk geçen eğitim yılının neredeyse tamamını okuldan uzakta geçirdi. Okullar 7 Ekim’deki Hamas baskınına yanıt olarak İsrail’in Gazze’yi bombalamaya başlamasıyla kapılarını kapatmıştı.

Global Education Cluster’e göre Gazze’deki okulların yüzde 90’ından fazlası geçen 11 aydaki İsrail saldırılarında zarar gördü, birçoğunun tekrar kullanılabilmesi için yıllar süren onarım çalışmasına ihtiyacı var. Bu okulların çoğu Birleşmiş Milletler (BM) tarafından işletiliyordu.

UNICEF ve çeşitli sivil toplum örgütleri Mayıs sonlarına doğru Gazze’de 175 geçici eğitim merkezi açtı, buralarda bin 200 gönüllü öğretmek yaklaşık 30 bin çocuğa temel dersleri öğretiyor. Ancak BM kağıt, kalem gibi en temel eğitim materyalini dahi bölgeye göndermekte zorlandıklarını bildirdi.

Çatışmalar Gazze dışında Batı Şeria’da da eğitimi olumsuz etkiliyor. Ingram, “Ekim’den beri hemen her gün okulların yüzde sekiz ila 20’si kapalı. Okullar açık olsa bile güvenlik endişesiyle öğrencilerin devamlılığı düştü” dedi.

Bu arada BM Filistin Ajansı (UNRWA) Komiseri Philippe Lazzarini, Batı Şeria’daki UNRWA okullarında eğitime başlanacağını açıkladı. Lazzarini, “Çocukların eğitim hakkı korunmak zorunda” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Hangi Yüz Maskesi Cildiniz İçin En İyisi?

Cilt bakım rutinini bir adım öteye taşımak için yüz maskesinden daha iyi bir şey yoktur! Doğru yüz maskesini seçmek, cildinizin genel sağlığını daha iyi bir seviyeye çekmenizi sağlayacaktır.

Haber Merkezi / Doğru yüz maskesi, cilt kuruluğundan akneye kadar çeşitli cilt sorunlarının tedavisinde de size yardımcı olabilir.

Kil ve kömür maskeleri: Kil ve kömür maskeleri yağlı ciltten karma cilde veya parlak T bölgelerine kadar her cilt tipi için uygundur. Bunun nedeni hem kil maskesinin hem de kömür maskesinin cildin yüzeyindeki fazla yağı emmesidir.

Kömür maskesi ayrıca tıkalı gözeneklerden kiri nazikçe çekme konusunda eşsiz bir özelliğe sahiptir. İyi formüle edilmiş bir maske cildi parlamadan bırakır, ancak kuru veya gergin bırakmaz.

Uyku maskeleri: Uyku maskeleri genellikle cilde ekstra besin sağlamak için gece boyu uygulanan nemlendirici maskelerdir. Maskeyi daha uzun süre uygulamak, maskedeki bileşenlerin etki etmesi için daha fazla zaman tanır.

Uyku maskeleri genellikle diğer maskelere oranla daha hafif bir dokuya sahiptir. Bu maskeler, akşam cilt bakım rutininizin son adımı olarak kullanılırlar, cildin kuruluğuna bağlı olarak gece nemlendiricisi yerine kullanılabilirler.

Aydınlatıcı maskeler: Aydınlatıcı maskeler, donuk ve kuru cilde sahip olanlar veya cilt tonu eşitsizliği ve renk bozulması yaşayanlar için idealdir. Bu kategorideki iyi bir maske, arbutin, C vitamini ve niasinamid gibi güçlü aydınlatıcı bileşenler içermelidir.

Kağıt maskeler: İçerdikleri bileşenlere bağlı olarak farklı cilt tiplerine uygun birçok farklı kağıt maske vardır. Kağıt maskeler eğlencelidir ancak geleneksel maskelere oranla cilde daha fazla fayda sağlamazlar.

Soyulabilir maskeler: Soyulabilen iyi bir maske, gözeneklerden ölü deri hücrelerinin ve yüzey kirinin ince bir tabakasını temizler ve bu da cildin pürüzsüz görünmesini sağlar.

Ancak soyulabilen maskeler gözeneklere nüfuz etme ve siyah noktaları ve kiri ‘çekme’ özelliğine sahip değildir. Siyah noktaları azaltmak ve gözenekleri açmak için bir Beta Hidroksi Asitler (BHA) eksfoliant kullanmak en iyisidir.

Not: Maske için en iyi kural, alkol, nane, mentol, okaliptüs, kafur ve kokular (doğal ve sentetik) gibi tahriş edici maddeler içerenlerden kaçınmaktır.

Paylaşın

Suriye İç Savaşı Türkiye Demokrasisini Nasıl Bozdu?

Türkiye – Suriye ilişkililerinin normalleşmesine ilişkin önemli mesajların verildiği bir dönemde, ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House’ın (Özgürlük Evi) önemli isimlerinden Nate Schenkkan, “Suriye, Türkiye’yi nasıl bozdu?” başlığıyla bir yazı yayımladı.

Suriye iç savaşın Türkiye demokrasisine ve Washington-Ankara ilişkilerine verdiği zarar vurgulayan Schenkkan, yazısına Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşmeye sıcak baktığı mesajı verdiğini anımsatarak başlıyor: Bu an, Türk tarihindeki olağanüstü çalkantılı dönemin sonu anlamına geliyor.

2010’lu yıllarda Türkiye’nin Arap Baharı ve özellikle Suriye’deki yansımalarının girdabına kapılarak zor zamanlar geçirdiğini savunan Nate Schenkkan, “Bu kritik dönemde Türkiye bölgeyi etkisine alan kaosun hem mağduru hem de aktörü oldu” diyor.

Schenkkan, Erdoğan ve yakın çevresinin, ezilen Müslümanların özgürlüğünü savunan bir ideoloji ve devrimler aracılığıyla Ortadoğu’yu değiştiremese de özellikle 2013-2017’de Türkiye’de görülen şiddet dalgası ve siyasi kargaşayla birlikte otoriter bir sistem kurabildiğini öne sürüyor.

Bu dönemdeki Gezi Parkı olayları, Kürt sorununa çözüm sürecinin çöküşü, terör saldırıları ve darbe girişimi hatırlatılıyor.

Schenkkan, ABD’nin YPG güçleriyle IŞİD’e karşı yaptığı ittifak ve HDP’nin başkanlık karşıtı propagandasının Erdoğan’ın güvenlik kurumlarındaki şahin kanatlarla yürümesinde etkili olduğunu söyleyerek ekliyor:

O dönem yaygın olan ‘Türkiye, İslam Devleti’ni destekledi’ suçlaması hep abartılıydı. 2014-2015’te IŞİD, Türkiye’deki Kürt hareketine saldırırken Ankara için en iyi söylenebilecek şey, müdahale etmekle pek ilgilenmediği olur; en kötü şeyse bu konuda suç ortağı olduğudur.

MHP’yle ittifaka giden Erdoğan’ın iddiasının aksine başkanlık sisteminin Türkiye’ye istikrar getirmediği de savunulan tezler arasında: Nihayetinde Kürt hareketini bastırmak, Türkiye’nin sınırlarını korumak ve iktidarda kalmak gibi dar çıkarlar kazandı. Ezilen Müslümanların hakları için savaşmaya dair kuru gürültüye rağmen Erdoğan’ın dış politikası artık kendini korumaya dair daha küçük hedeflere yöneliyor.

Yazar, ABD’nin Ortadoğu politikasınıysa şöyle suçluyor: Suriye iç savaşının Türkiye demokrasisine ve ABD-Türkiye ittifakına yönelik zarara bakıldığında, Amerika’nın bu dönemdeki Ortadoğu politikasının temel günahı ortaya çıkıyor. Basitçe söylemek gerekirse, Washington çok fazla müdahil olmadan dahil olmaya çalıştı.

Yazar, sorunlara yol açan asıl sebebin, ABD’nin Ortadoğu’ya müdahil olmama rüyası olduğunu iddia ediyor. Gönülsüzce icra edilen ve birbiriyle çelişen politikaların yarattığı sorunların Türkiye demokrasisinde ve Ankara-Washington ilişkilerinde çok iyi bir şekilde görülebileceğini öne sürüyor:

İslam Devleti’ne karşı YPG’yle çalışmak, ABD’nin Türkiye cumhuriyetini parçalamaya ve ülkedeki iç çatışmaları derinleştirmeye azmettiği yönündeki popüler komplo teorisini büyüttü.

Schenkkan, Barack Obama döneminde Arap Baharı’na verilen desteğin ortaya çıkan belirsizliklerle azaldığını, ABD’nin bir yandan IŞİD’le mücadeleyi YPG’yle yürütürken diğer yandan Türkiye’nin bu örgüt ve uzantılarına düzenlediği operasyonlara ses çıkarmadığını ve bu olayların Ankara-Washington ilişkilerinde kırılma yarattığını sıralıyor.

Türkiye’de son iki yılda yapılan seçimlerin değişim arzusunu gösterdiğini savunan yazar, Washington’ın artık yeni döneme yatırım yapması gerektiğini de iddia ediyor:

Bir ormanın yangından sonra yeniden büyümesi gibi, Türkiye’de de afetten sonra farklı sosyal ve siyasi oluşumlar meydana geliyor. Bunlar nihayetinde ülkenin hukukun üstünlüğünün yeniden sağlanması, yurttaşlık haklarının korunması ve ülkedeki çoğulculuğun yeniden tesisi için faydalı olabilir.

Schenkkan, Türkiye’nin daha kapsayıcı bir yönetime sahip olması için ABD’nin burslar ve araştırma destekleri gibi çeşitli programlar uygulayabileceğini ve Washington’ın koyacağı küçük hedeflerle Türkiye’nin daha iyi bir geleceğe kavuşabileceğini savunarak yazısını bitiriyor.

Freedom House bağımsız bir düşünce kuruluşu olduğu iddiasını taşısa da ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından fonlanıyor. CIA’in yönettiği öne sürülen Freedom House’ın eski başkanı Michael Abramowitz, artık yine benzer suçlamaların hedefi olan yayın kuruluşu Amerika’nın Sesi’nin (Voice of America/VOA) başında.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de 3.8 Milyon Hane Sosyal Yardımlarla Ayakta Duruyor

Yoksulluğun artarak devam ettiğini ve geniş kesimlerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı Türkiye’de 2024 yılının ilk sekiz ayında yaklaşık 3.8 milyon hanenin sosyal yardım aldığı kayıtlara geçti.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Ocak – Temmuz 2024 dönemi için paylaştığı verilere göre, düzenli sosyal yardıma muhtaç hane sayısı 3 milyon 792 bin 340 olarak kaydedildi. Bu yardımlar, TÜİK verilerine göre toplamda 15 milyonu aşkın kişiyi kapsıyor.

Aile Destek Programı’ndan yararlanan hane sayısı da dikkat çekici bir artış gösterdi; 2022’de 3 milyon 99 bin olan hane sayısı 2024’te 3 milyon 233 bine yükseldi. Sosyal ve Ekonomik Destek Programı (SED) kapsamındaki çocuk sayısı ise 167 bine ulaştı.

Sosyal yardımlar sadece nakit desteklerle sınırlı kalmıyor. 2024 Temmuz itibarıyla elektrik tüketim desteğinden yararlanan hane sayısı da 3 milyon 658 bine ulaştı. 2019’da 2 milyon 420 bin olan bu rakam, 2024’e kadar ciddi bir artış gösterdi. Bu, birçok hanenin elektriğini ancak sosyal yardımlarla karşılayabildiğini gözler önüne seriyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sosyal yardımlarla ilgili yeni düzenlemeler yapmaya hazırlanıyor. Özellikle boşanmış kadınların aldığı yardımların gözden geçirileceği, boşandığı kişiyle birlikte yaşamaya devam eden kadınların yardımlarının kesilebileceği belirtiliyor.

Ayrıca çalışabilecek durumda olup çalışmayan kişiler üzerinde yapılacak yeni incelemeler de gündemde. Ancak bu düzenlemelerin ne zaman ve nasıl uygulanacağına dair resmi bir açıklama yapılmadı.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

Konut Fiyatları Yüzde 8.9 Düştü

Dünya genelinde, 2024 yılının ilk çeyreğinde konut fiyatlarının en çok düştüğü üç ülkeden biri Türkiye oldu. Türkiye’yi sırasıyla Lüksemburg ve Hong Kong takip etti.

Diğer taraftan, ilk çeyrekte konut fiyatlarının en çok artış gösterdiği ülke BAE oldu. İkinci sırada Polonya, üçüncü sırada ise Bulgaristan yer aldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) da üyesi olduğu İsviçre merkezli BIS’in verileri küresel konut fiyatlarının 2024’ün ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 1 düştüğünü gösterdi.

Pandemi döneminde tırmanışa geçen küresel konut fiyatları 2022’nin üçüncü çeyreğinden bu yana ise düşüyor. Bu düşüş 2023’ün ilk çeyreğinde yüzde 3,1’i bulmuştu. O zamandan bu yana ise düşüş devam etse de giderek yavaşlıyor.

Ekonomim’de yer alan habere göre, BIS’in verileri 2024’ün ilk çeyreğinde konut fiyatlarının en çok düştüğü üç ülkeden birinin Türkiye olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de ilk çeyrekte konut fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 8.9 düşmüş durumda. İlk çeyrekte konut fiyatlarının en çok düştüğü ülke yüzde 13,7 ile Lüksemburg oldu. İkinci sırayı yüzde 13,2 düşüşle Hong Kong aldı.

Diğer taraftan, ilk çeyrekte konut fiyatlarının en çok artış gösterdiği ülke yüzde 15,6 ile BAE oldu. İkinci sırada yüzde 14,6 artışla Polonya, üçüncü sırada ise yüzde 12,2 artışla Bulgaristan yer aldı.

Türkiye pandemi sırasında dünyada konut fiyatlarının reel olarak en çok arttığı ülke olmuştu. BIS verilerine göre 2022’nin üçüncü çeyreğinde Türkiye’de konut fiyatlarındaki yıllık reel artış yüzde 59,6’yı bulmuştu.

Bu artış oranı giderek yavaşladı ve 2024’ün ilk çeyreğinde, 2019’un son çeyreğinden bu yana ilk kez düşüş görüldü.

Ancak bu düşüşe rağmen Türkiye 2019’un son çeyreğinden bu yana dünyada konut fiyatlarının en çok yükseldiği ülke konumunda. BIS verilerine göre, Türkiye’de konut fiyatları reel olarak 2019’un son çeyreğinden bu yana yüzde 119,4 artış gösterdi.

BIS verilerine göre, gelişmiş ekonomilerde reel konut fiyatlarındaki düşüş neredeyse durma noktasına geldi. Gelişmiş ekonomilerde bir önceki çeyrekte yıllık bazda yüzde 0,9 düşen konut fiyatları 2024’ün birinci çeyreğinde ise yıllık bazda yüzde 0,3 geriledi.

Buna karşılık, gelişmekte olan ekonomilerde konut fiyatlarındaki düşüş biraz daha hızlandı. Gelişmekte olan ekonomilerde 2023’ün dördüncü çeyreğindeki yüzde 1,4’lük düşüşün ardından 2024’ün ilk çeyreğinde de yıllık bazda yüzde 1,6’lık düşüş gerçekleşti. Bu düşüş büyük ölçüde Asya ülkelerinden kaynaklandı.

Paylaşın

Vasabi Soslu Ton Balıklı Burger, Malzemeleri, Hazırlanışı

Vasabi soslu ton balıklı burger tarifi şimdiye kadar tattığınız en lezzetli tariflerden biri olmaya aday. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

450 gr taze ton balığı
4 adet yeşil soğan (kıyılmış)
1 tatlı kaşığı taze zencefil (kıyılmış)
1 yemek kaşığı az tuzlu soya sosu
1 tatlı kaşığı kavrulmuş susam yağı
Kanola yağı

2 yemek kaşığı zeytinyağı ve mayonez
Yarım yemek kaşığı hazır wasabi
4 adet tam buğdaylı susamlı burger ekmeği (ikiye bölünmüş ve hafifçe kavrulmuş)
2 adet salatalık (dilimlenmiş)
7-8 adet marul yaprağı

Hazırlanışı;

Tüm malzemeleri hazırlayın, başlayalım… Ton balığını küpler halinde doğrayın ve sertleşinceye kadar 10 dakika dondurucuda bekletin. Bir muftak robotunda dondurduğunuz ton balıklarını kıyma kıvamına gelene kadar öğütün. Ton balığı harcını bir karıştırma kabına alın ve üzerine yeşil soğan, zencefil, soya sosu, susam yağını ekleyin, karıştırın. Harcı dört eşit parçaya bölün ve elinizle burger köftesi şekli verin.

Köfteleri ızgara yapmadan önce en az 10 dakika buzdolabında bekletin ve sertleşmesini sağlayın. Yağladığınız ızgarayı veya ızgara tavasını önceden ısıtın. Köfteleri ortaları orta – az pişmiş olana kadar yaklaşık 2-3 dakika pişirin. Mayonezi, wasabi ile karıştırın ve ikiye böldüğünüz burger ekmeklerinin arasına sürün. Tabanlarını salatalık ve marul yapraklarıyla kaplayın ve üstüne köfteleri ekleyin. Afiyet olsun.

Paylaşın

Fransız Usulü Soğan Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sevdikleriniz için iyi bir çorba tarifi mi arıyorsunuz? Öyleyse ilk kaşıktan itibaren tadına bayılacağınız bu fransız usulü soğan çorbası misafirleriniz veya sevdikleriniz için hazırlamaya başlayın.

Haber Merkezi/ Ortalama 50 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 yemek kaşığı tereyağı
5 orta boy soğan (sarı ve kırmızı soğan karışımı önerilir), dilimlenmiş
Yarım çay kaşığı tuz
2 adet defne yaprağı
6 su bardağı az tuzlu dana eti suyu (Tavuk veya sebze suyu)

Yarım su bardağı kırmızı şarap
4-5 dal taze kekik
Taze çekilmiş karabiber
4 dilim baget veya ekşi mayalı ekmek
Yarım su bardağı rendelenmiş İsviçre peyniri

Hazırlanışı;

Tüm malzemeleri hazırlayın, başlayalım… Büyük bir tencerede tereyağını eritin, soğanları, tuzu ekleyin ve karıştırın, tencerenin kapağını kapatın ve soğanları yumuşayana ve karamelize olana kadar kısık ateşte yaklaşık 30 dakika (her 10 dakikada bir kontrol edin) pişirin. Tencereye defne yapraklarını,  dana suyunu, şarabı ve kekiği ekleyin, en az 15 dakika kısık ateşte pişirin. Ardından karabiber ekleyin, defne yapraklarını içinden alın ve atın.

Fırınınızı önceden ısıtın ve ızgara demirini hazırlayın. Çorbayı küçük fırın kaplarına bölün, her birinin üzerine bir dilim baget ekmek koyun ve rendelenmiş peyniri ekleyin, kapları fırının ızgara demirinde peynir eriyip köpürene kadar yaklaşık 3 dakika fırınlayın. Afiyet olsun.

Paylaşın

Çedar Peynirli Brokoli Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Bu çorba hakkında söylenebilecek bir şey varsa, o da baş döndürücü olması. Minimum yağ seviyesine sahip olduğu için sağlıklı kilonuzu korumanıza da yardımcı olacak bu kolay tarifi mutlaka deneyin.

Haber Merkezi / Ortalama 45 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1/4 su bardağı tereyağı
1 adet soğan (küp doğranmış)
1 diş sarımsak (kıyılmış)
2 yemek kaşığı un
2 adet havuç (rendelenmiş)

2 su bardağı tavuk suyu (veya sebze suyu)
2 su bardağı süt ve krema
230 gr çedar peyniri (rendelenmiş)
2 adet küçük brokoli demeti, (çiçeklerine ayrılmış)
1/2 çay kaşığı tuz
1/4 çay kaşığı karabiber

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Bir çorba tenceresinde 1 yemek kaşığı tereyağını eritin. Ardından  soğanı, sarımsağı, tuzu ve karabiberi ekleyin ve 3 dakika kavurun, kalan tereyağını ve unu ekleyin, soğanlar tamamen una bulanana kadar karıştırın, tencerenin yarısına kadar su ekleyin ve karıştırın.

Tencereye brokoli çiçeklerini ve havuçları ekleyin. Çorbayı kısık ateşte 12 dakika kaynatın, kaynadıktan sonra tenceredeki malzemenin yarısını blendera alın ve pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar çektikten sonra tencereye geri dökün ve karıştırın, çorbanın üzerine rendelenmiş çedar peynirini ekleyin, peynir eridikten sonra servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

Paylaşın

Saç Modelinizden Bıktınız Mı? Öyleyse Bu Modeli Deneyin

Saç modelini değiştirmek hem heyecan verici hem de sinir bozucu olabilir. Ancak, değişimi benimsemek ve konfor alanından çıkmak, yeni bir özgüvene ve kendini ifade etmeye yol açabilir.

Haber Merkezi / Cesur ve uçlarda bir değişiklik mi arıyorsunuz? Öyleyse, alt kesim saç modeli sizin için mükemmel bir çözüm olabilir.

Alt kesim nedir?

Alt kesim, başın yanlarındaki veya arkasındaki saçların üstteki saçlardan daha kısa kesilmesi veya kısaltılması anlamına gelir. Kısa ve uzun saç arasındaki kontrast, çarpıcı bir görsel etki yaratır.

Alt kesim yaptırmanın farklı yolları:

Yan alt kesim: Başın bir veya her iki tarafındaki saçların tıraş edilmesi veya kırpılması anlamına gelir. Bu, üstteki uzun saçlar ile yanlardaki kısa saçlar arasında çarpıcı bir kontrast yaratır.

Ense altı kesimi: Başın arkasına odaklanarak cesur bir görünüm yaratır. Ensedeki saçlar tıraş edilir veya kısa kesilirken, üstteki saçlar çeşitli uzunluklarda şekillendirilir.

Şakak altı kesim: Şakaklara yakın daha küçük alanın tıraş edildiği veya saçın geri kalanından daha kısa kesildiği daha incelikli bir varyasyondur.

Daha sanatsal veya cesur bir yaklaşım isteyenler için, tasarımlı alt kesimler mükemmel bir seçimdir. Bu, saçın tıraşlı veya daha kısa bölümlerine desenler eklemeyi içerir.

Alttan kesim, pixie kesimden bob kesimine ve çok daha uzun saçlara kadar her türlü saç stiline uygundur.

Alt kesim için bakım ve özen

Alt kesimin olumsuz tarafı, biraz daha fazla bakım gerektirmesidir. Saç büyüme hızına bağlı olarak, alt kesimi temiz ve bakımlı tutmak için her 4 ila 6 haftada bir düzeltme yapılması önerilir. 

Dikkat edilmesi gerekenler

Farklı yüz şekilleri, belirli alt kesim stillerini diğerlerinden daha iyi tamamlayabilir. Yüz şekliniz için en hoş seçenekleri önerebilecek profesyonel bir saç stilistine danışmanız en iyisidir.

Paylaşın