Kuru Ve Hassas Ciltler İçin Papatya

Papatya, yüzyıllardır şifalı ve rahatlatıcı özellikleri nedeniyle değer verilen küçük bir çiçektir. Papatya, etraflarındaki diğer bitkilerin sağlığını olumlu yönde etkileme özellikleri nedeniyle sıklıkla “bitkilerin doktoru” olarak bilinir.

Haber Merkezi / Papatya, ciltteki kızarıkları azaltmaya ve ciltte oluşabilecek tahrişleri yatıştırmaya yardımcı olabilecek iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Çevresel faktörler, stres veya egzama gibi cilt hassasiyetleri yaşayanlar için de faydalıdır.

Papatya, aynı zamanda güçlü antioksidan özelliklere de sahiptir. Antioksidanlar, cildi, çevre kirliliği ve UV maruziyeti gibi çevresel stres faktörlerinden korumaya yardımcı olur, bu da, kuru ve tahriş olmuş cilt üzerinde etkili olabilir. Papatya, serbest radikal hasarlarını nötralize ederek erken yaşlanma ve çizgi belirtilerini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

Hafif nemlendirme: Papatyanın bir diğer güzel yanı da cildi nemlendirme özelliğidir. Papatya, cildin tam olarak neye ihtiyacı olduğunu biliyormuş gibi, nemini korumasına ve güzel bir şekilde dengede kalmasına yardımcı olur.

Hücre yenilenmesini destekler: Bu nazik bitki, sadece cildi yatıştırmakla kalmaz; cildin doğal iyileşme özelliklerini aktif olarak besler. Papatya, cilde taze besinler ulaştıran ve doğal hücre yenilenme sürecini destekleyen dolaşım sistemini uyarır. Bu, cildin kendini yenilemesine yardımcı olur.

Göz çevresindeki şişkinliği azaltır: Flavonoidler ve terpenoidler de dahil olmak üzere papatyadaki birkaç aktif bileşiğin, göz çevresindeki şişkinliğin yaygın nedenleri olan kan damarlarını daraltmaya ve dokulardaki sıvı birikimini azaltmaya yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.

Papatya çayının muhteşem faydaları: Sıcak bir fincan organik papatya çayı yudumlamak… Papatya çayı cildinizi içeriden desteklemenin güzel bir yolunu sunmakta.

Papatya çayı, sadece zihin ve beden üzerindeki rahatlatıcı etkileri için değil, aynı zamanda sindirime yardımcı olma ve kaygıyı hafifletme özelliği için de tercih edilmektedir.

Papatya çayındaki antioksidanlar içeriden dışarıya doğru çalışarak, cildi günlük hayatın streslerinden korumaya yardımcı olmaktadır.

Paylaşın

Lavanta Yağının Cilde Faydaları Nelerdir?

Büyüleyici aroması ve canlı renk tonlarıyla lavanta çiçeği, yalnızca görsel bir şölen değil; aynı zamanda doğanın güçlü cilt bakım iksirinin, yani lavanta esansiyel yağının da kaynağıdır.

Haber Merkezi / Faydaları nedeniyle değer verilen lavanta, tarih ve kültürler boyunca var olmanın bir yolunu bulmuştur. Eski Mısırlılar lavantayı kozmetik ürünlerine dahil etmiş, Romalılar banyolarında sakinleştirici aromasına değer vermiştir. Yunanlılar ise, ona “nardus” adını vererek hem cilt hem de zihin için terapötik etkilerini övmüşlerdir.

İşte lavanta yağının cilt için faydalı:

Akne tedavisine yardımcı olabilir: Lavanta yağı, antibakteriyel özellikleri sayesinde akneye neden olan bakterileri ortadan kaldırarak akneyi tedavi etmeye ve önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, ciltteki bakteriler ve mantarlar genellikle iltihaplanmaya neden olduğundan, yağın antifungal ve antibakteriyel özellikleri iltihabı azaltabilir ve kaşıntıyı hafifletebilir. Lavanta yağı komedojenik olmadığından, cilde uygulanması tahrişi azaltmaya ve tıkalı gözenekleri temizlemeye de yardımcı olabilir.

Serbest radikallere karşı savunma sağlayabilir: Lavanta yağı, cildi çevresel stres faktörlerinden korumaya yardımcı olan antioksidan özelliklere sahiptir. Toksinler ve kirlilik cilt hastalıkları için önemli risk faktörleridir ve cilde ve bağışıklık sistemine zarar verebilir. Aynı zamanda bir antioksidan olan bu doğal yağ, bunların neden olduğu hasarı önlemeye ve tersine çevirmeye yardımcı olabilir.

Kuru cilt ve egzamaya karşı fayda sağlayabilir: Lavanta yağı, kaşıntılı, kuru, pullu lekelere yol açan egzama gibi cilt hastalıklarından da faydalanabilir. Bu hastalığın birden fazla eş zamanlı etkisi olabilir ve şiddeti hafiften kalıcıya kadar değişebilir. Lavanta yağı, iltihabı azaltmaya ve alevlenmeleri önlemeye yardımcı olan iltihap önleyici ve mantar önleyici özelliklere sahiptir.

Cilt dokusunun iyileşmesine yardımcı olabilir: Lavanta yağı, antibakteriyel özellikleri nedeniyle cilt dokusunun iyileşmesine yardımcı olur. Lavanta yağının antibakteriyel özellikleri, cildin iyileşme sürecini hızlandırmaya ve ayrıca enfeksiyonları önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabilir.

Erken yaşlanma belirtilerini önleyebilir: Lavanta yağının cilt için birçok faydası vardır, örneğin yararlı fitokimyasallar ve antioksidanlarla dolu olduğu için erken yaşlanmayı önleyebilir. Antioksidanlar, cildi UV radyasyonu gibi zararlı çevresel stres faktörlerinden korumada önemli bir rol oynayabilir. Cildiniz için lavanta yağını topikal olarak kullanarak cildinizi ince çizgilere, kırışıklıklara ve koyu lekelere karşı koruyabilirsiniz.

Paylaşın

Ucuz Emeğin Yeni Adı: İşgücü Uyum Programı

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), öncelikle uzun süreli işsizler, kadınlar, engelliler ve eski hükümlüler gibi dezavantajlı gruplara yönelik olarak tasarlan İşgücü Uyum Programı’nı (İUP) başlattı.

Kurtuluş Aladağ / Program kapsamında işe başlayacak kişilere günlük 566 lira cep harçlığı verilecek. Bu, haftalık 1.698 liraya, aylık 7 bin 924 liraya denk gelmekte, asgari ücretin yarısı bile değil. Çalışma koşullarına yol ve yemek ücreti de dahil değil.

Büyük şehirler düşünüldüğünde ulaşım ve yemek giderleri program kapsamında işe başlayacakların kazanacakları ücretten daha fazla tutabilir. Daha sade bir ifadeyle, program kapsamında çalışacak kişi ay sonunda borçlu çıkabilir.

Binlerce kişi, programın ilk dört haftası 5 gün ve 37,5 saat, devam eden haftalarda 3 gün ve 22,5 saat, toplamda 10 ay boyunca karın tokluğuna çalıştırılacak. Bunun adı da İşgücü Uyum Programı (İUP) olacak.

Program, son bir kaç 10 yıldır ağızlardan düşürülmeyen ve uygulanması için uygun koşullar aranan “esnek çalışma” modelinin de bir taslağı gibi.

Program kapsamında, devlet kurumları, 3 gün (çalışma süresi esnekliği), harçlık (ücret esnekliği), 10 aylık sözleşme (istihdam esnekliği) ve ne iş verilirse yapma (fonksiyonel esneklik) modeli ile esnek çalışmanın farklı boyutlarını bizzat uygulayacak.

Devlet eliyle uygulanacak programa, önümüzdeki dönemde, emek sınıfının kazanılmış haklarını işlevsiz hale getirme potansiyeliyle hacminden çok daha tehlikeli bir düzenleme olarak karşımızda duruyor.

Katılımcılara hangi ödemeler yapılmakta?: Katılımcılara katılım sağladıkları günler için olarak Yönetim Kurulu tarafından 2024 yılı için belirlen 566,73 TL cep harçlığı ödenecek.

Katılımcılar için ödenecek sosyal güvenlik primleri neler?: Katılımcıların programa katılım sağladıkları günler için 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında ortaya çıkacak yüzde 5,5 oranında sosyal güvenlik prim giderleri ödenecek.

Hangi kurumlarla İUP uygulanabilir?: Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği yöntemiyle program uygulanabilecek.

İUP uygulama süresi kaç aydır?: Program süresi en fazla 10 ay olacak.

İUP’de haftalık yararlanma süresi ne kadardır?: Programın ilk dört haftası 5 gün ve 37,5 saat, devam eden haftalarda 3 gün ve 22,5 saat olarak uygulanacak.

Bir katılımcı İUP’den en fazla ne kadar süreyle yararlanabilir?: Bir katılımcı, İşgücü Uyum Programından toplamda en fazla 140 fiili gün yararlanabilecek.

Programın faaliyet alanları ne olacak?: Kamu kurumlarıyla yapılan iş birliği sayesinde programın çeşitli alanlarda faaliyet göstereceği belirtiliyor.

Bunların arasında engelli, yaşlı ve hasta bakımı, çocuk bakımı, tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetleri, geri dönüşüm ve atık imha projeleri, kamusal alanların temizliği ve bakımı yer alıyor.

Ayrıca, biyolojik çeşitliliğin korunması, doğal yaşam alanlarının restorasyonu, spor ve kültürel etkinliklerin desteklenmesi gibi alanlar da program kapsamında yer alıyor.

Katılımcılara hangi eğitimler verilecek?: Eğitim programları arasında iş sağlığı ve güvenliği, bağımlılıkla mücadele, iş arama becerisinin geliştirilmesi, iş ahlakı, motivasyon ve stres yönetimi ve finansal okuryazarlık gibi konular yer alıyor.

İş hayatına dair eğitimlerin yanı sıra kişisel gelişim odaklı ‘etkili iletişim ve kişiler arası ilişkiler’ gibi eğitimler de program kapsamında.

Paylaşın

Fenerbahçe, Galatasaray Ve Beşiktaş’ın UEFA Kadroları Belli Oldu

Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi’nde yer alacak takımların kadro bildirimi yapması için verilen süre sona erdi. Türkiye’yi UEFA Avrupa Ligi’nde temsil edecek olan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, oyuncu listelerini UEFA’ya iletti.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin UEFA kadrosunda, Oğuz Aydın, Levent Mercan, Ryan Kent, Bartuğ Elmaz ve Emre Mor yer almazken, Galatasaray’ın bildirdiği listede 4 isim yer almadı: Eyüp Aydın, Taylan Antalyalı, Alexandru Cicaldau ve Halil Dervişoğlu.

Beşiktaş ise, UEFA kadrosunda bir zamanlar kadronun önemli isimlerinden olan Daniel Amartey, Vincent Aboubakar ve Alex Oxlade-Chamberlain yer vermedi.

Fenerbahçe’nin kadrosu şu şekilde:

Kaleci: İrfan Can Eğribayat, Livakovic, Ertuğrul Çetin
Defans: Samet Akaydin, Çağlar, Djiku, Mert Müldür, Oosterwolde, Becao, Osayi Samuel
Orta saha: İsmail Yüksek, Mert Hakan, Fred, İrfan Can Kahveci, Amrabat, Szymanski,
Forvet: Dzeko, Tadic, Youssef En-Nesyri, Cengiz Ünder, Cenk Tosun, Allan Saint-Maximin

Galatasaray’ın kadrosu şu şekilde:

Kaleci: Fernando Muslera, Günay Güvenç, Batuhan Şen
Defans: Elias Jelert, Victor Nelsson, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Kaan Ayhan
Orta saha: Lucas Torreira, Gabriel Sara, Berkan Kutlu, Kerem Demirbay, Hakim Ziyech
Forvet: Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün, Yusuf Demir, Dries Mertens, Michy Batshuayi, Mauro Icardi, Victor Osimhen.

Beşiktaş’ın kadrosu şu şekilde:

Kaleci: Mert Günok, Ersin Destanoğlu, Göktuğ Baytekin
Defans: Jonas Svensson, Gabriel Paulista, Onur Bulut, Tayyip Talha Sanuç, Felix Uduokhai, Arthur Masuaku, Emirhan Topçu
Orta saha: Milot Rashica, Salih Uçan, Joao Mario, Bakhtiyor Zainutdinov, Ernest Muçi, Rafa Silva, Almoatasem Al Musrati, Jean Onana, Cher Ndour, Can Keleş, Emrecan Terzi, Gedson Fernandes, Mustafa Erhan Hekimoğlu
Forvet: Ciro Immobile, Semih Kılıçsoy

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi’nde oynayacağı maçlar:

25 Eylül Çarşamba

Galatasaray – PAOK

26 Eylül Perşembe

Fenerbahçe – Union Saint-Gilloise
Ajax – Beşiktaş

3 Ekim Perşembe

RFS – Galatasaray
Beşiktaş – Eintracht Frankfurt
Twente – Fenerbahçe

23 Ekim Çarşamba

Galatasaray – Elfsborg

24 Ekim Perşembe

Fenerbahçe – Manchester United
Lyon – Beşiktaş

6 Kasım Çarşamba

Beşiktaş – Malmö

7 Kasım Perşembe

Galatasaray – Tottenham Hotspur
AZ Alkmaar – Fenerbahçe

28 Kasım Perşembe

AZ Alkmaar – Galatasaray
Beşiktaş – Maccabi Tel-Aviv
Slavia Prag – Fenerbahçe

11 Aralık Çarşamba

Fenerbahçe – Athletic Bilbao

12 Aralık Perşembe

Malmö – Galatasaray
Bodo/Glimt – Beşiktaş

21 Ocak Salı

Galatasaray – Dinamo Kiev

22 Ocak Çarşamba

Athletic Bilbao- Beşiktaş

23 Ocak Perşembe

Fenerbahçe – Lyon

30 Ocak Perşembe

Ajax -Galatasaray
Midtjylland – Fenerbahçe
Twente – Beşiktaş

Paylaşın

Yeniden Refahlı Suat Kılıç, Erken Seçim İçin Tarih Verdi

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Bu şartlar altında Türkiye’nin uzun süre devam etmesi mümkün değil. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye’nin erken seçime doğru ilerlediğini görüyoruz” dedi ve ekledi:

“2025 yılının sonbaharı olabilir, 2026 yılının ilkbaharı olabilir. Bu erken seçim kapıya dayanacaktır. Teşkilatlarımızı bu erken seçime hazırlıklı olmak için çağırıyoruz.”

Suat Kılıç, açıklamasının devamında, “2025 yılında 23 Kasım Pazar günü erken seçim için makul bir tarih olacaktır. 24 Kasım pazar günü öğretmenler günü. Seçimde okullar kullanıldığı için ve öğretmenler de resmi görevli olduğu için bu şekilde bir seçim planlaması Türkiye’nin gündemine gelebilir” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Birgün’ün aktardığına göre; Kılıç’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Bir erken seçim olabilir Türkiye’de. Rakamları paylaştım sizinle. Bu şartlar altında Türkiye’nin uzun süre devam etmesi mümkün değil. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye’nin erken seçime doğru ilerlediğini görüyoruz.

2025 yılının sonbaharı olabilir, 2026 yılının ilkbaharı olabilir. Bu erken seçim kapıya dayanacaktır. Teşkilatlarımızı bu erken seçime hazırlıklı olmak için çağırıyoruz.

2025 yılında 23 Kasım Pazar günü erken seçim için makul bir tarih olacaktır. 24 Kasım pazar günü öğretmenler günü. Seçimde okullar kullanıldığı için ve öğretmenler de resmi görevli olduğu için bu şekilde bir seçim planlaması Türkiye’nin gündemine gelebilir.”

Şanlıurfa Belediye Başkanı Kasım Gülpınar’ın YRP’den istifa etmesine ilişkin konuşan Kılıç, “Para alamamak, projeyi onaylatamamak, Ankara’nın hibelerinden yararlanamamak, seçilmiş belediye başkanının yer değiştirmesi için haklı bir gerekçe olamaz” diyerek sert tepki gösterdi.

Kılıç, şunları söyledi: “Ayrılmasının haklı gerekçeleri olsaydı ayrıldığı gibi başka bir partiye geçebilirdi. Aldığı oyun 200 bini YRP’nin oylarıdır, belki de bir 50 bini kendisinin getirdiği oylardır. Genel Başkanımızla vedalaşmadan, gelirken selamla geldi, giderken selamsız gitti. Hiç kimse yeri doldurulamaz değil. Para alamamak, projeyi onaylatamamak, Ankara’nın hibelerinden yararlanamamak, seçilmiş belediye başkanının yer değiştirmesi için haklı bir gerekçe olamaz.”

Paylaşın

Sermaye Sınıfından “Orta Vadeli Program”a Tam Destek

TOBB, İTO, TİM, İSO gibi sermaye sınıfının önde gelen örgütlerinden, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan “Orta Vadeli Program”a (OVP) tam destek açıklamaları geldi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli gördüklerini belirtti.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) yine ihracat ekseninde şekillendiğini belirterek, bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla beklediklerini bildirdi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Yeni OVP dönemi boyunca ekonomik büyüme, istihdam, finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmiş olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullanırken, İTO Başkanı Şekib Avdagiç ise, programın üreteceği sonuçların reel sektörün yapısal gücüne halel getirmemesini vazgeçilmez gördüklerini söyledi.

Sermaye sınıfının önde gelen örgütleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, revize edilen OVP’nin dezenflasyonu temel öncelik olarak ilan ederken, programın üreteceği sonuçların reel sektörün yapısal gücüne halel getirmemesini vazgeçilmez gördüklerini söyledi. Türkiye’nin kapsamlı bir ekonomik program yürüttüğü bu dönemde, OVP’nin güncellenmesinin proaktif bir yaklaşım olduğunu belirten Avdagiç, “Bununla birlikte OVP’nin ‘dengelenme programı’ olarak ilerlemesini ve terazinin iş dünyası kefesini ihmal etmemesini istiyoruz.

Farkındayız: Ekonomik programın uygulama sürecinde sıra zor kazanımları elde etmeye geldi. Kalıcı düşük enflasyona ivedi şekilde ulaşılması önemli. Zorlu hedeflere, iş dünyasının üretim ve istihdam hedeflerinden ödün vermeden ulaşmak daha da önemli. Görüyoruz ki yeni OVP’de hem enflasyon tarafında hem büyüme tarafında revizyonlar oldu. Böylece ekonominin gerçekleriyle uyumlu, yeni gelişmeler karşısında anında refleks gösterebilen bir yönetim anlayışı ortaya kondu.” değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, OVP hedeflerinin yakalanmasının bir ayağı topyekûn kararlılık ise diğerinin de bugünkü programda sıkça vurgulandığı gibi yatırım ortamının süratle iyileştirilmesi olduğunu kaydetti.

İTO Başkanı Avdagiç, şunları kaydetti: “Yeni Türkiye ekonomisi hikayesinin temelleri, mutlaka reel sektörün eliyle atılacaktır. Bu nedenle özellikle KOBİ’lerin, ayakta kalmak için finansman imkanlarının artmasına, üretimlerini güçlendirecek şekilde yatırım koşullarının revize edilmesine ihtiyacı var. Bir kere daha ifade etmeliyiz ki; enflasyonla mücadele ederken üretim, ihracat, istihdam ekosistemini korumayı ihmal edemeyiz.

Özel sektörün nefesi güçlü olmalı ki hedeflerimizi gerçekleştirebilelim. OVP hedeflerinin yakalanmasının önemli ayaklarından biri, kur politikasının gerçekçi olmasıdır. 2025 sonrası kur ve enflasyon arasında bir korelasyon öngörülmüş olmakla beraber, 2024 için öngörülen kur, ihracatçıyı ve ihracata çalışan sektörleri ciddi şekilde zorlamaya devam edecektir. Bu durumun ithalatı artırarak cari dengede bir risk oluşturmaması için gerekli tedbirlerin alınacağının beklentisi içindeyiz.”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Orta Vadeli Program hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Yeni OVP dönemi boyunca ekonomik büyüme, istihdam, finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmiş olduğunu görüyoruz. Özellikle enflasyonla mücadeleyi iş ve ekonomi dünyamızın en büyük hedefi olarak gördüğümüzden dolayı; yeni OVP’de bu konunun temel felsefe olarak ele alınması noktasındaki kararlı duruşunu çok önemli ve değerli buluyoruz.

Ancak toplumun bu mücadeleye olan inancının oluşması için yapılması gereken fedakarlıklar noktasında bir uyumun olması da kaçınılmaz. Bu bağlamda yine OVP yılları için konulan büyüme oranlarını bu enflasyon hedeflerine ulaşılmasında biraz iyimser bulduğumuzun bilinmesini isteriz. Çünkü OVP’de 2025-2027 arası enflasyon tahminleri ile büyüme tahminleri arasında bir tutarsızlık bulunmaktadır. Enflasyonla mücadeleye halkın güvenmesi çok büyük önem taşırken bu tür tutarsızlıklardan kaçınılması gerektiğini, sağlıksız bir yüksek büyüme yerine; ekonominin gerçekleriyle uyumlu, sürdürülebilir nitelikli bir büyümenin hedeflenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sanayinin üretiminde uzun vadeli katma değer ve nitelik artışı için konulan hedefler de önemli. Fakat dezenflasyonist süreçten kaçınılmaz olarak etkilenecek olan reel sektörümüzün, başta finansmana erişim olmak üzere bu sürece adapte olmasına dönük, güçlü, proaktif tedbir ve önlemlere de ihtiyaç olduğunun altını çizmek durumundayız.

Her zaman belirttiğimiz istihdam odaklı hedeflerin ve politikaların yeni OVP’de bulunmasını da çok olumlu buluyoruz. Ama unutmamalıyız ki nitelikli istihdam yaratabilmenin yolu uzun vadeli eğitim politikalarından geçmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin uzun vadeli istihdam ihtiyaçlarını gözeten eğitim politikalarının da artık OVP’lerde yön belirleyici bir şekilde bulunması gerektiğinin altın çizmek isteriz.

Kabul etmek gerekirse geçtiğimiz yıl açıklanan OVP, hedeflerini önemli ölçüde tutturması açısından toplumsal bir referans olmuştur. Umuyoruz ki bu OVP de kararlılıkla uygulanacak. Böylece geçen yıldan gelen olumlu motivasyonla, kredisini güçlü bir şekilde koruyacak bir OVP dönemi daha yaşayacağız.”

“Yeni adımları heyevanla bekliyoruz”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) yine ihracat ekseninde şekillendiğini belirterek, bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla beklediklerini bildirdi. Gültepe, yazılı açıklamasında, 2025 ihracat hedefinin 279,6 milyar dolar, 2026 hedefinin 296,1 milyar dolar, 2027 hedefinin ise 319,6 milyar dolar şeklinde belirlendiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“İhracatçılarımızın yaşadığı sorunları her platformda dile getiriyoruz. Bir önceki OVP’ye göre 3 yıllık periyodun toplamında 13 milyar dolarlık bir hedef düşüşü var. Bu arzu ettiğimiz bir tablo değil. İhracat ailemizin yaşadığı sorunların net bir göstergesi olan bu rakamları iyi okumamız gerektiğine inanıyorum. Diğer yandan dış ticaret açığı noktasında programda önemli bir iyileşme öngörülüyor. Özellikle ithalatta beklenen düşüş bir önceki OVP’ye göre 71 milyar doları aşıyor. Toplam dış ticaret hacmi de bu eksende negatif yönde revize edilmiş durumda.

Büyüme hedefimiz kısmen gerilerken, enflasyon beklentisi ise yükseldi. İşsizlik oranlarında da bir iyileşme mevcut. Makroekonomik göstergeler ve politika araçlarında ürün ve pazar çeşitlendirmesi, etkin ticaret diplomasisi, ticaretin kolaylaştırılması, ihracatın finansmanı, ithalat bağımlılığının azaltılması, hizmet ihracatının geliştirilmesi, ihracatta yeşil ve dijital dönüşüme vurgu yapılmış olması son derece önemli. Yeni OVP yine ihracat ekseninde şekilleniyor. Bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla bekliyor, açıklanan programın ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli gördüklerini belirtti.

Hisarcıklıoğlu, yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve 2025-2027 dönemini kapsayan OVP’ye ilişkin değerlendirmede bulundu. OVP’nin ülke ve millete hayırlı olmasını dileyen Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak temel beklentilerinin finansal istikrar, öngörülebilirliğin artması, enflasyonun tek haneye düşürülmesi, sürdürülebilir büyüme ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, programdaki yapısal reformlar konusunda atılacak güçlü adımların ülkenin küresel rekabet gücünü artıracağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bugün açıklanan OVP, enflasyonla mücadele, öngörülebilirlik ve sürdürülebilir büyüme için önemli bir yol haritası sunmaktadır. Özellikle bir hususu vurgulamak isterim. Programın uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli görüyoruz. Bizler de, iş dünyası olarak, ülkemizin hedefleri doğrultusunda tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

Her Sabah Aç Karnına Fesleğen Yemenin Beş Faydası

Ballıbabagiller familyasından olan ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen fesleğen, A, C ve K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, demir, magnezyum ve potasyum gibi mineraller içerir.

Haber Merkezi / Fesleğen ayrıca, önemli miktarda protein ve lif içerir. İşte her sabah aç karnına fesleğen tüketmenin beş faydası:

Bağışıklığı güçlendirir: Fesleğen yaprakları bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan antioksidanlar ve uçucu yağlar açısından zengindir. Bunları aç karnına tüketmek vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirerek enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Fesleğenin antimikrobiyal özellikleri ayrıca zararlı bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olur.

Sindirime yardımcı olur: Fesleğen yaprakları sindirim sistemini uyarır, sindirimi kolaylaştırır ve şişkinlik, hazımsızlık ve gaz gibi yaygın sindirim sorunlarını önler. Yapraklar, yiyeceklerin daha verimli bir şekilde parçalanmasına yardımcı olan sindirim enzimlerinin üretimini teşvik ederek daha iyi besin emilimine yol açar.

Stresi ve kaygıyı azaltır: Fesleğen, vücudun strese uyum sağlamasına yardımcı olan bir adaptojen olarak bilinir. Sabahleyin fesleğen yaprakları tüketmek, stres hormonu olan kortizol seviyesini düzenlemeye yardımcı olur, böylece kaygıyı azaltır ve zihinsel berraklığı destekler.

Vücudu detoksifiye eder: Fesleğen yaprakları, vücudu toksinlerden arındırmaya yardımcı olan detoks edici özelliklere sahiptir. Fesleğen, aç karnına alındığında karaciğeri uyarır ve kandaki atık ürünleri ve toksinleri temizleme yeteneğini artırır.

Solunum sağlığını iyileştirir: Fesleğen yaprakları solunum sağlığına fayda sağlayan güçlü anti-inflamatuar, anti-bakteriyel ve anti-viral özelliklere sahiptir. Bunları günlük olarak tüketmek soğuk algınlığı, öksürük ve astım gibi solunum yolu rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Fesleğen ayrıca doğal bir balgam söktürücü olarak etki ederek hava yollarından mukusu temizlemeye ve akciğer fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Fesleğen yaprakları tüketmenin yolları:

Taze yaprakları çiğneyin: Birkaç taze fesleğen yaprağını koparın, iyice yıkayın ve sabahları doğrudan çiğneyin.

Fesleğe çayı: Bitkisel çay yapmak için birkaç fesleğen yaprağını 5-10 dakika suda kaynatın. Ekstra lezzet için biraz bal veya limon ekleyebilirsiniz.

Fesleğen Suyu: Fesleğen yapraklarını bir bardak suyun içinde bir gece bekletin ve sabah aç karnına bu suyu için.

Fesleğen tozu: Fesleğen yapraklar yoksa, fesleğen tozu kullanabilirsiniz. Yarım çay kaşığı tozu bir bardak ılık suya karıştırın ve sabahın ilk saatlerinde için.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Dikkat Çeken “Erken Seçim” Yorumu

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Kim aday olursa olsun Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı 2 defa seçiliyor, Tayyip Bey üçüncü defa seçildi. Önümüzdeki dönem 4 oluyor” dedi ve ekledi:

“Erken seçim meclisle alınırsa, aday oluyor; başımızın üstüne. YSK, Tayyip Bey’in adaylığına müsamaha gösterdi. Bu seçimde de olamaması gerekirdi. Recep Tayyip Erdoğan, bir seçim mağlubiyeti yaşayarak gitmelidir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Halk TV canlı yayınında İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı.

Erken seçim tartışmalarını değerlendiren Müsavat Dervişoğlu, “Erken seçim telaffuz ederseniz, hemen seçim talebinde bulunacaksınız. Bu ülkeyi yönetemiyorsa iktidar, artık yeni bir iktidara ihtiyaç vardır sonucu çıkar bu tabloda. Bu vadeye yayılan bir şey olamaz. Bugün erken seçim talep edeyim, Sayın Özgür Özel ifadelerimden sakın alınmasın, Tayyip Erdoğan’ın takvimini belirleyeceği seçimi erken seçim olarak göremem” diye konuştu.

“Seçim adına Cumhurbaşkanı tekrar aday olacak diye endişe taşımıyorum” diyen Dervişoğlu, İYİ Parti’nin seçime her zaman hazır olduğunu söyledi.

Dervişoğlu, “Bunu sadece ben birinci partiyim ya da bir diğeri ben iktidarım diye takvimi tanzim etmeye yönelik yol haritası şayet ederlerse spekülatif buluruz. En başında beri erken seçim çağrılarını spekülatif buluyorum. Bu seçime davet değil, düelloya davet” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olamayacağını belirten Müsavat Dervişoğlu, “Kim aday olursa olsun Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı 2 defa seçiliyor, Tayyip Bey üçüncü defa seçildi. Önümüzdeki dönem 4 oluyor. Erken seçim meclisle alınırsa, aday oluyor; başımızın üstüne. YSK, Tayyip Bey’in adaylığına müsamaha gösterdi. Bu seçimde de olamaması gerekirdi. Recep Tayyip Erdoğan, bir seçim mağlubiyeti yaşayarak gitmelidir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Siyasette “Parmak Sallama” Polemiği

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında “parmak sallama” açıklamaları devam ediyor. Bakan Tunç’un “Kimse yargıya parmak sallayamaz” sözlerine yanıt veren İmamoğlu, “Ben yargıya parmak sallamadım sana salladım” dedi ve ekledi:

“Senin gibi yargıyı etkileyen, hükümetin mensuplarına parmak salladım. O parmak, benim parmağım değil, milletin parmağı. Onun da yeri sandık, siz sandığa gitmek zorunda kalacaksınız. Yargıtay daha hükmetmeden gitmek zorunda kalacaksınız.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile 5 yıl siyasi yasak cezası aldığı İstinaf Mahkemesi’ne taşınan dava için “Bin tane hukukçuya sorsanız bir tanesi ahmak diye bir kelimeden ceza kesmez. Ahmak kime denmiş? O belli. Bilirkişi raporu belli. Yapılan hamleler belli. Buradan dava üretiyorsun. Ayıptır. Bunu kendine reva gören iktidar bu işin mesulüdür. Hodri meydan. Ceza mı keseceksiniz? Buyurun kesin. Size söz: Bu millet ayağa kalkar.” sözlerine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yanıt vermişti.

Yargının bağımsız olduğunun altını çizen Tunç, “Yargımız başta Anayasa ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde karar verir. Kime yargıya parmak sallayamaz. Hukuk sistemimiz açısından doğru olmadığını ifade etmek istiyoruz. Millet bu tavırlar içerisine girenlere gerektiğinde cevabını verir. Yargı kararları eleştirilemez değil. İtiraz ve temyiz mercileri bellidir. Çıkıp TV programları ve ya sosyal medyadan parmak sallayarak Yargı mensuplarını etkileyemezsiniz. Yargı mensuplarımız bağımsızlık içinde karar verirler.” demişti.

Bakan Tunç’un “Kimse yargıya parmak sallayamaz” sözlerine yanıt veren İBB Başkanı İmamoğlu, şunları kaydetti: “Lisede çok gürültü yapan arkadaşlar olarak, en arka sırada otururduk. Öğretmen de kızarak bize, ‘Siz arkadakiler’ derdi. Biz, döner duvara bakardık. Şimdi arkadaşımız da siniyor, lafı başkasına aktarmaya çalışıyor. Ben direkt kendine söyledim, yargıya falan değil. O ve onun gibi, bugünkü iktidarın mensuplarına söyledim. Bu işi nasıl etkiledikleri, nasıl baskı altında tuttuklarına dair. Direkt kendine. Onun için sinip ‘yargı’ demesin. Sonuçta, cümlenin sonrasında da dedim; ‘En erken yapılacak seçimde, o seçimde Yargıtay süresini bile dolduramayacaklar.

Bu millet, öyle bir sert cevap verecek ki onlara ve o ilk seçimde de biz milletçe, bu ahmakça davada eğer bu baskıya devam ederlerse -onun için ‘hodri meydan’ dedim- ceza vermeye kalkarlarsa, Yargıtay’daki süreci göremeden sandıkta -sandığın anlamı nedir?- gereken cevabı alacaklar ve gidecekler’ dedim. Bu kadar basit cevabı algılayamayan bir insan, Adalet Bakanlığı yapma konusunda, kendini bir gözden geçirsin.

Bir. İkincisi; bakın ben size bir hatırlatma daha yapayım. Bunlar hep unutuluyor. Bana hakaret eden bakan, ben ona cevap verdikten sonra, hakkımda suç duyurusunda bulunuyor. Ve o dava, hala mahkemede duruyor. Niye? Çünkü istinaftaki sonucu bekliyor. Yazı yazıyor, ‘Hadi karar verin de ben de ona göre karar vereyim.’ Ne için? Bakan diyor ki, ‘Bana dedi.’ Şimdi istinaftaki bekleyen kararı bekliyor öbür mahkeme. Diyor ki, ‘Siz de diyorsunuz ki, bunu illa YSK üyelerine dedi diye iddia ediyorsunuz. Bir karar verin de bakanın açtığı davayı yürürlüğe koyayım!’ Yani istinaf lehimize karar verirse, benim bir de bakana lafını iade ettiğim için, bana açtığı davadan bir de bakanla hesaplaşacağız. Zaten bıraksınlar hesaplaşalım.

Ben dava açmışım, ‘Bakan bana ahmak dedi’ diye. O davayı da ‘Ben bakan yargılayamam, dokunulmazlığı var’ diye mahkeme ta o zaman hükümsüz bırakmış. Şimdi bu mahkemeyi konuşmak bile, insanın içini burkuyor. Yani yargı adına içini burkuyor. Ben, yargıya parmak sallamadım, sana salladım. Senin gibi yargıyı etkileyen, yargıyı arka planda zorda bırakan, baskı altında tutan hükümetin mensuplarını parmak salladım. O parmak, benim parmağım değil; milletin parmağı. Dedim ki, ‘Onun da yeri sandık. Siz, sandığa gitmek zorunda kalacaksınız. Ve o gittiğimiz gün de Yargıtay daha kararını veremeden, ülkenin başından gideceksiniz. Bu millet de sizden kurtulacak.’ Daha özeti olabilir mi bu işin? Bu kadar net.”

‘Ahmak’ davası nedir?

Ekrem İmamoğlu, ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına seçildiği 2019 yılının kasım ayında Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne davetli olarak katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

O dönem Türkiye İçişleri Bakanı olarak görev yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek,” demişti.

İmamoğlu ise Soylu’ya “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın.” cevabını vermişti.

Bunun üzerine Türkiye’deki seçimleri organize eden Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) üyeleri hakarete uğradıklarını ve mağdur olduklarını belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı suç duyurusunda bulunmuştu.

Başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti.

Dava, son iki yıldır Türkiye’de “Temyiz Mahkemesi” olarak da kabul edilen Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Paylaşın

2024’te Türkiye’de 280 Kadın Öldürüldü

2024 yılının ilk sekiz ayında en az 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Öldürülen kadınların 134’ü evli, 73’ü bekar, 41’inin medeni durumu ise bilinmiyor.

Haber Merkezi / Kadınları öldüren erkeklerin 105’i aile içinden, 43’ü ise kadınların boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu erkek. Kadınların 153’ü ateşli silahla, 60’ı kesici aletle öldürüldü.

Kadınların 162’si kendi evinde, 9’u çalıştığı yerde, 82’si kamusal alanda öldürüldü.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), “Kadın Cinayetleri 8 Aylık Raporu”nu açıkladı.

Buna göre; 1 Ocak-31 Ağustos süresince 280 kadın erkekler tarafından katledildi. Kadınları öldüren erkeklerin 105’i aile içinden, 43’ü ise kadınların boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu erkek. Katledilen kadınların 50’si şüpheli ölüm olarak kaydedildi.

Kadınların 153’ü ateşli silahla, 60’ı kesici aletle öldürüldü. Öldürülen kadınların 134’ü evli, 73’ü bekar, 41’inin medeni durumu bilinmiyor. Kadınların 162’si kendi evinde, 9’u çalıştığı yerde, 82’si kamusal alanda öldürüldü.

Ağustos ayında 31 kadın öldürüldü

Ağustos ayında ise 31 kadın cinayeti işlendi. Kadınları öldüren erkeklerin 4’ünün boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu belirlendi.

Kadınların 13’ü ateşli silahla, 8’i kesici aletle öldürüldü. Öldürülen kadınların 13’ü evli, 10’u bekar, 5’inin medeni durumu bilinmiyor. Kadınların 14’ü kendi evinde, 1’i çalıştığı yerde, 12’si kamusal alanda öldürüldü.

Paylaşın