Gıda Fiyatları, Son Bir Yılda Yüzde 68,3 Arttı

Gıda fiyatları, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 6,8, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 68,3 arttı. Türkiye, dünyada gıda fiyatlarının en hızlı arttığı sekizinci ülke konumunda.

Haber Merkezi / Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMUAR, “Halkın Enflasyonu” Mart 2025 raporunu yayınladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle:

“İçinde bulunulan yüksek enflasyon sürecinin en ağır faturasını gıda fiyatları yüzünden ücretliler, dar gelirliler ve yoksullar ödüyor. Vatandaşlar bu faturayı, gıdaya daha fazla para ayırabilmek için, eğitim, sağlık, giyim, barınma ve benzeri diğer temel ihtiyaçlarına yönelik harcamalarını kısarak ödüyorlar.

Türkiye’nin, ne zaman sona ereceği tahmin edilemeyen enflasyon sarmalına sürüklendiği Eylül 2021’den bu yana gıda fiyatları yüzde 1.165 oranında arttı. Eylül 2021’de 100 liraya satın alınan bir gıda sepeti için vatandaşlar bu yıl ocak ayında 1.159 lira, şubat ayında 1.185 lira, martta ise 1,265 lira ödemek zorunda kaldılar.

Gerek gıda fiyatlarında gerekse de genel enflasyon oranlarında yıllık olarak baz etkisiyle yaşanan düşüşler, fiyatların, dolayısıyla hayat pahalılığının azaldığı anlamına gelmiyor. Aksine fiyatlar, artış oranı önceki aylara göre azalsa da artmaya devam ediyor. Diğer bir ifadeyle hızı düşse bile sabit gelirlilerin yoksullaşma süreci devam ediyor.

Eylül 2021’den bu yana kamu çalışanlarının ücretlerinde yüzde 881,5 oranında artış yaşandı. Diğer bir ifadeyle söz gelimi Eylül 2021’de 100 lira olan ortalama kamu çalışanı ücreti Ocak 2025 zammıyla birlikte 982 lira düzeyine çıktı. Ücretlerindeki artış gıda fiyatlarındaki artışı bile karşılamaya yetmeyen kamu çalışanlarının alım gücü gıda fiyatlarına karşı erimeye devam ediyor.

Nitekim bu yıl ocak ayında kamu çalışanlarına geçmiş enflasyon farkı hariç yapılan yüzde 6 oranındaki toplu sözleşme zammının tamamı daha ilk iki ayda eridi. Çalışanlar daha yılın ilk üç ayında devletten alacaklı konumuna geldi.

Birleşik Kamu-İş’in gıda fiyatları endeksi Haziran 2020’den bu yana yani 58 aydır aralıksız olarak bir önceki aya göre artıyor. Bu 58 aylık dönemde gıda fiyatları 16 katı arttı. Gıda fiyatlarındaki bu aralıksız artış Haziran 2020’de 100 liraya alınan bir sepet gıda maddesinin bugün1.850 liraya alınabilir hale getirdi.

Martta yağ ve ekmek, pirinç, un, bulgur makarna grubu dışındaki tüm harcama gruplarında fiyatlar değişik oranlarda arttı. Ekmek-pirinç-un-bulgur harcamaları martta, pirinç fiyatlarındaki artışa rağmen makarna fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalırken, et ve balık grubu harcamalarında yüzde 11,2 oranında yükseliş oldu.

Süt, süt ürünleri ile yumurta grubunda fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 3,8 oranında zamlandı. Tereyağı dışındaki yağ harcamaları ise ay çiçeği yağı fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak önceki aya göre yüzde 2,5 oranında azaldı. Meyve fiyatlarının yüzde 12,7 oranında yükseldiği martta sebze fiyatlarında da bir önceki aya göre yüzde 19,8 oranında artış kaydedildi.

Bakliyat fiyatlarının önceki aya göre değişmediği mart ayında salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri işlenmiş gıda maddelerinden oluşan diğer gıda fiyatları ise yüzde 0,3 oranında yükseldi. Vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için martta bir önceki aya göre yüzde 6,8 oranında daha fazla para ödemek zorunda kaldı. 

Gıda fiyatları bu yıl ocak ayında yüzde 4, şubatta ise yüzde 2,2 oranında artmıştı. Ocak-mart dönemindeki toplam artış ise yüzde 13,6 olarak gerçekleşti.

İlk üç ayda ekmek, pirinç, un, bulgur, makarna fiyatlarında ortalama yüzde 6,3, beyaz ve kırmızı et fiyatlarında yüzde 17,8, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatlarında yüzde 16 artış oldu. Yağ fiyatlarında yüzde 1,5 oranında düşüş oldu. Meyve fiyatları yüzde 18, sebze fiyatları yüzde 24,8, bakliyat yüzde 5,7 ve diğer işlenmiş gıda fiyatları da yüzde 3,5 oranında yükseldi.

Ekmek, un, bulgur, makarna fiyatları bu yıl mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44,8, et-balık fiyatları 29,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatları yüzde 33,4 oranlarında artış gösterdi. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 34,7 oranında zamlandı.

Meyve fiyatları yüzde 123,8, sebze fiyatları ise yüzde 179,7 oranında yükseldi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 18,8, diğer gıda fiyatları ise yüzde 34,7 oranında zamlandı. Gıda fiyatlarında yıllık olarak yüzde 54,2 oranında artış oldu.

Yıllık ortalama artış yüzde 68,3

Mart 2025 sonu itibariyle son 12 aydaki ortalama gıda fiyatları, Mart 2024 sonu itibariyle son 12 aylık ortalama fiyatlara göre ise yüzde 68,3 oranında arttı. 12 aylık ortalama fiyat artışı ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 46,9, et-balık fiyatlarında 49,5, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 42,1 oldu.

Yıllık ortalamalara göre yağ fiyatları yüzde 58,2, meyve fiyatları yüzde 123,8, sebze fiyatları ise yüzde 179,7 oranında arttı. Bakliyatta son 12 aylık ortalama fiyatlar bir önceki 12 aylık döneme göre yüzde 40,2, diğer gıda fiyatları ise yüzde 68,3 oranında zamlandı.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Halk Meydanlarda “Buradayız” Diyor

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan, gözaltı ve tutukluluk süreciyle devam eden siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İzmir programı kapsamında önce basın mensuplarıyla bir araya gelen Babacan, şunları söyledi: “Sayın Erdoğan’ın hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda bir ifadesi vardı. Ne demişti? ‘Bu makamlar ilelebet hiç kimse de olmayacak. Emri hak bir gün vaki olacak’ demişti. Şimdi bu ne demek? Aslında şöyle, iki cümleyi yan yana koyduğunuzda yani, ‘Sağlığım ve ömrüm yettiği sürece ben bu koltukta oturacağım’ demek.

Evet. Biz bunu öyle okuduk. Hatta bunu ben bir grup konuşmamda da söyledim, yeni değil yani. Bu olaylardan önce söyledim. Dedim ‘Böyle bir ifadesi var. Bu riskli bir ifade… Eğer içinden geçen buysa o zaman demokrasi adına hepimiz korkalım.’ Şimdi demokrasilerde sandık esas ve iktidarın halkın oyuyla değişmesi esas. Eğer o kapı kapanıyorsa o zaman Türkiye’de başka bir rejime başlamak istemektir.

Başka bir döneme girmiştir Türkiye. Bunu da hiçbirimizin kabul etmesi, hiçbirimizin böyle sessiz sedasız bu konuyu geçirmesi mümkün değil. Dolayısıyla tabii ki itiraz edeceğiz. Tabii ki vatandaşlarımız, gençlerimiz meydanlara olacak. Protesto hakkı meşru bir hak, Anayasal bir hak. Barışçıl bir şekilde herhangi bir provokasyona kapılmadan, ki bu provokasyon iktidar tarafından da gelebilir; provokasyon bazı kalabalıklar arasında sızan münferit kişiler ya da örgütler tarafından da gelebilir.

Dolayısıyla hiçbir şekilde provoke edilmesine izin vermeden barışçıl şekilde sesimizi yükseltip iktidara duruşumuzu göstermeniz millet olarak gerçekten çok çok önemli. Çünkü Ankara’da Külliye’yi görmüşsünüzdür. O külliyenin inşasıyla beraber o yüksek duvarlarla beraber artık vatandaşlarımızın sesini o külliyeden içeri duyması çok zorlaştı.

Çok da dikkatli olmak lazım. Çünkü meydanlarda olan vatandaşlarımız var ama özellikle belli bir yaşın üstündeki vatandaşlarımızın da bu sokak hareketleriyle ilgili hep korkusu vardır Türkiye’de. Yani o eski anarşi günleri var ya hani çok önce… O korku da vardır bazı vatandaşlarımızda.

Dolayısıyla o korkuları depreştirecek görüntülerden de uzak durmak lazım. Bu bilinç sanırım toplumumuzda var. Yani ufak tefek şeyler görüyoruz bu sosyal medyada hani karşılıklı… Fakat büyük ölçüde de o barışçıl tutumu da sağlanma gayreti görüyoruz. O da bizi mutlu mutlu ediyor.”

“Sayın Erdoğan ekonominin ortasına sis bombası attı”

Ali Babacan, sonrasında Ege TV’de gazeteci Cihad Taysi’nin sorularını yanıtladı. “Böyle bir ortamda ekonomi büyümez, ekonomik sorunlar çözülmez. Allah korusun daha kötüsü olabilir” ifadelerini kullanan Babacan şunları söyledi:

“Sayın Erdoğan ne yaptı? Aslında salı gününden bu yana bir sis bombasını attı ekonominin ortasına. Herkes sisli havada bu sefer işlerini yavaşlatır. Kimse hızlanmaz. Giderim bir yere çarparım, önümde duran bir arabaya çarparım, bir kamyonun altına gidelim diye herkes yavaş yavaş ilerler. Ne olacağı belli değil… Dolayısıyla şu anda bütün ekonomik aktörler sisli havada araba kullanır gibi yavaşladı. Bu ekonomiyi yavaşlatır nihayetinde. Çünkü öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. ‘Ya bu da olmaz kardeşim’ diyeceğiniz bir şey kalmadı memlekette yani.

Herkesin her an mal varlığına el koyulabildiği, her an ileri şekilde müdahalelerde bulunabildiği, belediye başkanlarının ‘Kalk oradan benim kayyumum oturacak’ diye bir anda seçilmiş belediye başkanlarının yönetiminden alması, görevinden alması gibi gerçekten son derece yanlış ve öngörülebilmesi zor bir ortama girdik. Böyle bir ortamda ekonomi büyümez, ekonomik sorunlar çözülmez. Allah korusun daha kötüsü olabilir yani.

Takımımız A Ligi’ne çıktı. Gerçekten Türkiye’nin zor bir gününde morallerin çok bozuk olduğu, herkesin ülkenin yarınlarıyla ilgili umudunu yitirmeye başladığı bir günde gerçekten güzel bir haber oldu bu… Evet Avrupa’da A Ligi’ne çıktı milli takımımız ama tabii ki Türkiye’nin hedefi demokraside A Ligi olmak, hukukta A Ligi olmak… Ekonomide de nihayetinde A Ligi’nde olmak… Asıl görmemiz gereken tablo bu.

Yargı karşısında, kanunlar karşısında herkes her an hesap vermeye hazır olmalıdır. Demokrasilerin en önemli gereği budur. Ama öyle bir silsile görüyoruz ki iktidarın Türkiye genelinde seçimlerde kaybettiği belediyeleri farklı farklı yöntemlerle yeniden kayyum yoluyla ya da farklı yöntemlerle ele geçirmeye çalıştığını da görüyoruz. Bu da işin bir gerçeği. Bu demokrasinin tam da kalbine hançer saplamak anlamına geliyor. Sandığı anlamsızlaştırıyor, seçime gitmeyi anlamsızlaştırıyor.

Sayın Erdoğan’ın daha birkaç hafta önce söylediği bir söz var. Ne dedi? Bu ne demek? Benim sağlığım ve ömrüm yettiği sürece bu makamdan kalkmayacağım demek… İlelebet oturamam, zaten bir gün ömrüm yetmeyecek diyor yani. Bu çok tehlikeli ve insanların umudunu kıran, demokrasiyle sandıkla bir değişimin mümkün olmayacağıyla ilgili de bir kanaate sürükleyen bir gerçek. Öyle olunca da vatandaşlarımız meydanlarda, bugün ana muhalefetin kurduğu sandıklarda ‘Biz buradayız’ dediler.

Enflasyona bakıyorsunuz, faizlere bakıyorsunuz, geçim sıkıntısına bakıyorsunuz, hayat pahalılığına bakıyorsunuz, her şey yokuş aşağı gidiyor. Dolayısıyla gençlerimizin ülkeyle ilgili umutlu olması için bir sebep yok, bir yaşanmışlıkları yok yani. Sürekli kötüye giden bir ülke ve değişmeyen bir iktidar, onları bunaltan, umutlarını karartan bir durum.

Zaten bu kadar gencin birdenbire yollara, caddelere dökülmesinin en önemli sebebi, varsa bir küçük umut kırıntısı, bu umut kırıntısının da yok olması: ‘Yani galiba bu iktidar hiçbir zaman değişmeyecek, bu iktidar hiçbir zaman kendisine ciddi bir rakip görmek istemeyecek, ciddi bir rakip gördüğü anda da o rakibi bir şekilde engelleyecek…’”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Protestoları: En Az 10 Gazeteciye Gözaltı

Türkiye genelinde devam eden “Ekrem İmamoğlu” protestolarını takip eden en az 10 gazeteci gözaltına alındı. Gazetecilere yönelik suçlamalar ise henüz bilinmiyor.

Haber Merkezi / Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) sabah saatlerinde gerçekleştirilen polis operasyonlarında gazeteciler Bülent Kılıç, Zeynep Kuray, Yasin Akgül, Ali Onur Tosun, Hayri Tunç, Barış İnce, Zişan Gür ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) foto muhabiri Kurtuluş Arı’nın gözaltına alındığını duyurdu.

Gazeteci Emre Orman’ın da evine baskın yapıldığı, evde olmadığı için gözaltına alınmadığı bildirildi. MLSA, İzmir’de de foto muhabiri Murat Kocabaş’ın evinde gözaltına alındığını duyurdu.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Yaşananları ve gerçekleri kitlelere yansıtan gazeteciler, kamuya karşı görevlerini ve sorumluluklarını yerine getiriyor. Gazetecilere yönelik baskı ve susturma politikalarınızdan vazgeçin” diyerek hükümeti uyardı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş “Gazetecileri ev baskınlarıyla gözaltına almak, basın özgürlüğüne ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına yapılmış bir saldırıdır. Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz” diyerek gözaltılara tepki gösterdi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, polis şiddetine vurgu yaparak “Gazetecilere saldırılar hız kesmiyor. Gazeteci güvenliği ve hakları ayaklar altında. İçişleri Bakanı’nı bu ihlallere son vermeye çağırıyoruz” diye açıklama yaptı.

“Son defa uyarıyoruz”

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, dün gece sosyal medya hesabından yayıncı kuruluşları uyardı. Şahin, yayıncı kuruluşların, taraflı ve gerçek dışı haberlere değil yetkililerden gelen resmi bilgi ve açıklamalara yer vermeleri gerektiğini belirtti.

Kanunlara uymayan yayıncı kuruluşlarla ilgili en üst sınırdan program durdurmalara varan yaptırımlar uygulandığını hatırlattı. “Hukuk dışı yayınlara devam eden ve sayısı birkaç taneyi geçmeyen yayıncı kuruluşlar” olarak bahsettiği kurumları “son kez” uyardıklarını söyledi.

Şahin, “Halkı sokağa davet eden; illegal örgütlerin sözcüsü gibi beyanlarda bulunan yorumcuları ekrana taşıyan; devlet büyüklerine, soruşturmayı yürüten yargı mensuplarına, emniyet personeli ile kolluk kuvvetlerine hakaret hatta tehditlere varan ifade ve yayınlara yer veren yayıncı kuruluşlarla ilgili” lisans iptaline varabilecek yaptırım uygulanacağı duyurdu.

Paylaşın

Taper Saç Kesimi Nedir? En Popüler Taper Modelleri

“Taper” saç kesimi, özellikle erkek saç modellerinde sıkça kullanılan bir stildir. Bu kesimde saç, yanlardan ve enseden başlayarak yukarı doğru kademeli bir şekilde uzar; yani aşağıda kısa, yukarıda daha uzun bir geçiş olur.

Haber Merkezi / Bu saç kesimi genellikle makas ya da makineyle yapılır ve saçın doğal bir incelme etkisi yaratması amaçlanır. Taper ve fade saç kesimleri çok benzer görünebilir, ancak bunlar iki farklı saç stilidir.

Taper, daha yumuşak ve kademeli bir geçiş sağlar. Saç sıfıra inmeden, hafif bir uzunluk bırakılarak tamamlanır. Fade ise, daha keskin bir geçişle saç sıfıra kadar iner.

İşte en popüler taper kesimleri:

Low Taper (Düşük Taper): İnceltme, kulakların hemen üstünden ve ensenin alt kısmından başlar. Geçiş çok keskin değildir, doğal ve hafif bir görünüm sunar. Yuvarlak veya oval yüz şekillerine uyum sağlar.

Mid Taper (Orta Taper): İnceltme, başın yanlarında ve ensede orta seviyeden başlar. Low Taper’a göre biraz daha belirgin bir geçiş vardır. Çoğu yüz şekline gider, özellikle kare veya dikdörtgen yüzlerde dengeli durur.

Üstteki saçla yanlar arasında daha fark edilir bir kademelenme olur, ama hala sıfıra inmez.

High Taper (Yüksek Taper): İnceltme, başın üst kısımlarına yakın bir noktadan başlar. Yanlar ve ense oldukça kısa, üst ise daha uzun bırakılır. Uzun veya oval yüz şekillerinde yüzü dengeleyebilir.

Taper Fade (Taper ve Fade Kombinasyonu): Taper’ın fade ile birleştiği bir stildir. Yanlarda ve ensede saç sıfıra kadar iner, ama Taper’ın kademeli geçiş özelliği korunur.

Classic Taper (Klasik Taper): Yanlar ve ense makasla hafifçe inceltilir, üst kısım daha uzun bırakılır. Her yaşa ve yüz tipine uyum sağlayabilir.

Long Taper (Uzun Taper): Yanlar ve ense kısa kesilir, ama üstteki saç diğer taper türlerine göre daha uzun bırakılır. Dalgalı veya kıvırcık saçlarda da iyi durur.

Paylaşın

Renkli Nemlendirici Nedir Nasıl Uygulanır?

Doğru uygulandığında doğal, sağlıklı bir cilt görünümü veren renkli nemlendirici, cildi nemlendirme özelliğine sahip olan ve aynı zamanda hafif bir renk tonu vererek cilt görünümünü eşitleyen bir kozmetik üründür.

Haber Merkezi / Fondötenin yoğun kapatıcılığı ile klasik nemlendiricinin bakım etkisi arasında bir köprü kuran renkli nemlendirici, enellikle doğal, sağlıklı ve “makyajsız makyaj” tarzı bir görünüm isteyenler tarafından tercih edilir.

Özellikleri:

Nemlendirme: İçeriğinde hyaluronik asit, gliserin gibi nemlendirici bileşenler bulunur.

Hafif kapatıcılık: Lekeleri tamamen kapatmaz, ama cilt tonunu dengeler ve hafif kusurları örter.

Doğal bitiş: Fondöten gibi ağır bir katman bırakmaz, cildin nefes almasına izin verir.

SPF içerir: Birçok renkli nemlendirici, güneşten koruma faktörü (SPF) içerir, bu da günlük kullanım için pratik bir avantajdır.

Çeşitli Formüller: Mat, ışıltılı ya da saten bitişli seçenekleri olabilir.

Kimler için uygun?

Hafif makyaj sevenler, cilt tonunda eşitlik arayan ama ağır ürün kullanmak istemeyenler, kuru ya da normal cilt tipleri (yağlı ciltler için matlaştırıcı formüller önerilir), günlük, hızlı bir rutin arayanlar.

Fondötenle farkı:

Kapatıcılık: Fondöten daha yoğun kapatıcılık sunarken, renkli nemlendirici şeffaf bir örtü sağlar.

Doku: Renkli nemlendirici daha hafif ve sıvıdır, ciltte ağırlık yapmaz.

Amaç: Fondöten dramatik bir dönüşüm için, renkli nemlendirici ise doğal bir iyileştirme içindir.

Kullanım alanları:

Günlük makyajda tek başına, yaz aylarında ağır fondöten yerine, spor sonrası ya da acele durumlarda hızlı bir cilt düzeltmesi için.

İşte adım adım nasıl uygulanır:

Temizlik: Cildini nazik bir yüz temizleyiciyle yıka ve kirden arındır.

Nemlendirme: Eğer cildin çok kuruysa, renkli nemlendiriciden önce ince bir kat hafif bir nemlendirici sürebilirsin. Ama çoğu renkli nemlendirici zaten nemlendirme sağladığı için bu adımı atlayabilirsin.

Güneş koruması: Ürün SPF içermiyorsa, güneş kremi uygulamayı unutma. SPF’li bir renkli nemlendirici kullanıyorsan bu adımı geçebilirsin.

Ürünü seçme: Cilt tonuna uygun bir renk seç. Renkli nemlendiriciler genelde fondöten kadar yoğun pigmentli değildir, bu yüzden tonun birebir uyması değil, cildine yakın olması yeterlidir.

Parmakla, süngerle ya da fırçayla uygulama tercihinize göre bir araç belirleyin.

Uygulama:

Miktar: Az bir miktarla başla (bir nohut tanesi kadar). İhtiyaca göre artırabilirsin.

Teknik: 

Parmaklarla: Ürünü yüzüne küçük noktalar halinde (alın, yanaklar, burun, çene) koy ve parmak uçlarınla hafifçe yay.

Makyaj süngeriyle: Nemli bir süngerle tampon hareketlerle uygula. Bu, daha pürüzsüz ve doğal bir bitiş sağlar.

Fırçayla: Dairesel hareketlerle ürünü dağıt. Fondöten fırçası ya da stippling brush idealdir.

Dağıtım: Yüzün merkezinden dışa doğru çalışarak eşit bir görünüm elde et. Boyun ve kulak çevresine geçişi yumuşatmayı unutma, çizgi kalmasın.

Katmanlama: Daha fazla kapatıcılık istiyorsan, ince katlar halinde ekleyebilirsin ama abartıya kaçmamak doğal görünüm için önemli.

Son dokunuşlar:

Kapatıcı: Göz altları ya da lekeler için ekstra kapatıcılık gerekirse, renkli nemlendiriciden sonra az miktarda kapatıcı kullan.

Pudra: Parlama kontrolü için T-bölgesine (alın, burun, çene) hafif bir transparan pudra geçebilirsin, ama matlaştırmak istemezsen bu adımı atla.

Allık/Bronzer: Yanaklara biraz renk katmak için allık ya da bronzer ekleyebilirsin.

İpuçları:

Doğal ışıkta kontrol: Uygulamayı gün ışığında yaparsan ton farklarını daha iyi görürsün.

Cilt tipine göre: Yağlı ciltler için mat bitişli, kuru ciltler için ışıltılı formüller tercih edilebilir.

Günlük kullanım: Hafif olduğu için sabah rutinine kolayca eklenir; ağır makyaj istemeyen günler için idealdir.

Paylaşın

Küba Topuklu Ayakkabılar: Erkek Ve Kadınlar İçin Kombin Önerileri

Hem şık bir görünüm hem de dans pistinde hareket kolaylığı sağlamak için tasarlanan Küba topuklu ayakkabılar, adını Küba’dan almamış olsa da, 1950’lerin Rock and Roll ve Latin dans kültürlerine dayanır.

Haber Merkezi / Bu ayakkabılar, genellikle erkekler tarafından giyilen, orta yükseklikte (yaklaşık 2-5 cm) ve kalın topuklu botlar ya da ayakkabılar olarak bilinir.

Küba topuklu ayakkabıların ortaya çıkışı, 20. yüzyılın ortalarında Latin Amerika dans stilleri (örneğin, salsa, rumba ve cha-cha) ile ilişkilendirilir. Bu danslarda erkek dansçıların hem estetik hem de pratik bir ayakkabıya ihtiyacı vardı; ince topuklar çok narin, düz ayakkabılar ise yeterince zarif değildi. Küba topuğu bu dengeyi sağladı.

Bu ayakkabılar ayrıca, 1950’lerde ve 1960’larda “greaser” alt kültürü ve rockabilly modası ile popülerleşti; bu gruplar genellikle deri ceketler ve bu tarz ayakkabılarla tanınıyordu.

Küba topuklu ayakkabıların Küba ile doğrudan bir bağlantısı olmasa da, “Cuban heel” terimi İngilizce’de bu tarz topuklar için yerleşmiş bir isimdir ve muhtemelen Latin kökenli dansların egzotik algısından türemiştir.

Bu ayakkabılar, günümüzde ise hem erkek hem de kadın modasında retro bir stil unsuru olarak varlığını hala sürdürüyor.

Küba topuklu ayakkabılar, kendine has vintage ve karizmatik havasıyla birçok tarzla uyum sağlayabilir. Hem erkekler hem de kadınlar için farklı kombin önerileri:

Erkekler için:

Dar kesim jean ve gömlek: Siyah veya koyu mavi slim-fit bir jean, üstüne düz renk (beyaz, siyah ya da pastel tonlarda) bir gömlek ile harika durur. Gömleği içeri sokup deri bir kemer eklemek, Küba topuğun retro havasını vurgular.

Kumaş pantolon ve blazer: Daha şık bir görünüm için dar kesim kumaş pantolon (örneğin gri veya lacivert) ve uyumlu bir blazer ile harika durur. Altına sade bir tişört ya da ince bir kazak ekleyerek modern bir dokunuş katar.

Rockabilly tarzı: Deri ceket, desenli bir gömlek (mesela ekose) ve skinny jean ya da yüksek bel pantolon ile tam bir 50’ler havası yakalanır. Saçlara biraz briyantin sürmeyi unutma!

Kadınlar için:

Yüksek bel etek ve crop top: Diz boyu çan etek ya da kalem etek, üstüne kısa bir bluz veya crop top ile hem feminen hem de havalı bir stil yaratır. Küba topuk burada bacakları uzatır ve zarif bir duruş sağlar.

Dar jean ve salaş üst: Skinny jean ile salaş bir kazak ya da bluz, günlük ama şık bir kombin için idealdir. Üstüne uzun bir kolye ya da büyük küpeler ekleyerek görünümü tamamlanır.

Elbise ile cesur dokunuş: Midi boy bir elbise (özellikle floral desenli ya da tek renk) ile Küba topuklu botlar, bohem ve sofistike bir tarz sunar. Deri ceketle bu kombini daha çarpıcı hale getirir.

Genel ipuçlar:

Renk uyumu: Küba topuklu ayakkabılar genelde siyah, kahverengi ya da bordo gibi klasik tonlarda olur. Giysilerinde bu tonlara uyumlu renkler (nötrler, pastel ya da toprak tonları) seçmek dengeli bir görünüm sağlar.

Aksesuar: Deri kemer, şapka ya da büyük güneş gözlükleri gibi aksesuarlar bu ayakkabıların havalı duruşunu pekiştirir.

Mevsim: Sonbahar ve kış için bot formunda olanlar harika, ilkbahar-yaz için ise daha açık modeller tercih edilebilir.

Paylaşın

UEFA Uluslar Ligi: Türkiye, A Ligi’ne Yükseldi

UEFA Uluslar Ligi play-off turu rövanş maçında Macaristan ile Türkiye, Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Türkiye, sahadan 3-0 galip ayrılarak A Ligi’ne yükseldi.

Haber Merkezi / Türkiye’nin gollerini 37. dakikada penaltıdan Hakan Çalhanoğlu, 39. dakikada Arda Güler ve 90. dakikada Abdülkerim Bardakçı kaydetti.

Türkiye, Ali Sami Yen’de oynanan ilk maçta 3-1 galip ayrılmıştı. O karşılaşmada Türkiye’nin gollerini 9. dakikada Orkun Kökçü, 69. dakikada Kerem Aktürkoğlu ve 73. dakikada İrfan Can Kahveci, Macaristan’ın tek golünü ise 25. dakikada Andras Schafer kaydetmişti.

36. dakikada ceza sahası içinde Kerem Aktürkoğlu’nun pasına hareketlenen İsmail Yüksek, Fiola’nın müdahalesiyle yerde kalırken hakem Felix Zwayer, beyaz noktayı gösterdi. 37. dakikada penaltıda topun başına geçen kaptan Hakan Çalhanoğlu, top ile kaleciyi ayrı köşelere gönderdi: 0-1.

39. dakikada hızlı gelişen atakta Kerem Aktürkoğlu’nun ceza sahası sağ çaprazına çıkardığı pası Oğuz Aydın son çizgide kontrol etti. Milli futbolcunun penaltı noktasının sağına çıkardığı pasta Arda Güler, sol ayak içiyle uzak köşeden topu ağlarla buluşturdu: 0-2.

90. dakikada Hakan Çalhanoğlu’ndan aldığı topla ceza sahasına sol çaprazdan giren Barış Alper Yılmaz, arka direğe ortaladı. Altıpas içinde Abdülkerim Bardakcı’nın uygun durumda kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-3.

Stat: Puskas Arena

Hakemler: Felix Zwayer, Robert Kempter, Christian Dietz (Almanya)

Macaristan: Dibusz, Fiola (Dk. 46 Nego), Orban, Marton Dardai (Dk. 61 Szalai), Bolla, Bence Dardai (Dk. 46 Nikitscher), Vecsei (Dk. 74 Csoboth), Kerkez, Szoboszlai, Gazdag (Dk. 60 Toth), Varga

Türkiye: Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydin, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Hakan Çalhanoğlu, İsmail Yüksek (Dk. 46 Salih Özcan), Oğuz Aydın (Dk. 71 Deniz Gül), Arda Güler (Dk. 64 İrfan Can Kahveci), Kenan Yıldız (Dk. 82 Yusuf Akçiçek), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 64 Barış Alper Yılmaz)

Goller: Dk. 37 Hakan Çalhanoğlu (Penaltıdan), Dk. 39 Arda Güler, Dk. 90 Abdülkerim Bardakcı (Türkiye)

Paylaşın

CHP’de Ön Seçim: İmamoğlu’na 15 Milyona Yakın Oy

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ön seçimi tamamlandı. Ekrem İmamoğlu’nun tek aday olduğu seçimde 15 milyona yakın kişinin oy kullandığı açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüz binlerce kişi üst üste beşinci kez Saraçhane’de buluştu.

Tutuklanan İmamoğlu mesajında, “Korkunun ecele faydası yok! Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin. Türkiye bugün büyük bir ihanete uyandı, demokrasi meydanlarında buluşarak sesinizi yükseltin” diyerek, İBB binasının olduğu Saraçhane Meydanı’na çağrı yapmıştı.

Saraçhane’de kalabalığa seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye genelinde partisinin cumhurbaşkanı ön seçiminin sonucunu sloganlar eşliğinde açıkladı. Özel, “üyelerimizden sandığa katılım şu ana kadar 1 milyon 653 bin kişidir” dedi. Özel 2 bin 621 sandığın sayılmadığını belirterek, 13 milyon oyun da dayanışma sandıklarına atıldığnı kaydetti.

Etkinlikte konuşan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, “Yıllardır Ekrem’i suçlu göstermek için neler yapmadılar ki? Hatırlayalım 6 yıl önce Ekrem’in kazanacağını fark eden devletin kurumları oy verilerini açıklamayı durdurmuştu. Ekrem o gece çıkıp ‘Hak yemem, hakkımı da yedirmem’ demişti. O günden bugüne ülkeyi yönetenler Ekrem’den ve onu sevenlerden korkuyorlar. Milletin iradesini gasp edip onu siyaset dışına bırakmak istiyorlar. Onu dışarıda bırakıp iş sandığa kalmadan kazanırız sanıyorlar. Ama yanılıyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ön seçimi için 81 ilde ve 973 ilçede 5 bin 600 sandık kuruldu. Oy verme işlemi sabah saat 08.00’de başladı. Saat 17.00’de sona ermesi öngörülen oy kullanma işlemleri saat 19.00’a kadar uzatıldı. Sandıkların kapanmasının ardından oy sayım işlemlerine başlandı.

Bu kapsamda Ankara’da 25 ilçede, İstanbul’da 39 ilçede ve İzmir’de 30 ilçede, ilçe başkanlıklarının yanı sıra belediyelere ait sosyal tesisler, pazar yerleri, kahvehane, düğün salonu ve spor salonları gibi halkın rahat erişebileceği yerlerde vatandaşlar sandıklara gidip oy kullandılar.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Görevden Alındı; Şişli Belediyesi’ne Kayyım Atandı

İçişleri Bakanlığı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın görevden alındığını açıkladı.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, Resul Emrah Şahan’ın yerine Şişli Kaymakamı Cevdet Ertürkmen’in yerine kayyım atandığını belirtti.

Bakanlık açıklamasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek’, ‘Rüşvet almak’, ‘Kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak’ suçlarından tutuklandığı hatırlatılarak görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık hakkında da ‘İrtikap ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak’ suçundan tutuklanması nedeniyle görevden uzaklaştırma kararı verildi.

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında ise ‘Silahlı terör örgütüne yardım etme’ suçlaması ile tutuklama kararı verildiği için görevden uzaklaştırma kararının yanı sıra yerine kayyım atanmasına karar verildi.

İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan kararda şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmaamoğlu, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, rüşvet almak, kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2025 tarihli ve 2025/347 sorgu no sayılı kararına istinaden tutuklanmış; Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılmıştır.

İstanbul İli Beylikdüzü İlçe Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, irtikap ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2025 tarihli ve 2025/579 Sorgu sayılı kararına istinaden tutuklanmış; Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılmıştır.

İstanbul İli Şişli İlçe Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2025 tarihli ve 2025/348 Sorgu sayılı kararına istinaden tutuklanmış; Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca Şişli Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, İstanbul Valiliğince Şişli Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.”

Cevdet Ertürkmen kimdir?

Şişli Kaymakamlığı’nın resmi sitesinde Ertürkmen’in özgeçmişi yer alıyor. Kahramanmaraş’ta 1970 yılında doğan Ertürkmen, 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

Göreve Gaziantep’te kaymakam adayı olarak başladı. Şişli’deki görevine 29.07.2024’te başladı. Daha önce Burdur, Van, Şanlıurfa, Kayseri, Aydın, Trabzon ve Samsun’da da görev yaptı.

Paylaşın

Diş Eti Hastalığı Kalbi Nasıl Riske Atabilir?

Diş eti hastalığı (periodontitis), ağızda bakterilerin neden olduğu kronik bir iltihabi durumdur ve kalp sağlığını çeşitli yollarla riske atabilir. Araştırmalar, diş eti hastalığı ile kalp-damar hastalıkları arasında güçlü bir bağlantı olduğunu göstermektedir.

Haber Merkezi / Düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve diş hekimi kontrolleri, bu riski azaltmada kritik rol oynamaktadır.

Bakterilerin kan dolaşımına girmesi: Diş eti hastalığı sırasında, ağızdaki bakteriler iltihaplı diş etlerinden kan dolaşımına sızabilir. Bu bakteriler, kan damarlarında iltihaplanmaya neden olabilir ve ateroskleroz (damar sertliği) riskini artırabilir. Ateroskleroz, kalp krizi veya inme gibi ciddi sorunlara yol açabilen damar tıkanıklıklarının temel sebeplerinden biridir.

Sistemik iltihaplanma: Diş eti hastalığında oluşan kronik iltihap, vücudun genelinde iltihabi bir tepkiyi tetikleyebilir. Bu durum, kalp damarlarını kaplayan endotel hücrelerine zarar verebilir ve damarların daralmasına ya da plak birikimine zemin hazırlayabilir.

Bağışıklık tepkisi: Diş eti hastalığındaki bakterilere karşı vücudun verdiği bağışıklık tepkisi, bazen aşırıya kaçarak damar duvarlarında hasara yol açabilir. Bu da kalp hastalıklarını tetikleyebilir.

Ortak risk faktörleri: Diş eti hastalığı ve kalp hastalığı, sigara kullanımı, diyabet, obezite gibi ortak risk faktörlerine sahiptir. Bu faktörler, her iki hastalığın da şiddetini artırabilir.

Diş etlerini korumak için ne yapılabilir?

Diş etlerini korumak, ağız sağlığını ve dolayısıyla genel sağlığı desteklemek için oldukça önemlidir. İşte diş etlerini sağlıklı tutmak için uygulayabileceğiniz pratik ve etkili yöntemler:

Düzenli diş fırçalama: Günde en az iki kez, sabah ve akşam, yumuşak kıllı bir diş fırçası ile dişlerinizi fırçalayın. Florürlü diş macunu kullanmak, plak oluşumunu azaltır ve diş etlerini korur. Fırçalarken diş eti çizgisine dikkat edin, ancak çok sert bastırmaktan kaçının; bu, diş etlerine zarar verebilir.

Diş ipi kullanımı: Diş fırçasının ulaşamadığı yerlerdeki plak ve yemek artıklarını temizlemek için her gün diş ipi kullanın. Bu, diş eti iltihabını (gingivitis) önlemede çok etkilidir.

Ağız gargarası: Antiseptik bir ağız gargarası kullanarak bakterileri azaltabilir ve diş eti sağlığını destekleyebilirsiniz. Diş hekiminizin önerdiği bir ürün tercih edebilirsiniz.

Düzenli diş hekimi kontrolleri: Yılda en az iki kez diş hekimine giderek profesyonel temizlik yaptırın ve erken dönemde sorunları tespit edin. Diş taşı birikimi, diş etlerine zarar verebilir ve bunu evde temizlemek mümkün değildir.

Sigara ve tütünden kaçının: Sigara, diş eti hastalığının en büyük risk faktörlerinden biridir. Sigarayı bırakmak, diş etlerinizin iyileşme sürecini hızlandırır ve kan dolaşımını artırır.

Sağlıklı beslenme: Şekerli gıdaları ve asitli içecekleri sınırlayın; bunlar plak oluşumunu artırır. C vitamini (portakal, kivi), kalsiyum (süt ürünleri) ve antioksidanlar (yeşil yapraklı sebzeler) açısından zengin besinler tüketmek diş etlerini güçlendirir.

Yeterli su tüketimi: Bol su içmek, ağızdaki bakterileri temizler ve tükürük üretimini destekler. Tükürük, diş etlerini korumada doğal bir bariyerdir.

Stresten uzak furma: Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stres yönetimi için egzersiz veya meditasyon gibi yöntemler deneyebilirsiniz.

Eğer diş etlerinizde kızarıklık, şişlik, kanama veya çekilme gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir diş hekimine başvurun. Erken müdahale, daha ciddi sorunların önüne geçebilir.

Paylaşın