RTÜK’ten “Muhalif Medyaya” 3 Ayda 55 Milyon Lira Ceza

RTÜK, muhalif medyaya ceza yağdırdı: 2024 yılında 84,1 milyon lira olan muhalif kanallara kesilen ceza tutarı, 2025 yılının ocak – mart döneminde 55 milyon liraya dayandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin’in, hukuksuzluklara karşı gerçekleştirilen eylemleri yayınlayan kanallara yönelik, “tehdit” olarak nitelendirilen açıklamaları büyük tartışma yaratırken, gazetecilik örgütlerinin yanı sıra yurttaşlar da “RTÜK, sansür uyguluyor” tepkisini gösterdi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; RTÜK verileri ise “Kurul, muhalefete baskı aracı olarak çalıştırılıyor” tepkilerinin haklılığını ortaya koydu.

RTÜK verilerinde yapılan incelemeye göre, 2024 yılında NOW TV ve TELE 1’e 9’ar yaptırım, SZC TV’ye 6 ve Halk TV’ye 5 ayrı yaptırım uygulandı. Kanallara uygulanan yaptırımlar ile kesilen idari para cezası ise 84,1 milyon TL oldu.

RTÜK, eleştirel yayınlar yapan kanallara ceza yağdırmayı, 2025 yılında da sürdürdü. SZC TV’ye 8 idari para cezası, 5 kez program durdurma, NOW TV’ye 5 idari para cezası 3 program durdurma, Halk TV’ye 5 idari para cezası 3 program durdurma ve Tele 1’e 4 ayrı idari para cezası verildi. 2024’te 84,1 milyon TL olan muhalif kanallara kesilen ceza tutarı, 2025’ün henüz ocak-mart döneminde 55 milyon TL’ye dayandı.

“Ceza alan kanal tablosu hiç değişmiyor”

RTÜK’ün eleştirel yayınlar yapan kanallara yönelik yaptırımlarını gazetecilere değerlendiren RTÜK Üyesi Tuncay Keser, şunları söyledi: “RTÜK, son dönemde, sadece yalnızca dört beş kanaldan sorumlu devlet dairesi gibi hareket ediyor ve en fazla ceza alan kanal tablosu hiç değişmiyor.

Eleştirel yayınlar, farklı yorumlar sürekli cezalandırılıyor ama iktidara yakın kanallarla ilgili rapor hazırlanmadığı gibi, şikayetler de işleme alınmıyor. Bazı kanallar sahiplik yapısı değişince ceza listesinden de çıkıyor. Bunun örnekleri de var. Ama genel tablo değişmiyor.

2025 yılının ilk çeyreği bitmeden, 4 kanalın ceza sayısı neredeyse 2024 yılının tamamında verilen cezalara ulaşıyor. RTÜK’ün temel görevlerinden biri de haber alma özgürlüğünü ve düşünce çeşitliliğini korumaktır. Özerk ve tarafsız bir kuruluş olarak kurulmasının gerekçesi de budur.

Ancak son günlerde tarafsızlık bir yana, RTÜK Başkanı’nın, ‘Sayısı birkaç taneyi geçmeyen yayıncı kuruluş’ olarak tanımladığı yayıncı kuruluşlara sürekli parmak sallanıyor, gözdağı veriliyor. RTÜK Başkanının dozu sürekli artan ve lisans iptali noktasına taşınan ceza tehditlerini, basın ve ifade özgürlüğüyle bağdaştırmak mümkün değildir.”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten CHP’nin Boykot Kararına Tepki

CHP’nin boykot kararına ilişkin açıklamada bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Boykot etme çağrısı yaparak, sadece kendisinin CHP Genel Başkanlığına liyakatini boykot etmiştir” dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel tarafından açıklanan boykot kararına ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu.

Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı Özgür Özel bir saldırgan gibi konuşmaya devam ederek, siyasetçi gibi konuşmaktan tamamen uzaklaşmıştır. Her konuşmasında Cumhurbaşkanımızı, partimizi ve ittifakımızı, medya kuruluşlarını, şirketleri hedef alan bu saldırgan dil sadece kendisine zarar verecektir.

Bütün vatandaşlarımız bu yıkıcı ve zorba zihniyeti tam olarak görmüştür. Özgür Özel milli şirketleri boykot etme çağrısı yaparak, sadece kendisinin CHP Genel Başkanlığına liyakatini boykot etmiştir. Özgür Özel’in medya kuruluşlarını ve şirketleri açıkça bu şekilde tehdit etmesi, siyasal zorbalıktan başka bir şey değildir.

Siyasi cümle kurma kabiliyeti olmayanların tehdit dilinden başka bir yeteneği olmadığı görülmüştür. Özgür Özel’in kendini ispat çabası içinde kullandığı bu dil siyaset rotasından tamamen çıkmıştır. CHP’nin kendi iç gündemi olan konularla ilgili Cumhurbaşkanımıza, Ak Parti’mize ve Cumhur İttifakımıza saldırması hedef saptırmaktan başka birşey değildir.

İşin siyasi açıdan esası şudur: 1.Bazı CHP’liler bazı CHP’li belediyelerin yolsuzluk yaptığını söyleyerek aylardır gündemdeki iddiaları dile getirdi. 2.Bazı CHP’liler, geçmiş kurultayda hile yapıldığını öne sürerek CHP Olağanüstü Kurultayı’nın iptali için mahkemeye başvurdu. CHP yönetimi konuyu saptırmamalı, iddia sahibi CHP’lilere cevap yetiştirmelidir.

CHP yöneticilerinin, CHP gibi köklü bir partiyi saldırgan ve zorba bir zihniyetin merkezi haline getirmesi vahimdir. Rakiplerimizin sağduyulu olmasını ve gerçek siyasetle karşımıza çıkmasını isteriz. Karşımıza zorbalık ve saldırganlık dolu sahte siyasetle çıkanlara ise gerekli cevabı ve hakettiklerini layıkıyla veririz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu, Cezaevinden Daha Güçlü Çıkabilir

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması dış basında yakından takip edilirken, Guardian, Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinden daha güçlü çıkabileceği yorumunu yaptı.

Dünya basını, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart sabahı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “yolsuzluk” ve “terör” suçlarından başlattığı iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınıp, daha sonra tutuklanmasını, yakından takip etmeyi sürdürüyor.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Britanya gazetesi Guardian’ın yayımladığı analizde, İmamoğlu’nun AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sandıkta meydan okuyabilecek tek siyasetçi haline geldiği ve cezaevinden daha da güçlenerek çıkabileceği yorumu yapılıyor.

İmamoğlu’nun tutuklanmasının, memleketi Trabzon’da da tepki çektiğine ve birçok kişinin Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) düzenlediği “Adalet Nöbeti” eylemine katıldığına dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı’nın ailesinin de Rizeli olduğuna ve seçmen tabanın Karadeniz’de güçlü olduğuna işaret edilen analizde, İmamoğlu’nun bu bölgeden aldığı destekle “Erdoğan’a rakip bir siyasetçiye dönüştüğü” ifade ediliyor.

Yazıda, 1994-1998’de İBB Başkanı olarak görev yapan Erdoğan’ı 1999’da cezaevine götüren süreç de anımsatılıyor ve İmamoğlu’nun tutuklanmasının “uzun vadede iktidar için geri tepebileceği” değerlendirmesi yapılıyor.

Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulu’ndan (SOAS) Ziya Meral’in şu yorumları da paylaşılıyor:

Erdoğan sık sık ‘İstanbul’u kazanan ülkeyi kazanır’ ifadesini kullanıyor ve bu, kendi siyasi kariyerinin gelişimini de yansıtıyor. Bu, İstanbul Belediye Başkanı olarak iyi bir iş çıkarabilir, insanların güvenini kazanabilir ve onlara hizmet edebilirseniz, ülke çapında bir zaferin çok daha mümkün olacağı anlamına geliyor. İmamoğlu da böyle bir özelliğe sahip.

Akademisyen, İmamoğlu’nun artık “siyasi bir kampanyanın kurbanı” olarak görülmesinin, muhalefete yakın durmayan kesimler arasından bile CHP’li siyasetçiye desteği artırabileceği değerlendirmesini yapıyor.

Amerikan gazetecilik kuruluşu Politico’nun analizinde de İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla Türkiye’nin “tam otokrasiye doğru keskin bir dönüş yaptığı” savunuluyor.

Yazıda, Erdoğan’ın “yargı ve kolluk kuvvetlerini kullanarak ana muhalefete ve destekçilerine karşı eşi benzeri görülmemiş bir saldırı başlattığı” yorumu paylaşılıyor.

İmamoğlu, çarşamba günü gözaltına alındığından beri Türkiye’nin birçok kentinde “yasaklara” rağmen kapsamlı protestolar düzenlendiği, bu desteğin 2028’de yapılması planlanan seçimlerde siyasetçinin elini güçlendirebileceği ifade ediliyor.

Yazıda, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili sözleri de anımsatılıyor. Gül, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

Vaktiyle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve şahsıma yapılan haksızlıkları kamu vicdanının nasıl kabul etmediğini hatırlayalım. Benzer yanlışlıklar halkın iradesiyle belediye başkanı seçilmiş olan Ekrem İmamoğlu’na da yapılmamalı.

İBB soruşturmaları

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarıyla ilgili soruşturma sürüyor.

Ayrıca İmamoğlu’nun yanı sıra İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli hakkında “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” suçundan başlatılan soruşturma da devam ediyor.

İmamoğlu, “terör” soruşturmasından serbest bırakılırken, “yolsuzluk” soruşturması kapsamında pazar günü tutuklanmıştı.

Buna ek olarak Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Murat Çalık da tutuklanmış, Şişli Belediyesi’ne kayyım atanmıştı.

CHP gözaltıların yapıldığı 19 Mart’tan bu yana İBB binasının bulunduğu Saraçhane’de eylem düzenliyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın dünkü paylaşımında 1133 kişinin protestolarda gözaltına alındığı belirtilmişti.

 

Paylaşın

Bel Bölgesindeki Yağları Eritmek İçin 5 Çay

Sağlıklı bir kiloyu korumak, her şeyden önce bedene karşı sevgi ve özen gerektirir. En zor eritilen yağların başında bel bölgesindeki yağlar gelir. Karın bölgesinde aşırı yağ birikmesi sadece kötü hissetmeye neden olmaz, aynı zamanda kalp damar hastalıkları riskini de beraberinde getirir.

Haber Merkezi / Bel çevresi kalınlığını artıran içeceklerin olduğunu biliyoruz; bunlara gazlı içecekler, kutu meyve suları, alkol ve diğerleri dahildir. Şimdi, bel çevresi kalınlığını azaltamaya yardımcı olduğu bilinen sağlıklı çayların hangileri olduğuna bir bakalım.

Yeşil Çay: Yeşil çay, içerdiği kateşinler (özellikle EGCG) sayesinde metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını destekler. Araştırmalar, yeşil çayın egzersizle birleştiğinde karın bölgesindeki yağ kaybını artırabileceğini gösteriyor. Günde 2 ila 3 fincan (3 – 4 dakika demlenmiş) içmek faydalı olabilir, ancak kafein hassasiyeti varsa dikkatli olunmalı.

Zencefil Çayı: Zencefil, termojenik etkisiyle vücut ısısını artırarak kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda sindirimi kolaylaştırır ve ödem atımına yardımcı olur. Bir bardak kaynar suya taze zencefil dilimleri ekleyip 5 ila 10 dakika demleyerek tüketebilirsiniz.

Mate Çayı: Güney Amerika kökenli mate çayı, metabolizmayı hızlandıran matein içerir ve iştahı baskılayabilir. Mate çayı, yağ yakımını desteklerken enerji de verir. Günde 1 ila 2 fincan içmek yeterlidir; fazla tüketim uykusuzluğa neden olabilir.

Biberiye Çayı: Biberiye, antioksidan içeriğiyle sindirim sistemini destekler ve yağ metabolizmasını hızlandırabilir. Bir tatlı kaşığı kuru biberiyeyi kaynar suda 5 ila 10 dakika demleyip içebilirsiniz. Düşük kalorili olması diyet sürecinde avantaj sağlar.

Oolong Çayı: Yeşil çay ve siyah çay arasında bir tada sahip olan oolong çayı, yağ yakımını teşvik ederek, vücutta biriken yağların azalmasına yardımcı olabilir. Günde 1 ila 2 fincan tüketimi önerilir.

Bu çaylar “mucize” bir çözüm değildir. Bel çevresi kalınlığını azaltmak için kalori açığı oluşturmak (aldığınızdan fazla kalori yakmak), kardiyo egzersizleri (yürüyüş, koşu gibi) ve karın kaslarını güçlendiren hareketler (plank, crunch gibi) yapmak şarttır. Çaylar, bu süreçte yalnızca destekleyici bir rol oynar.

Uyarı: Hamilelik, emzirme dönemi veya kronik bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışın.

Paylaşın

Özgür Özel: 19 Mart Sivil Darbe Girişimi Engellenmiştir

CHP Lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “19 Mart sivil darbe girişimi, yine milletin iradesiyle darbecilerin karşısına sokaklara milletin dökülmesiyle engellenmiştir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri Cezaevi’nde (Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüştü.

BirGün’ün aktardığına göre; CHP Lideri Özgür Özel, görüşmenin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Maalesef Silivri’deyiz, 2025 yılındayız. Cumhuriyet’in kurucu partisinin, son seçimlerin birinci partisinin, son seçimlerde ekonominin yüzde 80’ine, nüfusun yüzde 65’ine hitap eden belediyeleri kazanmış olan partinin genel başkanı, biraz önce Silivri’de dünyanın en tanınmış metropolüne üç kez artan oylarla belediye başkanı seçilmiş Ekrem İmamoğlu’nu, iki belediye başkanı Resul Emrah Şahan ve Memmet Murat Çalık’ı ve yıllardır burada hepimizin yerine esir tutulan arkadaşlar adına da Gezi tutuklularından Tayfun Kahraman’ı ziyaret ettim” dedi.

İktidara tepki gösteren Özel, şöyle devam etti: “Ben içinde bulunduğum atmosferden, Türkiye’ye yaşatılan bu durumdan Türkiye’yi yönetenler adına utanıyorum. Bükemedikleri bileği yargı eliyle kırmaya çalışıyorlar. ‘Ekrem İmamoğlu’nu yenemedik, yenemiyorum, yenemeyeceğim, o zaman ondan kurtulacağım.’ O kadar kolay sandılar. Hesap etmedikleri Saraçhane’deki milyonlar değil sadece, hesap etmedikleri geçen pazar günü bütün dünyanın ilgisini Türkiye’ye çeken 15,5 milyon insan…”

“19 Mart sivil darbe girişimi, yine milletin iradesiyle darbecilerin karşısına sokaklara milletin dökülmesiyle engellenmiştir” vurgusunu yapan Özel, şunları kaydetti: “15 Temmuz gecesi kendi yetiştirip büyüttükleri, altlarına tank verdikleri, uçaklarını havalandırttıkları bir örgüt darbeye kalkışmıştı, sandıktan çıkana sahip çıktı vatandaş. 15 Temmuz’da sokağa dökülenler öyle Recep Tayyip Erdoğan’ın kara kaşına, kara gözüne değil… Biz de çağırdık, herkes çağırdı. Biz de koştuk, Meclis’e gittik. Bu ülkede iktidarların sandıkla değişmesine, halkın iradesine sahip çıkmışlardı. Şimdi de sahip çıkılan halkın iradesinden başka birşey değildir.”

CHP’nin ön seçimine vurgu yapan Özel, iktidara da eleştirilerde bulunarak şunları söyledi: “Ben içeride dimdik, başları dik, alınları açık, kendileriyle, aileleriyle, çalışma arkadaşlarıyla gurur duyan, korkmayan, sadece korkakların korktuğu ama kendileri korkmayan üç aslanla görüştüm. Aslanlar gibiler aslanlar gibi. Bir kaygı varsa Tayyip Erdoğan’a kalmış. Bir korku varsa yüzünde görüyoruz zaten. Hasetlikten çatlayan, o kullanılan 15,5 milyon oyu kıskanan Tayyip Erdoğan’a söylüyorum.

Bundan sonra o fotoğraf tarihe kaldı. Sen zorla ‘İşe gireceğim’, ‘Ver kimliği’; tayin ister, ‘Ver kimliği’; ‘Kömür alacağım’, ‘Ver kimliği’; ‘Açım, sosyal yardım’, ‘Ver kimliği’… Kaydedip, kaydedip bitiremediğin, 23 yıl boyunca kota vere vere bütün il başkanlarına, ilçe başkanlarına, gençlik kollarına, kotalarla, ödüllerle 11,5 milyon üye yaptırdın. 15,5 milyon kişi resmi olmayan, oy kullanmazsan cezası olmayan, kaydı bile olmayan sandıklara koşa koşa gitti bu insanlar. Demokrasi devrimi, rüzgârı Ekrem Bey’in, arkadaşlarımızın arkasındadır.

Demokrasi devrimi Tayyip Bey’in anti demokratik düzenini ayaklar altına almıştır. O yaşlı teyzemin bastonu altında ezilmiştir saray rejimi. O 1,5 yaşında çocuğun 32 numara spor ayakkabısının altında ezilmiştir saray rejimi. Bu saray rejimi vicdanlara mahkûm olmuş, kendi seçmenini mahcup etmiştir. Ben hiçbir AK Partilinin, hiçbir MHP’linin bu hazımsızlığa oy vermediğini biliyorum. Bu hazımsızlığı yapanların ayıbı sırtınızda değildir.”

“Muhalefetle bayramlaştık, iktidarın yaptığı bu kumpasta ne bayramlaşacağız”

“AK Parti’ye oy vermiş seçmen… Senin de utandığını biliyorum. Bu utancı paylaşma” diyen Özel, şunları ifade etti: “Bu utancı paylaşmamak için bu bayram AK Parti’nin seçmeniyle de MHP’nin seçmeniyle de bayramlaşmaya geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bayrama kadar 16 muhalefet partisi ile Saraçhane‘de her bir ziyaretlerinde bayramlaştı, kucaklaştı. Bu bayramda Ankara’da bayramlaşmıyoruz. Muhalefetle bayramlaştık, iktidarın yaptığı bu kumpasta ne bayramlaşacağız. Gelip de bayram şekerini bana Akın Gürlek mi tutacak? Akın Gürlek mi bayram şekerini tutacak?

Onun o olmazsa olmaz diye götürdüğü, canı ciğeri, 10’uncu Sulh Ceza’ya koyup tutuklattırdığı hâkimi kolonya mı dökecek elimize? Bu bayram milletimizle birlikte 81 il, 973 ilçe, tüm belde ve köylerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri ve 15,5 milyon neferi bu bayramda bayramlaşacak. Bu bayramın Tayyip Erdoğan’a yeni bir sürprizi olacak. Durmuyoruz. Şaşırtmaya, güçlenmeye, korkutmaya devam edeceğiz. Özgür Özel Silivri’ye arkadaşlarını, yoldaşları, siyaset arkadaşlarını, belediye başkanlarını görmeye geldikçe, Tayyip Erdoğan’ın gözü ne kadar dönerse dönsün hep birlikte gönlümüzü milletimize döneceğiz. İlk fırsatta onu, bu kötülük yuvasını başımızdan def edeceğiz.”

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye Görüşmeler Tehlikeye Girebilir Uyarısı

Avrupa Birliği Komisyon Sözcüsü Guillaume Mercier, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına atıfta bulunarak, Türkiye ile planlanan üst düzey görüşmelerin gerçekleşmesine artık kesin gözüyle bakılamayacağını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, Brüksel’de Türkiye ile yakınlaşma sürecinin sorgulanmasına yol açtı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Avrupa Birliği Komisyon Sözcüsü Guillaume Mercier, Türkiye ile iş birliğini geliştirmek amacıyla planlanan üst düzey görüşmelerin gerçekleşmesine artık kesin gözüyle bakılamayacağını belirtti. Guillaume Mercier, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in İmamoğlu’nun tutuklanmasını “son derece endişe verici” diye nitelendirdiği açıklamasına işaret etti.

AB Komisyonu Başkanı, İmamoğlu’nun tutuklanmasından birkaç gün önce yaptığı açıklamada, AB devlet ve hükümet başkanlarının 17-18 Nisan 2024’teki zirvede aldıkları karara atıfla Türkiye ile ekonomi, göç ve güvenlik konularında görüşmeler planlandığını duyurmuştu.

AB liderler zirvesinde 2024 yılında alınan kararda, Doğu Akdeniz’de istikrar ve güvenliğin önemine vurgu yapılarak Türkiye ile ilişkilerin ve iş birliğinin her iki tarafın yararına olacak şekilde “aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir” şekilde ilerletilmesi yer almıştı.

Ekrem İmamoğlu neden tutuklandı?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “terör” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

İmamoğlu’na yönelik ilk soruşturma “Kent uzlaşısı” adı verilen yapılanma ile ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu’nun yanı sıra İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve Şişli Belediye Başkanı Resul Ekrem Şahan hakkında gözaltı karar verildi. Bu soruşturmada, sanıklara, “İBB iştiraki İstanbul Planlama Ajansı ve BİMTAŞ bünyesinde terör örgütü mensupları/ sempatizanlarının işe alındığı” suçlaması yöneltildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gelen açıklamada şu suçlamalar yer alıyor: Ekrem İmamoğlu’nun kent uzlaşısı temelinde terör örgütünün Halkların Demokratik Kongresi (HDK) çatı yapılanmasıyla ittifak yapıldığına dair tespitlerin terör örgütüne müzahir medya tarafından duyuruldu.

İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Polat, Şişli Belediye Başkanı Şahan, Reform Enstitüsü Başkanı Çalışkan, PKK/KCK terör örgütünün ideolojik alan yapılanmasında faaliyet gösterdiği tespit edilen firari şüpheli A.B. ve A.B.’nin sahibi olduğu Spectrum House çalışanı H.A. ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir iştirak halinde “Kent Uzlaşısı” faaliyetinin içerisinde yer aldı.

İmamoğlu, diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde, belediye meclis üyesi listelerinin kendisinin onayıyla belirlenmesi de nazara alındığında terör örgütünün yönetimince de ifade edilen metropollerde etkinliğinin arttırılması amacını taşıyan kent uzlaşısı faaliyetine bilerek iştirak etmek suretiyle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledi.

İmamoğlu ve ekibine yönelik ikinci suçlamalar ise yolsuzluk iddialarıyla ilgili. Başsavcılığın açıklamasında söz konusu başlıkta şu suçlamalara yer veriliyor: İmamoğlu olmak üzere birçok kişi hakkında, iş adamlarını para vermeye zorladıkları bazı iş adamları ile hareket ederek haksız kazanç sağladıkları piyon kişiler üzerinden alım satımlar yaparak suçtan elde ettikleri, İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde beraber çalıştığı kişileri, İBB’ye yerleştirdiği,

Büyükşehir Belediyesi iştirakleri olan Meyda A.ş Kültür A.ş.’nin hizmet alımı nitelikli işlerine yüksek fiyatlı teklifler vererek sonuç fiyatı kendilerinin belirlemesi suretiyle ederlerinin çok üzerinde işler aldıkları, hali hazırda faal olan bir çok iş yerinden rüşvet talep edildiği, kabul etmeyen mağdurlar hakkında Belediye Encümenlerinden aldırılan kararla zorla para alınmaya çalışıldığı, MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarından ihale alan örgüt üyelerinin belediyeden aldıkları ilk avans ödemeleri ile ya örgüt lideri İmamoğlu’na ait inşaatlara para aktardıkları iddia edildi.

Paylaşın

Biriktirme Bozukluğuna Ne Sebep Olur? Tedavisi Ve Yönetimi

Biriktirme bozukluğu (hoarding disorder), bireyin eşyaları atamama veya onlardan ayrılma konusunda aşırı zorluk çekmesiyle karakterize edilen bir ruh sağlığı durumudur.

Haber Merkezi / Bozukluk, genellikle biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.

İşte biriktirme bozukluğuna yol açabilecek temel sebepler:

Biyolojik Faktörler:

Genetik yatkınlık: Araştırmalar, biriktirme bozukluğunun ailelerde görülme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Eğer bir kişinin yakın akrabalarında bu durum varsa, risk artabilir.

Beyin işleyişi: Beynin karar verme, duygusal bağlanma ve ödül sistemiyle ilişkili bölgelerindeki (örneğin prefrontal korteks ve amigdala) anormallikler biriktirme davranışını tetikleyebilir. Nörogörüntüleme çalışmaları, bu bireylerde eşyalara aşırı değer biçme eğilimi olduğunu ortaya koyuyor.

Psikolojik Faktörler:

Duygusal bağlanma: Biriktiren kişiler, eşyalara güvenlik, kimlik ya da anılarla bağlantı gibi duygusal anlamlar yükleyebilir. Bir eşyayı atmak, bu duygusal bağı kaybetmek gibi hissedilebilir.

Kaygı ve karar verme zorluğu: Biriktirme, genellikle eşyaları atma konusunda yoğun kaygı veya kararsızlıkla ilişkilidir. “Ya bir gün buna ihtiyacım olursa?” düşüncesi yaygındır.

Travma veya kayıp: Önemli bir kayıp (örneğin sevilen birinin ölümü) ya da travmatik bir olay, eşyalara tutunmayı bir başa çıkma mekanizması haline getirebilir.

Obsesif – kompulsif eğilimler: Biriktirme bozukluğu, geçmişte obsesif – kompulsif bozukluk (OKB) ile ilişkilendirilse de artık ayrı bir tanı olarak kabul ediliyor. Yine de bazı kişilerde OKB benzeri özellikler görülebilir.

Çevresel Faktörler:

Çocukluk deneyimleri: Eşyaların zorla elinden alındığı, yoksulluk çekilen veya aşırı korumacı bir ortamda büyüyen bireyler, ileride biriktirme eğilimi geliştirebilir.

Stresli yaşam olayları: Boşanma, iş kaybı veya sağlık sorunları gibi durumlar, eşyalara tutunmayı bir kontrol sağlama yolu olarak ortaya çıkarabilir.

Kültürel etkiler: Bazı toplumlarda tasarruf veya eşyaları saklama alışkanlığı teşvik edilir, bu da biriktirme davranışını normalleştirebilir.

Eşlik Eden Durumlar:

Biriktirme bozukluğu sıklıkla depresyon, anksiyete bozuklukları veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi diğer ruh sağlığı sorunlarıyla birlikte görülür. Bu durumlar, biriktirme eğilimini şiddetlendirebilir.

Biriktirme bozukluğu nasıl başlar?

Biriktirme genellikle yavaşça gelişir. Kişi başlangıçta “faydalı olabilir” düşüncesiyle eşya biriktirmeye başlar, ancak zamanla bu davranış kontrolden çıkar ve yaşam alanını işlevsiz hale getirir. Yaş ilerledikçe, özellikle sosyal izolasyon veya fiziksel sınırlamalar arttığında, durum daha belirgin hale gelebilir.

Tedavisi ve yönetimi:

Biriktirme bozukluğunun tedavisi ve yönetimi, bireyin hem zihinsel hem de pratik düzeyde desteklenmesini gerektirir. Bu süreç genellikle uzun vadeli bir yaklaşım gerektirir ve sabır, profesyonel yardım ve bazen çevresel düzenlemeleri içerir.

İşte biriktirme bozukluğunun tedavisi ve yönetimi için etkili yöntemler:

Tedavi Yöntemleri:

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): BDT, biriktirme bozukluğunun temelinde yatan düşünce kalıplarını (örneğin “Bu eşyayı atarsam bir parçamı kaybederim” veya “İleride buna ihtiyacım olabilir”) hedef alır. Terapist, kişinin bu düşünceleri sorgulamasını ve daha işlevsel alternatifler geliştirmesini sağlar.

Terapide, eşyalara duygusal bağlanmayı azaltmak için exposure (maruz bırakma) teknikleri kullanılır. Örneğin, kişi önce önemsiz bir eşyayı atmayı dener ve bu süreç kademeli olarak ilerler.

Karar verme becerileri geliştirilir; hangi eşyanın gerçekten gerekli olduğuna dair mantıklı bir filtre oluşturulur. Araştırmalar, BDT’nin biriktirme semptomlarını azalttığını ve uzun vadeli iyileşme sağladığını gösteriyor.

Motivasyonel görüşme: Motivasyonel görüşme, kişinin kendi nedenleriyle değişim isteği geliştirmesine odaklanır. Terapist, “Eşyalarını azaltmak sana ne kazandırır?” gibi sorularla bireyi motive eder.

İlaç tedavisi: Biriktirme bozukluğuyla birlikte depresyon, anksiyete veya OKB gibi durumlar varsa, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) gibi antidepresanlar reçete edilebilir.

İlaç tedavisi, doğrudan biriktirmeyi tedavi etmez, ancak altta yatan duygusal yükü hafifletebilir.

Yönetim Stratejileri:

Pratik organizasyon ve temizlik: Tüm evi bir anda temizlemeye çalışmak yerine, küçük bir alanla başlanır (örneğin bir masa veya bir çekmece). Eşyalar “sakla”, “bağışla”, “at” gibi kategorilere ayrılır.

Bu süreçte bir profesyonel organizatör veya aile üyesi destek olabilir. Kişinin rızası olmadan eşyaların atılması, güven kaybına ve daha fazla biriktirmeye yol açabilir.

Destek grupları: Biriktirme bozukluğuyla yaşayan diğer bireylerle deneyim paylaşımı sağlayan gruplar. Yalnızlık hissini azaltır, pratik ipuçları sunar ve motivasyonu artırır.

Aile ve çevre desteği: Aile üyeleri, suçlayıcı olmayan bir yaklaşımla bireyi teşvik edebilir. Örneğin, “Birlikte bu köşeyi düzenleyelim mi?” gibi öneriler faydalıdır.

Yaşam alanı düzenlemeleri: Güvenli ve işlevsel bir ortam yaratmak. Örneğin, biriktirme yangın veya düşme riski yaratıyorsa, öncelik bu tehlikeleri ortadan kaldırmak olmalıdır.

Depolama çözümleri (raf, kutu) veya eşya miktarını sınırlayacak kurallar getirilebilir.

Uzun vadeli yönetim: Biriktirme davranışı zamanla geri dönebilir. Düzenli terapi seansları veya takip planları bu riski azaltır. Haftada bir kez eşya gözden geçirme gibi alışkanlıklar geliştirilebilir.

Psikolojik dayanıklılık: Stresle başa çıkma becerileri (meditasyon, egzersiz) biriktirme dürtüsünü kontrol altına alabilir.

Paylaşın

Yaşlılarda Kan Basıncını Yönetmek İçin En İyi Diyetler

Yaşlandıkça, genel sağlığı korumak ve kalp hastalığı, felç ve böbrek sorunları riskini azaltmak için kan basıncını kontrol altında tutmak giderek daha önemli hale gelmektedir.

Haber Merkezi / Araştırmalar, belirli diyetlerin kan basıncını düşürmede ve kalp sağlığını iyileştirmede özellikle etkili olduğunu göstermiştir.

Yaşlılarda kan basıncını yönetmek için en iyi diyetler genellikle düşük sodyum, yüksek potasyum ve sağlıklı yağlar içeren beslenme düzenlerini kapsar. İşte bu konuda etkili olduğu bilinen bazı diyetler:

DASH Diyeti: DASH diyeti, tuz alımını azaltır (günlük 1500-2300 mg sodyum), sebze, meyve, tam tahıl, yağsız protein (örneğin balık ve tavuk) ve düşük yağlı süt ürünlerini teşvik eder. Diyet, kan basıncını düşürmede kanıtlanmış bir yöntemdir ve yaşlılarda kalp – damar sağlığını destekler.

Akdeniz Diyeti: Akdeniz diyeti, zeytinyağı, balık, kuruyemiş, sebze ve meyve ağırlıklıdır; kırmızı et ve işlenmiş gıdalar sınırlıdır. Diyet, anti – inflamatuar etkisiyle kan basıncını düzenler ve yaşlılarda genel sağlığı iyileştirir.

Düşük Sodyumlu Diyet: Düşük sodyumlu diyet, tuzlu atıştırmalıklar, konserve gıdalar ve işlenmiş etlerden kaçınılır. Baharatlar ve taze otlar lezzet için kullanılır. Diyet, sodyumun kan basıncı üzerindeki doğrudan etkisini azaltır, özellikle yaşlılarda sıvı tutulumu riskini düşürür.

Ek ipuçları:

Yaşlılarda sıvı alımı da önemli; yeterli su tüketimi kan basıncını dengede tutmaya yardımcı olur.
Kafein ve alkolü sınırlamak, özellikle hassas bireylerde faydalı olabilir.
Herhangi bir diyete başlamadan önce, özellikle kronik hastalığı olan yaşlılar için bir doktora danışılması önerilir.

Paylaşın

Eva Peron, Peronizmi Nasıl Şekillendirdi?

Eva Peron, yani “Evita” olarak bilinen Maria Eva Duarte de Peron, Peronizmi şekillendirmede kilit bir rol oynadı ve bu siyasi hareketin Arjantin’deki kitleselleşmesinin en önemli figürlerden biri oldu.

Haber Merkezi / Peronizm, Eva Peron’un kocası Juan Domingo Peron’un liderliğinde 1940’larda ortaya çıkan popülist, işçi sınıfı odaklı bir ideolojiydi ve Eva Peron, bu hareketin duygusal ve sembolik omurgasını oluşturdu.

Peki, Eva Peron Peronizmi nasıl şekillendirdi?

Halkla doğrudan bağ kurma ve popülizmin insanileştirilmesi: Eva Peron, radyo programları ve konuşmalarıyla halka hitap ederken kullandığı samimi ve tutkulu üslup, Peronizmi soyut bir ideolojiden çok, halkın günlük yaşamına dokunan bir hareket haline getirdi. Örneğin, “Benim sevgili gömleksizlerim” gibi ifadelerle işçilere ve yoksullara seslenen Eva Peron, Peronizmin elitlere karşı halkçı karakterini pekiştirdi.

Kadınların ve işçilerin siyasete katılımını artırma: Eva, Peronizmin toplumsal tabanını genişletmek için kadınları ve işçileri mobilize etti. 1947’de Arjantin’de kadınlara oy hakkı kazandırılmasında öncü rol oynadı ve 1949’da kurduğu Peronist Kadın Partisi ile kadınları siyasete aktif olarak dahil etti. Bu parti, kadınların sadece seçmen değil, aynı zamanda siyasi aktörler olarak Peronizm içinde yer almasını sağladı.

İşçi sendikalarıyla yakın ilişkileri sayesinde de Juan Peron’un işçi hakları politikalarını halk nezdinde meşrulaştırdı. Eva’nın işçilerle kurduğu bu bağ, 1945’te Juan Peron’un hapisten kurtarılmasında sendikaların düzenlediği kitlesel gösterilerde açıkça görüldü.

Sosyal adalet ve hayırseverlik aracılığıyla Peronist imajın güçlendirilmesi: Eva Peron, 1948’de kurduğu Eva Peron Vakfı ile Peronizmin “sosyal adalet” ilkesini somutlaştırdı. Vakıf, yoksullara gıda, kıyafet, konut ve sağlık hizmetleri sağlayarak Peronist devletin halkın refahına adanmışlığını gösterdi. Eva, bu yardımları bizzat dağıtarak halkla birebir temas kurdu ve bu süreçte “Evita” imgesi, bir azize ya da “yoksulların annesi” gibi mitolojik bir boyuta ulaştı. Bu, Peronizmin yalnızca politik bir hareket değil, aynı zamanda bir sevgi ve dayanışma kültü olmasını sağladı.

Peronizmin duygusal ve sembolik lideri olma: Juan Peron’un politik liderliği daha çok stratejik ve pragmatik bir çizgideyken, Eva, Peronizme duygusal bir derinlik kattı. 1951’de başkan yardımcılığı adaylığını düşündüğünde, halktan gelen yoğun destek, onun Peronizm içindeki sembolik gücünü ortaya koydu. Sağlık sorunları nedeniyle aday olamasa da, 1952’de ölmeden kısa süre önce “Ulusun Ruhani Lideri” unvanını alması, bu rolünü resmileştirdi. Ölümünden sonra bile mumyalanmış bedeni ve anısı, Peronistlerin birleşme noktası oldu.

Elitlere karşı mücadele ve anti – oligarşik duruş: Eva, Peronizmin anti – elitist ve anti – emperyalist söylemini güçlendirdi. Oligarşiye ve eski rejim yanlılarına karşı sert bir duruş sergiledi; örneğin, 1951’de Buenos Aires’te yaptığı bir konuşmada, “Oligarşiye ait hiçbir şey iyi olamaz!” diyerek bu tavrını açıkça ortaya koydu. Bu söylem, Peronizmin zengin sınıflara karşı halkın yanında yer alan bir hareket olarak algılanmasını pekiştirdi.

Peronizm nedir?

Peronizm, Arjantin’de 1940’larda Juan Domingo Peron’un liderliğinde ortaya çıkan ve onun politik felsefesini temel alan siyasi ve toplumsal bir harekettir. Resmi adı “Justicializm” (Adaletçilik) olan bu ideoloji, popülizm, milliyetçilik, işçi hakları ve sosyal adalet gibi unsurları bir araya getirir.

Peronizm, Arjantin’in modern tarihini derinden şekillendirmiş ve hem politik bir parti (Justicialist Parti) hem de geniş bir toplumsal-kültürel akım olarak varlığını sürdürmüştür.

Peronizmin temel özellikleri:

Sosyal adalet (Justicialism): Peronizm, “üçüncü yol” olarak adlandırılan bir yaklaşımı benimser; kapitalizm ve komünizm arasında bir denge kurmayı hedefler. Juan Peron, zenginler ile yoksullar arasındaki uçurumu kapatmayı ve işçilere daha adil bir pay sağlamayı amaçlamıştır. Bu, sosyal yardım programları, asgari ücret düzenlemeleri ve işçi haklarının iyileştirilmesi gibi politikalarla somutlaşmıştır.

İşçi sınıfına odaklanma: Peronizm, Arjantin’in “descamisados” (gömleksizler) olarak bilinen işçi ve alt sınıflarını temel aldı. Sendikaların güçlendirilmesi, toplu iş sözleşmeleri ve işçi refahını artıran yasalar, Peronist yönetimin önceliği oldu. 1945’te Peron’un hapisten kurtarılmasında işçilerin düzenlediği kitlesel gösteriler, bu bağın gücünü göstermiştir.

Milliyetçilik: Peronizm, Arjantin’in ekonomik ve siyasi bağımsızlığını vurgular. Yabancı sermayeye (özellikle İngiliz ve Amerikan şirketlerine) karşı çıkarak ulusal sanayileşmeyi teşvik etti. Örneğin, demiryollarının ve diğer önemli sektörlerin millileştirilmesi bu milliyetçi duruşun bir yansımasıydı.

Popülizm: Peronizm, karizmatik liderlik ve halkla doğrudan duygusal bir bağ kurma üzerine inşa edildi. Juan Peron ve özellikle eşi Eva Peron, politikalarını kitlelere hitap eden söylemlerle destekledi. Eva’nın yoksullara yardımları ve halkla samimi iletişimi, Peronizmi bir ideolojiden çok bir “halk hareketi” haline getirdi.

Anti- elitizm ve anti- emperyalizm: Peronizm, Arjantin’in geleneksel oligarşisine (zengin toprak sahipleri ve elitler) ve dış güçlere karşı bir duruş sergiler. Bu, hem söylemde (“Oligarşi halkın düşmanıdır”) hem de politikada (toprak reformları, vergilendirme) kendini gösterdi.

Peronizmin evrimi:

İlk Dönem (1946-1955): Peron’un başkanlığı sırasında ekonomi büyüdü, işçi hakları genişledi ve sosyal yardım programları yaygınlaştı. Ancak ekonomik zorluklar ve muhalefetin baskısı, 1955’te askeri darbeyle devrilmesine yol açtı.

Sürgün ve direniş (1955-1973): Peron sürgündeyken bile Peronizm, Arjantin’de yeraltı hareketi olarak devam etti. İşçiler ve sendikalar, Peronist idealleri canlı tuttu.

Geri dönüş ve sonrası (1973-): Peron 1973’te geri döndü, ancak kısa süre sonra öldü. Hareket, zamanla farklı fraksiyonlara bölündü: sol kanat (Montoneros gibi gerilla grupları) ve sağ kanat (sendikalar ve muhafazakarlar). Peronizm günümüzde bile, Arjantin siyasetinde baskın bir güç olmaya devam ediyor.

Peronizm, klasik bir ideolojiye sıkı sıkıya bağlı olmaktan ziyade esnek ve pragmatik bir harekettir. Bu, onun hem sol hem de sağ politikaları barındırabilmesini sağlar. Örneğin, Peron’un ilk döneminde işçi hakları sol bir duruşken, milliyetçilik ve otoriter yönetim tarzı sağa yakın görülebilir. Eva Peron’un duygusal liderliği ise bu çelişkileri birleştiren bir tutkal görevi gördü.

Peronizm, Arjantin’e özgü bir popülist hareket olarak, sosyal adalet, işçi hakları ve milliyetçiliği birleştiren; Juan ve Eva Peron’un karizmasıyla kitleleri peşinden sürükleyen bir ideoloji ve yaşam tarzıdır.

Paylaşın

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne “Konser” Soruşturması

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), belediyenin düzenlediği 33 konser hakkında, kamu zararı oluştuğu iddiasıyla soruşturma izni verildiğini, karara itiraz edeceklerini duyurdu.

Haber Merkezi / ABB’den konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak 2021-2024 yılları arasında düzenlenen bir dizi kültür ve sanat etkinlikleri bir süredir müfettişler tarafından incelemeye alınmıştı.

Müfettişler tarafından sürdürülen ve 130 konseri kapsayan hizmet alımlarına ilişkin inceleme tamamlanmıştır Söz konusu inceleme sonucunda 97 konser için herhangi bir usulsüzlük tespit edilmemiş, bu etkinliklerle ilgili soruşturma izni verilmemiştir. Ancak 33 konser hakkında, kamu zararı iddiasıyla soruşturma izni verilmesi yönünde karar alınmıştır.

Önemle belirtmek isteriz ki; bu etkinlikler daha önce Sayıştay’ın rutin denetimlerinde ve İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan teftişlerde detaylıca incelenmiş, herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmamıştır Karara konu olan ve hakkında inceleme yapılan 9 belediye çalışanı, hukuki haklarını kullanarak Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itirazda bulunacaklardır”

Mansur Yavaş: Ülkemizde her şey olabilir

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Ankara Büyükşehir Belediyesi Mansur Yavaş, “Sıra size mi gelecek?” sorusuna “Normal bir siyasi mücadele etmek yerine rakibine çelme takıyorlar. Ülkemizde her şey olabilir, her şey mümkün. Ankara Başsavcılığı’na çok sayıda dilekçe verilmiş. Bana yönelik de gayretleri olmuş…” yanıtını vermişti.

Paylaşın