AYM’nin Can Atalay Kararı Meclis’te Okundu; Tutanaklara Geçti

AYM’nin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin verdiği “yok hükmünde” kararı, TBMM’de okundu. Meclis’in sitesinde yer alan tutanakta, kararın okunduğu bölüm sansürlendi.

Haber Merkezi / TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, kararın açıklandığı TBMM diyaloglarının sisteme yeniden yüklendiğini açıkladı. Kadıgil, “Can Atalay’la ilgili AYM Kararının okunduğu fasıl 6 saatin ardından nihayet tekrar sisteme yüklendi. Teşekkürler. Zahmet verdik” dedi.

14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde TİP Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın vekilliği, 30 Ocak 2024’te Meclis’te Yargıtay kararı okunarak düşürülmüştü.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partili (TİP) Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin verdiği “yok hükmünde” kararı, TBMM Genel Kurulu’nda okundu.  Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, Anayasa’nın 153. maddesini hatırlattı ve AYM kararlarının herkes için bağlayıcı olduğunu vurguladı:

“Hatay halkının iradesiyle seçilen Can Atalay Anayasamızın 6. maddesinde düzenlenmiş olan ve kayıtsız şartsız egemenlik hakkını burada temsil etmek üzere seçtiği milletvekili arkadaşımızı seçildiği günden bu yana aldığı görevi ifa edemediği ve bunun anayasaya uygun olmadığı defalarca dile getirildi.

Anayasamızın 153’üncü maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları başta yasama organı olmak üzere tüm kurum ve kuruluşları bağlayıcı olduğu aşikar olması ve amir hüküm olması hasebiyle bugün Anayasa Mahkemesi kararının Milli Egemenlik Haftasına girdiğimiz bu süreçte hüküm kısmını bir kez daha hatırlatmak bakımından okunmasına karar verdim ve bu hüküm kısmını Sayın Katip üye arkadaşıma okutuyorum.”

TBMM tutanağında ise Biçer Karaca’nın konuşmasının giriş kısmı verilirken; kararın okutulduğu kısma yer verilmedi.

CHP Grup Başkanvekil Murat Emir, sansüre sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Murat Emir, “TBMM Başkanvekilimiz Gülizar Biçer Karaca Anayasa ve İçtüzüğe uygun davranarak AYM kararını okutmuştur. Anayasa ve İçtüzük tanımayan AKP bu kez de tutanakları değiştirmeye ve AYM kararının okunduğu bölümü tutanaklardan çıkartmaya çalışıyor. Başta TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere tüm yetkilileri uyarıyoruz. Tutanaklar Meclisimizin namusudur. Beğenmediğiniz bölümlerini sonradan çıkartabileceğiniz sıradan metinler değildir. Yeni bir hukuksuzluk daha yaratmayın. İzin vermeyiz” ifadelerini kullandı.

TİP Milletvekili Sera Kadıgil de sosyal medya hesabından tutanağın sansüre uğramadan önceki ve sonraki hallerinin fotoğraflarını paylaşıp “Can Atalay’la ilgili AYM hükmünün okunduğu fasıl son tutanakta an itibariyle görünmüyor. Genel Kurul açıkken Meclis Başkan Vekili’nin talimatıyla Divan Üyesi tarafından söylenen sözlerin tutanaktan çıkartılması kararını Genel Kurul kapalıyken kim, nasıl veriyor diye sormak için tutanak hizmetleriyle görüştüm. Tartışmalı bir an olduğunu, beyanlarda hata olmasın diye ilgi faslın kontrolde olduğunu kısa süre içerisinde yükleneceğini ifade ettiler. Bekliyoruz” açıklaması yaptı.

TİP’ten yapılan açıklamada, Atalay hakkındaki AYM kararını bugün Genel Kurul’da okutmasına ilişkin, “Sayın Karaca’ya bu Anayasal gerekliliği yerine getirdiği için teşekkür ederiz. Halkın iradesi tanınmalı, AYM kararları uygulanmalı, Can Atalay’a vekilliği iade edilmeli ve vekilimiz derhal serbest bırakılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

TİP’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “TBMM Başkanvekili Sayın Gülizar Biçer Karaca, Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını bugün Genel Kurul’da okutmuştur. Sayın Karaca’ya bu Anayasal gerekliliği yerine getirdiği için teşekkür ederiz. Halkın iradesini alenen gasp edenlerin de çok iyi bildiği ve bugün yüzlerine bir kez daha vurulduğu üzere Can Atalay’ın cezaevinde geçirdiği her dakika hukuka aykırıdır. Halkın iradesi tanınmalı, AYM kararları uygulanmalı, Can Atalay’a vekilliği iade edilmeli ve vekilimiz derhal serbest bırakılmalıdır.”

AK Parti’den tepki

Konuya ilişkin açıklama yapan AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Karaca’nın AYM’nin iade kararını TBMM’de okutmasına tepki gösterdi. AK Partili Usta, CHP’li Karaca’nın “görevini kötüye kullandığını, korsan eylem yaptığını ve tarafsızlığını yitirdiğini” savunarak “Artık hiçbir oturumda görev almaması, Meclis Başkanvekilliği görevinin sonlandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Usta, şunları söyledi: “Başkanvekilleri, birleşimleri TBMM Başkanı adına vekaleten yönetirler, hangi oturumların yönetileceğine başkan karar verilir. Meclis Başkanı tarafından gündeme alınmayan herhangi bir husus Genel Kurul’a sunulamaz. Başkanvekillerinin takdir yetkisi bulunmaz. Sayın Karaca, Başkan adına görev yaptığını biliyor. Başkan’ın onayı olmadan gündeme ekleme yapamayacağını biliyor. İç tüzüğü ihlal etmiştir. Meclis Başkanvekilliği görevini kötüye kullanmış ve korsan bir eylem yapmıştır.

Görünen o ki, CHP hazırlıklı gelmiştir. Divan katip üyemizin kalkmasının ardından, kendisinin uyarılmasına rağmen ara vermemiştir. Yasama uzmanlarının kendisini ikaz etmesine rağmen, ‘ara vermeniz gerekir’ denilmesine rağmen ara vermemiştir. Tamamıyla iradesiz, iç tüzüğe aykırı bir eylem içine girmişlerdir, millet iradesine aykırıdır. Biz Önder’e geçmiş olsun dileklerimizi bildirmek için bir aradaydık. Böyle bir günde böyle korsan bir eylemi yapacak kadar aciz duruma düşmelerini milletin takdirine bırakıyoruz. Artık Meclis Başkanvekili olarak görev yapması, oturum yönetmesi mümkün değildir.

Bu konudan diğer siyasi partilerin haberi yoktu. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit ile konuştum, onların da haberi olmadığını, üzüldüklerini, böyle bir günde böyle bir davranışın sergilenmesinden üzgün olduklarını bildirdiler. Bilerek ve kasten iç tüzük ihlalidir… Meclis Başkanı’nın kendisine verdiği yetkiyi kötüye kullanmıştır. Taraflı olarak başkanlık yapmaya devam etmiştir. İç tüzüğe aykırıdır; hiçbir oturumda görev almaması, Meclis Başkanvekilliği görevinin sonlandırılmasını talep ediyoruz.”

14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde TİP Hatay Milletvekili seçilen Atalay’ın vekilliği, 30 Ocak 2024’te Meclis’te Yargıtay kararı okunarak düşürülmüştü. Atalay’ın avukatları, TBMM’de yapılan bu işlem üzerine AYM’ye başvurmuştu. AYM 22 Şubat 2024’te kararın “yok hükmü”nde olduğuna karar vermişrti.

1 Ağustos 2024 gerekçeli kararını da açıklayan AYM, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı okunarak Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğu”nu belirtmişti.

Paylaşın

Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 31,54

Tarımda üretici enflasyonu mart ayında bir önceki aya göre yüzde 6,91, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,54 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 40,17 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mart 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımda üretici enflasyonu mart ayında bir önceki aya göre yüzde 6,91, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,54 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 40,17 arttı.

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 7,36, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2,36 artarken, balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 2,27 azaldı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 9,61, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 11,30 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,07 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 171,38 ile turunçgiller, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 29,64 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler oldu.

Paylaşın

Soyut Sözdizimi Gösterimi Bir Nedir? Avantajları

Soyut Sözdizimi Gösterimi Bir (Abstract Syntax Notation One / ASN.1), telekomünikasyon ve bilgisayar ağları alanında veri yapıları için standartlaştırılmış bir gösterim oluşturmak için temel bir araç olarak hizmet eder.

Haber Merkezi / Birincil amacı, veri yapısı açıklaması için evrensel bir dil sağlayarak sistemler ve cihazlar arasında sorunsuz birlikte çalışabilirliği sağlamaktır.

Uygulama ve altta yatan platformlar açısından farklılık gösteren heterojen sistemler arasındaki veri alışverişi söz konusu olduğunda, ASN.1 bu sistemlerin birbirlerinin verilerinin yapısını ve biçimini anlamalarına olanak tanıyarak boşluğu kapatır. Yapıyı ASN.1 kullanarak tanımlayarak, kodlama, iletme ve kod çözme süreçlerini en az belirsizlikle etkinleştirir ve hata olasılığını azaltarak hem iletişimleri hem de depolamayı optimize eder.

Uygulamada ASN.1, X.509 sertifikaları, Basit Ağ Yönetim Protokolü (SNMP), Hafif Dizin Erişim Protokolü (LDAP), H.323 ve diğerleri gibi başlıca standartlar dahil olmak üzere çeşitli protokollerde ve uygulamalarda kullanılır. Bu protokollerin özelliklerini düzenlemeye ve açıklığa kavuşturmaya yardımcı olur ve gelişen ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli olarak güncellenir.

ASN.1’in en büyük avantajı, uygulamanın gereksinimlerine bağlı olarak Temel Kodlama Kuralları (BER), Ayrımcı Kodlama Kuralları (DER) ve XML Kodlama Kuralları (XER) gibi farklı kodlama teknikleriyle çalışabilme esnekliğinde yatmaktadır. Soyut Sözdizimi Gösterimi Bir sayesinde, ağ iletişimleri alanı daha verimli, doğru ve tutarlı hale gelerek giderek daha karmaşık uygulamalar ve hizmetler için yol açmıştır.

Soyut Sözdizimi Gösterimi Bir hakkında sıkça sorulan sorular:

ASN.1’in temel kullanımları nelerdir?

ASN.1, öncelikle SNMP, LDAP, SSL/TLS ve X.509 gibi iletişim protokollerindeki veri yapılarını tanımlamak için kullanılır. Ayrıca, ASN.1 tabanlı sistemler tarafından üretilen kriptografik güvenlik sertifikaları ve ikili kodlanmış veri dosyaları gibi çeşitli dosya türlerinde de bulunabilir.

ASN.1 kullanmanın avantajları nelerdir?

ASN.1, platform bağımsızlığı, belirsiz olmayan tanımlama, esneklik, kesin dokümantasyon ve optimize edilmiş kodlama gibi çeşitli avantajlar sunar. Standartlaştırılmış gösterim, ASN.1 tabanlı sistemlerin doğruluğu korurken, hataları azaltırken ve ek yükü en aza indirirken farklı platformlar ve programlama dilleri arasında sorunsuz bir şekilde iletişim kurmasını sağlar.

ASN.1 kullanılarak veriler nasıl kodlanır?

ASN.1 veri yapıları tipik olarak Temel Kodlama Kuralları (BER), Kanonik Kodlama Kuralları (CER), Seçkin Kodlama Kuralları (DER), Paketlenmiş Kodlama Kuralları (PER) veya XML Kodlama Kuralları (XER) gibi standart kodlama kurallarından biri kullanılarak kodlanır. Bu kodlama kuralları yapılandırılmış verileri hem verimli hem de iletim veya depolama için belirsiz olmayan ikili veya metinsel bir biçime dönüştürür.

ASN.1’in JSON, XML veya Protokol Arabellekleri gibi diğer veri serileştirme formatlarıyla ilişkisi nedir?

ASN.1, JSON, XML veya Protocol Buffers gibi bir veri serileştirme dilidir. Ancak, çeşitli platformlar arasında sorunsuz ve doğru iletişime izin veren resmi spesifikasyon ve standardizasyona daha fazla odaklanmıştır. Buna karşılık, JSON ve XML daha metin tabanlı ve insan tarafından okunabilirken, Protocol Buffers verimli ikili serileştirme için tasarlanmıştır. ASN.1, özellikle telekomünikasyon ve ağ protokolleri için daha uzun süredir kullanılmaktadır, ancak bu diğer formatlar web geliştirme amaçları için daha popüler olabilir.

Paylaşın

Meme Kanseri Hakkında 5 Şaşırtıcı Gerçek

Günümüzde meme kanserinin teşhisi ve tedavisinde etkileyici ilerlemeler kaydedilmiştir, ancak en sağlıklı hayatı yaşamak için meme kanseriyle ilgili gerçeklerden haberdar olmanız da önemlidir.  

Haber Merkezi / İşte meme kanseri hakkında beş şaşırtıcı gerçek:

Erkekler de meme kanseri olabilir: Her ne kadar nadir olsa da, erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Erkek meme kanseri vakaları, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 1’ini oluşturur.

Genetik mutasyonlar her zaman gerekli değildir: BRCA1 ve BRCA2 gibi genetik mutasyonlar meme kanseri riskini artırır, ancak meme kanseri vakalarının sadece yüzde 5-10’u bu genetik mutasyonlarla bağlantılıdır.

Alkol tüketimi riski artırabilir: Günde bir kadeh alkol tüketimi bile meme kanseri riskini yüzde 7-10 oranında artırabilir, özellikle östrojen reseptörü pozitif kanser türlerinde.

Meme kanseri genç kadınlarda da görülebilir: Meme kanseri genellikle 50 yaş üstünde yaygın olsa da, 20’li ve 30’lu yaşlarda da ortaya çıkabilir. Genç kadınlarda genellikle daha agresif seyreder.

Egzersiz riski azaltabilir: Haftada 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapmak, meme kanseri riskini %20’ye kadar azaltabilir. Fiziksel aktivite, östrojen seviyelerini dengeleyerek koruyucu bir etki sağlar.

Paylaşın

Sıcak Havalarda Egzersiz Yapmak İçin Altı İpucu

Sıcak havalarda egzersiz yapmak, dikkatli olunmaz ise sağlık için risk oluşturabilir. Yüksek sıcaklıklar ve nem seviyesi, susuzluğa, sıcak bitkinliğine ve hatta sıcak çarpmasına neden olabilir.

Haber Merkezi / İşte sıcak havalarda egzersizleri güvenli bir şekilde yapmaya ve egzersiz planından en iyi şekilde yararlanmaya yardımcı olacak altı temel ipucu.

Erken veya geç saatleri: Egzersiz için günün en serin saatleri olan sabah veya havanın serinlemeye başladığı akşam saatleri tercih edilmeli.

Bol su: Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası yeterince su tüketilmeli. Dehidrasyonu önlemek için her 15 – 20 dakikada bir küçük yudum su alınmalı.

Hafif ve nefes alan kıyafetler: Açık renkli, gevşek ve nem emici spor kıyafetleri tercih edilmeli. Şapka veya güneş gözlüğü de kullanılabilir.

Gölgeli alanlar: Mümkünse ağaçlık alanlarda veya gölgeli parkurlarda egzersiz yapılmalı. Direkt güneş ışığından kaçınılmalı.

Vücut reaksiyonları: Yorgunluk, baş dönmesi veya aşırı terleme gibi belirtiler hissedilirse hemen durulmalı ve serin bir yere geçilmeli.

Güneş kremi: Cildi korumak için suya dayanıklı, en az SPF 30 içeren güneş kremi düzenli olarak kullanılmalı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Muhalefete “Mandacılık” Suçlaması

Kabine toplantısının ardından konuşan Erdoğan, “Muhalefet yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya ve Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Mandacılık hastalığından kurtulamayan ana muhalefetin bizim bu duruşumuzu, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değil. Onlar bırakın dünyayı okumayı burunların dibini bile görmekten acizler. Ülkemizde nasıl bir değişim yaşandığı kavrayışa sahip değiller. Batı karşısında mahçup ve mağlup kendi devletine karşı mağrur ve müfsid bir karakterle adeta zihnen mefluç olmuş durumdalar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine toplantısı sona erdi. Yaklaşık 3,5 saat süren toplantının ardından Erdoğan, gündeme dair konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Kabine olarak içeride ve dışarıda yoğun bir gündemle ülkemize hizmet mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Eğilmeden, bükülmeden, zorbalıklar karşısında asla geri adım atmadan milletimizin hakkını ve hukukunu en güçlü bir şekilde savunuyoruz. 11-13 Nisan tarihlerinde düzenlenen 4. Antalya Diplomasi Forumu, Türk dış politikasının gücünü görmemiz açısından yeni bir fırsat teşkil etti. Foruma 21’i devlet ve hükümet başkanı olmak üzere toplam 155 ülkeden 6 bini aşkın katılımcı iştirak etti. Forum süresince gerçekleştirilen 50 oturumda eğitim, iklim krizi, çok kutupluluğa pekçok konu yetkin isimler tarafından ele alındı.

Ülkemizin zulüm karşısında vicdanlı duruşunun sergilenmesi konusu fevkalade önemliydi. Türkiye’nin Suriye ve Gazze başta olmak üzere bölgesel meselelere dair net tavrını ortaya koyduk. Filistin halkının yanında olduğumuzu tüm dünyaya ilan ettik. Suriye’deki çıkarlarımızı koruma noktasında tereddüt göstermeyeceğimizi tekrar teyit ettik. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce son bulması için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğimizi vurguladık. Dünyanın 155 ülkesinden 6 binin üzerinde katılımcının iştirak ettiği bir uluslararası etkinliği daha hamdolsun başarıyla icra ettik.

Aylar süren titiz hazırlık ve emek neticesinde bizlere bu gururu yaşatan Dışişleri Bakanlığımızı ve foruma destek veren tüm kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Türkiye olarak adaleti, barışı, diplomasiyi öncelemeye devam edeceğiz. 10 Nisan tarihinde Endonezya Cumhurbaşkanı ve heyetini ülkemizde misafir ettik. 4 asrı aşan kardeşlik bağlarımızın olduğu Endonezya ile ilişkilerimizin geniş bir yelpazede yakaladığı ivmeden gurur duyuyoruz. Savunma sanayi, müteahhitlik, sağlık, gıda sektörüne kadar kuracağımız yeni ortaklıklarla inşallah bu hedefe ulaşacağız.

Ortadoğu’daki her gelişme, kriz, sorun doğrudan doğruya bizi, ülkemizi, milletimizi, ekonomimizi, güvenliğimizi ilgilendirmektedir. Girişimci, proaktif ve cesur anlayışla hadiseleri okumak, politikalarımızı güncellemek mecburiyetindeyiz. Bu mücadelede güçlü kurumlara sahibiz. Hariciye teşkilatımız bugün 260’ı aşkın temsilciliğiyle dünyanın en geniş 5 diplomatik ağı arasında yer alıyor.

TİKA, AFAD, Kızılay, THY, Yurtdışı Türkler Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfımız birbirinden önemli projelere imza atıyor. Askeri mevcudiyetimiz genişlerken savunma sanayi ürünlerimiz birçok ülke tarafından kullanılır hale geldi. Türkiye’nin sert güç ve yumuşak güç unsurları daha önce hiç olmadığı kadar dış politikamızda etkin rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminin avantajları kullanarak bölgedeki değişimin olumlu yönde seyretmesi için yoğun gayret gösteriyoruz.

Muhalefet yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya ve Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz. Mandacılık hastalığından kurtulamayan ana muhalefetin bizim bu duruşumuzu, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değil. Onlar bırakın dünyayı okumayı burunların dibini bile görmekten acizler. Ülkemizde nasıl bir değişim yaşandığı kavrayışa sahip değiller. Batı karşısında mahçup ve mağlup kendi devletine karşı mağrur ve müfsid bir karakterle adeta zihnen mefluç olmuş durumdalar.

Türkiye çok kutuplu dünyada bir kutup başı olarak ağırlığını daha fazla hissettirmektedir. Yeniden şekillenen küresel sistemde Türkiye inşallah hak ettiği yeri bu sefer mutlaka alacaktır. Türkiye her halükârda sulhu sükunun tarafındadır. Her komşusunun, her dostunun, her kardeşinin kendisinden emin olduğu bir ülkedir. Aynı zamanda Türkiye sınırları zorlanacak, dostluğu ya da düşmanlığı test edilecek bir ülke de değildir. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda gerekirse baş veririz ama asla zalime baş eğmeyiz.

Kışkırtmalar karşısındaki serinkanlı tavrımız asla zaafiyet olarak algılanmamalıdır. Suriye konusunda Türkiye’nin sabrını sınamak yerine örgüt gibi değil devlet gibi hareket etmelidir. Suriye’nin kalıcı huzura ve istikrara kavuşmasına kim engel olursa açık söylüyorum karşısında Suriye hükümeti ile birlikte bizi de bulacaktır. Terör koridoru ile Suriye’nin parçalanmasına nasıl müsaade etmediysek bu ülkenin bölünmesine asla izin vermeyiz. Suriye’de 8 Aralık öncesine geri dönüş gibi bir ihtimal ortadan kalkmıştır. 8 Aralık devrimiyle bu ülkede artık yeni dönem başlamıştır. Suriye huzura ve istikrara kavuştukça bunun kazananı bölgedeki tüm halklar olacaktır. Türkiye bu sürecin başarıya ulaşması için elinden geleni yapacaktır. Gazze’deki kardeşlerimizin kendi yurtlarında özgürce yaşamaları için her desteği vereceğiz.

“İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz”

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz. ‘Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde, son balık öldüğünde o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız’. Evet insanlık olarak bizden öncekilerden devraldığımız, çocuklarımızın bize emaneti olan tabiat, hava, su, toprağı hoyratça kullanmanın faturasına daha çok muhatap olduğumuz dönemin içindeyiz. Bazen kuraklık bazen sel, dolu ve zirai don gibi meteorolojik olaylarla iklim değişikliği kendini belli ediyor.

Tarımsal üretim iklim değişikliğinden en çok etkilenen alanların başında geliyor. Hava sıcaklığındaki ani düşüşler sebebiyle ülkemizin belli bölgelerinde don, kar yağışı, dolu olaylarıyla karşı karşıya kaldık Kimi yerlerde termometreler eksi 17 dereceyi gösterdi. Bu vesile ile bir kez daha tüm üreticilerimize, çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum Tarım ve Orman Bakanlığımız ilk günden beri süreci yakından takip etti. Her felaketi fırsata dönüştürmek isteyen habis zihniyet burada da boş durmadı. Hasar tespit çalışmaları tamamlanmadan millete korku salmada her türlü manipülasyona başvurdular. Yurt dışına bağlı olacağımıza kadar her türlü tezviratı ortalığa boca ettiler. Tarım Bakanlığımız karşı karşıya olduğumuz ilk tabloyu ortaya koydu. Başta hububat, baklagiller, yağlı tohumlar olmak üzere stratejik öneme sahip tarım ürünlerinde yurt içinde gıda arzını olumsuz bir risk yok elhamdülillah yok.

Sıcaklıklardan dolayı bazı meyve çeşitlerinde sıkıntı sözkonusu. Kayısı, üzüm, elma, şeftali, nektarin gibi meyve gruplarında farklı derecelerde hasar meydana geldiğine işaret ediyor. Hasar tespit çalışmalarından sonra durum daha net ortaya çıkacaktır. Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli adımları atmaktadır. Bu olay bizlere Tarsim’in önemini tekrar hatırlatmıştır. Don, sel, kuraklıktan etkilenmemek için prim bedelinin yüzde 70’i kadarının devletimizce ödendiği yaptırılması, çiftçi kayıt sistemine kayıt olması büyük önem taşıyor.

2006’dan bugüne üreticilerimize 33,5 milyar lira hasar tazminatı ödedik. Bugünkü kabine toplantımızda üreticilerimizin zararını tazmin konusunda neler yapabiliriz, bunu enine boyuna değerlendirdik. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı ve zirai don sigortası olmayan üreticilerimizin yaptıkları harcamaların hasar oranında karşılanması için Tarım Bakanlığımız çalışmalar başladı. Hükümetimizin tüm imkanlarıyla tüm kapasitesiyle bu zor günlerinde çiftçilerimizin, üreticilerimizin yanında olduğunun bilinmesini istiyorum. Bu konuyu yakından takip edeceğiz.

Tek bir canımızı daha trafik kazasında kaybetmeyelim diye 28 Mart-6 Nisan tarihleri arasında trafik güvenliğimizi en üst seviyede tuttuk. Trafik kazaları ve can kayıplarının önüne geçmek için bayramlarını görev başında geçiren kardeşlerimin her birine teşekkür ediyoruz. Denetim sayımızı artırdık. Bu yıl ölümlü ve yaralanmalı kazalarda yüzde 4,6 oranında düşüş oldu. Yine de 74 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine maalesef engel olamadık. Vefat eden kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyorum. Hepimizi acıya boğan bu kazaların en büyük nedeni aşırı hızdır. 6 bin 268 kazanın yüzde 41’i hız ihlalinden kaynaklandı. 74 canımızın 44’ünü aşırı hızdan kaybettik. Bayram boyunca otoyol ve köprülerimizden toplam 25 milyon 715 bin araç geçiş yaptı. 731 bin otobüs seferi gerçekleştirildi, 9 milyon 110 bin yolcu taşındı.

Artık yollarda milyonlarla ifade edilen araç sayılarından 100 milyonlara yaklaşan yolcu rakamlarından bahsediyoruz. Yolcu sayılarındaki bu artışlar doğu, batı, kuzey, güney demeden ülkemizi baştan başa yüksek standartlı yol ağıyla donatmamızla doğrudan bağlantılıdır. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bu sayı 77’ye yükseldi. Bölünmüş yollarımız ülkemizin yol ağının yüzde 43’ünü oluştururken trafiğin yüzde 83’üne hizmet veriyor. Bu yollarla trafik güvenliği, seyahat hızı ve konforunu artırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında düşüş sağladık. Taşıt hareketliliği yüzde 195 oranında artarken trafik kazalarında kaza yerinde can kaybı geriledi. Kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazaları ve ölümlerin büyük oranda önüne geçtik.

“Trafik kazalarını daha aşağı çekmek için…”

Son 10 yılda yol ağımızda toplam 6 bin 100 km. banket sarsma bandı uygulaması gerçekleştirdik. Yoldan çıkma türü kazalar yüzde 40 oranında azaldı. 2024 yılı sonu itibariyle devlet ve il yolları genelinde toplam 33 bin km. otokorkuluk bulunuyor. Farklı tedbir ve yatırımlarla yol güvenliğimizi artırıyoruz. Trafik kazalarını daha aşağı çekmek için sürücü ihlallerin mutlaka önüne geçmemiz gerekiyor. Kanunsuz çakar kullanımı cezaların artması, illegal çakar kullanım oranı yüzde 80 oranında düştü. Bunu sıfırlayana kadar denetimlerimizi sürdüreceğiz. İçişleri Bakanlığımız bir çalışma yürütüyor. Milletimizden gelen şikayetlere kulak verilerek bu çalışmayı ilgili tüm taraflarla istişare ettikten sonra kamuoyumuzun ve Meclisimizin takdirine sunacağız. Trafik magandaları başta olmak üzere halkımızın güvenliğini tehdit edenlere caydırıcılıkları uygulayacağız.

Trafik kazalarından kaynaklanan can kayıplarını daha da azaltmaya kararlıyız. 12 Nisan Cumartesi günü Antalya Havalimanı binalarının açılışını yaptık. Antalyamızı yıllık 82 milyon yolcu kapasitesine sahip yeni tesislere kavuşturmuş olduk. Bizim işimiz hizmet ve eser üretmek. Biz milletimize efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. İllerimizi ve insanlarımızı oy tercihine göre ayıranlardan olmadık. Biz şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Ufkumuzda büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmek var. 23 yıldır muhalefetin engelleme girişimlerine rağmen daima bunun için ter döktük, emek verdik. İnşallah bundan sonra da 85 milyon için aşkla çalışmaya devam edeceğiz.

10 bini Milli Eğitim Akademesine olmak üzere toplam 25 bin yeni öğretmen ataması sürecini başlattığımızın müjdesini bugün gençlerimizle paylaşmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız kapsamlı bilgilendirmeyi önümüzdeki dönemlerde yapacak.”

Paylaşın

Yüzlerce İsrailli Yazardan Benyamin Netanyahu’ya “Savaşı Bitir” Çağrısı

David Grossman, Joshua Sobol ve Zeruya Shalev gibi yazarlarında aralarında olduğu yaklaşık 350 İsrailli yazar, Gazze’de devam eden savaşın derhal sona erdirilmesini talep eden açık bir mektup yayınladı.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert bir dille eleştirildiği mektupta, Netanyahu’nun kişisel siyasi çıkarlar uğruna savaşı uzattığı belirtildi.

Mektupta, imzacıların büyük çoğunluğunun geçmişte İsrail ordusunda görev yaptığı ve İsrail devleti ve kültürünün inşasına katkı sağladığı da vurgulanıyor.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, Hamas öncülüğündeki güçlerin 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne, 250’den fazla kişinin rehin alınmasına yol açan operasyonun ardından başlamıştı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 51 bine yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 116 bin 343’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), ateşkesin bozulduğu 18 Mart’tan bu yana Gazze Şeridi’nde yaklaşık 400 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

UNRWA, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı bir paylaşımda, ateşkesin derhal yenilenmesi ve insani yardım ile ticari malzemelerin kesintisiz akışının sağlanması çağrısında bulundu.

Paylaşın

Her Yudumda Böbreklere Zarar Veren Beş İçecek

Böbrekler vücudun sessiz işçileridir. Bu organlar, atıkları filtreler, sıvıları dengeler ve temel mineralleri kontrol altında tutar. Çoğu zaman, farkında olmadan bu organların sağlıkları tehlikeye atılır.

Haber Merkezi / Örneğin bazı içecekler zararsız hatta ferahlatıcı gibi görünürler, ancak bu içecekler faydadan çok zarar verirler. İşte her yudumda böbreklere zarar veren içecekler:

Koyu renkli gazlı içecekler: Bu içecekler, onlara o keskin tadı veren fosforik asitle doludur. Araştırmalar, yüksek fosforik asit alımını böbrek hasarı ve böbrek taşı riskinin artmasıyla ilişkilendirmiştir.

Hazır meyve içecekleri: Hazır satın alınan meyve içecekleri çok az gerçek meyve içerir.Hazır meyve içecekleri şekerler, koruyucu maddeler ve yapay tatlandırıcılarla doludur. Bu yüksek şeker içeriği insülin artışlarına, yüksek tansiyona ve sonunda kronik böbrek sorunlarına katkıda bulunur.

Alkol: Ara sıra az miktarda alkol almak zarar vermese de, düzenli alkol alımı böbreklerin daha fazla çalışmasını sağlar. Düzenli alkol alımı böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenlerinden biridir.

Enerji içecekleri: Enerji içecekleri uyanıklık ve dayanıklılık vaat ediyor, ancak bu kutuların içindekiler farklı bir hikaye anlatıyor. Enerji içeceklerindeki yüksek miktarda kafein, eklenmiş şekerler ve sentetik vitaminler böbrekleri aşırı uyarır.

Spor içecekleri: Spor içecekleri, sodyum, şeker ve yapay renklerle doludurlar; bunların hepsi düzenli olarak tüketildiğinde böbreklere zarar verebilir.

Böbrek dostu içecekleri seçmek neden önemlidir?

Böbrekler çok fazla şey istemez, sadece temiz hidrasyon, dengeli bir yaşam tarzı ve toksinlere düşük maruziyet. Sağlıklı içecekler iltihaplanma riskini azaltır, atıkların atılmasına yardımcı olur ve elektrolit dengesini korur.

Doğru içecekler ne zaman tüketilmeli?

Sabahın erken saatleri, yemeklerden önce, limonlu su veya bitkisel infüzyonlar gibi detoks içeceklerini tüketmek için en iyi zamanlardır.

Gün boyu, yudum yudum su içmek böbrekleri zorlamadan vücudun susuz kalmamasını sağlar.

Paylaşın

Bebeklerde Uyku Düzeni: Hangisi Normal Hangisi Değil?

Bebeklerin uyku düzeni ebeveynler için kafa karıştırıcı olabilir. Bebekler ilk aylarının çoğunu uyku halinde geçirirler, ancak uyku döngüleri yetişkinlerden çok farklıdır.

Haber Merkezi / Yeni doğan bebekler günde 14 ila 17 saat uyurlar, gece ve gündüz kavramları yoktur ve uyku düzenlerini sık sık değiştirirler.

Bebekler, 4 – 6 aylıkken, geceleri daha uzun süre (yaklaşık 6 – 8 saat) uyumaya başlarlar ve gündüzleri birkaç kez kestirirler. 1 yaşındayken, çoğu bebeğin her gün 12 ila 14 saat uykuya ihtiyacı vardır.

Yeni doğan bebeklerin uyku döngüsü yaklaşık 50 – 60 dakika sürer, bu nedenle daha sık uyanırlar ve uyku sürelerinin yaklaşık yarısını beyin gelişimi için gerekli olan REM (hızlı göz hareketi) uykusunda geçirirler.

Uyku gerilemeleri çeşitli aşamalarda yaygındır (genellikle 4. ayda, 8. ayda ve 12. ayda). Bu gerilemeler, genellikle gelişimsel dönüm noktaları veya diş çıkarma nedeniyle oluşan geçici uyku kesintilerini içerir.

Ebeveyn olarak aşırı uyuşukluk, nefes almada veya beslenmede zorluk gibi anormal belirtiler fark ederseniz, bir çocuk doktoruna danışmanız önerilir.

Sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için ipuçları:

Uyku vakti rutini oluşturun: Bebeğinizin gevşemesine yardımcı olmak için sakinleştirici ve öngörülebilir bir uyku vakti rutini geliştirin.

Uykuya elverişli bir ortam yaratın: Odanın karanlık, sessiz ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

Uykululuk işaretlerini izleyin: Bebeğinizin esnemesi veya gözlerini ovuşturması gibi uykululuk işaretlerine dikkat edin.

Aşırı uyarılmadan kaçının: Yatmadan önce yüksek sesle müzik çalmak veya bebeğinizi parlak ışıklara maruz bırakmak gibi aşırı uyarılmalardan kaçının.

Paylaşın

“SkinnyTok” Nedir? Tehlikeli TikTok Trendi

“SkinnyTok” adı verilen yeni bir trend ortaya çıktı: “Skinny” ve “TikTok” kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, genellikle kadınlara kilo verme ipuçları sunan videoları ifade ediyor.

Haber Merkezi / Bu sözde “ipuçları”, yalnızca sürdürülemez değil, aynı zamanda düzensiz beslenmeye tehlikeli derecede yakın olan davranışları da teşvik ediyor.

SkinnyTok’taki en çok paylaşılan sloganlardan bazıları şunlar: “Karnın guruldadığında, seni alkışladığını hayal et.” “Küçük olmak istiyorsan, küçük ye. Büyük olmak istiyorsan, büyük ye.” “Ödül almaya ihtiyacın yok. Sen bir köpek değilsin.”

Uzmanlar ne diyor?

SkinnyTok, uzmanlar tarafından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Bu trendin özellikle gençler üzerinde uzun vadeli zararlar oluşturabileceğini vurgulayan uzmanlar, konuya ilişkin uyarılarını beş madde altında sıralıyorlar:

Yeme bozuklukları Riski: Aşırı zayıflığı teşvik eden içerikler, anoreksi, bulimia gibi yeme bozukluklarını tetikleyebilir.

Beden algısı bozukluğu: Gençlerde gerçekçi olmayan beden idealleri oluşturur, özsaygıyı ve özgüveni olumsuz etkileyebilir.

Sağlıksız beslenme alışkanlıkları: Düşük kalorili veya dengesiz diyet önerileri, besin eksikliklerine ve metabolik sorunlara yol açabilir.

Psikolojik etkiler: Sürekli zayıflık baskısı, kaygı, depresyon ve sosyal izolasyonu artırabilir.

Fiziksel sağlık sorunları: Aşırı kilo verme, kalp sorunları, hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi riskler doğurabilir.

Önleme:

Uzmanlar, “SkinnyTok” gibi zararlı trendlerin etkisini önlemek için ise şu adımların atılabileceğini söylüyorlar:

Medya okuryazarlığı eğitimi: Gençlere sosyal medya içeriklerini eleştirel bir şekilde değerlendirmesi öğretilebilir.

Sağlıklı beden algısı teşviki: Sağlıklı yaşam tarzı ve pozitif beden algısı üzerine eğitimler düzenlenebilir.

Ebeveyn ve eğitimci farkındalığı: Ebeveynler ve öğretmenler, zararlı içeriklere karşı rehber olabilir.

Platform düzenlemeleri: TikTok gibi platformlar, yeme bozukluklarını teşvik eden içerikleri kaldırabilir; sağlıklı içeriklere öncelik verebilir.

Profesyonel destek: Yeme bozukluğu belirtileri gösteren bireyler psikolog veya diyetisyen desteği alabilir.

Sağlıklı rol modeller: Zayıflığı değil, sağlıklı yaşamı yücelten içeriklerin öne çıkarılması teşvik edilebilir.

Paylaşın