Bilim İnsanları Uzaylıları Bulmuş Olabilir

Bilim insanları, K2-18 b adlı gezegenin atmosferinde, Dünya’da esas olarak canlı organizmalar tarafından üretilen dimetil sülfür (DMS) ve dimetil disülfür (DMDS) kimyasalları tespit etti.

Haber Merkezi / Bilim insanları, bunun Güneş sisteminin dışında biyolojik aktiviteye dair “şimdiye kadarki en güçlü ipucu” olduğunu söylüyor.

Bilim insanları, eğer uzaylılar varsa, onlara ulaşmaya çalışmamanın büyük bir hata olabileceği uyarısında da bulunuyor. Fizikçi ve bilim yazarı Mark Buchanan, uzaylılarla temasın “Dünya’daki tüm yaşamın sonu”na yol açabileceğini söyledi.

Dünya’nın iki katından daha büyük ve 120 ışık yılı uzaklıktaki K2-18b gezegeni, Aslan takımyıldızında yıldızının yaşanabilir bölgesinde yer alıyor. 2015’te Kepler Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen bu gezegen, Dünya’nın yaklaşık 8,6 katı kütleye ve 2,6 katı yarıçapa sahip.

Mini Neptün veya süper Dünya olarak sınıflandırılır ve yıldızının yaşanabilir bölgesinde, 32,9 – 33 günlük bir yörüngeyle dolanır. Bu, gezegenin Dünya’nın Güneş’ten aldığına benzer miktarda yıldız ışığı aldığı ve sıvı suyun varlığına olanak sağlayabilecek koşullara sahip olabileceği anlamına gelir.

2023 yılında James Webb Uzay Teleskobu (JWST), gezegenin atmosferinde metan ve karbondioksit keşfetti. Ayrıca, amonyak eksikliği ve düşük seviyelerde dimetil sülfit (DMS) izleri, gezegenin hidrojen zengini bir atmosfer altında sıvı su okyanuslarına sahip bir “Hycean” gezegen olabileceği hipotezini destekledi.

JWST ile yapılan yeni gözlemler, DMS ve muhtemelen dimetil disülfit (DMDS) gibi biyo-imza sayılabilecek moleküllerin varlığını güçlendirdi. Bu, gezegende biyolojik aktivite olasılığına işaret etse de, bilim insanları bu bulguların henüz kesin olmadığını ve kimyasal süreçlerin de bu molekülleri üretebileceğini vurguluyor.

K2-18b, Dünya benzeri bir gezegenden çok Neptün benzeri bir yapıya sahip olabilir. Okyanus varlığı umut verici olsa da, kalın hidrojen atmosferi ve yüksek basınç, yaşam için elverişli koşulları sınırlayabilir. DMS gibi biyo-imzaların varlığı heyecan verici, ancak bu moleküllerin biyolojik olmayan süreçlerle de oluşabileceği belirtiliyor.

Paylaşın

Erdoğan’ı Başarılı Bulanların Oranı Yüzde 37,5

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin son anketine göre; Erdoğan’ı başarılı bulanların oranı yüzde 37,5, başarısız bulanların oranı yüzde 43,2, ne başarılı ne başarısız bulanların oranı ise yüzde 18,1 oldu.

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin son anketi de iktidarın içine girdiği çıkmazı gözler önüne serdi. 09 – 12 Nisan tarihleri arasında 26 ilde 2 bin 400 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 52,4’ü ülkenin kötü yönetildiğini düşünüyor. İyi yönetildiğini düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 25’te kaldı.

BirGün’ün aktardığına göre araştırmada öne çıkan veriler şöyle:

En önemli sorun ekonomi: Hemen her araştırmada olduğu gibi Yöneylem’in verileri de ülkede en önemli sorunun açık ara farkla ekonomik kriz olduğunu ortaya koydu. Yüzde 44,4’lük bir kesim bu soruya ekonomik kriz yanıtını verirken, “geçim sıkıntısı” diyenlerin oranı yüzde 18 olarak gerçekleşti. Önceki araştırmalardan farklı olarak bu kez “adaletsizlik” yanıtını verenlerin oranı yüzde 25’e yükseldi.

Erdoğan başarısız: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başarı Düzeyi Genel olarak düşündüğünüzde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı başarılı mı, yoksa başarısız mı buluyorsunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 43,2’si başarısız yanıtını verirken yüzde 37,5’i başarılı yanıtını verdi. Yüzde 18,1 ise ne başarılı ne başarısız dedi.

İmamoğlu önde: “Önümüzdeki Pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu yapılacak olsa Recep Tayyip Erdoğan’a mı Ekrem İmamoğlu’na mı oy verirsiniz?” şeklindeki soruya katılımcıların yüzde 48’i İmamoğlu yanıtını verirken yüzde 39’u Erdoğan yanıtını verdi.

Erken seçim talebi: “Türkiye’nin erken seçime gitmesini ister misiniz?” sorusuna verilen yanıtlara göre katılımcıların yüzde 53,4’ü erken seçim istediğini belirtti. İstemeyenler yüzde 42’de kaldı. Erken seçim isteyenlerin geçen yıl haziranda yüzde 43, Ocak 2025’te 45 olurken nisan ayında 53,4’e yükseldi.

Diploma kararı: “Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi doğru bir karar mıdır?” sorusuna yüzde 58 yanlış cevabını verirken yüzde 27 ise doğru bulduğunu söyledi.

Tutuklanması yanlış: “Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna ise yüzde 57,7 yanlış yanıtını verdi. Bu soruya da doğru yanıtını verenlerin oranı yüzde 28’de kaldı.

Protestolar: “İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolara katılan pek çok kişi tutuklandı. Bu tutuklamaları haklı buluyor musunuz?” şeklinde soru yöneltildi. Haksız buluyorum diyenler yüzde 62 olurken haklı bulduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 28’de kaldı. Bu oran özellikle sokağı kriminalize etmeye çalışan iktidar için kötü bir haber.

Boykot haklı: “Boykot, vatandaşların tepkisini göstermesi açısından doğru ve meşru bir yöntem midir?” sorusuna katılımcıların yüzde 56’sı doğru ve meşrudur derken yüzde 38’i haksızdır yanıtını verdi. Boykot çağrılarını ülke ekonomisine darbe vurmak istiyorlar diyen iktidarın çabaları yetersiz kaldı.

CHP birinci parti: 31 Mart’ta kurulduğundan bu yana ilk kez ikinci parti konumuna gerileyen AKP’de erimenin hızla devam ettiği ortaya çıktı. Araştırmada “Bu Pazar Milletvekilliği Seçimi Olsa” sorusu da yöneltildi. Kararsızlar dağıtıktan sonra CHP yüzde 36,1 ile birinci parti oldu. AKP, yüzde 32 ile ikinci parti, DEM Parti yüzde 8,7 ile üçüncü, MHP yüzde 7,9 ile dördüncü parti oldu.

Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer sorusuna ise “AKP”, “CHP” ve “hiçbiri” yanıtını verenlerin oranı yüzde 28 oldu.

 

Paylaşın

Araştırma: Tempolu Yürüyüş Kalp Ritmi Bozuklukları Riskini Azaltabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, hızlı bir tempoda yürümenin, yavaş bir tempoda yürümeye oranla kalp atış hızı düzensizliği riskini neredeyse yarı yarıya azaltabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırma, 15 Nisan’da Heart dergisinde yayınlandı.

İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı Dr. Jill Pell, “Fiziksel olarak aktif olmanın kalp ritmi anormallikleri ve diğer kalp hastalığı türlerine yakalanma riskinizi azalttığını biliyorduk” diyor ve ekliyor:

“Yavaşça yürümek, tüm günü hareketsiz geçirmekten yine de daha iyidir, ancak bu yeni araştırma daha hızlı yürümenin ek koruma sağladığını gösterdi.”

Günlük adım sayısını artırmak (2.200’ün üzerinde) halihazırda daha düşük kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskiyle ilişkilendiriliyor.

Araştırma için, yürüme hızlarını takip etmek için ivmeölçer takan yaklaşık 82 bin kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 421 bin kişinin verileri toplandı.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 41’i hızlı yürüyüş temposuna, yüzde 53’ü ortalama yürüyüş temposuna ve yüzde 6’dan biraz fazlası ise yavaş yürüyüş temposuna sahipti.

Araştırmanın sonuçları, hızlı veya ortalama bir tempoda yürümenin kalp ritmi sorunları yaşama riskini sırasıyla yüzde 43 ve yüzde 35 oranında azalttığını gösteriyor.

Sonuçlar, hızlı veya ortalama bir tempoda yürüyen kişilerin felç riskini artıran kalp ritmi rahatsızlığı olan atriyal fibrilasyona yakalanma riskini sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 38 daha düşük olduğunu gösteriyor.

Araştırmada yer alan bilim insanları, yürüyüş hızı ile kalp ritmi sorunları arasındaki bağlantının yaklaşık yüzde 36’sının iltihap ve metabolizmadan etkilendiğini tahmin ediyor.

Paylaşın

Gerçek Sarışın Trendi Nedir?

Yeni bir renk arıyorsanız, neyin trend olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bu durumda, birçok cilt tonuna uyan “Gerçek Sarışın / True Blonde veya Natural Blonde” trendine göz atmak isteyebilirsiniz.

Haber Merkezi / Gerçek sarışın trendi, son yıllarda saç modasında öne çıkan, doğal ve otantik sarışın tonlarına odaklanan bir akımdır.

Bu trend, abartılı platin veya soğuk sarı tonlar yerine, daha yumuşak, sıcak ve doğal görünümlü sarışın renkleri tercih eder. Amaç, sanki doğuştan sarışınmış gibi duran, az bakım gerektiren ve cilt tonuyla uyumlu bir görünüm oluşturmaktır.

Gerçek sarışın trendinin özellikleri:

Doğal tonlar: Bal sarısı, karamel sarısı, buğday sarısı veya hafif küllü sarışın gibi sıcak veya nötr tonlar öne çıkar. Soğuk, gri tonlu sarışınlar bu trendde daha az tercih edilir.

Yumuşak geçişler: Balayage veya ombre teknikleriyle saçın doğal kök rengine yakın tonlar kullanılarak keskin renk değişimleri yerine yumuşak geçişler sağlanır.

Az bakım: Köklerin doğal bırakılması veya kök rengine yakın tonlar kullanılması sayesinde sık sık boyama ihtiyacı azalır.

Cilt tonu uyumu: Trend, kişinin cilt tonuna ve göz rengine uygun sarışın tonlarını seçmeye odaklanır. Örneğin, sıcak cilt tonlarına altın sarısı, nötr cilt tonlarına ise bej sarısı yakışabilir.

Saç sağlığı: Daha az kimyasal işlem ve ağartma kullanıldığı için saçın sağlığı korunur.

Gerçek sarışın trendi kimlere uygun?

Doğal saç rengi açık kahve, kumral veya sarışın olanlar için idealdir, çünkü daha az ağartma gerektirir.
Yoğun bakım istemeyen, pratik bir stil arayanlar için uygundur.
Her yaş grubuna hitap eder, çünkü tonlar kişiselleştirilebilir.

Gerçek sarışın trendi nasıl uygulanır?

Profesyonel bir kuaförle cilt tonu ve saç yapısına uygun ton belirlenir.
Balayage, sombre veya foilyage gibi tekniklerle doğal geçişler oluşturulur.
Saçın sağlıklı kalması için boyama sonrası nemlendirici bakım ürünleri önerilir.

Bakım önerileri:

Renk koruyucu şampuan ve saç maskeleri kullanılmalı.
Saçın parlaklığını korumak için haftalık nemlendirici bakım yapılmalı.
Güneş ışınlarından korumak için UV filtreli ürünler tercih edilmeli.

Paylaşın

Dermaplane Yüz Bakımı Nedir?

Dermaplane yüz bakımı, ölü hücreleri ve şeftali tüyü olarak bilinen ince yüz tüylerini temizleyerek cildi eksfoliye eden nazik, cerrahi olmayan bir yüz bakımıdır.

Haber Merkezi / Bu teknik, steril bir neşter kullanarak cildin üst tabakasını dikkatlice kazıyarak altındaki taze cildi ortaya çıkararak cildi pürüzsüz, parlak ve genç görünümlü bırakmayı amaçlar.

Dermaplane genellikle şu adımları içerir:

Hazırlık: Cilt temizlenir ve kurulanır. Alkol bazlı bir solüsyonla cilt dezenfekte edilebilir.

Dermaplaning: Estetisyen, 10 numara cerrahi bir bıçakla cildi 45 derecelik açıyla nazikçe kazır. Bu, ölü deriyi ve tüyleri temizler.

Sonrası: Cilde nemlendirici, serum veya sakinleştirici maske uygulanır. Güneş kremi kullanımı önerilir, çünkü cilt hassaslaşabilir.

Faydaları:

Cildi pürüzsüz ve parlak yapar.
Makyajın daha düzgün görünmesini sağlar.
Cilt bakım ürünlerinin etkinliğini artırır.
İnce çizgilerin görünümünü hafifletebilir.
Tıkanmış gözenekleri temizler.

Dermaplane kimler için uygun?

Dermaplane çoğu cilt tipine uygundur, ancak aktif akne, rosacea veya çok hassas ciltlerde dikkatli uygulanmalıdır. Kimyasal kullanılmayan dermaplane, hamileler için de güvenli bir işlemdir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

İşlem sadece lisanslı profesyoneller tarafından yapılmalıdır. İşlem sonrası 24-48 saat boyunca ağır egzersiz, sıcak duş veya peeling ürünlerinden kaçınılmalıdır.

Paylaşın

Domates Suyu: Kalp İçin Bir İksir

İçerisinde bir sürü faydalı besin bulunduran Domates, lif, vitamin ve mineral, A, B6, C ve K vitaminlerinin yanı sıra folik asit, likopen, tiamin, potasyum, manganez, magnezyum, fosfor ve bakırın da mükemmel bir kaynağıdır.

Haber Merkezi / Uzmanlar, ilave tuz içermeyen domates suyunun kolesterolü düşürüp kalp krizi riskini azaltabileceğini söylüyor. İşte domates suyunun kalp sağlığı için potansiyel faydaları:

Likopen: Domates suyunun ana aktif bileşeni olan likopen, güçlü bir antioksidandır. Oksidatif stresi azaltarak damar sağlığını destekler ve LDL (“kötü”) kolesterolün oksidasyonunu önleyebilir. Bazı araştırmalar, yüksek likopen alımının kalp hastalığı riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Potasyum: Domates suyu potasyum açısından zengindir ve bu mineral kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini artıran önemli bir faktördür.

Anti inflamatuar etki: Domates suyundaki biyoaktif bileşikler, kronik iltihaplanmayı azaltabilir. Kronik iltihap, ateroskleroz (damar sertliği) gibi kalp hastalıklarıyla ilişkilidir.

Kan pıhtılaşması: Domates suyunun, kan pıhtılaşmasını azaltıcı hafif etkileri olabileceği belirtiliyor, bu da damar tıkanıklığı riskini dolaylı olarak düşürebilir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

Aşırı tüketim: Domates suyu asidik olduğundan reflü veya gastriti tetikleyebilir.

Tuz içeriği: Marketten alınan domates sularında sodyum oranını kontrol edin.

İlaç etkileşimleri: Domates suyu, kan sulandırıcı ilaçlarla (örn. warfarin) veya potasyum tutucu ilaçlarla etkileşime girebilir. Doktorunuza danışın.

Kişisel durum: Kalp hastalığı öykünüz varsa, domates suyunu diyetinize eklemeden önce bir uzmana danışın.

Paylaşın

2,4 Milyondan Fazla Afgan Mülteci Geri Döndü

Merkezi İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Eylül 2023’ten bu yana 2,43 milyondan fazla Afgan mültecinin İran ve Pakistan’dan Afganistan’a geri döndüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / IOM açıklamasında, geri dönenlerin yüzde 54’ünün İran ve Pakistan tarafından zorla sınır dışı edildiğini vurguladı. Örgüt açıklamasında ayrıca, Afganistan’a geri dönen 1 milyondan fazla kişiye yardım ettiğini de belirtti.

IOM, özellikle Pakistan’dan gelenlerin sayısında son haftalarda önemli bir artış gözlemlendiğini, sadece son iki haftada 60 bin kişinin geri döndüğünü bildirdi.

IOM, Afgan mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü geri dönüşlerini sağlayacak koşullar sağlanana kadar tüm ev sahibi ülkeler tarafından zorla geri gönderilmelerinin durdurulması çağrısında bulundu.

İran ve Pakistan son aylarda sınır dışı etme işlemlerini yoğunlaştırdı. Bu mültecilerin çoğu ekonomik zorluklardan ve Taliban misillemesi tehdidinden kaçmak için Afganistan’dan kaçmıştı.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Roma’nın Kanalizasyon Tanrıçası “Venüs Cloacina”

“Temizlemek” veya “arındırmak” anlamına gelen cloare fiilinden ya da “kanalizasyon” anlamındaki cloaca kelimesinden türetilen Venüs Cloacina, Roma’nın “kanalizasyon” sisteminin koruyucu tanrıçası olarak bilinir.

Haber Merkezi / Başlangıçta Etrüsk kökenli bir su tanrıçası olan Cloacina, zamanla Roma’nın aşk, güzellik ve birleşme tanrıçası Venüs ile özdeşleştirilmiştir. Bu birleşmenin neden gerçekleştiği bilinmese de, Roma’nın dini senkretizmine (farklı inançların birleşimi) örnek teşkil eder.

Roma Forumu’nda, Via Sacra ve Basilica Aemilia yakınlarında, Cloaca Maxima’nın (kanalizasyon sistemi) girişi üzerinde yer alan küçük, dairesel bir tapınak olan Venüs Cloacina Sacellum’u bulunuyordu. Ancak tapınaktan geriye yaklaşık 2,4 metre çapındaki mermer temeller kalmıştır. 1899 – 1901 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan bu kalıntılar, Forum’da mütevazı bir iz olarak duruyor.

Tapınakta, muhtemelen Venüs ve Cloacina’yı temsil eden iki heykel vardı ve bunlar, Lucius Mussidius Longus’un MÖ 42 civarında bastırdığı sikkelerde görülen çiçekler ve kuşlar gibi Venüs’ün sembolleriyle süslenmişti.

Roma efsanesine göre tapınak, Sabin kralı Titus Tatius tarafından, Romulus döneminde (MÖ 8. yüzyıl) Sabinler ile Romalılar arasında, “Sabin Kadınlarının Kaçırılması” sonrası barışın sağlandığı bir arınma ritüeliyle kurulmuştur. Tapınak ayrıca MÖ 449’da Verginia efsanesine de bağlanır; Verginia, onurunu korumak için babası tarafından öldürülmüştür.

Venüs Cloacina kültü, Plautus tarafından MÖ 2. yüzyılda ilk kez bahsedilmiş olup, Etrüsk kralları Tarquinius Priscus ve Superbus döneminde (MÖ 7.–6. yüzyıl) Cloaca Maxima’nın inşasıyla başlamış olabilir.

Venüs Cloacina, hem temizliğin hem de kirin tanrıçası olarak rol üstlenmiştir. Romalılar için iyi bir kanalizasyon sistemi, fiziksel sağlığın temel taşıydı ve bu nedenle Cloacina, şehrin sağlığını koruyan bir tanrıça olarak saygı görüyordu. Aynı zamanda, Venüs’ün birleşme ve evlilikteki cinsel ilişkiyi arındırma gibi özellikleri, Cloacina ile birleştiğinde, onun saflık ve ahlaki temizlik tanrıçası olarak da görülmesine yol açmıştır.

Paylaşın

Vatandaşın Bankalara Borcu 4,3 Trilyon Lirayı Aştı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye devam ederken, vatandaşın banka borçları 28 Mart – 4 Nisan arasındaki haftada, 49,7 milyar lira artarak 4 trilyon 329 milyar liraya kadar yükseldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomiye dair açıklamalarda bulundu. Gökan Zeybek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomide kara delik açıldı. Sandık tek çare. Vatandaşın banka borçları 4,3 trilyonu geçti. Vatandaşların, bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 28 Mart – 4 Nisan günleri arasındaki haftada, artan kredi faizlerine rağmen 49,7 milyar lira artarak 4 trilyon 329 milyar liraya kadar yükseldi. Takipteki 4 milyon kişi yıllardır borcunu ödeyemiyor.

Hem bankalar ve finans kuruluşları hem varlık yönetim şirketleri tarafından takip edilenler tek kişi sayıldığında takipteki toplam vatandaş sayısı 3 milyon 998 bin 602’yi buluyor.

“Bankalar rekor gelir sağladı”

Halk battı, banka çıktı. Artan hayat pahalılığı karşısında geliri yetersiz kalan yurttaş, yüksek faiz oranlarına rağmen banka kredilerine yönelmek zorunda kaldı. Bankalar da hem yüksek faizden hem de batık kredilerden rekor gelir sağladı. Batık kredilerden sağlanan faiz geliri, yılın ilk iki ayında yüzde 181,3 oranında artarak 13 milyar 980 milyon liraya ulaştı.

Dolarizasyon:19 Mart darbesiyle birlikte hem vatandaşlar hem şirketlerden dövize yoğun bir talep geldi. Söz konusu üç haftada döviz cinsinden mevduatlar da 12 milyar dolar artarak 216 milyar dolara kadar çıktı.

Üç ayda en az 455 bin işçi işinden çıkarıldı. Bu yılın ilk üç aylık döneminde en az 455 bin 574 kişi işvereni tarafından işinden çıkarıldığı için işsizlik ödeneği alabilmek umuduyla İşsizlik Sigortası Fonuna başvurdu.

İşsizin parası nereye harcanıyor. Bu yılın ilk üç ayında İşsizlik Sigortası Fonundan toplam 61,5 milyar lira harcama yapıldı. Bu harcamanın yalnızca 21,8 milyar lirası işsizlik ödeneği alanlara yapılan ödemeler ile bunlar adına yapılan genel sağlık sigortası primi ve damga vergisi ödemelerinden oluştu.

“İcra dairelerine 2,9 milyon yeni dosya geldi”

İcra dairelerine 2,9 milyon yeni dosya geldi. İcra dairelerine 1 Ocak – 12 Nisan günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 4,6 oranında artarak 2 milyon 900 bin oldu.

Emeklilik yaşı sefalet çağı oldu. Yaşlılık aylığı alan her 6 emekliden biri çalışmak zorunda. 60 yaş üstü yurttaşların İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı arttı. İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin 30 bin 367’sini 60 yaş ve üzerindeki işsizler oluşturdu. Bu sayı geçen yılın mart ayında 28 bin 510 kişiydi. Üstelik toplam işsiz sayısı azalırken 60 yaş ve üzerindeki başvuruda artış yaşandı. Ocak-mart döneminde 60 ve üzeri yaştaki 3 bin 640 kişi İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirildi.”

Paylaşın

Mide Ağrısı: En Sık Görülen Nedenler Nelerdir Ve Ne Yapılmalı?

Mide ağrısı her yaştan bireyi etkileyen en yaygın sağlık şikayetlerinden biridir. Uzmanlar, bunların geçici ve zararsız olabileceği gibi ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabileceğini söylüyor.

Haber Merkezi /  Mide ağrısıyla başa çıkmanın ilk adımı, nedenlerini anlamak ve doğru önlemi almaktır. İşte mide ağrısının en sık görülen nedenleri ve önerileri:

Nedenler

Hazımsızlık (Dispepsi): Aşırı yemek, yağlı veya baharatlı gıdalar, hızlı yemek yeme hazımsızlığa neden olabilir.  Hazımsızlık şişkinlik ve geğirme gibi belirtilere neden olabilir.

Gastrit: Mide zarının iltihaplanması; genellikle Helicobacter pylori enfeksiyonu, aşırı alkol, NSAID ilaçlar (örn. ibuprofen) veya stresle ilişkilidir. Gastrit, yanma, ekşime ve bulantı gibi belirtiler gösterebilir.

Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD): GERD, mide asidinin yemek borusuna kaçması durumudur. GERD, öğüste yanma (heartburn), ekşi tat ve boğazda gıcık gibi belirtilere neden olabilir.

Gıda İntoleransı veya Alerjisi: Gıda intoleransı, glüten hassasiyeti gibi durumlarda ortaya çıkabilir ve gıda intoleransı, şişkinlik, ishal ve kramp gibi belirtiler gösterebilir.

Bağırsak Sorunları: Bu durum kabızlık veya ishale neden olabilir. Karın krampları, gaz, değişken dışkılama alışkanlıkları gibi belirtiler gösterebilir.

Mide Ülseri: Mide zarında yaralanma olarak tanımlayabileceğimiz mide ülseri, keskin ve yanıcı ağrıya neden olabilir.

Stres ve Anksiyete: Psikolojik faktörler mide asidi üretimini artırabilir. Bu a mide krampı ve bulantıya neden olabilir.

Enfeksiyonlar: Viral veya bakteriyel enfeksiyonlar, mide ağrısına neden olabilir. Bulantı, kusma, ishal ve ateş gibi belirtiler gösterebilir.

Ne yapılmalı?

Diyet ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Küçük porsiyonlarla, yavaş yemek yemek, yağlı, baharatlı, asitli gıdalar (kahve, narenciye, domates) ve alkolden uzak durmak, bol su içmek ve yemekten sonra hemen uyumamak, bu değişiklikler arasında sayılabilir.

Stres Yönetimi: Meditasyon, nefes egzersizleri veya hafif egzersiz (yoga).

Ne Zaman Doktora Gitmeli?

Şiddetli veya sürekli ağrı (özellikle göğse veya omuza yayılıyorsa).
Kanlı kusma, siyah/katran gibi dışkı, veya kanlı ishal.
Yüksek ateş, şiddetli ishal veya dehidrasyon belirtileri.
Kilo kaybı, iştahsızlık veya yutma güçlüğü.
Ailede mide kanseri öyküsü varsa.
Ağrı birkaç günden uzun sürüyorsa veya sık tekrarlıyorsa.

Paylaşın