İsrail’den Gazze’ye Yönelik Saldırıları Genişletme Kararı

İsrail, Gazze Şeridi’n yönelik saldırılarını kademeli olarak genişletme karar aldı. İsrail, iki ay süren ateşkesin ardından mart ayında yeniden saldırılara başlamıştı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 52 bin 535’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 118 bin 491’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail yönetimi Gazze’ye yönelik saldırıları kademeli olarak genişletme kararı aldı. İsrail kamu yayıncısı Kan, kararın Başbakanı Benyamin Netanyahu başkanlığında toplanan güvenlik kabinesinde alındığını aktardı.

Toplantı öncesinde sosyal medya hesabından paylaştığı video mesajda Netanyahu, kabine üyeleri ile Gazze savaşının “yeni aşamasını” konuşacaklarını söyledi.

Karar, İsrail ordusunun on binlerce yedek askeri göreve çağırmasından günler sonra geldi. Ordudan yapılan açıklamada, “Hamas’ı yenmek ve insanlarımızı (rehineler) eve getirmek için baskıyı artırıyoruz” denilmişti.

İsrail, iki ay süren ateşkesin ardından Mart ayında yeniden saldırılara başlamıştı.

Güvenlik kabinesinin Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasına dair yeni bir planı onayladığı da aktarıldı ancak yardımların geçişine ne zaman başlanacağına veya ne miktarda yardım malzemesinin girişine izin verileceğine dair detay paylaşılmadı.

İsrail iki aydan fazla süredir Gazze’ye başta gıda maddeleri olmak üzere insani yardımın girişine engel oluyor. Birçok ülke ve uluslararası örgüt İsrail’i iki milyon Filistinliye karşı açlığı bir silah olarak kullanmakla suçluyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 52 bin 535’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 118 bin 491’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail’in 18 Mart’ta ateşkesi bozmasının ardından yeniden yoğunlaşan saldırılarda şu ana kadar en az 2 bin 436 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı 52 bin 535’e, yaralı sayısı ise 118 bin 491’e ulaştı.

İsrail’in saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıyla başlamıştı. Saldırıda çoğunluğu sivil olmak üzere yaklaşık bin 200 kişi ölmüş, 251 kişi de rehin alınmıştı.

Halihazırda Hamas’ın elinde olduğu bilinen 59 rehineden 24’ünün sağ olduğu değerlendiriliyor.

İsrail, Hamas’ı teslim olmaya zorlamak ve kalan rehinelerin geri dönüşünü kolaylaştırmak amacıyla Gazze’de şiddeti yoğunlaştırma sözü verdi. Daha fazla baskı uygulamak için tüm gıda, yakıt ve insani yardım tedariki de kesildi.

İsrail ayrıca, Hamas’tan silahsızlanmasını ve Gazze’yi terk etmesini talep etti. Hamas rehineleri ancak daha fazla Filistinli tutuklunun serbest bırakılması, kalıcı bir ateşkes ve İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi karşılığında serbest bırakacağını belirtiyor.

Ancak Hamas silah bırakma ya da bölgeyi terk etme önermelerini reddediyor.

Paylaşın

Süper Lig: Derbinin Kazananı Beşiktaş

Süper Lig’in 34. hafta maçında Fenerbahçe ile Beşiktaş, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Yasin Kol’un yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 1 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın golünü 44. dakikada Gedson Fernandes kaydetti.

Beşiktaş, bu galibiyet ile puanını 55’e yükseltti. Fenerbahçe ise 75 puanda kaldı.

44. dakikada savunmadan topla birlikte çıkan Arthur Masuaku, sağ tarafa uzun bir pas gönderdi. Savunmada Mert Müldür’ün kafayla geriye pasında kaleci İrfan Can Eğribayat önde yakalandı. Ceza sahası içi sol çaprazında topu alan Gedson Fernandes, yerden vuruşunda meşin yuvarlağı boş ağlara yolladı. 0-1

Ligin bir sonraki haftasında Fenerbahçe deplasmanda Başakşehir ile karşılaşacak. Beşiktaş sahasında Adana Demirspor’u konuk edecek.

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci

Fenerbahçe: İrfan Can Eğribayat, Bright Osayi-Samuel (Alexander Djiku dk. 59), Milan Skriniar, Çağlar Söyüncü (Edin Dzeko dk. 58) Mert Müldür, İsmail Yüksek, Fred (Cenk Tosun dk. 84), Sebastian Szymanski (Dusan Tadic dk. 46), Anderson Talisca, Oğuz Aydın, Youssef En-Nesyri (İrfan Can Kahveci dk. 70)

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista, Arthur Masuaku, Emrecan Terzi (Felix Uduokhai dk. 62), Alex Oxlade Chamberlain, Amir Hadziahmetovic (Onur Bulut dk. 90), Milot Rashica (Ciro Immobile dk. 90), Gedson Fernandes, Mustafa Erhan Hekimoğlu (Joao Mario dk. 67), Rafa Silva

Gol: Gedson Fernandes (dk. 44) (Beşiktaş)

Paylaşın

Prof. Dr. Selva Demiralp: Merkez Bankası Havlu Attı

Ekonomist Prof. Dr. Selva Demiralp, Merkez Bankası’nın, para politikası üzerindeki baskılara dikkat çekerek, “TCMB, ‘rasyonel politikalar ancak rasyonel bir zeminde uygulanabilir’ deyip havlu atıyor” dedi.

Ekonomi yönetimi, 2023’ün ortalarından itibaren “rasyonel zemine dönüş” mottosuyla parasal sıkılaştırma adımlarını birer birer hayata geçirirken, kredi arzı yavaşladı, iç talep daraltıldı ve reel sektör üzerindeki finansman baskısı arttı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk lirasına geçişi hızlandırmak ve finansal istikrarı desteklemek amacıyla makroihtiyati çerçevede yeni düzenlemelere gitti.

Makroekonomi ve para politikaları üzerine çalışmalarıyla bilinen ekonomist Prof. Dr. Selva Demiralp, alınan son kararları, sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirdiği:

“TCMB, rasyonel politikalar ancak rasyonel bir zeminde uygulanabilir diyip havlu atıyor. Bankacılık sektörünün uzunca bir süredir sıktığı kemer iyice daralıyor. Siyasi krizin ekonomik hasarının kalıcı ve beklenenden çok daha büyük olduğu teyid ediliyor.

Esas soru: Neredeyse iki yıldır kemer sıkmanın ağır maliyetiyle boğuşan, kapsamlı bir programdan yoksun olduğu için fazla ilerleme kaydedemeyen ve tüm yükü para politikasına bindiren Türkiye ekonomisi, bu ikinci sıkılaşma dalgasından nasıl çıkacak?”

Paylaşın

Putin’den “Nükleer” Tehdit: Umarım Ukrayna’da Gerekmez

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında şu ana kadar nükleer silahlara ihtiyaç olmadığını belirterek, “Umarım bundan sonra da gerekli olmazlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da şu ana kadar nükleer silah kullanmaya gerek olmadığını, bundan sonra da böyle bir ihtiyaç doğmamasını umduğunu söyledi. Rus devlet televizyonunda bugün yayınlanan açıklamalarında Putin, savaşı “mantıklı bir sonuca” taşımaya yetecek güç ve imkâna sahip olduklarını belirtti.

Devlet televizyonu muhabirinin sorusu üzerine Putin, “Bu (nükleer) silahları kullanmaya gerek olmadı. Ve umarım gerekli de olmazlar. 2022’de başlayan şeyi Rusya’nın talep ettiği mantıklı bir sonuca getirmeye yetecek güç ve kabiliyete sahibiz” dedi.

Putin, “özel askeri operasyon” dediği Ukrayna’nın topyekûn işgali girişimini Şubat 2022’de başlatmıştı. Rusya ordusu uzun süredir Ukrayna topraklarının yüzde 20’sini kontrolü altında tutuyor.

İşgalin başından beri Ukrayna’da nükleer silahların kullanımından korkuluyor. Putin daha önce birçok kez Ukrayna’da nükleer silah kullanabilecekleri tehdidinde bulunurken Amerikan istihbaratı CIA’nın eski Başkanı William Burns, 2022 yılının sonunda bunun “gerçek bir risk” olduğu uyarısını yapmıştı.

Son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle Moskova-Washington hattında savaşa bir son vermeye yönelik diplomatik temaslar yürütülüyor. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Kiev bu sürecin dışında tutuluyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Sırrı Süreyya Önder Son Yolculuğuna Uğurlandı

Geçirdiği kalp rahatsızlığının ardından hayatını kaybeden için DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder için Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen anma töreni düzenlendi.

Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İstanbul Valisi Davut Gül, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, DEM Parti’li Ahmet Türk, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, çeşitli partilerden çok sayıda milletvekili, sanatçılar ve yurttaşlar katıldı.

Törene Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ve bazı belediye başkanlarının ve sendikaların arasında bulunduğu pek çok isim ve kurum da çelenk gönderdi.

“Öyle iyi, öyle benzersizdin ki…”

Anma töreninde ilk konuşmayı Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir yaptı. Babasına yazdığı mektubu okuyan Ceren Önder Kandemir şunları kaydetti: “Kendimi bildim bileli seni kaybetmekten korktum. Bu benim tek kabusum, zaafım, burnumdaki sızı, yutağımdaki yumru, karın ağrımdı. Öyle iyi, öyle benzersizdin ki, ‘bu adam bana sadece ölerek acı çektirebilir’ derdim.

Artık dinlen turna kuşum. Biz iyi olacağız. Çocuklara hep seni anlatacağız. Şakaların ağzımızda eğreti dursa bile taklit etmeye çalışacağız. İçimde tam tarif edemediğim bir huzur var şimdi.Artık mücadele etmek zorunda olmadığını bilmenin huzuru.”

Ceren Önder Kandemir’in ardından Önder’in kardeşi Ali Önder söz aldı. Sözlerine abisinin deyişi ile ‘Merhaba yoldaşlar’ diyerek başlayan Önder, Sırrı Süreyya Önder’in siyasete giriş sürecini anlattı.

Ali Önder, “Evet, malı ve mülkü yok ama arkada dağlar gibi sizleri bize bıraktı. Bir muradı vardı o da barış. Gözünde kalacağını düşünmüyorum, sizleri gördükten sonra bunun bir şekilde hayata geçeceğine inancım sonsuz” diye konuştu. “Kendisi şu an burada olsaydı sizlere şöyle veda ederdi” diyen Ali Önder sözlerini şöyle sonlandırdı: “Sevene de sövene de selam olsun”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında “Her düşünceden, fikirden, dilden insanın barış elçisi olan sevgili Sırrı Süreyya Önder’i sonsuzluğa uğurlayacağız. Türkiye’de bütün halklar bir şifa nöbetindeydi. Kimi hastanede, kimi evinde ama herkesin duası Önder’in bu hastalığı atlatması ve aramızda olmasıydı, ne yazık ki olmadı. Senin hayat hikayen bu coğrafyada yaşayan işçilerin, emekçilerin, kadınların hikayesiydi. İşte ondan bu kadar derindir yürek acısı. Bu topraklarda bedel ödeyen herkese sözümüz, bu sefer barış mutlaka olacak. Güle güle değerli yoldaşımız, seni asla unutmayacağız” dedi.

“O güzel yüreğini özleyeceğiz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, törende şunları söyledi: “Sırrı barış mücadelesi yürütüyordu ama artık barışın simgesidir. Sırrı başkan gibi bir söz ustasında konuşmak çok zor, affınıza sığınıyorum. Yetiştiğin toprak ve anlattığın hikayeler kadar köklüydü mücadelen. Sen bir tek insan acı çekmesin diye kendini barışa adadın. Barışa ulaşmak için adaları, dağları, kentleri aştın. Sana söz Sırrı, barış kazanacak. Sen şimdi gözlerini kapattın ama biz bu ülke insanına senin gözlerinden bakacağız. Uğurlar olsun yoldaşım. Sana söz biz bu ülkeyi yarım bırakmayacağız.”

Ardından oyuncu ve senarist Levent Kazak konuştu: “Tarihi ne kadar iyi bildiğini, Türkçeyi ne kadar iyi kullandığını, barışa olan inancını, kendine yetmeyen kalbini herkesle nasıl paylaştığını, mizahı birleştirici bir güç olarka nasıl kullandığını herşeyi tek tek anlatılacaklar. Ölümlerde bırakılan şeyler olur, arkada. Çok zor biliyorum ama. Bitirilmemiş davalar olur, sözümüz var olur. Senaryoları, hikayeleri, çekmek istediği filmler yarım kaldı, yapacak bir şey yok. Alışacağız, dolduramayacağız yerini. Çok özleyeceğiz, hayatımıza kattığı tüm güzellikler için ona teşekkür edeceğiz.”

Son konuşmayı yapan ve sözlerine “Sana güle güle diyemeceğim Sırrı. Sen benim yoldaşım, yol arkadaşım, sırdaşım, kardeşim, her şeyimdin Sırrı” diyerek başlayan DEM Parti Milletvekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, şunları söyledi:

“Birlikte baş koyduğumuz yolda beni, bizleri yalnız bıraktın. Kürtlerin kadim dostu Sırrı, sana veda etmek çok zor. Sen Türktün, Kürttün, Aleviydin. Sen yanı başımızdaki Gezi Parkı’nda ağaçtın, güldün, çiçektin. Sen kalbi atan herkese candın yoldaştın. Sen toplumsal barışı sağladın, her kültürü bir araya getirdin, gözün arkada kalmasın. Rahat uyu Sırrı. Bize bıraktığın emaneti, hayallerini gerçekleştireceğiz. Senin güzel gözlerinden, yaralı yüreğinden öpüyorum.”

Tören bittikten sonra Ceren Kandemir, “Babama 18 gün boyunca bu çok sevdiği şarkıyı dinlettim. Şimdi de dinleyeceğini biliyorum” diyerek  telefonundan Allı Turnam’ı açtı, kürsüye koydu. Tüm salon şarkıya eşlik etti.

Sırrı Süreyya Önder’in naaşı Levent’teki Barbaros Camii’nde kılınacak cenaze namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Paylaşın

Sırrı Süreyya Önder Kimdir?

Sırrı Süreyya Önder, kentteki birkaç sosyalist aileden birinin çocuğu, çevresindeki hemen hemen herkesin ana dilinin Kürtçe olduğu, Türkmen bir ailenin mensubu olarak Adıyaman’da dünyaya geldi.

7 Temmuz 1962 yılında Sekiz yaşındayken kaybettiği babası, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Adıyaman örgütünün kurucularındandı. Dayısı ise Nurculuk hareketinin kurucusu Said-i Nursi’nin “talebesiydi”.

Sırrı Süreyya Önder, orta öğretim yıllarında, babasından kalan bazı edebiyat kitaplarını bulup okumaya başlamasıyla sol fikirlere yöneldi. Önder, gençliğinde devrimci, sosyalist gruplar içinde yer aldı.

1978 yılında Adıyaman Lisesi’nde öğrenciyken Maraş Katliamı’nı protesto için düzenlenen bir gösteriye katıldığı için tutuklandı. Liseyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanıp başkentin yolunu tuttu. Burada “devrimci siyaset” içinde yer almaya devam etti.

12 Eylül 1980 darbesi olduğunda 18 yaşındaydı. Ertesi yıl siyasi çalışmalarından dolayı gözaltına alındı, işkence gördü ve Mamak Cezaevi’ne gönderildi, yedi yıl hapis yattı.

1987’de tahliye olduktan sonra yurt içinde ve dışında çeşitli işlerde çalışmaya devam etti. Mevsimlik tarım işçiliği, lastik tamirciliği, inşaat işçiliği ve uzun yol kamyon şoförlüğü, yaptığı işlerden bazılarıydı.

Sinemacı Sırrı Süreyya Önder

2003’te Yılmaz Güney’in Duvar filmini izledikten sonra Barış Pirhasan’ın senaryo atölyesine katılmasıyla sinema kariyerine başladı.

Sinemacı olarak özellikle 2006 yapımı Beynelmilel filmiyle geniş kesimlerin dikkatini çekti. 2007 Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazan film, darbe dönemini hiciv yoluyla anlatırken aynı zamanda Önder’in gençliğine de göndermeler içerir.

Filmde, Önder cezaevindeyken maddi olarak ona ve ailesine destek olmak için berber dükkânında çalışan kardeşi de rol alır.

Önder, Sis ve Gece (2007), O… Çocukları (2008), F Tipi Film (2012), Yeraltı (2012) ve İtirazım Var (2014) gibi yapımlarda da senarist, yönetmen veya oyuncu olarak yer aldı. Üniversitelerde senaryo yazımı ve sinema dersleri verdi.

2010 yılında BirGün Gazetesi’nde, 2011 yılına dek ise Radikal Gazetesi’nde hafızalara kazınan ve toplumsal belleğin, dayanışmanın önemine vurgu yapan yazılar kaleme aldı. Milletvekili olduktan sonra köşe yazılarına bir süre daha devam etse de düzenli olarak yazmadı.

2011 yılında Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’ndan gelen davetle İstanbul milletvekili seçilerek politikaya adım attı. Barış ve Demokrasi Partisi’nde (BDP) yer aldı.

BDP Milletvekili ve TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu üyesi olduğu 2012 senesinde Mamak’ta kendisine işkence yapan dönemin cezaevi müdürü Raci Tetik’le 28 yıl sonra yüz yüze geldi: “Raci Tetik, benim bilfiil işkencecim. Sadece benim değil, Mamak zindanından geçen binlerce insanın işkencecisi. İki yoldaşımızın da ölümünden sorumlu. Onları sorarak başlayacağım. İlhan Erdost, Mustafa Yalçın.”

Tetik’le olan görüşmesinden önce gazetecilerin “Size nasıl bir işkence yapılmıştı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Mamak’ta herkese ne yapıldıysa… Tabutluklar, falakalar, kendi eliyle dövmeler, köpekleri üstümüze salmalar, hakaretler, görüşçülerimize yapılan eziyetler… Bir özel harp mensubudur. Kıbrıs’taki işkencelerinden, gaddarlığından dolayı ödüllendirilerek Mamak’a gönderilmiştir. 28 Ağustos’ta geldi Mamak’a ve 12 Eylül’ün geleceğini haber vererek başladı işe. Soracağız bütün bunları. Tarih sorar. Gün gelir devran döner, sanıkla sorgulayan yer değiştirir.”

Daha sonra Halkların Demokratik Partisi (HDP) bünyesinde milletvekili olarak görev yaptı.

2013 yılında Gezi Direnişi’nde iş makinesinin önüne geçerek ağaçları ve parkı korumaya çalıştığı görüntüleri, Türkiye genelinde yankı uyandırdı. Gezi Parkı’nda polis tarafından hedef alındı ve yaralandı.

Aynı yıl Çözüm Süreci’nde İmralı Heyeti’nde yer aldı ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler yürüttü. Diyarbakır Newrozu’nda Öcalan’ın mesajını milyonlara okuduğu için “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılandı ve 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı. 2018 yılında tutuklandı. Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ihlali kararı sonrası 2019’da tahliye edildi.

2023 yılında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul milletvekili seçildi ve TBMM Başkanvekili olarak görevlendirildi. İkinci İmralı Heyeti’nde yer aldı.

Etkileyici hitabeti, mizahı ve sosyalizm anlayışıyla hem sinema hem de siyaset dünyasında özgün bir yere sahip olan Önder, 15 Nisan 2025’te geçirdiği kalp rahatsızlığı sonrası İstanbul’daki Florence Nightingale Hastanesi’nde ameliyat oldu.

18 gün boyunca yoğun bakımda tedavi gören Önder, 3 Mayıs 2025 Cumartesi günü, saat 16.10’da çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Ceren isminde bir kızı, Ferhan Can adında bir de torunu var.

Sırrı Süreyya Önder’in filmografisi

Dizi:

Emret Komutanım (Senarist
Kalpsiz Adam (Senaryo Danışmanı

Film

Beynelmilel (Yönetmen, Senarist, Müzik, Oyuncu)
Sis ve Gece (Oyuncu)
Mutluluk (Uyarlama)
O… Çocukları (Senarist)
Ada: Zombilerin Düğünü (Oyuncu)
Ejder Kapanı (Oyuncu)
Mar (Oyuncu)
Yeraltı (Oyuncu)
F Tipi Film (Yönetmen, Senarist)
Feraahfeza (Oyuncu)
Düğün Dernek (Oyuncu)
İtirazım Var (Senarist, Oyuncu)
İçimdeki Ses (Kendisi)
14 Tirmeh (Oyuncu)
Manyak (Oyuncu)

Kısa Film

Taş Yok Mu Taş (Yönetmen, Senarist, Yapımcı, Oyuncu)

Sırrı Süreyya Önder’in aldığı ödüller

2007 – 18. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal Uzun Film Yarışması, Onat Kutlar “En İyi Senaryo” ödülü

2007 – 14. Altın Koza Film Festivali, Ulusal yarışma, En İyi Senaryo

2009 – 7. Karaçi Uluslararası Film Festivali, En iyi Yönetmen

Paylaşın

Babacan’dan “Telef” Yorumu: Erdoğan’ın Zihin Dünyasının Dışa Vurumu

Erdoğan’ın “Bakalım Cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP’li telef olup gidecek” sözlerini yorumlayan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Erdoğan’ın zihin dünyasının dışa vurumu olduğunu söyledi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Tele1 TV’de Zeynel Lüle ile “Liderler Söz Bizde” programına katıldı. Ali Babacan, gündeme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kanal İstanbul: Bütün vatandaşlarımızın kolayca anlayabileceği bir soru. Bu soruya Sayın Erdoğan’ın ben cevap vermesini istiyorum. Kanal İstanbul yapıldığında İstanbul’un Avrupa yakası bir ada haline gelecek. Çünkü bir tarafında Boğaz ve basit bir tarafında Kanal ortaya çıktı bir ada. Ve bu ada sınırlı sayıda köprüyle ana karaya bağlı hale gelecek. Allah korusun bir savaş anında, bir deprem anında bu adadan tahliye gerekecek ya da bu adaya yardımların ulaşması gerekecek.

Sadece sınırlı sayıda köprüyle bağlı olan bir adaya siz bu yardımlara nasıl ulaşacaksınız? Bu tahliyeyi nasıl sağlayacaksınız? Bunun bakın cevabı yok. Kimse konuşmuyor bunu. Bununla ilgili acaba gerçekten Silahlı Kuvvetlerden, Genelkurmay’dan böyle bağımsız ama tam iyi çalışılmış bir rapor istendi mi istenmedi mi? Acaba onların görüşü nasıl? Bir şey olmaz İstanbul’un biz bir şekilde güvenliğini sağlarız diyorlar mı? Yoksa acaba onların da endişeleri var mı? Mesela bunları soruyorum.

Bunları bilmek vatandaş olarak benim hakkım. İstanbul’da yaşayan herkesin hakkı. Mesela deprem anında yaşadık değil mi? İstanbul trafiği birdenbire kilitlendi. Birdenbire. Boğazın olduğu bir şehirde bu şehri rahatlatmak ancak ne olur? Köprünün olmadığı alanlardan çevreye doğru kayışlar da olur ya da dışarıdan buraya yardımların, desteklerin gelmesi de olur. Ama siz bu tarafa da bir kanalı çekince İstanbul’un Avrupa Yakası oluyor bir kapalı yer. En büyük tehlike bu şu anda.

Taksim Meydanı: 1 Mayıs dünyanın her yerinde çalışanların bayramı olarak kutlanır. Ancak Türkiye’de maalesef her 1 Mayıs gerginliklerin, çatışmaların ve çalışanlarla işçilerimizin temsilcileriyle güvenlik güçlerinin karşı karşıya geldiği bir gün olur. Ve bu Taksim inadı her neyse ben çözebilmiş değilim açıkçası. Bu Taksim inadı niçin? İlla ülkede bir gerginlik mi üretmek gerekiyor? İlla karşıtlık mı üretmek gerekiyor?

Şu anda Sayın Erdoğan Türkiye’yi tamamen karşıtlıklar üzerinden yönetiyor. Kutuplaştırarak yönetiyor. Benimle misin? Karşımda mısın? Sürekli bir düşman üreten, sürekli bir karşı taraf üreten bir siyaset uyguluyor maalesef. Buna siyaset bilimciler korku siyaseti diyor. Biliyorsunuz çözüm üreten, ülke için faydalı işler yapan iktidarlar umut siyaseti, ilerlemeyle ilgili siyaset üretir. Güzel şeyler yaparlar, ülkenin sorunlarını çözerler, ülkeyi ilerletirler. Ve insanlar umutla ülke daha ileri gitsin diye o siyasi partiyi destekler. Ama artık umut üretemeyince, çözüm üretemeyince bazen iktidarlar korku siyaseti tarafına düşerler.

Gerçekten siyasi nezakete hiçbir şekilde sığmayacak ve bir Cumhurbaşkanı’nın üslubuna hiç yakışmayacak bir ifadedir telef. Çünkü telef ifadesi ne için kullanılır onu herhalde konunun muhatapları iyi bilir. Dolayısıyla siyasi rakiplerine Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen ya da o niyetle yola çıkanları kaybettiklerinde bunlar telef oldu diye adlandırmak aslında kendi zihin dünyasında kendisi haricindeki herkesi nasıl bir sınıfa koyduğu nasıl değerlendirdiğini de bir bakıma dışa vurma… Böyle değerlendirmek lazım.

2023 Hedefleri: Bu ülkeyi seven, bu ülke için canla başla çalışmaya hazır milyonlar insan var. Dürüst ve ehil insanlar var. Bu ülkenin yönetiminde yer alabilecek… Ve bu ilelebet gitmez. Hiçbir zulüm sonsuz olmamıştır. Hiçbir baskı rejimi sonsuza kadar yaşamamıştır. Bizim coğrafyada çok kötü örnekleri var. Bu baskı ve zulüm rejimlerinin sonunun nasıl olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla iktidarın da bu baskı inadından vazgeçmesi Türkiye’yi demokratik dönüşüme hazırlaması lazım. İnsanların gözüne baka baka ‘2023 hedeflerini tutturduk, şimdi 2053’ diyor.

2023 hedeflerine çalışan benim. Benim başkanlığımda bir heyetle çalıştık biz bunu. Yıl 2011. 2011 Türkiye’nin gerçekten zirvede dolaştığı yıllar. Dedik ki ‘Eğer bu ülke milli gelirini 8 yılda 3 bin 500 dolardan 12 bin dolara çıkarttıysa neredeyse 3,5 katına çıkarttıysa artık bu 12 bin 500 dolarlık milli gelirini 10 sene sonra 2’ye katlar dedik. Bunun arkasında bir makro ekonomik model var. Çok ciddi tahmin modelleri var. Yani binlerce sayfalık analizler falan var. Hani bakkal hesabı diyelim. Basit hesap, manav hesabı…

Yani 10 yılda kabaca söylüyorum. 10 yılda Türkiye’nin milli geliri 3,5 katına çıkmış. Geri kalan 10 yılda da 2 katına çıkar diyoruz sadece. 12 bin 500, 25 bin olur diyoruz. Öbür tarafta ihracat. İhracat 36 milyar dolardan 132 milyar dolara çıkmış sadece 6 yılda. 36’dan 132’ye çıkmış. 4’e katlamış yani. Bakın unutmayalım. Geçen seneki ihracat artışı yüzde 3, evvelki seneki ihracat artışı 0,007, yüzde 1 bile değil. İhracat yerinde sayıyor aslında.

Tutuyor 2023 hedeflerine ulaştık diyor. 2023 hedefimiz bizim 500 milyar dolardı. 2023’teki ihracat 255 milyar dolar. Nasıl tutturduk dersiniz? İnsanların gözünün içine baka baka bu yapılmaz, bu kadar aldatılmaz yani. Onun için ben gerçekten çok rahatsızlık hissettim ve hemen bu açıklamaları yaptım. Bu kadar aldatarak yönetmek çok kötü bir şey.

TRT milletin varlığıdır. TRT yıllarca, kurulduğundan sonra sonra, yıllarca olduğu gibi, adil bir yayıncılık politikası izlemek zorundadır. Çünkü devletin kanalıdır. Milletin kanalıdır. Sayın Erdoğan’ın şahsi kanalı değildir. Yandaşlarının kanalı değildir. Dolayısıyla TRT olsun Anadolu Ajansı olsun, bu tür kuruluşların adil bir yayıncılık ilkesi izlemesi lazım. Bu kul hakkıdır, hak gaspıdır.

Ben DEVA Partisi’nin Genel Başkanı olarak eğer Genel Merkezimizde büyük binamızda beş yıldır elektrik parası ödüyorsak ve buradan da TRT’ye pay ödüyorsak, TRT beni bir kere bile yayına davet etmediyse, doğru düzgün haberlerimizi yayınlamıyorsa benim hakkım var ve ben bu hakkımı helal etmiyorum. Hadi bakalım uğraşsınlar. Nasıl çözeceklerini düşünsünler ben hakkımı helal etmiyorum diye. DEVA Partisi’ne oy veren ya da AK Parti, Erdoğan dışında başkalarına oy veren insanlar ‘Ben de hakkımı helal etmiyorum’ derse Sayın Erdoğan ne yapacak?

Sanal Kumar: Bakın 2025 yılını aile yılı diye açıkladılar değil mi? 2025 yılı. Fakat şu anda bu sanal kumar ve sanal bahis çok büyük aile facialarına sebep oluyor. Bak bununla ilgili biz bunu epeydir gündeme getiriyoruz. Ve sosyal medyada insanlar başlarına gelenleri yazıyor. Neler neler yani.

Bakın şöyle arkadaşlarımız sosyal medyadan bazı kesitler oluşturdu. Herhalde şöyle tutarsam daha iyi görünür. Diyor ki ‘Bak 15 günlük evliliğim bitti’ diyor. Bir başka örnek. ‘Bir tanıdığım bu illet yüzünden 34 yaşında canına kıydı’ diyor. ‘7 aylık bebeği öksüz kaldı’ diyor. Burada ‘Az önce 700 bin lira içeri giren arkadaşımızın annesi cinnet getiriyor’ diyor. ‘Bakın babam 5 milyon lira kaybetti’ diyor. Bunlardan yüzlerce binlerce örnek var.

Ve şu anda bizim de bir avukat arkadaşımızın takip ettiği bir dava var. Bu sanal kumarla ilgili davadaki rakam 270 milyar TL. Yani tek bir kuruluşun oynattığı sanal kumardan ciro 270 milyar TL. Yani bugünkü dolar kuru hesapladığınızda 6-7 milyar dolardan bahsediyoruz. 1500 tane sanık var. Bunların çoğu üniversite öğrencisi. Çünkü üniversite öğrencilerin banka hesaplarını kiralıyorlar. Öğrencinin parası yok. Biri geliyor diyor ki ya sen banka hesabının şifresini bana ver diyor.

Sana da ben ayda şu kadar para vereyim diyor. Ama o banka hesabını biraz bize lazım diyor. Tek bir üniversite öğrencisi bankası hesabından geçen rakam 100 milyon lira, 200 milyon lira. Bunların hepsi şu anda davalık. Parayı kazanan 3-5 kişi var. Bir avuç insan var. Hem o kumarı oynayanlar mağdur oluyor. Çünkü kumarda unutmayalım hep kasa kazanır. Oynatan kazanır. Toplamda oynayanlar zarar eder. Oynayanlar içerisinde birinden toplayıp birine verirsiniz ama asıl parayı oynatan kazanır.

Seçim İttifakı: 2023 seçimlerinde bu 6 partinin bir araya geldiği bir modelle seçime girdik. Ama şunu gördük ki normal şartlarda bize DEVA’ya oy verebilecek vatandaşlarımızın bir kısmı Altılı Masa’da olduğumuz için bize destek vermedi. Seçim sonrasındaki analizlerde de gördük. Her çarşıya pazara çıktığımızda da karşılaşıyoruz.

Şu var AK Parti’den soğuyan bir zamanlar Sayın Erdoğan’a gönül vermişken artık ondan soğuyan seçmenin birdenbire ana muhalefete doğru desteğini kaydırması, birdenbire CHP’ye desteğini kaydırması çok olası görünmüyor. 2023’te biz denedik ama bu olmadı. Dolayısıyla biz bu önümüzdeki seçime ayrı bir kulvarda yürüyeceğiz.

DEVA Partisi’nin 2. Olağan Büyük Kongresi’nde, 12 Ekim Kongresi’nde ben bunu açıkladım aslında. Dedim ki ‘Biz bu ülkeyi iki kutuplu siyasete hapsetmeyeceğiz. Vatandaşlarımız sadece bu iki tercihten birisini seçmek zorundasın’ ikilemine mahkûm etmeyeceğiz. Bir üçüncü yol açacağız. Özellikle AK Parti’ye ve Erdoğan’a destek veren seçmenlerin rahatlıkla gelebileceği…

Hani şu vardı ya ‘Elim altına gitmedi.’ ‘Altı okun altına elim gitmiyor’ diyen seçmenler var. Dolayısıyla bu aslında ne olacak? Muhalefetin toplam desteğini arttıracak bir model olacak. Yani eğer muhalefetin toplam desteğini arttırmasını istiyorsak, gerçekten iktidar değişikliği istiyorsak bu önümüzdeki seçimlerde bu modelin daha doğru bir model olduğunu biz düşünüyoruz.”

Paylaşın

Hakan Çalhanoğlu’na “Mafya” Soruşturmasında Men Cezası

İtalyan Futbol Federasyonu (FIGC), Inter Teknik Direktörü Simone Inzaghi ve orta saha oyuncusu Hakan Çalhanoğlu’na yürütülen ‘mafya’ soruşturması kapsamında bir maç ceza verdi.

Haber Merkezi / Cezalar, Simone Inzaghi’nin yedek kulübesinde olmayacağı ve Hakan Çalhanoğlu’nun Cumartesi günü Inter’in Verona’yı konuk ettiği maçta forma giyemeyeceği anlamına geliyor. Inter, Serie A’da ikinci sırada ve lider Napoli’nin üç puan gerisinde.

Soruşturmayla ilgili olarak Inter’e 70 bin euro, AC Milan’a ise 30 bin euro para cezası verildi.

FIGC kararında, cezaların Inter’in “Curva Nord” ve Milan’ın “Curva Sud” gibi izinsiz taraftar gruplarıyla ilişkiler nedeniyle uygulandığı belirtildi. Bu grupların ‘Ndrangheta mafya grubuyla bağlantıları olduğundan şüpheleniliyor.

İtalyan Gazzetta dello Sport gazetesi, cezaların olaya karışan kişilerle spor otoriteleri arasındaki pazarlık sonucunda verildiğini bildirdi. Hakan Çalhanoğlu’na bir maç cezanın yanı sıra 30 bin avro para cezası verilirken, Simone İnzaghi’ye ise 15 bin avro para cezası verildi.

Inter’de 20 yıl forma giyen ve şu anda kulübün başkan yardımcısı olan Javier Zanetti de 14 bin 500 avro para cezasına çarptırılanlar arasında yer aldı.

Inter’de 2 yıl daha kontratı bulunan Hakan Çalhanoğlu, bu yıl çıktığı 41 maçta 10 gol atıp 5 asist yaptı. Çalhanoğlu aynı zamanda Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın kaptanı.

Paylaşın

Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı Görmek İsteyenlerin Oranı Yüzde 19

Panorama’nın yalnızca aboneleriyle paylaştığı ankete göre; Erdoğan’ı cumhurbaşkanı olarak görmek isteyenler oranı, şubat ayında yüzde 17 iken şimdi yüzde 19’a çıktı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısındaki “Cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP’li siyaset girdabında telef olup gidecek?” sözleri tepkilere neden oldu.

Gazeteci Ertuğrul Özkök “Aynı saatlerde önüme gelen ankete bakarsanız durum pek öyle görünmüyor” diyerek Erdoğan’ı kızdıracak anketin sonuçlarını yazdı. Ertuğrul Özkök, Panorama’nın yalnızca aboneleriyle paylaştığı anketin sonuçlarından bazı bölümleri bugünkü yazısında paylaştı.

Şubat ayında Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı olarak görmek isteyenlerin oranı yüzde 15’ten yüzde 24’e yükseldi. Aynı dönemde Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı olarak görmek isteyenler de yüzde 17’den yüzde 19’a çıkmış.

19 Mart’taki gözaltı ardından tutuklama Ekrem İmamoğlu’na 8 puandan çok getirirken, Erdoğan’a da 2 puan getirmiş. Şubat ayı anketinde AK Parti ve CHP oyları yüzde 24 düzeyindeyken şubattan nisana geçen sürede CHP oyları 6 puan artarak yüzde 30’un üzerine çıkmış. AK Parti ise oylarını üç puan artırdı.

Özkök sonuçlara dair, “19 Mart depremi en çok İmamoğlu ve CHP’ye yaramış. Ama AK Parti’nin durumunu da konsolide etmiş. Anlayacağınız şu aşamada kutuplaşma CHP ve AK Parti’ye yarıyor…” yorumunu yaptı.

2023’te oy kullanmayan ve 2028’de kullanacak olan gençler arasında CHP’nin oyu 1’e 3 farkı açmış durumda. Yeni seçmenin yüzde 20’si AK Parti derken yüzde 60’ı CHP diyor.

Ankete göre AK Parti düşük gelirlilerden de oy almaya başladı. Özkök’e konuşan Panaroma Araştırma şirketi Genel Müdürü Osman Sert, şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti ve CHP arasındaki oylar, döneme ve siyasal gelişmelere göre yükselip alçalabiliyor. Ama bunun dışında her iki partinin oy tabanında da yapısal değişimler görülmeye başlandı. Eskiden eğitim seviyesi yükselirken CHP’nin oyu artar gelir seviyesi düştükçe AK Parti’nin oyu artardı. Son dönemde bu ezber ciddi anlamda bozulmuş durumda.”

Paylaşın

İktidar, Kanal İstanbul’dan Vazgeçmiyor: Kesinlikle Yapacağız

İktidar, muhalefetin rant ve talan projesi olarak tanımladığı ve ülke ekonomisine büyük bir yük getireceğini ifade ettiği “Kanal İstanbul” projesinden vazgeçmiyor. 

Haber Merkezi / Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ‘gündemimizde yok’ açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Çok net bir irademiz var. Biz Kanal İstanbul’u yapacağız. Bunu ne zaman yapmalıyız, bu konuyu istişare ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü Hafif Seviye Kentsel Arama Kurtarma Ekibi “Karakurt” Tanıtım ve Araç Dağıtım Töreni’nin ardından Kanal İstanbul ile ilgili bir soruya “İlgili kurumlarımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız başta olmak üzere, değerli bakanımız başta olmak üzere biz ilgili kurumlarla beraber bu süreci istişare ediyoruz ve buna göre de zaman zaman kamuoyuna belli açıklamalarda bulunuyoruz” şeklinde yanıt verdi.

Bakan Uraloğlu, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanımız ile ziyaret ettik. Ziyaret ettiğimiz yer Başakşehir Nakkaş Otoyol Projesi’nin Kanal İstanbul üzerindeki önemli bir yapısıdır. Altta Kanal İstanbul yapılacakmış gibi projelendirilmiş ve inşaatına da devam ediyoruz.”

“Biz Kanal İstanbul’un yapılmasıyla ilgili çok net bir şekilde söylemek istiyorum; çok net bir irademiz var, Kanal İstanbul’u kesinlikle yapacağız” diyen Abdulkadir Uraloğlu, şunları söyledi: “Yalnız Kanal İstanbul’u ne zaman yapacağız, ne zaman yapmalıyız bunu istişare ediyoruz hem bakanımızla (Murat Kurum), hem de sayın Cumhurbaşkanımıza arz ediyoruz.

Ciddi bir projeden bahsediyoruz 15-20 milyar dolarlık. Dolayısıyla doğru zamanda, doğru kredi ya da finans imkanlarıyla beraber Kanal İstanbul’u yapacağız. Bundan vazgeçmiş değiliz.”

Uraloğlu’nun açıklamaları, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un “Kanal İstanbul gündemimizde yok” ifadelerinden bir gün sonra geldi. Kurum, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) grup toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada, Kanal İstanbul projesinin gündemlerinde olmadığına dikkat çekmişti.

Kurum, gazetecilerin İstanbul’un su havzalarından Sazlıdere’de yapılan konutlara ilişkin “Kanal İstanbul ile bir bağlantısı nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Kanal İstanbul ile ilgili bir konu şu anda gündemimizde yok. Olmadığını daha önce de söylemiştik.”

Kanal İstanbul, İstanbul Boğazı’na alternatif bir su yolu oluşturmayı amaçlayan ve kamuoyunda uzun süredir tartışılan bir mega proje. İlk kez 2011 yılında o dönem başbakan olan Erdoğan tarafından ‘çılgın proje’ olarak duyurulan Kanal İstanbul, çevresel etkileri, ekonomik maliyeti ve şehir planlamasına olası zararları nedeniyle özellikle muhalefet partileri ve uzmanlar tarafından sert şekilde eleştiriliyor.

Paylaşın