‘Sosyalist Güç Birliği’ İttifakı Kuruldu: Birlikte Yürüyeceğiz

Devrim Hareketi (DH), Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı’ndan sonra üçüncü ittifak olan Sosyalist Güç Birliği’ni kurdu.

Haber Merkezi / Ankara’daki Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası’nda (MMO) yapılan basın toplantısıyla kuruluşunu ilan eden ittifak “Ülkemizin Geleceğine Birlikte Sahip Çıkıyoruz” sloganıyla da kamuoyuna çağrı yaptı.

Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir tarafından okunan bildiride, “Biz aşağıda imzası olanlar, bu bilinçle ülkemizin eşit, özgür ve bağımsız geleceği için birlikte hareket etmek, emekçi halkın hayati sorunlarının kaynağına karşı ortak bir mücadele geliştirmek üzere aşağıdaki temel mücadele hedefleri doğrultusunda bir araya geliyoruz. Tüm yurtsever insanlarımızı ülkemizin geleceğine birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

“AKP’nin yarattığı bu felaketle bütünlüklü bir hesaplaşma geniş emekçi halk kesimleri için adeta bir hayat memat meselesine dönüşmüştür” denilen ortak açıklamada, ”Buna karşı Millet İttifakı’nın sağ ve sermaye yanlısı karakteri ile politikalarının da ülkemizin ve halkımızın gerçek sorunlarına çözüm olamayacağı açıktır” ifadelerine yer verildi.

Bildirinin tamamında ise şu ifadeler yer aldı;

“Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyoruz.

AKP, yirmi yıllık iktidarı boyunca Cumhuriyet’in kazanımlarını tek tek ortadan kaldırarak tam boy piyasacı ve işbirlikçi bir siyasal İslamcı rejimi kurdu. Sermaye yanlısı uygulamalarıyla emperyalist-kapitalist sistemin ülkemiz üzerindeki boyunduruğunu güçlendirdi. Hak ve özgürlükleri tümüyle ortadan kaldırarak sürdürülen bu sömürü ve baskı düzeni ülkemizi sonu gelmez bir felakete sürükledi.

Bu durum bugün ülkenin en temel sorunu haline gelmiş, AKP’nin yarattığı bu felaketle bütünlüklü bir hesaplaşma geniş emekçi halk kesimleri için adeta bir hayat memat meselesine dönüşmüştür.

Buna karşı Millet İttifakı’nın sağ ve sermaye yanlısı karakteri ile politikalarının da ülkemizin ve halkımızın gerçek sorunlarına çözüm olamayacağı açıktır.

Bu tablo halkımız için bir çıkış yolu sunmamaktadır. Her türlü hile ve zorbalığa başvuracağı açık olan gerici iktidardan ülkemizin kurtulması ancak ilerici toplumsal kesimlerin örgütlü ve dinamik mücadelesiyle sağlanabilir.

Önümüzdeki kritik eşikte bu halk düşmanı rejime son vermek için, yirmi yıldır AKP’ye ve onun temsil ettiği bu düzene karşı mücadelenin her aşamasında olduğu gibi, bugün de üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getireceğiz. Biz aşağıda imzası olanlar, bu bilinçle ülkemizin eşit, özgür ve bağımsız geleceği için birlikte hareket etmek, emekçi halkın hayati sorunlarının kaynağına karşı ortak bir mücadele geliştirmek üzere aşağıdaki temel mücadele hedefleri doğrultusunda bir araya geliyoruz. Tüm yurtsever insanlarımızı ülkemizin geleceğine birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz:

Yarınlarımızı sermaye çetelerinin, tarikatların, bir avuç haraminin ve emperyalizmin pençesinden gerçekten kurtararak emekçilerin laik, demokratik, bağımsız cumhuriyetini kurmanın yolu da buradan geçecektir.

1- Ülkenin ve halkın geleceği hakkında tüm kararların, yerli ve yabancı sermaye ile gericiliğin ve emperyalizmin çıkarlarını temsil eden, siyasi iktidarın tek bir kişide toplandığı bu ucube rejim ortadan kaldırılmalıdır. Emekçi halkın siyasete güçlü bir biçimde katılımını sağlayacak, seçim sistemi de dâhil olmak üzere, bütünlüklü bir mekanizma kurulmalıdır.

2- İnsanın insanı sömürdüğü, eşitsizlik ve adaletsizliğin her gün daha da derinleştiği bu toplumsal ve siyasi düzeni reddediyoruz. Sermaye ve patronların zenginleştiği, emekçilerin her geçen gün yoksullaştığı kriz koşulları hızlı bir çöküşü de işaret etmektedir. Bu gidişi tersine çevirmek, sömürünün ve işsizliğin ortadan kaldırılacağı, insanca bir yaşamın kurulacağı bir cumhuriyet için harekete geçiyoruz. Özelleştirmelere son verilmeli, peşkeş çekilmiş bütün kamu varlıkları ve sektörler kamulaştırılmalıdır. Eğitim, sağlık ve bakım hizmetleri başta olmak üzere tüm insani ihtiyaçlar kamu hizmeti olmalı, eşit ve ücretsiz sunulmalıdır. Emperyalist tekellerin topraklarımız üzerindeki yağmasına son verilmeli, ekonomi planlama ilkesine göre yeniden tasarlanmalıdır.

3- Bağımsız ve egemen bir Türkiye için emperyalizme karşı mücadelede kararlıyız. Emperyalizmin yeni savaş cepheleri açarak coğrafyamızı yıkıma sürüklediği, savaş örgütü NATO’nun yayılmacı politikalarını en tehlikeli savaş senaryolarıyla hızlandırdığı bir dönemde yıllardır dile getirdiğimiz hedef daha da acildir: Türkiye NATO’dan çıkmalıdır. Ülkemizdeki yabancı üsler kapatılmalıdır.

4- Devletin tüm kademelerine ve toplumsal yaşama egemen olan tarikatlara, bilimsel düşünceyi ve tüm özgürlük alanlarını yok ederek başta kadınlar, gençler ve çocuklar olmak üzere tüm toplumu dinselleşmeyle baskı altına almaya çalışan gericiliğe karşı, laiklik için bir araya geliyoruz. Tarikat ve cemaat kadrolaşmaları tasfiye edilmelidir. Eğitim birliği sağlanmalı, tarikat ve cemaat okulları ile yurtları kapatılmalıdır.

5- Yurttaşlığın tesis edilerek etnik, dinsel, mezhepsel ve toplumsal cinsiyetten kaynaklı farklılıklar nedeniyle ayrımcılığın ve karşıtlıkların ortadan kaldırıldığı, herkesin eşit ve kardeşçe yaşayacağı özgür bir cumhuriyet hepimizin özlemidir. Bunu gerçekleştirmek isteyen herkesi ortak mücadeleye davet ediyoruz.

Türkiye’nin aydınlık geleceği için bu temel ilkeler doğrultusunda Sosyalist Güç Birliği olarak birlikte yürüyeceğiz. Yaklaşmakta olan seçimlerde de devrimci sorumluluğun bilinciyle ülkemizin geleceğine birlikte sahip çıkacağız.

Tüm ilericileri, sosyalistleri, komünistleri, devrimcileri, yurtsever emekçi halkımızı bu sorumluluğu paylaşmaya ve Sosyalist Güç Birliği’ni birlikte büyütmeye çağırıyoruz.”

Üçüncü İttifak Solda Kuruldu: Sosyalist Güç Birliği

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Sol Parti, Türkiye Komünist Hareketi (TKH) ve Devrim Hareketi’nin ilk çağrıcıları olduğu Sosyalist Güç Birliği yarın Ankara’da düzenlenecek basın toplantısıyla yola çıkıyor.

Türkiye, cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinden biri ile karşı karşıya kalırken; 2023 seçimleri, AK Parti’nin gitmesi ve ekonomik gidişatın iyileşmesi açısında birçok kişi tarafından hayati bir önem taşıyor.

Ancak sosyalist hareket açısından seçimler, tek başına bir kurtuluş yolu değil, AK Parti’ye ve düzene karşı verilecek mücadelenin bir sonucu olacak. Gericiliğe karşı aydınlanmayı, piyasacılığa karşı kamuculuğu, emperyalizme karşı bağımsızlığı savunarak büyütülecek emekçilerin ve yurtseverlerin örgütlülüğü, seçimlere çok büyük bir enerji taşıyacak.

Sosyalistler bu perspektif ile bir yılı aşkın süredir görüşme ve çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye Komünist Partisi, Emek Partisi, Sol Parti arasında başlayan ‘üçüncü ittifak’ görüşmeleri, Halkların Demokratik Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nin 7’li masa girişimleri ile birlikte yavaşlamış; Emek Partisi, HDP ile birlikte kurulan 7’li masada yer almıştı.

‘7’li masa’ ilk toplantısının ardından birçok kez bir araya gelmiş ve geçtiğimiz haftalarda HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar İstanbul Kartal’da partisinin düzenlediği mitingde 25 Ağustos’ta ittifakı ilan edeceklerini söylemişti.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ise geçtiğimiz günlerde 15-20 günlük bir sonra ittifakın kurulacağını söylemişti.

7’li masanın ittifakı ilan etmesi için tarih netleşmezken; TKP, TKH, Sol Parti ve Devrim Hareketi’nin temsilcileri ve Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir ve Prof. Dr. Oğuz Oyan’ın ilk imzacıları olduğu Sosyalist Güç Birliği, yola çıkıyor.

Sosyalistlere çağrı

İlk imzacıların yaptığı ortak açıklamada, tüm sosyalist örgüt ve partilere çağrı yapıldı.

Açıklamada, ‘’Türkiye’nin aydınlık geleceği için, sömürüye karşı eşitlik, gericiliğe karşı laiklik, emperyalizme karşı bağımsızlık için güçlerimizi birleştiriyoruz. Bizler ilk çağrıcılar olarak tüm sosyalist partileri/örgütleri, emekçi halkımızı ve aydınlarımızı yan yana gelmeye davet ediyoruz” denildi.

İlk imzacılar ise şöyle:

Ercan Bölükbaşı- Devrim Hareketi
Gamze Yücesan Özdemir -Akademisyen Yazar
İsmail Hakkı Tombul- Sol Parti
Oğuz Oyan- İktisatçı, Yazar
Ozan Yılmaz- Türkiye Komünist Partisi
Umut Kuruç- Türkiye Komünist Hareketi

Yarın ilan edilecek

Sosyalist Güç Birliği, yarın saat 14.00’da Ankara’daki TMMOB Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde yapılacak basın toplantısı ile resmen ilan edilecek.

Aralarındaki fark ne?

HDP ile birlikte kurulan 7’li masa ve Sosyalist Güç Birliği arasında temel bir yaklaşım farkı bulunuyor.

7’li masa kendisini ‘Demokrasi İttifakı’ olarak birçok kez adlandırırken; geniş bir demokratik mücadele zemininin kurulmasını ve verilecek mücadelede temel eksenin bu olması gerektiğini söylüyor.

Sosyalist Güç Birliği ise üç temel ilke etrafında bir araya geliyor ve seçim ittifakı olmadıklarını dile getiriyor.

Seçimleri de içine alan kapsamlı bir mücadele hattını kurmak isteyen Birlik; gericiliğe karşı aydınlanma, piyasacılığa karşı kamuculuk, emperyalizme karşı bağımsızlık olarak sıralanan üç temel ilke etrafında bir araya geliyor.

(Kaynak: Gerçek Gündem)

Alper Taş: 2023’te 100 Yılın Hesaplaşması Yaşanacak

Katıldığı bir etkinlikte 2023 seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Sol Partili Alper Taş, ‘‘100 yılın hesaplaşmasını yaşayacağız. Bir kriz sarmalının içerisindeyiz. Kriz basit bir ekonomik kriz değil. Bu krizden son çıkış olacak ve sol çıkış olacak. Bu krize sosyalizmle yanıt vermek zorundayız. Solsuz ve sosyalizmsiz bir hayat istediler, fakat yaşadığımız krizin kaynağı emperyalist ve kapitalist sistemdir. Bunları yenmedikçe krizler yaşamaya devam edeceğiz’’ dedi. 

Sol Parti Denizli İl Örgütü, Merkezefendi Kültür Merkezi’nde “Ekonomik vesiyasi krizin şifreleri ve krizden sol çıkış” başlığı ile söyleşi gerçekleştirdi. Sol Parti PM Üyesi Alper Taş ve Birgün Gazetesi Ekonomi Editörü Ozan Gündoğdu’nun konuşmacı olduğu söyleşiye oda, sendika ve siyasi parti temsilcileri de katıldı. Ozan Gündoğdu ekonomi özelinde bir sunum yaparken Alper Taş krizi ve çıkışı siyasal boyutuyla ele aldı.

Ekonomist tanımıyla söze başlayan Ozan Gündoğdu, “Günümüzde ekonomist deyince, uzmanlaşmış, popüler, finansa indirgenen bir algı yaygın. Dolar, altın ne olacak sorusu akla geliyor. Ekonomistler ekonomi konuşsun siyasetten uzak dursun tezi bizim asıl uzak durmamız gereken bir tez” diye konuştu. Ekonomi politikadaki müdahale ve değişiklikleri sıralayan Gündoğdu, faiz indirirken rezerv eritme taktiğinin geçmişte kısa vadeli etki yarattığını fakat son süreçte yüksek enflasyon nedeniyle politik faiz ile kredi faizi arasındaki bağın koptuğunu ve bu taktiğin artık kısa vadelide etki yaratamadığını ifade etti.

“Millet İttifakı stratejik bir hata yapıyor”

Ekonomideki kötü gidişatın süreceğini belirten Gündoğdu, AKP’nin 2023’ün ilk çeyreğinde görece bir iyileştirme ile beklenti yaratma ihtimaline işaret ederek Millet İttifakı’nın ‘Bekleyelim gidecekler’ tutumunu eleştirdi. Gündoğdu, “Millet İttifakı stratejik bir hata yapıyor. Ana akım parlamenter muhalefetteki bu bekleme halinin son derece tehlikeli olduğunu düşünüyorum. 2023’e kalmadan muhalefetin bir ekonomik program çıkarması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Yaşanan sürecin çok kritik olduğunun altını çizen Sol Parti PM Üyesi Alper Taş, ‘Krizler zamanı’, ‘Çoklu kriz’ değerlendirmeleri yapıldığını ifade ederek süreci ‘Krizler sarmalı’ olarak değerlendirdi.

Krizden çıkışın kapitalizmden kurtulmakla mümkün olduğunu vurgulayan Taş, “Solsuz ve sosyalizimsiz bir dünyayı çok istediler ve bunu becerdiler, 89’dan bu yana yaşıyoruz. Neler anlattılar? Huzur olacak, adalet olacak, eşitlik olacak, zenginlik olacak barış olacak. İdeolojilerin sonunu ilan ettiler. Bunu diyenler 2008’de ABD’de başlayan finansal krizle bütün dünyada kriz tartışması yapmaya başladılar. Burjuva iktisatçılar bile Marx’ı yeniden keşfetmeye başladı. Kapitalist, emperyalist sistemin krizi 2022’de derinleşerek devam ediyor. Bu emperyalist, kapitalist sistemden kurtulmadığımız sürece krizden çıkmak mümkün değil. Krizlerden kriz beğeneceğiz maalesef. ‘Sınıf bitti’ dediler, bakın sınıf ayakta Türkiye’nin dünyanın her yerinde. Sınıf mücadelesi yeniden tarihin öznesi olmaya başlıyor. ‘Sınıf bitti’ dediler tarihin en büyük sınıf zulmünü bütün emekçilere uyguladılar. Sınıf bitti diyenlerin döneminde sınıfın sayısı arttı. Emeğin ve proletaryanın niceliği arttı. Sınıfa en büyük saldırı sınıf bitti edebiyatının yapıldığı dönemde yapıldı. Bu edebiyatın sonuna geldik” ifadelerini kullandı.

“Siyaset yeniden saflaşacaktır”

Göçmen ve mülteciliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taş, “Berlin Duvarı’nı yıkmakla övünenler, dünyanın her tarafına duvar örüyor. Duvarlardan geçilmeyen bir dünya haline geldik. En son Edirne’de mülteciler donarak öldüler. ‘Duvarı yıktık’ diyenler duvarlar örüyorlar. Mültecilik ve göçmenlik 21. yüzyılın en temel meselesidir. Önümüzdeki dönem bizi en çok meşgul edecek meselelerden biri budur. Çok önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Siyaset bu meseleye verilen yanıtlarla yeniden saflaşacaktır. Kriz derinleştikçe bu krizin bütün sorumluluğunu bu yoksul göçmenlere yıkarak, onları hedef göstererek o doğrultuda milliyetçi, faşist hareketleri güçlendirerek krizin bütün sorumluluğunu mültecilere yükleyeceklerdir. Duyarlılık içerisinde olalım” sözleriyle mülteci sorununa dikkat çekti.

Söyleşi sonunda soru cevap kısmında Gündoğdu, yeni kuşağın internet alışkanlığı ve kağıt fiyatlarında yaşanan krizle birlikte basılı gazetelerin yaşadığı zorlukları aktardı.

(Kaynak: Evrensel)

Sekiz Parti Yeni İttifak İçin Bir Araya Geliyor

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile 18 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 27 Eylül 2021 tarihinde açıkladığı “Demokrasiye, Adalete ve Barışa Çağrı Deklarasyonu” ile uzun süredir çağrı yaptığı “Demokrasi İttifakı” kapsamında çalışmalarını sürdürüyor.

Önümüzdeki günlerde HDP, bileşenleri dışındaki siyasi parti ve oluşumlarla buluşma gerçekleştirilecek.

Mezopotamya Ajansı’nın geçtiği habere göre HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile 18 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek.

Toplantıda, Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krize karşı umudu büyütecek, güven verecek bir Demokrasi İttifakı tartışmaları yürütülmesi bekleniyor.

Ayrıca toplumun tüm kesimlerinin yer alması hedeflenen Demokrasi İttifakı’nın demokratik değişim ve dönüşümün öncü gücü misyonu vurgulanacak.

Mücadele ortaklığı

HDP, Türkiye’de demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerin geniş bir mücadele ortaklığını hedefliyor.

Demokrasi İttifakı’nda ilk tur olarak da planlanan bu toplantıda, Türkiye’nin bütün ezilenleri, ötekileştirilenleri, mağdurları, emekçileri, kadınları, gençleri ve ekoloji mücadelesi verenlerle en geniş eşit yurttaşlık ve mücadele ortaklığını kurmanın yol ve yönetmeleri tartışılacak.

İdam Edilen Hıdır Aslan’ın Fotoğrafını Paylaşmaya Soruşturma

25 Ekim 1984’te Burdur Kapalı Cezaevi avlusunda idam edilen Hıdır Aslan’ın fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak “terör örgütü propagandası” sayıldı. Arslan’ın fotoğrafını paylaşan SOL Partili Murat Güzel hakkında soruşturma başlatıldı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Ankara’da SOL Parti Keçiören İlçe Başkanı Murat Güzel’e, Türkiye’de idam edilen son kişi olan Hıdır Aslan’ın fotoğrafını sosyal medyada paylaştığı için “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla soruşturma açıldı.

Güzel, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifade verdi. Güzel’e 12 Eylül’de idam edilen Mustafa Özenç, İlyas Has ile Türkiye’de idam edilen son kişi oan Hıdır Aslan’ın fotoğraflarını, sosyal medya hesabında neden paylaştığı sorulduğu bildirildi.

68 gençlik hareketi liderlerinden, 4 Kasım 2014 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden düzenlenen törenle cenazesi kaldırılan Nasuh Mitap’la ilgili paylaşımı yeniden paylaşması da Güzel’e sorulan sorular arasında yer aldı.

Soruşturma evrakında, “Terör örgütü propagandası, Devrimci Yol örgütü propagandası yaptığınız anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Güzel, ifadesinde; “paylaşımları suç işlemek amacıyla yapmadığını” ve söz konusu paylaşımların “ifade özgürlüğü kapsamında” olduğunu belirtti. Güzel, “Kaldı ki bu paylaşımlar kamuoyuna açık binlerce insanın ulaşabileceği aynı zamanda beğenerek paylaşımda bulunulan fotoğraflardır” dedi.

SOL Parti Keçiören İlçe Örgütü’nden yapılan yazılı açıklamada ise soruşturmaya tepki gösterildi. Açıklamada, “Terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla açılan soruşturma bir işgüzarlıktan başka bir şey değildir” denildi.

“Açıklamaya dahi gerek duyulmayacak kadar aleni gerçek şudur ki, geçmişte kaybettiğimiz devrimcileri anmak asla suç olamaz, suç sayılamaz, terörle anılamaz” ifadelerine yer verilen açıklamada, Murat Güzel’e yönelik soruşturmanın davaya dönüştürülmeden kapatılmasının beklendiğini belirtildi.

Merkel, Giderayak Rekor Düzeyde Silah Satışına Onay Verdi

Almanya’da muhalefetteki Sol Parti’nin soru önergesine verilen cevaba göre, Angela Merkel başbakanlığındaki önceki hükümet giderayak dünyadaki kriz ve savaşlara müdahil ülkelere rekor düzeyde silah ve askeri teçhizat satışına onay verdi.

Buna göre Aralık başında görevi devreden, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan koalisyon, son dokuz gününde yaklaşık 5 milyar euro değerinde askeri malzeme ihracatını onayladı. Böylece 2021’de onaylanan silah ve askeri teçhizat ihracatının hacmi 9 milyar euroyu aştı.

Sol Parti üyesi Sevim Dağdelen’in konuyla ilgili bir soru önergesine Ekonomi Bakanlığı’nın verdiği cevapta Alman askeri teçhizatı alan ülkelerin başında açık arayla Mısır geliyor. Mısır’a, Yemen ve Libya’daki rolü nedeniyle ve ülkede yaşanan insan hakları ihlallerinden dolayı yoğun eleştiriler yöneltiliyor.

Almanya, iki sene önce, 2019 yılı silah ve askeri teçhizat alanındaki ihracatında 8 milyar euroyu aşarak o dönem bir rekor kırmıştı. Bu yıl bunun 1 milyar euro ile aşıldığı dikkat çekiyor.

Üç savaş gemisi ile 16 hava savunma sistemi

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Angela Merkel’in başbakan olduğu ve Sosyal Demokrat Parti’li (SPD) şimdiki Başbakan Olaf Scholz’un da Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı olduğu hükümetin bu ay başında görevi devretmeden kısa süre önce üç savaş gemisi ve 16 hava savunma sistemi satışına onay verdiği ortaya çıkmıştı. 8 Aralık’ta yeni başbakanın göreve başlamasından sadece bir gün önce dönemin Ekonomi Bakanı Peter Altmaier konuyla ilgili meclisi bilgilendirmiş, ancak meblağ konusunda ise detay vermemişti.

Sol Parti’li Sevim Dağdelen’in soru önergesine verilen aktüel cevapta konuyla ilgili ayrıntılar dikkat çekiyor. Merkel hükümetinin, görevi devretmesinden kısa süre öncesinde Kahire yönetimine 4 milyar 340 milyon euro değerinde silah ve askeri teçhizat ihracatına onay verildiği anlaşılıyor.

29 Kasım tarihli başka bir cevapta söz konusu rakam sadece 180 milyon olarak belirtilmişti. Dolayısıyla önceki hükümetin sadece son dokuz gününde 4 milyar eurodan fazla askeri teçhizat ve silah ihracatına müsaade edildiği anlaşılıyor. Böylece şimdiki Başbakan Olaf Scholz’un önceki Başbakan Merkel ile birlikte son günlerinde ihracatına izin verdiği miktar bütün yıl zarfında onay verilen ihracatın tamamına yaklaşmış oldu. Son ihracat izninin verildiği dönemde, Merkel hükümetinin sadece vekaleten görevde olması da dikkat çekiyor. Kendisinden sonra iktidara gelecek koalisyonun farklı bir karar vereceği ve farklı bir siyasi tutum içinde olduğu biliniyorsa, hükümetlerin görevlerinin son döneminde kapsamlı kararlara imza atabiliyor.

Önceki hükümette de yer alan Scholz sorumlu

Şimdiki Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan üçlü koalisyon hükümetine başbakanlık eden Olaf Scholz, önceki hükümette de Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı olarak görev yapıyordu. Dolayısıyla Scholz’un da önceki Büyük Koalisyon hükümetinin son günlerinde onay verdiği savaş gemileri ve hava savunma sistemleri satışından sorumlu olduğu belirtiliyor.

Almanya’da Thyssenkrupp Marine Systems ve Diehl Defence gibi şirketlerin geliştirdiği ve ürettiği bu tür önemli askeri malzemelerin satışlara onay Almanya Federal Güvenlik Konseyi’nden geçerek yürürlüğe giriyor. Bu Konsey’de de başbakan dışında aralarında maliye bakanlığının da bulunduğu toplam yedi bakanlık yer alıyor. Dolayısıyla o dönemde Maliye Bakanı olan Scholz’un da Mısır’a yapılan söz konusu büyük satıştan sorumlu olduğu ifade ediliyor.

Söz konusu ihracat onaylarının ortaya çıkmasına vesile olan önergeyi veren Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Sevim Dağdelen, Olaf Scholz’u sert biçimde eleştirdi ve “Sadece vekaleten görevde olan bir hükümet üyesi olarak hilekarlık yapmakla kalmadı, aynı zamanda partisinin diktatörlüklere ve otoriter rejimlere yönelik eleştirisinin sonuçsuz kaldığını da ortaya koymuş oldu” diye vurguladı. Dağdelen’e göre Scholz bu tutumuyla yeni kurulan üç partili koalisyonu da “ağır bir ipotek altına almış” oldu.

Sosyal Demokratlar ile Yeşiller ve Hür Demokratlardan oluşan yeni hükümet, silah ve askeri teçhizat ihracatında daha sıkı bir politika yürütmeyi hedeflediğini duyurmuştu. Üç partinin hedeflerinin yer aldığı koalisyon sözleşmesindeki bu tutumun yasal düzenlemelerle net bir çerçeveye kavuşturulması bekleniyor. Yeni askeri ihracat politikası, özetle Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler ve NATO üyeleri dışındaki devletlere genel olarak askeri teçhizat ve silah ihracatını sınırlamayı öngörüyor.

Yeni hükümetten 3 bin 679 euroluk askeri satışa onay

Almanya’da savunma sanayii ihracatının denetlendiği ana bakanlık olan Ekonomi Bakanlığının yeni hükümette değiştirildi. Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı adını alan ve yetkileri değiştirilen bakanlık savunma ihracatı konusunda kısıtlamalardan yana olan Yeşiller partisinin elinde bulunuyor. Dağdelen’in soru önergesine yeni Bakan Robert Habeck adına verilen cevapta, “önceki hükümetin bu icraatı ile araya mesafe konulduğu” vurgulanırken, yeni hükümetin de ilk haftasında sadece 3 bin 679 euro değerinde satışa onay verdiği ve bunların yapıldığı ülkelerin de AB, NATO veya onunla eşdeğer sayılan Avustralya, Avusturya, İsveç ve Slovenya olduğu bildirildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

HDP, TİP ve Sol Parti Üçüncü İttifakı Kuruyor

Cumhur ve Millet ittifakına alternatif üçüncü ittifak için harekete geçen Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile Sol Parti, “Sol İttifak” olarak anılacak olan bir ittifak kuruyor. Sol İttifak’ın parlamento seçimlerine ayrı gireceği ancak muhalefetin belirleyeceği ortak cumhurbaşkanı adayını destekleyeceği  değerlendiriliyor.

Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre; Millet İttifakı içinden “yeni bir sağ ittifak çıkacak” iddiaları konuşulurken Cumhur ve Millet’e alternatif olarak kurulması planlanan üçüncü ittifakın “soldan geleceği” öğrenildi. Edinilen bilgilere göre “TBMM’de sandalye sahibi olan HDP ve TİP’in yanı sıra Sol Parti’nin de kuruluş aşamasında yer alacağı” belirtilen üçüncü ittifakın ilerleyen dönemde “EMEP ve TKP gibi diğer sol partilerin de katılımı ile genişleme ihtimalinin olduğu” kaydediliyor. HDP’nin “sol ittifakta yer alması” durumunda, Cumhur İttifakı’nın ortakları AKP ve MHP’nin sıkça kullandığı ‘Millet İttifakı’nın gizli ortağı HDP’ söylemine son vermek durumunda kalacağı” değerlendiriliyor.

“Ortak adaya destek”

Edinilen bilgiye göre, sol ittifakın kurulması durumunda, olası erken seçim ya da Haziran 2023’te yapılacak seçimde “‘parlamento yarışı’ ve ‘cumhurbaşkanı adaylığı’ başlıklarında iki ayrı yol izleyecek”. Adları sol ittifak ile anılan siyasi partilerin Meclis’teki muhalefet bloğu ile birlikte “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” karşı olduğu biliniyor.

Bu kapsamda “sol ittifakın TBMM’de sandalye edinmek için kendi kapsamı içinde kalacağı” ancak “cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacağı” belirtiliyor. Sol İttifak’ın, “AKP ve MHP tarafından Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanan Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında, ‘muhalefet bloğunun’ belirleyeceği ortak adayı destekleyeceği” kaydediliyor.

“CHP’de gündeme geldi”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 5 Kasım’da Kocaeli’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “ittifaklara kapalı bir parti olmadıklarını” belirterek HDP ile görüştüklerini söylemişti. Baş, “HDP ile bazı konularda benzer düşünmediklerini” vurgulayarak “Temel bir takım yaklaşımlarda ortaklaştıktan sonra yeni bir ittifak mümkün. İttifaklar HDP’yi kapsamalı” değerlendirmesinde bulunmuştu. Bu gelişmenin ardından Baş, önceki gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti.

Edinilen bilgiye göre, Kılıçdaroğlu ve Baş’ın parti heyetlerinin de katılımıyla yaptıkları toplantıda gündem maddelerinden biri üçüncü ittifak oldu. Toplantıda seçim sürecinde izlenmesi planlanan yol haritasına ilişkin bilgi veren Baş’ın “yeni kurulacak ittifakın önemine” dikkat çektiği, Kılıçdaroğlu’nun da “sol ittifakın demokrasiye katkı sağlayacağı” yönünde görüş bildirdiği öğrenildi.