Bahrem Yıldız kimdir?

7 Ocak 1947 yılında Kastamonu’ya bağlı Daday İlçesinin İnciğez Köyü’nde dünyaya gelen Bahrem Yıldız, İlkokulu Azdavay’da, ortaokul ve liseyi Kastamonu’da tamamladı. 1966’da üniversiteye girdi. 12 Mart 1980 askeri yönetimi döneminde tutuklandı.

Haber Merkezi / Bahrem Yıldız, yaşamını maliyecilik yaparak sürdürdü. Toplumcu-gerçekçi çizgi doğrutusunda yazdığı şiirleri Eski ve Berfin Bahar gibi dergilerde yayımlandı.

“Dize şairi değil Bahrem Yıldız, dizelerde yoğunlaştırmıyor diyeceğini, şiirin tümüne yayıyor. Bütünlüklü bir şiirden yana olduğunu anlıyoruz ve bunu kısa dizelerle gerçekleştiriyor. Dizelerin sıralanışında yakaladığı ritmi şiirin bütününde sürdürüyor.”

Eserleri;

Şiir; Sevdalanmak, Namlular Çiçek Açmaz Zulmün Elinde, Üveyik Kanadı, Sonsuza Rüzgardı 68 (Öner Yağcı, Ahmet Nergiz, H. Hüseyin Yalvaç’la).

“Oğul Acısı”

Gürül gürül ormanların göbek taşında
El yordamı yaratılmış sevdalar
Köylerin güzeli sevdalı gelin
Oğuldur oğlandır analık eder
Sütünün son damlası ilaç gibidir
Adam etmek okutmadan da önce
Onun için rüyaların en hası

Oğul büyür okur gider gurbete
Gider gelmez ne bir mektup ne haber
Yad ellerde yitip gitmiştir evlat
Bir gazete parçasında bulunur resmi.
Eyvah demek geç kalmış bir hikaye
Dövünüp çırpınmak geri getirmez
Yürek yangın yeri, saçlar kin tutmuş
Körelmiş tırnaklar saklar acıyı

Gelinin sevdası toprakta saklı
Kırmızı topraklara dikilmiş fidan
Yeşermeden kuru dala dönmüştür.
Acıların kahreden sorgu suali
Sevdalı gelinin yüreği kanar
Alır da başını çıkar yollara
Kaybolur yollarında kıvrımlarında.
Gülerken ağlamanın çelişkisidir
Bilinmez noktalarda sorgusuz infaz
Aranır bulunmaz sevdalı gelin
Tarihlerin birbirine karışmasında
Sonu oğul gibi gazetelerde
Yatar yerde açık gözler sorgulu
Cebinde Bakırköy’den deli raporu

“Umut”

Vuslat gene başka baharda mı?
Saçlar ak,
Eller titrek,
Umut hep yukarda mı?

Gel dedim,
Gelmedin,
Unuttum dedin.
Bahardan bahara bir umut doğar,
Umudun ölümü sonbaharda mı?

Bir duble rakıda bulurum seni.
Bir zeytin tanesi, bir parça peynir,
Tellerde dolaşan mızrabın sesi,
Sevgim içildikçe umudum yenir.

İnan ki ne şeklin, ne hayalin var.
Dünyam geniş, içim mezar gibi dar.
Sanma ki hasretim senin cismine
Sevmek, sevgi denen kavrama doğru
Bir umut, bir ışık, bir başka bahar…