Batı Afrika’nın tacı Abomey Kraliyet Sarayları

Abomey Kraliyet Sarayları, 17. yüzyılın ortalarından itibaren kurucusu Wegbaja tarafından ifade edilen “krallık her zaman daha büyük olacak” ilkesine uygun olarak gelişen Dahomey Krallığı’nın en önemli maddi tanıklığıdır.

Haber Merkezi / Dahomey Krallığı, 1620’den 1900’e kadar başarılı olan on iki kralın yönetiminde, krallık kendisini Afrika’nın batı kıyılarının en güçlülerinden biri olarak kuruldu. Abomey Kraliyet Sarayları, 47 hektarlık bir alanı kaplar ve tahtın ardılına göre bazıları yan yana, bazıları ise üst üste yapılan on saraydan oluşur.

Bu saraylar, Aja-Fon kültürünün ilkelerine uyar ve sadece krallığın karar verme merkezini değil, aynı zamanda zanaat tekniklerinin geliştirilmesi ve krallığın hazineleri için de merkezi durumundadır.

Kral Akaba’nın sarayı, şehrin ana yollarından biri ve bazı yerleşim bölgeleri ile babası Wegbaja’nın sarayından ayrıldığı için site iki bölümden oluşuyor. Bu iki alan kısmen korunmuş koçan duvarlarıyla çevrilidir.

Sarayların sabitleri vardır, çünkü her biri duvarlarla çevrilidir ve üç avlu etrafında (dış, iç, özel) inşa edilmiştir. Geleneksel malzemelerin ve çok renkli kısmaların kullanılması önemli mimari özelliklerdir.

Bugün, saraylarda artık yerleşim bulunmamaktadır. Ancak Kral Ghezo ve Kral Glele, krallığın tarihini ve sembolizmini bağımsızlık, direniş ve sömürge işgaline karşı savaşma arzusuyla gösteren Abomey Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor.

Abomey Kraliyet Sarayları, kurulmalarına neden olan koşullar ve tanık oldukları olaylar nedeniyle büyük tarihi ve kültürel değeri olan bir grup anıttır.

1620’den 1900’e kadar Dahomey Krallığı’nı yöneten kralların görkemli geçmişine tanıklık eden, bir kültürün ve organize bir gücün yaşayan ifadesi.

1995 yılında Dünya Mirası Merkezi’nin desteğiyle hazırlanan bir envanter ile 184 bileşeni belirledi ve haritaladı.

Benzer şekilde, mülkün boyutları 44 ila 47 hektar arasında düzeltildi ve sınırları açıkça tanımlanmış bir tampon bölge ile korunmaya alındı.

Bugün, bu bileşenlerin yarısından fazlası, kabul edilen koruma standartlarına uygun olarak restore edilmiştir.

Benin Cumhuriyeti’nde kültürel öneme sahip kültürel miras ve doğal mirasın korunmasına ilişkin 23 Ağustos 2007 tarih ve 2007-20 sayılı Kanunun ve 2006 yılında Abomey Şehri, mülkün korunması için güvenli bir çerçeve sağlamaktadır.

Kılıçdaroğlu’ndan ‘erken seçim’ çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “Bu kadar çürüme hiç olmadı ama temizleyeceğiz, demokratik yollarla temizleyeceğiz, demokratik yollarla temizleyeceğiz. Temizliğin sihirli anahtarı seçim; hemen seçim, erken seçim, gelsin, Türkiye’yi aydınlığa kavuşturacağız, beraber kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında ülke gündemini kasıp kavuran devlet-siyaset-mafya ilişkilerinin ifşası sonrası sessizliğini koruyan iktidara yüklenerek, “Türkiye’yi temelden sarsan bir sürü açıklama var, Saray’dan tek bir açıklama yok. Bu kadar lağım kokusu dünyaya yayılmışken neden kimse konuşmuyor? Neden savcılar harekete geçmiyor?” dedi.

HDP hakkında açılan kapatılma davası hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu, “CHP demek demokrasi demektir. Bu ülkeye kendi özgür iradesiyle çok partili hayatı getiren parti CHP’dir. Dünyada başka örneği yoktur. Demokrasi olmazsa olmazımızdır. Siyasi partiler ise demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Demokrasinin var olduğu bir ortamda siz bir partiyi kapatamazsınız” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasındaki açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Türkiye’yi temelden sarsan bir sürü açıklama var, Saray’dan tek bir açıklama yok. Ak Partili, MHP’li kardeşlerime sesleniyorum. Bu kadar lağım kokusu dünyaya yayılmışken neden kimse konuşmuyor? Neden savcılar harekete geçmiyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kabile devleti mi? Nerede bu savcılar?

İktidar kendisini kurtarmak istiyor, gündem değiştirmek istiyor. Gırtlağına kadar lağım çukuruna düşmüşler. Açık ve net ifade ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla ve asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan bir yargı vardır. Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur.

Devletin hazinesini mafyayla el ele olacaksın, tezgahı kuracaksın, belli yerlere çökeceksin rantı alacaksın. 21. yüzyılın Türkiye’sinin geldiği nokta bu. İktidar sahipleriyle mafya ortak devleti yönetiyorlar. Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır!

Ben lağım borusu patladı dedim. Meğer lağım çukurundalarmış bunlar. Saray kokuyu hissetmiyor. Türkiye’yi temelden sarsan bir sürü açıklamalar var. Saray’dan tek cümle bile yok. Niçin? Gerekçe yaratmak istiyorlar onda da batıyorlar. Gerekçe bile bulamıyorlar. İstifa diye bir müessese var. Onurlu insanların başvurduğu istifa diye bir müessese var!

Yeraltı dünyasının önemli bir aktörü açıklama yapıyor. Gazeteler, TV’ler tartışıyor. İktidar sahibinden tık yok. Sen her konuda konuşuyordun. “Dış güçlerin oyunu” diyorlar. O zaman 19 yılın sonunda ülkeyi dış güçlerin oyuncağı haline sen getirmedin mi?

Rüşvet alan siyasetçilerden söz ediliyor, siyasi destekle uyuşturucu kaçakçılığı yapanlar var, tık yok. Savcılar korkudan soruşturma açamıyorlar. Kara para aklayanları bizzat serbest bırakıyorlar, yurtdışına çıkarıyorlar. Bunu yapan kim?

“İçişleri Bakanı isim verecek mi, asla vermez”

Meclis Başkanı’na geçen salı günü çok ağır konuşmuştum, doğru. Konuşması lazımdı. 600 milletvekilini kimse töhmet altında tutamaz! Sonunda konuştu. “Mektup gönderdim” dedi, “O siyasetçinin ismini istiyorum” dedi. İçişleri Bakanı isim verecek mi, asla vermez. Atanmış bakan, seçilmiş Meclis Başkanı’nın sorusuna cevap vermezse bu nasıl karşılanacak?

Peki göndermediği zaman atanmış bir bakan, seçilmiş bir TBMM Başkanı’nı sorduğu soruya cevap vermeyerek aşağılamasını nasıl karşılayacak? “Cevap vermiyorum sana, istediğin kadar yaz” diyecek, göreceksiniz. Sayın Başkan’a mektup yazdığı için teşekkür ederim.

10 bin dolar alan siyasetçi kimdir, açık ve net ortaya çıkması lazım. Biz biliyoruz, herkes biliyor. O kişide acaba yüz, ahlak var mı? Kire bulaşmış insanlar, yaşamları boyunca kirli gezmekten hoşlanırlar.

Türkiye’yi bu bataktan çıkaracağız. Ülkemize temiz, ahlaklı siyaseti, dayanışma kültürünü yeniden getireceğiz. Farklı görüşler, farklı siyasi anlayışlar kavga konusu değil zenginlik olmalı… Demokrasini var olduğu bir ortamda siz bir partiyi kapatamazsınız. Şiddet, baskı uyguluyorlarsa kapatın. Zaten savcı harekete geçer. Ama savcı siyasi otoritenin tavrıyla harekete geçiyorsa orada demokrasiyi yok ediyorsunuz demektir.

“İstifa bir erdemdir”

Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atadılar. Melih Bulu’ya söylüyorum. Sen o üniversiteye bırak rektör olmayı, orada ders verecek kapasiteye bile sahip değilsin. Sende onur varsa istifa et. İstifa bir erdemdir. Hocaların görevine son veriyor. Niçin? Hangi akılla, hangi mantıkla? Üniversitenin rektörü bilime düşman olur mu? Düşünün rektör bilime, bilim insanına düşman!

Boğaziçi Üniversitesi’nde görevine son verilen hoca, “Maddi karşılığı olmayan bu vazifeyi memlekete ve gençlere bir vazife olarak gördüm. Keşke iyiden, doğrudan, güzelden bu kadar nefret etmeselerdi. Güzel günler göreceğiz” diyor.

“Keşke Yunan galip gelseydi” diyen bir meczubu devlet ricali gidip ziyaret etti. Milli ordumuzun Tank Palet Fabrikası’nı beş kuruş bile almadan Katar ordusuna peşkeş çektiler. Hangi milli dayanışmadan söz ediyor bu iktidar? Asgari ücretliler geçinemezken, Saray beslemeleri bir yerden değil iki, üç, dört, beş yerden maaş alıyor. Bu mudur adalet?

Bu kadar çürüme hiç olmadı ama temizleyeceğiz, demokratik yollarla temizleyeceğiz, demokratik yollarla temizleyeceğiz. Temizliğin sihirli anahtarı seçim; hemen seçim, erken seçim, gelsin, Türkiye’yi aydınlığa kavuşturacağız, beraber kavuşturacağız.”

 

Kylie Jenner’ın göz alıcı saç renkleri

Realiti yıldızı, iş kadını ve sosyal medya ikonu Kylie Jenner, pop kültürünün ünlü Kardashian / Jenner ailesinin bir üyesidir. Kylie Jenner birçok şeyle tanınır. Kardashian ailesinin bir parçası olmak bunlardan biri. Bunun dışında, inanılmaz parıltısı, çok genç bir anne ve genç bir milyarder olması.

Haber Merkezi /Ama başka neyle tanınıyor biliyor musun? Kylie Jenner, saçlarını değiştirmeyi çok seviyor.  Tabii ki, saç model ve renk değişikliklerinin çoğu peruk, ama yine de Jenner, farklı saç renkleri ve saç kesimlerini denemeye kararlı, bu yüzden yapması gerekeni yapıyor.

Kylie Jenner, yıllar boyunca saçının modelini ve rengini o kadar çok değiştirdi ki takip etmesi zor oldu. İşte Kylie’nin göze çarpan bazı saç modelleri ve renkleri;

 

Dut yaprağının bilinmeyen faydaları!

Dut ağaçları, vitamin, mineral ve güçlü bitki bileşikleri konsantrasyonları nedeniyle dünya çapında beğenilen ve genellikle süper gıda olarak kabul edilen lezzetli meyveler üretir. Bununla birlikte, dut ağacının sağlık yararları sunabilecek tek parçası meyve değildir. Yaprakları yüzyıllardır geleneksel tıpta tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

Haber Merkezi / Aslında, dut ağacının yaprakları son derece besleyicidir. Polifenol antioksidanları gibi güçlü bitki bileşiklerinin yanı sıra C vitamini, çinko, kalsiyum, demir, potasyum, fosfor ve magnezyum ile yüklüdürler.

Dut yaprağı nerelerde kullanılır?

Dut ( Morus ) Moraceae bitki ailesine aittir ve karadut ( M. Nigra ), kırmızı dut ( M. Rubra ) ve beyaz dut ( M. Alba ) gibi çeşitli türleri içerir. Çin’e özgü olan bu ağaç şu anda Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa, Asya ve Afrika dahil olmak üzere birçok bölgede yetiştirilmektedir. Dut yaprakları mutfak, tıbbi ve endüstriyel alanda kullanılmaktadır.

Ağacın yaprakları ve diğer kısımları, insanlar için hafif derecede toksik olan ve yutulduğunda mide rahatsızlığı veya dokunulduğunda cilt tahrişi gibi semptomlara neden olabilen lateks adı verilen süt beyazı bir özsu içerir. Yine de birçok kişi dut yaprağını olumsuz etki yaşamadan tüketmektedir.

Çok lezzetli olan dut yaprakları Asya ülkelerinde yaygın bir şekilde tentür ve bitki çayı yapmak için kullanılmaktadır. Dut yaprakları pişirildikten sonra da yenebilmektedir. Potansiyel sağlık yararları nedeniyle giderek daha popüler hale gelen dut yaprağı takviyeleri de alabilirsiniz.

Ek olarak, bu yapraklar ipekböceğinin – ipek üreten bir tırtıl – tek besin kaynağıdır ve bazen süt hayvanları için yem olarak kullanılmaktadır.

Dut yaprağının sağlık yararları;

Dut yaprakları kan şekeri, kolesterol ve iltihaplanma düzeylerini düşürmeye yardımcı olabilmektedir. Bu özellikler onları kalp hastalığı ve diyabetle mücadelede faydalı kılabilmektedir.

  • Kan şekerini ve insülini düşürebilir; Dut yaprakları, diyabetle mücadeleye yardımcı olabilecek çeşitli bileşikler sağlar. Bunlar, bağırsaklarınızdaki karbonhidratların emilimini önleyen 1-deoksinojirimisini (DNJ) içerir. Özellikle bu yapraklar yüksek kan şekerini ve kan şekerini düzenleyen hormon olan insülini azaltabilir.
  • Kalp sağlığına iyi gelmektedir; Bazı araştırmalar, dut yaprağı ekstresinin kolesterol ve kan basıncı seviyelerini düşürerek, iltihabı azaltarak ve arterlerinizde kalp hastalığına yol açabilecek bir plak birikimi olan aterosklerozu önleyerek kalp sağlığını iyileştirebileceğini düşündürmektedir .
  • Enflamasyonu azaltabilir; Dut yaprağı, flavonoid antioksidanlar da dahil olmak üzere çok sayıda anti-inflamatuar bileşik içerir. Bazı araştırmalar, dut yaprağının, her ikisi de kronik hastalıklarla bağlantılı olan iltihaplanma ve oksidatif stresle mücadele edebileceğini öne sürüyor.

Dut yaprağının yan etkilerine karşı önlemler;

Dut yaprağının bazı insanlarda yan etkilere neden olabilir. Örneğin, bazı insanlar takviye alırken ishal, mide bulantısı, baş dönmesi, şişkinlik ve kabızlık gibi yan etkiler bildirmiştir.

Ayrıca şeker hastalığı ilaçları kullanan kişilerin kan şekerine olan etkileri nedeniyle dut yaprağını denemeden önce bir sağlık uzmanına danışmaları gerekmektedir.

Özellikle ilaç alıyorsanız veya bir sağlık durumunuz varsa, herhangi bir bitkisel takviyeyi kullanmadan önce sağlık uzmanınıza danışmak her zaman iyi bir fikirdir.

CHP’den İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının iptali için Danıştay’a başvuru

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı daha önce kadın örgütleriyle yaptıkları başvuruyu bugün de tüm CHP grubu adına yaptıklarını duyurdu. Türkiye, Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmıştı.

Haber Merkezi / CHP, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a başvurdu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ile Grup Başkanvekili Özgür Özel, başvurunun ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundular.

Açıklamasında “Danıştay’a bu kararın yok sayılması, iptali ve yürütmesinin durdurulması yönünde üç talepli başvurumuzu az önce yaptık” diyen Özel,  özetle şunları söyledi;

“İlk olarak usul yönünden bu kararın yok olduğunu iddia ediyoruz ve bu yokluğun tespitini istiyoruz. İkincisi yapılan işlemin tamamen anayasaya aykırı olduğunu tüm yönleriyle delillendiriyor ve anayasaya aykırılık yönünden iptal etmesini istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilindi onun yarattığı olumsuz iklimin hem şiddeti uygulayanlarda hem de kanunları uygulama yükümlülüğü olanlarda yarattığı, kadınlar aleyhine olumsuz etkiyi de hepimiz görüyoruz. Yılın ilk üç ayında 88 kadının katledildiği bir ülkede, AKP İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye çalışıyor. Bu yüzden de Danıştay’dan ivedilikle bu Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın yürütmesinin durdurmasını istiyoruz. AKP’nin yaptığı tek iyi iş ne diye sorsanız İstanbul Sözleşmesi’ni söylerdik. 19 yıldır yaptıkları en iyi işten geri dönüyorlar. Coğrafi ev sahibi, ilk kabul eden ülke olduğumuz, üzerine titrediğimiz bu önemli meseleden AK Parti’nin bu şekilde çekiliyor olması elbette sadece kadınların meselesi değildir. Bu Türkiye’yi seven tüm yurttaşların meselesidir. İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak hayatı savunmaktır. Bu savunmaya hep birlikte, omuz omuza, gururla, inatla devam edeceğiz. Bir aydır partimizin hukukçularının yürüttüğü titiz çalışma sonucunda CHP Grubu olarak, bu sözleşmeye istisnasız tüm milletvekillerinin oy verdiği bir grup olarak, sözleşmeden çekilme yetkisinin TBMM’de olduğunu bir kez daha vurgulayarak, Danıştay’a bu kararın yok sayılması, iptali ve yürütmesinin durdurulması yönünde üç talepli başvurumuzu az önce yaptık.”

“İstanbul Sözleşmesi hala yürürlüktedir”

Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca da İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla “Kadın beyanı esastır” ilkesine uyulmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Bugün, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı Cumhurbaşkanlığı kararı ile çıkılması sonrasında CHP örgütleri olarak başlattığımız mücadelenin bir başka aşamasındayız. Bu sadece bir kadın meselesi olmayıp, toplumun kadın erkek tüm bireylerini ilgilendiren bir mesele olduğu mesajını da vermek istedik. İstanbul Sözleşmesi hala yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi, TBMM’de yürürlüğe girmiştir. Bu kanun yürürlükte olduğu sürece Cumhurbaşkanının bir kararname ile sözleşmeden çekiliyorum demesi hukuk literatüründe yok hükmündedir. İstanbul Sözleşmesi 18 yaşından küçük çocuklarımızın zorla evlendirilmesinin önüne geçen bir sözleşmedir.”

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukukî olarak bağlar. Sözleşmenin dört temel ilkesi; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Tarafların sözleşme kapsamında vermiş oldukları taahhütler, bağımsız uzmanlar grubu GREVIO tarafından izlenmektedir.

Nisan ayında tüketici güveni yılın en düşük seviyesinde

Mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, nisanda bir önceki aya göre yüzde 7.5 azaldı. Martta gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksi 94.1 iken nisanda yüzde 11.9 gerileyerek 82.9 oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2021 Tüketici Güven Endeksi sonuçları açıklandı.

TÜİK ve TCMB işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 7,5 oranında azaldı; Mart ayında 86,7 olan endeks, Nisan ayında 80,2 oldu.

Geçen 12 aylık döneme göre mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi Mart ayında 67,3 iken, Nisan ayında yüzde 4,9 oranında azalarak 64,0 oldu.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin hanenin maddi durum beklentisi endeksi Mart ayında 87,9 iken, Nisan ayında yüzde 7,9 oranında azalarak 81,0 oldu.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksi Mart ayında 94,1 iken, Nisan ayında yüzde 11,9 oranında azalarak 82,9 oldu.

Geçen 12 aylık döneme göre gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi Mart ayında 97,4 iken, Nisan ayında yüzde 4,7 oranında azalarak 92,8 oldu.

 

Beşiktaş Başkanı Çebi’den ‘şampiyonluk’ açıklaması: Biz olacağız

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, gündeme ilişkin düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Kamuoyunda şampiyon olamayacağımız yönünde yapılan algı çalışmalarını doğru bulmuyorum ve bunda bir kasıt arıyorum. Bizim gerimizde olan rakiplerimizin şampiyon olacağını iddia edenler bizim şampiyonluğumuza ihtimal vermiyorlar. Şampiyon biz olacağız.” dedi.

Haber Merkezi / Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde bir basın toplantısı düzenleyerek gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Çebi’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“Kamuoyunda şampiyon olamayacağımız yönünde yapılan algı çalışmalarını doğru bulmuyorum ve bunda bir kasıt arıyorum. Bizim gerimizde olan rakiplerimizin şampiyon olacağını iddia edenler bizim şampiyonluğumuza ihtimal vermiyorlar. Şampiyon biz olacağız.

Vizyonumuzdan ve ahlaki yapımızdan geri durmayacağız. Şampiyonluk ekip işidir. Yönetici arkadaşlarım, teknik ekip ve futbolcular olarak bizler inandık. Tüm camianın da bize inanmasını istiyorum. Kimsenin en ufak şüphesi olmasın. Hesaplarımızda değişen bir şey yok.

Puan kaybettiğimiz maçlarda karşılaştığımız rakiplerimizin şampiyonluk yarışındaki rakiplerimize karşı da aynı motivasyonla sahada olacaklarına inanıyorum. Bu nedenle rakiplerimizin de puan kaybedeceklerini düşünüyorum.

Camiamızdan “Beşiktaş kötü oynuyor” veya “Beşiktaş şampiyonluğu verdi” şeklinde medyada yapılan yorumları dikkate almamalarını rica ediyorum.

Çok konuşmayla başarılı olunmuyor. Ben ve arkadaşlarım Beşiktaş’ın ihtiyacı olan her türlü mücadeleyi veriyoruz. Konuşmuyor olmamız bir şey yapmadığımız anlamına gelmez. Her türlü mücadeleyi namuslu ve onur şekilde yapıyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

TFF ve MHK’nın bir takımı şampiyon yapmak istediğini düşünmüyorum. Hakemin iyisine iyi, kötüsüne kötü deriz. Bir şey hissetmemiz halinde gereğini yaparız.

Pandemi döneminde 21 takımdan oluşan bir lig oynuyoruz. Düşme hattındaki takımlar, şampiyonluğa oynayan takımlardan puan alabiliyor. Başakşehir düşme hattındaki bir takım. Başakşehir’in oynadığı oyuna bakıyoruz. Düşme hattındaki takımların fazlalığı şampiyonluğa giden takımları zorlayacaktır.

Diğer kulüplerin yöneticilerine seslenmek istiyorum. Eski alışkanlıklarınızı bu sezona yansıtmayın. Diğer takımların futbolcularına da seslenmek istiyorum. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkalarına yapmayın. Meslektaşlarınızın emeklerine saygı gösterin.

Medyadaki bazı Beşiktaşlıların, Beşiktaş’ın zarar görebileceği söylemlerden kaçınmaları gerekir. Beşiktaş, büyük ve köklü bir kulüp. Beşiktaş’ı yıpratmaya çalışanların değer görmeyeceklerini bilmelerini istiyorum.

Beşiktaş, puan farkıyla lider durumda. Sezon başında küme düşeceğimizi bile söylediler. Ben o zaman da şampiyon olacağız dedim şimdi de aynı şeyi söylüyorum. Arkadaşlarımın inancına inanıyorum. Hocamızın takıma olumlu yansıdığını görüyorum. Futbolcularıma güveniyorum. Başka bir takım şu anda önde olsaydı o takımı şampiyon ilan etmişlerdi ama Beşiktaş lider olunca söylemeye dilleri varmıyor. Olsun, 6 hafta sonra söyletiriz.

Demba Ba iyi tanıdığım ve Beşiktaş’a transferinde emeğimin bulunduğu dürüst, onurlu ve başarılı bir futbolcu. Demba Ba’nın yaşadığı olay beni şaşırtmıştır. Bir şey varsa umarım fermuarını açar ve ne söyleyecekse söyler. Bunlar Türk futbolunda alışık olmadığımız durumlar. Demba Ba, bir şey yoksa da yok demeli. Camiaları zan altında bırakmamak gerekir.

Aboubakar art niyetsiz oyuncularımızda biri. Onun sözleşmesini ben yaptım. İstersek seneye bizimle olmaya devam edecek. Eğer Aboubakar’ın bizde hakkı varsa onu verebilecek biriyim. Aboubakar’ın oynamak istememesi gibi bir durum söz konusu değil. Aboubakar olmadan da şampiyon oluruz. Futbolcularımızı yıpratmayı amaçlayan davranışlardan kaçınılması lazım. Herkes haddini bilsin.

Kulüpler Birliği Vakfı’ndaki sorunlar aynı zamanda Beşiktaş’ın sorunları. Ben uykumdan ve ailemden çaldığım vakti oraya veriyorum. Beşiktaş Başkanının Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olması Beşiktaşlılar için gurur vesilesi olarak görülmeli. Herkes evinde dinlenirken bizler pandemi demeden gece gündüz Beşiktaş için mücadele etmeye devam ediyoruz. Fuzuli konuşanları ciddiye almamak lazım. Son on yıla bakıldığında ilk kez kulübümüzün futbolcularımıza bir aylık dahi maaş borcu yoktur. Bu konuda takdiri taraftarlarımıza bırakıyorum.

Bankalar Birliği ile revize edilen sözleşmede çok emeğimiz var. Cumhurbaşkanımıza tekrar teşekkür ediyorum, kendisi Türk futbolunun önünü açmıştır. Bu sözleşme bize nefes aldırmıştır. Daha dikkatli olmalıyız. Har vurup harman savurma dönemi bitmiştir. Lisans yönetmeliklerine uyumlu davranmalıyız.

Avrupa Süper Ligi’ne ilk tepki gösterenlerdeniz. UEFA köklü bir kurum ve başarılı organizasyonlar yürütüyor. Birkaç takım ekonomik pastayı bölüşmek istedi, bunu doğru bulmuyoruz. Neyseki futbolu geriletecek bu uygulamadan vazgeçmiş durumdalar. UEFA, futbolcuları sürekli haklı gören ve kulüpleri cezalandıran tutumundan vazgeçmeli. Bunu dile getirmeye devam edeceğim.

Türkiye Kupası’nda final oynayacak olmamız başarılı bir sezon yaşadığımızın bir diğer ispatıdır. Başarı için ruh gerekir. Parayla şampiyon olunmaz. Önemli olan futbolculara ruh vererek onları oynatabilmek. Altyapıya önem veriyoruz. Kulüp başkanları futbolcu yetiştirme konusunda sabırlı olmalılar. Stat zeminlerine de iyi bakmalıyız. Erzurum’da Cenk sakatlandı. Biz ve milli takım zarar gördü. Zeminlerin iyi tutulması için teşvik sistemi getirilmeli.

Ghezzal ve Rosier’i takıma kazandırmak istiyoruz. Görüşmeler devam ediyor ama sonuçlanan bir şey yok. Aynı şekilde Aboubakar da takımda kalmak istiyor.

Beşiktaş’ın menfaatleri neyi gerektiyorsa o doğrultuda üst düzeyde mücadele ediyoruz. Yapılan her icraatın konuşulmasını doğru bulmuyorum.

Fikstür konusunda ayrıcalık talep etmiyoruz. Bir maçın tarihi değiştiğinde bu durumda diğer maçlar da etkileniyor. Fikstür konusunda başka bir değişiklik olacağını düşünmüyorum.

TFF ve MHK’nın bir takımın başarılı olması konusunda taraftar olduğuna inanmıyorum. Hakemler hata yapıyor. Bu hatalar kabul edilemez. Bu konularda en çok mağdur olan taraf biziz. Bunu sürekli dile getiriyoruz. Bunları önlemek adına çabalamaya devam edeceğiz.

Erkenden şampiyonluk havasına girilmemesi yönünde gerekli uyarıları yapmıştık. Son iki haftaada yaratılan algı nedeniyle başka şeyler konuşmaya başladık. Efendilik ve rakiplerimize saygı nedeniyle şampiyonluk iddiamızı dile getirmedik Artık net bir şekilde şampiyon biz olacağız diyorum. Futbolcularımın da böyle düşünmesi beni mutlu eder. Puan kaybettiğimiz rakiplerin motivasyon kaynağı umarım sadece oynadığımız iyi futboldur. Puan kaybettiğimiz rakiplerimizin şampiyonluk yolundaki rakiplerimizden de puan alacağına inanıyorum. Biz de iyi oyunumuzu sahaya yansıtacağız.

Altyapımızın başında Mehmet Ekşi var. Pandemi altyapı konusunda bizi olumsuz etkiledi. U-19 dışında maçlar oynanmıyor, çalışmalar yapılamıyor. Pandeminin yarattığı zararı ileride Türk futbolu olarak yaşayacağız.

Larin sevdiğimiz bir futbolcu. Saygılı ve fedakar bir oyuncu. Kiraya verdiğimiz yerde neredeyse üstüne para vermişler. Buraya tekrar geldiğinde ona imkan verdik. Hocamıza da teşekkür ediyorum. Larin ile ilgili teklifler geliyor, gelecektir. Sezon sonuna kadar transfer konuşmayacağım.

Cenk önümüzdeki sezonun ilk yarısına kadar ancak toparlanacaktır. Kulübünün tasarrufu ne olur bilmiyorum. Kapımızı çaldığı takdirde ona kapılarımız her zaman açıktır.

Eski futbolumuza döndüğümüz takdirde, rakiplerimizin rakipleri istekli ve hırslı oynarlarsa şampiyonluğa daha erken ulaşabiliriz. Biz kendimizden eminiz.”

 

Kim Kardashian, son paylaşımlarıyla sosyal medyayı salladı

Dünyadaki en cazip bekar kadın benzetmesi yapılan Kim Kardashian, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı son paylaşımlarla adeta sosyal medyayı salladı. Kardashian, fotoğraflarını “anlaman için değil” notuyla paylaştı.

Haber Merkezi / Tatil keyfi yapmaya devam eden Kim Kardashian, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımlarla hayranlarına “keyfim yerinde” mesajını verdi.

40 yaşındaki Kardashian, krem rengi plaj kıyafetiyle verdiği pozları “anlaman için değil” notuyla paylaştı. Kim Kardashian’ın fotoğrafına 4 milyona yakın beğeni geldi.

Eşi Kanye West’e boşanma davası açtıktan sonra onlarca flört teklifi aldığı belirtilen Kim Kardashian için dünyadaki en cazip bekar kadın benzetmesi yapılıyor.

Kardashian, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla takipçilerinin beğenisini kazanıyor. Kardashian’ın yaptığı paylaşımlardan bazılarını sizler için derledik:

İYİ Parti Lideri Akşener: Patates, soğan güle güle Erdoğan

Partisinin TBMM’deki düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, iktidara ekonomik kriz üzerinden yüklenerek, “Sayın Erdoğan, eşin, dostun, yandaşın istediği kadar şahlansın. Bunlar artık son şahlanışlarınız. O sandık gelecek ve kutlu karar göklerden tepenize inecek. Sizin gidişiniz milletimizin şahlanışı olacak. Geliyor gelmekte olan. Patates, soğan güle güle Erdoğan.” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndaki (TCMB) 128 milyar doların akıbetini yeniden soran Akşener, “Masal dinliyoruz. Peki sonuç? Sonuç ortada. Milletimizin alın teri döviz rezervimiz birilerinin cebine girmiş. Allah korusun bugün başımıza bir şey gelse cep delikli cepken delik. 2001 krizinde bile MB döviz rezervi 27.5 milyar dolardı. İşte size ekonomi dehası Sayın Erdoğan ve beş maaşlı danışmanlarının Türkiye’yi getirdiği nokta” dedi.

“Sayın Erdoğan ve ekibinin millet menfaatine söylenmiş hiçbir söze kulak asmamak gibi garip bir huyu var. Salgın konusunda da ilk günden beri tüm uyarılarımızı yaptık” diyen Akşener, şöyle devam etti:

“Bilim insanlarıyla alan insanlarıyla çalışıp önerilerde bulunduk. Doktor milletvekili arkadaşlarımız arı gibi çalışıp önerilerde bulundular. Biz bu önerileri iktidarı oluşturan muhteremlere ilettik. İstedik ki milletimiz iktidarın beceriksiz ellerinde bari bu kon uda hırpalanmasın ancak maalesef tıp ne derse desin Sayın Erdoğan o meşhur inadıyla bildiğini okumaya devam etti. Bilim ’15 gün tam kapanma’ dedi duymazdan geldi.

Salgın büyüdü, bilim ’28 gün kapanma şart’ dedi. Kendisi oralı bile olmadı. Geçen gün yine bilim ve uzmanlara direndi, sonuç ortada. Salgın tam gaz devam ediyor. Büyük illüzyonist Sayın Erdoğan’ın becerikli ellerinde memleket adeta bir kayıplar ülkesi oldu. Sipariş edildiği söylenen aşılar kayıp, gri pasaportla yurt dışına gönderilen belediye görevlileri kayıp, Ege’de adalar, Mısır’da Rabia kayıp; uçan ekonomi masalları anlatılırken 128 milyar dolarlık rezerv kayıp.

‘Milletin derdine düşenler için demokrasi kayıp’

Kayıpların peşine düşenler için adalet kayıp, milletin derdine düşenler için demokrasi kayıp, milletimiz için hak, hukuk kayıp, gençlerimizin umudu kayıp, e tabi haliyle 128 milyarı kaybeden Power Point sunumlarının efendisi damat bakan da kayıp. Ülkemizde birileri, bir şeyler sürekli kayboluyor.”

İyi Parti Lideri Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“101 yıl sonra bugün ise maalesef millet iradesini hiçe sayan bir iktidarla ve çocuklarımıza yapılan her türlü kötü muameleye sessiz kalabilen çirkin bir anlayışla yüz yüzeyiz. Ne kadar yazık değil mi, nereden dereye!

Sayın Erdoğan ve ekibinin millet menfaatine söylenen sözlere kulak asmamak gibi zararlı bir huyu var. Salgın konusunda ilk günden beri bütün uyarılarımız yaptık, önerilerimiz sunduk.

Doktor vekil arkadaşlarımız önerilerde bulundular. Biz bu önerileri iktidarı oluşturan muhteremlere ilettik. Milletimiz, iktidarın beceriksiz ellerinde hırpalanmasın istedik.

Ancak Sayın Erdoğan meşhur inadıyla bildiğini okumaya devam etti. Bilim 15 gün tam kapanma dedi kendisi duymazdan geldi. Salgın büyüdü, bilim 28 gün kapanma dedi. Salgın yavaşlamadı, tam gaz devam ediyor.

Sayın Erdoğan’ın becerikli ellerinde memleket bir kayıplar ülkesi oldu. Sipariş edildi denilen aşılar kayıp, gri pasaportla yurt dışına gönderilen belediye personelleri kayıp, Mısır’da Rabia kayıp, 128 Milyar dolarlık kayıp, adalet kayıp, demokrasi, hak, hukuk, huzur kayıp.

Kadınlarımızın mutluluğu, gençlerimizin umudu kayıp. Haliyle 128 Milyarı kaybeden sunumların efendisi damat bakan da kayıp. Milletimizin dertlerinin yapay gündemlere kurban verilmesine izin vermeyeceğiz. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun milletimiz 128 milyar doların akıbetini soruyor.

Cevap geliyor. Sayın Erdoğan’ın ekonomi gurusu danışmanlarından biri öyle bir para olmadı diyor. Biri çıkıyor şuna dağıttık diyor. Bir başkası çıkıyor milletin cebinde diyor.

Merkez Bankası Başkanı paranın bozdurulduğunu söylüyor. Hazine Bakanı çıkıyor, Merkez Bankası bilgilendirme yapmalı diyor. Dün de küçük ortak çıkıyor para Merkez Bankası’nın kasasında diyor.

Ekonominin İnek Şabanı ile Badi Ekrem’i el ele verip döviz kurunu baskılamak için Hazine’deki dövizi sattı.

Bu pandemide olmadı. Bir puan artırmamak için sattılar da sattılar. Şimdide bilançoda eksilen bir şey yok diyorlar. Bir yandan kredi ve swaplarla borçlandığınız dövizleri ölü fiyata sattınız.

Böyle ciddiyetsizlik olabilir mi? Kendi dolarını satıp bunu swapla kasana geri koyunca hiçbir şey değişmemiş mi oluyor?

Gerçekten kaybolan bir şey yoksa hadi o 128 milyar doları yerine koyun da hep beraber görelim.

Sayın Erdoğan, eşin, dostun, yandaşın istediği kadar şahlansın. Bunlar artık son şahlanışlarınız. O sandık gelecek ve kutlu karar göklerden tepenize inecek. Sizin gidişiniz milletimizin şahlanışı olacak. Geliyor gelmekte olan. Patates, soğan güle güle Erdoğan.

Bakın, yaşanmış bir başka örnek daha vereyim;4B Sözleşmeli bir hemşire kardeşimiz, doğum yapıyor. 4 hafta doğumdan önce, 4 hafta da doğum sonrasında, iznini kullandıktan sonra bebeğini, Mersin’deki annesine bırakıp, görev yaptığı Mardin’e geri dönüyor.

Bu arada, eşi de Diyarbakır’da sözleşmeli personel… Tabi, sözleşmeli personel olduğu için, tayin hakkı yok, eş durumu, mazeret tayini gibi hakları da yok.

Bu hemşire kardeşim, mecburen anne sütünü sağıyor, eczaneden aldığı saklama poşetine koyup, kargoyla, Mardin’den Mersin’e gönderiyor. Kargo süresi uzayınca, anne sütü bozuluyor. Bir anneye reva görülen zulme bakar mısınız?

Şimdi biz bu annenin çaresizliğini nasıl görmezden gelelim? Pandemi döneminde, el üstünde tutmamız gereken bir sağlık çalışanımızın, düşürüldüğü bu zor duruma, nasıl sessiz kalalım?

Dönüp dönüp, aynı mevzulardan sorun üretiyor, dönüp dönüp, aynı yalanlardan siyaset devşirmeye çalışıyor. Dönüp dönüp, aynı masalları anlatıyor.

Bakın size bazı örnekler vereyim; ‘2016 yılı, Türkiye için şahlanma yılı olacak.’ ‘2017, Türkiye için şahlanma yılı olacak.’ ‘Türkiye, 2018’de eşik atlayacak.’ ‘2019 yılı, dünyada Türkiye’nin yılı olacak.’ ‘2020, Türkiye’nin yılı olacak. Ekonomide şahlanma dönemi olacak.’ Bütün bu sözler, bizzat Sayın Erdoğan’a ait. Ve ne acıdır ki, her yeni yıl, bir öncekinden kötü oldu.

Milletimiz fakirleşti, paramız pul oldu, işsizlik arttı, gençlerin umudu soldu. Şimdi kalkmış yine, aynı hikayeyi anlatıyor. Diyor ki; ‘2021 Türkiye için şahlanış yılı olacak.’ Güler misin, ağlar mısın?

Pandemi sürecinde yoğun çalışma şartlarında, çocuğu olan 4B’lilerin çoğu, sağlık çalışanı oldukları için, çocuklarına bakıcı bulamadılar. Aralarında evine kamera taktırıp, kapıyı da dışarıdan kilitleyip, çocuklarını Allah’a emanet ederek, göreve gidenler var.

Bu insanlara yazık değil mi? Bu insanlara günah değil mi? Böyle vicdansızlık, böyle umursamazlık olur mu? Allah aşkına, çoluğunuz çocuğunuz yok mu sizin? Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor? Yazıklar olsun hepinize!

Çok önemli bir projemiz var. Adını ‘Artagan’ koyduk. Bu projemizle kayıt dışı ekonomiyle sözde değil özde mücadele edecek bir seferberlik başlatacağız.

Ezcümle Sayın Erdoğan’ın icat ettiği bu ucube sistemle vatandaşımızın sırtına yüklediği yükü indireceğiz. Kamudaki personel adaletsizliğinden vergideki adaletsizliğe, milli gelirden pay almadaki adaletsizlikten fırsat eşitsizliğine kadar her alanda çalışan üreten vatandaşlarımızdan yana olacağız.

Onlar eşi dostu yandaşı dinler, İYİ Parti milleti dinler. Vizyonumuz, işinin ehli insanlarımız ile emin adımlarla geliyoruz. Her geçen gün büyüyoruz. Milletimiz bize inanıyor, güveniyor.

İYİ Parti iktidarında hiçbir bakan yönettiği bakanlığa mal satmayacak, satamayacak. Ticaret Bakanı, Ticaret Bakanlığı ile ticaret yapamayacak. Biz eşin, dostun, doymak bilmeyen 5 müteahhitin cebini değil, vatandaşın cebini doldurmaya niyetliyiz. Türkiye çözümsüz, sahipsiz değil.”

Demirtaş’tan ‘Erkan Oğur’ tepkisi: Kimse üstünü çizemez

Edirne F Tipi Cezaevi’nde Kasım 2016’dan bu yana tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘Erkan Oğur ile hapishane anım’ başlığıyla yayımlanan yazısında, kimsenin Erkan Oğur gibi bir sanatçının üstünü çizemeyeceğini belirterek “Ömrünü sanata adamış insanları öyle bir çırpıda silip atamazsınız. Zaten bu mümkün de değildir” ifadesini kullandı.

Haber Merkezi / Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın seslendirdiği türküde kopuz çaldığı için eleştirilen müzisyen Erkan Oğur’la ilgili bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş, Artı Gerçek’te ‘Erkan Oğur ile hapishane anım’ başlığıyla yayımlanan yazısında “İbrahim Kalın’ın sözcülüğünü yaptığı otoriter rejim, bizi türlü kumpaslarla, yalanlarla, iftiralarla bu satırları yazdığım 12 metre karelik hücreye attı diye onlara boyun eğecek halimiz yok. Yanımızda milyonlarca insanın desteği, duası, dayanışması varken, eh bir de arada Erkan Oğur dinleme fırsatı bulmuşken moralimizi bozacak değiliz” dedi.

‘Tüm ezilenler için, daha güzel yarınlar için direneceklerini’ söyleyen Demirtaş, son bir yılda yüzden fazla müzisyenin işsizlik nedeniyle hayatına son verdiğini belirtti. Demirtaş, şunları kaydetti:

“Bu sömürü düzenine karşı direnmeyip de ne yapacağız? Bu ülkenin çeşitli kimliklerden ve inançlardan binlerce onurlu sanatçısı var. Sanatın muhalif duruşunu hakkıyla başarıyla temsil eden binlerce haysiyetli evladı var. Sadece onlar mı, direnen on milyonlar var. Ne diye moralimizi bozalım ki? Nereye baksak umut var, cesaret var. Ezilenlerin, direnenlerin görkemli dayanışması var.”

‘Ömrünü sanata adamış insanları öyle bir çırpıda silip atamazsınız’

Demirtaş, ‘baskı dönemlerinde sanatçının, aydının duruşunun çok önemli olduğunu’ vurgulayarak “Halkına öncülük yapamasa bile zulmün değirmenine su taşımamalıdır kanımca. Niyetten bağımsız olarak ortaya çıkan sonuç, bazen can sıkıcı olabiliyor. Ben, sadece sitem ve eleştiri hakkımızı kullanarak düşüncelerimizi aktarıyorum” diye yazdı.

Demirtaş, şöyle devam etti:

“Buradan yola çıkarak kimse Erkan Oğur gibi bir sanatçının üstünü çizemez. Ömrünü sanata adamış insanları öyle bir çırpıda silip atamazsınız. Zaten bu mümkün de değildir.

Erkan Oğur’u, biz burada duvarları yıkan sesiyle biliriz, severiz. Hep öyle olsun, onunla güzel anılarınız hep güzel kalsın isteriz. Onu dinlerken Kalın İbrahim’i değil, İnce Erkan’ı hissetmeyi tercih ederiz. Dinleyicileri olarak bu kadarına hakkımız vardır sanırım.”