Tuncer Bakırhan: 100 Yıldır Kirli Bir Oyun Oynanıyor
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor. Bölgede halkları kabul etmeyen, halklara isyan; ülkelere de onları bastırma zemini bırakırmış. Bu oyun ülkeye savaş kan çatışma getirdi. 100 yıldır devam eden bu kısır döngüyü kurmak gerekiyor.” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, CHP Genel Merkezi’nde Özgür Özel ile görüştü. Genel başkanlar görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, özetle şu ifadeleri kullandı: “Suriye’yi konuştuk, bölgeyi konuştuk, kuzeydoğu Suriye’deki gelişmeleri konuştuk. Siz de takip ediyorsunuz orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzin ile gidenler var. Bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışmalı şiddetin son bulmasını meselenin diyalog müzakere barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye’de sabah akşam Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye’de sanki demokratik bir zemin var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Tekrar ediyoruz, Kürtler yaşamış oldukları ülkelerde hiçbir zaman yaşadıkları ülkelere ve komşulara tehdit olmadılar ve bundan sonra da olmayacaklardır. Bu aslında biliniyor. Ama bu konuda bir ezber var ve bunun artık bozulması gerekiyor.
Yine Kürtler bölgede yaşadıkları hiçbir ülkenin değerleri ile sembolleri ile bayrağıyla bir sorunları yok olmayacak da. Bunun üzerinden oluşturulan algıları kabul etmiyoruz. Yüzyılları bölgeden çok kirli bir oyun oynanıyor siz de takip ediyorsunuz. Aslında bu oyunu bilmeyen yok. Bölgede halklara isyan ülkelere onları bastırmaz zemini bırakılmış. Savaş ve çatışma getirdiği artık yüzyıldır devam eden bu oyunu bu kısır döngü kırmak gerekiyor. Bunu kırabileceğimize inanıyoruz. Aslında 27 Şubat’ta sayın Öcalan’ın yaptığı çağrı bölgede yüzyıllık bu kısıl döngüyü kaldırmaya yöneliktir. Ama maalesef bu süreçte bir sabotaj gerçekleşti Halep’te bir saldırı gerçekleşti.
Orada silahsız günahsız yaşayan Kürtler göç etmek zorunda kaldı. İnsanlar yaşamını yitirdi. Birileri istiyordu ki halklar sürekli çatışsın ama Kürtler Suriye’de Araplarla çatışmak istemedikleri için bir halklar arası çatışma savaşı yaşanmasın diye Halep’i terk ettiler. Bu oyunu görmek gerekiyor büyük ve tehlikeli bir oyun var biz DEM Parti olarak bu oyunun farkındayız umarım ülkeyi yöneten iktidarda halkları karşı karşıya getiren hegemonik güçlerin çıkarına oluşturulan bu zemini görür ve bu oyunların olmaması için üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirir.”
Mürşitpınar Sınır Kapısı çağrısı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bir kez daha ifade etmek isteriz ki siyaset konuşmak için ve çözüm üretmek için yapılır. Siyaset, ayrılıklar, kavgalar, çatışmalar üzerinden değil; barış, kardeşlik ve dostluk üzerinden yarınları kurmak için yapılır. Biz Türkiye’de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz tüm süreçlerde Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını iç içe gördük. Bunun dışında bir şeyi düşünmek, tahayyül etmek, planlamak zaten akıl ve mantıkla bağdaşır bir durum değildir.
Suriye’de bir an önce istikrarın sağlanmasından; Suriye’de hem Türkmenleri, hem Arapları, hem Kürtleri, hem Dürzileri, hem Alevileri kapsayıp anayasal güvence altına alan ve Suriye’de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye’nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de söyledim. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım. Türkiye’de 6 – 8 milyon Arap yaşıyor ama zaman zaman işte Suriye’deki karışıklıklar, onun yarattığı iç göç Türkiye’deki sığınmacı problemleri yüzünden sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor.
Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. Ama işler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Biraz önce Sayın Genel Başkanın da bahsettiği gibi bir nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz.
Biz burada iki Eş Genel Başkan, bir Genel Başkan yan yana duruyoruz. Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var. Ama hepimiz biz kardeşiz. Bizim ürettiğimiz siyaset düşmanlık üretemez. Düşmanlık üzerinden, gerilim üzerinden beslenemez. Sadece şu soruyu sormak gerekir; Ben her gün güne başlarken kendime bu soruyu soruyorum.
Bu oyunda kazanan İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı? Yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı? Niye kilometrelerce ötede ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayan, ömürleri boyunca dünyanın neresinde petrol varsa, neresinde maden varsa, neresinde sömürülecek bir şey varsa oraları sömürmüş olanlar buradan yine kazançlı çıksın? Barışı sağlayalım, kardeşliği sağlayalım, demokrasiyi sağlayalım. Biz kazanalım bir sefer de. Bunun yolu herkesin cesaretle inisiyatif almasından geçiyor.
Öncelikle Suriye’deki gelişmeler ve şu anda Suriye’de yaşanan insanlık dramını dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz. Bir yandan Türkiye’den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılıyor olmasını olumlu görüyoruz. Ama orayı bu hale kim getirdi bir de ona bakmak lazım. Orada bir takım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, beş tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım TIR’ları yollamak yerine, bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp, hep söylediğimiz gibi diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor Suriye’de de. Ama bir yandan da şunu söylemek lazım.
Şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak? Yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu sırada içeride de görüşmede de konuştuk. Bu yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan, çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gereken yere ulaşıyor. Bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz.
Teorik olarak şöyle söyleyeyim, Feti Bey’in değerlendirmeleri çok kıymetli. Zaman zaman sürece yönelik son derece olumlu, katkı sağlayabilecek, demokrasiden yana, adil yargılanmadan yana açıklamalar yapıyor. Bunları çok kıymetlendiriyoruz. Bunu çok önemsiyoruz. Ama bir de pratikte bir şey söyleyeyim, Feti Bey diyor ki ‘Keşke mevzuat uygun olsaydı.’ MHP için mevzuatı uygun hale getirmek, ‘Keşke’ diyor ya, ‘keşkek yapmaktan’ daha kolay. Feti Bey bu sabah keşkek yapmaya karar verse daha çok uğraşır.
Yapacakları bir tek şey var, her konuda kayıtsız şartsız destek verdikleri, her türlü siyasi riski aldıkları, emekliye sefalet ücreti verilirken bile ‘İktidar değil ittifak ortağıyız, destek vermek siyasi ahlak gereğidir’ diyerek destek verdikleri Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bu sabah bir telefon açıp, ‘Sayın Bahçeli canlı yayını uygun görmüştür. Sayın Erdoğan da ‘Devlet Bey isabet buyurmuşlar, yerinde olur’ dediğine göre biz Meclis’in açıldığı ilk gün Cumhur İttifakı olarak davaların, eğer yargılananlar da talep ediyorlarsa canlı yayınlanmasının önünde bir engel bırakmayalım’ ki bizim yargılanacak arkadaşlarımızın tamamı talep ediyor.
Çünkü tamamı, bizim iftira dediğimiz bir takım iddiaların da duyulmasını, yanıtlarının da canlı yayında verilmesini, öyle kulaktan dolma olmamasını istiyoruz. Feti Bey bugün keşkek yapmaya karar verse uğraşması lazım. Öyle ‘keşke’ dediği mesele bir telefonluk iştir. Biz de hemen komisyon toplantısına katılır, ertesi gün de Meclis’te ya da iki gün sonra yine Meclis’te oy birliği ile çıkmasına katkı sağlarız. O yüzden Feti Bey’in canı keşkek istiyorsa keşkek bizden olsun, Egeliyiz. ‘Keşke’ demesin, şu kanunu getirsin.”






























