Son 20 Yılda Dünya Genelinde Yaşanan En Ölümcül Depremler

Türkiye sabaha karşı Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6’lık depremlerle sarsıldı. Depremler, Türkiye ile Suriye’nin yanı sıra Irak, Mısır, Lübnan, İsrail ve Kıbrıs’ta da hissedildi.

Geniş bir coğrafyada hissedilen ilk ve ikinci depremin ardından pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Önceden tahmin edilmesi güç doğal afetlerin başında gelen depremler büyük can ve mal kaybına neden oluyor.

Son 20 yılda meydana gelen ve önemli can kaybına yol açan depremlerden bazıları:

Haiti – 14 Ağustos 2021 : Atlas Okyanusu’ndaki Karayipler’de yer alan Haiti, son yıllarda şiddetli birkaç depremle sarsıldı. En son 2021’de meydana gelen 7,2 şiddetindeki depremde 2 bin 200’den fazla can kaybı yaşandı, 13 binden fazla evi de ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Endonezya – 28 Eylül 2018 : Doğal felaketlerin sıklıkla yaşandığı ülkelerden biri olan Endonezya şiddetli sarsıntıların yaşandığı ülkelerin başında geliyor. Ancak Sulawesi adasını 2018 yılında vuran 7,5 büyüklüğündeki deprem ve ardından 1 buçuk metrelik tsunami son yıllarda yaşanan en acı felaketlerden biri olarak hafızalara kazındı. Yaşanan deprem ve tsunami 4 bin 300’den fazla kişinin ölümüne neden oldu.

İran – 12 Kasım 2017 : Deprem felaketinin sıklıkla yaşandığı ülkelerden biri diğeri olan İran’ın Kermanşah bölgesini 2017 yılında 7,3 büyüklüğündeki deprem vurdu. 400’den fazla can kaybının yaşandığı afet, komşu ülke Irak’ta da altı kişinin ölümüne yol açtı.

Meksika – 19 Eylül 2017 : 2017’de Meksika’nın orta kesimlerini vuran 7,1 büyüklüğündeki deprem, 1985’teki binlerce kişinin ölümüne yol açan büyük depremin yarattığı travmayı yeniden hatırlattı. 396 kişi yaşamını yitirdiği deprem başkent Meksiko City’de büyük tahribata neden oldu.

İtalya – 24 Ağustos 2016 : 2016 yılında ülkenin orta kesimlerini vuran 6,2 büyüklüğündeki deprem 3 yüz kişinin hayatına mal oldu. Başkent Roma’nın doğusundaki dağlık bölgede yaşanan felaket sonucu merkez üssüne yakın Accumoli kentinde ve çevresinde toprağın 20 santimetre çekildiği, 16 santimetrelik kayma olduğu duyuruldu.

Ekvador – 16 Nisan 2016 : Güney Amerika’nım Büyük Okyanus kıyısındaki ülkelerinden Ekvador’u 2016 yılında sarsan 7,8 büyüklüğündeki depremde en az 650 kişi yaşamını yitirdi.

Afganistan – 26 Ocak 2015 : Afganistan’da Hindikuş dağlarında meydana gelen ve ülkenin kuzeydoğusu ile komşusu Pakistan’ın kuzeyini sarsan 7,8 büyüklüğündeki deprem en az 400 kişinin yaşamına mal oldu.

Nepal – 25 Nisan 2015 : Yaklaşık 9 bin kişinin yaşamını yitirdiği 7,8 büyüklüğündeki deprem sekiz milyondan fazla kişinin yaşamını alt üst etti.

Çin – 2 Ağustos 2014 : Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletinde yaşanan 6,3 büyüklüğündeki sarsıntı en az 6 yüz kişinin ölümüne yol açtı.

Pakistan – 24 Eylül 2013 : Pakistan’ı sarsan 7,7 ve 7,8 büyüklüğündeki “ikiz deprem” ülkenin güneybatısındaki Belucistan Eyaletinde büyük yıkıma yol açtı. Felakette en az 8 yüz kişi can verdi.

İran – 11 Ağustos 2012 : İran’ın kuzeybatısındaki Tebriz kenti yakınlarını iki kez sarsan 6,4 ve 6,3 büyüklüğündeki depremlerde en az 3 yüz kişi hayatını kaybetti.

Türkiye – 23 Ekim 2011 : 7,2 büyüklüğündeki Van depreminde 6 yüzden fazla kişi can verdi.

Japonya – 11 Mart 2011 : Ülkenin kuzeydoğusunu vuran 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tetiklediği tsunami sonucu 15 bin 690 kişi hayatını kaybetti, 5 bin 70 0 kişi yaralandı.

Yeni Zelanda – 22 Şubat 2011 : Christchurch kentini vuran 6,3 büyüklüğündeki depremde en az 180 kişi yaşamını yitirdi.

Şili – 27 Şubat 2010 : Güney Amerika ülkesi Şili’de meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki deprem ve tetiklediği tsunami 5 yüzden fazla kişinin yaşamına mal oldu, yüzbinlerce ev zarar gördü, otoyollar ve köprüler yıkıldı.

Haiti – 13 Ocak 2010  : Başkent Port-au-Prince’i vuran 7,0 büyüklüğündeki depremde en az 316 bin kişi can verdi.

Çin – 12 Mayıs 2008 : Siçuan kentini vuran 7,8 büyüklüğündeki depremde 87 bin 900 kişi yaşamını yitirdi.

Asya – 26 Aralık 2004 : 9,15 büyüklüğündeki deprem Endonezya’nın Sumatra adası yakınlarında meydana geldi ancak sebep olduğu tsunami Endonezya’nın yanı sıra Tayland, Hindistan, Sri Lanka ve bölgedeki birçok ülkeyi etkiledi. 230 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği ya da kaybolduğu felakette köyler ve turizm merkezleri büyük yıkıma uğradı.

Pakistan – 8 Ekim 2005  : Başkent İslamabad’ın kuzeydoğusunu sarsan 7,6 büyüklüğündeki deprem ülkede 73 bin kişinin ölümüne yol açtı. Aynı zamanda Keşmir’i de vuran sarsıntı burada da bin 200’den fazla can kaybına yol açtı.

İran – 26 Aralık 2003 : Ülkenin güneydoğusundaki Kerman eyaletinde yaşanan 6,6 büyüklüğündeki deprem felaketi Bam kentin yerle bir etti ve 31 bin kişinin yaşamına mal oldu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Türkiye Ve Suriye İçin Yardım Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye’de Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Malatya, Hatay, Kilis ve Osmaniye’yi ve Suriye’nin kuzeyini vuran depremler sonrası acil müdahale için harekete geçti.

Depremlerde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2023 yılı planını açıkladığı genel kurul toplantısının başında, ülkeleri Türkiye ve Suriye’ye “cömert bir şekilde” yardım yapmaya çağırdı.

Guterres, “Birleşmiş Milletler acil müdahaleyi desteklemek üzere harekete geçti. Bu felaketten etkilenen herkese yardım etmek üzere dayanışma içinde birlikte çalışalım.” dedi.

BM kuruluşları seferber oldu

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi de hayatta kalan herkese, mümkün olan her yerde saha ekipleri aracılığıyla yardım sağlamaya hazır olduklarını aktardı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, acil sağlık ekiplerine yaralılara ve en savunmasız kişilere temel bakım sağlamaları için yeşil ışık yakıldığını söyledi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin (OCHA) Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Sert bir kışın zirvesinde, Türkiye ve Suriye’yi vuran depremler karşısında şok olduk. Ekiplerimiz, konuşlanmaya hazır olan Birleşmiş Milletler Afet Değerlendirme ve Koordinasyon Merkezi (UNDAC) acil müdahale ve kurtarma ekipleriyle hasarı değerlendiriyor.” açıklaması yapıldı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Suriye hesabından yapılan paylaşımda “UNHCR, Suriye’de ihtiyacı olanlara yardım ve destek sağlamak için BM kuruluşları ve diğer insani yardım aktörleriyle aktif olarak bir müdahale koordine ediyor.” ifadeleri yer aldı.

Gaziantep’te temel yardım malzemeleri hazırlandı

Ankara’dan gelen resmi uluslararası yardım talebinin ardından BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), acil durum müdahalesini desteklemeye hazır olduğunu kaydetti.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Kalplerimiz ve düşüncelerimiz yıkıcı depremlerden etkilenen Türkiye ve Suriye’deki çocuklar ve ailelerle birlikte. Sevdiklerini kaybedenlere en derin taziyelerimizi sunuyoruz,” dedi.

BM’nin Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Gaziantep’teki deposunda dağıtılmak üzere temel yardım malzemeleri hazırladığını açıkladı.

Depremin vurduğu bölgelerle dayanışma içinde olduğunu söyleyen örgütün Genel Direktörü Antonio Vitorino, “Depremden etkilenenleri desteklemek ve acılarını hafifletmeye yardımcı olmak için bölgedeki hükümetlerle yakın işbirliği içinde çalışacağız.” dedi.

Depremin vurduğu kuzeybatı Suriye’de, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere insani yardıma muhtaç yaklaşık 4,1 milyon kişi yaşıyor.

Paylaşın

Türkiye, Gıda Enflasyonunda Dünya Beşincisi

Dünya genelinde gıda fiyatları düşerken, en yüksek gıda enflasyonu yüzde 285 ile Zimbabve’de görüldü. Afrika ülkesini yüzde 158 gıda enflasyonu ile Venezuela ve yüzde 143 ile Lübnan takip etti.

Gıda enflasyonun yüzde 95 seviyesine ulaştığı Arjantin, dördüncü sırada yer alırken yüzde 77 gıda enflasyonuyla Türkiye ilk beşi tamamladı. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler sırasıyla Gana, Sri Lanka, Ruanda, Surinam ve Haiti oldu.

Dünya Bankası, “Gıda Güvenliği” raporunu blog sitesinden yayımladı. 30 Ocak’ göre en yüksek gıda enflasyonu yüzde 285 ile Zimbabve’de görüldü.

Afrika ülkesini yüzde 158 gıda enflasyonu ile Venezuela ve yüzde 143 ile Lübnan takip etti.

T24’ün aktardığına göre; gıda enflasyonun yüzde 95 seviyesine ulaştığı Arjantin, dördüncü sırada yer alırken yüzde 77 gıda enflasyonuyla Türkiye ilk beşi tamamladı. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler sırasıyla Gana, Sri Lanka, Ruanda, Surinam ve Haiti oldu.

Gıda krizi daha da kötüleşecek

Raporda, Birleşmiş Milletler Küresel Gıda Fiyatları Endeksi ve gübre fiyatlarındaki düşüşün devam ettiği de bildirildi. Ancak gübre fiyatlarının hâlâ normal seviyelerin üzerinde olduğu uyarısı yapıldı.

Dünya Bankası raporunda, gıda krizinin bazı ülkelerin uygulamaya koyduğu ticareti kısıtlayan kararlarla daha da kötüleştiği vurgusu yapıldı. Aralık ayı itibarıyla 19 ülkenin 23 gıdanın ihracatına engel getirdiği; 8 ülkenin ise ihracatı kısıtlayan 12 önlem karar aldığı belirtildi.

DİSK-AR: Dar gelirlinin gıda enflasyonu yüzde 104,8

Öte yandan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), dar gelirli vatandaşların maruz kaldığı gıda enflasyonunu açıklamıştı.

Açıklamada, TÜİK’in gıda enflasyonu ocak ayında yüzde 71 iken emeklilerin gıda enflasyonunu yüzde 90,5 olarak hesaplanmıştı.

Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 77,1; düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 91,5 olurken, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 104,8 olarak gerçekleşmişti.

DİSK-AR’dan yapılan açıklamada, “Böylece, en yoksul gelir grubu yüzde 114,9 oranında gıda enflasyonu hissederken, en yüksek gelir grubu ise yüzde 57,3 oranında gıda enflasyonu hissetmiş oldu. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor” denilmişti.

Aralık 2002’de yüzde 29,7 olan enflasyon oranının Ocak 2023’te yüzde 57,68 olduğunun anımsatıldığı raporda, şu ifadelere yer verilmişti:

“Böylece AKP hükümeti enflasyonu 28 puan artırdı.

2005’te 114 olan TÜFE, 2023’te 1.203’e yükseldi. 2005’te 112 olan gıda fiyatları endeksi ise 2023’te 1.628’e çıktı.

Böylece 2005’ten bu yana TÜFE 1.089 puan, gıda fiyatları endeksi 1.546 puan arttı. 2005’te yüzde 9,2 olan enflasyon oranı 2023’te yüzde 57,7 oldu. 2005’te yüzde 6,8 olan gıda enflasyonu ise 2023’te yüzde 71’e yükseldi.”

Paylaşın

Seçimin Sonucu HDP’nin Desteği Belirleyecek

BBC, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analiz yayınladı. Hazine yardımlarının bulunduğu hesaplara bloke konduğunu, kapatma davası açıldığını ve partinin eski eş genel başkanı Demirtaş’ın 2016’dan beri cezaevinde tutulduğunu hatırlatılan analizde, seçimlerin sonucunu belirleyebilecek olan partinin HDP olduğunu vurguladı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır milletvekili Hişyar Özsoy ise HDP’nin kapatılmasının söz konusu olabileceğini ama bu durumun seçimleri etkilemeyeceğini söyleyerek “Eğer parti kapatılsa bile halkımız diğer siyasi partileri kullanarak seçimlere girmenin yolarını bulacaktır” dedi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, Türkiye’de yaklaşan seçimleri mercek altına aldı. Artı Gerçek‘in aktardığına göre, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimler öncesinde ekonomik krizin derinleştiği belirtilen analizde, “Türkiye’deki seçimler: Yaşam pahalılığının ortasında Erdoğan için en büyük sınav” başlığı kullanıldı. BBC, seçimlerin sonucunu belirleyebilecek olan partinin HDP olduğunu vurguladı.

“Çok savunmasız hissediyorum. Sanki bir ormanda hayatta kalmaya çalışıyorum”

Analizde, “Türkiye’de resmi enflasyonun yüzde 57’nin üzerinde olduğu bir ortamda milyonlarca kişinin yaşam pahalılığı ile mücadele ettiği”, ev kiralarının artmasıyla barınma krizi yaşandığı hatırlatıldı.

BBC, 4 bin 500 TL’lik ev kirası iki katına çıkan bir yurttaşın, yeni ev arayışında 30 bin TL’lik kira talepleriyle karşılaştığı yönündeki şikayetlerine de yer verdi. Maaşının aynı oranda artmadığını belirten bu kişi, “Çok savunmasız hissediyorum. Sanki bir ormanda hayatta kalmaya çalışıyorum” dedi.

BBC, Erdoğan’ın seçim öncesinde enerji teşvikleri, asgari ücretin iki katına çıkarılması, emeklilikte yaşa takılanlar gibi ekonomik adımlar attığını hatırlatsa da, pazardaki bir yurttaşın “Bu sene bir anda fakirleştik. Sokaktaki enflasyonun yüzde 600 olduğunu hissediyoruz ama emeklilik maaşlarına sadece yüzde 30 oranında zam yapıldı” şeklindeki sözlerine de yer verdi.

‘Seçimin sonucunu belirleyecek olan…’

Analizde, Erdoğan’ın ekonomi politikalarını tersine çevirmeyi ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yeniden tesis etmeyi vaat eden Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının henüz açıklanmadığı da hatırlatıldı.

Masanın adayını büyük ihtimalle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olacağını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adının da geçtiğini belirten BBC, “Seçimin sonucunu belirleyecek olan, Türkiye’nin üçüncü büyük partisi” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanını çok büyük ihtimalle HDP’nin desteği belirleyecek”

BBC, HDP’nin Hazine yardımlarının bulunduğu hesaplara bloke konduğunu, kapatma davası açıldığını ve partinin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2016’dan beri cezaevinde tutulduğunu hatırlattı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır milletvekili Hişyar Özsoy ise BBC’ye demecinde HDP’nin kapatılmasının söz konusu olabileceğini ama bu durumun seçimleri etkilemeyeceğini söyleyerek “Eğer parti kapatılsa bile halkımız diğer siyasi partileri kullanarak seçimlere girmenin yolarını bulacaktır” dedi.

BBC ise şu yorumu yaptı: “Eğer cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanını çok büyük ihtimalle HDP’nin desteği belirleyecek.”

Paylaşın

ABD’den Türk Şirketleri Ve Bankalarına Rusya Tehdidi

Hükümet yetkilileri ve bankacılık sektörü temsilcileriyle biraraya gelen ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson, yaptırım listesindeki Rus kurumlarla iş yapmaları halinde Türk şirketlerinin ve bankalarının yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

Nelson’ın Türkiye’yi de kapsayan temasları ve özellikle Rusya’ya karşı yaptırımlara uyulması konusunda verdiği mesajlar, Biden yönetiminin Moskova’ya yaptırımları sıkılaştırdığı bir döneme rastlıyor.

ABD Maliye Bakanlığı geçtiğimiz hafta açıklanan yaptırımlarda Rusya’nın savunma endüstrisini ve paralı asker şirketi Wagner’le bağlantılı firmaları hedef almıştı. Maliye Bakanlığı geçtiğimiz Çarşamba günü de Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesini amaçlayan ve farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği belirtilen bir ağı hedef aldıklarını açıklamıştı.

ABD’li Müsteşar Brian Nelson Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından Türkiye’de başkent Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulundu. Amerikalı yetkili, ziyaretin İstanbul ayağında Rusya’ya Ukrayna işgali sebebiyle uygulanan uluslararası yaptırımları görüşmek üzere Türkiye Bankalar Birliği ile biraraya geldi.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı burada yaptığı konuşmada, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede zayıf noktaların giderilmesine yönelik ortak çabanın altını çizdi.

Bakanlığın resmi internet sitesinde yayınlanan konuşma metnine göre Müsteşar Nelson, yaptırım uygulanan Rus kurumlarıyla iş yapan Türk şirket ve bankalarının “G7 pazarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri” uyarısı yaptı.

“Çift kullanımlı teknoloji transferi” uyarısı

Amerikalı yetkili Türk şirketleri ve bankalarının, Rus askeri endüstriyel kompleks tarafından kullanılabilecek çift kullanımlı teknoloji transferine ilişkin işlemlerden kaçınmak amacıyla daha fazla önlem almaları gerektiğini vurguladı.

Amerikalı yetkilinin açıklamasında bahsi geçen çift kullanımlı teknoloji, hem ticari hem de askeri alanda kullanılabilen malzemelere işaret ediyor.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolu Ofisi (OFAC) 26 Ocak’ta Rus savunma şirketleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen firmalara genişletilmiş yaptırım açıklamıştı.

Aviacon Zitotrans adlı Rus kargo havayolu şirketinin, Rus devleti kontrolundaki savunma şirketi Rosoboroneksport adına yurtdışında Rus savunma ekipmanı satışını kolaylaştırmak amacıyla, Türk bir şirketi ve Türk diplomatları kullanmaya çalıştığı iddia edilmişti.

Rus devletinin kontrolunda bulunan savunma şirketi Rosoboroneksport, ABD’nin yaptırım listesinde yer alıyor.

“Suistimale açık sektörlerden biri emlak”

Türkiye ve ABD’de yasadışı aktörlerin kötüye kullanımına en açık sektörlerden birinin emlak sektörü olduğunu belirten ABD’li üst düzey yetkili, lüks gayrimenkul üzerinden kara para aklanmasını engellemek için özel sektörün emlak işlemlerini sıkı incelemeye tabi tutması gerektiğini söyledi.

Brian Nelson yaptırım listesindeki Rus oligarkların Amerika’da emlak yatırımı yapması olasılığına karşı özel sektörü uyardıklarını hatırlattı.

Türkiye’nin Rusya’dan enerji ithalatı ve tarım ürünü ticaretine bağımlı olduğunu anladıklarını belirten ABD’li müsteşar, son bir yıl içinde Türkiye’den Rusya’ya ikinci derece ürün ihracatındaki artışa dikkat çekti.

Amerikalı yetkili bu durumun Türkiye’de özel sektörü yaptırım riskine karşı açık hale getirdiği uyarısında bulundu.

“Moskova şeffaf olmayan ekonomik ilişkilerini kullanmaya çalışıyor”

Müsteşar Nelson, “Moskova şeffaf olmayan ekonomik ilişkilerini uluslararası yaptırımlara karşı koymak için kullanmaya çalışıyor. Rus bankaları aldatıcı ödeme uygulamalarını teşvik ediyor ve bilgiyi gizleyen ödemeler uyguluyor” dedi.

Nelson, yaptırım listesinde bulunan Rus kurumlarıyla iş yapan Türk şirket ve bankalarının “G7 pazarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri” uyarısı yaptı.

Daha sıkı denetim ve paravan şirket uyarısı

Rus işadamlarının Türkiye’de gayrimenkul ve yat almaya devam ettiğini belirten Amerikalı yetkili yaptırım riskinin azaltılması için, Rus kurum ve şahıslarla yapılan işlemlerde daha sıkı denetim uygulanması çağrısında bulundu.

Nelson, “Denetim ABD’nin yaptırım listelerini kontrol etmenin ötesine geçmeli. Taramada yaptırım listesinde bulunan Rus ve Belaruslu aktörlerin paravan olarak kullandıkları şirketler de tespit edilmeli” dedi.

Rusya’nın Ukrayna işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı insansız hava araçları göndermişti. Türkiye Karadeniz’de komşusu olan Moskova ve Kiev’le yakın ilişkilere sahip.

Türkiye son dönemde Rusya ile ticaretini ve turizm faaliyetlerini de arttırdı. Bazı Türk şirketlerin, Batılı ortakların yaptırımlar sebebiyle geri çekilmesinin ardından, Rus varlıklarını satın aldığı ve satın almaya çalıştığı biliniyor.

ABD’li yetkili, Türkiye’nin çatışma bölgelerine yakın uluslararası bir ticaret merkezi olması sebebiyle zorluklarla karşı karşıya olduğunu anladıklarını belirtti.

“Hükümetler olarak uluslararası ortamdaki bu tehditleri azaltmaya çalışmakla birlikte, hükümetlerin gittikçe değişen yasadışı finans tehditleri karşısında özel sektör kadar hızlı uyum sağlayamadığı alanlar var” diyen Amerikalı yetkili, Türk mali sisteminin korunması için bağımsız adımlar atılması çağrısı yaptı.

Müsteşar Nelson, Rusya’nın uluslararası yaptırımları ve Türkiye dahil çok sayıda ülkedeki mali denetimleri baypas etme çabalarını durdurmak için çalıştıklarını ifade etti.

“Rusya’nın mali sistemi kötüye kullanmasına karşı koyacağız”

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson’ın Türkiye’yi de kapsayan temasları ve özellikle Rusya’ya karşı yaptırımlara uyulması konusunda verdiği mesajlar, Biden yönetiminin Moskova’ya yaptırımları sıkılaştırdığı bir döneme rastlıyor.

ABD Maliye Bakanlığı geçtiğimiz hafta açıklanan yaptırımlarda Rusya’nın savunma endüstrisini ve paralı asker şirketi Wagner’le bağlantılı firmaları hedef almıştı.

Maliye Bakanlığı geçtiğimiz Çarşamba günü de Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesini amaçlayan ve farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği belirtilen bir ağı hedef aldıklarını açıklamıştı.

Biden yönetimi Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin birinci yıldönümünün yaklaştığı günlerde, Moskova’nın uluslararası yaptırımları ve denetimleri baypas etme çabalarını engellemeye devam edeceklerinin mesajını veriyor.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson da, “Rusya’nın saldırganlığı devam ettiği sürece ABD ve müttefikleri önlemlerin kapsamını genişletmeye devam edecek ve Rusya’nın bu haksız savaşını finanse etmek için küresel mali sistemi kötüye kullanmasına karşı koymak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs’ta Yapılması Planlanan Seçimlere İlişkin 3 Farklı Senaryo

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği 14 mayıs cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir rapor yayınlandı. Raporda, seçimlerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkileri 3 farklı senaryoyla değerlendirildi.

Bloomberg HT’nin aktardığı Morgan Stanley’in raporuna göre; farklı seçim sonuçlarının kur ve Türk varlıkları üzerindeki olası etkilerini yayımlayan banka, 2022 dördüncü çeyreğinde rezervler ve mevduat faizlerindeki artışların Merkez Bankası’na seçimlere dek Türk Lirası’nı istikrarlı tutmak için alan sağladığını ancak TL için yukarı yönlü risklerin sürdüğünü belirtti.

Morgan Stanley ekonomistleri tarafından hazırlanan raporda, 2023 ikinci yarıyıl görünümünün mevcut düşük faiz politikası ya da geleneksel güvenilir mali politikalara dönüş yapılarak kayda değer bir sıkılaştırma politikasından hangisinin seçileceğine bağlı olduğuna dikkat çekildi.

Banka, Türk lirasının orta vadede her senaryoda değer kaybetmesinin muhtemel olduğuna dikkat çekerken, geleneksel politikaların daha pozitif bir etki yaratacağını kaydetti.

Hisse tarafında ise güçlü bir performans yaşanan 2022 yılı sonrası Türk hisse senetleri piyasasının yıl başından bu yana kayda değer derecede dalgalı geçtiğine dikkat çekildi.

Raporda, gelecekteki ekonomi politikalarının farklı seçim sonuçlarına göre değişebileceği ve bu durumun hisse performanslarını da etkileyeceği ifade edildi. Bu durumun, hisse yatırımını zorlaştıracağına dikkat çekildi.

Tahvil tarafı için ise yapılacak seçimlerin risk primini artırdığı ifade edildi. Seçim sonrası ortaya çıkabilecek belirsizliğin politik bir atalete sebebiyet verileceği belirtilirken geleneksel politikalara dönüşün kısa vadede olumlu etki yaratacağı vurgulandı. Öte yandan uzun vadede yerel yatırımcıların eurobonda daha az talep göstereceği ve makasın açılacağı kaydedildi.

Morgan Stanley ekonomistleri cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan, parlamentoyu muhalefetin kazandığı senaryoda “Dövizde büyük bir ön düzeltme” yaşanabileceğini belirtti.

Öte yandan bu senaryoda 2024 yılında enflasyonun yüzde 35-40 seviyesinde süreceğini ve daha düşük büyüme yaşanacağına yer verildi.

Ekonomistler yayımladıkları raporda bu sonucun, politika faizinde bazı ayarlamalarla sonuçlanabileceğini regülasyonların ise büyük ölçüde değişmeyeceğini öngördü.

Ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kesin zaferi’ durumunda ise; düşük faizlerin devamı ve ‘sıradışı regülasyonlara daha fazla bel bağlanmasını’ bekliyor.

Muhalefetin ‘kesin zaferi’ senaryosunda ise beklenti regülasyonların yürürlükten kaldırılması, Merkez Bankası bağımsızlığının güçlendirilmesi ve politika faizinin “ciddi bir şekilde yükseltilmesi” yönünde oldu.

Paylaşın

“Türkiye, Finlandiya’nın NATO Üyeliğini Mart’ta Onaylayabilir” İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakılması ve yırtılması eylemlerinin ardından İsveç’in NATO üyeliğini desteklemeyeceklerini bildirmişti. Buna karşın Erdoğan Finlandiya’nın üyelik başvurusuna ise olumlu yaklaştıklarının sinyalini vermişti.

Şimdiye kadar 28 NATO ülkesi İsveç ve Finlandiya’nın başvurusuna onay verirken Türkiye ve Macaristan bu konuda henüz yeşil ışık yakmadı.

Türkiye’nin, Finlandiya’nın NATO’ya adaylığını en geç mart ayına kadar onaylayabileceği ileri sürüldü.

Bloomberg’e konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Finlandiya’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güvenlik kaygılarını gidermek için yeterli çabayı göstermiş olabileceğini ifade etti.

Aynı kaynaklar İsveç’in ise beklentileri karşılamamasından dolayı Ankara’nın başvuruyu onaylamaya henüz hazır olmadığını belirtti.

“Onay seçimlerden önce çıkabilir”

Öte yandan ekonomi gazetesi, Türkiye’nin Finlandiya’nın üyeliğine onayı beklenenden daha önce verebileceğini de ileri sürdü.

Bu ülkenin NATO üyelik onayının seçimden sonra geleceği belirtiliyordu. Fakat Bloomberg, bu tarihin mart ayı ortasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) seçim öncesi tatile girmesinden önce olabileceğini kaydetti.

İsveç’te Kuran-ı Kerim yakma eyleminin ardından Türkiye, İskandinav ülkesini sert şekilde eleştirmişti. Türk yöneticiler, Finlandiya’nın üyeliğine yönelik olumlu açıklamalar yaparken, İsveç’e kapıları kapatmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından iki İskandinav ülkesi NATO’ya katılmak için aynı anda başvuruda bulunmuş ve süreçte birlikte hareket edeceklerini açıklamıştı.

Son olarak Finlandiya Başbakanı Sanna Marin İsveçli mevkidaşı Ulf Kristersson ile Stockholm’de yaptığı görüşme sonrasında iki ülkenin üyelik için gerekli “tüm koşulları” taşıdığını belirterek “İsveç sorun yaratan değil, güvenilir bir komşumuz” dedi.

Paylaşın

ABD Kongresi’nden Başkan Biden’a Türkiye Ve F-16 Çağrısı

ABD’de 29 Demokrat ve Cumhuriyetçi senatör Başkan Joe Biden’a yazdıkları mektupta, iki İskandinav ülkesinin İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin öne sürdüğü şartları yerine getirmek için “tam ve iyi niyetli çaba” içinde olduklarını yazdı.

Senatörler, “NATO’ya katılım protokolleri Türkiye tarafından onaylandıktan sonra Kongre, F-16 savaş uçaklarının satışını değerlendirebilir. Ancak bunu yapmada başarısızlık, bekleyen bu satışın sorgulanmasına neden olur” dediler.

Kongre bu mektupla ilk kez Türkiye’ye F-16 satışını iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılımıyla doğrudan ve açıkça ilişkilendirmiş oldu.

ABD’de her iki siyasi partiden senatörler, Başkan Biden’a mektup yazarak Türkiye’ye F-16 satışının, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolleri onaylanana kadar geciktirilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye ile karşılıklı fayda sağlayan güvenlik ilişkisinin, ABD’nin çıkarına olduğunu belirten senatörler, “Protokollerin onaylanmaması ya da onay için bir takvim sunulmaması, Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada İttifak’ın birliğini tehdit etmektedir.” ifadelerini kullandı.

ABD Senatosu NATO Gözlemci Grubu’nun Eş Başkanları olan Demokrat Senatör Jeanne Shaheen ve Cumhuriyetçi Thom Tillis, Başkan Biden’a gönderdikleri mektupta, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik protokollerini onaylamakta gecikmesine ilişkin endişelerini ifade etti.

“İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmaları ittifakı daha da güçlendirecek”

Senatörler mektupta, NATO protokolleri onaylanana kadar Kongre’nin, Türkiye’ye F-16 savaş uçağı satışının değerlendirmeye başlamaması gerektiği görüşünü dile getirdi. Senatörler, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmalarının Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada ittifakı daha da güçlendireceğini vurguladı.

ABD’li senatörler “Türkiye ile verimli ve karşılıklı fayda sağlayan bir güvenlik ilişkisi ABD’nin çıkarınadır. Hükümetin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokollerini onaylamasını bekliyoruz. Protokollerin onaylanmaması ya da onay için bir takvim sunulmaması, Rusya’nın Ukrayna işgalini sürdürdüğü sırada İttifak’ın birliğini tehdit etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın işgali karşısında NATO’nun güçlü bir tavır gösterdiğinin altını çizen senatörler, “Putin Ukrayna’yı işgal ettiğinde transatlantik ittifakın parçalanmasını umuyordu ancak ABD ve müttefikleri daha önce benzeri görülmemiş bir birlik ve güç sergiledi” diye yazdı.

ABD’li senatörler Başkan Biden’a ABD’nin Türkiye Büyükelçisi, ABD’nin NATO temsilciliği, İsveç ve Finlandiya dahil olmak üzere müttefiklerle diyalogu sürdürmesi ve Türkiye’nin de transatlantik birliğin desteklenmesi için hızla harekete geçmeye teşvik edilmesi çağrısında bulundu.

“İsveç ve Finlandiya iyi niyetle çaba gösterdi”

Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dile getirmesi üzerine Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi sırasında, üçlü mutabakat zaptı imzalandığını hatırlatan senatörler, “O zamandan bu yana İsveç ve Finlandiya, uluslararası terörizm ve İsveç ve Finlandiya’nın yanı sıra ABD ile AB’nin terör örgütü listesinde bulunan PKK ile mücadeleye yönelik çabaların artırılması dahil, anlaşmada gündeme getirilen kaygıları gidermek üzere çalıştı” diye yazdı.

İsveç ve Finlandiya’nın silah ihracatına ilişkin düzenlemeleri gözden geçirmek üzere süreç başlattığını belirten senatörler, İsveç’in son dönemde savunma endüstrisinden Türkiye’ye askeri ekipman gönderilmesi için ilk ihracat lisanslarından birini verdiğine de dikkat çekti. Finlandiya’nın da benzer şekilde ihracat lisansı vermeyi değerlendirdiği belirtildi.

Senatörler İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’nin talep ettiği koşulları yerine getirmek için iyi niyetli çaba göstermesine ve sağlanan ilerlemeye rağmen, Türkiye’nin protokolleri onaylamadığını ve protokollerin onayının değerlendirilmesi konusunda bir takvim vermeye yanaşmadığını belirtti.

Mektupta Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna işgali devam ederken değerli bir NATO müttefiki olduğunu gösterdiği; ancak Türkiye’nin bu iki ülkenin NATO üyeliklerini onaylamamasının ilişkilere gölge düşürdüğü ifade edildi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO protokollerinin onaylanmamasının, “İttifak’ın güvenliğinin yanı sıra Avrupa ve Vladimir Putin’in tehdit etmeye devam ettiği uluslararası dünya düzeni açısından bir risk oluşturduğu” vurgulandı.

“Türkiye protokolleri onayladığında Kongre F-16 satışını değerlendirebilir”

Biden yönetiminin Türkiye’ye F-16 satışına destek vermesinin ve iki ülkenin işbirliği yaptığı güvenlik önceliklerinin desteklenmesinin, demokratik müttefiklere destek konusunda ortak bir anlayışa dayandığı dile getirildi.

Mektupta, “NATO katılım protokolleri Türkiye tarafından onaylandığında, Kongre F-16 satışını değerlendirebilir. Ancak protokollerin onaylanmaması satışın sorgulanmasına yol açacaktır” ifadeleri yer aldı.

Başkan Biden’a gönderilen mektupta her iki siyasi partiden toplam 29 senatörün imzası bulunuyor. Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Demokrat Senatör Bob Menendez’in Türkiye’ye F-16 satışına ısrarla karşı çıktığı biliniyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu üyelerinden Demokrat Senatör Chris Van Hollen da Çarşamba günü Politico haber sitesine verdiği bir söyleşide, özellikle Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki tavrını gündeme getirerek, Türkiye’ye F-16 satılmaması gerektiği görüşünü dile getirmiş, “Bu benim şahsi görüşüm ancak Senato’da çoğunluğun hissiyatını yansıttığını düşünüyorum” demişti.

Paylaşın

Demokrasi Endeksi: Türkiye, 167 Ülke Arasında 103. Sırada

2022 Demokrasi Endeksi’nde Türkiye, 167 ülke arasında 103’üncü sırada yer aldı. Türkiye için hazırlanan raporda “Türkiye’nin demokratik değerleri aşınmaya devam ediyor” başlığı atılırken, ülke “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son on yılda puanında ciddi bir düşüş yaşadı” ifadelerine yer verildi.

Listede Türkiye’yi Benin, Nijerya, Fildişi Sahili, Pakistan ve Moritanya takip ediyor.  İskandinav ülkesi Norveç, listenin ilk sırada yer alırken, Orta Asya ülkesi Afganistan, son sırada yer aldı.

10 puan üzerinden yapılan değerlendirmede Norveç, 9,81 ile listenin zirvesinde bulunuyor. Yunanistan ise “en kayda değer genel iyileşmeyi” gerçekleştirdi.

İngiltere merkezli araştırma ve analiz şirketi Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından yapılan değerlendirmede Afganistan 0,32 puanla sonuncu oldu.

Endeskte ülkeler, ‘tam demokrasi’, ‘kusurlu demokrasi’, ‘hibrit (karışık/melez) rejim’ ve ‘otoriter rejim’ olarak dört kategoriye bölündü.

Raporda “Türkiye’nin demokratik değerleri aşınmaya devam ediyor” başlığı atılırken, ülke “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son on yılda puanında ciddi bir düşüş yaşadı.” deniliyor.

“Medya, muhalefet üzerindeki baskı arttı”

Türkiye’de “demokrasinin ciddi şekilde sınırlandığı” belirtilen raporda “Seçimler genellikle özgür ve adil değil, medya sansüre tabi, hukukun üstünlüğü zayıf ve yolsuzluk yaygın.” şeklinde değerlendirme yapılıyor.

‘Otoriter rejim’ kategorisinin 6 basamak üzerinde yer alan Türkiye’nin ortalama puanı 2012’deki 5,76 seviyesinden 2022’de 1,41 puan düşerek 4,35’e geriledi.

Raporda “Bu düşüş eğilimi cumhurbaşkanının giderek artan otokratik yönetimini yansıtmaktadır.” deniliyor.

2022’de seçim yasasının değiştirildiği ve kamu düzeni hakkında “yanlış bilgi yayanlar” için hapis cezası içeren yeni bir dezenformasyon yasasının kabul edildiği hatırlatılan raporda, “Erdoğan, 2022’de medya, muhalefet ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskıyı artırdı.” ifadesine yer veriliyor.

İskandinav ülkeleri en üstte yer almaya devam ediyor

İskandinav ülkeleri, küresel sıralamada ilk altı pozisyonun beşinde yer alıyor.

Norveç, 9,81puanla ilk sırada bulunurken onu 9,61 ile Yeni Zelanda takip ediyor. Onları İzlanda, İsveç, Finlandiya ve Danimarka izliyor.

Raporda bu ülkelerin başta seçim süreci ve çoğulculuk ile hükümetin işleyişi olmak üzere tüm kategorilerde yüksek puana sahip olduklarına vurgu yapılıyor.

İsviçre, İrlanda, Hollanda ve Tayvan ilk on arasında yer alan diğer ülkeler.

‘En kayda değer iyileşmeyi’ Yunanistan yaptı

Finlandiya, İrlanda ve İtalya, puanlarını iyileştirmelerine rağmen diğer ülkelerin daha hızlı ilerleme kaydetmesi nedeniyle sıralamada geriledi.

Yunanistan, 7,97 puanla dokuz basamak yükselerek 26. sıraya yerleşti ve “en kayda değer genel iyileşmeyi” gerçekleştirdi.

Otoriter rejim sayısı 59

Demokrasi Endeksin’de 10 üzerinden 8 puan ve yukarısında puan alanlar ‘tam demokrasi’ olarak nitelendiriliyor. Bu noktada Şili, Fransa ve İspanya’nın yeniden en üst sıradaki ülkeler arasına katılmasıyla 2021’de 21 olan “tam demokrasi” sayısının 2022’de 24’e yükseldiği kaydedildi.

Endekste 167 ülke ve bölgeden 72’si yani yüzde 43.1’i demokrasi olarak kabul ediliyor.

“Kusurlu demokrasilerin” sayısı 2022’de beş ülke azalarak 48’e geriledi.

59 ülke ise “otoriter rejimler” kategorisinde sayıldı. 36 ülke ise “hibrit rejimler” olarak sınıflandırıldı.

Endekste ‘otorites rejim’ kategorisinde yer alan son 10 ülke ise şu şekilde: Afganistan, Myanmar, Kuzey Kore, Orta Afrika Cumhuriyeti, Suriye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Türkmenistan, Çad, Laos ve Ekvator Ginesi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsveç Başbakanı’ndan “Kur’an Yakma Eylemleri” Açıklaması: Kullanışlı Aptallar

Ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulunan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson İsveç’teki parti liderleriyle basına kapalı yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulundu.

“Yabancı aktörlerin, hatta devlet aktörlerinin bu yaşananları İsveç’in güvenliğine doğrudan zarar verecek şekilde kışkırtmaya çalıştığını gördük” diyen İsveç Başbakanı, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye’nin İsveç Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakan aşırı sağcı İsveçli siyasetçi Rasmus Paludan ve Hollanda Parlamentosu önünde Kur’an-ı Kerim yırtan Irkçı Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA) hareketi lideri Edwin Wagensveld hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlarından resen soruşturma başlattı.

Başsavcılık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “söz konusu şüpheliler tarafından İslam Dininin kutsal değerleri olan Kur’an-ı Kerim ve İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’e yönelik olarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama niteliğinde eylemler yapıldığı anlaşılmakla; Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından iddia konusu olaylara ilişkin olarak işin gerçeğinin araştırılması amacıyla şüpheliler hakkında müsnet eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlarından eylemlerine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 216/1 ve 216/3 maddeleri uyarınca 2023/27095 soruşturma numarasıyla resen soruşturmaya başlanılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Ne olmuştu?

İsveç’te Danimarka’nın aşırı sağcı siyasi partisi Hard Line’ın lideri Rasmus Paludan tarafından düzenlenen eylemde Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-Kerim’in yakılması, NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin vetosu ile karşı karşıya olan İsveç ile Türkiye arasında yeni bir gerginliğe neden olmuştu. Eylemlerin ardından İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım sürecinde Türkiye’nin vetosunu kaldırması için oluşturulan üçlü mekanizma Ankara’nın talebi üzerine iptal edilmişti.

Paylaşın