Birleşmiş Milletler’den Türkiye İçin Yardım Çağrısı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ile 7,6 şiddetindeki depremlere ilişkin Birleşmiş Milletler’den Türkiye için bir milyar dolarlık acil yardım çağrısı geldi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, son yüzyıldaki en yıkıcı depremlerden birinin Türkiye’yi vurduğu belirtilerek, BM’nin Türk halkı için bir milyar dolarlık bir insani yardım çağrısı başlattığını belirtildi.

Açıklamada, üç aylık bir dönemi kapsayan insani yardım için sağlanacak finansmanla yaklaşık 5 milyon 200 bin kişiye yardım edileceği kaydedildi.

Sağlanacak bir milyar dolarlık finansmanla, Türkiye’deki yardım kuruluşlarının, gıda güvenliği, koruma, eğitim, su ve barınma dahil olmak üzere bir dizi alanda hükümet liderliğindeki yardım çabalarına hayati desteği hızla arttırmasına imkan tanınacağı kaydedildi.

Guterres, yaptığı yazılı açıklamada ayrıca Türkiye’nin, dünyada en fazla sayıda mülteciye evsahipliği yaptığı ve Suriyeli komşularına yıllardır büyük bir cömertlik gösterdiği belirtildi.

Açıklamanın devamında, “Şimdi dünyanın Türkiye halkına destek olma zamanı. İhtiyaçlar çok büyük, insanlar acı çekiyor. Kaybedecek zaman yok. Uluslararası toplumu, zamanımızın en büyük doğal afetlerinden birine yanıt olarak bu kritik çabayı hızlandırmaya ve tam olarak finanse etmeye davet ediyorum” ifadelerine yer verildi.

AFAD: Ölü sayısı 36 bin 187’ye çıktı

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin ardından ölü sayısının 36 bin 187’ye çıktığını duyurdu.

Depremlerin ardından 4 bin 323 artçı depremin meydana geldiğini açıklayan AFAD, bölgeden tahliye edilen kişi sayısını ise 216 bin 347 olarak açıkladı.

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: İsveç Ve Finlandiya’nın Üyeliğinin Zamanı Geldi

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Stoltenberg, Bakan Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ben hem Finlandiya’nın hem de İsveç’in üyeliğini onaylama zamanının geldiğini düşünüyorum” dedi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, iki ülkenin üyeliği için Türkiye ve Macaristan’dan son onayları “mümkün olan en kısa sürede” almaya çalıştığını söyledi. Bakan Çavuşoğlu, Ankara’nın iki başvuruyu da ayrı ayrı değerlendireceğini yineledi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından NATO’nun dayanışmasını göstermek amacıyla Türkiye’ye gelen Stoltenberg, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

NATO’ya üyelik başvurusuyla ilgili Stoltenberg, “Ben hem Finlandiya’nın hem de İsveç’in üyeliğini onaylama zamanının geldiğini düşünüyorum.” dedi. Stoltenberg, iki ülkenin üyeliği için Türkiye ve Macaristan’dan son onayları “mümkün olan en kısa sürede” almaya çalıştığını söyledi.

Her iki ülkenin de Madrid Zirvesi’nde imzalanan Üçlü Muhtıra’dan bu yana son derece önemli adımlar attığına dikkati çeken Stoltenberg, şöyle devam etti:

“Silah ihracatıyla ilgili kısıtlamaları kaldırdılar. Terörizmle ilgili iş birliği konusunda daha fazla adım attılar. Bu konudaki taahhütlerini gösterdiler. İsveç, aynı zamanda anayasasını değiştiriyor ve Türkiye’yle ilgili yaptığı çalışmalarda bir mekanizmayı kurup Türkiye’yle terörizmle mücadele konusunda bu daimi mekanizmanın çalışacağını ifade ediyor.”

İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvurusunun birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı onaylanması konusunda da Stoltenberg, her ikisinin de şu aşamada onaylanabileceğini düşündüğünü dile getirdi.

Stoltenberg, iki ülkenin üyelik başvurusunda temel konunun birlikte onaylanıp onaylanmamaları değil mümkün olduğunca kısa sürede İsveç ve Finlandiya’nın üye olması olduğunu belirtti.

Stoltenberg, İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakılmasına ilişkin, “Bir kutsal kitabın yakılmasının utanç verici bir fiil olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede Türkiye ve dünyadaki Müslümanların duygularını anlıyorum. Bu nedenle de çok güçlü bir biçimde, şiddetle bu fiili kınadım.” dedi.

Çavuşoğlu: Başvurular ayrı ayrı değerlendirilecek

Çavuşoğlu ise Ankara’nın iki başvuruyu da ayrı ayrı değerlendireceğini bir kez daha yineledi.

Ankara’nın özellikle Stockholm’ün üyeliğine yaptığı itiraza dikkat çeken Çavuşoğlu, İsveç’in Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında haziran ayında imzalanan mutabakat zaptından doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini iddia etmek gerçekçi olmayacak.” dedi.

Şu ana kadar 30 üyeli NATO içinde sadece Türkiye ile birlikte Macaristan, iki ülkenin üyeliklerine onay vermedi.

İsveç yetkililerinin Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği yakınlarında bir siyasetçinin Kuran-ı Kerim yakmasına Türkiye’de hükümet sert tepki göstermişti.

Paylaşın

J.P.Morgan’dan Depremlerin Maliyeti Tahmini: 25 Milyar Dolar

ABD merkezli yatırım bankası ve finansal hizmetleri şirketi J.P.Morgan, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine maliyetinin 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri indirmesini de bekliyor.

J.P.Morgan, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine doğrudan maliyetinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 2,5’i, yani 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan ekonomistlerinden Fatih Akçelik, bankanın müşterilerine gönderdiği notta, “Türkiye’deki deprem trajik ölçüde can kaybına yol açtı ve önemli ekonomik sonuçlar doğuracak” dedi.

J.P.Morgan ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecek hafta yapılacak para politikası toplantısında faizleri 100 baz puan daha düşürerek yüzde 8’e indireceğini öngördü.

Akçelik, “Türkiye’deki siyasi liderlik depremden önce de faizlerin indirileceği sinyalleri vermişti” dedi.

J.P.Morgan uzmanı, “Başlangıçta 18 Haziran olarak planlanan seçimler öncesinde yeni faiz indirimleri yapılmasını ihtimal dışında bırakmıyoruz. Ancak, Türkiye’de parasal aktarım mekanizması sekteye uğradığından politika faizinin artık geçmişe kıyasla daha az önem taşıdığına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

AFAD’ın verdiği bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli depremlerde toplam 36 bin 187 kişinin yaşamını yitirdi. Depremlerde 108 bin 68 kişi yaralanırken, depremden etkilenen bölgelerden 216 bin 347 afetzede tahliye edildi.

EBRD, Türkiye 2023 büyüme tahminini düşürdü

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sını (GSYH) yüzde 1 kadar aşağı çekebileceğini belirtti.

EBRD, Türkiye için 2023 büyüme tahminini, seçimlerin yarattığı belirsizlik ve artan dış finansman gereklilikleri sebebiyle yüzde 3,5’ten yüzde 3’e çektiğini duyurdu.

Paylaşın

EBRD, Türkiye’nin 2023 Yılı Büyüme Tahminini Düşürdü

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye’nin 2023 yılı büyüme tahminini de 3,5’tan 3’e revize etti. Bu yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine de atıfta bulunan banka, seçimlerin ekonomide önemli bir kırılganlık yaratabileceğine dikkat çekti.

Raporunda, depremin Türk ekonomisi üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle, Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 1 oranında küçülebileceğini belirten EBRD, deprem sonrası başlayacak yeniden inşa sürecinin inşaat sektöründe bir hareketlenme yaratacağını bu sebeple yüzde birlik bir küçülmenin makul sayılabileceği değerlendirmesini yaptı.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), depremin Türk ekonomisi üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle, Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 1 oranında küçülebileceğini belirtti.

EBRD, deprem sonrası başlayacak yeniden inşa sürecinin inşaat sektöründe bir hareketlenme yaratacağını bu sebeple yüzde birlik bir küçülmenin makul sayılabileceği değerlendirmesini yaptı.

EBRD Başekonomisti Beata Javorcik, Reuters haber ajansına yaptığı değerlendirmede “Deprem tarım alanlarını ve hafif nitelikte üretim yapılan alanları büyük ölçüde etkiledi. Bu durumun diğer sektörler üzerinde de sınırlı bir etkisi olacaktır” değerlendirmesi yaptı.

Banka ayrıca Türkiye’nin 2023 yılı büyüme tahminini de 3,5’tan 3’e revize etti. Bu yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine de atıfta bulunulan bankanın raporunda ekonomide önemli bir kırılganlık yaratabileceğine dikkat çekildi.

EBRD, deprem sonrası başlayacak yeniden inşa sürecinin inşaat sektöründe bir hareketlenme yaratacağını bu sebeple yüzde birlik bir küçülmenin makul sayılabileceği değerlendirmesini yaptı.

EBRD

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), 1991 yılında kurulmuş olan uluslararası finans kurumudur. Çok taraflı kalkınma bankası olarak, EBRD yatırımı market ekonomileri inşa etmek için alet olarak kullanır.

Başlangıçta eski Doğu Bloku ülkelerine odaklanırken kalkınma desteği merkez Avrupa’da merkez Asya’ya 30 ülkeye genişlemiştir. Avrupa’ya nazaran, EBRD’ye üye olan ülkeler 5 kıtaya yayılmaktadır ve en büyük pay Birleşik Devletler’e aittir. Merkezi Londra’da olan EBRD’nin mülkiyeti 71 ülke ve iki AB kurumuna aittir.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: En Kaygı Veren Bölge Suriye’nin Kuzeybatısı

Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’nin güneyindeki 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin elindeki bölgede yaşayan halkın durumundan özellikle endişe duyulduğunu açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Acil Durum Başkanı Mike Ryan, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Şu anda en büyük kaygı uyandıran bölge Suriye’nin kuzeybatısı” dedi.

Mike Ryan, “Suriye’de hükümetin kontrolundaki alanlarda depremin etkisi önemli ancak oraya hizmet gidiyor ve halka erişim var” dedi ancak ülkenin kuzeybatısındaki durumun farklı olduğuna dikkat çekerek, Suriye’de şunu unutmamalıyız ki 10 yıldır savaş vardı. Sağlık sistemi çok zayıf. Halk çok kötü durumda” diye konuştu.

Suriye’nin kuzeybatısına insani yardım taşınması çabaları 10 yıldan uzun süredir devam eden iç savaş nedeniyle aksıyor. İç savaşın düşmanlıkları, Suriye’de cephe ötesine yardım taşınması için şimdiye kadar en az iki girişimi engelledi ancak gece saatlerinde bir konvoy bölgeye ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, üst düzey WHO yetkililerinin, depremlerin ardından Şam’a yaptıkları ziyaret sonrasında bölgeye yardım ulaşabilmesini sağlamak için Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’tan Türkiye ile Suriye arasında daha fazla sayıda sınır geçişini açmasını istediklerini bildirdi.

Esat, Pazartesi günü Suriye’nin kuzeybatısına iki sınır kapısından daha girilmesine izin verdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göreyse bu izin çok geç verildi.

Ryan, daha fazla sınır geçişinin açılmasını “her iki tarafın da geri adım atarak halkın ihtiyaçlarına odaklanması” olarak değerlendirdi ve “Çatışmaların sonsuza dek sürdüğü ortamda yeterli sağlık hizmetini sağlamak çoğu zaman mümkün olmuyor” diye konuştu.

Ryan, “Yardımların çok arttığını, acil durum ekiplerinin sevk edildiğini, bir afet anında yapılması gereken her şeyin yapıldığını gördük ancak bunların daha etkili şekilde yürütülmesi için daha barış içinde bir arka plan olmazsa bu çabalar sürdürülebilir olmaz” diye konuştu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye İçin Acil Fon Çağrısı Yapacağız

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş depremlerine ilişkin açıklama yapan Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, Türkiye’ye için acil fon çağrısının birkaç gün içinde yapılabileceğine işaret etti ancak yardım miktarı konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.

Stephane Dujarric, yıkıcı depremler sonrasında bölge genelinde milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi verdiğini, evsiz kaldığını ve dondurucu soğuklarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirterek,” Ayrıca Türkiye için bir acil durum çağrısı ve fon oluşturmanın son aşamalarındayız” dedi.

Bir gazetecinin Türkiye için acil durum çağrısını ne zaman duyurmayı düşünüyorsunuz? Sorusunu da Dujarric,” Muhtemelen önümüzdeki günlerde mümkün olan en kısa sürede” diye yanıtladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, Dujarric, deprem felaketi sonrasında da BM’nin bölgedeki yardım çabalarını arttırdığını belirterek,” Sahada olup bitenler açısından hem Suriye’de hem de Türkiye’de acil durum ekiplerini veya yardım operasyonlarını seferber etmeye devam ediyoruz. İnsani çabalar hızla artırılıyor. Enkaz kaldırmak için ağır makine makineleri, tıbbi malzemeler, barınak, ısıtma, gıda ve sanitasyon yardımı dahil diğer öğeler gibi öncelikli ihtiyaçları belirleniyor” dedi.

“Suriye’ye deprem yardımı artarak sürüyor”

BM Sözcüsü Dujarric, Türkiye’den sonra Suriye’deki deprem sonrası ulaştırılan yardımların arttığını belirterek,” Son güncellemelere göre, Uluslararası Göç Örgütü’ne (IMO) ait 11 kamyonluk ilk konvoy ve gıda dışı maddeleri taşımakta olduğumuz iki ek geçişten biri olan kuzeybatı Suriye’ye geçti.

Buna ek olarak, BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR), Uluslararası Göç Örgütü (IMO) ve Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) tedarik edilen 26 tıbbi yardım malzeme yüklü tır, Türkiye’den kuzeybatı Suriye’ye geçti. Geçiş yapan toplam yardım tırı sayısı 58’e yükseldi” dedi.

Dujarric, Suriye’de depremden etkilenenlerin sayısının 9 milyon kişi olduğunu belirterek, “Yıkıcı depremden, Halep’te 4,2 milyondan fazla kişi, İdlib’de 3 milyondan fazla kişi etkilendi. Suriye’nin Kuzeybatısında 7 bin 400’den fazla bina yıkıldı veya hasar gördü. Suriye’de 465 bin vakaya müdahale etmek için 37 tonlu acil tıbbi malzeme bugün hava yoluyla taşıdı.

Halep’te, UNICEF içme suyu sağlıyor, sığınaklarda ve etkilenen mahallelerde ülke içinde yerinden edilmiş yaklaşık 60 bin kişiye yardım ediyor. Dünya Gıda Programı, şimdiye kadar Halep ve Lazkiye’de 60 bin kişiye hazır sıcak yemek paketleri dağıttı. Deprem sonrasında 70 binden fazla kişi koruma hizmetlerinden yararlandı ve 10 aktif çocuk koruma merkezi ve 15 gezici ekip faaliyet gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

AP’den Depremlerle İlgili Çarpıcı Analiz: Yıllarca…

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Associated Press (AP) Türkiye ve Suriye’de on binlerce kişinin yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremle ilgili çarpıcı bir analiz haber yayınladı.

Associated Press (AP) uzmanlara dayandırdığı haberinde Türkiye’nin deprem bölgelerinde gayrimenkul sektörünü canlandırmak için yıllarca çağdaş inşaat kurallarını zorunlu tutmadığı belirtiliyor.

Haberde Türkiye’nin yıllarca çağdaş bina yapım yönetmeliklerini uygulanmasını zorunlu tutmayarak kaderi tahrik ettiği, gayrimenkul sektörünü canlandırmak için bazı deprem bölgelerinde bu yönetmeliklerin uygulanmamasına izin verdiği hatta bazı durumlarda uygulanmamasını cesaretlendirdiği vurgulanıyor.

Bina yapım yönetmeliğinin uygulanmasındaki gevşekliğin yıllardır jeoloji ve mühendislik uzmanları tarafından dile getirildiği belirtilen haberde son depremin ardından konunun yine gündeme geldiği kaydediliyor.

Londra Koleji Üniversitesi’nde acil durum planlaması profesörü olan David Alexander, “Bu kalitesiz yapı nedeniyle oluşan bir felaket, deprem nedeniyle değil” diyor.

Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, deprem bölgesindeki birçok yapının kalitesiz malzemeler ve yöntemlerle yapıldığının bilinen bir gerçek olduğunu ve çoğunlukla da devletin standartlarıyla uyumlu olmadığını kaydetti.

Muhcu, yıkılan binalar arasında 20 yıldan fazla önce yürürlüğe giren bina yapım yönetmeliklerinden sonra yapılan çok sayıda yeni bina olduğuna dikkat çekti.

Muhcu, bölgedeki yapı stoğunun deprem gerçeğine rağmen zayıf olduğunu, sağlam olmadığını belirtiyor.

Problemin üzerine gitmenin pahalıya mal olacağı ve ülkenin ekonomik büyümesinin kilit kısmını oluşturan inşaat sektörünü frenleyeceği gerekçesiyle uzmanlar problemin yıllarca görmezden gelindiğini belirtiyor.

Associated Press’in haberine göre uzmanlar depremin neden bu kadar yıkıma neden olduğuna dair çok sayıda kanıtın olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre kağıt üzerinde bina yapım yönetmelikleri var ama bunun çok nadir uygulanması zorunlu tutuluyor.

Bazı uzmanlar yetkililerin soruşturmalarla ilgili açıklamalarını yetersiz buluyor, ekonomik büyümeye destek olan inşaat sektöründeki canlılıkla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil bölgesel ve yerel yetkililerin de bu konudaki politikalarının mercek altına alınması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’de 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi hükümet tarafından bina yapım yönetmeliklerini ihlal eden şirket ve kişilere af çıkarıldı.

2021’de Jeoloji Mühendisleri Odası bir dizi rapor yayınlayarak Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye de dahil olmak üzere bazı bölgelerde var olan ve yapılmakta olan yeni yapılarla ilgili uyarılarda bulundu.

Jeoloji Mühendisleri Odası hükümete, binaların yapım yönetmeliklerine uygun ve güvenli bölgelerde yapıldıklarından emin olunması için çalışmalar yürütmesi çağrısında bulundu.

Bir yıl önce Jeoloji Mühendisleri Odası yayınladığı raporda gecekondu ve inşaat affı politikalarının tehlikeli olduğunu belirtmiş ve felaket güvenliğine olan ilgisizliğin önlenebilir ölümlere neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.

1999 depreminin ardından yapım yönetmelikleri sıkılaştırıldı ve kentsel dönüşüm hala yürürlükte.

Ama iyileştirme özellikle yoksul kentlerde yeterince hızlı olmuyor.

Mimarlar Odası Başkanı Muhcu’ya göre inşaatçılar genelde düşük kaliteli malzemeler kullandı, projenin denetimi için daha az sayıda profesyonel işe aldı ve maliyetleri düşük tutmak için de bazı yönetmeliklere uymadı.

Muhcu, 2018 seçiminden önce çıkarılan yapı barışının güvensiz binaları yasal hale getirdiğini belirtiyor ve bunun bedelinin de binlerce ölüm, binlerce binanın yıkılması ve ekonomik kayıplarla ödendiğini kaydediyor.

Güvenli olarak reklam edilen yeni yapılan binalar bile yıkıldı.

Havaalanı pistinin zarar gördüğü, iki kamu hastanesinin yıkıldığı Hatay’da depremzede Bestami Çoşkun, aralarında gösterişli de olan birçok yeni binanın yıkıldığını belirtiyor.

Antakya’da 2012 ya da 2013 yılında yapılan 12 katlı bir bina yıkıldı. Kaç kişinin öldüğü ya da enkaz altında olduğu bilinmiyor. Rönesans Rezidansı bölgedeki lüks yapılardan biri olarak nitelendiriliyordu.

Anadolu Ajansı’na göre binanın denetimini yapan bir inşaatçı yurt dışına çıkmak üzereyken İstanbul Havaalanı’nda yakalandı.

Antakya’da yıkılan bir başka bina da Güçlü Bahçe. Yapımına 2017’de başlanmış ve 2019’da yapımı bitmiş. Binanın açılışına Doğrulukpayı adlı internet sitesinin haberine göre Hatay’ın belediye başkanı ve diğer bölgesel yetkililer de katılmış.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Depremlerde Can Kaybı Açıklananın İki Katına Çıkabilir

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye ve Suriye’yi vuran Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının şu ana kadar açıklanan rakamın iki katına kadar çıkabileceğini kaydetti.

Cumartesi günü depremin merkezi olan Kahramanmaraş’a gelen İnsani İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Enkazın altına girilmesi gerektiği için henüz tam bir tahmin yapmanın zor olduğunu düşünüyorum ancak (sayının) iki katına ya da üzerine çıkacağından eminim” diye konuştu.

Martin Griffiths, can kayıplarının henüz gerçek anlamda saymaya başlanmadığını sözlerine ekledi.

“113 kişi hakkında gözaltı kararı verildi”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binaların sorumlularına yönelik hukuki süreçle ilgili açıklamalarda bulundu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Oktay, 10 ili etkileyen 7.6 ve 7.7 büyüklüğündeki depremlerde yıkılan binalarla ilgili sorumluluğu bulunan bir şüphelinin tutuklandığını, 113 şüpheli hakkında da gözaltı kararı verildiğini aktardı.

Oktay, “Şu ana kadar 131 şüphelinin depremde yıkılan binalarla ilgili olarak sorumluluğu tespit edilmiş, biri tutuklanmış, 113’ü hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Gerekli adli süreç titizlikle devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkenin yeni bir dirliğe, bir düzene ihtiyacı var”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu deprem bölgelerine yaptığı ziyaret sonrasında bir görüntülü mesaj yayınladı.

Kılıçdaroğlu mesajında “Bu ülkenin yeni bir dirliğe, bir düzene ihtiyacı var, halkım. Hepimizin zihniyeti değişmek zorunda” diye konuştu. “Öyle dedikleri gibi bir yılda falan gitmemiz gereken yere varamayız. Geçici çözümlerle idare edemeyeceğimiz bir noktaya geldi” diyen Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“En acısı da bizi biz yapan değerlerimiz zarar gördü halkım. Arsızlık, hırsızlık, rant kavgası, bencillik bunları derhal bitirmeliyiz. Bunlar Türkiye’nin ruhunu kemirdi. Artık açgözlülüğün bittiği, kaynakların sadece küçük bir azınlığa değil tüm halkımıza ait olduğu yepyeni bir düzeni getirmek zorundayız.

Ancak inanın bu sadece iktidar değişikliğiyle olmaz. Daha büyük değişimler lazım bize. Zarar gören her değerimizi bir bir tamir ederek çok güçlü bir değişim yaratmalıyız. Güçlü bir sosyal devleti, vatandaşı için varolduğunu hiç unutmayan bir devleti bu enkazın içinden çıkarıp inşa etmek zorundayız.”

Paylaşın

UNESCO Açıkladı: Depremler Kültürel Mirasta Da Ağır Tahribata Yol Açtı

Suriye’nin kuzey bölümü ile Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde büyük yıkıma neden ol Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin kültürel mirasta da ağır tahribata yol açtığı açıklandı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Türkiye ve Suriye’de etkili olan Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerinkültürel mirasta yarattığı ağır hasarlara dikkat çekti.

Örgüt, Alman basın ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden önemli yapıları barındıran Diyarbakır’da birçok yapının yıkıldığını belirtti.

Salı günü UNESCO’dan yapılan açıklamada; Göbekli Tepe, Nemrut Dağı ve Arslantepe gibi Dünya Miras Listesi’nde bulunan kültürel varlıkların depremden etkilenmiş olabileceği, ancak henüz kendilerine bu yönde bir raporun ulaşmadığı belirtilmişti.

Halep antik kentte ağır tahribat

Örgüt, Halep’teki antik kentte ağır hasarın olduğu yönündeki bulguların kendilerine ulaştığını açıkladı. Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olarak kabul edilen Suriye’nin Halep şehrindeki 13. yüzyıldan kalma kalenin ve tarihi çarşının zarar gördüğünü belirten UNESCO, durumdan dolayı oldukça endişeli olduklarını ifade etti.

UNESCO’nun daha önceki açıklamasında da eski şehir surlarının batı kulesinin çöktüğü ve çarşılardaki bazı binaların tahrip olduğu ifade edilmişti.

Depremin yarattığı tahribata ilişkin net tablonun ancak günler, hatta haftalar sonra ortaya çıkacağı belirtildi. Hem Türkiye’de hem de Suriye’de ağır kayıplara neden olan depremlerde bilanço giderek ağırlaşıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Cevabı Merak Edilen Soru: Japonya’da Depremler Nasıl Az Hasarla Atlatılıyor?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde ve Suriye’nin kuzey bölümünde büyük yıkıma neden olurken, “Japonya’da büyük depremler nasıl az hasarla atlatılıyor?” sorusu yine tartışmaya açıldı.

Türkiye yaşanan ve büyük can kayıplarına neden olan her depremden sonra çoğu kişi sık sık depremlerle sarsılan ama binaları yıkılmayan Japonya’yı örnek gösteriyor. İşte merak edilenler…

Japonya’da deprem hayatın nasıl içinde?

Dünyanın aktif yanardağlarının yüzde 10’unun yer aldığı fay hatlarının üzerinde yer alan Japonya’da yılda yaklaşık 1500 deprem meydana geliyor.

Dört büyük adadan oluşan ülkede bu depremler okyanusun kıyısında veya altında gerçekleşirse tsunami denen dev dalgalar da oluşuyor.

Japonya’nın sarsıntı şiddetine göre şindo denilen kendi deprem şiddeti ölçme sistemi var. Japonya’nın diğer ülkelerden en önemli farkı, ülkenin deprem gerçeğini kabul etmesi ve ona göre davranıp, hazırlık yapması.

Son 20 yılda Japonya’da 6 ve üzeri şiddetinde en az 28 deprem oldu.

Bunların arasında en ölümcül olanları Ocak 1995’te Kobe’de yaşanan Büyük Hanshin-Awaji Depremi ve Mart 2011’de Fukuşima’yı vuran Büyük Doğu Japonya Depremi idi.

Can kaybının nedeni ilkinde yangınlar, ikincisinde ise oluşan dev tsunami idi.

Az hasarla atlatmak mümkün mü?

Deprem geçmişi nedeniyle Japonya dünyada diğer ülkelere göre depreme en hazırlıklı ülke olarak tanınıyor.

Tokyo Metropol yönetimi, binaları depreme daha da dayanıklı hale getirerek yeni revize ettiği plana göre 2030’a dek Tokyo’yu doğrudan vurması beklenen 9 şiddetindeki çok büyük bir depremde yaşanacak can kaybını ve maddi hasarı bir önceki tahmine göre yüzde 30 indirecek önlemler alacağını açıkladı.

Önceki tahmine göre böyle bir depremde Tokyo’da 61 bin kişinin öleceği ve 194 bin binanın da zarar göreceği tahmin ediliyordu.

Metropol yönetimi, yeni ortaya çıkan risk faktörlerine göre de tedbir almayı sürdürüyor.

Örneğin şehirde gökdelenlerin sayısının artmasıyla bir deprem sırasında elektriğin kesilmesi tehlikesi karşısında her kata jeneratör ve batarya sisteminin kurulması düşünülüyor.

Plana göre toplanma merkezlerinde Wi-Fi noktaları kurulması da var. Son olarak afet zamanında yerel düzeyde liderlik yapabilecek insanların yetiştirilmesi var.

İnşaatlar ve mevzuatlarda neler var?

İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü ve İnşaat Fakültesi öğretim görevlisi Fatih Sütçü, Japonya’da Tokyo Institute of Technology ile birlikte deprem yalıtımı üzerine çalışmalarına devam ediyor.

Sütçü, Japonya’da birçok bölgede zeminin aslında bina inşa etmek için pek elverişli olmadığını anlatıyor. Ancak zemin etüd ve bunun sonucunda gerekiyorsa zemin iyileştirmesine çok önem veriliyor.

Ayrıca zayıf zeminlerde öncelikle binaların temelleri atılırken 60-70 metre derinliğe inen kazıklar çakılıyor. Böylelikle binanın neredeyse üçte biri toprak altında kalarak binanın yükleri sağlam zemin tabakalarına aktarılıyor.

Sütçü, ayrıca Japonya’da depreme dayanıklı evler ve binaların depremle beraber sallanacak şekilde inşa edildiğini anlatıyor. Bu tür binalardan Japonya’da 8,000 adet, Türkiye’de ise 100 adet olduğunu söylüyor. Bunlardan dördü, İstanbul’daki Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi gibi hastane olarak hizmet veriyor.

Deprem bilinci ve farkındalık nasıl bu kadar gelişmiş?

Japonya’da afet önleme sistemi hayata entegre olmuş durumda.

Ülkede kullanılan akıllı cep telefonlarının hemen hepsinde deprem vurmadan 5-10 saniye önce insanların kendilerini korumaya almasını sağlayan bir deprem ikaz sistemi kurulu.

Ayrıca isteyenler Safety Tips veya Yurekuru adlı erken uyarı sistemi uygulamalarını da indirebiliyor.

Japonya’da kurallara göre her evde afet öncesinde acil durum kiti bulunduruluyor. Daha okul öncesinden itibaren çocuklara doğal afet tatbikatları yaptırılıyor. Deprem sırasında herkes ne yapacağını biliyor. Örneğin, masa gibi sağlam bir eşyanın altına girmeleri ya da en azından başlarını yastıkla korumaları öneriliyor.

Deprem bitene dek hareket etmemeleri veya dışarı fırlamamaları öneriliyor. Aynı şekilde yüksek bir binada iseniz sarsıntı bitene dek binadan çıkmamanız ve camlardan uzak durmanız, asansördeyseniz her katın düğmesine basıp hemen inmeniz gerekiyor.

Depreme dışarıda yakalananların ise açık alanda durmaları gerekiyor. Deprem sonrasında ise insanlara bölgesel toplanma ve acil durum merkezlerine gitmeleri salık ediliyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın