Birleşmiş Milletler’den Uluslararası Topluma Türkiye Ve Suriye Çağrısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişi hayatını kaybederken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Guterres, Türkiye’nin milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliği göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çağrısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres basına yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeye giden 6 kamyondan oluşan insani yardım konvoyunun Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek İdlib’deki Babülhava Sınır Kapısı’ndan giriş yaptığını duyurdu.

Konvoyda, ilaçlar, battaniye, çadır, barınak kitleri ile ilk yardım malzemeleri bulunduğunu kaydeden Guterres  BM üyelerine bölgeye daha fazla yardım göndermeleri çağrısında bulundu.

BM’nin ilk etapta Suriye’de insani yardım ihtiyaçlarını karşılamak için 25 milyon dolarlık yardım fonunun kullanılmasına karar verdiğini kaydeden Guterres, önümüzdeki hafta bu yardımın artırılması yeni bir çağrının yapılacağını ifade etti.

BM Genel Sekreteri, “Suriye’deki depremden etkilenenler için bağışçıların yapacağı desteğin artması için yeni bir çağrı yapacağız.” dedi.

BM’nin İnsani Yardımlara Koordinatörü Martin Griffiths’in depremden etkilenen bölgelerde inceleme yapacağını kaydeden Guterres, son durum yerinde tespit edildikten sonra BM’nin Suriye’ye yardım için yeni adımlar atacağı mesajını verdi.

BM Genel Sekreteri, “Türkiye’nin muazzam bir dayanışma gösterisiyle milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu” kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliğin göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çarısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres, “Afet değerlendirme uzmanları görevlendirdik. Onlar arama ve kurtarma ekiplerini koordine ediyor. Acil yardım gıdası, tıbbi malzeme, termal battaniye ve diğer hayat kurtarıcı malzemeleri sağlıyoruz. Biz çok daha fazlasını yapmaya kararlıyız.” dedi.

BM’nin sınır ötesi yardımları kapsamında İdlib’e giriş yapan tırlardaki insani yardım malzemeleri, ülkenin kuzeyinde Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Suriyelilere ulaştırılacak.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde en az 3 bin 162 kişi ölmüş, en az 5 bin 235 kişi yaralanmıştı.

BM Güvenlik Konseyinin 2014’te kabul ettiği karara göre, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere uluslararası yardım gönderiliyor. Özellikle zorla yerinden edilerek Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’e sığınan halk, bu insani yardımlara bel bağlıyor.

Sınır ötesi bu yardımlarla Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine gıda, ilaç ve hijyen malzemeleri gönderiliyor.

Paylaşın

Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Deprem Desteği: 1,78 Milyar Dolar

Dünya Bankası, Türkiye’ye 1 milyar 780 milyon dolarlık deprem desteği vereceğini duyurdu. Bankadan yapılan açıklamada, felaketin büyüklüğünün tahmin edilmesi, kurtarma ve yeniden inşa desteği için öncelikli alanların belirlenmesine yönelik hızlı bir hasar değerlendirmesinin başlatıldığı bildirildi.

Bankanın açıklamasında, depremlerden etkilenen insanları desteklemek için 1 milyar dolarlık kaynağın da hazırlandığı aktarıldı.

Dünya Bankası, Türkiye’de ağır can kaybı, yaralanma ve güneydoğu illerinde çok ciddi hasara yol açan deprem ve artçı sarsıntılar sonrasında toparlanma çabalarına destek olmak amacıyla 1 milyar 780 milyon dolar sağlanacağı bildirildi.

Yapılan açıklamada, Dünya Bankası’nın ayrıca deprem felaketinin yol açtığı hasarın boyutlarını belirlemek için hızlı bir değerlendirme başlattığı kaydedildi. Buna göre değerlendirme kapsamında Dünya Bankası’nın dünya genelinde afet riski yönetimi konusundaki kapsamlı deneyimlerinden yola çıkarak toparlanma ve yeniden yapılanma desteği verilecek bölgelerin öncelik sırasının tanımlanması yer alacak.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, ”Dünya Bankası Grubu adına, Türkiye ve Suriye halklarına, yıkıcı depremler sonucu verdikleri ağır kayıplar nedeniyle en derin taziyelerimizi ifade ediyoruz. Sahadaki büyük ve acil ihtiyaçları hızlıca değerlendirmek için hazırlık yapıyoruz ve acilen yardım sağlıyoruz. Bu değerlendirme, ihtiyaçları gidermek için hazırlandığımız bu sırada, ülkedeki toparlanma ve yeniden yapılandırma çalışmaları için önceliklik bölgeleri belirleyecek” dedi.

Dünya Bankası, Türkiye’deki mevcut iki proje olan Türkiye Deprem, Sel ve Orman Yangını Acil Durum Yeniden İnşa Projesi (TEFWER) ve İklim ve Afet Dayanıklı Kentler Projesi’nden Şarta Bağlı Acil Müdahale Bileşeni (CERC) aracılığıyla 780 milyon dolarlık acil yardım sunulduğunu kaydetti. Şarta Bağlı Acil Müdahale Bileşeni (CERC), yardım alan ülkelere, acil durum müdahaleleri için proje fonlarına hızlı erişim sağlıyor. Bu yardımın belediye bazında temel altyapı inşasında kullanılacağı kaydediliyor.

Dünya Bankası, buna ilave olarak 1 milyar dolarlık yardımın depremden etkilenenleri desteklemek için hazırlandığını bildirdi. Dünya Bankası Türkiye Direktörü Humberto Lopez, ”Türkiye’nin acil ve gelecekteki ihtiyaçları çok büyük. Bu ihtiyaçlar, acil yardımdan yeniden yapılanmaya kadar geniş bir kapsamı içeriyor” dedi.

Dünya Bankası’nın Türkiye faaliyetleri

Dünya Bankası’nın Türkiye’yle ortaklığı 1950’li yıllara uzanıyor. Dünya Bankası, son yıllarda afet riski yönetimi, kentsel kalkınma ve enerji verimliliği alanlarında Türkiye’deki öncü ortaklardan biri haline geldi.

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi, Güvenli Okullar Projesi ve Okullarda Afet Riski Yönetimi Projesi, Dünya Bankası’nın Türkiye’de son yıllarda başlattığı çalışmalardan bazıları. Dünya Bankası Türkiye Programı şu anda 9 milyar dolar değerinde 30 faal operasyona katkı sağlıyor.

Paylaşın

Türkiye Genelinde Okullar 20 Şubat’a Kadar Kapalı

Milli Eğitim Bakanı Özer, Türkiye genelinde okulların 20 Şubat’a kadar kapalı kalacağını açıkladı. Yükseköğretim Kurulu da (YÖK) tüm yükseköğretim kurumlarında bahar eğitim ve öğretim dönemi açılışının ikinci duyuruya kadar ertelendiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “10 binlerce öğretmenimiz sahada dolayısıyla bu süreci aksatmamak için Türkiye genelinde 13 Şubat’a kadar olan tatili bir hafta daha uzatıyoruz. Yani 20 Şubat itibarıyla eğitim ve öğretim başlayacak” dedi.

Bakan Özer, ayrıca deprem bölgesinde bulunan okullarda devam şartının aranmayacağını açıkladı.

NTV canlı yayınına katılan Bakan Özer, depremden etkilenen 10 ilde “2. dönemde tüm kademelerde devam şartı aranmayacak. Tüm öğrenciler istedikleri taktirde çevre illerdeki okullara nakilleri yapılacak.” açıklamasında bulundu.

Bakan Özer, farklı illerden gönüllü olarak deprem bölgesine giden öğretmenlerin okullar açıldığında izin durumlarıyla ilgili çalışmaların yapıldığını ve önümüzdeki günlerde duyurulacağını belirtti.

Yükseköğretim kurumlarında bahar eğitim ve öğretim dönemi ertelendi

YÖK de tüm yükseköğretim kurumlarında bahar eğitim ve öğretim dönemi açılışının ikinci bir duyuruya kadar ertelendiğini açıkladı. YÖK tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 günü meydana gelen ve 10 ilimizi doğrudan etkileyen deprem nedeniyle;

Bu bölgeden olup diğer illerdeki yükseköğretim kurumlarımızda öğrenim gören öğrencilerimizin eğitim ve öğretime katılamayacak olmaları,

Bu öğrencilerimizden bir kısmının yakınlarının afetten doğrudan etkilenmiş olmaları,

Yükseköğretim kurumlarımızdaki başta öğrencilerimiz olmak üzere akademik ve idari personelimizin arama, kurtarma ve yardım faaliyetlerine katılmaları,

dikkate alınarak tüm yükseköğretim kurumlarımızda bahar eğitim ve öğretim döneminin açılışı ikinci bir duyuruya kadar ertelenmiştir.

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremleri Seçimlerde Erdoğan Üstünde Baskı Oluşturdu

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişinin hayatını kaybetti. Depremlerin vurduğu 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Fransız haber ajansı AFP, onbinlerce yurttaşın ölümüne neden olan Maraş depremlerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki muhtemel etkilerinin kaleme alındığı bugün yayımlanan haberini “Ölümcül deprem, mayıstaki seçimlerde Erdoğan üstünde baskı oluşturdu” başlığıyla verdi.

Türkiye ve Suriye’de ölenlerin sayısının 15 bini geçtiği belirtilerek başlayan haberde 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerden “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kariyerinin en büyük sınavı” diye bahsedildi.

Ajans, “Erdoğan, pazartesi yaşanan felaketten önce de bir dizi krizi yatıştırmaya çalışıyordu” ifadelerini kullandı ve cumhurbaşkanının “ekonomiye alışılmışın dışındaki yaklaşımının ülkeyi enflasyonist sarmala sürüklediğini” öne sürdü.

Haberde son yıllarda yaşanan orman yangınları gibi çevre felaketlerinin ve hükümete yönelik yolsuzluk iddialarının iktidara zorluk yarattığı ve Erdoğan’ın da bu yüzden deprem müdahalelerinde atağa geçtiği öne sürüldü.

Ajans, Erdoğan’ın depremden saatler sonra Ankara’da basın açıklaması yaptığını ve felaketin üç günü boyunca ekranlardan halka seslenmeye devam ettiğini belirtti.

Haberde, cumhurbaşkanının depremin en sert vurduğu illerden olan Hatay’daki konuşmasında hükümetin “eksikliklerini” kabul ettiğini ama “böyle bir felakete hazır olunamayacağının” altını çizdiği aktarıldı.

Devamında 1999’daki Gölcük depreminin ardından dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in çok eleştildiği hatırlatıldı ve Erdoğan’ın 2002’de iktidara gelmesinde “daha iyi felaket yönetimi vaadinin” etkili olduğu iddia edildi.

AFP, uzmanların “Erdoğan’ın krizi iyi yönetmesi halinde pozisyonunu güçlendirebileceğini fakat başarısız olursa sonunun Ecevit gibi olabileceğini” söylediklerini aktardı.

Haberde Londra merkezli siyasi risk danışmanlık şirketi Teneo’dan Wolfango Piccoli’nin şu değerlendirmesine yer verildi :

Etkili bir acil durum müdahalesi, Erdoğan’ın liderliğindeki ulusal dayanışma duygusunu tetikleyerek cumhurbaşkanı ve partisini güçlendirebilir. Fakat depremin büyüklüğü hükümete ciddi zorluk yaratacak.

Ajansa konuşan Britanya merkezli Dış Politika Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Emre Çalışkan da “Deprem sonrası müdahale başarılı olmazsa, Erdoğan mayıstaki seçimleri kaybedebilir” dedi.

Haberde, Türkiye’nin güneyinde yakınlarını enkazdan kurtaramayan ailelerin hükümete “ateş püskürdüğü” yazıldı ve hayatta kalanların da 24 saatten daha uzun bir süre boyunca devletin yardım görevlilerinin yiyecek ve barınak sağlamasını beklediği öne sürüldü.

Yakınlarını depremde kaybeden analist Gönül Tol, Hatay’da AFP muhabirine görüş verdi ve “Erdoğan iktidarının bu felaketten etkilenmemesi imkansız” dediği aktarıldı.

Ayrıca haberde Tol’un şu ifadelerine yer verildi:

1999’da sivil toplum kuruluşları yardım etmek için yorulmadan çalışmıştı. Bu kez sayıları daha az çünkü Erdoğan 2016’daki darbe girişiminin ardından pek çok sivil toplum kuruluşu üstünde baskı kurdu.

Haberde yer alan fotoğraflardan birinin altındaysa “Önceki afetlerde görünür bir liderlik etmekten kaçınmış olan Erdoğan, bu kez ön planda” ifadeleri kullanıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü 3. Seviye Acil Durum İlan Etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye ve Suriye’de binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler nedeniyle ‘3. Seviye Acil Durum’ ilan edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, dün gerçekleşen DSÖ Yönetim Kurulu’na Türkiye ve Suriye depremi ile ilgili bilgilendirme sunumunda yaptığı açıklamada, “Kendi hayatları tehlikedeyken müdahale eden Gaziantep’teki saha ofisimizdeki DSÖ personeli de dahil olmak üzere ilk müdahale ekiplerini takdir ve takdirle karşılıyorum” dedi.

Hans Kluge, DSÖ Avrupa’nın ekiplerinin Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da faaliyet gösterdiğini belirterek “Hayat kurtarmak için dikkate değer bir müdahale operasyonu başlatan Türk yetkililerini takdir ediyorum. Muazzam bir dayanışma gösteren Üye Devletlere teşekkür ederim. Uluslararası toplumu desteğini artırmaya devam etmeye, Türkiye Hükümeti ve DSÖ ile tam koordinasyon sağlamaya davet ediyorum” diye konuştu.

DSÖ’nün 3. Seviye Acil Durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendirilmektedir ve DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

3. Seviye Acil Durumu nedir?

DSÖ’nün 3. seviye acil durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendiriliyor. Bu seviye DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

DSÖ görevleri

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), (İngilizce: World Health Organization, WHO) Birleşmiş Milletler’e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan örgüttür.

Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek.

BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir iş birliği kurmak ve sürdürmek.

Hükümetlere, istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak.

Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükûmetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak.

BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkelerin halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.

Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dahil olmak üzere gerekli görülecek idari ve teknik hizmetleri kurmak ve sürdürmek.

Epidemik, pandemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin alınmasını teşvik etmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında iş birliğini kolaylaştırmak.

Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.

Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kabiliyetlerini artırmak.

Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak.

Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.

Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile iş birliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de dahil koruyucu ve tedavi edici tıbbi bakıma ilişkin idari ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak.

Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.

Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metotlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.

Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.

Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabulünü teşvik etmek.

Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.

Paylaşın

En Fazla Kaç Büyüklüğünde Deprem Meydana Gelebilir?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olurken, şimdiye kadar kayıtlara geçen en büyük deprem 9,5 büyüklüğünde.

22 Mayıs 1960’da Şili’nin Valdivia şehrinde 10 dakika boyunca süren 9.5 büyüklüğündeki deprem tarihe Büyük Şili Depremi olarak geçti.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü? Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun (USGS) kayıtlarına göre sarsıntılar o kadar şiddetliydi ki, depremden kurtulan bir adam Soğuk Savaş yüzünden nükleer saldırıya uğradıklarını sanmıştı.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü? Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

9.5’ten daha büyük bir depremin meydana gelmesi için yer kabuğunda devasa bir parçanın kırılması, yani hem çok derin hem de çok uzun bir fayın hareket etmesi gerekli. Live Science’a konuşan jeolog Wendy Bohon, Dünya’da bunun yaşanabileceği yerlerin pek olmadığını söyledi.

Bohon, 9.5 büyüklüğündeki bir depremin gezegenimizin üretebileceği yaklaşık üst sınır olduğunu ve 10 büyüklüğünde bir deprem ihtimalinin son derece düşük göründüğünü ifade etti.

USGS de Dünya üstünde 10 büyüklüğünde deprem yaratacak bir fayın varlığının bilinmediğini ve böyle bir fay olsaydı gezegenin neredeyse tamamını sarması gerektiğini belirtiyor.

Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjiyi ölçmek için kullanılan bir kavram. Depremin yarattığı etkiyi tanımlamak için kullanılan “şiddet” kavramıysa büyüklükten farklı. Ayrıca büyüklük, kişilerin sarsıntıyı ne kadar güçlü hissettiğini de göstermiyor.

Bilim insanları, kişilerin depremi hissetme şiddetinin büyüklükten bağımsız olarak merkez üssüne yakınlıkları ve bulundukları zemine göre değişeceğini belirtiyor.

Depremin büyüklüğünü ölçmek içinse farklı ölçekler kullanılabiliyor. Örneğin dün (6 Şubat) Kahramanmaraş merkezli ve 10 ili etkileyen yıkıcı depremlerden ilkinin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi 7.4; USGS ise 7.7 olarak açıklamıştı.

Bunun nedeniyse Kandilli Rasathanesi’nin depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklaması, ABD’nin ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmasıydı. Ardından Kandilli Rasathanesi ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin büyüklüğünü 7.7 Mw diye güncelledi.

7.4 ve 7.7 arasında sayısal açıdan yakın gibi gözükse de depremler büyüdükçe ölçümün virgülden sonraki her rakamı devasa bir fark yansıtabilir çünkü ölçek, doğrusal değil logaritmik yani katlanarak artar. Bohon, deprem büyüklüğünün katlanarak artmasını spagetti örneğiyle şöyle anlattı:

Bir spagetti telini kırmak 5 büyüklüğünde depreme eşdeğerse, 6 büyüklüğündeki depremin enerjisini açığa çıkarmak için 32 spagetti teli kırmak gerekir. Bu spagetti ölçeğinde 7 büyüklüğündeki bir deprem için 1024, 8 büyüklüğündeki deprem içinse 32 bin 768 telin kopması lazım.

Bu örnekte de görüldüğü gibi 7 ve 8 büyüklüğündeki depremler arasındaki ortaya çıkan enerji farkı, 5 ve 6 büyüklüğündeki depremlerin arasındaki farktan çok daha fazla. Bu nedenle, 5.5 olan bir depremi 5.6 diye açıklamakla 7.4 büyüklüğündeki depremi 7.7 diye duyurmak arasında devasa bir fark var.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NATO Üyeliği: İsveç, Türkiye İle Görüşmeye Hazır Olduğunu Duyurdu

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, tıkanan müzakereleri Türkiye’nin talebi üzerine yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirterek, “Onlar (görüşmelere) hazır olur olmaz biz de hazırız” ifadesini kullandı.

İsveç Başbakanı Kristersson, “Yapmamız gereken ilk iş, durumu sakinleştirmek. Etrafınızda adeta alevler varken iyi görüşmeler yapmak zor olur” dedi.

Tıkanan müzakereleri Ankara’nın talebi üzerine yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirten Kristersson, “Onlar (görüşmelere) hazır olur olmaz biz de hazırız” ifadesini kullandı.

Türkiye’de Mayıs ayında yapılması planlanan seçimleri hatırlatan İsveç Başbakanı, “görüşmelerin yeniden başlaması için ön koşulları “iyi” olarak nitelendirdi; Ankara’nın seçimden dolayı iç politikaya odaklanmasının da anlaşılabilir olduğunu kaydetti.

Krissterson, Türkiye’de meydana gelen depremlerden sonra destek için hazır oldukları mesajını paylaştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a başsağlığı mesajı gönderen Kristersson, “AB dönem başkanı olarak yardıma hazırız” dedi.

Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde aşırı sağcı Rasmus Paludan’ın Ocak ayı sonunda Kur’an-ı Kerim yakma eyleminin ardından NATO’ya üyelik görüşmeleri askıya alınmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığı açıklamada ayrıca İsveç’in terörle mücadele politikasını eleştirdi. Çavuşoğlu, “Terör örgütleri özellikle İsveç’in NATO üyeliğinin yoluna mayınlar döşüyor. İsveç bu mayınlara bilerek basıyor. İstese temizler” dedi.

Paylaşın

AİHM, Berkin Elvan’ın Ailesinin Açtığı Davada Türkiye’yi Mahkum Etti

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. AİHM, Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Euornews Türkçe‘nin AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ‘Gezi olaylarının sembolü’ haline gelen 15 yaşında yaşama gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Elvan’ın anne ve babası Sami ve Gülsüm Elvan ile iki kız kardeşi Gamze ve Özge Elvan 2019 yılında Türkiye aleyhine AİHM’de dava açmıştı.

AİHM, başvuruyla ilgili olarak Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2 maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in gerekçeli kararı: Türkiye’de sorumlularla ilgili etkili soruşturma yapılmadı

AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkıyla ilgili 2.maddesin usül uyarınca ihlal edildiğine hükmeden Strasbourg Mahkemesi, ölümle ilgili zamanın İstanbul emniyet müdürü ve valinin sorumluluklarıyla ilgili Türk yetkililerin etkili bir soruşturmayı gerçekleştirmediği görüşüne vardı.

Başvuru sahiplerinin ölüme neden olan polis görevlisinin daha ağır bir mahkumiyetle cezalandırılması yolundaki şikayetiyle ilgili Türkiye’de duruşmaların devam ettiği ve iç hukuk yollarını tüketilmediğine karar veren AİHM, bu konuda şu anda bir karar veremeyeceğini bildirdi.

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti.

Elvan’nın 16 Haziran 2013 tarihinde ailesinin deyimiyle ekmek almaya giderken kafasından gaz kapsülü ile vurularak, 15 yaşında hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepki uyandırmıştı. Yaralandığında 45 kilo olan Berkin, hayatını kaybettiği gün 16 kiloya düşmüştü.

Paylaşın

Depremlerle İlgili Kafa Karıştıran Veya Az Bilinen Gerçekler

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. AFAD, daha sonra depremin büyüklüğünü 7,7 olarak güncelledi.

AFAD, saatler sonra Kahramanmaraş Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğünde bir deprem daha olduğunu bildirdi. Ardından saat 13.32’de Kahramanmaraş Ekinözü’nde 5,5 büyüklüğünde ve saat 13.35’te Malatya Doğanşehir’de 5,6 büyüklüğünde depremler meydana geldi.

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlerle ilgili internet üzerinden birçok yanlış bilgi yayılırken, bu yıkıcı sarsıntılara dair az bilinen gerçekler de gündeme geldi.

İşte depremle ilgili kafa karıştıran veya az bilinen gerçekler…

7.4 mü, 7.7 mi: Bir depremin kaç büyüklüğü olur?

Bu sabah Kandilli Rasathanesi’nin Maraş’taki depremin büyüklüğünü 7.4; ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu USGS’ninse 7.8 olarak açıklaması en çok kafa karıştıran durumlardandı.

Aslında bir depremin, sismograf ölçümleriyle belirlenen tek bir büyüklüğü var. Ancak bunlar farklı cinslerden ifade edilebilir.

Kandilli Rasathanesi, depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklamıştı. ABD ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmıştı.

1979’da Thomas C. Hanks ve Hiroo Kanamori tarafından icat edilen Mw ölçeğinin daha kesin olduğu düşünülüyor. Bu yüzden Mw, zamanla Richter Ölçeği’nin yerini aldı.

Ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin cinsini Mw cinsinden de açıklama kararı alan Kandilli Rahatsanesi de depremin şiddetini 7.7 Mw diye güncelledi.

Kayda geçen şiddetli deprem 9.5

ABD Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne göre şimdiye dek kayıtlara geçen en şiddetli deprem Richter Ölçeği’nde 9.5 büyüklüğündeydi.

22 Mayıs 1960’ta Şili’nin güney kıyılarında meydana gelen deprem, hemen ardından büyük bir tsunami de yaratmıştı. Tsunami Hawaii, Japonya ve Filipinler’i de vurmuştu.

Kayda geçmiş en şiddetli depremler şu şekilde:

Şili/1960: 9.5
Alaska/1964: 9.2
Endonezya/2004: 9.1
Japonya/2011: 9.0
Rusya/1952: 9.0

Depremlerin büyük kısmı “Ateş Çemberi’nde” oluyor

Pasifik Okyanusu’nu çevreleyen deprem bölgesine “Ateş Çemberi” adı veriliyor. Depremlerin çok büyük kısmı Çevre-Pasifik kuşağı da denen bu bölgede meydana geliyor.

Ateş Çemberi, Dünya’nın jeolojik açıdan en aktif bölgesi. Gezegendeki tüm depremlerin yaklaşık yüzde 90’ı burada meydana geliyor.

Bir sonraki “en sismik bölge” ise depremlerin yüzde 5 ila6’sının görüldüğü Alp Kuşağı.

Bu kuşak, Akdeniz bölgesinden doğuya doğru Türkiye, İran ve Hindistan’a uzanıyor.

Bilinen en ölümcül deprem: 830 bin kişi hayatını kaybetti

Kaydedilen en ölümcül deprem ise 1556’da Çin’de meydana geldi.

Çoğu kişinin yumuşak kayadan oyulmuş mağara benzeri barınaklarda yaşadığı, ülkenin merkezindeki Shaanşi bölgesini etkileyen bu depremde 830 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

1976’da Çin’in Tangshan kentinde 250 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği bir başka ölümcül deprem de en şiddetli örnekler arasında.

Depremlerin ve deprem biliminin tarihi: En eskisi de Çin’de

Bilim insanlarının kayıtını bulduğu en eski deprem, MÖ 1831’e kadar uzanıyor. Bu deprem Çin’in Shandong eyaletinde meydana geldi. O dönemde bölgede Zhou Hanedanlığı hüküm sürüyordu.

Depremlerin yumuşak zemini sert kayadan daha fazla salladığı bilgisi ise MÖ 350’de Yunan filozof Aristoteles tarafından dile getirildi.

Sarsıntıların nedeni de 1760’ta sismolojinin ilk uzmanlarından biri olan İngiliz mühendis John Michell tarafından ortaya kondu.

Michell, depremlerin ve meydana getirdikleri enerji dalgalarının “kaya kütlelerinin yerin kilometrelerce altında yer değiştirmesinden” kaynaklandığını hatıratında yazmıştı.

Sarsıntıların derinliği

Çoğu deprem, Dünya yüzeyinin 80 kilometreden az bir derinlikte meydana geliyor.

Ancak bu derinlikten çok daha aşağıda da depremlere rastlanabilir. Zira en derin depremler, yüzey kabuğunun manto tabakasına daldığı sınırda ortaya çıkıyor. Bu sınır yüzeyin 750 kilometre altında.

Kahramanmaraş’ta bu sabah meydana gelen depremin derinliği ise sadede 7 kilometre olarak belirlendi.

Depremin gürültüsü: Hayvanların önceden duyduğu doğru mu?

İnsan, 20 ila 20 bin Hertz aralığındaki sesleri algılayabiliyor. Çoğu deprem dalgasının frekansı 20 Hz’den az. Bu nedenle dalgaların kendisi genellikle duyulmuyor. Bu tür depremlerde insanların duyduğu gürültü çoğu zaman binalardaki kırılmalardan kaynaklanıyor.

Öte yandan işitilebilir aralıkta depremler de mümkün. Bunlar bir gümbürtü olarak duyulabilir.

Bazı kişiler köpek veya kedilerin, insanların duyamadığı deprem seslerini veya titreşimlerini hissettiğine inanıyor. Ancak uzmanlara göre bu, doğrulanabilmiş bir bilgi değil.

Bazı hayvanların davranışlarında depremlerden önce değişiklikler gözlemlenmiş olabilir. Fakat bilim insanlarına göre bu davranışlar tutarlı değil ve çoğu zaman depremden önce algılanabilir bir davranış değişikliği olmuyor.

Depremin havası ve saati olur mu?

Antik Yunanlar depremlerin özellikle sıcak ve kuru havalarda meydana geldiğine inanıyordu.

17 Ağustos 1999 depreminin etkisinde kalarak bu inanışı halen taşıyan kişiler var. Ancak uzmanlar kesin bir dille reddediyor.

Benzer şekilde şiddetli sarsıntıların daima sabaha karşı olduğunu düşünenler de mevcut. Öte yandan tarihte akşam saatlerinde gerçekleşmiş birçok deprem var.

Sığınılacak en güvenli yer kapı eşiği mi?

Bilim insanları kapı eşiklerinin sadece kerpiç evlerde koruma sağlayabileceğini söylüyor. Zira modern yapılarda kapılar, binanın geri kalanından daha sağlam değil.

Aksine kamu binalarında, aceleyle dışarı çıkmaya çalışan insanlar, kapı eşiğine sığınanları ezebilir. AKUT’un önerisine göre deprem esnasında içeride olanların çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi bir beyaz eşyanın yanına büzülerek yatması daha mantıklı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

DSÖ’den Depremlerde Can Kaybı Sekiz Kat Artabilir Uyarısı

Başta Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana başta olmak üzere Suriye’nin kuzey bölgesini etkileyen depremlere ilişkin açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), depremlerde can kaybının sekiz kat artabileceği uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), Avrupa’dan sorumlu kıdemli acil durum yetkilisi Catherine Smallwood, haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Daha fazla çökmenin meydana gelme potansiyeli devam ediyor, bu nedenle genellikle ilk rakamların sekiz kat arttığını görüyoruz” dedi.

Smallwood, “Depremlerde her zaman aynı şeyi görüyoruz, ne yazık ki ölen ya da yaralanan insanların sayısına ilişkin ilk raporlar takip eden hafta içinde oldukça önemli ölçüde artıyor” ifadelerini kullandı.

Depremlerin yaşandığı bölgede, kış ortasındaki dondurucu soğuklar ve kar fırtınası kurtarma çalışmalarını daha da zorlaştırdı ve evsiz kalanları riske attı.

WHO yetkilisi Smallwood, “Evlerine geri dönemeyen diğer insanlar için toplu ortamlarda buluşma ve toplanma söz konusu olacak. Bu da eğer ihtiyaçları doğru bir şekilde karşılanmazsa, ısıtma olmazsa ve aynı zamanda aşırı kalabalık yaşanırsa, belirli riskler oluşturacaktır” diye konuştu.

Smallwood, bu risklerden birinin de solunum yolu virüslerinin dolaşımı olduğunu belirtti.

Deprem Grönland’a kadar hissedildi

Türkiye dünyanın en aktif sismik bölgelerinden birinde yer alıyor ve son deprem, 1999 yılında 17 binden fazla insanın ölümüne neden olan Gölcük Depremi’nde kırılan Kuzey Anadolu fay hattının tam karşısında yer alan Doğu Anadolu fayı boyunca meydana geldi.

Danimarka ve Grönland Jeoloji Araştırmaları’ndan sismolog Tine Larsen AFP’ye yaptığı açıklamada, depremin Grönland’a kadar hissedildiğini söyledi.

Larsen, depremin birkaç dakika içinde Grönland’ın doğu kıyısında da hissedildiğini ve çok sayıda artçı sarsıntının meydana geldiğini kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın