Deprem Bölgesindeki Mülteciler Suriye’ye Dönüyor

11 ilde büyük yıkıma ve on binlerle ifade edilen can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından özellikle yakınlarını kaybeden yüzlerce mültecinin Suriye’ye döndüğü belirtildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı, Türkiye’de depremler nedeniyle 3 bin 841 Suriyelinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), depremlerinde şimdiye kadar 1702 mültecinin cenazelerinin sınır kapıları üzerinden Suriye’ye teslim edildiğini duyurdu.

Buna göre Bab el-Hava (Cilvegözü) sınırından bin 479, Bab el-Salam (Öncüpınar) sınırından 166, El Rai (Çobaney) sınırından 22, Cerablus’tan 20 cenaze, Cindirês’te ise 15 cenaze nakledildi.

Şarku’l Avsat’ta yer alan haberde ise, depremlerin ardından özellikle yakınlarını kaybeden yüzlerce mültecinin Suriye’ye döndüğü belirtildi. Gazeteye konuşan Ahmed adlı Suriyeli genç önce depremde kaybettiği yakınlarının cenazesinin gönderdiğini, şimdi ise kendisinin Suriye’ye döndüğünü söyledi.

Suriye İnsan Hakları Ağı, Türkiye’de depremler nedeniyle 3 bin 841 Suriyelinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Suriyeli aktivist Taha el Gazi ise, Maraş merkezli depremlerde şimdiye kadar Suriyeli 6 bin 100 mültecinin yaşamını yitirdiğini belirtmişti.

Birleşmiş Milletler’e öfke

Öte yandan Suriye’de muhaliflerin kontrolünde bulunan bölgelerde Birleşmiş Milletler’e tepki yükseliyor. Depremden önce Bab el Hawa, BM’ye yardım gönderme yetkisi verilen tek sınır kapısıydı.

BM daha sonra iki sınır kapısının daha açıldığını bildirdi ama doktorlar hala yeterli yardım gelmediğini söylüyorlar.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Dr. El Dugheym “Enkazdan kurtarılan hastaların çoğunda böbrek yetmezliği var. Diyalize girmeleri gerekiyor” diyor.

“Diyaliz cihazları, sargı bezi, dezenfektan, antibiyotik ve diyaliz için gerekli malzemelere ihtiyacımız var” diye de ekliyor.

Kuzey Suriye’de kontrol çeşitli muhalif grupların elinde. Yardıma ihtiyaç duyan dört milyon kişiye giden BM yardımları Türkiye üzerinden gönderiliyordu.

Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın kontrolündeki Suriye hükümetine ait bölgelerden buraya çok az yardım yollandı.

Rusya ve Çin, geçmişte BM Güvenlik Konseyi’nde, BM’nin muhaliflerin elindeki bölgelere yardım için daha fazla sınır kapısının açılmasını veto etmişlerdi.

Ancak, felaketin boyutları öylesine büyüktü ki, kuzeydeki Suriyeliler BM’nin yardım miktarını derhal artırmasını beklediler.

Suriye Amerikan Tıp Topluluğu’ndan (SAMS) Dima Maarawi “Normalde üç ay yetecek tıbbi malzemeyi ilk üç günde kullandık. Sağlık sistemimiz böyle bir felaketle başa çıkamaz” diyor.

Maarawi “En çok, büyük lojistik kapasitesi olan ve dünya genelindeki krizlere, özellikle de Kuzeybatı Suriye gibi uzak bölgelere anında müdahale etme kabiliyetleri olan BM gibi bir kurumu suçluyoruz” diye de ekliyor.

Bu bölgelere ilk BM yardım konvoyu, depremden dört gün sonra ulaştı.

Bab el Hawa sınır yönetimi sözcüsü Mazem Alluş yaptığı açıklamada “Depreme yardım için geçen Perşembe gününden beri hiçbir şey gelmedi” dedi.

Alluş’a göre Bab el Hawa’dan şu ana dek 128 BM yardım kamyonu geçti.

Alluş, bunların büyük çoğunluğunun deprem sonrası gönderilemeyen düzenli konvoylar olduğunu ve bunlarda çok az tıbbi yardım malzemesinin bulunduğunu belirtti.

Alluş ayrıca “Depremden önce her bir BM yardım konvoyunda 100 ila 120 kamyon olurdu” diye de ekledi.

BM, depremin ardından yardım faaliyetlerinin boyutlarını büyüttüğünü ve üç sınır kapısını da kullanmaya başladığını söylerken, Alluş, yardımların siyasileştirildiğini belirtiyor.

“Esad rejimi ve Rusya, İran ve BAE gibi bazı uluslararası müttefikleri, onları son 12 yıldır öldüren bir zalimden yardım kabul etmeleri için muhalefete baskı yapıyor” diyor.

Esad’dan yardım kabul edilmesine çok karşı ve bu tutumun Kuzeybatı Suriye’de yaygın olduğunu savunuyor.

“Önümüzdeki tüm yaşam engellenmişse ve tek nefes alabileceğimiz yer hükümet üzerindense, buradan nefes almayı kabul etmiyoruz” diyor.

SAMS’tan Dima Maarawi’ye göre, dünya onları uzun süre önce unuttu.

Rus ve Suriye uçakları, iç savaş boyunca Kuzeybatı Suriye’deki hastaneleri ve sağlık tesislerini hedef aldı. Sağlık sistemi zaten kırılgan durumdaydı ve deprem işleri daha da kötüleştirdi.

Maarawi “Uzmanlara insani bir krizimizin olmadığını, sadece korunmamız olmadığını söylerdik” diyor.

“Uluslararası toplum yıllarca bizi en azla idare etmeye terk etti ve bu deprem olduğunda da tek başımıza kaldık” diye de ekliyor.

BM’nin “yavaş” yardımları sosyal medyada da alay konusu oldu.

Bir çizimde, enkazın ortasına konulan büyük bir BM bağış kutusu görülüyor. Kutunun üzerinde Arapça ve İngilizce “Sıkıntı yaşayan Birleşmiş Milletler için bağış kutusu” yazıyor.

YouTube’de yayımlanan bir videoda ise çökmüş bir binanın enkazında çalışan gönüllüler görülüyor. Elleriyle enkazı kazan gençlerin üzerinde Suriye muhalefetinin logosu var.

Her yerde kum ve toz var ve ‘birini’ kurtarıyorlar. Üzerinde BM logosu bulunan bir oyuncak ayı havaya kaldırılıyor. Videonun başlığıysa “Suriyeliler BM’yi Kuzeybatı Suriye’de buldu.”

Paylaşın

Uzmanlar Yorumladı: Depremlerin Ekonomiye Etkisi Sınırlı Olabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ekonomideki yansımaları gündemin öne çıkan konuları arasında. Uzmanlar, depremlerin ekonomiye etkisinin sınırlı olabileceğini belirtiyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Federasyonu’ndan (TÜRKONFED), depremlerinin ekonomiye olası etkisine ilişkin ilk kapsamlı değerlendirmeleri yapmıştı. TÜRKONFED raporunda, yıkımın Türkiye’ye maliyetinin 84 milyar doları bulabileceği tespitine yer vermişti.

Londra merkezli haber ajansı Reuters’ın görüş aldığı 3 ekonomist ise maliyetin 50 milyar doları bulabileceği görüşünde.

Ekonomik kayba ilişkin değerlendirmelerde rakamlar değişse de uzmanlar bir noktada birleşiyor. O da afetin ardından toparlanma çalışmalarında maliyetin büyük bir kısmını konut ve altyapı inşasının oluşturacağı.

TÜRKONFED’in ön raporuna göre depremin maliyetinin dökümü şu şekilde:

Konut zararı: 70 milyar dolar

Ulusal gelir kaybı: 10,4 milyar dolar

İş günü kaybı: 2,9 milyar dolar

6 Şubat depremlerinden önce Türkiye’nin Orta Vadeli Program kapsamında 2023 yılı için öngördüğü büyüme yüzde 5,5’ti. Ekonomi uzmanları depremin ardından Türkiye’nin bu yıl yaklaşık yüzde 2’ye varan oranda daha az büyüyeceği görüşünde.

Marmara depreminin ekonomik etkisiyle karşılaştırma

17 Ağustos 1999 Marmara depreminde can kaybı resmi verilere göre 18 bin 373’tü. Depremin yol açtığı maddi hasarsa TÜSİAD ve Dünya Bankası’na göre 17 milyar dolardı.

Depremden sonraki yıllarda uluslararası ekonomi çevrelerinin hazırladığı raporlardaysa daha geniş etki göz önüne alındığında maddi kayıp çok daha yüksekti.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) 1999 İzmit ve Bolu depremlerinin ekonomik etkisine ilişkin 2000 yılında hazırladığı ara rapora göre, bu iki şehir ve deprem bölgeleriyle ekonomik bağlantısı olduğu için etkilenen diğer şehirler, Türkiye’nin o dönem Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 35’ini oluşturuyordu.

VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’ün sorularını yanıtlayan Türkiye analisti Timothy Ash, 1999 depremlerinden etkilenen bölgenin otomobil, petrokimya, imalat gibi pek çok alanda ülkenin sanayi merkezi olduğuna dikkat çekti.

Ash 1998’de yani Marmara depreminden bir yıl önce yüzde 3 büyüyen Türkiye ekonomisinin, ülkenin imalat ve ekonomi merkezini vuran depremin ardından yüzde 3,3 oranında daraldığını hatırlattı.

24 yıl sonra meydana gelen 6 Şubat 2023 depremlerinin etkilediği 10 ilde 13,4 milyon kişi yaşıyor. Daha çok tarım ürünleri bakımından öne çıkan bu bölge Türkiye nüfusunun ve ülkenin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 10’una denk düşüyor.

IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu bu yıl Türkiye için yüzde 3’lük bir büyüme öngörmüştü.

Timothy Ash son depremin Türkiye ekonomisine etkisinin orta derecede olacağı; ancak bu yıl büyümenin öngörülenden daha düşük olacağı görüşünde.

Dış finansman gereklilikleri

İki depremin yol açtığı tahribatın ortaya çıkmasının ardından ABD 85 milyon dolar; Dünya Bankası da ilk aşamada yaklaşık 1,8 milyar dolarlık yardım açıklamıştı. Açıklanan bu yardımlar afetten etkilenen Suriye’yi de kapsıyor.

Timothy Ash, yardımların ilk aşamada acil gereksinimlerin karşılanmasına katkı sağlayabileceğini; ancak yeniden yapılanma sürecinde on milyarlarca doları bulması beklenen konut inşası gibi çalışmaların maliyeti sebebiyle, Türkiye’nin kredi formatında bir miktar dış finansmana ihtiyaç duyabileceğini belirtti.

Türkiye’nin nispeten güçlü bir bilançosu, düşük bir kamu borcu ve nispeten düşük cari açığı olduğunu kaydeden Ash, “İlk ayları atlattıktan sonra orta vadede büyümede bir artış olabilir. Genelde büyüme hızlandığında ithalat talebi ticareti arttırır ve cari açık genişler. Bu durumda döviz talebi artar. O nedenle Türkiye’nin dış finansman gereksinimlerini orta ve uzun vadede karşılaması için daha fazla dış finansman desteğine ihtiyaç duyabilir” diye konuştu.

Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası: “Siyasi belirsizlik ekonomik kırılganlığa yol açıyor”

Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası (EBRD) de bugün yayınladığı raporunda depremin olası etkilerinin sonucu olarak Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nda yüzde 1’lik bir kayıp olabileceğini belirtti.

Bankaya göre yeniden inşa çalışmalarının büyümeye yapacağı katkı hesap edildiğinde bu “makul bir öngörü.”

EBRD’nin baş ekonomisti Reuters’a yaptığı açıklamada, “Deprem daha çok tarım arazilerini ve imalatın nispeten daha az olduğu yerleri etkiledi. O nedenle etkinin diğer sektörlere sıçrama olasılığı sınırlı” dedi.

Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası (EBRD) bugünkü raporunda, gittikçe artan dış finansman gereklilikleri ve seçimlerle ilgili siyasi belirsizliğin ciddi ekonomik kırılganlıklara yol açtığı tespitine yer verdi.

“Yabancı yatırımcı seçimi bekliyor”

Uzmanlar Türkiye ekonomisinde 6 Şubat depremlerinden önce de sorunların olduğuna ve özellikle para politikası ve makroekonomik politika konusunda yabancı yatırımcıda bir güvensizlik olduğuna dikkat çekiyor.

Bu nedenle uzmanlara göre ekonominin seyrinde asıl önemli olan gelişme 14 Mayıs’ta yapılması planlanan ancak depremin ardından daha şimdiden tartışma konusu olan seçimler, sonuçları ve ekonomik politikaya bu sonuçların yansıması.

Yabancı yatırımcının ister mevcut yönetimle ister seçim sonrası gelebilecek başka bir yönetimle, güvenilir bir para politikası istediğini belirten Timothy Ash, “Politika faizi şu an yüzde 10’un altında ve enflasyon yüzde 60. Reel faiz oranı eksi yüzde 50 iken hiçbir yatırımcı Türkiye’de yatırım yapmaz” görüşünü dile getiriyor.

“Deprem sonrası toparlanma süreci belirleyici faktör olacak”

İngiliz analiste göre seçimlerin sonucu büyük ölçüde 6 Şubat depremlerinin ardından toparlanma sürecinde gösterilecek performansa bağlı.

Türkiye’de muhalefet bloğu cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini kazanması halinde ekonomide daha akılcı ve geleneksel politikaya dönüş vaadinde bulunuyor.

Depremin seçime giden süreçte belirleyici bir faktör olacağını vurgulayan Timothy Ash, “(Cumhurbaşkanı) Erdoğan yardım ve yeniden inşa konusunda iyi bir performans sergilerse seçimde daha iyi bir sonuç alabilir. Gösteremezse seçimi kaybetme olasılığı yüksek. Seçim sonuçlarına bağlı olarak gerçekleşebilecek politika değişiklikleri yatırımcı için çok önemli” diyor.

Paylaşın

Depremler Dış Politikayı Nasıl Etkiler?

Prof. Dr. Serhat Güvenç, Türkiye’nin önceliğinin deprem sonrası ister istemez yaraları sarmak olacağını söyleyerek, yurtdışından gelen yardımların olası yansımasını, “Aynı depremle birlikte fay hatlarındaki enerjinin boşalması gibi belki de yabancı düşmanlığı fay hattında da büyük bir enerji boşalması oldu. Buna enerji yüklenmesi de kısa vadede kolay olmayacağa benziyor” şeklinde değerlendiriyor.

Serhat Güvenç, bu nedenle “yabancı düşmanlığı” üzerine inşa edilecek bir siyasi pozisyonun bir müddet Türkiye’de geçmişe göre karşılık bulmada zorlanacağını söylüyor.

Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, 1999 depreminin etkilerini hatırlatarak, “Benim aklımda kalan Türk-Yunan yakınlaşmasını tetiklemesiydi. Çünkü bizdeki depremin ardından Yunanistan’da da bir deprem olmuştu ve biz de kurtarma ekibi göndermiştik. Ardından iki ülkedeki siyasi irade ile yakınlaşma oldu ve bir süre bu hava devam etti.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Selim Kuneralp bu yakınlaşmanın etkisiyle Yunanistan’ın Türkiye’nin AB’ye adaylık sürecine karşı koymadığını da belirtiyor.

Dışişleri Bakanlığı’nın son verilerine göre Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından toplam 101 ülke genel anlamda yardım teklif ederken, arama kurtarma olarak 80’e yakın ülkeden ekip sahada çalıştı. Bu çerçevede 7 bine yakın yabancı personel arama-kurtarma ve yardım çalışmalarında rol alırken, sahadaki çalışmalara yardım için hala gelmesi beklenen yabancı personel bulunuyor.

Arama kurtarma çalışmalarının hemen hemen sona ermesinin ardından hayatta kalanların sağlık ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik yurtdışı yardımlar da sürüyor.

Depremlerin hemen ardından dördüncü seviye alarm düzeyine geçen Türkiye, bu kapsamda arama kurtarma çalışmaları için en kritik saatler için yabancı ekiplerin gelme taleplerini olumlu karşılamıştı. Bu kapsamda çok sayıda yabancı ekip için olduğu gibi Türkiye’nin yakın zamana kadar gergin ilişkiler içinde olduğu Yunanistan ya da Ermenistan ya da normalleşme adımlarının atıldığı İsrail’den gelen ekiplerin enkazdan canlı çıkartmak için sarfettikleri çaba kamuoyunda sempati ile karşılandı.

Gerginlik politikalarındaki faylar kırıldı mı?

Yabancı arama kurtarma ve yardım ekiplerine duyulan sempatinin bazı ülkelerle sürdürülen gerginlik politikalarını iç siyasette zaman zaman kullanmayı tercih eden iktidarın seçime kadarki söylemlerinin nasıl etkileneceği de tartışma konusu.

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Serhat Güvenç, Türkiye’nin önceliğinin deprem sonrası ister istemez yaraları sarmak olacağını söyleyerek, yurtdışından gelen yardımların olası yansımasını şu sözlerle değerlendiriyor:

“Aynı depremle birlikte fay hatlarındaki enerjinin boşalması gibi belki de yabancı düşmanlığı fay hattında da büyük bir enerji boşalması oldu. Buna enerji yüklenmesi de kısa vadede kolay olmayacağa benziyor.”

Güvenç, bu nedenle “yabancı düşmanlığı” üzerine inşa edilecek bir siyasi pozisyonun bir müddet Türkiye’de geçmişe göre karşılık bulmada zorlanacağını söylüyor.

Bu arada deprem sonrası yardımlarda dikkat çeken hususlardan birisi de İsrail ile başlatılan normalleşme sürecinin somut sonuçlarını göstermesi oldu. İsrail’den geniş bir arama kurtarma ekibi gelirken, bir sahra hastanesi kuruldu ve İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen de geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye geldi.

Aynı şekilde yakın zamana kadar ilişkilerin gergin olduğu Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias dayanışma için gelen bakanlar arasındaydı.

İlişkilerdeki sertlik yumuşamaya gider mi?

1999 Marmara depreminin ardından da çok etkilenen Türkiye’ye yine çeşitli ülkelerden arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra yardımlar gelmiş ve gerilimli olunan Yunanistan ile sıcak ilişkilerin kapısı aralanmıştı.

O dönemde Dışişleri Bakanlığı merkez görevde bulunan Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, 1999 depreminin etkilerini şöyle anlatıyor:

“Benim aklımda kalan Türk-Yunan yakınlaşmasını tetiklemesiydi. Çünkü bizdeki depremin ardından Yunanistan’da da bir deprem olmuştu ve biz de kurtarma ekibi göndermiştik. Ardından iki ülkedeki siyasi irade ile yakınlaşma oldu ve bir süre bu hava devam etti.”

Kuneralp bu yakınlaşmanın etkisiyle Yunanistan’ın Türkiye’nin AB’ye adaylık sürecine karşı koymadığını da hatırlatıyor.

Peki benzer bir süreç şimdi yaşanabilir mi?

Güvenç, Türkiye’nin yardım çağrısına ilk tepki verenler arasında Türkiye’nin ilişkilerinin en sorunlu olduğu Yunanistan gibi komşuları olduğunu söyleyerek, şöyle konuşuyor:

“Bu yardımı da hayli duygusal bir biçimde yaptılar. Batı Avrupalıların daha serinkanlı davrandığını görüyoruz ama sonuçta Yunanistan, Ermenistan bu coğrafyanın insanları. Rekabette de yardımlaşmada da duygu dozu daha yüksek ve bu doz da Türklere daha çok hitap ediyor.”

Güvenç, Yunan bir askerin depremzede bir çocuğu kucağına alan görselin viral olmasını hatırlatarak, Yunanistan’daki “saldırgan Türkiye” imajının bu fotoğrafla nasıl etkilenmiş olabileceğine ilişkin şu yorumu yapıyor:

“Son dönemdeki ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ söylemleri bu imajı hortlatmıştı. Şimdi ise Yunanistan’daki o imaj yerle yeksan oldu. Yani Türkiye’yi kucağına alıp korunması gereken bir çocuk olarak resmettiğiniz zaman o artık başka bir şeye karşılık geliyor.”

Ancak her iki dış politika uzmanı da Yunanistan ile Marmara depreminin ardından yaşanan uzun soluklu ve kalıcı bahar havasının bu kez o kadar kolay olmayabileceğini düşünüyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri

Depremden önce dış politika gündeminin en önemli gündem maddelerinden biri olan İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine Türkiye’den beklenen onay konusu deprem sonrasında da yine önemini koruyor. Son olarak NATO Genel Sekreteri Stoltenberg dayanışma için geldiği Ankara’da Türkiye için “İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerinin onaylanmasının zamanı geldi” diye konuştu.

Ancak uzmanlara göre Çavuşoğlu’nun “Bu iki ülkenin üyeliğiyle ilgili Türkiye’nin başından beri sergilediği tutum gayet nettir. Türkiye’nin endişelerinin karşılanması gerekiyor. Sadece sözde değil, uygulamada da” sözleri Ankara’nın tutumunda şu an için bir değişim olmadığını gösteriyor.

Kuneralp, hükümetin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri ile ilgili çizgisini sürdürmekte olduğunu belirterek, yakın bir dönemde “rasyonaliteye dönüleceğini” düşünmediğini söylüyor.

ABD ve AB ile ilişkiler nasıl etkilenir?

1999 depreminin ardından o dönemin ABD Başkanı Bill Clinton Türkiye’ye gelmiş ve Kocaeli’nde çadır kenti ziyaret sırasında kucağına alıp sevdiği bebeğin burnunu sıktığı fotoğraf hafızalarda yer etmişti.

Şimdi ise ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken dayanışma için hafta sonu Türkiye’de olacak.

Güvenç, Batı ülkelerinin arama kurtarma ekibi ya da yardım gönderme konusunda tereddütte bulunmazken seçim arifesinde “Erdoğan’ın arkasındaymış gibi” yorumlanabilecek herhangi bir açıklama ya da hamlede bulunmadığına dikkat çekerek, şunları söylüyor:

“AB de dikkatli bu konuda. Türk halkının yardım ve destek ihtiyacı teslim ediliyor ve imkanlar ölçüsünde karşılanmaya çalışıyor ama bunun ülkedeki iktidarın kendini güçlendirmesine yol açacak bir şekilde yorumlanmasına da izin vermiyorlar.”

Tarihinin en büyük insani yardım operasyonunu Türkiye için gerçekleştiren AB, mart ayında da bir bağış konferansı düzenleyeceğini açıklamıştı.

Güvenç, ABD’nin bir uçak gemisinin yardım amaçlı gönderildiğine ilişkin haberlerin yayınlanmasının ardından yapılan “işgale mi geliyorlar” komplo teorilerini de anımsatarak, kafalarda biraz da haklı olarak depremi bile unutturacak kadar “korkunç bir ABD imgesi” bulunduğunu ve ABD’nin bunu düşünmesi gerektiğini söylüyor.

Suriye ile ilişkiler ne olacak?

Sadece Türkiye’yi değil Suriye’yi de sarsan depremlerin bir süre önce temkinli bir şekilde atılmaya başlanan Şam yönetimi ile normalleşme adımlarını ve olası bir operasyonu nasıl etkileyeceği de merak konusu.

BM’nin son rakamlarına göre, muhaliflerin kontrol ettiği bölgede 4 bin 600, hükümetin kontrol ettiği bölgelerde ise bin 400’e yakın kişi depremde hayatını kaybetti.

Kuneralp, depremlerin getirdiği ekonomik yükle birlikte Türkiye’nin bir süre önce yapmayı planladığı Suriye operasyonunu gerçekleştirmesinin artık daha zor olduğu görüşünde.

Güvenç de böyle bir operasyonun dünya kamuoyunu Türkiye aleyhine çevireceğini belirterek, “Böyle bir operasyon depremin yarattığı sorunlarla baş etmeye çalışan bir Türkiye’nin iyice yalnızlaşmasına sebep olur. Onu da şu anda kimse istemez bence Türkiye’de” diyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

AFAD Duyurdu Can Kaybı 38 Bin 44’e Yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerinde hayatını kaybedenlerin sayısının 38 bin 44’e yükseldiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Yaralı sayısını 108 bin 68 olarak açıklayan AFAD, yıkılan bina sayısının da mevcut tespitlere göre 6 bin 444 olduğunu duyurdu.

AFAD tarafından yapılan açıklamada da depremin ardından geçen 12 günde toplam 4 bin 734 artçı sarsıntı olduğu belirtildi.

AFAD’dan yapılan açıklama şöyle:

“06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan Merkezli 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmiştir. Depremlerin ardından 4.734 artçı deprem meydana gelmiştir.

Alınan son bilgilere göre Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde toplam 38.044 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 29.160 arama kurtarma personeli görev yapmaktadır. Dışişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde diğer ülkelerden gelen ve görevi devam eden arama kurtarma personeli sayısı 11.488’dir.

Ayrıca AFAD, Emniyet, Jandarma, MSB, UMKE, Ambulans Ekipleri, Yerel Güvenlik, Yerel Destek Ekipleri ve 9.908 gönüllü dahil olmak üzere, sahada görevlendirilen saha personel sayısı ile birlikte bölgede görev yapan toplam personel sayısı 264.389’dur.

Afet bölgesine başta ekskavatör, çekici, vinç, dozer, kamyon, arazöz, treyler, greyder, vidanjör vb. iş makineleri olmak üzere toplam 12.600 araç sevk edilmiştir.

Afet bölgelerine 38 Vali, 160 Mülki İdare Amiri, 19 AFAD üst yöneticisi ile 68 il müdürü görevlendirilmiştir. Ayrıca, uluslararası yardımların koordinasyonu için 12 büyükelçi ve 16 Dışişleri Bakanlığı personeli bölgede görevlendirilmiştir.

Bölgeye, personel ve malzeme sevkiyatı için hava köprüsü kurulmuştur. Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı 121 helikopter ve 78 uçak görev yapmakta olup bugüne toplam 7.940 sorti yapılmıştır.

Bölgeye personel, malzeme sevkiyatı ve tahliye amacıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 24, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından 2 olmak üzere toplam 26 gemi görevlendirilmiştir.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Türkiye İçin Yardım Çağrısı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ile 7,6 şiddetindeki depremlere ilişkin Birleşmiş Milletler’den Türkiye için bir milyar dolarlık acil yardım çağrısı geldi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, son yüzyıldaki en yıkıcı depremlerden birinin Türkiye’yi vurduğu belirtilerek, BM’nin Türk halkı için bir milyar dolarlık bir insani yardım çağrısı başlattığını belirtildi.

Açıklamada, üç aylık bir dönemi kapsayan insani yardım için sağlanacak finansmanla yaklaşık 5 milyon 200 bin kişiye yardım edileceği kaydedildi.

Sağlanacak bir milyar dolarlık finansmanla, Türkiye’deki yardım kuruluşlarının, gıda güvenliği, koruma, eğitim, su ve barınma dahil olmak üzere bir dizi alanda hükümet liderliğindeki yardım çabalarına hayati desteği hızla arttırmasına imkan tanınacağı kaydedildi.

Guterres, yaptığı yazılı açıklamada ayrıca Türkiye’nin, dünyada en fazla sayıda mülteciye evsahipliği yaptığı ve Suriyeli komşularına yıllardır büyük bir cömertlik gösterdiği belirtildi.

Açıklamanın devamında, “Şimdi dünyanın Türkiye halkına destek olma zamanı. İhtiyaçlar çok büyük, insanlar acı çekiyor. Kaybedecek zaman yok. Uluslararası toplumu, zamanımızın en büyük doğal afetlerinden birine yanıt olarak bu kritik çabayı hızlandırmaya ve tam olarak finanse etmeye davet ediyorum” ifadelerine yer verildi.

AFAD: Ölü sayısı 36 bin 187’ye çıktı

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin ardından ölü sayısının 36 bin 187’ye çıktığını duyurdu.

Depremlerin ardından 4 bin 323 artçı depremin meydana geldiğini açıklayan AFAD, bölgeden tahliye edilen kişi sayısını ise 216 bin 347 olarak açıkladı.

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: İsveç Ve Finlandiya’nın Üyeliğinin Zamanı Geldi

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Stoltenberg, Bakan Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Ben hem Finlandiya’nın hem de İsveç’in üyeliğini onaylama zamanının geldiğini düşünüyorum” dedi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, iki ülkenin üyeliği için Türkiye ve Macaristan’dan son onayları “mümkün olan en kısa sürede” almaya çalıştığını söyledi. Bakan Çavuşoğlu, Ankara’nın iki başvuruyu da ayrı ayrı değerlendireceğini yineledi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından NATO’nun dayanışmasını göstermek amacıyla Türkiye’ye gelen Stoltenberg, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

NATO’ya üyelik başvurusuyla ilgili Stoltenberg, “Ben hem Finlandiya’nın hem de İsveç’in üyeliğini onaylama zamanının geldiğini düşünüyorum.” dedi. Stoltenberg, iki ülkenin üyeliği için Türkiye ve Macaristan’dan son onayları “mümkün olan en kısa sürede” almaya çalıştığını söyledi.

Her iki ülkenin de Madrid Zirvesi’nde imzalanan Üçlü Muhtıra’dan bu yana son derece önemli adımlar attığına dikkati çeken Stoltenberg, şöyle devam etti:

“Silah ihracatıyla ilgili kısıtlamaları kaldırdılar. Terörizmle ilgili iş birliği konusunda daha fazla adım attılar. Bu konudaki taahhütlerini gösterdiler. İsveç, aynı zamanda anayasasını değiştiriyor ve Türkiye’yle ilgili yaptığı çalışmalarda bir mekanizmayı kurup Türkiye’yle terörizmle mücadele konusunda bu daimi mekanizmanın çalışacağını ifade ediyor.”

İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvurusunun birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı onaylanması konusunda da Stoltenberg, her ikisinin de şu aşamada onaylanabileceğini düşündüğünü dile getirdi.

Stoltenberg, iki ülkenin üyelik başvurusunda temel konunun birlikte onaylanıp onaylanmamaları değil mümkün olduğunca kısa sürede İsveç ve Finlandiya’nın üye olması olduğunu belirtti.

Stoltenberg, İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakılmasına ilişkin, “Bir kutsal kitabın yakılmasının utanç verici bir fiil olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede Türkiye ve dünyadaki Müslümanların duygularını anlıyorum. Bu nedenle de çok güçlü bir biçimde, şiddetle bu fiili kınadım.” dedi.

Çavuşoğlu: Başvurular ayrı ayrı değerlendirilecek

Çavuşoğlu ise Ankara’nın iki başvuruyu da ayrı ayrı değerlendireceğini bir kez daha yineledi.

Ankara’nın özellikle Stockholm’ün üyeliğine yaptığı itiraza dikkat çeken Çavuşoğlu, İsveç’in Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında haziran ayında imzalanan mutabakat zaptından doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiğini iddia etmek gerçekçi olmayacak.” dedi.

Şu ana kadar 30 üyeli NATO içinde sadece Türkiye ile birlikte Macaristan, iki ülkenin üyeliklerine onay vermedi.

İsveç yetkililerinin Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği yakınlarında bir siyasetçinin Kuran-ı Kerim yakmasına Türkiye’de hükümet sert tepki göstermişti.

Paylaşın

J.P.Morgan’dan Depremlerin Maliyeti Tahmini: 25 Milyar Dolar

ABD merkezli yatırım bankası ve finansal hizmetleri şirketi J.P.Morgan, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine maliyetinin 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri indirmesini de bekliyor.

J.P.Morgan, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye ekonomisine doğrudan maliyetinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 2,5’i, yani 25 milyar dolar olacağı tahmininde bulundu.

J.P.Morgan ekonomistlerinden Fatih Akçelik, bankanın müşterilerine gönderdiği notta, “Türkiye’deki deprem trajik ölçüde can kaybına yol açtı ve önemli ekonomik sonuçlar doğuracak” dedi.

J.P.Morgan ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecek hafta yapılacak para politikası toplantısında faizleri 100 baz puan daha düşürerek yüzde 8’e indireceğini öngördü.

Akçelik, “Türkiye’deki siyasi liderlik depremden önce de faizlerin indirileceği sinyalleri vermişti” dedi.

J.P.Morgan uzmanı, “Başlangıçta 18 Haziran olarak planlanan seçimler öncesinde yeni faiz indirimleri yapılmasını ihtimal dışında bırakmıyoruz. Ancak, Türkiye’de parasal aktarım mekanizması sekteye uğradığından politika faizinin artık geçmişe kıyasla daha az önem taşıdığına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

AFAD’ın verdiği bilgilere göre, Kahramanmaraş merkezli depremlerde toplam 36 bin 187 kişinin yaşamını yitirdi. Depremlerde 108 bin 68 kişi yaralanırken, depremden etkilenen bölgelerden 216 bin 347 afetzede tahliye edildi.

EBRD, Türkiye 2023 büyüme tahminini düşürdü

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sını (GSYH) yüzde 1 kadar aşağı çekebileceğini belirtti.

EBRD, Türkiye için 2023 büyüme tahminini, seçimlerin yarattığı belirsizlik ve artan dış finansman gereklilikleri sebebiyle yüzde 3,5’ten yüzde 3’e çektiğini duyurdu.

Paylaşın

EBRD, Türkiye’nin 2023 Yılı Büyüme Tahminini Düşürdü

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye’nin 2023 yılı büyüme tahminini de 3,5’tan 3’e revize etti. Bu yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine de atıfta bulunan banka, seçimlerin ekonomide önemli bir kırılganlık yaratabileceğine dikkat çekti.

Raporunda, depremin Türk ekonomisi üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle, Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 1 oranında küçülebileceğini belirten EBRD, deprem sonrası başlayacak yeniden inşa sürecinin inşaat sektöründe bir hareketlenme yaratacağını bu sebeple yüzde birlik bir küçülmenin makul sayılabileceği değerlendirmesini yaptı.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), depremin Türk ekonomisi üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle, Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 1 oranında küçülebileceğini belirtti.

EBRD, deprem sonrası başlayacak yeniden inşa sürecinin inşaat sektöründe bir hareketlenme yaratacağını bu sebeple yüzde birlik bir küçülmenin makul sayılabileceği değerlendirmesini yaptı.

EBRD Başekonomisti Beata Javorcik, Reuters haber ajansına yaptığı değerlendirmede “Deprem tarım alanlarını ve hafif nitelikte üretim yapılan alanları büyük ölçüde etkiledi. Bu durumun diğer sektörler üzerinde de sınırlı bir etkisi olacaktır” değerlendirmesi yaptı.

Banka ayrıca Türkiye’nin 2023 yılı büyüme tahminini de 3,5’tan 3’e revize etti. Bu yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine de atıfta bulunulan bankanın raporunda ekonomide önemli bir kırılganlık yaratabileceğine dikkat çekildi.

EBRD, deprem sonrası başlayacak yeniden inşa sürecinin inşaat sektöründe bir hareketlenme yaratacağını bu sebeple yüzde birlik bir küçülmenin makul sayılabileceği değerlendirmesini yaptı.

EBRD

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), 1991 yılında kurulmuş olan uluslararası finans kurumudur. Çok taraflı kalkınma bankası olarak, EBRD yatırımı market ekonomileri inşa etmek için alet olarak kullanır.

Başlangıçta eski Doğu Bloku ülkelerine odaklanırken kalkınma desteği merkez Avrupa’da merkez Asya’ya 30 ülkeye genişlemiştir. Avrupa’ya nazaran, EBRD’ye üye olan ülkeler 5 kıtaya yayılmaktadır ve en büyük pay Birleşik Devletler’e aittir. Merkezi Londra’da olan EBRD’nin mülkiyeti 71 ülke ve iki AB kurumuna aittir.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: En Kaygı Veren Bölge Suriye’nin Kuzeybatısı

Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’nin güneyindeki 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin elindeki bölgede yaşayan halkın durumundan özellikle endişe duyulduğunu açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Acil Durum Başkanı Mike Ryan, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Şu anda en büyük kaygı uyandıran bölge Suriye’nin kuzeybatısı” dedi.

Mike Ryan, “Suriye’de hükümetin kontrolundaki alanlarda depremin etkisi önemli ancak oraya hizmet gidiyor ve halka erişim var” dedi ancak ülkenin kuzeybatısındaki durumun farklı olduğuna dikkat çekerek, Suriye’de şunu unutmamalıyız ki 10 yıldır savaş vardı. Sağlık sistemi çok zayıf. Halk çok kötü durumda” diye konuştu.

Suriye’nin kuzeybatısına insani yardım taşınması çabaları 10 yıldan uzun süredir devam eden iç savaş nedeniyle aksıyor. İç savaşın düşmanlıkları, Suriye’de cephe ötesine yardım taşınması için şimdiye kadar en az iki girişimi engelledi ancak gece saatlerinde bir konvoy bölgeye ulaştı.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, üst düzey WHO yetkililerinin, depremlerin ardından Şam’a yaptıkları ziyaret sonrasında bölgeye yardım ulaşabilmesini sağlamak için Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’tan Türkiye ile Suriye arasında daha fazla sayıda sınır geçişini açmasını istediklerini bildirdi.

Esat, Pazartesi günü Suriye’nin kuzeybatısına iki sınır kapısından daha girilmesine izin verdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göreyse bu izin çok geç verildi.

Ryan, daha fazla sınır geçişinin açılmasını “her iki tarafın da geri adım atarak halkın ihtiyaçlarına odaklanması” olarak değerlendirdi ve “Çatışmaların sonsuza dek sürdüğü ortamda yeterli sağlık hizmetini sağlamak çoğu zaman mümkün olmuyor” diye konuştu.

Ryan, “Yardımların çok arttığını, acil durum ekiplerinin sevk edildiğini, bir afet anında yapılması gereken her şeyin yapıldığını gördük ancak bunların daha etkili şekilde yürütülmesi için daha barış içinde bir arka plan olmazsa bu çabalar sürdürülebilir olmaz” diye konuştu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye İçin Acil Fon Çağrısı Yapacağız

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş depremlerine ilişkin açıklama yapan Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, Türkiye’ye için acil fon çağrısının birkaç gün içinde yapılabileceğine işaret etti ancak yardım miktarı konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.

Stephane Dujarric, yıkıcı depremler sonrasında bölge genelinde milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi verdiğini, evsiz kaldığını ve dondurucu soğuklarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirterek,” Ayrıca Türkiye için bir acil durum çağrısı ve fon oluşturmanın son aşamalarındayız” dedi.

Bir gazetecinin Türkiye için acil durum çağrısını ne zaman duyurmayı düşünüyorsunuz? Sorusunu da Dujarric,” Muhtemelen önümüzdeki günlerde mümkün olan en kısa sürede” diye yanıtladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, Dujarric, deprem felaketi sonrasında da BM’nin bölgedeki yardım çabalarını arttırdığını belirterek,” Sahada olup bitenler açısından hem Suriye’de hem de Türkiye’de acil durum ekiplerini veya yardım operasyonlarını seferber etmeye devam ediyoruz. İnsani çabalar hızla artırılıyor. Enkaz kaldırmak için ağır makine makineleri, tıbbi malzemeler, barınak, ısıtma, gıda ve sanitasyon yardımı dahil diğer öğeler gibi öncelikli ihtiyaçları belirleniyor” dedi.

“Suriye’ye deprem yardımı artarak sürüyor”

BM Sözcüsü Dujarric, Türkiye’den sonra Suriye’deki deprem sonrası ulaştırılan yardımların arttığını belirterek,” Son güncellemelere göre, Uluslararası Göç Örgütü’ne (IMO) ait 11 kamyonluk ilk konvoy ve gıda dışı maddeleri taşımakta olduğumuz iki ek geçişten biri olan kuzeybatı Suriye’ye geçti.

Buna ek olarak, BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR), Uluslararası Göç Örgütü (IMO) ve Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) tedarik edilen 26 tıbbi yardım malzeme yüklü tır, Türkiye’den kuzeybatı Suriye’ye geçti. Geçiş yapan toplam yardım tırı sayısı 58’e yükseldi” dedi.

Dujarric, Suriye’de depremden etkilenenlerin sayısının 9 milyon kişi olduğunu belirterek, “Yıkıcı depremden, Halep’te 4,2 milyondan fazla kişi, İdlib’de 3 milyondan fazla kişi etkilendi. Suriye’nin Kuzeybatısında 7 bin 400’den fazla bina yıkıldı veya hasar gördü. Suriye’de 465 bin vakaya müdahale etmek için 37 tonlu acil tıbbi malzeme bugün hava yoluyla taşıdı.

Halep’te, UNICEF içme suyu sağlıyor, sığınaklarda ve etkilenen mahallelerde ülke içinde yerinden edilmiş yaklaşık 60 bin kişiye yardım ediyor. Dünya Gıda Programı, şimdiye kadar Halep ve Lazkiye’de 60 bin kişiye hazır sıcak yemek paketleri dağıttı. Deprem sonrasında 70 binden fazla kişi koruma hizmetlerinden yararlandı ve 10 aktif çocuk koruma merkezi ve 15 gezici ekip faaliyet gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın