ABD’den Türkiye’ye “İnsan Hakları İhlalleri” Eleştirileri

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, 2022 ‘Ülkeler İnsan Hakları Uygulamaları Raporu’nu yayınladı. Raporun Türkiye bölümünde temel hak ve özgürlükler üzerinden eleştirilere yer verildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapor, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer uluslararası anlaşmalarda öngörülen uluslararası kabul görmüş bireysel, medeni, siyasi ve işçi haklarını kapsıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 1961 tarihli Dış Yardım Yasası ve 1974 tarihli Ticaret Yasası uyarınca yardım alan tüm ülkeler ve Birleşmiş Milletler üyesi tüm devletler hakkında ABD Kongresi’ne raporlar sunuyor.

VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in haberine göre sivil makamların güvenlik güçleri üzerinde etkin kontrol sağladığı belirtilen raporda, “Güvenlik güçleri mensupları suiistimallerde bulunmuştur ve cezasızlık önemli bir sorun” denildi.

“Hükümet, 2018’de kabul edilen geniş kapsamlı terörle mücadele mevzuatı kapsamında, insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanılmasını kısıtlamaya devam etmiş ve hukukun üstünlüğünü tehlikeye atmıştır’’ ifadelerine yer veren ABD Dışişleri Bakanlığı, raporun girişinde Türkiye’deki önemli insan hakları sorunlarını 24 satırlık tek paragrafta sıraladı.

Bu sorunlar şu şekilde sayıldı:

Keyfi infazlar;
Gözaltındaki kişilerin şüpheli ölümleri;
Zorla kaybetmeler;
İşkence;

Muhalif siyasetçiler ve eski milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, insan hakları aktivistleri ve bir ABD Misyonu çalışanı dahil on binlerce kişinin keyfi olarak tutuklanması ve gözaltında tutulmaya devam edilmesi;
Seçilmiş yetkililer dahil siyasi tutukluların bulunması;
Gülen hareketi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin kaçırılması ve yeterli adil yargılanma güvencesi veya diğer yasal korumalar olmaksızın nakledilmesi dahil, ülke dışında bulunan kişilere yönelik sınır ötesi misillemeler.

Yargı bağımsızlığı ile ilgili önemli sorunlar;
Çocuk askerlerin yasadışı olarak silah altına alınması ve kullanılması dahil çatışmalarda ciddi suistimaller gerçekleştiren Suriyeli muhalif gruplara destek;
Gazetecilere yönelik şiddet ve şiddet tehditleri, medya kuruluşlarının kapatılması ve hükümet politikalarını veya yetkililerini eleştirdikleri için gazetecilerin ve diğer kişilerin tutuklanması veya cezai kovuşturmaya tabi tutulması, sansür, site engelleme ve cezai iftira yasaları dahil ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar;

İnternet özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar;
Hükümet dışı kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin hükümet tarafından denetlenmesine ilişkin aşırı kısıtlayıcı yasalar dahil barışçı toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinin ciddi şekilde kısıtlanması;
Seyahat ve dolaşım kısıtlamaları;
Mültecilerin geri gönderilmesi;

Yerel insan hakları örgütlerinin hükümet tarafından ciddi şekilde taciz edilmesi;
Toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin soruşturma ve hesap verilebilirlik eksikliği;
Ulusal/ırksal/etnik azınlık gruplarının üyelerini hedef alan şiddet içeren suçlar; ve lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, queer ve interseks bireylere yönelik şiddet içeren suçlar.

Raporun “Sivil Özgürlüklere Saygı” başlığı altında Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun, içeriğini “toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı” bulduğu yayıncılara para cezası verme uygulamasını sürdürdüğü belirtildi.

Raporda, Haziran ayında Ankara Sulh Ceza Mahkemesi’nin RTÜK’ün talebi üzerine, lisans başvurusunda bulunmadıkları gerekçesiyle Voice of America ve Deutsche Welle’nin Türkçe internet sitelerine erişimi engellediğine dikkat çekildi.

Yolsuzluk ve terörle mücadele

“Hükümet, insan hakları ihlalleriyle suçlanan veya yolsuzluğa karışan yetkililerin ve güvenlik güçleri mensuplarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması için sınırlı adımlar atmıştır ve cezasızlık bir sorun olmaya devam etmiştir’’ denilen raporda hükümetin, üst düzey yolsuzluk iddiaların soruşturulmasındaki adımlarının da sınırlı olduğu kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’nın terörle mücadele operasyonlarıyla bağlantılı sivillerin kasıtlı veya kasıtsız ölümlerine ilişkin olarak personelin soruşturulması veya kovuşturulmasına yönelik çabalar hakkında bilgi vermediğini de belirtti.

”Yerel ve uluslararası insan hakları grupları, siyasi nedenlerle gerçekleştiğini iddia ettikleri kayıp vakaları bildirmiştir” denilen raporda, hükümetin bu tür eylemleri önleme, soruşturma ve cezalandırma çabaları hakkında bilgi vermediğine değinildi.

HDP ve Demirtaş

Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda ”Siyasi Sürece Katılma Özgürlüğü” başlığı altında ise medyanın 2018 seçimleri için milletvekili ve cumhurbaşkanı adaylarına ilişkin yayınlarının ezici bir çoğunlukla cumhurbaşkanı ve iktidar partisi lehine olduğuna dikkat çekildi ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a hiç yer verilmediği belirtildi.

HDP’nin hükümet tarafından açılan bir kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu hatırlatılan raporda, ”HDP temsilcileri kampanya yürütme, görüşlerini ifade etme ve yetkilerini koruma konusunda önemli yasal zorluklarla karşılaşmıştır” denildi.

Yıl boyunca, kısıtlayıcı hükümet düzenlemelerinin muhalefetten birçok kişinin protesto veya siyasi kampanya etkinlikleri düzenlemek ve sosyal medyada eleştirel mesajlar paylaşmak gibi siyasi faaliyetler yürütme kabiliyetini kısıtladığı belirtilen raporda, ”Nisan ayında seçim kanununda yapılan değişikliklerin Nisan 2023’ten itibaren yürürlüğe girmesi planlandı. Değiştirilen kanuna göre partilerin en az 41 ilde ilçe, il ve şehir düzeyinde teşkilatlanmış olması ve seçimlerden altı ay önce resmi parti kongresini toplamış olması gerekiyor. Yasa, geçmişte yeni kurulan muhalefet partilerinin 20 milletvekilinin parlamentoda grup kurması yoluyla örgütlenme gerekliliklerini yerine getirmeden kurulabilmeleri seçeneğini ortadan kaldırdı. Ülkenin seçim yasası ayrıca partilerin illerin en az yarısında tam aday listeleri sunmalarını gerektiriyor” ayrıntılarına yer verildi.

Raporda İstanbul’da hem CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hem de CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun insan hakları örgütlerinin yaygın olarak siyasi amaçlı olarak değerlendirdiği bir dizi soruşturma ve adli kovuşturmaya konu olduğu hatırlatıldı; Ekrem İmamoğlu’nun 14 Aralık’ta, 2019 yılında YSK üyelerine hakaret ettiği iddia edilen sözleri nedeniyle hükümet yetkililerine “hakaretten” suçlu bulunduğu belirtildi.

‘’Rapor 2022’de her bölgedeki gerilemeyi açıkça ortaya koyuyor’’

Raporun lansmanınını her yıl olduğu gibi bu yıl da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptı. Blinken, Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, ‘’Rapor, 2022’de her bölgedeki ülkelerde insan hakları koşullarında gerileme, sivil özgürlüklerin daralması ve temel insanlık onuruna saygıda gerileme görmeye devam ettiğimizi açıkça ortaya koymakta’’ dedi.

Yaklaşık 200 ülke ve bölgenin incelemesini yapan raporda, ABD’nin müttefikleri, ortakları ve farklılıkları bulunan ülkeler dahil tüm taraflara aynı standartları uyguladığını da belirten Blinken, ‘’Bu raporun amacı ders vermek ya da utandırmak değil, daha ziyade, pek çok açıdan tehdit altında olan insan onurunu korumak ve yüceltmek için dünyanın dört bir yanında çalışan bireyler için bir kaynak sağlamak’’ diye konuştu.

ABD’nin de insan hakları konusunda kendi zorluklarıyla karşı karşıya olduğunu kabul eden Antony Blinken, ’’Zorluklarımızla açıkça yüzleşmeye istekli olmamız, kendi eksikliklerimizi kabul etmemiz, bunları halının altına süpürmememiz ya da yokmuş gibi davranmamamız, bizi diğer demokrasilerden ayıran özellikler’’ ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Bağışçılar Konferansı; Türkiye Ve Suriye İçin 7 Milyar Euro Toplandı

Avrupa Komisyonu ve İsveç dönem başkanlığının düzenlediği uluslararası bağışçılar konferansına, depremlerde ağır yara alan Türkiye ve Suriye için 7 milyar euro toplandı. Bu paranın 6 milyar 50 milyonu Türkiye’ye, 950 milyonu ise Suriye’ye aktarılacak.

6 Şubat’ta meydana gelen depremler ve sonrasındaki artçı sarsıntılarda, her iki ülkede, resmi verilere göre 50 binden fazla insan hayatını kaybetti, yüz binlerce insan da evsiz kaldı.

Bağışçılar konferansına, AB ve üye ülkeler, BM Kalkınma Programı başta olmak üzere BM örgütleri, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Yeniden İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) gibi önemli finans ve yatırım kuruluşları ve birçok ülke katıldı.

Bağışçılar konferansına Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden canlı bağlantı ile katılan Erdoğan, “Bu zor günlerde tüm dostlarımızın; kurumlarıyla, üye ve aday ülkeleriyle AB, BM ve diğer uluslararası örgütlerin sergilediği dayanışmayı asla unutmayacağız” dedi.

Deprem bölgesindeki 11 vilayette, ağır hasarlı ve yıkılması gereken bina sayısının 298 bin olduğunu belirten Erdoğan, “Depremin yol açtığı yıkım maliyetinin yaklaşık 104 milyar doları bulacağı anlaşılıyor. Bu çapta afetle hiçbir ülkenin tek başına mücadele etmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, “Depremde yıkılan tüm şehirleri altyapısı, üstyapısı, iş yerleri, tarihi ve kültürel değerleriyle yeniden inşa ve ihya edeceğini” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü ülkelerin Suriye’deki depremzedeler için gönderdiği insani yardım malzemelerinin ulaştırılmasında da gerekli kolaylığı sağladıklarını ve bu tutumu sürdüreceklerini bildirdi.

AB Komisyonundan yapılan açıklamada, Türkiye için hibeler ve krediler dahil olmak üzere taahhüt edilen miktarın 6,05 milyar euro olduğu kaydedildi. Suriyeli depremzedeler için ise hibe olarak 950 milyon euro taahhüt edildiği bildirildi.

Açıklamada, “AB Komisyonu ve AB üyesi ülkelerin yanı sıra Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, 3,6 milyar euro ile toplam hibe taahhüdünün yüzde 50’sini temsil etmektedir.” ifadesi yer aldı.

Türkiye’ye yönelik fonların insani ihtiyaçların karşılanması ve depremden etkilenen bölgelerin yeniden imarında kullanılacağı belirtilen açıklamada, Türkiye’deki hasar tespit raporlarına göre depremin ekonomik etkisinin 100 milyar doların üzerinde olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, yeniden imar çabalarının deprem bölgelerinde yapılacak inşaatlarda uluslararası standartlara uyulmasını sağlayacağı, Suriye’ye yönelik fonların ise insani ihtiyaçların karşılanmasını ve ön toparlanmayı destekleyeceği ifade edildi.

AB yönetiminden “sizinleyiz” mesajı”

Konferansın kapanış konuşmasını yapan İsveç Başbakanı Kristersson, Türkiye ve Suriye için 7 milyar Euro deprem yardımı toplandığını açıkladı. Kristersson, “Ursula ve ben, depremlerin ertesi günü bu inisiyatifi ele alma konusunda konuştuk. Bugün burada bu hedefe ulaşılmış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Önemli yeni destek göreceğimizi duyurmaktan gurur duyuyorum. Bugünkü toplam taahhütler 7 milyar Euro’yu buluyor” dedi.

Öncelik ve ilkeler

Konferansta deprem sonrası toparlanma ve yeniden inşa sürecine ilişkin ilkeler ve öncelikler de değerlendirildi.

Yerleşim alanlarının “yenisini daha iyi inşa et” ilkesine göre yapılacağını, böylece evlerin hastanelerin ve diğer yapıların daha sağlam olacağını belirleyen ilkeler arasında afet riskinin azaltılması, yeniden inşa sürecinde depremden etkilenen birey ve kuruluşların da katılımcı olarak yer alması gibi unsurlar bulunuyor.

Yeşil ve doğa dostu şehirlerin kurulması ve sürdürülebilir bir geleceğin kurulması da altı çizilen ilkeler arasında.

Leyen, kapanış toplantısında, “Bugün iyi bir gün oldu, Türkiye ve Suriye haklarına karşı dayanışmamızı gösterdi. Önümüzde yapmamız gereken daha çok iş var. Bu sadece bir başlangıç” ifadelerini kullandı.

AB yetkilileri, bu konferansta açıklanan bağışların ötesinde de deprem sonrası yaraların sarılması sürecinde yardımların devam edeceğini, başta üyelik öncesi fonlar (IPA) ve Suriyeli mültecilere için yapılan mali yardımların da yeniden düzenleneceğini ve yeniden inşa sürecinde kullanılabileceğini kaydettiler.

Türkiye’nin harekete geçirebileceği bir başka olanak da Avrupa Dayanışma Fonu.

Paylaşın

Dünya Mutluluk Raporu: Türkiye 106. Sıraya Geriledi

Türkiye’nin mutluluk sıralamasındaki hızlı gerileyişi bu yılda da devam etti. 2019’da 79’uncu sıradayken 2020’de 93’üncü ve 2021’de 104’üncü sıraya gerileyen Türkiye, son olarak 106’ncı sırada yer aldı.

137 ülkenin yer aldığı bu yılki sıralamada Finlandiya en mutlu ülke olurken Afganistan ise dünyanın en mutsuz ülkesi oldu. Finlandiya’yı sırayla Danimarka, İzlanda, İsrail, Hollanda, İsveç, Norveç, İsviçre, Lüksemburg ve Yeni Zelanda izlerken, Afganistan’ı ise Lübnan ve Sierra Leone izledi.

On yıldır yayımlanan Küresel Mutluluk raporunda Finlandiya üst üste altıncı kez birinci olurken Türkiye 137 ülke arasında 106’ncı sıraya geriledi.

BM kararıyla ilan edilen 20 Mart Dünya Mutluluk Günü vesilesiyle hazırlanan raporda bireylerin kendi hayatlarıyla ilgili memnuniyet derecesi, yardımlaşma, sosyal destek, hayırseverlik, sağlıklı yaşam süresi, kendi kararlarını alabilme özgürlüğü, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH), yolsuzluk, siyasi yönetimin sağladığı özgürlük ortamı, hükümetin işlerliği gibi parametreler ele alındı.

2000-2022 yıllarını kapsayan araştırmada koronavirüs pandemisinin bireylerin mutluluğu üzerine etkileri de mercek altına alındı. Araştırmacılar, insanların mutluluk algısında pandemiye rağmen önemli bir değişiklik olmadığını, küresel ortalamaların pandemi öncesi 2017-2019 dönemine göre düşüş göstermediğini ortaya koydu.

Kamuoyu araştırmaları enstitüsü Gallup’ın anket sonuçlarına dayanan rapora göre Finlandiya’yı Danimarka, İzlanda, İsrail, Hollanda, İsveç, Norveç, İsviçre, Lüksemburg ve Yeni Zelanda izledi. Almanya bir önceki rapora göre iki sıra gerileyerek 16’ncı sırada yer aldı.

Türkiye’de siyasi baskıya işaret edildi

Türkiye’nin mutluluk sıralamasındaki hızlı gerileyişi bu yılki raporda da devam etti. 2019’da 79’uncu sıradayken 2020’de 93’üncü ve 2021’de 104’üncü sıraya gerileyen Türkiye, son raporda 106’ncı sırada yer aldı. Sıralamada, Türkiye’ye dair 2022 verilerinin henüz elde edilemediği, değerlendirmenin 2020 ve 2021 yıllarındaki anket sonuçları üzerinden yapıldığına da işaret edildi. 137 ülkenin yer aldığı bu yılki sıralamada Afganistan ise dünyanın en mutsuz ülkesi oldu. Afganistan’ı Lübnan ve Sierra Leone izledi.

Bireylerin mutluluk algısında etkili etkenler arasında devletin işlerliği de ele alındı. Devletin mali kapasitesi, hizmet sağlama kapasitesi ve hukukun üstünlüğünün yanı sıra ilgili ülkenin bir savaş ya da silahlı çatışma halinde olup olmadığı ya da ülkede baskıcı bir ortam bulunup bulunmadığı da rol oynadı.

Devletlerin baskıcı uygulamalarına ayrılan bölümde Türkiye’nin adı Brezilya, Filipinler, Rusya, Tayland ve Venezuela ile birlikte anıldı ve bu ülkelerde siyasi baskının arttığı belirtildi. Devletlerin baskıcı uygulamalara başvurması eğiliminin dünya çapında 2006’dan itibaren yine yükselişe geçtiğine işaret edilen raporda, ülkelerin yüzde 10’unda muhalefeti tasfiye çabalarının görüldüğü, bunun da demokrasiyi zayıflattığı kaydedildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Yüz Binler Newroz Alanlarına Akın Etti

Türkiye’nin pek çok kentinde vatandaşlar Newroz kutlamaları için bir araya gelirken, kutlamaların İstanbul’daki adresi Yenikapı’daki miting alanı, Ankara’da Newroz’un adresi Anıtpark oldu.

Haber Merkezi / İstanbul Yenikapı Meydanı’nda, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) öncülüğünde organize edilen ve “Hükümet istifa” sloganlarıyla başlayan etkinliğe, olumsuz hava koşullarına rağmen halkın ilgisi büyük oldu.

Başkent Ankara’daki Newroz etkinliği de Kahramanmaraş depremleri sebebiyle, İstanbul’da olduğu gibi, geçen yıllara oranla daha durgun, ağıtlar eşliğinde yapıldı.

İstanbul

İstanbul Yenikapı’daki miting alanı tamamen dolarken, vatandaşlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri; “Newroz ateşiyle özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla düzenlenen kutlamalar için sloganlarla miting alanına yürüdü.

“Hükümet istifa” sloganlarının atıldığı miting alanında Newroz ateşi, Barış Anneleri tarafından yakıldı.

İstanbul Yenikapı Meydanı’nda, “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla yüz binlerin katılım gerçekleştirdiği Newroz’un son bulmasının ardından dağılan kitleye müdahale eden polis, yaklaşık 200 kişiyi gözaltına aldı.

Gözaltına alınanların Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne götürüldüğü belirtildi.

Ankara

Ankara Anıtpark’ta gerçekleşen Newroz’da flama ve “Kapitalizmi Newroz ruhuyla enkaza çevireceğiz”, “ Bedeniyle newrozlaşanların ruhuyla tecridi kıracak, faşizmi yeneceğiz” yazılı pankartlar açılırken, “Newroz piroz be”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Jin, jiyan, azadi”, “katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı.

Diyarbakır Newroz’unda katledilen Kemal Kurkut şahsında tüm yaşamını yitirenler anısına 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi, ardından program başlatıldı.

İzmir

İzmir’de çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturduğu Newroz Tertip Komitesi tarafından düzenlenen Newroz kutlamaları başladı. Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Cumhuriyet Meydanı olmak üzere iki noktada toplanan yüzlerce kişi, kutlamaların yapılacağı Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.

Yürüyüşte sık sık “Faşizme karşı omuz omuza”, “Newroz piroz be”, “Berxwedana zindana” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atılırken, “Deprem değil iktidar öldürdü”, “Newroz piroz be”, “Dem dema HDP’ye” ve “Emeğin özgürlüğün ülkesini kurmak için geliyoruz” dövizleri dikkat çekti.

Bursa

Bursa’daki Newroz’un adresi ise Arabayatağı Pazar Alanı oldu. 7’den 70’e her yaştan katılımın olduğu coşkulu Newroz’da, giyilen yöresel kıyafetler, alanda renkli görüntüler oluşturdu. Yeşil Sol Parti ve HDP bayraklarıyla süslenen alana “6 Şubat 2023 Yastayız”, Edî bes e, geçinemiyoruz” ve “Faşizme karşı halkın iradesini savunuyoruz” pankartları asıldı. Binlerin bir araya geldiği Newroz’da binlerce kişi hep bir ağızdan “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok jiyan nabe”, “Bijî berxwedana zindanan” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı.

Kocaeli

Kocaeli’nde halk, Gebze ilçesindeki Mevlana Kapalı Pazar alanında bir araya geldi. Soğuk ve yağmurlu havaya rağmen 7’den 70’e herkesin katıldığı Newroz alanı, “Her der Newroz, her dem azadî”, “ Newroz ateşiyle özgürlüğe”, “Newroz zalim Dehak’ların saltanatına son verecektir”, “Çağdaş Kawaların izinde Newroz ateşini büyütüyoruz” ve “Newroza gelê şoreşger pîroz be” pankartları ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti bayraklarıyla donatıldı.

Tekirdağ

Tekirdağ’da, Newroz HDP öncülüğünde Ergene ilçesinde kutlandı. Yöresel kıyafetleriyle Newroz alanında bir araya gelen halk Newroz halayına durdu. Alandan sık sık, “Bijî Newroz”, “Newroz pîroz be” sloganları yükseldi. Tekirdağ’daki Newroz, yapılan konuşmaların ardından son buldu. Halkın dağılımı esnasında ise 1 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Muğla

Muğla’nın Bodrum ilçesine Bağlı Yalıkavak Pazar Yeri’nde Newroz ateşi yakıldı. Kadınlar Newroz’a yöresel kıyafetleriyle katılırken, gençlerin yoğun katılımı dikkat çekti. Newroz’a HDP ve Yeşil Sol Parti flamaları ile katılan yurttaşlar sık sık, “Direne direne kazanacağız”,”jin, jiyan, azadî”,”Bijî Serok Apo” sloganları attı. Öfke ve isyanın hakim olduğu Newroz’da yurttaşları selamlayan Muğla Newroz Tertip Komitesi üyeleri, 2023 Newrozu’nun sorumlulardan hesap sorma Newrozu olduğunu belirtti.

Aydın

Aydın’da Newroz ateşi Efeler ilçesi Osmanyozgatlı Mahallesi Newroz Alanı’nda yakıldı. Newroz, sanatçı Ayşenur Kolivar ve Dengbej Erhan Kaya’nın seslendirdiği ezgilerle sona erdi.

Denizli

Denizli’de Newroz ateşi Esenetepe Pazar Yeri’nde yakıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı Newroz’da “Hükümet istifa”, “HDP halktır, halk burada”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı.

Balıkesir

Balıkesir’de Newroz ateşi Ayvalık ilçesine bağlı Yenimahalle’de yakıldı. Newroz’da “Newroz Pîroz Bê”, “Direne Direne Kazanacağız” ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganları atıldı.

Konuşmaların ardından Koma Servan ve Ömer Ökkeş Ruhurevan’ın seslendirdiği şarkıların ardından Newroz programı son buldu.

Batman

Batman’da sağanak yağışa rağmen alanları dolduran yüzbinler, depremde yaşamını yitirenleri anarak 14 Mayıs’ta hesap soracaklarını mesajını verdi.

Van

Van’da yağışlı havaya rağmen Van Kalesi’nde bulunan Newroz Parkı alanını dolduran yüz binler Newroz coşkusunu yaşadı.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, “Bu seçim, barışın gerçekleşmesi için aklını, fikrini barış için harcayan İmralı’ya 24 aydır tecrit uygulayan iktidardan kurtulma seçimidir” diye konuştu.

Mersin

Mersin’de Newroz Akdeniz İlçesi’nde bulunan Tırmıl  Alanı’nda gerçekleştirildi. Yurttaşlar, ulusal kıyafetleri ile Newroz alanına girerken, alanda kurulan platforma “NEWROZ 2023″ yazılı büyük pankart asıldı.

Antalya

Antalya’da Newroz, “Her der Newroz, her dem azadî” şiarıyla Turgut Özal Spor Salonu önünde gerçekleştirildi. Alan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Partisi) bayraklarıyla donatıldı.

Manisa

Manisa’da Lale Meydanı’nında bir aya gelen halk Newrozu çoşku ile karşıladı. Mersin’deki programa HDP Amed Milletvekili Remziye Tosun ve HDP MYK Üyesi Naci Sönmez katıldı.

Paylaşın

Kredi Ve Kredi Kartı Borçları Bir Trilyon 746 Milyar Liraya Ulaştı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan her veri vatandaşın yaşadığı derine ekonomik krizi gözler önüne seriyor. Bireysel kredi ve kredi kartı borçları bir trilyon 745 milyar 807 milyon TL’ye ulaştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan verilere göre bankalara olan toplam borç içinde tüketici kredileri tutarı, bir haftada 23 milyar 317 milyon TL artışla bir trilyon 226 milyar 166 milyon TL’ye yükseldi.

Sözcü’den Deniz Bilici Göçmen’in haberine göre söz konusu kredi borçlarının 792 milyar 980 milyon TL’si ihtiyaç kredilerinden oluşurken, 374 milyar 339 milyon TL’si konut, 58 milyar 845 milyon TL’si ise taşıt kredilerinden oluştu.

Aynı dönemde bireysel kredi kartı borçları da 5 milyar 598 milyon TL artarak 519 milyar 641 milyon TL’ye çıktı. En çok artış ise ihtiyaç kredisinde görüldü. 3 Mart haftasından 10 Mart haftasına kadar ihtiyaç kredisi borcu 17 milyar 678 TL artış gösterdi.

Yaklaşık bir aylık dönemi içeren 10 Mart haftası ile 17 Şubat haftası verileri karşılaştırıldığında, bu süreçte yurttaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları toplamındaki artış 116 milyar 885 milyon TL oldu.

Söz konusu dönemde toplam borç içinde tüketici kredileri tutarı, bir ayda 85 milyar 376 milyon TL artışla, bir trilyon 226 milyar 166 milyon TL’ye yükseldi. Bu dönemde bireysel kredi kartı borçlarındaki artış ise 31 milyar 509 milyon TL oldu.

Paylaşın

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’ndan Mısır’a Tarihi Ziyaret

Son yıllarda özellikle Libya konusunda derin görüş ayrılığına düşen Türkiye İle Mısır arasında tarihi nitelikte bir görüşme gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü ile Tahrir Sarayı’nda bir araya geldi.

Haber Merkezi / Çavuşoğlu ve Şukri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

İki ülke ilişkilerini en üst düzeye çıkarma konusunda kararlı olduklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Askeri, enerji ve ticari alanlarda da işbirliğini artırmak istediklerini” söyledi.

Mevkidaşına sık sık “Kardeşim Şükrü” diye hitap eden Çavuşoğlu, iki ülkenin de ilişkileri geliştirmek noktasında “güçlü siyasi kararlılığı var” dedi. Çavuşoğlu en hızlı şekilde Kahire’ye büyükelçi atamak istediklerini de söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, Mısır lideri Sisi ile Erdoğan’ın bir araya gelmesi konusunda da çalışmaların sürdüğünü kaydetti ve “Cumhurbaşkanlarımızın bir araya gelmesi için hazırlıkları yapacağız. Seçimden sonra inşallah bir araya geleceklerdir” dedi.

Sami Şükrü de ekonomik işbirliğinin çok önemli olduğunu söyledi ve normalleşme sürecinde “kazan kazan” yaklaşımı ile hareket edeceklerini kaydetti.

Bakan Şukri, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, 27 Şubat’ta dayanışma ve taziyede bulunmak için Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Bakan Çavuşoğlu’yla görüşmüştü. Mısır ayrıca, Türkiye’ye depremzedeler için insani yardım göndermişti.

Türkiye – Mısır ilişkileri neden bozuldu?

2020’de terörist oluşumlar listesine dahil edilen Müslüman Kardeşler’in birçok lideri ve binlerce destekçisi Mısır’da hapiste tutuluyor. Net sayıları bilinmemekle birlikte bu rakamın 5-6 bin civarında olabileceği belirtiliyor.

Yunanistan ve Mısır, Libya ile hidrokarbon mutabakatı imzalayan Türkiye’yi suçladı

Ankara-Kahire arasındaki ilişkiler eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 2013’te devrilmesinden bu yana kopma noktasına gelmişti.

Dışişleri Bakanlı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen yıl Mısır ile ilk diplomatik temasın kurulduğunu açıklamış, Mısır ise yumuşamanın sağlanması için Ankara’dan daha fazla adım atılmasını beklediğini bildirmişti.

Mısır ve Türkiye arasında ilişkilerin yeniden kurulmasını amaçlayan ve geçen yıldan bu yana süren istişari görüşmelerde şu ana kadar ‘net bir ilerleme kaydedilmedi.

İki ülke, son yıllarda özellikle Libya konusunda derin görüş ayrılığına düşmüştü. Mısır son olarak Türkiye’nin Libya ile 10 Ekim’de imzaladığı hidrokarbon mutabakatına tepki gösterdi.

Paylaşın

OECD’den 2024 Yılında Türkiye İçin Toparlanma Beklentisi

OECD’nin son raporunda, Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerde, yaşanan depremlerin büyük yıkıcı etkisi nedeniyle 2023’ün ilk aylarında belirgin gerileme öngörülürken yeniden inşa sürecinde harcamaların artmasıyla toparlanma beklendiği kaydedildi.

Ekonomik büyüme 2023’ün tamamı için yüzde 2,8, 2024 için de yüzde 3,8 olarak öngörüldü. Örgütün Kasım 2022 tarihli Üçüncü Çeyrek Küresel Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin 2023 yılı için büyüme tahmini yüzde 3, 2024 yılı için yüzde 3,4 olarak açıklanmıştı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2023 Mart ayı Ekonomik Görünüm raporunda küresel ekonomik büyüme tahminlerini yükseltti. Kasım ayında yüzde 2,2 olarak öngörülen büyüme, Cuma günü açıklanan raporda yüzde 2,6’ya yükseltildi. OECD’nin 2022 tahminlerinde küresel büyüme oranı yüzde 3,2 olarak öngörülmüştü.

OECD’nin “Kırılgan bir iyileşme” başlıklı raporunda, “İş dünyası ve tüketici duyarlılığının iyileşmeye başlaması, düşen gıda ve enerji fiyatları, ayrıca Çin’in tamamen yeniden açılmasıyla daha olumlu işaretlerin görülmeye başlandığı” belirtildi.

Bununla birlikte, OECD, bu gelişmenin kırılganlığına da dikkat çekti. Raporda, “Riskler bir nebze daha dengeli hale geldi, ancak aşağı yönlü eğilim devam ediyor” ifadelerine yer verildi. Raporda, Ukrayna’daki savaşın getirdiği belirsizliğe, enerji piyasaları üzerinde yeniden baskı oluşması riskine ve yükselen faiz oranlarının etkisine de değinildi.

OECD raporunda, ABD’deki bölgesel bankalar da dahil olmak üzere bankacılık sektörünün bazı bölümlerinde daha sıkı para politikasının etkisine dair işaretlerin görülmeye başlandığı da belirtildi. Parasal sıkılaştırma, geçen haftaSilikon Vadisi Bankası’nın yüksek faiz oranları nedeniyle fiyatları düşen tahvillerden 1 milyar 800 milyon dolar zarar etmesinin ardından batmasıyla ilişkilendiriliyor.

OECD’nin raporunda manşet enflasyonun düştüğü belirtilerek, buna karşın çekirdek enflasyonun “hizmet fiyatlarındaki artış, bazı sektörlerdeki yüksek marjlar ve sıkı işgücü piyasalarından kaynaklanan maliyet baskıları nedeniyle hala yüksek olduğu” kaydedildi.

Enflasyon oranlarında ülkeler arasında belirgin bir farklılaşmanın da devam ettiğine dikkat çekilerek, “Çin ve Japonya’nın da aralarında olduğu bazı Asya ekonomilerinde enflasyon hala nispeten düşük seviyelerdeyken Türkiye ve Arjantin’de çok yüksek” denildi.

Türkiye’de 2024’te toparlanma beklentisi

Raporda ayrıca Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerde, yaşanan depremlerin büyük yıkıcı etkisi nedeniyle 2023’ün ilk aylarında belirgin gerileme öngörülürken yeniden inşa sürecinde harcamaların artmasıyla toparlanma beklendiği kaydedidi. Ekonomik büyüme 2023’ün tamamı için yüzde 2,8, 2024 için de yüzde 3,8 olarak öngörüldü.

Örgütün Kasım 2022 tarihli Üçüncü Çeyrek Küresel Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin 2023 yılı için büyüme tahmini yüzde 3, 2024 yılı için yüzde 3,4 olarak açıklanmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İsveç” Çağrısı: En Kısa Sürede…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Meclis’teki onay sürecinin başlatılmasına karar verildiğini açıklamasının ardından ABD’den Türkiye’ye İsveç’in üyeliği için de çağrı geldi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “İsveç ve Finlandiya NATO’nun değerlerini paylaşan iki güçlü ülkedir. ABD iki ülkenin de en kısa zamanda NATO üyesi olması gerektiğine inanıyor” dedi.

Macaristan’da da bu iki ülkenin üyeliğini onaylama çağrısı yapan Sullivan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Finlandiya’nın üyelik sürecine onay vermesini memnuniyetle karşıladıklarını da ekledi.

Türkiye’den Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay

Ankara’ya resmi ziyaret gerçekleştiren Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki liderin düzenlediği ortak basın toplantısında Erdoğan, Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün onay sürecini başlatma kararı aldıklarını açıkladı.

Erdoğan Finlandiya ve İsveç’in katılım müzakerelerinin başlatılmasına geçen yıl Madrid’de yapılan NATO zirvesinde onay verdiklerini ve üçlü muhtırayla “Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini kayıt altına aldıklarını” belirterek “Geride bıraktığımız süre zarfında Finlandiya’nın üçlü muhtıradaki taahhütlerini yerine getirmek için samimi ve somut adımlar attığını gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin güvenlik kaygılarını gidermek yolunda gösterdiği hassasiyet ve kaydedilen mesafeye binaen Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik” açıklamasında bulundu.

NATO’nun Finlandiya’nın üyeliğiyle daha da güçleneceğine inandığını söyleyen Erdoğan, İsveç’in üyelik sürecine ilişkin açıklamalarda da bulundu.

“İsveç’i Finlandiya’dan ayırmak zorunda kaldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin, “Sürecin nasıl ilerleyeceği İsveç’in atacağı somut adımlarla doğrudan bağlantılı olacaktır” ifadelerini kullandı. “Bizim İsveç’e karşı farklı bir yaklaşımımız yok” diyen Erdoğan, Stockholm’de yapılan gösterilere işaret ederek “Ancak İsveç teröristlere kucak açtı” diye konuştu.

120 civarında teröristin listesini İsveç Başbakanına ilettiklerini söyleyen Erdoğan, “Bu teröristleri bize vermeyince, veremeyince bizim de İsveç’e olumlu yaklaşmamız mümkün değil” dedi.

Finlandiya’da bu tür eylemler olmadığı için bu ülkeyi İsveç’ten ayırmak durumunda kaldıklarını belirten Erdoğan, temennisinin Finlandiya’nın NATO üyeliğiyle ilgili meclisteki onay sürecinin seçim öncesine yetişmesi olduğunu dile getirdi.

İsveç ile müzakereler hangi aşamada?

Türkiye, Ocak ayında Danimarkalı aşırı sağcı siyasetçi Rasmus Paludan’ın, Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği binası önünde Kuran yakması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alındığı protesto gösterileri nedeniyle üçlü müzakereleri süresiz askıya aldı.

Müzakerelerin yeniden başlayacağına yönelik açıklama ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın 20 Şubat’taki Ankara ziyareti sırasında yapıldı.

Ankara’daki diplomatik kaynaklara göre, Brüksel’deki toplantıda da, imzalanan mutabakatta yer alan taahhütlerin İsveç ve Finlandiya tarafından yerine getirilip getirilmediği madde madde görüşüldü.

Mutabakat zaptı, İsveç ve Finlandiya’nın “terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini artırmalarını”, “başta PKK olmak üzere terörle ilişkilendirilen Türkiye kökenli örgütlerin her türlü faaliyetlerini engellemelerini” ve “Türkiye’nin ‘terör suçlusu’ olarak isim isim verdiği kişilerin iade edilmesini gerektiriyor.

Ayrıca Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun da kaldırılması öngörülüyor.

Türkiye, Finlandiya’nın bu konularda adım attığını ancak İsveç’in ittifaka katılım noktasına gelmediğini kaydediyor ve 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinden sonraki döneme işaret ediyor.

Paylaşın

On Milyonlar İhtiyaçlarını Sosyal Yardımlarla Karşıladı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gerçekler iktidarı yalanlıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 yılı verilerini içeren raporları Türkiye’deki yoksullaşmayı ve giderek derinleşen ekonomik bunalımı ortaya koyuyor.

Bakanlığın verilerine göre, ekonomik krizin altında ezilen 4 milyon 419 bin 286 hane 2022 yılında sosyal yardımlardan yararlandı.

Öz ailesinin bakımını sağlayamadığı 157 bin 248 çocuğa ise sosyal ve ekonomik destek verildi. 2022 yılında 3 milyon 472 bin 393 yurttaş karnını, gıda yardımı ile doyurabildi.

Yurttaşın elektrik, doğalgaz ve kömür gibi ihtiyaçlarını dahi ancak sosyal yardımlar ile karşılayabildiğini gözler önüne serildi.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre, yurttaş alım gücünün erimesiyle borçlarını ödeyemez duruma gelirken Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün verileri de ekonomik krizin barınma hakkı üzerindeki dramatik etkisini gözler önüne serdi.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı ortaklığıyla e-haciz işlemlerine yönelik yazılım ve entegrasyon çalışmaları 2018 yılının sonunda tamamlandı.

Tapulara yönelik ilk e-haciz uygulaması 14 Ocak 2019 tarihinde Sincan Batı Adliyesi’nde uygulanmaya başlandı. Tapuda e-haciz, 15 Mayıs 2019 tarihinde ise Türkiye çapında yaygınlaştırıldı.

Müdürlüğün verilerine göre, 2020 yılında 3 milyon 737 bin 827, 2021 yılında 5 milyon 431 bin 29 olan tapuda e-haciz tesis sayısı, 2022 yılında 5 milyon 572 bin 805’e kadar yükseldi. Müdürlüğün e-haciz, terkin ve kamu haczine yönelik istatistiklerinde şu veriler sıralandı:

Tapuda e-haciz tesis sayısı: 5 milyon 572 bin 805
Tapuda e-haciz terkin sayısı: 2 milyon 311 bin 741
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından konulan kamu haczi: 635 bin 497

Türkiye, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere giderek derinleşen ekonomik krizin gölgesinde girmeye hazırlanıyor. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, icra-iflas dairelerinde toplam 23 milyon 200 bin icra dosyası bulunuyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bankacılık sektörünün takipteki alacakları 10 Mart itibarıyla 159 milyar 151 milyon liraya çıktı.

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 1,1 artışla 519 milyar 641 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 264 milyar 684 milyon lirası taksitli, 254 milyar 958 milyon lirası taksitsiz oldu.

Paylaşın

2014 – 2021 Yılları Arasında Türkiye’deki Kokain Yakalamaları Yedi Kat Arttı

Küresel kokain arzının rekor seviyelere ulaştığını ortaya koyan yeni bir rapora göre, Türkiye’deki kokain yakalamaları 2014 – 2021 yılları arasında yedi kat arttığını gösteriyor.

Rapora göre Türkiye’de 2021’de 2,8 ton kokain ele geçirildi. Türkiye’ye sokulmaya çalışılan kokain Antalya, Tekirdağ ve İstanbul’daki limanlarda ele geçirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından hazırlanan rapora göre, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) sonrası dünyada küresel kokain üretiminin rekor seviyelere ulaştığını gösterdi.

Buna göre, kokainin hammaddesi kokanın ekimi, 2021 ile 2022 arasında yüzde 35 arttı.

Üretim artışının arkasında, daha fazla koka ağacı ekimi yanında, kokanın toz kokaine dönüştürülmesindeki teknolojik ilerlemenin de olduğu kaydedildi.

Batı ve Orta Afrika’da oluşturulan merkezlerin de dağıtım üsleri olarak öne çıkmaya başladığı rapor tarafından tespit ediliyor.

BM, “Afrika’da ele geçirilen toplam miktar ve büyük ele geçirmelerin sayısı 2021’de rekor seviyelere ulaşmış görünüyor” ifadesiyle bu kısmın altını çiziyor.

Raporun Türkiye ile ilgili bölümlerinde, ülkede kaçakçılık yanında tüketim kısmında da artış tespit edildiği belirtiliyor.

Türk limanlarına, Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Batı Afrika’dan da uyuşturucu ulaşıyor.

Balkan rotası üzerinden Avrupa pazarını hedef alan uyuşturucu tacirleri, Türkiye ile birlikte Yunanistan’ı da artan şekilde tercih ediyor.

Türkiye’de yakalanan kokain 2014’deki 393 kilogramdan 2021’de 2.8 tona çıktı.

Türk yetkililerin verdiği bilgilere göre, 2021’de 3 bine yakın kokainle ilişkili olay yaşandı ve 4 bin 714 şüpheli gözaltına alındı.

Kokain en çok Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarında tüketiliyor. Bunu Güney ve Orta Amerika ile Karayipler izliyor.

Rapor, Afrika ve Asya’da kokain tüketiminin “hala sınırlı” olduğunu ortaya koyuyor.

Yapılan baskınlardan elde edilen veriler, özellikle Batı ve Orta Afrika’nın, Avrupa’daki pazarlara giden bir geçiş bölgesi olarak rolünün 2019’dan bu yana önemli ölçüde arttığını gösteriyor.

Rapor, uyuşturucu kaçakçılarının dağıtım amaçlı olarak uluslararası posta hizmetlerini daha sık kullandıklarını da belirtiyor.

BM raporu küresel kokain arzının rekor seviyelerde olduğunu gösteriyor.

BM raporu, uluslararası seyahat ciddi şekilde kısıtlandığı için Covid-19 salgınının uyuşturucu pazarları üzerinde “yıkıcı” bir etki yarattığını söylüyor.

Buna göre, sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında gece kulüpleri ve barlar kapatıldığı için kokain talebi düştü.

Ancak rapor “En son veriler, bu düşüşün uzun vadeli eğilimler üzerinde çok az etkisi olduğunu gösteriyor” diyerek devam ediyor.

Rapora göre, İngiltere’de posta kanallarında kokain ele geçirme vakalarında da “önemli bir artış” olduğu görülüyor.

Rapordaki diğer önemli bulgular şunlar:

Avrupa’ya dağıtım yolları farklılaşabiliyor olsa da, Kolombiya hâlâ kaçakçılık yollarına hakim durumda.

Meksikalı ve Balkan kökenli suç örgütleri, ilk elden erişim sağlamak için üretim merkezlerine yakınlaştı.

Taş kokain kullanımı İngiltere, Belçika, Fransa ve İspanya da dahil olmak üzere birçok Batı Avrupa ülkesinde artışta.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın