2024’te Erişim Engelli Uygulanan Site Sayısı 311 Bini Aştı

2024 yılında erişim engelli uygulanan site sayısı 311 bini aştı. Bu süreçte 3 bin 317 kişi gözaltına alındı, 384 kişi tutuklandı, 879 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi, 2 bin 54 kişi ise serbest bırakıldı.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, İfade Özgürlüğü Derneği tarafından hazırlanan ve “EngelliWeb 2024 Raporu” olarak bilinen “Dijital Kafeste Kafkaesk Sansür: Yargı Eliyle Gerçeğin Susturulması” başlıklı çalışmanın ayrıntılarını köşesine taşıdı.

Hukuk profesörü Yaman Akdeniz ve araştırmacı Ozan Güven’in kaleme aldığı 260 sayfalık rapora göre, 2024 yılında 257 sulh ceza hâkimliği tarafından verilen 803 karar ile 5 bin 740 haber adresine yaptırım uygulandı.

Raporun öne çıkan bulguları şöyle:

Erişim engelleri: 2024 sonu itibarıyla toplam 1 milyon 264 bin 506 web sitesi ve alan adı, 852 farklı kurum ve hâkimlik kararıyla erişime engellendi.

Yerel seçimler öncesi: Kamu kaynaklarının kullanımı, siyasi yolsuzluk iddiaları, kamu görevlileri ve hükümete yakın şirketlerle ilgili haberlere yoğun sansür getirildi.

Cumhuriyet sansürü: Cumhuriyet gazetesinin internet sitesindeki 148 haber erişime engellendi.

Platformlar: 270 bin URL adresi, 17 bin Twitter/X hesabı, 75 bin tweet, 25 bin 500 YouTube videosu, 16 bin 700 Facebook ve 16 bin Instagram içeriği kapatıldı.

Kurumsal dağılım: 2024’te erişime kapatılan 311 bin sitenin 254 bini BTK Başkanı kararıyla engellendi. Türkiye Futbol Federasyonu 50 bin 120 alan adını, Milli Piyango İdaresi ise 2 bin 796 alan adını erişime kapattı.

2006-2024 karşılaştırması: 2006’da yalnızca 4 alan adı engellenirken, 2014’te bu sayı 38 bin 441’e çıktı. 2024’te engellenen site sayısı 311 bini aştı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre ise 2024’te 198 bin 364 sosyal medya hesabı takibe alındı. Bunların 86 bin 170’inin kullanıcısı tespit edilerek adli makamlara bildirildi.

Bu süreçte 3 bin 317 kişi gözaltına alındı, 384 kişi tutuklandı, 879 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi, 2 bin 54 kişi ise serbest bırakıldı.

Paylaşın

AK Parti’den Boşanmaları Azaltmak İçin Yeni Adım

AK Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor.

Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Türkiye’de artan boşanma oranlarına karşı yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor. Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, parti kaynakları, birçok çiftin evlilik öncesinde psikolojik rahatsızlıklar, şiddet eğilimi, sosyoekonomik ve sosyokültürel farklılıklar gibi konuları gizleyebildiğini belirtiyor. Bu durumun, evliliğin ilerleyen dönemlerinde şiddetli geçimsizliklere ve boşanmalara yol açtığına dikkat çekiliyor. Yeni sistemle, çiftlerin birbirlerine karşı daha şeffaf olmaları ve dürüst bir ilişki kurmaları amaçlanıyor.

Planlanan danışmanlık hizmeti, sadece evlilik öncesiyle sınırlı kalmayacak. Evlilik sonrasında da devam edecek olan bu destekle, anlaşmazlık yaşayan çiftlere sorunlarını çözmeleri için rehberlik edilecek. Eğer boşanma kaçınılmaz hale gelirse, taraflara süreç boyunca doğru yönlendirmeler yapılacak.

Projenin hayata geçirilmesi için somut adımlar atılmaya başlandı. AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde, 20 Eylül’de Erzurum’da “Aile İçi Dijital Eğitim ve Psikososyal Destek Çalıştayı” düzenlenecek. Çalıştaya, Adalet, Sağlık ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarından uzman ve akademisyenler katılacak. Bu çalıştayda, güçlü aile yapısının oluşturulması için atılacak adımlar masaya yatırılacak.

Paylaşın

On Yılda 19 Milyondan Fazla Üniversiteli Okulu Bıraktı

2015 – 2025 arasında 19 milyon 49 bin 203 öğrenci üniversiteyi bıraktı. 19 milyon öğrenciden 16.9 milyonu devlet üniversitelerinden, 2.1 milyonu vakıf üniversitelerinden ve 57 bini ise vakıf meslek yüksekokullarından.

Paylaşın

Türkiye’de Kişi Başına Düşen Borç 116 Bin Lirayı Aştı

Türkiye’de kişi başına düşen ortalama borç tutarı yüzde 41 artışla 116 bin 148 liraya yükseldi. Kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu ise yüzde 48 artarak 61 bin 791 liraya ulaştı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin yayımladığı temmuz ayı raporu, yüksek enflasyon ve faiz ortamında vatandaşların yaşadığı ekonomik zorlukları ve artan borçluluk oranını gözler önüne serdi. Rapora göre, bireysel kredi borcu olan kişi sayısı son bir yılda 1,8 milyon artarak 42,7 milyona yükselirken, kişi başına düşen ortalama borç 116 bin 148 TL’ye ulaştı. Özellikle deprem bölgesi illerindeki borçluluk artışı ise dikkat çekici boyutlarda.

TBB Risk Merkezi’nin son verileri, geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca vatandaşın kredi ve kredi kartlarına artan bağımlılığını ve bunun sonucunda derinleşen borç yükünü ortaya koydu. Yüksek enflasyonist ortam ve artan faiz oranları karşısında alım gücü düşen vatandaşlar, çözümü borçlanmada ararken, toplam nakdi kredi hacmi 21 trilyon 19 milyar TL’ye ulaştı.

Rapora göre, bireysel kredi borç bakiyesi, geçen yılın temmuz ayına kıyasla yüzde 47’lik bir artışla 4 trilyon 959 milyar TL gibi devasa bir rakama yükseldi. Nefes’in haberine göre, bireysel kredi kullanan kişi sayısı son bir yılda 1,8 milyon artarak 42,7 milyona çıktı. Bu durum, kişi başına düşen ortalama borç miktarını da yüzde 41’lik bir artışla 116 bin 148 TL’ye taşıdı.

Bireysel borçların en büyük kalemini, 2 trilyon 452 milyar TL ile kredi kartları oluşturdu. Temmuz ayı itibarıyla Türkiye’de 39,7 milyon kişi kredi kartı borçlusu konumunda. Son bir yıllık süreçte kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu ise yüzde 48 artarak 61 bin 791 TL’ye yükseldi.

Kredi kartlarından sonra en yüksek borç kalemi 1 trilyon 214 milyar TL ile ihtiyaç kredileri oldu. Düşük maaşlar ve nakit sıkıntısı nedeniyle başvurulan Kredili Mevduat Hesabı (KMH) kullanımında ise adeta bir patlama yaşandı. KMH bakiyesi bir önceki yıla göre yüzde 98 gibi rekor bir oranda artarak 623 milyar TL’ye ulaştı. 30,8 milyon vatandaşın kullandığı KMH’larda kişi başına düşen ortalama borç, 20 bin 195 TL’ye çıkarak asgari ücrete yaklaştı.

Nefes’te yer alan habere göre; borçluluk oranındaki artışla birlikte, ödenemeyen ve takibe düşen kredilerdeki yükseliş de endişe verici bir tablo çiziyor. Rapor, tasfiye edilecek yani tahsili gecikmiş alacaklar kaleminin bir önceki yıla göre yüzde 82 artarak 566 milyar TL’ye yaklaştığını gösterdi.

Raporda yer alan il bazındaki veriler, özellikle depremden etkilenen bölgelerdeki ekonomik sıkıntıyı çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Son bir yılda bireysel kredi bakiyesinin en çok arttığı il yüzde 64,9 ile Tunceli olurken, onu yüzde 56 ile Adıyaman ve yüzde 55 ile Kahramanmaraş izledi. Bireysel kredi bakiyesi en çok artan ilk 10 ilin beşini deprem bölgesi illeri (Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Malatya) oluşturdu.

Benzer şekilde, kredi kartı borçlarının en çok arttığı ilk 10 ilin altısı da yine deprem bölgesinden oldu. Adıyaman’da kredi kartı borçları son bir yılda yüzde 80 artarken, bu oran Kahramanmaraş’ta yüzde 76, Malatya’da yüzde 70, Hatay’da yüzde 68, Diyarbakır’da yüzde 64 ve Osmaniye’de yüzde 63 olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

2026’da Saray’ın Bir Günlük Masrafı 58 Milyon Liraya Çıkacak

Saray’a gelecek yıl için tam 21 milyar 286 milyon 534 bin lira ayrıldı. Bu, 2026 yılında Saray’ın günlük harcamasının yaklaşık 58 milyon lira olacağı anlamına geliyor.

Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için teklif edilen bütçenin tavan ödeneği belli oldu. OVP’de yer alan tabloya göre, Saray’a gelecek yıl için tam 21 milyar 286 milyon 534 bin TL ayrıldı. Geçen yılın bütçesinde 16 milyar 928 milyon 146 bin lira olan Cumhurbaşkanlığı ödeneği 2026’da yüzde 26 artırılacak.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; Saray’a ayrılan kaynak, OVP’de 2026 yılsonu için öngörülen yüzde 16’lık enflasyonun yaklaşık 10 puan üzerinde oldu. Saray’ın günlük harcamasının yaklaşık 58 milyon TL’ye çıkması bekleniyor.

Bütçenin detayları da dikkati çekti. Cumhurbaşkanlığı için öngörülen toplam ödeneğin yarısından fazlası mal ve hizmet alımlarına ayrıldı. Bu başlık altındaki harcamaya 11 milyar 721 milyon 931 bin TL ayrıldı. Saray’ın devasa bütçesinin esas yükünü mal ve hizmet harcamaları oluşturdu.

Cumhurbaşkanlığı’nın personel giderleri ise 4 milyar 502 milyon 933 bin TL olarak öngörüldü. Cari transferler kaleminin 1 milyar 885 milyon TL, sermaye giderlerinin ise 2 milyar 906 milyon TL olması bekleniyor.

2027 yılına ilişkin bütçe ödeneği tavan tekliflerinin de yer aldığı OVP’de Cumhurbaşkanlığı için 23 milyar 616 milyon 950 bin liralık ödenek öngörüldü.

Paylaşın

Her Dört Üniversite Mezunundan Biri İşsiz

OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2025” raporu göre; Türkiye’de 25 – 64 yaş aralığında yer alan üniversite mezunlarının yüzde 24,6’sı işsiz. Bu oran lise mezunlarında yüzde 37’ye kadar yükseliyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) her yıl yayımlanan “Bir Bakışta Eğitim 2025” raporu, Türkiye’nin eğitim ve istihdam alanındaki çarpıcı verilerini ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye’de 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 31,3’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu oran, OECD ülkelerinin ortalaması olan yüzde 14,1’in neredeyse iki katı.

Raporda dikkat çeken bir diğer önemli bulgu ise Türkiye’nin, hem lise hem de üniversite mezunları için OECD ülkeleri arasındaki en düşük istihdam oranına sahip olması. Lise mezunlarında istihdam oranı sadece yüzde 63 (OECD ortalaması yüzde 77,6), üniversite mezunlarında ise yüzde 75,4 (OECD ortalaması yüzde 87,1) olarak kaydedildi. 25-64 yaş aralığındaki üniversite mezunlarının ise yüzde 24,6’sı işsiz.

Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda olan genç kadınların oranı yüzde 41,6 ile erkeklerin (yüzde 22,1) neredeyse iki katı. Bu durum, OECD ortalamasındaki 1,5 puanlık farkın çok üzerinde.

Eğitim sistemine bakıldığında ise, Türkiye’de yükseköğretime yeni başlayan öğrencilerin yüzde 42’si ortaöğretim sonrası en az bir yıl gecikmeyle üniversiteye başlıyor. Ancak, üniversitelerin ilk yılında okulu bırakma oranı sadece yüzde 1 olarak ölçüldü ki bu oran OECD ortalaması olan yüzde 13’ün oldukça altında.

Rapora göre Türkiye’de ilkokul düzeyinde okul tatilleri yılda 15 hafta sürerken, bu süre OECD genelinde 13,5 hafta olarak belirlenmiş durumda. Eğitim alanında ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, uzun tatiller ve mezunların istihdamındaki yetersizlikler, ülkenin eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu temel sorunlar olarak öne çıkıyor.

Paylaşın

İlkokula Başlama Maliyeti 14 Bin Lira

2018 yılında 6 bin 753 lira olan bir öğrencinin yıllık temel okul harcamaları (kırtasiye, giyim, beslenme ve ulaşım gibi…), 2025 yılında 79 bin 256 liraya yükseldi.

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) verilerine göre ise ilkokula başlama maliyeti 14 bin lira, ortaokul için ise yaklaşık 20 bin liraya kadar çıkabiliyor.

20 milyon öğrenci için yaz tatili sona ererken, yeni eğitim-öğretim yılı velileri yüksek maliyetlerle karşı karşıya bıraktı. Artan masraflar ve çözülemeyen yapısal sorunlar, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının eleştirilerinin hedefinde.

DW’ye konuşan Eğitim Sen MYK üyesi Simge Yardım, yeni eğitim yılının, kalabalık sınıflar, yetersiz okul binaları ve deprem bölgelerindeki altyapı eksiklikleri gibi kronik sorunlarla başladığını belirtti.

Yardım, özellikle velilerin artan maliyetler nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığını vurguladı. TÜİK verileri de bu durumu desteklerken, Ağustos ayında eğitim harcamalarındaki yıllık enflasyonun yüzde 61’e ulaştığı görülüyor.

Sadece kırtasiye masrafları bile aile bütçelerini sarsıyor. Sektör temsilcilerine göre, bir öğrencinin temel masrafları ortalama 2 bin liradan başlıyor ve kaliteli ürünlerle bu rakam 8 bin liraya kadar yükselebiliyor.

CHP milletvekili Cevdet Akay’ın yaptığı hesaplamalar, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. 2018’de 6 bin 753 TL olan bir öğrencinin yıllık temel okul harcamaları (kırtasiye, giyim, beslenme, ulaşım), 2025’te 79 bin 256 TL’ye yükseldi.

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) verilerine göre ise ilkokula başlama maliyeti 14 bin TL, ortaokul için ise yaklaşık 20 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Eğitim harcamalarındaki fahiş fiyatlar karşısında hükümet de denetimleri artırdı. Ticaret Bakanlığı, kırtasiye reyonlarında yaptığı denetimlerde 4 bin 816 ihlal tespit etti ve toplamda 15,2 milyon lira ceza kesti.

Bu arada, Veli-Der gibi sivil toplum kuruluşları, çocuk yoksulluğuna karşı acil programlar hazırlanmasını talep ediyor. Örgüt, okullarda ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanması, okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) kapatılarak bütçenin doğrudan okullara aktarılması çağrısında bulunuyor.

Paylaşın

Türkiye, OECD Ülkeleri Arasında Enflasyon Şampiyonu

Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında en yüksek enflasyon oranına sahip ülke olmaya devam ediyor. Türkiye’de enflasyon, OECD ortalamasının sekiz katı düzeyinde seyrediyor. 

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayımladığı son tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) raporuna göre; Türkiye, yüzde 33,5 ile tüm üyeleri geride bırakarak bir kez daha açık ara zirveye yerleşti. Bu oran, aynı dönemde yüzde 4,1 olarak ölçülen OECD ortalamasının sekiz katına yaklaşıyor.

Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığı rapora göre, OECD üyesi 38 ülkenin arasında sadece Türkiye’de çift haneli enflasyon görüldü. Türkiye, Temmuz 2025 itibarıyla yüzde 33,5’lik yıllık enflasyon oranıyla OECD’de açık ara zirvede yer aldı.

İkinci sıradaki Estonya’da enflasyon yüzde 5,4, Macaristan’da yüzde 4,3, Kolombiya’da ise yüzde 4,9 olarak ölçüldü. Türkiye’nin bir önceki aya göre 1,5 puanlık düşüşle yüzde 35’ten yüzde 33,5’e gerilemesi, Meksika ve Polonya ile birlikte en sert düşüşler arasında yer aldı.

Ancak bu düşüşe rağmen enflasyon seviyesi hâlâ yüksekliğini koruyor. Alt kalemlerde ise Türkiye’de Temmuz itibarıyla gıda enflasyonu yüzde 28, enerji enflasyonu yüzde 37,7, gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon ise yüzde 35,1 olarak kaydedildi.

Gıda ve enerji hariç hesaplanan çekirdek enflasyonda da Türkiye OECD ülkeleri arasında zirvede yer aldı. Temmuz 2025 itibarıyla Türkiye’de çekirdek enflasyon yüzde 35,1 seviyesindeyken, OECD ortalaması yüzde 4,4 oldu. Aradaki yaklaşık sekiz katlık fark, Türkiye’de yapısal fiyat baskılarının ve maliyet kaynaklı enflasyonun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Temmuz 2025 itibarıyla OECD genelinde yıllık enflasyon yüzde 4,1 ile sabit kaldı. Haziran ayında yüzde 4,2 olan oran, sınırlı bir gerileme gösterse de Mart 2025’ten bu yana enflasyon yüzde 4 bandında seyrediyor. Enerji fiyatlarındaki artış yavaşladı; Temmuz’da enerji enflasyonu OECD ortalamasında yüzde 0,3’e düştü. Haziran’da bu oran yüzde 0,9 düzeyindeydi.

Gıda fiyatlarında ise yatay seyir dikkat çekiyor. Haziran’da yüzde 4,6 olan gıda enflasyonu Temmuz’da yüzde 4,5 oldu. Her ne kadar genel ortalama sabit kalsa da 21 OECD ülkesinde gıda fiyatları yükseldi. Çekirdek enflasyon ise yüzde 4,4 ile sabit kalmayı sürdürdü.

G7 ülkelerinde manşet enflasyon yüzde 2,6 ile sabit kalırken, çekirdek enflasyon yüzde 3,0 olarak ölçüldü. Japonya ve Kanada’da enerji fiyatlarındaki düşüş, artan gıda fiyatlarının etkisini sınırladı.

Euro Bölgesi’nde ise Temmuz itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 2,0 olarak ölçüldü. Özellikle gıda fiyatlarında yükseliş dikkat çekerken, enerji fiyatlarındaki düşüş hızı yavaşladı. Eurostat’ın Ağustos 2025’e ilişkin öncü verisi, manşet enflasyonun yüzde 2,1’e yükseldiğini, çekirdek enflasyonun ise değişmediğini gösteriyor. Bu veriler, Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar para politikasında değişiklik yapmama eğilimini güçlendirebilir.

G20 ülkeleri genelinde yıllık enflasyon Temmuz’da yüzde 3,8 olarak ölçüldü. Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 6,7 seviyesinden oldukça düşük. G20 içinde Arjantin hâlâ yüzde 36,6 ile yüksek bir orana sahip olsa da bu ülkenin genel ortalamaya etkisi son aylarda azaldı. Brezilya ve Suudi Arabistan’da enflasyon düşerken, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika’da artış kaydedildi.

OECD raporunun en sıra dışı verilerinden biri Costa Rica’ya ait. Ülkede Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde –0,6 oldu. Bu, üst üste üçüncü ayda yaşanan deflasyon anlamına geliyor. Raporda bu durum; enerji fiyatlarının hâlâ negatif bölgede kalması, gıda fiyatlarındaki yatay seyir ve çekirdek enflasyonun neredeyse sıfıra inmesiyle açıklanıyor.

Paylaşın

Türkiye Kadın Voleybol Takımı Dünya İkincisi

Tayland’da düzenlenen FIVB Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nın finalinde Türkiye ile İtalya, Bangkok Indoor Stadium Huamark Salonu’nda karşı karşıya geldi. 

Haber Merkezi / Karşılaşmadan 3-2 mağlup ayrılan Türkiye, dünya ikincisi oldu.

Tamamı başa baş geçen ilk seti İtalya 25- 23 kazandı ve setlerde skoru 1-0 yaptı. Türkiye’nin üstün oynadığı ikinci sette bir ara fark 18’e 7’ye dek çıktı ve seti de 25-13 kazanarak setlerde durumu 1-1’e taşıdı.

Üçüncü seti genel olarak İtalya az farkla önde götürürken, setin sonuna doğru Türkiye’nin geri dönüş çabaları sonuç verdi ve başa baş bir oyun oynandı.

Ancak önce beraberliği yakalayan Türkiye sonunu getiremedi ve İtalya seti 26-24 alarak, setlerde durumu 2-1 yaptı. Dördüncü set ise Türkiye’nin üstün oyunuyla geçti ve 25-18’lik skorla setlerde durum 2-2 oldu. Türkiye çekişmeli geçen beşinci ve son seti de 15- 8 kaybetti.

Dünya Kadınlar Şampiyonası’nda E Grubu’nda İspanya, Bulgaristan ve Kanada’yı set vermeden geçerek son 16 turuna yükselen Türkiye, bu turda Slovenya’yı 3-0, çeyrek finalde ise ABD’yi 3-1 yenmişti. Yarı finalde de Japonya’yı aynı skorla, 3-1 mağlup eden Türkiye, adını finale yazdırmıştı.

Stat: Indoor Stadium Huamark, Bangkok

Hakemeler: Noemi Karina Rene (Arjantin), Joo-Hee Kang (Güney Kore)

İtalya: Fahr, Orro, Sylla, Danesi, Egonu, Nervini, De Gennaro (L) (Cambi, Antropova, Giovannini)

Türkiye: Cansu, İlkin, Zehra, Vargas, Ebrar, Eda, Gizem (L) (Elif, Hande)

Setler: 23-25, 25-13, 24-26, 25-19, 15-9

Süre: 1 saat 46 dakika (25,17,28,23,13)

İlk kez 2006’da katıldığı Dünya Voleybol Şampiyonası’nda 10. olan Türkiye; 2010’da altıncı, 2014’te dokuzuncu, 2018″de 10., 2022’de ise sekizinci olmuştu.

Paylaşın

Gıda Fiyatları, Dünya Genelinde Sabit Kalırken Türkiye’de Yüzde 3.02 Arttı

Türkiye’de gıda fiyatları son bir ayda yüzde 3.02 artarken, dünya genelinde yatay bir seyir izledi. Bu durum, Türkiye’de gıda fiyatları üzerinde enflasyonist baskının sürdüğünü gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası gıda fiyatlarındaki değişimleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin Ağustos ayı sonuçlarını açıkladı. Buna göre, ağustos ayında dünya genelindeki gıda fiyatları stabil kalırken, Türkiye’de durum farklı bir tablo çizdi.

Birleşmiş Milletler raporları küresel fiyatlarda sınırlı bir artışa işaret ederken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, Türkiye’deki gıda enflasyonunun hızla yükselmeye devam ettiğini gösterdi. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik olarak dünyadan ayrıştığına dair yeni bir gösterge oldu.

FAO tarafından hazırlanan ve tahıl, yağlı tohum, süt ürünleri, et ile şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri takip eden küresel gıda fiyat endeksi, ağustos ayında 130,1 seviyesine yükseldi. Öte yandan temmuzdaki endeks rakamı 130’a revize edildi.

Et, şeker ve bitkisel yağ fiyatlarındaki artışların tahıl ve süt ürünleri fiyatlarındaki düşüşleri dengelemesi, fiyatlardaki artışı sınırlandırdı. Bitkisel yağ fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,4 artarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tahıl fiyatları aylık yüzde 0,8 geriledi. Uluslararası buğday fiyatları, Avrupa Birliği ve Rusya’daki büyük hasatların etkisiyle düştü.

Et fiyatları, özellikle Çin ve ABD’deki güçlü talebin etkisiyle ağustos ayında yüzde 0,6 oranında artarak rekor seviyeye ulaştı. Bu dönemde büyükbaş ve küçükbaş hayvan etlerinin fiyatı yükselirken, domuz etinde kayda değer bir değişim görülmedi. Kanatlı etinde ise fiyatlar düşüş gösterdi.

Süt ürünleri fiyatları Asya pazarlarından gelen zayıf talep nedeniyle tereyağı, peynir ve tam yağlı süt tozu fiyatlarının düşmesiyle aylık yüzde 1,3 oranında geriledi. Şeker fiyatları ise temmuzda önceki aya göre yüzde 0,2 oranında hafif bir artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ağustos ayında gıda fiyatları bir önceki aya kıyasla yüzde 3,02 artarken, yıllık bazda yüzde 33,28’e ulaştı. Öte yandan Türk-İş’in açıkladığı mutfak enflasyonu verileri, aylık yüzde 2,64, yıllık ise yüzde 41,46 olarak hesaplandı.

Paylaşın