ABD’den “Suriye” Açıklaması: Sorunların Diyalogla Çözülmesini Destekliyoruz

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, ABD’nin Suriye’nin geleceğine dair tutumunda bir değişiklik olup olmadığı yönündeki soruyu, “Sorunları nasıl çözeceğimiz konusunda demokrasinin ve diplomasinin hayati önem taşıdığını da göz önünde bulundurarak devam ediyoruz” ifadeleriyle yanıtladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, Washington’da düzenlenen günlük basın brifinginde, Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirdi. Brifingle ilgili Bakanlığın resmi sitesinde yer alan açıklamada, bir gazetecinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdî’nin Suriye adem-i merkeziyetçiliği savunduklarına dair açıklaması sorulan Bruce, Süveyda’da yaşanan çatışmaları hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Diplomasi, şiddeti durdurmanın ve barışçıl, kalıcı bir çözüm inşa etmenin en iyi yoludur. (ABD) Süveyda’da bir çözüme aracılık etmekten ve (Fransa) ile birlikte kuzeydoğunun birleşik bir Suriye’ye yeniden entegrasyonuna aracılık etmekten gurur duymaktadır. Önümüzdeki yol Suriyelilere aittir – tüm tarafları sükuneti korumaya ve farklılıkları kan dökerek değil, diyalog yoluyla çözmeye çağırıyoruz. Suriye istikrarı hak ediyor. Suriyeliler barışı hak ediyor.”

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın tüm Suriyeliler için güvenlik ve sükûnetin sağlanması amacıyla tüm taraflarla temas halinde olduğunu dile getiren Bruce, SDG’nin orduya entegrasyonu konusunda da diyaloğu desteklediklerini söyledi. Tammy Bruce, “Elbette SDG ile Cumhurbaşkanı El-Şara arasındaki tüm verimli toplantıları memnuniyetle karşılıyoruz. SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki mevcut ateşkesi kapsamlı ve kalıcı bir barışa dönüştürme niyetini de destekliyoruz. Elbette ülkeyi barış ve refaha doğru taşımak Suriye’ye ve yeni hükümete bağlı olacaktır” diye konuştu.

Bruce, ABD’nin Suriye’nin geleceğine dair tutumunda bir değişiklik olup olmadığı yönündeki soruyu, “Daha önce istikrarsız yerler hakkında konuştuğumuz gibi, asıl mesele istikrar için çalışmamızdı ve daha önceki tutumumuzun hala geçerli olduğunu düşünüyorum. Sorunları nasıl çözeceğimiz konusunda demokrasinin ve diplomasinin hayati önem taşıdığını da göz önünde bulundurarak devam ediyoruz” ifadeleriyle yanıtladı.

Türkiye’de Kürt sorununa yönelik yaşanan gelişmeler sorulan Bruce, soruyu “Öncelikle, hükümetlerin mevzuat veya atmaya çalıştıkları adımlar konusunda kendi içlerinde attıkları adımlar hakkında yorum yapmayacağız. Ayrıca, müzakerelerimizin nasıl sonuçlanabileceğini veya bundan etkilenen diğer hükümetlerle ilişkilerimizi nasıl etkileyebileceğini de tartışmayacağım” diye yanıtladı.

“Ezidîler, hayatlarını ve vatanlarını yeniden inşa etme fırsatını hak ediyor”

IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği Ezidi soykırımı ve Şengal’e dönüşlere dair soruya Tammy Bruce şu cevabı verdi: “Bu 11 yıl önceydi. Binlerce kişi hayatını kaybetti, 2 bin 700 kişi hala kayıp, bir daha bulunamadı. Hayatta kalanların adalet arayışında destek almaları önemli. Şengal’de güvenlik ve istikrar, Ezidî toplumunun güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmesi için kilit öneme sahip. Ezidîler, hayatlarını ve vatanlarını yeniden inşa etme fırsatını hak ediyor.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

İmam Hatip Ve Meslek Liseleri Boş Kaldı

Sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi.

Liselere Geçiş Sistemi kapsamında düzenlenen sınavın 14-24 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen tercih dönemi tamamlandı. LGS Sınavı’nın tercih sonuçlarına göre, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler liselerine ayrılan kontenjanların tamamı doldu.

Türkiye genelinde, sınavla öğrenci alan 533 Anadolu lisesinin yalnızca yedisinde kontenjan boşlukları oluştu. Anadolu liselerindeki boş kontenjan sayısının yalnızca 143 olduğu bildirildi.

Sayıları giderek artırılan Anadolu imam hatip liseleri ise tercih edilmedi. Buna göre, sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Anadolu imam hatip liselerindeki toplam boş kontenjan sayısı kayıtlara, 3 bin 825 olarak geçti.

Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi. Mesleki eğitim veren liselerdeki boş kontenjan sayısı ise 4 bin 898 ile ifade edildi.

“Her yıl karşılaşılan olağan tablo”

Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, tercih sonuçlarına ilişkin BirGün’den Mustafa Bildirici‘ye değerlendirmelerde bulundu. Tabloyu, “Her yıl karşılaşılan olağan tablo” olarak değerlendiren Ünsal, şunları söyledi:

“Mesleki ve teknik Anadolu liseleri ile Anadolu imam hatip liselerinde her yıl genel anlamda boşluklar oluşuyor. Bu okulların proje okul olarak adlandırılmasının toplumdaki beklentiyi karşılayamadığı görülüyor. Öğrencilerin büyük bölümünün fen, sosyal bilimler ve Anadolu liselerini tercih ettiği net şekilde sonuçlarla ortaya konuluyor.

Eğitimle ilgili planlama ne ise kontenjanlar da ona göre belirleniyor. Kontenjanlar yalnızca öğrencilerin tercihleri doğrultusunda belirlenseydi imam hatiplerin ve mesleki eğitim veren liselerin kontenjanının daha az olması gerekirdi.”

Ünsal, 4-6 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek nakil tercihleriyle ilgili de konuştu. Nakil döneminde büyük hareketlilik beklenmemesi gerektiğini kaydeden Ünsal, “Nakillerin gerçekleşmesi için üst sıralardaki okulların boşalması gerekiyor ki yukarı doğru kaymalar olsun. Genel olarak 285’lik puana kadar bir kontenjan boşluğu olmadığını görüyoruz” dedi.

Paylaşın

Türkiye’deki İşsiz Sayısı AB’nin İşsiz Sayısını Geride Bıraktı

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre; Türkiye’deki geniş tanımlı işsiz sayısı tek başına tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin toplam işsiz sayısını geride bıraktı.

AB’de işsizlik ortalaması yüzde 5,9 olarak ölçülürken, Türkiye’de iş bulma umudunu yitirdiği için iş aramayanların ve atıl işgücünün sayısını kapsayan geniş tanımlı işsizlik 13,8 milyona ulaştı. AB’nin tamamında haziran ayındaki toplam işsiz sayısı ise 12,967 milyon olarak kaydedildi.

Ekonomik daralma, artan iflaslar ve konkordatolar, Türkiye’deki işsizlik oranını yükseltmeye devam ediyor. Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, Türkiye yüzde 8,6’lık işsizlik oranıyla Avrupa’da en yüksek işsizliğe sahip üçüncü ülke konumuna geldi. Türkiye’nin önünde yalnızca yüzde 10,4 ile İspanya ve yüzde 9,9 ile Finlandiya yer alıyor.

Rapora göre, Türkiye’deki geniş tanımlı işsiz sayısı tek başına tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin toplam işsiz sayısını geride bıraktı. AB’de işsizlik ortalaması yüzde 5,9 olarak ölçülürken, Türkiye’de iş bulma umudunu yitirdiği için iş aramayanların ve atıl işgücünün sayısını kapsayan geniş tanımlı işsizlik 13,8 milyona ulaştı. AB’nin tamamında haziran ayındaki toplam işsiz sayısı ise 12,967 milyon olarak kaydedildi.

Haziran 2024’te yüzde 29,2 olan geniş tanımlı işsizlik oranı, Haziran 2025’te yüzde 32,9’a yükselerek son bir yılda 3,7 puan arttı. Aynı dönemde geniş tanımlı işsiz sayısı 11,7 milyondan 13,8 milyona çıkarak bir yılda 1 milyon 643 bin kişi daha işsizler ordusuna katıldı.

Paylaşın

Konferans Ligi: Başakşehir’in Play-off Turu Muhtemel Rakibi Belli Oldu

Başakşehir, Viking’i elemesi durumunda Konferans Ligi play-off turunda Spartak Trnava – Univ Craiova eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak. Play-off turunda ilk maçlar 21 Ağustos, rövanşlar ise 28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.

UEFA Avrupa Ligi’nde play-off turu kuraları, İsviçre’nin Nyon kentinde yapılan törenle çekildi. Başakşehir, Viking’i elemesi durumunda Konferans Ligi play-off turunda Spartak Trnava – Univ Craiova eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak.

Konferans Ligi 3. eleme turunda St Patrick’s Athletic ile mücadele edecek olan Beşiktaş, rakibini elemesi halinde bu turda Lausanne – Astana eşleşmesinin galibi ile grup aşamasına kalmak için mücadele edecek.

Play-off turunda ilk maçlar 21 Ağustos, rövanşlar ise 28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.

Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi 3. eleme turunda Hollanda ekibi Feyenoord’u geçmesi halinde play-off turunda Fransa takımı Nice ile Portekiz temsilcisi Benfica eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak.

Fenerbahçe, play off turuna kalırsa rakibiyle ilk maçını 19 ya da 20 Ağustos’ta Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda oynayacak. Rövanş maçı ise 26 ya da 27 Ağustos’ta deplasmanda oynanacak.

Samsunspor, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Shakhtar Donetsk (Ukrayna) ile Panathinaikos (Yunanistan) arasındaki 3. eleme turu eşleşmesinin galibiyle karşı karşıya gelecek.

Samsunspor, lig etabına katılabilmek için ilk maçını 21 Ağustos’ta deplasmanda oynayacak. Rövanş karşılaşması ise 28 Ağustos’ta Samsun’da oynanacak.

Kupa takvimi nasıl işleyecek?

UEFA Şampiyonlar Ligi‘nde 2025-2026 sezonunda üçüncü eleme turu maçları 5/6 ve 12 Ağustos’ta oynanacak.

Devler liginde Play-Off turu maçları 19-20 ve 26-27 Ağustos’ta oynanacak. Lig aşamasının ilk maçları ise 16–18 Eylül’de gerçekleşecek. Final ise 30 Mayıs 2026’da Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılacak.

UEFA Avrupa Ligi‘nde 2025-2026 sezonunda ikinci eleme turu maçları 24-31 Temmuz’da; üçüncü eleme turu maçları 7-14 Ağustos’ta; Play-off turu ise 21-28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.Ligin grup aşaması ise 24-25 Eylül’de başlayacak.

Turnuvanın finaline ise 20 Mayıs 2026’da İstanbul ev sahipliği yapacak. Final maçı için Beşiktaş Tüpraş Stadyumu kapılarını açacak.

UEFA Avrupa Konferans Ligi‘nde 2024-2025 sezonu 3. Eleme Turu maçları 7 ve 14 Ağustos’ta oynanacak. Takımlar Play-off Turu için 21-28 Ağustos’ta sahaya çıkacak. Lig aşaması ise 2 Ekim’de başlayacak.

Turnuva finaline ise 27 Mayıs 2026’da Almanya’nın Leipzig kenti ev sahipliği yapacak.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Kişiden 8’i Geçinemiyor

ASAL Araştırma’nın anketin katılan vatandaşların yüzde 53’ü zar zor geçindiğini, yüzde 29,4’ü “hiç geçinemediğini, borçlandığını söyledi. Bu, vatandaşların yüzde 82,4’ünün ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

ASAL Araştırma ve Danışmanlık tarafından yapılan “Türkiye Siyasi Gündem Temmuz 2025” araştırması, Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların toplumsal etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. 7-13 Temmuz 2025 tarihleri arasında 26 ilde 1985 kişiyle yapılan anket, halkın büyük çoğunluğunun geçim sıkıntısı yaşadığını ortaya koydu.

Ankete göre, vatandaşların yüzde 53’ü “zar zor geçindim” derken, yüzde 29,4’ü “hiç geçinemedim, borçlandım” yanıtını verdi. Bu iki yanıt birlikte değerlendirildiğinde, Temmuz ayında toplumun yüzde 82,4’ünün ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı görülüyor.

Ankete katılanların sadece yüzde 9,5’i ekonomik olarak zorluk yaşamadığını, “geçim konusunda sorun yaşamadım” diyerek ifade etti. “Geçindim ve kenara para da ayırabildim” diyenlerin oranı ise yüzde 4,2 ile sınırlı kaldı. Öte yandan, herhangi bir görüş belirtmeyen ya da soruya yanıt vermeyenlerin oranı yüzde 3,9 olarak kayıtlara geçti.

Araştırma sonuçlarına göre, geçim sıkıntısı yaşayanların oranı her 10 kişiden 8’i aşarak yüzde 82,4’e ulaştı. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan zorlukların geniş kitleler üzerinde etkili olduğunu gösterdi.

ASAL’ın yayımladığı bilgilere göre araştırma, Türkiye genelinde 26 ilde, 18 yaş ve üzeri seçmen nüfusu temsil eden 1985 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmeleri (CATI) yöntemiyle gerçekleştirildi. yüzde 95 güven düzeyi ve ±2,45 hata payı ile yapılan çalışmada, örneklem dağılımı TÜİK NUTS-2 sistemine göre belirlendi.

Paylaşın

Trump’tan Türkiye’ye Yüzde 15 Ek Gümrük Vergisi

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’den ithal edilecek ürünlere uygulanacak yüzde 15 ek gümrük vergisi kararını imzaladı. Türkiye için daha önce yüzde 10’luk bir gümrük vergisi açıklanmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, çok sayıda ülkeye ek gümrük vergileri açıkladı. İmzalanan kararda ülkelere uygulanacak olan vergi oranları, yüzde 10 ile 41 arasında değişti.

ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği bütün ürünler yüzde 15 ek gümrük vergisine tabi olacak. Türkiye için daha önce yüzde 10’luk bir gümrük vergisi açıklanmıştı. Bu oran yüzde 50 artmış oldu.

Avrupa Birliği’ne (AB) getirilecek verginin Türkiye’den yüksek olması bazı fabrikaların Türkiye’ye taşınması beklentisi vardı ancak bu gerçekleşmedi. AB’ye uygulanan vergi de Türkiye’ye uygulanan vergi de yüzde 15 oldu.

Türkiye’nin komşularından Suriye’ye yüzde 41 ve Irak’a ise yüzde 35 ek gümrük vergisi getirildi.

Yayımlanan kararname, 8 Ağustostan itibaren yürürlüğe girecek. Trump bu vergileri göreve geldikten sonra açıklamış fakat ticaret anlaşması müzakereleri yürütmek için yürürlüğünü ertelemişti.

Öte yandan Trump, Kanada’ya uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25’ten yüzde 35’e çıkarılmasını öngören bir kararnameyi de imzaladı. Kanada’ya yönelik yeni tarife oranının bugün (1 Ağustos) yürürlüğe gireceği bildirildi.

Avrupa Birliği için bu oran, geçen haftaki anlaşmada kararlaştırıldığı üzere yüzde 15 oldu.

ABD ile ticaret anlaşması imzalayan bir diğer ülke olan İngiltere de yüzde 10 ek gümrük vergisine tabi olacak.

ABD’ye geçen yıl 63 milyar dolar ihracat yapan İsviçre ise Suriye, Laos ve Myanmar’ın ardından en çok gümrük vergisi getirilen ülke oldu. Trump, İsviçre’ye yönelik ek gümrük vergisi oranını yüzde 39 olarak belirledi.

İsviçre Devlet Başkanı Karin Keller-Sutter, gümrük vergileri açıklanmadan önce Trump’la bir son dakika görüşmesi yaptığını fakat bir anlaşmaya varamadıklarını söyledi.

Trump, Hindistan’a yüzde 25, Tayvan’a ise yüzde 20 ek gümrük vergisi getirdi. Tayvan Devlet Başkanı Lai Çing-te, ABD ile müzakerelerin sürdüğünü ve açıklanan oranın geçici olduğunu söyledi.

Çin’e yönelik yeni gümrük vergileri ise 12 Ağustos’a kadar ertelenmişti. İki ülke arasındaki görüşmeler devam ediyor. Yine Meksika’ya yönelik gümrük vergileri de müzakereler için 90 günlüğüne ertelendi.

Trump, 8 Ağustos’a kadar Ukrayna ile bir ateşkes imzalamaması durumunda Rusya’dan gaz ve petrol alan ülkelere de ek bir gümrük vergisi uygulamayı planlıyor.

Paylaşın

Gençler Üretimden Ve Sosyal Yaşamdan Dışlanıyor

CHP’li Milletvekili Ayça Taşkent, “Ev genci dediğimiz kesim, yalnızca işsiz değil; ekonomik bağımsızlıktan, sosyal yaşamdan ve üretimden de büyük ölçüde kopmuş durumda” dedi ve ekledi:

“Bu gençler, ailelerinin evine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalıyor ve psikolojik-sosyolojik olarak ciddi bir dışlanma yaşıyor. Eğitimli ama işsiz ve umutsuz bir nesil yetişiyor; bu da uzun vadede ülkemizin sosyal dokusunu ve üretim kapasitesini tehdit ediyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, son yıllarda artan genç işsizliği ve kamuoyunda “ev genci” olarak bilinen gençlerin yaşadığı sosyoekonomik sorunların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma önergesi sundu.

Taşkent, yaptığı açıklamada, genç işsizliğinin yalnızca bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda derin bir toplumsal eşitsizlik ve demokratik katılım krizi yarattığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin en dinamik ve üretken potansiyeli olan gençler, bugün işsizlik, güvencesizlik ve umutsuzlukla kuşatılmış durumda. Özellikle 20-35 yaş arası gençler arasında, üniversite mezunu olmalarına rağmen iş bulamayan, ekonomik nedenlerle ailelerinin evinden ayrılamayan ve sosyal yaşama aktif biçimde katılamayan geniş bir kesim var. Kamuoyunda ‘ev genci’ olarak bilinen bu tablo, yalnızca gençlere dair bir sorun değil; ekonomik modelin, sosyal politikaların ve barınma sisteminin iflasının göstergesidir.”

“Gençler üretimden ve sosyal yaşamdan dışlanıyor”

Taşkent, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Mayıs verilerine dikkat çekerek, 15-24 yaş arası genç nüfusta dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 15,4 olduğunu, geniş tanımlı işsizlik verilerine bakıldığında ise her 4 gençten 1’inin ne istihdamda ne eğitimde ne de herhangi bir beceri geliştirme sürecinde yer almadığını (NEET) ifade etti ve şöyle devam etti:

“Ev genci dediğimiz kesim, yalnızca işsiz değil; ekonomik bağımsızlıktan, sosyal yaşamdan ve üretimden de büyük ölçüde kopmuş durumda. Bu gençler, ailelerinin evine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalıyor ve psikolojik-sosyolojik olarak ciddi bir dışlanma yaşıyor. Eğitimli ama işsiz ve umutsuz bir nesil yetişiyor; bu da uzun vadede ülkemizin sosyal dokusunu ve üretim kapasitesini tehdit ediyor.”

Taşkent, önergesinde ev genci olgusunun ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarının bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini belirtti:

“Gençlerimizin üretime ve sosyal hayata katılımını artıracak, onlara ekonomik bağımsızlık kazandıracak ve sosyal devleti yeniden yapılandıracak çözümler üretmek zorundayız. KYK borçlarının ağırlığı, işsizlik maaşındaki yetersizlik, kamuya alım süreçlerindeki liyakatsizlik ve barınma krizi gençlerimizin geleceğe dair umutlarını kırıyor. Ev genci olgusu, demokrasinin sürdürülebilirliği ve toplumsal barış açısından kritik bir mesele haline gelmiştir.”

CHP’li Taşkent, önergesiyle Meclis’ten, “ev genci” tanımına giren gençlerin kapsamlı bir şekilde araştırılmasını, sayılarının net biçimde tespit edilmesini, sosyolojik ve ekonomik profillerinin çıkarılmasını, toplumsal-psikolojik etkilerinin belirlenmesini ve çözüm odaklı sosyal politika önerilerinin geliştirilmesini talep etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2024 Yılında Türkiye’de 200 Binden Fazla Çocuk Suça Sürüklendi

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; 2024 yılında, 200 binden fazla çocuk, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla, güvenlik birimlerine getirildi.

Haber Merkezi / Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu.

Bu olaylarda çocukların 279 bin 620’si mağdur olarak 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle  (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561’i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 518’i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785’i suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşti. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun yüzde 86,1’ini suç mağduru, yüzde 13,8’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun yüzde 55,3’ü yaralama, yüzde 10,8’i cinsel suçlar, yüzde 9,5’i göçmen kaçakçılığı, yüzde 8,0’ı aile düzenine karşı suçlar, yüzde 16,5’ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.

Paylaşın

Türkiye, İnsan Hakları İzleme Listesi’ne Eklendi: Sivil Özgürlükler “Baskı Altında”

Türkiye, ‘baskı altındaki’ sivil özgürlükler nedeniyle İnsan Hakları İzleme Listesi’ne dahil edildi. İzleme Listesi’ndeki diğer ülkeler arasında Kenya, El Salvador, Endonezya, Sırbistan ve ABD bulunuyor. 

Türkiye, sivil hak ve özgürlüklere yönelik baskıların dramatik bir şekilde artması nedeniyle İnsan Hakları İzleme Listesi’ne dahil edildi.

Dünya çapında sivil özgürlüklerin durumunu ve sivil haklara yönelik tehditleri kamuoyuna duyuran bir araştırma örgütü olan CIVICUS tarafından çarşamba günü yapılan basın açıklamasında, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından başlayan kitlesel protestolar ve sonrasında sivil haklara yönelik saldırıların arttığı belirtildi.

Açıklamada, “Haklara yönelik acımasız saldırılar, protestocuları, gazetecileri, avukatları ve LGBTQI+ topluluklarını hedef alan şiddet, sansür, tutuklama ve sindirmeyi içeriyor,” denildi.

CIVICUS Avrupa ve Orta Asya Araştırmacısı Tara Petrovic, “Türkiye’deki baskıların yasaları uygulamakla hiçbir ilgisi yok. Bu siyasi bir tasfiyedir,” dedi. “Hükümet bir sonraki seçimler öncesinde demokratik muhalefeti tasfiye ediyor ve algılanan her türlü muhalefete karşı şiddet ve diğer açıkça yasa dışı araçları kullanıyor,” diye ekledi.

İzleme Listesi’ndeki diğer ülkeler arasında Kenya, El Salvador, Endonezya, Sırbistan ve ABD bulunuyor. ABD, İzleme Listesi’ne Mart ayında dahil edildi. CIVICUS, Başkan Donald Trump’ın “demokratik normlara ve küresel iş birliğine saldırısını” vurgulayarak, dış yardım sözleşmelerinin yüzde 90’ından fazlasının kesilmesi ve Trump’ın “yasa dışı ve ahlaksız ayrımcılık programları” olarak adlandırdığı çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) politikalarına yönelik baskılarına değindi.

CIVICUS, sivil hakların durumunu beş kategori altında özetliyor: Açık, daraltılmış, engellenmiş, baskı altında ve kapalı.

Uluslararası Af Örgütü de dahil olmak üzere sivil toplum kuruluşlarından oluşan ve sivil özgürlüklerin kısıtlandığı alanlarda daha fazla sivil eylemi savunan küresel bir ittifak olan CIVICUS, Türkiye’yi en kötü ikinci seviye olan “baskı altında” kategorisinde değerlendiriyor. Bu seviyede yer alan ülkelerde, ifade, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinin ciddi şekilde kısıtlandığı bildiriliyor.

Dünya genelinde bu kategoride toplam 51 ülke yer alıyor.

CIVICUS, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesiyle başlayan süreç ile birlikte Mart ayından itibaren “yeni bir baskı dalgasının” ülke genelinde hakim olduğunu belirtti.

İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla Türkiye’de son on yıldaki en geniş katılımlı protestoların başladığını vurgulayan CIVICUS, protestolarda “büyük bir çoğunluğu barışçıl olan genç protestoculara göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiyle sert biçimde müdahale edildi, birçok kişi yaralandı ve hastaneye kaldırıldığına” dikkat çekti.

İzmir Barosu eski başkanının da bulunduğu çok sayıda avukatın protestoculara hukuki destek sağladıkları gerekçesiyle tutuklandığı belirtildi.

Balkan Sivil Toplum Geliştirme Ağı (BCSDN) Politika ve Savunuculuk Sorumlusu Simona Mladenovska, “Türkiye’de protestolara yönelik baskının boyutu şaşırtıcı” dedi. “Barışçıl protestolar ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak görülüyor. Yetkililer rotayı tersine çevirmeli ve insanların barışçıl bir şekilde toplanma ve şikayetlerini dile getirme hakkına saygı göstermeye başlamalıdır.”

CIVICUS, LGBTQİ+ eylemlerine katılanlara yönelik baskının da arttığını belirterek, Haziran ayında düzenlenen “İstanbul Onur Yürüyüş’lerinde ilk kez, yürüyüşe katılan üç kişi tutuklandı ve aralarında aktivistler, avukatlar ve gazetecilerin de olduğu 52 kişi keyfi olarak gözaltına alındı,” denildi.

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.

İBB’ye yönelik sürdürülen operasyonlar kapsamında CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere toplamda 15 CHP’li belediye başkanı ile 1 belediye başkanvekili 29 Temmuz itibarıyla tutuklu.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından başlayan süreçte, 24 Mart’ta eş zamanlı düzenlenen şafak operasyonlarıyla 11 gazeteci gözaltına alındı. İngiltere merkezli kamu yayıncısı BBC’nin Türkiye’deki protestoları takip eden muhabiri Mark Lowen’in sınır dışı edildiği bildirilirken, İsveçli gazeteci Joakim Medin ‘terör’ suçlamasıyla yedi hafta gözaltında tutuldu.

CIVICUS Monitor Sivil Alan Araştırma Lideri Ine Van Severen, “Türkiye’deki yetkililer sokakları susturmaya çalışmakla yetinmiyor, gazetecileri sansürlemek ve çevrimiçi muhalefeti bastırmak için de ellerinden geleni yapıyor,” dedi. “Türkiye’de ifade özgürlüğü için kalan alan da boğuluyor.”

Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmaları son dönemde giderek yoğunlaştı. Gazeteci Fatih Altaylı, YouTube kanalında sarf ettiği sözler nedeniyle “cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre, an itibarıyla Türkiye’de 10’dan fazla gazeteci demir parmaklıklar ardında bulunuyor. Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158’inci sırada.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

IMF, Türkiye’nin Büyüme Tahminini Yüzde 3,1’e Çıkardı

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl için büyüme tahminini yüzde 2,7’den yüzde 3’e, gelecek yıl için büyüme tahminini ise yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e yükseltti.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Temmuz ayı Küresel Ekonomik Görünüm raporunu yayımladı. Raporda, 2025 yılı küresel büyüme tahmini yüzde 3, 2026 yılı tahmini ise yüzde 3,1 olarak güncellendi. IMF, nisan ayında yayınladığı önceki raporunda bu oranları sırasıyla yüzde 2,8 ve yüzde 3 olarak öngörmüştü.

Raporda ayrıca, 2026 yılına ilişkin küresel büyüme beklentisinin de 0,1 puanlık artışla yüzde 3,1 seviyesine çıkarıldığı bildirildi. Büyüme tahminlerindeki bu artış; yüksek gümrük vergileri beklentisiyle öne çekilen talepler, ortalamanın altında kalan tarife oranları, ABD dolarındaki zayıflama ve bazı büyük ekonomilerde uygulanan mali genişlemeler gibi faktörlere bağlandı.

IMF, küresel manşet enflasyonun 2025 yılında yüzde 4,2’ye, 2026’da ise yüzde 3,6’ya gerilemesini bekliyor. Enflasyonun ABD’de hedefin üzerinde kalmayı sürdüreceği, buna karşın diğer büyük ekonomilerde daha ılımlı bir seyir izleyeceği kaydedildi.

Ancak raporda ekonomik görünüme dair risklerin ağırlıklı olarak aşağı yönlü olduğu ifade edildi. Küresel tedarik zincirlerinde jeopolitik nedenlerle yaşanabilecek aksamaların emtia fiyatlarını yükseltebileceği, yüksek bütçe açıklarının veya artan riskten kaçınma eğiliminin ise uzun vadeli faiz oranlarını yukarı çekerek finansal koşulları sıkılaştırabileceği vurgulandı. Ayrıca, yüksek belirsizlik düzeyinin ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda ise, ticaret müzakerelerinde öngörülebilir bir çerçevenin oluşması ve tarife oranlarında düşüş sağlanması halinde küresel büyümenin daha da ivme kazanabileceği değerlendirmesi yapıldı.

IMF raporunda Türkiye ekonomisine yönelik beklentilerde de yukarı yönlü revizyon yapıldı. Buna göre, Türk ekonomisinin 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 2,7’den yüzde 3’e, 2026 tahmini ise yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e çıkarıldı.

Rapora göre, ABD ekonomisine ilişkin 2025 büyüme tahmini yüzde 2’ye yükseltilirken, 2026 yılı için beklenti yüzde 1,8’den yüzde 1,9’a çıkarıldı. Avro Bölgesi’nde ise 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 0,8’den yüzde 1’e yükseldi, 2026 tahmini yüzde 1,2’de sabit tutuldu.

Almanya için 2025 büyüme beklentisi yüzde 0’dan yüzde 0,1’e çıkarılırken, 2026 için yüzde 0,9’da bırakıldı. Fransa’nın büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 0,6 ve gelecek yıl için yüzde 1 olarak korunurken, İtalya’nın bu yıla dair tahmini yüzde 0,4’ten yüzde 0,5’e yükseltildi. İspanya için beklentiler 2025’te yüzde 2,5 ve 2026’da yüzde 1,8 olarak sabit kaldı.

Birleşik Krallık için 2025 büyüme beklentisi yüzde 1,1’den 1,2’ye çıkarıldı, 2026 tahmini ise yüzde 1,4’te sabit tutuldu. Japonya ekonomisi için 2025 büyüme tahmini yüzde 0,6’dan 0,7’ye yükseltilirken, 2026 tahmini yüzde 0,6’dan yüzde 0,5’e indirildi.

Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler grubunda, Çin ekonomisine dair 2025 büyüme tahmini yüzde 4’ten yüzde 4,8’e yükseltildi. 2026 yılı için tahmin ise yüzde 4’ten yüzde 4,2’ye çıkarıldı.

Hindistan’ın büyüme beklentisi 2025 için yüzde 6,2’den yüzde 6,4’e, 2026 için ise yüzde 6,3’ten yüzde 6,4’e yükseltildi. Buna karşın Rusya’nın 2025 büyüme tahmini yüzde 1,5’ten yüzde 0,9’a düşürüldü. 2026 tahmini ise yüzde 0,9’dan yüzde 1’e çıkarıldı.

Paylaşın