Merkez Bankası Gıda Enflasyonunun Nedenini Buldu: İklim Değişikliği

Merkez Bankası’nın (TCMB) “Merkezin Güncesi” blog sayfasında yer alan incelemeye göre, iklim değişikliği OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) ülkeleri arasında yalnızca Türkiye’yi etkiledi.

OECD verilerine göre; OECD ülkelerinin ortalama gıda enflasyonu yüzde 4,7 olarak kaydedilirken, bu oran Avrupa’daki OECD üyesi ülkelerde sadece yüzde 1,8. Türkiye’nin Mayıs ayına ait gıda enflasyonu ise yüzde 68,1’lik gıda enflasyonuyla listenin en başında yer aldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Kıdemli Ekonomisti Aslıhan Atabek Demirhan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın eşi Yardımcı Ekonomist Saide Simin Bayraktar tarafından kaleme alınan “İklim Değişikliği ve Gıda Enflasyonu” başlıklı yazı, Merkezin Güncesi blog sayfasında yayımlandı.

İklim değişikliği ile gıda enflasyonu arasındaki ilişkinin incelendiği yazıda şu bölümler öne çıktı: “Aşırı iklim olaylarının, kısa vadeli arz şoklarına sebebiyet vererek başta gıda grubu olmak üzere genel fiyat seviyesi açısından risk oluşturduğu biliniyor. Bu nedenle iklim değişikliği konusu, öncelikli hedefi fiyat istikrarı olan merkez bankalarının araştırma gündeminde yerini aldı. Bu yazıda, ilgili göstergeleri kullanarak Türkiye’de iklim değişikliği ile gıda enflasyonu arasındaki ilişkiyi inceliyoruz.

Son yıllarda artan sıcaklık, uzayan kuraklık dönemleri, şiddetli fırtına ve seller gibi aşırı hava olaylarının daha sık ve yoğun seyretmesi, tarımsal üretim, tedarik zincirleri ve dolayısıyla gıda fiyatları açısından önemli bir risk unsuru olarak öne çıkmakta.

Yapılan çalışmalar, iklim değişikliğinin 2035 yılına kadar her yıl küresel gıda maliyetlerini ortalama yüzde 1,5 ile yüzde 1,8 puan arasında artıracağını öngörüyor. İklim değişikliğine karşı en hassas bölgeler arasında yer alan Akdeniz kuşağında bulunan ve dünyanın önde gelen meyve ve sebze üreticilerinden biri olan Türkiye için de iklim değişikliği, gıda fiyatları üzerinden önemli bir enflasyonist baskı unsuru oluşturmakta.

Yapılan analizler taze meyve ve sebze fiyatlarındaki mevsimsel yapının değiştiğine işaret ederken bu gelişmede iklim değişikliğinin önemli rol oynadığını ima etmekte. Meteoroloji verileri, 2020 sonrası dönemde sonbahar ve kışların daha ılıman, ilkbahar ve yazların ise çok daha sıcak geçtiğini, yağış miktarının ise genel olarak azaldığını göstermekte.

Sıcaklık artışları ile azalan yağış miktarları gerek ürün verimi gerekse üretim maliyeti kanalıyla gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratmakta. Nitekim, Türkiye’nin önde gelen meyve ve sebze üreticisi 5 ilin (Mersin, Adana, Antalya, Hatay, Muğla) iklim özelliklerine baktığımızda, bu illerde yaşanan ciddi kuraklıkların sebze ve meyve üretimini olumsuz etkilediği görülmekte.

Daha sıcak ve az yağışlı yaz ayları sulama ihtiyacını ve dolayısıyla tarımsal faaliyette kullanılan elektrik miktarını artırıyor. İklim değişikliği sonucu mevsimlerde gözlenen kaymaların yukarıda özetlenen şekilde arz ve maliyetleri etkilediği, bunun ise taze meyve ve sebze aylık fiyat gelişmelerinin mevsimsel yapısına yansıdığı anlaşılıyor.

2020 öncesi dönemde taze meyve ve sebze enflasyonu yaz aylarında aylık enflasyona ortalamada negatif katkı verirken, bunun 2020 sonrası dönemde tersine döndüğü görülmekte. Son dönemde gözlenen bu değişimde pandemi, tedarik zinciri aksaklıkları ve jeopolitik gelişmeler gibi faktörlerin yanı sıra iklim değişikliğinin de önemli bir payı olduğu düşünülmekte.

Özetle, iklim değişikliğinin geldiği son nokta sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğine ek olarak fiyat istikrarı açısından da önemli bir tehdit unsuru haline geldi. İklim değişikliği ve gıda fiyatları ilişkisi özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için gerek hane halkı refahı gerekse genel enflasyon görünümü açısından kritik öneme sahip.

Bu yazıda özetlendiği üzere, iklim değişikliği kaynaklı artan sıcaklık ve aşırı hava olaylarının taze meyve ve sebze üretimi, maliyeti ve fiyatları ile ilişkili olduğu değerlendirilmekte. İklim değişikliği sonucunda artan sıcaklıklar ve yaşanan kuraklıkla meyve ve sebze üretim miktarı düşerken, üretim maliyetleri ve dolayısı ile fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşmakta. Bu gelişmeler, gıda fiyatları ve iklim değişikliğinin birlikte ele alınmasının önemi ve gerekliliğine vurgu yapmakta.”

Paylaşın

Merkez Bankası: Hanehalkı Enflasyonu Yükseliş Trendinde

Merkez Bankası’nın (TCMB), ağustos ayı sektörel enflasyon beklenti anketi hanehalkının enflasyon algısının piyasa katılımcıları ve reel sektörden farklı olduğunu ortaya koydu.

Haber Merkezi / Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun yükseleceğini düşünen hanehalkı oranı 1,1 puan artarak yüzde 73,1 seviyesinde oldu. Enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 29,6 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Sektörel Enflasyon Beklentileri Ağustos 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; “Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek Sektörel Enflasyon Beklentileri elde edildi.

Buna göre, ağustosta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 1,3 puan azalarak yüzde 28,7 seviyesine, reel sektör için 1,2 puan düşerek yüzde 53,8 seviyesine gerilerken, hanehalkı için 1,1 puan artarak yüzde 73,1 seviyesine yükseldi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 29,6 seviyesinde gerçekleşti.”

Paylaşın

Morgan Stanley’den Merkez Bankası İçin Çarpıcı Faiz Tahmini

Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararına ilişkin açıklamasını değerlendiren Morgan Stanley Ekonomisti Hande Küçük, bankanın yılın kalanında politika faizini sabit tutacağı tahminini desteklediğini belirtti.

Açıklamada yapılan değişikliklerin faiz oranlarını daha uzun süre sabit tutma niyetini işaret ettiği öngören Küçük, büyümedeki yavaşlamanın daha da arttığına dair işaretler gelirken verilen mesajların yakın vadede gevşeme adımlarının atılmasına yönelik beklentileri erteleme amacını yansıttığını vurguladı.

Morgan Stanley Ekonomisti Hande Küçük, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son faiz kararı ile yayımladığı açıklamanın yılın kalanında politika faizinin sabit kalacağı tahminini desteklediği değerlendirmesini yaptı.

Salı günü yayımlanan raporda, politika yapıcıların faizi değiştirmeden ve ek araçlar konusunda yeni bir sinyal verilmeden ‘şahin bir sürpriz’ yapmayı başardıklarını söyledi.

Bloomberg HT’de yer alan habere göre Küçük, TCMB’nin sözlü yönlendirmesinin, aylık enflasyon eğiliminin yüzde 1,5’e sürdürülebilir bir şekilde düşmesi ve enflasyon beklentileri ile tahmin aralığı arasındaki farkın daralması öncesinde faiz indirimi adımlarına başlanmasının pek olası olmadığını açıkça ortaya koyduğunu ve “bunun yakın vadede faiz indirimi adımlarına pek fazla alan bırakmadığını” söyledi.

Açıklamada yapılan değişikliklerin faiz oranlarını daha uzun süre sabit tutma niyetini işaret ettiği öngören Küçük, büyümedeki yavaşlamanın daha da arttığına dair işaretler gelirken verilen mesajların yakın vadede gevşeme adımlarının atılmasına yönelik beklentileri erteleme amacını yansıttığını belirtti.

Paylaşın

Şimşek’e Göre Enflasyon Beklentisi “Geçici Etkiler” Nedeniyle Artmış

Merkez Bankasının Piyasa Katılımcıları Anketi’ni değerlendiren Mehmet Şimşek, temmuzda ‘geçici etkiler’ nedeniyle yüksek gerçekleşen aylık enflasyonun yıl sonu enflasyon beklentisinde artışa yol açtığını belirtti.

Haber Merkezi / Mehmet Şimşek, ayrıca yıllık enflasyonun ağustos ayında belirgin şekilde gerilemesini ve yılın kalan döneminde de düşmeye devam etmesini beklediklerini ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcılar Anketi’ni değerlendirdi. Enflasyonda belirgin bir düşüş beklediğini dile getiren Şimşek, açıklamasında şu ifadelere yer ver:

“12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 10 aydır iyileşiyor. Temmuz’da geçici etkiler kaynaklı yüksek gerçekleşen aylık enflasyon yıl sonu beklentisinde sınırlı artışa yol açsa da 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 28,7’ye gerilerken 24 ay sonrası yüzde 19,3 oldu. Yıllık enflasyonun Ağustos’ta da belirgin şekilde gerilemesini ve yılın kalan döneminde düşüşe devam etmesini bekliyoruz.”

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 42,95’ten yüzde 43,31’e yükseltmişti. Banka, yıl sonu dolar kuru tahminini ise 37,37 liradan 37,28 liraya düşürmüştü. Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu büyüme beklentisini de yüzde 3,4, yıl sonu politika faizini de yüzde 50 olarak sabit tutmuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Değiştirmedi: Yüzde 38

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu için enflasyon tahminini yüzde 38’de sabit tuttu. Banka, 2025 ve 2026 enflasyon tahminlerini ise sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 9 seviyesinde korudu.

Merkez Bankası (TCMB), yılın 2. Enflasyon Raporu toplantısında 2024 yıl sonu enflasyon tahminini iki puan yukarı güncelleyerek yüzde 38’e çekmiş, 2025 ve 2026 tahminlerini ise sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 9 seviyesinde korumuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın üçüncü enflasyon raporunun sunumu için kameraların karşısına geçti. Karahan 2024, 2025 ve 2026 yıl sonu enflasyon tahminlerini değiştirmediklerini belirtti.

Fatih Karahan, mevsimsellikten arındırılmış ortalama aylık enflasyonun yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 2,5 civarına, son çeyrekte ise yüzde 1,5’in bir miktar altına gerileyeceğini öngördüklerini sözlerine ekledi.

Haziran 2023’ten itibaren “sıkılaşma döngüsünü” başlattıklarını ve politika faizini yüzde 8,5’ten Mart 2024 itibarıyla yüzde 50’ye çıkardıklarını hatırlatan Fatih Karahan, “para politikasındaki sıkı duruşu fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceklerini” açıkladı.

“Para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesiyle, enflasyonun yılın kalanında da istikrarlı olarak gerileyeceğini öngörüyoruz. Ayrıca, finansal koşullardaki sıkılaşmayla beraber talep koşullarında görülen dengelenmenin önümüzdeki dönemde daha da belirginleşeceğini tahmin ediyoruz” diyen Karahan şu öngörüde bulundu:

“Sıkı parasal duruşun sürdürülmesi ve hizmet enflasyonundaki katılığın zayıflamasıyla, enflasyonun ana eğiliminde gerileme 2025 yılında da devam edecek. Para ve maliye politikalarının eşgüdümü de bu sürece katkı sağlayacak.”

TCMB, yılın 2. Enflasyon Raporu toplantısında 2024 yıl sonu enflasyon tahminini iki puan yukarı güncelleyerek yüzde 38’e çekmiş, 2025 ve 2026 tahminlerini ise sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 9 seviyesinde korumuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Faiz İndirimine Enflasyon Şarttı

Enflasyon düşüş eğilimi göstermedikçe faiz indiriminin gündemde olmadığını belirten Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, enflasyon beklentilerinin henüz sabitlenmediğini ve beklentilerin hala karamsar bir seyir izlediğini vurguladı.

Ekonomistler enflasyonun 12 ay sonra yüzde 30’a gerileyeceğini öngörürken Merkez Bankası’nın (TCMB) güncel anketinde Temmuz için hanehalkının beklentisi yüzde 72 , firmaların ise yüzde 55 ile piyasanın çok üzerinde yer alıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, Reuters haber ajansına ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cevdet Akçay,  faiz indirimi döngüsünü şu anda düşünmediklerini, çünkü çok erken gevşemenin enflasyonu yeniden alevlendirebileceğini ve dezenflasyonun eşiğindeki bir ekonominin sıkıntılarını uzatabileceğini söyledi.

Akçay, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisini bir yıl önce göreve getirmesinden bu yana verdiği ilk medya röportajında, “Şu aşamada bir faiz indirimi döngüsü düşünülmüyor bile” dedi. Akçay, bunun nedeninin, enflasyonun ekonominin temel sorun olduğu Türkiye’de, erken politika gevşemesi ve “yeniden canlanan enflasyon dinamikleri” riskinin, çok uzun süre bekleme riskinden daha yüksek olduğunu söyledi.

Akçay, “Dolayısıyla şu anda faiz indirimi gündemde değil ve aylık enflasyonun temel eğiliminde uzun vadeli bir düşüş gözlenmeden ve yakından takip ettiğimiz diğer göstergeler de buna eşlik etmeden de söz konusu olmayacak” dedi.

Akçay, aylık enflasyonun ana eğiliminde, enflasyon beklentilerinde ve iç talep dengelenmesinde “kalıcı iyileşmeler” sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceklerini söyledi: “Her ne kadar şu anda bir faiz indirim döngüsü değerlendirilmiyor olsa da, indirimler başladığı zaman para politikasındaki sıkı duruşun korunacağına dair kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sinyal verilerek bu süreç yönetilecektir.”

Piyasa katılımcılarının, firmaların ve hanehalkının enflasyon beklentilerini yakından izlediklerini belirten Akçay, “Maalesef sadece piyasa katılımcılarının beklentileri bu yıl sonu öngörümüze yakınsamaya başladı. Hanehalkı, TCMB’nin ileriye dönük politika yönlendirmelerine karşı nispeten daha az duyarlı ve manşet enflasyonda belirgin düşüş eğilimi görene kadar karamsar tarafta kalmayı tercih etmekte” dedi.

Ekonomistler enflasyonun 12 ay sonra yüzde 30’a gerileyeceğini öngörürken TCMB’nin güncel anketinde Temmuz için hanehalkının beklentisi yüzde 72 , firmaların ise yüzde 55 ile piyasanın çok üzerinde yer alıyor.

“Fiyat belirleyici role sahip olmaları nedeniyle özellikle firmaların enflasyon beklentilerinin, Merkez Bankası tahmin aralığına yakınsaması enflasyonu düşürmek için gereken ekonomik yavaşlamanın dozu üzerinde belirgin bir etkiye sahip” diyen Akçay, “Firmaların fiyatlama ve bütçe süreçlerinde, TCMB’nin tahminleri ne kadar çok gösterge olarak kullanılırsa, enflasyon hedeflerimize ulaşmanın üretim ve istihdam üzerindeki maliyeti o kadar az olur” ifadelerini kullandı.

Akçay, “Beklentiler sıkı duruşumuza ne kadar duyarsız ve tepkisiz kalırsa, dezenflasyon politikasının üretim ve istihdam açısından maliyeti de o kadar yüksek olacaktır” dedi.

“Enflasyon, Temmuz’da beklentilerden yüksek gerçekleşebilir”

Haziran ayında aylık enflasyonun ana eğiliminin yaklaşık yüzde 2’ye düştüğünü belirten Akçay, vergi ve yönetilen fiyatlardaki ayarlamaların Temmuz’da aylık enflasyona 1,5 puan ilave katkı yapacağını söyledi ve şöyle devam etti: “Bu da, Temmuz ayında piyasa katılımcıları tarafından beklenen enflasyondan daha yüksek bir gerçekleşme olması ihtimalini artırıyor.”

TCMB’nin piyasa katılımcıları anketindeki Temmuz ayı TÜFE beklentisi yüzde 2,77 seviyesinde ancak bazı ekonomistler bu ay TÜFE’nin yüzde 3,5-4 arasına yükselebileceğini öngörüyorlar.

Akçay önümüzdeki dönemde de, aylık enflasyonda her iki yönlü “sürpriz” yaşanabileceğini ancak bu ana eğilimde bir değişiklik yaratmadığı sürece bunun ani bir tepki verilmesini “gerektirmeyeceğini” söyledi.

Rezervlerdeki iyileşme ve TL mevduata artan talebin, kur korumalı mevduattan çıkışı hızlandırma konusunda “güven artırdığını” söyleyen Akçay, “Rezerv biriktirme sürecimiz, yabancı girişlerinin güçlü ve dalgalı olduğu bir ortamda düz bir çizgide ilerlemiyor” dedi. Akçay, TCMB’nin günlük olarak “teyakkuzda olduğu” bir koridor politikası uygulamadığını ifade etti.

Akçay bankalarla gerçekleştirilen swapları sonlandırarak aktarım mekanizmasının işlevselliğini artırdıklarına da dikkat çekti ve şöyle dedi: “Kredi büyümesi kısıtları, biz para politikasındaki sıkı duruş ile enflasyon beklentilerini çıpalarken, aşırı kredi büyümesi önünde sigorta işlevi görüyor.”

“Temel politika aracımız politika faizidir” diyen Akçay, yapısı gereği tamamlayıcı nitelikte olan makroihtiyati tedbirlerin avantajının ise “anlık etki” olduğunu belirtti. Akçay “para politikasının yerini almış bankacılık sistemi regülasyonları”nın azaltıldığı ve sadeleştirildiğini de belirtti.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervlerinde Ilımlı Yükseliş

19 temmuz ile biten haftada Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri 153,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bankanın bir önceki hafta brüt rezervleri 153,8 milyar dolar düzeyindeydi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 60,9 milyar lira düştü. Böylelikle kur korumalı mevduatlar zirveyi gördükten sonra 1,88 trilyon liraya geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 19 temmuz ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Açıklanan verilere göre, 153,8 milyar dolar olan brüt rezervler 153,9 milyar dolara çıktı.

Net rezervler ise 47,7 milyar dolardan 48,2 milyar dolar düzeyine yükseldi. Swap hariç net rezervler de 22,9 milyar dolara çıktı. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler 22,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 19 temmuz haftası itibariyle kur korumalı mevduatlar 60,9 milyar TL düştü. Böylelikle kur korumalı mevduatlar zirveyi gördükten sonra 1,88 trilyon liraya geriledi.

Aynı hafta bankacılık sektörün kredi hacmi 13 trilyon 957 milyar 58 milyon liradan 13 trilyon 915 milyar 501 milyon liraya geriledi. Sektörde toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 74 milyar 128 milyon lira artarak 16 trilyon 747 milyar 35 milyon liraya çıktı.

Tüketici kredilerinin tutarı, 19 Temmuz itibarıyla 11 milyar 431 milyon lira düşüşle 1 trilyon 729 milyar 272 milyon liraya geriledi. Söz konusu tutarın 448 milyar 389 milyon lirası konut, 87 milyar 406 milyon lirası taşıt ve 1 trilyon 193 milyar 477 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 13 milyar 736 milyon lira artarak 1 trilyon 734 milyar 887 milyon liraya çıktı.

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 1,6 azalışla 1 trilyon 461 milyar 786 milyon liraya düştü. Bireysel kredi kartı alacaklarının 518 milyar 404 milyon lirasını taksitli, 943 milyar 381 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Paylaşın

Merkez Bankası Politika Faizine Dokunmadı

Merkez Bankası (TCMB), piyasaların beklediği gibi politika faizini bu ayda sabit tuttu. Banka, mart ayında politika faizini, 500 baz puan artışla yüzde 45’ten yüzde 50’ye yükseltmişti.

Haber Merkezi /Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, sıkı politika duruşuna devam edileceği vurgulanarak, “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” denildi.

Temmuz ayı faiz kararı öncesinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, enflasyondaki düşüş beklentisinin hedeflerine “yakınsadığını” belirterek, dezenflasyon sürecinin önümüzdeki aylarda daha da belirginleşeceğini ifade etmişti.

Merkez Bankası (TCMB), Haziran’da 650, Temmuz’da 250, Ağustos’ta 750, Eylül’de 500, Ekim ve Kasım aylarında da 500’er, Aralık ve Ocak aylarında 250’şer olmak üzere son 8 toplantıda toplam 3 bin 650 baz puan faiz artırmıştı.

Şubat ayındaki yılın ikinci faiz kararında faizin sabit tutulması ile toplam 3 bin 650 baz puan faiz artış serisi devam etti. Mart ayında faiz 500 baz puan arttırılarak politika faizi yüzde 50’ye çıkarıldı. Nisan ve Mayıs ayında ise politika faizi sabit tutuldu. Merkez Bankası, son bir yılda 4 bin 150 baz puanlık faiz artışı yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutma kararı aldı.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50’de sabit tutulmasına karar vermiştir.

Haziran ayında aylık enflasyonun ana eğilimi belirgin bir zayıflama kaydetmiştir. Öncü göstergeler temmuz ayında aylık enflasyonun, para politikasının görece etki alanı dışında kalan yönetilen-yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamaları ile işlenmemiş gıda fiyatlarındaki arz yönlü gelişmeler neticesinde geçici olarak artacağına işaret etmektedir. Buna karşın, ana eğilimdeki yükselişin nispeten sınırlı kalacağı öngörülmektedir.

Yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talebin, halen enflasyonist düzeyde olmakla birlikte, yavaşlamaya devam ettiğini teyit etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir.

Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon sürecini güçlendirecektir.

Kredi büyümesi ve kompozisyonu göz önünde bulundurularak makro finansal istikrarı ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek şekilde yabancı para kredilere yönelik ek önlemler alınmıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenmeye devam edilecektir. Likidite koşulları muhtemel gelişmeler göz önünde bulundurularak yakından izlenmektedir. Sterilizasyon araçları, gerektiğinde çeşitlendirilerek etkin şekilde kullanılacaktır.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

Paylaşın

Dev Bankadan Merkez Bankası İçin Dikkat Çeken Yıl Sonu Faiz Tahmini

Deutsche Bank, Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın son iki ayında 250’şer baz puanlık indirim yaparak, 2024 yılını yüzde 45 politika faiziyle sonlandıracağını öngördüğünü duyurdu.

Banka, fiyat artışları, akaryakıt, alkol ve tütünde otomatik vergi artışları ve kamu çalışanları ile emeklilere yapılan ücret artışlarına dikkat çekerek, temmuz ve ağustos aylarında aylık enflasyonun yükselmesini beklediğini belirtti.

Deutsche Bank, Ekonomist Yiğit Onay ve Stratejist Christian Wietoska imzasıyla “Türkiye (TCMB): Faiz değişikliği beklenmiyor, ancak gözler likidite önlemlerinde” başlığıyla yeni makro notunu yayımladı.

Raporda fiyat artışları, akaryakıt, alkol ve tütünde otomatik vergi artışları ve kamu çalışanları ile emeklilere yapılan ücret artışlarına dikkat çeken Banka, temmuz ve ağustos aylarında aylık enflasyonun yükselmesini beklediğini belirtti.

Ekomomim’de yer alan habere göre, raporda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararlarına ilişkin tahminlere de yer verildi.

“TCMB’nin üst üste dördüncü ayda da politika faizini değiştirmeyerek yüzde 50’de sabit tutmasını bekliyoruz” denilen raporda, “Baz senaryomuzda, TCMB’nin mevcut politikasını kasım ayında politika faizini düşürmeye başlayabileceği 4. çeyreğe kadar sürdürmesini öngörüyoruz” ifadelerine ye verildi.

Yılın son iki ayında 250’şer baz puanlık indirim beklene Banka, 2024 yılı sonunda politika faizinin yüzde 45’e düşeceğini öngördüğünü ifade etti.

Ayrıca 2025 yıl sonu faiz öngörüsünü de yer verilen raporda, “Enflasyondaki düşüşün devam etmesi ve tüketici enflasyonunun 2025 yılı sonunda yüzde 23 seviyelerine gerilemesi ile birlikte 2025 yılında kademeli ancak kalıcı bir gevşeme döngüsünün devam etmesini bekliyoruz. Politika faizi tahminimiz gelecek yılın sonunda yüzde 25’tir” denildi.

Banka, “enflasyondaki kalıcı bir gevşeme döngüsü” için de 2025 yılını işaret etti: “Enflasyondaki düşüşün devam etmesi ve tüketici enflasyonunun 2025 yılı sonunda yüzde 23 seviyelerine gerilemesiyle birlikte 2025 yılında kademeli ancak kalıcı bir gevşeme döngüsünün devam etmesini bekliyoruz.”

Paylaşın

Konut Fiyatları Son Bir Yılda Yüzde 45 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, konut fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2024 Mart ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı. Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında artarak 1273,5 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,0 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 14,9 oranında azalış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında artış gözlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 35,3, 53,9 ve 44,2 oranlarında artış gösterdi.

Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın