Hanehalkının Enflasyon Beklentisi Yüzde 43,75

Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 43,75’e geriledi. Hanehalkının gelecek 12 ayda fiyatlarının en fazla artmasını beklediği ürün ve hizmet grupları yakıt ve enerji ile gıda oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ekim 2026 dönemine ilişkin Hanehalkı Beklenti Anketi sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya kıyasla 1,85 puan azalarak yüzde 43,75 seviyesine geriledi.

Anket sonuçları, hanehalkının fiyat artışlarına ilişkin değerlendirmeleri, konut fiyatları ve döviz kuru beklentileri ile yatırım tercihlerini de ortaya koydu.

Hanehalkının son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını düşündüğü ve gelecek 12 ayda fiyatlarının en fazla artmasını beklediği ürün ve hizmet grupları yakıt ve enerji ile gıda oldu.

Yakıt ve enerji fiyatlarını son bir yılda en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak yüzde 38,9’a yükseldi.

Gelecek 12 ayın sonunda konut fiyatlarında beklenen artış oranı da geriledi. Buna göre, hanehalkının konut fiyatlarına ilişkin artış beklentisi bir önceki aya göre 0,33 puan düşerek yüzde 30,36 olarak kaydedildi.

Dolar kuru beklentisi 56,86 TL oldu

Anket kapsamında ölçülen 12 ay sonrası ABD doları kuru beklentisi ise yükseldi. Bir önceki aya göre 0,96 TL artan dolar kuru beklentisi, 56,86 TL seviyesine ulaştı.

Katılımcıların yatırım tercihlerinde altın ilk sıradaki yerini korudu. “Altın alırım” diyenlerin oranı, bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 43,3’e yükseldi.

İkinci sırada yer alan “ev, dükkân, arsa ve benzeri gayrimenkul alırım” diyen katılımcıların oranı da 2 puanlık artışla yüzde 35,6’ya çıktı.

Böylece Ekim 2026 anketinde hanehalkının enflasyon ve konut fiyatlarına ilişkin beklentileri gerilerken, dolar kuru beklentisi ile altın ve gayrimenkul alımını tercih edenlerin oranlarında artış görüldü.

Paylaşın

Merkez Bankası Politika Faizini Yüzde 36’ya Çekti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37’den yüzde 36’ya düşürdü. Kurul, gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40’tan yüzde 39’a, borçlanma faizini ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e çekti.

Faiz indirimine karşın Merkez Bankası, enflasyonla mücadelede ihtiyatlı duruşun sürdürüleceği mesajını verdi.

TCMB’nin karar metninde, aylık enflasyon verilerindeki dalgalanmalara rağmen son dönem gerçekleşmelerinin ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeyi desteklediği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğine işaret ettiği ifade edilirken, arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının da bu görünümü desteklediği vurgulandı.

Merkez Bankası, jeopolitik gerilimlerin etkisiyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğuna dikkat çekti. Jeopolitik gelişmelerin maliyetler, ekonomik faaliyet ve beklentiler üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiği belirtilirken, bu gelişmelerin enflasyon üzerindeki olası yansımalarının para politikası kararlarında belirleyici olmaya devam edeceği mesajı verildi.

Faiz kararlarında enflasyon belirleyici olacak

Karar metninde, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği vurgulandı. Sıkı duruşun talep, döviz kuru ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirmesinin hedeflendiği ifade edildi.

Politika faizine ilişkin gelecek adımların enflasyon gerçekleşmeleri, enflasyonun ana eğilimi ve beklentiler dikkate alınarak belirleneceği kaydedildi. Faiz adımlarının büyüklüğü ve zamanlamasının toplantı bazında, enflasyon görünümüne odaklanan ihtiyatlı bir yaklaşımla şekillendirileceği belirtildi.

Merkez Bankası, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması durumunda para politikası duruşunun yeniden sıkılaştırılabileceği uyarısında da bulundu. Böylece faiz indirimi kararına rağmen enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı temkinli yaklaşımın korunacağı mesajı öne çıktı.

Likidite ve kredi piyasaları yakından izlenecek

TCMB, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler yaşanması halinde parasal aktarım mekanizmasını desteklemek amacıyla ilave makroihtiyati adımların devreye alınabileceğini bildirdi. Likidite koşullarının yakından izleneceği ve likidite yönetimi araçlarının etkin biçimde kullanılmaya devam edileceği de vurgulandı.

Kurul, para politikası kararlarının temel hedefinin enflasyonu orta vadede yüzde 5 seviyesine düşürmek olduğunu yineledi. Bu doğrultuda kararların öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alınmaya devam edileceği belirtildi.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Yükümlülükleri 809,7 Milyar Dolar

Ağustos ayında Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki aya göre yüzde 6,1 artarak 445,2 milyar dolara yükselirken, yurt dışı yükümlülükleri ise yüzde 1,1 azalarak 809,7 milyar dolara geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ağustos 2026 dönemine ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu İstatistikleri’ni açıkladı.

TCMB verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ağustos ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 6,1 artarak 445,2 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde yurt dışına olan yükümlülükler yüzde 1,1 azalarak 809,7 milyar dolara geriledi.

Varlıklar ile yükümlülükler arasındaki farkı gösteren net uluslararası yatırım pozisyonu, Ağustos 2026 itibarıyla eksi 364,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ağustos ayında rezerv varlıklar, bir önceki aya göre 22,2 milyar dolar artarak 186,7 milyar dolara çıktı.

Varlık kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar yüzde 0,7 artışla 82,4 milyar dolara, finansal türevler yüzde 51,9 artışla 3,8 milyar dolara yükseldi. Diğer yatırımlar yüzde 1 artarak 163,3 milyar dolar oldu.

Bankaların yabancı para varlıkları ise aynı dönemde yüzde 2 azalarak 43,8 milyar dolara geriledi.

Portföy yatırımları alt kalemlerinde yer alan hisse senetleri ve yatırım fonu payları, ağustos ayında yüzde 6,8 artış göstererek 53,6 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’nin yurt dışına olan yükümlülüklerinin alt kalemlerinde ağustos ayında farklı yönlerde değişimler görüldü.

Doğrudan yatırımlar, bir önceki aya göre yüzde 2,9 azalarak 225,9 milyar dolara geriledi. Portföy yatırımları ise yüzde 2,8 artışla 164,7 milyar dolara yükseldi.

Finansal türevler kalemi yüzde 22,7 azalarak 3,1 milyar dolar olurken, diğer yatırımlar yüzde 1,3 düşüşle 416 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

TCMB’nin Ağustos 2026 verileri, Türkiye’nin yurt dışı varlıklarının aylık bazda arttığını, yükümlülüklerinin ise gerilediğini ortaya koydu. Buna karşın toplam yükümlülükler, toplam varlıkların üzerinde gerçekleşti.

Ağustos ayı itibarıyla 445,2 milyar dolarlık yurt dışı varlığa karşılık 809,7 milyar dolarlık yükümlülük bulunurken, Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu eksi 364,5 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borçta Rekor Serisi Devam Ediyor

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, ağustos ayında 176,6 milyar dolara ulaştı. Orijinal vadesine bakılmaksızın, vadesine bir yıl veya daha az süre kalan borçları kapsayan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku ise 243,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ağustos 2026 dönemine ilişkin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) İstatistikleri’ni açıkladı.

Verilere göre Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, bir önceki aya kıyasla 25 milyon dolar artarak 176,6 milyar dolara ulaştı. Orijinal vadesine bakılmaksızın, vadesine bir yıl veya daha az süre kalan borçları kapsayan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku ise 243,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,6 azalarak 76,3 milyar dolara geriledi. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri de yüzde 3 azalışla 9,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Yurt dışı bankaların Türkiye’deki mevduatları yüzde 0,1 azalarak 19,7 milyar dolara inerken, banka dışı mevduatlar yüzde 1,7 artışla 22 milyar dolara yükseldi. Türk lirası cinsinden toplam mevduat yükümlülükleri ise yüzde 4,8 azalarak 25,3 milyar dolar oldu.

Diğer sektörlerden kaynaklanan kısa vadeli dış borç stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,1 artarak 74,6 milyar dolara çıktı.

Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri yüzde 0,8 azalışla 64,5 milyar dolara gerilerken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 6,6 artarak 10 milyar dolara yükseldi.

Kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonunda ABD doları ilk sırada yer aldı. Ağustos 2026 itibarıyla toplam stokun yüzde 34’ü ABD doları, yüzde 27,1’i euro, yüzde 25,6’sı Türk lirası ve yüzde 13,3’ü diğer döviz cinslerinden oluştu.

Vadesine bir yıl veya daha az süre kalan borçları gösteren kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stokunun toplamı 243,3 milyar dolar olarak kaydedildi. Bu kapsamda mevduat yükümlülükleri 67 milyar dolar, kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri ise 75,1 milyar dolar olarak açıklandı.

Kalan vadeye göre hesaplanan toplam borç stoku, yalnızca orijinal vadesi kısa olan borçları değil, uzun vadeli olarak alınmış olsa da önümüzdeki bir yıl içinde vadesi dolacak borçları da kapsıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 29,63

Merkez Bankası’nın (TCMB) yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63’e yükselirken 12 ay sonrası dolar/TL kuru tahmini 59,26 TL’ye çıktı. Bankanın 2026 yılı büyüme beklentisi ise yüzde 2,9’a geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2026 dönemine ilişkin Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçları açıklandı.

Reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 71 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankete göre, yıl sonu enflasyon beklentisi sınırlı yükseliş gösterirken 12 ay sonrası enflasyon beklentisi de arttı. Dolar/TL kuruna ilişkin 12 ay sonrası beklentisi yükselirken 2026 yılı büyüme tahmini geriledi.

Anket sonuçlarına göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi, bir önceki anket dönemindeki yüzde 29,61 seviyesinden yüzde 29,63’e yükseldi. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi de yüzde 23,70’ten yüzde 23,89’a çıktı.

Buna karşılık, 24 ay sonrası enflasyon beklentisi geriledi. Bir önceki anket döneminde yüzde 18,32 olarak ölçülen bu beklenti, Ekim ayında yüzde 17,94’e düştü.

Katılımcıların Borsa İstanbul (BİST) Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranına ilişkin beklentisi, önceki anket dönemindeki yüzde 37 seviyesinden yüzde 36’ya geriledi.

Ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısına yönelik TCMB politika faizi beklentisi ise yüzde 36 olarak kaydedildi.

Döviz kuru beklentilerinde yıl sonu tahmini sınırlı gerilerken 12 ay sonrası tahmini yükseldi. Katılımcıların cari yıl sonu ABD doları/TL kuru beklentisi, bir önceki anket dönemindeki 51,57 TL’den 51,55 TL’ye indi.

12 ay sonrası dolar/TL kuru beklentisi ise 58,60 TL’den 59,26 TL’ye yükseldi. Böylece piyasa katılımcılarının gelecek 12 aya ilişkin döviz kuru tahmininde artış görüldü.

Ankette ekonomik büyümeye ilişkin tahminlerde de değişiklik yaşandı. Katılımcıların 2026 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüme beklentisi, bir önceki anket dönemindeki yüzde 3 seviyesinden yüzde 2,9’a geriledi.

2027 yılı büyüme beklentisi ise değişmeyerek yüzde 3,9 seviyesinde kaldı.

Ekim ayı anketi, piyasa katılımcılarının kısa vadeli enflasyon beklentilerinde sınırlı yükselişe, orta vadeli enflasyon beklentisinde ise düşüşe işaret etti. Ankette ayrıca 12 ay sonrası döviz kuru tahmininin yükseldiği, 2026 yılı büyüme beklentisinin gerilediği görüldü.

Paylaşın

Konut Fiyatları Yüzde 22,3 Arttı

Konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına kıyasla nominal olarak yüzde 22,3 artarken reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Yeni kiracı kiralarında ise yıllık nominal artış yüzde 26,6 olurken reel bazda yüzde 2,4 düşüş kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Eylül 2026 dönemine ilişkin Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı. Verilere göre, konut fiyatları bir önceki yılın aynı ayına kıyasla nominal olarak yüzde 22,3 artarken reel olarak yüzde 5,7 geriledi. Yeni kiracı kiralarında ise yıllık nominal artış yüzde 26,6 olurken reel bazda yüzde 2,4 düşüş kaydedildi.

Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi, Eylül 2026’da bir önceki aya göre yüzde 1,2 artarak 239,4 seviyesine ulaştı. Endeks, geçen yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 22,3 yükselirken enflasyondan arındırılmış verilere göre yüzde 5,7 azaldı.

Üç büyük ilde konut fiyatları aylık bazda artış gösterdi. Eylül ayında konut fiyatları İstanbul’da yüzde 2, Ankara’da yüzde 0,1 ve İzmir’de yüzde 1 yükseldi. Yıllık değişimler incelendiğinde ise İstanbul yüzde 26,8 ile ilk sırada yer aldı. Ankara’da yıllık artış yüzde 22, İzmir’de ise yüzde 21 olarak gerçekleşti.

Bölgesel veriler de konut fiyatlarındaki artışın illere göre farklılaştığını ortaya koydu. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması’na göre, Eylül ayında yıllık bazda en yüksek konut fiyat artışı yüzde 26,8 ile İstanbul’da görüldü. En düşük artış ise yüzde 15,3 ile Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ bölgesinde kaydedildi.

Yeni Kiracı Kira Endeksi de Eylül ayında yükselişini sürdürdü. Bir önceki aya göre yüzde 2,1 artan endeks, yıllık bazda nominal olarak yüzde 26,6 yükseldi. Buna karşılık, reel kira artışı negatif bölgede kalarak yüzde 2,4 düşüş gösterdi.

Üç büyük ilde yeni kiracı kira endeksindeki aylık artış İstanbul’da yüzde 3,5, Ankara’da yüzde 0,6 ve İzmir’de yüzde 1,1 oldu. Yıllık bazda ise İstanbul yüzde 35,5 ile en yüksek artışın görüldüğü il olarak öne çıktı. Aynı dönemde yeni kiracı kira endeksi Ankara’da yüzde 25,1, İzmir’de yüzde 23,7 arttı.

Bölgesel karşılaştırmada da İstanbul ilk sıradaki yerini korudu. Eylül 2026 itibarıyla yeni kiracı kira endeksinde yıllık en yüksek artış yüzde 35,5 ile İstanbul’da gerçekleşirken en düşük artış yüzde 18,8 ile Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ bölgesinde kaydedildi.

TCMB verileri, Eylül ayında hem konut fiyatlarının hem de yeni kiracı kiralarının yıllık bazda nominal olarak yükseldiğini, ancak reel değişimlerin her iki endekste de negatif seyrettiğini gösterdi.

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı Karahan: Dezenflasyon Sürecinde İlerleme Kaydediyoruz

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Dünya Yatırımcı Haftası kapsamında düzenlenen seminerde ekonomi ve para politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karahan, yakın dönemdeki enflasyon gelişmelerinin dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedildiğine işaret ettiğini belirtti.

Karahan, jeopolitik gelişmelerin bu yıl dezenflasyon sürecinin hızını yavaşlattığını ifade ederek, “Yakın dönem enflasyon gelişmeleri, dezenflasyonda ilerleme kaydettiğimizi gösteriyor” dedi.

Enflasyonun ana eğiliminde yavaşlama görüldüğünü belirten Karahan, hizmet grubundaki yıllık enflasyonun geçen yıla kıyasla 7 puan azalarak yüzde 37 seviyesine gerilediğini söyledi.

Karahan, dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının temel nedenlerinden birinin jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisi olduğunu belirterek, enerji fiyatlarının jeopolitik riskler nedeniyle yüksek seyrini sürdürdüğünü kaydetti.

İç talebe ilişkin göstergelerin zayıf bir görünüme işaret ettiğini belirten Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırladığını ifade etti.

Karahan, “Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit ediyor. Para politikamızdaki sıkı duruşumuzla enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na yönelik tercihinin güçlü kalmaya devam ettiğini belirten Karahan, TL mevduatın toplam içindeki payının yüzde 61’in üzerine yükseldiğini açıkladı.

Karahan ayrıca, fonlarda yaşanan çıkışların büyük ölçüde mevduata yöneldiğini söyledi.

Jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerindeki etkisine de değinen Karahan, bu risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmayı sürdürdüğünü belirtti.

Karahan, 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezervleri 178,7 Milyar Dolara Geriledi

Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri,  milyar dolar azalarak 178,7 milyar dolara geriledi. Net rezervler 3,5 milyar dolar düşüşle 62,2 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 50 milyar dolara indi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerinde eylül ayının ikinci haftasında da gerileme görüldü.

11 Eylül haftasında brüt rezervler 5,5 milyar dolar azalarak 178,7 milyar dolar oldu. Net rezervler de aynı dönemde yaklaşık 3,5 milyar dolar gerileyerek 62,2 milyar dolara çekildi.

Swap hariç net rezervler ise 53,4 milyar dolardan 50 milyar dolara geriledi.

Döviz mevduatları arttı

TCMB verilerine göre, 11 Eylül haftasında döviz mevduatları parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 802 milyon dolar arttı. Bir önceki hafta döviz mevduatlarında 277 milyon dolarlık düşüş kaydedilmişti.

Gerçek kişilerin döviz mevduatları 7 milyon dolar artarken, tüzel kişilerin döviz mevduatları 1 milyar 795 milyon dolar yükseldi.

Paylaşın

Merkez Bankası: Sıkı Para Politikası Duruşu Sürecek

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizinin sabit tutulduğu eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına ilişkin toplantı özetlerini yayımladı.

Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit tuttu. Gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40, borçlanma faiz oranı ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakıldı.

Toplantı özetinde, fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini destekleyeceği belirtildi.

Tüketici fiyatlarının ağustos ayında yüzde 1,84 arttığı, yıllık enflasyonun ise 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleştiği bildirildi.

Ağustos ayında enerji fiyatları yüzde 5,46 arttı. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş enerji fiyatlarındaki artışta belirleyici oldu. Hizmet grubu enflasyonunun ise başta eğitim olmak üzere haberleşme ve ulaştırma hizmetleri öncülüğünde yüksek seyrini koruduğu kaydedildi.

Yurt içi üretici fiyatları ağustosta yüzde 2,57 artarken, yıllık üretici enflasyonu 0,12 puan yükselerek yüzde 27,95 oldu.

Toplantı özetinde, ağustos ayında sektörel enflasyon beklentilerinde genel olarak yükseliş görüldüğü belirtildi.

Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,4’e, 2027 yıl sonu beklentisi yüzde 21,9’a yükseldi. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 23,7 olurken, 24 ay sonrasına ilişkin beklenti yüzde 18 olarak ölçüldü.

Reel sektörün 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi yüzde 32,8, hanehalkının beklentisi ise yüzde 45,6 seviyesinde gerçekleşti.

Toplantı özetinde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında yüksek ve dalgalı seyrin sürdüğü belirtildi.

Brent ham petrol fiyatının ağustos ayında 91 dolar seviyesinde gerçekleştiği, eylül ayının ilk 10 gününde ise ortalama 103 dolar seviyesine ulaştığı bildirildi. TTF doğal gaz fiyatlarının da yükselmeye devam ettiği kaydedildi.

TCMB, enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam ettiğini belirtti.

Toplantı özetinde, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 2,3, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 büyüdüğü belirtildi.

İkinci çeyrek verilerinin iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret ettiği kaydedildi. Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergelerin de iç talepteki zayıf görünümü teyit ettiği ifade edildi.

Temmuz ayında sanayi üretimi mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 1 geriledi. Temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte sanayi üretimindeki çeyreklik gerileme yüzde 1,9 olarak gerçekleşti.

TCMB’nin brüt uluslararası rezervleri, 24 Temmuz’dan bu yana 21,6 milyar dolar artarak 4 Eylül itibarıyla 184,2 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) ise 9 Eylül itibarıyla 220 baz puan seviyesine geriledi.

24 Temmuz-4 Eylül döneminde bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2 seviyesine gerilerken, TL ticari kredilerde bu oran yüzde 2,5 oldu.

Sıkı para politikası duruşu sürecek

TCMB, fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun devam edeceğini bildirdi.

Kurulun politika faizine ilişkin adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentileri dikkate alarak belirleyeceği belirtildi. Kararların enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınacağı ifade edildi.

Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı kaydedildi. Kurul ayrıca enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurguladı.

Paylaşın

Türkiye’nin Dış Finansman Açığı Derinleşiyor

Merkez Bankası’nın (TCMB) Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verileri, ekonominin dış finansmana bağımlılığının sürdüğünü ve yurt dışına karşı net yükümlülük pozisyonunun yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Verilere göre Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu Mart ayı itibarıyla eksi 360,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Rakamlar, Türkiye’nin sahip olduğu yurt dışı varlıkların, yabancıların Türkiye üzerindeki finansal haklarının oldukça gerisinde kaldığını gösterirken, ekonomistler bu tablonun dış kaynak ihtiyacının ve küresel finansal koşullara duyarlılığın devam ettiğine işaret ettiğini belirtiyor.

TCMB verilerine göre Türkiye’nin yurt dışı varlıkları yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 azalarak 395 milyar dolara gerilerken, yükümlülükleri aynı dönemde yüzde 1,4 artışla 755,8 milyar dolara yükseldi.

Böylece Türkiye’nin net yatırım pozisyonundaki açık daha da büyüyerek 360,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Ekonomi uzmanları, uluslararası yatırım pozisyonunun bir ülkenin dış dünyaya karşı bilançosu niteliğinde olduğunu belirterek, varlıkların azalırken yükümlülüklerin artmasının dış finansal kırılganlık açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olduğunu ifade ediyor.

Mart sonu itibarıyla Türkiye’nin yurt dışındaki toplam varlıkları 395 milyar dolar seviyesinde bulunurken, yabancı yatırımcıların Türkiye üzerindeki finansal alacakları ve yatırımları 755,8 milyar dolara ulaştı.

Başka bir ifadeyle Türkiye’nin dış dünyaya karşı yükümlülükleri, sahip olduğu dış varlıkların yaklaşık iki katına yaklaşmış durumda.

Uzmanlara göre bu tablo, küresel sermaye hareketlerindeki değişimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini artırıyor. Özellikle uluslararası piyasalarda risk iştahının azalması veya finansman maliyetlerinin yükselmesi halinde dış kaynak girişlerinde yaşanabilecek yavaşlama ekonomiyi daha hassas hale getirebiliyor.

Verilerde olumlu görünen başlıklardan biri doğrudan yatırımlar oldu.

Türkiye’nin yurt dışındaki doğrudan yatırımları yüzde 3,8 artışla 78 milyar dolara yükselirken, yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku da yüzde 5,2 artarak 212,7 milyar dolara çıktı.

Ancak ekonomistler, doğrudan yatırımların artmasının olumlu bir gelişme olduğunu kabul etmekle birlikte, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli ve üretken yatırımlar açısından mevcut seviyelerin yeterli olmadığını belirtiyor.

Son yıllarda küresel doğrudan yatırım hareketlerinden Türkiye’nin aldığı payın geçmiş dönemlere kıyasla daha sınırlı kaldığına dikkat çeken uzmanlar, yatırım ortamına ilişkin güven unsurlarının önemini vurguluyor.

Portföy yatırımları tarafında ise daha karmaşık bir görünüm ortaya çıktı.

Türkiye’nin yurt dışındaki portföy yatırımları yüzde 51,9 gibi dikkat çekici bir artışla 10,2 milyar dolara yükselirken, yabancıların Türkiye’deki portföy yatırımları kaynaklı yükümlülükleri 142,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları genellikle kısa vadeli sermaye hareketleri olarak değerlendirildiği için ekonomistler bu kalemin dış finansal istikrar açısından daha kırılgan bir yapı oluşturduğunu belirtiyor.

Küresel piyasalardaki faiz değişimleri veya jeopolitik gelişmeler nedeniyle bu tür fonların hızlı giriş ve çıkış yapabilmesi, finansal piyasalar üzerinde ani dalgalanmalara yol açabiliyor.

Veriler, yabancı yatırımcıların elindeki devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) belirgin bir gerilemeye de işaret etti.

Genel yönetimin DİBS yükümlülükleri bir önceki çeyreğe göre yüzde 20,1 azalarak 14,6 milyar dolara düştü.

Bu gerileme, yabancı yatırımcıların kamu borçlanma araçlarına ilgisindeki zayıflamanın sürdüğüne yönelik değerlendirmeleri yeniden gündeme taşıdı.

Ekonomi çevreleri, yabancı yatırımcıların tahvil piyasasına dönüşünün kalıcı hale gelebilmesi için fiyat istikrarı, öngörülebilir ekonomi politikaları ve güçlü rezerv yapısının önem taşıdığı görüşünde.

Mart ayı verilerinde dikkat çeken bir başka gelişme ise bankaların yabancı para varlıklarındaki yükseliş oldu.

Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları yüzde 19,9 artarak 52,7 milyar dolara çıktı.

Uzmanlar, bu artışın bankacılık sektörünün döviz likiditesini güçlendirmesi açısından olumlu görülebileceğini ancak ekonomideki yüksek dolarizasyon eğiliminin de tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiğini ifade ediyor.

Uluslararası yatırım pozisyonunun en büyük kalemlerinden biri olan “diğer yatırımlar” kategorisindeki yükümlülükler 400,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Bu kalem ağırlıklı olarak krediler, mevduatlar ve çeşitli finansal yükümlülüklerden oluşuyor.

Ekonomistler, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının önemli bölümünün bu kalem üzerinden karşılandığını ve küresel kredi koşullarındaki değişimlerin ekonomi üzerinde doğrudan etkili olabildiğini belirtiyor.

Tablo Ne Anlatıyor?

Mart 2026 verileri, Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonunda yapısal kırılganlıkların devam ettiğini ortaya koyuyor. Net yatırım pozisyonundaki 360,8 milyar dolarlık açık, ülkenin dış dünyaya karşı ciddi bir yükümlülük pozisyonunda bulunduğunu gösteriyor.

Yurt dışı varlıkların azalması, yükümlülüklerin artması ve yabancı sermayeye olan bağımlılığın sürmesi, küresel ekonomik gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkisini artıran temel unsurlar arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre bu açığın kalıcı biçimde azaltılabilmesi için yalnızca kısa vadeli sermaye girişlerine değil, yüksek katma değerli üretimi destekleyen doğrudan yatırımlara, güçlü ihracat performansına ve sürdürülebilir büyüme politikalarına ihtiyaç bulunuyor. Aksi halde dış finansman koşullarında yaşanabilecek her dalgalanma, Türkiye ekonomisinin en hassas noktalarından biri olmaya devam edecek.

Paylaşın