Konut Fiyatları Yüzde 26,4 Arttı

Konut fiyatları şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,4 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 28,0, 29,7 ve 25,8 oranında arttı.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Şubat 2026 Konut Fiyat Endeksi (KFE) verilerine göre, Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan endeks, bir önceki aya göre yüzde 1,8 artarak 215,5 seviyesine yükseldi.

Konut fiyatlarındaki yıllık artış da güçlü seyrini korudu. Endeks, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,4 oranında artış gösterdi. Ancak enflasyon etkisinden arındırılmış verilere göre aynı dönemde reel olarak yüzde 3,9 oranında düşüş kaydedildi.

Üç büyük ilde de konut fiyatlarındaki yükseliş devam etti. Şubat ayında bir önceki aya göre İstanbul’da yüzde 2,2, Ankara’da yüzde 1,7 ve İzmir’de yüzde 1,4 oranında artış gerçekleşti. Yıllık bazda ise konut fiyatları İstanbul’da yüzde 28,0, Ankara’da yüzde 29,7 ve İzmir’de yüzde 25,8 oranında yükseldi.

Bölgesel veriler de konut fiyatlarındaki artışın ülke genelinde sürdüğünü ortaya koydu. Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye illerinde yıllık artış yüzde 19,7 olurken, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağda yüzde 20,1, Aydın, Denizli ve Muğlada ise yüzde 21,4 artış kaydedildi.

Yıllık artışın en yüksek olduğu bölgelerden biri Nevşehir, Niğde, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Kayseri, Sivas ve Yozgat illerini kapsayan bölge oldu. Bu bölgede konut fiyatları yüzde 31,0 oranında yükseldi. Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars ve Iğdır illerini kapsayan bölgede ise yıllık artış yüzde 30,5 olarak gerçekleşti.

TCMB verileri, konut fiyatlarındaki artışın Türkiye genelinde sürdüğünü ve bazı bölgelerde yıllık artışın yüzde 30 bandını aşarak dikkat çekici seviyelere ulaştığını ortaya koydu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Tahmini 50,97 Lira

Merkez Bankası’nın Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, piyasanın yıl sonu dolar/TL beklentisinde sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Katılımcılar 2026 sonunda kurun 50,97 TL seviyesinde olacağını öngördü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, piyasanın yıl sonu döviz kuru beklentisinde sınırlı bir gerileme yaşandı. Reel ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankette 2026 yıl sonu dolar/TL beklentisi 50,97 TL olarak gerçekleşti. Bir önceki anket döneminde bu beklenti 51,09 TL seviyesindeydi.

Buna karşılık 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi yükseldi. Katılımcıların gelecek 12 aya ilişkin kur tahmini 52,39 TL’den 52,70 TL’ye çıktı.

Anket sonuçları büyüme beklentilerinde ise sınırlı bir değişime işaret etti. 2026 yılı büyüme beklentisi yüzde 3,9’dan yüzde 3,8’e gerilerken, 2027 yılı için büyüme tahmini yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 25,38

Merkez Bankası’nın Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre piyasanın 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yükseldi. Katılımcıların TÜFE tahmini yüzde 24,11’den yüzde 25,38’e çıkarken, orta vadeli enflasyon beklentilerinde de sınırlı artış görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi yükseldi. Reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankette, 2026 yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi yüzde 25,38 olarak gerçekleşti. Bir önceki anket döneminde bu beklenti yüzde 24,11 seviyesindeydi.

Ankette orta vadeli enflasyon beklentilerinde de sınırlı artış dikkat çekti. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki ankette yüzde 22,10 iken, Mart anketinde yüzde 22,17 olarak ölçüldü. 24 ay sonrası enflasyon beklentisi ise yüzde 17,11’den yüzde 17,30’a yükseldi.

Büyüme beklentilerinde ise sınırlı bir revizyon görüldü. Katılımcıların 2026 yılı GSYH büyüme beklentisi yüzde 3,9’dan yüzde 3,8’e gerilerken, 2027 yılı büyüme beklentisi yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Merkez Bankası Politika Faizini Sabit Tuttu

Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu. Banka, küresel belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki risklerine dikkat çekerek sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini açıkladı.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı.

Kurul, politika faizinde değişikliğe gitmeyerek bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Kurul ayrıca gecelik borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutma kararı aldı.

Kurulun değerlendirmesine göre enflasyonun ana eğilimi şubat ayında yataya yakın bir seyir izledi. Ancak küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler belirsizlikleri yükseltirken, küresel risk iştahında zayıflama ve enerji fiyatlarında artış dikkat çekti. Bu gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası etkilerini sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici adımlar atıldığı ve maliye politikasıyla eşgüdüm içinde çeşitli tedbirlerin devreye alındığı belirtildi.

Açıklamada, jeopolitik gelişmelerin hem maliyet kanalı hem de ekonomik faaliyet üzerinden enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiği vurgulandı. Kurul, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini ve bu yaklaşımın talep, döviz kuru ve beklentiler kanalı üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğini ifade etti.

Politika faizine ilişkin kararların enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler dikkate alınarak alınacağı belirtilirken, para politikası adımlarının ara hedeflerle uyumlu şekilde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak biçimde belirleneceği kaydedildi. Kurul, kararların toplantı bazlı, veri odaklı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaya devam edeceğini bildirdi.

Öte yandan enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikasında ilave sıkılaştırma adımlarının gündeme gelebileceği ifade edildi. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülerin dışında gelişmeler yaşanması halinde ise parasal aktarım mekanizmasının makroihtiyati tedbirlerle destekleneceği belirtildi.

TCMB, likidite koşullarının yakından izlenmeye devam edeceğini ve likidite yönetimi araçlarının etkin şekilde kullanılacağını da açıkladı. Kurul, para politikası kararlarının orta vadede enflasyonu yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlama amacıyla alınacağını vurguladı.

Paylaşın

Merkez Bankası Bir Haftada 12 Milyar Dolar Harcadı

Bloomberg’e göre Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası’ndaki sert hareketleri sınırlamak için bir hafta içinde döviz rezervlerinden yaklaşık 12 milyar dolar satarak piyasaya müdahale etti.

Orta Doğu’daki savaş, küresel enerji ve döviz piyasalarını sarsarken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Türk Lirası’nı korumak için perde arkasında yürüttüğü devasa finansal operasyonun detayları ortaya çıktı.

Bloomberg’in, konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerini açıklamak istemeyen döviz piyasası işlemcilerine (trader) dayandırdığı özel haberine göre, Türkiye savaşın başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kurdaki dalgalanmayı önlemek için döviz rezervlerinden yaklaşık 12 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi.

Haberde aktarılan detaylara göre operasyon şu şekilde gelişti: Merkez Bankası pazartesi günü piyasalar açılmadan önce likidite koşullarını sıkılaştırdı. İşlemler başladığında ise kreditörler (bankalar) piyasadaki dalgalanmayı (volatiliteyi) caydırmak amacıyla yoğun bir şekilde dolar satışı gerçekleştirdi.

Hafta boyunca kademeli olarak azalan dolar satışlarının, perşembe günü itibarıyla tamamen durduğu gözlemlendi. Harcanan 12 milyar dolarlık tutar, TCMB’nin net döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 15’ine denk geliyor. Merkez Bankası’nın bankalarla olan swap limitleri hariç tutulduğunda net döviz rezervleri geçen cuma itibarıyla 78.4 milyar dolar seviyesindeydi. (Altın rezervleriyle birlikte kasada toplam 200 milyar dolar bulunuyor).

Bu yüklü müdahalenin bir sonucu olarak Türk Lirası, savaş ortamında gelişmekte olan piyasa (EM) para birimlerinin çoğu çakılırken sakin kalmayı başardı. Dolar karşısında sadece yüzde 0,1’lik bir düşüş yaşayan Lira, bu hafta gelişmekte olan piyasalar arasında en iyi performans gösteren para birimlerinden biri oldu.

Bloomberg’e göre Türk politika yapıcılar, işletmelere ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlamak amacıyla liranın “kademeli” bir şekilde değer kaybetmesini yönetiyor. Bloomberg’in haberinde görüşlerine yer verilen uluslararası yatırım bankalarının üst düzey analistleri, mevcut stratejinin ne kadar süreceği konusunda savaşın takvimine işaret ediyor:

JPMorgan Chase & Co.: Gelişmekte Olan Piyasalar Ülke Stratejisi Başkanı Nick Eisinger, “Şu an için bunun sürdürülebilir bir politika olduğunu düşünüyoruz. Bunu yapmaya devam edebilmek için makul miktarda cephaneleri var. Ancak İran’da olup bitenlerin ne kadar süreceğinin bu kadar önemli olmasının nedeni de açıkça bu.” Eisinger’e göre, eğer riskli ortam bir iki hafta daha sürerse ortalık yatışabilir; aksi takdirde küresel risk varlıkları için beklentiler “çok daha zor” hale gelecek.

Goldman Sachs: Kamakshya Trivedi liderliğindeki analistler, yayımladıkları notta TL’deki hareketlerin şimdilik kontrol altına alındığını belirterek, “Merkez Bankası şimdilik devam edebilecek kadar büyük rezervlere sahip, ancak şokların devam etmesi halinde bu duruş daha az sürdürülebilir hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

DoubleLine Group LP: Portföy Yöneticisi Bill Campbell ise Türkiye’nin jeopolitik şoklara karşı kırılganlığına dikkat çekerek Türk tahvillerinde “düşük ağırlık (underweight)” pozisyonunda olduklarını açıkladı ve şu uyarıyı yaptı: “Piyasa hissiyatı (duyarlılık) tersine dönerse, bu durum yatırımcılar için çok dar bir çıkış kapısı (küçük bir acil çıkış) anlamına gelebilir.”

Bloomberg makalesi, NATO üyesi olan Türkiye’nin İran’a olan coğrafi yakınlığına ve savaşın başından bu yana ham petrol fiyatlarındaki yüzde 16’lık sıçramaya (enerji ithalatı bağımlılığı) dikkat çekiyor.

Ayrıca haberde, bu hafta yapılan 12 milyar dolarlık müdahalenin, geçen Nisan ayında (2025) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının ardından piyasaları sakinleştirmek için harcanan 50 milyar dolarlık rekor rezerv satışından ve faiz artırımlarından daha küçük çaplı olduğu hatırlatıldı. (Merkez Bankası, söz konusu döviz politikası hakkında Bloomberg’e yorum yapmaktan kaçındı).

Paylaşın

Merkez Bankası, Gıda Fiyatlarındaki Yükselişe Dikkat Çekti

Merkez Bankası (TCMB) şubat ayı fiyat gelişmeleri raporunda, gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti: Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarında büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler özetle şöyle:

“Tüketici fiyatları şubat ayında yüzde 2,96 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,88 puan yükselişle yüzde 31,53 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında belirgin oranda yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Bu dönemde aylık tüketici fiyat artışında gıda grubunun etkisi öne çıkmış, nitekim gıda dışı tüketici fiyatlarının artışı yüzde 1,66 oranı ile sınırlı kalmıştır. Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarında büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur.

Bu dönemde, gıda fiyatları üzerinde hava koşullarının yanı sıra Ramazan ayına özgü unsurların da etkisi hissedilmiştir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında hizmet enflasyonu haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki hızlanmanın da katkısıyla bir önceki aya kıyasla yükselmiştir. Temel mal enflasyonundaki düşük seyrin sürdüğü ve alt gruplar geneline yayıldığı takip edilmiştir. Diğer taraftan, üretici fiyatları şubat ayında yüzde 2,43 artışla yüksek seyretmeye devam etmiş ve yıllık üretici enflasyonu 0,39 puanlık artışla yüzde 27,56 olmuştur. Bu görünüm altında, şubat ayında enflasyonun ana eğilimi yataya yakın seyretmiştir.”

Paylaşın

Hanehalkının Enflasyon Beklentisi Yüzde 52,08

Ocak ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için yüzde 22,20’ye, reel sektör için yüzde 32,90’a gerilerken, hanehalkı için yüzde 52,08’e yükseldi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Sektörel Enflasyon Beklentileri Ocak 2026 verilerini yayınladı.

Buna göre: Ocak ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri bir önceki aya göre, piyasa katılımcıları için 1,15 puan azalarak yüzde 22,20 seviyesine, reel sektör için 1,90 puan azalarak yüzde 32,90 seviyesine gerilerken, hanehalkı için 1,18 puan artarak yüzde 52,08 seviyesine yükseldi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 1,64 puan artarak yüzde 26,17 seviyesinde gerçekleşti.

Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek Sektörel Enflasyon Beklentileri elde ediliyor.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borçta Rekor Serisi Devam Ediyor

Türkiye’nin kısa vadeli dış borcu kasım sonu itibarıyla 224 milyar dolar oldu. Borç stokunun yüzde 34,2’sinin Dolar, yüzde 27,2’sinin Euro, yüzde 24,0’ünün Türk lirası ve yüzde 14,6’sının diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Kasım 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında azalarak kasım ayı itibarıyla 163,7 milyar Doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 224,0 milyar Dolar oldu.

Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında artarak 73,8 milyar Dolar olurken, Merkez Bankası yükümlülükleri yüzde 8,7 oranında azalarak 25,2 milyar Dolar oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 1,7 oranında artarak 8,2 milyar Dolar seviyesinde gerçekleşti.

Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 2,3 oranında azalışla 18,9 milyar Dolar oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 1,0 oranında azalışla 20,9 milyar Dolar olurken, TL cinsinden mevduatları yüzde 3,4 oranında artarak 25,7 milyar Dolar oldu.

Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında azalarak 64,7 milyar Dolar düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 0,9 oranında azalarak 58,7 milyar Dolar olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 8,4 artarak 6,0 milyar Dolar oldu.

Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,2’sinin Dolar, yüzde 27,2’sinin Euro, yüzde 24,0’ünün Türk lirası ve yüzde 14,6’sının diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri yaklaşık 67,5 milyar dolara yükselirken, Merkez Bankası ve Genel Yönetim yükümlülükleri 31,7 milyar dolara düştü.

Paylaşın

Özel Sektörün Kredi Borcunda Dikkat Çeken Yükseliş

Ekim sonu itibariyle, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, bir önceki ay sonuna göre 3,4 milyar dolar artarak 210,8 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi /Vadeye göre incelendiğinde bir önceki ay sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 4,2 milyar dolar artarak 201,7 milyar dolar, kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 0,8 milyar dolar azalarak 9,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Ekim 2025 Raporu’nu yayınladı. Buna göre; Ekim sonu itibariyle, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, bir önceki ay sonuna göre 3,4 milyar dolar artarak 210,8 milyar dolara yükseldi.

Vadeye göre incelendiğinde bir önceki ay sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 4,2 milyar dolar artarak 201,7 milyar dolar, kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 0,8 milyar dolar azalarak 9,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Bir önceki ay sonuna göre finansal kuruluşların toplam borcu 2,1 milyar dolar, finansal olmayan kuruluşların toplam borcu ise 1,3 milyar doları arttı. Aynı dönemde finansal kuruluşların uzun vadeli borçları 2,7 milyar dolar, finansal olmayan kuruluşların uzun vadeli borçları 1,4 milyar dolar arttı. Kısa vadede ise finansal kuruluşların borçları 0,6 milyar dolar, finansal olmayan kuruluşların borçları 0,2 milyar dolar azaldı.

Döviz kompozisyonu incelendiğinde, toplam yurt dışı borçlanmada Doların en yüksek paya sahip olduğu görüldü. 201,7 milyar Dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,0’ının Dolar, yüzde 31,7’sinin Euro, yüzde 2,5’inin Türk lirası ve yüzde 7,8’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu; 9,1 milyar Dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 25,4’ünün Doları, yüzde 20,5’inin Euro, yüzde 50,9’unun Türk lirası ve yüzde 3,2’sinin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Ekim sonuna göre özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcunun 1 yıla kadar olan vade dağılımı incelendiğinde, toplam borç tutarının 63,9 milyar Dolar olduğu görüldü. Bu tutarın 40,4 milyar Doları bankalara, 17,9 milyar Doları finansal olmayan kuruluşlara, 5,6 milyar Doları ise bankacılık dışı finansal kuruluşlara aittir.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Yüzde 32’ye Yükseltti

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yıl sonu enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize ettiklerini duyurdu. Buna göre TCMB’nin 2025 sonu tahmini yüzde 32’ye çıktı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan yılın son enflasyon raporunu açıkladı. Sunumunda, dezenflasyon sürecinin son iki ayda yavaşladığını kaydeden Karahan, yıl sonu enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize ettiklerini duyurdu.

Buna göre TCMB’nin 2025 sonu tahmini yüzde 32’ye çıktı. Daha önce TCMB yıl sonu enflasyon tahminini 27 olarak açıklamıştı. 2026 yıl sonu içinse tahmin aralığı yüzde 13-19 seviyesinde korundu.

Yukarı yönlü revizyonun ardından Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi yüzde 1’den fazla, bankacılık endeksi ise yüzde 3’ün üzerinde geriledi.

Üçüncü çeyrekteki enflasyon raporuna kıyasla yılın son üç ayında gıda fiyatlarının yıllık tüketici enflasyonuna katkısının 1,5 puan yükseldiğini belirten Karahan, “Son iki ayda ise enflasyon, tahmin aralığımızın üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu gelişmenin arka planına bakacak olursak; gıda fiyatları kaynaklı etkilerin ön plana çıktığını söylemek mümkün” diye konuştu.

Bir önceki enflasyon raporunda, olumsuz hava koşullarının gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturduğundan bahsettiklerini hatırlatan TCMB Başkanı Karahan, “Son aylarda ise arza yönelik bu risklerin gerçekleştiğini görüyoruz. Nitekim, bitkisel üretim tahminleri Mayıs ayındaki ilk tahminlere kıyasla aşağı yönlü güncellendi. Söz konusu gelişmelerin de etkisiyle, gıda enflasyonu son dönemde belirgin bir yükseliş gösterdi” dedi.

Fatih Karahan, gıda fiyatlarındaki olumsuz seyrin yanı sıra son üç ayda hizmet ve temel mal enflasyonlarında kaydedilen iyileşmelerin de öngörülenden daha sınırlı olduğunu belirtti.

Üniversite ücretlerindeki artışın da enflasyonun seyrini olumsuz etkilediğini kaydeden Karahan, “2019 sonuyla kıyaslandığında, tüketici fiyatları geçen süre zarfında 7,8 kat artarken, üniversite ücretleri 15 kat artmış durumda. Üçüncü çeyrekte vakıf üniversitelerinde ücret artışları öngörülerimizin üzerinde gerçekleşti. Dolayısıyla, tahmin güncellemesine, sınırlı olmakla birlikte, buradan bir etki geldiğini söylemeliyiz” dedi.

Sunumunun ardından soru-cevap bölümünde Karahan, dezenflasyon sürecinde “durmadan” ziyade, “yavaşlama” olduğunu belirtti. Para politikasının bu gelişmeyle uyumlu olduğunu belirten Karahan, faiz indirimlerinde “durmayı gerektirecek bir bozulma görmediklerini,” ama “riskleri göz önünde bulundurarak adım büyüklüğünü düşürdüklerini” kaydetti.

Karahan, “Enflasyon görünümünde bir bozulma olursa ilk olarak adım büyüklüğünü düşüreceğimizi ifade etmiştik. Para politikasında bir ayar yapmış olduk, gerekirse daha fazlasını yapmaya hazırız” diye konuştu.

Dezenflasyon sürecinin yavaşladığı ortamda TCMB, Ekim ayında faiz indirimlerini sürdürmüş ancak öncekilerin aksine 100 baz puan ile daha sınırlı bir düşüş kararı açıklamıştı. Ekim kararının ardından Türkiye’de politika faizi yüzde 39,5 seviyesinde bulunuyor.

Para politikası ve maliye politikalarının uyumlu hareket etmesinin önemini de vurgulayan Karahan, “Bu doğrultuda (hükümetten gelen), özellikle Ocak ayında yapılacak vergi ve çeşitli güncellemelerin enflasyon hedefiyle uyumlu olacağı açıklamaları son derece kıymetli. Biz önümüzdeki sene için planımızı yaparken bu açıklamaları da göz önünde bulundurduk” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumda, vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak bütçe imkanları doğrultusunda daha düşük oranda yapılmasının gündemlerinde olduğunu belirtmişti.

Paylaşın