Rusya’dan Türkiye’ye ‘Suriye Operasyonu’ Uyarısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’ye operasyon açıklaması sonrası açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin meşru hükümetinin rızası olmadan atılacak böylesi bir adım, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün doğrudan ihlali anlamına gelir ve bu, ülkede gerilimi daha da tırmandırır” dedi.

Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye askeri operasyon düzenleyeceğinin konuşulduğu günlerde bir açıklama da Rusya’dan geldi.

Konuyla ilgili dün (2 Haziran) yazılı bir açıklamada bulunan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, “Ankara’nın Suriye’de zaten sıkıntılı olan durumun tehlikeli bir şekilde kötüleşmesine yol açabilecek eylemlerden kaçınacağını umuyoruz” açıklamasında bulundu.

Beşar Esad yönetimine atıfta bulunan Zaharova, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin meşru hükümetinin rızası olmadan atılacak böylesi bir adım, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün doğrudan ihlali anlamına gelir ve bu, ülkede gerilimi daha da tırmandırır” dedi.

Bakanlığın internet sitesinde yayınlanan açıklamada ayrıca “Suriye’nin sınır bölgelerinden kaynaklanan Türkiye’nin ulusal güvenliğe yönelik tehditlerle bağlantılı olarak Ankara’nın endişelerini anlıyoruz” denildi.

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 23 Mayıs’ta yaptığı açıklama “Suriye’ye yeni bir askeri operasyon” sinyali olarak yorumlanmıştı.

Erdoğan son olarak 1 Haziran’daki kabine toplantısının ardından konuyla ilgili özetle şu açıklamayı yaptı:

“Buradan bir kez daha tekrar ediyorum; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz.

Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız. Türkiye’nin bu meşru güvenlik adımlarına bakalım kimler destek verecek, kimler köstek olmaya çalışacak, göreceğiz.”

Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Türkiye’nin muhtemel operasyonunun bölgeyi istikrarsızlaştıracağını söylemişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da 24 Mayıs’taki günlük basın toplantısında özetle şöyle demişti:

“Suriye’nin kuzeyinde askeri faaliyetlerin artması olasılığına yönelik rapor ve tartışmalar karşısında, özellikle de sivil halk üzerindeki muhtemel etkileri konusunda derin bir endişe içindeyiz.

[Gerginlikteki] herhangi bir tırmanışı kınıyoruz. Mevcut ateşkes hatlarının devam ettirilmesini destekliyoruz. Tüm tarafların, Suriye’de istikrarı geliştirmeye hizmet eden ateşkes bölgelerini devam ettirmesinin, söz konusu bölgelere saygı duymasının ve bu çatışmaya siyasi bir çözüm bulmak için çalışmasının çok önemli olduğuna inanıyoruz.

Kuzeydoğu Suriye’de saldırı operasyonlarını durdurmak da dahil olmak üzere Türkiye’nin Ekim 2019’daki ortak açıklamaya uymasını bekliyor, Türkiye’nin güney sınırındaki meşru güvenlik kaygılarını biliyoruz.

Fakat herhangi yeni bir saldırı, bölgesel istikrarı daha da zayıflatacak ve koalisyonun IŞİD’e karşı kampanyasındaki ABD güçlerini riske atacaktır.”

Paylaşın

Rusya, Suriye’ye Askeri Teçhizat Gönderdi

Türkiye’nin kuzey Suriye’ye yönelik olası bir operasyon açıklamalarının ardından Rusya’nın Suriye’nin Kamışlı kentindeki askeri üsse ağır askeri teçhizat gönderdiği belirtildi.

İran haber ajansı Mehr’in, Al Mayadeen haber sitesine dayandırdığı habere göre; Türkiye’nin kuzey Suriye’ye yönelik olası bir operasyon açıklamalarının ardından Rusya, Kamışlı’daki askeri üsse ağır askeri teçhizat gönderdi.

Al Mayadeen’e konuşan Rus kaynaklar, Rusya’nın bölgedeki varlığını güçlendirmek amacıyla savaş uçağı ve helikopter gönderdiğini belirtti.

Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov , Rus yayın organı Russia Today’in (RT) Arapça sitesinde yer alan röportajında, Rusya’nın Suriye’deki varlığına ilişkin açıklama yaptı.

Suriye’deki Rus güçlerine ilişkin konuşan Lavrov, “Biz Suriye’de ülkenin resmi devlet başkanının ve meşru hükümetinin talebi üzerine buluyoruz. Biz orada BM’nin sözleşmelerine uygun olarak bulunuyoruz ve BM Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararını uyguluyoruz. Buna devam edeceğiz ve Suriye yönetiminin Suriye topraklarının tamamını geri alma çabalarına destek olacağız.” dedi.

Suriye hükümeti, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri operasyon sinyaline tepki gösterdi. Suriye Devlet’i, Birleşmiş Milletler’e (BM) Türkiye’nin operasyon planına sessiz kalınmaması çağrısı yaptı.

Erdoğan’dan operasyon sinyali

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da atmaya başlıyoruz.

Ülkemize ve güvenli bölgelerimize sık sık yapılan saldırıların merkezi konumundaki alanlar harekat önceliğimizin başında yer almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, emniyet güçlerimiz, istihbaratımız hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz bu operasyonlar başlayacaktır.

Perşembe günü yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantımızda kararlarımızı alacağız. Ülkemizin güvenlik hassasiyetlerine saygı gösterenlerle kendi çıkarları dışında hiçbir derdi olmayanların ayrımını bu süreçte bir kez daha görecek, gelecekteki politikalarımızın referansı yapacağız.” açıklamasında bulunmuştu.

Erdoğan başkanlığında toplanan MGK toplantısı sonrası ise şu açıklama yapılmıştı;

“Güney sınırlarımızda icra edilen ve edilecek harekatların komşularımızın toprak bütünlüğünü hedef almadığı, milli güvenlik ihtiyacının gereği olduğu belirtilmiştir. Terörizme destek vererek, uluslararası hukuku ihlal eden ülkelere bu tutuma son verme, Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini dikkate alma çağrısında bulunulmuştur.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri başta olmak üzere, milli birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuş ve ilave tedbirler görüşülmüştür.”

Paylaşın

Türkiye, Rusya Konusunda Daha Fazla ‘Tarafsız’ Kalamaz

Bloomberg, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşında takınmaya çalıştığı ‘tarafsız’ konumun sürdürülemez olduğunu yazdı. Rusya, 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale girişti. Batılı ülkeler Rusya’ya karşı yaptırımlara başlarken, Türkiye sadece Birleşmiş Milletler kararlarına uyacağını açıkladı.

Türkiye, Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçlarını satmaya devam ederken diğer yandan Rus sermayesinin ülkeye gelmesine de sıcak bakılıyor. Yaptırımlardan kaçan bazı Rus zenginler süper yatları Türkiye’ye demirledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da Rusya’nın işgaline karşı eleştirilerinin hafif olduğu görülüyor. Belarus’tan sonrası Türkiye’ye taşınan Rusya-Ukrayna görüşmelerinde iktidar ‘tarafsızlık’ imajını parlatmaya çalışsa da bu sanıldığı kadar uzun sürmeyebilir.

Diken’in Bloomberg’den aktardığı analize göre savaşın devam etmesi Türkiye’nin bu pozisyonunu zora sokuyor. Erdoğan’ın savaşın başındaki hesabı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le dostluğunu Batı’yla bir koz olarak kullanması üzerineydi. Erdoğan bu yolla ‘iletişim’ için aracı olabilir belki de ABD’yle S-400 gibi sorunlu meseleleri de çözebilirdi.

İktidar ayrıca Ukrayna’da Ruslara karşı Türk askeri insansız hava araçlarının kullanılmasının, ‘işgalci’ Rusların yanında yer aldığı imajını kırabileceğini düşündü ve NATO’ya silah ambargosunu sona erdirmesi çağrısında bulundu. ABD ve ittifakın diğer üyeleri bu konuda sessiz kaldılar çünkü Türkiye, Batı’nın uzlaşısına katılmış değil.

Analize göre Almanya’nın Rusya’ya karşı ‘pasifist’ duruşunu terk ettiği, İsviçre’nin bile yaptırımlara katıldığı bir ortamda Türkiye’nin Rus zenginlere kapısını açması Ankara için iyi bir görüntü değil. Diğer yandan analizde Rusya’nın Türkiye’deki nükleer santral projesinin de yaptırımlar nedeniyle zora girdiğine yer verildi.

Paylaşın

2022’de Küresel Ticaretin Büyümesini Yarıya Düşebilir

Çok taraflı ticaret sisteminin yasal ve kurumsal organı olan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Rusya‘nın Ukrayna’yı işgalinin 2022’de küresel ticaretin büyümesini yarıya düşürebileceği uyarısında bulundu.

DTÖ tarafından ileriye dönük yapılan çalışmada, savaşın küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasılayı (GSYİH) önemli ölçüde aşağı çekeceği tahmininde bulunuldu.

Rusya’nın işgalinin “çok büyük boyutta insani bir krize neden olduğu” hatırlatılan açıklamada, savaşın ayrıca “küresel ekonomiye darbe vurduğu” kaydedildi.

Merkezi Cenevre’deki kuruluşun açıklamasında, Rusya ve Ukrayna’nın dünya ekonomisindeki paylarının düşük olmasına rağmen bu iki ülkenin gıda ve enerji gibi hayati öneme sahip iki sektörün küresel anlamda önemli üreticileri olduğu hatırlatıldı.

Küresel ticaret yarıya düşebilir

DTÖ projeksiyonuna göre, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, küresel GSYİH büyümesini 0,7 ila 1,3 puan düşürebilir ve büyümeyi 2022 için yüzde 3,1 ila yüzde 3,7 arasında bir yere çekebilir.

Buna göre yapılan yeni hesaplar, bu yılki küresel ticaretin büyümesini, DTÖ’nün geçen ekim ayında tahmin ettiği yüzde 4,7’den yüzde 2,4 ila yüzde 3 arasında, neredeyse yarı yarıya düşürebileceğini öngörüyor.

Bazı bölgelerinin diğerlerine oranla daha fazla bu krizden etkilenebileceği uyarısında bulunan DTÖ, fakir ülkelerin dışında Rus ve Ukrayna mallarının önemli müşterisi Avrupa ülkelerinin bu krizden daha fazla etkilenme riski bulunduğunu bildirdi.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın

Ukrayna Ekonomisi Yüzde 45, Rusya Ekonomisi Yüzde 11 Küçülecek

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı savaşın sonuçları küresel çapta yaşanan fiyat artışları, enflasyon ve emtia sıkıntısıyla hissedilirken Dünya Bankası savaşın Rus ve Ukrayna ekonomilerinde yol açacağı sonuçlara dair tahminlerini açıkladı.

Buna göre Ukrayna’nın ekonomisinin neredeyse yarıyarıya küçülmesi bekleniyor. Ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının geçen yıla oranla yüzde 45 oranında düşmesi bekleniyor. Dünya Bankası’nın Pazar günü açıkladığı söz konusu öngörülerinin savaşın süresi ve yoğunluğuna göre değişeceğinin altı çizilirken, tahminlerin savaştaki değişime ve süreye bağlı olacağının da altı çizildi.

Savaşın başlamasından önce Ocak ayı sonunda Ukrayna’nın büyüme tahminini Dünya Bankası yaklaşık yüzde 3 olarak açıklamıştı. Dünya Bankası, Ukrayna ekonomisinin pek çok alanının olumsuz etkilendiği savaşın sonuçlarının da korkunç olmasının beklendiğini ve göç ve kaçışla birlikte yoksulluğun da ürkütücü boyutlara ulaşmasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Yoksulların oranı yüzde 1,8’den yüzde 19,8’e tırmanacak

Ukrayna ile aynı kategoride yer alan ülkelerde istatistiki olarak günlük yoksulluk sınırının 5,50 ABD doları olduğu, savaşla birlikte Ukrayna halkı içinde bu kategoride yaşayanların oranının yüzde 1,8’den yüzde 19,8’e tırmanmasının beklendiği de belirtildi.

Dünya Bankası’nın Avrupa ve Orta Asya Bölümü Başkan Vekili Anna Bjerde, “Savaşın yol açtığı insanı krizin boyutu çok sarsıcı. Ukrayna’nın ekonomisinde istikrar sağlayabilmesi ve vatandaşlarına yardım edebilmesi için derhal büyük maddi desteğe ihtiyacı var” diye konuştu.

Ukrayna’ya yönelik tahminler savaşın gidişatına bağlı

Ukrayna’ya yönelik yapılan ekonomik tahminler savaşın gidişatı kestirilemediğinden barış ortamında yapılanlara göre çok daha belirsiz. Ancak gidişata dair ipuçları vermesi bakımından büyük önem arzediyor.

Dünya Bankası dün yaptığı açıklamada, savaşın Ukrayna’daki üretimde de büyük önem taşıyan altyapısına ağır zarar verdiğini belirtiyor ve buna demir yolları ile raylı sistemleri, köprüleri, yolları ve limanları sayıyor. Dolayısıyla Ukrayna’ya yönelik öngörüde bulunmanın çok güç olduğu tekrarlanıyor.

Kuruluş, ticaretin de durma noktasına geldiğini, Karadeniz’deki limanlardan yapılan ihracatın büyük kısmının da yapılamadığını haber veriyor. Rusya’nın saldırılarıyla Ukrayna’da tarımın da yapılamaz hale geldiği, bunun sonuçlarının da bu yılı aşıp önümüzdeki döneme yönelik olumsuz etkileri olacağı da belirtiliyor.

Rusya ekonomisi yüzde 11,2 oranında küçülecek

Dünya Bankası, Ukrayna’ya saldıran Rusya’nın ekonomisinin de ABD ve Avrupa’dan uygulanan yaptırımlar sonucunda yüzde 11,2 oranında küçülmesinin beklendiğini duyurdu. Ülke içindeki talebin de yaptırımlarla ortaya çıkacak işsizlik ve alım gücünün düşmesi nedeniyle azalacağı, yoksulluğun ve enflasyonun artacağı, tedarik zincirinin de kesintiye uğrayacağı tahmin ediliyor. Rusya’nın büyümesine dair savaş öncesinde Ocak ayında yapılan tahminler de pek iyimser değildi.

Bu arada Dünya Bankası, savaşın başlamasıyla sadece Rusya’nın değil onunla bağlantılı ülkelerin ekonomilerinin de küçüleceğini haber veriyor. Belarus, Moldova, Kırgızistan ve Tacikistan ekonomilerinin de örneğin savaş nedeniyle olumsuz etkileneceği, Rusya’da yaşayan bu ülke vatandaşlarının mesela memleketlerine daha az para göndereceği belirtiliyor. Kırgızistan ve Tacikistan gibi ülkelerde, yurt dışında yaşayan vatandaşların ülkelerine gönderdiği paranın o ülkelerin gayri safi yurt içi hasılasına etkisinin yüzde 30’unu oluşturduğu haber veriliyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın ticaretteki akışı da büyük oranda kesintiye uğrattığı belirtiliyor. Özellikle Rusya ve Ukrayna’dan buğday alan ülkelerin durumuna dikkat çekiliyor. Kuzey Afrika ve kimi Orta Doğu ülkeleri buğday konusunda bu iki ülkeye büyük ölçüde bağımlı. Pek çok uzman, fakir ülkelerde enflasyonun ve zamların büyük siyasi istikrarsızlıklara da yol açmasından endişe edip uyarıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Rus Oligarklara Nasıl Kur Yapıyor?

Birleşik Krallık merkezli The Economist, dergisi “Türkiye Rus oligarklara nasıl kur yapıyor?” başlıklı yazısında Ukrayna Savaşı bağlamında Türkiye-Rusya ilişkilerini yorumladı. Ankara’nın dış politikasının eleştirildiği imzasız yazıda, Türkiye’nin “Rus sermayesine sıcak bakarken Ukrayna’ya silah sattığı” belirtildi.

Türkiye’nin Rusya’ya karşı net bir tavır almadığı suçlamalarının dile getirildiği yazı, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgale girişmesinin üzerinden birkaç hafta geçmişken, İngiltere tarafından yaptırım listesine alınan Rus oligark Roman Abramoviç’e ait iki süper lüks yat Türkiye limanlarına demirledi” cümlesiyle başlıyor. Yazı şöyle devam ediyor:

“İki diğer oligark Andrey Molçanov ve Maksim Şubarev ile eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’le ilişkilendirilen teknelerin de görüldüğü bildirildi. 29 Mart’ta Abramoviç Türkiye’de ortaya çıktı ve barış görüşmeleri için İstanbul’a gelen Rusya ve Ukrayna müzakere heyetlerine katıldı.

“Türkiye bu savaşta birden fazla rol oynuyor. Bir NATO üyesi olarak Ukrayna’yı destekliyor ve ona çok sayıda Rus tankını enkaza çeviren silahlı insansız hava araçlarını (SİHA’lar) satmayı sürdürüyor. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’nın işlediği suçlara yönelik eleştirileri hafifti. Daha da endişe verici olan, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları etrafından dolandığına dair işaretler olması.”

Economist daha sonra bu kuşkularını hangi açıklamalar ve tutumlarla desteklediğini sıralıyor:

“Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 26 Mart’ta, Rus oligarkların uluslararası hukuka saygılı oldukları sürece yatırımlarını Türkiye’ye getirebileceklerini söyledi. Erdoğan da ‘kapıları açık tutacağını’ söyledi. Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye ve Rusya arasındaki ticaretin ruble, Çin yuanı veya altın ile yapılmasını önerdi. Bir Rus hava savunma sistemi (S-400) satın aldığı için zaten Amerikan yaptırımlarıyla yüz yüze olan Türkiye, Rusya ile yeni silah anlaşmaları yapma ihtimalini reddetmemişti.

“Türklerin çoğu kendilerini Ukrayna’ya yakın hissediyor. Fakat Erdoğan’ın Batı’yı kışkırtma ve Rusya’ya taviz verme alışkanlığı da etkisini gösteriyor. Yakında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Türklerin yüzde 73’ü, ülkelerinin Ukrayna konusunda tarafsız kalmasını istiyor. Savaştan Rusya’nın sorumlu olduğunu düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 34. Yüzde 48, ABD ve NATO’yu suçluyor. Erdoğan, savaş suçları da dahil hiçbir şeyin Putin ile ilişkisini bozmasına izin vermemekte kararlı görünüyor.”

Economist bu noktada, “Rusya diktatörü” olarak nitelendirdiği Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov’un 2 Nisan’da “Türkiye ile ilişkilerimiz harikulade” dediğini hatırlatıyor.

‘Zelenskiy, Erdoğan’dan hep övgüyle söz ediyor’

Economist, “Erdoğan’ın Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapma teklifi övgüyle karşılandı” diyor ve ekliyor: Diğer liderleri Rusya konusunda fazla yumuşak davranmakla suçlayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Türkiye liderinden hep övgüyle söz ediyor.

Yazıda ayrıca Carleton Üniversitesi’nin Çağdaş Türkiye Araştırmaları Merkezi’nden Yevgeniya Gaber’in görüşlerine de yer verilmiş. Gaber’e göre ,”Ukrayna’nın Türkiye’yi eleştirmemesinin nedeni Türk SİHA’ları olabilir.”

Economist’teki yazı şu satırlarla noktalanıyor: “Türkiye’nin Rusya’ya karşı ortak yaptırımlara katılmayı reddetmesi şaşırtıcı değil. Ülke geleneksel olarak yaptırımların bir dış politika aracı haline gelmesine her zaman karşı olmuştu. Fakat Erdoğan’ın fırsatçılığının Batı başkentlerinde yarattığı bıkkınlık büyüyor. Birçokları, Türkiye’nin sonuç getirmeyen barış görüşmelerini bir bahane olarak kullandığını düşünüyor.

“Bir Avrupa yetkilisi ‘Burada kimse müzakerelerin başarılı olacağına inanmıyori. Rusya Ukrayna’yı yok etmeye kararlı ve buna engel olmak Türkiye’nin çıkarına olmalı’ dedi.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’dan Kaçanların Sayısı 4 Milyon 100 Bini Aştı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) açıkladığı verilerine göre, Rusya’nın saldırılara başladığı başlangıcı 24 Şubat’tan bu yana 4 milyondan fazla Ukraynalı ülkesini terk etti, on binlerce sivil de halen komşu ülkelere akın etmeyi sürdürüyor.

BM, beş hafta içinde 4 milyon 137 bin 842 sivilin Ukrayna’yı terk ettiği bilgisini paylaştı. Bu sayı, Cuma günü açıklanan sayıdan 34 bin 966 kişi daha fazla.

Yapılan açıklamada, Ukrayna’da yaşı 18 ila 60 olan erkeklerin askere çağrılması nedeniyle ülkeden ayrılanların yüzde 90’ını kadınların ve çocukların oluşturduğu ifade edildi.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) de Ukraynalı olmayan, ülkede çalışmak ya da okumak için bulunan yaklaşık 205 bin 500 kişinin de Ukrayna’yı terk ettiğini belirtti.

Yerinden edilenlerin sayısı 10 milyonu aştı

Örgüt, yaklaşık 6 milyon 480 bin kişinin de Mart ayının ortasından bu yana, Ukrayna içinde yer değiştirdiğini açıkladı. Savaş nedeniyle yerinden edilen toplam kişi sayısı 10 milyonu aştı, bu sayı Ukrayna nüfusunun dörtte birine tekabül ediyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları öncesinde, Rusya’nın ilhak ettiği Kırım ve doğuda ayrılıkçı güçlerin kontrolü altındaki bölgeler dışında, Ukrayna’nın nüfusu yaklaşık 37 milyondu.

Çocukların yarıdan fazlası yerinden edildi

Birleşmiş Milletler, bu süreçten çocukların da olumsuz bir şekilde etkilendiğine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) geçen hafta Ukrayna’daki yaklaşık 7,5 milyon çocuğun yarısından fazlasının yerinden edildiğini açıkladı. Yerinden edilen çocukların 2,5 milyonu Ukrayna içinde yer değiştirirken, 2 milyonu da yurt dışına gitti.

Polonya’daki Ukraynalıların sayısı 2,5 milyona yaklaşıyor

UNHCR tarafından açıklanan verilere göre, 10 Ukraynalı’dan yaklaşık 6’sı, yani 2 milyon 405 bin 703’u Polonya’ya geçti. Polonyalı sınır muhafızlarına göre ise gerçek sayı daha fazla. Sınır yetkilileri, savaşın başlangıcından bu yana 2 milyon 437 bin Ukraynalı’nın Polonya’ya geçtiğini ifade etti. UNICEF’in verilerine göre ise Polonya’ya ulaşanların 1,1 milyondan fazlası çocuk.

Ukrayna’nın batısındaki sınır komşusu ülkelere giriş yapanların bazılarının Avrupa Birliği (AB) Schengen bölgesi vasıtasıyla diğer ülkelere geçiş yaptığı belirtiliyor.

Moldova’dan AB’ye geçiyorlar

Moldova sınırı, Ukrayna’nın liman kenti Odesa yakınında bulunuyor. Ukrayna’dan yaklaşık 391 bin 592 sivilin AB üyesi olmayan ve Avrupa’nın en fakir ülkelerinden olan Moldova’ya gittiği kaydedildi.

2,6 milyon nüfuslu, Ukrayna ve Romanya arasında bulunan Moldova’ya girenlerin büyük kısmının başka bir yer için harekete geçtiği, yaklaşık 93 bininin ülkede kaldığı belirtildi. BM, ülkeden kalanların yüzde 80’inin evlerde ağırlandığı bilgisini paylaştı.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, Moldova’daki 100 bin sığınmacıya ve onları ağırlayan ailelere mali destek sağlamaya başladı.

Ukrayna’dan bir diğer sınır komşusu Macaristan’a geçenlerin sayısı 379 bin 988 olarak paylaşılırken, toplam 294 bin 885 kişinin Ukrayna’nın en kısa sınırını geçerek Slovakya’ya giriş yaptığı kaydedildi.

Paylaşın

Rusya Ve Ukrayna Ateşkeste Anlaşamadı

Rusya ve Ukrayna heyetlerinden temsilciler, İstanbul, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki ilk tur görüşmelerinin ardından açıklamalarda bulundu. Toplantının ardından her iki ülke heyetleri Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nden ayrıldı. İkinci tur yarın gerçekleşecek.

Dolmabahçe’de, daha önce Ukrayna’daki görüşmelerde zehirlendiği iddia edilen oligark Roman Abramovich de bulunuyordu. Kremlin, Abramovich’in görüşme heyetinde resmi bir rolü olmadığını belirtti.

Ukraynalı müzakerecilerden David Arakhamia gazetecilere yaptığı açıklamada, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sekiz ülkeyi garantör ülke olarak görmek istediklerini söyledi. Bu ülkeler arasında Britanya ve ABD’yi de saydı.

“Kırım ayrı bir görüşmenin konusu”

Ukrayna heyeti, müzakerelerde Rusya’nın talep ettiği tarafsızlık statüsü karşısında güvenlik garantileri önerdiklerini söyledi. Söz konusu teklifin içinde aynı zamanda ilhak edilen Kırım’ın statüsü üzerine 15 yıllık bir danışma periyodu olduğu belirtildi.

Ukrayna heyetinden yapılan açıklamada henüz ateşkese ilişkin bir anlaşmaya varılmadığı belirtildi. Ukrayna heyeti, Kırım meselesinin görüşmelerin ayrı bir parçası olacağını söyledi.

Rusya: Görüşmeler yapıcı geçti

Rus müzakereci Vladimir Medinski de müzakerelerin ilk gününün “yapıcı olduğunu” söyledi.

Medinsky, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski arasında bir görüşmenin, iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından başlatılan bir barış anlaşmasıyla birlikte yürütülecekse mümkün olduğunu söyledi.

Ukrayna’nın teklif ve taleplerini, Putin’e ileteceklerini ifade ettiler.

Çavuşoğlu: En anlamlı ilerleme bugün kaydedildi

İki ülke heyetlerinin açıklamalarından sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da şunları söyledi:

“Her aşamada taraflar arasında yakınlaşmanın arttığını bugün memnuniyetle görüyoruz. En öncelikli konu bir an önce ateşkesin sağlanmasıdır. Bu savaş artık durmalıdır. Bugün toplantıda bu konuda bir mesafe katedildiğini görüyoruz.

Bazı konularda uzlaşı ve ortak anlayışa varıldı. Müzakerelerin başlamasından bu yana en anlamı ilerleme bugün kaydedildi. Daha zor meselelere sonraki seviyelerde iki ülkenin Dışişleri Bakanlarının şekil vermeleri öngörülmektedir.”

Görüşme sabah başlamıştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müzakere için İstanbul’a gelen Ukrayna ve Rusya heyetlerine seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bölgesinde pek çok acıya şahitlik etmiş bir ülke olarak Karadeniz’in kuzeyinde benzer bir tablonun ortaya çıkmaması için çalıştık, çabaladık” dedi.

“Çatışmalar, dostunuz ve komşunuz olarak bizleri gerçekten derinden üzüyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahibi olduğumuz uluslararası platformlarda iki tarafın (Rusya-Ukrayna) da hakkını, hukukunu, hassasiyetlerini koruyan kollayan gözeten, adilane bir yaklaşım sergiledik” ifadelerini kullandı.

Erdoğan “Adil bir barışın kaybedeni olmayacağına inanıyoruz. Çatışmanın uzaması hiç kimsenin yararına değildir” diyerek trajediyi durdurmanın tarafların elinde olduğunu vurguladı.

Erdoğan, “Bir an önce barışın sağlanması herkesin faydasına olacaktır. Görüşmelerden artık somut sonuçlar alınması gereken döneme girildiğini düşünüyoruz. Dünya sizlerden gelecek hayırlı ve müjdeleri haberleri bekliyor. İşinizi kolaylaştıracak her türlü katkıya hazırız” dedi.

Türkiye’nin görüşmelerde ara buluculuk rolünün bulunmadığına dikkat çeken Erdoğan buradaki müzakerelerin liderler temasını mümkün hale getireceğini belirtti ve “Böyle bir görüşmeye ev sahipliği yapmaya da hazırız” dedi.

Paylaşın

‘Rusya, Ukrayna’da İki Talebinden Vazgeçti’ İddiası

Financial Times gazetesi, Rusya’nın bugün İstanbul’da devam edecek Ukrayna ile müzakerelerde, ülkenin “Nazilerden arındırılması” talebinden vazgeçtiğini ve askeri bir ittifaka girmemesi halinde AB üyesi olabilmesine izin vermeye hazırlandığını yazdı.

Gazete, görüşmeler hakkında bilgi sahibi dört kişiye dayandırdığı haberinde, Moskova ve Kiev’in çatışmaların durdurulmasını görüştüğünü ve olası bir anlaşmanın parçası olarak, Ukrayna’nın güvenlik garantileri ve potansiyel AB üyeliği karşılığında NATO üyesi olma isteğinden vazgeçmesinin gündemde olduğunu belirtti.

Anlaşma henüz sonuçlandırılmadığı için adının açıklanmasını istemeyen yetkililerin verdiği bilgilere göre, taslak ateşkes anlaşması metninde, Rusya’nın başta dile getirdiği üç ana ana talep olan “Nazilerden arındırılma” ve “Silahsızlanma” ve “Ukrayna’da Rusça için yasal koruma” yer almıyor.

Tarafların temsilcilerinin bugün İstanbul’da bugün dördüncü tur görüşmelere başlayacağını belirten gazete, Rusya’nın ödünlerinin, Ukrayna’nın beklenenden daha sıkı bir direniş göstermesi ve Rusya’nın operasyonel yetersizlikleri sonucu bir aydır süren işgalin genel anlamda durma noktasına gelmesi sonucu olduğunu vurguluyor.

‘Perdeleme kaygısı’

Ancak Ukrayna ve Batılı destekçilerinin Putin’in görüşmeleri yorgun güçlerini tazelemek ve yeni bir saldırı başlatmak için bir perdeleme olarak kulanmasından şüphe duyduğu vugulanıyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin partisinin parlamentodaki lideri ve Kiev’in müzakere ekibinin bir parçası olan David Arakhamia da, gazeteye yaptığı açıklamada tarafların güvenlik garantileri ve Ukrayna’nın olası AB üyeliği konusunda uzlaşmaya yakın olunduğunu belirtiyor, ancak büyük bir ilerleme ihtimali konusunda ihtiyatlı olunması gerektiğine dikkat çekiyor.

Arakhamia “En başından beri tüm meseleler masada ama hala çözülemeyen noktalar var” diyor. Görüşmelere yakın bir başka kaynak da Rusya’nın neredeyse her gün hem askeri baskı hem de Kiev’in silahsızlanması konularında tutum değiştirmesinden kaygılı olduklarını belirtiyor.

Kremlin Söcüsü Dimitri Peskov’un da “Rusya görüşmelerdeki ilerlemeler konusunda konuşamaz ve konuşmayacaktır. Bu sadece müzakere sürecine zarar verir” dediği aktarılıyor. Değerlendirilen anlaşmaya göre, Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçmesinin yanı sıra, nükleer silah geliştirme ve topraklarında yabancı askeri üs bulundurmamasının da öngörüldüğü kaydediliyor.

Karşılığında da, Ukrayna’nın aralarında Rusya, ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, Çin, İtalya, Polonya, İsrail ve Türkiye’den güvenlik garantileri alacağı söyleniyor.

Ancak Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy’nin herhangi bir anlaşmanın garantörler tarafından kabul edilmesi ve parlamentolar tarafından onaylanması gerektiğini söylediği hatırlatılıyor. Zelenskiy’nin ayrıca, anayasayı değiştirmeden önce anlaşmayı referanduma sunacağını söylediği ve bunun en az bir yıl alacak bir süreç olduğu kaydediliyor.

Arakhamia ise “Uzlaşılan tek konu uluslararası garantiler. Ukrayna bunu istiyor ama bunun için hala garantörlerin onayı gerek, aksi takdirde anlaşma asla olmaz” diyor.

Değerlendirilien taslak metinde, Ukrayna’nın Rusya’nın 2014’te ele geçirdiği iki bölgesini geri alma talebinden bahsedilmediği ve bunun Putin ve Zelenskiy arasında gelecekte yapılacak müzakerelere bırakıldığı ifade ediliyor.

Arakhamia Moskava’nın Rusya’nın, Kiev’in Kırım’ın ve doğudaki iki bölgenin ilhakını tanımasını talep ettiğini söylüyor ve “Bağımsızlık Bildirgemiz’in dışındaki hiçbir sınırı kabul etmeyeceğiz. Bu en kritik nokta” diyor.

Ateşkes anlaşması başarılı olursa, Ukrayna ve Rusya dışişleri bakanlarının buluşup, güvenlik garantilerini ve Rusça’nın Ukrayna’da korunması gibi sosyal meselelerdeki anlaşmaları sonuçlandıracağı ifade ediliyor. Bunu da Putin ve Zelenskiy arasındaki bir görüşmenin izleyeceği kaydediliyor. Ancak Kremlin Sözcüsü Peskov’un böyle bir görüşme için “herhangi bir hareket” olmadığını söylediği de aktarılıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukraynalı Çocukların Yarısından Fazlası Yerinden Edildi

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), bir aydır süren savaşın ardından Ukraynalı çocukların yarısından fazlasının yerinden edildiğini açıkladı. Buna göre, savaş ülkede yaklaşık 7,5 milyon çocuk nüfusunun yarısından fazlasının (4,3 milyon çocuk) yerinden edilmesine yol açtı.

Buna, komşu ülkelere mülteci olarak geçen 1,8 milyondan fazla çocuk ve şu anda Ukrayna’da ülke içinde yerinden edilmiş 2,5 milyon çocuk da dâhil.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, Ukrayna-Rusya savaşının, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, en fazla oranda çocuğun yerinden edildiği savaşlardan biri olduğunun altını çizerek şunları söyledi: Bu, gelecek nesiller için kalıcı sonuçlar doğurabilecek korkunç bir dönüm noktası. Çocukların güvenliği, refahı ve temel hizmetlere erişimi, durmaksızın devam eden bu korkunç şiddetin tehdidi altında.

OHCHR verileri

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) göre, 24 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana, Ukrayna’da 78 çocuk öldü ve 105 çocuk yaralandı. OHCHR, bu rakamların BM’nin doğrulayabildiği raporlardan hareketle bildirildiğini, gerçek ölü sayısının muhtemelen çok daha fazla olduğunu aktardı.

DSÖ verileri 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise son dört hafta içinde, ülke genelindeki sağlık tesislerini etkileyen 52 saldırı olduğunu bildirdi. Tahmini olarak 1,4 milyon insanın güvenli suya erişimi yokken, 4,6 milyon insanın suya erişimi sınırlı veya suları kesilme riskiyle karşı karşıya. 6 ila 23 aylık 450.000’den fazla çocuğun tamamlayıcı gıda desteğine ihtiyacı var olduğu aktarıldı.

Öte yandan UNICEF, kızamık ve çocuk felci de dâhil olmak üzere rutin aşılar ve çocukluk çağı aşılarının yapılma oranlarında bir azalma olduğunu gözlemledi. Kuruluş bunun, özellikle insanların şiddetten korunduğu aşırı kalabalık bölgelerde, aşı ile önlenebilir hastalıkların hızla yayılmasına yol açabileceğini aktardı.

Mavi noktalar

UNICEF, Ukrayna’nın Kiev, Kharkiv, Dnipro ve Lviv de dâhil olmak üzere 9 bölgesindeki 49 hastaneye tıbbi malzeme ulaştırarak 400.000 anne, yenidoğan ve çocuk için sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirdi. Kuruluş, kuşatma altındaki topluluklara su ve hijyen malzemeleri dağıtmaya devam ediyor. Ayrıca, akut çatışma bölgelerinde çalışan gezici çocuk koruma ekiplerinin sayısını 22’den 50’ye çıkarttı ve 2,2 milyondan fazla insanın ihtiyaçlarını desteklemek için 63 TIR hayat kurtaran malzeme teslim etti.

Ukrayna’dan kaçan milyonlarca çocuğu ve aileyi korumak ve desteklemek için UNICEF ve UNHCR, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışarak, çocuklar ve kadınlar için tek noktada güvenli alanlar sağlayan “Mavi Noktalar”ı kurdu. “Mavi Noktalar” seyahat eden ailelere önemli bilgiler sağlıyor, refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocukların belirlenmesine ve korunmalarına yardımcı oluyor.

Paylaşın