Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı Sivilleri Kalkan Olarak Kullanmakla Suçladı

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı, sivilleri Rusya’ya karşı canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası insancıl hukuku ihlal etmekle suçladı: Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, örgüt dün yayımladığı raporda, Ukrayna ordusunun sivillerin bulunduğu yerleşim bölgelerine üs ve silah kurarak “uluslararası hukuku çiğnediğini ve insanları tehlikeye attığını” yazdı.

Rusya’nın Harkov, Donbas ve Mıkolayiv’e nisanla haziran arasında düzenlediği saldırıları araştıran örgüt, Ukrayna ordusunun en az 19 kasaba ve köydeki sivil binaları kullandığını tespit etti. Bulgular uydu görüntüleriyle de doğrulandı.

Açıklamaya göre Ukrayna’nın sivil hastanelerde en az 5 askeri tesis kurduğu belirlendi.

Ayrıca örgüt araştırmacılarının Donbas ve Mıkolayiv’de ziyaret ettiği 29 okuldan 22’sinde askeri üs kurulduğu görüldü. Rusya’nın bu okulların çoğuna saldırdığı ve çok sayıda kişinin öldüğü ya da yaralandığı vurgulandı.

Ukrayna ordusunun yıkılan okulların arından üslerini farklı bölgelerdeki okullara taşıdığı görüldü.

Örgüt, “Okullarda eğitim olmadığı için uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği anlamına gelmeyebilir” ifadesini kullansa da Ukrayna’nın bölge sakinlerini uyarmadan ya da tahliye etmeden binaların yakınındaki okulları kullandığına işaret edildi.

Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil olmak üzere pek çok yetkili, Ukrayna’yı sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçlamıştı. Ukrayna ise bu iddiaları reddetmişti. Kurum, yaptığı soruşturmanın “Rus saldırılarını hiçbir şekilde haklı çıkarmadığını” vurguladı.

Öte yandan Ukrayna ordusunu “askerlerle siviller arasında ayrım yapmaya, mümkün olan bütün önemleri almaya ve sivillerin olduğu bölgelerdeki operasyonları derhal durdurmaya” çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor” dedi:

Ukrayna hükümeti, güçlerini sivillerin olduğu bölgelerden derhal uzağa yerleştirilmesini sağlamalı veya ordunun faaliyet gösterdiği alanlardaki sivilleri tahliye etmeli.

162. gününe giren savaşta, Birleşmiş Milletler’in ay başında açıkladığı verilere göre 5 bin 327 sivil yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı 7 bin 257’yi buldu. BM, sivillerin genellikle topçu ateşi, roket, füze ve patlayıcılar yüzünden zarar gördüğünü bildiriyor.

Kayıp ve yararlı sayısının daha fazla olduğu düşünülüyor.

Paylaşın

BM, Ukraynalı Savaş Esirlerinin Ölümünü Araştıracak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, Ukrayna’nın doğusunda Rusya’nın işgali altındaki bölgede bir hapishaneye gerçekleştirilen ve en az 50 Ukraynalı savaş esirinin hayatını kaybettiği olayı soruşturmak için bir araştırma misyonu kurduklarını açıkladı.

The Guardian gazetesinin haberine göre, konuyla ilgili basına konuşan Guterres, BM’nin “cezai soruşturma yetkisinin bulunmadığını, fakat araştırma misyonları oluşturabildiklerini” söyledi. Guterres, Ukrayna ve Rusya hükümetleri için referans şartları hazırlandığını da kaydetti.

Rusya’nın Ukrayna’yı 24 Şubat’ta işgaliyle başlayan savaşta esir alınan Ukraynalı askerlerin tutulduğu Olenivka hapishanesine 29 Temmuz’da bir saldırı gerçekleştirilmiş, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’in yaklaşık 16 kilometre güneyinde, cepheye yakın bir bölgede bulunan hapishaneye yönelik saldırı için Ukrayna ve Rusya birbirini suçlamıştı.

BM Genel Sekreteri Guterres’in açıklamasına göre, söz konusu araştırma misyonu Rusya ve Ukrayna’dan gelen talepler üzerine kuruldu.

Rusya ve Ukrayna’dan karşılıklı suçlamalar

Saldırının ardından konuyla ilgili açıklama yapan Rusyalı yetkililer, “Ukrayna ordusunun Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sağladığı roketatarlar ile hapishaneye saldırdığını” söylemişti. Bölgedeki Rusya yanlısı ayrılıkçıların ve Rusyalı yetkililerin açıklamalarına göre, saldırıda 53 Ukraynalı savaş esiri hayatını kaybetmiş, 75 savaş esiri ise yaralanmıştı.

Ukrayna ordusu, bu iddialar karşısında Olenivka’ya roket veya füze ile herhangi bir saldırı düzenlemediklerini belirtti.

Deutsche Welle’nin (DW) haberine göre, Ukrayna ordusu “Rusya’nın hapishanedeki Ukraynalıları maruz bıraktığı işkence ve infazların üzerini örtmek için hapishaneyi bombardımana tuttuğunu” söyledi.

BM’nin araştırma misyonu hakkında konuşan Genel Sekreter Guterres de hem Ukrayna hem Rusya’nın saldırının araştırılması talebinde bulunduğunu hatırlatarak bu talepleri “çok ciddiye aldıklarını” kaydetti.

“Her iki ülkeyle de referans şartları konusunda anlaşma umudunu” dile getiren Guterres, araştırma misyonunda görev almak üzere “yetkin ve bağımsız kişiler aradıklarını” da sözlerine ekledi.

BM Genel Sekreteri, hapishanede “ne olduğu ile ilgili gerçeği açıklığa kavuşturmak için” savaşın tarafı olan ülkelerin misyonun erişimini kolaylaştırmasını ve gerekli verileri sağlamasını umduğunu söyledi.

Mariupol’de teslim olanlar da hapishanedeydi

The Guardian’ın haberine göre, Olenivka hapishanesinde uzun süre Ukrayna’nın güneyindeki liman kenti Mariupol’de Rusya ablukasında kaldıktan sonra teslim olan birliklerden de kişiler vardı.

2 bin 400’den fazla Ukrayna askeri Mayıs ayında Ukrayna ordusunun emriyle teslim olmuştu. Bunun ardından pek çok Ukraynalı asker Rusya’nın kontrolünde bulunan bölgelerdeki hapishanelere götürülmüştü. Bazı askerler Rusya ve Ukrayna arasındaki esir değişimleri sonrası ülkelerine dönebilse de diğer Ukraynalı savaş esirlerinin akıbeti net değil.

Ukrayna Savunma Bakanlığı da Olenivka hapishanesine ilişkin dünkü açıklamasında saldırının gerçekleştiği hapishanede tutulan savaş esirlerinin “zorbalık, fiziksel küçük düşürme ve moral bozma” gibi durumlarla karşı karşıya bırakıldığını, bunların esirleri “Rusya yanlısı propaganda videolarında oynamaya zorlamak için yapıldığını” söylemişti.

Bakanlık, saldırının işkenceye işaret eden ve sonrasında uluslararası yargı süreçlerinde kullanılabilecek bulguları ortadan kaldırmak için yapıldığını söylese de bu değerlendirmeye nasıl varıldığını açıklamadı.

Paylaşın

Ukrayna’dan Kaçanların Sayısı 10 Milyonu Aştı

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre 24 Şubat’ta Rusya’nın işgalinden bu yana başka ülkelere sığınmak için Ukrayna sınırlarından çıkış yapanların sayısı 10 milyonu geçti.

İşgalin başlamasıyla artan silahlı çatışmaların sivillerin ölümüne ve sivil altyapının zarar görmesine neden olmasının halkı emniyet, güvenlik ve yardım arayışına ittiği belirtilen yeni veriler, bu amaçla ülkeden ayrılan mülteci sayısının 10 milyon 107 bin 957 olduğunu gösterdi.

Dün açıklanan BM verilerine göre, Avrupa’da bireysel olarak kayıtlı mülteci sayısının 6 milyon 162 bini geçti.  Avrupa’da Geçici Koruma ya da benzer bir ulusal koruma programına kayıtlı mülteci sayısının ise 3 milyon 745 bine yaklaştı.

Derlenen verlier, en fazla mülteci alan ülkenin Polonya olduğunu gösteriyor. 26 Temmuz’da açıklanan verilere göre şimdiye kadar 5 milyona yakın kişi Ukrayna’dan sınırı geçerek Polonya’ya ulaştı.

Macaristan, Romanya, Slovakya ve Moldova da en fazla sınır geçişinin yapıldığı ülkeler. Öte yandan Rusya’ya 1 milyon 857 ve Belarus’a da 16 binden fazla kişinin geçtiği bildirildi.

BM’nin rakamlarına göre Türkiye’de bireysel olarak kayıtlı Ukraynalı mülteci sayısı 145 bin.

Verilere göre 28 Şubat’tan bu yana 4 milyon 200 bin kişi de Ukrayna sınırından giriş yaptı. İşgalin başlamasından bu yana milyonlarca kişi de ülke içinde göç etti.

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Bölümü’nüm 30 Haziran 2020 verilerine göre Ukrayna diasporasının sayısı dünya çapında 6,1 milyon, Avrupa’da ise 5 milyondu.

Ukrayna’daki sivil kayıplarda son durum

Öte yandan Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı işgalden bu yana aylık olarak Ukrayna’da yaşanan sivil ölümleri rapor eden BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği temmuz ayının rakamlarını açıkladı.

Buna göre 1-31 Temmuz tarihleri arasında 355 sivil hayatını kaybetti, bin 100 kişi yaralandı.Ölümlerin büyük çoğunluğunun patlayıcı silahlar, az bir kısmının da mayınlar ve cephane kalıntıları nedeniyle yaşandığı bildirdi.

İşgalin başlangıcından bu yana yaşanan toplam sivil can kaybı 5 bin 327 olarak açıklandı. Sivil yaralı sayısı ise 7 bini geçti.

24 Şubat – 31 Temmuz arasında yaşanan sivil kayıplar arasında erkekler, kadınlar, çocuklar, kimliği ya da cinsiyeti tespit edilemeyenler bulunuyor.

En ağır kayıplar savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü Donbas bölgesinde yaşandı. Ukrayna’nın Rus işgali altında olmayan bölgelerinde ise can kaybı 2 bini, yaralı sayısı ise 3 bini geçti.

Paylaşın

Putin: Nükleer Savaşın Kazananı Olmaz; Asla Başlatılmamalı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, nükleer bir savaşta kazanan olamayacağını ve böyle bir savaşın asla başlatılmaması gerektiğini söyledi. Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana, nükleer bir çatışma riskiyle ilgili uluslararası endişeler artmış durumda. 

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşması (NPT) konulu bir konferansın katılımcıları için yazdığı mektupta nükleer savaş konusundaki düşüncelerini paylaşan Rus lider, “Nükleer bir savaşın kazananı olmayacağı ve asla başvurulmaması gerektiği gerçeğinden hareket ediyoruz ve dünya topluluğunun tüm üyeleri için eşit ve bölünmez bir güvenliği savunuyoruz” dedi.

Putin bugüne kadar defalarca Rusya’nın nükleer cephaneliğine atıfta bulundu ve tüm dünyada bunu yapan tek lider oldu.

“Kim bize engel olmaya çalışırsa bilsin ki Rusya’dan yanıtını hemen alacaktır ve bu, tarihinizde hiç karşılaşmadığınız sonuçlar doğuracaktır” benzeri söylemleri çokça tekrarlayan Rus lider aynı zamanda Rusya’nın nükleer kuvvetlerinin yüksek alarma geçmesini de emretti.

Rusya Washington’ın teklifini ciddiye almadı

Bu arada ABD Başkanı Joe Biden yaptığı son açıklamada, yönetiminin yeni bir nükleer silah kontrol antlaşması çerçevesini “hızlı bir şekilde” müzakere etmeye hazır olduğunu, ancak Rusya’nın ABD ile bu konuda çalışmaya devam etmeye hazır olduğunu göstermesi gerektiğini söyledi.

Bir Rus Dışişleri Bakanlığı kaynağı ise Biden’ın 2026’da sona erecek Yeni START Antlaşması’nın yerini alacak yeni bir nükleer silah kontrol çerçevesini müzakere etme önerisi hakkındaki şaşkınlığını dile getirdi.

“Bu ciddi bir açıklama mı yoksa Beyaz Saray web sitesi mi hacklendi?” diyen Rus yetkili Reuters’e verdiği demeçte, “Eğer bu hala ciddi bir niyetse, bunu tam olarak kiminle tartışmayı planlıyorlar?” diye sordu.

2011’de imzalanan Yeni START Antlaşması, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’yı kıtalar arası balistik füzeleri, denizaltından fırlatılabilenleri ve nükleer silahlarla donatılmış ağır bombardıman uçaklarını konuşlandırmayı planlıyor.

Ayrıca, konuşlandırılan füzeler ve bombardıman uçakları üzerindeki nükleer savaş başlıklarına ve bu füzeler için fırlatıcılara sınırlamalar getiriyor. Antlaşma son olarak 4 Şubat 2026’ya kadar uzatılmıştı.

Paylaşın

Rusya, Odessa Limanına Yapılan Saldırıyı Üstlendi

Rusya-Ukrayna arasında İstanbul’da imzalanan tahıl koridoru anlaşmasından yaklaşık 12 saat sonra Odessa limanının füzelerle hedef alınmasıyla ilgili Rusya, açıklama yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Odessa limanında bir Ukrayna askeri gemisinin kalibr füzelerle hedef alındığını söyledi. Zaharova, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Kalibr füzeler, Odessa limanındaki askeri altyapıyı yok etti” dedi.

Saldırıyla ilgili Rusya basınında çıkan haberlere yer veren Reuters Haber Ajansı, Odessa limanına düzenlenen saldırıda Ukrayna savaş gemileri ve ABD’den tedarik edilen Harpoon gemisavar füzelerinin bulunduğu mühimmat deposu hedef alındığını yazdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın tahıl koridoru anlaşması sonrası Odessa limanına saldırmasına dair “Bu yalnızca bir şeyi kanıtlıyor, Rusya ne söylerse söylesin, ne vaat ederse etsin, anlaşmayı uygulamamanın yollarını bulacaktır” demişti.

Tahıl koridoru anlaşması

Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda yapılan görüşmelerin ardından Ukrayna ve Rusya, tahıl ürünlerinin Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına taşınmasına olanak sağlayan anlaşmaya imza attı.

Tahıl koridoru oluşturulmasına dönük çabaların ilk amacı, Odessa başta olmak üzere mayınlar nedeniyle Ukrayna limanlarında sıkışıp kalan tahıl ve diğer gıda ürünleriyle yüklü gemilerin dünya pazarlarına açılmasını sağlamaktı.

Bu kapsamda yaklaşık 80 adet geminin olduğu kaydediliyor. Bu gemilerin denize açılabilmelerini sağlayacak koridorun oluşması, silolarda alıcı bekleyen yaklaşık 25 milyon ton tahılın da dünya pazarlarına taşınması anlamına geleceği için önem kazanıyor.

Pazarlığın en önemli ayaklarından birisini, gemilerin sorunsuz şekilde mayınlı alanlardan çıkabilmesi ve Rusya’nın saldırılarına maruz kalmaması için Moskova’dan alınacak güvenlik garantileri oluşturdu.

Paylaşın

Tahran’daki Üçlü Zirvede ‘Suriye’nin Toprak Bütünlüğü’ Vurgusu

“Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı” İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirildi. Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmeleri bağlamında gerçekleştirilen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi katıldı.

Üçlü zirve toplantısı öncesinde Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan, Reisi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile de bir araya geldi. Tahran Uluslararası Konferans Salonu’nda düzenlenen Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı sonrasında liderler ortak basın toplantısında konuştu. Toplantı sonrasında ayrıca ortak bir bildiri yayınlandı.

“Egemenliği ihlal edecek girişimlerden kaçınmalı”

Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye muhtemel askeri operasyonunun konuşulduğu günlerde gerçekleştirilen zirve sonrası yapılan açıklamalarda Suriye’nin “egemenliği ve toprak bütünlüğü” vurgusu vardı.

Zirvenin ardından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında konuşan İran Cumhurbaşkanı Reisi, ABD’nin Fırat’ın doğusundaki varlığı kabul edilebilir değil ve onların buraları terk etmeleri gerekiyor” dedi: Suriye’nin topraklarının her noktasının Suriye’nin meşru hükümetinin denetimine ve kontrolü altına girmesi gerekiyor.

Üçlü zirvenin gündem maddelerine de değinen Reisi, “Suriye’nin egemenliğini ihlal edecek herhangi bir girişimden kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladık” dedi, Rusya, Türkiye ve İran’ın iş birliğinin yanı sıra Suriye hükümetiyle işbirliği nin “çok önemli olduğunu” söyledi.

“Fırat’ın doğusu, Şam’ın kontrolünde olmalı”

Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yaparak “çözümün siyasi olması gerektiğini” belirtti, bölgeye dışarıdan müdahale yapılmasına karşı çıktı.

Putin, ayrıca Fırat’ın doğusunun Beşar Esad yönetimindeki “Şam hükümetinin kontrolünde olması gerektiğini” söyledi.

Putin, “Rusya, İran ve Türkiye olarak Suriye’de sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dönüşüm sağlanabilmesi için kararlı olduğumuzu teyit ettik” dedi, bir sonraki zirvenin Rusya’da olacağını duyurdu.

Ortak bildiri

Üçlü zirve sonrasında yayınlanan ortak bildiride de zirvede, Suriye’deki güncel durumun ele alındığı, liderlerin “Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli bağlılıklarını vurguladıkları” kaydedildi.

“Suriye’nin kuzeyindeki duruma” ilişkin değerlendirmelerin de olduğu ortak bildiride, bölgede “terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimin reddedildiği” ifade edildi.

Ortak bildiri ayrıca “liderlerin, Suriye’nin kuzeyindeki durumu ele aldıkları, bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün muhafazası temelinde sağlanabileceği hususunun vurgulandığı” bilgisine de yer verildi.

Bildiriden öne çıkan diğer noktalar özetle şöyle:

“Devlet başkanları, sivil tesisleri hedef alan ve masum can kayıplarına neden olan saldırılar da dahil olmak üzere, Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütlerinin ve bunlarla iltisaklı farklı isimler altındaki grupların artan varlık ve faaliyetlerini kınamışlardır.

Suriye’nin kuzeyi ile ilgili tüm düzenlemelerin eksiksiz bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.

Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmişler ve Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yanı sıra komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını vurgulamışlardır.”

“Suriye’den söküp atmakta kararlıyız”

Öte yandan, üçlü zirve sonrası ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütleriyle mücadelemiz nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir” dedi:

“Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak, Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.

Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak, bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.”

Üçlü zirve toplantısının açılışında konuşan Erdoğan, “Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür, terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir” demişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Tahran Zirvesi’nde Hangi Konular Ele Alacak?

Astana Süreci’ni oluşturan Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri bu akşam Tahran’da bir araya gelecek ve Suriye’de devam eden istikrarsızlığı değerlendirecek. Zirvenin Suriye ile ilgili gündeminde, Rusya ile İran’ın karşı çıktıkları olası bir Türkiye askeri operasyonu ağırlıklı olarak yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde yapacakları ikili görüşmenin gündemi ise Ukrayna ve oluşturulması için yoğun çaba gösterilen tahıl koridoru olacak. Erdoğan’ın amacı, Birleşmiş Milletler (BM) ile oluşturulan planın somut bir şekilde uygulanması için Putin’i de ikna etmek ve anlaşmayı imza aşamasına getirmek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 7.si yapılacak Astana Süreci zirvesi için bugün Tahran’da buluşacak. Liderlerin akşam saatlerinde bir araya gelmeleri ve toplantı sonrasında ortak basın açıklaması yapması bekleniyor.

Suriye sorununun çözülmesine kolaylaştırıcı olmak üzere 2017’de oluşturulan Astana Süreci, Covid-19 salgını nedeniyle liderler düzeyinde fiziki olarak 2019 Eylül’ünden bu yana toplanamıyordu.

Yaklaşık üç sene sonra yoğun bir Suriye gündemiyle gerçekleşecek olan zirve, 24 Şubat’ta Rusya’nın saldırmasıyla başlayan Ukrayna savaşı nedeniyle farklı bir uluslararası konjonktürde yapılacak.

Küresel ve bölgesel dengeleri tamamen değiştiren Ukrayna savaşının Suriye’ye olası etkilerinin bugünkü zirvede daha net ortaya çıkabileceği kaydediliyor.

Bu kapsamda, üç liderin kendi aralarında yapacakları ikili görüşmeler de önemli olacak. 24 Şubat’tan bu yana birçok kez telefonda görüşen Erdoğan ve Putin, savaşın başlamasının ardından ilk kez Tahran’da yüz yüze görüşecek.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid Zirvesi’nde kabul edilen NATO Strateji Belgesi’nde “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlanan Rusya’nın Devlet Başkanı Putin ile yüz yüze görüşen ilk ve tek NATO lideri olacak.

Batı’nın yakından takip ettiği zirve ve ikili görüşmeler, Suriye ve Ukrayna gündeminin bundan sonraki gelişmeleri açısından önem taşıyacak.

Suriye gündemi yoğun olacak

Suriye’ye odaklanan Astana Süreci’nin Tahran Zirvesi’nde ele alınacak konuların başında “terörle mücadele” konusu geliyor. Ancak özellikle Türkiye ve Rusya’nın bu konudaki öncelikleri farklı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan zirveye ilişkin yapılan açıklamada, zirve gündemi sıralanırken “PKK/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere bölge güvenliğine tehdit teşkil eden terör örgütleriyle mücadele” başlığı dikkat çekti.

Kremlin’den yapılan açıklamada ise liderlerin “uluslararası terörizmin yuvasının tamamen temizlenmesi için” bir dizi önlemin görüşüleceği bilgisi verilerek, özellikle İdlib’de konuşlu “radikal İslamcı terör örgütleri” gündeme getirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yaptığı bir açıklamada, PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlanan YPG’nin kuzey Suriye’de Tel Rıfat ve Münbiç’ten temizlenmesi için bölgeye yeni bir askeri operasyon yapılacağını açıklamıştı.

Bölgeye en son Ekim 2019’da Barış Pınarı Operasyonu’nu düzenleyerek Cerablus-Mare arasında güvenli bir bölge oluşturan Türkiye, Tel Rıfat ve Münbiç’i de YPG’den arındırmak ve oluşturulacak yeni alanlara yaklaşık bir milyon Suriyeli mülteciyi yerleştirmek istediğini kaydetmişti.

İran ve Rusya, Türkiye’nin operasyonuna karşı

Ancak Türkiye’nin yeni bir operasyon yapmasına ne Rusya ne İran sıcak bakıyor. Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini, ancak yeni bir operasyonun istikrarsızlaştırıcı sonuçları olacağını kaydeden Rusya ve İran’ın, Türkiye’nin operasyonu durdurup durduramayacakları ileriki dönemde belli olacak.

Her ne kadar tüm ağırlığını Ukrayna’ya verse de Rusya, Suriye’de hala en önemli askeri güç ve son dönemde oluşturulan statükonun bozulmasını istemiyor.

Rusya, ayrıca zafiyet görüntüsü vermemek için de Türkiye’nin operasyonuna sıcak bakmıyor. Türkiye’nin olası operasyonuna Rusya’nın nasıl yanıt vereceği, örneğin 2020 başında olduğu gibi İdlib kozunu oynayıp oynamayacağı da bilinmiyor.

İran ise Rusya’nın dikkatinin Ukrayna’ya çevrilmiş olmasını fırsat bilerek Suriye ile ilişkilerini daha da güçlendirme arayışında. İran’ın desteklediği Şii milis güçlerinin son dönemde kuzey Suriye’de daha görünür oldukları kaydediliyor.

Tel Rıfat ve Münbiç’e yapılacak bir operasyonun Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep’in güvenliğini tehlikeye sokacak olması da İran’ın kaygıları arasında.

Türkiye’nin operasyonuna Rusya ve İran’ın yanı sıra, başta ABD olmak üzere Batılı müttefikler de karşı çıkıyor. Washington’dan yapılan açıklamalar, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) oluşturan YPG’ye karşı yapılacak bir harekatın, IŞİD ile mücadeleye sekte vuracağı ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı noktasına dayanıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) operasyon yapıp yapmayacağı, yaparsa ölçüsü ve sınırları, Tahran Zirvesi sonuçları ışığında 21 Temmuz günü düzenlenecek Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ayrıntılı ele alınacak.

Siyasi süreç donma noktasında

Astana Süreci’nin en önemli getirilerinden biri BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uygun şekilde Suriye’de siyasi süreci ilerletmek için Anayasa Komitesi’nin kurulması olmuştu.

Ancak aradan geçen onca yıl ve BM liderliğindeki görüşmelere karşın somut bir ilerleme sağlanamadı. Türkiye’nin Astana Süreci ortaklarına yaptığı ve Suriye’ye uygulanan siyasi ve ekonomik yaptırımlar da sonuç vermedi.

Zirvede Suriye yönetimi ile muhalefeti bir araya getiren anayasa yazım sürecinin yeniden ele alınması hedefleniyor, ancak somut sonuç çıkması beklenmiyor.

Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkileri kopma noktasına gelen Rusya’nın siyasi süreç konusunda yeni talepleri olduğu, bunlar karşılanana kadar Suriye’nin anayasa komitesi toplantısına katılmasını istemediği kaydediliyor.

Bu nedenle bu ay sonunda yapılması öngörülen anayasa komitesi toplantısının 9. tur birleşimi yapılamıyor. Rusya’nın toplantıların Cenevre yerine başka bir yerde yapılmasını istediği, Arap basınının gündeme getirdiği iddialar arasında.

‘Tahıl koridoru’ da gündemde

Tahran’da üçlü Suriye görüşmesi kadar ikili temaslar da önemli olacak. Gözlerin çevrildiği buluşma ise Erdoğan ile Putin arasında olacak. Türk ve Rus liderlerin ikili gündemini ise Ukrayna dosyası dolduracak.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana Ukrayna ve Rusya arasında dengeli bir politika izlediğini açıklayan Türkiye, bunalımın ilk günlerinde tarafları Antalya ve İstanbul’da bir araya getirerek çatışmaların bir an önce durmasını hedeflemişti.

Taraflar arasındaki çatışmaların yoğunlaşması ve Rusya’nın birçok kez sivil hedefleri vurarak yüzlerce kişinin ölmesine yol açması ateşkes çabalarının sona ermesine yol açmıştı.

Türkiye, Mayıs ayı başlarından itibaren küresel bir gıda krizinin engellenmesi için Ukrayna’nın gemilerde ve silolarında bekleyen 25 milyon tona yakın tahılın güvenli yollarla dünya pazarlarına ulaştırılması için taraflar arasında diplomasiye başladı.

Geçen hafta Türkiye ve BM yetkililerinin katılımıyla İstanbul’da yapılan toplantıda Ukrayna ve Rusya askeri yetkilileri uzunca bir süreden sonra ilk kez aynı masa etrafında buluşmuş, tahıl ihracının yapılabilmesi için bazı teknik unsurlarda uzlaşmıştı.

Hem Ankara hem de Moskova’dan yapılan açıklamalar, tahıl koridoruna ilişkin çalışmanın iki lider tarafından Tahran’da ele alınacağını gösteriyor. Savunma Bakanı Hulusi Akar, zirveden bir gün önce yaptığı açıklamada, tarafların bu hafta içinde bir kez daha bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

Erdoğan’ın da Putin’e bu anlaşmanın tamamlanması için gerekli siyasi liderliği göstermesi ve devam eden savaşın küresel gıda krizine yol açmasını önleme çağrısında bulunması bekleniyor.

Putin ile yapılacak görüşmelerde Akar’ın açıkladığı planın geri kalan unsurlarının da çözülmesi durumunda, Rusya ve Ukrayna’nın gıda koridorları oluşturulmasını içeren anlaşmaya imza atabilecekleri kaydediliyor.

Zirve öncesinde bir açıklama yapan AB Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tahıl koridoru konusunda bir anlaşmanın yakın olduğunu kaydetmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, Tahran’da Suriye İçin ‘Yeşil Işık’ Arıyor

Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de süre giden çatışmayı sona erdirmek hedefiyle 11 yl önce başlatılan ve “Astana barış süreci” olarak adlandırılan müzakerelerin yeni bir evresi olarak Suriye’deki son durumu görüşmek üzere Salı günü İran’ın başkenti Tahran’da bir araya geliyor.

Üç ülke de Suriye’de güç bulunduruyor. Rusya ve İran, Selefi muhaliflere karşı Şam rejimini desteklerken Türkiye isyancıları destekliyor. Salı günkü zirve, Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerine yönelik yeni bir saldırı başlatma tehdidinin gölgesinde toplanıyor.

Al Monitor’un haberine göre toplantıya ev sahipliği yapan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi toplantı öncesinde Türkiye’nin Suriye’deki herhangi bir askeri harekatının “bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği” uyarısında bulundu.

Tahran zirvesi, Erdoğan’ın, Şubat’ta Ukrayna’yı işgal kararnamesi yayınlamasından bu yana Putin ile ilk yüz yüze görüşmesi olacak. Erdoğan uzun süredir Putin’le buluşma arzusunu dile getiriyordu.

AFP’ye demeç veren Rus yorumcu Vladimir Sotnikov, Türkiye’nin Suriye’deki istilasını Rusya’nın Ukrayna’daki işgaliyle meşrulaştırmayı hedeflediğini söylüyor.

İran ve Rusya “yeşil ışık” yakacak mı?

Erdoğan Ankara’nın “terörist” olarak gördüğü Kürt gücü YPG ve Kürt-Arap ortak ordusu SDG’yi hedef alıyor. Suriye hükümeti, Türkiye’nin yeni bir saldırı başlatma tehditlerini pek çok kez kınadı.

Carnegie Europe uzmanlarından konuk araştırmacı Sinan Ülgen, Ankara’nın operasyonunu başlatmadan önce Moskova ve İran’ın onayını aradığını söyledi.

Ülgen Ankara’nın özellikle hedef almak istediği Tel Rıfat ve Membiç’in “Rusya’nın kontrolü altında” olduğunu ve Türkiye’nin operasyonu sonuçlandırmak açısından bu bölgede “hava sahasını kendisine açmasını istiyor.” Ülgen’in yorumuna göre Ankara özetle Rusya ve İran’dan “yeşil ışık” istiyor.

Ancak şu ana kadar Rusya ve İran, Ankara’nın önünü açacak bir tutum takınmadılar. Rusya, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik bir saldırı başlatmaktan “kaçınacağı” umudunu önceden dile getirmişti.

Geçtiğimiz haftalarda hem Ankara’yı hem de Şam’ı ziyaret eden İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir-Abdullahyan Türkiye’yi ihtiyatlı olmaya çağırdı.

Ancak, İranlı diplomatlar Haziran sonunda Ankara’da “[…] belki özel bir operasyona ihtiyaç duyulabilir olmasını” değerlendirebilecekleri imasında bulunmuşlardı.

Ne var ki, Abdullahyan daha sonra Şam’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekatının “bölgede istikrarsızlaştırıcı bir unsur olacağını” söyledi.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) başkomutanı Mazlum Abdi’yse, Rusya ve İran’ı Türkiye’yi dizginlemeye çağırdı vee “Umarız (saldırılar) gerçekleşmez ve Kürtler… Büyük güçler arasındaki görüşmeler sırasında terkedilmez” dedi.

Bu koşullar altında yorumcular Türkiye, Rusya ve İran’ın gerginlikten kaçınma ve Suriye konsundaki görüş farklılıklarını azaltma gayretinde olacaklarını öngörüyorlar.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Rusya’dan Çarpıcı Açıklama: ABD Ve NATO Silahlarını Vurduk

Rusya Savunma Bakanlığı, içinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer bazı NATO ülkeleri tarafından Ukrayna’ya verilen çok sayıda silahın bulunduğu bir cephaneliğin vurulduğunu öne sürdü.

Bakanlık Sözcüsü General İgor Konaşenkov tarafından yapılan açıklamada, Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olan liman kenti Odessa’da, içinde ABD üretimi çok sayıda Harpoon füzesinin olduğu bir deponun vurulduğu, ülkenin doğusundaki Donetsk bölgesinde de Himars tipi çoklu roketatar sisteminin yine vurularak kullanılamaz hale getirildiğini ifade etti.

Rusya’nın bu açıklaması tarafsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Silah uzmanları Amerikan Himars sistemlerinin yerini tespit etmenin ve vurmanın çok zor olduğunu belirtiyor.

Ukraynalı yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, Harpoon füzelerinin ağırlıklı olarak Rus Deniz Kuvvetleri unsurlarına karşı kullanıldığını bildirmiş, Himars sisteminin de Rus güçlerine karşı çok başarılı olduğunu duyurmuştu.

Rusya Savunma Bakanlığı bugün sabah saatlerinde ayrıca, karadan havaya atışlarla Ukrayna Hava Kuvvetlerine ait Su-25 tipi bir savaş uçağı ile Donetsk bölgesinde Mi-17 tipi bir savaş helikopterini düşürdüklerini bildirmişti.

Konaşenkov, Harkiv bölgesinde yaklaşık 200 Ukraynalı askerin de öldürüldüğünü dile getirdi. Bakanlıktan Cumartesi günü yapılan açıklamada, Ukrayna’daki saldırıların artırılacağı duyurulmuştu. Ukrayna Genelkurmayı düşman ateşinin özellikle topçu birlikler tarafından yoğunlaştırıldığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna: Rusya Saldırılarda Yeni Aşamaya Hazırlanıyor

Ukraynalı bir askeri yetkili, Moskova’nın “tüm operasyonel alanlarda” askeri operasyonları artıracağı yönündeki açıklamasını, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırısının bir sonraki aşamasına hazırlandığı şeklinde değerlendirdi.

Reuters haber ajansı, Batı’nın uzun menzilli silah sevkiyatının savaşta Ukrayna’ya katkılarının görülmeye başlandığını, bu süreçte Rus roket ve füzeleriyle kentlerin vurulduğunu ve Kiev’in bu saldırılarda onlarca kişinin öldüğünü bildirdiğini yazdı.

Ukrayna askeri istihbarat sözcüsü Vadym Skibitskyi Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu sadece havadan ve denizden yapılan füze saldırıları değil. Tüm temas hattı boyunca, tüm cephe hattı boyunca bombardıman görebiliyoruz. Taktik havacılık ve saldırı helikopterleri aktif olarak kullanılıyor” dedi.

Sözcü, “Açıkça görülüyor ki saldırının bir sonraki aşaması için hazırlıklar yapılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın Donetsk’in doğu bölgesinde Ukrayna tarafından tutulan ve sembolik olarak önemli bir şehir olan Sloviansk’a yönelik bir saldırı için birliklerini yeniden toparladığını söyledi.

‘Rusya Ukrayna’nın güneyinde savunmasını tahkim ediyor’

İngiltere Savunma Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, Kiev’in Rus güçlerini püskürtme vaatleri karşısında Rusya’nın Ukrayna’nın güneyinde işgal ettiği bölgelerde savunmasını tahkim ettiğini söyledi.

Ukrayna, Perşembe gününden bu yana Rusya’nın kentsel alanlara yönelik bombardımanında en az 40 kişinin öldüğünü açıkladı.

Rusya, Ukrayna’yı askerden arındırmak ve milliyetçilerin kökünü kazımak için “özel bir askeri operasyon” düzenlediğini, Ukrayna’nın askeri altyapısını bozmak ve kendi güvenliğini korumak için yüksek hassasiyetli silahlar kullandığını söylüyor. Moskova, sivillerin hedef alındığını reddediyor.

Rus bakandan ‘saldırıları yoğunlaştırma’ emri

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna’nın doğusuna ve Rusya’nın elinde tuttuğu diğer bölgelere yönelik Ukrayna saldırılarını önlemek için askeri birliklere operasyonları yoğunlaştırma emri verdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Şoygu, Kiev’in sivil altyapıyı ya da bölge sakinlerini vurabileceğini söyledi.

Şoygu’nun Cumartesi günü yaptığı açıklamalar, Kiev’in Batı tarafından tedarik edilen çoklu roket fırlatma sistemlerini kullanarak 30 Rus lojistik ve mühimmat merkezine gerçekleştirdiğini söylediği bir dizi saldırıya doğrudan bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna savunma bakanlığı sözcüsü, özellikle Amerikan yapımı HIMARS roket sistemleri kullanılarak yapılan bu saldırıların Rus tedarik zincirini olumsuz etkilediğini ve saldırı kapasitesini azalttığını söyledi.

Rusya destekli ayrılıkçılar, Ukrayna güçlerinin, Slovyansk’ın doğusundaki Alçevsk kentini Cumartesi günü bu roketlerle vurduğunu ve iki sivilin ölümüne ve önemli hasara yol açtığını söyledi.

Rus füzeleri Mikolayiv’i vurdu

Ukrayna’nın güneyinde sanayi kenti Mikolayiv’de bir altyapı tesisinin Rus füzeleriyle vurulduğu bildirildi. Kentin Belediye Başkanı Oleksandr Senkeviç, can kaybı konusunda henüz net bilgi olmadığını söyledi.

Rusya’nın ilhak ettiği Kırım ile Ukrayna’nın ana limanı Odessa arasında Karadeniz kıyısında yer alan Mikolayiv, Rus ordusunun Ukrayna’nın tüm Karadeniz kıyılarını ele geçirmeyi hedeflediğini ilan etmesi ardından son haftalarda düzenli olarak füze saldırılarına maruz kaldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın