HÜDA-PAR’dan Seçimde Erdoğan’ı destekleme Kararı

HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, cumhurbaşkanı seçiminde Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldıklarını açıkladı. Yapıcıoğlu, “Parlamentoyla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor” dedi.

Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır’da, Partisinin Genel İdare Kurulu ile TBMM genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili rotasını belirlemek üzere bir araya geldi.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı adayı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldık. Milletimize ve memleketimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

“Arkadaşlarımızla bu konuyu konuştuk ve bir karara vardık. Daha önce yapmış olduğumuz istişarelerle uyumlu olarak seçimlerde Cumhur İttifakı adayı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldık” diyen Zekeriya Yapıcıoğlu, Parlamento seçimleriyle ilgili de görüşmelerinin devam ettiğini bildirdi.

Yapıcıoğlu, düzenlediği basın toplantısında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Arkadaşlarımızla bu konuyu konuştuk ve bir karara vardık. Daha önce yapmış olduğumuz istişarelerle uyumlu olarak seçimlerde Cumhur İttifakı adayı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldık. Parlamento seçimleriyle ilgili de görüşmelerimiz devam ediyor.

Elbette siyaset bir anlamda bir uzlaşıdır. Bizim bir tane şartımız vardı; herhangi bir ittifak içinde yer aldığımızda biz başkalaşmayacağız, kendi programımızdan sapmayacağız. Biz de İstanbul Sözleşmesi’nin ailenin köküne kibrit suyu döktüğünü, 6284 sayılı yasanın isminin her ne kadar aileyi koruma kanunu olsa da şiddeti önlemediğini daha önce basınla paylaştık.

Eğitim sistemiyle ilgili de şikayetlerimiz var. Biz bunları herhangi bir ittifaka ‘bunlar bizim şartımızdır’ dersek bu çok gerçekçi bir tutum olmaz. Fakat bu taleplerimiz vardır.”

İstanbul Sözleşmesi karşıtlığı

HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, siyasetin bir anlamda uzlaşı olduğunu ifade ederek, “Bizim bir tane şartımız vardı; herhangi bir ittifak içinde yer aldığımızda biz başkalaşmayacağız, kendi programımızdan sapmayacağız. Biz de İstanbul Sözleşmesi’nin ailenin köküne kibrit suyu döktüğünü, 6284 sayılı yasanın isminin her ne kadar aileyi koruma kanunu olsa da şiddeti önlemediğini daha önce basınla paylaştık” dedi.

Eğitim sistemiyle ilgili de şikayetleri olduğunu vurgulayan Genel Başkan, “Biz bunları herhangi bir ittifaka ‘bunlar bizim şartımızdır’ dersek bu çok gerçekçi bir tutum olmaz. Fakat bu taleplerimiz vardır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan: Aramıza Yeni Katılacak Dostlarımızla İlerleyeceğiz

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak, “Ülkemizi bu içi karmaşık, arkası karanlık, şekli bozuk, yönü belirsiz, hırsı boyunu aşan koalisyonun insafına terk edemeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, “Altılı koalisyon” olarak nitelendirdiği Millet İttifakı için, “Güçlendirilmiş parlamenter sistem diye başladıkları yolculuğun sonu önce kumar masasına, sonra at pazarlığından beter bir cumhurbaşkanı yardımcılığı ve vekillik paylaşımı kavgasına çıktı” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca 16. seçim zaferini ilan etme isteğini de dile getirdi ve “Aramıza yeni katılacak dostlarımızla ilerleyeceğiz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan satırlar şu şekilde:

“Her seçim zordur, hayatidir, önemlidir. Ama ülkemizin içinden geçtiği süreç son deprem afetinin yol açtığı kayıplar, bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler 14 Mayıs seçimini farklı bir yere taşımıştır. Karşımızda kurulan derme çatma ittifakın yapısına ve motivasyonuna bakarak da anlayabiliriz. Karşımızda bir ittifak değil, eski Türkiye’de olduğu gibi kavga, ayak oyunu ve pazarlık üzerine kurulu koalisyon yapısı vardır.

İşe 6’lı başlayan artık 8’li mi 10’lu mu olduğu belli olmayan ittifakın yayınladığı bildiri bile ülkeyi nereye getirmek istediklerinin ispatıdır. Bu koalisyonun gündeminde ülkenin ve milletin hiçbir meselesi yoktur. Ne deprem, ne depremzedelerin sızıları ne de deprem yaralarının sarılması ihtiyacı bunların gündeminde yer almıyor. Küresel ve bölgesel krizlerin Türk ekonomisi üzerindeki etkisinin giderilmesine dair teklif, proje yer almıyor. Türkiye’nin 20 yılda kat ettiği gelişmeyi, büyümeyi sürdürmeye yönelik tek bir adım yer almadığı gibi yapılanları yıkmayı vaad ediyorlar.

Milletin sıkıntılarını çözecek, refahını artıracak, hayallerini gerçekleştirecek hiçbir hazırlık, program bunların gündeminde yer almıyor. Birlikte ve beraberliğimize gözünü diken terör örgütlerinin başını ezmek için yürüttüğümüz kararlılık bunların gündeminde yer almıyor.

“Eski Türkiye’yi geri getirme çabası var”

Bunların gündeminde sadece siyasi ihtras var, makam ve mevki paylaşımı var. Ülkenin kaynaklarının nasıl yağmalanacağı var. Birlik ve beraberliğimizi bozma var. Eski Türkiye’yi geri getirme çabası var. Öyle bir kavga ki içinde tehditten rüşvete, hakaretten şantaja aba altından değil alenen sopa göstermekten sürüden ayrılanları linç ettirmeye kadar her türlü rezillik var. Böyle 32 kısım tekmili birden entrikayı ne sinemada ne televizyon dizilerinde ne de romanlarda bulursunuz ama ülke olarak bunların

Bizansvari taht kavgalarını aylarca, günlerce naklen seyrettik, satır satır okuduk, cümle cümle dinledik. Türkiye Türk demokrasisi milletimiz böyle bir hazin tabloyu asla hak etmiyor. Milletimize karşı sorumluluğumuzun temeli olarak bu içi karmaşık, şekli bozuk koalisyonun insafına terk edemeyiz. Cumhuriyetimizin ilk asrındaki kayıpları geride bırakarak hızlandığımız dönemde böyle bir faciaya izin veremeyiz.

Kadınlarımızla ve gençlerimizle paylaştığımız umutların birlikte geliştirdiğimiz vizyonun bir avuç muhteris yüzünden elimizden kayıp gitmesine göz yumamayız. Türkiye’nin ışığını söndürmek, nefesini kesmek, dizlerinin bağını çözmek için ellerini ovuşturarak bekleyenlere zafer çığlıkları attıramayız. Bunun için her seçimde çalıştığımızdan daha çok çalışacağız. Bunun için her seçimde ulaştığımızdan daha çok insana ulaşacağız. Daha fazla gönül kazanacağız. Aksi takdirde ülkenin ve milletin yaşayacağı büyük facianın vebali altında kalırız.

Dün imzalayarak Resmi Gazete’de yayımladığımız seçimlerin yenilenmesi kararının ardından YSK seçim takvimini oluşturmaya başladı. Seçim kampanyamızı 11 ilde büyük yıkıma yol açan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza yönelik hassasiyetle yöneteceğiz. Kırkı çıkmadan genel merkezler önünde aday kutlaması yapanlar gibi kesinlikle olmayacağız. Müzikli mitingi ve klasik kampanya yöntemlerini kullanmayacağız.

İnsanlarımızla yüz yüze hasbihal edecek, yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatacağız. Türkiye için hemen şimdi diyerek 20 yıllık eser ve hizmet altyapımızın üzerine bina edeceğimiz program ve projelerimizi anlatacağız.”

Paylaşın

Seçim Kararı Resmi Gazete’de Yayımlandı; Süreç Nasıl İşleyecek?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kararını imzalamasının ardından karar Resmi Gazete’de yayımlandı. 14 Mayıs’a uzanan seçim süreci başlarken, taslak seçim takvimine göre süreç nasıl ilerleyecek?

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) toplanarak Cumhurbaşkanı kararına dayanarak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi için takvimi belirleyecek ve seçimin başlangıç tarihini duyuracak.

Peki seçim süreci nasıl işleyecek?

Seçimin yenilenmesi kararı ne anlama geliyor?

Anayasa’nın 116. Maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), üye tam sayısının beşte üçünün yani 360’ının çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebiliyor.

Cumhurbaşkanının da seçimlerin yenilenmesi kararı alma hakkı bulunuyor.

Ancak Cumhurbaşkanının seçimi yenilemesi kararı “TBMM’nin feshi” anlamına gelmiyor. O nedenle Meclis, seçim nedeniyle ara verme kararı alana kadar çalışmalarını sürdürebilecek.

Cumhurbaşkanının da seçimlerin yenilenmesini kararı alma hakkı bulunuyor. Bu şekilde yenileme kararı verilmesi halinde genel seçim ile cumhurbaşkanı seçimi birlikte yapılıyor.

Seçim takvimi taslağına göre süreç nasıl?

YSK iki seçim için tek takvim hazırlayacak. Beklenti, Kurul’un seçim takvimini 20 ya da 21 Mart günlerinde başlatması yönünde.

Resmi olmayan taslak takvime göre milletvekili adayı olmak isteyen kamu görevlilerinin tahminen 17 Mart’a kadar istifa etmeleri gerekecek. Bu kapsamda hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, RTÜK üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri gibi çeşitli kamu görevlilerinin istifa etmesi gerekiyor.

Siyasi partilerin en geç 10 Nisan’da milletvekili aday listelerini YSK’ya bildirmeleri ve ardından kurulun partilerin aday listelerini, adaylık koşullarını taşıyıp taşımadıkları konusunda incelemeye başlaması bekleniyor.

YSK’nın seçim çevreleri itibarıyla milletvekili kesin aday listelerini ilan edilmek üzere 19 Nisan civarında il seçim kurullarına ve Resmi Gazete’ye göndermesi de öngörülüyor.

YSK aynı zamanda seçim takvimi süresince izlenecek usul ve yöntemlere ilişkin çeşitli genelgeler de yayınlayacak.

Olası takvime göre siyasi partilerin Cumhurbaşkanı adaylığı için yapacakları başvurunun 25 Mart’a kadar olması öngörülürken ittifak yaparak seçime katılma kararı alan siyasi partilerin genel başkanlarının imzalarını içeren ittifak protokolünün YSK’ya tesliminin de en son 26 Mart’ta olması bekleniyor.

Başvurular yapıldıktan sonra ise önce Cumhurbaşkanı geçici aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve böylelikle olası itiraz süreci başlayacak. Tahmini 2-3 Nisan günlerinde de cumhurbaşkanlığı kesin aday listesinin RG’de yayımlanması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı seçimi nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı seçiminde ilk oylama 14 Mayıs günü düzenlenecek.

İlk oylamada hiçbir aday yüzde 50 artı 1 çoğunluğunu sağlayamazsa bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü yani 28 Mayıs’ta seçmenler bir kez daha sandık başına gidecek.

İkinci turda seçime tüm adaylar değil, sadece ilk oylamada en çok oy alan iki aday katılacak. Oylama sonucu geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.

Oylamalara tek adayla gidilmesi halinde, seçim referandum şeklinde yapılacak. Bu durumda geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.

Milletvekili seçimi nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı seçimiyle aynı gün TBMM’deki 600 sandalye için milletvekili seçimi de yapılacak.

Siyasi partilerin milletvekili çıkarabilmesi için ya tek başına ülke seçim barajını geçmesi ya da bir ittifak içerisinde yer alması ve bu ittifakın toplam oyunun geçerli oylara göre belirlenmiş ülke barajını geçmesi gerekecek. Ülke barajı yeni seçim yasası ile yüzde 10’dan yüzde 7’ye indirilmişti.

Bu nedenle ittifakta yer alan partilerin ayrı ayrı yüzde 7’yi geçmeleri gerekmeyecek. İttifakın aldığı oy toplamı genel baraj olan yüzde 7’yi geçtiğinde ittifak içindeki tüm partiler barajı geçmiş sayılacak.

Bir ittifak barajı geçmesi durumunda ittifakı oluşturan siyasi partilerin milletvekili sayıları, ittifakın aldığı toplam milletvekili sayısının, her partinin aldığı oy oranına göre dağıtılarak hesaplanacak.

Hangi ilden kaç vekil seçilecek?

YSK’nın 31 Aralık 2022 nüfus verileri kapsamında illerin milletvekili sayıları dağılım tablosu 3 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlandı.

Tabloda 600 milletvekilinin il ve seçim bölgelerine göre dağılımları yer aldı. Buna göre Ankara 36, İstanbul 98, İzmir 28 milletvekili çıkaracak.

Ankara 3, Bursa 2, İstanbul 3, İzmir ise 2 seçim bölgesine ayrılacak.

Kocaeli ve Sakarya’nın çıkaracağı milletvekili sayısı birer artarken Tunceli ve Bayburt’un milletvekili sayısı birer azaldı. Kocaeli’nin vekil sayısı 13’ten 14’e, Sakarya’nın 7’den 8’e çıktı. Tunceli ve Bayburt’un çıkaracağı milletvekili sayısı 2’den 1’e düştü.

Diğer iller ve çıkaracakları milletvekili sayıları ise şöyle sıralanıyor:

Adana 15, Adıyaman 5, Afyonkarahisar 6, Ağrı 4, Amasya 3, Antalya 17, Artvin 2, Aydın 8, Balıkesir 9, Bilecik 2, Bingöl 3, Bitlis 3, Bolu 3, Burdur 3, Bursa 20, Çanakkale 4, Çankırı 2, Çorum 4, Denizli 7, Diyarbakır 12, Edirne 4, Elazığ 5, Erzincan 2, Erzurum 6, Eskişehir 6, Gaziantep 14, Giresun 4, Gümüşhane 2, Hakkari 3, Hatay 11, Isparta 4, Mersin 13, Kars 3, Kastamonu 3, Kayseri 10, Kırklareli 3, Kırşehir 2, Konya 15, Kütahya 5, Malatya 6, Manisa 10, Kahramanmaraş 8, Mardin 6, Muğla 7, Muş 3, Nevşehir 3, Niğde 3, Ordu 6, Rize 3, Samsun 9, Siirt 3, Sinop 2, Sivas 5, Tekirdağ 8, Tokat 5, Trabzon 6, Şanlıurfa 14, Uşak 3, Van 8, Yozgat 4, Zonguldak 5, Aksaray 4, Karaman 3, Kırıkkale 3, Batman 5, Şırnak 4, Bartın 2, Ardahan 2, Iğdır 2, Yalova 3, Karabük 3, Kilis 2, Osmaniye 4 ve Düzce 3.

Depremden etkilenen 11 ilde milletvekili sayısı değişecek mi?

YSK, 31 Aralık 2022 tarihindeki nüfus sayımını esas alarak illerin çıkaracağı milletvekili sayılarını ilan etti. O nedenle depremden etkilenen illerde milletvekili sayısı değişmeyecek.

YSK’nın 2 Mart 2023’te ilan ettiği karara göre depremden etkilenen Adana 15, Şanlıurfa 14, Gaziantep 14, Diyarbakır 12, Hatay 11, Kahramanmaraş 8, Malatya 6, Adıyaman 5, Osmaniye 4, Kilis 2 milletvekili çıkaracak.

YSK’nın yürüttüğü çalışmaya göre, rakam ne kadar büyük olursa olsun göç veren illerin de, göç alan illerin de seçimlerde çıkaracağı milletvekili sayılarında bir değişiklik olmayacak.

Depremzedeler nasıl oy kullanacak?

6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yaşayanlar, bulundukları illerden taşınmadılar ise YSK’nın belirleyeceği yerlerde, mevcut seçmen kütüklerine göre bulundukları illerin milletvekili ile cumhurbaşkanını belirlemek için oy kullanabilecek.

Çadır kentlerde ya da konteynerlerde kalan yurttaşlar için YSK’nın gerekli önlemleri almakla yükümlü. Başka illere taşınan yurttaşlar ise seçmen kütüklerini bulundukları illere taşıyabilecek ve oyları bu ilin milletvekili seçimi için geçerli olacak.

Örneğin, Hatay’dan Ankara’ya taşınan bir seçmen, taşındığı ilde oy kullanabilecek ancak oyları Ankara’daki milletvekilliği seçimi için geçerli olacak.

Yeni seçim barajı nasıl uygulanacak, ittifaktaki partiler için seçim barajı nasıl hesaplanacak?

Siyasi partilerin milletvekili çıkarabilmesi için ya tek başına ülke seçim barajını geçmesi ya da bir ittifak içerisinde yer alması ve bu ittifakın toplam oyunun geçerli oylara göre belirlenmiş ülke barajını geçmesi gerekecek.

Geçen yıl yapılan yasal değişiklikle ülke barajı yüzde 7’ye çekildi.

İttifakla seçime girilmesi halinde, ittifakın toplam oylarının yüzde 7’yi geçmesi halinde, ittifak içinde yer alan siyasi partiler de barajı geçmiş sayılacak.

İttifak yapan partilerin milletvekili sayıları nasıl hesaplanacak?

6 Nisan 2022’de yürürlüğe giren seçim yasası değişikliği ile ittifakın barajı geçmesi koşuluyla, her bir siyasi partinin milletvekili sayısı, ittifakın aldığı toplam milletvekili sayısını, her partinin aldığı oy oranına göre dağıtılarak hesaplanacak.

Bu sistem, ittifak içinde yer alan oy oranı düşük siyasi partilerin daha az milletvekili çıkarması sonucunu doğurabilir.

2018 seçimlerinde ise ittifaka giren partilerin milletvekili sayısı, ittifakın toplam oyunun, partilerin bir seçim çevresinde aldığı oylara bölünmesiyle hesaplanıyordu.

Paylaşın

Türkiye, 14 Mayıs’ta Sandık Başına Gidiyor

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasına ilişkin kararı canlı yayında imzaladı. Karar, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasanın 116. Maddesinin kendisine verdiği yetkiye göre 18 Haziran’da yapılması gereken seçimlerin 14 Mayıs’ta yenilenmesi kararı aldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olduğunu da ilan etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Anayasamızın 116’ncı maddesinin verdiği yetkiyle, 18 Haziran 2023’te yapılması gereken seçimlerin 14 Mayıs’ta yenilenmesi kararını imzalamış bulunuyorum. Yarınki Resmi Gazete’de yayımlanacak bu kararın ardından, YSK iki aylık seçim takvimini başlatacaktır. Milletimiz 14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı ve mİlletvekillerini seçmek üzere sandık başına gidecektir.

Kararı yılbaşından önce paylaşmıştık. Bizi seçim tarihini öne çekme kararını alma sebeplerinden bazıları şunlardır; 18 Haziran üniversite sınav takvimiyle çakışan bir tarihti. Bu tarih yurtiçinde ve yurtdışında yüzbinlerce vatandaşımızın Hac farizasını ifa etmek için mübarek topraklara gittiği bir döneme denk geliyordu.

İlk ve orta dereceli okullar tatile girmesi sebebiyle milyonlarca vatandaşımız tatile ve memleketlerine gitmek için yola çıkacaktı. Alternatif olarak da 14 Mayıs’ı teklif ettik. Demokrasi geçmişimiz bakımından anlamlı bir yıldönümüne tekabül eden bir tarihin hüsnü kabul gördüğünü biliyoruz.

Ama 6 Şubat’taki deprem seçim tarihini gündemimizden çıkarmıştı. Yıkım alanının büyüklüğü işlerimizi hayli güçleştirmiş olsa da insanlarımızın yardımına koştuk. Geniş bir çevrede hissedilen depremde 47 binin üzerinde insanımız vefat etti. 115 binden fazla insanımız da yaralı olarak kurtarıldı. Amacımız bir yıl içinde 244 bin konut ve 75 bin köy evinden oluşan 319 bin haneyi tamamlayarak, hemen hak sahiplerine teslim etmektir.

Deprem konutlarını etap etap tamamlayarak 3,5 milyon insanımıza yeni, güvenli, huzurlu hayat alanları oluşturana kadar çalışmakta kararlıyız. Deprem etkilerinin üstesinden gelerek, bölgeyi, ülkemizi normalleştirmenin yolu, güçlü siyasi iradece alınacak kararların dirayetle uygulanmasından geçiyor.

Biz tüm gayretimizi depremin yaralarını sarmaya vermişken seçim takvimi de işlemeyi sürdürüyordu. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yıkımın yaralarını saracak bir program uygulamamız gerekiyor. Siyasi gerilim ve belirsizlikler deprem yaralarının sarılmasına yönelik çalışmaların aksamasına yol açıyor.

Son bir haftada yaşananlar bu tehdidin ne kadar büyük olduğunu göstermeye yeter.  Ülkenin bir bölümü can kayıplarıyla feryat ederken bir kesimin siyasi hesapları uğruna sergilediği aymazlığın faturasını milletin sırtına yükleyemeyiz. Türkiye’nin vakit kaybına ve dikkat dağınıklığına tahammülü yok. Türkiye, 6 Şubat depremlerinin yol açtığı yıkıntıları kaldırmadan, ekonomik, sosyal ve psikolojik kayıplarını telafi etmeden geleceğine güvenle bakamaz.

“Seçim gündemi geride bırakılmalı”

Üretimi ve istihdamı yükseltmek için ülkemizin seçim gündemini geride bırakması şarttır. Bu nedenle 14 Mayıs’ta seçimlerin yenilenmesi kararımızı uygulamaya geçiriyoruz. Biraz önce imzaladığımız kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla YSK seçim takvimini hazırlayıp ilan edecek.

Olayın ne kadar hızla devam ettiğini özellikle hatırlatmak istiyorum. Bİzim gündemimiz yne depremzede vatandaşlarımızın yaralarının sarılmasından oluşacak. Ana muhalefetin bazı temsilcilerinin garip garip konuşmalarını dinliyorum. Bizim bölgeye ne zaman gittiğimizden haberleri yok.

İkinci gün deprem bölgesine ulaştım. Bir turu böyle tamamladıktan sonra ardından Devlet Bey ile buraları dolaşmaya başladık. Sayın Destici ile de dolaştık. Biz yaralıyız, dertliyiz; hanımefendi konuşuyor. Hatay milletvekiliymiş… Biz Cumhurbaşkanı olarak 11 ilde aynı hassasiyetle çalışmalarımızı sürdürdük.

Depremzede bir vatandaşla görüştüğümde telefonda şöyle söyledi: ‘Cumhurbaşkanım bizim hiçbir sıkıntımız yok. Her şey yok. Ben çadırda kalıyorum. Çadırda kalmama rağmen halimden memnunum. Konteyner gelirse daha iyi olurum. Ama şikayetçi değilim.’ İşte bu da milletin evladı. Bir ona bakıyorum bir de Meclis’e milletvekili olarak gelmiş hanıma bakıyorum. Biz dertliyiz, bizim derdimiz var. Ama bunların yok. Bugün İskenderun’da enkazlar olduğu gibi Hatay’ın diğer ilçelerinde hele hele Antakya’da enkazın en büyüğü var. Belki bundan da haberi yok. Çünkü gittiği yerler belledir.

Yeni kararı duyurdu

AK Parti’den milletvekili adayı olmak isteyenlerle ilgili aldığımız bir kararı paylaşmak istiyorum. Partimize adaylık başvurusu yapacak herkes önce, ilgili birimimizce belirlenecek asgari tutarı AFAD’ın deprem yardım hesaplarına bağış olarak yatıracaktır. Katkıda bulunacak her arkadaşa şimdiden teşekkür ediyorum. Diğer partilere de örnek olmasını bekliyorum.  Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak bizimle yarışacak ve TBMM’de temsil için mücadele edecek herkesten bu samimi çağrımıza destek bekliyoruz.

Cumhur İttifakı olarak hazırladığımız bütün müzikleri yasaklıyoruz. Müziksiz bir kampanya olacak. Yüz yüze görüşmelerle ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı vatandaşlarımıza anlatacağız.”

Paylaşın

Kaftancıoğlu Hakkında 4 Yıl 8 Aya Kadar Hapsi Talebi

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı. Hazırlanan iddianame, asliye ceza mahkemesine gönderildi. Mahkeme iddianameyi kabul ettiği takdirde duruşma tarihi verilecek ve Kaftancıoğlu hakim karşısına çıkacak.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik “Demokrasi yoluyla bir diktatörü bu ülkeden göndereceğiz” sözleri hakkındaki soruşturma tamamlandı.

“Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan 4 yıl 8 aya kadar hapsi istenen Kaftancıoğlu, sosyal medya hesabından, “Yine ne yapmışım? Yaptıklarımız yapacaklarımızın garantisidir ve sizler ne yaparsanız yapın gideceksiniz” açıklaması yaptı.

Kaftancıoğlu 12 Ağustos 2022’de, partisinin 81 il gençlik kolları başkanlarıyla İstanbul Planlama Ajansı’nın Florya’daki merkezinde bir araya gelmişti. Kaftancıoğlu burada yaptığı konuşmada, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Partimize, partimizin ilkelerine, gençliğinize, kendinize ve sizlerin hayallerini hedefleri hâline getiren genel başkanımıza, genel başkanımızın sizlere sunduğu imkanlar ve sizin genel başkanımıza, partimize oluşturduğunuz ve artırdığınız enerjiye güvenerek belki de dünya tarihinde bir ilki başaracağız. Demokrasi yoluyla bir diktatörü bu ülkeden göndereceğiz.”

Soruşturma tamamlandı

Bu açıklamanın ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları, Kaftancıoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak cezalandırılmasını talep etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Kaftancıoğlu’nun ifadelerinin “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu oluşturduğu savunuldu.

Kaftancıoğlu’nun sözleriyle eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamını aştığı aktarılan iddianamede, söz konusu ifadelerin “Cumhurbaşkanı’nın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen nitelikte olduğu” öne sürüldü. Kaftancıoğlu’nun konuşmasını kamuya açık bir alanda gerçekleştirmesi nedeniyle aleniyet unsurunun gerçekleştiğine de vurgu yapıldı. İddianamede, “Kaftancıoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik alenen hakaret suçunu işlediğinin anlaşıldı” denildi. Kaftancıoğlu’nun, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapsi istendi.

Dosya, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 7. Asliye ceza mahkemesine gönderildi. İddianameyi inceleyen mahkeme, olayın Bakırköy Adliyesi’nin görev bölgesinde kaldığını tespit etti. Mahkeme, yetkisizlik kararıyla dosyayı Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderecek. Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul ederse davanın görüleceği tarihi belirleyecek.

Kaftancıoğlu, hakkında düzenlenen iddianame hakkında ilk değerlendirmeyi sosyal medya hesabından yaptı. Kaftancıoğlu, “Yine ne yapmışım? Yaptıklarımız yapacaklarımızın garantisidir ve sizler ne yaparsanız yapın gideceksiniz” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

Erdoğan Duyurdu: Depremlerde Can Kaybı 46 Bin 104’e Yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerde can kaybının 46 bin 104’e yükseldiğini söyledi.

Haber Merkezi / Ağır hasarlı bina sayısının 230 bin olduğunu açıklayan Erdoğan, konteyner sayısının artırılabileceğini bildirdi. Erdoğan, ağır hasar yerlerde esnaf ve sanatkarlara 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine’nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi verileceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybına, yıkıma, acıya yol açan 6 Şubat depremleri ve sonrasındaki artçı sarsıntılar sebebiyle milletimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. 46 bin 104 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

6 Şubat saat 04.17’de yaşadığımız ilk deprem anından itibaren devlet ve millet olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bakanlık, kurum ve kuruluşlarımızın tamamı arama kurtarma, yardım, destek kapasitelerini bölgeye yönlendirdik.

Yaklaşık 9 saat sonra ikinci deprem felaketin sonuçlarını daha da ağırlaştırdı. 11 ilimizdeki 62 ilçe ve 10 bin 190 köyümüzde yıkıma yol açtı. Depremin ülkemizde ve bölgede ağır kış şartlarında yaşanması işleri daha da güçleştirildi.

Şehirlerdeki kamu personeli ile acil müdahale ekipleri süratle toparlanarak milletimizin yardımına koştular. AFAD’ın koordinasyonunda 81 vilayetin tamamındaki kamu gücünü saatler içinde harekete geçirdik.

Bakanlarımız sabah 09.00’dan itibaren deprem sahasında koordinasyonu üstlendiler. Her şehrimize en az 1 bakanımızı daimi olarak görevlendirdik. Tüm bakanlarımız kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili eksiklikleri tespit edip, milletimizin acılarını paylaştılar.

Tüm birimlerimizi ülkemizin dört bir yanından görevlendirdiğimiz mülki idare personeli ile t akviye ettik. Milletvekillerimizi deprem bölgesi illerinde görevlendirerek depremzedelerimizin yanında olmalarını sağladık. Askerimiz depremden dakikalar sonra harekete geçerek üzerine düşen görevi bihakkın yerine getirdi, getirmeye devam ediyor.

Polisimiz ve jandarmamız arama kurtarmaya destekleri, hayati rolleriyle adeta destan yazdılar. Sağlık personelimiz kimi yerlerdeki zarar gören hastanelerimize rağmen yaralı olarak kurtarılan insanlarımıza şifa için insanüstü gayretle çalıştı, çabaladık.

Belediyelerimiz, personeli, araç gereçleriyle deprem şehirlerine koştu. Madencilerimiz, ormancılarımızı, DSİ ekiplerimizi, Karayolları ekiplerimizi arama kurtarma çalışmalarına katılmak için hemen bölgeye gönderdik.

Gerekli eğitime ve donanıma sahip tüm sivil arama kurtarma potansiyelimizi değerlendirdik. Uluslararası yardım çağrımıza cevap veren NATO ve AB dahil profesyonel arama kurtarma ekiplerini hızla sahaya dağıttık. 35 bin kişiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş arama kurtarma gücünü bir araya getirdik.

Yıkım öylesine çok, yıkım alanı öylesine büyük, iklim ve saha şartları öylesine zorluydu ki yine de çalışmanın ilk anlarında arzu ettiğimiz hıza ve etkinliğe ulaşamadık. Kapanan yolları süratle açarak, altyapıyı kullanılabilir hale getirerek, kamu ve özel sektördeki tüm araç ve insan gücünü devreye alarak kısa sürede düzeni sağladık.

İdeal bir arama kurtarma ekibinin 80 kişiden en az da 20 kişiden oluşması gerekiyor. Asgari personel sayısı ile bile 1750 binaya aynı anda müdahale imkanı vardı. Arama kurtarma yapılması gereken bina sayısı ise bırakın ekip sayısını, toplam arama kurtarma personeli sayısı kadardı.

Ekiplerimiz yıkıntılar altındaki son canlı insanımızı çıkarabilmek için günlerce durup dinlenmeden çalıştı, çabaladı. Sonuçta dünyada örneği olmayan şekilde neredeyse depremin 10. gününde arama kurtarma çalışmalarının çoğunu tamamlamayı başardık.

Yıkıntıların altından çıkan her canlı insanımızla 85 milyon sevinç gözyaşlarına boğulduk. Hayatını kaybeden her bir insanımızla yüreklerimiz dağlandı. Bugün depremin 4. haftasını geride bırakırken, yaşadığımız afetin büyüklüğünü daha iyi görüyor, kayıplarımızın acısını daha derinden hissediyoruz.

Depremin yol açtığı geniş yıkım, geride kalan insanlarımızın hayatını da fevkalade zorlaştırdı. 11 ilimizde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 230 bini, bağımsız bölüm sayısı 645 bini buluyor.

Evi hasarsız, az hasarlı olan vatandaşlarımızın bir kısmı da artçı sarsıntılar sebebiyle yaşadıkları kaygıyla evlerine giremiyor. 3 milyon 320 bin insanımız tahliye edilerek diğer illerimize gitti. 800 bin insanımız ise şehirlerden ayrılarak köylerine sığındı.

1,5 milyon aşkın insanımız çadırlarda, 53 bin insanımız konteynerlerde, 153 bin insanımız Milli Eğitim kurumları başta olmak üzere kamu tesislerinde hayatını sürdürüyor.

Otellerde 137 bine yakın depremzedeyi misafir ediyoruz. Kamu ve sivil yardım kuruluşlarımız 5 milyon 800 bin insanımıza her gün hizmet veriyor. Diğer şehirlere giden insanlarımızın bir an önce evlerine geri dönmek istediklerini bildiğimiz için konteyner şehirlerin kurulmasına hız verdik.

Bu da biraz vakit alıyor. Amacımız 2 ayda 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi bu alanlara taşımaktır. Gerekirse sayıyı daha da artırabiliriz. Üretimi ve yurt dışından gelen hibeleri bu doğrultuda seferber ettik.

Barınma sorunu yanında şehirlerimizin günlük hayatlarının ayrılmaz parçası olan ticari faaliyetlerin ayağa kaldırılmasına önem veriyoruz Fabrikalarımız üretime başladı. Kullanılamaz hale gelen iş yerleri için mobil çözümler geliştiriyoruz. 6 bin geçici ticarethaneyi esnafımızın hizmetine verdik.

3 bin konteynerde oluşan çarşılar kuruyoruz. Bölgenin ayağa kaldırılmasında sanayi tesisleri, fabrikalar, işletmeler için gereken tüm destekleri sağlayacağız. Şehirlerimizi inşa ve ihya çalışmalarımızı, sanayi siteleri, ticaret merkezleri ile planlıyoruz.

Deprem bölgesindeki işletmelerin KOSGEB’e olan 2023 borçlarını, felakette hayatını kaybeden işletmecilerimizin ise tüm borçlarını siliyoruz.

Kalkınma ajanslarımızın tüm kaynaklarını afet bölgesi şehirlerine aktararak projelerin finansmanındaki devlet katkısını en üst seviyeye çıkartıyoruz. Bireysel ve KOBİ kredilerindeki ertelemelerin yanında 250 milyar liralık kredi paketine 100 milyar lira daha ilave ettik.

Depremde ağır hasar olan yerlerde esnaf ve sanatkarlarımıza 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine’nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi veriyoruz.

Bölgeye sağladığımız istihdamı, ihtiyaç sahibi ailelere öncelik vererek 50 bin kişiye çıkartıyoruz. Çocuklarımızın eğitiminin aksamaması için de gayret gösteriyoruz. Çadır ve konteynerlerde kurduğumuz eğitim yuvalarında evlatlarımızı yeniden okula hazırlıyoruz.

İllerin ve okul binaların durumlarına göre ilk ve orta dereceli eğitim kurumlarımızı açtık. 3 ilimizde 1 Mart’ta başlayan eğitim öğretim 3 ilimizde 13 Mart’ta, 4 ilimizde 27 Mart’ta devreye girecek.

8 bin personelimiz psiko-sosyal destek için sahada görev yapıyor. Mobil sağlık merkezlerinde eksiksiz hizmet sunmanın gayreti içerisindeyiz.

Çiftçilerimize destek ödemeleri, yem ve gübre katkısına kadar her türlü kolaylığı gösteriyoruz. İnsanlarımızın diğer ihtiyaçlarını da ihmal etmiyoruz. 1 milyon 61 binden fazla depremzedeye hane başına 10 bin lira acil yardım ödemesi yaptık.

Evleri kullanılamaz hale gelenlere hane başı 10 biner lira taşınma yardımı ödemesine başladık. Kiraya çıkan depremzedelere 3-5 bin lira arasında destek veriyoruz.

Yakınları vefat eden depremzedelerimize 100’er bin lira ödüyoruz. Bu insanlarımızın barınmadan gıda ve giyime kadar tüm ihtiyaçlarının elbirliği ile karşılandığı dünyaya örnek olacak bir dayanışma görüyoruz.

“488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz”

Devletimizin gücü ve milletimizin alicenaplığı öylesine büyüktü ki kötü emsaller birer teferruat olarak kaldı. Barınma ve gıda sorunlarını çözdüğümüz, enkaz kaldırma çalışmalarına hızla devam ettiğimiz bir yere geldik.

Hızla enkazını kaldırmamız gereken 50 bin bina var. Bir yandan da insanlarımızı yeni evlerine taşımak istiyoruz. En önemli gündemimiz insanlarımızı bir an evvel güven ve huzurla yaşayacakları yeni evlerine kavuşturmaktır. Önümüzdeki iki ay içinde 244 bin konutun inşasına başlamaktır.

Bunlardan 22 binin inşasına geçilmiştir. 405 bini konut ve 83 bini köy evi olmak üzere toplamda 488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.

Bu sayıya yaklaşık 40 bin binada 164 bin orta hasarlı bağımsız bölümü ekleyecek çalışmayı da başlatıyoruz. Kamu binalarını öncelik sırasına göre TOKİ eliyle yapacağız.

Yeni yerleşim yerlerini 3 veya 4 katı geçmeyecek şekilde yerel mimariyle altyapısı, okul ve sağlık merkezi, canmi, çarşısıyla, parkıyla başlı başına yaşam alanı olarak tasarlıyoruz.

Hak sahiplerine konutlarını 1 yıl içinde teslim etmeyi planlıyoruz. Bugüne kadar 1 milyon 180 bin insanımızı ev sahibi yapan TOKİ teknik yeterliliği, uygulama kabiliyeti ile depremden alnının akıyla çıktı.

Depremde yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırma sürecini TOKİ vasıtasıyla yaparak en iyi şekilde değerlendireceğiz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı geri getiremeyiz. Ama bunun dışındaki tüm yıkımları, zararları, kayıpları, telafi etme kararlılığına sahibiz.

Deprem bölgesindeki şehirlerimizde hayat normale dönmeden bize durmak, dinlenmek haramdır.

Hükümet olarak bugüne kadar ülkemizi depreme ve diğer afetlere hazırlamak için kapsamlı çalışmalar yaptık. Sel, yangın, heyelan, kuraklık gibi tabiat olayları ile çevremizdeki siyasi ve sosyal krizlerin ülkemizde muhtemel etkilerine karşı alacağımız tedbirleri detaylıca planlıyoruz.

“Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik”

Van, Elazığ Malatya, İzmir depremleri, Antalya, Muğla yangınları, Kastamonu, Giresin, Bartın sel afetlerinde hükümetimiz başarılı sınavlar verdi.

Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik. Kentsel dönüşüm projeleri de biriydi. 6 Şubat’ta bir kez gördük ki felaketler bizim hazırlıklarımızı beklemiyor.

Tek başına kentsel dönüşüm projelerinde yaşadığımız sıkıntılar bile afetlerle mücadelede yeni anlayışı ve yöntemi hayata geçirmemizin şart olduğunu gösteriyor.

Kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce tamamlanması için adeta yalvardık. Bu konunun siyasetin malzemesi olamayacak kadar hayati öneme sahip olduğunu, kaybedilen her anın göz göre göre gelen yıkımlara biraz daha yaklaştırdığını söyledik.

Türkiye’nin kontrolsüz köyden kente göç akımı, sağlıksız yapılaşmaya yol açmaya kalmamış, şehirlerimizin merkezlerini de felç etmiştir. Kalitesiz yapı stoğumuz en büyük baş ağrımıza dönmüştür.

Kentsel dönüşüm projeleriyle bu güne kadar yenilediğimiz 3,3 milyon konut elbette önemlidir. 15 yıldır kentsel dönüşüm dedik, başta ana muhalefet olmak üzere yavru muhalefet ‘Biz kentsel dönüşüme karşıyız’ dediler. Bununla ilgili çeşitli mitingler yaptılar. Vatandaşı topladılar. Şimdi de o vatandaş önümüzü kesiyor ‘Ne olur bizim de binalarımızı yıkın’ diyor.

Eğer o zaman bizim bu talebimize uysaydınız bugün binalar bitmiş olacaktı. Benim oturduğum yer, Üsküdar Burhaniye. Yalvardım ama kabul ettiremedim. Şimdi o çeverede dört dörtlük binalar yapıldı. Zemin artı üç, adeta caddeleri, ağaçlandırılması, yeşil peyzajıyla farklı bir görüntü ortaya koydu.

Bu hafta Vahdettin Köşkü’ne giderken vatandaş önümüzü kesti; ne olur başlayın diye. Bak sonra vaz geçmeyin! Arkadaşlarımıza talimatı verdik, tamam dediler. İnşallah buraya da başlayacağız. Yani zaman su gibi akıp gidiyor.

Öbür tarafta Bay Bay Kemal gidiyor, mitingler yapıyor ‘Sakın ha, buradan denize nazır evler yapılacakmış’ diyor. Tabii ki denize nazır evler de yapılacak, kendimize yapmıyoruz ki, burada oturan vatandaşımıza yapacağız.

Ne olur imara aykırı olan evlerden kurtulun, size yakışan evleri bir an önce yapalım diyoruz. Şu anda halen 81 ilimizde 250 bin konutun yenilenmesi, ayrıca TOKİ’ni sosyal projelerinde ilave 250 bin sosyal konutun inşası sürüyor.

Yıllarca önümüzü kestiler. Fikirtepe, bir kısmı Kadıköy bir kısmı Üsküdar’da. Şimdi yapılıyor. Önümüz kesilmemiş olsaydı oralar da bitmiş olacaktı. Son depremlerde yıkılan binaların yüzde 98’inin 2000 yılı öncesi inşaatlar olması, son yıllarda özel sektörün bu alanda mesafe kat ettiğine işaret ediyor.

Kimi muhalefet partilerin kimi belediye ve sivil toplum kuruluşu görünümlü ideolojik yapıların, kimi tahrikleri kapılan vatandaşımızın kurbanı kentsel dönüşümdeki kayıplar bizi büyük tehditle karşı karşıya bıraktı.

Süreci geliştirmenin vebali ağırdır. Bir kez daha vatandaşlarıma 6 Şubat acılarını bir daha yaşamak için eski ve eksikli binalarını bir kez daha kentsel dönüşüme sunmalarını rica ediyorum.

İzmir’in Karabağlar semti. Karabağlar’ın süratle kentsel dönüşüm ve değişime ihtiyacı var. Hadi bakalım İzmir’in belediyesi zatı şahanelerinde. Karabağları değiştirin, dönüştürün, bir adım atın.

Oranın aynı zamanda milletvekilisin. Şu anda ana muhalefet olarak baştasın. Hadi bakalım büyükşehir belediye başkanına söyle, ne yaparsa yapsın görelim, biz de alkışlayalım. Yapamazsınız, sizin öyle bir derdiniz yok. Aşkınız yok. Aynı şey Ankara için geçerli. Hadi atın adımları. İstanbul’da KİPTAŞ’ın kurucusu benim. Şimdi KİPTAŞ onlarda, yapın bir şey yahu, yok yapamazlar. Eğer derdiniz yoksa hiçbir şey yapamazsınız.

Kentsel dönüşüm projelerini hızlandırmak için subvansiyonlu finans yöntemini de önümüzdeki günlerde hayata geçiriyoruz. İstanbul’da Dolmabahçe’de 110 bilim insanımız ve uzmanımızla yaptığımız toplantıda bu hususları enine boyuna değerlendirdik.

Tüm ilim adamlarıyla bunu değerlendirdik. Yaptığımız görüşmeleri hepsini kayda aldık. Bu vesile ile Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli toplantısına katkı veren tüm bilim insanlarımıza ve uzmanlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Dolmabahçe’deki Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli toplantısında her tespiti ve teklifi dikkatle ele alarak çalışmalarımızı devam edeceğiz. Afet yönetimin kurumsal yapısının güçlendirilmesine kadar şimdiden hazırlıklara başladık.

Sadece şehirlerimizi değil toplumumuzu da dirençli hale getirmek istiyoruz. Ülkemizde topyekün anlayış birliği, denetleme kararlılığı sağlamamızla mümkündür. Yeni dönemde bunu mutlaka başaracağız.

Deprem bölgelerimizin yeniden inşa ve ihyasını planlarken maddi telafi ile birlikte ruhlarımızda açılan yaralarımızın telafisini, manevi gücümüzü tamir etmeye önem veriyoruz.

Şimdi elhamdülillah kişi başına milli gelirde 10 bin doları aştık. Nereden nereye? Bu istikrar ve güvenle oldu. Bu yeter mi hayır? Bu da yetmez. Bizim bunu 15-20 buralara çıkarmamız gerekiyor.

Bunu istikrar ve güven ikliminden aldığımız güçle yapacağız. 20 yılda asırlık eksiklerini tamamladığımız sağlam altyapı, bölgesel ve küresel düzeyde pek çok avantaja sahibiz.

Böyle bir Türkiye depremin yol açtığı sıkıntıları kısa sürede aşmakla kalmayacaktır. Daha büyük bir atılımın vesilesi haline getirebiliriz. Şehirlerimizi yeniden kurarken sadece beton ve demir yığınlarından oluşan binalar yapmayacak, maziden atiye köprülerle onlara ruh verecek, anlam katacak kimlikler de kazandıracağız.

“Ara dönem artık geride kaldı”

Bazı hastanelerimizde sismik izolatörler var. Bunu kamu binalarımızda özellikle hastanelerimizde, okullarımızda yaygınlaştırmamız lazım. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakan ecdadın, deprem yıkıntıları altında hayatını kaybeden insanlarımızın emanetine ancak bu şekilde sahip çıkacağımıza inanıyorum.

Küllerinden ayağa kalkan bir milletiz. Son 70 yılda siyasi, ekonomik, sosyal şartların getirdiği bir fetret dönemi yaşadık. Ara dönem artık geride kaldı. Depremde yıkılanla birlikte tüm şehirlerimizi maddi unsur ve altyapısıyla değil medeniyet ve kültür değerleriyle bir bütün olarak ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur.

İşte Hatay, Antakya. Orası tamamen kültürler coğrafyası. Müslüman, Musevi, Hristiyan var. Hepsi bir arada. İbadethaneleri bir arada. Bu zenginliği yeni yerleşim yerlerimizde de yaşatacağız.

İnsanımızın kimliğini biçimlendiren hiçbir maddi ve manevi kültür varlığımızı ihmal etmeyeceğiz. Yeni yerleşim yerlerini kültür merkezi, müze, camileriyle tüm donanımlarıyla medeniyet tasarruvumuzu hayatın her alanında kuracağız.

Fay hatlarına, dere yataklarına, heyelan bölgelerine bina yapıldığı dönem artık bitmiştir. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen kurumlardan hesap soracağız.

Türkiye’nin ‘asrın felaketi’ olarak tanımlanan bu afetin yaralarını sarması için güçlü bir yönetime ve siyasi iradeye ihtiyacı vardır. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir felaketin üstesinden gelmek, devletimizle birlikte vatandaşımızın bekasını güvence altına almak, şehirlerimizi ve toplumumuzu afetlere karşı dirençli hale getirmek siyasi istikrarla mümkündür.

Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralalarını sarmaktır. Seçim süreci beraberinde getirdiği yıpratıcı siyasi gerilimler ve gündemi kilitlemesi sebebiyle ister istemez bu çabaları gölgeleme riski taşıyor.

Bunun için de gündem sapmasına yol açacak seçim sürecinin bir an önce geride bırakılması, ülkenin seçim gerilimi ve tartışmalarından hızla çıkması şarttır. Seçimlerin 14 Mayıs tarihinde yapılmasının bize bu imkanı vereceğine inanıyoruz. Bizim seçim sürecindeki gündemimiz yine deprem olacaktır. Maddi ve manevi kayıpların telafisi olacaktır.

Siyasi çekişme, polemiklerle, kavgalarla örülü seçim kampanyası yapmayı içimize sindiremeyiz. Depremin ilk gününden itibaren asla siyasi tartışmaya girmedik. Söylenenleri not etmekle belirtmekle yetindik. Yalan ve iftiralarla çalışmaları tehlikeye atanlarla, rahat koltuklarında ahkam kesenleri, insanımız can derdinde iken mal bölüşümü derdine düşenleri, kısacası gördüğümüz duyduğumuz her şeyi not ettik.

Depremzedelerin yaralarını sarıp, yüzlerini güldürene kadar bu notları tutmayı sürdüreceğiz. Normal günlere dönünce herkese hak ettiği cevabı verecek, hak ettiği muameleye tabi tutacağız. Başka bir gündemle, başka bir tartışmayla meşgul olmayacağız. Türkiye’nin böyle bir vakit kaybına, enerji israfına tahammülü yoktur.

Türkiye için hemen şimdi diyoruz. Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye, Kilis için hemen şimdi diyoruz. Adana için, Şanlıurfa için hemen şimdi diyoruz. Diyarbakır, Elazığ için hemen şimdi diyoruz.

“10 Mart’ta seçim kararı alacağız”

İnşallah 10 Mart cuma günü anayasanın bize verdiği yetkiye dayanarak alacağımız seçim kararının ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla süreci başlatıyoruz. 11 Mart itibariyle seçim takvimi ile hususlar YSK’nın yetki alanına girmektedir.

Bu süreçte başka ile taşınan, yurt ve misafirhanede konaklayan, çocuğun kaydını başka ile alan, sağlık nedeni ile başka ile giden, seçmen kütüğünü yaşadığı yere nakleden hangi sebeple olursa olsun 6 Şubat felaketinden sonra ikametgahını, seçmen kaydını değiştiren depremzedelerimziin kendilerine sağlayan hak ve imkanlarından mahrum kalmamalarını sağlayacak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini yayınlıyoruz.

Milletimizin ve tüm İslam aleminin bu gece idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi Leyle-i Berat’ını tebrik ediyorum. Mubarek gecenin ülkemize, milletimize tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Altılı Masa” Yorumu: Oturdular, Konuştular, Dağıldılar

Altılı Masa’da gelinen duruma dair ilk değerlendirmesini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Bunun böyle olacağını bundan aylar önce söylemiştik. Oturdular, konuştular, dağılırlar demiştim” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasının devamında “AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak onlar ne der ne yapar, nasıl adım atar, böyle bir durumumuz yok” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kısıklı’daki konutundan Vahdettin Köşkü’ne giderken gazetecilerin sorularına yanıtladı. Altılı Masa konusunda değerlendirmede bulunan Erdoğan, çok uzun bir aradan sonra ilk kez aracının yanına gazetecilerin giderek kendisine mikrofon tutmasına izin verdi.

Erdoğan açıklamasında “Yere dökülen taşları toplamak gibi bir derdimiz yok. Çünkü biz bunun böyle olacağını hatırlayın bundan aylarca önce söylemiştik. İranlıların o meşhur atasözüyle, ‘Oturdular, konuştular ve dağıldırlar’ demiştik. Öyle oldu mu şu anda? oldu. Bakın biz can derdindeyiz, bunlar mal derdinde.

Bu dağılmanın olduğu anda biz neredeydik? Dolmabahçe’de biz 110 kadar ilim adamıyla, partimizin yetkili bu konudaki bakanlarıyla, toplantı halindeydik. Çünkü biz can derdindeyiz. Türkiye’de bir deprem olayı var. Felaketlerin felaketi bir durum var” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında ayrıca kendilerinin Cumhur ittifakı olarak yol haritaları üzerinde yollarına devam edeceklerini de söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Ak Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak onlar ne der, ne yapar nasıl adım atar böyle bir durumumuz yok. Biz zaten Cumhur İttifakı olarak hedefimizi belirledik, yolumuzu belirledik ve şu anda bütün çalışmalarımızı da bunun üzerine yapıyoruz. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar biz, planımız üzerinden yol haritamız üzerinden çalışmalara devam ediyoruz” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Altılı Masa’da cumhurbaşkanı adaylığında yaşanan uzlaşmazlığın ardından İYİ Parti masadan kalktı. Meral Akşener yaptığı açıklamada “İYİ Parti kıskaca alındı, tercihe zorlandı. Ölüm ile sıtma arasında bırakıldı. Karşımıza kim dikilirse dikilsin, bizim itirazımız dün de aynıydı bugün de aynı” dedi.

Akşener, adaylık konusunda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerinde yoğunlaştıklarını söyledi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Seçim Tarihi Mesajı: Millet İnşallah 14 Mayıs’ta Gereğini Yapacak

Partisinin grup toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorulması gereken hesapları adli, idari, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur. Şunu iyi bilin ki bu millet inşallah 14 Mayıs’ta gereğini yapacak.” dedi.

Konuşmasında muhalefete depremi “suistimal etme” suçlaması yönelten Erdoğan, “Onlar deprem bölgesine gidip sadece konuşacak, sadece poz verip dönecek, sadece kameralar önünde yaşanan acıların istismarını yapacak. Çünkü bunların sırtında ülkenin yükü, milletin sorumluluğu, insanların vebali yok” ifadelerini kullandı.

Muhalefete “Ey muhalefet!” diye seslenen Erdoğan, altılı masaya deprem gündemini hiçe sayarak “bakanlık paylaşımı ve koalisyon hesapları” yapma suçlaması yöneltti.

Hükümetin “tek gündeminin deprem” olduğunun altını çizen Erdoğan, “11 ili vuran deprem milletimize büyük acı yaşattı. Sorulması gereken hesapları da adli, idari, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur” dedi.

Depremin izlerini kısa sürede silmek istediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı, deprem bölgesinde arama kurtarma çalışmalarının ardından başladıkları enkaz kaldırma faaliyetlerinin sürdüğünü ve yeniden inşa sürecine ivme kazandıracaklarını vurguladı.

Halihazırda kamu bankalarının bölgeye 80 milyar lira destekte bulunduğunu aktaran Erdoğan, “Hiçbir şekilde yatay mimariden taviz vermeyeceğiz. Yıkılan yerlerin yeminleri sıkıntılıysa, oralarda asla yapılaşma olmayacak” açıklamasını yaptı.

Deprem bölgesindeki yıkık, yıkılacak ve hasarlı binaların geçmişe dönük tüm borçlarını sildiklerini kaydeden Erdoğan, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya illerinin tamamında ve Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde elektrik ve doğalgaz faturalarını 3 az süreyle ertelediklerini söyledi.

Eldeki verilere göre, 203 bin 958 binanın yıkık veya ağır hasarlı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, bu yapıların yüzde 98’inin 2000 yılı öncesinde yapıldığını sözlerine ekledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Ülke olarak her ne kadar birileri kabul etmese de asrın felaketi diye nitelenen 7.7 ve 7.6 ve sonrasında gelen büyüklüğü 6.6’ya kadar çıkan 11 bin 400 sarsıntı yaşadık. Bölgede 62 ilçede ve 10 bin 190 köyde çok ciddi yıkımlara neden olan depremleri yaşamaya devam ediyoruz. Büyüklükleri 4’ün, 5’in üzerine çıkabilen tedirginlik sürüyor. Sürecin normal olmadığını tüm bilim insanları söylüyor. Türkiye bir çeşit deprem fırtınasına tutulmuş durumdadır.

Depremleri engelleyebilmemiz mümkün değildir. Bize düşen göre şudur; evvela deprem öncesi altyapısıyla, konutlarıyla, işyerleriyle güvenli yerleşim yerleri inşa etmek, hazırlık yapmaktır. Ardından ise en etkin acil yardım çalışmalarını yürütmek, yaraları sarmaktır. Her iki konuda da ülkemiz son 20 yılda geçmişle mukayese edilemeyecek ilerleme kaydetmiştir.

Seliyle, heyelanıyla, yangınıyla, kuraklığıyla daha farklı afetlerle de yüzleştik. terörden sığınmacı akınına, siyasi ve sosyal kaos denemelerine ve darbe teşebbüslerine kadar diğer sınamaları da bunların üzerine eklememiz gerekiyor.

6 Şubat’ta 11 ilimizi vuran deprem fırtınası milletimize hepsinden büyük bir acıyı yaşattı. 500 km’lik çapa sahip 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi. Ağır kış şartlarının etkili olduğu günde karşı karşıya kaldık. Yıkılan altyapının ve yaşanan karmaşanın getirdiği zorluklar ve hava şartları bizi zorladı.

Son tespitlere göre yıkık, acil yıkılacak 203 bin 958 binada 583 bin 628 bağımsız bölüm var. Bunların yüzde 98’i de 2000 öncesi yapılan binalardan oluşuyor. Yıkık bina sayısı 31 binin üzerindedir. Ülkemizdeki tüm arama kurtarma ekiplerinin, dünyadaki çok önemli arama kurtarma ekiplerini topladık. 35 bin arama kurtarma görevlisine ulaşabildik. 271 bin kamu görevlisi, 15 bin iş makinesi, 78 uçak, 115 helikopter, 38 gemi görevlendirdik. Gönüllülerle neredeyse yarım milyon insan depremzedelerin imdadına koştu.”

İdeal bir arama kurtarma ekibi 80 kişiden oluşurken, en küçük birimde 20 kişiden oluşması gerekiyor. İdeal olarak 437 binaya, asgari 1750 binaya müdahale edebilecek kapasiteye ulaştık.

Felaketin haberini alır almaz, şartları zorlayarak yapılacak her şeyi yapma gayreti içinde olduk. OHAL, mücbir sebep ilanlarını yaparak hukuki altyapıyı kurduk. Askerimizi, polisimizi, jandarmamızı, madencimizi, ormancımızı, din görevlimizi, savcımızı, gönüllülerimizi sahada ihtiyaç duyulacak herkesi seferber ettik. Bölgeye intikal eden 90 ülkeden ekipleri de devreye aldık.

Buna rağmen kimi eksiklikler, aksaklıklar yaşanmıştır. Herkes şahittir ki var gücümüzle ve en hızlı şekilde depremzedelerin yardımına koştuk. İlk andaki eksikler tamamlanıp arama kurtarmadan enkaz kaldırmaya, geçici barınma alanı ve kalıcı konutların inşasına kadar her şey yoluna girince bunlar da kimliklerine büründüler. Bütün bu sirk cambazları bölgeye kaç kere gittiler. Şahsım ve Cumhur İttifakı olarak bölgeye 2 kez gittik, arkadaşlarımız sürekli bölgede, vekillerimiz bölgede telefon diplomasisiyle, valilerimizle, kaymakamlarımızla, belediye başkanlarımızla bölgeyi tarıyoruz.

“Bu millet inşallah vakit geliyor, 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır”

Siz birilerinin asker üzerinden, çeşitli kurumlarımız üzerinden, insanımızın acısı üzerinden kısır tartışmalar açmaya kalkmalarına bakmayın. Bölge halkının, devletin tüm unsurlarıyla harekete geçtiğini bizzat yaşayarak görüyor. Buradan bir kez daha depremin ilk anlarından itibaren sahada çalışan herkese şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ülkemizin yardım çağrısına destek veren dost ve kardeş ülkelere de şükranlarımı sunuyorum. Daha önce eşi ve benzerine rastlanmamış bu felaketin muhasebesini yapıyoruz. Sorulması gereken hesapları da adli, siyasi olarak sormak boynumuzun borcudur.

Yavru muhalefet yargıyı bizim yönlendirdiğimizi, yargıya yön verdiğimizi… Ayıptır. Erdoğan’ın nasıl davrandığını Rabbim bilir, sen anlamazsın. Sen önce kendini düzelt. Bu millet inşallah vakit geliyor, 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır. Asla bu tür kuru sıkı atanlara prim vermeyecektir.

Birileri için atıp tutmak, frensiz şekilde konuşmak kolay. Onlar deprem bölgesine gidip konuşacak, poz verecek, acıların istismarını yapacak. Bunların sırtında ülkenin yükü, insanların vebali yok. Pek çok konuyu düşünmek, planlamak, uygulamak ve neticelendirmek mecburiyetindeyiz.

Enkazları kaldıracağız, yaraları saracağız. Yıkılanların yerine yenisini yapacağız, gönülleri alacağız, insanlarımızın önüne yeni bir gelecek yeni bir hayat sereceğiz. Helallik istemek, milletimizle aramızdaki samimi muhabbetin neticesidir. Deprem turisti edasıyla bölgeden gelip geçenler bu hasbi muhabbeti kavrayamaz. Biz can derdindeyiz onlar mal derdinde.

Rahatsız oluyorlar ama not ediyoruz. Vakti geldiğinde açacağız. Kulağımızı sadece millete veriyoruz, sözümüzü sadece millete söylüyoruz. Adaylık kavgasından, bakanlık paylaşımından, birbirlerine laf yetiştirmekten milletin derdine gidemeyenleri kendi hesaplarına bırakıyoruz. Ülkenin gündemine dönemeyenleri millete havale ediyoruz.”

Enkaz kaldırma faaliyetlerine başladık. Geçici barınma alanlarını önce çadır, ardından konteynerlerle ağırlıklı olarak dayadık, döşedik ve vatandaşlarımızı taşımaya başladık. Şehir merkezlerinde ticaretin devamı için geçici ticari alan yapıyoruz. Deprem bölgesinde 392 bin 350 konut ve 75 bin köy evinden oluşan 468 bin hane inşa etmeyi planlıyoruz.

Hatay’da 145 bin 650 konut, 15 bin 224 köy evi, Kahramanmaraş’ta 83 bin konut, 18 bin 681 köy evi, Malatya’da 62 bin konut, 16 bin 714 köy evi, Adıyaman’da 43 bin 400 konut, 11 bin 400 köy evi, Gaziantep’te 30 bin 150 konut, 8 bin 162 köy evi, Osmaniye’de 11 bin 600 konut, bin 598 köy evi, Diyarbakır’da 6 bin konut, 634 köy evi, Elazığ’da 4500 konut, 588 köy evi, Şanlıurfa’da 3 bin konut, 700 köy evi, Adana’da bin 800 konut, 293 köy evi, Kilis’te bin 250 konut, bin 681 köy evi inşa edeceğiz.

Bölgede kurduğumuz 356 bin çadırda 1,4 milyon, faaliyete geçirdiğimiz konteyner kentlerde ise 34 bin vatandaşımız barınıyor. Afet bölgesinde buralarda kalanlardan valiliklerimize ve kaymakamlıklarımıza başvuran 1,6 milyon kişiye barınma imkanı sağladık. Gelen yardımları da vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. Dağıttığımız battaniye sayısı 3,8 milyonu, yatak sayısı 350 bini, ısıtıcı sayısı yarım milyonu buldu.

Deprem sonra şehirlerin hızla ayağa kalkmasını temin için Afet Yeniden İmar Fonu kuruyoruz. Afetler için uzun vadeli kaynak sağlayarak bütçe üzerindeki yükü azaltacaktır. Yıkık, ağır ahasarlı binaların geçmişe dönük borçlarını siliyoruz. Depremzedelerin yaralarını sarmaya, bölgenin ihyasını sağlamaya kararlıyız.”

“Sivil yardım kuruluşlarına, bunlara yapılan hakaretleri de asla unutmadığımızı, kayıtlarımıza aldığımızı ifade etmek istiyorum”

Afet riski bakımından ülkemizin 20 yıl öncesiyle bugünkü fotoğrafı arasındaki fark herkes için gayet açıktır. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, tarımdan sanayiye kadar ülkemize yaptığımız tüm hizmetler bugünler için bir hazırlıktır. Türkiye’de bütünleşik afet yönetimi dediğimiz anlayışla 2009’da AFAD’ı kuran biziz. AFAD’ın ve diğer STK’ların pek çok afette, insani krizde gösterdiği çalışmaları yakından takip ettik. Sivil yardım kuruluşlarına, bunlara yapılan hakaretleri de asla unutmadığımızı, kayıtlarımıza aldığımızı ifade etmek istiyorum.

Bizim son 20 yılda sadece kentsel dönüşüm projeleriyle güvenli konut seferberliği başlı başına devrimdir. İstanbul’da 93 bin konutun dönüşümü sürüyor. Ancak bu gayretimizin her adımında yaşadığımız zorlukların siyasi ve hukuki engelleri sizler biliyorsunuz.

Bay bay Kemal kentsel dönüşüme karşı, yanındaki hanımefendi karşı. Beykoz’a gidiyor orada kentsel dönüşüme karşı olduklarını söylüyorlar. Hadi bakalım bu neticenin altından kalk. Ama Erdoğan kalkıp Çamlıca Camisi’nin altında vatandaşa ‘Yarın istemediğimiz bir durumla karşı karşıya kalırız, kimse hesap soracaksınız; bana. Gelin şuraları boşaltalım güzel binalar yapalım’. Her yönüyle orada oturan vatandaşlarımız çok memnun. Eğer başında önümüzü açsaydılar, şimdi oralar bitmiş olacaktı. Ne ana muhalefet, ne yanındaki yavru muhalefetler kentsel dönüşümden anlamazlar. Bunlar depremi göremiyorlar.

Kahramanmaraş merkezli depremler bize artık bu konunun en hızlı şekilde, en kısa sürede çözümünün şart olduğunu göstermiştir. İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşüm projelerin bitirecek yeni çalışma modeli benimseyeceğiz. Bir kentsel dönüşüm süreciyle bu işi bitireceğiz. Meclis’in yeni döneminde gereken hukuki çalışmaları yapıp, hemen işe girişeceğiz.

Türkiye için hemen şimdi diyerek ülkemizi depremlere ve diğer afetlere karşı hazırlıklı hale getirmeyi milletimize karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz.”

Paylaşın

Muhalefetten Helallik İsteyen Erdoğan’a İstifa Çağrısı

Adıyaman’da “Sarsıntıların yıkıcı etkisi, olumsuz hava nedeniyle ilk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için sizden helallik istiyorum” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhalefet partilerinden tepki geldi.

Haber Merkezi / Ayrıca, sosyal medyada Cumhurbaşkanı ve üst düzey yetkililerin, depreme erken müdahale edilmediği yönündeki eleştirilere geçen günlerde verdikleri sert yanıtlar hatırlatıldı.

“Sorumluluktan kaçamazsınız”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da sosyal medya hesabından, “Sayın Erdoğan, helalliği kalanlardan değil ihmaliniz yüzünden vefat edenlerden istemeniz gerekiyor. Sadece helallik isteyip sorumluluktan da kaçamazsınız” ifadelerini kullandı ve “İlk 48 saatteki gecikmeler nedeniyle kaç kişi hayatını kaybetti?” sorusunu yöneltti.

İnce: Hesabını yargıda vereceksiniz!

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce de, “Ben deprem bölgesinde ‘Ordu sahaya geç çıktı, ekipler müdahalede geç kaldı’ dediğimde hakaret eden Erdoğan, geç kalındığını itiraf edip helallik istiyor. Demokrasi helallik isteme değil hesap verme rejimidir. Erdoğan sen ve ekibin yapamadıklarınızın hesabını yargıda vereceksiniz!” ifadelerini kullandı.

CHP: Hakaret edenler siz değil miydiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı, Ordu milletvekili Seyit Torun; Erdoğan’ın açıklamasının, görevini yapamadığının itirafı olduğunu belirterek “Sormak lazım: ‘Devlet nerede’ diyen vatandaşa hakaret edenler siz değil miydiniz? O zaman neden dert yanan vatandaşı tehdit ediyordunuz” sorusunu yöneltti.

Torun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda da “Erdoğan, görevini yapamadığını itiraf edip helallik istemiş. Peki “birkaç gün” gecikme nedeniyle hayatını kaybedenlerin hesabını kim verecek? Bu itirafın gereği helallik istemek değil, istifa etmektir. Çünkü enkaz altında bıraktığınız bu milletten asla helallik alamayacaksınız!” dedi.

“Hakkımızı helal etmiyoruz”

Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Deprem vergilerini amacı dışında kullananlara, inşaat lobilerine milyonlar akıtanlara, binlerce insanın donarak ölmesine neden olanlara, AFAD ve Kızılay’ı arpalık olarak kullandıranlara, imar afları çıkaranlara hakkımızı helal etmiyoruz” denildi.

“Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız”

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da, “Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

Adıyaman’da Konuşan Erdoğan, Helallik İstedi

Deprem bölgelerini ziyareti kapsamında Adıyaman’da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremden sonraki ilk günlerde yaşanan sıkıntılar nedeniyle “Sizden helallik istiyorum” dedi.

Haber Merkezi / Deprem bölgesinde 44 bin 374 can kaybı, 115 bin yaralı olduğunu hatırlatan Erdoğan, Adıyaman’daki yaralı sayısını 17 bin 494 olarak açıkladı; “62 bin 500 Adıyamanlı vatandaşımız, yarısı İstanbul olmak üzere başka illere tahliye edildi, kendi imkanlarıyla başka illere gidenlere de her türlü kolaylık gösterildi” diyen konuştu.

Deprem bölgesindeki 185 bini aşkın binanın yıkık, acil hasarlı ve yıkılacak durumda olduğunun tespit edildiğini belirten Erdoğan, Adıyaman’da bu sayının 24 bin 497 bina ve 64 bini aşkın bağımsız bölüm olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunmak üzere Adıyaman’a gitti. Esenboğa Havalimanı’ndan bölgeye hareket eden Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de eşlik etti.

Adıyaman’da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Bugün 21’nci günü geride bırakıyoruz. Ülkemizin 6 Şubat sabahı yaşamış olduğu büyük felaketten bu yana gerçekten 10 bin artçı deprem yaşadık. Tüm Adıyaman’a, tüm bölgeye geçmiş olsun derken hep birlikte vefat edenlerimiz için Fatiha okuyalım.

Hamd olsun Adıyaman çok değişti. Dünyada eşi benzeri görülmedik şekilde yaşadığımız güçlü depremlerin en çok etkilediği şehirlerden biri Adıyaman’dır. Maalesef ilk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Sizden helallik istiyoruz. Her şeyin farkındayız. Gereğini yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Bakanlarımızın şehrimizde görevlendirdiğimiz kamu personelinin, gönüllülerin çalışmalarını düzene soktuk. 44 bin 374 vatandaşımız vefat etti. Adıyaman’da da milletvekilimiz Yakup Taş’ın da aralarında bulunduğu 6 bin 13 vatandaşımız hayatını kaybetti.

62 bin 500 Adıyamanlı vatandaşımız diğer şehirlerimize tahliye edildi. Yanımızda olan hiç kimseyi unutmayacağız. Depremin bölgesinin tamamında 553 bin 415 bölümün yıkık ve ağır hasarlı olduğu görüldü. Arama kurtarma çalışmalarının bitmesiyle enkaz kaldırma işlemleri hızlandı. Zarar tespit işlemleri de tamamlanmak üzere. Çadır kentlerdeki 4 bin 600 çadırda 14 bine yakın vatandaşımız hayatını sürdürüyor.”

Ülke genelinde ödeme yapılan kişi sayısı 1 milyona yaklaştı. Sosyal marketler depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Yakacak yardımı sürüyor. Hayvanları telef olan ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimizi unutmuyoruz.

Adıyaman genelinde altyapı sıkıntıları önemli ölçüde çözüldü. Onarılan hatlar ve kurulan depolarla su sorunu hal yoluna sokuldu. Etap etap doğalgaz veriliyor. Adıyaman için hemen şimdi diyerek şehrimizi beraberce yeniden inşa edeceğiz.

Deprem bölgesinde inşa aşamasına gelinen konut sayısı 309 bini buldu. İnşası başlayan konut sayısı 14 bin 500’e ulaştı. Deprem bölgesi genelinde 75 bin 681 köy evi yapacağız. Bunlara altyapısıyla, okuluyla, sağlık merkeziyle, camisiyle bir yerleşim yerinin ihtiyaç duyacağı müştemilatı da yerine getireceğiz.”

Paylaşın