Erdoğan’dan “Süper Kupa” Açıklaması: Sporumuza Faydası Yok

İptal edilen Süper Kupa finaliyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün gece yaşanan hadiselerden duyduğumuz üzüntüyü altını çizerek vurgulamak istiyorum. Biz Türk sporunun tartışmalarla değil başarılarla gündeme gelmesini istiyoruz. Sporun gündelik siyasetin mezesi haline getirilmesi yanlıştır, hatalıdır, sporumuza faydası yoktur” dedi ve ekledi:

“Muhalefet partilerinin yaptığı açıklamaları istismar siyasetinin yeni hareketleri olarak görüyoruz. Gazi Mustafa Kemal bu ülkenin banisidir. Daha düne kadar ‘Siz Atatürk’ün askeri değil itlerisiniz’ diyenlerin el ele kol kola yürüyenlerin bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Türkiye’nin ve Türk milletinin onurunu, haysiyetini, şerefini nasıl savunduğumuzu CHP bilmese de tüm dünya çok iyi biliyor. Ülkemizin itibarını nasıl koruduğumuzu muhalefet bilmese tüm insanlık biliyor.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “CHP ve şürekası ders vermeyi bırakıp, şayet samimi iseler bölücü örgütün uzantısı ittifak noktalarından uzak sorsunlar. Dünkü olayın mecrasından çıkarılarak şov ve provokasyon malzemesi yapılmasına müsaade edemeyiz. Bu konuda yapılması gereken ne varsa hangi adım atılması gerekiyorsa yapmaktan çekinmedik, çekinmeyiz. Dünkü hadiselerden dolayı futbolseverlere, 20 yılım futbolla geçti, bunlar gibi tribünden seyretmedim. Spor camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Fair play ruhuna samimiyetle sahip çıkmalarını bekliyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10. Necip Fazıl Kısakürek ödüllerinde Süper Kupa hakkında konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Necip Fazıl Ödülleri’nin 10. yıl vesilesiyle 10 farklı kategoride tevcih ediyoruz. İlim, kültür ve sanat erbabımızı tek tek kutluyor, şahsım, ülkem ve milletim adına her birine en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Üstad Necip Fazıl, siyasi, sosyal ve kültürel bakımından Türkiye’nin en sancılı en zor döneminde yaşadı. 79 yıllık ömründe iki cihan harbi dahil savaş, işgal, darbe, ekonomik ve siyasi darboğazlar gördü. O zaman ve mekân şuuruna sahip büyük bir iman ve dava adamıydı. Gümrah bir ırmak misali akan şiiri, tiyatro, tenkit ve inceleme yazılarıyla hakikat yolcusuydu.

‘İşgalcilerim’ diye tabir ettiği devrinin tatsız, tutsuz, ahenksiz lisan dayatmalarına asla itibar etmemiştir. Dilden daha büyük, aziz, gerçek, müdafalı vatan yoktur diyerek Türkçe’yi savunmuştur. Üstad şiirde ve nesirdeki hikmetli sözleri keskin bir zekayla, derinlikle, ustalıkla, mecazla ve nükteyle tezyin etmiştir. Sanatların sultanı olarak tarif ettiği şiirle mutlak hakikati aramıştır. Necip Fazıl’a göre mutlak hakikat Allah’tı. Şiir Allah’ı sır ve güzellik yolunda arama işiydi. Şiire ve Allah’ın mahrem ülkesi, meçhuller aleminin derbebeder seyyahı olarak şaire çok önemli görevler yüklüyordu.

Tüm yasaklara, tüm engellemelere rağmen 35 yıl boyunca neşrettiği Büyük Doğu Dergisi ve cemiyetiyle özellikle gençlere ilham aşılamanın, özgüven ve cesaret vermenin gayretiydi. Mücadelesini fildişi kulelerde değil milletin içinde, milletiyle bilhassa gençlerle birlikte yürüttü. Anadolu’yu karış karış gezerek binlerce kişinin katıldığı konferanslar tertip etti. Sayısız takibata uğradı, defalarca hapse girdi. Birçok haksızlığa maruz kaldı fakat inandığı yoldan asla geri adım atmadı.

Geleceğin fikir yükünü sırtlayacağına, inandığı gençlikten ümidini hiçbir zaman kesmedi. Rabbim bizlere de üstadın bu mücadelesine omuz vermeyi bahşetti. Üstad hayatta iken takdimini yapma bahtiyarlığını yaşamıştık. Vefatından 37 yıl sonra ise en büyük hayali olan Ayasofya’yı açma şerefine eriştik. 80 yıllık hasretin ardından zincirleri hep birlikte kırdık, Fatih’in vasiyetine uygun olarak Ayasofya’yı asli kimliğine tekrar kavuşturduk. Üstadın hayali kurduğu şekilde tıpkı kitap gibi, tıpkı mukaddesatçı Türk gençliğin kalbi gibi bu yüce mabedi açmayı başardık. Ayasofya’yı yeniden açan Cumhurbaşkanı olarak anılmak inanın bizim gönül dünyamızda şereflerin en büyüğü idi.

“31 Mart çok önemli”

Şu andaki zât oradaki birçok eseri ne yazık ki çalarak, kaldırarak adeta boşaltılmış bir harabeye döndürdü. Şimdi biz orayı yeniden restore ediyoruz renove ediyoruz. Bunlara hiçbir şey bırakılmaz. Bunlar ülkeyi bile çırılçıplak hale getirirler. Geldiğimiz zaman çöp, çukur, çamurdu İstanbul. Ama kendilerine nasıl bir İstanbul teslim ettik ortada. Onlar şimdi aynı hale dönüştürdüler, dönüştürüyorlar. Onun için 31 Mart çok önemli. Yeniden İstanbulumuzu, Türkiyemizi aslına rücu ettirmemiz için 31 Mart çok önemli. Ayasofya’yı biz açtık ama onu koruyacak olanlar elbette gençlerimizdir.

Gençlerimizin bu mukaddes emanete layıkıyla sahip çıkacağına yürekten inanıyorum. Allah’ın izniyle Ayasofya’nın kubbelerinden Kur’an sesi, minarelerinden ezan sesi hiçbir zaman eksilmeyecektir. Ayasofya’yı Kebir Camii Şerifi Türkiye Yüzyılı’nın yıldızı olarak ebediyete kadar mümin yüreklerini selamlamaya devam edecektir. Üstadın adına verdiğimiz ‘İlk Eserler Ödülleri’ ile genç kardeşlerimizi destekliyoruz. Bu yıl Sema Bayar, Rıdvan Tulum layık görüldü. Hikaye ve Roman Ödülü bu yıl Selahattin Yusuf’a takdim ediyoruz. Necip Fazıl Şiir Ödülümüzü Ali Günvar’a tevcih ediyoruz. Fikir Araştırma Ödülümüzü Ahmet Ayhan Çitil’e takdim ediyoruz

Uluslararası Kültür Sanat Ödülümüzün bu yılki sahibi Nasır Hemir’dir. Çocuk Edebiyatı Ödülümüzün sahibi Figen Yaman Coşar kardeşimizdir. Görsel Sanatlar Ödülümüzü Selahattin Sancaklı’ya takdim ediyoruz. Mimarlık Ödülümüzü ise 6 isme birden veriyoruz. Müzik Ödülü’ne genç piyanistimiz Büşra Kayıkçı layık görüldü. Saygı Ödülümüzü kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’ye takdim ediyoruz.

Bizler velisinden delisine, esnafından evliyasına kadar şiirle yaşamış, hayatı şiir, şiiri hayat tarzı haline getirmiş milletin mensuplarıyız. Yunus Emre, Karacaoğlun, Yahya Kemal, Ziya Paşa, Şeyh Galib, Ziya Paşa, Nazım Hikmet, Abdürrahim Karakoç’a kadar birinci sınıf şairi saymak mümkündür. Kültür sanat hayatımıza ket vuran bir diğer husus varlığını halen devam ettiren ideolojik al gülüm ver gülüm ilişkileridir. Birçok alanda içiçe geçmiş çok katmanlı bu ilişkilere rastlıyoruz. Bu ilişkiler yeni özgür seslerin, kabiliyetlerin çıkmasına da engel teşkil etmektedir. Hükümet olarak son 21 yılda attığımız kararlı, cesur ve dirayetli adımlarla siyasetteki vesayet sistemini hamdolsun bitirdik.

Ama kültür sanat alanındaki vesayeti sona erdirmekte henüz muvaffak olamadık. İdeolojik akrabalığı referans alan vesayet düzeni kültür sanat camiasında varlığını halen sürdürüyor. Türkiye’ye dair pekçok tartışmada bu zihniyetin tarafgir ve karanlık yüzüne şahit oluyoruz. Sırf kendi dünya görüşünden oluduğu için katillere, tacizcilere, ülke ve millet düşmanlarına leke kondurmuyorlar. Lafa gelince demokrasiyi kimseye bırakmazlar. 27 Mayıs ve 28 Şubat darbecilerini alkışlamaktan da geri durmazlar. Başörtüsü yasağını savunmakta hiçbir beis görmezler. sürekli barış, yaşamdan, bir arada yaşamaktan bahsederler ama bölücü terör örgütünün kalemşörlüğünü yapmaktan gocunmazlar.

İnsan haklarında mangalda kül bırakmazlar ama İsrail vahşeti karşısında çıkıp bir kelime etmezler. Hatta Hamas bahanesiyle İsrail’in devlet terörünü günümümüzün Führer’i Netanyahu’nun soykırım politisasını meşrulaştırmaya çalışırlar. Vesayetçiler adına gazete köşelerinden darbeciler adına, televizyon ekranlarına sağa sola ayar verirken görürsünüz. Nerede Türkiye’ye ve Türk milletine karşı eylem hazırlığı varsa bunları tekmili birden ön safta bulursunuz.

“Bu mücadeleden zaferle çıkacağız”

Son dönemde artan pervasızlığını, ülkemizin kültür, sanat, spor ve medya camiasında kurdukları ahbap çavuş düzeninin artık dağılmaya başladığının işaretleri olarak değerlendiriyoruz. Son 21 yılımızı burada yaşadığı halde bize Paris’ten, Londra’dan, Washington’dan, hatta Kandil ve Pansilvanya’dan seslenen Batının gönüllü lejyonerleriyle mücadeleyle geçirdik. İnşallah bu mücadeleden zaferle çıkacağız. Türkiye’nin kültür ve sanat iklimi mutlaka hak ettiği seviyelere ulaşacaktır.

Dün gece yaşanan hadiselerden duyduğumuz üzüntüyü altını çizerek vurgulamak istiyorum. Biz Türk sporunun tartışmalarla değil başarılarla gündeme gelmesini istiyoruz. Sporun gündelik siyasetin mezesi haline getirilmesi yanlıştır, hatalıdır, sporumuza faydası yoktur. Muhalefet partilerinin yaptığı açıklamaları istismar siyasetinin yeni hareketleri olarak görüyoruz. Gazi Mustafa Kemal bu ülkenin banisidir. Daha düne kadar ‘Siz Atatürk’ün askeri değil itlerisiniz’ diyenlerin elele kolkola yürüyenlerin bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Türkiye’nin ve Türk milletinin onurunu, haysiyetini, şerefini nasıl savunduğumuzu CHP bilmese de tüm dünya çok iyi biliyor.

Ülkemizin itibarını nasıl koruduğumuzu muhalefet bilmese tüm insanlık biliyor. CHP ve şürekası ders vermeyi bırakıp, şayet samimi iseler bölücü örgütün uzantısı ittifak noktalarından uzak sorsunlar. Dünkü olayın mecrasından çıkarılarak şov ve provokasyon malzemesi yapılmasına müsaade edemeyiz. Bu konuda yapılması gereken ne varsa hangi adım atılması gerekiyorsa yapmaktan çekinmedik, çekinmeyiz. Dünkü hadiselerden dolayı futbolseverlere, 20 yılım futbolla geçti, bunlar gibi tribünden seyretmedim. Spor camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Fair play ruhuna samimiyetle sahip çıkmalarını bekliyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadele Açıklaması: Geri Adım Yok

Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonla mücadelede geri adım atılmayacağının altını çizerek, rakamlar inen enflasyonun ateşinin düşmeye başladığına işaret ettiğini, piyasa gerçekleriyle açıklanamayacak fahiş fiyat artışlarına giden açgözlülere yönelik denetimleri yoğunlaştıracaklarını söyledi.

Hayat pahalılığının farkında olduklarına işaret eden Erdoğan, bütçe imkanlarını zorlama pahasına çalışanların ve emeklilerin maaşlarında yüksek oranlı artışlara gidildiğini, 2024 yılı asgari ücret rakamını da bu tablonun tamamlayıcısı olarak gördüklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni asgari ücretle çalışanları enflasyona ezdirmeme sözümüze bir kez daha sadık kaldık. Yeni asgari ücretin işverenlere, çalışanlara ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Muhtarlar Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Muhtarlar toplantımızın 53’üncüsünde sizlerle birlikteyiz. Bugün Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını temsilen 81 ilden gelen 2023 muhtarımızla bir aradayız. Muhtarlarımızı özlemişiz. 2024 senesinde 51 ilimizde 179 muhtar hizmet binamızın yapımına başlıyoruz.

Önümüzdeki seçimlerde köylerine ve mahallerine hizmet için adaylığını koyacak muhtar adaylarımıza başarılar diliyorum. Deprem bölgesinde yaptığımız ziyaretlerde şehirlerimizin muhtarların da aralarında olduğu temsilcileri dinlemeye önem verdik. Bu yıl sizlerle arzu ettiğimiz sıklıkla bir araya gelemedik.

2015 yılı şubat ayından bu yana toplantılar yaptık. Niçin muhtarlarla bu kadar sık irtibat halindeyiz. Muhtarlar bu yönetim sisteminin temelidir. Hem milletimizin nabzını en iyi şekilde tutacağımızı hem de 85 milyona ulaşabileceğimizi hem de ülkenin gerçek fotoğrafını bulabileceğimizi biliyoruz. 2002’den beri demokrasimizin uçbeyleri olarak gördüğümüz muhtarlarımızı destekledik.

Muhtarlarımızın maaşlarını, sigortalarını ve diğer özlük haklarını yaptıkları işlerle mütenasip hale getirdik. Adrese dayalı kayıt sistemini muhtarlara da açtık. Metruk binaları muhtarlarımız sistem üzerinden bildirebiliyor. Ayni yardımlara muhtarları da dahil ettik.

Belediye başkanlığı, kaymakamlık, valilik gibi üs müesseselerle ilişkilerin sürdürülebilir olmasını muhtarlıklarımız temin ediyor. Muhtarlık kurumunun lağv edilmesi gibi önerilere biz katılmıyoruz. Güvenlikten sosyal desteklerin adaletli dağıtımına kadar pek çok vazife üstlenen muhtarlıklarımız gereklidir. Muhtarlıklarımızın daha işlevsel hale getirilmesi düşünülebilir. Bu dönüşüm kolayca yapılabilir.

Buradan İçişleri Bakanımıza talimat veriyorum; muhtarlıklarımızın günümüz şartlarına göre yeniden yapılandırılası çalışmalarını gündeme alın. Vatandaşlarımızın, muhtarlarımızın, belediye başkanlarımızın, kaymakamlarımızın, valililerimizin görüşlerini alarak çalışmayı süratle hayata geçirelim. Meclis tatile girmeden, yetişmezse önümüzdeki yasama yılında çözüme kavuşturalım. Biz buralara “Muhtar bile olamazsın” manşetlerini alt ederek geldik.

Türkiye binlerce yıllık geçmişi, coğrafyamızdaki bin yıllık hakimiyeti, ilk asrını geride bıraktığımız cumhuriyetiyle dünyanın en kadim devletlerinden birisidir. Bu topraklar insanlığın en gözde yerleşim yeri olması hasebiyle gözlerin üzerinde olduğu coğrafyadır.

Son bir buçuk asrımız epeyce zorlu geçti. Çanakkale’den Sarıkamış’a kadar çok büyük fedakârlıklalar yürüttüğümüz sürecin ardından Cumhuriyetimizle yeni dönemin kapılarını açtık. İstiklal ve istikbal mücadelemiz hiç bitmedi. Düşmanlarımız son 40 yıldır PKK ve uzantılarıyla aynı sinsi hedefin peşinde koşuyor. Bugüne kadar emellerine ulaşamadılar ama asla da vazgeçmediler. Biz de son 21 yıldır devletimiz ve milletimiz adına bu coğrafyada yaşamanın bedelini her gün ödedik ve ödüyoruz.

Asıl mesele ülke içinde birilerinin hala Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada neye tekabül ettiğinin farkına varamamış olmasıdır. Dış politikadan terörle mücadeleye kadar her konuda bu çarpıklığın tezahürleriyle karşılaşıyoruz. Muhalefetin hali bizi üzmekle beraber, biz sorumluluklarımız yerine getirmeye çalışıyoruz.

Ülkemizin son 6-7 yılı terörle mücadele bakımından en başarılı yılları olarak tarihe geçmiştir. Risklere prim vermedik. Türkiye yakın tarihinin en önemli terörle mücadele harekatlarını gerçekleştirmiştir. 12 şehidimiz oldu. Ardından ne oldu? 3 gün içerisinde 59 teröristi gömdük.

Sınırlarımız ötesindeki operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Teröristlerin vatan topraklarını kirletmesine müsaade etmiyoruz. Daha önce, kendi şehirlerimizde, kendi dağlarımızda, kendi karakollarımızda içimizi acıtan alçak terör eylemlerine maruz kalıyorduk. Şimdi teröristleri kendi üstlerinde, mağaralarında imha ediyoruz. Bugün sınırlarımız içinde terör bitme noktasına geldiyse Irak ve Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlardır.

2 ayrı çatışmada 12 şehidimizin acısı milletçe hepimizin yüreğini dağladı. Şehitlerimizin kanını yerde bırakmadık, bırakmıyoruz. MİT, Suriye’nin kuzeyindeki terör altyapısına ve elebaşlarına yönelik son derece başarılı operasyonlar icra ediyor. Terör örgütü için kritik önemde 70 tesis vuruldu. Bu operasyonlarımıza son terörist de tehdit unsuru olmaktan çıkana kadar devam edeceğiz.

Kuzey Irak’taki operasyon bölgemiz coğrafi ve iklim şartları bakımından çok zor. Teröristler bu zorluğu kullanarak ülkemiz topraklarına rahatça girip çıktılar. Kan döktüler, vahşet sergilediler. Askerlerimizin operasyon yürüttüğü yerler o kadar zor ki, kalıcı üs bölgelerini hemen kurmak ve güvenlik sistemlerini çalıştırmak mümkün olmuyor. Şartlar arzu ettiğimiz hızda ilerlememizi güçleştiriyor. Baharla birlikte yeni üs bölgelerimizi tamamlayacak, teröristleri ayak basamayacak hale getireceğiz.

Bölgedeki şartları bilmeyen, taktiklerden haberi olmayan birileri PKK uzantıları ağzıyla güya bizi eleştiriyor. Hiçbir ülkede kendi devletinin güvenlik stratejilerini değersizleştirmeye çalışan muhalefet örneği yoktur.

Ülkemizin tek derdi terörle mücadele olsa, güvenlik güçlerimiz ile milletimizin birlikte ve beraberliğiyle bunun üstesinden geleceğimize şüphemiz yok. Coğrafyamızın bize dayattığı başka sınamalarla karşı karşıyayız. Deprem, iklim değişikliği gibi sorunlar bunlardan biridir. Türkiye tüm bu mücadeleleri aynı anda yürütebilecek kararlılığa sahiptir.

Bir yandan 6 Şubat depremlerinde yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldıracak faaliyetleri sürdürürken, diğer yandan deprem tehdidi altındaki şehirlerimiz güçlendirmeye devam ediyoruz. İstanbul’da 350 bin konutun dönüşümünü tamamlamayı hedefliyoruz. Hane başına toplam 1,5 milyon liralık desteği içeren bu programın hayırlı olmasını diliyorum.

31 Aralık’ta yürürlüğe girecek olan bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum. Geçtiğimiz 20 yılda depremler sebebiyle yapılan harcamaların tutarı, vergi gelirlerimizin 8 katını bulmaktadır. Devletimiz vatandaşını desteklemek için imkanlarını seferber etmektedir.

Merkez Bankası rezervlerimize dair en müjdeyi de paylaşmak istiyorum. Rezervler; 145 milyar 456 milyon dolara ulaşarak rekor kırmıştır. Bu rakamı daha da artıracağız. Hayat pahalılığının farkındayız. Bütçe imkanlarını zorlama pahasına çalışanların ve emeklilerin maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik. 2024 yılı asgari ücret rakamını da bu tablonun tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Yeni asgari ücretle çalışanları enflasyona ezdirmeme sözümüze bir kez daha sadık kaldık. Yeni asgari ücretin işverenlere, çalışanlara ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum.

Enflasyonla mücadelede geri adım atmayacağız. Rakamlar enflasyonun ateşinin düşmeye başladığına işaret etmektedir. Piyasa gerçekleriyle açıklanamayacak fahiş fiyat artışlarına giden açgözlülere yönelik denetimleri yoğunlaştıracağız.”

Paylaşın

Netanyahu’dan Erdoğan’a “Yaptıklarının Hitler’den Farkı Var Mı?” Yanıtı

Erdoğan’ın “Yaptıklarının Hitler’den farkı var mı?” sözlerine yanıt veren Netanyahu, “Kürtlere soykırım uygulayan ve muhalif gazetecileri hapse atma konusunda rekoru elinde tutan Erdoğan, ahlak dersi verecek son kişidir” dedi.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu’nun yaptıklarının Hitler’den farkı var mı?” sözlerine yanıt verdi.

“Erdoğan Kürtlere soykırım yapıyor, hükümetini eleştiren gazetecileri hapsetme konusunda dünya rekorunu kırdı ve bize ahlaki açıdan ders verebilecek son kişi” ifadelerini kullandı. Haaretz gazetesinin aktardığına göre Netanyahu basın açıklamasında İsrail ordusunun Hamas’la mücadele ettiğini, Erdoğan’ın ise “onları övdüğünü ve üst düzey yetkililerini ağırladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, 100. Yıl TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’ne katılarak konuşma yaptı. Konuşmasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da tepki gösteren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Gözlerimizin önünde insanlığa ait tüm değerler kurşuna dizildi. Stadyumlarda İsrail’in Nazi kamplarını izledik değil mi? Bu nasıl bir iştir? Hitler’den garip garip bahsederlerdi. Sizin Hitler’den ne farkınız var ya. Bunlar bize Hitler’i de aratacak. Netanyahu’nun yaptıklarının Hitler’den geri kalır yanı var mı? Hitler bunun kadar zengin değildi, bu Hitler’e göre daha zengin.

Batı’dan ABD’den her türlü destek geliyor. 20 bini aşkın Gazzeli’yi bunlar öldürdüler. Mazlumun yanında olan ses Müslüman Türk’ün sesidir. Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, okullar, ibadethaneler bombalandı.

Gazzeli bilim insanları aileleriyle birlikte şehit edildi. 2,5 milyon insanın kıyıma uğramasını içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Diplomatik alanda gösterilen onlarca çabaya rağmen yüzlerce Gazzeli’nin öldürülmesine engel olamadık. Bir Müslüman olarak hepsinden önemlisi insan olarak kendi iç dünyamızda bu zUlmü engelleyememenin mahcubiyetini yaşıyoruz.”

Gazze’de katliam devam ediyor

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana sürdürdüğü saldırılarda öldürülen Filistinlilerin sayısının son 24 saatte 195 artarak 21 bin 110’a çıktığını açıkladı.

Bakanlık Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, Gazze’deki son duruma ilişkin bilgi verdi. Kudra, İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi’nde 195 Filistinliyi daha öldürdüğünü belirtti.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırılarındaki yaralı sayısının da 55 bin 243’e çıktığını kaydetti.

Paylaşın

Erdoğan: Şehitlerimizin Kanları Asla Yerde Kalmayacak

100. Yıl TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Menfur terör saldırılarının kutlu yürüyüşümüzü asla durduramayacağını bilmenizi istiyorum. 12 evladımız şehit oldu. Allah rahmet etsin. Tüm ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. 36 saatte 54 terörist yok edildi. Çünkü şehitlerimizin kanları asla yerde kalmayacak” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, konuşmasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında değinerek, “Saldırılar başlayalı bugün itibarıyla 80 gün oldu. Gözlerimizin önünde insanlığa ait tüm değerler kurşuna dizildi. Stadyumlarda İsrail’in Nazi kamplarını izledik değil mi? Bu nasıl bir iştir? Hitler’den garip garip bahsederlerdi. Sizin Hitler’den ne farkınız var ya. Bunlar bize Hitler’i de aratacak. Netanyahu’nun yaptıklarının Hitler’den geri kalır yanı var mı? Hitler bunun kadar zengin değildi, bu Hitler’e göre daha zengin. Batı’dan ABD’den her türlü destek geliyor.

20 bini aşkın Gazzeliyi bunlar öldürdüler. Mazlumun yanında olan ses Müslüman Türk’ün sesidir. Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, okullar, ibadethaneler bombalandı. Gazzeli bilim insanları aileleriyle birlikte şehit edildi. 2,5 milyon insanın kıyıma uğramasını içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Diplomatik alanda gösterilen onlarca çabaya rağmen yüzlerce Gazzeli’nin öldürülmesine engel olamadık. Bir Müslüman olarak hepsinden önemlisi insan olarak kendi iç dünyamızda bu zulmü engelleyememenin mahcubiyetini yaşıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen, 100. Yıl TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

“Bildiğiniz gibi bizim kültürümüzde marifet iltifata tabidir. İyi olanı başarılı olanı ülkemizin önünde yeni yollar açanı ödüllendirmek, takdir etmek görevimizdir. Taltif ve takdir edilen her başarı yeni çalışmaların, başarı hikayelerinin önünü açar. TÜBA ve TÜBİTAK ödülleriyle bunu yapmanın gayretindeyiz. Bilim dünyasına önemli katkılar sunan, gece gündüz demeden çalışan tüm bilim insanlarımızı tebrik ediyorum. 77 bilim insanımız ödüle layık görüldü. Akademi ödüllü bilim insanı sayımız 28’e yükseliyor. Ödül kazanan bilim insanı sayımız 644’e ulaşıyor. 13 telif eserimiz ödül almaya hak kazandı. Ödüllerle birlikte ödül alan eser sayısı 239’a çıkacak.

Yeni umutlar, yeni heyecanlarla 2024 senesini karşılayacağız. Geride bırakmakta olduğumuz 2023 senesi Cumhuriyetimizin 100. yılı olmasından dolayı bizim için özel anlamlar ihtiva ediyordu. Türkiye Cumhuriyeti 100. yaşını tamamlayıp yeni asra yelken açarken geleceğine hiç olmadığı kadar güvenle bakmaktadır. Sadece yakın çevresinde değil bölgesinden başlayarak çok geniş coğrafyada nüfuzu artan bir Türkiye gerçeğinden bahsediyorum. Ekonomisiyle, ticaretiyle, teknolojisiyle her alanda elde ettiği başarılarıyla ülkemiz bölgesel oyuncu olmaktan çıkıp küresel aktör haline gelmektedir. ”

İçinde bulunduğumuz asrın milletin ve devletin asrı olacağından zerre kadar şüphe duymuyorum. Menfur terör saldırılarının kutlu yürüyüşümüzü asla durduramayacağını bilmenizi istiyorum. 12 evladımız şehit oldu. Allah rahmet etsin. Tüm ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. 36 saatte 54 terörist yok edildi. Çünkü şehitlerimizin kanları asla yerde kalmayacak. Elbette her başarı gibi Türkiye’nin başarıları da tesadüf değildir. Elde ettiğimiz kazanımların gerisinde yoğun planlama, uygulama süreci vardır. Ülkemizin yıldızının küresel ölçekli yükselmesinde en büyük payın bilim ve teknolojide yakaladığımız ivme olduğuna inanıyorum.

Biz hiçbir zaman kısa vadeli hedefler peşinde koşmadık. İstikbali şekillendirmenin hedefindeyiz. Bu anlayışla 2002’den itibaren ülkemiz sathında bilim, sanayi, teknoloji ekosisteminin geliştirilmesine özel önem verdik. Bilimsel çalışmaların merkezleri olan üniversitelerin sayısını 76’dan 208’e yükselttik. 208 üniversite ile 81 vilayetin 81’inde üniversitelerimiz var. Şu anda üniversitemizin olmadığı bir ilk yok. Mesele ufku yakalayabilmektir. Sadece belli şehirlerde değil, tüm coğrafi bölgelerimizde güçlü araştırma ve geliştirme girişimcilik ekosistemi inşa ettik.

“İnancın olmadığı yerde başarıdan söz edilemez”

Teknofest’le bu alanda ülkemiz genelinde bir uyanışa vesile olduk. Teknofest kapsamında düzenlediğimiz yarışmalarda seçtiğimiz 3 öğrencimizi Antarktika bilim seferine dahil ettik. TÜBİTAK akademik araştırma geliştirme destek programları kapsamında 31 bin projeye destek sağladı. 68 milyar liranın üzerinde kaynak kullandık. Bilim kültürünün toplumda yaygınlaştırılması için 47 bin projeye 4 milyar lira destek sağladık. Kritik adımlarla Türkiye’yi bilimsel araştırmalarda 21 yıl öncesine göre çok farklı noktaya taşıdık. İnanmak, başarmanın yarısı olarak tarif edilir. İnancın olmadığı yerde başarıdan söz edilemez.

Ödül takdim edeceğimiz bilim insanlarının başarılarını azmin zaferi olarak gördüğümü özellikle belirtmek isterim. Biz de devlet olarak sizleri desteklemeye gayret ettik. İnşallah bundan sonra da sizlere katkı sunmayı, imkanlarımızı sizler için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Sizler Türkiye için Türkiye Yüzyılı için çalıştıkça hiç endişeniz olmasın, biz de sizin gibi bilim insanlarına sahip çıkacağız. Fikri ve ilmi boyutu eksik her mücadele yarım kalmaya mahkumdur. Siyasi, ekonomik, diplomatik olarak tam bağımsız Türkiye hedefliyorsak bilimde, teknolojide zirveyi hedeflemek mecburiyetindeyiz. Bunun için herkesin tüm yetişmiş insan kaynağımızın desteğine katkısına ihtiyacımız vardır.

Fikri ve ilmi boyutu eksik her mücadele yarım kalmaya mahkumdur. Siyasi, ekonomik, diplomatik olarak tam bağımsız Türkiye hedefliyorsak bilimde, teknolojide zirveyi hedeflemek mecburiyetindeyiz. Bunun için herkesin tüm yetişmiş insan kaynağımızın desteğine katkısına ihtiyacımız vardır. Bilim insanlarının ülkesine dönerek kalkınma mücadelesine destek vermesi çok önemlidir. Şimdiye kadar 199 lider bilim insanı ülkemize geldi. Lider araştırmacılarımızın projelerinde 408’i doktora olmak üzere 1256 öğrenci ve araştırmacı görev aldı.

Türkiye’nin küresel rolü güçlendikçe ilmi birikimini ve tecrübesini ülkemizde değerlendirmek isteyenlerin sayısı da artacaktır. Gazze krizi sonrasında batının prestijli üniversitelerinde yaşanan utanç verici sahnelerin bir süreci daha da hızlandıracağına inanıyorum. 7 Ekim’den beri çoluk, çocuk, kadının hayatına mal olan İsrail vahşeti turnusol işlevi gördü. AB’den gazeteci örgütlerine ne kadar varsa bu krizde hepsi sınıfta kaldı. Büyük laflar eden kurumların söz konusu İsrail olunca içlerinin tamamen boş olduğunu anladık. Saldırılar başlayalı bugün itibarıyla 80 gün oldu. Gözlerimizin önünde insanlığa ait tüm değerler kurşuna dizildi. Stadyumlarda İsrail’in Nazi kamplarını izledik değil mi? Bu nasıl bir iştir? Hitler’den garip garip bahsederlerdi.

Sizin Hitler’den ne farkınız var ya. Bunlar bize Hitler’i de aratacak. Netanyahu’nun yaptıklarının Hitler’den geri kalır yanı var mı? Hitler bunun kadar zengin değildi, bu Hitler’e göre daha zengin. Batı’dan ABD’den her türlü destek geliyor. 20 bini aşkın Gazzeliyi bunlar öldürdüler. Mazlumun yanında olan ses Müslüman Türk’ün sesidir. Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, okullar, ibadethaneler bombalandı. Gazzeli bilim insanları aileleriyle birlikte şehit edildi. 2,5 milyon insanın kıyıma uğramasını içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Diplomatik alanda gösterilen onlarca çabaya rağmen yüzlerce Gazzeli’nin öldürülmesine engel olamadık. Bir Müslüman olarak hepsinden önemlisi insan olarak kendi iç dünyamızda bu zulmü engelleyememenin mahcubiyetini yaşıyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan: Kefenimizi Giyerek Çıktığımız Yolda…

Sabiha Gökçen Havalimanı 2. Pist Açılış Töreni’nde konuşan Erdoğan, “Biz tüm kalbimizle şuna inanıyoruz; tarihe mührünü günü kurtarma peşinde olanlar değil, ileriyi düşünenler vurur. 40 yıllık siyasi mücadelemizin amacı aziz milletimize layıkıyla hizmet edebilmektir. Kefenimizi giyerek çıktığımız yolda haktan ve halktan başka hiçbir güç tanımıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler sonrası AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi tarafından yayınlanan ortak bildiriye imza atmayan CHP’ye de tepki göstererek, “Terörle yol yürüyenlere, terör örgütlerini maşa olarak kullananlara, iradesini Kandil’deki alçaklara teslim edenlere, 3-5 oy alacağız diye bölücü hainlere kapıkulu olanlara meydanı asla bırakmayacağız. Teröriste terörist dememek için 40 takla atan siyasi bukalemunların maskelerini indirmekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sabiha Gökçen Havalimanı 2. Pist Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Sabiha Gökçen Havalimanı, hizmete girdiğinden beri uçuş merkezi haline geldi. Bugün Anadolu Yakası ile birlikte çevre illere de hizmet veriyor. Türkiye genelindeki iş ve piyasaların gelişimi açısından son derece kritik roller üstleniyor. İlk etapta 2009 yılında yap-işlet-devret modeliyle yeni terminal binasını devreye aldık. 2010 yılında İstanbul Teknoloji Geliştirme bölümü devreye girdi.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın trafiği sürekli artıyor. 2021 yılında 181 bin uçuşla 25 milyon yolcuyu ağırladı. 2022’de bu sayı 31 milyona ulaştı. 2023’ün ilk 11 ayında 208 bin uçuşla yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21’lik artışla 34 milyona yükseldi. İstanbul ve Antalya havalimanlarının ardından en çok trafik olan 3. havalimanı. Sene sonunda 37 milyonu aşmasını öngörüyoruz. 2. pist için 2012 yılında karar aldık. Toplam 970 milyon doları bulan yatırım tutarıyla 2. pisti tamamladık.

Trafik kapasitesini 2’ye katlayacak pistin uzunluğu 3540 metredir. Ayrıca 3 paralel taksi yolu vardır. Apronlarla havalimanımız rakiplerine göre çok ileri özelliklere sahiptir. 1520 metre uzunluğunda TEM bağlantı tünelini inşa ettik. Havalimanımızda tüm bu bağlantılarla birlikte 19 bin m2 kapalı alana bağlı üst yapı tesislerini de yeniledik. Maksimum kapasite için yeni pistimizi iniş, eski pistimizi kalkış amaçlı kullanacağız. Kullanım kapasitesi 2 katına çıkacak. Yeni pistle yıllık 85 milyondan fazla yolcuyu ağırlayacak kapasiteye ulaşılacak.

Şu an bulunduğumuz bölgede havalimanı kurulmasına öncülük eden 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ı rahmetle yad ediyorum. Rabbim Türkiye için hayal kuran, çalışan, gayret gösteren herkesten razı olsun diyorum. Rahmetli Özal siyasi hayatı boyunca haksız eleştirilerin muhatabı olmuştur. Türkiye’nin çeyrek asırlık hedefleri doğrultusunda attığı adımlarla merhum Özal hedef alınmıştır. ‘Ne gerek var’ eleştirisi en çok maruz kaldığı eleştirilerdendi. Yapılan hizmeti millete lüks gördükleri için bunu ifade ediyorlardı. Ortaya hiçbir hizmet ortaya koyamayanlar sürekli engel çıkardılar. 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde benzer sabotaj girişimleriyle karşılaştık.

“Tarih bizi haklı, onları haksız çıkarmıştır”

Parayı betona gömüyorlar dediler. Yola, köprüye, tünele, baraja, hastaneye ne gerek var dediler. Yolla karın mı doyar diyerek kendilerini komik duruma düşürdüler. Uçak inmeyen yere havalimanı yaptılar dediler. Arşivlere baktığınızda her devasa eserde bu çapsızlığı muhakkak görürsünüz. Türkiye’de muhalefetin tarihi sadece seçim hezimetlerinin değil, aynı zamanda icraat düşmanlığının tarihidir. Her projeye çamur atmak CHP ve siyasi akrabalarının milli sporudur. Tarih bizi haklı, onları haksız çıkarmıştır.

Eleştirilerinin safsatadan, kötü niyetten ibaret oldukları ortaya çıkmıştır. CHP’nin sabık genel başkanının uçak bile inmiyor dediği Sabiha Gökçen Havalimanımız bu sene sonunda 37 milyon yolcu ağırlayacak. 2030’da ise bu rakam 63 milyona yaklaşacak. Engellemek için Gezi olayları dahil sokak terörüne başvurdukları İstanbul Havalimanı, Avrupa ve dünyanın en iyi havalimanlarından biri olarak gösteriliyor. Aynı durum Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu olmasaydı bugün İstanbul trafiği çok daha kötü olurdu.

Türkiye’de 70 yılda pek çok şey değişmiş, bunların halka yönelik tavırlarında hiçbir düzelme olmamıştır. Biz son 21 yılda neyi başardıysak, istemezükçü zihniyete rağmen başardık. Aktif havalimanımızı 26’dan 57’ye, yolcu kapasitemizi 55 milyon yolcudan 337 milyon yolcuya çıkardık. Uçuş noktamızı 130 ülkede 343 noktaya yükselttik. Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak diyerek Türkiye’yi en geniş uçuş ağına sahip ülkeler arasına soktuk. Projelerimize yenilerini ekliyoruz. Çukurova, Yozgat, Bayburt-Gümüşhane’de çalışmalarımız devam ediyor. Antalya Havalimanı’nın kapasite artırmaya yönelik çalışmalarımız hızla sürüyor. 35 milyonluk kapasiteyi 80 milyona çıkarıyoruz. 2022 Aralık ayında Esenboğa Havalimanımızın KÖİ ihalesini gerçekleştirdik. 1 kuruş harcamadan 300 milyon euroluk yatırım yapıyoruz.

“Halktan başka hiçbir güç tanımıyoruz”

Tamamlandığında 30 milyon yolcuya yükselecek ve 3. pistine kavuşacak. Hatay Havalimanı onarımına yönelik ihaleyi de kısa süre önce gerçekleştirdik. 21 Kasım’da çalışmalara başlandı. 14 kilometre çevre güvenlik duvarıyla sel taşkınlarına karşı koruyacağız. Hedeflerimiz doğrultusunda ilerlemeyi sürdüreceğiz. Biz tüm kalbimizle şuna inanıyoruz; tarihe mührünü günü kurtarma peşinde olanlar değil, ileriyi düşünenler vurur. 40 yıllık siyasi mücadelemizin amacı aziz milletimize layıkıyla hizmet edebilmektir. Kefenimizi giyerek çıktığımız yolda haktan ve halktan başka hiçbir güç tanımıyoruz.

Darbecisinden, vandalına, teröristinden 5. kol kuvvetine kadar saldıranların heveslerini kursaklarında bıraktık. İçinde bulunduğumuz süreçte de aynısını yapacağız. Ne Kandil, ne de Suriye’deki terörün bizi engellemesine müsaade etmeyeceğiz. Terörle ülke siyasetinin şekillendirildiği eski Türkiye geride kalmıştır. Türkü, Kürdü, Arabı, Alevisi ve Sünnisiyle 85 milyonun kardeşliğine nifak sokulmasına kesinlikle izin vermeyiz. Terörle bizi yıldıracaklarını düşünenlere; 21 yılda her yolu denediniz fakat bizim kutlu yolculuğumuza set çekemediniz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasına da engel olamayacaksınız. Defalarca hüsrana uğradınız, inşallah yine kaybedeceksiniz. Rezil ve zelil olmaktan kurtulamayacaksınız.

Kim olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Ömrümüz yettiğince aziz milletimizin desteği bizimle olduğu müddetçe sizinle mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Terörle yol yürüyenlere, terörü maşa olarak kullananlara, 3-5 oy alacağız diye bölücülere kapı kulu olanlara meydanı asla bırakmayacağız. Teröriste terörist dememek için kırk takla atanların maskesini indireceğiz. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum. Vatanımızın bekası için can veren kahraman askerlerimizi rahmetle yad ediyorum. Kahramanca görev yapan tüm mehmetçiklerimize şükran sunuyorum. Şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına tekrar başsağlığı diliyorum.”

Paylaşın

AK Partili Vekiller Erdoğan’ı Övgüye Boğdu

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında kürsüye çıkan AK Partili milletvekillerinin büyük kısmı bakanlıkların bütçe sunumundan aldıkları yatırım, icraat bilgileri ve verileri içeren konuşmalar yaptı. Neredeyse tek bir eleştiri ya da öneri içermeyen konuşmalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan için övgü yarışına girildi.

Öte yandan bütçe görüşmelerinde, yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve gelmesinin ardından ekonomideki “olumlu gelişmeleri” anlattı, “Ekonomimiz büyüdükçe, refahımız arttıkça daha adil bir şekilde paylaşacağız” dedi. Şimşek’in konuşması AK Parti milletvekillerince yoğun alkış alınca muhalefet partilerinden uyarı geldi.

Meclis Genel Kurulu’nda on günü geçen bütçe görüşmelerinde her siyasi parti grubu adına bir saat süren konuşmalar yapıldı. Konuşma sürelerinin milletvekillerine dağılımı her partide farklı oldu. En çok milletvekiline sahip olan AK Parti grubunda 1 saat, 10-12 milletvekili arasında paylaştırıldı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 4-5 dakikalık konuşmalar için kürsüye çıkan AK Partili milletvekillerinin büyük kısmı bakanlıkların bütçe sunumundan aldıkları yatırım, icraat bilgileri ve verileri içeren konuşmalar yaptı. Neredeyse tek bir eleştiri ya da öneri içermeyen konuşmalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan için övgü yarışına girildi.

Meliha Akyol, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde eser ve hizmet siyasetimize tüm gücümüzle devam edeceğiz”, Ömer Oruç Bilal Debgici, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yirmi bir yıldır neyin sözünü verdiysek bir bir yerine getirdik, neyi hayal ettiysek milletimizin hizmetine sunduk”, Celalettin Köse, “Erdoğan liderliğinde, AK Parti hükûmetleri döneminde ülkemizde âdeta reform niteliğinde dev yatırımlar hayata geçirilmiştir”,

Mustafa Oğuz, “Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz reformlar ve yaptığımız yatırımlar sayesinde dün hayal denilen birçok proje bugün gerçek olmuştur”, Kaan Koç, “Cumhurbaşkanımız liderliğinde geçen son yirmi bir yıl içerisinde ulaşımda, özellikle kara yollarında tam bir devrim gerçekleştirdik”, Adem Çalkın, “Ülkemizde temel hak ve hürriyetlerin korunması ve demokratik adımlar konusunda cumhuriyet tarihimizin en köklü adımları Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde AK Parti iktidarı döneminde atılmıştır”,

Zehranur Aydemir, “Her bir projenin arkasında güçlü bir irade, büyük bir vizyon ve sistematik çalışma var. Bu irade ve vizyonun sahibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır”, Nilhan Ayan, “Yaparsa AK Parti yapar, yaparsa Recep Tayyip Erdoğan yapar, yaparsa Cumhur İttifakı yapar”, Mahmut Rıdvan Nazırlı, “Recep Tayyip Erdoğan Gazze konusundaki hassasiyetinin sadakasını verse herkese yeter” Mesut Bozatlı, “Cumhurbaşkanımızın hafızalarımızdan silinmeyen cümlesinde dediği gibi, AK Parti’mizin kurulup iktidara gelmesiyle Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı”,

Seda Sarıbaş, “Sözlerime, arşivi milletin ve devletin hafızası olarak tanımlayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bir cümlesiyle başlamak istiyorum: “Hafızası olmayan milletler nereden geldiklerini, bugün nerede durduklarını ve nereye gideceklerini asla bilemezler” sözleri dikkat çeken övgülerden sadece birkaçı oldu.

“Ülkeyi batırdınız, onu mu alkışlıyorsunuz?”

2014 yılı bütçe görüşmelerinde, yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve gelmesinin ardından ekonomideki “olumlu gelişmeleri” anlattı, “Ekonomimiz büyüdükçe, refahımız arttıkça daha adil bir şekilde paylaşacağız” dedi. Şimşek’in konuşması AK Parti milletvekillerince yoğun alkış alınca muhalefet partilerinden uyarı geldi.

İYİ Parti Grup Başkanı Erhan Usta, “Sayın Bakan, AK Parti Grubunun alkışlarına bakmayın. Geçen yıl da aynı şekilde Nebati’yi alkışlıyorlardı” diye uyarırken Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da, “Bu alkışlara güvenmeyin. Sizden önce de başkasını alkışlıyorlardı” dedi. CHP Milletvekili Cavit Arı ise alkışlayanlara, “Neyi alkışlıyorlar? Ülkeyi batırdınız, onu mu alkışlıyorsunuz? Emekliyi batırdınız, onu mu alkışlıyorsunuz?” sözleriyle tepki gösterdi.

Paylaşın

Erdoğan: 31 Mart’ta İstanbul’un Fetret Devrini Kapatacağız

“Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatandaşa hizmet etmek yerine farklı hayallere kapılan, fırsat buldukça belediyeye uğrayan, zihni ve kalbi sürekli başka yerlerde olan idarecilerin şehirlerini çok kısa sürede nasıl geriye götürdüklerini 2019 yılında el değiştiren belediyelerde çok acı bir şekilde hep beraber tecrübe ettik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Özellikle Fatih’in emaneti bu güzel şehrin son 5 yılının temel atmama törenleriyle, ‘Engelleniyoruz’ yalanlarıyla nasıl heba edildiğinin, nasıl boşa harcandığının hepimiz şahidiyiz. Bunun için 31 Mart seçimleri çok önemli. İstanbul’un hizmet ve eser hasretinin dinmesi için 31 Mart, kritik bir eşik. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’un fetret devrini kapatacak, irtifa kaybına son verecek, hak ettiği hizmetlerle yeniden buluşmasını sağlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen “Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı”na katılarak bir konuşma yaptı. Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı buluşmasına vesile olan herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün İstanbul’u depreme hazırlama noktasında tarihî nitelikte adımları eş zamanlı olarak atmanın gururunu yaşadıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nisan ayında şehrin en acil ihtiyaçlarında olan kentsel dönüşümle ilgili özgün bir projeyi kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlatarak, şunları dile getirdi: “Kentsel dönüşümde Yarısı Bizden adını verdiğimiz kampanyamıza İstanbullu kardeşlerimiz çok yoğun teveccüh gösterdi. Kampanyaya bugüne kadar 1 milyon 233 bin bağımsız bölüm için başvuru yapıldı. Yarısı Bizden kampanyasıyla toplamda 350 bin konutun dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız kapsamında her bağımsız bölüm için toplamda 1,5 milyon liralık destek vereceğiz. Bunun 100 bin lirası kira desteği olmak üzere 800 yüz bin lirası hibe, 700 bin lirası çok uygun şartlarda kredi şeklinde verilecektir. Kredilerin ödenmesi evler tamamlandıktan sonra başlayacak ve ilk yılı faizsiz olarak tahsil edilecektir.”

Kalan yıllarda kredi maliyet oranının da TEFE’nin yarısı kadar olacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatandaşımız alacağı bu 1,5 milyon liralık destekle inşallah evini yapacak, yeni yuvasında güvenli, huzurlu, mutlu bir şekilde oturacaktır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kampanyaya başvurup yüzde 100 anlaşmaya varan bağımsız bölüm sayısının 71 bini aştığını kaydederek, “Yine başvuru yapıp yüzde 50 ve üzerinde mutabakat oluşan bağımsız bölüm sayısı ise 158 bine ulaştı. Bu insanlarımız da aralarındaki pürüzleri giderip, anlaşma sağlayabilirse kampanyadan faydalanma imkânına kavuşacaklardır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmara Kentsel Dönüşüm Hizmet Ofisi’ne canlı bağlantı yaparak 100 binadaki 500 kişiyle ilk sözleşmelerini imzalayacaklarını söyledi. Böylelikle toplamda 350 bin konutu dönüştürmeyi amaçlayan “Yarısı Bizden Kampanyası”nı “bismillah” diyerek fiilen başlatmış olacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kampanyanın İstanbul’a ve İstanbullulara şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün atacakları bir diğer kritik adımın “İstanbul Kentsel Dönüşüm Yıkım Programı”nın başlatılması olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “Şehrimizdeki kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında toplam 17 yapıda yer alan 261 bağımsız bölümün yıkımını gerçekleştireceğiz. Bugün ayrıca, Bağcılar’da 371, Gaziosmanpaşa’da 1096, Tuzla’da 3 farklı noktada 1570 olmak üzere toplam, 3 bin 37 konutun temellerini atıyoruz. Dolayısıyla bugünkü programımızda imza, yıkım ve yapım dâhil tüm aşamalarıyla İstanbul’da ‘Yüzyılın Dönüşümü” projemize start veriyoruz. Bu projelerde emeği geçen tüm bakanlarımızı ve ilgili kurumlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradan özellikle yüzde 50 oranlarında anlaşma sağlamış vatandaşları, henüz “evet” dememiş komşularını da ikna etmek suretiyle bir an evvel “Yarısı Bizden Kampanyası”nda yer almaya davet ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli şiddetli sarsıntıların, millet olarak kendilerine deprem gerçeğini tekrar hatırlattığını belirterek, “50 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz, 11 ilimizdeki 14 milyon insanımızı doğrudan etkileyen, böylesine büyük bir afetten sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olması düşünülemez” ifadelerini kulandı.

Devlet ve vatandaş olarak deprem konusunu önceliklerin en başına almaları gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın zamanda Marmara Bölgesi’nde meydana gelen depremler, çalışmalarımızı daha da hızlandırmamız gerektiğini gösteriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hususa özellikle dikkati çekmek istediğini belirterek, şunları söyledi: “Depreme karşı hazırlık yapmak bizim için tercihten öte zorunluluktur. Çünkü coğrafi olarak biz depremle burun buruna yaşayan bir ülkeyiz. Ülkemiz topraklarının yüzde 66’sı, nüfusumuzun ise yüzde 71’i deprem açısından riskli alanlarda yer alıyor. Son bir asırda 6 ve üzeri büyüklükte 230’dan fazla depreme maruz kaldık. Bu depremlerde 130 bini aşkın kardeşimiz vefat etti. Sadece insani açıdan değil, ekonomik açıdan da çok ağır bedeller ödedik. 17 Ağustos Marmara depreminin ekonomimiz üzerindeki menfi etkilerini yıllarca hissettik. Son olarak 6 Şubat depremlerinin Türk ekonomisine maliyeti 104 milyar dolardan fazladır. Her deprem sonrasında madden ve manen toparlanmak için yıllarımızı harcadık.”

Bunların depremin mali yükü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toprak altında yitirdiklerimizin kalbimizde açtığı yaralarsa muhtemelen hiç kapanmayacaktır. Yarım kalan umutlar, enkaza dönen evlerin hafızalarda bıraktığı tortular özellikle depremzedelerimizin yüreğini yakmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Deprem riskini bir an olsun aklımızdan çıkaramayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâl böyleyken hiç kimsenin depremi hafife alma, deprem gerçeğine gözlerini kapama gibi bir lüksünün olamayacağını vurgulayarak, “Bu topraklarda yaşamaya devam edeceksek, ki biz buna inanıyoruz, böyle deprem riskini bir an olsun aklımızdan çıkaramayız. Bunu unutmak demek, Allah korusun 17 Ağustos ve 6 Şubat benzeri felaketlerle yeniden karşılaşmak demektir” dedi.

Teşhisi doğru koymanın tedavinin yarısı, sorunla yüzleşmenin ve kabullenmenin de çözümün ilk adımı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla depremle mücadeleyi önce zihinlerde başlatmamız gerekiyor. ‘Deprem değil, çürük, sağlıksız, dayanıksız bina öldürür’ ilkesini tamamen özümsemeden hiçbir yere varamayız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tartışmasız bir şekilde Türkiye’nin birincil meselesinin yapı stokunun süratle yenilenmesi olduğunu belirterek, “Bu sebeple başta İstanbul olmak üzere 81 vilayetimize yapacağımız en büyük iyiliğin kentsel dönüşüm hamleleri olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde bu çabaları dinamitleyenler de ülkeye ve millete ihanet ediyor demektir. Bunu sadece biz değil esas rakamlar söylüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara fikir vermesi için bazı istatistikleri paylaşmak arzusunda olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Türkiye genelinde 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluşan 36 milyon bağımsız bölüm bulunuyor. Bunların 6 milyonu şu anda risk altında. 2 milyonunun ise acilen dönüşmesi lazım. Bu gerçeklerin ışığında göreve geldiğimiz andan itibaren bu meseleye özel önem ve öncelik verdik. 2012 yılında tarihimizde ilk defa kentsel dönüşüm yasasını çıkardık. Toplam 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Kentsel dönüşüm çalışmaları için 480 milyar liralık kaynak harcadık. 400 bin bağımsız bölümün dönüşümü halen devam ediyor. TOKİ başkanlığımız vasıtasıyla 1 milyon 300 binden fazla konut ürettik. Milyonlarca vatandaşımızı gecekondu denilen sağlıksız yapılardan kurtararak modern, güvenilir, dayanıklı yuvalarına kavuşturduk.”

Yalnızca kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleriyle 13 milyonu aşkın insanın hayatına dokunduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilhassa 6 Şubat depremlerinde TOKİ’nin depreme karşı mücadelede ne kadar hayati, ne kadar kritik bir rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Yıllardır CHP zihniyetinin acımasızca eleştirdiği TOKİ binalarımız, tekniği ve inşaatıyla deprem imtihanını alnının akıyla vermiştir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ tarafından yapılan binalarda hiçbir sıkıntı ve can kaybı yaşanmadığını söyledi.

“Muhalefete ve medyadaki kalemşörlerine rağmen TOKİ’mize böyle bir misyon yükleyerek milyonlarca konut ürettiğimiz için bugün hamdediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonra da TOKİ’nin lokomotifliğinde, Türkiye’nin konut stokunu yenilemeye devam edeceklerini vurguladı.

Kentsel dönüşüm ihtiyacının had safhada olduğu illerin başında İstanbul’un geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İstanbul’da 6 milyon konut ve 1,5 milyon ticari alandan oluşan toplam 7,5 milyon bağımsız bölüm yer alıyor. Bunların 600 bini süratle dönüştürülmek zorunda. Şehrimizde 2012 yılından itibaren 800 bin bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. 170 bin 941 bağımsız bölümün dönüşümü ise devam etmektedir. İstanbul genelinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları için toplamda 128 milyar lira tutarında kaynak kullandık. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde İstanbul’da 600 bini acilen olmak üzere toplam 1,5 milyon riskli bağımsız bölümü dönüştürmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla alanında uzman isimlerin görüşünü de alarak kapsamlı yol haritası hazırladıklarını belirterek, bu yol haritasının ana başlıklarından birini mevzuatta yapılması gereken düzenlemelerin teşkil ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa süre önce yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu’yla, hızlı dönüşüm için gereken hukuki zemini oluşturduklarını dile getirerek, “Yasayla ilgili muhalefetin gündeme getirdiği iddialar tamamen safsatadır. Tamamen bühtandan ibarettir. CHP ve aynı zihniyete sahip çevreler, her zaman olduğu gibi iş yapmanın değil yine takoz koymanın, hizmeti engellemenin peşindeler çünkü kanunla ne vatandaşın evine el konulması ne insanımızın mülkiyet hakkının ihlal edilmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir” diye konuştu.

Düzenlemenin yegane amacının, keyfi sebeplerle tıkanan kentsel dönüşüm sürecini çabuklaştırmak, bu meseleye süratle çözüm bulmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buradan bir kez daha vatandaşlarımızı muhalefetin ve marjinal örgütlerin yalanlarına itibar etmemeye çağırıyorum. Ülkenin ve milletin hayrına olan her işe saldırmaktan başka hiçbir vasıfları olmayan bu çapsızların kentsel dönüşüm meselesini rantsal dönüşüm yalanıyla sabote etmesine kesinlikle izin veremeyiz. Kendileri lüks binalarda yaşarken benim İstanbullu kardeşime dayanıksız, çürük, çirkin yapıları reva görenlere eyvallah edemeyiz. Onlar istemese de İstanbul’la birlikte diğer şehirlerimizin kentsel dönüşüm sürecini başarıyla tamamlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yol haritasının bir diğer başlığının da şehirdeki rezerv alanlar olduğuna dikkati çekerek, “İstanbul’da belirlenen rezerv alanlara 400 bin konut inşa ederek dönüşüm çalışmalarını hızlandıracağız. Bugün ilk sözleşmelerini imzaladığımız ‘Yarısı Bizden Kampanyası’yla 350 bin konutun dönüşümünü sağlayacağız” dedi.

Bunlara ilaveten il genelinde 100 bin sosyal konut inşa edeceklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kentsel dönüşüm seferberliğimiz sayesinde elbette vatandaşlarımızın da desteğiyle inşallah şehrimizin çehresini tamamen değiştireceğiz. Zihninde soru işaretleri, kalbinde tereddüt olan her bir kardeşimizi güvenli, modern, estetik ve yaşanabilir evlere mutlaka kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunus Emre’nin “Ol imaret eylemez, sen viran olmayınca” mısrasını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Yani sen viran olmazsan, sen çabalamazsan, sen koşturmazsan ortaya ne imar çıkar ne imaret çıkar ne de eser çıkar. Asıl mesele dert sahibi olmak. Bir dava, ideal, ülkü peşinde koşmaktır. Bir derdi olmayan, bir meselesi, bir davası olmayanların çözüm peşinde, eser peşinde, hizmet ve yatırım peşinde koşması zaten beklenemez. Bizi parti, ittifak ve hükûmet olarak rakiplerimizden ayıran temel vasfımız, ülkeye ve millete hizmet aşkıyla viran olmamızdır. Hangi görüşten, kökenden, gelir grubundan olursa olsun milletimizin derdi bizim derdimiz, bizim meselemizdir.”

Sadece kendilerine oy verenlerin değil 85 milyonun tamamının sorumluluğunu yüreklerinde hissettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aziz milletimizin teveccühüyle geldiğimiz tüm makamları siyasi sıçrama tahtası olarak değil ülkemize hizmet etme vasıtası olarak gördük. 40 yılı aşan siyasi hayatımızın hiçbir safhasında şov peşinde koşmadık, millete karşı görevlerimizi en güzel şekilde ifa etmeye çalıştık. İnsanımızın da bizim bu gayretlerimizi görmüş olması, işte bizi 20 yıldır bu makamda tutmasını sağlamıştır. Benim milletim bizim çabalarımızı takdir etti, samimiyetimize inandı, bize ve hükûmetimize güvendi, itimat etti. Bu güvenin bir neticesi olarak son 21 yılda girdiğimiz 17 seçimin hepsinde milletimiz bizden desteğini, duasını asla esirgemedi. Şimdi ne kaldı? Şurada 3,5 ay kaldı, 3,5 ay gece gündüz mütevazı olarak kapı kapı dolaşmak suretiyle ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları olarak yol yürümeye var mıyız? Yeniden İstanbul diyor muyuz?”

“Milletimizin tüm kesimleriyle aramızda kurulan bu gönül bağını siyasetteki en büyük sermayemiz olarak görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ileriki dönemde karşılıklı güvene dayanan bu ilişkiyi daha da güçlendireceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başkaları gibi meydanlarda bol keseden atıp tutup göreve gelince bunları unutanlardan, verdiği sözlerin üzerine beton dökenlerden olmayacağız” dedi.

Yerel yönetimle merkezi hükûmet arasındaki vizyon, ufuk, ideal ve inanç birlikteliğinin önemini herkesin çok iyi bildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Vatandaşa hizmet etmek yerine farklı hayallere kapılan, fırsat buldukça belediyeye uğrayan, zihni ve kalbi sürekli başka yerlerde olan idarecilerin şehirlerini çok kısa sürede nasıl geriye götürdüklerini 2019 yılında el değiştiren belediyelerde çok acı bir şekilde hep beraber tecrübe ettik. Özellikle Fatih’in emaneti bu güzel şehrin son 5 yılının temel atmama törenleriyle, ‘Engelleniyoruz’ yalanlarıyla nasıl heba edildiğinin, nasıl boşa harcandığının hepimiz şahidiyiz. Bunun için 31 Mart seçimleri çok önemli. İstanbul’un hizmet ve eser hasretinin dinmesi için 31 Mart, kritik bir eşik. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’un fetret devrini kapatacak, irtifa kaybına son verecek, hak ettiği hizmetlerle yeniden buluşmasını sağlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’a kendini vakfedecek, İstanbul’dan başka hiçbir şeyi gözü görmeyecek, İstanbul’u payidar etmekten başka bir hedefi olmayacak, İstanbul’u emanet bilip ona layıkıyla sahip çıkacak, tüm kalbiyle bu şehri sevecek, bu şehrin insanlarını kucaklayacak, hasılı Fatih’in yadigarı olan aziz İstanbul’a şehreminiliği yapmayı en büyük şeref payesi bilecek adayımızı yakında açıklayacağız” diye konuştu.

“Yeniden İstanbul” hedefiyle hep beraber yola revan olacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir insanımızı ötekileştirmeden, kimseye hor, hoyrat davranmadan, kimseyi ayırmadan, ayrımcılık yapmadan milletimizin tüm fertlerini birleştirmek, bütünleştirmek, kardeşlik hukukunu yüceltmek için sabırla, tevazuyla ve kararlılıkla 31 Mart akşamına kadar çalışacağız” diye konuştu.

Paylaşın

Erdoğan: Türkiye, Çekim Merkezi Vasfını Koruyor

Borsa İstanbul 150. Yıl Gong Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz yenilikler ve düzenlemeler sayesinde sermaye piyasamız ve Borsamız köklü bir dönüşüm geçirdi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İstanbul Finans Merkezi’nin de hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’nin finans alanındaki merkezi konumu daha da güçlendi. Türk ekonomisinin yüksek büyüme potansiyeli, yerli yatırımcıların yanı sıra uluslararası yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Son yıllarda Türk borsasına yönelik teveccühün hem içerde, hem de dışarıda giderek arttığını müşahede ediyoruz.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Küresel ekonomide daralma yaşanırken, yabancı sermaye akışları her yerde gerilerken Türkiye, borsa üzerinden yabancı sermaye çekmeyi, yani ekonomik büyümesine finansman temin etmeyi sürdürüyor. Tüm dünyada risk iştahının düştüğü, sermayenin korunaklı alanlara doğru çekildiği bir dönemde, uyguladığımız mali programın bir sonucu olarak Türkiye, uluslararası sermaye açısından çekim merkezi vasfını koruyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Borsa İstanbul 150. Yıl Gong Töreni’ne katılarak, bir konuşma yaptı. Cumhuriyet’in 100. yıl dönümünde, borsanın 150. yaşını hep birlikte gururla kutladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez 1873 yılında kurulan Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ardından 1985 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın kurulduğunu hatırlattı.

Farklı borsaları tek çatı altında toplamaya karar verdiklerini ve İstanbul Menkul Kıymetler, Vadeli İşlemler Opsiyon ile İstanbul Altın Borsalarını, 2013 yılında “Borsa İstanbul” markası altında birleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Borsamız bir anonim şirkete dönüşerek, daha şeffaf, daha dinamik; takas ve saklama kurumlarıyla daha entegre bir yapıya kavuştu” dedi.

Yatırım, üretim, planlama, istihdam ve ihracata dayalı ekonomik atılımları sürdürürken, ekonomi ve finans sisteminde de birçok düzenleme yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz yenilikler ve düzenlemeler sayesinde sermaye piyasamız ve Borsamız köklü bir dönüşüm geçirdi. İstanbul Finans Merkezi’nin de hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’nin finans alanındaki merkezi konumu daha da güçlendi. Türk ekonomisinin yüksek büyüme potansiyeli, yerli yatırımcıların yanı sıra uluslararası yatırımcıların da ilgisini çekiyor.

Son yıllarda Türk borsasına yönelik teveccühün hem içerde, hem de dışarıda giderek arttığını müşahede ediyoruz. Küresel ekonomide daralma yaşanırken, yabancı sermaye akışları her yerde gerilerken Türkiye, borsa üzerinden yabancı sermaye çekmeyi, yani ekonomik büyümesine finansman temin etmeyi sürdürüyor. Tüm dünyada risk iştahının düştüğü, sermayenin korunaklı alanlara doğru çekildiği bir dönemde, uyguladığımız mali programın bir sonucu olarak Türkiye, uluslararası sermaye açısından çekim merkezi vasfını koruyor.”

Son 21 yılda 255 milyar dolardan fazla uluslararası yatırım çekmiş bir ülke olarak, gelecek dönemde sermaye piyasalarının daha da derinleştirilmesine ve tabana yayılmasına ağırlık vereceklerini duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilhassa katılım finans ve İslami yatırım araçları konusunda çok ciddi bir potansiyel olduğu anlaşılıyor” dedi.

Vatandaşın gönül huzuruyla birikimlerini değerlendireceği ve reel ekonominin istifadesine sunacağı bir iklimi tesis etmekte kararlı olduklarını da ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyondaki artışın kontrol altına alınmasıyla birlikte ülkemize yönelik kaynak akışının daha da hızlanacağına inanıyoruz. Risk primindeki gerileme ve kredi notumuzdaki iyileşmelerin etkisi başta borsamız olmak üzere sermaye piyasalarımızda da hissedilecektir. Enflasyondaki dengelenmeye bağlı olarak borsamızın derinliği artacak ve yatırımcılarımız finansman kaynaklarına daha rahat erişebileceklerdir” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Erdoğan’dan Sisi’ye Tebrik Telefonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Sisi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları ve Gazze’ye insani yardım ulaştırma gayretleri ele alındı.

Haber Merkezi / Erdoğan, görüşmede, İslam ülkelerinin kalıcı ateşkesi sağlamak için başlatılan çalışmaları birlik içerisinde devam ettirmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Görüşmede, yeniden Mısır Devlet Başkanı seçilen Sisi’ye başarılar dileyen Erdoğan, yeni dönemin Türkiye-Mısır ilişkileri açısından hayırlara vesile olması temennisini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmeye ilişkin İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Görüşmede, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları ve Gazze’ye insani yardım ulaştırma gayretleri ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, İslam ülkelerinin kalıcı ateşkesi sağlamak için başlatılan çalışmaları birlik içerisinde devam ettirmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Görüşmede, yeniden Mısır Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Sisi’ye başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni dönemin Türkiye-Mısır ilişkileri açısından hayırlara vesile olması temennisini dile getirdi.”

Paylaşın

Erdoğan: Tek Parti Faşizmi Milleti Ezdi

İlim Yayma Cemiyeti’nin düzenlediği törende açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek parti faşizmi döneminde yasakların ve baskıların altında ezilen milletimiz Demokrat Parti iktidarıyla adeta yeniden kendini bulmuştur” dedi ve ekledi:

“İlim Yayma Cemiyetimiz bu uyanışın meyvelerinden biridir. Bu kardeşiniz de bir İlim Yayma meyvesidir” Her ne kadar darbe dönemlerinin ardından cemiyetin çalışmaları bir süre engellenmiş olsa da şartlar düzeldiğinde faaliyetler yeniden hızlanmıştır. Nitelikli insan gücünü yetiştirmek üzere kurulan cemiyetimizin 72. yıldönümünü geride bıraktık. Ülkemizin en önemli manevi kaynaklarından imam hatip okullarının kuruluşunda ve yaşatılmasında cemiyetimizin hayati katkıları olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti ve Vakfı’nın Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği “İlim Yayma Ödülleri” törenine katıldı.

Törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vefat haberini derin bir teessürle öğrendiğimiz aziz kardeşim Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf’a Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Dost ve kardeş Kuveyt halkına milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Merhum Şeyh Nevvaf, Türkiye’nin samimi ve güvenilir bir dostu olarak her zaman hayırla yad edilecektir. Yeni Kuveyt Emiri kardeşim Şeyh Meşal’e de Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

İlim Yayma Cemiyeti’nin 1951’de kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu dönemi Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in şu şekilde anlattığını aktardı: “1951 Türkiye’sinin manzarası şuydu. Bütün müminler, inançlılar, bir tek cümleyle cahil ve fakirdiler. Ne ilim adamımız vardı, ne iktisadi gücümüz ne şirketimiz ne radyomuz ne özel okulumuz ne bilim adamımız ne tüccarımız ne derneğimiz ne vakfımız vardı.

Tamamen teşkilatsız bir toplumduk. Bütün gayrimüslimlerin vakıfları, teşkilatları vardı. Niçin? Çünkü Osmanlı Devleti’nde millet sırtını devlete dayamıştı. İçtimai meseleler bilaistisna devlet tarafından organize edilirdi. Devlet arkasından çekilince millet adeta çırılçıplak ortada kaldı. 1950 sonrasında kurumlaşmak, cemiyetleşmek başladı. İlk cemiyetimiz de İlim Yayma Cemiyeti’ydi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “tek parti faşizmi döneminde yasakların ve baskıların altında ezilen milletin, Demokrat Parti iktidarıyla adeta yeniden kendini bulduğunu” savundu.

Darbe dönemlerinin ardından cemiyetin çalışmalarının bir süre engellendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şartlar düzeldiğinde faaliyetler yeniden hızlanmıştır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü hem maddi hem manevi alanda yetiştirmek üzere kurulan Cemiyetimizin kuruluşunun 72’nci, Vakfımızın kuruluşunun 50’nci yıl dönümünü geride bıraktık” dedi.

İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ne saldırıları ve katliamlarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: Biz, siyasi, askeri ve ekonomik olarak güçlendikçe umutlarını bize bağlamış olan dost ve kardeşlerimizin özgüvenleri de arttı. Artık hem İslam aleminde hem Türk dünyasında geçmişe göre çok daha farklı, çok daha olumlu, çok daha cesur bir hava vardır. Karabağ’ın işgalden kurtuluşu bu havayı daha da güçlendirmiştir.

Zalim İsrail devletin, Batı devletlerinden desteği ile sürdürdüğü Gazze’deki katliamın önüne geçeceğimiz günler de endişe etmeyin, Allah’ın izniyle, yakındır. Yakaladığımız bu ivmeyi sürdürebilmek için çocuklarımızı medeniyetimize, tarihimize ve kültürümüze uygun şekilde yetiştirme meselesini önceliklerimizin en başına koyma mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Bunun yolu da eğitim vasıtasıyla çocuklarımızın maddi ve manevi beslenme kaynaklarını millileştirmekten geçiyor. Devletin görevi bu sürecin önünü açmak ve kolaylaştırmak işinde rol oynamaktır.

Paylaşın