Türkiye’de Yetişkin Nüfusun Yüzde 34,4’ü Obez

Türkiye’deki yetişkin nüfusun yüzde 34,4’ü obezite sınıfında yer alıyor. Bu durum, Türkiye’de yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında köklü değişiklik ihtiyacını ortaya koyuyor.

Dünya genelinde halk sağlığını tehdit eden obezite sorunu, Türkiye’de kritik bir eşiğe ulaştı.

WorldObesity tarafından yayımlanan verilere göre, Türkiye’deki yetişkin nüfusun yüzde 34,4’ü obezite sınıfında yer alıyor. Bu oran, Türkiye’yi ABD, Şili ve Meksika gibi obezite yaygınlığının en yüksek olduğu ülkelerle aynı risk grubuna konumlandırıyor ve ülkenin bir halk sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Türkiye, yüzde 342,7 ile listenin başında yer alan ABD’nin ve yüzde 39,7 ile Şili’nin hemen ardından, yüzde 336,9’luk Meksika ile birlikte yüksek obezite oranlarına sahip ülkeler arasında bulunuyor. Bu yüksek prevalans, kalp hastalıkları, diyabet ve çeşitli kronik sağlık sorunlarının görülme sıklığını ciddi ölçüde artırıyor.

Özellikle İtalya (yüzde 317,8) ve Fransa (yüzde 310,0) gibi Akdeniz coğrafyasındaki komşulara kıyasla Türkiye’nin obezite oranları arasındaki uçurum dikkat çekerken, Japonya (yüzde 35,6) ve Güney Kore (yüzde 37,2) gibi sağlıklı yaşam tarzı modelleriyle öne çıkan ülkelerle aradaki fark, Türkiye’de yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında köklü değişiklik ihtiyacını ortaya koyuyor.

Halk sağlığı uzmanları, bu alarm veren tabloya karşı tek çözümün, obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve düzenli fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin bu yüksek oranlarla mücadele edebilmesi için, bireysel farkındalığın artırılması ve obeziteyi önleyici kamu politikalarının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.

Paylaşın

Beyin, Obezitede Nasıl Bir Rol Oynar?

Beyin, obezitenin hem nedeni hem de sonucu olarak önemli bir rol oynar. İştah kontrolü, ödül mekanizmaları, stres tepkileri ve karar verme süreçleri, obeziteyi etkileyen temel beyin fonksiyonlarıdır.

Haber Merkezi / Bu nedenle, obezite tedavisinde sadece diyet ve egzersiz değil, aynı zamanda beyin temelli yaklaşımlar (örneğin, davranışsal terapiler, stres yönetimi) de önemlidir.

İşte beyin ve obezite arasındaki ilişkiyi açıklayan temel noktalar:

İştah ve Yeme Davranışının Düzenlenmesi: Beynin hipotalamus bölgesi, açlık ve tokluk sinyallerini algılar. Leptin ve ghrelin gibi hormonlar, enerji dengesini kontrol etmek için beyne sinyaller gönderir. Obezitede, leptin direnci gibi durumlar tokluk sinyallerinin doğru algılanmasını engelleyerek aşırı yemeye yol açabilir.

Ödül Sistemi ve Dopamin: Beynin ödül merkezi (nükleus akumbens), yüksek kalorili yiyeceklere (şekerli veya yağlı gıdalar) tepki olarak dopamin salgılar. Bu, yiyeceklere karşı bağımlılık benzeri bir davranış geliştirebilir, özellikle obez bireylerde bu sistem aşırı uyarılabilir.

Stres ve Duygusal Yeme: Beynin amigdala ve prefrontal korteks gibi bölgeleri, stres ve duygusal durumlarla başa çıkmada rol oynar. Kronik stres, kortizol seviyelerini artırarak iştahı tetikleyebilir ve duygusal yeme davranışını körükleyebilir, bu da obeziteye katkıda bulunur.

Karar Verme ve Öz Denetim: Prefrontal korteks, yeme alışkanlıkları üzerinde öz denetim sağlar. Obez bireylerde bu bölgedeki işlevsellik zayıflayabilir, bu da sağlıksız yiyeceklere yönelmeyi artırabilir.

Bağırsak-Beyin Ekseni: Bağırsak mikrobiyotası, beyinle iletişim kurarak iştah ve metabolizmayı etkiler. Obezitede bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler, beyne gönderilen sinyalleri bozabilir ve kilo alımını teşvik edebilir.

Nöroinflamasyon: Obezite, beyinde düşük seviyeli kronik iltihaplanmaya yol açabilir. Bu, nöronal işlevleri bozarak hem iştah düzenlemesini hem de metabolik süreçleri olumsuz etkileyebilir.

Paylaşın

Dünya Genelinde Her On Çocuktan Biri Obez

2000 yılından bu yana 5-19 yaş aralığındaki çocuklarda düşük kilolu olma oranı yüzde 13’ten yüzde 9,2’ye gerilerken, obezite oranı yüzde 3’ten yüzde 9,4’e yükseldi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 190’dan fazla ülkeden toplanan verilere dayandırdığı raporunu açıkladı. Okul çağındaki her 10 çocuktan 1’i obeziteden etkilendiği ortaya konuldu.

Çocuklarda obezite oranı, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya hariç dünyanın tüm bölgelerinde düşük kilolu olma oranını geçti. Obeziteden etkilenen 188 milyon çocuk, yaşamı tehdit eden hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

2000 yılından bu yana 5-19 yaş aralığındaki çocuklarda düşük kilolu olma oranı yüzde 13’ten yüzde 9,2’ye gerilerken, obezite oranı yüzde 3’ten yüzde 9,4’e yükseldi.

Raporda; şeker, rafine nişasta, tuz, sağlıksız yağlar ve katkı maddeleri oranı yüksek aşırı işlenmiş gıdaların ve fast food yiyeceklerin, çocukların beslenme alışkanlıklarını kişisel tercihlerden ziyade sağlıksız gıda çevreleri aracılığıyla şekillendirdiği uyarısında bulunuyor. Bu ürünler hem mağazalarda hem okullarda yaygınken, dijital pazarlama da gıda ve içecek sektörünün genç kitlelere güçlü bir şekilde ulaşmasına imkân sağlıyor.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, obezitenin çocukların sağlığı ve gelişimini etkileyebilen bir endişe kaynağı olduğunu vurgulayarak, aşırı işlenmiş gıdaların giderek daha fazla meyve, sebze ve proteinin yerini aldığına dikkati çekti.

Raporda ayrıca, hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına, çocukların besleyici gıdalara erişiminin sağlanması için önlem alınması çağrısı yapıldı.

Paylaşın

Zaman Kısıtlı Beslenme Obeziteyi Önlemeye Yardımcı Olabilir

Zaman kısıtlı beslenme, tüm günlük kalori alımını belirli bir zaman aralığında, genellikle 6-10 saatlik bir pencerede tüketmeyi ve geri kalan sürede yemek yememeyi içeren bir beslenme yöntemidir.

Haber Merkezi / Örneğin, sabah 10:00 ile akşam 18:00 arasında yemek yemek ve kalan 16 saatte oruç tutmak (sadece kalorisiz içecekler tüketmek) yaygın bir uygulamadır.

Bu yöntem, aralıklı oruç (intermittent fasting) türlerinden biridir ve kalori kontrolü, metabolik sağlık ve kilo yönetimi için kullanılır. Besinlerin kalitesi ve miktarı da sonuçları etkiler.

Peki, zaman kısıtlı beslenme obeziteyi önlemeye yardımcı olabilir mi?

Evet, zaman kısıtlı beslenme (intermittent fasting veya time-restricted eating) obeziteyi önlemeye yardımcı olabilir. Bu yöntem, yemek yeme süresini belirli bir zaman aralığıyla sınırlandırarak kalori alımını azaltabilir ve metabolik sağlığı iyileştirebilir.

Araştırmalar, zaman kısıtlı beslenmenin kilo kaybını destekleyebileceğini, insülin duyarlılığını artırabileceğini ve inflamasyonu azaltabileceğini gösteriyor. Örneğin, 8-10 saatlik bir yemek penceresi (ör. 10:00-18:00) ve geri kalan zamanda oruç tutma, kalori kontrolüne yardımcı olabilir.

Ancak, etkileri kişiden kişiye değişir ve beslenme kalitesi de önemlidir. Sadece zaman kısıtlaması değil, sağlıklı ve dengeli besinler tüketmek de obeziteyle mücadelede kritik rol oynar. Ayrıca, bu yöntemin uzun vadeli etkileri üzerine daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Zaman kısıtlı beslenmenin faydaları:

Kilo Kontrolü: Yemek yeme süresini kısıtlamak, kalori alımını doğal olarak azaltabilir ve kilo kaybına yardımcı olabilir.

Metabolik Sağlık: İnsülin duyarlılığını artırabilir, kan şekeri seviyelerini düzenleyebilir ve tip 2 diyabet riskini azaltabilir.

İnflamasyon Azalması: Vücuttaki inflamasyon belirteçlerini düşürebilir, bu da kronik hastalık riskini azaltabilir.

Kalp Sağlığı: Kan basıncını, kolesterol seviyelerini ve trigliseridleri iyileştirebilir.

Hücresel Onarım: Oruç dönemlerinde otofaji (hücre temizliği) teşvik edilebilir, bu da hücre sağlığını destekler.

Beyin Sağlığı: Bazı çalışmalar, zaman kısıtlı beslenmenin bilişsel işlevleri ve nörolojik sağlığı destekleyebileceğini öne sürüyor.

Displinli Beslenme Alışkanlıkları: Düzenli bir yemek zamanlaması, aşırı atıştırmayı azaltabilir ve daha bilinçli beslenme alışkanlıkları oluşturabilir.

Paylaşın

2050’ye Kadar Gençlerin Yüzde 31’i Obez Veya Aşırı Kilolu Olabilir

Yeni yayınlanan iki çalışmaya göre, 2050 yılına kadar dünya genelinde yetişkinlerin yüzde 60’ının, çocuk ve gençlerin ise yüzde 31’inin aşırı kilolu ya da obez olması bekleniyor.

Artan obezite salgını dünya genelinde milyonlarca insan için tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri riskini artırıyor.

Yeni araştırmalar, insanların aşırı kilolu ya da obez olma ihtimalinin otuz yıl öncesine kıyasla çok daha yüksek olduğunu ve büyüyen krizin sağlık ve refah için “benzersiz bir tehdit” oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Lancettıp dergisinde yayınlanan iki çalışmaya göre, 2050 yılına kadar dünya genelinde yetişkinlerin yüzde 60’ının, çocuk ve gençlerin ise yüzde 31’inin aşırı kilolu ya da obez olması bekleniyor. Bu da 3,8 milyar yetişkin ve 746 milyon gence tekabül ediyor.

Buna göre, 2050 yılına kadar dünyada her 10 yetişkinden yaklaşık altısının obez veya aşırı kilolu olacağı tahmin ediliyor.

Bu rakam, 1990’da 731 milyon yetişkin ve 198 milyon genç iken, yeni nesillerin daha hızlı ve daha erken kilo almasıyla birlikte artış gösterdi.

Örneğin yüksek gelirli ülkelerde, 1960’larda doğan erkeklerin yaklaşık yüzde 7’si 25 yaşına geldiğinde obezdi. Rapora göre bu oran 1990’larda doğan erkekler için yüzde 16’ya yükseldi ve 2015’te doğanlar için yüzde 25’e ulaşması bekleniyor.

Artan obezite salgını dünya genelinde milyonlarca insan için tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri riskini artırıyor.

Çalışmanın yazarlarından ve ABD merkezli Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü’nün (IHME) kurucularından Emmanuela Gakidou, “Eşi benzeri görülmemiş küresel aşırı kilo ve obezite salgını derin bir trajedi ve muazzam bir toplumsal başarısızlıktır” dedi.

Küresel araştırma ekipleri, çocuk ve gençleri 5-24 yaş, yetişkinleri ise 25 yaş ve üstü olarak kategorize etti.

Analizler neredeyse her ülkeyi kapsıyor ve bugüne kadarki en kapsamlı obezite tahminlerinden bazılarını sunuyor.

Bazı ülkelerde diğerlerine göre daha büyük değişimler görülse de, obezitenin dünyanın her köşesinde daha fazla kişiyi etkilediği tespit edildi.

2021 yılında aşırı kilolu veya obez yetişkinlerin yarısından fazlası sadece sekiz ülkedeki insanlardan oluşuyordu: Çin (402 milyon), Hindistan (180 milyon), ABD (172 milyon), Brezilya (88 milyon), Rusya (71 milyon), Meksika (58 milyon), Endonezya (52 milyon) ve Mısır (41 milyon).

Rapora göre, önümüzdeki 25 yılda Asya ve Sahra altı Afrika’daki nüfus artışı buralarda obezitenin artmasına neden olacak. Yüksek gelirli ülkeler arasında en yüksek obezite oranlarının Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Şili ve Arjantin’de olacağı öngörülüyor.

Analize göre Yunanistan, 2050 yılında kadınlar arasında yüzde 48 ve erkekler arasında yüzde 41’lik oranlarla en obez yüksek gelirli Avrupa ülkesi olacak.

Lancet araştırmacıları, obeziteye bağlı sağlık komplikasyonlarındaki artışın bazı Avrupa ülkelerinde, ABD’de ve Avustralya’da yaşam beklentisini ve sağlıklı yaşlanmayı şimdiden olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Araştırmacılar, 2050 yılına kadar dünya genelinde her dört obez yetişkinden birinin 65 yaş ve üzerinde olacağını, bunun da özellikle düşük gelirli ülkelerde sağlık sistemlerini daha da zorlayabileceğini sözlerine ekledi.

Dünya Obezite Federasyonu İcra Kurulu Başkanı Johanna Ralston yaptığı açıklamada, “Avrupa ve Kuzey Amerika’da bazı yerlerde ilerleme kaydediyor olsak da, orta gelirli ve düşük gelirli ülkelerde tam tersi bir gidişat görüyoruz” dedi.

Grubun yayınladığı ayrı bir analize göre, küresel olarak ülkelerin sağlık sistemlerinin sadece yüzde 7’si obeziteyle bağlantılı sağlık sorunlarındaki artışla mücadele etmeye hazır.

Obezitenin halihazırda diyabet, kanser, kalp hastalığı ve felç gibi nedenlerle her yıl 1,6 milyon erken ölüme yol açtığı belirtiliyor.

Lancet çalışmasının yazarları gençleri, “5 ila 14 yaş arası gençler” ve “15 ila 24 yaş arası daha büyük gençler ve genç yetişkinler” olmak üzere iki gruba ayırdı.

Gençlerin 2050 yılında aşırı kilolu olma olasılığı obez olma olasılığından daha yüksek. Yine de araştırmaya göre, obezite rakamlarının önümüzdeki yıllarda yüzde 121 oranında artması bekleniyor.

Bölgelere göre de büyük farklılıklar olacaktır. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun yanı sıra Latin Amerika ve Karayipler’de obezitede hızlı artışlar bekleniyor.

ABD ve Çin gibi büyük nüfusa sahip ülkelerde de kayda değer artışlar görülecek.

Zengin ülkeler arasında Şili, 5-14 yaş arası çocuklar arasında en yüksek obezite oranlarına sahip olurken, ABD 15-24 yaş arası çocuklar arasında en yüksek obezite oranına sahip olacak.

Yüksek gelirli Avrupa ülkeleri arasında Yunanistan, 2050 yılına kadar erkek çocuklar ve genç erkekler için en yüksek obezite oranlarına sahip olacak.

San Marino 5-14 yaş arası kızlarda en yüksek orana sahip olurken, Grönland 15-24 yaş arası kızlarda en yüksek orana sahip olacak.

Araştırmacılar, fazla kilodan obeziteye geçişin birçok Avrupa ülkesi de dahil olmak üzere bazı bölgelerde daha yavaş olmasının beklendiğini ve bunun da bu bölgelerde çocuk obezitesini azaltmak için bir fırsat sunduğunu söyledi.

Çalışmanın yazarlarından ve Avustralya’daki Murdoch Çocuk Araştırma Enstitüsü’nde araştırmacı olan Dr. Jessica Kerr yaptığı açıklamada, “Şimdi harekete geçersek, çocuklar ve ergenler için küresel obeziteye tam bir geçişi önlemek hâlâ mümkündür” dedi.

Çalışma, obeziteyi, küresel bir uzman panelinin kısa süre önce kilo dağılımının ve bunun sağlık üzerindeki etkisinin daha kesin ölçütleriyle değiştirilmesini önerdiği vücut kitle endeksini (VKİ) kullanarak hazırlandı.

Ayrıca GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen gişe rekorları kıran zayıflama ilaçlarının obezite krizinin gidişatını yeniden şekillendirmede oynayabileceği rol de dikkate alınmadı.

Dünya Obezite Federasyonu İcra Kurulu Başkanı Johanna Ralston, bu ilaçların “dönüştürücü tedaviler” olabilmelerine rağmen, daha sağlıklı gıda sistemleri ve egzersizi destekleyen toplumlar yaratan politika değişiklikleri olmadan obezite salgınının gidişatını durdurmak için yeterli olmayacağı konusunda uyarıda bulundu.

Dünya Obezite Federasyonu gıda etiketlemesi, vergilendirme ve sağlık sisteminde iyileştirmeler yapılması için baskı yapıyor. Ancak grup, şu ana kadar çok az ülkenin “tüm toplumu kapsayan” bir yaklaşım benimsediğini söyledi.

Ralston, “Sadece tedavi ederek bundan kurtulamayız. Sadece engelleyerek bundan kurtulamayız. Birden fazla şeyi birlikte yapmak zorundayız” yorumunu yaptı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Obezite, Mitokondriyi Nasıl Parçalıyor?

Fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması sonucu ortaya çıkan obezite, tip 2 diyabet ve alkolsüz steatohepatit dahil olmak üzere rahatsızlıkların artmasına yol açan bir sağlık krizi haline gelmiş durumda.

Haber Merkezi / Kaliforniya Üniversitesi San Diego Tıp Fakültesi’nden bilim insanları, yaptıkları araştırmada, obezitenin hücrelerde enerji üreten yapılar olan mitokondriyi nasıl etkilediğine dair yeni bilgiler ortaya çıkardı.

Obezite gibi durumlarında yağ hücrelerinin enerji yakma etkinliği azalır. Enerji yakmadaki bu bozulma, obezite olan kişilerin kilo vermede karşılaştıkları zorluklara daha da arttırır.

Araştırmada, yağ hücrelerindeki mitokondrinin parçalandığını gözlemleyen bilim insanları, bu süreci kontrol eden tek bir gen tespit ettiler. Dahası, bilim insanları bu metabolik süreçte önemli bir durumu belirlediler: RaIA adı verilen tek bir molekül.

Araştırma, RaIA’nın aşırı aktif olması durumunda mitokondrinin normal işleyişini bozarak obezite ile ilişkili metabolik sorunları tetiklediğini öne sürüyor.

Prof. Alan Saltiel, araştırmanın sonuçlarına ilişkin, “Aşırı kalori yükü beslenme kilo alımına neden olur ve bu durum enerji yakımını azaltan ve obeziteyi daha da kötüleştiren bir metabolik aşamayı tetikler” ifadelerini kullandı.

Prof. Saltiel, araştırmada keşfedilen RaIA için, sağlıklı kilodan obeziteye geçişin kritik bir parçası olduğunu belirtti: RaIA obez yağ dokusunda enerji harcamasının baskılanmasında kritik bir rol oynuyor gibi görünüyor.

Obezitenin karmaşık bir yapısı olduğunu belirten Alan Saltiel, RaIA’yı hedef alan tedavi yöntemleri, obezitenin önlenmesine yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Paylaşın

Obezite Erkeklerde Prostat Kanseri Riskini Artırıyor

Dünya genelinde her yıl 12 binden fazla insanın ölümüne neden olan prostat kanserine ilişkin dikkat çeken bir araştırma yayınlandı. Araştırmaya göre, obezite erkeklerde prostat kanseri riskini artırıyor.

Haber Merkezi / Obez veya kilolu olanlar yaş ilerledikçe, ne yerse yesinler aç kalma eğiliminde olurlar, sonuç olarak vücut ağırlığı artar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, genç yaşta kilolu veya obez olan erkeklerin prostat kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

İsveçli bilim insanlarına göre 17 ile 27 yaşları arasında bir kilogram kilo alınsa bile prostat kanseri riski yüzde 27 oranında artıyor.

Uzmanlar, yetişkinlikte kilonun kontrol altına alınamaması durumunda, tek başına bunun bile gelecekte hayatı tehdit eden hastalıklara yol açabileceği konusunda ise uyarıyorlar.

Yaş, aile sağlığı geçmişi ve genetik değiştirilemeyecek şeylerdir. Ancak çoğu kanser önlenebilir. Çoğu prostat kanseri de kilo kontrolü sağlanarak önlenebilir.

Dünya genelinde her yıl 12 binden fazla insanın prostat kanseri nedeniyle öldüğü unutulmamalı.

Prostat

İdrarı vücuttan dışarı taşıyan tüp olan üretra başlangıcında yer alan prostat, yaklaşık küçük bir kivi veya iri bir ceviz büyüklüğündedir. Normal bir prostat 20 ila 30 gram ağırlığındayken, genişlemiş bir prostat 100 grama kadar çıkabilir.

Ekzokrin sistemin bir parçası olarak sınıflandırılır. Bu sistem vücudun dış fonksiyonları için sıvı salgılar. Prostat, meninin yaklaşık yüzde 20 ila 30’unu oluşturan süt benzeri bir madde salgılar. Ayrıca boşalma sırasında meniyi çıkarmaya yardımcı olan kaslara sahiptir.

Prostat, prostatit, iyi huylu prostat hiperplazisi ve kanser dahil bir dizi rahatsızlıktan etkilenebilir. Tüm bu bozukluklar, prostatın iltihaplanmasıyla karakterize edilir, bu nedenle, bu bozukluklardan birinden şüpheleniliyorsa, bir doktor manuel bir rektal prostat muayenesi planlayacaktır.

Doktor parmağını rektumunuza yerleştirecek ve prostatı olağandışı şişlik açısından inceleyecektir. Bu prosedür ağrısızdır ve sadece bir veya iki dakika sürer. Çoğu erkek için utanç verici olsa da, yaygın bir prosedürdür.

Paylaşın

Gebelikte Kovid 19 Çocuklarda Obezite Riskini Artırabilir

Yeni yapılan bir araştırma, hamilelik sırasında yeni tip koronavirüse (Kovid 19) yakalanan annelerin çocuklarında obezite gelişme olasılığının daha yüksek olabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırma hamilelik sırasında Kovid 19’a yakalanan annelerden dünyaya gelen 150 çocuk üzerinde yapıldı.

Araştırma, bu çocukların, anneleri doğum öncesi Kovid 19 olmayan 130 çocuğa göre daha düşük doğum ağırlığına sahip oldukları ve yaşamın ilk yılında daha fazla kilo aldıklarını ortaya koydu.

Bu durum, hamilelik sırasında Kovid 19’a yakalanan annelerden dünyaya gelen çocukların, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar geliştirme riskinin daha yüksek olabileceğini ortaya koydu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Massachusetts Hastanesi’nden Lindsay T Fourman, “Bulgularımız, anne karnında Kovid-19’a maruz kalan çocukların, erken yaşlarda obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalık risklerini artırabilecek bir büyümeye sahip olduğunu gösteriyor” dedi.

Fourman, ayrıca, Kovid 19’un hamile kadınlar ve çocukları üzerindeki etkilerini anlamak için hala çok sayıda araştırmaya ihtiyaç olduğunun söyledi.

Doktor Andrea G Edlow ise, bulgularımız, anne karnında anne Kovid 19 enfeksiyonuna maruz kalan çocukların uzun vadeli takibinin yanı sıra hamile bireyler arasında Kovid 19 önlemenin yaygın şekilde uygulanmasının önemini vurguladı.

Massachusetts Hastanesi araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Araştırma sonuçlarını doğrulamak için daha uzun takip süresi olan daha büyük çalışmalara ihtiyaç var” ifadelerine yer verdi.

Araştırma ilk olarak Endokrin Derneği’nin Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlandı.

Paylaşın

Güvenli Bir Şekilde Kilo Vermek İçin Günlük Kaç Kalori Almalıyım?

Herkesin fiziki yapısı farklıdır. Bu nedenler, fiziksel olarak aktif olmadığınız zaman ne kadar hızlı kalori yaktığınız, spesifik genlerinize, biyolojinize ve geçmişinize bağlı olarak diğer insanlardan çok farklı olabilir.

Haber Merkezi / Fazla kilonuz veya obez bir yapınız varsa, kalori saymak kilo vermenize yardımcı olabilir. Kalori alımını çoğunlukla yağsız protein, kepekli tahıllar ve meyve ve sebzelerden almak, güvenli bir şekilde kilo vermenize yardımcı olabilir.

Kilo vermek için her gün aldığınız kalori miktarını sınırlamaya karar verirseniz, önce doktorunuzla konuşun. Doktorunuz, kilo vermeye çalışırken vücudunuz için sağlıklı ve güvenli bir kalori miktarı belirlemenize yardımcı olabilir.

Önerilen kalori alım yönergelerini bilmek, kalori aralığınız hakkında daha iyi bir fikir sağlayabilir. Bunlar yetişkin, genç veya çocuk olmanıza göre değişir.

Normal koşullar altına önerilen kalori miktarları;

Yetişkin kadınlar için önerilen kalori alımı günde 1.600 kalori ile 2.400 kalori arasında değişmektedir. Erkekler için miktar biraz daha yüksektir, günde 2.200 ila 3.200 kalori arasında değişir.

Gençler için kalori alımı önerileri yaşa, cinsiyete ve aktivite düzeyine göre değişir. 13 yaşındaki bir kız çocuğu için önerilen kalori alım miktarı günde 1.600 ila 2.200 kalori arasında değişirken, 13 yaşında bir erkek çocuk için önerilen kalori alım miktarı 2.000 ila 2.600 arasındadır.

Bu miktarlar daha sonraki gençlik yıllarında biraz artar. 14 ila 18 yaş arası kızlar için aralık günde 1.800 kaloriden 2.400’e kadardır. Aynı yaş aralığındaki erkek çocuklar için önerilen kalori alımı 2.000 ila 3.200 kalori arasındadır.

Kilo vermemin en iyi yolu nedir?

Sağlıklı beslenmeyi artan egzersiz ile birleştirmek en iyisidir. Herhangi bir kilo verme programına başlamadan önce doktorunuz konuşun. Kilo vermeniz için en iyi yolu bulmak için sizinle birlikte çalışabilir.

Çevreniz ve yaşamınızın diğer bölümleri  kilo vermeyi zorlaştırabilir. Kilo almanıza, daha fazla uyumanıza veya stresle başa çıkmanıza neden olabilecek herhangi bir ilaç hakkında doktorunuzla konuşmak gibi kilo vermenize yardımcı olabilecek başka adımlar da atabilirsiniz.

Ne kadar hızlı kilo vermeye çalışmalıyım?

Hemen çok kilo vermek cazip gelebilir. Ancak yavaş yavaş kilo veren kadınların kilo verme olasılığı daha yüksektir. Hedefleriniz hakkında doktorunuz konuşun. Doktorunuz sağlıklı bir beslenme ve egzersiz planı geliştirmenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı olmak veya kilo vermek için ne tür fiziksel aktiviteler yapmalıyım?

Düzenli olarak iki tür fiziksel aktivite yapmalısınız: aerobik ve kas güçlendirici aktiviteler. Aerobik aktiviteler (“kardiyo” olarak da bilinir) daha hızlı nefes almanızı ve kalbinizin daha hızlı atmasını sağlar. Koşma veya dans etme gibi aerobik aktiviteler sırasında, tüm vücudunuzu veya kol ve bacakların bir kombinasyonunu tekrar tekrar hareket ettirirsiniz.

Son not:

Düzenli egzersiz (fiziksel aktivite), kalp hastalığı ve felç de dahil olmak üzere birçok hastalık riskinizi azaltmanıza, ayrıca depresyon, tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon gibi bazı durumların semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Sağlıklı bir kiloya ulaşmak veya bu kiloda kalmak, güç ve dayanıklılık oluşturmak için farklı türde fiziksel aktiviteler yapılmalıdır.

Çoğu kişi kilo vermek için doğru miktarda sağlıklı gıda alması gerekir. Artan egzersiz veya fiziksel aktivite kilo vermeye yardımcı olabilir, ancak sağlıklı yiyecekler (yağsız protein, kepekli tahıllar, sebzeler ve meyveler) seçmek, birçok insanın sağlıklı bir kiloya ulaşması için en iyi yoldur.

Paylaşın

Zayıf, Kilolu Veya Obezsem Egzersiz Yapabilir Miyim?

Düzenli egzersiz (fiziksel aktivite), kalp hastalığı ve felç de dahil olmak üzere birçok hastalık riskinizi azaltmanıza, ayrıca depresyon, tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon gibi bazı durumların semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Sağlıklı bir kiloya ulaşmak veya bu kiloda kalmak, güç ve dayanıklılık oluşturmak için farklı türde fiziksel aktiviteler yapılmalıdır.

Çoğu kişi kilo vermek için doğru miktarda sağlıklı gıda alması gerekir. Artan egzersiz veya fiziksel aktivite kilo vermeye yardımcı olabilir, ancak sağlıklı yiyecekler (yağsız protein, kepekli tahıllar, sebzeler ve meyveler) seçmek, birçok insanın sağlıklı bir kiloya ulaşması için en iyi yoldur.

Kilo vermemin en iyi yolu nedir?

Sağlıklı beslenmeyi artan egzersiz ile birleştirmek en iyisidir. Herhangi bir kilo verme programına başlamadan önce doktorunuz konuşun. Kilo vermeniz için en iyi yolu bulmak için sizinle birlikte çalışabilir.

Çevreniz ve yaşamınızın diğer bölümleri  kilo vermeyi zorlaştırabilir. Kilo almanıza, daha fazla uyumanıza veya stresle başa çıkmanıza neden olabilecek herhangi bir ilaç hakkında doktorunuzla konuşmak gibi kilo vermenize yardımcı olabilecek başka adımlar da atabilirsiniz.

Güvenli bir şekilde kilo vermek için kaç kaloriye ihtiyacım var?

Herkesin fiziksel ihtiyaçları farklıdır. Fiziksel olarak aktif olmadığınızda ne kadar hızlı kalori yaktığınız, spesifik genlerinize, biyolojinize ve geçmişinize bağlı olarak diğer insanlardan çok farklı olabilir.

Fazla kilonuz veya obeziteniz varsa, kalori saymak kilo vermenize yardımcı olabilir. Sağlıklı yiyecekler yemeye odaklandığınızda kilo kaybı da olur. Kalorileri çoğunlukla yağsız protein, kepekli tahıllar ve meyve ve sebzelerden almak, güvenli bir şekilde kilo vermenize yardımcı olabilir.

Yetişkin bir kadın için hiçbir diyet günde 800 kaloriden az olmamalıdır. Kilo vermek için her gün aldığınız kalori miktarını sınırlamaya karar verirseniz, önce doktorunuzla konuşun. Doktorunuz, kilo vermeye çalışırken vücudunuz için sağlıklı ve güvenli bir kalori miktarı belirlemenize yardımcı olabilir.

Hedeflenecek tam kalori sayısı yaşınıza, boyunuza ve kilonuza ve ne kadar aktif olduğunuza bağlıdır. Kaç kaloriye ihtiyacınız olduğunu öğrenmek için doktorunuzla konuşun.

Kadınlar erkeklerden farklı mı kilo veriyor?

Evet ve hayır. Erkekler genellikle kadınlardan daha hızlı kilo verir. Ancak zamanla, kilo kaybı genellikle kadınlar ve erkekler arasında eşitlenir.

Erkekler genellikle daha fazla kaslı olduğu için daha hızlı kilo verebilirken, kadınlar daha fazla yağa sahip olduğu için daha yavaş kilo verir. Kas yağdan daha fazla kalori yaktığından, erkekler, kadınlardan daha fazla kalori yakabilir.

Erkekler ortalama olarak kadınlardan daha iri oldukları ve daha fazla kasları olduğu için, erkekler kadınlara kıyasla kilo verirken genellikle daha fazla kalori alabilirler. Porsiyon kontrolü özellikle kadınlar için önemli olabilir.

Ne kadar hızlı kilo vermeye çalışmalıyım?

Hemen çok kilo vermek cazip gelebilir. Ancak yavaş yavaş kilo veren kadınların kilo verme olasılığı daha yüksektir. Hedefleriniz hakkında doktorunuz konuşun. Doktorunuz sağlıklı bir beslenme ve egzersiz planı geliştirmenize yardımcı olabilir.

Paylaşın