Küresel Nüfus, 2084 Yılında 10 Milyarı Aşacak

Şu anda 8,2 milyar olan küresel nüfusun 2080’lerin ortalarına doğru yaklaşık 10,3 milyara yükselmesi bekleniyor. Bu zirvenin ardından, küresel nüfus artışında kademeli bir düşüş öngörülüyor.

Türkiye’de ise 2054 yılına kadar zirvenin aşılması ve ardından nüfusta azalmanın başlaması bekleniyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) yeni tahminine göre dünya nüfusu 2084 yılına kadar artmaya devam edecek. Şu an 8 milyardan fazla olan dünya nüfusu 60 yıl içerisinde 10 milyar 300 milyona yükselecek. Birleşmiş Milletler’in iki yılda bir yaptığı tahmin 2022 yılındaki verilere dayanıyor.

Dünya nüfusunda her yıl yaklaşık 70 milyon seviyesinde olan artışın 2050’den itibaren yavaşlaması bekleniyor. 2061 yılında insan sayısının 10 milyarı geçeceği, 2084’te ise yaklaşık 10,3 milyar ile en üst seviyeye ulaşılacağı öngörülüyor.

O tarihten sonra dünya nüfusunun yavaş yavaş azalacağı ve 2100’e gelindiğinde 10 milyar 200 milyon seviyesine gerileyeceği tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler’in tahminleri doğum ve ölüm oranlarına dayanıyor. Bu oranların gelecek raporlarda değişebileceği ve dünya üzerindeki büyük olaylardan etkilenebileceği kaydediliyor.

Kıtalar bazında nüfus değişimleri farklılık gösteriyor. Bazı kıtalarda hemen hemen hiç nüfus artışı görülmüyor. Şu anda 745 milyon olan Avrupa nüfusunun 2100 yılına gelindiğinde 600 milyona küçülmesi bekleniyor. Dünyanın nüfus bakımından ilk sırada olan Asya kıtasında şu anda yaklaşık 4 milyar 800 milyon kişi yaşıyor.

Nüfusun Asya’da 30 yıl boyunca hafif olarak artış göstereceği tahmin ediliyor. En büyük artışın ise Afrika’da kaydedilmesi öngörülüyor. Tahminlere göre 2 milyardan fazla olan kıta nüfusu 2100 yılında 3 milyarı aşmış olacak.

Türkiye’de zirveye 2054’e kadar çıkılmış olacak

Çin, Almanya, Japonya ve Rusya gibi bazı ülkelerde nüfus artışında zirveye çoktan ulaşıldı. 2054 yılına kadar Brezilya, İran, Türkiye ve Vietnam gibi 48 ülkede daha zirvenin aşılması ve ardından nüfusta azalmanın başlaması bekleniyor.

Angola, Nijer, Somali ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi birçok Afrika ülkesinde ise nüfusun 2024-2054 yılları arasında iki katına çıkacağı tahmin ediliyor.

Alman Dünya Nüfusu Vakfı Genel Müdürü Jan Kreutzberg, gelişmenin Sahra Altı Afrika ülkelerindeki son derece genç nüfus yapısıyla bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Bu bölgede nüfusun yüzde 40’ı 15 yaşın altında, birçok kadın çok genç yaşta çocuk sahibi oluyor.

Federal Nüfus Araştırmaları Enstitüsü uzmanı Frank Swiaczny, Sahra Altı Afrika’yı anahtar bölge olarak niteliyor. Frank Swiaczny “Dünya nüfusunun geleceği temelde Sahra Altı Afrika’daki gelişmeye bağlı” diyor. Burada doğum oranı kadın başına 4,3 çocuk seviyesinde. Swiaczny kıtadaki değişimin dünya nüfusuna en büyük etkiyi yapacağını kaydediyor.

Modern insanın tarihi eldeki bilgilere göre 300 bin yıl önce Homo Sapienslerin ortaya çıkmasıyla başladı. 1800 yılından sonra insan sayısı 1 milyarı geçmişti. 1928’de 2 milyar olan dünya nüfusu yüz yıl geçmeden 8 milyara çıktı. Yedi milyardan sekiz milyara çıkış ise 11 yıl gibi kısa bir sürede gerçekleşti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Nüfusu En Yüksek 20 Ülke Arasında

Türkiye, 85 milyon 372 bin 377 kişi nüfusu ile nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1’ini oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dünya Nüfus Günü 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Birleşmiş Milletler nüfus tahminlerine göre 2023 yılında en fazla nüfusa sahip ülke, 1 milyar 428 milyon 627 bin 663 kişi ile Hindistan olurken, bu ülkeyi 1 milyar 425 milyon 671 bin 352 kişi ile Çin, 339 milyon 996 bin 563 kişi ile Amerika Birleşik Devletleri izledi. Bu üç ülke dünya toplam nüfusunun yüzde 39,7’sini oluşturdu.

Türkiye, 85 milyon 372 bin 377 kişi nüfusu ile nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1,1’ini oluşturdu.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 0-17 yaş grubu çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan ülkeler, yüzde 55,5 ile Nijer ve Orta Afrika Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeleri yüzde 54,2 ile Çad ve yüzde 54,0 ile Mali izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülke, yüzde 13,9 ile Kore Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi yüzde 14,1 ile Japonya, yüzde 14,2 ile Singapur izledi.

Çocuk nüfus oranı dünya ortalaması, 2023 yılında yüzde 29,8 oldu. Türkiye’deki çocuk nüfus oranının yüzde 26,0 ile dünya çocuk nüfus ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 23,3 ile İrlanda, yüzde 21,0 ile İsveç ve yüzde 20,7 ile Fransa olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 15,1 ile İtalya, yüzde 15,6 ile Malta ve yüzde 16,0 ile Portekiz oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,0 ile AB üye ülkelerinin çocuk nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü.

Genç nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Suriye

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 15-24 yaş grubu genç nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülke, yüzde 24,1 ile Suriye oldu. Bu ülkeyi yüzde 22,3 ile Orta Afrika Cumhuriyeti ve Doğu Timor, yüzde 22,1 ile Eritre izledi. Genç nüfus oranının en düşük olduğu ülke, yüzde 6,8 ile Ukrayna oldu. Bu ülkeyi yüzde 7,6 ile Katar, yüzde 8,5 ile Monako izledi.

Genç nüfus oranı dünya ortalaması, 2023 yılında yüzde 15,5 oldu. Türkiye’nin genç nüfus oranın yüzde 15,1 ile dünya genç nüfus ortalamasının hemen altında olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 13,1 ile İrlanda, yüzde 12,0 ile Danimarka, yüzde 11,9 ile Hollanda olduğu görüldü. En düşük genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin ise sırasıyla yüzde 9,0 ile Malta, yüzde 9,4 ile Litvanya, yüzde 9,5 ile Bulgaristan ve Slovenya olduğu görüldü. Türkiye’nin genç nüfus oranının yüzde 15,1 ile AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 65 ve daha yukarı yaştaki yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülke, yüzde 35,8 ile Monako oldu. Bu ülkeyi yüzde 30,1 ile Japonya, yüzde 24,5 ile İtalya izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu ülke, yüzde 1,6 ile Katar oldu. Bu ülkeyi %1,7 ile Uganda, yüzde 1,8 ile Zambiya izledi. Yaşlı nüfus oranı dünya ortalaması, 2023 yılında yüzde 10,0 oldu. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının yüzde 10,2 ile dünya yaşlı nüfus ortalamasının hemen üzerinde olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 24,5 ile İtalya, yüzde 23,6 ile Finlandiya ve %23,3 ile Portekiz olduğu görüldü. En düşük yaşlı nüfus oranına sahip olan ülkelerin ise sırasıyla yüzde 15,2 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 15,4 ile Lüksemburg, yüzde 15,5 ile İrlanda olduğu görüldü. Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının yüzde 10,2 ile AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranlarından daha düşük olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülke, 6,67 çocuk ile Nijer oldu. Bu ülkeyi 6,12 çocuk ile Çad ve 6,10 çocuk ile Somali izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 0,88 çocuk ile Kore Cumhuriyeti oldu. Bu ülkeyi 1,04 çocuk ile Singapur ve 1,15 çocuk ile Andorra ve San Marino izledi. Toplam doğurganlık hızı dünya ortalaması, 2023 yılında 2,31 çocuk oldu. Türkiye’nin toplam doğurganlık hızının 1,51 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2023 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülke, 1,79 çocuk ile Fransa oldu. Bu ülkeyi 1,76 çocuk ile İrlanda ve 1,74 çocuk ile Romanya izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,22 çocuk ile Malta oldu. Bu ülkeyi 1,29 çocuk ile İspanya, 1,30 çocuk ile İtalya izledi. Toplam doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51 çocuk olan Türkiye’nin, AB üyesi 27 ülke ortalamasının altında kaldığı görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2023 yılı için doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya genelinde 73,4 yıl, erkekler için 70,8 yıl ve kadınlar için 76,0 yıl olduğu görüldü.

Ülkelerin 2023 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 85,2 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi 83,2 yıl ile Lihtenştayn ve 82,6 yıl ile İsviçre izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 52,0 yıl ile Çad oldu. Bu ülkeyi 52,1 yıl ile Lesotho ve 53,4 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti izledi. Türkiye’nin erkekler için 74,8 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için 2023 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülkeler, 82,1 yıl ile İtalya ve İsveç oldu. Bu ülkeleri 81,8 yıl ile Malta ve 81,4 yıl ile İspanya izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 69,5 yıl ile Bulgaristan oldu. Bu ülkeyi 71,7 yıl ile Letonya ve Romanya, 72,3 yıl ile Litvanya izledi. Türkiye’nin erkekler için 74,8 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.

Ülkelerin 2023 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 89,0 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi 88,0 yıl ile Japonya ve 87,2 yıl ile Kore Cumhuriyeti izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 54,2 yıl ile Nijerya oldu. Bu ülkeyi 55,4 yıl ile Çad ve 57,7 yıl ile Orta Afrika Cumhuriyeti izledi. Türkiye’nin kadınlar için 80,3 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için 2023 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 86,7 yıl ile İspanya oldu. Bu ülkeyi 86,1 yıl ile İtalya ve Fransa, 85,8 yıl ile Malta izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 76,4 yıl ile Bulgaristan oldu. Bu ülkeyi 78,6 yıl ile Romanya ve 80,2 yıl ile Letonya izledi. Türkiye’nin kadınlar için 80,3 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin AB üye ülkeleri ortalamasından düşük olduğu görüldü.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından, 1989 yılında dünya nüfusunun 5 milyar insana ulaştığı tarih olan “11 Temmuz 1987” tarihi “Dünya Nüfus Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu özel günde Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından her yıl nüfusun önemli konularına dikkat çekilerek nüfus ve kalkınma konularında farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Paylaşın

Doğurganlık Hızını Artırmak İçin Düğmeye Basıldı

2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51’e gerilerken, iktidar da doğurganlık hızını artırmak için harekete geçti. Aile Bakanlığı, “çalışan annelere destek paketini” de içeren bir dizi düzenleme için düğmeye bastı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki azalan doğum oranlarını “varoluşsal bir tehdit, felaket” olarak nitelendirmiş, “Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. Bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız,” demişti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı ciddi şekilde geriledi. 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, yani bir kadının hayatı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısı, geçtiğimiz yılda 1,51’e düştü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de doğum oranlarının “alarm vermeye başladığı” açıklamasının ardından Aile Bakanlığı devreye girdi ve “çalışan annelere destek paketini” de içeren bir dizi düzenleme için düğmeye basıldı.

Hürriyet gazetesinden Ebru Karatosun’un haberine göre, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş geçtiğimiz haftalarda doğum izninin bir yıla çıkarılmasıyla ilgili atılabilecek adımlar üzerine iktidar Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) strateji ekibine bir sunum yaptı.

Karatosun’un haberine göre, AK Parti kurmayları bu sürecin yalnızca doğum izni ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, dünya genelindeki örnekler de göz önünde bulundurularak ikinci ve üçüncü çocuğa kademeli devlet desteği verilmesi gerektiğini ifade etti.

Toplantıda ayrıca, kreş veya kira desteği ya da kadının özlük hakkı ile beraber maaşında yapılabilecek bazı düzenlemeler de konuşuldu. Haberde ayrıca, AK Parti kurmaylarının konuyla ilgili daha derli toplu bir çalışma yapılmasının gerekliliğini vurguladıkları aktarıldı.

Kurmaylar, “Sadece doğum izni değil, kadınlarımız çocuk sahibi olmak istiyor. Kreş desteği, çalışan desteği, kira desteği. Kadın çalışıyor, çocuk sahibi olmak istiyor ama bakıcıların maaşı 30.000 – 40.000 liradan aşağı değil,” ifadelerini kullanırken “ikinci, üçüncü çocuğa destek verilmesi gerektiğini” de vurguladılar.

“Biraz üzerinde çalışmamız lazım. Aile Bakanlığı’nın bir sürü bütçesi var. Sadece doğum iznini uzatmak değil, 0-3 yaş dediğimiz gelişim evresi de önemli.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı ciddi şekilde geriledi. 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, yani bir kadının hayatı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısı, geçtiğimiz yılda 1,51’e düştü.

TÜİK’in açıkladığı veriler durumun ciddiyetini ortaya koyarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son iki kabine toplantısında azalan doğum oranlarına değinmesi de dikkatleri konuya yöneltmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamalarda, Türkiye’deki azalan doğum oranlarını “varoluşsal bir tehdit, felaket” olarak nitelendirmiş, “Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. Bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız,” demişti.

Azalan doğum oranları geçtiğimiz haftalarda yapılan Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısında da gündeme gelmişti. Doğum izninin dört aydan bir yıla çıkartılması önerilen MKYK’da Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bu konuda asla klasik maliye olarak hareket etmeyeceğiz. Bize ne düşerse varız” demişti.

Paylaşın

Türkiye’nin Nüfus Artış Hızı Binde 1,1’e Geriledi

Türkiye’de yıllık nüfus artış hızı 2022 yılında binde 7,1 iken, 2023 yılında binde 1,1’e geriledi. 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla Türkiye’nin nüfusu, bir önceki yıla göre 92 bin 824 kişi artarak 85 milyon 372 bin 377 kişi oldu. 

Haber Merkezi / Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı”, Türkiye genelinde 111 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 3 bin 13 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul’dan sonra 582 kişi ile Kocaeli ve 373 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 12 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan izledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 92 bin 824 kişi artarak 85 milyon 372 bin 377 kişi oldu. Erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi olurken, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 253 bin 293 kişi azalarak 1 milyon 570 bin 543 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 48,6’sını erkekler, yüzde 51,4’ünü kadınlar oluşturdu.

Yıllık nüfus artış hızı 2022 yılında binde 7,1 iken, 2023 yılında binde 1,1 oldu.

Türkiye’de 2022 yılında yüzde 93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2023 yılında yüzde 93 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,6’dan yüzde 7’ye yükseldi.

İstanbul’un nüfusu 15 milyon 655 bin 924

İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 252 bin 27 kişi azalarak 15 milyon 655 bin 924 kişi oldu. Türkiye nüfusunun yüzde 18,34’ünün ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 803 bin 482 kişi ile Ankara, 4 milyon 479 bin 525 kişi ile İzmir, 3 milyon 214 bin 571 kişi ile Bursa ve 2 milyon 696 bin 249 kişi ile Antalya izledi.

Bayburt, 86 bin 47 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt’u, 89 bin 317 kişi ile Tunceli, 92 bin 819 kişi ile Ardahan, 148 bin 539 kişi ile Gümüşhane ve 155 bin 179 kişi ile Kilis takip etti.

Nüfus piramitleri, nüfusun yaş ve cinsiyet yapısında meydana gelen değişimi gösteren grafikler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin 2007 ve 2023 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görülmektedir.

Ortanca yaş, yeni doğan bebekten en yaşlıya kadar nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir.

Türkiye’de 2022 yılında 33,5 olan ortanca yaş, 2023 yılında 34’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 32,8’den 33,2’ye, kadınlarda ise 34,2’den 34,7’ye yükseldiği görüldü.

Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 42,8 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu görüldü. Sinop’u, 42,4 ile Giresun ve Kastamonu izledi. Diğer yandan 21,2 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı, 22,7 ile Şırnak ve 24 ile Ağrı takip etti.

Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 41,9 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 20,7 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 43,8 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 21,6 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu.

Hiç evlenmeyenlerin oranının erkeklerde daha yüksek

Ülkemizde 2009 ve 2023 yılı cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan büyük çoğunluğu oluşturan evlilerin oranının 2009 ve 2023 yılında her iki cinsiyette de birbirine yakın oranlarda olduğu görüldü.

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2023 yılında yüzde 68,3 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4’ten yüzde 21,4’e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1’den yüzde 10,2’ye yükseldi.

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2022 yılında yüzde 46,8 iken 2023 yılında yüzde 46,3’e düştü.

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 32,3’ten, yüzde 31,4’e gerilerken, çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 14,5’ten yüzde 15’e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de 2023 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 31,4 çocuğa ve 15 yaşlıya bakmaktadır.

Türkiye’de kilometrekareye 111 kişi düştü

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı”, Türkiye genelinde 111 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 3 bin 13 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul’dan sonra 582 kişi ile Kocaeli ve 373 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 12 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan izledi. Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 60, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 360 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Çin’in Nüfusu 1 Milyar 409 Milyona Geriledi

Çin Ulusal İstatistik Bürosunun (UİB) verilerine göre, 2022 yılında 1 milyar 411 milyon olan nüfus, 2023 yılında 1 milyar 409 milyona geriledi. Çin nüfusu, 2022’de 1960’ların başında kuraklık ve kıtlık yıllarından bu yana ilk kez azalmıştı.

2022 yılı, Çin’de nüfusun uzun vadeli azalma eğiliminin başladığı yıl olmuştu. Çin’de 2023’te 9,02 milyon bebek dünyaya gelirken, doğum sayısı 9,56 milyon bebeğin dünyaya geldiği 2022’ye göre yüzde 5,6 azaldı.

Doğum oranı, binde 6,39 ile ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı 1949’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Çin’de doğum oranı 2022’de binde 6,77’ye düşmüştü. Ülkede 2023’te 11,1 milyon ölüm kaydedilirken, ölüm oranı binde 7,87’ye yükseldi. Ölüm oranı, 2022’te binde 7,37 olmuştu.

Ölüm oranında geçen yıla kıyasla hızlı artış dikkati çekti. Çin hükümeti, 2022’nin sonunda Kovid-19 tedbirlerinin kaldırılmasının ardından virüsle bağlantıların can kayıplarının sayısını açıklamayı bırakmıştı.

Çin’de 1980’den 2015’e kadar uygulanan tek çocuk politikası ve bu dönemdeki hızlı kentleşme sonucunda ülkedeki doğumlar on yıllardır düşüyor. Tıpkı Japonya ve Güney Kore’deki ekonomik patlamalarda olduğu gibi, büyük nüfuslar, Çin’in kırsal bölgelerinden çocuk sahibi olmanın daha pahalı olduğu şehirlere taşındı.

“Doğurganlıktaki düşüşü tersine çevirmek çok zordur”

VAO Türkçe’nin aktardığına göre; Michigan Üniversitesi’nden demograf Zhou Yun, “Doğurganlığın düşük olduğu diğer ülkelerde de defalarca gözlemlediğimiz gibi, doğurganlıktaki düşüşü tersine çevirmek genellikle çok zordur” dedi.

2023’te Çin’de bebek yapma iştahı daha da azalırken, genç işsizliği rekor seviyelere ulaştı. Birçok beyaz yakalı çalışanın ücretleri düştü ve hane halkı servetinin üçte ikisinden fazlasının depolandığı emlak sektöründeki kriz derinleşti.

Yeni veriler, dünyanın iki numaralı ekonomisinin büyüme beklentilerinin daha az işçi ve tüketici nedeniyle azaldığı yönündeki endişeleri arttırırken, yaşlı bakımı ve emeklilik yardımlarının artan maliyetleri, borçlu yerel yönetimler üzerinde daha fazla baskı yaratıyor.

Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre Hindistan geçen yıl dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geride bırakmıştı. Özellikle Pekin ile Washington arasında jeopolitik gerilimler artarken, Çin merkezli bazı tedarik zincirlerinin başka pazarlara taşınmasının yararları konusunda daha fazla tartışma yaşanıyor.

BM uzmanları Çin nüfusunun 2050’e kadar 109 milyon azalacağını öngörüyor ki bu da 2019’da yaptıkları bir önceki tahminin üç katından daha yüksek bir azalma anlamına geliyor.

Çin’in 60 yaş ve üzeri nüfusu 2022’de 280,04 milyon iken 2023’te 296,97 milyona ulaşarak toplam nüfusun yaklaşık yüzde 21,1’ini oluşturuyor. Çin’in 2023’te 1000 kişi başına 7,87 ölüm oranı, 2022’deki 7,37 ölüm oranının da üzerinde.

Ülkenin 60 yaş ve üzerindeki 280 milyonluk nüfusunun 2035 yılına kadar 400 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bir başka ifadeyle Çin’deki emekli nüfus, tek başına Türkiye toplam nüfusunun dört katından fazla olacak. Devlete bağlı çalışan Çin Bilimler Akademisi, emeklilik sisteminin 2035 yılına kadar parasının tükeneceğini düşünüyor.

Kuzeybatı Gansu eyaletinde çiftçilik yapan 57 yaşındaki Zhu Guoping, yıllık yaklaşık 20 bin yuan (85 bin 600 TL) olan gelirinin ailesine yetmediğini söyledi. Kendisi 60 yaşına geldiğinde 685 TL’ye denk gelen 160 yuan aylık emekli maaşı alacak. Zhu, “Bu para kesinlikle yeterli değil. Belki çocuklarımız gelecekte bize biraz destek sağlayabilir” dedi.

Yüksek çocuk bakım ve eğitim masrafları birçok Çinli çifti çocuk sahibi olmaktan alıkoyarken, iş piyasasındaki belirsizlik de kadınları kariyerlerine ara vermekten caydırıyor. Demografi uzmanları, cinsiyet ayrımcılığı ve kadınların ailede bakıcı rolünü üstlenmesine yönelik geleneksel beklentilerin sorunu daha da derinleştirdiğini söylüyor.

Başkan Xi Jinping geçen yıl kadınların “iyi aile geleneği hikâyeleri” anlatmaları gerektiğini söylemiş ve ulusal kalkınmayla ilişkilendirdiği “yeni bir evlilik ve çocuk doğurma kültürünü aktif olarak geliştirmek gerektiğini” eklemişti.

Yerel yönetimler doğumları teşvik etmek için vergi indirimleri, daha uzun doğum izni ve konut sübvansiyonları gibi çeşitli önlemler açıkladı.

Ancak Pekin’deki bir politika enstitüsü, yetersiz finansman ve yerel yönetimlerin motivasyon eksikliği nedeniyle bu politikaların çoğunun uygulanamadığını belirterek, bunun yerine ülke çapında birleşik bir aile sübvansiyonu programı çağrısında bulundu.

Bir internet şirketinde çalışan 36 yaşındaki Pekinli Wang Weidong, kendisinin ve eşinin ikinci bir çocuk sahibi olma konusunda isteksiz olduğunu söyledi. Wang, “İnsanlar bu teşvikler yüzünden çocuk sahibi olmayacak. Teşvikler yardımcı unsur, asıl neden değil. Bu yüzden bu eğilimi tersine çevirmenin daha zor olduğunu düşünüyorum” dedi.

Paylaşın

“Dünya Nüfusu Bu Yüzyılda 100 Milyona Düşebilir” Uyarısı

“İnsanlık, bir nüfus patlaması-düşüş döngüsünün karakteristik dinamiklerini sergiliyor” diyen popülasyon ekolojisti William Rees, “Küresel ekonomi kaçınılmaz olarak daralacak ve insanlık bu yüzyılda büyük bir nüfus ‘ıslahı’ yaşayacak” diye ekledi.

Biyolog Tony Barnosky de dünyanın dinozorlardan bu yana en kötü küresel kitlesel yok oluşla karşı karşıya olduğunu yazmıştı.

Rees’e göre de insan nüfusu bu hızla büyümeye devam ederse sert bir uyanışla karşı karşıya kalabilir. Olası bir çöküşte yalnızca en zengin ve dayanıklı toplumların hayatta kalabileceğine inanılıyor.

Dünya nüfusu 8 milyara ulaşırken, bilim insanları çok yakında bir “uygarlık çöküşü” yaşanabileceği görüşünde.

Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nden popülasyon ekolojisti William Rees, bu yüzyıl bitmeden insan nüfusunun hızla azalabileceği ve 100 milyona kadar düşebileceği öngörüsünde bulundu.

Bilimsel dergi World’de bir makale kaleme alan araştırmacı, bu büyük insan kitlesinin yakın zamanda “nüfus ıslahıyla” karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.

“İnsanlık, bir nüfus patlaması-düşüş döngüsünün karakteristik dinamiklerini sergiliyor” diyen Rees, “Küresel ekonomi kaçınılmaz olarak daralacak ve insanlık bu yüzyılda büyük bir nüfus ‘ıslahı’ yaşayacak” diye ekledi.

Uzmanlar uzun süredir insanların doğal kaynakları geri dönülemez biçimde sömürdüğünü belirterek dünya kamuoyunu uyarıyor. Önceki aylarda, Stanford Üniversitesi biyoloğu Tony Barnosky de dünyanın dinozorlardan bu yana en kötü küresel kitlesel yok oluşla karşı karşıya olduğunu yazmıştı.

Rees’e göre de insan nüfusu bu hızla büyümeye devam ederse sert bir uyanışla karşı karşıya kalabilir. Olası bir çöküşte yalnızca en zengin ve dayanıklı toplumların hayatta kalabileceğine inanılıyor.

Rees söz konusu hesaplamaları yaptığı makalesinde, “Homo sapiens katlanarak çoğalmak, coğrafi açıdan genişlemek ve mevcut tüm kaynakları tüketmek üzere gelişti” ifadelerini kullandı.

“İnsanlığın evrimsel tarihinin büyük bir bölümünde, bu tür yayılmacı eğilimler olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kaldı” diyen araştırmacı, sözlerini şöyle sürdürdü: Öte yandan, bilimsel devrimler ve fosil yakıtların kullanımı, birçok olumsuz sonucun etkisini azaltarak, üstel büyüme için Homo sapiens’e fırsat verdi ve tam potansiyeline erişmesini sağladı.

Rees, gezegen üzerindeki insan hakimiyetinin, “hâlâ doğal seçilim tarafından yönlendirildiğimizi unutturduğuna” da dikkat çekti.

İnsanlığın kaynakları aşırı tüketmesi ve devamlı kısa vadeli düşünmesi, Dünya’nın karşı karşıya olduğu tahmin edilen 6. kitlesel yok oluşu hızlandırıyor.

Uzmanlara göre bu durum, gezegenin yaşamı destekleyen temel sistemlerini çökme riskiyle baş başa bırakıyor.

Dahası, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek gibi çözümler, aslında üstel nüfus artışı sorununu çözebilecek nitelikte değil. Rees’e göre yeni çözümlerle birlikte aşırı tüketim de hızlanıyor.

Makalede çok yakında gıda kıtlığının, habitat kaybının, savaş ve hastalıkların nüfusu düşürmeye başlayacağı öngörülüyor. Rees konuyla ilgili şu ifadeleri kullanıyor: Mümkün olan dünyaların en iyisindeyiz. Milyarlarca insanın gereksiz yere acı çekmesini önleyecek değişim mümkün.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, 2023 Yılı Ortasında Hindistan’ın Nüfusu Çin’i Geçecek

Dünya nüfusunun yaklaşık beşte birini barındıran Hindistan’ın Haziran ayı sonunda Çin’i geride bırakarak dünyanın en kalabalık ülkesi olması bekleniyor. Hindistan’ın nüfusu Avrupa, Afrika ya da Amerika kıtası ülkelerinin toplam nüfusundan daha fazla.

Nüfusunun yarısı 30 yaşın altında olan Hindistan, önümüzdeki yıllarda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olmaya aday. Hindistan’da tarımla uğraşanların sayısı giderek azalıyor.

İşgücüne katılan milyonlarca insana istihdam yaratma ihtiyacı, hükümetin en önemli sorunlardan biri.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) “8 Milyar Yaşam, Sonsuz Olasılıklar: Haklar ve Tercihler Meselesi” başlıklı “2023 Dünya Nüfusu Durum Raporu” bugün yayımlandı.

UNFPA, Hindistan’ın bu yıl ortasında nüfusunun 1 milyar 428 milyon 600 bin, Çin’in nüfusunun ise 1 milyar 425 milyon 700 bin civarında olacağı tahmininde bulundu.

Dünyanın üçüncü kalabalık ülkesi ABD’nin nüfusunun ise şubat ayı verilerine göre 340 milyona ulaştığı bildirildi.

Çin’in nüfusu 2050’de 1 milyar 317 milyona gerilemesi bekleniyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu, ülke nüfusunun 62 yıl sonra ilk kez 2022’de 850 bin azaldığını açıklamıştı.

Çin’de 2022’de 1000 kişi başına düşen doğum sayısı 6,77’de kalarak, 1961’den bu yana en düşük düzeye geriledi. Bu sayı önceki yıl 7,52’ydi.

UNFPA tarafından 2023 raporu için yaptırılan bir kamuoyu araştırması, Hindistan’ın yanı sıra Brezilya, Mısır ve Nijerya gibi ülkelerde nüfusun “çok büyük ve doğurganlık oranlarının çok yüksek” olduğu yönünde yaygın bir görüşün olduğunu ortaya koydu.

Bu arada bugün yayımlanan UNFPA raporunda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Mısır, Etiyopya, Hindistan, Nijerya, Pakistan, Filipinler ve Tanzanya olmak üzere toplam 8 ülkenin 2050’ye kadar öngörülen küresel nüfus artışının yarısını oluşturacağı aktarıldı.

Paylaşın

“Dünyanın En Kalabalık Ülkesi” Ne Zaman Hindistan Olacak?

Anketler ve doğum ve ölüm raporları gibi verilerden elde edilen matematiksel hesaplamalar, Hindistan’ın bu ayın ortasında Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olacağını öngörüyor.

Ancak demografi uzmanları, verilerin belirsiz olduğu ve güncellenebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler nüfus tahminleri sorumlusu Patrick Gerland, “Bu kaba bir tahmin” diyor.

Demografi uzmanları, Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i ne zaman geçeceğini tam olarak bilmiyor. Bunun nedeni, uzmanların bu değerlendirmeyi yapmak için tahminlerden dayanak alması. Ancak Hindistan’ın çok yakında artık dünyanın en kalabalık ülkesi olacağına kesin gözüyle bakıyor ya da hatta belki de çoktan bu unvanı ele geçirdiğini düşünüyor.

Çin, Birleşmiş Milletler nüfus verilerinin tutulmaya başlandığı yıl olan 1950’den bu yana dünyanın en kalabalık ülkesi olarak biliniyor. Hem Çin hem de Hindistan, 1 milyar 400 milyondan fazla nüfusa sahip. Bu iki ülkenin toplam nüfusu, dünyadaki 8 milyar kişinin üçte birinden fazlasını oluşturuyor.

Belçika’daki Louvain Katolik Üniversitesi’nden demografi uzmanı Bruno Schoumaker, “Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i ne zaman geçeceğini tam olarak bilmemiz imkansız. Sadece Hindistan’ın değil, Çin’in nüfusuyla ilgili belirsizlik var” dedi.

Anketler ve doğum ve ölüm raporları gibi verilerden elde edilen matematiksel hesaplamalar,, Hindistan’ın bu ayın ortasında Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olacağını öngörüyor. Ancak demografi uzmanları, verilerin belirsiz olduğu ve güncellenebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler nüfus tahminleri sorumlusu Patrick Gerland, “Bu kaba bir tahmin” diyor.

Hindistan’ın bu on yılın sonlarına kadar dünyanın en kalabalık ülkesi olacağı tahmin edilmiyordu. Ancak Çin’in doğurganlık oranındaki düşüş, Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olma yolundaki zamanlamayı hızlandırdı.

Hesaplamalar nasıl yapılıyor?

BM Nüfus Bölümü’nden demografi uzmanları, en güncel olduğuna inandıkları nüfus sayılarını elde etmek için, geniş kapsamlı veri kaynaklarına dayanan tahminler yürütüyor. Bu hesaplamalar için kullanılan verilerin son güncellemesi hem Hindistan hem de Çin için 2022 yılı Temmuz ayına ait.

Abu Dabi’deki Halife Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Stuart Gietel-Basten, nüfus uzmanlarının daha sonra Hindistan nüfusunun Çin nüfusunu ne zaman geçtiği sonucuna varmak için Stuart Gietel-Basten, “Elbette gerçek olan, bunların sadece birer tahmin olmasıdır. Ama en azından görece somut ve tutarlı metodolojiye dayanıyor” dedi.

Hem Hindistan hem de Çin’in nüfus verilerinin temelinde, her on yılda bir yapılan nüfus sayımları yatıyor. Çin’de son nüfus sayımı 2020 yılında yapıldı. Nüfus uzmanları, 2020’den bu yana Çin nüfusundaki artışı hesaplamak için doğum ve ölüm raporlarıyla diğer idari verileri kullandı.

Hindistan’daysa son nüfus sayımı 2011’de yapıldı. Ülkede 2021’de yapılması öngörülen son sayım, COVID-19 pandemisi nedeniyle ertelenmişti. Merkezi Yeni Delhi’de bulunan Hindistan Nüfus Vakfı’ndan Alok Vajpeyi, kapıdan kapıya sayımın on yıldan uzun süredir yapılmamış olduğunu, bunun yerine anketlerin boşluğu doldurması için devreye girdiğini söyledi.

Bu anketlerin en önemlisi, Hindistan’da doğum, ölüm, doğurganlık ve diğer verileri içeren geniş kapsamlı nüfus anketi olan Örnek Kayıt Sistemi.

BM Nüfus Fonu’nun Hindistan temsilcisi Andrea Wojnar, anketteki sayıların doğruluğundan emin olduklarını “çünkü anketin çok sağlam bir metodoloji kullandığını” kaydetti.

Hindistan neden öne geçiyor?

Çin hükümetinin yedi yıl önce tek çocuk politikasından geri adım atmasına rağmen ülke nüfusu yaşlanıyor ve nüfus büyümesinde durgunluk yaşanıyor. Hükümet, iki yıl önce de çiftlerin üç çocuk sahibi olabileceğini açıklamıştı.

Hindistan ise son 30 yıldır daha genç nüfusa ve daha yüksek doğurganlık oranına sahip. Ülkedeki bebek ölümleri oranıysa geriliyor.

Hindistan’da her yıl doğan bebek sayısı tüm ülkelerden daha fazla. Texas A&M Üniversitesi’nden sosyoloji profesörü Dudley Poston, Jr., Çin’deki demografik eğilimin ise her yıl ölenlerin sayısının doğanların sayısından fazla olduğu Avrupa ülkeleriyle benzerlik gösterdiğini söylüyor.

Dünyanın en kalabalık ülkesi olmak, bazı sosyal ve ekonomik sonuçları da beraberinde getiriyor. Hindistan için bu, ekonomik faaliyetleri körükleyen büyüyen bir işgücü anlamına geliyor. Çin içinse bu, yaşlanan nüfusu destekleyecek çalışma yaşındaki yetişkin sayısının azalması demek.

Washington’daki Nüfus Referans Bürosu’ndan Toshiko Kaneda’ya göre bir ülkede düşük doğum oranı kaydedildiğinde hükümetin daha fazla doğumu teşvik edici uygulamalara gitmesine rağmen nüfus büyümesini yeniden sağlamak genellikle zor oluyor.

Halife Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Stuart Gietel-Basten, “Psikolojik olarak Hindistan’la diğer alanlardaki rekabet de göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olmak, Çin için zor olacak. Dünyanın en kalabalık ülkesi unvanının Hindistan’a geçmesi, insanlık tarihi açısından önemli bir dönüm noktası” dedi.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Türkiye’nin Nüfus Artış Hızı Binde 7,1

Türkiye’de yıllık nüfus artış hızı 2021 yılında binde 12,7 iken, 2022 yılında binde 7,1 oldu. Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 599 bin 280 kişi artarak 85 milyon 279 bin 553 kişiye ulaştı.

Haber Merkezi / Nüfusun 42 milyon 704 bin 112’sinin erkek, 42 milyon 575 bin 441’inin ise kadın olduğu tespit edildi. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye’de 2021 yılında 33,1 olan ortanca yaş, 2022 yılında 33,5’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 32,4’ten 32,8’e, kadınlarda ise 33,8’den 34,2’ye yükseldiği görüldü.

Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 31 bin 800 kişi artarak, 1 milyon 823 bin 836 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 49,5’ini erkekler, yüzde 50,5’ini kadınlar oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 599 bin 280 kişi artarak 85 milyon 279 bin 553 kişiye ulaştı.

85 milyon 279 bin 553 kişiye ulaşan nüfusun 42 milyon 704 bin 112’sinin erkek, 42 milyon 575 bin 441’inin ise kadın olduğu tespit edildi. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

Yabancı nüfus bir önceki yıla göre 31 bin 800 kişi arttı

Kayıt sitemine göre, Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 31 bin 800 kişi artarak, 1 milyon 823 bin 836 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 49,5’ini erkekler, yüzde 50,5’ini kadınlar oluşturdu.

Türkiye’de 2021 yılında yüzde 93,2 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2022 yılında yüzde 93,4 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,8’den yüzde 6,6’ya düştü.

İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 67 bin 51 kişi artarak 15 milyon 907 bin 951 kişi oldu. Türkiye nüfusunun yüzde 18,65’inin ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 782 bin 285 kişi ile Ankara, 4 milyon 462 bin 56 kişi ile İzmir, 3 milyon 194 bin 720 kişi ile Bursa ve 2 milyon 688 bin 4 kişi ile Antalya izledi.

Bayburt, 84 bin 241 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt’u, 84 bin 366 kişi ile Tunceli, 92 bin 481 kişi ile Ardahan, 144 bin 544 kişi ile Gümüşhane ve 147 bin 919 kişi ile Kilis takip etti.

Nüfus piramitleri, nüfusun yaş ve cinsiyet yapısında meydana gelen değişimi gösteren grafikler olarak tanımlanıyor. Türkiye’nin 2007 ve 2022 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görüldü.

Türkiye’de 2021 yılında 33,1 olan ortanca yaş, 2022 yılında 33,5’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 32,4’ten 32,8’e, kadınlarda ise 33,8’den 34,2’ye yükseldiği görüldü.

Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 42,4 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu görüldü. Sinop’u, 41,6 ile Kastamonu ve Giresun izledi. Diğer yandan 20,8 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı, 22,2 ile Şırnak ve 23,3 ile Siirt ve Ağrı takip etti.

Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 41,4 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 20,4 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 43,5 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 21,3 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu.

Türkiye’de 2009 ve 2022 yılı cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan büyük çoğunluğu oluşturan evlilerin oranının 2009 ve 2022 yılında her iki cinsiyette de birbirine yakın oranlarda olduğu görüldü.

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2022 yılında yüzde 68,1 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4’ten yüzde 22’ye gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1’den yüzde 9,9’a yükseldi.

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2021 yılında yüzde 47,4 iken 2022 yılında yüzde 46,8’e düştü. Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 33’ten, yüzde 32,3’e gerilerken, çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 14,3’ten yüzde 14,5’e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de 2022 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 32,3 çocuğa ve 14,5 yaşlıya bakıyor.

Türkiye’de kilometrekareye 111 kişi düşerken İstanbul’da 3 bin 62 kişi düştü

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan ‘bir kilometrekareye düşen kişi sayısı’, Türkiye genelinde 2021 yılına göre 1 kişi artarak 111 kişiye yükseldi. İstanbul, kilometrekareye düşen 3 bin 62 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek il oldu oldu. İstanbul’dan sonra 576 kişi ile Kocaeli ve 371 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan izledi. Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 59, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 350 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’de Bulunan Yabancıların Yarıdan Fazlası İstanbul’da

Türkiye’de bulunan 1 milyon 335 bin yabancıdan yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da 706 bin yabancı ikamet izni bulunuyor. Bu da Türkiye’de bulunan yabancıların yüzde 52’sine denk geliyor.

Antalya 158 bine (yüzde 12) ile ikinci sırada bulunuyor. İzmir’de ise sadece 29 bin yabancı ikamet ediyor. İzmir şehirler arasında altıncı sırada bulunuyor.

Türkiye dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke. Türkiye’de mültecilerin dışında 1 milyon 335 bin kişi de resmi ikamet izni ile yaşıyor. İlk sırada 154 bin ile Rus vatandaşları yer alıyor. Ukrayna vatandaşları ise 47 bin ile 9. sırada bulunuyor.

Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. Resmi ikamet izni ile yaşayan Suriyeli sayısı ise 100 bin.

Peki, Türkiye’de ikamet izni ile kaç yabancı yaşıyor? Türkiye’de yaşayan yabancılar hangi ülkelerden? Yabancılar Türkiye’de hangi illerde yaşıyor?

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre 19 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de 1 milyon 335 bin 153 yabancı resmi izinle ikamet ediyor. 2005 yılında ikamet izni bulunan yabancı sayısı 179 bin idi.

2015 yılında 400 bini aşan yabancı sayısı 2018 yılında 856 bine ulaştı. İkamet izni ile Türkiye’de yabancı sayısı 2019 yılında ise ilk kez 1 milyonu aşarak 1 milyon 101 bine yükseldi. Son üç yıldır bu sayısı 1,3 milyonun üzerinde seyrediyor.

İlk üç sıra: Rusya, Irak ve Türkmenistan

Uyruklarına göre ikamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancılara baktığımızda ise ilk sırada Rusya var. Türkiye’de 19 Ocak 2023 itibariyle 154 bin 297 Rus vatandaşı yaşıyor. Rusları 131 bin ile Irak, 115 bin ile Türkmenistan vatandaşları takip ediyor.

İkamet izni ile yaşayan Suriyeli sayısı ise 99 bin 663. Suriyeliler dördüncü sırada. Diğer uyruklar ise şöyle: İran (95 bin), Azerbaycan (69 bin), Özbekistan (60 bin), Afganistan (52 bin), Ukrayna (47 bin) ve Kazakistan (46 bin).

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından çok sayıda Rus ve Ukrayna vatandaşı Türkiye’ye gelirken Antalya’da bu iki ülkeden gelen yabancılar dikkat çekiyor.

Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor

İkamet ile Türkiye’de bulunan 1 milyon 335 bin yabancıdan yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da 706 bin yabancı ikamet izni ile bulunuyor. Bu da toplamın yüzde 52’si demek.

Antalya 158 bine (yüzde 12) ile ikinci sırada bulunuyor. İzmir’de ise sadece 29 bin yabancı ikamet ediyor. İzmir şehirler arasında altıncı sırada bulunuyor.

Göç İdaresi Başkanlığına göre 13 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyeli sayısı ise 3 milyon 514 bin.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın