Çikolata, Koroner Arter Hastalığını Önleyebilir Mi? Dikkat Çeken Araştırma

Araştırmalar, çikolatanın ölçülü bir şekilde tüketildiğinde, özellikle koroner arter hastalığının önlenmesi de dahil olmak üzere sağlık açısından bazı faydalara sahip olabileceğini öne sürüyor.

Haber Merkezi / Araştırmalar, özellikle flavonoid adı verilen antioksidanlar açısından zengin olan bitter çikolatanın vücutta oluşan iltihabı azaltmak, kan akışını iyileştirmek ve kan basıncını düşürmek de dahil olmak üzere çeşitli olumlu etkileri olduğunu göstermiştir.

Ek olarak flavonoidler, koroner arter hastalığına yol açabilecek kan pıhtılarının oluşumunu önlemeye de yardımcı olabilir.

British Medical Journal’da yayınlanan yeni bir araştırma, düzenli olarak çikolata tüketenlerin, nadiren çikolata yiyenlere kıyasla kalp hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu buldu.

Araştırmada, kalori ve yağ oranı yüksek çikolatanın aşırı miktarda tüketilmesinin kilo alımına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısına yer verildi. Bu nedenle, çikolata tüketiminin günlük, kakao içeriği yüksek, bitter çikolatayla sınırlandırılması önerildi.

Koroner kalp hastalığı, kalp kasının yeterli oksijen ve besinleri alamadığı bir durumu ifade eder. Bu hastalığın temel nedenlerinden biri aterosklerozdur, yani koroner arterlerde yağ, kolesterol ve diğer maddelerin birikimi sonucu damarların daralması.

Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), diyabet, sigara içme alışkanlığı ve genetik faktörler de bu hastalığın gelişimine katkıda bulunabilir.

Belirtiler arasında göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik, terleme ve çabuk yorulma gibi bulgular yer alır. Bu belirtiler, hastalığın ciddiyetine ve bireyden bireye değişebilir, bu nedenle koroner kalp hastalığının erken teşhisi önemlidir.

Koroner arter hastalığını önlemek için bir dizi yaşam tarzı değişikliği ve koruyucu önlem alınabilir. Düşük yağlı, düşük kolesterollü, düşük tuzlu bir diyet benimsemek, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek kalp damar tıkanıklığı için koruyucu kalkan görevi görür.

Yüksek lifli gıdalar, meyve, sebze, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet, koroner arter hastalığı riskini azaltabilir.

Düzenli egzersiz yapmak, kiloyu kontrol altında tutmak, kan basıncını düzenlemek, kolesterol seviyelerini iyileştirmek ve genel kalp sağlığını artırmak için önemlidir. Haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz veya 75 dakika yoğun aerobik egzersiz hedeflenebilir.

Sigara ve alkol tüketimi, koroner arter hastalığı riskini artırır. Bunları bırakmak, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir ve genel kalp sağlığını iyileştirebilir.

Stres, koroner arter hastalığı riskini artırabilir. Stresle başa çıkma yöntemleri, yoga, meditasyon, derin nefes almak gibi tekniklerle öğrenilebilir ve uygulanabilir.

Paylaşın

Koroner Arter Hastalığı nedir? Teşhisi, Tedavisi

Tüm dünyada en yaygın görülen kalp hastalıklarının başında gelen Koroner Arter Hastalığı, kalp kasını besleyen atardamarların daralması veya tıkanması ile kalbe giden kan akışının azalması ya da kesilmesine bağlı oluşan kalp rahatsızlıklarından biridir. Zamanında fark edilmez ve önlem alınmazsa, kalp krizine gidecek bir süreç yaşanabiliyor. Erken tanıyla değiştirilen yaşam biçimi, hastalığın oluşma riskini düşürüyor.

Koroner damarlar, kalp kasını besleyen damarlardır. Bu damarlar kalp kasını çepeçevre sarar ve bu damarlarda meydana gelen daralma, tıkanıklık ya da diğer hastalıklar kalp kasının canlılığını yitirmesine ve ölmesine sebep olmaktadır. Bu durumda kanın kalpten sağlıklı bir şekilde vücuda pompalanmasında yetersizlik oluşur. Sonuç olarak çabuk yorulma ve vücudun yeterli oksijeni alamamasına bağlı şikâyetler ortaya çıkar. Tedavi edilmediği takdirde, koroner arter hastalığı iyice ilerleyerek, kalp kaslarının kalıcı hasar görmesine ve ciddi kalp hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

Nedenleri;

Koroner arter hastalığı, kalbi besleyen damarlar olan koroner arterlerin duvarında kolesterol içerikli yağlı plakların birikerek yıllar içinde damarı tıkaması sonucu oluşmaktadır. Damar duvarındaki yağ birikim sürecine “ateroskleroz”  denir. Ateroskleroz ile kalp damarının giderek tıkanması kalp kasının oksijensiz kalmasına ve uzun vadede kalp yetersizliğine yol açmaktadır.

Belirtileri;

Koroner arter hastalığının şiddeti ve bulguları kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu yüzden bazı vakalarda hastalık hiçbir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe semptomlar daha belirgin hâle gelir. Kalbin yeterince beslenememesine bağlı olarak kişide göğüs ağrısı şikayeti ortaya çıkar. Bazı vakalarda kolda uyuşma gibi belirtiler görülebilir. Fiziksel aktivite sırasında zorlanma, sıkıştırıcı nitelikte ağrı gibi yakınmalar, istirahatle birlikte geçer. Ayrıca koroner arter hastalığına bağlı olarak solunum güçlüğü, göğüste baskı hissi, yanma ve yorgunluk gibi belirtiler de görülebilir.

Koroner arter hastalığı kimlerde görülür?

Koroner arter hastalıkları genelde 40 yaş ve üzeri kişilerde ortaya çıkar. Erkeklerde görülme olasılığı, kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır. Özellikle ailesinde koroner arter hastalık geçmişi olan kişiler, riskli grupta kabul edilir. Östrojen hormonunun, koroner hastalıklardan koruma görevi olduğu bilinmektedir. Bu nedenle koroner arter hastalık, kadınlarda menopoz döneminden sonra, daha sık görülmektedir.

Koroner arter hastalığına neden olan risk faktörleri nelerdir?

Yaş, cinsiyet ve genetik faktörler dışında koroner arter hastalığının oluşmasındaki en büyük etken; yanlış beslenme biçimi ve zararlı alışkanlıklardır. Sigara, koroner arter hastalığının ortaya çıkmasında çok büyük bir tetikleyicidir. Aşırı yağlı beslenmek ve az hareketlilik de kolesterolün yükselmesine neden olur. Kolesterol yükseldikçe, koroner damarların içerisinde “atherosklerotik plak” dediğimiz yağ tabakası oluşma riski artar ve koroner damarlar zamanla tıkanabilir.

Tedavisi;

Kalp damar hastalığı teşhisi konan hastalara 3 farklı tedavi yöntemi uygulanıyor. Bunlar ilaç tedavisi, perkütan koroner girişimler ve açık kalp ameliyatı. Bunların içerisinden en uygun tedavi şekline hasta ve doktor birlikte karar veriyor.

İlaç tedavisi; Kalp damar hastalığı teşhis edilmemiş (birincil koruma) ve edilmiş (ikincil koruma) hastalarda ilaç tedavisi farklılık gösteriyor. Her kalp damar hastasının her gün 100-300 mg aspirin kullanması gerekiyor. Ancak her sağlıklı bireye aspirin kullanması önerilmiyor. Yalnızca sağlıklı birey olmasına rağmen 10 yıllık kalp krizi geçirme olasılığı yüzde 6’nın üzerinde çıkan kişilerin de aspirin kullanması öneriliyor.

Yine birincil korumada hastaların diyabet ve tansiyon ilaçlarını düzenli kullanmaları önemli. Birincil ve ikincil korumada kolesterol ilaçlarının başlama kriterleri de farklı. Diğer kullanılan ilaç grupları hemen hemen aynı.

Koroner anjiyoplasti ve stent uygulamaları; Kalp damarlarındaki yerel daralmaların cerrahi olmayan bir yol ile açılması işlemine koroner anjiyoplasti (balonla damar açılması) adı veriliyor.

Kasık atardamarlarından girilerek, kalbin damarlarına doğru itilip buraya yerleştirilen ‘kılavuz tel’ aracılığıyla sönük durumdaki balon, bu kılavuz tel üzerinden kaydırılarak darlığın olduğu bölgeye yerleştiriliyor ve dışarıdan verilen basınçla şişirilip (yaklaşık 3 cm. boyunda ve 3-4mm. eninde) kalp damarı tıkanıklığı açılmış oluyor.

Bypass; Koroner arter bypass cerrahisi, tıkalı veya daralmış olan arter kısmın ötesinde başka bir yol oluşturarak, kalbin yeniden beslenmesine olanak tanıyor. Birden fazla tıkalı damar durumunda birden fazla bypass işlemi gerçekleştiriliyor.

Bypass yapmak üzere kullanılacak damar ya da diğer adıyla greftler göğüs, kalp ya da bacaktan alınarak tıkalı koroner artere bağlanıyor. Sıklıkla kullanılan greftler göğüs duvarından alınan meme atardamarı, koldan alınan aort damarı ve bacaktan alınan toplardamarı oluyor.

Minimal invaziv yöntemler; Minimal invaziv bir teknik olan endoskopik cerrahide, özel endoskopik cihazlar ile göğüs bölgesine açılan küçük kesilerin içerisinden açık kalp operasyonları gerçekleştirilebiliyor. Ameliyat sırasında cerrahi enstrümanlar, tamamen cerrahın kendi kontrolünde oluyor.

Endoskopik yöntem ile koroner bypass işlemi, kapak tamirleri, kapak değişim işlemleri, kalp deliklerinin kapatılması ve ritim tedavisi için ablasyon işlemleri uygulanabiliyor.

Robotik cerrahi; Ameliyat amaçlı geliştirilmiş bir robot, cerrahların yönlendirmesi sonucunda operasyonu gerçekleştiriyor. Robotik cerrahinin endoskopik cerrahiden temel farkı, cerrahın bir monitörden izleyerek robotun kollarını uzaktan kumanda ederek çalıştırmasıdır.

Ameliyat sırasında cerrah, hastanın yattığı masanın biraz ilerisinde bulunan, ameliyatı kumanda edebileceği bir konsola oturuyor. Bu konsoldan görüntü alıyor ve robotun kollarını hareket ettirebiliyor. Cerrah da, bu görüntüler eşliğinde, bir cerrah eli gibi hareket edebilen robotun diğer kollarını harekete geçirerek zor ve hassas bir ameliyatı gerçekleştiriyor.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın