Dervişoğlu’ndan “Erken Seçim” Yorumu: İhtiyaç Varsa Yapılabilir

Erken seçim tartışmalarını değerlendiren İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Demokrasilerde sorunların çözümünün temininin yolu elbette ki vatandaşın önüne sandığın koyulmasıdır” dedi ve ekledi:

“Ama böyle bir süreçte, bu tartışmaları spekülatif buluyorum. Zaten bugün konuşuyorlar, 2,5 yıl sonra yapılmasını falan öngörüyorlar. ‘Erken seçim’ dediğinizde, istediğinizde onu hemen gündeme getirmek lazım. O gelişmeleri biraz vadeye kesilmiş çek ya da uzun vadeli senetler gibi görüyorum. İhtiyaç varsa yapılabilir.”

Suriye ile normalleşme girişimlerini de değerlendiren Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeyi arzulamasının geç kalınmış bir durum olduğunu” kaydetti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Afyonkarahisar’daki kampından sonra gazetecilerle bir araya geldi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Partisinde yaşanan istifalar, kampta alınan kararlar ve İYİ Parti’nin yeni yol haritasına ilişkin soruları yanıtlayan Dervişoğlu’nun, gazetecilerin bazı soruları nedeniyle zaman zaman gerilmesi dikkat çekti.

Kamptaki toplantılarda kendisine yönelik eleştiriler de olduğunu belirten Dervişoğlu, “Ben bazı olaylarda fazla gelenekçi olduğum için müdahil olmam. Yani özellikle bu istifa vesaire konularında ‘Etme, eyleme’ demem kimseye. Geldiğim gelenek buna müsait değil” dedi.

Dervişoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü ben siyasette küs barıştırarak küslüğün biteceğine inanmıyorum. Küslük olmayacak bir hoşgörü iklimi yaratacaksınız ki, bunu önleyebilesiniz. Siyasi partilerin genel başkanlarının yapması icap eden şey insanların birbirine küsmesine vesile olabilecek ortamı doğru bir hale getirmektir.”

Dervişoğlu, “İYİ Parti içinde sürekli tartışma varmış” algısından da rahatsız olduğunu söyledi, “ ‘İYİ Parti’de sular durulmuyor’ yazılıyor hep . Siz burada fırtına gördünüz mü? Gayet iyi durum” dedi. Dervişoğlu, “Bazı isimler istifa ettiği için partide bir rahatlık mı oluşuyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Şimdi ‘Niye gittiler?’ diye tartıştığınız konuyu# seçimden önce de ‘Nereden çıktılar?’ diye tartışıyordunuz. Ben iki tartışmanın içine de girmedim. Bunlar siyasette olur. Yenileri de olabilir. Sorumluluğunun icaplarını yerine getiremeyen ya da sorumluluğunu taşımayan bir kısım insanın istifasını şahsen ben de talep edebilirim.”

İYİ Parti lideri, Meral Akşener’e yakınlığıyla bilinen İstanbul Milletvekili Burak Akburak’ın mazeret bildirmeden Afyonkarahisar’daki değerlendirme toplantısına katılmadığını teyit etti. Dervişoğlu, Akburak’ın grup toplantılarına da katılmadığını belirterek, “Dolayısıyla arkadaşlarımı görevlendirip kendileriyle görüşmelerini sağlayacağım” dedi.

Koray Aydın’ın istifası

Bir soru üzerine Dervişoğlu, Ankara Milletvekili Koray Aydın’ı istifası sonrası aramadığını söyledi. Ancak Dervişoğlu, Aydın’ın istifasını, diğerlerinden ayırdığını vurguladı: “Koray Bey, partinin kurucusu. 200 kurucudan biri. Ayrıca kurucu teşkilat başkanı. Türk siyasetinde önemli yeri olan, yüksek görevlerde bulunmuş bir siyasi şahsiyet. Dolayısıyla onun istifasına ‘Üzülmedim’ dersem yalan olur.”

Bu konuda yapılan bazı yorumlara tepki gösteren Dervişoğlu, “Ağzımızı açmayıp sükut ediyoruz. İstiskal edici de konuşuyorlar. Ben, Koray Bey’e ‘Şunu şöyle yap, bunu böyle yap’ diyebilecek durumda biri değilim. Başka bir hukukumuz var” ifadelerini kullandı.

Partiden istifa eden bazı genç milletvekillerini de eleştiren Dervişoğlu, “İstifa edenlerin bir kısmının ailesini arayarak istifalarını engelleyebilirdim. Babalarının hatırına istifa etmekten vazgeçiyorsa, ona o sıfat yakışmıyor demektir” dedi.

Koray Aydın’ın, Meral Akşener’in Erdoğan’la görüşmesine ilişkin parti yönetiminden açıklama yapılması beklentisine ilişkin sözleri anımsatıldığında ise Dervişoğlu, CHP Genel Başkan Özgür Özel’in Erdoğan’la görüşmesini örnek göstererek yanıt verdi:

“O konulara hiç girmiyorum. Ben kim ne istiyor, hangi tartışmayı yaratacak ya da böyle bir temennisi var diye o değirmene su taşımak zorunda değilim. ‘Kamuoyu da merak ediyor’ diye sorabilirsiniz. Özgür Bey iki defa görüştü Tayyip Erdoğan’la. Ne konuştuklarına dair bir merak oluştu mu toplumda? Hiç kimse Özgür Bey’e ‘Saray’a yattı’ dedi mi?”

Akşener-Erdoğan görüşmesinde ne konuşulduğunu “zerre-i miskal merak etmediğini” belirten Dervişoğlu, Akşener’in eylemleri ve görüşmeleri üzerinden partisinin eleştirilmesine de tepki gösterdi: “İYİ Parti’nin genel başkanı benim. İYİ Parti’nin ne yapacağına ben karar veririm. Mesele bu kadar basit.”

Akşener’e yaptığı bayram ziyaretinde bu konuların konuşulmadığını açıklayan Dervişoğlu, muhalefet partileriyle ilişkilerinin sorulması üzerine de “muhalefete muhalefet etme gibi bir alışkanlıkları olmadığını” söyledi.

Dervişoğlu, “Bundan sonra nasıl bir İYİ Parti göreceğiz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Sahada, iktidara talip, kuruluş ayarlarına dönmüş, geride bıraktığımız dönemde oluşmuş zaaf alanlarını telafi etmiş, milletle buluşmuş bir İYİ Parti göreceksiniz.”

Erken seçim tartışmaları

Dervişoğlu’na, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in erken seçim çağrısı anımsatılarak, “Türkiye’de erken seçim ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusu da yöneltildi. İYİ Parti lideri hem vatandaşta seçimlerden bıkkınlık hali olduğunu gözlemlediklerini söyledi, hem de demokrasilerde sorunun çözüm yerinin sandık olduğunu anımsattı:

“Ama ben böyle bir süreçte bu tartışmaları spekülatif buluyorum. Zaten bugün konuşuyorlar, 2,5 yıl sonra yapılmasını öngörüyorlar. Erken seçim istediğinizde onu hemen gündeme getirmek lazım. O gelişmeleri biraz vadeye kesilmiş çek ya da uzun vadeli senetler gibi görüyorum. İhtiyaç varsa yapılabilir.”

Bir başka soru üzerine de Dervişoğlu, Erdoğan’ın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşmeyi isteyerek geç kaldığını, bu konuda ilk öneriyi de kendilerinin yaptığını söyledi. Dervişoğlu, “Artık sıradan ve şahsi ilişkilere dayalı görüşmelerle çözümlenebilecek bir sorunla karşı karşıya değiliz. Daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız” dedi.

Sinan Ateş cinayeti

Dervişoğlu, “Sinan Ateş Davası’nı yakından takip ediyorsunuz. Bu dava sizce MHP’ye uzanır mı?” sorusunu yönelten gazeteciye, önce “Cevabım yok, mahkeme sürecini takip ediyoruz” yanıtını verdi.

Daha sonra kendisinin Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’ndan geldiğini anımsatan Dervişoğlu, “Sinan Ateş’in ölümünü bir tatbikat kazası olarak mı görüyorsun? Benim bu konuyla alakalı son derece hassas olduğumu da biliyorsun değil mi? Gelenekçi olduğumu da biliyorsun. Ne çıkaracaksın bundan? Art niyetini sorgulamıyorum. Buradan faydalı bir şey çıkmaz” dedi.

Sinan Ateş’in nasıl katledildiğini, çocuklarının durumunu, babasının acıya dayanamayıp vefat ettiğini herkesin bildiğini kaydeden Dervişoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Sinan’ın annesiyle beraber olduğum anı hazmedemiyorum. ‘Bu çocukların onlarcası gelip benim hanemde yemek yiyordu. Ben bu çocuklara yemek yapıyordum’ diyor kadıncağız. Ne diyebilirsin?

“Onları bir tek adalet mutlu eder. Acılarını bir tek adalet dindirir. Kim ne yaparsa yapsın, o gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyemeyecek. “Sinan Ateş’in katli alçaklıktır, utançtır yani. Bir siyasi hareket için utançtır, utanç. Bu ülke için de utançtır.”

Paylaşın

Dervişoğlu: Vatanımızı İnsanımızı Bu Asalaklardan Kurtaracağız

Partisinin değerlendirme kampında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Vatanımızı da insanımızı da onun başına çöreklenmiş bu asalaklardan kurtaracağız” dedi ve ekledi:

“Bilinsin ki, İYİ Parti onu kuran milliyetçiliğin, kalkınmacılığın, demokratlığın idrakinde ve neye karşı kurulduğunun bilincindedir… Bu sebeple de başının üstündeki yüce gökyüzü ve kalbinde taşıdığı vicdanla vereceği tek dünya hesabının adresinin Türk millet olduğunu bilmektedir. Hesaplaşacağı tek yerin ise ona 22 yıldır kan kusturan iktidar olduğunu hiç unutmamaktadır. İşte biz bu hesabı görmenin yolunu aramak için buradayız.”

Müsavat Dervişoğlu, konuşmasının devamında, “Türkiye’yi yeniden inşa etmek iddiamızı gerçekleştirmek için buradayız. Bize ömür ve misyon biçenler bilsin ki, İYİ Partinin ömrü ve misyonunu Türk milleti belirler” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’nin başkanlık divanı, genel idare kurulu ve merkez disiplin kurulu üyeleri ile milletvekillerinin katıldığı, “Her gün yeniden doğarız” sloganıyla Afyonkarahisar’daki bir otelde düzenlenen değerlendirme kampı başladı.

Gazete Oksijen’in aktardığına göre; Müsavat Dervişoğlu, kampın açılışında yaptığı konuşmada, sadece kurultay yapmakla, genel başkan veya parti kurullarının değişimiyle, milletin verdiği mesajın ve istediği değişimin hakkının verildiğinin söylenemeyeceğinin altını çizerek, “Seçimlerde aldığımız işaretlerin istişaresini yapmak zorundayız. Bizi kuran millet iradesinin özünde istişarenin yattığını hep hatırlamak zorundayız. O işaretleri sözlere, sözleri de yaşama geçirmek zorundayız” diye konuştu.

Yapacaklarını millete anlatmak ve millete önerdikleri yolun onun için en iyisi olduğunu göstermek zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Dervişoğlu, “O yolun sonunda da umudun gerçeğe dönüşeceğini Türk milletine ispat etmek zorundayız. Onun önce teveccühüne mazhar olmak sonra da oyunu ve rızasını almak zorundayız. Çünkü biz, Türkiye’nin yangınını söndürmek zorundayız. Ancak tüm bunlardan önce eski resimleri bir kenara bırakıp, aynaya bakmak durumundayız. Birbirimize ayna tutmak zorundayız” dedi. Daha önce, “öz eleştirimizi yapamadan kongre toplamak zorunda kaldık” dediğini anımsatan Dervişoğlu, şöyle devam etti:

İşte şimdi büyük bir ailenin, iyiler ve cesurlar ailesinin fertleri olarak bu öz eleştirileri yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Ben aynaların gücüne ve gerçekliğine inananlardanım. Aynaların kimseye torpil yapmadığını, kimseye yalan söylemediğini bilenlerdenim… Bu yüzden aile meclisimizde olacağız. Önce kendimizi konuşacağız. Neyi yanlış yaptıysak bir daha yapmamaya yeminli olacağız. Kimsenin yanlışı diğerinden önemsiz, kimsenin doğrusu diğerinden önemli olmayacak. O nedenle de her şeyi masaya koyacağız.

Geçmişe saplanmadan ama hesabını vererek, bugünü azaltmadan ama hakkını vererek, geleceği kutsamadan ama değerini bilerek konuşacağız. Önce biz konuşacağız, sonra milletle konuşacağız. Konuşan, konuşabilen Türkiye’yi yeniden tesis edeceğiz. Türkiye’yi iyilikle buluşturmak için 7 yıl önce cesaretle çıkılan yolu bilerek, gerekirse o yola yeni bir rota çizeceğiz.

“İYİ Partinin ömrü ve misyonunu Türk milleti belirler”

Hızla, sabırla ve kararlılıkla yürüyeceklerini ve muzaffer olacaklarını vurgulayan Dervişoğlu, şunları kaydetti: Vatanımızı da insanımızı da onun başına çöreklenmiş bu asalaklardan kurtaracağız. Bilinsin ki, İYİ Parti onu kuran milliyetçiliğin, kalkınmacılığın, demokratlığın idrakinde ve neye karşı kurulduğunun bilincindedir…

Bu sebeple de başının üstündeki yüce gökyüzü ve kalbinde taşıdığı vicdanla vereceği tek dünya hesabının adresinin Türk millet olduğunu bilmektedir. Hesaplaşacağı tek yerin ise ona 22 yıldır kan kusturan iktidar olduğunu hiç unutmamaktadır. İşte biz bu hesabı görmenin yolunu aramak için buradayız… Türkiye’yi yeniden inşa etmek iddiamızı gerçekleştirmek için buradayız. Bize ömür ve misyon biçenler bilsin ki, İYİ Partinin ömrü ve misyonunu Türk milleti belirler.

Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak ekonomiyi bataktan, adaleti vesayetten, nüfus ve sınır güvenliğini zilletten kurtardıklarında ve parlamenter sistemi yeniden tesis ettiklerinde, şehirleri, doğayı, suyu ve toprağı yeniden abat ettiklerinde, kardeşliği, cumhuriyeti, demokrasiyi, milli gurur ve birliği yeniden imar ettiklerinde görevlerini tamamlamış olacaklarını” söyledi. Müsavat Dervişoğlu, “O gün gelene kadar uzun yolları katedecek, zamanın hızına yetişeceğiz ve Türk milletine layık olacağız. Çünkü kararlıyız, mutlaka başaracağız.” diye konuştu.

Paylaşın

“İYİ Parti Ve Gelecek Partili Yedi Milletvekili AK Parti’ye Katılacak” İddiası

İYİ Partili dört, Gelecek Partili üç olmak üzere yedi milletvekilinin AK Parti’ye katılacağı öne sürüldü. AK Parti’ye geçen milletvekillerinin parti ile yürütülen görüşmelerin etkili olduğunu iddia edildi.

tv100 sunucusu Cansu Canan Özgen, İYİ Parti ve Gelecek Partisi’nden 7 milletvekilinin AK Parti’ye katılacağını söyledi. Özgen kulis bilgisinde, İYİ Partili isimlerin kararlarında Meral Akşener’in etkisinin olduğunu iddia etti.

İşte Özgen’in o kulisi: “Önümüzdeki hafta bir milletvekili transfer dalgası görülecek gibi duruyor. Özellikle İYİ Parti’den istifa eden milletvekillerinin AK Parti‘ye geçeceği bilgisi var. Halihazırda Ahmet Ersagun Yücel’in isminin güçlü bir şekilde geçtiği ve konuşulduğu söylenmekte.

İYİ Parti İstanbul milletvekili kendisi şu anda. Bu arada İYİ Parti’nin milletvekillerinin istifa kararını vermelerinde İYİ Parti eski lideri Akşener‘in etkisinin olduğu konuşuluyor. Yine aldığımız bilgilere göre Müsavat Dervişoğlu‘nun politikalarındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bu kararı verdikleri… Özellikle Ersagun için bu yönde.”

Özgen, AK Parti’ye geçen milletvekillerinin parti ile yürütülen görüşmelerin etkili olduğunu söyledi. Özgen’in açıklamasına göre muhalefet partilerinden AK Parti’ye transfer olacak isimler şu şekilde:

İyi Parti: Ahmet Ersagun Yücel, Seyithan İzsiz, Bilal Bilici, Salim Ensarioğlu.

Gelecek Partisi: Selim Temurci, İsa Mesih Şahin, Nedim Yamalı.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İktidara Sert Tepki: Defolun Gidin

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, emekli aylıklarına yapılan zammın yurttaşla dalga geçmek anlamına geldiğini söyledi ve ekledi:

“AKP iktidarının söylediği ve yaptığı arasında her zaman olduğu gibi dağlar kadar fark var. AKP demek aldatmaca demektir, vatandaşa tuzak kurmak demektir. Emekliler için yıkım planı 2008 yılında başlamıştır. 2008 yılında sözde reform denilen değişimle emekli maaşı hesaplama sistemi değişti. Değişim yapılmasaydı bugün en düşük emekli maaşı 30 bin liranın üzerinde olacaktı.”

Müsavat Dervişoğlu, konuşmasında kadın cinayetlerine dikkati çekerek, “Artık yeter kadınlarımızın üzerinden ellerinizi çekin. Bu milletin kürsüsünden sesleniyorum; Gelin kadın cinayetlerini sonlandırmak için çalışalım, bu vahşete son verelim. Garabetlerinizden ve aymazlıklarınızdan yorulduk artık. Defolun gidin” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Bozkurt işareti: Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nda ortaya koyduğu başarı ve gösterdiği yüksek mücadeleyle hepimizi sevince boğmuş, bu sıkıntılı atmosfer içerisinde ihtiyacımız olan milli gurur ve birlik duygusunu bizlere yaşatmıştır.

Futbolcumuz Merih Demiral mutluluğunu tribünlerdeki ve ekranları başındaki aziz milletimizle Türklüğün sembolü olan bozkurt yaparak paylaşmıştır. Türklük, tarih bilindi bilineli dünya coğrafyasının dört bir yanında insanlık serüveninin, en önemli yazarlarındandır. Bu serüven esnasında şüphesiz ki birçok badire atlatmıştır.

Türk, tarih karşısında asla pes etmemiş, hürriyet ve İstiklalinden vazgeçmemiş, destansı yolculuğuna haysiyetli bir şekilde daima devam etmiştir. Bu da bozkurtla sembolleşmiştir. Yani bozkurt hiçbir koşulda haktan ve onurdan taviz vermemenin işaretidir.

Liderlik ederken arkandakileri düşünmenin işaretidir. Meydandan ve mücadeleden kaçanların değil, göğüs göğüse çarpışanların işaretidir. Bozkurt, en umulmadık zamanda en büyük atılımları yapabilmenin sonsuz bir dirilişin işaretidir. Bozkurt bir ruhtur. Benimsersiniz ya da benimsemezsiniz. Seversiniz ya da sevmezsiniz. Biz bununla ilgilenmiyoruz. Biz Türk’e yaraşmakla Türk’e yaraşanlarla ilgileniyoruz.

Bugüne kadar Türklüğü ayaklar altına aldık diyen güruhların bozkurtu bu şuuru, bu ruhu pisliklerine alet etme girişimlerini görüyor biliyor ve buradan ihtar ediyoruz: Biz varız ve buradayız! Türklüğe adalet yeminiyle, milletine sadakat yeminiyle, Cumhuriyetine hürriyet yeminiyle, atasına ise vefa yeminiyle bağlıyız!

Meydanı mankurtlara bırakmamak bozkurtları diriltmek için buradayız! Anaların gözyaşlarını görmeyip muktedirleri tebessümlerine bakan; milletin çığlığına sağır, efendilerinin fısıltılarını dahi duyanlara karşı milletin sesi, anaların gözyaşı, çocukların çığlığı olarak buradayız ve bozkurtça haykırıyoruz. Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Ya adalet ya kıyamet.

Kadın cinayetleri: Ülkemizde ise gün geçmiyor ki bir kadın cinayeti işlenmesin. Son 7 ayda 218 kadın cinayeti işlendi. Şiddetten kaçan birçok kadın, çantasındaki koruma kararı ile can verdi. Caydırıcı olmayan cezalarla günü geçiştiren, ciddi hiçbir tedbir almayan, mevcut koruma tedbirlerini bile kaldırmaya teşebbüs eden zihniyet bu cinayetlere ortaktır. Artık yeter.

Milletin kürsüsünden sesleniyorum: Anayasayı delme manevralarından vazgeçin. Asıl sorunlarımıza, bu ülkenin can yakan problemlerine kafa yorun. Gelin kadın cinayetlerini sonlandırmak için el birliği ile çalışalım, göz göre göre devam eden bu vahşete son verelim. 21.yüzyıl Türkiye’sinde yaşanmaması gereken ne varsa yaşanmasına seyirci kalıyorsunuz. Garabetlerinizden ve aymazlıklarınızdan yorulduk artık.

Öğretmenlik Meslek Kanunu: Müfredat yıkımından sonra şimdi de yeni hedef, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenlerimizdir. Yeni hazırlanan ve meclis gündemine getirilmek istenen Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifi, yıllardır zıvanasından çıkardıkları öğretmenlik mesleğine son darbe planlarıdır.

Bu taslak, meslek kanunu değil, Öğretmenlere Mobbing Kanunu’dur. Meslek kanunu adı altında ceza dayatmasıdır. Öğretmen atamalarının tamamen saray ve tarikat kontrolü altına alınmasıdır. Eğitim fakültelerinin kapatılması, paralel eğitim fakülteleri kurulması çabasıdır. Özlük hakları ve mesleki saygınlık maalesef ayaklar altına alınmak istenmektedir. Maaşlar ise zaten yerlerde sürünmektedir.

Emekliler: Geçtiğimiz günlerde, bir sokak röportajında haklı isyanını dile getirirken bir emekli vatandaşımızın söylediği şu sözler, eğer halen iktidar koltuğunda olup da utanma duyguları kalanlar varsa onlar için tokat niteliğindedir. ‘Emekli maaşım 9.500 TL, kiram 12.000 TL ve bize zam vermiyor. Onkoloji hastasıyım; benim iyi beslenmem lazım. Çantam boş.

Hastaneye gidiyorsun sıra alamıyorsun, sıra buluyorsun tedavin tam olmuyor. İsyan ediyorum, ne istiyor bizden?’ Yıllarca çalıştıktan sonra huzurlu bir zaman geçirecekleri emeklilik günlerinde içine düşürüldükleri bu durum içler açısıdır. Milyonlarca emekli vatandaşımız geçtiğimiz hafta bir umut, hükümet yetkililerinden gelecek maaşlarında iyileştirme haberini beklediler. Kendilerine söz verilen refah payını beklediler.

Ama AKP iktidarı onları bir kez daha hayal kırıklığına uğratarak kalan umutlarını da yıktı. AKP demek aldatmaca demektir, vatandaşa tuzak kurmak demektir. Emekliler için yıkım planı 2008 yılında başlamıştır. 2008 yılında sözde reform denilen değişimle emekli maaşı hesaplama sistemi değişti. Değişim yapılmasaydı bugün en düşük emekli maaşı 30 bin liranın üzerinde olacaktı.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İktidara Suriyeliler Uyarısı: Çözüme Direnmeyin

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Suriye’nin kuzeyinde ve Kayseri’de çıkan olaylarla ilgili, “Zoraki misafirliğin sonuna gelinmiştir. Sizleri buradan uyarıyorum. Çözüme direnmeyin. Çözümsüzlüğü teşvik etmeyin. Kendi acziyetinizi, devlete mal etmeyin. İdeolojik hezeyanlarınızın ve mezhepçi saplantılarınızın yenilgisini Türk milletine mal etmeye çalışmayın” dedi ve ekledi:

“Ancak ortada duran bir diğer hakikat de şudur: Kaçakları kim doldurduysa, sınırlarda açık kapı siyasetini kim yürüttüyse savaş koşulları sona ermesine rağmen kaçakları kalıcı hale getirmek için Kim teşvik edici işler yaptıysa bu yangının sorumlusu odur. Hiç vakit kaybetmeden, bu demografik yıkım girişiminin Milli Güvenlik kurulu tarafından birinci derecede tehdit olarak tanımlanması gerekmektedir. Bu tehdit tanımlamasına uygun şekilde adımlar atılması, topyekün demografik saldırının bertaraf edilebilmesi adına, her türlü diplomatik, idari ve güvenlik tedbirlerinin Bir bütün halinde ve kapsamlı şekilde planlanması gerekmektedir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

“Madımak Katliamı: Yangınlarla dolu bir haftaya başladık, öncelikle 2 Temmuz 1993 yılından beri sönmeyen bir yangın var. Madımak katliamı. Orada hayatını kaybeden 35 insanımızı bir kere daha rahmetle anıyorum. Cumhuriyet her bir vatandaşımızı milletimizin şerefli bir mensubu olarak eşitler. Dinimiz, mezhebimiz, kökenimiz ve rengimiz ne olursa olsun, milletine, devletine ve yasalara bağlı herkes kanun önünde eşittir. Bu bakımdan Madımak’ta saldırıya uğrayan yalnız Alevi vatandaşlarımız değil, Cumhuriyetin bizatihi kendisidir. Bu elim olayın yıldönümünde, insanlarımızı katleden hain ve melun zihniyeti lanetliyor, benzer olayların bir daha yaşanmaması için, etnik, dini, mezhepsel ve yahut sınıfsal gerilim üzerinden siyaset yapmakta ısrar edenleri uyarıyor.

Tarihten ders çıkarmaya davet ediyorum. Farklılıklarımız zenginliklerimizdir. Bizi ilgilendiren ayrılıklarımız değil, müştereklerimizdir. Bu cennet vatan hepimizindir ve öyle kalmaya da devam edecektir. Ayrıca iki gün sonra hain PKK terör örgütünün alçak saldırısıyla gerçekleşen Başbağlar Katliamının yıldönümü. Orada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, terörün her türlüsünü nefretle kınıyorum.

Değerli Dava Arkadaşlarım yangınlar bitmiyor. Bugün de maalesef, yangınlarla boğuşuyoruz. Dört bir yanda yangın var. Milletinin varlığına dönük yaşamsal tehdit öyle bir boyuttadır ki, egemenlik, yangın yeridir. Adalet mahkemelere değil, saraylara hapistir ki, adalet, yangın yeridir. Milletimiz derin bir ekonomik krizin pençesindedir, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiştir ki, mutfaklar, yangın yeridir. Eğitim sistemimiz çökmüş, eşit ve nitelikli eğitim artık imkansız hale getirilmiştir ki, Milli Eğitim yangın yeridir. Doğamız, ağacımız, hayvanlarımız yanmaktadır. Vatan Toprağı yangın yeridir.

Bir önceki hafta Diyarbakır ve Mardin’deki yangınlarda içimiz parçalanmıştır. Kaybettiklerimizin acısı daha içimizde iken, bu sefer de İzmir ve Aydın’dan gelen haberler bizleri kahretmiştir. Buradan, cansiperane şekilde, yangınlarla mücadele eden bütün görevlilere ve gönüllülere partim ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ancak bu tür yangınların, havadan müdahale olmadan söndürülemeyeceğini her yıl acı şekilde öğrenip, bir yıl sonra unutan bir iktidarla, daha ne kadar ormanımızı kaybedeceğimizin hesabını bilemiyoruz.

Birçok alanda gördüğümüz İHA’ları, orman yangınlarında etkin bir şekilde kullanmak için daha kaç yangın bekleyeceğimizi bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın ve bakanların emrine, sayısı belirsiz özel jetler, filolar amade ederken, yıllardır yeterli sayıda yangın söndürme uçakları tedarik etmemelerini vergimatik Mehmet’in tasarruf tedbirleriyle mi açıklıyorlar? Bilmiyoruz.

Ekonomik kriz: Ekonomik kriz, 85 milyonluk bir ülkenin kaynakları onu sürekli olarak sömüren bir Saray ekonomisi varken, eğitim, sağlık ve diğer yaşam giderleri, sırtından karşılanan 10 milyonu aşkın bir kaçak nüfus varken düzelemez. 85 milyon insanın kazançları, saraydaki ihale zenginlerine aktarılarak cari açık kapatılamaz.

Türk milleti saraya yamanmış bir oligarşinin, affedilen vergi borçlarına karşılık aldığı nefese haraç vererek, hak ettiği refaha kavuşamaz. Aksine her gün bu delik büyüyecek, her gün açıklar artacaktır. Hele de hazinesinin başında Mehmet Şimşek gibi bir duyun-u umumiye memuru varken yaşanacak olası sahte baharların arkasından daha büyük kışlar geleceği açıktır. Bu kafa iktidardan düşmedikçe ne bu fiyatlar düşecek ne de halkımızın alım gücü yükselecektir.

Ama bildiğimiz bir şey vardır. Tasarruf ehli Mehmet, büyük fedakarlıklar yapıyormuş. Kendisi söylüyor, ben değil. Yaptığı kamu hizmetini yani bakanlık görevini, ‘zorunlu askerlik hizmeti’ gibi görüyor, ülkesini çok sevdiği için bu sorumluluğu taşıyormuş. Maddi ve manevi olarak da büyük fedakarlık yapıyormuş. Evet, Türkiye Cumhuriyeti’nin Hazine ve Maliye Bakanı koltuğunda oturan zat, İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek söylüyor bunu.

Ben başka bir şey eklemiyorum. EYT, muhalefet yüzünden oldu diyen, gri listeden, Sayın Cumhurbaşkanının gayretleri ile çıkıldı diyen zat söylüyor. KKM ile 818 milyar zarar ettirilen hazinenin bakanı söylüyor. Toplumu enflasyona ezdirmedik diyen zat söylüyor. Asgari ücret yüksektir, maaş zammına gerek yoktur diyen zat söylüyor. Enflasyonun yüzde 75 olduğu ülkenin hazine bakanı söylüyor. Hem de Elektriğe yüzde 38 zam yapılan hafta söylüyor tüm bunları. Vergimatik Mehmet’in Diğer Açıklamalarına girmeyeceğim. Çünkü onun da gideceği yer bellidir.

Suriyeliler: Türkiye, dünyada en fazla sığınmacı ve kaçak barındıran ülkesi konumuna geldi. 10 milyondan fazla kaçağa, sığınmacıya, mülteciye, adını siz koyun ev sahipliği yapıyor. İki, Suriye’nin kuzeyinde, Emperyalizm eliyle ve stratejik göç mühendisliği ile bir terör devletinin demografik altyapısı oluşturuldu. Üç, Suriye’nin kuzeyinde 100 bin kişilik bir PKK sürüsü göz göre göre konuşlandırıldı. Devlet kurmaya çalışıyor. Dört, Türkiye, bu ekonomik dar boğazın içerisinde kaçaklara 100 milyar dolardan fazla para harcadı. ‘Kardeşim Esad’dan’; ‘Katil Esed’e’ birkaç gün önce de ‘Sayın Esed’e’ geçen süre içinde Türkiye’nin ödediği bedellerin sadece ufak bir kısmı işte bunlardır.

Geldiğimiz noktada, Erdoğan ve Emevi Camii’inde namaz kılma hülyasına kapılan İhvancı, Ensarcı avanesinin Türkiye’yi soktuğu malum Ortadoğu bataklığı macerasının neticesinde Türkiye’nin bir mülteci kampı haline getirilmesi, ‘Hata yapmışız Allah bizi affetsin’ diyerek içinden çıkalabilecek bir iş değildir. Çünkü, Türk milleti bunalmıştır. Ne orman yangınını, ne mutfak yangınını, ne adalet yangınını, ne de milli gurur ve şeref yangınını, söndürmeye niyeti olmayanlar onun devletine el koymuşlardır. Ve Elbet onu geri kazanacaktır.

Çünkü, Türk milleti öfkelidir, kendi vergisiyle, kazancıyla yapılan hastanelere gidememekten, Mahallesindeki parkta oturamamaktan, kadınına, kızına göz diken sapıklardan öfkelidir. Ve kendi rızası olmadan sırtına yüklenen bu haksız ve ağır yükü Türk milleti daha fazla taşımayacaktır! Bu esaret zincirini kırmaya bu kamburu atmaya kararlıdır. Bu yüzden de pazar gecesi Kayseri’de Pazartesi günü ise Suriye’nin Kuzey’inde yaşananları, Türk milletinin bugünkü ve gelecekteki varlığına dönük açık ve sürekli hale gelmiş yıkım projesinin olağan sonuçları, beklenen yansımaları olarak görüyoruz. 10 milyondan fazla kaçak ve sığınmacı barındıran bir ülke pek tabiidir ki her türlü riske açıktır.

Provakasyon olabilir. Provakatörler de olabilir. Özellikle Suriye devleti ile ilişki kapıları sessiz sedasız açılmışken ve Erdoğan eski kankasına tekrar ‘Sayın’ sıfatıyla hitap ediyorken provakasyon beklememek ahmaklık olur. Emperyalist güçlerin Türkiye’yi rahat bırakmamak için Türlü oyunları sahneye koymaya kalkışacakları bilinen bir gerçektir. Bunlara karşı elbette dikkatli olmak ve oyunlara gelmemek lazımdır.

Ancak ortada duran bir gerçek vardır: Nasıl ki kurumuş çam ağaçlarıyla dolu bir orman yaz sıcağında tutuşmak için küçük bir kıvılcımı bekliyorsa, yıllardır sabreden milletimizin sabır taşını çatlatmak için ufak bir olay kafidir. Küçük bir kız çocuğuna yapılanlar ve Türk bayrağının indirilmesi ve yakılması küçük kıvılcımları aşan alevlerdir. Yani sorumlu ve provakatör arayışı beyhudedir. Aslolan tedbir almaktır. Savaştan kaçanlara yardım ederken de tedbirsiz gelenlerin gidişini düşünmeye başlarken de Tedbirle işe başlamak lazımdır.

Zoraki misafirliğin sonuna gelinmiştir. Sizleri buradan uyarıyorum. Çözüme direnmeyin. Çözümsüzlüğü teşvik etmeyin. Kendi acziyetinizi, devlete mal etmeyin. İdeolojik hezeyanlarınızın ve mezhepçi saplantılarınızın yenilgisini Türk milletine mal etmeye çalışmayın.

Ancak ortada duran bir diğer hakikat de şudur: Kaçakları kim doldurduysa, sınırlarda açık kapı siyasetini kim yürüttüyse savaş koşulları sona ermesine rağmen kaçakları kalıcı hale getirmek için Kim teşvik edici işler yaptıysa bu yangının sorumlusu odur. Hiç vakit kaybetmeden, bu demografik yıkım girişiminin Milli Güvenlik kurulu tarafından birinci derecede tehdit olarak tanımlanması gerekmektedir. Bu tehdit tanımlamasına uygun şekilde adımlar atılması, topyekün demografik saldırının bertaraf edilebilmesi adına, her türlü diplomatik, idari ve güvenlik tedbirlerinin Bir bütün halinde ve kapsamlı şekilde planlanması gerekmektedir.

İkinci olarak bu plana uygun olarak rasyonel ve uygulanabilir bir geri dönüş takviminin hükümetçe değil, devlet tarafından belirlenmesi çözümün ilk aşamasını oluşturmalıdır. Üç; Açıklanan takvime uyulabilmesi ve gerekli eylem ve işlemlerin yürütülebilmesi adına bu konudaki kararı ve tavrı, açık ve net olan tüm Siyasi partilerin ve Tüm sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelebileceği, bağımsız bir kurul oluşturulması şarttır. Dört; Kaçak ve sığınmacılar sorunu, doğrudan doğruya Türk milletinin vatanı yani Anadolu ve Trakya coğrafyaları üzerindeki kayıtsız şartsız egemenlik haklarıyla ilişkili olduğu için, TBMM’nin kurucu sıfatı ve birleştirici çatısı altında buluşulması en doğru yöntemdir.

Beş; İstenmeyen olayların engellenmesi insanımızın endişelerinin giderilmesinden geçer. Türk milletinin anbean gelişmelerden haberdar edilmesi için, sarayın sekreterlerinden bozma bakanlarının veya devlete reklamcılık oynatan iletişim başkanlığının değil, bağımsız Kurulun verilere ulaşması ve paylaşması elzemdir. Altı; Sorun sadece Türkiye için değil, Dış Dünya’yı da ilgilendirmektedir. Bu sebeple, oluşturulacak bağımsız kurulun bir ayağı da AB, Suriye hükümeti ve BM nezdinde görüşmeler yürütebilecek bir diplomasi grubundan oluşturulmalıdır.

İYİ Parti olarak önerdiğimiz ve bu gecikmeden hayata geçirilmesi gereken adımlarla tüm siyasi partileri bir milli mutabakata davet ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Üst Düzey İstifa: Saray’daki Görüşme Bardağı Taşıran Son Damla

Partisinden istifa ettiğini duyuran İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Sevin Çağlayan, “Genel ve Yerel seçim süreçlerinde, ardından da yeni yapılanma sırasında ortaya atılan iddialar canımızı yakarken, bunlara cevap vermesi gerekenlerin sessizliği ve gereken tepkileri vermemeleri artık beni de yol ayrımına getirdi” dedi ve ekledi:

“Bardağı taşıran son damla da İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Saray’da yaptığı, birçok iddiayı içinde barındıran ancak sebebi ve içeriği bir türlü açıklanmayan görüşmesi oldu. Bu görüşmeye mevcut Parti yönetimi de net bir tavır koymadı.”

İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Ankara Milletvekili Koray Aydın’ın istifasının ardından önceki dönem genel başkan olan Meral Akşener’in “kızım” dediği İYİ Parti kurucularından Sevin Çağlayan, sosyal medya hesabı üzerinden partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Sevin Çağlayan, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bir başkaldırı, bir varoluş, hepsinden önemlisi karabasan gibi bu ülkenin üzerine çöken ceberut saray yönetiminden kurtuluş ümidi olarak doğmuştu, davamızın, ilkelerimizin harman olduğu yuvamız; İYİ PARTİ..

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, milliyetçi ve demokrat vatanseverleri kucaklayan Cesurlar Hareketi İYİ Parti’de Kurucular Kurulu Üyeliği, Genel İdare Kurulu Üyeliği, Milletvekili Adaylığı ve Belediye Başkan Adaylığı görevlerinde gururla bulundum.

Bu meşakkatli süreçte varımızı yoğumuzu döktüğümüz İYİ Parti’nin, ne yazık ki bütün çabalara rağmen; 2023 genel seçim süreci, ardından yapılan kongre, her şeye rağmen yarışa girdiğimiz 2024 yerel seçimleri ve yine akabinde gerçekleşen Kurultayla gerçekleşen yeni yapılanmanın pek çok hata ve telafi edilemez sorunlar barındırdığını üzüntüyle takip ettik.

Bununla beraber Genel ve Yerel seçim süreçlerinde, ardından da yeni yapılanma sırasında ortaya atılan iddialar canımızı yakarken, bunlara cevap vermesi gerekenlerin sessizliği ve gereken tepkileri vermemeleri artık beni de yol ayrımına getirdi.

Bardağı taşıran son damla da İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Saray’da yaptığı, birçok iddiayı içinde barındıran ancak sebebi ve içeriği bir türlü açıklanmayan görüşmesi oldu. Bu görüşmeye mevcut Parti yönetimi de net bir tavır koymadı.

Bu görüşmenin ardından İYİ Parti’nin akillerinin temel düşüncesi olan: “İYİ Parti, demokrasinin temeli olan yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesini yerle bir eden tek adam düzenine ve bu düzenin sembolü olan Saray rejimine karşı, tam ve kâmil manada bir demokrasiyi yeniden inşa etmek için asil bir başkaldırı hareketi olarak yola çıkmıştır.

Bir gün bir İYİ Partilinin bu ucube sitemde görev alma ihtimalinin tartışılması için kurulmamıştır.” yaklaşımı bundan sonraki siyasi hayatıma ışık tutacak olup BÜYÜK ATATÜRK’ün izinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin menfaatleri ve yükselmesi için çalışmalarıma devam edeceğim.

Kısacası yol ayrımımın sebebi sadece bir kurultay ya da basit hatalar değildir. Uzun bir zamana yayılmış hatalar silsilesi ve erimedir.

En başından itibaren ülkesi için bir umut inşa etmek amacıyla fedakârca çalışan bütün dava arkadaşlarımı saygı ve hürmetle selamlıyorum. İYİ Parti’de siyaset yapmaya devam eden arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. İYİ Parti’yle olan siyasi birlikteliğimi sona erdirdiğimi ve istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Selam ve saygılarımla.”

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Dalgası Devam Ediyor: Milletvekili Sayısı 35’e Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de Ankara Milletvekili Koray Aydın, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Koray Aydın, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Meral Akşener ile Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesine göndermede bulunarak, “Saray’daki malum görüşme ve sonrasındaki gelişmeler, bardağı taşıran son damla olmuştur” ifadelerini kullandı.

Koray Aydın’ın istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 35’e düştü.

Koray Aydın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında cesur insanlar olarak, İYİ Parti’yi büyük umut heyecan ve hayallerle; büyük emek, gayret ve fedakarlıklarla kurduk.

İYİ Parti gerçek bir mücadelenin ve hikâyenin sonucu doğdu. İYİ Parti kurulmasıyla birlikte Türkiye’de pek çok şeyi değiştirdi, muhalefete ve milletimize umut oldu. AK Parti iktidarlarına karşı kazanılan en büyük başarıların öznesi oldu. Ancak son iki yıldır bir şeyler ters gitmeye başladı.

İYİ Parti, tam kitlelere açılacağı bir dönemde içine kapandı, 2023 genel seçimleri öncesi yersiz ve zamansız bir şekilde ilçe ve illerde kongre sürecini başlatarak enerjisini iç rekabete harcamak durumunda kaldı. 2023 genel seçimlerine giderken Altılı Masa sürecinde yetkili kurulların tam desteği olmasına rağmen hatalı bir strateji yürütüldü.

Akabinde tamamen ötekileştirmeye ve adaletsizliğe dayanan, sözde milletvekili temayül yoklaması ile yeni bir ayrışma süreci daha yaşandı. Bir zamanlar huzur ve güven dolu İYİ Parti Ailesi’nin evinde artık huzursuzluk ve güvensizlik baş gösterdi.

2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili genel seçimlerinde ise en hafif tabirle “kendini tekrar eden” bir parti konumuna düştük, bir arpa boyu yol alamadık. 2024 yerel seçimlerinde, iktidarın değirmenine su taşıyan söylem, eylem ve politikalar; milletimiz tarafından kesinlikle reddedildi ve İYİ Parti tarihinin en büyük seçim hezimetini yaşadı.

Bu süreçlerde gerek yetkili kurullarda gerekse de bizzat Kurucu Genel Başkan Sayın Meral Akşener’e yaptığımız uyarılar ise kulak ardı edildi. Yerel seçimlerdeki hatalı karar ve yanlış söylemlere itiraz eden il ve ilçe teşkilatlarımız ötekileştirildi. Bu başarısızlıkların ardından kurultaylar toplansa da tam ve kâmil manada bir özeleştiri yapılamadı.

İYİ Parti, bugün itibariyle 2023 yılı başındaki 617 bin 513 üyesinin üçte birini, 2023 genel seçimlerinde aldığı oyun da yarıdan çoğunu 2024 yerel seçimlerinde ne yazık ki kaybetti. İYİ Parti’deki bütün bu erime ve gerileme süreci, bizzat Sayın Akşener’in sevk ve idaresinde gerçekleşti.

Biz, bütün bu dönemlerde İYİ Parti zarar görmesin diye, azami gayret gösterdik, son derece hassas davrandık ve kılı kırk yardık. Görüş, fikir ve önerilerimizi yetkili kurul toplantılarında açık ve net bir şekilde ifade ettik. Parti içi sorunları basın ve kamuoyu önünde asla konuşmadık ve tartışmadık.

İYİ Parti’nin kuruluş hikayesi ve Türk siyasetindeki mücadelesi, tarihçiler ve konunun uzmanları tarafından elbette yazılacak ve tezlere konu edilecektir. Burada sadece “İYİ Parti hangi amaçlar için yola çıkmıştı?” Sorusunun özet cevabını vermeyi, bu açıklama için gerekli ve yeterli görüyorum.

Kurucu Teşkilat Başkanı olduğum İYİ Parti; ana omurgasını Türk milliyetçilerinin oluşturduğu, milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı kimliğiyle bütün Türk milletini kucaklayan bir parti olarak yola çıkmıştı; Türk devletinin kurucu fikri olan Türk milliyetçiliğini ayaklarının altına alanların, ayağına gitmek için değil.

İYİ Parti, her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı, Saray’la sembolleşen tek adam düzenine karşı, Türkiye’de hak, adalet ve medeniyet yolunun taşlarını döşemek için İYİ’ler ve Cesurlar Hareketi olarak yola çıkmıştı; Saray’a giden yolun taşlarını döşemek için değil.

İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Sayın Meral Akşener ile Sayın Cumhurbaşkanının, Saray’da yaptığı Parti’den habersiz görüşmenin konusu ve içeriğinin açık ve net bir şekilde açıklanmaması halinde; İYİ Parti’nin kuruluş felsefesinin temelden sarsılacağına ve Parti’yi dağılmaya sürükleyeceğine dair, birer hafta arayla iki önemli açıklama yaptım.

Yaptığımız çağrılara, İYİ Parti tabanı ve aziz milletimiz büyük bir ilgi ve teveccüh gösterirken, İYİ Parti yönetimi açıklamalarıma duyarsız ve kayıtsız kaldı; endişelerimi, uyarılarımı ve önerilerimi dikkate almadı; gerekli adımları zamanında, yeterince ve gereğince atmadı.

İYİ Parti 5. Olağanüstü Büyük Kurultayının üzerinden geçen iki ayda yaşanan gelişmeler, Parti’de yönetim anlayışı bakımından bir değişim olmadığını açıkça ortaya koydu.

Son kurultayın ardından İYİ Parti’de derlenme, toparlanma ve kucaklaşma beklerken, istifa üstüne istifalarla sarsıldık. Yeni katılımlar beklerken, sudan sebeplerle yapılan ihraç taleplerini görmek durumunda kaldık.

Gelinen noktada; İYİ Parti’de varlığımıza, görüş, fikir ve önerilerimize artık pek fazla ihtiyaç duyulmadığına üzülerek kanaat getirmiş bulunuyorum.

Bu kanaate varmamda Saray’daki malum görüşme ve sonrasındaki gelişmeler, bardağı taşıran son damla olmuştur. Dolayısıyla bu kanaatim yaklaşık iki yıllık bir sürece dayanan, belli bir birikimin sonucudur.

25 Ağustos 2017 tarihinde ömrümüzü vakfettiğimiz, baba ocağımız olan eski partimizden ayrılırken şu sözleri ifade etmiştim: Hiçbir çıkar ve hesap gütmüyorum. Olacaklarım, hali hazırda olduklarımdan fazla değildir. Tek muradım, çocuklarımıza ve torunlarımıza daha müreffeh bir Türkiye Cumhuriyeti bırakabilmek için son nefesime kadar mücadele etmektir. Bugün de aynı noktadayım.

İYİ Partili dava arkadaşlarımla yaptığım uzun istişareler sonucunda; özetle ifade ettiğim gerekçelerle, Kurucular Kurulu Üyesi ve Ankara Milletvekili olduğum, belli dönemlerde önemli görevler üstlendiğim İYİ Parti’den üzülerek istifa ediyorum.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Ekonomi Yönetimine Sert Sözler

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Mehmet Şimşek’e “vergimatik Mehmet” diye seslenerek ekonomi yönetimine sert eleştiriler yöneltti:

“Gelen o kadar kötü, milletimize karşı da o kadar acımasız ki, o ışıltılı gözlerin sahibi Nurettin Nebati’yi anacağımız, saray damadına üzüleceğimiz hayatta aklımıza gelmezdi.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Geçtiğimiz hafta; Mardin Mazıdağı ve Diyarbakır Çınar’da yaşanan yangın felaketinde hayatlarını kaybeden; Yücebağ köyümüzdeki 10, Köksalan köyümüzdeki 2 ve Yazçiçeği Köyümüzdeki 3 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize de başsağlığı diliyorum.

Ekonomiye güven yerine ışıltı veren Nebati’den daha kötü bir dönem olamaz diye kendimizi avuturken de, Cumhuriyet Türkiye’sinin bakanı değil, uluslararası para baronlarının mümessili gibi çalışan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek

Vergimatik Mehmet geldi. Çünkü gelen o kadar kötü, milletimize karşı da o kadar acımasız ki, o ışıltılı gözlerin sahibi, Nurettin Nebati’yi anacağımız, saray Damadına üzüleceğimiz hayatta aklımıza gelmezdi… Daha “tasarruf tedbirleri” genelgesinin mürekkebi bile kurumadan, Jet hızıyla, Vergi cebirleri genelgesine geçmeye karar verdi.

Mehmet Şimşek’e göre tasarruf edilecekse, hazineye gelir yaratılacaksa, kalın camlı gözlüklerinin arkasından gözlerini çevirdiği yer: Milletin kamburlaşmış sırtıdır! Milletimizin artık verebileceği herhangi bir varlığı, sırtlanabileceği fazladan bir yükü kaldırabilecek dermanı kalmamıştır. Bu ülkede öncelikle tasarruf etmesi gereken tek bir kişi vardır: O da Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Anayasanın 10. maddesine göre, herkes ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hükümet ve Cumhurbaşkanı, Temmuz 2023’te emeklilere yönelik aldığı kararla anayasayı çiğnemiştir. Bir yıldır emeklilerimizin yasal alacakları ertelenmiş ve kendileriyle alay edilmiştir. Hükümet her emekliye geçen 1 yıl için 96 bin 824 TL borçludur. Ayrıca temmuz ayından itibaren 8 bin 77 TL refah payı vermek zorundadır.”

Sözde yeni anayasa, normalleşme ve yumuşama turları, günahkar ve riyakar iktidarın bir kere daha meşrulaştırılması, onun gafletine ortak çıkılması değil, bu ülkenin ve devletin kimin olduğunun gösterilmesi gerekmektedir. Sığınmacı ve kaçak sorunu gerçek bir beka meselesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Milli benliğini unutmuş bir iktidar, başka milletlerin iktidarlarına ancak yem olur’. Bir zamanlar, demokrasi trenine indi-bindi yaparak ava gideceğini sanan Erdoğan ve saray rejimi 22 yıllık iktidarın sonunda dünya milletlerinin kendi stratejik çıkarlarını önemsedikleri satranç tahtasında zavallı bir av haline gelmiştir. Ey muktedirler, gaflet uykunuzdan uyanın artık. Av oldunuz.”

Paylaşın

İYİ Parti’nin Milletvekili Sayısı 35’e Düştü

İYİ Parti Milletvekili Seyithan İzsiz, “Sözümün, tavrımın ve ilkelerimin partiyle artık bağdaşmadığını üzüntüyle ifade etmek isterim” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Seyithan İzsiz’in istifası ile İYİ Parti’nin milletvekili sayısı 35’e düştü.

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Seyithan İzsiz, sosyal medya hesabı üzerinden partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Seyithan İzsiz, paylaşımında “Sözümün, tavrımın ve ilkelerimin partiyle artık bağdaşmadığını üzüntüyle ifade etmek isterim. Bu itibarla İYİ Parti’yle olan siyasi birlikteliğimi nihayete erdirdiğimi, istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunarım” ifadesini kullandı.

2023 yılında yapılan Genel seçimde TBMM’de 43 milletvekilliği kazanan İyi Parti, İzsiz’in istifası ile 35’e düştü. Seçimlerden bu yana İyi Parti’den istifa eden milletvekillerin Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ve Aykut Kaya CHP’ye; Nebi Hatipoğlu da AK Parti’ye geçti. İstifacılardan Adnan Beker, Bilal Bilici, Ümit Dikbayır (İhraç), Salim Ensarioğlu, Yüksel Arslan bağımsız kalmayı tercih etti.

Seyithan İzsiz Kimdir?

1976 yılında Van’ın Çatak ilçesinde dünyaya gelen Seyithan İzsiz, eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tamamladı. Seyithan İzsiz, yüksek lisansını İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde yaptı.

Seyithan İzsiz, Van Federasyonu Başkanlığı, Beylikdüzü Gönüllüleri Vakfı Kurucu Başkanı ve İstanbul Doğu-Güneydoğu Üst Çatı Platformu kurucu üyeliği vazifelerinde bulundu. Seyithan İzsiz, ayrıca iki dönem İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyeliği ve Komite Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüttü.

2014 yılında Beylikdüzü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeliği, 2018 yılında Milletvekili Aday Adaylığı, 2019 yılında Esenyurt Belediye Başkan Aday Adaylığı olan Seyithan İzsiz, 28. dönem İYİ Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili oldu.

Paylaşın

Müsavat Dervişoğlu’ndan “Siyasette Normalleşme” Tepkisi

Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Haftalardır bu kürsüden, Erdoğan’ın gündemi saptırma taktiklerini ele alıyoruz. Bu taktikler, gerçek sorunların konuşulmadığı ve çözülmediği sürece, toplumumuzun daha yoksul ve daha adaletsiz koşullara sürüklenmesine neden oluyor” dedi ve ekledi:

“En göze çarpan gündem maddesi ise, sözde ‘normalleşme’ sürecidir. Hatta öyle ki ‘Normalleşme alana, Yeni Anayasa bedava’ diye, vapurda tarak satan işportacılar gibi bağırıp duruyorlar. Gerçeklerin farkındayız. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Nam-ı diğer, ‘Tek adamın borazan müdürlüğü’ eliyle, davulla zurnayla ilan edilen şeylerin neye hizmet ettiğini de bilmekteyiz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“İYİ Parti kurulduğundan beri Türkiye’de dinamikler değişmeye başladı. Bu değişim, milyonlarca insanın talep ve itirazlarının İYİ Parti çatısı altında birleşmesiyle somutlaştı. İYİ Parti, toplumun geniş kesimlerinden gelen bu talepleri temsil etme gücünü artırarak sürdürüyor.

Partimizin mücadelesi, yerel değerlerimizi kendi çıkarları için kullananlar, doğal kaynaklarımızı savaş ganimeti gibi görenler ve şehirlerimizi beton yığınlarına çevirenlerle. İnanıyorum ki birlikte zafer kazanabiliriz, çünkü zafer, birçok kalbin birleşmesidir.

Haftalardır bu kürsüden, Erdoğan’ın gündemi saptırma taktiklerini ele alıyoruz. Bu taktikler, gerçek sorunların konuşulmadığı ve çözülmediği sürece, toplumumuzun daha yoksul ve daha adaletsiz koşullara sürüklenmesine neden oluyor. En göze çarpan gündem maddesi ise, sözde ‘normalleşme’ sürecidir.

Hatta öyle ki ‘Normalleşme alana, Yeni Anayasa bedava’ diye, vapurda tarak satan işportacılar gibi bağırıp duruyorlar. Gerçeklerin farkındayız. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Nam-ı diğer, ‘Tek adamın borazan müdürlüğü’ eliyle, davulla zurnayla ilan edilen şeylerin neye hizmet ettiğini de bilmekteyiz.

Herkes emin olsun ki bu rozeti onuruyla taşıyanlar, milletin vekili olduğunu bir saniye bile unutmayanlardır. Ve bu rozeti şerefiyle taşıyanların, imza attığı hiçbir kalemden, şer ve musibet peydah olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır.

Bizim siyasete bakışımız şudur; Nasıl ki hukukta normlar hiyerarşisi varsa, siyasette de çıkarlar ve vicdanlar hiyerarşisi vardır. Bu hiyerarşinin en tepesinde ise, milletin ortak çıkarı ve ortak vicdanı yer alır. Bunun dışındaki bütün meseleler de, onun altında yer alırlar. Devletin varlığı, millettin varlığı ve istiklaliyle bir bütündür. Müştereken deruhte ettiğimiz devlet görevinin anlamı da, bu şarta, yani milletle olan ahde tabidir.

Bu ahitle de, iki vebali omuzlayacağınıza dair büyük bir söz vermiş olursunuz. Bir yükünüz, milletin oyunun vebalidir. Bir yükünüz ise, milletin güveninin vebalidir. Ve o taşınan yükler bırakılırsa, o yol artık siyaset yolu değildir. İsmi veya şekli ne olursa olsun, şahsi ikbal ve istikbal yoludur.

Ve tarih maalesef ki, şahsi emellerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle birleştirenlerle, bunu da bir şekilde izah etmeye çalışanlarla doludur. İYİ Parti’de, bin odasında bin fitne mumu yanan ve sarayın karanlık dehlizlerinden çıkan sözde bir siyasete yer yoktur. Bizim siyasetimizde, tutulacak tek el, milletimizin nasırlı elleridir.

“Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapmamanın haklı bir gerekçesi var mı?”

Yeni ekonomi modeli denen, ama aslında eski ve köhnemiş bir yönetim anlayışının izdüşümü olan bu model yüzünden, Merkez Bankası 818 milyar TL zarar etti. Nereye gitti bu paralar? Sanayi yatırımlarına mı? Gençlere teşvike mi? Yoksa tarımsal desteklere mi? Hepsi Kur Korumalı mevduat sistemine gitti. Bundan sonra da dövize en yüksek faiz veren ülke olduğumuz için yine spekülatörlere ve yabancı fonlara gidecek.

Mehmet Şimşek; İngiliz finans sermayesinin çıkarlarını kendi vatandaşlarının çıkarlarına tercih ediyorsun. Soho caddelerinde dolaştığın kadar, bir kez olsun halkın arasında yer al. Emeklinin, asgari ücretlinin, diplomalı işsizin ve ev hanımının yaşadığı sıkıntıları dinle. Sonra kendi vicdanına sor. Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapmamanın haklı bir gerekçesi var mı?

“‘Cumhurbaşkanıyım ama katillere dokunamıyorum’ dememişsindir”

Bu bayramın adaletten yoksun geçirdikleri son bayram olmasını temenni ediyorum. Ve diliyorum ki Sayın Erdoğan yaptığın o görüşmede Ayşe Ateş’in gözlerinin içine bakarak dünya lideri olduğun makamında her yargı sürecine parmağına sokabildiğin kudretinle ‘Evet ben bu ülkenin tek adamıyım cumhurbaşkanıyım ama katillere dokunamıyorum’ dememişsindir.

Paylaşın