Altılı Masa ‘Ortak Aday’ Sürecini Başlattı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da yer alan siyasi partilerin liderleri Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde 10. Toplantısını gerçekleştirdi. 

Haber Merkezi / Toplantıda, “ortak cumhurbaşkanı adayının tespiti için istişarelere başlanması” kararı alındı.

Altılı Masa’nın dokuz saati aşan en uzun toplantısında, “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritası” ve “seçim bildirgesi, hükümet programı” olarak da nitelendirilen “ortak politikalar metni”nin 30 Ocak’ta yapılacak tanıtım toplantısıyla kamuoyuna açıklanacağı bildirildi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıdan sonra yapılan 4 sayfalık açıklamada, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma konusunda bir kez daha kararlılık vurgusu yapıldı ve aday belirlemek için istişarelere başlanacağı belirtildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Önemli bir mesafe kat ettik”

“Aziz Milletimiz,

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak Cumhuriyetimizin 100. Yılına girdiğimiz bu hafta içinde 5 Ocak 2023’te Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geldik. 2023 yılının ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ülkemize ve milletimize mutluluk, adalet ve refah getirmesini diliyoruz.

Bu yılın ilk toplantısı ile Altılı Masa olarak başlattığımız işbirliği sürecinin ilk yılını da tamamlamış olduk. Bu bağlamda toplantımıza bir yılın genel değerlendirmesi ile başladık. Üstlendiğimiz tarihi sorumluluğumuzun bilincinde olarak işbirliğimizi 12 Şubat 2022’deki ilk zirvemizde kamuoyuna duyurduğumuz ilke ve hedefler doğrultusunda sürdürme kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.

İki yüz yıllık modernleşme, 150 yıllık Meclis, 100 yıllık Cumhuriyet ve 75 yıllık demokrasi tarihimizdeki bütün ana akımların temsil edildiği bu işbirliği süreci siyasi tarihimizde bir ilk niteliği taşımaktadır. Bütün bu tecrübe birikimimizden hareketle temel amacımız bir taraftan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet ve kamu hayatında yol açtığı tahribatı gidermek diğer taraftan Cumhuriyetimizi gerçek ve kâmil bir demokratik düzen ile taçlandıracak bir dönemi başlatmaktır.

Bu bağlamda, son bir yıl içinde kat ettiğimiz mesafeyi, elde ettiğimiz kazanımları ve karşı karşıya olduğumuz meydan okumaları son derece samimi bir ortamda ve yapıcı bir şekilde değerlendirdik. Her şeyden önce memnuniyetle ifade etmek isteriz ki bu işbirliği süreci ülkemizin siyasi ikliminde psikolojik bir dönüşüme öncülük etmektedir. İktidarın kendisinden farklı düşünen kesimleri düşmanlaştırma ve kutuplaştırma üzerinden tahakkümünü sürdürme çabasına karşı farklı düşünceleri ve yaklaşımları bir masa etrafında bir araya getirerek yeni bir siyasi iklim oluşturduk.

Oluşturduğumuz bu yeni siyasi iklim temelinde önümüzdeki kritik süreçlerde rehber olacak referans metinler ortaya koyduk. Uzun mesailer sonucunda üretilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni, Temel İlkeler ve Hedefler, Seçim Güvenliği, Kurumsal Reform ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi metinleri siyasi tarihimizde altı siyasi partinin ortak bir zemin inşası için ortaya koyduğu ve demokratik olgunluk seviyemizi gösteren birer başarı örneği olmuşlardır.

Otoriter yolsuzluk düzenini sürdürmek isteyen iktidar demokratik özgürlüklerin kısıtlanması, kutuplaştırma, yargının siyasallaşması ve medya tekeli üzerinden siyasi mühendislik peşindeyken bizler uzlaşıya, ortak akla, siyasi nezakete ve kapsayıcı demokrasiye dayalı yeni bir siyaset mimarisi inşa etme çabası içine girdik ve bu alanda önemli bir mesafe kat ettik.

“30 Ocak’ta yapacağımız ortak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyunun bilgilerine sunacağız”

Değerli vatandaşlarımız,

Bu çerçevede, bugün işbirliği sürecimizin somut adımlar bağlamında son derece önemli iki ortak metnini daha tamamlama aşamasına getirdik. Ayrıca bundan sonraki adımlarımızı ve çalışma takvimimizi de oluşturduk.

Bugün tamamlama aşamasına getirdiğimiz Geçiş Süreci Yol Haritasını ve Ortak Politikalar Metnini 30 Ocak’ta yapacağımız ortak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyunun bilgilerine sunacağız.

Bu iki metin ile birlikte partilerimizin siyasi işbirliği mimarisi önemli ölçüde tamamlanmış olacaktır.

– Temel İlkeler ve Hedefler metni ile işbirliğimizin dayandığı zemini,

– Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni ile işbirliğimizin siyasi iskeletini,

– Seçim Güvenliği metni ile siyasi sigortasını,

– Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi ile hukuki sütunlarını,

– Kurumsal Reform metni ile kurumsal altyapısını,

açıkladıktan sonra şimdi de Yol Haritamız ile süreç yönetim mekanizmalarını, Ortak Politikalar Metni ile her alandaki ortak somut adımlarımızı tanımlamış olacağız.

Değerli vatandaşlarımız,

Çetin siyasi şartlar altında bir yıllık yoğun bir çaba ile ortaya koyduğumuz bu vizyonun hayata geçirilmesinin iki gerekli şarta bağlı olduğunun da bilincindeyiz: Ortak Adayımızın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve TBMM’de Anayasa reformu için gerekli çoğunluğun elde edilmesi.

Bu temel şartların sağlanabilmesi için,

– Seçim güvenliği için oluşturulan komisyonun aralıksız çalışarak sandıkların tamamındaki her oyun korunmasını temin edecek tedbirlere yoğunlaşmasına,

– Ortak bir komisyon tarafından genel başkanların kararlarına baz teşkil etmek üzere TBMM’de anayasal çoğunluğu elde edebilmek için milletvekili seçimlerinde uygulanabilecek alternatiflerin çalışılmasına ve nihai kararı vermek üzere genel başkanlara sunulmasına,

– Genel Başkanlar arasında ortak Cumhurbaşkanı adayının tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına, karar verdik.

“Bir sonraki toplantımız İYİ Parti’nin ev sahipliğinde 26 Ocak tarihinde”

Cumhurbaşkanı adayı ve Milletvekili seçimleri konusunda tam bir uzlaşı kültürüyle hareket edecek ve seçimlerden sonra hem yürütmede hem yasamada yeni bir dönemi başlatacağız.

Bu çalışmaların kısa sürede tamamlanabilmesi amacıyla liderler arası toplantıların daha sık aralıklarla yapılmasına karar verdik. Bu bağlamda, bir sonraki toplantımız İYİ Parti’nin ev sahipliğinde 26 Ocak tarihinde yapılacaktır.

“6 Nisan’dan önce yapılacak bir erken seçime ise destek vermeye hazırız”

Bu vesile ile ayrıca vurgulamak isteriz ki son günlerde gündeme gelen erken seçim tartışmaları bağlamında da ortak tutumumuz açıktır: Geçen sene bir siyasi mühendislik çabası olarak devreye sokulan seçim sistemi ile yapılacak hiçbir erken seçime destek vermeyeceğiz. 2018 seçimlerinde geçerli olan sistemle gerçekleşecek -yani 6 Nisan’dan önce yapılacak- bir erken seçime ise destek vermeye hazırız.

Değerli vatandaşlarımız,

Toplantımızda ayrıca gündemdeki siyasi ve ekonomik konuları da ele aldık.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında verilen ve siyaset yasağını da içeren ceza hükmü, yargının siyasallaşmasının son çarpıcı örneği olmuştur. Yargının siyasallaşması karşısındaki tutumumuzu Saraçhane’de sergilediğimiz dayanışmayla bir kez daha göstermiş olduk. Sayın Erdoğan’ın kendi yaşadığı mağduriyeti başkalarına da yaşatacak adımlar atması güç yozlaşmasının en hazin örneklerinden birini teşkil etmektedir. Seçim sürecini etkilemek üzere yargıya müdahale niteliği taşıyacak benzer siyaset mühendisliği çabalarına karşı da bu dayanışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Son aylarda gündemde yer alan başörtüsü konusunu da son derece samimi bir istişare ortamı içinde ele aldık. 12 Eylül’ün darbeci ve 28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetinin eseri olan ve milyonlarca kadının hayatını karartan bu çağdışı yasağın bir daha gündeme gelmesini engelleyecek hukuki bir teminatın sağlanması konusunda tam bir mutabakata sahibiz.

Ancak, insan hakları ve inanç özgürlüğü ile ilgili bir konuyu ve başörtüsü gibi bir sembolü “gollük pas” olarak gören zihniyete de esastan karşıyız. Başörtüsü yasağı dolayısıyla ağır mağduriyetler yaşayan kadınlar için hakaret niteliği taşıyan bu tanımlama Sayın Erdoğan’ın bu meseleyi bir seçim malzemesi olarak gördüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İktidar samimi ise, bu düzenlemeler konusunda muhalefetten gelecek önerilere önyargısız şekilde yaklaşarak metinlerin uzlaşı ile çıkmasını desteklemelidir.

Toplantımızda ekonomideki son gelişmeleri de ele aldık. Akıl, bilim ve rasyonalite ile tüm bağlarını koparan, Merkez Bankası bağımsızlığını yok sayan iktidar ülkemize dünyada 7. Avrupa’da 1. en yüksek enflasyona sahip olma utancını yaşatmıştır. TÜİK’in enflasyon hesaplamalarının gerçek hayat ve bağımsız hesaplamalarla hiçbir tutarlılığı kalmamıştır. Ücret ve maaş artışlarında TÜİK’in verilerinin esas alınması milletimize karşı ağır bir hak gaspıdır. İktidarın daha işçinin eline geçmeden bu ay sonunda açlık sınırının altında kalacak olan yeni asgari ücreti bir övünç kaynağı olarak görmesi en hafif tabiriyle hazindir.

Seçimleri kaybedeceğini anlayan hükümet, panik içinde henüz mürekkebi dahi kurumamış olan 2023 bütçesinde yer vermediği ve 24 saat geçmeden değişen adımlar atarak devlet ve bütçe yönetimindeki ciddiyetsizliğini ve umursamazlığını ortaya koymaktadır. Öte yandan hükümet çalışanların zaten hakkı olan EYT düzenlemesini ve alım gücündeki erime karşısında hiçbir anlam ifade etmeyen maaş artışlarını bir müjde gibi sunmaktadır. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte ortaya çıkan keyfiliğin, kuralsızlığın ve kamu yönetimindeki çöküşün en somut örneğidir.

Toplantımızda ayrıca, geçtiğimiz hafta içinde Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da güpegündüz sokak ortasında katledilmesi ile daha da aşikâr bir şekilde ortaya çıkan kamu düzenindeki bozulma konusunu da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Her şeyden önce Sinan Ateş’in ailesine ve sevenlerine taziyelerimizi sunuyoruz. Bu vahşeti daha da vahim kılan husus ise, cinayet sonrasında başta Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve MHP Genel Başkanı olmak üzere ilgili yetkililerin derin bir sessizlik içine girmeleridir. Daha önce siyasilere, akademisyenlere ve gazetecilere yönelik saldırıların faillerinin hiçbir ceza almadan serbest kalmalarının da verdiği cüretle kendileri gibi düşünmeyen herkese saldıran çetelerin elini kolunu sallayarak gezdiği, mafyatik yapıların karşılıklı infazlar gerçekleştirdiği bir ülkede kamu düzeninden ve demokratik hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir.

Bu cürümleri işleyenlerin ve onların arkasındaki güçlerin hak ettikleri cezaları almasının takipçisi olacağız. Kimse ülkemizi her kesimden gençlerin feda edildiği yetmişli yılların karanlıklarına da, seksenli yılların darbeci 12 Eylül şartlarına da, doksanlı yılların faili meçhullerine de geri götüremeyecektir.

Bizi bir araya getiren en önemli saik olan özgürlükçü kamu düzeni ve hukuk devleti ilkeleri ülkemizde egemen oluncaya kadar ortak bir mücadele vermeye kararlıyız. Bu bağlamda, otoriter düzeni sürdürmek için seçimlere olağanüstü şartlarda gitme senaryolarına karşı adil ve objektif seçim şartlarının korunması yönündeki çabalarımızı da yoğunlaştıracağız.

“Asla ümitsizliğe kapılmayınız”

Bu gelişmeleri kaygı ile izleyen Aziz Milletimiz,

Asla ümitsizliğe kapılmayınız.

Siyaseti bir rant ve güç paylaşımı olarak değil, hak ve adalet temelli bir alan olarak gören bizler bu kara bulutları dağıtmaya kararlıyız.

Kimsenin Cumhuriyetimizin 100. Yılını yolsuzluklarla, yasaklarla, baskılarla ve yoksullukla karartmasına izin vermeyeceğiz.

Cumhuriyetimizin 100. Yılı toplumsal barışın, insan hak ve özgürlüklerinin, adaletin, demokratik hukuk devletinin, temiz siyasetin ve refah toplumunun gerçekleşmesi yönünde yeni bir başlangıcın yılı olacaktır.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Yarının Türkiyesi İçin Cesaret Zamanı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da yer alan siyasi partilerin liderleri Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde 10. kez bir araya geldi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, beş genel başkanı Genel Merkez binası önünde tek tek karşıladı. Liderler, Ahmet Davutoğlu ile beraber fotoğrafı çektirdikten sonra içeriye geçti.

Millet İttifakı’nı oluşturan altı siyasi partinin genel başkanının 13 Şubat 2022 tarihinde başlattığı görüşmelerin ilk tur çalışmaları Saadet Partisi ev sahipliğinde 21 Ağustos 2022 tarihinde tamamlanmıştı.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmelerinin ilki 2 Ekim’de, CHP Genel Merkezi’nde, ikincisi, 28 Kasım’da Demokrat Parti Genel Merkezi’nde yapılmıştı.

Toplantı öncesinde CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, sosyal medya hesaplarından ortak bir paylaşım yapıldı.

“Yarının Türkiyesi İçin Cesaret Zamanı” etiketiyle paylaşılan videoda genel başkanların şu sözleri yer alıyor:

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Temiz bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye, herkesin mutlu olduğu bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz, beraber inşa edeceğiz, birlikte inşa edeceğiz.

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Bu toprakların insanı ne badirelerden, ne krizlerden, ne afetlerden, ne savaşlardan çıkarttı bu ülkeyi. Yine başaracağız. El ele, omuz omuza hep birlikte başaracağız.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: Milletin gücü, azmi, kararlılığı her daim önüne örülmüş o duvarları yıkıp atmıştır.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: Geçmişe değil geleceğe, nefrete değil sevgiye, öfkeye değil merhamete, korkuya değil ümide ayarlıyız.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: 2023’te milletimizle birlikte öyle bir tarih yazacağız ki 1923’te kavuştuğumuz bayram havası memleketimize yeniden yayılacak.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu: Ülkemizin problemlerine çözüm üretmek adına yola çıktık. Bu masada sadece altı genel başkan yok. 85 milyon insanımız bu masada oturmaktadır.

Paylaşın

Altılı Masa “Aday Belirleme Sürecini” Konuşacak

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 5 Ocak’ta Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde 10. kez bir araya gelecek. 10. buluşmada aday ismi ele alınmasa bile adayın artık belirleme çalışmalarının gündeme geleceği belirtiliyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, adaylık konusunun güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci ve ortak hükümet programı çalışmaları tamamlandıktan sonra gündeme geleceğini söylemişti. Altılı masa hükümet programını açıkladıktan sonra 11. toplantısını fazla vakit geçmeden yapacak. İYİ Parti’nin ev sahipliğini yapması muhtemel olan toplantıda ortak adayın görüşülmeye başlanması bekleniyor.

Altılı masanın Perşembe günü gerçekleşecek toplantısına ev sahipliği Gelecek Partisi yapacak. Toplantı öncesi Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, diğer beş lider ile ikişer kez olmak üzere toplamda 10 görüşme yaparak masaya oturmuş olacak.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre, AK Parti’nin başörtüsü ve aile ile ilgili Anayasa değişiklik teklifine nasıl bir tutum belirleneceğinin ele alınacağı toplantıda, hükümet programının ayrıntılarının da belli olması bekleniyor. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunun ise İYİ Parti’nin evsahipliğindeki toplantıya kalacağı tahmin ediliyor.

CHP “evet” diyecek mi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence çıkışı sonrası AK Parti, bu çıkışa Anayasa teklifi ile yanıt vermiş ve sadece başörtüsü değil, aynı zamanda aile ile ilgili düzenlemeyi de teklife koyarak Meclis’e getirmişti. AK Parti’nin Anayasa teklifine dair altılı masanın Anayasa değişikliği konusundaki ana görüşü referanduma bırakılmaması yönünde. Bu konuda CHP’nin tavrı belirleyici olacak.

Ana muhalefet şu ana kadar AK Parti’nin teklifine “hayır” oyu vereceği yönünde bir izlenim bıraktı. CHP MYK toplantısında da ağırlıklı olarak “hayır” eğilimi oluştu, ancak nihai karar CHP liderine bırakıldı. Başta İYİ Parti ve Saadet Partisi olmak üzere masanın diğer üyeleri ise konunun siyasi bir tartışmaya dönüşmemesi ve iktidarın eline koz verilmemesini istiyor. Bu nedenle teklife “evet” deme eğilimi, CHP hariç altılı masada hakim görüş.

Hükümet programı dokuz ana başlıktan oluşuyor

Genel başkan yardımcılarının yer aldığı “Temel Politikalar Ortak Çalışma Grubu” 2 Ekim 2022’de liderlerin buluşmasında aldığı kararla kurulmuştu.

Komisyon dokuz ana başlıkta “Hukuk, adalet ve yargı”, “Kamu yönetimi”, “Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele”, “Ekonomi, finans ve istihdam”, “Sektörel ve bölgesel konular”, “Bilim ve teknoloji”, “Eğitim ve öğretim”, “Sosyal politikalar”, “Dış politika, güvenlik, savunma” başlıklarında çalıştı ve çalışmalar tamamlanarak programın taslak hali ortaya çıktı.

Ana başlıklarda altı parti, büyük oranda uzlaşma sağladı. Ancak 5 Ocak’ta masaya gelecek olan Temel Politikalar Belgesi’nde sorunlu konular da yer alıyor.

İstanbul Sözleşmesi’nde şerh kalkar mı?

Altılı masadaki tartışmalı konulardan bir tanesi İstanbul Sözleşmesi’ne dönüş.

CHP, İYİ Parti, DEVA, Demokrat ve Gelecek partileri kadına şiddete karşı mücadeleyi hedef alan İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi gerektiğini savunuyor. CHP ve İYİ Parti, sözleşmeye dönüşü öncelikli politikalar arasında gösteriyor. Saadet Partisi’nin ise İstanbul Sözleşmesi’ne dair vaatlere şerh düştüğü kaydedildi. Ancak Saadet Partisi kaynakları, bu başlığın “önemli bir kriz alanı olmadığını” belirtirken, süreçte altılı masanın iktidara gelmesine etki edecek bir sorun olmadığına vurgu yapıyor.

Mülteci politikasına ilişkin de masada görüş ayrılıkları olduğu belirtiliyor.

Hükümetin partilere göre dağılımında cumhurbaşkanı yardımcılarının durumu, liderlerin kabinede yer alıp almayacağı, hangi bakanlıkların hangi isimlerle yer alacağı gibi konu başlıkları da genel başkan yardımcılarının oluşturduğu komisyonda karara bağlanmadı. Bu başlıklar, tamamen liderlerin inisiyatifine bırakıldı.

“Aday belirlenme süreci” konuşulacak

Ortak hükümet programının açıklanacağı tarih sonrasında ise liderlerin gündemi artık aday olacak. Ancak 10. buluşmada aday ismi ele alınmasa bile adayın artık belirleme çalışmalarının gündeme geleceği belirtiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, adaylık konusunun güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci ve ortak hükümet programı çalışmaları tamamlandıktan sonra gündeme geleceğini söylemişti. Altılı masa hükümet programını açıkladıktan sonra 11. toplantısını fazla vakit geçmeden yapacak. İYİ Parti’nin ev sahipliğini yapması muhtemel olan toplantıda ortak adayın görüşülmeye başlanması bekleniyor.

İmamoğlu’na hapis cezası sonrası İYİ Parti ile CHP arasındaki Saraçhane gerginliğinin altılı masa buluşmasında gündeme gelmesinin ise beklenmediği ifade edildi. Ancak kaynaklar, masadaki konuların görüşmelere yansımasına göre belli olacağı yorumunu yaptı.

İYİ Parti’den Babacan’a yanıt

Toplantı öncesi dikkat çeken bir açıklama da var. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Pazartesi günü Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesinin tekrar değerlendirileceğini ifade etmişti.

Bu açıklama İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu’ya soruldu. Zorlu, “DEVA Partisi ile ortak yanımız altılı masada bulunuyor olmamız ve bu ortaklaşmamızın en büyük temeli güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sistemi ülkemizde yeniden inşa etmek, adaleti ve liyakati esas alan bir yönetim anlayışını kurgulayabilmektir. Bizim bu çerçevede ortak anayasa değişikliği paketimiz açıklanmıştır. Hükümet programı taslağı da 5 Ocak’ta liderlere sunulacaktır. İki belgede de bahsedilen taahhütler yer almamaktadır” açıklaması yaptı.

DEVA Partisi kurmayları Babacan tarafından açıklanan metnin DEVA Partisi’nin metni olduğunu ifade ederken altılı masaya dair bir vaat verilmediğini kaydetti.

Paylaşın

Altılı Masa 5 Ocak’ta Toplanacak: Ortak Politika Belgesi Hazır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 5 Ocak’ta Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Altılı masanın seçim vaatlerini içeren ortak politika belgesi tamamlandı. Dün son çalışmalarını yapan komisyon üyeleri kendi parti genel başkanlarına çalışmayı sabah saatlerinden sundu.

Sputnik Türkçe’den Osman Nuri Cerit’in haberine göre; seçim beyannamesi niteliği taşıyacak olan ortak metin 9 ana başlık 60 alt başlıktan oluşuyor. Ortak politika belgesi 2 bin 200 eylemi içeriyor. Altılı masanın adayının cumhurbaşkanı olması durumunda yapacağı icraat bu belge içerisinde tek tek sıralanıyor.

Çalışma grubunun hazırladığı metinde hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele, ekonomi, finans ve istihdam, sektörel ve bölgesel konular, bilim ve teknoloji, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar, dış politika, güvenlik, savunma başlıklarında atılacak adımlar yer alıyor.

Altılı partinin genel başkanlarının talimatı ile kasım ayında çalışmaya başlayan komisyon iki aylık çalışmasının sonunda dün çalışmalarını tamamladı. Çalışmada yer alan parti kurmayları çalışmanın son halini kendi genel başkanlarına sundu.

5 Ocak günü Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya gelecek 6 liderin gündemi ortak politika belgesi olacak. Genel başkanlar bu toplantıda ortak politika belgesinin açıklanmasıyla ilgili takvim belirleyecek. Ortak politika belgesinin açıklanması sonrasında altılı masanın ortak adayının belirlenmesi süreci başlayacak.

Paylaşın

Akşener, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, yeni yılda açıklanan zamlara ve enflasyona ilişkin, “Devletin tüm kalemlerinde en az yüzde 120’ler seviyesindeki zamları kim yaptı? Makyajlı enflasyon rakamlarının bile üzerine çıkan zamları sen yaptın Sayın Erdoğan. Sizin sırtınızda bir küfe var ama orada 85 milyon vatandaşımız yok, 5 müteahitiniz, yandaşlarınız var” dedi.

Haber Merkezi / 8 bin 500 TL olarak belirlenen asgari ücret ile ilgili Akşener, “Türk İş’in açıkladığı açlık sınırı 8 bin 137 liraydı. Asgari ücretin bu yüzden 9 bin 600 lira olmasını, vatandaşların hiç değilse birkaç ay nefes almasını önermiştik. Açıklanan asgari ücret, açlık sınırının sadece 370 lira üzerinde. Maalesef enflasyonun yakıcı artışı doğrultusunda önümüzdeki ay muhtemelen açlık sınırının altında kalacak. İktidarın izlediği, mevcut yol, çok kısa bir süre içinde, enflasyonu arttırarak, asgari ücret zamlarını eritir.” ifadelerini kullandı.

Emeklilere yüzde 25’lik zam açıklamasına da tepki gösteren Akşener, “Eğer asgari ücret, adı üstünde asgari ücretse o zaman, nasıl oluyor da asgari ücretin altında emekli maaşı verilebiliyor? Emeklilerimizi daha fazla yokluğa mahkum etmeyin. Emekli maaşlarını bir an önce asgari ücret düzeyine çıkarı. Artık bu sesi duyun” dedi. Türkiye’nin ekonomik gidişatıyla ilgili konuşan Akşener, 2022 yılında “tarihin en yüksek dış ticaret açığı ve en yüksek üçüncü enflasyon” ile tamamlandığını belirtti.

Akşener ayrıca İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturmaya da değinerek, “Eğer ki iktidardakiler kendilerini sandıkta iki kere yenen belediye başkanımızı sandıkta bir daha yenemeyeceklerini gördükleri için hukuk oyunlarıyla, kumpaslarla, bertaraf etmeye çalışıyorsa biz ona da dur diyeceğiz” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu:

Akşener’in konuşmasından satır başları:

30 Aralık Cuma günü, başkent Ankara, bir suikaste sahne oldu. Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’e düzenlenen suikast, emniyet ve istihbarat birimlerini, ayağa kaldırması gereken bir olaydır. Güvenlik güçlerimizin, bu önemli olayın acilen aydınlatılması için, ellerinden geleni yapacağına inanıyorum.

Ailesinin bir özel talebi oldu. Soru önergesi, araştırma önergesi yapılmamasına dair Ayşe Ateş üzerinden bir talebi oldu. Bütün herkese duyurmakla mükellefim bunu. Allah yeniden hepsine sabır versin.

Ocağımızı saran, aklımızı yoran, kalbimizi yaralayan dertlerimize, derman aradığımız bir yılı daha, geride bıraktık. Yaşadığımız sayısız zorlukların içerisinde, bazen; bir gencimizin, bir çocuğumuzun, başarısıyla mutlu olduk. Bazen; Bir millî bayramımızın coşkusuyla umutlandık.

Bazen; Bir millî maçımızın sonucuyla gururlandık. Bazen; Bir mazluma uzanan yardım eliyle duygulandık.

Ve her zaman; Zulme ve zalimlere karşı, dimdik duran bir mücadele ruhuyla, dolup taştık. İşte şimdi; O ruhun, Türkiye’yi yeniden ayağa kaldıracağı zamandayız. Çünkü bu yıl, çok kıymetli bir dönüm noktasındayız. Çünkü bu yıl; büyük Türk Milleti’nin, tarihteki en parlak başarılarından biri olan Cumhuriyetimizin, 100’üncü yılındayız.

Nasıl ki; 1923 yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün önderliğinde, şanlı millî mücadele ruhumuzla, Türkiye’yi en muhteşem zirveye çıkardıysak; 2023 yılında da; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarıyla, aynı ruhla, aynı inançla, aynı azimle, Türkiye’yi, içine düştüğü bu girdaptan, çekip çıkaracağız!

Artık, gün gibi ortada duruyor ki; o sene, bu sene! Hiç kimsenin şüphesi olmasın: Bu sene, geçtiğimiz tüm senelerden, farklı olacak. Çünkü bu sene; Cumhuriyetimizin ikinci asrının şafağında, Türk Milleti, yeniden tarih yazacak! 2023 yılıyla birlikte Türkiye; kurucu değerlerine, yeniden kavuşacak!

2023 yılıyla birlikte Türkiye; Bir elinde demokrasinin, diğer elinde de, kalkınmanın meşalesini tutacak! 2023 yılıyla birlikte Türkiye; Huzurla, umutla ve bereketle dolacak! Emin olun, çok az kaldı!

Daha önce söyledim, şimdi de tekrar etmek istiyorum: Aslında rakamların büyümesi, hiçbir şey ifade etmiyor. Önemli olan, enflasyonu aşağı çekmek. Önemli olan, insanımızın, alım gücünü artırmak. Önemli olan, verimliliği sağlamak.

Çünkü; enflasyon sarmalı sürdükçe, gelen ücret artışları, refahı arttırmaz. Üstelik, hane halkının, özel sektörün ve kamunun, mali dengelerinde de, bozulmaya neden olur. İktidarın izlediği, mevcut yol, çok kısa bir süre içinde, enflasyonu arttırarak, asgari ücret zamlarını eritir.

Yani; enflasyon sorununu çözmediğiniz müddetçe; asgari ücreti, 10 bin lira yapsanız bile; vatandaşın, alım gücünü ve refahını artıramazsınız. Eğer ki, milletimize bir faydanız dokunsun istiyorsanız; öncelikle enflasyonu düşürün!

Ama şimdiden söyleyeyim: Ne Nebati Bakan’ın, ışıltılı gözleri ve boş sözlerine, ne de, Sayın Erdoğan’ın tarot fallarına bakarak, enflasyonu düşüremezsiniz.

Çünkü, enflasyonu düşürmek için, öncelikle; Memleketi, “Recep Tayyip Erdoğan retrosundan”, çıkartmak gerekir.

Çünkü, enflasyonu düşürmek için; Liyakatsiz, ciddiyetsiz ve beceriksiz yöneticileri, derhâl kapının önüne koymak gerekir.

Çünkü, enflasyonu düşürmek için; Ekonomide güveni, istikrarı ve öngörülebilirliği sağlamak, akıl ve bilim dışı politikalara, bir an önce, son vermek gerekir.

Çünkü, enflasyonu düşürmek için; Kurumları ayağa kaldırmak, kurumsal aklı ve hafızayı devreye sokmak, Merkez Bankası ve TÜİK başta olmak üzere, kurumlara bağımsızlıklarını, yeniden iade etmek gerekir.

Çünkü enflasyonu düşürmek için; Serbest piyasa kurallarını, hiçe sayan uygulamalara, derhâl son vermek, para ve maliye politikalarını, uyumlu hâle getirmek gerekir. Ez cümle; Enflasyonu düşürmek için; Bay Kriz ve ucube sisteminden, kurtulmak gerekir!

Değerli arkadaşlarım; Aslında Sayın Erdoğan da, gidişatın farkında… Nereden mi biliyorum? Giderayak, “seçimi kaybetsek de, bu işte yokum.” dediği işleri, birer birer yapmaya başladı da, oradan biliyorum. Evet, EYT düzenlemesinden bahsediyorum. Eee demek ki, artık seçimi kaybedeceğini, o da, yavaş yavaş içselleştirmeye başladı…

Ama yanlış anlaşılmasın: Biz bu durumdan, ziyadesiyle memnunuz. Muhalefet korkağı bir iktidarın, her gün, biraz daha sözümüze gelmesini, büyük bir keyifle izliyoruz. Hatta, önümüzdeki seçimlerden sonra, hiç değilse, insan içine çıkabilmeleri için, bundan sonra da, bizi takip etmelerini, kendilerine tavsiye ediyoruz.

Hep söylediğim gibi: Bizim çözümlerimiz, projelerimiz, mirî maldır. Alsınlar kullansınlar. Yeter ki, milletimize faydası olsun. Bu vesileyle; Yıllarca yılmadan, yıkılmadan, müthiş bir hak mücadelesi yürüten, Kırmadan, dökmeden, haklarını arayan, ve sonunda, o haklarını söke söke alarak, esas tebriği hak eden, EYT’li kardeşlerimi, yürekten kutluyorum. Düzenleme, milletimize ve memleketimize, hayırlı, uğurlu olsun.

Değerli EYT’li kardeşlerim; Sonu zaferle biten bir mücadeleye imza attınız. Gücünüzü gösterdiniz ve kazandınız. Ama şunu asla unutmayın ki; Size EYT müjdesi verenler; hakkınızı teslim etmek için adım atmadılar. Buna mecbur kaldılar! Çünkü siz, onları mecbur bıraktınız! Siz, tek adama ve ucube sistemine, diz çöktürdünüz! İnadını kırdınız! Söylediklerini yedirdiniz!

Yaa sandık korkusu, işte böyledir! Koltuk elden gidiyor kaygısı, işte böyledir! Millet iradesinin yenilmez gücü, işte böyledir! Seçmenin yeniden velinimet olması, işte böyledir!

Siz bugüne kadar; Birleştiniz, mücadele ettiniz ve hakkınız olanı aldınız. Hiç merak etmeyin ki, biz de bugünden sonra; Bu kanunun, bir an önce Meclisten geçmesi için, elimizden geleni yapacak, söke söke aldığınız hakkı, yasa ile taçlandıracağız.

Ayrıca hakkaniyet gereği; 1999 yılı öncesi sisteme girmiş olan, potansiyel EYT’lilerin de, bu düzenlemenin, kapsamı içine alınmasını sağlayacağız!

Bu iktidar, ne söylediyse yalan çıktı! Bu iktidar, nereye elini attıysa fos çıktı! Bu iktidar, elinde topladığı tüm yetkilere rağmen, devlet yönetiminde çırak çıktı!

Şimdiye kadar yapabildikleri tek şey, oluşturdukları ekonomik yıkıntının üzerine, branda sermek oldu. İşte bu yüzden de; ülkeyi yönetmek yerine, algıyı yönetmeyi seçtiler. Gerçeklerle yüzleşmek yerine, yalanlarda boğulmayı seçtiler. Demokratikleşmek yerine, otoriterleşmeyi seçtiler.

Nitekim bu sebeple; 2022 yılı da, sansürlerle, baskılarla ve yasaklarla geçti. Medyayı ele geçirdikleri yetmedi; sosyal medyaya ellerini uzattılar. Yalanla beslenen siyasetlerine,
dezenformasyonu bahane kıldılar.

Düşünenin, hain olduğu, konuşanın, çürük olduğu, itiraz edenin, terörist olduğu, hak arayanın, şükürsüz olduğu, “Ekrem” olmanın ise, düpedüz suç olduğu,

Ez cümle; Onlar gibi düşünmeyen herkesin, düşman olduğu, ucube bir düzen kurdular. 20 yıl önce, demokratikleşme iddiasıyla çıktıkları yolda; Siyaseti ve yargıyı bir dayatma aracı yaparak, hukuku her alanda askıya alarak, “dediğim dedik, çaldığım düdük” anlayışıyla, milletimize, aba altından sopa göstermeye çalıştılar.

Ama diğer yandan da; En çok onlar, demokrasi demeye başladılar. En çok onlar, özgürlük demeye başladılar. En çok onlar, hak, hukuk, adalet demeye başladılar.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar; Şuur altlarındaki hırslarını, törpüleyemediler. Koltuğa tapan nefislerini, köreltemediler. Ve milleti yok sayan nankörlüklerini gizleyemediler.

“Millet iradesi” diye diye geldiler; İşlerine gelmediği anda, millet iradesini çiğnediler. “12 Eylül” diye diye, “28 Şubat” diye diye geldiler; “6 Nisancı”, “14 Aralıkçı” olup çıktılar. “Bu fakiiir” diye diye geldiler; Karun gibi zengin oldular.

Ama hiç merak etmeyin; Er ya da geç, çiğnedikleri millet iradesinin altında ezilip, çekip gidecekler! Hem de geldikleri gibi gidecekler! Sandıkla gidecekler! Emin olun, çok az kaldı!

Eğer ki, iktidardakiler; Kendilerini, sandıkta, iki kere yenen belediye başkanımızı, sandıkta bir daha yenemeyeceklerini gördükleri için, hukuk oyunlarıyla, kumpaslarla, bertaraf etmeye çalışıyorsa; Biz, ona da, “DUR!” diyeceğiz.

Ve eğer ki, bugün, Türkiye’de, milletimiz; Dilediği gibi konuşamıyorsa; Dilediği gibi yaşayamıyorsa; Dilediği gibi eğlenemiyorsa; Hatta, iradesine bile, el uzatılıyorsa; Yani hürriyet, yerini istibdata bırakıyorsa; Biz, her zaman dimdik duracak; “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” diyeceğiz.”

Paylaşın

Başörtüsüne Anayasa Düzenlemesi; Akşener: Gönlüm Evetten, Aklım Hayırdan Yana

İYİ Parti Lideri Akşener, AK Parti’nin hazırladığı “başörtüsü ve aile birliğine” yönelik düzenlemeleri içeren anayasa teklifine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, “teklifteki bazı sorunlu yerlere” dikkat çekti.

Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre Akşener, “özgürlük garantisine” işaret ederek “başörtüsü takan da takmayan da eşit olsun” ilkesinin önemine değindi, yapılacak düzenlemenin her iki kesimin de hakkını koruması gerektiğinin altını çizdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, partisinin Genel İdare Kurulu üyelerine seslenirken, AKP’nin Meclis’e sunduğu başörtüsü düzenlemesi için, “Gönlüm ‘evet’ten, siyasi aklım ‘hayır’dan yana dediği” iddia edildi. Akşener’in bu yaklaşımının gerekçesinin; “Anayasa değişikliği 400 kabul oyu ile geçse de AKP’nin referanduma götürebileceği” olduğu belirtildi.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre Akşener, partisi kurmaylarına, AKP’nin hazırladığı “başörtüsü ve aile birliğine” yönelik düzenlemeleri içeren anayasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener, milletvekillerine ve kurmaylarına anayasa değişikliği teklifinin yarın yapılacak olan zirvede gündeme geleceğini dile getirerek, “teklifteki bazı sorunlu yerlere” dikkat çekti.

Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre Akşener, “özgürlük garantisine” işaret ederek “başörtüsü takan da takmayan da eşit olsun” ilkesinin önemine değindi, yapılacak düzenlemenin her iki kesimin de hakkını koruması gerektiğinin altını çizdi.

“Gönlüm ‘evet’ten, siyasi aklım ‘hayır’dan yana”

Akşener’in, partisinin hukukçularından oluşan bir heyetin hazırladığı “revize metni yarınki 6’lı masa toplantısında gündeme getirebileceği” kaydedildi.

Edinilen bilgiye göre Akşener, İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nda teklife “evet” deme yönündeki eğilime “olumlu yaklaştığını ve katıldığını” ancak iktidarın Meclis’ten 400’le de geçse “teklifi referanduma götürebileceğine yönelik endişe taşıdığını” dillendirdi. Toplantıda bazı milletvekillerinin teklif konusunda “Gönlüm evetten ama siyasi aklım ‘hayır’dan yana” değerlendirmesini yaptığı ve bunun gerekçesini de referandum olasılığına bağladığı öğrenildi.

Paylaşın

Akşener’den Çok Sert ‘İstanbul Sözleşmesi’ Tepkisi

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini “hukuka uygun” bulurken, İYİ Parti Lideri Akşener, karar çok sert tepki gösterdi: Bu kararı verdirtene sorun bakalım; kadınlara ‘sürtük’ demek de ‘hukuka uygun’ muymuş?

Haber Merkezi / Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararını “hukuka uygun” buldu. Türkiye, resmen sözleşmeden çekilmiş oldu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Danıştay’ın aldığı karara tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından karara ilişkin haberi paylaşan Akşener “Siz yargıyı sopa yapmaya devam edin. Biz, milletin iradesiyle iktidara yürüyoruz. Siz kadınlardan korkmaya devam edin. Biz 85 milyon el ele, İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamaya geliyoruz. Bu kararı verdirtene sorun bakalım; kadınlara ‘sürtük’ demek de ‘hukuka uygun’ muymuş?” yorumu yaptı.

Danıştay, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını onayladı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine yönelik Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararını onadı. İstanbul Sözleşmesi için bundan sonraki adım Anayasa Mahkemesi olacak.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş; kadın örgütleri ve siyasi partiler, bu kararın iptal edilmesi için Danıştay’da dava açmıştı. Danıştay 10. Daire, İstanbul Sözleşmesi’nin feshini hukuka uygun bulmuş ve davanın reddine karar vermişti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 10. Daire’nin kararına yapılan temyiz başvurularını bugün oyçokluğuyla reddetti. Kurul, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine yönelik Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararını onadı. Kararın gerekçesi daha sonra açıklanacak.

Kadın örgütleri kararı AYM’ye taşıyacak

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, karara tepki göstererek bundan sonraki aşamanın Anayasa Mahkemesi ve oradan da sonuç alamazlarsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) olacağını söyledi.

Güllü, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın tabiri ile ‘topu ayakta dolaştırma stratejisi’. Kendilerine göre siyaset malzemesi yapıyorlar. Bu hukuksuz. Danıştay, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınlara tiyatro izletir gibi 4 duruşma yaptı. Hakimler, bu sürecin içinde eğlendiler. Sözleşmeden çekilmek hukuksuzdur ve bu tek adam yönetiminin ispatıdır. Buna karşı durmayanların cübbe giymesi sakıncalı” diye konuştu.

Resmi adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı için uluslararası alanda İstanbul Sözleşmesi ismiyle anılıyor.

Ev sahibi Türkiye sözleşmeyi ilk imzalayan ülkeler arasında yer almış, ancak Cumhurbaşkanı kararıyla 2021 yılı Mart ayında tek taraflı olarak sözleşmeden çekilmişti. Başta kadın örgütleri olmak üzere ülke çapında yoğun protestolara yol açan iptal kararı Danıştay’a taşınmış, ancak Danıştay 10. Dairesi yürütmenin durdurulması taleplerini reddederek Temmuz 2022’de iptal kararını onamıştı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Vaat Ettiği Yeni Sistem Ne?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın çıkaracağı ortak adayın kim olacağı konusu çeşitli kesimlerde farklı amaçlarla tartışılmakta.

Ancak altı partinin üst düzey isimleri aslında ortak adayın kim olacağının değil “sistemin” daha çok sorgulanması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde “Biz yeni bir kral değil, kural istiyoruz. Bizim amacımız bu ucube sistemi değiştirmek” diye konuşmuştu.

Altılı masayı oluşturan muhalefet partilerinin ortaklaşa hazırladığı hükümet programında artık sona gelinirken yeni yılla birlikte muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş ve yeni sistem vaadini topluma anlatmaya yönelik çalışmalarını hızlandırması bekleniyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin yetkili isimlerinden edindiği bilgilere göre bir çeşit seçim beyannamesi olarak da düşünülen hükümet programında sona gelindi ve artık son rötuşlar yapılıyor. Hemen hemen her konuda anlaşıldığı, birkaç konunun ise alternatifli şekilde liderlere bırakıldığı öğrenildi. Altılı masanın 5 Ocak’taki yeni yılın ilk toplantısında bu programın ve yeni sisteme yönelik geçiş süreci yol haritasının liderlerce ele alınması bekleniyor.

Hükümet programının son hali 73 alt başlıktan oluşuyor. Liderlerin uzlaşısına bırakılan birkaç konu arasında bakanlık sayısı ve kadın cinayetleri gibi bazı ülke sorunlarının bakanlık kurularak mı yoksa başka bir yöntemle mi çözülmesi gerektiği gibi başlıklar bulunuyor. Bu çerçevede eskiden uygulanan devlet bakanlıkları sisteminin geri gelmesinin söz konusu olabileceği ama bazı ucu açık bırakılan konulara liderlerin karar vereceği belirtiliyor.

Altılı masanın vaat ettiği sistem ne? 

2022’nin son haftalarında altılı masanın çıkaracağı ortak adayın kim olacağı konusu çeşitli kesimlerde farklı amaçlarla tartışıldı. Ancak altı partinin üst düzey isimleri aslında ortak adayın kim olacağının değil “sistemin” daha çok sorgulanması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde “Biz yeni bir kral değil, kural istiyoruz. Bizim amacımız bu ucube sistemi değiştirmek” diye konuşmuştu.

Peki 2018 yılından beri yürürlükte olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yerine altılı masa seçmene nasıl bir yeni sistem vaat ediyor?

Altılı masanın temel vaadi 2018 öncesinde yürürlükte olan parlamenter sistemin kötü yönlerine yer verilmeyen güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçiş yapılması. Bu sistemde yasama organı olarak güçlü bir Meclis, yürütmenin başı olarak Başbakan ve yetkileri büyük oranda törpülenmiş sembolik bir Cumhurbaşkanı’nın yer alması planlanıyor.

Bir muhalefet yetkilisi, 2018’den beri Türkiye’de aslında başkanlık sisteminin uygulanmadığını, aslında eski parlamenter sistemin bile başkanlık sistemine daha yakın kaldığını belirterek “Şu anda kuvvetler birliğindeki mutlak monarşi, dikta ya da seçilmiş otokrasi diyebileceğimiz, sadece Erdoğan için uydurulmuş bir sistem içindeyiz” diyor.

Altılı masanın getirmek istediği sistem ise Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi dışında “kuvvetler ayrılığına” dayalı parlamenter sistem olarak ifade ediliyor.

Bu arada muhalefetin getirmek istediği bu sistemde Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesine rağmen yetkilerinin sembolik tutulması bazı anayasa hukukçuları ve kesimlerce çelişkili bulunuyor.

Altılı masadan bir yetkili, “Ahmet Necdet Sezer 2001’de anayasa kitapçığını fırlattığı sırada halk tarafından değil TBMM tarafından seçilmişti. Cumhurbaşkanının kim tarafından seçildiği tabi ki önemli ama ondan daha önemlisi yetkileridir. 2001’de cumhurbaşkanının normal bir parlamenter sistemde olmayacak kadar fazla yetkisi vardı” yorumu yapıyor.

Sıkça getirilen eleştirilerden birisi de Cumhurbaşkanı’nın “Ben buraya halkın oyuyla geldim” diyerek bazı isteklerde bulunması durumunda ne yapılacağı? Buna karşılık ise Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin bu tür isteklerini gerçekleştiremeyeceği kadar az olacağı yanıtı veriliyor.

Altı muhalefet partisinin Kasım ayı sonunda kamuoyuna açıkladığı ortak anayasa teklifinde de TBMM’nin güçlü, yargının bağımsız, yürütmenin ise istikrarlı olmasının amaçlandığı belirtilmişti.

Bu nedenle yeni sisteme göre cumhurbaşkanının parlamenter sistemin özüne uygun şekilde “sorumsuz, yetkisiz ve sembolik” olmasının olası sorun ve krizlerin önlenmesi açısından önemli olduğu düşünülüyor. Dünyada buna benzer örnekler ise Almanya’da cumhurbaşkanının ya da parlamenter sistemin geçerli olduğu İngiltere’deki kraliyetin sembolik yetkileri gösteriliyor.

Yargının bağımsız olacağı bu yeni sistemle kuvvetler ayrılığı çerçevesinde yasama ve yürütmenin kendi içlerinde güçlendirilmesinin yanı sıra devlete bağlı tüm kurumların ve bürokrasilerin yeniden güçlendirilmesi de amaçlanıyor.

Yeni sistem halka nasıl anlatılacak?

Peki şu ana kadar bazı konularda yavaş kaldığı gerekçesiyle eleştirilen altılı masa getirmek istediği bu sistemi topluma şimdiye kadar iyi anlatabildi mi? Ya da bundan sonra bunu nasıl yapacak?

Üst düzey bir muhalefet yetkilisine göre, topluma seçimi kazanmanın aslında adaydan değil sistemden geçtiğini anlatmaya çalıştıklarını ancak bununla birlikte son 15-20 yıllık siyaset pratiği nedeniyle bunda zorluk yaşanmasının doğal olduğunu söylüyor.

Türkiye’nin şu anda “tek adam sistemi” ile yönetildiğini, bunun dünya siyaset literatüründeki yerinin “seçilmiş otokrasiye” denk düştüğünü ve toplumun zihninin buna alıştırıldığını belirten aynı yetkili, “Biz bu yeni sistemi topluma anlatsak bile toplum doğal olarak yine adaya bakacak, bunun da farkındayız. Program ve kadrolar çok önemli derken adayın önemli olmadığını söylemiyoruz. Hükümet programını yine cumhurbaşkanı adayı ortaya koyacak” diyor.

Muhalefetin yapmak istediği “kurumları, Meclis’i ve yürütmesi güçlü olan bu sistemin hiçbir partinin ya da görüşün “tek adamına” göre kurulmayıp, ona bağlı olarak devam etmemesi” olarak aktarılıyor.

Altılı masa daha önceki muhalefet adayları Ekmeleddin İhsanoğlu ya da Muharrem İnce’deki durumun tekrarlanmaması için bu kez önce altılı masa tarafından açıklanacak olan, ardından da aday tarafından detayları anlatılacak hükümet programını ve kadroları önceden belirlemeyi ve altyapıyı sağlam tutmayı istiyor. Bu amaçla bakanlıklara, kilit önemdeki kurumlara ve pozisyonlara kimlerin geleceğinin altılı masada kararlaştırılması ve ortak adayın yapılan tüm bu hazırlıkların ardından programı, seçim beyannamesi, kadroları önceden oluşmuş şekilde ortaya çıkması bekleniyor.

“Tek kişiden kurtulmanın yolu bir başka tek kişi olmamalı”

Altılı masa liderlerinin sık sık yinelediği bir başka unsur ise “Yeni kral istemiyoruz” sözü. Muhalefetten bir yetkili “Tek kişiden kurtulmanın yolu bir başka tek kişi” değil diyerek “Hep şunu düşünüyoruz. Tek bir kişi gelsin ve bizi kurtarsın. Halbuki bizi kurtaracak olan sistem olmalı” yorumu yapıyor.

Bununla birlikte sistem oturuncaya kadar bu seçimle ilgili altılı masanın önündeki handikaplardan birisini de yine ortak adayın kim olması gerektiği sorusu oluşturuyor. Bir yetkili bu zorluğu “Biz programı, seçim beyannamesini ve kadroları en iyi şekilde hazırlasak da bunu yine halka anlatacak olan mecburen yine bir tek kişi olacak” sözüyle anlatıyor.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 14 Aralık’ta Siyasi Cinayet İşlendi

İmamoğlu’na verilen hapis ve siyasi yasak kararı hakkında değerlendirmede bulunan Akşener, “Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur?” dedi ve ekledi:

“Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine… Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak.”

Akşener, devamında ise, “Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin ardından Karar gazetesi yazarı Elif Çakır’a da değerlendirmede bulundu.

İYİ Parti lideri, İmamoğlu’na verilen cezanın ardından Saraçhane’deki mitinge gitmesiyle ilgili olarak şunları kaydetti:

“Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur? Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine…

Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak. Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.”

Akşener, görüşmede cumhurbaşkanı adayı konusunun gündeme gelip gelmediği konusunda şunları söyledi:

“Hayır. Aday meselesi iki liderin konuşacağı bir mesele değil, aday meselesini görüşmek, konuşmak etik de olmazdı, onu Altılı Masada konuşacağız, birlikte karar vereceğiz. Dediğim gibi sadece Saraçhane meselesini konuştuk. Bir de bir yıldır Altılı Masa olarak toplanıyoruz, ne yaptık, ne ettik, ne aşama kaydettik, ne yapmamız gerekiyor, bunların üzerinde konuştuk.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den ‘Adaylık’ Açıklaması: Mesajınızı Aldım

İYİ Parti Lideri Akşener, “Sevgili gençler, değerli takipçilerim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin 1500’ü aşkın mailiniz bize ulaştı. Gençlik politikalarından arkadaşlarım tek tek okudular, bazılarına da ben baktım. Bakmaya devam ediyorum” dedi ve ekledi:

“Endişelerinizi anlıyorum, mesajınızı aldım. Şundan emin olun, bunun bir söz olarak kabul edin bu ülkenin 13. cumhurbaşkanı Altılı Masa’nın önerdiği isim olacak. Hiç merak etmeyin çok az kaldı.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, resmi Instagram hesabından bir video paylaştı. Takipçilerinden gelen maillere ilişkin konuşan Akşener, söz konusu mesajların cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin olduğunu söylerken; ”Endişelerinizi anlıyorum, mesajınızı aldım” dedi.

Akşener şu ifadeleri kullandı: “Sevgili gençler, değerli takipçilerim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin 1500’ü aşkın mailiniz bize ulaştı. Gençlik politikalarından arkadaşlarım tek tek okudular, bazılarına da ben baktım. Bakmaya devam ediyorum. Endişelerinizi anlıyorum, mesajınızı aldım. Şundan emin olun, bunun bir söz olarak kabul edin bu ülkenin 13. cumhurbaşkanı Altılı Masa’nın önerdiği isim olacak. Hiç merak etmeyin çok az kaldı.”

Akşener’in açıklamalarda bulunduğu videonun arka planında Musa Eroğlu’nun seslendirdiği ‘Yolun Sonu Görünüyor’ türküsünün çalması da dikkat çekti.

Paylaşın