İYİ Parti’de ‘Vakit Kaybetmeden Seçim Hazırlıklarına Başlayın’ Talimatı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları sonrası Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. İl ve ilçe kongrelerini tamamlayan ve olağan büyük kongresini seçim sonrasında yapmayı planlayan İYİ Parti’de, yeni yönetimlerin “vakit kaybetmeden seçime yönelik hazırlıklara başlamalarının” talimatı verildi.

İYİP Genel Sekreteri Uğur Poyraz’ın imzasıyla yayımlanan genelgede üye kayıt ve seçim işlerinde kullanılan İYİP Raporlama ve İletişim Sistemi (İRİS)/Bulut üzerinde 96 bin 327 üyenin mahalle, 14 bin 963 üyenin ilçe bilgisinin seçmen kütüğü ile örtüşmediğinin tespit edildiği kaydedildi.

Sandık görevlendirmelerinde doğru mahalle ve ilçe belirlenmesi için üyelerin bilgilerinin Seçim İşleri Başkanlığı’nca sistem üzerinden güncelleneceği belirtildi.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre, seçim işlerinden sorumlu başkan yardımcılarının belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken noktalar ise şöyle sıralandı: “Seçim ve seçim güvenliğine dair işleri İRİS/Bulut üzerinden gerçekleştireceği için bilgisayar okuryazarı olması.

Okul sorumlusu, sandık görevlisi ve müşahit atamalarını gerçekleştireceği için üyelere ve mahalle başkanlarına ulaşabilir olması. Okul sorumlusu, sandık görevlisi ve müşahit eğitimlerinin bütün görevlilere verilmesini sağlayacak zamanı ve emeği ayırabilecek olması.”

Muhalefetin Seçimi kazanma gormülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Millet İttifakının adayı

Öte yandan Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayının bir sürpriz olmazsa önümüzdeki 10 gün içinde belli olması bekleniyor. Henüz görüşmeler tamamlanmadı ama adayın nasıl açıklanacağına dair bir dizi öneri konuşulmaya başlandı.

Adayın belirlendiği toplantının ardından ismin açıklanması ya da sonrasında büyük bir etkinlikle adayın duyurulması gibi seçenekler masada. Adayın belirlenmesinin ardından açıklanma yöntemine de liderler karar verecek ama kesin olan adayın manifestosu ile geleceği.

Altılı Masa kurmayları belirlenen adayın geçtiğimiz hafta kamuoyuna duyurulan Ortak Politikalar Belgesi üzerinden en kısa sürede manifestosunu hazırlayacağını, yapılacak büyük bir etkinlikle bu manifestonun kamuoyu ile paylaşılacağını söylüyor.

Paylaşın

Muhalefetin Seçimi Kazanma Formülü

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Millet İttifakının adayı

Öte yandan Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayının bir sürpriz olmazsa önümüzdeki 10 gün içinde belli olması bekleniyor. Henüz görüşmeler tamamlanmadı ama adayın nasıl açıklanacağına dair bir dizi öneri konuşulmaya başlandı.

Adayın belirlendiği toplantının ardından ismin açıklanması ya da sonrasında büyük bir etkinlikle adayın duyurulması gibi seçenekler masada. Adayın belirlenmesinin ardından açıklanma yöntemine de liderler karar verecek ama kesin olan adayın manifestosu ile geleceği.

Altılı Masa kurmayları belirlenen adayın geçtiğimiz hafta kamuoyuna duyurulan Ortak Politikalar Belgesi üzerinden en kısa sürede manifestosunu hazırlayacağını, yapılacak büyük bir etkinlikle bu manifestonun kamuoyu ile paylaşılacağını söylüyor.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Edep Yahu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “14 Mayıs’ta bunlara öyle çakalım ki bir daha bellerini doğrultamasınlar” sözlerine tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, Erdoğan’ın bu sözlerinin yer aldığı bir haberin linkini “Edep yahu” ifadeleri ile paylaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da toplu açılış törenine katıldı. Seçmen desteğinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, vatandaşlardan oy isterken tepki çeken ifadeler kullandı.

Açılış konuşmasında Millet İttifakını hedef alan Erdoğan, “Küresel siyaset ve maşalarına 14 Mayıs’ta bir kez daha ‘Yeter söz milletin’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta ‘Söz de karar da gelecek de milletindir’ diyerek Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa ediyor muyuz? Bir türlü yerli ve milli olamayan zata 14 Mayıs’ta bay bay Kemal diyor muyuz?

Menderes’in hatırasını kirletecek yüzsüzlükle onun ‘Yeter söz milletindir’ sloganına çökmeye çalışanlar var. ‘Yeter söz milletindir’ sloganı bize aittir. Hangi yüzle bu sloganı sahipleniyorsun? Şimdi işte diyorum ki, 14 Mayıs’ta bunlara öyle çakalım ki bir daha bellerini doğrultamasınlar. İşte ülkemize kazandırdığımız eserlerin, milletimize getirdiğimiz hizmetlerin en yakın şahidi sizlersiniz…”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan’ın bu sözlerine tepki gösterdi. Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinin yer aldığı bir haberin linkini “Edep yahu” ifadeleri ile paylaştı.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Gündemi ‘Cumhurbaşkanı Adayı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, 13 Şubat’ta ortak cumhurbaşkanı adayını belirlemek için bir araya gelecek.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamolloğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek toplantı öncesi liderler partilerinin en üst karar organlarını topluyor.

14 Mayıs’ta yapılacağı duyurulan seçimlerde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ve ittifakın seçimlere nasıl bir yöntemle gireceği sorusu yanıt bekliyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi liderleri 13 Şubat tarihinde 12’nci kez bir araya gelecek. SAADET lideri Temel Karamolloğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek liderler zirvesinde cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi bekleniyor.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, kritik toplantı öncesi liderler partilerinin en üst karar organları ve milletvekili grupları ile toplantılar yapmaya başladı. Toplantılarda parti yöneticilerinin cumhurbaşkanı adayı ve ittifak seçenekleri ile ilgili görüşlerini iletmesi, bu konularda istişare ve karar için de genel başkanlara yetki verilmesi gündemde.

CHP Meclis Grubu, liderler zirvesinden 4 gün önce, 9 Şubat saat 09.30’da Meclis’te bir araya gelecek. Aynı gün saat 12.00’de ise Parti Meclisi CHP Genel Merkezi’nde toplanacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sunum yapacağı toplantılarda cumhurbaşkanlığı seçimi ve milletvekili genel seçimi hazırlık çalışmaları hakkında görüşme yapılacak. Edinilen bilgiye göre CHP Meclis Grubu ve Parti Meclisi’nin cumhurbaşkanı adayı konusunda istişareleri yürütmek ve kararlar almak üzere CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yetki verilmesi bekleniyor.

İYİ Parti 11 Subat’ta toplanıyor

Millet İttifakı’nın bir diğer partisi olan İYİ Parti ise en üst yönetim organı olan Genel İdare Kurulu’nu liderler zirvesinden 2 gün önce, 11 Şubat tarihinde toplayacak. İYİ Parti GİK’te cumhurbaşkanı adayı konusunda parti yetkililerinin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le fikirlerini paylaşması ve partinin eğiliminin ortaya çıkması bekleniyor.

Saadet Partisi’nde cumhurbaşkanı adayı ile ilgili de konu gündeme geldi

13 Şubat’ta düzenlenecek liderler zirvesinde ev sahibi olan Saadet Partisi de bugün (3 Şubat) Genel İdare Kurulu toplantısını gerçekleştirdi. Her ayın ilk haftası cuma günü yapılan bu toplantıda edinilen bilgiye göre seçim ve cumhurbaşkanı adayı ile ilgili de konu gündeme geldi. SAADET üst yönetimi aday ve seçim stratejisi konusunda Karamollaoğlu ile görüşlerini paylaştı.

Davutoğlu ve Babacan’a tam yetki

DEVA Partisi’nin en üst düzey yönetim organı olan Genel Merkez Başkanlık Kurulu seçim gündemiyle toplantısını 31 Ocak Salı günü gerçekleştirdi. Edinilen bilgiye göre parti üst yönetimi bu toplantıda ittifak görüşmesi yapma, bu konuda karar alma, cumhurbaşkanı adayı gibi konularda DEVA lideri Ali Babacan’a tam yetki verdi.

Gelecek Partisi Yönetim Kurulu da Genel Başkan Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında 31 Aralık Salı günü bir araya geldi. Parti Yönetim Kurulu, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi ve partinin seçime gireceği ittifak modeli için partinin lideri Ahmet Davutoğlu’na tam yetki verdi.

Demokrat Parti’nin en üst yönetimi henüz bir toplantı gerçekleştirmedi

Millet İttifakı’nın bir diğer üyesi olan Demokrat Parti’nin en üst yönetimi ise seçim gündemiyle henüz bir toplantı gerçekleştirmedi. Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre 13 Şubat’tan önce Demokrat Parti üst yönetimi de bir toplantı gerçekleştirecek. Bu toplantıda da seçim ve cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’a parti yetkililerinin görüşlerini aktarması bekleniyor.

Paylaşın

İYİ Parti’den ‘Aday’ Açıklaması: Kazanacak Kişi Gösterilsin

“Aday konusunda en rahat parti İYİ Parti’dir. Çünkü biz 1.5 yıldan beri aslında kendi önerimizi her tarafta söylüyoruz” diyen İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özlale, “Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nu istemiyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Hayır kesinlikle onu söylemiyoruz. İki tane belediye başkanının önerilmesi halinde biz buna hayır demeyeceğimizi söylüyoruz. Biz kazanacak kişinin aday gösterilmesini istiyoruz. Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu’na aynı mesafedeyiz.”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özlale, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ittifakın adayının 13 Şubat’ta yapılacak altılı masa toplantısında belirleneceğine yönelik açıklaması hakkında konuştu.

Ekonomim.com’a konuşan İYİ Partili Özlale, Kılıçdaroğlu’nun 13 Şubat açıklaması için, “Bizim cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi meselesinde, bunun 13 Şubat’ta belirleneceğine dair bilgimiz yok. Bunu Kemal Bey’in TV açıklamasından öğrendik. Bu konuda resmi olarak gelmiş bilgi yok. 12 gün içinde adayın nasıl belirleneceği, halkın iradesi dikkate alınarak, uzlaşı içinde nasıl belirleneceğine dair, nasıl yol izlenecek, o konuda şu anda çok somut bir şey yok” dedi.

‘Kazanacak kişi aday gösterilsin’

“Aday konusunda en rahat parti İYİ Parti’dir. Çünkü biz 1.5 yıldan beri aslında kendi önerimizi her tarafta söylüyoruz” diyen Özlale, “Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nu istemiyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Hayır kesinlikle onu söylemiyoruz. İki tane belediye başkanının önerilmesi halinde biz buna hayır demeyeceğimizi söylüyoruz. Biz kazanacak kişinin aday gösterilmesini istiyoruz. Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu’na aynı mesafedeyiz.”

Özlale, şöyle konuştu:

“Biz altılı masayı terk etmeyeceğiz, genel başkanımız hem partinin iradesini hem de geniş halk iradesini yansıtacak bir tutumu nasıl sergilediyse, bundan sonra da sergileyecektir. 11-12 gün içinde bu işin oldu, bittiye getirilmesi, ‘artık biz aday belirleme sürecine başladık, 11 gün sonra adayımızı belirliyoruz’ ifadeleri bana çok iyi niyetli gelmiyor.

Bu dönemde bizi çok üzen gelişmeler de var. Örneğin geçiş süreci yol haritasında bizim, “Tek cumhurbaşkanı yardımcısı olsun o da Meral Hanım olsun” dediğimiz yazılıyor. Hiçbir şekilde böyle bir talebimiz yok. Bu adeta bir karalama kampanyasına dönüştü. İYİ Parti’nin tek cumhurbaşkanı yardımcısı olsun önerisi yok.

CHP Genel Başkanı’nın adaylığı ile ilgili hiçbir soru işaretim yok. Fakat adaylığın 12 gün sıkıştırılması ve Bülent Kuşoğlu’nun açıklamasını birleştirdiğinizde daha baştan böyle bir niyetin olduğunu sorgulatıyor. Bizim itirazımız bu yaklaşıma.

Bence 13 Şubat’ta açıklanmayabilir. Bir rahatsızlığımız daha var. Biz altılı masanın ruhuna zarar verdiğini düşündüğü için, çok sevdiğimiz Genel Başkan Yardımcımız Cihan Paçacı’yı kaybettik. Cihan Bey, altılı masa toplantısı yapılacağı günkü açıklamaların, partimize ve genel başkanımıza zarar verdiğini düşünerek kendi iradesiyle görevinden istifa etti. Bu bizi çok üzdü. Fakat biraz geriye gidelim, ‘Altılı masa Kemal Bey’i aday göstermezse o masa dağılır’ diyen Sayın Bülent Kuşoğlu aynı mekanizmayı çalıştırmadı. Belki esas kriz oradaydı. Düşünün burada biz geniş bir platformda herkesin benimseyebileceği cumhurbaşkanı adayını belirleme çalışmalarına başladık. Orada Kemal Bey’in çok yakını, benim de saygı duyduğum Genel Başkan Yardımcısı Kuşoğlu, ‘Masa dağılır’ diye açıklama yapıyor. Bunun üzerine herhangi bir mekanizma çalıştırılmadı.

Bülent Bey’in, o açıklaması bizi çok üzen kızdıran bir açıklamaydı. Ne demek yani tam sürecin ortasında böyle bir açıklama yapmak. Biz de ondan sonra buranın bir noter makamı olmadığını söyledik.

Masaya geldiğimiz zaman herkes tercihlerini ortaya koymak zorunda. Gerçekten CHP o masayı Sayın Kuşoğlu’nun dediği gibi, Kemal Bey’in Cumhurbaşkanlığını onaylatmak için kurduysa, biz de onay makamı değiliz.”

Paylaşın

İYİ Parti Kurmayları: Akşener’in Mesajı Kılıçdaroğlu’na Yönelik Değil

İYİ Parti Akşener’in grup toplantısındaki “Bu mücadele kaprise, koltuk hesabına feda edilemez” sözleri CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na “üstü kapalı” mesaj olarak yorumlandı. İYİ Parti kurmayları,  “Kemal Bey’e mesaj vermediğinin” altını çizdi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, “Bu mücadele kaprise, koltuk hesabına feda edilemez” dedi. Parti kurmayları, “Mesaj ne masaya ne de adaya yönelik. Genel siyasete ilişkin” yorumunu yaptı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün TBMM’de partisinin grup toplantısında gündemi değerlendi. Millet İttifakı’nın “milletle beraber” yol yürüyeceğinin altını çizen “sosyal medya operasyonlarına, sözde kulis bilgileriyle yapılan yönlendirmelere, tenha köşelerden kurgulanan abluka girişimlerine” kulaklarını tıkadıklarını söyledi.

Meral Akşener, “Yürüttüğümüz mücadele pazarlık siyaseti peşinde koşanların değil milletin selameti için sabredenlerin mücadelesidir. Bu kutlu mücadele hiçbir kaprise, hiçbir inada kurban edilemez. Hiçbir şahsi hırsa, hiçbir koltuk hesabına feda edilemez. Millet İttifakı’nı ferasetle, feragatle, fedakârlıkla kurduk. Kimse merak etmesin. Kazanana kadar da buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Akşener’in grup toplantısındaki bu sözleri kulisleri hareketlendirdi. Akşener’in sözleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “üstü kapalı” mesaj olarak yorumlandı.

“Önemli olan kazanacak aday çıkması”

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Akşener’in “Kemal Bey’e mesaj vermediğinin” altını çizen İYİ Parti kurmayları, “Hedef 6’lı masa da aday da değil. Bu mesaj genel siyasete yönelik” değerlendirmesini yaptı.

Kurmaylar, “Biz, masadan kazanacak aday çıksın diye uğraşıyoruz. Hiçbir şahsa karşı önyargımız yok. Masadaki genel başkanların aday olmak istemesine de itirazımız yok. İYİ Parti hiçbir adaya ‘Sen olma’ demez. Kazanacağını düşündüğümüz kendi adayımızı önerir, masanın gündemine getiririz. Kemal Bey ise Kemal Bey. Önemli olan kazanacak aday çıkması” açıklaması yaptı.

“Tek adayda” ısrarlı olduklarına vurgu yapan kurmaylar, “13 Şubat’ta seçim metodolojisinde bir mutabakat sağlanır. O gün aday gündeme gelebilir ancak açıklanmaz. Her parti konuşulan isimleri kendi yetkili kurumlarında mutlaka değerlendirecektir” dedi.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Tüm Gözler Ortak Adayda; Süreç Nasıl İşleyecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın ortak hükümet programını da açıklamasının ardından artık gözler ortak adayda.

Ancak Millet İttifakı’nın en büyük oy potansiyeli olan iki partisi, CHP ve İYİ Parti arasında adaylığa dair farklı görüşler hâlâ ortadan kalkmadı. DW Türkçe’den Kıvanç El, ortak aday belirleme sürecine dair son bilgilere ulaştı.

CHP: Aday bizim için çok net

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”, “Anayasa” ve “Ortak Mutabakat Belgesi” olmak üzere üç ana belgeyi kamuoyuna açıklayan altılı masada artık altı liderin de kamuoyunun da AKP-MHP cephesinin de gözü adayın kim olacağında. Ancak aday belirleme süreci kolay olmayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında 13 Şubat’ta adayın açıklanacağını yine aynı programda bu sözlerin hemen ardından da 13 Şubat’ta aday açıklanmasa bile belirleneceğini söyledi. Bu sözlere İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Adaylık açıklamasına yönelik bilgi bizde mevcut değil” sözleriyle itiraz etti. Bu açıklama her iki parti arasındaki tartışmanın da dışa yansıması oldu.

CHP kaynakları, “Aday bizim için çok net. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin masaya taşıyacağı adaydır. Ayrıca kazanacak aday da Kılıçdaroğlu’dur Altı lider bunu konuşacak ama masa dışından bir aday doğru olmayacaktır” değerlendirmesini yaptı. CHP’de bu konuda tartışmalar kapanırken partide Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair çalışmalar dahi başlamış durumda.

İYİ Parti ne diyor?

İYİ Parti’de ise tablo o kadar net değil. İYİ parti cephesinde ilk günden bu yana Kılıçdaroğlu’nun adaylığına açıktan itiraz olmasa da diğer seçenekler hâlâ gündemde tutuluyor.  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 13 Şubat’taki toplantıda ismi masaya gelmesi halinde Kılıçdaroğlu’na itiraz etmemesi ancak anket yapılması önerisini bir kez daha gündeme taşıması bekleniyor. Ancak süre darlığı nedeniyle yeni anketler yerine geçmiş anketler de masaya gelebilir.

İYİ Parti yetkilisi, “CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, henüz ‘Ben adayım’ demedi, ama şu ana kadar CHP’den yapılan tüm açıklamalarda ‘Kılıçdaroğlu aday’ denildi. Şu anki tabloda Kılıçdaroğlu ismi masaya zoraki kılınmış durumda. Başka isim gündeme getirilince hemen bir tepki atmosferi ortaya çıkıyor. O zaman neden ‘istişare’ deniyor” açıklaması yaptı.

İYİ Parti kurmayı, “Madem ‘istişare’ deniliyor, masa karar verecek’ deniyor. Kılıçdaroğlu adaylığını masaya söyler, masa değerlendirir. Elbette adaylık hakkıdır, biz adaylığına karşı değiliz ama ‘tartışalım’ diyoruz, bu kadar” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’de “Aday 13’ünde açıklanacak ya da açıklanmalı” ifadelerinin de masaya baskı olduğu yorumları yapılıyor.

13 Şubat’ta ne olacak?

13 Şubat’taki toplantısı öncesi ev sahibi olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altı partiyi belki bir, belki de iki kez ziyaret edecek. Karamollaoğlu, partilerin adaya dair görüşlerini alacak. Bu süreçte partiler arasında ikili görüşmelerin de olabileceği ifade ediliyor. 13 Şubat’taki toplantıda isimler konuşulduktan sonra bir karar çıkmasının çok zor olduğu ifade edildi. Çünkü, İYİ Parti masaya Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair görüş ve endişelerini taşıyacak. Buna göre sürecin Şubat ayını aşmadan tamamlanması ve en kısa sürede yeni toplantı yapılması kararı da alınabilecek.

Akşener’in Kılıçdaroğlu harcinde diğer alternatif isimleri de tartışmaya açıp açmayacağı konusunda ise henüz netlik yok. Bu konu 13 Şubat’ta masadaki görüşlere göre netleşecek.

13 Şubat’a kadar giden süreçte ise hem İYİ Parti’den hem de CHP’den adaylıklara dair açıklamalar gelebileceği ve bu sürecin gergin geçebileceği de değerlendiriliyor. Bu nedenle liderlerin yakın kurmaylarını açıklamaların içeriği konusunda uyarıda bulunduğu da ifade ediliyor.

İmamoğlu’nun Anadolu turu

CHP ve İYİ Parti cephesinde adaylık kulisleri hareketli iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir süre önce başlattığı Anadolu gezileri de sürüyor. O ziyaretlere dair İYİ Partili isimlerden sosyal medyada halkın ilgisine dair paylaşımlar da yapılması dikkat çekerken İmamoğlu’nun bu ziyaretlerini CHP’de azınlıkta da olsa bazı kurmaylar, “Aday belirleme süreci öncesi manidar” yorumu yaparken genel çoğunluk ise “Ciddi bir haksızlığa uğradı bu ziyaretler normal süreç” değerlendirmesi yapıyor.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet tarihimize kara bir leke olarak geçen hukuksuz mahkeme kararları ve soruşturma süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İstanbul halkının verdiği yetki, talimatlı mahkemeler eliyle gasp edilmeye çalışıldı. Bu adaletsiz süreçler hala bitmiş değil. Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu yaptığı ziyaretlerde yaşadığı bu mağduriyeti anlatıyor ve adalet talebini dile getiriyor” açıklaması yaptı.

İmamoğlu’nun gittiği yerlerde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği yatırımların temel atma törenlerini ya da açılışlarını yaptığını vurgulayan Torun, “Genel Başkanımızın bilgisi dahilinde, parti yönetiminden bir temsilci ve örgütümüzün eşliğinde bu ziyaretler gerçekleşiyor. CHP, Genel Başkanımızın liderliğinde bir bütündür, el birliği ile yaşanan tüm haksızlıkları, hukuksuzlukları milletimize anlatacağız. Hep beraber çalışarak ülkemizin geleceği için yeni bir sayfa açacağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuz” dedi.

Ekrem İmamoğlu, 3 Şubat Cuma Giresun’da olacak.

Paylaşın

Meral Akşener: 14 Mayıs’ta Beştepe’deki Müdürü Kovacağız

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, 14 Mayıst’ta yapılması planlanan seçimleri hatırlatarak, “Sayın Erdoğan’ın yine bir seçim döneminde 2023 vizyonu diye şişirdiği, boş vaatleri, her zamanki gibi, yine baştan sona yalan oldu…” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Aziz milletim Bir şirket müdürü düşünün: Şirketi büyüteceğini söylesin; ama şirketi küçültsün. ‘Kâr rekoru kıracağım’ desin; ama zarar rekoru kırsın. Şirket zarar ederken, borçlanıp uçak alsın. İşleri, eşe dosta paslayıp, şirketin kasasını boşaltsın. Çalışanlara maaş ödeyemezken, lüks ofisinde tüm gün ense yapsın. Sizce bu müdüre ne yaparlar? Kovarlar değil mi? İşte 14 Mayıs’ta biz de Beştepe’deki müdürü kovacağız. Yaptıklarının hesabını milletimizle birlikte sandıkta soracağız. Şunun şurasında 102 gün kaldı.”

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesi hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Sayın Erdoğan! 38 yaşındaki, genç bir akademisyene, Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı’na Ankara’nın göbeğinde kim suikast düzenledi? Banuçiçeğin ve Bengisu’nun babasına,Sinan Ateş’e kim kıydı? Katiller, nerede saklanıyor? Saklanmalarına kim izin veriyor? Yargı sürecini kimler baltalıyor?

Bu sorulara cevap vermeden o koltukta rahat oturamazsın! Devletin içinde mafyalar, çeteler, uyuşturucu satıcıları kol gezerken “Cumhurbaşkanıyım” diye ortalıkta gezemezsin!

Emniyetin ve yargının işini yapmasına engel olanları bulmak senin sorumluluğundur. Adaletin yerini bulmasını sağlamak senin boynunun borcudur. Aksi takdirde bu kan senin de eline bulaşır. Bu vebal senin de yakana yapışır. Bu göz yaşları seni de bulur. Can almayı kendilerine hak gören alçaklar bu ülkede, elini kolunu sallayarak dolaşamaz.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in gündeme ilişkin konuşmasından önemli başlıklar şöyle:

“Geçen hafta söylemiştim; ’14 Mayıs’a kadar, her konuşmamda; Sayın Erdoğan’a, aynı soruyu soracağım’ demiştim. Sayın Erdoğan, 38 yaşındaki, genç bir akademisyene, Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı’na, Ankara’nın göbeğinde, kim suikast düzenledi? Banu Çiçek’in ve Bengisu’nun babasına, Sinan Ateş’e, kim kıydı? Katiller, nerede saklanıyor? Saklanmalarına, kim izin veriyor? Yargı sürecini, kimler baltalıyor?

Bu sorulara cevap vermeden, o koltukta rahat oturamazsın. Devletin içinde, mafyalar, çeteler, uyuşturucu satıcıları kol gezerken; ‘Cumhurbaşkanıyım’ diye, ortalıkta gezemezsin. Banu Çiçek’in, babasız geçen, ilk doğum gününde, gece başını, yastığa koyup, rahat rahat uyuyamazsın. Beni iyi dinle, Sayın Erdoğan. Vicdana sığmayanı, Türkiye’ye sığdıramazsın. Hiçbir haksızlığa boyun eğmeyenleri, ne yaparsan yap, susturamazsın.

“Sayın Erdoğan. Bu alçakları bulmak, senin vazifendir”

‘Milletin adamıyım’ diye böbürlenip; milletin canına kastedilirken, susamazsın. Bu millet sana ne istediysen verdi. Sense gittin, ucube bir sistemi başımıza bela ettin. ‘Ayağımda pranga var’ dedin. ‘Tüm yetkiler benim olsun’ dedin. ‘Tek söz sahibi ben olayım’ dedin. Madem öyle; madem, prangalarından sıyrıldın; o zaman söyle bakalım: Sinan Ateş’in katilleri nerede?

Madem öyle; madem, tek söz sahibi sensin; O zaman söyle bakalım: Katilleri kim saklıyor? Madem öyle; madem, tüm yetkinin sahibi sensin; O zaman söyle bakalım: Adalet neden yerini bulmuyor? Sayın Erdoğan. Bu alçakları bulmak, senin vazifendir. Emniyetin ve yargının, işini yapmasına engel olanları bulmak, senin sorumluluğundur. Adaletin yerini bulmasını sağlamak, senin boynunun borcudur. Aksi takdirde, bu kan, senin de eline bulaşır. Bu vebal, senin de yakana yapışır. Bu göz yaşları, seni de bulur.

Can almayı kendilerine, hak gören alçaklar; bu ülkede, elini kolunu sallayarak dolaşamaz. Çünkü devlet; Katilleri koruyup kollama yeri değildir. Çünkü devlet; Cinayeti örtbas etme yeri değildir. Çünkü devlet; milletin vicdanını yaralama yeri değildir. Şimdiye kadar sustun, duymazdan geldin, görmezden geldin. Artık senin üstüne düşen, bir seçim yapmaktır.

Ya bu şehir eşkıyalarını, görmezden gelmeye devam edeceksin; ya da, bu işin sonuna kadar gideceksin. Seçimini yap. Ya Sinan Ateş’in kanını yerde bırakacaksın ya da, hesabını soracaksın. Seçimini yap. Ya makamının hakkını verip, bu alçaklığın karşısında, dik duracaksın.Ya da, katillerin, alçakların karşısında, boyun eğeceksin.

Seçimini yap, Sayın Erdoğan. Ben bir anne olarak, bir babaanne olarak, 27 yıldır, aktif politika yapan, bir siyasetçi olarak, böyle alçak bir suikasta, sessiz kalamam. Kalmayacağım. Gerçek katiller, gün yüzüne çıkan kadar; bu kürsüden, acizliğini, yüzüne vurmaya devam edeceğim! Yer delinse de, gök yıkılsa da, vicdanları titremeyenlere inat; ‘Sinan Ateş’in katilleri nerede?’ diye sormaya, devam edeceğim.

EYT sorunu

Biliyorsunuz, EYT kanun teklifi, yüce Meclisimize sunuldu. Biz, en başından beri, EYT’li kardeşlerimizin sorununun çözümüne, bir sosyal yardım olarak değil; bir hak kaybının giderilmesi ve nesiller arası adaletin sağlanması olarak baktık. Bununla birlikte, sosyal güvenlik dengesine olan etkisini de göz ardı etmedik. Ne var ki, AK Parti iktidarı; vatandaşın faydasına olan, her meselede olduğu gibi; bunu da, bir lütuf gibi sunmaktan, geri durmadı.

Hatırlayın… Tarih 24 Ekim 2018… İYİ Parti Grubu olarak, EYT’li kardeşlerimizin sesini duyduk ve meselenin araştırılması için, Meclis’te bir önerge verdik. Yetinmedik, EYT’li kardeşlerimizle birlikte çalışıp, sürdürülebilir bir çözüm planını, beraber ortaya koyduk. Bu kürsüden de, tüm Türkiye’ye duyurduk. Hatta; EYT çözüm planımızın, yıllık maliyeti; geçmediğimiz köprüler, kullanmadığımız yollar, gitmediğimiz hastaneler, binmediğimiz uçaklar, yandaşlara ödenen, hazine garantilerinin, yıllık yükünden, daha azdı! Önergemiz, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Çözüm planımız, duymazdan gelindi. Ama, nedense birden, EYT’li kardeşlerimiz için, ‘Çift dikiş’ diyenler; ‘Seçim kaybetsem bile yapmam’ diyenler; ‘Zaten yapacaktık, zamanının gelmesini bekliyorduk’ demeye başladılar. Olsun… Hep söylüyorum. Bizim çözümlerimiz, projelerimiz, mirî maldır. Alsınlar, uygulasınlar. Biz, milletimizin yararına olan, her projemizin, hayata geçirilmesinden, ancak memnuniyet duyarız. Yeter ki, doğru düzgün uygulasınlar… Ama gelin görün ki; Eskiler, ‘Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır, ya baş’ demişler… Hemen her konuda olduğu gibi, EYT konusunda da yarım yamalak iş yaptılar. Yeni mağdurlar meydana getirmekten çekinmediler.

Mevcut kanun teklifinde; 1999 yılında, yürürlüğe giren yasanın, zorunlu kıldığı, yaş sınırı, kaldırılıyor. Ancak bu sefer de; aynı yasanın artırdığı, prim ödeme gün sayısı, değiştirilmiyor. Oysa iktidar, yaptığı kafa karıştırıcı açıklamalarla, insanlarımızı bunun tersine inandırdı. Ve gelinen noktada, EYT’li kardeşlerimiz, şimdi de, prime takıldılar.

Buradan, iktidara seslenmek istiyorum: Net bir şekilde bilgilendirmediğiniz için, vatandaşlarımız; borçlanma hakkından, faydalanmak adına; arabasını sattı, kredi çekti, para yatırdı. Şimdi onlara, ‘Prim ödeme gün sayınız yetmiyor’ diyorsunuz. Biz boşuna, ‘Devlet Ciddiyet Yakışır’, ‘Devlete Liyakat Yakışır’ demiyoruz… Madem, bizim çağrımız ve mücadelemizle harekete geçtiniz; bari, çözüm önerimizi de, bütünüyle alsaydınız… Madem giderayak, seçim için de olsa, milletin yararına, bir iş yapacaktınız; bari onu da, doğru düzgün yapsaydınız.

14 Mayıs’tan sonra, biz geliyoruz. İYİ Parti iktidarında, emeklilik sistemini, tümüyle ele alacağız. Adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir sistemi, tüm emekçilerimizle buluşturacağız. Emin olun, çok az kaldı.

Yolsuzluk

Sayın Erdoğan, bundan tam 11 yıl önce, 2023 vizyonunu açıklamıştı. Sözde vizyon, özde atmasyon olan açıklamasını yaptığında, dolar kuru, 1 lira 75 kuruştu. Bugün nihayet, o vizyonun, gerçekleşeceği söylenen, 2023 yılına girdik… Ve dolar, 18 lira 81 kuruş… Sadece bu durum bile, aslında her şeyi anlatıyor. Geçtim vizyonu, büyük bir çapsızlığın, ibretlik eseri, tüm görkemiyle, karşımızda duruyor.

Mesela; 2012’de, Sayın Erdoğan demişti ki; ‘Siyasete katılma ve siyaset yapma hakkına getirilen yasaklar, ortadan kaldırılacak.’ Ancak gelin görün ki; 2023’te, ahmaklığa, ‘ahmaklık’ demek bile, siyasi yasak sebebi oldu. Mesela, demişti ki; ‘İşsizliği, yüzde 5’e çekeceğiz.’ Ancak gelin görün ki; 2023’te, bu da yalan oldu. İş aramaktan umudunu kesenleri bile, işsiz saymayan TÜİK’in, makyajlı rakamlarına rağmen; hedefi tutturmayı geçtim, işsizliği katladılar.

Mesela, demişti ki; ‘Dünyanın en büyük, 10 ekonomisi arasına gireceğiz.’ 2023’e geldiğimizde, bırakın yükselmeyi, yerimizi bile koruyamadık. 2012’de, dünyanın 17’nci ekonomisiydik; 2023’te 20’nci ekonomisi olduk. Mesela; Sayın Erdoğan demişti ki; ‘Ar-Ge harcamalarında, dünyada birinci lige çıkacağız.’ Peki, 2023’te ne oldu? Ar-Ge’de, amatör kümeye düştük… Ancak hakkını yemeyelim.

Mesela; yolsuzlukta birinci lige çıktık. İsrafta, birinci lige çıktık. Hatta enflasyonda, dünya şampiyonluğuna oynuyoruz. Mesela, yine 2012’de, demişti ki; ‘Türkiye, teknoloji ihraç eden ülke olacak.’ 2023’te ise; bu fevkalade parlak arkadaşımız, herhalde, kendi vizyonunu, yanlış anlamış olacak; Türkiye, maalesef, teknoloji ihraç eden değil, teknoloji ithal eden bir ülke oldu.

“Yaptıklarının hesabını, milletimizle birlikte, sandıkta soracağız”

Ez cümle; Sayın Erdoğan’ın, yine bir seçim döneminde, 2023 vizyonu diye şişirdiği, boş vaatleri, her zamanki gibi, yine baştan sona yalan oldu. Aziz milletim bir şirket müdürü düşünün: Şirketi büyüteceğini söylesin; ama şirketi küçültsün. ‘Kâr rekoru kıracağım’ desin; ama zarar rekoru kırsın. Şirket zarar ederken, borçlanıp uçak alsın.

İşleri, eşe dosta paslayıp, şirketin kasasını boşaltsın. Çalışanlara maaş ödeyemezken, lüks ofisinde, tüm gün ense yapsın. Sizce bu müdüre ne yaparlar? Kovarlar değil mi? İşte 14 Mayıs’ta, biz de, Beştepe’deki müdürü kovacağız. Yaptıklarının hesabını, milletimizle birlikte, sandıkta soracağız. Şunun şurasında, 102 gün kaldı.

“‘Burada büyük başarı var’ diyecek”

Dünya Bankası verilerine göre; dünyadaki toplam ihracatın yüzde 20’si, yüksek teknolojili ürünlerde gerçekleşiyor. Bizdeyse bu oran, 2007 yılında, yüzde 2,1 iken, 2021’de, yüzde 3,3 oldu. Şimdi elbette, ‘Burada büyük başarı var’ diyecek, AK Partili, havuz yorumcuları olabilir. Ama maalesef, işin aslı pek de öyle değil. Çünkü aynı dönemde, bu oran; Romanya’da yüzde 4,4’ten yüzde 11,5’e, Polonya’da yüzde 3,8’den yüzde 9,4’e, Çekya’da ise yüzde 15,2’den yüzde 20,3’e çıkmış.

Üretimlerinde, esaslı bir teknolojik dönüşüm yaşayan ülkeler, ileriye doğru bir sıçrama yaparken; AK Parti’nin, kendisine vizyoner yönetim anlayışıysa, bizi yarı yolda bırakmış. Peki bu duruma şaşırıyor muyuz? Maalesef şaşırmıyoruz. Çünkü bu sıçramayı yapabilmek için; işinin ehli, alanında uzman kadrolarla çalışmak gerekiyor. Ama biliyorsunuz ki, bizde böyle kadrolar yok. Onun yerine; Bay Kriz ve Nebati Bakan ikilisi gibi bir realite var.

Küresel piyasalarda, yüksek teknoloji ürünlerinin oluşturduğu pazar, son 20 yılda, toplam pazarın, yüzde 35’ine ulaşarak, 15 trilyon dolara yükseldi. Ülkemizde ise, yüksek teknoloji ürünlerinin, ihracattaki payı, yüzde 3 seviyesinde kaldı. Yani bu oranla; Malezya, Polonya, Meksika, Peru gibi ülkelerin bile, gerisinde kaldık.

Türkiye’nin, 15 trilyon dolarlık bu devasa pazarın, dışında kalması, tamamen Bay Kriz’in eseridir. Bu pazardan, yüzde 1 pay alabilseydik bugün, dış ticaret fazlası veren, zengin, müreffeh bir Türkiye’de yaşıyorduk. İşin en acı tarafı da nedir, biliyor musunuz? Türkiye, bu pazardan önemli bir pay almak için ihtiyacı olan her şeye sahipti. Ama ne yazık ki; Bay Kriz ve iktidarının vizyonsuzluğu, Türkiye’ye, 20 yıl kaybettirdi.

Biz, 14 Mayıs’ta sadece Sayın Erdoğan’ı emekli etmeyeceğiz. Aynı zamanda, özgür bir Türkiye’nin de, önünü açacağız. Hukukun işlediği, adil bir Türkiye’nin de önünü açacağız. İnişli çıkışlı bir devri kapatıp, istikrarlı bir ekonominin de temellerini atacağız. Yatırımların önündeki, tüm engelleri de, hızla, 100 gün içinde, ortadan kaldıracağız.

Ve Türkiye’yi bir yatırım üssüne çevireceğiz. 14 Mayıs, güçlü ve zengin bir Türkiye’nin, ilk adımları olacak. 14 Mayıs, özgür ve demokratik bir Türkiye’nin, kırılan zincirleri olacak. 14 Mayıs, milletimizin evindeki, ocağındaki, gönlündeki huzurun, başlangıcı olacak. Hiç merak etmeyin; 14 Mayıs’tan sonra, her şey çok iyi, her şey çok güzel olacak.

“Ortak Politikalar Mutabakat Metni”

Biliyorsunuz, pazartesi günü; 6 siyasi parti olarak, Ortak Politikalar Metnimizi, kamuoyuyla paylaştık. Çalışmamız; yarının, kalkınan, zenginleşen ve demokratikleşen Türkiye’si yolunda atacağımız adımları tariflerken; aynı zamanda, istibdata karşı, hürriyetin sesini savunuyor. Yandaşa karşı, milletin sesini savunuyor. İsrafa, yolsuzluğa ve yandaş ekonomisine karşı, refahta eşitlenen Türkiye’yi savunuyor. Bir yıldır, ısrarla söylediğimiz bir şey vardı.

Biz, 6 siyasi parti olarak, bu zamana kadar; iktidarın, önümüze yuvarladığı, siyasi yün yumaklarıyla değil; seçimi kazandıktan sonra, neler yapacağımızla ilgilendik. İşte bu çalışma da, 14 Mayıs’tan sonra yapacaklarımızın, somut planıdır. Sayın Erdoğan ve saz arkadaşları giderayak, kendilerini dedikodularla, iftiralarla ve hamasetle oyalarken; biz milletimiz için, memleketimiz için çalıştık. İnsanlarımızın, mutlu geleceği için çalıştık. Yoksulluğu, nasıl bitireceğimize çalıştık. Zenginliği, nasıl getireceğimize çalıştık.

85 milyonun, huzurla nefes alacağı bir Türkiye’yi, nasıl inşa edeceğimize çalıştık. Ortak aklın ışığında, sorunlarımızı konuştuk. Çözümler için, hep birlikte emek verdik. Zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye için; milletimizin yüzünün, umutla güldüğü, Yarının Türkiye’si için, hep birlikte hazırlandık. Ve Türkiye’nin, daha önce görmediği bir ilke, hep birlikte imza attık. Millet İttifakı, millete rağmen değil; milletle beraber yol yürüyecektir.

Yani, muhalefetin istikametini, milletimiz çizecektir. Yani; milletin istiklalini, yine milletin, azim ve kararlılığı kurtaracaktır. Bu yüzden, bizler; sosyal medya operasyonlarına, sözde kulis bilgileriyle yapılan, yönlendirmelere, tenha köşelerden kurgulanan, abluka girişimlerine, kulaklarımızı tıkayıp, sadece ve sadece, milletimizin sesini duyacağız. Çünkü bizim yürüttüğümüz bu mücadele; pazarlık siyaseti peşinde koşanların değil; milletin selameti için, sabredenlerin mücadelesidir.

Bu mücadele; ‘Millet İttifakı kazanırsa, milletimiz kazanır, bu da bize yeter’ diyen, serdengeçtilerin mücadelesidir. Bu mücadele; nefsini, memleket sevgisinin önüne koymayan, Türkiye sevdalılarının mücadelesidir. Bu mücadele; Gezi’de sesini duyurmaya çalışanların; en ücra mahallelerde, sandık başında, sabahlara kadar müşahitlik yapanların; Boğaziçi Üniversitesi’nde, haysiyetini korumaya çalışan, akademisyenlerin mücadelesidir.

Bu mücadele; baskı altında, nefes alamayan, gençlerimizin; şiddete, açlığa ve sefalete mahkûm edilen, çocuklarımızın AK Partili olmadığı için, makbul vatandaş kabul edilmeyen milyonların; sürekli olarak haksızlığa uğratılan, mazlumların mücadelesidir. Bu mücadele; öldürülen kadınların; şiddet gören doktorlarımızın; atanamayan öğretmenlerimizin; enflasyon altında ezilen babalarımızın; çocuğuna et yediremeyen, annelerimizin mücadelesidir.

Bu mücadele; Batılın karşısında, hakkın mücadelesidir. Bu mücadele, haramın karşısında, helalin mücadelesidir. Bu mücadele, zulmün karşısında, istiklalin mücadelesidir. Bu mücadele, istibdatın karşısında, hürriyetin mücadelesidir. Ve bu kutlu mücadele hiçbir kaprise, hiçbir inada, kurban edilemez. Hiçbir şahsi hırsa, hiçbir koltuk hesabına, feda edilemez. Milletin iradesi dışında, hiçbir iradeye boyun eğmez.

Biz, Millet İttifakı’nı, ferasetle, feragatle, fedakarlıkla kurduk. İstibdat zincirlerini kırmak, umudu yaşatmak için kurduk. Türkiye’ye, hak ettiği istikbali sunmak için kurduk. Kimse merak etmesin. Kazanana kadar da buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Sandık ufukta gözüktü. Geri sayım başladı. Onların yalanlarının üzerine, İYİ Parti’nin, hakikat güneşi doğacak! Onların kumar masalarını, İYİ Parti’nin, stratejik aklı yıkacak. Onların Bizans oyunlarını, İYİ Parti’nin, milletinden aldığı feraseti bozacak.”

Paylaşın

İYİ Partili Türkkan Ve CHP’li Başarır İçin Dokunulmazlığının Kaldırılması Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa Adalet Karma Komisyonu bünyesinde kurulan Hazırlık Komisyonu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ve İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar verdi. 

Haber Merkezi / İYİ Parti Kocaeli milletvekili Lütfü Türkkan, partisinin Genel Başkanı Meral Akşener ile 5 Kasım 2021’de Bingöl’de esnaf ziyareti sırasında, yaşamını yitiren asker yakını olduğu ifade edilen bir kişiye hakaret ettiği gerekçesiyle dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor.

CHP Mersin milletvekili Ali Mahir Başarır hakkında, görevden uzaklaştırılan Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman ve dört belediye personelinin yargılandığı davanın duruşması sırasında yaşanan olaylarla ilgili “duruşma hakimlerine alenen hakaret”, “adil yargılanmayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla fezleke düzenlendi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

“Ortak Politikalar Mutabakat Metni” Millet İttifakı’na Seçim Kazandırır Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı, Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Ankara’da açıkladı.

Dokuz ana başlık altındaki 2 bin 300’ün üstündeki vaat, eylem ve projelerde altı parti tam olarak uzlaştı. Ankara’da kalabalık bir katılımcının yer aldığı toplantıda altı partiyi oluşturan partilerin genel başkanları ile birlikte açıklanan hükümet programı toplam 240 sayfadan oluşuyor.

Ortak politikalar metni hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve denetim, ekonomi, finans ve istihdam, bilim, AR-GE, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm, sektörel politikalar, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar ve dış politika, savunma, güvenlik ve güç olmak üzere çok sayıda somut hedef, politika ve projeleri kapsıyor.

Siyaset bilimci ve araştırmacılara göre ortak metin son dönem muhalefette görünen “dağınık hali”, bir arada görüntüsüne çevirecek nitelikte. Vaatlerin seçmene çok iyi bir şekilde anlatılması gerektiğini belirten uzmanlar tek başına seçim beyannamelerinin seçim kazandırmadığı uyarısında da bulundu. Kürt sorunu ve İstanbul Sözleşmesi’ne açıkça metinde değinilmediği eleştirilerini de değerlendiren araştırmacılara göre Kürt meselesinin hakikatine temas edildi.

“Türkiye’yi dar koridordan çıkarabilecek bir beyannamedir”

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’a konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun’a göre Altılı Masa’nın geçtiğimiz aylarda açıkladığı ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metni altı partinin iş birliğinde nasıl bir seçim bildirgesi ve hükümet programı açıklayabileceğinin işaretini vermişti.

Ortak Mutabakat metniyle Türkiye’nin mevcut sorunlarına siyasal ve yönetsel açıdan çok geniş kapsamlı bakıldığını ifade eden Tosun, “Bu program iktidara geldikleri takdirde uygulanırsa, kampanya sürecinde seçmenin karşısına çıktıklarında çok iyi anlatılırsa bence Türkiye’yi dar koridordan çıkarabilecek bir beyannamedir. Bu vaatler seçmene çok net anlatılmalı. Projelerin daha da çeşitlenmesi ve iktidara gelmeleri durumunda uygulamaları gerekiyor” diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi’nin Millet İttifakı’nın metninde açık şekilde yer almaması özellikle sosyal medyada tepkiyle karşılandı. Uluslararası sözleşmelerden çıkılması kararının Meclis yetkisinde olması vaadinin bu eleştiriyi karşıladığını belirten Tosun, “Altı parti arasında birazcık denge de gözetilmiş ve ihtiyatlı gidilmiş. O seçmen tabanı doğrudan ürkütülmesin diye bu yapılmış” dedi ve metne getirilen eleştirilere dair şunları kaydetti:

“İnsan hakları ve demokrasiyle ilgili bazı eleştiriler yapılıyor. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metni iyi okunduğunda özellikle burada görünmeyen hususlar orada mevcut. Ben eksiklik olarak değerlendirmiyorum.”

“Mesajların nasıl aktarılacağına dair yöntem belirlenmeli”

Siyaset Bilimci Tosun’a göre Millet İttifakı’nın seçim sürecinde ortaya koyduğu bu vaatleri seçmene iyi anlatması gerekiyor. Dünyadaki “seçim bildirgeleri seçim kazandırır mı” çalışmalarını hatırlatan Tosun, “Seçim beyannamelerinin tek başına seçim kazandırma etkisi yok” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beyannameler, özellikle belirli siyasi partilere ilişkin bir kararsızlık varsa bu kararsızlığı giderecek bir kamusal imaj yaratabiliyor. Seçim bildirgeleri nötr algıyı tamamen, negatif algıyı ise kısmen değiştirme potansiyeline sahip. Tabii bunun kampanya sürecinde seçmene nasıl anlatılacağı, toplumun farklı kesimlerine yönelik öneri ve vaatleri kimin nasıl anlatacağı çok önemli. Bu bildirgenin mutlaka hedef kitleye, hem hissi hem de çıkar anlamında daha yakın aktörler tarafından anlatılması gerekir. Hedef kitlenin altı lider ve cumhurbaşkanı adayı tarafından paylaşılması gerekiyor. Bu mesajların nasıl aktarılacağına dair yöntem belirlenmeli. Bence bu beyannamede vaatler ve projeler bir arada. Bunun içerisinden projelerin çekilip buna yoğunlaşılması ve neden hayata geçirileceğinin iyi anlatılması gerekiyor.”

“En ufak detayına kadar çalışılmış bir mutabakat var”

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Başkanı ve Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy’a göre Millet İttifakı’nın metni geride kalan süreyi verimli değerlendirdi. Altılı Masa’nın üzerinde “vaatlerinizi açıklayın” baskısı olduğunu ve bunu “iyi göğüslediklerini belirten Aksoy, “En ufak detayına kadar çalışılmış bir mutabakat var. Bundan sonrasının daha kolay olacağını düşünüyorum. Geri kalan süreçte salt bu mutabakatı anlatsalar daha hızlı yol alabilirler. Son dönem muhalefette görünen dağınık hal bu mutabakatla birlikte daha bir arada görüntüsü verecek. Hatta yakın gelecekteki dağınık görünme ihtimalini de ortadan kaldırdı ve muhalefet bu ortaklıkları anlatacaktır. Bu anlatımlar da sonuç aldıracaktır” diye konuştu.

“Altılı Masa’nın mevcut tüm sorunlarda anlaşmaları çok gerçekçi değildi”

Millet İttifakı’nın mutabakat metninde bazı konulara değinmediği eleştirilerini de değerlendiren Aksoy, “İlk andan itibaren asgari müştereklerde bir araya gelmişlerdi. Konuyu asgari müştereklerden ele alırsak çok fazla konu başlıklarında anlaştıklarını görüyoruz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Altılı Masa’nın mevcut tüm sorunlarda anlaşmaları çok gerçekçi değildi. İdeal olanda hem fikiriz ama gerçek olanı da önümüze almamız gerekiyor. İdeal olan, başta Kürt sorunu, İstanbul Sözleşmesi gibi büyük sorunlarda tamamen anlaşarak ve metne dökerek çıkmalarıydı. Ama birbirine benzemeyen çok partili hayata geçildiğinden bu yana rakip olan ideolojiler bugün bir araya gelerek demokrasi alt paydasında birleşmeye çalışıyor. Kendi gerçeğinden bakınca şu anki hal anlaşılır. Muhtemeldir ki bundan sonraki aşamada, bir iktidar değişikliğinde, göreve gelen cumhurbaşkanına ve iktidarın en büyük ortağı olan partinin inisiyatifine bu tür konular bırakılacaktır. Bu tür zor konuların adayın inisiyatifinde olması anlaşılır.”

 “3 bine yakın vaadi anlatmak gerçekçi değil”

Millet İttifakı’nın açıkladığı seçim beyannamesinin seçmenlere etkisi de merak edilen bir diğer başlık. İttifakın vaatlerinin seçmenleri doğrudan etkileme potansiyelinin çok yüksek olduğunu ifade eden Aksoy, “Ama bunun kadar belirleyici olan bir diğer şey daha var. Muhalefet buna bağlı kalacak mı? En çok öne çıkan başlıkları tespit edip onları gündemde tutabilecek mi? 3 bine yakın vaadi anlatmak gerçekçi değil. İyi seçilmiş vaatleri anlatıp iktidarı da savunmaya düşürebilirse rahatlıkla sonuç alacaktır.  Ama muhalefet bunu yapamazsa çok gerçekçi değil” ifadelerini kaydetti.

“Bütün siyasi partilerin farklı hassasiyetleri, farklı meselelerde farklı arzu ve istekleri var”

Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Girasun’a göre Altılı Masa’nın açıkladığı metinde “bazı konularda cesaretli olunmadığı” değerlendirmeleri doğru değil. Buna katılmadığını ifade eden Girasun, asgari müştereklerde buluşulmuş bir mutabakat metniyle karşı karşıya olunduğunu ifade ederek, “Bütün siyasi partilerin farklı hassasiyetleri, farklı meselelerde farklı arzu ve istekleri var. Böyle bir metinde uzlaşmış olmaları normal. Bence burada aslolan siyasi partilerin ‘kendilerinin öngördükleri yanlışa karşı’ mücadele etmeleri. Yarın her biri kendi cephelerinden en büyük iyi şeyi savunabilir” dedi.

Kürt sorununa ilişkin bir ifadenin “açıkça” metinde olmamasına ilişkin ise Girasun, “Hem kayyımlar meselesi hem yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılacağına dair vaatler var. Bu vaatleri Kürt meselesinden çok bağımsız değerlendiremeyiz. Yargı alanındaki vaatleri de yine bağımsız düşünemeyiz. Kürt meselesinden bunları çok ayırt edemeyiz” diye konuştu.

“Kürt meselesine temas eden önemli noktalar var”

Kürt seçmenlerin metne olumsuz bir tavırla bakmayacağını belirten Girasun, “Kürt seçmenler realitenin farkında. Uzun vadeli taleplerinden vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. Bugün açıklanan mutabakat metni burada ortaya konulan vaatler Kürt seçmenlerin temkinli bir iyimserlik haliyle yaklaşmasını sağlar” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak bu iyimser hava temkini elden bırakmamayı da gerektiriyor. Bu bir temkin hali. Aynı zamanda Kürt meselesine temas eden önemli noktalar var. Yerel yönetimlerin artırılması, belediyelerin bütçelerinin genişletilmesi, kayyım atamalarının sonlanması, parti kapatmalarının daha da zorlaştırılması, OHAL uygulamasına dair noktalar var. Bunların her birine dönüp bakınca Kürt meselesinin hakikatine bir şekilde temas ettiğini görüyorsunuz. Kürt meselesinin demokratik çözüm alanını genişleten durumlar. Çok esaslı şeyler olmayabilir ama Kürt meselesinin demokratik alanda çözümüne dair alan açıcı vaatler.”

Paylaşın