İYİ Parti Lideri Akşener, Altılı Masa Toplantısına Katılmayacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’nin 6 Mart Pazartesi günü gerçekleştireceği toplantıya İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katılmayacağı açıklandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve genel başkan başdanışmanları ile yaptığı toplantı sona erdi.

İYİ Parti Genel Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Akşener’in CHP, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’nin 6 Mart Pazartesi günü gerçekleştireceği toplantıya katılmayacağını açıkladı.

İYİ Parti Genel Başkanvekili Erhan Usta da toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Bu haliyle Beşli Masa ya da Altılı Masa öyle anlaşılıyor ki Sayın Kılıçdaroğlu’nu aday yapmak için kurulmuş bir masa haline gelmiştir.

Usta, “Söylediğimiz şey çok net ve açık; mutabakatla karar alma konusunda son toplantıda yaptıkları hatayı düzeltecek bir irade beyanı ortaya koyarlarsa her zaman için masa devam eder, bizim için kapı açıktır. Ama ilkelerden vazgeçmek istemiyoruz, kararlar mutabakatla alınacak. Bugüne kadar da öyle yaptık” dedi.

6 Mart’taki toplantıya davet mi bekledikleri sorulan Usta, “İrade beyanı bekliyoruz. Ama belli ki bu irade olmayacak. Masanın başlangıçtan itibaren ne için kurulduğunu son geldiğimiz noktada anlamış olduk” diye konuştu.

Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığını düşünüp düşünmediği sorulan Erhan Usta, “Adaylık meselesi şu an gündemimizde değil” yanıtını verdi.

Paylaşın

İYİ Parti’de İlk Milletvekili İstifası

Meral Akşener’in CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkmasından sonra İYİ Parti Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Bu istifayla birlikte İYİ Parti’nin parlamentodaki sandalye sayısı 36’ya geriledi.

Ayhan Altıntaş, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Son siyasi gelişmeler ışığında, gördüğüm lüzum üzerine İYİ Partiden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla duyururum.” ifadelerini kullandı.

Ayhan Altıntaş kimdir?

Ayhan Altıntaş, 29 Mart 1958’de Yozgat’ta doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Elektrik ve Elektronik Mühendisi derecesini 1979 yılında ve Yüksek Mühendis derecesini de 1981 yılında aldı. Doktorasını Ohio State University’de 1986 yılında tamamladı.

Avustralya Milli Üniversitesinde çalıştıktan sonra 1988 yılında Yardımcı Doç. Dr.olarak İD Bilkent Üniversitesinde akademisyenliğe başladı. 1990 yılında doçent, 1996 yılında ise profesör oldu. Japonya Tokyo Teknoloji Enstitüsünde, Almanya Münih Teknik Üniversitesinde, Kanada Concordia Üniversitesinde profesör olarak bulundu.

Bilkent Üniversitesinde 6 yıl Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, 3 yıl Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı yaptı. Bilkent bünyesinde kurulan İletişim ve Spektrum Yönetimi Araştırma Merkezinin Direktörü olarak görev aldı.

IEEE Kıdemli Üyesi, URSI (Uluslararası Radyo Bilimcileri Birliği) Fellow,Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi, Mühendislik Eğitim Kurumları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK) ve Türk Zeka Vakfı Üyesidir.

Ayhan Altıntaş, evli ve iki çocuk babasıdır.

Ödülleri: Ohio State University ElectrorScience Laboratory 1986 yılı En İyi Doktora Tezi Ödülü, 1991 IEEE(Institute of Electrical and Electronics Engineers) En İyi Danışman Ödülü, IEEE Üçüncü Milenyum Madalyası, ODTÜ Parlar Vakfı Araştırma Ödülü, 1996 TÜBİTAK Araştırma Teşvik Ödülü.

Paylaşın

“Meral Akşener Siyasal Köklerine Uygun Davranmayı Seçti”

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, “Meral Hanım ve partideki kimi elitler partinin merkez sağda konumlanmasını isterken, özellikle MHP tabanından gelenlerin de Kemal Beyin adaylığına karşı bir duruşu vardı. Bunun sebebi de MHP’nin sembolik değerlerinden taviz verileceği yönünde bir okumaydı. Yani MHP’den gelen parti elitleri tarafından Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destek verilmesi kendilerini inkar etme gibi okunurdu, bunu kabul edemediler.” şeklinde konuştu.

İYİ Parti’nin MHP’den gelen bir seçmen tabanı olduğunu hatırlatan Tosun, “Ve bu kitlenin de eli Kemal Bey’e oy vermeye gitmeyecekti. Bir sorgulama vardı. Sayın Akşener bu hassasiyetleri hep gördü, ikircikli bir durumda kaldı. Aday gösterirsek belki kazanırız ama partiyi kaybederiz dedi. Ve sonunda siyasal köklerine uygun davranmayı seçti.” değerlendirmesinde bulundu.

Euronews’ten Dilek Gül’e konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, Akşener’in belediye başkanlarına yaptığı çağrının karşılık bulmayacağına inanıyor. Tosun, Akşener’in Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı duruşunda partisinin tabanından gelen taleplerin etkili olduğunu düşünüyor.

Tosun, “Meral Hanım ve partideki kimi elitler partinin merkez sağda konumlanmasını isterken, özellikle MHP tabanından gelenlerin de Kemal Beyin adaylığına karşı bir duruşu vardı. Bunun sebebi de MHP’nin sembolik değerlerinden taviz verileceği yönünde bir okumaydı. Yani MHP’den gelen parti elitleri tarafından Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destek verilmesi kendilerini inkar etme gibi okunurdu, bunu kabul edemediler.” şeklinde konuştu.

İYİ Parti’nin MHP’den gelen bir seçmen tabanı olduğunu hatırlatan Tosun, “Ve bu kitlenin de eli Kemal Bey’e oy vermeye gitmeyecekti. Bir sorgulama vardı. Sayın Akşener bu hassasiyetleri hep gördü, ikircikli bir durumda kaldı. Aday gösterirsek belki kazanırız ama partiyi kaybederiz dedi. Ve sonunda siyasal köklerine uygun davranmayı seçti.” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Tosun, Akşener’in göremediği bir gerçek olduğunu vurguluyor: “İYİ Parti sadece MHP’den devralınan bir kitleden oluşmuyor, daha önce CHP’ye oy vermiş, laik, seküler ve kıyı bölgelerinde yaşayan bir kitle de var.”

‘Seçimi Twitter tepkilerinden okumak yanlış’

Akşener İYİ Parti Genel İdare Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, partisinin aday olarak göstermek istediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a çağrıda bulunmuş, “Milletimiz bugün çok kritik bir kırılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor.” ifadelerini kullanmıştı.

Tosun’a göre Akşener’in bu çağrısı karşılık bulamayacak: “Meral Hanım her ne kadar belediye başkanlarına çağrıda bulunsa da ben ikisinin de kesinlikle aday olacağını düşünmüyorum”.

Akşener’in Yavaş ve İmamoğlu’nun anketlerde Kemal Kılıçdaroğlu’ndan daha avantajlı olduklarına ilişkin açıklamalarına de değinen Tosun, “Önümüzdeki seçim sonucunu sadece Twitter tepkilerinden okumak yanlış, sonucu tayin edecek olan derin Türkiye. Yani Türkiye’nin ortalama seçmeni. O da Facebook ve TikTok’ta… Bence Meral Hanım’ın bu şekildeki tepkisi bu kitle tarafından haksızlık olarak okunacak” dedi.

Altılı Masa’daki bu çıkmazı AK Parti açısından da değerlendiren Tosun, “Parçalanmış bir siyaset vardı ve bu sürer mi yoksa buradan AK Parti’ye bir yönelim olur mu göreceğiz. Burada Sayın Erdoğan’ın marifeti ve nasıl pozisyon alacağı belirleyici olacak.” şeklinde konuştu.

Paylaşın

İYİ Parti Masadan Kalkarak “İntihar Etti”

İYİ Parti Lideri Akşener’in CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığına karşı çıkarak Altılı Masa’dan ayrıldığına yönelik açıklamasında kullandığı dili yadırgadığını söyleyen Bekir Ağırdır, bu sonuçla İYİ Partinin siyaseten “intihar ettiği”ni belirtti.

Ağırdır, Altılı Masa’dan İYİ Parti’nin çekilmesine karşın seçmenin üçte ikisinin Erdoğan karşısındaki adaya oy vereceğini söyledi.

T24 yazarı ve KONDA Araştırma kurucusu Bekir Ağırdır, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığına karşı çıkarak Altılı Masa’dan ayrıldığına yönelik açıklamasında kullandığı dili yadırgadığını söyledi.

Ağırdır, bu sonuçla İYİ Partinin siyaseten “intihar ettiği”ni değerlendirdi. Altılı Masa’dan İYİ Parti’nin çekilmesine karşın seçmenin üçte ikisinin Erdoğan karşısındaki adaya oy vereceğini söyledi.

“Bu sattten sonra Meral Hanımın aday olmaktan başka çaresi yok”

T24 editörü Candan Yıldız’ın sunduğu canlı yayına katılarak Yıldız ve T24 yazarı Murat Sabuncu’nun Meral Akşener’in açıklamalarına ilişkin soruları yanıtlayarak gündemi değerlendirdi. Ağırdır’ın Akşener’in çıkışı ve İYİ Parti’nin kararı sonrasında ortaya çıkan durumla ilgili tespitleri şöyle: .

– Akşener’in artık aday olmaktan başka çaresi yok.

– Akşener ve İYİ Parti 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerinde alınan oya ulaşamazlar.

– İkinci tura Kılıçadaroğlu ve Erdoğan kalacak.

– Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş Akşener’in çağrısına karşılık vermeyecek.

– Meral Akşener kötü bir liderlik sınavı veriyor.

Seçmen partiyi izlemeyecek

İYİ Parti’nin “intihar ettiğini” söyleyen Ağırdır, partinin “sosyolojik tabanı ile örgütsel dokusu arasındaki bariz fark”ı giderme çabasındaki Meral Akşener’in “seküler dünyanın içinde olan sol fikriyata yakın durmayan, kendilerince milliyetçi ya da daha geleneksel değerleri olan ama dindarlığı baskın olmayan, ama seküler dünyada da yüzü muasır medeniyet olarak batıya dönük kentli seçmen” ile “örgütsel dokusu”nu oluşturan “MHP’den gelen ülkücüler” arasında kaldığını söyledi.

Ağırdır “Meral Hanım bu örgütsel dokunun aklıyla hareket ediyor olabilir ama seçmeni yüzde 12-13 oy, o seçmenin 3’te 2’si Meral Hanım ve o kadroyla hareket etmeyecek. Tayyip Erdoğan karşısında kim varsa, oraya oy verecek. Meral Hanım ya da İYİ Parti hangi adresi gösterirse göstersin” dedi.

Ağırdır, İYİ Parti’nin bu pozisyonu alması halinde o seçmenin “en az yarısı ya da önemli bir kesimi[nin] orada durmayaca[ğını]” ileri sürdü, ve yönetimin tutumunu bu nedenle “intihar” olarak değerlendirdiğini söyledi.

Ağırdır süreçte duygusal bir boyutun da olabileceğini söyledi: “Bir takım duygusal meseleleri var, anlayabiliyorum hak vermesem de. İstanbul’da İmamoğlu’nun kazandığı, Altılı Masa’nın ‘HDP ile işbirliği yapmıyor’ baskılarına karşılık, ‘Benim de başkanım Ekrem Bey, benim oyumla seçildi’ derken; onun da onore edilme ihtiyacı beklentisi; bunu anlıyoruz. Evet ama bu duygu hali eğer bütün siyasi tarzını ele geçiriyorsa, o zaman yapacak bir şey yok. Hakikaten intihar etti demek lazım.”

Meral Akşener’in tutumu açıklanamaz

Meral Akşener’in Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a yaptığı adaylık çağrısın karşılık bulmayacağını düşünen Ağırdır, “Ekrem Bey’in de Mansur Bey’in de […] bir fikri yakınlık içinde olsalar bile […] bu tavırla ve bu biçimde bir ayrılışla yan yana duracağını san[madığını] söyledi.

Ağırıdr, örgütsel doku ve kurumsal akıl açısından “bir arada durmakta zorlana[cağını]” değerlendirdiği altı partinin liderlerinin buna karşın birbirlerine olan yüksek güveni dolayısıyla “paradoksal bir biçimde lider oligarşisi ilk defa işe yaraya[bilecek olduğunu]” söyledi.

Buna karşılık Akşener’in “bu tarzını gerçekten izah edemiyorum, anlayamıyorum” diyen Bekir Ağırdır “Bir başka durum olması gerektiği” kanısında. “Bu kadar duygusallığa ve örgütün basıncına teslim ise, bu basınç daha önce de vardı, 6 ay önce de vardı 12 ay önce de vardı” diyor.

“Meral Hanım kötü bir liderlik sınavı veriyor”

KONDA kurucusu, Akşener’in “yalnızca bu kararıyla değil […] böyle bir meseleyi bu noktaya gelene kadar bekleyerek […] bu noktaya gelene kadar yönetem[eyerek] çok kötü bir [liderlik sınavı ver[diğini]” söyledi. “Mesele de şu ki, İYİ Parti’nin anketelerde o oy oranını görme ihtimali yoktur” diye ekledi.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti Millet İttifakı’ndan Ayrıldı: İmamoğlu Ve Yavaş’a Çağrı

Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Geldiğimiz noktada, İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir dayatmaya mecbur bırakılmış; tıpkı yıllardır Türk Milleti’ne yapıldığı gibi, ölüm ve sıtma arasında bir tercihe zorlanmıştır. Ve elbette buna boyun eğmeyecektir” dedi.

Haber Merkezi / Açıklamasına, “Dünkü toplantıda nihayet ortak cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. Beş parti Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunu dile getirdi” sözleriyle devam eden Akşener, “Biz ise yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında da uzun süredir Sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazandığını gördüğümüz iki ismin adaylığı konusunda görüşümüzü beyan ettik. Bu iki isim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ydu.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener, açıklamasının devamında, “Ortak cumhurbaşkanı adayının veriye dayalı, rasyonel bir usulle belirlenmesi önerisini dile getirdik. Ama bu öneri diğerleri tarafından maalesef reddedildi… Bu vesileyle anlamış olduk ki şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edilmiştir.” ifadelerine yer verdi ve ekledi:

“Üzülerek söylüyorum ki geldiğimiz son noktada, dün itibariyle Altılı Masa artık millet iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir… Dün itibariyle Altılı Masa artık bir ortak akıl platformu olmaktan çıkmış, tek bir adayın tasdiki için çalışan bir noter masasına dönüşmüştür.”

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na seslenen Akşener, “Milletimiz gayretlerinizi gördü, yanınızda durdu. Milletimiz sizleri sevdi, bağrına bastı. Ve bugün de çok kritik bir kırılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor” dedi ve ekledi:

“Bu vazife sadece bir dayatmayı değil, topyekun bir dayatmacılığı yıkma vazifesidir. Bu vazife sadece bir kişiyi değil, kendini milletten büyük gören çirkin bir zihniyeti yenme vazifesidir. Bu vazife milletin sesini duyma vazifesidir.”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı gündemiyle yaptığı 12’inci toplantının ardından gözler liderlerin kurmaylarıyla yapacağı toplantıya çevrildi.

Ankara’da dün gece milletvekilleri ve Başkanlık Divanı üyeleriyle bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bugün de partisinin Genel İdare Kurulu ile toplantı gerçekleştirdi. Bir buçuk saat süren toplantının ardından Akşener, şu açıklamalarda bulundu:

“Geldiğimiz noktada İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir tercihe zorlanmıştır. Elbette buna boyun etmeyecektir. Ben ve arkadaşlarım ülkemizin 20 yılını harap eden ucube zihniyete karşı aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Nasıl ki 2022 yılında millete karşı plan yapanlara karşı duruyorsak bugün de aynı yerdeyiz. Nasıl ki 2015 yılında milletin canına kıyanların karşısında durduk bugün de aynı yerde duruyoruz. Nasıl ki 2018 yılında milletimizi 2 yumruk arasında sıkıştırmaya çalışanlara karşı durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz.

2023 yılında yanı cumhuriyetin 100’üncü yılında tarumar edilen demokrasimiz için büyük bir mücadele verirken “Ceketimizi assak seçiliriz” diyenlere karşı dimdik duruyoruz. Bizim mücadelemiz dün de aynıydı, yine aynı. Çünkü biz milletimize bir söz verdik. Milletin taleplerini hiçe sayanlardan değil o talepleri gerçekleştireceğimize söz verdik. Bu bizim temel ilkemizdir.

Biz bugünlere kirli pazarlıklara son vererek geldik. Siyasetin merkezine milletimizi alıp il il,i ilçe ilçe karış karış gezdik. Milletimizin muhalefetten beklentilerini dinledik. Nasıl ki milletimizin sesini iktidara duyurduysak muhalefetten beklentilerini karşılamak için de çalıştık. Her daim ortak aklın ışığında sorunları konuşarak çözmeyi uygun gördük. Milletimizin ihtiyaçları için 5 siyasi parti ortak bir adım attık. Güçlendirilmiş parlamenter sistem ve ortak politikalar metni gibi belgeler çıkardık.

Dün 5 siyasi parti tek bir isim dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun ismini dile getirdiler. Biz de milletin teveccühüne şahit olduğumuz, anketlerde sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazanabileceğini gördüğümüz 2 ismi dile getirdik. Bu isimler Sayın Yavaş ve İmamoğlu idi. Ayrıca masaya adayın rasyonel bir şekilde belirlenmesini önerdik. Ancak bu önerimiz masadakiler tarafından reddedildi.

6’lı masanın son toplantısında bir tırnak içi anlayışa varıldı. Anlamış olduk ki kişisel hırslar milletin isteklerine tercih edildi. Aziz milletim biz İYİ Parti’yi bunun için kurmadık. “Önce millet, önce memleket” demekten asla vazgeçmedik. Yeri geldi parti çıkarlarımızı hiçe sayıp milletimizi gözettik. Hakarete uğradık, dişimizi sıktık. Bıkmadan, usanmadan konuştuk, anlattık, dinledik. Üzülerek söylüyorum ki geldiğimiz noktada 6’lı masa milletin iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetti. 6’lı masa ortak bir akıl platformundan çıkıp tek bir adayı konuşan bir noter masasına dönüştü. 85 milyonun kaderini göz göre hiç etmeyeceğiz.

Biz ne olursa olsun imzamızın ve milletimize verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Biz ne bir kumar masasında ne de bir noter masasında olmayacağız. 85 milyonun kaderini göz göre hiç etmeyeceğiz. Cumhuriyetimizin yeni asrını hiç etmeyeceğiz. Türk milletinin varlığını bir kişinin iki dudağına bırakmayacağız. İlk günden bu yana daima biz demeye devam edeceğiz.

Yavaş ve İmamoğlu’na çağrı

Buradan sizin aracılığınızla sayın Mansur Yavaş’a ve sayın Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulunuyorum. Görevinizi en iyi şekilde yaptınız. Milletimiz sizi başının üzerinde taşıdı. Bugün de çok kritik bir dağılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor. Kurumlarımızın yapısının içi boşaltılırken, saray hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremezken milletimiz sizin aziz bir görevi yerine getirmeye görevli kılmıştır. Bu vazife çirkin bir zihniyeti yerine getirme vazifesidir. Bu vazife milletin sesini duyma vazifesidir. Bu vazife milletin hakkını millete verme vazifesidir. Bu vazife reddedilemez, görmezden gelinemez bir vazifedir. Bu karar milletindir. Bu saatten sonra bize kalan bir seçim yapmaktır. Ya tarih yazacağız, ya tarih olacağız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayını Belirledi: 6 Mart’ta Açıklanacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / Millet İttifakı, toplantı sonrası 14 Mayıs’ta yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çıkarılacak aday konusunda “ortak bir anlayışa vardıklarını” açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, bugün saat 14.00’de Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaloğlu’nun ev sahipliğinde, cumhurbaşkanı adayını belirlemek için bir araya geldi.

Toplantı sonrasında, liderlerin ortak aday konusunda anlaştığı ve nihai açıklamanın 6 Mart’ta yapılacağı kaydedildi. Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Millet İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda ortak bir anlayışa ulaşmış bulunuyoruz. Genel başkanların partilerinin yetkili kurullarını bilgilendirmeleri sonrası nihai açıklamayı 6 Mart 2023 tarihinde kamuoyu ile paylaşmak üzere Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde tekrar bir araya geleceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Masaya sadece Kılıçdaroğlu geldi

Kulislere yansıyan ilk bilgilere göre ev sahibi konumundaki Karamollaoğlu, masaya aday olarak Kılıçdaroğlu’nun adını gündeme getirdi. Toplantıda Kılıçdaroğlu üzerinde uzlaşma olduğu belirtilirken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, aday önerisini partisinin Genel İdare Kurulu’na götüreceğini bildirdi. Masadaki diğer liderler de aday ismine ilişkin partinin yetkili kurullarına bilgi verme kararı aldı.

Akşener, Genel İdare Kurulu’nu Cumartesi toplayarak, masada varılan uzlaşma konusunda bilgi verecek. Liderler Pazartesi günü yine Saadet Partisi Genel Merkezi’nde buluşacak ve aday da bu buluşmada açıklanacak.

Paylaşın

İYİ Partili Türkkan Ve CHP’li Başarır’ın Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan ve CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar verdi.

Haber Merkezi / CHP’li Başarır hakkında Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamaya müdahalesi nedeniyle “duruşma hakimlerine alenen hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarından fezleke hazırlanmıştı.

İYİ Partili Türkkan hakkında da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile 5 Kasım 2021’de Bingöl’de esnaf ziyareti sırasında yaşamını yitiren askerin ağabeyi Tahir Gümren’e küfrettiği gerekçesiyle “hakaret” suçundan fezleke düzenlenmişti.

Genel Kurul’a gidecek

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor.

Genel Kurul’da yapılacak oylamada, dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde karar çıkarsa, iki milletvekili için kendilerine yöneltilen suçlamalardan yargılanma yolu açılmış olacak.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Cürmün Ve Haramın Helalleşmesi Olmaz

Partisini TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Adıyaman’da helallik isteyen Erdoğan’a yönelik, “Depremden sonra 72 saat boyunca milletimizin yardımına gidemeyenlerin, organize olamayanların, saray korkusuyla karar alamayanların, sivil toplumla kavgaya tutuşanların, interneti kesip kapılara polis gönderenlerin tamamı sorumludur.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Başımıza ucube sistemi bela edip bu keşmekeşin müsebbibi olan bay kriz baş sorumludur. Sorumluluk hissedenler istifa eder, hesap verirler. Bu artık bir algoritma haline geldi. İktidarın beceriksizliği nedeniyle başımıza gelen her felakette Erdoğan milleti suçlamaya başlıyor. Doğruları konuşanları bastırmaya çalışıyor. Yetmiyor, sosyal medyayı kısıtlıyor. Baktı olmuyor, anketler istediği gibi gelmiyor, bu sefer de yeniden ekranlara çıkıp helallik istiyor. Ne kendisinin, ne tek bir bürokratın sorumluluk almadığı yerde sorumluluğu vatandaşa yıkıyor.”

Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Depremin üzerinden 23 gün geçti. “Tuttuğumuz defteri açacağız” dedin, milleti tehdit ettin. Hangi yüzle helallik istiyorsun? Dün kader planı diyorsun, bugün utanmadan helallik istiyorsun. Beş dakika gecikmişsin, borcunu 2 gün geciktirmişsin gibi helallik istiyorsun. Cürmün ve haramın helalleşmesi de olmaz.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

“Başkent’in göbeğinde Sinan Ateş’e kıyılmasının üzerinden 61 gün geçti. Devleti yönetenlerin mafyalara, simsarlara, uyuşturucu kaçakçılarına bir kez daha boyun eğen acizliğiyle 61 gün geçirdik. 61 günde adaletsizlik daha da derinleşti. Sinan Ateş’in ailesinin bildiği gerçekler henüz daha yargının gündeminde bile değil.

Ülkemizi içine hapsettiğin tek adam yönetiminde görevini yapabilen bir kurum kalmadı Sayın Erdoğan. Ben de sana soruyorum; söylesene yargının işini yapmasına neden engel oluyorsun? Kimden korkuyorsun? Adalet yerini bulana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu cinayetin asıl sorumluları ortaya çıkana kadar unutmayacağız, unutturmayacağız. Sinan Ateş’i unutmayacağız, unutturmayacağız.

“Utanmadan kampanya, propaganda yapıyorlar”

Gerçekleşen her artçı sarsıntıda yaşadığımız büyük felaketi tekrar hatırlıyoruz. Ülkemizin bir gerçeği olan depreme karşı nasıl hazırlıksız kaldığını hatırlıyoruz. Kendini devlet yerine koyanlara ne kadar güvenmediğimizi hatırlıyoruz. Depreme karşı hazırlık yapmayanlar felaketten sorumludurlar. Milletimize ev diye mezar yapılmasında payı olan herkes bu büyük felaketten sorumludur.

Bir suç mahaliyle karşı karşıya kalmamıza neden olan herkes sorumludur. Saray korkusuyla karar alamayanların, sivil toplumla kavgaya tutuşanların, interneti kesip kapılara polis gönderenlerin hepsi sorumludur. Başımıza ucube sistemi bela eden bay kriz baş sorumludur. Tüm sorumsuzluklarına rağmen hiç utanmıyorlar, hiç yüzleri kızarmıyor. Aralarından bir kişi bile istifa etmiyor. Sorumlu olanlardan beklenen şey budur. Utanmadan kampanya, propaganda yapıyorlar.

İktidarın beceriksizliği nedeniyle başımıza gelen her felakette önce Sayın Erdoğan milleti tehdit etmeye başlıyor. Her gün bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor. Sonra çıkıyor helallik istiyor. Sayın Erdoğan yeter artık. Depremin üstünden 23 gün geçti. Hangi yüzle çıkıp helallik istiyorsun? Dün ‘Kader planı’ diyordun, bugün helallik istiyorsun.

Dün ‘Ahlaksız, namussuz, adi’ diyordun bugün helallik istiyorsun. Dün ‘Hain’ diyordun, bugün helallik istiyorsun. Bir idarecinin vatandaşlarıyla helalleşmesi istifayla, sorumluları görevden almakla olur. Cürmün ve haramın helalleşmesi olmaz. Enkazlar bu iktidarın suçlarının enkazıdır. Hükümetin başının cürümlerinin ve haramlarının enkazıdır. Bir Allah’ın kulunun istifa etmediği yerde helallik istemek Allah’ın ‘Adil olun’ emrine isyandır.

“Madem helallik alacağına eminsin, derhal sandığı getireceksin”

Meydanlarda sadaka vererek helallik alamazsın. Paranın kölesi olan yandaşların bekçiliğini yaparak helallik alamazsın. Senin bulamadığın vinci getiren ama valinin izin vermediği için ailesini kaybedenlerden helallik alamazsın. Kimsesiz kalan çocuklardan helallik alamazsın. Takdiri çok gördüğün sağlıkçılardan takdiri alamazsın. Cenazesine kefen arayan babalardan helallik alamazsın.

Tuvalet için çırpınanlardan helallik alamazsın. Günahına girdiğin masumlardan helallik alamazsın. Böyle yüzsüzlük, utanmazlık, terbiyesizlik olmaz, olamaz. Milletimizden helallik alamazsın Sayın Erdoğan. İlla helalleşmek istiyorsan yolunu söyleyeyim: Siyasetçi milletiyle sandıkta helalleşir. Önce aziz milletin önüne sandığı getireceksin öyle helallik isteyeceksin. Öyle televizyondan üfürmekle olmaz. Madem helallik alacağına eminsin, derhal sandığı getireceksin.

“Türk Kızılay’ı; tümüyle yozlaşmış, çürümüş, bir yer hâline gelmiş”

Binlerce depremzede kardeşimiz soğukta beklerken,  kendi vatandaşına çadır satmak; sadece bir organizasyon sorunu değildir. Bu, düpedüz bir ahlak sorunudur! 155 yıllık Hilal-i Ahmer, yani Kızılay’ımızda yaşananlara bakın. Hilal’e adanmış tüm hayatların anısına çalışan Türk Kızılay’ı bunların elinde zaten, bir ‘naylon bağış’ kurumuna dönüşmüştü. Belli ki bu da yetmemiş olacak, gelinen noktada tam anlamıyla paravan bir şirket olmuş. Ecdat yadigarı, kötü gün dostu, iyiliklerin sembolü, Türk Kızılay’ı; tümüyle yozlaşmış, çürümüş, bir yer hâline gelmiş. Memleketin, yarasını saracağına, çadır tüccarı olmuş.

Düşünebiliyor musunuz? Deprem olmuş. İnsanlarımız, 20 gündür çadır bekliyor. Kızılay ise, deposunda, çadır stoklayıp satıyor. Böyle bir kepazelik olabilir mi? ‘Gıda stoklanıyor’ diye, memleketi birbirine kattınız. ‘Soğan stokluyorlar’ diye, depoları bastınız. ‘Patates stokluyorlar’ diyerek milleti suçladınız, ‘terörist’ ilan ettiniz. Peki şimdi çadır stoklayan Kızılay’a ne diyeceksiniz? Kızılay’ın deposunu da basıp, çadırlara el koyacak mısınız? Stokçu diye Kızılay Başkanı’nı da aldıracak mısınız?

“Bu ülkenin Kızılay’ı, utanmadan, kendi vatandaşına, çadır sattı”

‘Ak-Kızılay’ ne yaptı? Milletimizin, topyekûn darda olduğu bir günde; milletimizin, soğuktan donduğu bir günde; tüm Türkiye’nin, seferber olduğu bir günde; alın teri ile emanet edilen, milletin helal yardımlarını, ticari bir şirket gibi, utanmadan satışa çıkarttı. Yabancı ülkeler, hiçbir karşılık beklemeden, arama kurtarma ekipleri gönderdiler. Düşman diye kötülenenler, seferber olup, yardıma koştular. ‘El oğlu’ dediklerimiz, milyarlarca lira, yardım parası topladılar. Ama bu ülkenin Kızılay’ı, utanmadan, kendi vatandaşına, çadır sattı. 85 milyon tek yürek oldu.  Ama bu ülkenin Kızılay’ı, kendi vatandaşına, çadır sattı.

Bu ahlaksızlığa, bu alçaklığa, bu rezalete şaşıranlar olduğunun farkındayız. Ama biz hiç şaşırmadık. Neden şaşıralım? Geçtiğimiz sene, kendi yargısının bağımsızlığını, ihlal edip Kaşıkçı Davası’nı Suudi Arabistan’a satan yine bu hükumet değil miydi? Memleketi, sığınmacı hendeğine çevirip, Avrupa rahatsız olmasın diye, milletimizin huzur ve refahını, satılığa çıkaran yine bu hükumet değil miydi?  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını, ev karşılığında, yabancılara satan yine bu hükumet değil miydi?  Çukurova’nın tertemiz toprağını, İngiltere’den gelen çöpleri gömmek için satan, yine bu hükumet değil miydi?  İşte o nedenle biz; Kızılay’ın, bu ülke insanı için ürettiği çadırları, depremzede vatandaşına satmasına, hiç mi hiç şaşırmıyoruz.

Çünkü, Sayın Erdoğan’ın dünyasında, bu ülkenin, satılık olmayan hiçbir değeri olmadığını, çok iyi biliyoruz. Nitekim, bir de çıkıp; ‘Büyütülecek bir hadise değil. Günün sonunda, vatandaşımıza hizmete gitmiş’ diye, utanmadan, açıklama yaptılar.  Vatandaşa kim hizmet etmiş? Yine vatandaşın kendisi. Para kimin parası? Milletin parası. İşsizlikten kıvranan gençlerimizin parası. Mutfağı alev almış, annelerin parası. Geçinemeyen, emeklinin parası. Tarlasını süremeyen, çiftçinin parası. Hayatta kalma mücadelesi veren, esnafın, memurun, asgari ücretlinin parası.

Madem hiçbir işe yaramıyorsun bir zahmet istifa edin. Ülke yönetmekten acizsiniz milletin huzurunu bozmayın. Kızılay’ı daha fazla lekelemeyin. Ahlaksız, şuursuz yönetim anlayışıyla tüm kurumları delik deşik ettiniz bari Kızılay’ın surlarında gedik açmayın.”

Paylaşın

2 Mart Perşembe: Millet İttifakı’nda “Kılıçdaroğlu” buluşması

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre, “Millet İttifakı’nın adayı 13’üncü Cumhurbaşkanı olacak” iddiasıyla yola çıkan ve bir yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdüren altılı masa, ortak adayını belirlemek için toplanıyor.

Kaynaklar, adayın 2 Mart toplantısında belirlense dahi seçim takvimi sürecinin belirlenmesi sonrasında açıklanacağını ifade ediyor. CHP ve İYİ Parti arasındaki aday belirlemeye dair tartışmalarda ise belli bir yol alındığı söylense de İYİ Parti’de “Kemal Kılıçdaroğlu” ismine dair endişeler sürüyor.

12 Şubat 2022 tarihinde ilk kez bir araya gelen altı muhalefet partisi lideri, süreç içinde 13’üncü buluşmayı Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirecek. 12’ncisi “deprem özel” gündemli olması dışında diğer 11 buluşmada seçimlere dair konuları ele alan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti liderlerinin bu seferki ana gündemi ise ortak cumhurbaşkanı adayı. Aday ile birlikte geçiş sürecinin yol haritası da toplantıda ele alınacak.

“Aday belirlenecek”

Toplantı öncesi en net açıklamalardan biri İYİ Parti’den gelirken Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Milletimiz müsterih olsun. 2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü Cumhurbaşkanı’nı belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bunu milletimizle paylaşacağız” dedi.

Toplantı öncesi Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu liderleri iki kez ziyaret ederek adaya dair isimler ve görüşleri aldı. Masada ele alınacak üç isim var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dışında başka bir ismin adaylık konusunda gündeme gelmesi beklenmiyor.

Mansur Yavaş’ın toplantı öncesi son olarak yaptığı “Masa beni aday gösterirse görev olarak kabul ederim” çıkışı da siyasette önemli başlıklardan olurken CHP kaynakları, “Mansur Yavaş, Ankara’ya hizmete devam edecektir” yorumunu yaparak adaylığının masada olmadığına vurgu yapıyor.

Toplantıdan “Kılıçdaroğlu” ismi çıkar mı?

Masada gündeme gelecek en güçlü aday ise Kemal Kılıçdaroğlu. İYİ Parti dışında Kılıçdaroğlu’na güçlü bir itiraz bulunmuyor. İYİ Parti cephesinde ise CHP liderine ilişkin geçtiğimiz haftalardaki yoğun endişelerin azaldığı yorumları yapılıyor. Akşener’in toplantıda hangi isim gündeme gelirse gelsin, açıklanmadan önce kapsamlı bir kamuoyu araştırması yapılması fikrini gündeme taşıyacağı, bu kapsamda daha önce yapılan anket ve çalışmaların da değerlendirilmesini isteyeceği kaydediliyor.

CHP’de Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığı konusunda görüş birliği oluşurken kurmaylar, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı açıklandıktan sonra var olan tartışmalar sona erer ve altı parti de seçimi kazanmaya odaklanır. Burada yaratılacak sinerji Millet İttifakı’nın adayını 13’üncü Cumhurbaşkanı yapacak güçte. CHP’nin buna inancı tam, diğer partilerin de aynı inançta olduğunu görüyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Hem CHP hem de İYİ Parti kurmayları 2 Mart toplantısında bir isim üzerinde prensipte uzlaşma olsa da adayın açıklanmasının o gün olmayacağına dikkat çekiyor. Adayın Mart ayı ortasında gerçekleşecek büyük bir programla açıklanması hedefleniyor. Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta seçimlerin olması için 10 Mart’ta karar alması halinde bu tarihten sonraki bir hafta içinde hemen adayın açıklanacağına dikkat çekiliyor.

Geçiş süreci konuşulacak

İYİ Parti’de Kılıçdaroğlu isminden daha çok ise “eşit temsil”e itiraz var. Partilerin seçimi kazanması halinde oy oranlarına göre kabinede temsil edilmesini savunan İYİ Parti kurmaylarında, “tüm partiler eşit haklara sahip söylemi parti tabanlarında rahatsızlığa yol açıyor. Bu nedenle bu konu sık sık kamuoyu önünde değerlendirilmemeli” görüşü hâkim.

Eğer altılı masa seçimi kazanırsa, Cumhurbaşkanının hükümeti kurabilmesi ihtimali nedeniyle kabine dağılımı da yol haritasının önemli başlıklarından olacak. Kabinenin hangi partilerden oluşacağı, nasıl belirleneceği başlıkları netleştirilecek. Her partiye bir bakanlık verilmesi ancak oy oranları ve vekil dağılımına göre de diğer bakanlıkların dağılımının yapılacağı belirtiliyor. Geçiş sürecine dair yol haritasına son şeklinin toplantıda verilmesi hedefleniyor.

Listeler konuşulacak

Millet İttifakı, seçim kararı alınmasından sonra resmi olarak “ittifak” olacak. Adayın ve yol haritasının belirlenmesi sonrası ittifakın ortak protokolü de hazırlanacak ve Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim edilecek.

Ayrıca ittifakın seçime nasıl gireceğine dair çalışmalar da sürüyor. Altı partinin kendi logosu ile seçime girmesi için en az 41 seçim bölgesinde milletvekili adayı çıkarması gerekiyor. Bu durumda “en az 360 vekil” parolasıyla hareket eden altı parti, il il, bölge bölge hangi partinin hangi listede yer alacağına dair çalışmada da sona yaklaştı. Bu konuda seçim takviminin netleşmesi ile çalışmalara son şekli verilmesi de hedefleniyor.

Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den bazı isimlerinin CHP ve İYİ Parti listelerinden de seçime girebileceği ifade ediliyor.

HDP ne yapacak?

Seçimde en kritik partilerden olan HDP’nin de aday belirleme çalışmaları sürüyor. Millet İttifakı’nın belirleyeceği aday HDP’nin adayını belirlemesini de etkileyecek. HDP’de birçok kurmay Kılıçdaroğlu ismine olumlu bakıyor. HDP, adayın netleşmesi sonrası yapılacak bir çağrı ile CHP liderine destek verebileceği gibi kendi adayını açıklama sürecini de başlatabilecek.

Bu noktada HDP’nin aday çıkarması halinde seçimlerin ikinci tura kalıp kalmayacağına dair çalışmalar da etkili olacak. HDP kurmayları, deprem sürecine dikkati çekerek “Yeni bir siyasi tablo var. Aday çıkarıp çıkarmama konusu değerlendiriliyor” açıklaması da yapıyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Aday” Açıklaması: 2 Mart’ta Belirleriz Ama…

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Partisi ev sahipliğinde 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıya ilişkin, “Nasıl ki ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metnini, Anayasa taslağımızı belirledik ve belirlediğimiz başka bir tarihte açıkladık, Cumhurbaşkanı adayını da belirledikten sonra başka bir tarihte açıklarız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek‘e konuştu.

Deniz Zeyrek, yazısında şu bilgileri aktardı:

“AK Parti, CHP ve MHP kulislerinde seçimin ne zaman yapılacağına dair konuşmaları dinleme şansım oldu. Gördüm ki seçim tarihinde bir değişiklik yok: 14 Mayıs.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki odasında yaptığımız görüşmede YSK’nın bu tarihe “yetiştiremem, yapamam” gibi gerekçelerle itiraz etme hakkının olmadığına dikkat çekti. Kılıçdaroğlu, YSK’dan böyle bir talep gelirse bunun kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı tespiti AK Parti’li ve MHP’li yetkili isimler de teyit etti. Ortak görüş şu: Cumhurbaşkanı veya TBMM seçimleri yenileme kararı alırsa YSK yasadaki takvime göre hazırlıklarını tamamlamak zorunda.

Depremzedeler için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak da YSK’nın ödevi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’na Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı’nı da sorduk. Yarın yapılacak toplantıda adayın belirlenebileceğini ama hemen açıklanmayabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle dedi:

“Nasıl ki ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metnini, Anayasa taslağımızı belirledik ve belirlediğimiz başka bir tarihte açıkladık, Cumhurbaşkanı adayını da belirledikten sonra başka bir tarihte açıklarız.”

“Cumhurbaşkanı adayını açıklamak için özel bir tören düzenler misiniz” sorumuza da Kılıçdaroğlu “Hepsini 2 Mart’ta belirleyeceğiz” karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 10 Mart’ta Parlamento’yu yenileme kararı almasının Millet İttifakı’nın aday belirleme takvimini etkilemeyeceğini söyledi.”

Paylaşın