“İYİ Parti’de ‘İktidar İle Ortaklık’ Konuşuluyor” İddiası

İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor.

İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok. Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından sessizliğe bürünen İYİ Parti’de gözler 26 Ağustos Cumartesi günü Genel Başkan Meral Akşener’in Afyonkarahisar’da yapacağı açıklamalarda. Seçimlerin ardından tek konuşmasını partisinin kurultayında yapan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Afyonkarahisar’da gerçekleşecek açık hava etkinliğinde seçimlerden sonraki ilk halk buluşmasını gerçekleştirecek.

İYİ Parti’de, Afyonkarahisar Valiliği’nin izniyle Kocatepe eteklerinde düzenlenecek açık hava toplantısına katılımın yüksek olması beklentisi hâkim. Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk başta kapalı spor salonunda düzenleneceğini duyurdukları buluşmanın Kocatepe’de açık hava toplantısı olarak değiştirildiğini ifade ederek, 81 ilden vatandaşları etkinliğe davet etti.

Akşener’in konuşmasında İYİ Parti’nin “iktidar” hedefi için izlenecek yol haritasının çerçevesini çizmesi beklenirken, bu konuşma öncesinde yaşanan İYİ Parti bağlantılı gelişmeler ve Cumhur İttifakı paydaşlarından gelen çağrılar dikkat çekiyor.

26 Ağustos öncesinde Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme yaptığı yönündeki haberler de dikkatlerden kaçmadı. T24’ün haberine göre; Ankara’da silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öğretmen eşi Ayşe Ateş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) İYİ Parti’nin Grup danışmanı olarak görevlendirildi.

Ancak bu görev için Ayşe Ateş’in kadrosunun bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay gerekiyordu. Bakanlık bu görevlendirmeyi yapmayınca Akşener, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i aradı. Habere göre, buradan da sonuç alınamayınca Akşener Erdoğan ile görüştü ve sorun çözüldü.

Adını vermek istemeyen, İYİ Parti içerisinde Akşener’e muhalif eski bir yönetici, bu görüşmenin “ilginç” olduğunu söylerken, “Basit bir atama gerekçesiyle cumhurbaşkanının aranması bana gerçekçi gelmedi. Başka konular görüşüldüğünü düşünüyorum” iddiasında bulundu. İYİ Parti’den bu görüşmeye ve içeriğine dair herhangi bir açıklama ise yapılmadı.

Bu görüşmeden hemen sonra ve 26 Ağustos konuşması öncesi dikkat çeken bir haber de yargıdan geldi. Akşener hakkında, gizli tanık beyanlarına dayandırılarak yedi yıldır devam eden “FETÖ soruşturmasında” savcılık, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verdi. “Yağmur” kod adlı gizli tanık yedi sene önce “FETÖ’nün partilere sızmak istediğini bunun için Akşener isimli kişinin kullanıldığını” öne sürmüştü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu iddia üzerine yürüttüğü soruşturmada dava açmayıp soruşturmayı kapattı.

İYİ Parti kurmayı bu karara ilişkin DW Türkçe’den Kıvanç El‘e, “Bugüne kadar sonuçlandırılmaması yanlıştı. Baştan aşağı bir kara propaganda soruşturmasıydı” değerlendirmesini yaparken bu kararın tam 26 Ağustos öncesine denk gelmesine ilişkin soruya karşılık olarak ise “yorum yapma gereği duymadığını” ifade etti.

İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler ise bu kararın 26 Ağustos öncesi olmasının tesadüf olamayacağını savundu ve “İktidar İYİ Parti’ye bir mesaj veriyor. Bu mesaj MHP üzerinden başladı yerel seçime giderken de sürecek” yorumunu yaptı.

Muhalif bir kurmay da, İYİ Parti’den ayrılan Aytun Çıray’ın Cumhuriyet gazetesine yaptığı, “Kılıçdaroğlu’na seçimi Akşener’in masadan kalkması kaybettirdi. Bu hamle seçimi kim kazandıysa ona yaradı” açıklamalarını hatırlatarak, buna parti yönetiminin sessiz kalmasının da dikkat çekici olduğu yorumunu yaptı.

MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar

Bu gelişmeler öncesinde de MHP ve AK Parti’den dikkat çekici açıklamalar geldi. MHP lideri Devlet Bahçeli, İYİ Partililere yerel seçimde “komşu olmayı” yani ittifak yaparak seçimde iş birliği yapmayı teklif etti. Bahçeli, 2019 yılında da İYİ Partililere “yuvanıza dönün” çağrısı yapmıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Bahçeli’nin Ağustos ayı ortasında yaptığı son çağrıyı “Ülkemizin temiz kalpli insanlarını, milliyetçilerini, vatanseverlerini, Türkiye sevdalılarını ülke ve millet hayrına İYİ Parti’de de buluşmaya davet ediyoruz” sözleriyle geri çevirdi.

AK Parti’den de Bahçeli’nin ittifak çağrısına ilişkin dikkat çeken bir yorum geldi. Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “İYİ Parti’nin yeri PKK ve FETÖ’nün yanı değildir. Bir siyasi parti artık belirli bir süresi geçmiş, aktörleri belli olmuş ve tamamen de başka bir siyasi partinin arkasında piyon olmuş bir partinin söyleyeceği sözün vatandaşın nezdinde karşılığı olmaz” diyerek destek verdi.

Karşılıklı açıklamalar sürerken bu sefer İYİ Parti içerisinden MHP’ye yeni bir çağrı geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın, “üçüncü yolu kuralım” çıkışı yaparken milliyetçilerin birleşmesi gerektiği yönünde görüşlerini kamuoyuna açıkladı. Ancak bu çağrı MHP tarafından reddedildi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- üçüncü bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır” görüşünü dile getirdi.

Tüm bu açıklamalar karşısında İYİ Parti lideri Meral Akşener sessizliğini korudu. Akşener’in Afyon’daki açık hava etkinliğinde bu tartışmalara dair bir mesaj vermesi bekleniyor.

“İttifaklara dair iddialar asılsız”

Hem bu gelişmeler hem de MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar ışığında İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler partinin “Cumhur İttifakı’na yakınlaşacağını” iddia ediyor.

Parti içerisinde bir kesim ise CHP ile iş birliğinin belli alanlarda sürmesinden yana. Bilgi veren üst düzey bir kurmay, İYİ Parti’nin özellikle yerel seçimlerdeki kritik rolünün her kesim tarafından görüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle AK Parti’nin de MHP’nin de CHP’nin de kendileri ile yol yürümek isteyeceğini savunan kurmay, “İYİ Parti iktidar hedefi ile tek başına yola çıkacak. Kimseyle bugünden bir pazarlığa girip ‘gelin ittifak yapalım’ demeyeceğiz. Cumhur İttifakı’nda da Millet İttifakı’nda da yer alacağımız yorumları asılsız. İttifaklara dair bir karar yok” yorumu yapıyor.

Kendilerinin bir ittifak görüşmesi yapmayacaklarını ancak görüşmek isteyenlere hangi parti olursa kapılarının açık olacağı da parti yöneticileri tarafından ifade ediliyor. İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor. İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok.

Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek. Ancak burada İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi büyükşehirlerde farklı yol izlenebileceğinin de altı çiziliyor. Bunun gerekçesi olarak da parti kurmayları, yeniden aday gösterilmeleri ihtimali bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın İYİ Parti yönetiminde ve tabanında sevilen isimler olmasını örnek gösteriyor.

Ayrıca seçimler öncesinde bu isimlerin “cumhurbaşkanı adayı” olarak dahi dillendirildiği hatırlatılarak, “Cumhurbaşkanlığına onay verilen isimlerin belediye başkanlarına onay verilmemesinin çelişki olacağı” yorumları da yapılıyor. Ancak İYİ Parti’de bugünden bir destek açıklaması yapılmayacak ve öncelikli olarak CHP’deki kongre süreçlerinin tamamlanması ve adayların resmen belirlenmesine dair süreçlerin başlaması beklenecek.

Paylaşın

Eski İYİ Partili Aytun Çıray: Masadan Kalkma Krizi Yaşanmasaydı…

Masadan kalkma olayı hiç yaşanmamış olsaydı Kılıçdaroğlu’nun çok daha fazla oy alacağını dile getiren eski İYİ Partili Aytun Çıray, ‘‘MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, ‘İYİ Parti yüzde 13 alsaydı Kemal Bey kesinlikle seçilirdi’ diyor. Oyların o denli düşmesinin temel nedeni, Sayın Akşener’in ‘Benim başıma tabanca dayasalar masadan kaldıramazlar’ dedikten sonra masadan kalkması” dedi ve ekledi:

“Bu derin bir hayal kırıklığı yarattı, toplumun beklentilerini yok etti. İYİ Parti’nin oyları büyük oranda önce Muharrem İnce’ye daha sonra da Sinan Oğan’a gitti.”

14 Mayıs seçimlerinden önce İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Altılı Masa’dan ayrılması ve sonrasında masaya dönmesi sürecinde tanık olduklarını sosyal medya hesabından paylaşan Akşener’in o dönemki Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray, konuyla ilgili yeni açıklamalarda bulundu. Çıray, masadan ayrılma hamlesinin ardından İYİ Parti’nin oylarının düştüğünü ve Kılıçdaroğlu’nun seçimi kaybettiğini söyledi.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan Çıray, masadan kalkma olayı hiç yaşanmamış olsaydı Kılıçdaroğlu’nun çok daha fazla oy alacağını şu sözlerle dile getirdi: ‘‘MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, ‘İYİ Parti yüzde 13 alsaydı Kemal Bey kesinlikle seçilirdi’ diyor. Oyların o denli düşmesinin temel nedeni, Sayın Akşener’in ‘Benim başıma tabanca dayasalar masadan kaldıramazlar’ dedikten sonra masadan kalkması. Bu derin bir hayal kırıklığı yarattı, toplumun beklentilerini yok etti. İYİ Parti’nin oyları büyük oranda önce Muharrem İnce’ye daha sonra da Sinan Oğan’a gitti.”

Süreç boyunca birçok hatanın yapıldığına dikkat çeken Çıray, masa krizinin çok travmatik olduğunu vurguladı. Çıray, “Kemal Bey 2.5 puan daha alsaydı kazanacaktı. Bazı bürokratlar masalarını toplamaya başlamışlardı. Kaybettiklerini görüyorlardı. Ama o hadise moral bozukluğu yarattı ve bu öfkeye dönüştü. Eğer son kriz yaşanmasaydı, matematik Kemal Bey’in kazanabileceğini gösteriyordu” ifadelerini kullandı.

Çıray paylaşımında kendisinin de sorduğu ‘Bu hamle kime yarıyordu’ sorusuna ise, “Cumhurbaşkanlığı seçimini kim kazandıysa ona yaradı” yanıtı verdi.

Çıray açıklamalarının İYİ Parti’nin 26 Ağustos toplantısı öncesine denk gelmesinin “tesadüf” olduğunu belirterek, “Eğer İYİ Parti milletvekili söz konusu konuşmayı yapmamış olsaydı, konunun tarihe yanlış bir şekilde geçeceğini görerek bu açıklamayı yaptım. Yoksa böyle bir açıklamayı durduk yerde yapmazdım. Bizim devlet terbiyemiz buna müsait değil ama o kadar yalan yanlış açıklamalar yapılıyor ki izin veremezdim. Tarihin doğru yazılması lazım” ifadelerini kullandı.

“Siyasi olarak etik değil”

İki belediye başkanı fikrinin Erdoğan Toprak’tan yani CHP’den geldiğini söyleyen Çıray, “Bazı şeyler konuşulur, sorun varsa çözülür ondan sonra durduk yerde pişirip pişirilip karşı tarafın itibarını sarsacak şekilde gündeme getirilmez. Bu iki belediye başkanı yanına konulmasaymış Kemal Bey 40’larda bir oy alacakmış. Bu siyasi olarak etik değil. Herkes elini yıkayacak, bir tek Kemal Bey tek başına bu yenilgiyi yaşamış, tüm hatalar ona ait. Seçilemeyeceğini bile bile ortaya çıkmış bir insan tarifi yapılıyor. Bu hem tarihe hem de Kemal Bey’e haksızlık” dedi.

Aytun Çıray, o dönem Kılıçdaroğlu’nun belediye başkanlarını Akşener’e gönderdiğine dikkat çekerek, “İlginç olan şu, belediye başkanları ‘Biz aday olalım’ diye gitmiyorlar. ‘Masaya oturun Kemal Bey aday olsun’ diye gidiyorlar’’ dedi. Konunun kişisel ve duygusal olmadığına söyleyen Çıray, “Öyle olsaydı ben CHP’den ayrılıp sonuçları ne olacağı belli olmayan bir maceraya girerek İYİ Parti’ye kurucu olmazdım. Arka arkaya gelen birçok açıklamadan sonra bu açıklamayı yapmayı tarihe ve milletvekilliğini yaptığım CHP’ye bir borç kabul ettim” diye konuştu.

Paylaşın

Akşener Hakkındaki “FETÖ” Soruşturmasında Takipsizlik Kararı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016 yılında “FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) suçlaması” iddiasıyla başlatılan soruşturmada 7 yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar çıktı.

İYİ Parti lideri Akşener soruşturmayla ilgili 2019 yılında “Hakkımda yapılan soruşturmanın, ‘At izi mi, it izi mi?’ olduğunun tespiti, sürecin sorumlularının belirlenmesi ve FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması için soruşturma üzerindeki gizlilik kararının ivedi olarak kaldırılmasını ve ifademe başvurulmasını talep ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında, 2016 yılında “gizli tanık” beyanlarına dayandırılarak; “FETÖ suçlaması” iddiasıyla başlatılan soruşturmada savcılık, yedi yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. “Lekelenmeme hakkının, suçsuzluk karinesinin bir sonucu olduğunun” belirtildiği kararda, “Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı” değerlendirmesi yapıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında; Cizre’den “Yağmur” kod adlı bir gizli tanığın iddiaları üzerine, 2016 yılında, “FETÖ üyeliği” iddiasıyla ile soruşturma başlatmıştı. Soruşturmada gizlilik kararı alınmıştı.

Akşener, pek çok açıklamasında hakkındaki soruşturmayı anımsatmıştı. Akşener, “Siz devletsiniz, böyle bir iddiayı ciddiye aldığınız anda bile, gelip beni almanız gerekir. Ya gereğini yapın ya da bu saçmalığa bir son verin” demişti. Akşener, avukatı aracılığıyla birçok kez savcılığa başvurmuş, ifadesinin alınmasını istemişti. Akşener’in talepleri yerine getirilmemişti.

ANKA’nın haberine göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın açılmasından yaklaşık yedi yıl sonra, 22 Ağustos 2023’te kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Karar, bugün avukatı aracılığıyla Akşener’e tebliğ edildi.

Kararda, şu değerlendirmeler yapıldı: “Suçsuzluk karinesinin, adil yargılanma hakkının uzantısı olan temel bir hak olduğu, lekelenmeme hakkının da suçsuzluk karinesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı gözetilerek,

… Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğuna, örgüt ile hiyerarşik bağ kurup; süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren eylemlerde bulunarak silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ve bunu son döneme tek sürdürdüğüne ilişkin hakkında kamu davasının açılmasını haklı kılacak nitelikte her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.”

“Terör örgütlerine asla geçit yoktur”

Bu arada İYİ Parti Sözcüsü ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, karara ilişkin bir açıklama yaptı. Zorlu’nun sosyal medya hesabından “Bir iftira ve kara propagandanın çöküşü” başlıklı açıklaması şöyle:

“Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener ile ilgili olarak, (sözde) bir gizli sanığın iddiaları ile 2016 yılında başlatılan, (sözde) FETÖ soruşturmasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ağustos 2023 (dün) tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Unutmamak gerekir ki, Genel Başkanımız, gizlilik kararıyla yürütülen bu soruşturmada ifade vermek için birçok kez Savcılığa başvuru yapmış; “Bu iddianızı ispatlayıp, gereğini yapın. Ben buradayım.

İspatlayamazsanız da şerefsizsiniz” demiş olmasına rağmen ifadesine bile başvurulmamıştı. Aradan geçen 7 yıl sonra çıkan bu karar, söz konusu soruşturmayı bahane ederek yalan ve iftira kampanyası yürütenlere, onların kullanışlı aparatlarına çok geçte olsa hukuk zemininde verilmiş net bir cevaptır. Bizim nazarımızda zaten “yok hükmünde” olan bir iftira resmi bakımdan da yerle yeksan olmuştur. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki: İYİ Parti’nin ve Genel Başkanımızın olduğu yerde terör örgütlerine asla geçit yoktur… Saygılarımızla… “

Paylaşın

İYİ Parti İle MHP Arasında 3. Yol Polemiği: Akşener’le Görüştüm

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmış ve sonrasında karşılıklı açıklamalar gelmişti.

Karşılıklı açıklamalar, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın’ın, “Komşuluk yetmez, yeni bir yol arkadaşlığına ihtiyacımız var” açıklamasıyla yeni bir boyut kazanmıştı.

Bahçeli’nin çıkışına “Üçüncü yol” çağrısı yapan Akalın, son olarak, çağrıdan önce İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile konuştuğunu söyledi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Akalın, Halk TV’de Şule Aydın ile Kayda Geçsin’in konuğu oldu. Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel’in sorularını yanıtlayan Akalın, “Parti içerisinden “Üçüncü Yol” çağrısına yanıt veren oldu mu?” sorusuna, “Tabanın bu çağrıya çok olumlu bir bakışı olduğunu biliyorum” yanıtını verdi.

“Akşener’in bu çağrıdan haberi var mıydı?” sorusuna da yanıt veren Akalın, “30 yıldır siyaset yapıyorum ben. Konuştuk” dedi.

MHP ile birlikte yerel seçimde ittifak yapılır mı sorusuna yanıt veren Akalın, “Bizim Türkiye’ye üçüncü bir yol açmamız gerekiyor. Türk milliyetçilerinin 21. yüzyılda onu kuran fikrin sahiplerinin onu yeniden yönetmesi idealine de canı gönülden inanıyorum” dedi.

AKP ve MHP’nin ittifakına ilişkin 15 Temmuz Darbe Girişimini anımsatarak konuşan Akalın, “Darbe teşebbüsü çok büyük bir hadiseydi. Bunu bazıları ucuzlaştırmaya çalıştılar. Tahmin ediyorum, böyle bir tavır göstermelerinin sebebi -onlar da Türk milliyetçisi insanlar- orada bir başka ağır durum söz konusu olduğu için böyle bir yorum yaptılar diyorum. Ben böyle yapmam o ayrı mesele. O günün koşullarında böyle bir yorum yapmış olabilirler ama bugün o koşullar değişti” dedi.

Akşener’in beklenen “26 Ağustos” açıklamasına ilişkin de konuşan Akalın, “Temel koordinatlarını verecektir sayın genel başkanımız. Somutlaştırılması Ekim ayını bulacaktır” dedi.

Ne olmuştu?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, Twitter hesabından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “komşuluk” çağrısına cevap vererek, “Komşuluk yetmez, yeni bir yol arkadaşlığına ihtiyacımız var” demişti.

Akalın sözlerine şöyle devam etmişti: “Diğer yandan tüm ömrünü bir davaya vakfetmiş ve hayatta tek arzusu Türk milliyetçiliğinin iktidarını görmek olan milliyetçi/ülkücü harekete de bir iktidar borcumuz var. Türk milliyetçilerinin iktidarı ise ancak yeni bir ‘Türk Çağı’nı başlatacağımız, üçüncü yolu açmaktan geçmektedir. İnanıyorum ki bu çağrı milletimizin ekseriyetinde de büyük karşılık bulacaktır.”

Akalın’ın sözlerine MHP cephesinden gelen yanıtta ise MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, açıklamasında, “Son seçimlerde seçmen kitlesinin genel temayülü analiz edildiğinde ortaya çıkmıştır ki Türk milliyetçiliği ülküsü; açıktan bölücülük yapanlar hariç olmak üzere, bütün siyasi partilerin yönelimini, bütün kesimlerin rengini ve eğilimini tayin etmektedir.

Yalnız Türkiye’de değil, dünyada da giderek yükselen bir değer konumundaki milliyetçilik; Türkiye’nin iç dinamikleri kadar, uluslararası ilişkiler bağlamındaki bölgesel ve küresel hamlelerine de istikamet vermektedir” ifadesini kullanmıştı.

“Türkiye’de öteden beri politik gündemin belirleyici ve sürükleyici unsuru olarak öne çıkan milliyetçilik, şu sıralarda, içine düştükleri siyaset çıkmazında bocalayan kimi çevrelerce 3. yol olarak gösterilmeye çalışılmaktadır” sözleriye İYİ Parti’ye göndermede bulunmuştu.

Paylaşın

Eski İYİ Partili Çıray, Akşener’in Altılı Masaya Nasıl Döndüğünü İlk Defa Açıkladı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin üzerinden 3 aya yakın bir süre geçmiş olsa da, İYİ Parti, CHP, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan Millet İttifakı veya Altılı Masa seçimi neden kaybetti tartışmaları devam ediyor. 

Tartışma başlıklarından biri de, Meral Akşener’in Altılı Masa’dan kakıp tekrar geri dönüşünün seçmen üzerindeki etkisi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Altılı Masa’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için hemfikir olunduğunda Masa’dan kalmış, oldukça sert bir basın toplantısıyla kararını duyurmuştu.

Ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcısı adayı gösterildiği formülle Masa’ya geri dönmüştü.

Eski İYİ Parti Milletvekili Aytun Çıray, sosyal medya hesabından, Meral Akşener’in Maya’ya nasıl döndüğünü ilk kez açıkladı.

Çıray, “Bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst ‘arkadaşım’ Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi. Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı” ifadelerine yer verdiği açıklamasında krizin perde arkasını şöyle anlattı:

“Birinci sıradan kontenjan milletvekili yapılan İYİ Parti’li, Gürkan Hacir’in “Taksim Meydanı” programında.. “Meral Hanım’a dua edin” diye başlayarak.. “O masadan kalkmasaydı ve cumhurbaşkanı adayı olmasını istediği belediye başkanlarını -cumhurbaşkanı yardımcısı olacak şekilde- o karenin içine koymasaydı -Kemal Kılıçdaroğlu- %48 de oy alamazdı” mealinde bir açıklama yapınca.. Yaşadıklarımı yazmam artık millete ve tarihe karşı zorunlu bir görev oldu diye düşündüm.

Hatırlayalım… 3 mart 2023 tarihinde Akşener, hepimize büyük sürpriz olan “Altılı Masa”dan kalkarken konuşmasını şöyle tamamlamıştı: “Dün nihayet ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. 5 siyasi parti tek bir ismi dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ‘evet’ dedi. Biz iki ismi beyan ettik, Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’ydu. Yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar 85 milyonun kutlu zaferine tercih edilmiştir. Şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edildi. Üzülerek söylüyorum ki dün itibarıyla 6’lı masa artık millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Ne kumar masasında ne de noter masasında olmayacağız.”

Ama aynı gün Ekrem İmamoğlu da bir açıklama yapmış ve “Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı diye bir mesele yok ki… Her CHP’linin adayı genel başkanıdır. Benim de adayım Genel Başkan’dır.” demişti. Yani İmamoğlu, Akşener’in “kazanacak aday”ı aday olmadığını, Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini açıklayarak Akşener’i tekzip ediyordu. Mansur Yavaş ise 1 martta yaptığı söyleşide: “Kılıçdaroğlu ve Akşener’in iradesi dışında hiçbir harekete girmem” demişti. Eh Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin iradesi belli olduğuna göre Yavaş da aday değildi. Masa’da aday gösterdiğini söyledikleri Başkanlar, “biz aday değiliz” dediklerine göre Meral Hanım onları neye dayanarak aday göstermişti? Esasen Masa’yı dağıtmasının anlamı neydi? Bu hamle kime yarıyordu?

Bütün bu soruların cevapları elbette ortaya çıkacaktır. Ancak “Taksim Meydanı” programı göstermiştir ki… Bu cevapları ortaya çıkaracaklar için doğru bilgiler gerekiyor. Bu nedenle Meral Hanım’ın tekrar Masa’ya oturmasını sağlayan sürecin.. Ve Belediye Başkanlarının kim tarafından, neden ve nasıl “cumhurbaşkanı yardımcıları” olmalarına karar verildiğinin doğru bilinmesi gerekiyor.

(Anlatacaklarım saat saat belgelidir.) O günlerde Akşener’in Başdanışmanları olarak ben, Turhan Çömez, Ahmet Fakıbaba ve Birol Aydemir sürekli durumu izleyip irtibat halinde oluyorduk. 4 Mart akşamı Turhan Bey beni arayarak durumun vahim olduğunu ve buluşmamız gerektiğini söyledi. “Masa’ya tekrar otuması için Meral Hanım’ı ikna edecek biriyle ertesi sabah buluşacağını” da anlattı. O akşam dördümüz 5 mart öğle saatlerinde Atakule’de buluşmaya karar verdik. Buluştuk. Saatlerce konuştuk. Birol Bey, güvenilir anket firmalarının sahipleri ile konuşmalarını ve kendi hesaplamalarını anlatarak durumun vahim olduğunu matematiksel olarak ortaya koydu. Turhan Bey’e “sorunu çözerim” diyen kişi ise benim de tanıdığım biriydi ve etkisi olamazdı, nitekim olamadı.

O gün sabah bana gelen bir ankete göre İYİ Parti % 6,4’e düşmüştü. Kendi yaptırdığım ankette ise İzmir’de İYİ Parti oyları % 6,8 idi. Bu Türkiye anketini de doğrulamaktaydı. “Eyvah!” dedim ve sabah Kılıçdaroğlu’nun güvendiği.. 3 marttan itibaren de istişarelerde bulunduğumuz Erdoğan Toprak’ı aradım.. “Sayın Bakanım” dedim, “durum tahminimizden fazla vahamet arz ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirinde bir araya gelelim.” İstanbul’daymış… “Hemen yola çıkıyorum” dedi.

Arkadaşlar Atakule’de beklerlerken öğleden sonra TBMM’deki odamda Toprak’la buluştuk. Meral Hanım’ı onore ederek masaya oturtacak bir formül gerekiyordu. O öneri Erdoğan Toprak’tan, yani CHP’den geldi: “Kemal Bey, Akşener’in aday yapmak istediği belediye başkanlarını cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağını açıklasın ve bunu da İYİ Parti önermiş olsun.” “Tamam” dedim, “ben şimdi Sayın Akşener’e bu teklifi götüreyim. Daha sonra tekrar bir araya geliriz.”

Şahit olması için Turhan Çömez’i de alarak Akşener’e gittim. Bilge Yılmaz da oradaydı. Olduğu gibi anlattım. Çömez’le birlikte neden tekrar Masa’ya dönülmesi gerektiği konusunda görüşlerimizi de ilettik. Akşener, “Bilge tekrar masaya oturmaya karşı; ama bu öneri değerlendirmeye değer,” dedi.

Tekrar Meclis’te buluştuğumuz Toprak’a Meral Hanım’ın sözlerini ilettim. “Yumuşama var, artık Kemal Bey doğrudan devreye girmeli” dedim. “Tamam” dedi, Erdoğan Bey, “zaten İstanbul’dan Ekrem Bey’i de çağırdı.” Sonra süreci çok geç saatler kadar izledim.

“Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı”

Değerli okurlar.. Kulislerde söz edilse de.. Bu konuda ne ben ne Erdoğan Bey bu güne kadar konuştuk. Terbiyemiz elvermezdi. Ancak bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst “arkadaşım” Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi.. Herkes elini yıkayıp sıvışırken “Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!” demedikleri kaldı. Bir de.. Dönemin tarihini yazacak olanlara doğru bilgiler ulaşsın istedim.

Yaptıklarım ve yazdıklarım bir kısmınızın hoşunuza gitmeyebilir.. Zaten “devlet!”in bazı mahfillerinde hoş karşılanmamış olmalı ki.. Birincisinde başarılamayan tasfiye operasyonunun ikincisi ile karşılaştım. Vatan sağolsun!”

Paylaşın

İYİ Partililer: Yerel Seçimlerde Kimseye İttifak Teklifi Yapmayacağız

İYİ Parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor.

Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Afyon Valiliği, İYİ Parti’nin Büyük Taarruz’un yıldönümünde gerçekleştireceği program için yaptığı başvuruya onay verdi. Valiliğin ilk onayı sadece 26 Ağustos günü için geçerli olsa da İYİ Parti’nin etkinlik hazırlıkları için bir gün öncesinden alana girme talebi olumlu karşılık buldu ve Afyon Kocatepe eteklerinde bulunan açık alan 25-26 Ağustos günlerinde İYİ Parti’ye tahsis edildi. İYİ Parti’nin Afyon etkinliğinin Afyon Valiliği’nin Büyük Taarruz’un 101’inci yıldönümü için düzenlediği resmi etkinliklerin ardından başlayacağı belirtildi.

İYİ Parti’nin tüm il ve ilçe örgütleri 26 Ağustos günü Afyon’da olmak üzere planlama yapmaya başladı. Tüm illerden otobüslerin kaldırılacağı etkinlik günü için sosyal medyada da duyurular yapılmaya başlandı.

Etkinlik günü için gerekli hazırlıları da genel merkezle birlikte partinin Afyon İl Başkanlığı yürütüyor. Etkinliğin düzenleneceği alanda Türk devletlerini simgeleyen çadırların kurulması, süslemeler yapılması, ses sistemi hazırlanmasıyla birlikte bir şölen havası oluşturulması hedefleniyor.

Türkiye’nin 81 ilinden gelen İYİ Partililer 26 Ağustos günü saat 12.00 itibariyle kendileri için hazırlanan alana alınmaya başlanacak. Akşener’in büyük önem atfedilen konuşması ise saat 14.00 civarı başlayacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İYİ Parti’nin yol haritasını ortaya koyacağı ve siyasette yeni bir başlangıç olacağı ifade edilen 26 Ağustos konuşmasında vereceği mesajlar da merak konusu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın İYİ Parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre İYİ Parti lideri Akşener 26 Ağustos konuşmasında yerel seçim ittifaklarına ya da iş birliklerine değinmeyecek. Bunun sebebi başta CHP olmak üzere iş birliği yapılması muhtemel siyasi partilerin kongre süreçlerini tamamlamamış olması. İYİ Parti yönetimi ittifaklara ilişkin bugünden net söylemlerde bulunmanın siyaseten bir karşılığı ve gerçekliği olmayacağını düşünüyor.

“Kimseye ittifak teklifi yapmayacağız”

Ancak parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor. Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Yerel seçimlerin genel seçimlere göre farklı bir dengesi olduğunu da belirten İYİ Partililer, bazı kentlerde o kentlerin dengelerinin, sosyolojilerinin gözetileceği, yerelin menfaatinin önceleneceği iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söylüyor. “Yereli hak ettiği gibi, dürüstçe, hizmet odaklı, teröre mesafeli bir biçimde” yönetecek adaylar ve partilerle il ve ilçe odaklı görüşmeler yapılabileceği kaydediliyor. Gelecek ittifak ve iş birliği tekliflerinin o gün masaya yatırılacağı ifade ediliyor.

Yerel seçim ittifaklarına konuşmada değinilmeyecek olmasının bir başka sebebi de Akşener’in yerel seçimlerin ötesinde, daha genel bir perspektif çizecek olması. Bir sonraki genel seçimlerde partisinin iktidar iddiasını ortaya koyacağı ifade edilen Akşener’in Türkiye’yi iki kutuplu siyasetten çıkararak toplum için yeni bir umut yaratmayı hedefleyeceği ifade ediliyor. Akşener’in merkezde konumlanmış, iki kutup arasında sıkışmamış ve iktidara odaklanmış bir İYİ Parti’yi tarif edeceği belirtiliyor. İYİ Parti’nin yerel seçimleri iktidar için bir adım olarak değerlendireceği kaydediliyor.

Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekilecek

Akşener’in ekonomi, dış politika, adalet, göç gibi sorunlara değinmesi ve partisinin bu sorunları çözmeye aday olacağını ifade etmesi beklenen konuşmasında demokrasi, insan hakları, eşitlik, liyakat ve denge ve denetleme ilkelerine bağlılık vurgusu yapacağı da ifade ediliyor. Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekmesi beklenen Akşener’in sağ-sol, Türk -Kürt, Alevi-Sünni gibi ikilemlerden çıkaracak, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir siyasi hat çizeceği belirtiliyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Parti’ye yaptığı “Yerel iktidarda komşu olalım” çağrısıyla gündeme gelen “milliyetçi siyasi partiler arasında birliktelik olur mu” sorusuna Akşener’in cevabı da merak ediliyor. 26 Ağustos konuşmasında Akşener’in MHP ve İYİ Parti arasındaki güncel çağrılara, karşılıklı mesaj ve açıklamalara değinmesi beklenmezken yeni bir milliyetçilik tarifi yapmasının sürpriz olmayacağı ifade ediliyor.

Akşener’in ‘hamasetten uzak, tüm Türkiye’yi kapsayan, herkesin değerlerine saygı duyan, ötekileştiren değil kucaklayan, otoriter değil demokrat bir milliyetçilik’ tarifi yapması bekleniyor. Türk milliyetçilerine olduğu kadar sosyal demokratlara, muhafazakarlara, Kürtlere ve diğer tüm etnik ve dini gruplara hitap etmesi beklenen Akşener’in partisini dar bir alana hapsetmeyecek bir konuşma yapacağı kaydediliyor.

Paylaşın

İYİ Partili Türkkan: Seçime Tek Başına Girmek Daha Doğru

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Partili Türkkan, “Hem partimizin mensuplarıyla hem de seçmen tabanımızla yaptığımız görüşmelerde, İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim. İYİ Parti, Türkiye’yi yönetme arzusu olan kadroların kurduğu bir parti. Partinin geleceğiyle ilgili de mutlaka müstakil hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyorlar” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti’nin bundan sonra herhangi bir ittifaka gerek kalmaksızın tek başına seçime girmesinin doğru olacağını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetme endişesi var. Bana göre iyi çalışan oraları mutlaka kazanır, Türkiye’yi kaybettin, belediyeyi kazansan ne olur, kazanmasan ne olur.”

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, konuk olduğu “Gürkan Hacır ile Taksim Meydanı” programında 14 Mayıs seçimlerindeki aday belirleme tartışmalarına ve yaklaşan yerel seçimlere yönelik açıklamalarda bulundu.

TV100’de yayınlanan programda, “Meral Hanım o masadan kalkmasaydı çok daha ağır sonuçla karşı karşıya kalırdık” diyen Türkkan, “Eğer Akşener, Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nu bu işin içine koymasaydı, çok ciddi bir farkla kaybederdik, ‘Meral Hanım’a güveniyoruz, Kemal Bey’in adaylığının önüne geçin’ diyen CHP milletvekilleri vardı” ifadelerini kullandı. Lütfü Türkkan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

2022 yılında 6’lı Masa bir seçim ittifakına evrilince durum değişti. Ondan sonra gelişmeler git gide sıkıntılı bir hal aldı. Cumhuriyetle, Atatürk’le problemi olmayan partiler CHP ve İYİ Parti ama Atatürkçü söylemlere karşı post Kemalist söylemlerde bulunan, Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili tartışmalara açık olduğunu söyleyen birileri gelince, o ittifakın milliyetçi kalkanı olan İYİ Parti’nin bir özelliği kalmadı

Mansur veya Ekrem Bey’in kazanacağına inanıyorduk. Evet, anketler de onu söylüyordu, biz de söylüyorduk. O dönemdeki bütün anketlerin tamamında hem Mansur Bey hem Ekrem Bey öne çıkıyordu. Bunu 6’lı Masa’ya kabul ettiremedik. Kemal Bey’in adaylığı konusunda ittifak yapmış diğer partiler de olunca, bu masadan başka aday çıkmadı. Meral Hanım ‘Aday değilim’ diyerek çok büyük bir fedakarlık gösterdi. CHP’li birini aday göstermek bu adaya duyulan saygıyla ilgilidir. Meral Hanım’ın yaptığı fedakarlığı keşke diğer liderler de yapsaydı. Bugün DEVA ve Gelecek partisi İnşallah yerel seçimlere tek başına girecek, merak ediyorum ne kadar oy alıyorlar. Belki de benim yanıldığım bir sistem var bu işin içerisinde.

Biz bir partiyiz, bu parti görüşünü beyan eder. Dua edin Meral Hanım masadan kalktı. Meral Hanım o masadan kalkmasaydı çok daha ağır sonuçla karşı karşıya kalırdık. Eğer Akşener, Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nu bu işin içine koymasaydı, çok ciddi bir farkla kaybederdik, ‘Meral Hanım’a güveniyoruz, Kemal Bey’in adaylığının önüne geçin’ diyen CHP milletvekilleri vardı.

“İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim”

Hem partimizin mensuplarıyla hem de seçmen tabanımızla yaptığımız görüşmelerde, İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim. İYİ Parti, Türkiye’yi yönetme arzusu olan kadroların kurduğu bir parti. Partinin geleceğiyle ilgili de mutlaka müstakil hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyorlar. İYİ Parti’nin bundan sonra herhangi bir ittifaka gerek kalmaksızın tek başına seçime girmesinin doğru olacağını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetme endişesi var. Bana göre iyi çalışan oraları mutlaka kazanır, Türkiye’yi kaybettin, belediyeyi kazansan ne olur, kazanmasan ne olur.

Paylaşın

MHP’den İYİ Parti’nin Üçüncü Yol Önerisine Yanıt

İYİ Parti kanadından gelen 3’üncü yol önerisine yanıt veren MHP’li Yalçın, “Türkiye’de öteden beri politik gündemin belirleyici ve sürükleyici unsuru olarak öne çıkan milliyetçilik, şu sıralarda, içine düştükleri siyaset çıkmazında bocalayan kimi çevrelerce 3. yol olarak gösterilmeye çalışılmaktadır” dedi ve şöyle devam etti:

“Şapkadan tavşan çıkarmaya benzeyen bu beyhude gayretlerin arkasında, Türk milliyetçiliği davasının tartışmasız yegâne temsilcisi mevkiindeki MHP’nin siyasetteki itibar, ağırlık ve etkisini görmezden gelen ümitsiz ve kör bir inadın varlığı saklanmaktadır. Türk milliyetçiliği davasının 54 yıllık alemdarı ve bu davaya gönül verenlerin yuvası olan MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- 3. bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın partisinin kongre sürecine dair yazılı açıklama yaptı.

Gazete Duvar‘ın aktardığına göre; Yerel seçim hazırlıklarına başlandığını, 9 Ağustos tarihi itibariyle kongre sürecine girildiğini, 20 Ağustos günü itibarıyla 442 ilçenin kongreleri tamamlandığını belirten MHP’li Yalçın, 23 ilin ilçe kongrelerinin tamamlandığını belirtti.

Partisinin 14’üncü Olağan Büyük Kurultayı’nın gerçekleştirileceği tarihin kongre sürecinin tamamlanmasının ardından ilan edileceğini ifade eden MHP’li Yalçın siyasi gelişmelere dair de değerlendirmelerde bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli geçtiğimiz hafta İYİ Parti’ye yönelik, “Yerel iktidarda komşu olalım” çağrısında bulunmuş İYİ Parti kanadı ise MHP’ye milliyetçilerin oluşturduğu 3’üncü yolu işaret etmişti. İYİ Parti kanadından yapılan ‘3. Yol çağrılarına’ da yazılı açıklamasında yanıt veren MHP’li Yalçın, “Türkiye’de öteden beri politik gündemin belirleyici ve sürükleyici unsuru olarak öne çıkan milliyetçilik, şu sıralarda, içine düştükleri siyaset çıkmazında bocalayan kimi çevrelerce 3. yol olarak gösterilmeye çalışılmaktadır” dedi ve şöyle devam etti:

“Şapkadan tavşan çıkarmaya benzeyen bu beyhude gayretlerin arkasında, Türk milliyetçiliği davasının tartışmasız yegâne temsilcisi mevkiindeki MHP’nin siyasetteki itibar, ağırlık ve etkisini görmezden gelen ümitsiz ve kör bir inadın varlığı saklanmaktadır. Türk milliyetçiliği davasının 54 yıllık alemdarı ve bu davaya gönül verenlerin yuvası olan MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- 3. bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır.”

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere dair de değerlendirmelerde bulunan MHP’li Yalçın, yerel seçimlere hazırlık sürecinin resmen başladığını söyledi, “MHP; büyük bir ciddiyet ve sorumluluk bilinci içinde Yerel Seçimlere odaklanırken, kongre sürecini de başlatmak suretiyle teşkilatlarını yeni bir ivmeyle harekete geçirmiştir” dedi.

MHP’li Yalçın Millet İttifakı’nda yer alan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu da yaptığı açıklamada hedef aldı. MHP’li Yalçın, “Milletimiz; CHP’yi dolandırarak partilerine TBMM’de bedavadan koltuk kazandıran Beleş Ali, Asalak Ahmet, Tufeyli Temel gibi siyaset vurguncularının demokrasimize verdiği zararları telafi etmek için çoktan harekete geçmiştir” dedi. Seçimlerde Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin kazanılacağını vurgulayan Yalçın şöyle sözlerini sürdürdü:

“Cumhurbaşkanlığı Seçimiyle Genel Seçimlerde siyasete çekidüzen vermek ve emaneti yeniden ehline teslim etmek üzere milletimizin sandıkta attığı bilinçli adımların, Yerel Seçimlerde de tekrarlanacağına şüphe kalmamıştır. Başta İstanbul ve Ankara gibi metropol kentlerimiz olmak üzere bazı il ve ilçelerimizin kaderlerini geçici olarak CHP ile yancılarına teslim eden ve büyük bir pişmanlık yaşayan milletimiz, yeniden doğru tercihe yönelecektir.

Muhalefetteki partilerce kazanılan belediyelerdeki yönetim beceriksizlikleri yüzünden çok sayıda il ve ilçemiz; altyapısızlığa, yatırımsızlığa ve günümüzde tehditleri giderek artan doğal afetlere karşı çaresizliğe mahkûm edilmiştir. Bilhassa İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları görevlerini yerine getirmek ve hizmet sunmakla mükellef oldukları illeri bırakıp seçim ve propaganda gezileriyle politik sükseye zaman ayırmışlardır. Aynı başkanlar bugün de iki büyük metropol kentimizin çözüm bekleyen birikmiş sorunlarından çok, CHP’nin yönetim kavgalarına ve bu partiye baş olma entrikalarına odaklanmışlardır.”

“MHP beklenenin üzerinde bir performans gösterecektir”

Seçmenlerin 31 Mart’taki yerel seçimlerde MHP’ye büyük bir teveccüh göstereceğini ifade eden Yalçın, “Bu yüksek idealin maşeri vicdana sinmesini ve yönetim anlayışına yön vermesini sağlayan MHP; yerel seçimlerde de yine beklenenin üzerinde bir performans gösterecektir. Partimiz, 31 Mart 2019’da kaybedilen belediyeler de dâhil olmak üzere birçok il ve ilçede seçimi kazanacaktır” ifadelerini kaydetti.

Paylaşın

MHP İle İYİ Parti Arasında İttifak Polemiği: Akşener, MHP’den Ürkmektedir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmış ve sonrasında İYİ Partili ve MHP’li kurmaylardan karşılıklı açıklamalar gelmişti.

Son olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’da konuya ilişkin açıklamada bulundu. Semih Yalçın, açıklamasında, “Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir” dedi ve ekledi:

“Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır.  Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz. Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır.”

Açıklamasının devamında, “Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır” diyen Yalçın’ın özetle şu ifadeleri kullandı:

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İP’e yönelik komşuluk çağrısı hâlâ gündemdeki yerini korumakta, hem medyada hem de kamuoyunda mesele üzerindeki tartışma ve değerlendirmeler sürmektedir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin İP’e dönük daveti; karşılıklı siyasi yaklaşma, yumuşama, gerginliği azaltma ve peşin hükümleri ortadan kaldırma yolunda atılmış bir adım, bilgece sergilenmiş bir siyasi diplomasi örneğidir.

Ne yazık ki çağrının muhataplarınca böylesi bir fırsat “iyi” değerlendirilememiş, enine boyuna düşünülüp istişare edilmeden büyük bir siyasi nezaketsizlik ve seviyesizlikle reddedilmiştir.

Sayın Devlet Bahçeli; sadece MHP’nin lideri değil, aynı zamanda devletimiz için varlığı itimat telkin eden akil bir insan, büyük bir dava adamı ve bilge bir Türk milliyetçisidir.

Onun büyük bir içtenlik, serinkanlılık ve barışçı tavırla yaptığı davete; muhatabı yerine yetkili yetkisiz, akıllı akılsız, köklü köksüz bir takım isimlerin cevap vermesi, İP’in siyasi terbiye kültürünün, politika adabının oluşmadığını, olgunlaşmadığını göstermiştir.

Söz konusu davetin birinci muhatabı İP Müdiresi Meral Akşener’dir, ancak Müdire Hanım sessizliğini koruyup susmaktadır. Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir.

Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır. Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz.

Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır. İP’i siyasi literatürde tarif eden uygun, yerine oturan ifade, kavram ve kelimeler de bulunmamaktadır. Bu parti, CHP’ye veya bölücü terör örgütünün siyasi acentesi HDP’ye nispetle tanımlanabilmektedir. İP; bu bağlamda bir yancı, iş birlikçi veya kuyruk sokumu parti görünümündedir.

İP’in ikinci büyük sorunuysa başındaki kişinin liderlik hassasının bulunmayışı ve siyaset etme yeteneğinin kıt oluşudur. Meral Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır.

Bu durum, İP açısından muhataralı, güvensiz ve muammalı bir siyasi gelecek tablosu çizilmesine yol açmaktadır. Hâlbuki gelecek yıl yapılacak 31 Mart Yerel Seçimlerinde millet, İP’i kendi kurumsal kimliğine sahip bir parti olarak müstakil surette seçimlere girecek kemal, yetkinlik ve cesarette görmek isteyecektir.

Oysa İP sözcüleri hâlâ denenmiş ve hüsrana sebep olmuş ittifakla ayakta kalma derdindedir. Bütün bunlardan daha önemlisi; İP, MHP’nin kötü bir taklitçisi ve rol çalıcısı mı olacak, yoksa kendine yeni ve farklı bir siyasi gömlek mi biçecektir, milletimiz buna bakacaktır. Çünkü MHP varken MHP’cilik oynayanlara millet itibar etmeyecektir.

Bu bağlamda 26 Ağustos’ta İP Müdiresi Meral Akşener’in ortaya koyacağı tavır, bu partinin nerede konumlanacağına dair belirleyici unsur olacaktır. Bilindiği üzere 26 Ağustos, Millî Mücadele’nin en önemli safhalarından birinin, müstevlilere son büyük darbenin vurulduğu Büyük Taarruz’un başlangıcıdır.

Ne var ki taarruz eylemi ve tabiri, İP’in güdük ve şekilsiz siyasi müktesebatına sığmamaktadır. Zaten İP; bugüne kadar siyaset hayatımızda hücum yerine sürekli geri çekilmeyi, ricatı seçmiştir. İP; kazanmaya değil, kaybetmeye tiryaki olmuştur.

İP, kendine hep yanlış yol arkadaşları seçmiştir. Şurası bir hakikattir ki İP, küresel ısınmanın Türk siyaset hayatındaki aşırı sıcak izdüşümü olarak kaynamaya, tandır gibi yanmaya devam etmektedir. İP’in geçmişi ve siyasi birikimi olmadığı için bir parti geleneği de yoktur.

İP’in Türk milliyetçileri ve bütün vatanseverleri için çatı parti olma teziyse tümüyle çürüktür. Zira bu mikro terazi bu sıkleti çekemez ve siyasi kolonları olmayan bir partinin çatısı çarçabuk çöker. İlk ciddi depremde yıkılacak çürük bir bina hâlindeki İP; çatı olamaz, çatırdar.

Hatta bu parti, sırf iktidar değişikliği uğruna ayıyla yatağa girmeyi, teröristlerin siyasi acenteleriyle temas kurmayı, çakallarla dans etmeyi bile göze almıştır. Bu yüzden de girmediği kılık, takmadık siyasi zincir bırakmamıştır.

Bir atasözünde şöyle denilmektedir: “Kendi otağını bırakıp itin yatağına kıvrılan, uyandığında tasmayı boynunda bulur.”

Nasıl başıbozuk ve disiplinsizlerle sistemli bir siyasi kavga yürütülemez ise İP’te yuvalanmış mücadele kaçkınlarıyla da Türk milliyetçiliği ve vatanın bütünlüğü davası güdülemez. Mahalleden kaçan mirasyedi ve hayırsız evlatlara “Bizim mahalleye gelin.” dediysek harim-i ismetimize girip soygun yapın da demedik.

MHP’nin mirası emin ellerdedir. Milliyetçi- Ülkücü Hareket’in mensupları ve MHP camiası olarak, bu kutlu mirasın haytalarca çalınıp politika çarşısında pazarlanmaya çalışılmasına müsaade etmeyiz. MHP; Türk milliyetçiliği davasının hem bekçisi, hem askeri, hem de alemdarıdır.

MHP, kökü binlerce yıllık maziye uzanan büyük bir varlık davasının siyasi hayatımızdaki yegâne ehil ve liyakatli temsilcisidir. MHP, Ülkücü şehitlerin aziz ruhlarıyla yücelen, gazilerimizin fedakârlıklarıyla yükselen 54 yıllık köklü bir hareketin temsilcisidir.

Tarih ve kader, MHP’ye Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in siyasi temsilciliği misyonunu biçmiştir. Bu gömleği giymek için 54 yıllık kutlu mücadeleye layık ve gönülden bağlı olmak icap eder. Sadece liyakat ve ehliyet değil, baba ocağı konumundaki MHP’ye sadakat ve merbutiyet de elzemdir.

Rabıtası sağlam, aidiyet hissi kuvvetli, mensubiyet şuuru olgunlaşmış Ülkücülerin otağı olan MHP’ye öykünmekle Türk milliyetçiliği davasına rehber olunamaz. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in sağlında altını çizdiği gibi, Ülkücü kalmanın, Ülkücü kalarak Türk milliyetçiliğine hizmet etmenin şartı MHP’de yer almaktır.

MHP saflarında mücadele etmek, her Ülkücünün görevi ve aynı zamanda da vecibesidir. İP’liler, bizim gömleğimizle rol kesmeye kalkmasınlar. Sadakatsiz, disiplinsiz, sorumsuz, vefasız ve hıyanete meyilli kavga kaçaklarıyla dönme ve devşirmeler tarafından kurulmuş derme çatma bir partiyi çatı ittihaz ederek MHP’nin Türk siyasi hayatındaki yerini almaya çalışmak; yaya aya gitmekten farksızdır.

Milletimizin MHP’ye biçtiği tarihî rolü siyaseten iğdiş etmek maksadıyla alternatif politika üretme gayreti, hadımın zürriyet peşine düşmesi gibidir. MHP; siyaset sahnesinde edindiği yeri, yarım asrı aşkın sürede bütün ağır imtihanlardan geçen teşkilatlarının eksilmeyen gücü kadar, milletin 54 yıldır gösterdiği büyük teveccühün mehabetine borçludur.

Hep söylediğimiz gibi; MHP lider odaklı bir dava partisidir. Liderinin siyaset satrancındaki ustalığı, siyasetteki müessiriyet ve özgül ağırlığını arttırmaktadır. Milletimiz MHP’yi varlık sigortası, beka güvencesi, toplumsal barış ve sükûnun siyasi garantörü olarak görmektedir. MHP’ye alternatif olmaya, bizden rol çalmaya kalkan haramzadeleri, 26 Ağustos’tan önce bu gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

26 Ağustos: İYİ Parti İçin İktidar Yürüyüşünün Başlangıcı

Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşmasını önemli kılan birden fazla etken olduğunu vurgulayan İYİ Parti kurmaylar, 26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlıyor. Kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtiyor.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta, Afyon’da yapacağı duyurulan konuşma siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Başta İYİ Parti olmak üzere muhalefet seçmeninin beklentilerini yükselten bu konuşmaya dair birtakım iddialar dillendirilmeye başlandı. Akşener’in bundan sonraki süreçte, yerel seçimler de dahil olmak üzere ittifaklara dahil olmayacaklarını açıklayacağını dile getirenler olduğu gibi bu açıklamanın altının doldurulmaması halinde İYİ Parti’nin siyaseten büyük kayıp yaşayacağını belirtenler de oldu.

Parti yetkilileriyse konuşmanın ittifaklarla, yerel seçimlerle sınırlı dar bir alanı kapsamayacağını ve çok daha büyük bir “Türkiye ve siyaset tahayyülü” içerdiğini söyledi. İYİ Partili kurmaylar “konuşmanın altının dolu, zemininin sağlam olacağı” konusunda da iddialı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; İYİ Parti kurmaylarına göre 26 Ağustos konuşmasını önemli kılan birden fazla etken var. Bu etkenlerden ilkinin Türkiye’nin ihtiyacı olan ‘yeni siyaset anlayışı’ olduğunu belirten parti yöneticileri, Akşener’in 26 Ağustos’ta sadece İYİ Parti için değil Türkiye için de yeni bir siyaset hattı çizeceğini ifade etti.

Akşener’in 26 Mayıs’tan sonra ilk defa milletle bir araya gelerek kalabalık bir kitleye hitap edecek olmasının da kendileri için önemli olduğunu kaydeden kurmaylar, tüm Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosfer ve içerikle karşılaşılacağını belirtti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Büyük Taarruz’un ruhuna uygun bir atmosfer için çalışmalarının sürdüğünü söyleyen kurmaylar, Akşener’in o gün binlerce kişiyle buluşmasını, Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosferin oluşmasını beklediklerini kaydetti.

Konuşmanın içeriğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü, Akşener’in, konuşmasında vereceği mesajlara ilişkin parti yöneticilerinden öneriler aldığını da ifade eden kurmaylar, “İYİ Parti’nin Türk siyaseti için nasıl bir öneme sahip olduğunu hep birlikte göreceğimiz bir gün olacak” değerlendirmesini yaptı.

Basında iddia edilenin aksine konuşmada ittifakların gündem olmayacağını vurgulayan parti yetkilileri, “Genel başkanımızın Türkiye’yi merkeze alan, Türkiye’yi, Türkiye’nin vatanseverlerini bütünleştirecek, birleştirecek bir yaklaşım sunmasını bekliyoruz. Gündemimiz ittifaklar değil, gündemimiz Türkiye’nin kucaklaşması” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in konuşmasında Türkiye’nin güncel sorunları olan ekonomik geriye gidiş, göç, Akbelen tartışmasıyla öne çıkan ekolojik tahribatlar gibi başlıklara da değinmesi de bekleniyor. Partinin seçim yenilgisinden sonra muhalefet içi birtakım kavgalara çekilmek istendiğini belirten parti yöneticileri, bu kavgalara dahil olmadan yeni bir yol çizme sorumluluğunu üstlendiklerini vurguladı.

Finaldeki hedef “iktidar”

26 Ağustos için slogan dahil tüm teknik çalışmaların ve hazırlıkların sürdüğünü belirten parti yetkilileri, konuşma dışında heyecan yaratacak başka etkinlikler de olacağını söyledi.

26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlayan kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtti.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

Paylaşın