AK Parti’den Meclis’te Çoğunluk İçin Yeni Adım; Muhalefetten Tepki

Saadet Partisi ile Gelecek Partisi’nin Saadet Partisi adı altında TBMM’de (Türkiye Büyük Millet Meclisi) grup kurma kararı sonrası AK Parti, komisyonlarda üye kaybı yaşamamak için yeni adım attı.

Seçimlerin ardından Meclis’in açılmasıyla belirlenen komisyon üyeliklerinde AK Parti’nin önergesi ile değişikliğe gidildi. Muhalefet partileri ise bu düzenlemeye tepki gösterdi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel de AK Parti’nin komisyon ve Meclis Başkanlık Divanı’nda hesap yaparken, Meclis Başkanı’nın dahil edilmemesi gerekirken dahil ederek hesaplama yaptığını kaydetti. Özel, “Bunun yanlış olduğunu herkes biliyor. Sağır sultan biliyor. İlk düğmeyi yanlış iliklediniz ve Meclis Başkanının tarafsızlıkla ilgili taahhütlerini ilk günden sakatladınız. Bu haksızlığa ‘kabul’ demiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti adına Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da söz alarak, AK Parti’nin üye sayısının azaltılmaması için bu adımı attığını kaydederek, “İsminde ‘adalet’ olan bir partiyi TBMM’deki temsil yetkileri belirlenirken dahi adalet çizgisine getirmeye muvaffak olamadık. AK Parti komisyonlarda üye kaybetmemek için komisyondaki üye sayılarıyla oynuyor” diye konuştu.

Meclis Genel Kurulu’nda AK Parti’nin getirdiği önerge ile Meclis’teki bazı komisyonların üye sayıları ve TBMM Başkanlık Divanı’ndaki üye sayıları artırıldı. AK Parti’nin bu hamlesi ile Saadet Partisi’ne kaybedilecek koltuklar da korunmuş oldu.

Seçimlerin ardından Meclis’in açılmasıyla belirlenen komisyon üyeliklerinde AK Parti’nin önergesi ile değişikliğe gidildi. Saadet Partisi ile Gelecek Partisi’nin Saadet Partisi adı altında grup kurma kararı sonrası bazı komisyonlarda AK Parti 1 üye kaybedecekti.

Siyasi parti gruplarına göre yapılan dağılımlarla örneğin 26 kişilik komisyonlarda AK Parti’nin üye sayısı 13’ten 12’ye düşecek ve 1 üye Saadet Partisi’ne geçecekti. Ancak AK Parti yaptığı hamle ile bu koltuk kaybının önüne geçti ve 26 kişilik komisyonların üye sayısını 27’ye çıkardı.

AK Parti önergesi ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nun üye sayısı 30’dan 31’e, Meclis Başkanlık Divanı’ndaki katip üye sayısı 10’dan 11’e, aralarında Anayasa, Adalet, Milli Savunma, İçişleri, dışişleri, Milli Eğitim, Bayındırlık, Çevre, Sağlık, Tarım, Sanayi, komisyonlarının da üye sayısı da 26’dan 27’ye çıkarıldı.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in aktardığına göre; AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Meclis’te yapılan bu düzenlemeyi, “komisyonlarda mevcut görev yapan milletvekillerinin konumunu korumak” olarak açıkladı.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, düzenlemeyi eleştirirken, AK Parti’nin Meclis’te çoğunluk partisi olmasa da komisyonlardaki gücünü artırdığını ifade etti. Kaya, geçmişte Erbakan ile beraber siyaset yapanların AK Parti içerisinde olduğunu hatırlattı ve Erbakan’ın bir sözüyle AK Parti’lileri eleştirdi.

Bülent Kaya, “Erbakan Hoca, ‘Batılın hak anlayışı ya kuvvetten doğar ya çoğunluktan doğar ya imtiyaz ve ayrıcalıktan ya da menfaat ve çıkardan doğar. Ne kuvvet ne çoğunluk ne imtiyaz ne de menfaat hak sebebi olamaz, bu ancak batıl hak anlayışıdır’ derdi. Burada buna inanan AK Parti’lilerin olduğunu biliyorum” dedi.

“Yanlış olduğunu sağır sultan biliyor”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel de AK Parti’nin komisyon ve Meclis Başkanlık Divanı’nda hesap yaparken, Meclis Başkanı’nın dahil edilmemesi gerekirken dahil ederek hesaplama yaptığını kaydetti. Özel, “Bunun yanlış olduğunu herkes biliyor. Sağır sultan biliyor. İlk düğmeyi yanlış iliklediniz ve Meclis Başkanının tarafsızlıkla ilgili taahhütlerini ilk günden sakatladınız. Bu haksızlığa ‘kabul’ demiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti adına Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da söz alarak, AK Parti’nin üye sayısının azaltılmaması için bu adımı attığını kaydederek, “İsminde ‘adalet’ olan bir partiyi TBMM’deki temsil yetkileri belirlenirken dahi adalet çizgisine getirmeye muvaffak olamadık. AK Parti komisyonlarda üye kaybetmemek için komisyondaki üye sayılarıyla oynuyor” diye konuştu.

Meclis’te 16 üyesi bulunan Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’nun üye sayısı ise değiştirilmedi. Bu komisyonda Saadet Partisi, 1 üyelik hakkını AK Parti’den değil YSP’den alacaktı. AK Parti’nin bu komisyonda üye kaybı olmadığı, kaybın kendisi yerine YSP’den olduğu için değişikliğe gitmediği dikkat çekti.

AB Uyum Komisyonu, Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile İnsan Hakları Komisyonlarında grubu olmayan partilerin temsiline zaten olanak sağlandığı için bu komisyonların üyelikleri de değiştirilmedi.

AK Parti’nin getirdiği düzenleme Cumhur İttifakı içerisinde yer alan partilerin verdiği destek ile kabul edildi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Sahaya Çıkıyor

A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor. Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

24 Haziran’da büyük kongresini tamamlayan İYİ Parti’de geçtiğimiz hafta yeni seçilen Genel İdare Kurulu üyeleri arasından Başkanlık Divanı belirlendi. A takımında kapsamlı bir değişime giden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde de saha çalışmalarına başlaması bekleniyor.

Kurultay konuşmasında, “Siyasette yeni bir zemin kuracağız, yeni bir yol, yeni bir sayfa açacağız” diyen Akşener’in ittifaklara mesafeli, daha çok partisini büyütmeye yönelik bir çalışma yürüteceği kaydediliyor. Önümüzdeki günlerde il gezilerine yeniden başlayacak olan Akşener’in ziyaretlerinin formatında da bu kapsamda değişiklik yapacağı ifade ediliyor.

Bugüne kadar neredeyse iki kez 81 ili dolaşan Akşener halkla buluşmalar, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor, çeşitli sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasından isimlerle görüşmeler yapıyordu.

Önümüzdeki günlerde başlayacak ziyaretlerde ise bunların yanı sıra Akşener’in gittiği her kentte il ve ilçe yöneticileriyle de bir araya gelerek toplantılar gerçekleştireceği kaydediliyor. Bu toplantılarda teşkilatın talep ve önerileri ilk ağızdan dinlenecek, parti politikalarıyla ilgili birebir değerlendirmeler yapılacak.

Paylaşın

Akşener’den “Vergi Zamları” Tepkisi: IMF Programı Uygulanıyor

Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin olarak sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulandığını belirten Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor. Her şeye gelen zamlarla maaşlar daha yatmadan erimeye devam ediyor. Bütçe açığını, tüm yükü milletin sırtına bindirerek kapatamazsınız. Kemer sıkılacaksa önce israfı, şatafatı bırakıp kendiniz kemer sıkın da görelim!”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

İYİ Parti’de Yeni Yönetim: Dikkat Çeken İsimler

İYİ Parti’de yeni Başkanlık Divanı belli oldu. Siyasi İşler Başkanı Oktay Vural, Genel Sekreter Ayfer Yılmaz, Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz ve Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale oldu.

Haber Merkezi / Partinin eski Siyasi İşler Başkanı Koray Aydın’ın Yeni Başkanlık Divanı’nda yer almaması ve Uğur Poyraz, Bahadır Erdem ve Ümit Dikbayır gibi isimlerin de yeni listede olmaması dikkat çekti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 3. Olağan Kurultayın ardından yeni Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleriyle bir araya geldi.

Meral Akşener başkanlığında, İYİ Parti Genel Merkezi’nde bulunan ek binadaki toplantıda, 18 üyeden oluşan yeni Başkanlık Divanı belirlendi.

Akşener, 30 Mart 2022’de Başkanlık Divanı’ında yaptığı değişiklikle, Aydın’ı Siyasi İşler Başkanlığı’na kaydırmış, teşkilatı da kendisine bağlamıştı.

İYİ Parti’nin Başkanlık Divanı’nda yer alan isimlerin tamamı şunlar:

Siyasi İşler Başkanı: Oktay Vural
Genel Sekreter: Ayfer Yılmaz
Teşkilat Başkanı: M. Satuk Buğra Kavuncu
Mali İşler Başkanı: M. Cem Özdemir
Kurumsal İlişkiler Başkanı: Şükrü Kuleyin

Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı: Ahmet Zeki Üçok
Seçim İşleri Başkanı: Sedat Aksakallı
Uluslararası İlişkiler Başkanı: M. Naci Cınıslı
Türk Dünyası ve Yurtdışı Türkler Başkanı: Ayyüce Türkeş
Göç ve Sığınmacı Politikaları Başkanı: M. Tolga Akalın

Yerel Yönetimler Başkanı: Burak Akburak
Medya İlişkileri Başkanı ve Parti Sözcüsü: Kürşat Zorlu
Ekonomi Politikaları Başkanı: Bilge Yılmaz
Kalkınma Politikaları Başkanı: Ümit Özlale
Araştırma ve Veri Yönetimi Başkanı: Birol Aydemir

Milli Güvenlik Politikaları Başkanı: Ali Demir
Eğitim Politikaları Başkanı: Sevinç Atabay
Toplumsal Politikalar Başkanı: Ece Güner
Kadın Politikaları Başkanı: Ünzile Yüksel
Şehircilik Politikaları ve Afet Yönetimi Başkanı: Türker Yörükçüoğlu
Parti İçi Eğitim Başkanı: Ayşe Sucu

Paylaşın

Eski İYİ Partili Çıray’dan Meral Akşener’e Sert Sözler

İYİ Parti’den istifa eden Aytun Çıray, Meral Akşener’in kurultaydaki sözlerine ilişkin, “Çocukken torunlarından biri çok bağırıp çağırdığında anneannem ‘Suç bastırıyor’ derdi. İçinde vizyon ve misyon olmayan Kurultay konuşması ciddiye alınmaz. Zaten delege de ona, yakın çevresinin üzerini çizerek cevap verdi. Düşünebiliyor musunuz; grubunda alevi olmayan, vali büyükelçi ve sürekli anayasa tartışılacak bir ülkede yetkin anayasacı olmayan parti Türkiye’yi yönetmeye tali olabilir mi? Meral Hanım siyasi canlı bomba gibi davrandı” ifadelerini kullandı.

Akşener’in 15 milletvekili için ‘Hayatımın en büyük pişmanlığı’ sözlerini de eleştiren Çıray, “Aslında hayatımın en büyük mutluluğu demeliydi; çünkü ’15 milletvekili olayı’ gerek kendisinin liderliği gerekse İYİ Parti için siyasi partiler tarihimizde benzeri görülmemiş bir imkan kapısı açmıştı. Ama Sevgili Balbay’ın deyişiyle siyasi tarihimizin ‘en büyük insan öğütücüsü’ olunca olağanüstü fırsatlar bozuk para gibi harcanıyor” dedi ve ekledi:

“ize de eşine rastlanmamış bu başarısızlığı perdelemek ve örtmek için bir dramayı abartılı mimikler ve vücut dili eşliğinde, esasen ‘kuyruk siyaseti’ gibi liderlik kapasitenizin sorgulanmasına yol açacak ibarelerle acıklı bir liderlik parodisi sahnelemek kalıyor… Hem yıllar öncesine dayalı var olduğunu zannettiğim dostluğumuz nedeni ile kendisi adına, hem de herkesin emeği olan İYİ Parti adına çok üzüldüm.”

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’e konuşan Aytun Çıray, CHP’den ayrılarak İYİ Parti’nin kuruluşu sürecinde yer almasını anlattı. 7 Haziran-1 Kasım seçimlerini hatırlatan Çıray, “İşte bu süreçte AKP’nin boşalttığı yerde yeni bir merkez parti ihtiyacı iyice belirginleşti. Siyasi yelpazedeki boşluk Sayın Kılıçdaroğlu’nun da dikkatinden kaçmıyordu. Bu düşüncemi Sayın Akşener ile 7 Haziran-1 Kasım seçimleri arasındaki dönemde paylaştım” dedi. Çıray, şöyle devam etti:

“Biliyorsunuz o arada bir de kalkışma oldu. Ardından Sayın Akşener ve bir grup arkadaşı MHP’de olağanüstü kurultayı toplamak istediler, başaramadılar. Öyle olunca yeni bir parti kurmanın şartları oluştu. Hatta kendini dayattı. Çünkü; MHP’nin de AKP’nin yanında yer alması ile birlikte CHP adeta kuşatılmıştı. Bunu 16 Nisan 2017 anayasa referandumunda herkes gözlemledi. Artık tarihsel ve dayatılan konjonktür gibi nedenlerle CHP’nin tek başına bu kurguyu bozması adeta imkânsızdı. “O halde efendim” dedim Sayın Kılıçdaroğlu’na “Demirel’in dediği gibi ‘halin icabını’ yapmama, Sayın Akşener öncülüğünde yeni kurulacak partiye destek vererek onu MHP küskünleri partisi görüntüsünden çıkarmaya katkı vermeme izin verir misiniz?” Verdi. Bu her babayiğidin yapabileceği bir şey değildir. Eleştiriye açıktır ve cesaret ister.”

Kılıçdaroğlu’nun “hayır” demesi durumunda “asla gidemezdim” diyen Çıray, “Öylesi kendi ahlâk anlayışıma ve CHP’ye ihanet olurdu. İzni için kendisine Türkiye adına minnettarım. Sonuç itibarı ile İYİ Parti bir fonksiyon icra etti. Büyük şehirlerin alınmasında en büyük faktör olan psikolojik bariyeri kırdı. Detaylar bir kitap çalışmasının konusudur. Sorunuza cevap vermeden önce bunları niye anlattım? Birincisi; son zamanlarda Kemal Bey’e eleştiri dozunu aşan yorumlar nedeniyle, ikincisi ülkesi yerine kendi çıkarlarını düşünen bir siyasinin yeni kurulacak ve ne olacağı belli olmayan bir partiye gitmek yerine idare-i maslahatçı bir tutum ile davranabileceğini anlatmak için. Çünkü o sırada ne CHP’nin Sayın Genel Başkanı ile ne de saygıdeğer CHP tabanı ile en ufak bir sorunum yokken ülke çıkarı için bir yola çıktım” diye konuştu.

“O kurultay bir tasfiye operasyonuydu”

Yİ Parti’de kırılma noktasının 2020 Eylül’ünde yapılan Kurultay olduğunu söyleyen Çıray, şunları söyledi: “Sayın Akşener, kendi önerisi olan bir GİK listesine sözde destek istedi. Ardından pusulalar yayılarak Sayın Akşener’in listesinden oy verilmemesi gerekenler telkin edildi. Oylama başlamadan bu konuda kendisini uyarmama rağmen müdahale etmedi. Özellikle ben ve Ümit Özdağ hedeflenmiştik. Niye? Bu sorunun cevabı sadece bizim için değil bence Türk siyasetinin yönü için de önemli. Niye? Ertesi günü bu konuda kendisi ile görüştüm. ‘Haberim yok’ dedi. Ama o Kurultay İYİ Parti’ye çok zarar verdi. Evet o Kurultay bir tasfiye operasyonuydu. Ama niye? Bir lider partiyi birlikte kurduğu ana ekibini niye sürekli tasfiye eder.”

“Seçim arifesindeki istifanızın ardından size ‘adaylık sıranızı beğenmediğiniz’ yönündeki eleştiriler yönetildi” sorusuna ise Çıray, “Böyle derdi olan bir siyasetçi niye CHP gibi kurumsal bir partiyi bırakıp, ne olacağı belli olmayan bir maceraya girsin? Ayrıca Sayın Akşener beni kendisine başdanışman olarak atarken, ‘Sana 1999’dan bir borcumuz var, bu defa seçilme garantin benim’ demişti. Ayrıca neden Gaziantep, Kocaeli, Sakarya ve Muğla gibi illerde temayül yapılmadı? Yahu İdris Naim Şahin gibi yargılanması gereken biri veya sosyal medyadaki küfürlerini okurken utanılan diğeri bu partinin hangi kurucusundan, neferinden daha önde gelebilir? Niye?” diye yanıt verdi.

Çıray, istifa kararını ise şöyle anlattı: “FETÖ’yü yıllarca devlet adına takip etmiş olan bir ilahiyatçıdan aldığım mesaj ve ömrünü devletin istihbaratına adamış bir Polis Müdürü de etkili oldu. FETÖ’den yargılanması gerekenlere ve birtakım tufeylilere listelerde yer verileceğini öğrenmem kararımı kesinleştirdi. Başka çok güçlü siyasi gerekçeler de var tabii… İlahiyatçı bana gönderdiği haberde ‘Siz listelerde olmayacaksınız, FETÖ öyle istiyor’ dedi.

Polis müdürü ise bilinen biri. Bir tweet attı ve ‘Ben siyasi mesaj atmıyorum ama ilk kez yazıyorum, bu kişiler aday gösteriliyor’ dedi. Ben FETÖ komisyon üyesiyken söz ettiğim eski emniyet genel müdür muavini komisyona geldi ve kendisini dinledik. ‘İdris Naim Şahin’in atadığı emniyet müdürlerinin 74’ü FETÖ’cü çıktı’ diye anlattı. Düşünebiliyor musunuz? Bunun üzerine soruyorum, ‘Nasıl olur da yargılanmaz bu adam’. Kendisi siyasete karışmak istemediği için isim söylemiyorum.”

Yeni bir parti kurma düşüncesi olmadığını ancak merkezde boşluğun doldurulamadığını söyleyen Çıray, “Mahalli seçimler turnusol kâğıdı olacak” dedi.

“Siyasi canlı bomba gibi davrandı”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kurultaydaki konuşmasında “hesaplaşacağız” demişti. Akşener’in bu sözlerini yorumlayan Çıray, “Çocukken torunlarından biri çok bağırıp çağırdığında anneannem ‘Suç bastırıyor’ derdi. İçinde vizyon ve misyon olmayan Kurultay konuşması ciddiye alınmaz. Zaten delege de ona, yakın çevresinin üzerini çizerek cevap verdi. Düşünebiliyor musunuz; grubunda alevi olmayan, vali büyükelçi ve sürekli anayasa tartışılacak bir ülkede yetkin anayasacı olmayan parti Türkiye’yi yönetmeye tali olabilir mi? Meral Hanım siyasi canlı bomba gibi davrandı” dedi.

Akşener’in 15 milletvekili için ‘Hayatımın en büyük pişmanlığı’ sözlerini de eleştiren Çıray, “Aslında hayatımın en büyük mutluluğu demeliydi; çünkü ’15 milletvekili olayı’ gerek kendisinin liderliği gerekse İYİ Parti için siyasi partiler tarihimizde benzeri görülmemiş bir imkan kapısı açmıştı. Ama Sevgili Balbay’ın deyişiyle siyasi tarihimizin ‘en büyük insan öğütücüsü’ olunca olağanüstü fırsatlar bozuk para gibi harcanıyor.

Size de eşine rastlanmamış bu başarısızlığı perdelemek ve örtmek için bir dramayı abartılı mimikler ve vücut dili eşliğinde, esasen ‘kuyruk siyaseti’ gibi liderlik kapasitenizin sorgulanmasına yol açacak ibarelerle acıklı bir liderlik parodisi sahnelemek kalıyor… Hem yıllar öncesine dayalı var olduğunu zannettiğim dostluğumuz nedeni ile kendisi adına, hem de herkesin emeği olan İYİ Parti adına çok üzüldüm” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’de İYİ Parti İle İttifak Umudu: Olumlu Sonuçlar Verebilir

CHP’li kurmaylar, daha önce İYİ Parti ile yapılan ortaklıkların olumlu sonuçlar verdiğini hatırlatarak, “Yerel seçimlerde yapılacak iş birliği iktidarla oy farkının az olduğu yerlerde seçim kazanılmasını sağlayabilir” değerlendirmesini yapılıyorlar.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in çıkışının “köprüleri atmak” olarak yorumlanamayacağını söyleyen kurmaylar, “Belki İYİ Parti lehine fedakârlıklar isteyecektir” değerlendirmesinde bulunuyorlar.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in kurultayda Millet İttifakı’nı hedef alan konuşmasının ardından CHP’de birlik arayışları devam ediyor.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Akşener’in ’15 milletvekili’ çıkışı “İttifak köprülerini attı” olarak yorumlandı. Buna karşın CHP kurmayları, hâlâ yerel seçimlerde bir ittifak olabileceğini belirtiyorlar.

Kurmaylar daha önce İYİ Parti ile yapılan ortaklıkların olumlu sonuçlar verdiğini hatırlatıyorlar. CHP ve İYİP, 2019 yerel seçimlerinde ittifak yaptığında 1994’ten sonra CHP ilk defa Ankara ve İstanbul’da büyükşehir belediyelerini kazanmıştı. Parti kurmayları bu gibi örnekleri göstererek “iki partinin ittifak yapmasının yeniden olumlu sonuçlar verebileceğini” söylüyorlar.

“Yapılacak iş birliği iktidarla oy farkının az olduğu yerlerde seçim kazanılmasını sağlayabilir” değerlendirmesini yapan CHP’li isimler “Belki İyi Parti lehine fedakârlıklar isteyecektir” diyorlar.

İYİ Parti kulisleri

Öte taraftan İYİ Parti kulislerinde, Akşener’in yerel seçimler öncesinde yeniden CHP ile olası bir ittifak halinde, bu kez 11 büyükşehir belediyesindeki adaylıklar için “sözü CHP’ye bırakmayacağı” değerlendiriliyor.

Bunun için de Adana, Mersin, Antalya, Manisa gibi iller örnek gösteriliyor. 2019 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı kapsamında AKP’nin, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediye başkanlıklarında “MHP’nin adayına destek verdiği” anımsatılırken “Bu iller milliyetçi – muhafazakâr seçmenin de yoğunlukta olduğu iller. Örneğin 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerinde Adana’da, İYİ Parti’nin milletvekili gösterdiği isimler, hem MHP tabanından hem de AKP tabanından oy aldılar.

Mersin’de Burhanettin Kocamaz, Adana’da Hüseyin Sözlü, uzun süre belediye başkanlığı yaptı. Antalya’da da İYİ Partili pek çok ilçe belediyesi var. Manisa da İYİ Parti’nin yüksek oy aldığı illerden biri. Bu kentlerde neden İYİ Partili aday olmasın? CHP, pekâlâ bu illerde İYİ Parti’nin adaylarını destekleyebilir. Burhanettin Kocamaz Mersin’de İYİ Parti’nin adayı olarak gösterilebilir” değerlendirmeleri yapılıyor.

“CHP’nin, Cumhur İttifakı kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir gibi illeri kaybetmek istemeyeceği, bu nedenle de İYİ Parti ile yeniden Millet İttifakı kapsamında yerel seçimlerde bir araya gelmekten yana tavır izleyeceği” kaydediliyor.

“Oyumuzun yüksek olduğu büyükşehirlerde masaya yumruğumuzu vuracağız. Bu kez 11 büyükşehir belediyesini salt CHP’ye bırakmayacağız. Büyükşehirlerde de söz söyleyen bir parti konumunda olacağız. CHP, İYİ Parti’nin koşullarını desteklemezse, Akşener kurultaydaki çıkışı ile çok net bir mesaj verdi, ‘eğer dediğimiz gibi bu kez kazanacak adaylar olmazsa biz yolumuzda yürürüz’ dedi” yorumları yapılıyor.

Paylaşın

İYİ Parti, Yola Nasıl Devam Etmeyi Planlıyor?

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin hemen ardından alınan karar doğrultusunda İYİ Parti kurultayını tamamladı. Meral Akşener’in yeniden genel başkanı olduğu İYİ Parti, bundan sonra nasıl bir politika takip etmeyi planlıyor?

Siyaset bilimci Nurettin Kalkan, İYİ Parti’nin MHP’den ayrılırken “iktidar olma ya da iktidarı oluşturan sütunlardan bir tanesi olma” iddiasıyla yola çıktığına ancak son seçimlerle bu iddianın altının boşa düştüğüne dikkat çekerek, İYİ Parti’nin iktidar ya da iktidarın bir parçası olamamasının önümüzdeki dönemde kan kaybettirebileceğini belirtiyor.

İYİ Parti’nin kimlik sorununun da hala devam ettiğini söyleyen Kalkan, “Bir siyasi partinin kimliğini, en azından ne olduğunu ya da neleri temsil ettiğini tarif etmesi lazım. İYİ Parti ise kendi kurumsal kimliğini ötekiler üzerinden tarif ediyor” yorumu yapıyor.

Siyaset bilimci Kerem Yavaşça ise İYİ Parti’de seçimlerin kaybedilmesine yönelik hesaplaşmanın “işin esasına çok girilmeden geçiştirildiğini” belirterek ayakları yere basan net bir öz eleştiri yapılmadığını ifade ediyor. Yavaşça, seçim sonrası muhalefet partilerinin içinde bulunduğu durumu “türbülans dönemi” olarak nitelendiriyor.

İYİ Parti seçimler sonrasında olağan kurultayını tamamlayarak Meral Akşener’i yeniden genel başkan olarak seçerken, Akşener’in ses getiren kurultay konuşmasının ardından partinin izleyeceği yol ve yerel seçimlerdeki tutumu, kan kaybetmekte olan muhalefetin şekillenmesi açısından da önemli olacak.

Seçim sonuçlarının ardından diğer muhalefet partilerinden daha hızlı davranarak olağan üçüncü kurultayını “Rotamız net, pusulamız millet” sloganıyla hafta sonu gerçekleştiren İYİ Parti’de Akşener’e rakip çıkmadı. Oy kullanan 1151 delegeden, 1127’sinin oyunu alarak yeniden genel başkan seçilen Akşener, gerek Millet İttifakı içindeki anlaşmazlıklar gerekse parti içindeki bazı tartışmalara değinerek sert üsluplu bir konuşma yaptı.

Peki İYİ Parti’nin kurultay sonuçları ve Akşener’in konuşmasının önümüzdeki dönemdeki yansımaları neler olabilir?

CHP ile köprüler tamamen atıldı mı?

Akşener kurultayda zaman zaman konuşma metninin dışına çıkarken “CHP’den 15 milletvekili istemek hayatımın en büyük pişmanlığıdır” sözleriyle ise gündemin konuşulan isimlerinden biri oldu.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e konuşan Siyaset bilimci Nurettin Kalkan, Akşener’in konuşmasının kendisi açısından beklentiyi tam karşılamadığını söyleyerek “Ben yavan ve muğlak bir öfke gördüm. Liderlerin öfkeli konuşmalarında normalde bir kesinlik vardır. Ama Akşener’inki muğlak bir öfkeydi. Meral Hanım hesap vereceğim ve hesap soracağım dedi. Halbuki ne hesap sordu ne de hesap verdi” diyor.

Kalkan, konuşmadan İYİ Parti’nin bundan sonraki yol haritasını net olarak anlamanın pek mümkün olamadığını belirterek partinin başarısız çıkılan seçim sonrası işinin giderek zorlaşabileceğini ifade ediyor. Bir siyasi partinin Türkiye’de hayatını devam ettirebilmesi ve tabanını koruyabilmesinin biraz genel ya da yerel iktidardan aldığı payla mümkün olabildiğine işaret eden Kalkan, yerel seçimlerde başarı elde etmeye İYİ Parti’nin de ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Yerel seçimlere doğru parti içinde CHP ile iş birliği yapılmasını isteyen kesimlerin daha ağır basabileceğini söyleyen Kalkan, böylelikle “kısmi ve formasyonu değişmiş bir seçim iş birliğine” gidilmesinin mümkün olabileceğini düşünüyor.

Akşener konuşmasında İYİ Parti’nin “sadece iktidar tarafından değil, muhalefetin bir bölümü tarafından da tehdit olarak görüldüğünü ve partide yenileşme süreci başlatacaklarını belirterek, “Hakiki yenilik, öze dönerek başlar. Biz, dünün prangalarından sıyrılıp ileri bakmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Prangalardan kurtulma” metaforu ittifaklardan ve diğer partilerden daha bağımsız bir politika izleneceğinin işareti olarak yorumlanırken bununla birlikte yerel seçimlerin önemi nedeniyle CHP ile iş birliğine kapıların “kısmi ve eşitlik ilkesine dayalı” bir şekilde açık olması da beklentiler arasında.

Siyaset bilimci Kerem Yavaşça ise Akşener’in konuşması için “İttifaklara kapıyı tamamen kapatmamakla birlikte ittifakların içinde partinin kendi rolünü daha çok öne çıkartan şekilde olabileceğini ya da daha bağımsız hareket edebileceğini söylüyor” yorumu yapıyor.

Yavaşça, bu tutumun 2019’da yerel seçimlerde yakalanan başarının devamını zora sokabileceğini belirterek, CHP ve İYİ Parti’nin ortak bir aday çıkartmaması durumunda Ankara, İstanbul gibi önemli büyük şehirlerin AKP’ye geçmesine yüksek ihtimal veriyor.

Bu ihtimalin göze alınmasının önemli bir seçimden başarısız çıkmış muhalefet için çok kolay olmayacağını belirten Yavaşça, “Ben bu sebeple Akşener’in mevcut tutumunu parti içerisinde kendi gücünü büyütmek için yaptığı bir söylem olarak değerlendiriyorum. Seçimler yaklaştıkça iş birliğine daha yakın bir şekilde bir pozisyon alabilir. Çünkü bunun yapılmadığı durumda daha da zor duruma düşmesi mümkün” yorumu yapıyor.

Yavaşça, ikinci ihtimal olarak ise İYİ Parti’nin yerel seçimlerde kendi adaylarını çıkartması, ittifaklar dışında kalıp seçime girmesi durumunda muhalefette olan büyükşehir belediyelerinin AKP’ye geçmesinin söz konusu olabileceğine işaret ederek şöyle konuşuyor:

“Bunu konuşmak için tabii ki çok erken, sadece ihtimalleri değerlendiriyoruz. Ama eğer bu tarzda muhalefetin bölünmüş bir şekilde yerel seçimlere gitmesi durumunda İYİ Parti’nin büyük bir eksen kayması ve hatta bir yörünge değişimi yaşayabileceğini söylemek de mümkün.”

Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik “Size hayatta başarılar diliyorum” sözleri de çok tartışılmıştı.

İYİ Parti nasıl devam edecek?

Seçimlerin hemen ardından alınan karar doğrultusunda İYİ Parti önümüzdeki dönemde yerel seçimlere kadar sahaya ağırlık vermeyi ve daha bağımsız bir politika takip etmeyi planlıyor.

“Dokunan, duyan, anlayan bir siyaset” izleyeceklerini söyleyen Akşener, “Yeniden özümüze, en büyük gücümüze yani milletimize kulak vereceğiz. Konuşan bir Türkiye için meydanlarda, gören bir Türkiye için sokaklarda, duyan bir Türkiye için kürsülerde olmaya devam edeceğiz” sözlerini sarf etti.

Kalkan, İYİ Parti’nin MHP’den ayrılırken “iktidar olma ya da iktidarı oluşturan sütunlardan bir tanesi olma” iddiasıyla yola çıktığına ancak son seçimlerle bu iddianın altının boşa düştüğüne dikkat çekerek, İYİ Parti’nin iktidar ya da iktidarın bir parçası olamamasının önümüzdeki dönemde kan kaybettirebileceğini belirtiyor.

İYİ Parti’nin kimlik sorununun da hala devam ettiğini söyleyen Kalkan, “Bir siyasi partinin kimliğini, en azından ne olduğunu ya da neleri temsil ettiğini tarif etmesi lazım. İYİ Parti ise kendi kurumsal kimliğini ötekiler üzerinden tarif ediyor” yorumu yapıyor.

Yavaşça da İYİ Parti’de seçimlerin kaybedilmesine yönelik hesaplaşmanın “işin esasına çok girilmeden geçiştirildiğini” belirterek ayakları yere basan net bir öz eleştiri yapılmadığını ifade ediyor.

Bu arada İYİ Parti kurultayını bitirirken, değişim tartışmalarının hala sürdüğü CHP’nin ise sonbaharda kurultay yapması gündemde.

Yavaşça, seçim sonrası muhalefet partilerinin içinde bulunduğu durumu “türbülans dönemi” olarak nitelendiriyor.

“Ne olup ne biteceğini biraz da süreç gösterecek. Kartların yeniden dağıtıldığı bir süreç bu” diyen Yavaşça, CHP’nin içerisindeki değişimin de çok önemli olduğunu ve bu değişim geciktikçe muhalefetin toplumsal karşılığının da giderek eriyebileceğini kaydediyor.

Öte yandan Akşener’in bayramın ardından farklı illere giderek yeniden halk buluşmaları düzenlemesi ve hem seçim sonuçları ile ilgili partisinin görüşlerini aktarması hem de yerel seçime yönelik çalışmalara başlaması planlanıyor.

Parti içine ne mesajlar verildi?

Akşener, kurultayı “hesaplaşma zemini” olarak tanımlarken partililere “Herkes haddini bilecek. Parti içinde şımarıklığı bitireceğim” diyerek seslendi.

Yavaşça’ya göre bu sert üslubun temel sebebi “parti içerisinde gevşeyen vidaları sıkmak ve safları sıklaştırmak” olarak okunabilir.

Seçimlerin ardından gelen bazı istifalarla parti tabanında da çözülmeler gözlemlendiğini söyleyen Yavaşça, “Akşener’in sert çıkışı, bir anlamda masaya yumruğunu vurma olarak görülebilir ve partide aslında bir düzensizlik, kaotik bir ortamın olmadığı ve kendi liderliği altında bu süreçten güçlenerek çıkacağı görüntüsü vermek istediğini anlıyoruz” diyor.

Kalkan’a göre İYİ Parti’de ciddi bir parti içi disiplin sorunu bulunuyor. Parti içi disiplini sert, güçlü bir lider olarak algılamamak gerektiğini, bu disiplinin aslında seçmenlere bu partinin “asgari bir ahenkle işlediğini” gösteren mekanizma olduğunu söyleyen Kalkan, her kritik dönemeçte İYİ Parti elitlerinin farklı beyanatlarının duyulduğunu ve seçmenin hangisine itibar edeceğini bilemediğini belirtiyor

Bu arada Akşener partinin önemli karar organı Genel İdare Kurulu’nda (GİK) yüzde 60’ı bulan değişiklik de yaptı. Akşener, eski MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural’ı da GİK’e aldı.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Meral Akşener, CHP’yle Olası İttifakta 4 İli İstiyor

İYİ Parti kulislerinde, Meral Akşener’in yerel seçimler öncesinde yeniden CHP ile olası bir ittifak halinde, bu kez 11 büyükşehir belediyesindeki adaylıklar için “sözü CHP’ye bırakmayacağı” değerlendiriliyor.  İYİ Parti; Adana, Mersin, Manisa ve Antalya’da aday çıkarıp CHP’nin desteğini bekliyor.

Akşener’in kurultayda 55 yeni isme Genel İdare Kurulu’nda (GİK) yer vermesi de “Sözünü dinletebileceği bir GİK oluşturdu. Genel başkan attığı adımlarda artık ‘çatlak ses’ istemiyor” şeklinde yorumlanıyor. Koray Aydın’ın, “TBMM Grup Başkanı, Müsavat Dervişoğlu, Erhan Usta gibi isimlerin de İYİ Parti grup başkanvekili yapılarak, parti içi siyasetten uzaklaştırıldığı” ileri sürülüyor.

İYİ Parti’nin 3. Olağan Kurultayı’nda Akşener’in gerek CHP’ye yönelik gerekse parti içine yönelik mesajları siyasette tartışılmaya devam ederken İYİ Parti kulislerinde CHP’ye yönelik sözlerin “tam anlamıyla Millet İttifakı’na ve CHP ile birlikteliğe kapıları kapattığı anlamını taşımayacağı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Akşener’in, kurultaydaki çıkışıyla gerek parti içine gerekse Millet İttifakı’na, “Bundan sonra sürekli fedakârlık yapan, geri çekilen bir lider ve parti olmayacağım. Masada son sözü söyleyen bir siyasi partinin lideri olacağım. Parti içinde de son sözü ben söyleyeceğim” mesajını verdiği kaydediliyor.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; İYİ Parti kulislerinde, Akşener’in yerel seçimler öncesinde yeniden CHP ile olası bir ittifak halinde, bu kez 11 büyükşehir belediyesindeki adaylıklar için “sözü CHP’ye bırakmayacağı” değerlendiriliyor.

Bunun için de Adana, Mersin, Antalya, Manisa gibi iller örnek gösteriliyor. 2019 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı kapsamında AKP’nin, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediye başkanlıklarında “MHP’nin adayına destek verdiği” anımsatılırken “Bu iller milliyetçi – muhafazakâr seçmenin de yoğunlukta olduğu iller. Örneğin 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerinde Adana’da, İYİ Parti’nin milletvekili gösterdiği isimler, hem MHP tabanından hem de AKP tabanından oy aldılar.

Mersin’de Burhanettin Kocamaz, Adana’da Hüseyin Sözlü, uzun süre belediye başkanlığı yaptı. Antalya’da da İYİ Partili pek çok ilçe belediyesi var. Manisa da İYİ Parti’nin yüksek oy aldığı illerden biri. Bu kentlerde neden İYİ Partili aday olmasın? CHP, pekâlâ bu illerde İYİ Parti’nin adaylarını destekleyebilir. Burhanettin Kocamaz Mersin’de İYİ Parti’nin adayı olarak gösterilebilir” değerlendirmeleri yapılıyor.

“CHP’nin, Cumhur İttifakı kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir gibi illeri kaybetmek istemeyeceği, bu nedenle de İYİ Parti ile yeniden Millet İttifakı kapsamında yerel seçimlerde bir araya gelmekten yana tavır izleyeceği” kaydedilirken, “Oyumuzun yüksek olduğu büyükşehirlerde masaya yumruğumuzu vuracağız. Bu kez 11 büyükşehir belediyesini salt CHP’ye bırakmayacağız. Büyükşehirlerde de söz söyleyen bir parti konumunda olacağız. CHP, İYİ Parti’nin koşullarını desteklemezse, Akşener kurultaydaki çıkışı ile çok net bir mesaj verdi, ‘eğer dediğimiz gibi bu kez kazanacak adaylar olmazsa biz yolumuzda yürürüz’ dedi” yorumları yapılıyor.

Akşener, partide çatlak ses istemiyor

Akşener’in kurultayda 55 yeni isme Genel İdare Kurulu’nda (GİK) yer vermesi de “Sözünü dinletebileceği bir GİK oluşturdu. Genel başkan attığı adımlarda artık ‘çatlak ses’ istemiyor” şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca partide Şenol Sunat, Cihan Paçacı gibi isimlerin neden yer almadığı da konuşuluyor.

MHP’de de etkin isimler arasında yer alan Koray Aydın’ın, “TBMM Grup Başkanı, Müsavat Dervişoğlu, Erhan Usta gibi isimlerin de İYİ Parti grup başkanvekili yapılarak, parti içi siyasetten uzaklaştırıldığı” ileri sürülüyor.

Paylaşın

İYİ Parti’de Meral Akşener Yeniden Genel Başkan

Ankara ATO Congresium’da gerçekleştirilen İYİ Parti 3. Olağan Kurultayı’nda Meral Akşener, tek aday olduğu kurultayda 1151 delegenin 1127 geçerli oyunu aldı ve yeniden genel başkan seçildi.

Haber Merkezi / İYİ Parti’nin 3. Olağan Kurultayı “Rotamız net, pusulamız millet” sloganıyla Ankara ATO Congresium’da gerçekleştirdi. Kurultayda Meral Akşener’in gelmesi ve delegeleri selamlamasının ardından Divan Başkanlığı oluşturuldu.

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu divan başkanlığına, Genel Sekreter Uğur Poyraz ve Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Kadriye Ünler de başkan yardımcılığına seçildi. Daha sonra gündem gereği saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu, ardından konuşmalar yapıldı.

Konuşmalar sonrası İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tek aday olduğu kongrede oy kullanan 1151 delegenin 1127’sinin oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi. Partinin genel idare kurulu listesinde de kapsamlı bir yenilenme yapıldı. 50 kişiden oluşan Genel İdare Kurulu ve 11 kişilik Merkez Disiplin Kurulu’nun blok liste ile seçildi.

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, partisinin 3. Olağan Kurultayı’nda yaptığı konuşmada ise şunları söyledi:

“5,5 yıl önce bu partiyi kuramazsınız dediklerinde kuracağız dedik, kurduk. Bu parti yaşamaz dediklerinde yaşatacağız dedik, yaşattık. Milletimizin sesi olacağız dedik, olduk. Siyasetin alışılmış düzenini bozduk. Siyaset esnafının rahatını bozduk. Milletin iradesine göre değil, kendi egosuna, kendi çirkinliklerine göre siyasete yön vermeye heveslenen nobranların, sahtekarların tezgahlarını bozduk.

Milletimizin sesine kulak vermek için il il gezdik. Sosyalleşmek için gezmedik. Kapıları çalarak, milletimizin derdini dinleyerek, sosyalleşip dedikodu etmek için değil, milletimizin sesini dinlemek için dükkanları, evleri dolaştık.

Dedikodu yapmak, iftira etmek, hakaret etmek yerine kapı zillerini çaldık. Biz daima hakikatin peşinden gittik. Şartlar ne olursa olsun hakikati söylemekten kaçınmadık. Yapılamaz denilen her şeyi yaptık. Aşılamaz sanılan engelleri aştık. Bu yüzden İyi Parti, dengesi bozulan siyasetin su terazisidir. İki yumruk arasında sıkıştırılan milletimiz için yaşam odasıdır. Kişisel ihtiraslara mahkum edilen milletimiz için çıkış kapısıdır.

İyi Parti; ben varsam her şey var, ben yoksam yansın bu dünya, yıkılsın Türkiye değil, nefsinin peşinden değil, nobranlara karşı buradayım diyenlerin partisidir.

Milletimizi geçmişin kavgalarına hapsetmeye çalışanların karşısında İyi Parti bugündür, yarındır, zengin bir Türkiye’dir. Cesaret kemerini kuşanan vatan sevdalılarıdır. İftiracıların, ahlaksızların, egosantriklerin değil, Türkiye için ölümü göze alan cesurların partisidir.

İyi Parti’nin yolculuğu, milletimizin yolculuğudur. Biz bugünlere kolay gelmedik. Yolumuz doğru olduğu için nice çileye katlandık, zorluklara direndik, nice iftiraya göğüs gerdik. Hele bir şey olamadığına öfkelenip içimizden yapılan iftira, hakaret ve çirkinliklere göğüs gerdik. Hiçbir düşmanımın, rakibimin benimle ilgili asla iddia etmedikleri, söylemedikleri pis iftiralara şahit oldum. Ama affetmeyeceğim. Vallahi affetmeyeceğim! Bana iki şey bu ülkede söylenemedi. Kendi arkadaşlarım söyledi! Affetmeyeceğim, hesaplaşacağız! Biz bugünlere koltuk sahibi olmak için gelmedik. Zengin olmak için de gelmedik. Bunu hayal edenler kapı dışarı. Biz bugünlere kendi ikballerimiz için de gelmedik.

Ben Meral Akşener, ben sadece oylarınızla genel başkanlığa seçilmiş, başka hiçbir sıfatı olmayan buradaki tek kişiyim! Beni, mansıpla satın alabilen oldu mu? Beni parayla satın alabilen oldu mu? 30 yıllık siyasi hayatımda para ile ilgili hiçbir isnat olmamışken, bunu yapanlar kahrı perişan olsun inşallah! Biz bugünlere milletimiz için geldik, hırslara esir olmadık. Makamla alakası olmayan tek kişi olarak sarhoş olmam da mümkün değil herhalde. Biz bugünlere milletimizin teveccühü ile geldik. Ağzımdan ben sözünü duymadınız. Biz diye diye geldik.

200 kişilik kurucucular kurulu koyduk. Herkes borç çıkardı! Çocuğunun çikolata parasını koyduğunu iddia ettiler, bazısı, ben master paramı koydum dedi. Biz hanginizden para istedik? Hepiniz buradasınız! Meclis’e girdiniz, milletvekilleri para mı istedik sizden? Bugün sizden para mı isteniyor? Genel merkez yapıldı, 15 liralık çöp kutularını aldım ben. O gün bana, bu parayı nereden buldun diye niye sormadınız? Nasıl buldun, nereden buldun niye demediniz? Çünkü sorumluluk almanız gerekiyordu doğru mu, kaçtınız!

Ama bugün Meral Akşener’i, düşmanlarının suçlamadığı iftiralarla suçladınız, kahrolun!

Sandığa gelmeden, parti içindeki sandıklardan konuşalım. Ben parti kurulduktan, genel başkan seçildikten itibaren demokrasiyi oluşturmaya çalıştım. Önce kurultayda blok liste yaptım, itiraz ettiniz. Sonra, hiç insan işaret etmeden, çarşaf liste yaptım. Anahtar listeler çıktı, seçilemeyenler su koyverdi, itiraz etti. Anladım ki o gün, benim görevim insan seçtirmekmiş! Benim başka bir hakkım, hukukum yokmuş. 20 Eylül 2020’de döndüm, 100 kişilik başka insanların da aday olabileceği bir yarı çarşaf yaptım, onda da kimseyi mutlu edemedim. Ağır çirkinlikler yaşadım. Kurultaylar hesaplaşma yeridir. Ben hesap vereceğim, siz de hesap vereceksiniz!

Öyle çirkinlikler yapıldı ki, günlerce uyuyamadım. Söyleyemeyeceğim öyle pislikler oldu ki… Gördüm ki herkes her şeyi istiyor, yetmiyor. Vekillik olunuyor yetmiyor, GİK üyeliği isteniyor, genel başkan yardımcılığı isteniyor. Kardeşim, kadrolar sınırlı! Bırakın birileri de o görevleri yerine getirsin!

Altılı masa meselesi ortaya çıktı. Şimdi biz fedakarlık yapan insanlarız ya, Türkiye bizim için önde ya. Biz bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 milletvekili istedik, hayatımın en büyük pişmanlığıdır.

Savaşmalıydık, bileğimizin gücüyle o seçime girmeliydik, girmiyorsak da gereğini yapmalıydık. Savaşmadık!

15 vekil istedik, Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Ama o gün bugün 15 milletvekilinin bedelini ödeyemedik. Ömer Seyfettin’in diyetine döndü bu iş.

Biz, psikolojik olarak kendimizi çok kötü hissettik. Ben kendimi çok aşağılanmış hissettim. Çok çaresiz hissettim. Savaşmadık, ben savaşı severim. Ben canımla, kafamla, kellemle top oynamayı severim. Yapamadık. Ben kellemle top oynamayı çok severim. 28 Şubat’ta oynadım. Erdoğan’la ters düştük, umurum, korkum olmadı.

15 milletvekili almak bize kuyruk siyasetine mal oldu! Ama eğriye eğri, doğruya doğru… Bu, Türkiye’ye büyük bir iyilik yaptı. Demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, CHP ile yapılan bu işbirliğinin, CHP’ye sahada bulunan her renkten insanların önyargılarının değişmesine sebep oldu. Sonra bu değişme, altılı masayı, Millet İttifakı’nı getirdik.

Sonra bir şey yaptık. Belki de bir borç ödemeydi bilmiyorum. Koray Aydın’ın önerisi… Başarısızlık varsa benimdir. Demokrasi mi diyorsunuz. Şimdi öğreneceğiz hep birlikte. Demokrasinin gereklilikleri, sonuçları var.

Kılıçdaroğlu’ndan randevu aldım gittik. İki parti yerel seçimlere birlikte gitmeyi teklif ettik, sonuçta bir başarı çıktı. Beni en çok etkileyen, üzen ne oldu biliyor musunuz… İstanbul’un seçimini biz değil HDP kazandırdı! Bilmem nereyi biz değil HDP kazandırdı. Yuh muh yok, bugün hesaplaşıyoruz, hesap veriyorum, hesap soracağım sonra!”

Paylaşın

Meral Akşener’den CHP’ye Ağır Sözler

Partisinin 3. Olağan Kurultayı’nda konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Biz bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 milletvekili istedik, hayatımın en büyük pişmanlığıdır. Savaşmalıydık, bileğimizin gücüyle o seçime girmeliydik, girmiyorsak da gereğini yapmalıydık. Savaşmadık!” dedi ve ekledi: 

Haber Merkezi / “15 vekil istedik, Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Ama o gün bugün 15 milletvekilinin bedelini ödeyemedik. Ömer Seyfettin’in diyetine döndü bu iş.”

Akşener konuşmasını, “Biz, psikolojik olarak kendimizi çok kötü hissettik. Ben kendimi çok aşağılanmış hissettim. Çok çaresiz hissettim. Savaşmadık, ben savaşı severim. Ben canımla, kafamla, kellemle top oynamayı severim. Yapamadık. Ben kellemle top oynamayı çok severim. 28 Şubat’ta oynadım. Erdoğan’la ters düştük, umurum, korkum olmadı” sözleriyle devam ettirdi.

Konuşmasına, “15 milletvekili almak bize kuyruk siyasetine mal oldu! Ama eğriye eğri, doğruya doğru… Bu, Türkiye’ye büyük bir iyilik yaptı. Demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, CHP ile yapılan bu işbirliğinin, CHP’ye sahada bulunan her renkten insanların önyargılarının değişmesine sebep oldu. Sonra bu değişme, altılı masayı, Millet İttifakı’nı getirdik” ifadeleriyle devam eden Akşener, şöyle konuştu:

“Sonra bir şey yaptık. Belki de bir borç ödemeydi bilmiyorum. Koray Aydın’ın önerisi… Başarısızlık varsa benimdir. Demokrasi mi diyorsunuz. Şimdi öğreneceğiz hep birlikte. Demokrasinin gereklilikleri, sonuçları var.

Kılıçdaroğlu’ndan randevu aldım gittik. İki parti yerel seçimlere birlikte gitmeyi teklif ettik, sonuçta bir başarı çıktı. Beni en çok etkileyen, üzen ne oldu biliyor musunuz… İstanbul’un seçimini biz değil HDP kazandırdı! Bilmem nereyi biz değil HDP kazandırdı. Yuh muh yok, bugün hesaplaşıyoruz, hesap veriyorum, hesap soracağım sonra!”

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, partisinin 3. Olağan Kurultayı’nda konuştu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“5,5 yıl önce bu partiyi kuramazsınız dediklerinde kuracağız dedik, kurduk. Bu parti yaşamaz dediklerinde yaşatacağız dedik, yaşattık. Milletimizin sesi olacağız dedik, olduk. Siyasetin alışılmış düzenini bozduk. Siyaset esnafının rahatını bozduk. Milletin iradesine göre değil, kendi egosuna, kendi çirkinliklerine göre siyasete yön vermeye heveslenen nobranların, sahtekarların tezgahlarını bozduk.

Milletimizin sesine kulak vermek için il il gezdik. Sosyalleşmek için gezmedik. Kapıları çalarak, milletimizin derdini dinleyerek, sosyalleşip dedikodu etmek için değil, milletimizin sesini dinlemek için dükkanları, evleri dolaştık.

Dedikodu yapmak, iftira etmek, hakaret etmek yerine kapı zillerini çaldık. Biz daima hakikatin peşinden gittik. Şartlar ne olursa olsun hakikati söylemekten kaçınmadık. Yapılamaz denilen her şeyi yaptık. Aşılamaz sanılan engelleri aştık. Bu yüzden İyi Parti, dengesi bozulan siyasetin su terazisidir. İki yumruk arasında sıkıştırılan milletimiz için yaşam odasıdır. Kişisel ihtiraslara mahkum edilen milletimiz için çıkış kapısıdır.

İyi Parti; ben varsam her şey var, ben yoksam yansın bu dünya, yıkılsın Türkiye değil, nefsinin peşinden değil, nobranlara karşı buradayım diyenlerin partisidir.

Milletimizi geçmişin kavgalarına hapsetmeye çalışanların karşısında İyi Parti bugündür, yarındır, zengin bir Türkiye’dir. Cesaret kemerini kuşanan vatan sevdalılarıdır. İftiracıların, ahlaksızların, egosantriklerin değil, Türkiye için ölümü göze alan cesurların partisidir.

İyi Parti’nin yolculuğu, milletimizin yolculuğudur. Biz bugünlere kolay gelmedik. Yolumuz doğru olduğu için nice çileye katlandık, zorluklara direndik, nice iftiraya göğüs gerdik. Hele bir şey olamadığına öfkelenip içimizden yapılan iftira, hakaret ve çirkinliklere göğüs gerdik. Hiçbir düşmanımın, rakibimin benimle ilgili asla iddia etmedikleri, söylemedikleri pis iftiralara şahit oldum. Ama affetmeyeceğim. Vallahi affetmeyeceğim! Bana iki şey bu ülkede söylenemedi. Kendi arkadaşlarım söyledi! Affetmeyeceğim, hesaplaşacağız! Biz bugünlere koltuk sahibi olmak için gelmedik. Zengin olmak için de gelmedik. Bunu hayal edenler kapı dışarı. Biz bugünlere kendi ikballerimiz için de gelmedik.

Ben Meral Akşener, ben sadece oylarınızla genel başkanlığa seçilmiş, başka hiçbir sıfatı olmayan buradaki tek kişiyim! Beni, mansıpla satın alabilen oldu mu? Beni parayla satın alabilen oldu mu? 30 yıllık siyasi hayatımda para ile ilgili hiçbir isnat olmamışken, bunu yapanlar kahrı perişan olsun inşallah! Biz bugünlere milletimiz için geldik, hırslara esir olmadık. Makamla alakası olmayan tek kişi olarak sarhoş olmam da mümkün değil herhalde. Biz bugünlere milletimizin teveccühü ile geldik. Ağzımdan ben sözünü duymadınız. Biz diye diye geldik.

200 kişilik kurucucular kurulu koyduk. Herkes borç çıkardı! Çocuğunun çikolata parasını koyduğunu iddia ettiler, bazısı, ben master paramı koydum dedi. Biz hanginizden para istedik? Hepiniz buradasınız! Meclis’e girdiniz, milletvekilleri para mı istedik sizden? Bugün sizden para mı isteniyor? Genel merkez yapıldı, 15 liralık çöp kutularını aldım ben. O gün bana, bu parayı nereden buldun diye niye sormadınız? Nasıl buldun, nereden buldun niye demediniz? Çünkü sorumluluk almanız gerekiyordu doğru mu, kaçtınız!

Ama bugün Meral Akşener’i, düşmanlarının suçlamadığı iftiralarla suçladınız, kahrolun!

Sandığa gelmeden, parti içindeki sandıklardan konuşalım. Ben parti kurulduktan, genel başkan seçildikten itibaren demokrasiyi oluşturmaya çalıştım. Önce kurultayda blok liste yaptım, itiraz ettiniz. Sonra, hiç insan işaret etmeden, çarşaf liste yaptım. Anahtar listeler çıktı, seçilemeyenler su koyverdi, itiraz etti. Anladım ki o gün, benim görevim insan seçtirmekmiş! Benim başka bir hakkım, hukukum yokmuş. 20 Eylül 2020’de döndüm, 100 kişilik başka insanların da aday olabileceği bir yarı çarşaf yaptım, onda da kimseyi mutlu edemedim. Ağır çirkinlikler yaşadım. Kurultaylar hesaplaşma yeridir. Ben hesap vereceğim, siz de hesap vereceksiniz!

Öyle çirkinlikler yapıldı ki, günlerce uyuyamadım. Söyleyemeyeceğim öyle pislikler oldu ki… Gördüm ki herkes her şeyi istiyor, yetmiyor. Vekillik olunuyor yetmiyor, GİK üyeliği isteniyor, genel başkan yardımcılığı isteniyor. Kardeşim, kadrolar sınırlı! Bırakın birileri de o görevleri yerine getirsin!

Altılı masa meselesi ortaya çıktı. Şimdi biz fedakarlık yapan insanlarız ya, Türkiye bizim için önde ya. Biz bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 milletvekili istedik, hayatımın en büyük pişmanlığıdır.

Savaşmalıydık, bileğimizin gücüyle o seçime girmeliydik, girmiyorsak da gereğini yapmalıydık. Savaşmadık!

15 vekil istedik, Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Ama o gün bugün 15 milletvekilinin bedelini ödeyemedik. Ömer Seyfettin’in diyetine döndü bu iş.

Biz, psikolojik olarak kendimizi çok kötü hissettik. Ben kendimi çok aşağılanmış hissettim. Çok çaresiz hissettim. Savaşmadık, ben savaşı severim. Ben canımla, kafamla, kellemle top oynamayı severim. Yapamadık. Ben kellemle top oynamayı çok severim. 28 Şubat’ta oynadım. Erdoğan’la ters düştük, umurum, korkum olmadı.

15 milletvekili almak bize kuyruk siyasetine mal oldu! Ama eğriye eğri, doğruya doğru… Bu, Türkiye’ye büyük bir iyilik yaptı. Demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, CHP ile yapılan bu işbirliğinin, CHP’ye sahada bulunan her renkten insanların önyargılarının değişmesine sebep oldu. Sonra bu değişme, altılı masayı, Millet İttifakı’nı getirdik.

Sonra bir şey yaptık. Belki de bir borç ödemeydi bilmiyorum. Koray Aydın’ın önerisi… Başarısızlık varsa benimdir. Demokrasi mi diyorsunuz. Şimdi öğreneceğiz hep birlikte. Demokrasinin gereklilikleri, sonuçları var.

Kılıçdaroğlu’ndan randevu aldım gittik. İki parti yerel seçimlere birlikte gitmeyi teklif ettik, sonuçta bir başarı çıktı. Beni en çok etkileyen, üzen ne oldu biliyor musunuz… İstanbul’un seçimini biz değil HDP kazandırdı! Bilmem nereyi biz değil HDP kazandırdı. Yuh muh yok, bugün hesaplaşıyoruz, hesap veriyorum, hesap soracağım sonra!”

Paylaşın