İYİ Parti’den İktidara “Sığınmacı” Uyarısı

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında sığınmacı meselesine dikkati çeken İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu, “Ortada bir dakika bile vakit kaybetmeden çözülmesi gereken gerçek bir beka sorunu bulunmaktadır. Sığınmacı ve kaçak yabancıların sayısı bugün yaklaşık 13 milyona ulaşmıştır” dedi ve ekledi:

“Bu gidişle çok değil, 2053 yılında sayıları 30 milyonu aşacak bu kitlenin Türkiye Cumhuriyeti’nin huzur ve birliğini tehdit ettiğini artık tüm vatandaşlarımız derinden hissetmektedir. Ülkesinin, çocuklarının demografik geleceğinden, huzur ve güvenliğinden, işinden, aşından kaygılanan milyonlarca vatandaşımızın bu konudaki haklı isyanı anlaşılıyor ki siyasi iktidarın bugün en büyük korkusu hâline gelmiştir. Zira bu kökleşen problemin membası bizzat kendileridir.”

Kürşat Zorlu, açıklamasının devamında, “Şimdi de öyle bir çıkmazdalar ki sığınmacılar için; bir göndereceğiz bir göndermeyeceğiz diyorlar. Çünkü zikzaklar ve tavizlerle kendi derinleştirdikleri bu problemi çözme kapasitesini yitirmiş durumdalar. Buradan İYİ Parti olarak uyarıyoruz. Sığınmacı meselesine dikkat çekmek, bu konuda eleştiri ve karşıt görüşler ortaya koymak her Türk evladının hakkı ve aynı zamanda sorumluluğudur. Siyasi iktidarın meydana getirdiği ve büyüttüğü sığınmacı sorununu çözmek yerine bunu eleştirenleri susturmaya çalışması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, bugün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında sığınmacı meselesine dikkati çekti. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Zorlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, ekonomik olarak adım adım bir darboğaza sürüklenirken huzur ve özgürlük alanları başta olmak üzere yaşam koşulları da giderek geriye gitmektedir. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta bazı sosyal medya haber sitesi yetkililerinin tutuklanmasıyla sonuçlanan keyfiliktir. Şu ana kadar bize ulaşan resmî bilgiler ve hukukçularımızın değerlendirmeleri çerçevesinde hem ifade özgürlüğünü hiçe sayan hem de ülkemizin en önemli problemlerinden biri olan sığınmacılar meselesini gözden kaçırmaya yönelik ciddi bir keyfilikle karşı karşıyayız.

Dosya içeriği incelendiğinde ortak özelliğinin sığınmacılar konusunda farklı haberlere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan bir kısmı zaten o dönemde emniyete intikal etmiş konular, bir kısmı ise diğer bazı sitelerin yaptığı paylaşımların tekrarına dayanıyor. Ama ilginç olan o ilk paylaşımın yapıldığı hesaplarla ilgili bir işlem yapılmıyor.

Üstelik savunma makamı bu bahsedilenler dışında başka bir isnat var ise onun da açıklanması gerektiğini resmi olarak ortaya koymasına rağmen başka bir iddianın da yer almadığı görülüyor. Bakın buradan seslenmek istiyoruz. Bu anlayışla ülkemize iyilik yapmıyorsunuz, aksine insanlarımızın tepkisini ve öfkesini daha da artıracak bir huzursuzluğa katkı sağlıyorsunuz. Yargıya ve medyaya olan güveni daha da aşağı çekiyorsunuz.

Oysa ortada bir dakika bile vakit kaybetmeden çözülmesi gereken gerçek bir beka sorunu bulunmaktadır. Sığınmacı ve kaçak yabancıların sayısı bugün yaklaşık 13 milyona ulaşmıştır. Bu gidişle çok değil, 2053 yılında sayıları 30 milyonu aşacak bu kitlenin Türkiye Cumhuriyeti’nin huzur ve birliğini tehdit ettiğini artık tüm vatandaşlarımız derinden hissetmektedir. Ülkesinin, çocuklarının demografik geleceğinden, huzur ve güvenliğinden, işinden, aşından kaygılanan milyonlarca vatandaşımızın bu konudaki haklı isyanı anlaşılıyor ki siyasi iktidarın bugün en büyük korkusu hâline gelmiştir. Zira bu kökleşen problemin membası bizzat kendileridir.

“Problemi çözme kapasitesini yitirmiş durumdalar”

Şimdi de öyle bir çıkmazdalar ki sığınmacılar için; bir göndereceğiz bir göndermeyeceğiz diyorlar. Çünkü zikzaklar ve tavizlerle kendi derinleştirdikleri bu problemi çözme kapasitesini yitirmiş durumdalar. Buradan İYİ Parti olarak uyarıyoruz. Sığınmacı meselesine dikkat çekmek, bu konuda eleştiri ve karşıt görüşler ortaya koymak her Türk evladının hakkı ve aynı zamanda sorumluluğudur. Siyasi iktidarın meydana getirdiği ve büyüttüğü sığınmacı sorununu çözmek yerine bunu eleştirenleri susturmaya çalışması kabul edilemez.”

Paylaşın

CHP’de “Meral Akşener” Sessizliğinin “İki Nedeni”

Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Lideri Akşener’in açıklamalarına, CHP kanadından bu güne kadar tatmin edici bir yanıt verilmedi. CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi seçim yenilgisi sonrası iki ateş arasında. Bir tarafta en büyük ittifak ortağı İYİ Parti’den gelen suçlamalar var, diğer tarafta kurultaya giderken parti içi tartışmalar sertleşiyor. Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir yanıt gelmedi. Kılıçdaroğlu’nun eski-yeni kurmayları da sessiz.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Bu sessizlik bilinçli bir tercih. Akşener ile polemiğe girmeyeceklerini söyleyen CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği 50+1’in ittifakları zorunlu kılarak partileri kimliksizleştirdiği eleştirisine katılan kurmaylara göre 2 seçimdir ittifak sistemi içinde yer alan İYİ Parti kendisini, farkını anlatamadığı bir sıkışmışlık içinde. Hem dünyada hem de Türkiye’de milliyetçilik yükselirken bir sol partiyi destekler görünen İYİ Parti’nin kimlik bunalımı yaşadığına dikkat çekenler, bu sıkışmışlıktan çıkış için yeni politika üretmeleri gerektiğini söylüyor, “Süreci iyi yönetebilseler gelecekleri olabilir ama aceleci, isyankar, saldırgan tutumla bu imkanı kaçırıyorlar” diyorlar.

Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

2019 yerel seçim iş birliği sürecinde de birçok sorun yaşandığını hatırlatan CHP’li kurmaylar, “Aynı kapsamda olmasa da iş birliği olasılığı halen var. Bu bir genel seçim değil. Her belediye başkanlığı ayrı değerlendirilir. Bir yol bulunur yoksa İYİ Parti bu sorumluluğu alamaz. Şu an öfkeyle davranıyorlar. Ama seçim sathına girildiğinde tutum değişebilir. Tutum değişmezse de seçmen bir yol bulacaktır” diyor.

Bu arada yerel seçimlerin, en çok oyu alanın kazandığı tek turlu bir seçim olduğunun altını çizen CHP’ye göre İYİ Parti doğru politikalar izlerse seçime ayrı girerek de iktidar blokunu bölmeye fayda sağlayabilir.

Yapılan açıklamaların içeriği ve dilinin İYİ Parti’ye zarar verdiğini, oylarını aşağı çektiğini söyleyen bir CHP’li kurmaya göre İYİ Parti bu yıkıcı tavrını sürdürürse kendisi yok olur.

CHP yönetimi iki ateş arasında dedik. Kasım ayı başında yapılması planlanan kurultay süreci de sancılı geçiyor. Öyle ki, “CHP baraj altında kaldığında bu kadar sert eleştirilmemişti” deniliyor.

CHP yönetimi yaşanan durumu genel başkan adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel gibi “duygusal kopuş yaşanıyor” şeklinde değerlendirmiyor. “Kopuş değil öfke var” diyen bir kurmay “12. kattan düştük. Yenilgi büyük. Seçim sonrasını da iyi yönetemedik. Yeterli açıklamalar yapılmadı, üstüne artan ekonomik sorunlar karşısında bize oy veren seçmenimiz kendini yalnız hissetti. Bu öfkeyi büyüttü. Ama bunu bir duygusal kopuş olarak görmek doğru değil” diyor.

CHP yönetimi yaşanan büyük yenilgiye karşın bardağın dolu tarafını görmekten yana. Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun aldığı yüzde 48 oy, CHP’ye oy verebilecek yüzde 48 oy olarak görülüyor. Bu potansiyelin iyi değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Bunun için de yerel seçim işaret ediliyor.

CHP yönetimine göre 2023 seçimi henüz tamamlanmadı. Erdoğan’ın da başta İstanbul olmak üzere bir önceki yerel seçimde el değiştiren bazı kritik illeri yeniden kazanması durumunda seçimin tamamlanacağı bakışı içinde olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle CHP yönetimi mevcut belediyeleri koruyup üstüne Bursa, Balıkesir, Denizli gibi yeni kentleri ekleyip bir denge kurabileceğini, yeniden umut yaratabileceğini hesaplıyor.

Yerel seçim çalışmasının hız kazanması için kurultay sürecinin tamamlanması gerekiyor. Kasım ayı başında gerçekleşecek büyük kurultayda sürpriz beklenmiyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun delegelerin üçte ikisinin oyuyla yeniden genel başkan olacağı beklentisi yüksek.

CHP’li yetkililer seçim stratejisi ile ilgili çalışmanın yeni yönetimle birlikte şekilleneceğini kaydetse de kulislerde “sert” bir kampanya hazırlığında olunduğunu söyleyenler var. Özellikle büyükşehirlerde, “Ya Erdoğan ya Yavaş”, “Ya Erdoğan ya İmamoğlu” gibi mevcut iktidarla karşıtlığı gösteren bir dil kullanılması gerektiğini savunanlar var. Bu stratejinin muhalefetin önde olduğu metropol kentlerde uygulanabileceği, diğer büyükşehir ve illerde ise yerelin özelliklerine göre hizmet odaklı bir kampanya yürütüleceği kaydediliyor.

Yerel seçim sürecinde ittifaklar, adaylar, kampanya dili bugünden tartışılsa da bunların somutlaşması için CHP’nin kongre sürecinin tamamlanması gerekiyor. Bu da tartışmaların en az 2 ay daha devam etmesi anlamına geliyor.

Paylaşın

Akşener’in İzmir Hamlesine Soyer’den Yanıt: Ankara Ve İstanbul Müzakeresi İçin

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimler için Ümit Özlale’yi İzmir adayı olarak açıklamasını değerlendiren İBB Başkanı Tunç Soyer, “İstanbul ve Ankara için pazarlık” için olduğunu söyledi. Tunç Soyer, İYİ Parti adayı Özlale için ise “kolay rakip” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel’in CHP genel başkanlığı için adaylığını da yorumlayan Tunç Soyer, “Demokrat bir hüviyetin göstergesidir. Ancak ben seçime genel başkanla gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019’da stratejisinin doğru olduğunu hayat gösterdi” dedi.

Kongreye ilişkin de konuşan İBB Başkanı Soyer, “Burada adayların çok etkisi olacak. O nedenle genel başkanlık tartışmasını anlamlı bulmuyorum. Adayların kim olduğu önemli. Onlar belirleyecek sonucu” değerlendirmesinde bulundu.

İzmir’in CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu Aydın, İstanbul ve Ankara’da belediye başkan adaylarını ilan etti. Sizi ilan etmedi. Problem mi var?”

Diğer yedi şehri de ilan etmedi. Her şehrin kendi dinamikleri var. Üçünün başka gerekçeleri olabilir.

İzmir’de CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın da adı geçiyor. Kulağınıza geldi mi?

Evet, geldi. Öyle bir ihtimal görmüyorum. İzmirli, ithal adaya tepkilidir. Milletvekili listesinde benzer tepkiler görüldü.

Akşener, koku meselesini dile getirdi. Koku meselesini çözemediniz mi?

Bu mesele çözülmüştür. Buradayız. (Kordon) Karşısı Çiğli Arıtma Tesisi. Koku var mı şu anda?

Yok.

Koku problemini bu kış bitirdik. 50 yıldır halı altına süpürülen meseleyi çözdük. 50 yıl önce İzmir’e kokudan giremezdiniz. Çocukluğumda burada denize giriyordum. Şu anda girilemiyor. Körfezi kirleterek berbat noktaya getirdik.

Sonra büyük kanal projesi yaptılar. Tepelerden denize akan pis suyu kanal içinde Çiğli’de arıtma tesisine taşıdılar. Yağmur suyu ile pis su kanalını ortak yapmışlar. Bu ne demek? Tesis 100 birim suyu temizlemek için yapılmışken, 150-170 birim gidiyor. Arıtamadığı yağmur ile pis su karışımını denize veriliyor. 2,5 milyon metreküplük çamur birikmiş 20 yılda. Biz 260 kilometre yağmur ve pis su kanalını ayrıştırdık. Çamurları temizledik.

Çözdünüz mü?

Kalıcı olarak çözdük. Artık koku olmayacak. 1,5-2 sene sonra yüzülebilir hale gelecek.

20 yıl dediniz ya. Bunun tamamında CHP’li yönetimi var.

Bu belediye başkanlarının vizyonu, yetenekleri, kapasiteleri ve kaynakların zenginliğiyle alakalı.

Akşener sizi sığınmacılarla ilgili de itham etti. Neden?

Üç sene önce “Suriyelileri hazmetmemiz lazım. Entegre edemezsek tehlike haline gelecekler” demiştim.

Kastınız vatandaşlık vermek mi?

Hayır. Suriye’den Afganistan’dan gelenlerle ilgili devletin bir politikası yok. Biz vergiden pay alıyoruz. Pay nüfusa göre belirleniyor. 150 bin ilave Suriyeli var. Onun için devlet para vermiyor. Bunlar sokaklarda dolaşıyorlar. Tehdit haline gelmemesi lazım. Kaygımız bu.

Trafik meselesinden çok şikayet duyuyorum. Çözülemiyor mi?

Biz hafif raylı sistemlere yöneldik. Narlıdere metrosunu ve Çiğli’de tramvay hattını 1-2 ayda bitiriyoruz. En büyük yatırımımız Buca metrosu. Bizim bulduğumuz finansman modeli ile çözüldü. Bu ay başlıyoruz. Dört yıl sonra inşaat bittiğinde günde 400 bin yolcu taşıyacağız.

Ümit Özlale nasıl bir rakip?

Akademisyen olarak kıymetli ama kuvvetli bir aday değil.

Akşener’in ilk adayını İzmir’de açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu, İstanbul ve Ankara ile ilgili bir hamle. Asıl hikaye İstanbul ve Ankara’da. Burada sonuç alınamayacağını biliyorlar.

İstanbul ve Ankara’da pazarlık için mi?

Ankara ve İstanbul müzakeresi için bir adım olduğunu tahmin ediyorum.

İYİ Parti adayı sizi riske sokmaz mı?

Sokmaz.

İttifak şart mı?

Değil. Yerelde ittifak tabanda kuruluyor. Genel seçimdeki gibi değil. Belediye başkanı kiminle ittifak kurmak gerekiyorsa kurar. Onu merkez bilemez. Yukarıda el sıkışmanız yeter.

Hafta sonu il kongreniz oldu. Siz ve destek verdiğiniz aday blok listeyi tercih ettiği için kavga çıktı. Neden çarşaf geleneğini değiştirdiniz?

Arkadaşlarımla hep “En geniş mutabakatı sağlamalıyız.” dedik. Bunu zorladım. İzmir tarihinin en büyük mutabakatı vardı.

Kavga çıktı ama.

Kavga çıkaranlar delege değil. Nereden biliyorum? Seçimlere 552 delege katıldı. 538’i bana oy verdi. 14 kişi vermedi. Oy veren neden kavga çıkarsın?

Çiğli, Bornova, Karabağlar’da mutabakat kurulmadı. Üç ilçede dışarıda kaldığını düşününler öfkelendi. Muhtemelen onların getirdiği kişiler. Amaçları kongreyi erteletmek.

Özel’in adaylığı için ne düşünüyorsunuz?

Demokrat bir hüviyetin göstergesidir. Ancak ben seçime genel başkanla gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019’da stratejisinin doğru olduğunu hayat gösterdi.

2023’te de kaybetti.

Genel başkanın iradesi dışında çok etken vardı. Faturanın ona çıkartılmasını doğru bulmuyorum. Yüzde 2,5 daha alsaydı bugün itiraz eden olmayacaktı. O nedenle çok samimi bulmuyorum.

Kılıçdaroğlu liderliğinde zafer ile çıkacağınızı düşünüyor musunuz?

Burada adayların çok etkisi olacak. O nedenle genel başkanlık tartışmasını anlamlı bulmuyorum. Adayların kim olduğu önemli. Onlar belirleyecek sonucu.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Meral Akşener’den “İttifak” Yorumu: Başaramadık

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhur İttifakı’na ilişkin “Cumhur İttifakı etle tırnak gibi olmuş” dedi ve ekledi:

“Biz ise rekabet dediğimiz yol üzerinden yürüyecektik, onu başaramadık. MHP ile AK Parti de ayrı girdiler. Ama mesela Çankırı’da sonuca odaklandı Cumhur İttifakı.”

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Akşener, “Blöf yapmıyoruz. Biz her seçimden olduğu gibi 2023 seçimlerinden sonra oturduk, konuştuk. Aldığımız bilgiler, tepkiler, talepler ışığında GİK’ten karar çıktı. Benim fikrimde aynı yalnız. O karar, 81 ilde kendi adaylarımızla seçime girmek. Bizim partimizin kuruluş felsefesiyle aynı” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat’in konuğu oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Cumhur İttifakı: Cumhur İttifakı etle tırnak gibi olmuş. Biz ise rekabet dediğimiz yol üzerinden yürüyecektik, onu başaramadık. MHP ile AK Parti de ayrı girdiler. Ama mesela Çankırı’da sonuca odaklandı Cumhur İttifakı.

Erdoğan’a “mülakat” tepkisi: Mülakat sistemi liyakati daha öne alan bir sistem olsun diye kurulmuştu. Ama 2002’den sonra bu iş ‘senci-benci’ meselesine döndü. İş soru çalmaya kadar gitti. Bütün siyasi partiler ve ittifaklar seçime girerken mülakat sistemini kaldıracağımızı söyledik. Mülakatın kalkması lazım. Biz kazansaydık da kalkması gerekiyordu. Sayın Erdoğan’ın tutmadığı, tutmak istemediği vaatlerden biri bu.

Merkez Bankası’nın faiz kararı: Faizi artıran da düşüren de aynı zihniyet. Her ikisinde de bir program yoktu, bugün de yok. Şu anda dar gelirli orta sınıf kredi kartlarıyla yaşıyor. Hem miktarı düşürüldü hem faiz artırıldı.

Asgari ücret: Emekli maaşlarının en düşüğü asgari ücret kadar olmalı. Asgari ücret artırılmalı.

81 ilde seçime girme kararı: Blöf yapmıyoruz. Biz her seçimden olduğu gibi 2023 seçimlerinden sonra oturduk, konuştuk. Aldığımız bilgiler, tepkiler, talepler ışığında GİK’ten karar çıktı. Benim fikrimde aynı yalnız. O karar, 81 ilde kendi adaylarımızla seçime girmek. Bizim partimizin kuruluş felsefesiyle aynı.

CHP ile İttifak polemiği: 2018’de seçime biz yalnız girecektik ama biz 15 milletvekili vesilesiyle ittifaka girmiş olduk. Bütün bir süreç, “Ne kadar güzel bir iş yaptık” diye anlatmak yerine, her kızanın “Biz olmasaydık İYİ Parti olmazdı” dedi. Ömer Seyfettin’in “Diyet” hikayesine döndü bu iş. Sonuç itibariyle bunu bir demokrasi eylemi olarak ortaya koyamadık.

Akşener, Levent Gültekin’i yalanladı

Öte yandan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Levent Gültekin’in kendisi hakkında iddialarını yalanladı.

Gültekin’in, “Meral Akşener, seçimlere bir buçuk yıl vardı, bir gün beni aradı. Yavaş ve İmamoğlu’nun kastederek ‘bunlar kendilerini ne zannediyor. Belediyenin parası ile anket yaptırıyorlar, kendilerini önde gösteriyorlar. Ben bunlar cumhurbaşkanı olsun diye mi parti kurdum. Ben onlara geçit vermem dedi” sözleri için, “Mahkemeye vereceğim. Öyle bir sözüm olmadı” dedi.

Paylaşın

“İYİ Parti, İmamoğlu Ve Yavaş Konusunda Henüz Karar Vermedi” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na destek konusunda henüz karar verilmediği öne sürüldü:

“Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil. Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

Yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıklamıştı.

Yerel seçimler için neden önce İzmir adayını açıkladıkları sorulan İYİP GİK üyesi “Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil” dedi.

Halk TV’den Seyhan Avşar “Akşener neden ilk olarak İstanbul ya da Ankara adayını değil de İzmir adayını açıkladı?” sorusunu İYİP Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi önemli bir isme sorduğunu ve dikkat çekici bir yanıt aldığını aktardı.

Buna göre ismi açıklanmayan İYİP GİK üyesi partisinin henüz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip desteklememek konusunda net bir karar vermediğini söyledi.

Avşar’ın aktardığına göre İYİP GİK üyesi şu ifadeleri kullandı: “GİK’te her ilden belediye başkanı adayı çıkarmamız konusunda karar çıkmış olabilir. Peki bu gerçekten böyle olacak mı? Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil.

Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

“İYİ Parti İstanbul ve Ankara belediye başkanlığına karşılık İzmir’i istiyor olabilir mi?” diye soran Avşar’a GİK üyesinin yanıtı şöyle oldu: “CHP İzmir’i verir mi? CHP’nin Ankara ve İstanbul’u kazanması kesin değil.

Ancak en garanti il İzmir. Şimdi İzmir garantiyken o şehri bize veririp, İstanbul ve Ankara’yı kaybederse bu durum 14 Mayıs seçimlerine döner. Saadet Partisi’ne 9 vekil, diğerlerine bilmem kaç vekil… Siz CHP olsanız bunu yapar mısınız yapmazsınız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Akşener, Partisinin İzmir Adayını Açıkladı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıkladı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Akşener ayrıca, son dönemde CHP kanadından gelen, “O 15 milletvekili olmasaydı İYİ Parti olmazdı” açıklamalarına da tepki göstererek, “Siz nerede olurdunuz? İstanbul olur muydu? Ankara olur muydu? Antalya olur muydu? Adana olur muydu?” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, İzmir’de temaslarını sürdürdü. Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nı, sonrasında da İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Akşener, parti yetkileri ile bir araya geldiği toplantıda konuşma yaptı.

Meral Akşener, İYİ Parti İzmir Milletvekili  Ümit Özlale’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğunu açıkladı: Ümit Özlale kardeşimin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığını ve inşallah belediye başkanı olacağını ilan ediyorum.

Akşener konuşmasında 2018 seçimleri sürecinde İYİ Parti’nin seçime girebilmesi için  CHP’den 15 milletvekinin geçici olark transfer olması ile ilgili tartışmalara da değinerek şunları kaydetti:

“2018 derhal bir karar alındı. 24 Haziran bir soru işareti. Yani seçimlere hazır mısınız, değil misiniz? Ben dahil bütün arkadaşlara fısıltı halinde bir bilgi geldi. Cumartesi günü YSK toplanacak ve hayır dedirtecek. Yani seçime giremeyeceksiniz. Tekrarlamayacağım, 15 milletvekili meselesi oldu.

Ve o arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Hem 15milletvekiline hem Sayın Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Demokrasiye büyük hizmet ettiler. Ama şunu duyuyoruz. Özellikle son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nin mensupları, yetkilileri… Hani gazetecimsi arkadaşlardan bahsetmiyorum. Diyorlar ki, “15 milletvekili olmasaydı İYİ Parti olmazdı”. Doğrudur olmazdı.

Peki siz nerede olurdunuz? İstanbul olur muydu? Ankara olur muydu? Antalya olur muydu? Adana olur muydu? Bu ittifaka, ucube sistemin mecbur bıraktığı ittifak sebebiyle pek çok şey yaşadık. Ama o güzel hareket o demokrasinin yanında durma hareketinden herkes kazandı.

Akşener, dün yaptığı açıklamada “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz” demişti.

Geçtiğimiz günlerde Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın sorularını yanıtlayan Ümit Özlale, “İzmir CHP’nin kalesi değil. İzmir hiçbir siyasi partinin kalesi olamayacak kadar kadim bir kültüre sahip. O yüzden de ben İzmir profiline çok uygun bir aday olduğumu düşünüyorum. İzmir’i çok iyi yöneteceğimi düşünüyorum.

AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerden de oy alacağımı biliyorum. Çünkü ben orada makulü temsil edeceğim. Projelerimle ön plana çıkacağım. Siyaset üstü bir profil olarak İzmirli’nin karşısına çıkacağım. O bakımdan oyları bölmeyeceğim” açıklaması yapmıştı.

Paylaşın

Meral Akşener: Tek Adam Rejimi Hepimizin Hatalarıyla Üç Dönem Kazandı

Trakya Bölgesi İstişare Toplantısı’nda konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Tek adam rejimi hepimizin hatalarıyla 3 dönem kazandı, onaylandı. Evet suçlu benim hay hay. Durumu değiştirmiyor” dedi ve ekledi:

“Meşhur 3 mart akşamında ben şöyle biliyorum, sayın Karamollaoğlu davetiyle saadet Partisi’nde toplanacağız. Nasıl bir yöntemle Cumhurbaşkanlığı seçilecek diye gittim. Meğer isim onaylayacakmışız. 3 Mart akşamı isim oyladık. Herkes Kılıçdaroğlu dedi. Ben vatandaşın nezdinde İmamoğlu ve Yavaş’ın önde olduğunu söyledim. Kılıçdaroğlu döndü dedi ki ‘Akşener uygun görmediğine göre biz beşimiz imzalayıp çıkalım’. O seçim kazanılsın diye ben zehir içtim.”

Akşener, ittifaka ilişkin yaptığı açıklamada ise, “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz. Bu ortak seçilmiş belediye başkanlarımızı kötüleyeceğimiz anlamına gelmez. İstanbul’u alan Türkiye’yi alamıyormuş. Biz alamadık. İster beni suçlayın ister başkasını. Pek çok CHP’li siyasetçi arkadaşımız televizyonlarda 15 milletvekili mevzuunu söylüyorlar. Bunun bir ödemesi vardıysa İstanbul ve Ankara’yı hediye ederek kendilerine ödedik, hâlâ alacaklıyız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Edirne’de, Trakya Bölgesi İstişare Toplantısı’nda konuştu. 2024 yerel seçimleri için çalışmalara 25 Ekim’de resmen başlayacaklarını söyleyen Meral Akşener‘in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“81 ile gittik. Bu bilgimiz sadece bende değil, herkeste var. İhtiyaçlara, taleplere çözüm ürettik. Bunun amacı seçmen velinimeti tekrar canlandırmaktı. Seçmen velinimettir, en iyi Trakya bilir. Şuculuk buculuk yüzünden derin bir kutuplaşma oldu, komşu, komşunun karşısına dikildi. Birbirine selam vermeyen komşu sistemine geçtik. Bu sosyal olarak bizi paramparça etti, ekonomik olarak yerin dibine soktu.

Engellemek için çok gayret ettim. İktidara dedik ki senin vaktin yok biz geziyoruz, işte bunlar problemler ve çözümler. Dedik ve maalesef o kutuplaştırma siyasetinin önüne geçemedik. Çünkü 2017’de referanduma sunulan partili cumhurbaşkanlığı sistemi Türkiye’yi ittifaklara mecbur bıraktı ve iki kutupla hale mecbur bıraktı. Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı seçmeninin dostluğu belki var ama katiyetle siyaseti konuşabilir hale gelemedi bu insanlar.

2018’de seçim geldi. 2017 25 Ekim’de partimizi kurduk. O dönemden biri beraber olduğum arkadaşlar var. Hey gidi hey. Bir telefon geldi, 25 Ekim’de 10 bin kişi gelecek, partiyi kuracağız, ilan edeceğiz. Nuri Oktan’a telefon geldi, meğerse biz kurulmayalım diye 3 ay sonra bize evrak verilecek. Partiniz duman olacak. Sonrasını günü geldiğinde anlatacağım. Sonuçta ertesi gün ben bizzat kendim gittim. Hiçbir siyasi partinin genel başkanı müracaat etmez. O evrakı aldım ve geldim. Bi geldim ki salona düğün gibi, çiçek bahçesi gibi büyük bir heyecan var.

Arkasından envai çeşit şey oldu. Her gün FETÖ’cülükten tutuklandım. Birileri arkadaşlarımıza telefon açtı, genel başkanınızı tutukluyoruz. İl başkanlarımızı tutuklayacaklardı. Biz bunlara dayandık. Mitingler yapıyorduk. İpin içindekilerden daha fazla dışında vardı çünkü içeridekileri emniyet alıyorduk. Ağırlıklı emekliler oluyordu. Biz bu partiye canımızı, terimizi, neredeyse kanımızı verdik. Bu İYİ Parti’nin Türkiye’de bir şey değişti her şey değişti cümlesine denk düştüğünü gördük, başardık. Bizden önce kurulan siyasi partileri sayın. Ondan evvel “cıs”tı.

Baktılar ki oluyormuş… Öbür taraf da bunlarla baş etmek mümkün eğil bırak dağınık kalsın dedi. 2017’de alınmış bir referandum kaybedildi. İzmir’de denize dökmeye çalışıldı evet verenler. Cumhur İttifakı seçmeninden birileri bakıyor orada, bir yeni taze yol olarak bize doğru adımızı atıyor, mutlaka biri bi şey söylüyor. Her aşamada bunu yaşadık. 2017 büyük şehirlerde hayır çıkmasına rağmen kaybedildi. Abidik gubidik olmuştur ama esas mesele saçma sapan konuşmalar beyanatlardır. Bizim o zaman partimiz yoktu ama “hayır”a çok net çalıştık.

2018 patır kütür seçim kararı alındı. Bize seçime girme hakkını şu cümleyle verdi YSK: 1, grupları var; 2, teşkilatları tamam. Hani 3 ay sonra evrak alacaksınız vardı ya. Sonra anlatacağım nasıl çözüldüğünü. Bir şaibe yaratılmak istendi. O gün İstanbul’da biz seçime yönelik bir çalışma yapıyoruz. Daha seçim yok. Seçim ilan edildi. Bir araya geldik. Ertesi gün bir bilgi geldi, bunun adı psikolojik harptir, seçime sokmuyorlar dediler. Eylem yapmaktı benim niyetim. Usuletle çözdük meseleyi. Bir kere daha Teşekkür ederim sayın Kemal Kılıçdaroğlu‘na ve grup kurmamız için gelen 15 milletvekili arkadaşıma. Orada sorun yok.

Sayın Kılıçdaroğlu, sayın Abdullah Gül‘ün adaylığını bana söyledi. 15 milletvekili için gittiğim akşam söyledi. Ben de arkadaşlarımın beni aday ilan ettiğini ve Gül’ü kabul etmeyeceğimi söyledim. Sonuç itibariyle sayın Erdoğan’ın kazandırılmasını ben sağladım. Birinin kafaya taş düşme benden biliniyor.

Ben yoksam bir İYİ Partiliden biliniyor. Hala sayın Gül’ü çok seven gazeteci kılıklı arkadaşlar beni ve partimi biçiyor. Orada suçlu ben. Sayın İnce’nin kazanamamasının suçlusu ben. Yüzde 10 aldık. Mesele şu, niçin? 17-18’lersek biz niçin 2018’de yüzde 10? Asıl soru bu. Eğer bu yolculuğu başarıyla tamamlamazsak Türkiye gidiyor. Okullar açıldı, partimizi pazartesi salı günü 136 kişi aradı sadece kitap defter parası için.

Muhalif seçmen sayın İnce’nin birinci turda kazanacağını düşündü. Abdullah Gül’ün aday olmamasından sorumlu benim. Dolayısıyla işi götüren benim. Partili seçmenden bahsediyorum. Laik hassasiyeti yüksek seküler seçmenin, partililerin çok kolay “Tayyip Erdoğan’ı seçti” diye geldiğini gördüm yöneticilerin. Seçmen yerle bir oldu. Bir umut lazımdı ve 2019 seçimi için teklifi biz bizzat CHP’ye götürdük. Ne söyledilerse evet dedik.

Seçmenin ayağa kalkıp 2023’ün taşlarını döşemekti. Benim hedeflediğim İstanbul ve Ankara’nın ayağa kalkması. İkisi de alındı. Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi İstanbul’u alan Türkiye’yi de alamıyormuş. Biz bu teklifi götüren olarak bununla övündük ama biz seçtirdik bize mecbursunuz davranışıyla karşı karşıya bırakmadık. Her iki belediye başkanımızın da, hala Millet İttifakı’nın belediye başkanları, işe aldıkları o şehirde mukim insanlardır. Ahlaki olarak her şeye dikkat ettik ama sonra 2023’e geldik.

2 yıl evvel 5 kişi biz 5 kişi onlar, ben önce daha masa kurulmamıştı, bütün yeni kurulmuş muhalif partileri gezdim. Bazı sorular sordum o beş kişinin huzurunda. En son sayın Kılıçdaroğlu ile görüşmek üzere CHP’ye gittik. Onlar 5 kişi, biz 5 kişi. Bu iki belediye başkanlarımızın ita amiri sayın Kılıçdaroğlu olduğu, seçmen tarafından Türkiye genelinde olumlandıkları görüldü. Hakkari’de Mansur Yavaş, Ağrı’da Ekrem İmamoğlu söylendi bana.

Bu ikisinden birini aday gösterdikleri taktirde birini çekmeleri gerektiğini, aksi halde seçmenin spor kulübü taraftarı haline döndüğünü ve muhalif seçmeni böldüğünü söyledim. Eğer ikisini de düşünmüyorsanız bu arkadaşlarımızla görüşün dedim. Ekrem Bey Anadolu’yu gezdi. Her iki arkadaşımızın da popülaritesi yükseldi. 3 seçimi kazandılar. Nasıl diyeceğiz biz şimdi parlamenter sisteme geçelim. Tek adam rejimi hepimizin hatalarıyla 3 dönem kazandı, onaylandı. Evet suçlu benim hay hay. Durumu değiştirmiyor.

Meşhur 3 mart akşamında ben şöyle biliyorum, sayın Karamollaoğlu davetiyle saadet Partisi’nde toplanacağız. Nasıl bir yöntemle Cumhurbaşkanlığı seçilecek diye gittim. Meğer isim onaylayacakmışız. 3 Mart akşamı isim oyladık. Herkes Kılıçdaroğlu dedi. Ben vatandaşın nezdinde İmamoğlu ve Yavaş’ın önde olduğunu söyledim. Kılıçdaroğlu döndü dedi ki ‘Akşener uygun görmediğine göre biz beşimiz imzalayıp çıkalım’. O seçim kazanılsın diye ben zehir içtim. O akşam size bunları anlatsam yakıp yıkacaktınız. ‘Sabır’ dedim kendime”. O masa gitti. O gün bunları size anlatsan siz yıkardınız ortalığı. Aliya İzzetbegoviç’in demiş ya, “Gördüm ki düşmanımıza benzemiş birileri.” Aynı küfürler tekrarlandı.

İki belediye başkanı evime geldiler gece. Birer kere daha sordum. N’olur aday olabilir misiniz diye. Olmayacaklarını söylediler. Sayın Kılıçdaroğlu’na kazandırmak için 3 teklif geldi. Başkası olsa bir teklifi atlar. Ama Amaç Türkiye. Benim bir önemim yok ki. İkisinin başkan yardımcısı ve icracı Cumhurbaşkanı yardımcısı olma teklifini kabul ettim. Biz onu sanki biz söylemişiz gibi arafta bıraktık. Utanmadan bugün o arafı bile hakaretle anan ittifaktaşlarımız var. Korkunç bir şey.

Sonra sayın Kılıçdaroğlu ile bir otelde buluştuk. 10 bin kişi dışarıda, bağırıyor. Sayın Karamollaoğlu, Babacan’ın haberi yok. Kiimsenin haberi yok. Meğer kimsenin haberi yokmuş. Ben o masada kalakaldım. Konuyu anlattım. Sayın Babacan iki kere sordu bunu CHP mi söyledi. Gitti arkadaşlarıyla konuştu bir saat. Biz kabul etmiyoruz dedi. Ben yine kalktım çıkıyorum. İnsan sağlığına onuruna aykırı işler bunlar. Sonra bir orta yol bulundu. O günden itibaren bizim seçmenimiz sayın Kılıçdaroğlu oy versin diye 45 ilde miting yaptım ben.

Çok enteresan bir şey, hiç çalışmadı İYİ Parti dediler. 17-15’se bizim oyumuz. 5-6 puan bizden gitti. Onlar Cumhur İttifakı paydaşlarından bize gelmiş oylar. Bu iki belediye başkanından birini aday edebileceğine inandıkları için bize gelmiş oylar. Esasında cezayı biz yedik. Bizim oyumuz 9,67. Yüzde 25 CHP. Yeşil Sol ve TİP’i koyun. Birinci turda alınan oyu görürsünüz. Bize verilen oyla sayın Kılıçdaroğlu’na bizden giden oy aynı. Pek çok ahmak, bizim partimizin seçmeninin oy vermediğini, teşkilatlarımızın çalışmadığını iddia ediyorlar.

“İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz”

Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz. Bu ortak seçilmiş belediye başkanlarımızı kötüleyeceğimiz anlamına gelmez. İstanbul’u alan Türkiye’yi alamıyormuş. Biz alamadık. İster beni suçlayın ister başkasını. Pek çok CHP’li siyasetçi arkadaşımız televizyonlarda 15 milletvekili mevzuunu söylüyorlar. Bunun bir ödemesi vardıysa İstanbul ve Ankara’yı hediye ederek kendilerine ödedik, hâlâ alacaklıyız.”

Paylaşın

İYİ Partili Erdem: Güç Birliği Olmadan Büyük Şehirlerde Seçim Kazanmak Mümkün Değil

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, “Referandum sürecinde Türkiye’ye zarar vereceğini bağıra bağıra uyardığımız yeni anayasa ve %50+1 mahkumiyeti ile yaralı olan Türk demokrasisi çok daha beter hale gelmiştir” dedi ve ekledi:

“Ancak bugün için ortada kapı gibi duran gerçek güç birliği yapmadan ülkede hiç bir seçimin kazanılamayacağıdır. Nitekim AKP kendisine yapılan yerel seçimlere ittifak yapmadan girelim çağrısı reddetmiştir. Hal böyle olup Cumhur İttifakı gerçeği sona ermedikçe önümüzdeki yerel seçimlerde de güç birliği olmadan büyük şehirlerde seçim kazanmak mümkün değildir.”

Erdem, açıklamasının devamında, “AKP tarafından Türkiye’nin içine sokulduğu ve demokratik bir anayasa olmadan değişmesi mümkün olmayan İttifak rejimini kötülemek ile iktidarı yenmek de mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’in yerel seçimlerde 81 ilde aday çıkaracağını ve büyükşehirlerde de seçime kendi adaylarıyla gireceğini açıklamasının ardından İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem’den yerel seçimlerde ittifak tartışmasına dair dikkat çekici bir açıklama geldi. Erdem’in konuya ilişkin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“İttifak sisteminin bu ülkeye yaramadığı, milletin ve sosyal yapının daha da bölünmesine yol açtığı, demokrasiye zarar verdiği açıktır. Koalisyonların ülkeyi mahvettiği iddiası ile Anayasayı değiştirerek Türkiye’yi %50+1 e mahkum eden AKP ve MHP, Türkiye’yi koalisyondan bin beter olan ittifak rejimine mahkum etmiştir. Referandum sürecinde Türkiye’ye zarar vereceğini bağıra bağıra uyardığımız yeni anayasa ve %50+1 mahkumiyeti ile yaralı olan Türk demokrasisi çok daha beter hale gelmiştir.

Ancak bugün için ortada kapı gibi duran gerçek güç birliği yapmadan ülkede hiç bir seçimin kazanılamayacağıdır. Nitekim AKP kendisine yapılan yerel seçimlere ittifak yapmadan girelim çağrısı reddetmiştir. Hal böyle olup Cumhur İttifakı gerçeği sona ermedikçe önümüzdeki yerel seçimlerde de güç birliği olmadan büyük şehirlerde seçim kazanmak mümkün değildir. AKP tarafından Türkiye’nin içine sokulduğu ve demokratik bir anayasa olmadan değişmesi mümkün olmayan İttifak rejimini kötülemek ile iktidarı yenmek de mümkün değildir.

“Seçimi kaybettiren Millet İttifakı’nın akıllıca hareket etmemesidir”

Genel seçimi muhalefete kaybettiren ittifak sisteminin kötülüğünün yanısıra asıl Millet İttifakının akıllıca hareket etmemesidir. Akıl bir yana konup hırslar öne çıkınca seçimin de kaybedileceği açıktır. Akılla, matematik biliminin gerçeği ile, Türkiye düşünülerek, ülkeden ümidini kesen, duyduğu bıkkınlık ve hayal kırıklığı ile muhalefeti cezalandırmak için oy atmaya gitmeyecek olan ‘muhalif seçmenin psikolojisi’ düşünülerek hareket edilmez ise yerel seçimlerde de sonuç değişmez.”

Paylaşın

İYİ Parti’nin İttifaksız Seçim Kararı Aldığı Toplantının Detayları Belli Oldu

İYİ Parti’nin 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere 81 il ve tüm ilçelerde kendi adaylarıyla girme kararını aldığı Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısının detayları belli oldu.

Toplantıda 50 GİK üyesinden yaklaşık 30’nun söz alarak görüşlerini dile getirdiğini aktarılırken, Akşener’in kısa bir değerlendirme yaptığını ve ardından “kararı siz vereceksiniz” diyerek, oylama yaptırdığı bildirildi.

Bundan sonraki süreçte Başkanlık Divanı GİK’ten aldığı yetkiyle adayları belirleyecek. Aday adayları arasından kimin aday olacağına, yöre insanının tercihleri dikkate alınarak karar verilecek. Adaylar belirlendikçe Akşener tarafından duyurulacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 81 ilde belediye başkan adaylarını tespit etme önerisini önceki gün partisinin kongreden sonraki en yüksek karar organı olan Genel İdare Kurulu’nun oyuna sundu.
Milliyet’in haberine göre, karar “oy çokluğu” ile benimsendi. Karara ilişkin farklı görüş bildiren dört GİK üyesinin de “tek başına seçim” kararına değil, bunun zamanlamasına itiraz ettikleri öğrenildi.

İYİ Parti’nin bu stratejisinin yerel seçimlerde değil, 2028 genel seçimlerinde hayata geçmesi gerektiğini ifade ettiler. Bu üyelerin tutumuna ilişkin konuşan bir GİK üyesi, “Arkadaşlarımız farklı görüş bildirseler de kararın esasına hiçbir itirazları yok. Onlar da ittifakların partiye ve Türkiye’ye zarar verdiğini, İYİ Parti’nin kendi kimliğini ortaya koyması gerektiğini düşünüyor” dedi.

Meral Akşener: Kararı siz vereceksiniz

Toplantıda 50 GİK üyesinden yaklaşık 30’nun söz alarak görüşlerini dile getirdiğini aktaran kaynaklar, Akşener’in kısa bir değerlendirme yaptığını ve ardından “kararı siz vereceksiniz” diyerek, oylama yaptırdığını bildirdi.

GİK’in aldığı kararın ardından yerel seçim çalışmalarının hızlanacağını söyleyen parti kurmayları, “Bizim kimseyle işbirliği yapmak gibi bir niyetimiz yok. Kendi adaylarımızı çıkaracağız. CHP de adaylarını açıklamaya başladı. Bizimle işbirliği, uzlaşma gibi bir çabanın içinde olurlarsa o günün koşullarında konuşulur ama o gün bizim de adaylarımız olacak” ifadelerini kullandılar.

Bundan sonraki süreçte Başkanlık Divanı GİK’ten aldığı yetkiyle adayları belirleyecek. Aday adayları arasından kimin aday olacağına, yöre insanının tercihleri dikkate alınarak karar verilecek. Adaylar belirlendikçe Akşener tarafından duyurulacak.

Paylaşın

Mansur Yavaş Ve Ekrem İmamoğlu’ndan İYİ Parti’nin Yerel Seçim Kararı Yorumu

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda alınan 81 ilde aday çıkarma kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

Haber Merkezi / Mansur Yavaş, yaptığı hizmetlerle konuşulmak istediğini belirterek, “Ankara’da şu an 4 milyon 200 bin seçmen var. Ne kadarı oy kullanır bilmiyorum ama ben hepsinin oyuna talibim. Parti ve bölge ayırt etmeksizin” dedi. İmamoğlu ise, “Ben hala ittifakın gerekli olduğunu, ittifak sürecinin Türkiye’de bir gerçek olduğunu ve bunun da müzakereye açık olması gerektiğini söylüyorum” ifadelerini kullandı.

ABB Başkanı Yavaş, açıklamasının devamında, “Bizim her zaman söylemimiz şu olmuştur. Seçildikten sonra herkese eşit bir şekilde kimseyi ayırmadan hizmet edeceksiniz. Bu şekilde de beş yıla yakındır hizmet ettiğimizi düşünüyoruz” dedi.

2019 yılında seçimlere vaatlerde bulunarak girdiklerini kaydeden Yavaş, 31 Mart 2024 tarihinde yapılması beklenen yerel seçimlere icraatlarını anlatarak gireceklerine dikkat çekerek, “Belediyeciliğe farklı bir bakış getirdiğimizi düşünüyoruz. Ankara halkının önüne çıkıp yaptığımız hizmetleri beğeniyorsanız eğer bize oy verin diyeceksiniz. Bunu da yaparken şu seçmen bu seçmen diye ayırmadan 4 milyon 200 bin seçmene hizmet ettiysek şimdi de hepsinden oy istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

İBB Başkanı İmamoğlu ise, açıklamasının devamında, “Açıkçası dünkü yapılan tariften de müzakerenin kapanmadığını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Bunu zamanla göreceklerini söyleyen İmamoğlu, en önemli unsurun toplumsal ittifak olduğunu ve özellikle muhalefet tabanının güçlü bir ittifak modeliyle sonuca kavuşabileceğini bilen biri olduğunu aktardı.

İmamoğlu, bunu özenli bir şekilde İstanbul’da yaşadıklarını ve yaşattıklarını ifade ederek şöyle konuştu: “Başta Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti ittifakının yanı sıra güçlü bir ‘İstanbul İttifakı’nın tesisiyle, bambaşka bir demokrasi mücadelesi verildi ve kazanıldı. Yine büyük bir demokrasi mücadelesinin verilmesi ve kazanılması hususunda diyalog çerçevesini en yüksek seviyede tutan, toplumsal katmanlarını en iyi şekilde analiz eden ve bu görüşmeleri titiz bir biçimde, İstanbul ve Türkiye için en doğru demokrasi yolculuğunu tarifleme adına yapmaya hazır, gayretli bir ekibiz.”

Sürece böyle baktıklarını ve bunu da başaracaklarını düşündüklerini dile getiren Ekrem İmamoğlu, “Bu anlamda yine en güçlü şekliyle Sayın Akşener, İYİ Parti, İYİ Parti yöneticileriyle müzakerenin, diyaloğun çok sağlıklı bir şekilde yürütülebileceğini, yönetilebileceğini düşünüyorum. Elbette bunun karşılıklı gerekleri var. Zaman gösterecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın