ABD, Suriye Ve Irak’ta 85 Hedefi Vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta sonu üç ABD askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme olarak Irak ve Suriye’de 85’ten fazla hedefin vurulduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / CENTCOM, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların, “İran’ın İslam Devrim Muhafızları Kolordusu (IRGC) Kudüs Gücü ve ona bağlı milis gruplara” yönelik olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Joe Biden, operasyona ilişkin açıklamasında “Benim talimatımla, ABD askeri güçleri, Irak ve Suriye’de İran Devrim Muhafızları ve destekledikleri milislerin ABD güçlerine saldırmak için kullandıkları tesislerdeki hedefleri vurdu. Müdahalemiz bugün başladı. Bizim seçtiğimiz yer ve zamanlarda devam edecektir” dedi.

Biden ayrıca açıklamasında ayrıca “Ortadoğu’da veya başka bir yerde çatışma istemiyoruz. Ancak bize zarar vermeyi amaçlayan herkes şunu bilsin: Bir Amerikalı’ya zarar verirseniz, karşılık veririz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin saldırıları, Ürdün’de hayatını kaybeden üç askerin naaşlarının ABD’ye getirilmesinin ve Başkan Joe Biden’ın askerlerin aileleriyle biraraya gelmesinin hemen arkasına denk geldi.

Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik saldırılar, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının ardından yoğunlaşmıştı. ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı. İran’ın kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

İran’dan Batı’ya Gözdağı: Karşılık Veririz

ABD, Irak ve Suriye’deki İran hedeflerine yönelik saldırı planlarını hazır hale getirirken, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ülkesinin bir savaş başlatmayacağını ama ülkesine karşı zorbalık yapmaya çalışana güçlü karşılık vereceğini söyledi.

Haber Merkezi / İran Cumhurbaşkanı Reisi, “Önce, Amerikalılar bizimle konuşmak isteyince askeri seçeneğin masada olduğunu söylediler. Şimdi de İran’la çatışma istemediklerini belirtiyorlar.

İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri gücü bölgede hiçbir ülkeye tehdit değil ve olmamıştır. Tersine, bölge ülkelerinin dayanacağı ve güvenebileceği güvenlik sağlar” ifadelerini kullandı.

ABD, Ürdün’de Amerikan askerlerinin hedef alındığı saldırıda kullanılan insansız hava aracının İran’da üretildiğini değerlendiriyor.

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti. Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Bu arada İran’ın desteklediği Iraklı Nujaba adlı grup, bölgedeki Amerikan güçlerine saldırmaya devam edeceğini açıkladı. Örgüt, Gazze savaşı sona erene ve Amerikan askerleri Irak’tan çekilene kadar saldırıların süreceğini belirtti.

Paylaşın

ABD’den İran’a Misilleme Hazırlığı

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Haber Merkezi / Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti.

Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

Irak’ta konuşlu İslami Direniş adlı bu grubun, İran Devrim Muhafızları tarafından silahlandırıldığı, finanse edildiği ve eğitildiğine inanılıyor.

Ürdün’deki saldırıda ölen üç ABD askerinin cenazelerinin cuma günü Delaware Hava Kuvvetleri üssüne geri gönderilmesi bekleniyor. Beyaz Saray Başkan Biden’ın törene katılacağını açıkladı.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

Çin’den İran’a Gözdağı: Ticari İlişkiler Zarar Görür

Çinli yetkililerin, İranlı mevkidaşlarına Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarını durdurmalarını, aksi takdirde Pekin – Tahran ticari ilişkilerinin zarar göreceği uyarısında bulunduğu belirtildi.

Çin ile İran arasında, Kızıldeniz’deki saldırılar ve ticarete ilişkin görüşmelerin yakın zamanda Pekin ve Tahran’da yapılan birkaç toplantıda gerçekleştiği ancak görüşmelerin ne zaman veya kimin katıldığı konusunda ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.

Çinli yetkililerin, İranlı mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmede Kızıldeniz’deki Husi saldırılarının durdurulmasını istediği belirtildi.

Reuters’ın konuyla ilgili 4 İranlı kaynak ve bir diplomata dayandırdığı bugünkü haberinde, Pekin’in İran’ı iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin tehlikeye girebileceği yönünde uyardığı aktarıldı.

İranlı bir yetkili, “Çin basitçe şunu söylüyor: ‘Eğer çıkarlarımız bir şekilde zarar görürse, bu Tahran’la ticareti de etkiler. Bu yüzden Husilerden itidal göstermelerini isteyin” ifadelerini kullandı.

İranlı kaynaklar, Çinli yetkililerin iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin nasıl etkileneceği konusunda herhangi bir yorum yapmadığını belirtti.

Kaynaklardan biri, Çin’in Tahran için önemini hatırlattı ancak karar alma mekanizmalarında Gazze, Lübnan, Suriye ve Irak’taki vekil güçler ve bölgesel müttefiklerin daha etkili olduğunu vurguladı.

Reuters’a konuşan 4 İranlı kaynak, Tahran’ın Çin’le yapılan toplantıların ardından konuyla ilgili bir adım atıp atmayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili gelen yorum talebini yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Çin, Ortadoğu ülkelerinin samimi bir dostudur. Bölgesel güvenliğin ve istikrarın sağlanması ve ortak kalkınma ve refah arayışı taahhütlerimize bağlıyız” dendi.

Filistinlilere destek için Kızıldeniz’deki gemilere saldıran İran destekli Husiler’in eylemleri, bölgedeki deniz taşımacılığını sekteye uğratmış, nakliye ve sigorta masraflarının artmasına neden olmuştu.

Asya’yla Avrupa arasındaki kilit ticaret rotalarından biri olan Kızıldeniz, çoğunlukla Çinli şirketlerin gemileri tarafından kullanılıyor.

Çin, son 10 yıldır İran’ın en büyük ticari ortağı konumunda. Yaptırım baskısı altındaki İran petrol ihracatının yüzde 90’ını Çinli rafinerilere yapıyor. Pekin, yaptırımlar nedeniyle alıcı bulamayan İran’dan petrolü büyük indirimlerle satın alıyor.

Paylaşın

Astana Görüşmeleri: Türkiye, Rusya Ve İran’dan “Suriye” Bildirisi

24 – 25 Ocak’ta Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Suriye konulu toplantı sonrası yayımlanan ortak bildiride, Suriye’de ayrılıkçı gündemlere karşı koyma ve Türkiye ile Suriye arasında normalleşme çabalarının sürdürülmesi vurgusu yapıldı.

Ortak bildiride ayrıca, Gazze’de yaşanan insani felaketten duyulan endişe de dile getirilerek “İsrail’in Filistinlilere yönelik acımasız saldırılarına son vermesi ve Gazze’ye insani yardım gönderilmesi gerektiği” vurgulandı.

Suriye krizine çözüm amaçlı Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde oluşturulan Astana formatındaki Suriye görüşmelerinin 21’incisi Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleştirildi. Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız’ın başkanlığındaki heyetin katıldığı toplantı sonrasında yayımlanan ortak bildiride, Suriye’de ayrılıkçı gündemlere karşı koyma ve Türkiye ile Suriye arasında normalleşme çabalarının sürdürülmesi vurgusu yapıldı.

Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne desteğin bir kez daha vurgulandığı ortak bildiride, “Suriye’nin kuzeydoğusunda terörle mücadele bahanesiyle gayrimeşru öz yönetim teşebbüsleri de dahil, sahada yeni gerçeklikler oluşturma girişimlerinin reddedildiği” ifade edilerek “Suriye’nin birliğine zarar vermeyi amaçlayan ve sınır ötesi saldırılar ve Fırat’ın batısından sızmalar da dahil komşu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı gündemlerle mücadele konusundaki kararlılık” bir kez daha teyit edildi.

Bildiride, “Üç ülke, Suriye’ye ait olması gereken petrol kaynaklarının yasa dışı yollarla ele geçirilmesine ve transfer edilmesine karşı olduklarını yinelemişlerdir. Uluslararası hukuku, uluslararası insani hukuku ve BM Tüzüğünü ihlal eden tüm tek taraflı yaptırımları ve Suriye’de ayrılıkçı gündemi kolaylaştırarak ülkeyi çöküşe götürebilecek belirli bölgelere ilişkin tek taraflı yaptırımları kınamaktadır” ifadesi yer aldı.

Bildiride, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bel kemiğini oluşturan ve Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü YPG ile bölgedeki Arap aşiretleri arasında çıkan çatışmalara da değinilerek “Son zamanlarda bölgedeki Arap aşiretleriyle çatışmalara yol açan zorla silah altına alma, barışçıl gösterileri bastırma, eğitimde ayrımcı politikalar (uygulama), siyasal aktivistleri, gazetecileri ve hareket özgürlüğünü kısıtlama dahil, Fırat’ın doğusundaki sivillere karşı ayrılıkçı grupların baskısının tüm türlerinden duyulan derin endişe” ifade edildi.

İsrail’e Gazze’deki saldırıları durdurma çağrısı

Ortak bildiride Gazze’de yaşanan insani felaketten duyulan endişe de dile getirilerek “İsrail’in Filistinlilere yönelik acımasız saldırılarına son vermesi ve Gazze’ye insani yardım gönderilmesi gerektiği” vurgulandı. İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri saldırıları da kınanarak bu eylemler “uluslararası hukukun, uluslararası insancıl hukukun, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali” olarak nitelendirildi.

Bildiride ortak hedefler ise “Terörle mücadele, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin katılımıyla Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşü için uygun ortamın yaratılması, siyasi sürecin yeniden canlandırılması ve tüm Suriyelilere engelsiz insani yardım akışını sağlamak amacıyla Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, iyi niyet ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde yeniden tesis edilmesine yönelik çabaların sürdürülmesi” olarak sıralandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Eylemlerine Katılan 23 Yaşındaki Muhammed Kubadlu İdam Edildi

16 Eylül 2022 yılında gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Jina Mahsa Amini için düzenlenen protestolara katılan 23 yaşındaki Muhammed Kubadlu, idam edildi. Kubadlu’nun idamının ertelenmesi için sosyal medyada kampanyalar yürütülüyordu.

Geçtiğimiz iki yıl boyunca İran yargısı, 2022-2023 Jina Mahsa Amini protestolarına katıldığı gerekçesiyle onlarca kişiye idam cezası verdi. İdam edilme tehlikesiyle karşı karşıya olanlardan bazılarının cezaları kamuoyunun baskısı ve yürüten kampanyalar sayesinde hapis cezasına çevrildi.

Rûdaw’ın aktardığına göre, 23 yaşındaki Muhammed Kubadlu Tahran’ın Parand kasabasındaki protestolarda bir polis memurunun öldürülmesi ve beş kişinin de yaralanmasına karıştığı iddiasıyla 2022’de İran Yüksek Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı. Muhammed Kubadlu bu sabah (23-1-2024 Salı) idam edildi.

Sosyal medya platformlarında idamının durdurulması için çağrılar yapılırken Muhammed Kubatlu’nun avukatı verilen cezanın yasa dışı olduğunu ve davasının yeniden gözden geçirilmesini talep etmişti.

Kubadlu’nun avukatı Amir Reisiyen, “Muhammed Kubatlu’nun temyiz hakkı var, dolayısıyla cezasının infazı yasal olarak yerine getirilemez. Eğer cezası infaz edilirse şüphesiz bu kasıtlı bir cinayet olarak kayda geçer” dedi.

Uluslararası Af Örgütü ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, Muhammed Kubadlu’nun davasının kusurlu olduğunu,  genç adamın psikolojik sorunlarının olduğunu ve “itiraflarının işkence altında alındığını” ve dosya hakkında gizlilik kararı alındığını duyurarak, idam edilmemesi yönünde İran’a çağrıda bulunmuştu.

Oğlunun idamının durdurulması için çaba gösteren Muhammed Kubadlu’nun annesi Masuma Ahmadi sosyal medyada yayınladığı bir videoda “Oğlumun akıl sağlığı yerinde değil. Avukatsız sorgulandı ve mahkemenin ilk duruşmasında ölüm cezasına çarptırıldı” dediği görülüyor.

Geçtiğimiz iki yıl boyunca İran yargısı, 2022-2023 Jina Mahsa Amini protestolarına katıldığı gerekçesiyle onlarca kişiye idam cezası verdi. İdam edilme tehlikesiyle karşı karşıya olanlardan bazılarının cezaları kamuoyunun baskısı ve yürüten kampanyalar sayesinde hapis cezasına çevrildi.

Öte yandan ‘kamu güvenliğine karşı suç işlemek kastıyla eylemde bulunmak’ suçlamasıyla idama mahkum edilen 24 yaşındaki Mahan Saderat Merni hakkındaki karar ise, 16 yıl hapis ve sürgün cezasına çevrildi.

Mizan Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Emini protestoları sırasında gözaltına alınan ve ‘bir kişiyi bıçakla yaralamak, kamu güvenliğine karşı suç işlemek kastıyla eylemde bulunmak ve başkasına ait bir motosikleti ateşe vermekle’ suçlanan Merni hakkında karar, Yargıtay tarafından bozuldu.

Ne olmuştu?

22 yaşındaki Jina Mahsa Amini, geçen yıl başkent Tahran’a yaptığı bir gezi sırasında, “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından karakola, birkaç saat sonra ise polis gözetiminde hastaneye götürüldü.

O esnada genç kadının baygın, hatta ölmüş olabileceğinden şüpheleniliyor. Üç gün sonra, 16 Eylül’de yapılan resmî açıklamada ise Mahsa’nın öldüğü duyuruldu. Jina Mahsa Amini’nin memleketi olan İran’ın batısındaki Kürt kasabası Sakkız’daki cenaze töreni sırasında başlayan protestolar, hızla ülke geneline yayıldı.

Çoğunluğu genç kadınlardan oluşan protestocular, başörtülerini çıkararak eylem yaptı. Bu mitingler, 1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en büyük ve en uzun soluklu protestolara dönüştü. Tahran hükümeti, buna büyük bir baskı ve şiddetle karşılık verdi.

Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, bağımsız insan hakları örgütlerine göre, İran’da güvenlik güçleri 16 Eylül 2022 ile Ocak 2023 sonu arasındaki protestolarda 17’si çocuk olmak üzere en az 527 göstericiyi öldürdü.

Paylaşın

İsrail’den Suriye’ye Füze Saldırısı: 4 İran Devrim Muhafızı Öldü

İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’a düzenlediği füze saldırısında, İran Devrim Muhafızları’na mensup 4 kişi öldü. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise; saldırıda en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin yaralandığını duyurdu.

Geçtiğimiz ay Şam yakınındaki bir bölgede İsrail’in gerçekleştirdiğinden şüphelenilen bir hava saldırısında İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey bir komutanı öldürülmüştü.

İran’ın önemli bir askeri, siyasi ve ekonomik gücü olan Devrim Muhafızları’nın bazı üst düzey isimlerinin 2011’de başlayan iç savaştan bu yana Suriye’de bulundukları ve isyancılara karşı Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin desteklenmesine yardımcı oldukları belirtiliyor.

İsrail’in Şam’daki füze saldırısında dört İran Devrim Muhafızları üyesinin hayatını kaybetti. İran devlet radyosu haberi doğruladı. Radyonun Arapça bölümünde yapılan ölenler arasında iki üst düzey askeri bölgenin bulunduğu belirtildi.

İran haber ajansı Mehr de ölenlerin İran Devrim Muhafızları gizli servis subaylarının duyurulduğu duyuruldu. Haberde “Devrim Muhafızları Suriye istihbarat şefi, yardımcısı ve diğer iki Devrim Muhafızları mensubu Suriye’ye İsrail tarafından düzenlenen saldırıda şehit olmuştur” denildi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise ölü sayıları beş olarak duyurdu. Açıklamada söz konusu askerlerin beş katlı bir binada “İran’ın müttefiki olan liderlerle” toplantı halinde oldukları belirtildi. Saldırının ardından tamamen ücretsiz olan yapının yer aldığı bölgenin yüksek güvenlikli bölge olarak kabul edildiğini kaydeden Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, burada İran Devrim Muhafızları ülkelerinin İran yanlısı Filistinli bölgelerin üyeleriyle düzenli olarak toplantıda bulunduğunu belirtti.

Suriye resmi haber ajansı SANA da başkent Şam’ın Mezze’ye bir konutun İsrail saldırısına uğradığını bildirdi. Haberde ölü ya da yaralı olup olmadığı hakkında bilgi verilmedi. Şam’ın Mezze birliği, Birleşmiş Milletler’e ait binalar, büyükelçilikler ve çağdaş bir yapıya sahiptir.

İran Devrim Muhafızları dört gün önce Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Erbil’de bir “İsrail istihbarat kararına” saldırıda bulunduğunu açıklamıştı. Iraklı kaynaklarda yer alan bilgilere göre saldırıda 4 sivil hayatını kaybetti ve 6 kişi de yaralandı.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda öldürülen Filistinlilerin sayısının son 24 saatte 165 artarak 24 bin 927’ye, yaralı sayısının 62 bin 388’e yükseldiğini açıkladı.

BM, Gazze’de yerinden edilen 1,9 milyon kişinin yaklaşık 1 milyonunun kadın olduğunu açıkladı. BM Kadın Birimi ise Gazze’deki kadınlar ve kızların durumuna ilişkin verilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.

Raporda nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze’de 1,9 milyon kişinin yerinden edildiği; söz konusu kişilerin 1 milyona yakınının kadınlar oluştuğu belirtildi.

Paylaşın

Pakistan, İran’da Bazı Hedefleri Füzelerle Vurdu

İran’ın iki gün önce Pakistan’da bazı hedefleri vurmasının ardından, Pakistan’da, İran’da ayrılıkçı militanları hedef alan füze saldırıları düzenlendiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada,, “İstihbarata dayalı operasyonda birkaç terörist öldürüldü” denildi ve saldırılar “teröristlerin saklandığı yerlere karşı yüksek düzeyde koordine edilmiş ve özel olarak hedeflenmiş bir dizi hassas askeri saldırı” olarak tanımlandı.

Açıklamada, “Pakistan’ın İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğu” vurgulandı ve “Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır ve bu çıkarlar her şeyden önemlidir ve tehlikeye atılamaz” ifadeleri kullanıldı.

İran devlet televizyonu ise sınır bölgesindeki bir köye Pakistan tarafından gerçekleştirilen füze saldırısında üç kadın ile dört çocuğun hayatını kaybettiğini, ölen kişilerin İran vatandaşı olmadığını bildirdi.

İran haber ajansı Mehr, Sistan-Belucistan’da yer alan Seravan kentine “İHA ve füze saldırısında” bulunulduğunu aktarırken, İran’ın resmi haber ajansı İRNA, Seravan kenti civarında patlamalar yaşandığını duyurdu.

İran’ın önceki gün Pakistan’da militan grup Ceyş el-Adl’ın (Adalet Ordusu) üsleri olarak tanımladığı yerleri hedef alan saldırılar düzenlediği bildirilmişti.

Pakistan saldırılarda, sivillerin vurulduğunu ve iki çocuğun öldüğünü söyleyerek Tahran’ın sorumlu olacağı sonuçlar konusunda uyarıda bulunmuştu. İslamabad dün İran’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Ceyş el-Adl (Adalet Ordusu), 2012 yılında kurulan ve büyük ölçüde Pakistan sınırında faaliyet gösteren bir Sünni militan grup. Örgüt kendisini İran’ın Sistan-Belucistan eyaletinde “Sünni haklarının savunucusu” olarak tanımlıyor. İran, Ceyş el Adl’ın ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ediyor.

Pakistan ile İran sık sık birbirlerini, karşı tarafa saldırı düzenletmek için, topraklarında aşırıcı güçleri himaye etmekle itham ediyor.

İki ülkenin karşılıklı hava saldırıları, İsrail ile Hamas arasındaki Gazze Savaşı ve Kızıldeniz’de gemilere saldıran Yemenli Husilere ait hedeflerin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefikleri tarafından vurulması ile gerilimin son derece arttığı bölgede tansiyonu daha da yükseltmiş durumda.

Paylaşın

Nobel Barış Ödülü Sahibi Nergis Muhammedi’ye 15 Ay Daha Hapis Cezası

İran Devrim Mahkemesi, Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’yi İslam Cumhuriyeti’ne karşı kara propaganda yaptığı iddiasıyla 15 ay daha hapis cezasına çarptırdı:

Haber Merkezi / “15 ay hapis, iki yıl Tahran ve komşu iller dışına sürgün, iki yıl seyahat yasağı, iki yıl sosyal – siyasi gruplara katılma yasağı, ve iki yıl akıllı telefon kullanma yasağı.”

Hayatının son yirmi yılında birçok kez hapis cezası alan Nergis Muhammedi‘nin ailesi, cezanın 19 Aralık’ta verildiğini ve Muhammedi‘nin duruşmalara özellikle katılmamayı tercih ettiğini açıkladı.

Nergis Muhammedi, şu anda Tahran’da yer alan Evin Hapishanesi’nde iktidara karşı propaganda yapmak, hapishanede itaatsizlik ve yetkililere hakaret etmek suçlarından verilen 30 ay hapis cezasını çekiyor.

1972 doğumlu Nergis Safiye Muhammedi, insan hakları aktivisti ve gazeteci. Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi’nin başkanlığını yaptığı İnsan Hakları Savunucuları Merkezi’nin başkan yardımcısı.

Kendisi İran’da başörtüsüne karşı kitlesel feminist sivil itaatsizliğin sesli bir savunucusu ve 2023’te hazırlanan başörtüsü ve iffet programının sesli bir eleştirmeni.

Mayıs 2016’da Tahran’da “ölüm cezasının kaldırılması için kampanya yürüten bir insan hakları hareketi” kurmak ve yürütmek suçundan 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2020’de serbest bırakıldı, ancak 2021’de hapishaneye geri gönderildi ve o zamandan beri tutuklu kadınlara yönelik tacize ilişkin raporlar verdi.

Ekim 2023’te hapishanedeyken, “İran’da kadınlara yönelik baskıya karşı ve herkes için insan hakları ve özgürlüğü destekleme mücadelesi nedeniyle” 2023 Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. İran Dışişleri Bakanlığı Muhammedi’ye ödül verilmesi kararını kınadı.

Nergis Safiye Muhammedi, ayrıca, Alexander Langer Ödülü (2009) ve Andrei Sakharov Ödülü’ne de (2018) layık görüldü.

Paylaşın

İran’da Bir Kadına 74 Kırbaç Cezası: Başı Açık Fotoğraf Çektirdi

İran’ın başkenti Tahran’da yaşayan 33 yaşındaki Kürt aktivist Roya Heshmati, zorunlu başörtüsü olmadan fotoğraf çektirdiği için 74 kez kırbaçlandı. Norveçli sivil toplum kuruluşu “Hengaw”, cezanın 3 Ocak’ta Tahran’ın 7. bölgesindeki savcılıkta infaz edildiğini açıkladı.

Kırbaç işkencesi sırasında baş örtüsü düştüğü için yeni bir ceza ile tehdit edilen Heshmati, sırasında Jîna Mahsa Amini eylemlerinin simgesi haline gelen “‘Jin, Jîyan, Azadî” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganı attı.

İran’da tüm kadınların, 1979 İslam Devrimi’nden kısa bir süre sonra kanunen boyunlarını ve başlarını örtmeleri zorunlu kılındı.

İran’da kıyafet kurallarının ihlali nedeniyle kırbaçlama nadir görülen bir durum ancak yetkililer, 2022 yılında Mahsa Amini’nin gözaltındayken öldürülmesinin tetiklediği protestoların ardından sert önlemler alındı.

Bianet’in aktardığına göre; Heshmati, yaşadıklarını insan hakları kuruluşu Hengaw’a yazdığı mektupta anlattı. Mektupta şunları söyledi:

“Bu sabah cezaların infazı için avukatımla iletişime geçtim ve birlikte 7. Bölge adliyesine gittik. Ancak giriş kapısında geri çevrildik ve infaz şubesine giderken başörtümü çıkardım.

Şubedeki yetkili ‘Başınızı belaya sokmamak için başörtünüzü takın’ dedi ama ben ‘Bu kırbaç için geldim, takmayacağım’ diye cevap verdim. Bir yere seslendiler, infazdan sorumlu görevli üst kata çıkıp ‘Başörtünüzü takın ve beni takip edin’ dedi. Ben ‘takmayacağım’ dedim.

‘O zaman ne yapacaksın? Seni nerede olduğunu bilecek şekilde kırbaçlayacağım ve sana yeni bir dosya açacağım, tekrar misafirimiz olman için yetmiş dört kırbaç daha atacağım’ dedi.

Yine takmadım. Aşağıya indik ve alkol içtikleri için birkaç adam daha getirildi. Görevli adam ‘Giymeyecek misin?’ diyerek otoriteyle tekrarladı ama ben yapmadım. İki peçeli kadın gelip defalarca peçemi taktı ama her seferinde başörtümü çıkardım. Arkamdan kelepçeleyip atkıyı üzerime taktılar, ben de birkaç kez peçemi açtım.

Bodruma indik; sonunda demir yataklı bir oda vardı. Yatağın her iki yanında demir kelepçeler ve ayak bileği kelepçeleri vardı ve bu tarafa biraz daha yakın bir yerde şövaleyi andıran demir bir yapıyla tutturulmuştu. Burası bir ortaçağ işkence odasıydı.

Hakim ‘Hanımefendi iyi misiniz? Bir sorununuz var mı?’ diye sordu. Sanki ben yokmuşum gibi cevap vermedim. ‘Hanımefendi, yanınızdayım’ dedi ama cevap vermedim. İnfazdan sorumlu olan adam ‘Ceketinizi getirin’ dedi. Ceketimi ve eşarbımı işkence odasının demir iskeletine astım. ‘Eşarbını tak’ dedi. Ben de ‘Yapmayacağım. Kuran’ı koltuk altına koy, sonra vur’ dedim.

Kadın gelip ‘Lütfen inat etmeyin’ dedi ve atkıyı başıma çekti. Hakim ‘Çok sert vurmayın’ dedi. Adam kararlılıkla omuzlarıma, sırtıma, kalçalarıma ve baldırlarıma vurmaya başladı. Kırbaçların sayısını unuttum ve fısıldadım: ‘Kadın adına, hayat adına: Esaret elbisesi yırtılmıştır. Esaretimizin kara gecesi şafak vakti olacak, bütün taze yaralar iyileşecek, bütün prangalar baltaya dönüşecek.’

Bitti ve dışarı çıktık. Acı çektiğimi düşünmelerine izin vermedim. Hakimin karşısına çıktık. Kapının önünde başımı açtım. Kadın ‘Lütfen şunu giyin’ dedi. Takmadım, hakim odasında yine eşarbı başıma çekti. ‘Biz de bu durumdan memnun değiliz ama bu bir cezadır ve infaz edilmesi gerekiyor’ dedi. Cevap vermedim.

‘Farklı yaşamak istiyorsan ülke dışında olabilirsin’ dedi. ‘Bu ülke herkesindir’ dedim. ‘Evet ama kanunlara saygı duymalısınız’ dedi. ‘Bırakın hukuk işini yapsın, biz direnişimizi sürdüreceğiz’ dedim. Odadan çıktık ve eşarbımı geri attım.”

Avukatı Maziar Tatai ise Heshmati’nin, önce başı açık bir fotoğrafını paylaştığı gerekçesiyle tutuklanıp telefonu ile bilgisayarına el konduğunu, sonrasında İran yargısının suçlamaları birkaç kez değiştirdiğini anlattı.

Avukat, suçlamalar arasında “rejim karşıtı propaganda yapmak”, “dini başörtüsü takmadan sokakta bulunmak”, “ahlaka zarar vermek”, “edebe aykırı içerik paylaşmak” ve “insanları yozlaşmaya teşvik etmek” olduğunu söyledi.

Heshmati’ni önce cezaevinde birkaç gün tutulduğu, sonrasında ise ceza indirimine gidildiğini belirtildi.

Zorunlu başörtüsü dayatmasının uygulanması için ülke çapında güvenlik kameraları yerleştirilirken, cezaların artırılmasını amaçlayan yeni bir yasanın da kabul edilmesi bekleniyor.

İran Ocak 2023’de belgesel yönetmeni Müjgan İlanlu’ya 9 yıl 9 ay hapis ve 74 kırbaç cezası verilmişti.

Tahran İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu toplantısında protesto amacıyla başörtüsünü sahneye atan kadın mühendis Zeynep Kazemi’ye 74 kırbaç cezası verilmişti.

Paylaşın